Ali Şimşek sorgusu için yayınlar alaka düzeyine göre sıralanmış olarak gösteriliyor. Tarihe göre sırala Tüm yayınları göster
Ali Şimşek sorgusu için yayınlar alaka düzeyine göre sıralanmış olarak gösteriliyor. Tarihe göre sırala Tüm yayınları göster

20 Haziran 2010 Pazar

SANSÜRCÜ BİRGün gazetesinde yazı yazmak için düşünce sahibi olmak gerekmez; geyik muhabbeti yapmak gerekir; LİNÇÇİ Adnan Tönel de zâten öyle yapıyor!

Oyun'un notu: Aşağıdaki yazıyı, SANSÜRCÜ Ali Şimşek'in gazetesi BİRGün'den alarak olduğu gibi yayınladık.Ancak, yazıda bulunan LİNÇÇİ ada biz link verip, bu adı kırmızı renkle biz belirginleştirdik. Ayrıca, yazıdaki bariz yazım yanlışlarını kırmızı renkle belirtip, doğrularını yeşil harflerle biz yazdık. Bunun yanı sıra, LİNÇÇİ yazar Adnan Tönel'in okunamaz hamlıktaki yazısını, biraz olsun olgunlaştırıp okunur hâle getirmek için yaptığımız müdahaleleri de kahverengi harflerle yine biz yazdık!


***


SANSÜRCÜ gazete BİRGün, çok garip bir yayıncılık anlayışına sahip. Bu gazete, sosyalist yazarlara "sahip olmasına" karşın (Örnekse bakınız: Onur Caymaz, Sabri Kuşkonmaz, belki Tarık Günersel), aynı zamanda iftiracı ve düşünce hırsızı yazarlara da kapısını açıyor.

Bu iftiracı ve düşünce hırsızı yazarlardan biri de LİNÇÇİ Yrd. Doç. Dr. Adnan Tönel'in iğrenç marifetine tanık olmak için, lütfen şu yazıyı okuyunuz:

ALİ ŞİMŞEK'İN KÜLTÜR-SANAT EDİTÖRÜ OLDUĞU BİRGün GAZETESİ TARAFINDAN SANSÜRLENEN HİLMİ BULUNMAZ'IN YAZISINI MUTLAKA, AMA MUTLAKA OKUYUNUZ, OKUTUNUZ!!!

Şimdi de, LİNÇÇİ Adnan Tönel'in, içerisinde düşünce hırsızlığı da bulunan ve geyik muhabbeti olmanın ötesine asla geçemeyen, SANSÜRCÜ gazete BİRGün'deki düzeysiz yazısını okuyunuz! (HB)


***


ESSEN 2010 AVRUPA KÜLTÜR BAŞKENTİ (1)


LİNÇÇİ Adnan Tönel
adnantonel@gmail.com
20 Haziran 2010


Doğduğum şehir İstanbul gibi, en çok ziyaret ettiğim ülke Almanya’nın Ruhr bölgesi ile Macaristan’ın Pecs şehri, bildiğiniz gibi bir yıllığına (2010) Avrupa Kültür Başkenti ünvanını (unvanını) sahip oldular.

Bu ünvanın (unvanın) gereği kendi halklarına kültür sanat dolu günler, geceler yaşatıyorlar kültür başkentleri. İstanbul, Essen ya da Pecs bu anlamda çok şanslılar. Ailemle, arkadaşlarımla, okurlarımla, öğrencilerimle yaşadığım kentimi bir süreliğine terkedip, 3 başkentten Essen’i gözüme kestirip, gezi, inceleme hareket planımı oluşturuyorum hemen.

