"İFTİRA LEKESİ" sorgusu için yayınlar tarihe göre sıralanmış olarak gösteriliyor. Alaka düzeyine göre sırala Tüm yayınları göster
"İFTİRA LEKESİ" sorgusu için yayınlar tarihe göre sıralanmış olarak gösteriliyor. Alaka düzeyine göre sırala Tüm yayınları göster

15 Temmuz 2013 Pazartesi

LİNÇÇİ KORSAN MÜSTEHCEN Mimesis, yine meydanı boş bulmuş!...

Linkini verdiğim şu yazıya önce göz gezdirdim, ardından göz ucuyla ve daha sonra defalarca yazıyı okudum... Bununla da yetinmeyip, yazının tamamını yeniden yazarak içselleştirmek için gayret ettim. Ancak, şunu çok net bir biçimde görebildim ki, LİNÇÇİ KORSAN MÜSTEHCEN Mimesis'te yazı yazma yeteneği bulunan hiçbir kimse yok... Olamaz da!

Noktalama işâretlerini, yazım kurallarını bile öğrenmek istemeyenlerin işgâl ettiği LİNÇÇİ Mimesis'te asla dişe dokunur, ele gelir hiçbir yazı yayınlanamıyor. Bunun birçok nedeni olmakla birlikte, esas neden, bu sitenin "ENTELEKTÜEL VE HUKUKSAL LİNÇ KAMPANYASI" düzenleyecek kadar insanlıktan kesinlikle nasibini alamamış olmasıdır!

"Theope" yazarı ve "Ölüleri Gömün" çevirmeni Coşkun Büktel'le benim sanatsal ifade olanaklarımızı ilelebet ilga ve imhâ etmek için kenetlenip bir araya gelen 1100 kişilik kişiliksiz kişinin önderliği LİNÇÇİ Mimesis, alnındaki "İFTİRA LEKESİ" ile soluk alıp verirken, tabiî ki, asla dişe dokunur, ele gelir hiçbir yazı yayınlayabilecek bir konuma yükselemez!

Sosyalist Sanatçı Hilmi Bulunmaz

Tıklayınız: "Şimdi Değilse Ne Zaman?"

***

Oyun'dan önemli not: "ENTELEKTÜEL VE HUKUKSAL LİNÇ KAMPANYASI" nedeniyle, gayet yakıcı siyasal, tarihsel ve toplumsal olaylara müdahil olmakta olağanüstü boyutta zorlanıyoruz. Aşacağız!...

31 Mart 2013 Pazar

LİNÇÇİ Yiğit Sertdemir, meydanı boş bulunca üfürmeyi sürdürmüş!

Yiğit Sertdemir

Giderek zorlaşan koşullarda, giderek daha fazla üretimin olduğu zamanlardayız. Her an yeni bir metnin sahneye çıkmak için sıraya girdiği, seyircisinin güçlendiği, dayanışmanın da pekiştiği zamanlar. Olumsuzlukların öğrettiği, birleştirdiği zamanlar. Dileğim odur ki, tiyatroya çırılçıplak dahil olmak için gecesini gündüzüne katıp heyecanla çalışan, üreten öğrenciler, tiyatrocu aday adayları, umutlarını kaybetmeden yarını kurabilirler. Otosansürün girdabına kapılıp yok olmadığımız, yazını giderek güçlenen, kendisiyle yüzleşebilmiş ve silkinip dürüstçe sahnede seyirciyi karşılayabilen bir tiyatro çağından geçelim. Vaktidir.

(Kaynak: Milliyet)

***

Ayrıca bakınız:

Yalan makinesi ve küfürbaz Mustafa Demirkanlı'nın sözde küfre karşı kampanyasına alet olanların imzaladıkları metni ve alet olanları teşhir ediyoruz!

Mustafa Demirkanlı, Ertuğrul Timur, Ömer Kurhan, Murat Demirbaş, Yaşam Kaya, Can Törtop, Adnan Tönel, Yücel Erten, Tamer Levent gibi LİNÇ KARGASI kişi


Anlaşılır bir alışveriş: Yiğit Sertdemir, Mustafa Demirkanlı'nın dergisinden "Tiyatro Tiyatro Ödülleri" alıp, karşılığnda LİNÇ KAMPANYASIna imza verdi


"Uyarmadı!" denilmesin; LİNÇÇİLERDEN kim ödül alırsa, onu LİNÇÇİ ilan edeceğiz!


Bir LİNÇÇİNİN genç beyinleri yıkama çalışması

Tiyatral kanserojen LİNÇÇİLER, tiyatro dünyasını kirletmeyi sürdürüyorlar!

LİNÇ tarlasında geyik otlatan LİNÇÇİLER!

LİNÇÇİ Ertuğrul Timur, öznesiz tümce kuruyor!


Coşkun Büktel'le Hilmi Bulunmaz'ın sanatsal ifade olanaklarını imha etmek için sert davranan Altıdan Sonra Tiyatro, gericiliğe karşı ılıman davranıyor

AKP'li çığırtkan belediyeler, işi iyice cıvıttılar!

LİNÇÇİLERİN hiçbir projesine destek vermeyin!

Bulunmaz Tiyatro'yu "mahkum ettiren" bir zamanların İstanbul Belediyesi avukatı, şimdinin Devlet Bakanı Hayati Yazıcı, işçileri de mahkum ettirebilir!

Duyguları mükerrer, düşünceleri mükerrer, sözleri mükerrer, sohbetleri mükerrer, tiyatroları mükerrer olan zavallılar, mükerrer imza attırma peşinde!

Düşünmeyi, konuşmayı, tartışmayı, yazmayı, oynamayı, yönetmeyi, üleşmeyi becerebilecek bir karaktere sahip olmayan LİNÇÇİ Yiğit Sertdemir, zırvalıyor!

"Yala Ama Yutma" adlı oyunu oynamaya yeltenen ekibi ve bu oyunun oynanacağı kumbaracı50'nin yöneticilerini korkutan habervaktim yazı yazmayı bilmiyor!

Coşkun Büktel'le Hilmi Bulunmaz'ın sanatsal ifade olanaklarını imha etmek isteyenleri destekleyen LİNÇÇİ Yiğit Sertdemir'in hiçbir oyununu izlemiyoruz

Coşkun Büktel'le Hilmi Bulunmaz'ın düşüncelerini imha etmek isteyenlerin düzenlediği LİNÇ KAMPANYASINA imza veren MitosBoyut'un kitaplarını okumuyoruz


LİNÇÇİ Tiyatro... Tiyatro... dergisinin Yazı İşleri Müdürü LİNÇÇİ Nalân Özübek, düşünebilme becerisine sahip olmadığı için, söyleyecek söz bulamıyor!


Bu Limousine kimin, hangi yalanıyla ilgilidir?


"Ayşenil Şamlıoğlu'nun Şehir Tiyatroları"nda sahnelenen; LİNÇÇİ Yiğit Sertdemir'in yazıp yönettiği SURNAME 2010 oyununu asla izlemiyoruz!

LİNÇÇİ Mitos-Boyut tarafından yayınlanan LİNÇÇİ Yiğit Sertdemir'in Bekleme Salonu ve O.B.E.B. oyunlarını asla okumuyoruz!


"Lemi Bilgin'in Devlet Tiyatroları" ve "Ayşenil Şamlıoğlu'nun Şehir Tiyatroları"nın desteğiyle ayakta durmaya çalışan LİNÇÇİ dergi, "ödül/ödün" verdi!


Ayşenil Şamlıoğlu'nun salon verdiği, FONEX'in sponsor olduğu, Boyut Yayın Grubu'nun basım desteği sunduğu LİNÇÇİ Tiyatro... Tiyatro..., zorla yaşıyor!


Her yönüyle, zâten vasatın çok altında bir oyun müsveddesi olan "MERHABA / HOŞÇAKAL" adlı "şey"i piç eden LİNÇÇİ Tolga Yeter'e, "yeter artık" diyoruz!

LİNÇÇİ Altıdan Sonra Tiyatro'nun sinik patronu LİNÇÇİ Yiğit Sertdemir diyor ki: "Tiyatroyu Şan Şöhret İçin Yapmıyoruz"

LİNÇ KAMPANYASI için imza verenlerin adları tekrar güncellendi!

LİNÇ KAMPANYASI sponsorları, mekân düzeyinde örgütleniyor!

Ayşenil Şamlıoğlu'yla Reşit Arslan boşu boşuna konuşmuşlar!

HALKIN KURTULUŞUnu engellemek isteyen LİNÇ KAMPANYASI ana sponsorları, Erdal Eren ve onun yoldaşı Metin Göktepe'nin gazetesi Evrensel'i işgâl ettiler!

LİNÇÇİ Tiyatro... Tiyatro... dergisinin Yazı İşleri Müdürü LİNÇÇİ Nalân Özübek, düşünebilme becerisine sahip olmadığı için, söyleyecek söz bulamıyor!

Hayatta ve sanatta bir bok olamayanlar tabii ki LİNÇÇİ oluyorlar!...

Eyvah, LİNÇÇİ Yiğit Sertdemir, yepyeni LİNÇÇİLER yetiştirecek!

LİNÇ KAMPANYASI ana sponsorlarından Tiyatro... Tiyatro... Dergisi sahibesi ve Sayın Şüpheli Sanık Davalı Mustafa Şükrü Demirkanlı'nın sevgili eşi Gülhan Avşar Demirkanlı'nın savcılığa şikâyet ettiği Sosyalist OYUN Dergisi Genel Yayın Yönetmeni ve Bulunmaz Tiyatro - İstanbul Genel Sanat Yönetmeni Sosyalist Sanatçı Hilmi Bulunmaz, 8 Aralık'ta yine "hukuk maçı"na çıkacak!

Sosyalist Sanatçı Hilmi Bulunmaz, LİNÇÇİ Yiğit Sertdemir'in "osuruktan tayyare / selam söyle o yâre" düzeysizliğindeki şiirini okurken şöyle düşündü: "çıkma incir ağacına / yeme hamını mamını / ordan aşağı düşersen / görürsün LİNÇ imzasını"

Sosyalist Sanatçı Bertolt Brecht'in dünya görüşünü zerre kadar bile algılamamakla birlikte, ısrarla ve inatla Bertolt Brecht oyunlarının evrensel bağlamını kirletmeye devam eden ve tabii ki, kapitalizmin ilelebet muhafaza ve müdafaa edilmesi için Devlet Tiyatroları sahnelerini işgâl eden LİNÇÇİ Yücel Erten, Yeni Rakı'ya meze olmuş yada sanki LİNÇÇİ Yiğit Sertdemir, âdeta LİNÇÇİ Yücel Erten'i eleştirmek için zırvalama hakkını kullanmış!

Sosyalist Sanatçı Hilmi Bulunmaz, dangalak yazar LİNÇÇİ Yiğit Sertdemir'in sayıklama benzeri abukluğunu okur okumaz şöyle düşündü: "Boş ver başkalarının tahliyesini, sen, hiçbir zaman için LİNÇ suçundan asla ve kesinlikle tahliye olamayacaksın!"

Bulunmaz Tiyatro kurucusu ve yöneticisi Sosyalist Sanatçı Hilmi Bulunmaz, dangalak yazar LİNÇÇİ Yiğit Sertdemir'in aşağıdaki anlamsız sloganını okuyunca şöyle bağırdı: "HA SİKTİR BE!"

Hilmi Bulunmaz, savcıya LİNÇ KAMPANYASI ÖRGÜTÜ'nü anlattı!

Gerçekçi oyun yazarı Coşkun Büktel'le gerçekçi sanat adamı Sosyalist Sanatçı Hilmi Bulunmaz'ın sanatsal ifade olanaklarını ilga ve imhâ etmek için KARA BİR ÇETE gibi bir araya gelen 1100 kişilik kişiliksiz alçak kişinin imzaladığı LİNÇ KAMPANYASI sürecinde yüreğini kara katran kazanına akıtıp, bu kampanyaya alçakça bir imza çakan "Altıdan Sonra Tiyatro", alnındaki LİNÇ lekesine, götündeki belediye mührüne bakmadan "Gerçek Hayattan Alınmıştır" diyebilme cesaretini nereden buluyor ki?!!!

LİNÇÇİ Tiyatro... Tiyatro... Dergisi sahibesi LİNÇÇİ Gülhan Avşar Demirkanlı, LİNÇÇİ Tiyatro... Tiyatro... Dergisi Yayın Yönetmeni ve Sorumlu Yazı İşleri Müdürü LİNÇÇİ Mustafa Şükrü Demirkanlı, LİNÇÇİ Mimesis Dergisi ağababası LİNÇÇİ Ömer Faruk Kurhan, LİNÇÇİ Prof. Dr. Nurhan Tekerek, LİNÇÇİ Oyun Atölyesi gibi LİNÇÇİ kişi ve örgütlerin etkisinde kalarak LİNÇ KAMPANYASI imzatörü olduğunu sandığımız ve bu nedenle çok sert bir dille eleştirmemeye özen gösterdiğimiz LİNÇ KAMPANYASI ana sponsorlarından Tiyatro Dünyası sitesinin sahibi LİNÇÇİ İsmail Can Törtop, yepyeni bir LİNÇ KAMPANYASI daha mı başlatıyor?

İnternet canavarı, orospu çocuğu, sanal piç Burak Caney'in alışkanlık hâline getirdiği ve hemen ardından Tiyatro... Tiyatro... Dergisi'nin devraldığı LİNÇ KAMPANYASI düzenleme sürecine ikinci turda katılıp, alnına LİNÇ lekesi dövmesi yaptıran LİNÇÇİ Yiğit Sertdemir, gerçekçi aynalara bakıp bakıp bu LİNÇ lekesini temizleyeceğine, neredeyse ruh çağırma seansı düzenliyor!

LİNÇ KAMPANYASI imzacısı Yiğit Sertdemir, osuruktan bile değersiz tweet'ler yazarak, kalıcı tweet kirliliğine neden oluyor!

Kapitalizmin ilelebet muhafaza ve müdafaa edilmesi için varlık gösteren yeşil sermaye temsilcisi Adalet ve Kalkınma Partisi, tiyatro sanatına müdahale etmeye karar verince, kapitalizmin ilelebet muhafaza ve müdafaa edilmesi için varlık gösteren pembe sermaye temsilcisi Lionsların ardılı, Lionsların devamı, Lionsların izdüşümü, Lionsların türevi Direklerarası Seyircileri, tiyatro ödüllerini her yıl olduğundan çok daha erken bir zamanda ve apar topar ilân etmek zorunda kalarak, yenilgiyi hazmetmeye başladı!

Korkak LİNÇÇİ Yiğit Sertdemir, Refik Erduran'ın adını veremiyor!

Melih Anık, zengin uygarlıklar üzerindeki Baskil halkını anlıyor!

Lefkoşa Belediye Tiyatrosu, LİNÇÇİ Yiğit Sertdemir'in O.B.E.B adlı oyununu oynayarak, LİNÇÇİ Yiğit Sertdemir'e büyük moral veriyor!

LİNÇÇİ Yiğit Sertdemir'in, bize karşı işlemiş bulunduğu "İFTİRA SUÇU" nedeniyle İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'na henüz suç duyurusunda bulunup, kendisi hakkında "DAVACI ve ŞİKÂYETÇİ" olamadığımız için, Sertdemir'den okurlarımız önünde özür dileriz!


LİNÇÇİ Yiğit Sertdemir, ağzına uzatılan mikrofona hızla üfürüyor!

Sosyalist Sanatçı Hilmi Bulunmaz, "LİNÇ KAMPANYASI" imzacısı yazar YİĞİT SERTDEMİR'i ("HAKARET, İFTİRA, SUÇ İŞLEMEK AMACIYLA ÖRGÜT KURMA" suçlarında bulunduğu iddiasıyla) T.C. İSTANBUL CUMHURİYET BAŞSAVCILIGI'na şikâyet edecek!

Rusya'da doğan Marianna, Şüpheli Yiğit Sertdemir'in tiyatrosunda!

Hilmi Bulunmaz, Yiğit Sertdemir'den 'ŞİKÂYETÇİ ve DAVACI' oldu!


Hilmi Bulunmaz, Yiğit Sertdemir hakkında savcıya şunları söyledi:

Şüpheli Sanık Davalı Mustafa Demirkanlı, Bulunmaz'dan rahatsız!

Anık, kendisine yıllar önce hakaret etmek için "BİR ZAMANLAR OYUN ATÖLYESİ'NİN 'TETİKÇİSİ' OLAN" Fırat Tanış'ı unutmadı!

Bulunmaz, Demirkanlı'nın avukatı Reyhan Kayışlıya ders veriyor...


LİNÇÇİ Altıdan Sonra Tiyatro (+16) ibaresi koyarak oyun sergiliyor


LİNÇÇİ Altıdan Sonra Tiyatro yapar, LİNÇÇİ Oyun Atölyesi oynatır


LİNÇ KAMPANYASI imzacısı Yiğit Sertdemir Milliyet'e çok üfürmüş


LİNÇÇİ yazar Yiğit Sertdemir, tiyatroya 23 Nisan formülü öneriyor!