Sabiha Gökçen'den (Sabiha Gökçen Havaalanı'ndan kalkıp), Köln/Bonn Havaalanına (Havaalanı'na) iner inmez S bahn ile daha önceden rezerv ettirdiğim Essen şehrindeki Böll Otel’in yolunu tutuyorum. Bu kültürel yolculuğumun atmosferine katkı sağlaması için seçtiğim Böll Otel, Nobel Edebiyat Ödülü sahibi Heinrich Böll’ün kuzeniyle birlikte uzun süre ziyaret ettikten sonra işletmeciliğini de yaptığı bir otel. Bu anlamda otel tercihimi isabetli kullandığımı varsayıyorum. Her bir köşesinde Alman yazar Heinrich Theodor Böll’ün izlerinin hissedildiği otelin resepsiyonundayım şu anda. Böll, 1972 Nobel Edebiyat Ödülü’nün de sahibi. Duvardaki çerçevede yazılanlara göz atıyorum. 1938 yılının sonbaharında çalışma kampına, bir yıl sonra da askere alınıyor. 1945 yılının nisan (Nisan) ayından eylül (Eylül) ayına kadar da, İngilizlerin ve Amerikalıların elinde savaş esiri olmuş yazar. Yapıtlarında İkinci Dünya Savaşı’nı, özellikle de insanların nasıl savaştıklarını, savaşın yıkıntılarını ve acılarını anlattığını okuduklarımdan çok iyi biliyorum. Çarpıcı yorumuyla oyuncu Aliye Uzunatağan’dan zevkle izlediğim (izleyenlerin de çok iyi hatırlayacakları gibi) ‘Katharina Blum’un Çiğnenen Onuru’ adlı oyununu da çokça duymuşsunuzdur. Duvarda yazılı bilgilerden aklımda kaldığı kadarıyla, Böll,

‘Ve O Hiçbirşey Demedi’ ('Ve O Hiçbir Şey Demedi') adlı en ünlü romanını yazarken savaş da hüküm sürmekte. Yoksulluk ve zor koşullar, hayatını değiştirmişti Böll’ün. Mayına bastığı için yaralanan dizini iyileştirebilmek için para gerektiğinde de, bu yüzden 5 gün evden çıkmadan bu yapıtı ortaya çıkarıyor. Yayınevinden aldığı para ile de dizini eski sağlığına getirmeyi başaran Böll,

LİNÇÇİ Adnan Tönel, sözcüğü sözcüğüne alıntı yaptığı kaynağı asla belirtmeden, kimseye çaktırmadan, düşünce hırsızlığı yapıyor:

"'Ve O Hiçbirşey Demedi' adlı en ünlü romanını yazarken aklında tek bir gerçek vardı. Savaş yanında yoksulluk ve zor koşullar getirmiş, hayatını değiştirmişti. Mayına bastığı için yaralanan dizini iyileştirebilmek için para gerekliydi. O yüzden Böll, 5 gün evden çıkmadan bu eseri yazdı. Yayınevinden aldığı para ile de dizini eski hale getirmeyi başardı ve yazar olarak kariyeri devam etti."

(Kaynak: Vikipedi / Heinrich Böll)

daha sonra yazdığı ‘Babasız Evler’ adlı romanını, kendi babasını yitirmesinin ardından değil; ama çevresinde savaş yılları sonrasında acı çeken onlarca çocuğu gördükten sonra oluşturur. Kendisi, savaş sonrası koşullardan, yoksulluk, açlık ve hastalık gibi sıkıntılardan hem kendi geçtiği, hem de çevresinde bu durumlardan acı çeken birçok insan gördüğünden, hiçbir zaman çocuk sahibi olmak istemez, kendi deyişiyle "Böyle bir dünyaya çocuk getirmek (getirtmek)" istememektedir.