14 Eylül 2012 Cuma

LİNÇ KAMPANYASI sürecindeki kirli metinleri yeniden yayınlıyoruz

Oyun'un notu: LİNÇÇİ Mimesis'ten alıp aktardığımız yazıdaki bir yeri "maymungötürengi" ile belirgin hâle biz getirdik!

***

1100 kişilik kişiliksiz alçak kişinin bir araya gelip, "Theope" yazarı ve "Ölüleri Gömün" çevirmeni Coşkun Büktel'le benim sanatsal ifade olanaklarımızı ilelebet ilga ve imha etmek için düzenledikleri LİNÇ KAMPANYASI, bu kampanyayı düzenleyen kişi ve kuruluşların lehine, bizim aleyhimize işlediği zamanlar, bu kampanya denizinde yüzenler, "ne zaman bir araya gelse, gülmeye ayrılan zaman ciddi konuşmalara ayrılan zamandan çok daha fazla olmuştur" diyebilmişlerdi.

Ancak, ben, LİNÇ KAMPANYASI için kapı kapı LİNÇ imzası dilenip, tam tamına 1100 kişilik kişiliksiz alçak kişiyi bir araya getiren elebaşılarını ağır ağır, teker teker, yavaş yavaş savcılığa şikâyet edip, onlar hakkında manevi tazminat davaları açmaya başladığımda, bu kampanya denizinde yüzenler, "ne zaman bir araya gelse, gülmeye ayrılan zaman ciddi konuşmalara ayrılan zamandan çok daha fazla olmuştur" diyemiyorlar.

Diyen varsa, beri gelsin!

Sosyalist Sanatçı Hilmi Bulunmaz

***

Ertuğrul Timur Gerçekten de Dezenformatör ve Sansürcü Oldu

Geçen yıl çok güldüğüm bir olay, henüz yazılmamış bir yazı nedeniyle Ertuğrul Timur’un sansürcülükle suçlanmasıydı. Ben önce espri yapılıyor sanmıştım. Fakat benim de dâhil olduğum bu tartışma absürt bir mecraya sürüklendi. Öyle ki sonunda iş gelip geçen tiyatro sezonu biterken düzenlenen TEMİZ TİYATRO / TEMİZ YAYINCILIK kampanyasına kadar dayandı. Her ne kadar bu kampanya aşırı bir gerilim yüklüymüş gibi görünse de, aslında eğlenceli görünen yanı daha güçlüdür. Kampanyayı organize eden yayıncılar ne zaman bir araya gelse, gülmeye ayrılan zaman ciddi konuşmalara ayrılan zamandan çok daha fazla olmuştur.

O zaman TİYATROM henüz yeniden açılmamıştı. Sadece birkaç kere gördüğüm Ertuğrul Timur’un insanlarla bir araya gelme isteksizliği ve sanal âleme aşırı düşkünlüğü daha o zaman dikkatimi çekmişti. Sonraları espriyle karışık kendisine “sanal-adam” demeye başladım; özellikle şu ünlü İstanbul Buluşması ve sonrasında Ankara Buluşması’nın düzenlendiği örgütlü tiyatroyu araştırma ve geliştirme sürecinde. Nihayetinde, sanal dünya düşkünlüğünün karakteristik bir özellik olduğunu fark edecektim.

TİYATROM onun için bir araç ya da temsil alanı değildi; aksine, TİYATROM için realitenin bir araç ya da temsil alanı haline gelmesi gerekiyordu. Muhtemelen, bir zamanlar (gençlik yıllarında) okuduğunu tahmin ettiğim Marksist el kitaplarında yazılıp çizilenleri hatırlayacak ve “sübjektif idealizm” teşhisimden hazzetemeyecektir. Fakat göstergeler o kadar çarpıcı ki, son yazımda Ertuğrul Timur ya da TİYATROM’un aslında bir simülakr (kendisini gerçekmiş gibi sunan görüntü) olduğunu iddia etmek zorunda kalacaktım.

Simülasyon (görüntünün gerçekmiş gibi sunulması), günümüzde hayatımızı pek çok biçimde derin bir şekilde etkiliyor. Hâlâ üstesinden gelinememiş dünya ekonomik krizinin bir yerden sonra saklanamayan nemli bir özelliği, reel ekonomi ile finans piyasalarındaki şirket değerlemeleri arasındaki çarpıcı aykırılıktı. Kriz de bu aykırılık (yalan) artık sürdürülemez, saklanamaz hale geldiğinde patladı. Tüm dünyada toksik kâğıtlardan (reel ekonomide karşılığı olmayan zehirleyici varlıklardan) nasıl kurtuluruz telaşı başladı. Fakat toksik kağıtlar kapitalizmin bir karakteristiği haline gelmiş görünüyor: Bugün de, sabah kalkıp finans piyasalarında neler olup bittiğini anlatma iddiasındaki bir televizyon programını seyreden birisi, nasıl olup da örneğin İMKB 100 endeksinin kriz devam ederken yirmi binli seviyelerden elli binli seviyelere geldiğini hiç kimsenin izah edemediğini görecektir. Öyle ki, uzmanlar absürt buldukları bu manzara karşısında gizleyemedikleri bir şaşkınlık ve nihilizm duygusuna kapılmakta, ya gülümsemekte ya da bazen kendilerini tutamayıp kahkaha atmaktadırlar.

TEMİZ TİYATRO / TEMİZ YAYINCILIK kampanyası sırasında çok fazla gülünmesi, aslında finans piyasalarının absürtlüğü karşısında piyasa uzmanlarının yaşadığına benzer bir şaşkınlığın da dışavurumuydu. Ben kampanya sırasında karşımızda reel düşmanlar olmadığını, aksine tiyatro dünyasına grotesk bir ayna tutan ve oradaki olumsuzlukları büyüterek yansıtan ve oyunlaştıran birileri ile karşı karşıya olduğumuzu savundum. Yani sorun aslında tiyatroyu simülasyon evrenine hapsetme çabalarıydı. Fakat bu konuda kimseyi ikna edemediğim gibi ikna olmak isteyen birileri var mıydı ondan da emin değilim. Sorunların dışsallaştırılması, yansıtılması ve ötelenmesi ağır basan eğilim olmayı sürdürdü.

O zaman tek çare, bu oyunun dışına çıkmak ve oyunu bozmak için realite içinden bir temsiliyet, etki örgütlemeye çalışmaktır. Nitekim, Tiyatro Yayıncıları Birliği’nin daha kuruluş aşamasında yokuşa sürüldüğü dönemde, çeşitli tiyatro sitelerinden uzaklaşmam (oyunu istedikleri gibi oynamayı kabul etmemiş olmam), teatral sağlığım açısından oldukça olumlu sonuçlar vermiştir.

Ertuğrul Timur’un sanal gece yarısı darbeleriyle Tiyatro Yayıncıları Birliği’nin altını bir güzel oyduktan sonra hızını alamayıp Türkiye Tiyatrolar Birliği ile ilişkisini sanal tehdit, dezenformasyon ve son olarak sansür düzeyine taşıması, bir simülakr olarak can güvenliği endişesi taşımasından kaynaklanmaktadır. Çünkü tıpkı şirket değerleri gibi TİYATROM YENİDEN’in de değeri sunulduğu, simüle edildiği gibi değil ve TTB bölgesinden bu sunuma, simülasyona itiraz gelmesi potansiyeli olduğunu biliyor. Bu noktada kritik bir konuma sahibim: TİYATROM’un ikinci yayın (YENİDEN) dönemine nasıl girdiğini de, Tiyatro Yayıncıları Birliği’ndeki tavrını da, örgütlü tiyatro sürecinden kaçışını da hem içerden hem dışarıdan çok iyi biliyorum.

Onun kişisel düzleme taşımaya çalıştığı tartışmalarımızı ben düzenli olarak örgütsel düzleme taşıdım ve bu onun için katlanılmaz oldu. Ertuğrul Timur TİYATROM’u yeniden yayınladığında kişisel olarak nasıl bir fedakârlık ve de cefakârlık örneği verdiğini iddia edemeyecek konumda olduğunu çok iyi biliyor. Sadece magazin peşinde koşmakla kalmıyor, kelimenin gerçek anlamında dezenformatör ve sansürcü bir yayın çizgisi izliyor. İMKB’de olduğu gibi, kriz döneminde kendisini değerli göstermek isteyen fırsatçı bir şirket gibi davranıyor.

Sansür eyleminin ne olduğu açıktır: TTB’nin kamuoyun dönük bildirilerini yok saymak, daha doğrusu kendi imalatı simülasyon dünyasından dışarı çıkararak TTB’siz bir realite iddiasında bulunmak. Yani olay örgüt açıklamalarının sansürüne kadar varmıştır. Basitçe somutlayalım: İşgüzarlık yapmaya ve hatta kanaat önderliğine soyunduğu “Laz Marks” davası sırasında, TTB’nin “Laz Marks” davasıyla ile ilgili bildirisi ve Beyoğlu Adliyesi’ndeki somut varlığı TİYATROM tarafından görmezden gelinmiştir.

Yine, bağımsız bir sitede imzaya açılan “Tiyatroma Dokunma” kampanyasının yerine FACEBOOK’ta “Laz Marks”la dayanışma kampanyasını geçirmiştir – ki bence bu iyi bir gelişme olmuştur; çünkü bu tip kampanyalar realiteye dayanmadığında anlamsızlaşmakta ve sanal varlıkları kafa karıştırıcı hale gelebilmektedir. Örneğin TTB “Laz Marks”la kanlı canlı bir dayanışma gösteremeyecekse, FACEBOOK kolaycılığına kaçmayıp bağımsız bir siteyi esas alsa bile, “Tiyatroma Dokunma!” kampanyası da sadece bir simülasyon olacaktır. Bu tip kampanyalar realiteden beslendiğinde ve realiteyi temsil edebildiği ölçüde bir simülakr olmaktan kurtulur.

TTB’nin Afyon’da tiyatronun durumunu ele almak üzere gerçekleştirdiği ziyaretin ardından, konunun habercilik etiğinden uzak ve magazin seviyesizliğinde ele alınmasını eleştiren bildirisi de aynı kaderi paylaşmıştır. Bu bir yerde normaldir; çünkü eleştirinin belki de tek muhatabı olduğunu düşünmüştür. Ve bu da normaldir; örneğin artık manşetten indirme ihtiyacı hissettiği dosyanın son sunum yazısında şöyle denilmektedir: “Asıl sorun Afyon’da var olan profesyonel bir şehir tiyatrosunun kapanmış olması…” Sadece bu cümlecik bile Ertuğrul Timur’un realite ile bağını nasıl koparmış olduğunu gösterir niteliktedir. Habercilik yapamadığını çok iyi biliyoruz; fakat bu cümle artık habercilik yaptın yapamadın eleştirisini aşan bir çerçeveye taşınmak zorundadır.

Afyonkarahisar Belediye Şehir Tiyatrosu’nun yönetmeliğinde, 5. maddede şu yazılıdır:

“AKBŞT’nda görev alan oyuncular amatör çatı altında profesyonelce çalışarak, gidilecek her yerde Afyonkarahisar Belediyesini en iyi şekilde temsil etmek zorundadırlar. Çalışma disiplinine uymayan oyuncuların AKBŞT’unda çalışmasına imkan verilmez. Ayrıca AKBŞT’unda görev alan oyunculara herhangi bir ücret ödenmez. Oyuncular Belediye hizmetlerine gönüllü katılım esasına göre çalışır. Sahneye konulacak oyunlarda görev alacak oyuncuların seçimi Kültür ve Sosyal İşler Başkan Yardımcısı, Kültür ve Sosyal İşler Müdürü ve Genel Sanat Yönetmeninden oluşan komisyonca belirlenir.”

Durum bu kadar açıkken, yani AKBŞT’nin amatör bir şekilde yapılandırıldığı bu maddeden ve genel sanat yönetmeninin de başkalarını yanı sıra amatör tiyatrocuların başına çavuş olarak dikilmek istendiği diğer maddelerden kolaylıkla anlaşılabildiği halde niçin Ertuğrul Timur “profesyonel bir şehir tiyatrosu”nun var olduğunu ileri sürmektedir? Ben o bir simülakr (bu vakada yalancı bir simülakr olarak) yayıncılık yapıyor diyorum.

Eski TİYATROM döneminde Ertuğrul Timur’un zaman zaman sansüre ve dezenformasyona meyyal bir çizgiye yerleştiğini düşünmüşümdür. Fakat bu meyyal olma halini bir şekilde aşabildiğini ve katılaştırmadığını da düşünmüşümdür. Bugün TİYATROM, Ertuğrul Timur’un dezenformatör ve sansürcü olarak tescil edildiği olguların kolaylıkla sahne alabildiği bir site durumundadır. İki yıl önce TİYATROM’u kapattığını duyduğumda, yaptığını yıktı demiştim. Sonrasında bu tavrını değiştirmesi için dostane eleştirilerimi de yaptım. Fakat TİYATROM yeniden açıldığında, bu defa da yaptığını çürütüyor demek gerekiyor.

Bu çürümenin ilk işaretlerini TİYATROM YENİDEN öncesinde açtığı ÖZGÜR SANAT blogunda vermeye başlamıştı. Orada sık sık kantarın topuzunu kaçırdığını, örneğin alay ya da hiciv sınıfına sokulamayacak siyasi hakaretlere başvurduğunu görüyordum. Sunumu genele dönük ve katılımcı gibi olsa da, oldukça kişisel ve keyfi bir çerçeveye sahipti. Bugün TİYATROM’da bu çizginin bazen örtülü bazen açık katılaşarak devam ettiği görülüyor.

Bu, umarım Ertuğrul Timur’un adını doğrudan anan son yazım olur. Öte yandan, karşılıklı kale almama oyunları oynamak da yanlış olur. Nasıl ki toksik kağıtlar karşısında reel ekonomiyi hatırlatmak gerekiyorsa, TİYATROM’a da aynı muameleyi yapmak doğru olacaktır. Çok daha kısa yazmak, bazı kısa notlar düşmekle yetinmek gerekiyor muhtemelen. Zaten bu yazı da biraz bu nedenle uzunca yazıldı – giriş yapma ve sonrasında not tutmaya hazırlık niyetine.

(http://fkurhan.blogspot.com)

(Kaynak: Mimesis)

***

Ayrıca bakınız:

"TÜRKİYE TİYATRO HUKUKU" OLUŞTURULMASINA DEĞİL, "TÜRKİYE TİYATRO LİNÇ HUKUKU" OLUŞTURULMASINA KATKI SUNMAKTAN BİR ADIM ÖTEYE GİDEMEYECEK BİR MANTIKLA HAZIRLANIP, ÖLÜ DOĞMUŞ BİR PROJE OLAN "TİYATRO PLATFORMU 'DEVLET - TİYATRO İLİŞKİSİ ÇALIŞTAYI'" METNİNİ, ÖZGÜR BAŞKAYA BİZE GÖNDERMİŞ OLDUĞU İÇİN, YAYINLAMAK ZORUNLULUĞUNU DUYDUK!

LİNÇ KAMPANYASI ile susturulmak istenen yazar Coşkun Büktel, LİNÇÇİ tiyatro esnafının gölgesindeki "ÇALIŞTAY"a güneş tuttu!

Sosyalist Sanatçı Hilmi Bulunmaz, önümüzdeki salı günü (11 Eylül 2012) bir LİNÇÇİ şahsı daha İFTİRA SUÇU ile savcılığa verecek!

Bulunmaz'ın, Mustafa Demirkanlı'yı "İFTİRA" nedeniyle şikâyeti!

Hilmi Bulunmaz, Beki Haleva'yı savcılığa şikâyet etmek istiyor!

Bulunmaz, Yıldız Üniversitesi'nden Beki Haleva'yı şikâyet edecek!

Bulunmaz, Ertuğrul Timur'un hakkını yememek için şikâyet ediyor!

Sosyalist Sanatçı Hilmi Bulunmaz, Talât Sait Halman'a TAKSAV'ın verdiği "Emek Ödülü"nü sorguladığı dönemde, LİNÇÇİ Ahmet Ertuğrul Timur, suyu bulandırma faaliyetine devam ediyordu!

LİNÇÇİ tiyatro.com.tr, LİNÇÇİ Prof. Dr. Nurhan Tekerek'i çıkardı!

Seval D. Karahaliloğlu lehine, Bulunmaz aleyhine karar bozulabilir!

Hilmi Bulunmaz Seval Deniz Karahaliloğlu'nu Yargıtay'a postaladı!

İDT'li Osman Wöber LİNÇ lekesi görünmesin diye yüzünü örtüyor!

Hilmi Bulunmaz, LİNÇÇİ Yaşam Kaya'yı savcılığa şikâyet ediyor!

Yarın Selin Erdem'in duruşmasına katılacak olan Hilmi Bulunmaz, kendi davalarını takip edip, kendi duruşmasına da girecek!

Sosyalist Sanatçı Hilmi Bulunmaz, İstanbul Adalet Sarayı'ndaydı!

Burhan Gün ve Nurhan Tekerek, Bulunmaz'ın karşısına çıkamadı!