LİNÇÇİ Adnan Tönel, sözcüğü sözcüğüne alıntı yaptığı kaynağı asla belirtmeden, kimseye çaktırmadan, düşünce hırsızlığı yapıyor:

"Daha sonra yazdığı 'Babasız Evler' adlı romanını, kendi babasını yitirmesinin ardından değil; ama çevresinde savaş yılları sonrasında acı çeken onlarca çocuğu gördükten sonra yazmıştır. Kendisi, savaş sonrası koşullardan, yoksulluk, açlık ve hastalık gibi sıkıntılardan hem kendi geçtiği, hem de çevresinde bu durumlardan acı çeken birçok insan gördüğünden, hiçbir zaman çocuk sahibi olmak istememiş, kendi deyimiyle 'Böyle bir dünyaya çocuk getirmek' istememiştir."

(Kaynak: Vikipedi / Heinrich Böll)

Ancak yazarın ölümü, kendi tercihlerini yabancılaştıracak bir finalle ironikleşir. Evde otururken,

çalan kapı ziline koşarken merdivenden yuvarlanarak hayatını kaybeder.

LİNÇÇİ Adnan Tönel, sözcüğü sözcüğüne alıntı yaptığı kaynağı asla belirtmeden, kimseye çaktırmadan, düşünce hırsızlığı yapıyor:

"...çalan kapı ziline koşarken merdivenden yuvarlanarak hayatını kaybetmiştir."

(Kaynak: Vikipedi / Heinrich Böll)

Şimdi; Kültür Başkenti seyahati düşüncesiyle geldiğim Essen’de ‘Böll Otel’de 206 numaralı odada yazmakta olduğum bu satırları, resepsiyonda görevli Türk işletmeci arkadaşın söyledikleriyle zenginleştirmek için köşemin hacmi belirli olduğundan, kültür başkenti (Kültür Başkenti) yazıma dönüş yapmaya karar veriyorum.

Essen (Ruhr bölgesi) Avrupa Birliği tarafından seçilirken, endüstri bölgesinden çekici ve dinamik Ruhr’a dönüşümün takdir edildiği anlamında öncelikli görülmüş. Günlük etkinlikler listesinden seçtiğim beden perküsyoncu Boby Mc Ferrin’in da katılacağı Schalke Stadında (Stadı'nda) gerçekleşecek ‘Hep birlikte şarkı söyleme günü’ (Sing day of Song) etkinliğine bilet almak için merkez istasyona gidiyorum. Bilet ile birlikte verilen konser programına göz attığımda 60 bin kişilik stadın konukları arasında İstanbul’dan da koro olarak katılan Avrupa Koleji öğrencilerinin olduğunu farkediyorum (fark ediyorum). Çok şaşırtıcı. Yani İstanbul’da İnönü Stadı’nda verilecek bir Kültür Başkenti konserinde ön grup olarak bir Alman okul korosunun çıkma olasılığı kadar uzak bir ihtimalle karşı karşıyayım.

Konser başladı. Muhteşem bir kültür başkenti organizasyonu. Herkes, yani 60 bin kişi ellerindeki notalardan daha önceden belirlenmiş şarkıları hep birlikte seslendiriyor. Avrupa Koleji öğrencileri de aynı şarkılara Almanca olarak eşlik ediyor. Ve ardından Boby Mc Ferrin sahne alıyor. Yılların damıtılmış tınılarıyla eskimeyen bedenini buluşturan sanatçı mütevazi (mütevazı) bir konser veriyor. Konser devam ediyor ama daha çıkacak 23 grup var Gece (gece) yarısını bulur bu konser. Oysa benim otelim 2 saat uzaklıkta. Evet evet geç oldu artık otele dönmeliyim. Ve yarın Essen sokaklarında katılacağım etkinliklerimi planlamalıyım.