Hilmi Bulunmaz, Mustafa Demirkanlı'yı İFTİRA'dan savcılığa verdi!

Hilmi Bulunmaz, Beki Haleva'yı İFTİRA suçundan savcılığa verdi!

İDT'li Osman Wöber, hem LİNÇÇİ herkesten hem ukalâlık yapıyor!

Hilmi Bulunmaz, Ertuğrul Timur'u iftira suçundan savcılığa verdi!

Hilmi Bulunmaz, Yaşam Kaya'yı İFTİRA suçundan savcılığa verdi!

Hilmi Bulunmaz, Adliye Sarayı'nda dün sırasıyla şu işleri yaptı!

Bulunmaz Tiyatro Genel Sanat Yönetmeni Sosyalist Sanatçı Hilmi Bulunmaz, LİNÇ KAMPANYASI için imza verenleri ağır ağır, teker teker, yavaş yavaş "İFTİRA SUÇLUSU" olarak savcılığa şikâyet ederken, amatör tiyatro heveslisi LİNÇ imzacısı avukat Mehmet Bozkır'ı da savcılığa şikâyet etmeyi düşünmeye başladı bile!

Hürriyet Gazetecilik ve Matbaacılık A.Ş.'nin çizdiği sınırlara tutsak Bahar Çuhadar, kendini yazar sanıyor; ama o, asla yazar olamaz!

Avukatlığını kullanıp Bulunmaz'a dava açtıran Mehmet konuşmuş!


Zamanı geldiğinde üzerinde titizlikle durup, irdelenecek bir konu!


Sosyalist Sanatçı Hilmi Bulunmaz'ı hiçbir küçük burjuva yıkamadı: Zamanı geldiğinde üzerinde titizlikle durup, irdelenecek bir konu!


Türkçe yoksunu LİNÇÇİ Piri Kaymakçıoğlu İngiliz kaşığı kullanmış


Türkiye Cumhuriyeti İçişleri Bakanlığı Dernekler Dairesi Başkanı, Oyun Yazarları ve Çevirmenleri Derneği (OYÇED) tarafından imzalanan LİNÇ KAMPANYASI hakkında bir bilgiye sahip mi?


Yeni Tiyatro Dergisi'nin İnternet sitesinde: Yaşam Kaya'dan Yanıt


Yeni Tiyatro Dergisi'nin İnternet sitesinde: Mustafa Demirkanlı


Hilmi Bulunmaz, yeni davalarında kullanmak üzere belge topluyor!


Hilmi Bulunmaz, yeni bir hukuksal süreç için belge topluyor hâlâ!


Bulunmaz Tiyatro Genel Sanat Yönetmeni Sosyalist Sanatçı Hilmi Bulunmaz, LİNÇ KAMPANYASI ana sponsorlarından Tiyatro... Tiyatro... Dergisi sahibesi Gülhan Avşar Demirkanlı'yı, Çin'e gitmeden önce mi, Çin'den döndükten sonra mı şikâyet edecek?


Hilmi Bulunmaz Ömer Faruk Kurhan'ı da savcılığa şikâyet edecek!


Hilmi Bulunmaz, Gülhan Avşar Demirkanlı'yı savcılığa şikâyet etti!


Hilmi Bulunmaz, Ömer Faruk Kurhan'ı bugün savcılığa şikâyet etti!

10 Eylül 2012 Pazartesi

İDT'li Osman Wöber LİNÇ lekesi görünmesin diye yüzünü örtüyor!

Coşkun Büktel - ÖZDEMİR NUTKU'NUN THEOPE'YE İFTİRASINI DESTEKLEYEN LİNÇ KAMPANYASINA İMZA VERMİŞ OSMAN WÖBER, YÜZÜNÜ ÖRTMEKTE ÇOK HAKLI...

Osman Wöber - İmza ıslak mıydı, kuru mu?


Hilmi Bulunmaz - İstanbul Devlet Tiyatrosu (İDT) Eski Müdürü LİNÇÇİ Osman Wöber'e soruyorum: İDT reklâm kulelerini ticarî kuruluşlara peşkeş çekerken, bu peşkeşin altına hangi İDT müdürü imza attı: İmza ıslak mıydı, kuru mu?

16 Şubat 2012 Perşembe

Erbil Göktaş'tan gelen "açıklama"...

Yeni Tiyatro Genel Yayın Yönetmeni Erbil Göktaş (Fotoğraf: Yavuz Yılmaz)




COŞKUN BÜKTEL, HİLMİ BULUNMAZ VE YENİ TİYATRO DERGİSİ!!!


Coşkun Büktel, Yeni Tiyatro Dergisi'nin 34. sayısını eline al ve ses kaydıyla birlikte oku bakalım, daha doğrusu ses kaydı sürerken sen de dergiden takip et, ilk bölümün (ilk beş buçuk dakikası dışında) yaklaşık tamamı yayınlanmıştır. İlk beş buçuk dakikası da ön konuşma olduğundan ve sen "baştan başlayalım..." dediğin için ve o ilk beş buçuk dakikalık bölüm "baştan başlayalım" dedikten sonra da dile getirildiğinden o baştaki beş buçuk dakikalık bölüm kullanılmamıştır. Okurlar da öyle yapsınlar, gerçeğin benim dediğim gibi hatta dediğimden fazlası da olduğunu göreceklerdir... Çünkü 34. sayının 13. sayfasında Coşkun Büktel'in "Savaş Aykılıç imzasını çekti... " diye biten cümlesinden sonra, 14. sayfanın sonuna doğru yine Savaş Aykılıç'a bağlanan konunun arasında Coşkun Büktel, Ferhan Şensoy, Memet Baydur, Coşkun Irmak bağlamında 1980'li yıllarla 1990'lı yılların başına kadar olan oyun yazarlığında ortaya çıkan verimler değerlendirilmiştir. Bu yaklaşık dergi sayfasıyla 2 sayfa, A4 kağıdıyla dört sayfalık bölüm, sizin "sansür" yalanıyla süsleyip yayınladığınız ilk 28 dakikalık bölümde yoktur; daha sonraki bölümlerden burada daha işlevsel olacağı için alınıp kullanılmıştır. Yani ilk beş buçuk dakikayı çıkarırsak 23 dakikalık bölümün yaklaşık tamamı yayınlanmasının yanı sıra diğer bölümden de A4 sayfasıyla 4 sayfa alınıp buraya konulmuştur; yani sizin dediğiniz gibi değildir, bu bölümün fazlası vardır eksiği yoktur; lütfen hesabınızı dürüstçe, biraz emek vererek yapın; spekülasyon yapıp "olay" yaratacağız derken Erbil Göktaş'ı karalamayın... 


Ayrıca ilk beş buçuk dakikayı Coşkun Büktel kendisi yok sayıyor, beş buçuk dakika geçtikten sonra "baştan başlayalım mı, 1, 2, 3, başladık..." diyor... Bunu niye hesaba katıyorsunuz, uyanık askerler?... siz üzüm yemek mi istiyorsunuz, yoksa Erbil Göktaş'ı dövmek mi?... 


Ayrıca... ilk beş buçuk dakikada Erbil Göktaş'ın "Bir dergi her şeyi yayınlamak zorunda mı? Yeni Tiyatro Dergisi?..." sorusuna karşılık Coşkun Büktel, "Eğer biz, herhangi bir konuda toplanıyorsak, ne dersek yayınlanmak zorunda. Tabii ki, sansür olamaz yani..." diye soruma başka bir telden çalıyor ve Erbil Göktaş yine soruyor, "Hayır hayır hayır!... sen işte bu haberi vermedin... (dedin)... Her habere yetişebilir mi bir dergi?..." sorularım arasında "sansür" masalını sayıklıyor Büktel; kaldı ki bu bölüm kendisinin "yok" saydığı bir bölüm; Hilmi Bulunmaz'ın da bu bölümden alıntı yaparak beni "sansürcülük"le suçlaması ayıptır, "etik dışı"dır. 


Bu ilk beş buçuk dakikalık (hadi tam süresini verelim: 5 dakika 22 saniyelik) bölümü saymayacaksınız zaten; Coşkun Büktel saymamış, "baştan başlayalım mı" diye kendisi başa sarıyor zaten... 


Ayrıca dikkat ederseniz de beni pek konuşturmayıp bunu bir "Coşkun Büktel Söyleşisi"ne dönüştürüyor. Öznemiz Hilmi Bulunmaz değil miydi?... 