Kıssadan hisse; “Kültür demlenmeden içilmeyen çay gibi bir olgu” sanırım, kültür başkenti (Kültür Başkenti) diyerek yazmaya koyulunca; yola saçılan dökülen anıları toplamaya koyulduk ama yazının uzunluğunu kestiremeden köşenin sınırlarına gelmişiz. Bu yazı geniş ölçekli vaziyette önümüzdeki hafta da devam etmeli. Bu başkentlik ünvanıyla (unvanıyla) ilgili daha anlatacak, söyleyecek çok şey var. Hele Kültür Başkenti’nde bizdeki gibi meydanın tretuvarlarının, kaldırım taşlarının söküldüğünü, insanların Essen 2010 Bürosuna (Bürosu'na / bürosuna) girebilmek için bariyerlerden atlamak zorunda olduklarını benden duyunca, kültürün ve onun başkenti olmanın yaşadığımız hayatın tam da orta yerinde can suyu hürmetinde olduğunu kolayca hissedebileceksiniz.

(Kaynak: BİRGün)


***


Ayrıca bakınız:

Çorumlu yazar LİNÇÇİ Tuncer Cücenoğlu, sosyalist sanatçı Hilmi Bulunmaz'a yanıt hakkı bile tanımayan Ali Şimşek'in gazetesi SANSÜRCÜ BİRGün'de yazdı!

ALİ ŞİMŞEK'İN KÜLTÜR-SANAT EDİTÖRÜ OLDUĞU BİRGün GAZETESİ TARAFINDAN SANSÜRLENEN HİLMİ BULUNMAZ'IN YAZISINI MUTLAKA, AMA MUTLAKA OKUYUNUZ, OKUTUNUZ!!!

Feridun Çetinkaya, BİRGün'ü değerlendiriyor!

LİNÇÇİ Yrd. Doç. Dr. Adnan Tönel, sosyalist yayın yaptığını sezdiren BİRGün'de, kendisine ekmek veren YENİ YÜZYIL ÜNİVERSİTESİ'nin reklamını yapıyor!

LİNÇÇİ Ömer F. Kurhan'ı dramaturg olarak besleyen BİRGün gazetesi yazarı Nedim Saban, Hatay'ın bir ilçesi olan Dörtyol'u Mersin'in bir ilçesi sanıyor!

Gazetecilik, iletişim, kültürel incelemeler, diyalektik imge, görsel kültür-sanat tarihi derslerinde incelenmesi gereken çok somut bir sansür vakıası!

Türkiye tiyatrosunu hızla, hem de şimşek hızıyla kirleten Mustafa Şükrü Demirkanlı komutasındaki LİNÇÇİLER, şimdi de Aziz Nesin'in adını kirletiyorlar

Onur Caymaz, LİNÇÇİ M. Ş. Demirkanlı'yı destekleyen Kültür Bakanı Ertuğrul Günay'ın da üyesi olduğu, AKP'nin "ANAYASA ÇORBASI"ndaki sineği gösteriyor!


***


"Toplumsal Araştırmalar Kültür ve Sanat İçin Vakıf'ın (TAKSAV) 12 Mart Faşizmi Kültür Bakanı Talât Sait Halman’a verdiği 'Emek Ödülü' haber linkleri"

TAKSAV'ın, 12 Mart Faşizmi Kültür Bakanı Halman'a "Emek Ödülü" vermesine karşı çıktığımızda bize teşekkür etme inceliğini gösteren E. Timur'un haberi!

Doğal tiyatral gündemleri yapay gündemler oluşturarak hiçimsemeye çalışan LİNÇÇİ Kurhan, nerede antifaşist bir durum oluşursa, orayı karalamak istiyor


***


LİNÇÇİ Ertuğrul Timur, öznesiz tümce kuruyor!

Yalan makinesi ve küfürbaz Mustafa Demirkanlı'nın sözde küfre karşı kampanyasına alet olanların imzaladıkları metni ve alet olanları teşhir ediyoruz!

Linç imzacıları listesi

21 Haziran 2010 Pazartesi

Felsefeden hiç anlamadığı için felsefesiz yazılar yazmayı sürdüren LİNÇÇİ ve "Shakespeare cahili" Yaşam Kaya, aşçı olsaydı "yumurtasız omlet" yapardı!