Çok tekrar oldu ama anlamadığınız için ben de tekrar tekrar bu yanlış hesabınızı dile getirmek zorundayım... Evet konumuz Yeni Tiyatro Dergisi'nin 34. sayısında yayınlanan bölümüdür, yukarda da belirttiğim gibi "fazlası" var, eksiği yok; gereksiz tekrarlar, cümlelerin anlamını düzeltmek için yapılan "küçük" müdahaleler dışında... 


Diğer bölümü de değerlendirirken 13. ve 14. sayfada eklenmiş bu bölümü de göz önünde bulundurun lütfen!... Havaya konuşmayın, tribünlere oynamayın, işte ben belgelerle konuştum, siz de lütfen öyle konuşun; yani kısacası, şu an itibarıyla "yüzde 50'si yayınlanmamıştır", teziniz "kocaman" bir yalandır. beni "sansürcülük"le suçlayacağınıza siz yalanlarınıza bakın; "beraat"ı gündeme getirmiş bu yeryüzündeki "biricik", yegane dergiye haksızlık yapmayın... 


Hilmi Bulunmaz'ın 16 Şubat 2012'de Mesut Alptekin'le çektiği videoda da sürdürülen bu "sansür" yalanının hesabını veremezsiniz sonra; gerçekten hepiniz "etik" dışı davranıyorsunuz; Türkçe, mertçe söylersek "yüzde 50" ve "sansür" yalanı hiç de "ahlaklıca" değil... 


Ayrıca sitede her şeyi yayınlamak çok kolay, ancak bir derginin, sayfaları sınırlı bir derginin olanakları içerisinde 11 sayfa tartışma yayınlamak da genel yayın yönetmeninin bileceği bir iştir ve bu işin altına girecek, Yeni Tiyatro Dergisi'nin dışında, şu uzay boşluğunda, yeryüzünde, hatta tüm galaksilerde başka bir yayın organı bulamazsınız. "Buluruz" diyorsanız da, galaksilerde yapacağınız araştırmalarda hepinize "iyi yolculuklar" dilerim.


***


Ayrıca bakınız:

LİNÇÇİ İsmail Can Törtop yönetimindeki LİNÇ KAMPANYASI ana sponsorlarından www.tiyatrodunyasi.com sitesi, sanatsal ifade olanaklarını imhâ etmek istediği "Theope" adlı oyunun yazarı Coşkun Büktel'le Sosyalist Sanatçı Hilmi Bulunmaz'ın adlarını içeren Yeni Tiyatro Dergisi'nin Aralık 2011, otuz üçüncü sayısının tanıtımını, seve seve olmasa da, söke söke yayınlamak zorunda kaldı!

Kurtlar Vadisi, Kurtlar Vadisi Pusu, Kurtlar Vadisi Terör'de oynamış Serpil Tamur'u kapak yapan Erbil Göktaş yönetimindeki Yeni Tiyatro Dergisi, Sosyalist Sanatçı Hilmi Bulunmaz'ın "Boğaziçi Üniversitesi Gölgesinde Yetişenler Lobisi" üyesi ve Shakespeare çocuğu LİNÇÇİ Ömer Faruk Kurhan karşısında elde ettiği BERAAT kararını yayınlayacak!

Genel Yayın Yönetmenliği'ni LİNÇÇİ olmayan Erbil Göktaş'ın yaptığı Yeni Tiyatro Dergisi'nin yeni yıldaki yeni sayısında Sosyalist Sanatçı "Hilmi Bulunmaz'la 'Beraat' Tartışmaları!...", yepyeni bir tiyatral perspektife neden olmakla birlikte, yeni tartışmalara yepyeni kapılar açacağına kesin gözle bakılıyor!

Hilmi Bulunmaz, Yeni Tiyatro Dergisi'ne çok önemli şeyler söyledi!


LİNÇ KAMPANYASI ana sponsorlarından www.tiyatrodunyasi.com sitesi sahibi LİNÇÇİ İsmail Can Törtop, Sosyalist Sanatçı Hilmi Bulunmaz'ın, Yeni Tiyatro Dergisi'nde yaptığı "BERAAT SÖYLEŞİSİ"nin haberini, seve seve olmasa da, söke söke sitesinde yayınlayıp okurlarına duyurmak zorunda kaldı!

"Theope" adlı oyunun yazarı Coşkun Büktel, Erbil Göktaş yönetimindeki "Yeni Tiyatro Dergisi'ni engelleme, dezenforme etme, hedef gösterme girişiminden geri durmayan Mustafa Demirkanlı"nın üzerine ışıldak tutmaya devam ediyor hâlâ!

Yeni Tiyatro, henüz elimize geçmediğinden biz haber yapmadık!

Oyun yazarı, şair Erbil Göktaş yönetimindeki Yeni Tiyatro Dergisi fotoğraf sanatçısı ve Kocaeli Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Fotoğraf Bölümü mezunu Yavuz Yılmaz, Sosyalist Sanatçı Hilmi Bulunmaz'ın Yeni Tiyatro Dergisi için yapmış olduğu "BERAAT SÖYLEŞİSİ" sayfalarını zenginleştiren ilginç fotoğraflara imza attı!

Sosyalist Sanatçı Hilmi Bulunmaz'ın BERAAT etmesi, Erbil Göktaş yönetimindeki Yeni Tiyatro Dergisi'nde "tefrika edilmeye" başlandı!

Yavuz Yılmaz, Bulunmaz'ın fotoğraflarını Yeni Tiyatro için çekti!

AKP'li Mimar Kadir Topbaş'ın yönetimindeki İstanbul Büyükşehir Belediyesi Şehir Tiyatroları Genel Sanat Yönetmeni Ayşenil Şamlıoğlu, AKP'li Ertuğrul Günay'ın yönetimindeki Türkiye Cumhuriyeti Kültür ve Turizm Bakanlığı Devlet Tiyatroları Genel Müdürü Lemi Bilgin ve AKP'li İbrahim Karaosmanoğlu yönetimindeki Kocaeli Büyükşehir Belediyesi Şehir Tiyatroları Genel Sanat Yönetmeni Nejat Birecik'in verdiği reklâm adı altındaki avuç dolusu para (avanta, bahşiş, diş kirası, iane, iaşe, sadaka, sus payı) sayesinde yayınını zar zor sürdüren LİNÇ KAMPANYASI ana sponsorlarından Tiyatro... Tiyatro... Dergisi'nin düzeysiz gölgesi, facebook bataklığı içerisine de nüfuz edip, Türkiye tiyatrosundaki tartışma gündeminden asla düşmeyen "Theope" adlı oyunun yazarı ve Irwin Shaw'un kaleme aldığı "Ölüleri Gömün" oyununun çevirmeni Coşkun Büktel'le oyun yazarı, şair ve Yeni Tiyatro Dergisi Genel Yayın Yönetmeni Erbil Göktaş'ın değerli zamanlarını da sündürmeye başladı!

Yeni Tiyatro Dergisi'nin Şubat 2012 tarihli 35. sayısını okuyunuz!

Oyun yazarı, şair Erbil Göktaş yönetimindeki Yeni Tiyatro Dergisi, Bulunmaz Tiyatro kurucusu ve yöneticisi Sosyalist Sanatçı Hilmi Bulunmaz'a yer verip, onun görüşlerini yayma cesaretini gösterdi!

Türkiye tiyatrosundaki tartışma gündeminden asla düşmeyen "Theope" adlı oyunun yazarı ve Irwin Shaw'un kaleme aldığı "Ölüleri Gömün" oyununun çevirmeni Coşkun Büktel'le Bulunmaz Tiyatro kurucusu ve yöneticisi Sosyalist Sanatçı Hilmi Bulunmaz'ın estetik, kültürel, sanatsal, siyasal, toplumsal ifade olanaklarını ilelebet ilga ve imhâ etmek düşüncesiyle başlatılmış, bir iftira metni olmanın ötesinde hiçbir değeri bulunmayan ve tam tamına 1100 kişilik kişiliksiz alçak kişi tarafından hararetli bir biçimde, üzerinde hiç düşünülmeden, aptalca, dangalakça bir refleksle imzalanmış LİNÇ KAMPANYASI sürecinde çok önemli bir sınavdan geçen Bulunmaz Tiyatro kurucusu ve yöneticisi Sosyalist Sanatçı Hilmi Bulunmaz, bütün LİNÇÇİ dergilere (Kavuklu Dergisi, Mimesis Dergisi, Sahne Dergisi, TEB Oyun Dergisi, Tiyatro... Tiyatro... Dergisi) karşı sıkı bir mücadele verirken, tüm baskılara karşın asla ve kesinlikle LİNÇÇİ olma alçaklığı tuzağına düşmeyen oyun yazarı, şair Erbil Göktaş yönetimindeki Yeni Tiyatro Dergisi'nde yayınlanan "'Beraat' Tartışmaları!... (2)" söyleşisinde müthiş derecede gerçekçi saptamalar yapıyor ama...

Alnında LİNÇ lekesi olmayan Yeni Tiyatro Dergisi Genel Yayın Yönetmeni Erbil Göktaş, alnında LİNÇ lekesi olan LİNÇÇİ Tiyatro... Tiyatro... Dergisi Genel Yayın Yönetmeni Mustafa Şükrü Demirkanlı'ya karşı sert bir yazı yazmak zorunda kaldı!

Yeni Tiyatro Dergisi'nin Şubat 2012 tarihli 35. sayısını okuyunuz!

Büktel, Erbil Göktaş'ı "gayrıinsani faşist bir sansürcülükle" suçladı!

Yeni Tiyatro Dergisi'nin 35. sayısıyla "Cumhuriyet" de ilgilendi!

Yeni Tiyatro Dergisi Genel Yayın Yönetmeni Erbil Göktaş diyor ki:

Türkiye tiyatrosundaki tartışma gündeminden asla düşmeyen "Theope" adlı oyunun yazarı ve Irwin Shaw'un kaleme aldığı "Ölüleri Gömün" oyununun çevirmeni Coşkun Büktel'le oyun yazarı, şair ve Yeni Tiyatro Dergisi Genel Yayın Yönetmeni Erbil Göktaş arasında hızla gelişip, şimşek hızıyla süren "sansür tartışması", dostlar alışverişte görsün anlayışının dışına çıkan bir polemik kıvılcımı olmanın yanı sıra, Türkiye Tiyatrosu kavramının oluşumuna çok önemli bir katkı sunacağına kesin olarak eminiz!

LİNÇÇİ Dostlar Tiyatrosu'nun patronu LİNÇÇİ Genco Erkal'ın tek kişilik gösterisini izlemek için evinden çıkan Yeni Tiyatro Dergisi Genel Yayın Yönetmeni Erbil Göktaş, buzlu yolda kayıp dengesini yitirince, Haydarpaşa Numune Hastanesi'nde gözlem altına alındı!

Coşkun Büktel, Erbil Göktaş'a "geçmiş olsun" dileğinde bulundu!

Türkiye tiyatro yayıncılığında yepyeni bir yol ve sımsıcak bir sürece daha girdik; zâten tamamıyla küflenen eski tiyatro dergiciliği hızla çürüyüp, şimşek hızıyla ceset hâline gelirken, akademisyen, eleştirmen, oyun yazarı, şair Erbil Göktaş yönetimindeki Yeni Tiyatro Dergisi, kendine özgü estetik ve etik anlayışını ısrarla ve inatla koruyarak, "Sosyalist Sanatçı Hilmi Bulunmaz'ın BERAAT söyleşisi" ile büyük bir ivme kazanmanın yanı sıra, yeni ve sıcak tartışmalara neden olmaya başladı!

Sadece ve yalnızca "Türkiye Cumhuriyeti Tiyatro Tarihi"nde değil, "Osmanlı İmparatorluğu Tiyatro Tarihi"nde (belki "Dünya Tiyatro Tarihi"nde) bile eşi benzeri hiç görülmemiş bir biçimde, LİNÇÇİ tiyatro esnafının sürekli olarak "noter onaylı ihtarname" gönderip, "savcılığa şikâyet" ettiği, kendisi hakkında "kamu davası" açtırıp, "mahkemeye verdiği" ve böylelikle ilelebet susturmak istediği Bulunmaz Tiyatro kurucusu ve yöneticisi Sosyalist Sanatçı Hilmi Bulunmaz, kendisine karşı LİNÇ KAMPANYASI düzenleyen 1100 kişilik kişiliksiz alçak kişi karşısında yargılandığı İstanbul 3. Sulh Ceza Mahkemesi'nden "kapı gibi" BERAAT kararı alıp, bu kararı kuramsallaştırmak için oyun yazarı, şair Erbil Göktaş'ın yöneticisi olduğu Yeni Tiyatro Dergisi'nde "BERAAT SÖYLEŞİSİ" yapınca, sansürlenmiş hâldeki bu söyleşi bile hızla, hem de şimşek hızıyla tartışılarak, âdeta bir çığ gibi büyüyor!

Hilmi Bulunmaz'la "BERAAT SÖYLEŞİSİ", twitter'a bile sıçradı!

Bulunmaz Tiyatro kurucusu ve yöneticisi Sosyalist Sanatçı Hilmi Bulunmaz, Yeni Tiyatro Dergisi'nde yaptığı "BERAAT SÖYLEŞİSİ" metninin tam 2 saat 5 dakika 57 saniye süren kesintisiz hâlini 1 Mart 2012 tarihinde yayınlayıp, yeni bir tartışma başlatacak!

Coşkun Büktel, Ediz Baysal ve Erbil Göktaş'ın katılımıyla Sosyalist Sanatçı Hilmi Bulunmaz'ın Yeni Tiyatro Dergisi'nin 34. ve 35. sayılarında yaptığı söyleşiyi yayınlamaya başladık!

Akademisyen, oyun yazarı, şair Erbil Göktaş yönetimindeki Yeni Tiyatro Dergisi'nin Ocak 2012 tarihli 34. sayısında budanıp "eklenerek" sansürlü olarak (Yeni Tiyatro Dergisi Genel Yayın Yönetmeni Erbil Göktaş'ın "COŞKUN BÜKTEL, HİLMİ BULUNMAZ VE YENİ TİYATRO DERGİSİ!!!" yazısındaki ilginç ifadesiyle: "'fazlası' var, eksiği yok; gereksiz tekrarlar, cümlelerin anlamını düzeltmek için yapılan 'küçük' müdahaleler dışında...") yayınlanan "Hilmi Bulunmaz'la 'Beraat' Tartışmaları!... (1)" söyleşisinin budanıp ekleme yapılmayan, gayet net, oldukça berrak ve tabii ki sansürsüz ses kaydını, en küçük bir soluğuna bile asla ve kesinlikle müdahale etmeden olduğu gibi yayınlıyoruz!

Sosyalist OYUN Dergisi kurucusu ve Bulunmaz Tiyatro Genel Sanat Yönetmeni Sosyalist Sanatçı Hilmi Bulunmaz yönetimindeki Sosyalist OYUN Sitesi, Erbil Göktaş'ın yönettiği Yeni Tiyatro Dergisi'nde sansürlü (Yeni Tiyatro Dergisi Genel Yayın Yönetmeni Erbil Göktaş'ın "COŞKUN BÜKTEL, HİLMİ BULUNMAZ VE YENİ TİYATRO DERGİSİ!!!" yazısındaki ilginç ifadesiyle: "'fazlası' var, eksiği yok; gereksiz tekrarlar, cümlelerin anlamını düzeltmek için yapılan 'küçük' müdahaleler dışında...") olarak yayınlanan "Hilmi Bulunmaz'la 'Beraat' Tartışmaları!..." yazısını sansürsüz olarak yayınlamaya başlar başlamaz, müthiş derecede bir "Ziyaret Sayısı" patlamasıyla karşı karşıya gelmenin kıvancını yaşıyor!




8 Şubat 2012 Çarşamba

Alnında LİNÇ lekesi olmayan Yeni Tiyatro Dergisi Genel Yayın Yönetmeni Erbil Göktaş, alnında LİNÇ lekesi olan LİNÇÇİ Tiyatro... Tiyatro... Dergisi Genel Yayın Yönetmeni Mustafa Şükrü Demirkanlı'ya karşı sert bir yazı yazmak zorunda kaldı!

Oyun'un notu: Oyun yazarı, şair ve Yeni Tiyatro Dergisi Genel Yayın Yönetmeni Erbil Göktaş'a ait olan aşağıdaki önemli yazıyı, hiçbir önem vermediğimiz bir yerde tutsak kalmasına gönlümüz elvermediği için, bu yazıyı, öncelikle "facebook bataklığı" sitesine ve oradan da "kendi sitemiz"e alıp, olduğu gibi yayınladık. Yazının, hangi bağlam içerisinde ve kimlerle birlikte kotarıldığını anlamak için, yazının en altında verdiğimiz linke tıklamanız yeterlidir!