Oyun'un notu: Aşağıdaki yazıyı, SANSÜRCÜ Ali Şimşek'in gazetesi BİRGün'den alarak olduğu gibi yayınladık.Ancak, yazıda bulunan LİNÇÇİ ada biz link verip, bu adı kırmızı renkle biz belirginleştirdik. Ayrıca, yazıdaki bariz yazım yanlışlarını kırmızı renkle belirtip, doğrularını yeşil harflerle biz yazdık. Bunun yanı sıra, LİNÇÇİ yazar Yaşam Kaya'nın okunamaz hamlıktaki yazısını, biraz olsun olgunlaştırıp okunur hâle getirmek için yaptığımız müdahaleleri de kahverengi harflerle yine biz yazdık!


***


ÜNİVERSİTE TİYATROLARI’NDAKİ FELSEFE SORUNU


ELEŞTİRİ-YORUM
LİNÇÇİ YaŞam (Yaşam) KAYA
yasam.kaya@gmail.com
13 Haziran 2010


İstanbul 2010 Avrupa Kültür Başkenti Ajansı Sahne ve Gösteri Sanatları Koordinasyonu 2008’den bu yana kademeli olarak yönettiği ‘Üniversite Tiyatrosu’ kavramını, bu sene biraz daha genişleterek uluslararası bir arenaya taşımayı başardı. Kurumun kültür sanat politikaları büyük açmazlar halinde ilerlerken, 02-16 Mayıs 2010 tarihleri arasında gerçekleşen büyük çaptaki üniversite tiyatroları buluşması ajansı biraz rahatlatmış gözüküyor. Genç neslin ileriye dönük teatral düşüncesini ortaya koyan festivalde on oyun izlerken, bu oyunlardan yola çıkarak geniş bir konseptte değerlendirme yapma şansını yakalamış bulundum.

Avrupa Üniversiteleri Tiyatro Festivali, Türkiye’den 36, Avrupa’dan 14 ve 2010’un Türkiye’de Japon yılı (Yılı) olarak kutlanmasından dolayı 1 misafir Japon topluluğuyla festival oyunlarını tiyatroseverlerin beğenisine sundu. Ücretsiz sahnelenen gösterilere rağbetin fazla olması genç tiyatro seyirci profili açısından büyük önem oluşturuyor. Festival boyunca sahnede yer alan gösteriler sadece anı dolduran bir anlayışın ürünü. Günümüz politik ve sosyolojik yaşantısının dışında kalan oyunlar, toplumsal kaygıları karşılama anlamında büyük eksikleri içinde barındırıyor. 1960’lardan 80’lerin sonuna dek dünyanın yaşadıkları ile 1990’lardan 2010’a yaşanılanlar siyah ve beyaz kadar birbirine zıt. İşte bu zıtlığı sahneye yansıtamamış oyunlar, üniversite tiyatrolarındaki felsefe sorunsalını ortaya çıkarmış.