***


Erbil Göktaş 

Mustafa Demirkanlı, bugün Hilmi Bulunmaz'ın yaptığı yayınlardan çok bunaldığı için olsa gerek, Bulunmaz'ın kendisine yaptıklarını, O da bana yapmaya çalışıyor; hatta bana yazdığı özel maillerde de beni yine "tehdit" etmeyi ihmal etmiyor. Coşkun Büktel Yeni Tiyatro dergisi abonesidir, dergi Pazartesi günü kendisine ulaşır; Yeni Tiyatro Dergisi'nin verdiği kitap ekini benim profilimden alıp paylaşmış ama Demirkanlı bunu fırsat bilip Bulunmaz'la ve Büktel'le olan "kan davası" sebebiyle hem Yeni Tiyatro'ya hem de Büktel'e vurmaya çalışıyor; yetmemiş İsa Albayrak'la Sadık Medin'e de vuruyor... Nedeni de, Bulunmaz'ın Demirkanlı hakkında yaptığı yayınları benim yönlendirdiğini düşünmesi... İşte Coşkun burda, sor bakalım, ben öyle bir şey yapıyor muyum, yapabilir miyim?... Demirkanlı'nın bu mantığı çok çarpık, Hilmi bana vuruyor, ben de Erbil'e vurayım; neden? Çünkü Erbil Hilmi'yle "tartışma-röportaj" yayınlıyor; yani bir derginin iç işlerine bu kadar karışılır, Yeni Tiyatro'ya ve Erbil Göktaş'a bu kadar haksızlık yapılır... Pes doğrusu...

(...)

Mustafa Demirkanlı yargısız infaz yapıyor, iftira atıyor, tehdit ediyor, yalan söylüyor, sabaha karşı 04.30'da uyuyamayıp içip içip benim üstüme böğürüp beni de kirletmek istemesinin başka bir açıklaması yok; Demirkanlı artık iyice kafayı sıyırmış... Benim vicdanım rahat; hiç kimseye şimdiye kadar ne kötülük yaptım, ne de yapılmasını onayladım.

Sen Mustafa, Hilmi'yle olan sorunlarınıza beni de karıştırıp yargısız infaz yapacaksan da yap!... Zaten gizliden gizliye yaptıklarını dayanamayıp açık açık yapmaya başladın... Benim başlattığım hangi "pis" süreç var; ben ne zaman "belaltı" yayın yaptım; SEN KENDİNİ ANLATIYORSUN SANIRIM; ARKADAŞLARIMA, AİLEME GELEN İMZASIZ MAİLLER, BENİM ADIMA AÇILMIŞ MAİLLERLE ARKADAŞLARIMA GÖNDERİLMİŞ KÜFÜR MEKTUPLARI HEP BENİ VE YENİ TİYATRO DERGİSİ'Nİ ÇEKEMEYENLERİN İŞLERİYKEN SENİ HİÇ SUÇLAMADIM; AMA SEN BENİ HİLMİ BULUNMAZ'LA SANA KARŞI BELALTI YAYIN YAPMAKLA SUÇLUYORSUN; BENİM BU YÖNDE YAPTIĞIM TEK BİR ÖRNEK GÖSTEREMEZSİN, YALAN SÖYLEMEYİ VE İFTİRA ATMAYI BIRAK...

Herkes kendisine yakışanı yapar, benim içim gayet rahat; ilan milan da umurumda değil, zaten senin yüzünden kurumlar bütün dergilere kuşkuyla bakıyorlar ama Yeni Tiyatro'nun dağıtımı da yapıldı, ilgili yerlere de gönderildi, Hilmi'ye de dün gönderildi... Yeni Tiyatro abonesi Coşkun Büktel de, bugün evine yakın olduğu için bırakılan Simurg Kitabevi''nden alabilir. Ben hesabını veremeyeceğim hiç bir "pis" şey yapmam; şimdiye kadar yaptıklarım da senin bana sataşmalarına sadece cevap vermektir, onu da açık açık yaptım. Bana bu yollu mailler gönderip Coşkun'la Hilmi'yle olan husumetlerine, onlardan yediğin dayaklara beni de karıştırıp asıl sen belden aşağı vuruyorsun, sonra da beni suçluyorsun; benimle uğraşmaktan vazgeç, kendi işine bak,bunları yazman iyi olmuş, herkes kimin ne olduğunu, bana ve Yeni Tiyatro Dergisi'ne nasıl çamur attığını, nasıl belden aşağı vurduğunu çok iyi görüyorlar... Ben hala nefs-i müdafaa yapıyorum, sadece sana cevap veriyorum; eğer seni ve dergini batırmaya karar verirsem, o zaman sadece sen değil, sana alet olanlar da, kışkırtmaya çalıştıkların da bin pişman olurlar; beni ve Yeni Tiyatro Dergisi'ni buna zorlama; bu söylediklerim de "öz savunmadır"; beni cenke zorlama; psikolojik yardıma ihtiyacı olan birine kesinlikle vurmayacağım. Sen de elinden geleni ardına koyma!...

Yazının tamamını okumak için, lütfen, tıklayınız!

27 Ağustos 2008 Çarşamba

Engizitör Enver Ercan'ın kulakları çınlamıştır!...

Not: Başlığı biz attık!... (Oyun)


BU "ENGİZİTÖRLER" TARAFINDAN ELENMİŞ OLMAKTAN GURUR DUYUYORUM


Frankfurt Kitap Fuarı Türkiye Organizasyonu Yazarlar Komitesi, Coşkun Büktel'i eledi


Coşkun Büktel
30 Temmuz 2008


"Bütün renkleriyle Türkiye" sloganıyla iş başına gelen ve "Theope" yazarı Büktel'in "yasak bir renk" olduğunu ve her platformda her türlü yöntemle (iftira dahil) engellenmesi gerektiğini bir kez daha kanıtlayan (önceki vak'alar için, örneğin, bakınız: "Özdemir Nutku iftirası", "Ölüleri Gömün skandalı") "yazarlar(?) komitesinde" şunlar var:


Enver Ercan..................Moderatör (TYS Başkanı)

Halil İbrahim Özcan....Uluslararası PEN Türkiye

İhsan Işık.......................İLESAM Başkanı

Gökhan Cengizhan.......Edebiyatçılar Derneği Başkanı

Adnan Özer....................EDİSAM Başkanı

Ahmet Kot.....................Türkiye Yazarlar Birliği

Egemen Berköz.............BESAM Başkanı


Nâzım Hikmet Oratoryosu'nun 100 kişilik orkestrasını Frankfurt'a göndermemesini, Kültür Bakanı Ertuğrul Günay, halkın parasını ekonomik kullanmak gibi vatansever görünümlü bir gerekçeyle bile açıklayabilir; ama hiçbir rengi bulunmayan Hasan Erkek'i yazar diye Frankfurt'a gönderip de, Türkiye'nin rengi şahsına münhasır en özgün birkaç yazarından biri olan Coşkun Büktel'i, her zaman ve her platformda yapıldığı gibi, yasaklayan (aforoz eden) yukarıda adlarını sıraladığımız orta zekâlı yetenek savarları, "yazarlar komitesi" payesi lütfederek göreve getirmesini ve somut sanatsal kriterlere destek vermek yerine, (kültür pazarını "kabile arasında" paylaşmış) tecimenlere destek vermesini ve devlet desteğini (kediye ciğer teslim edercesine) demirbaş tecimenlerin kutsal ittifakına teslim etmesini, hiçbir gerekçeyle (hatta hiçbir bahaneyle bile) açıklayamaz.

Çünkü yeryüzünde hiçbir yaratık, Hasan Erkek'in Coşkun Büktel'den daha yaratıcı, daha usta, daha önemli, daha dürüst, daha donanımlı, daha verimli ya da daha kıdemli bir yazar olduğunu, kendini maskara etmeden iddia edemez. Erkek'in Büktel'den ancak daha "uyumlu ve itaatli" bir yazar olduğu söylenebilir. Ama Büktel gibi itaatsiz yazarlar yine her zamanki gibi aforoz ediliyorsa ve Frankfurt'ta Türkiye'yi temsil etmenin aranan kriteri "uyum ve itaat" olarak belirleniyorsa; bilinmelidir ki, bu kriterler, uluslararası alanda ülkemize ve Kültür bakanlığımıza onur değil, ancak utanç getirebilir.

Bakan Ertuğrul Günay verdiği sözden cayarak Nâzım Hikmet Oratoryosu'nu Frankfurt'a göndermiyor oluşuna sureti haktan görünen bir mazeret üretebilir ve kendini utançtan kurtarabilir; ama kültür "pazarımızın" her zamanki demirbaş "engizitörlerini" yazarlar komitesi sıfatıyla göreve getirmiş olmasının utancından hiçbir zaman kurtulamayacak; bu utancı da, "Ölüleri Gömün skandalı"nın utancını taşıyacağı üzere, tıpkı bir Gorbaçov lekesi kadar silinmez ama Gorbaçov lekesinden çok daha kirli bir leke olarak, yalnızca hayatı boyunca değil, "ebediyen" taşıyacak. CB