Atlas Sineması (İstanbul Devlet Tiyatrosu Küçük Sahne), Garajİstanbul (garajistanbul) ve Devlet Tiyatroları'nın Üsküdar Tekel (İstanbul Devlet Tiyatrosu Üsküdar Tekel Sahneleri / Tekel Sahnesi), Cevahir2 (İstanbul Devlet Tiyatrosu Cevahir Sahneleri / Salon 2), Rüştü Üzel (Uzel) Sahnesi ve Üsküdar stüdyo sahnelerinde (İstanbul Devlet Tiyatrosu Üsküdar Tekel Sahneleri / Stüdyo Sahne'de) sahnelenen yüzün üzerinde oyun içinden; Almanya Ruhr Universität Bochum Studiobühne ‘Mavi Sakal – Kadınların Umudu’, Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih Coğrafya Fakültesi Tiyatro Bölümü (Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi Tiyatro Bölümü) ‘Yalancı’, Anadolu Üniversitesi Devlet Konservatuvarı Sahne Sanatları Bölümü ‘Hayvan Çiftliği’, Bahçeşehir Üniversitesi Müzikal Topluluğu ‘Ağır Roman’, İstanbul Tıp Fakültesi Tiyatro Topluluğu ‘Fil Adam’, ODTÜ Oyuncuları ‘Kafkas Tebeşir Dairesi’ dikkat çekici gösteriler olarak hafızalarda yer edindi. Genç neslin ‘kapitalizm’ ruhu ile çatışmasını anlatan oyunların geneli aynı doğrultuda. Oyun metinleri üzerinde fazlaca oynamaların yapıldığını da belirtmek gerekli. Özellikle Goldoni’nin ‘Yalancı’sını sahneye aktaran Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih Coğrafya Fakültesi oyuncuları (Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi Oyuncuları) teatral hata üstüne hata yapıyor. ‘Fil Adam’, ‘Hayvan Çiftliği’ oyunlarında ‘para’ olgusunun yerden yere vurulması bazen trajik bazen de komediyle anlatılıyor. Ama yine dönüp dolaştığımız zaman aynı kapıya çıkıyoruz: Dönem konuları neden üniversite tiyatroları tarafından işlenmiyor?

Toplumsal kaygıları dile getirmek için, içinde bulunduğu zaman itibari ile oyun konularındaki felsefe, 2010’un dünya koşulları ile uyuşmuyor. Tek kutuplu bir dünyada insanlar kapitalizmin ne denli vahşi olduğunu yaşayarak görüyor. Siz eğer insanlara “Kapitalizm berbat bir sistem!” yargısını dayatırsanız malumu ilan etmekten başka bir şey yapmamış olursunuz. Gençlerden bu sisteme karşı alternatifler geliştiren öneriler sıralamalarını bekleriz. Yoksa sonuç olmaksızın sadece havada kalan eleştiriler, salondan dışarıya adım atıldığı anda unutulmaya yüz tutuyor. Tam bu noktada yönetmenlerin egolarından vazgeçerek gençlerin önünü açan, içinde bulunduğumuz sisteme alternatif sunan oyunlar sahnelemeleri gerekiyor. Yoksa üniversitelerde gitgide kalıplaşmış beyinlerin yer aldığı oyuncu prototiplerini göreceğiz. Ki birçok gösteride bunu rahatlıkla görebildik.

Festival, İstanbul 2010 Avrupa Kültür Başkenti Ajansı tarafından topluma sunulan önemli bir proje. Ama Avrupa’nın ve ajansın fikirleri doğrultusunda oluşturulan repertuarlar teatral değişim adına fazlaca yetersiz. Sisteme karşı alternatif sunmaya hazır beyinlerin gerçekleştireceği bir üniversite tiyatro festivali yapılırsa o zaman toplumsal değişimi başlatmış oluruz. Böylece felsefesi ile insanları derinden sarsan bir bütünlük yakalanmış olur.

(Kaynak: BİRGün)


***


Ayrıca bakınız:

SANSÜRCÜ BİRGün gazetesinde yazı yazmak için düşünce sahibi olmak gerekmez; geyik muhabbeti yapmak gerekir; LİNÇÇİ Adnan Tönel de zâten öyle yapıyor!

Çorumlu yazar LİNÇÇİ Tuncer Cücenoğlu, sosyalist sanatçı Hilmi Bulunmaz'a yanıt hakkı bile tanımayan Ali Şimşek'in gazetesi SANSÜRCÜ BİRGün'de yazdı!

ALİ ŞİMŞEK'İN KÜLTÜR-SANAT EDİTÖRÜ OLDUĞU BİRGün GAZETESİ TARAFINDAN SANSÜRLENEN HİLMİ BULUNMAZ'IN YAZISINI MUTLAKA, AMA MUTLAKA OKUYUNUZ, OKUTUNUZ!!!

Feridun Çetinkaya, BİRGün'ü değerlendiriyor!

LİNÇÇİ Yrd. Doç. Dr. Adnan Tönel, sosyalist yayın yaptığını sezdiren BİRGün'de, kendisine ekmek veren YENİ YÜZYIL ÜNİVERSİTESİ'nin reklamını yapıyor!

LİNÇÇİ Ömer F. Kurhan'ı dramaturg olarak besleyen BİRGün gazetesi yazarı Nedim Saban, Hatay'ın bir ilçesi olan Dörtyol'u Mersin'in bir ilçesi sanıyor!

Gazetecilik, iletişim, kültürel incelemeler, diyalektik imge, görsel kültür-sanat tarihi derslerinde incelenmesi gereken çok somut bir sansür vakıası!

Türkiye tiyatrosunu hızla, hem de şimşek hızıyla kirleten Mustafa Şükrü Demirkanlı komutasındaki LİNÇÇİLER, şimdi de Aziz Nesin'in adını kirletiyorlar

Onur Caymaz, LİNÇÇİ M. Ş. Demirkanlı'yı destekleyen Kültür Bakanı Ertuğrul Günay'ın da üyesi olduğu, AKP'nin "ANAYASA ÇORBASI"ndaki sineği gösteriyor!


***


"Toplumsal Araştırmalar Kültür ve Sanat İçin Vakıf'ın (TAKSAV) 12 Mart Faşizmi Kültür Bakanı Talât Sait Halman’a verdiği 'Emek Ödülü' haber linkleri"

TAKSAV'ın, 12 Mart Faşizmi Kültür Bakanı Halman'a "Emek Ödülü" vermesine karşı çıktığımızda bize teşekkür etme inceliğini gösteren E. Timur'un haberi!

Doğal tiyatral gündemleri yapay gündemler oluşturarak hiçimsemeye çalışan LİNÇÇİ Kurhan, nerede antifaşist bir durum oluşursa, orayı karalamak istiyor


***


LİNÇÇİ Ertuğrul Timur, öznesiz tümce kuruyor!

Yalan makinesi ve küfürbaz Mustafa Demirkanlı'nın sözde küfre karşı kampanyasına alet olanların imzaladıkları metni ve alet olanları teşhir ediyoruz!

Linç imzacıları listesi

10 Haziran 2009 Çarşamba

BİRGün kültür - sanat editörü Şimşek'in sansürlediği Bulunmaz'ı okuyun!


BİRGün Gazetesi Kültür - Sanat sayfası editörü(!) Ali Şimşek!

Önemli not: Oyun yazarı(!) Coşkun Büktel de daha sonra LİNÇÇİ oldu!


Coşkun Büktel ve Hilmi Bulunmaz'ın sanatsal ifâde olanaklarını imhâ etmek için "KINIYORUZ!" başlıklı aldatıcı bir linç kampanyası başlatan Mustafa Demirkanlı, Ertuğrul Timur, Ömer Kurhan, Yaşam Kaya, Can Törtop gibi tiyatro sanatını kirletenlerin kuyruğuna takılan Adnan Tönel'in de köşe yazarı olduğu BİRGÜN gazetesi Kültür-Sanat editörü ve aynı gazetede, "ELEŞTİRİYİ ÇALMAK!" başlığıyla köşe yazarlığı yapan Ali Şimşek'in gönderdiği "tekzip"i gelir gelmez, olduğu gibi yayınlıyoruz. (HB)


"tekzip 


merhaba abi; 


gazete yönetimi olarak tönel'in yazısı isim vermeden sadece temiz tiyatro vurgusu yapıyor..bu anlamda sizin yazı yine bağlamsız kalıyor... 


malesef yayınlayamıyoruz. Çok sektör içinde kalmış bir tartışma şu an okur için bağlam vermiyor..

saygılarımla

ali"


***


Yukarıdaki "tekzip"e konu olan yazıyı, gerekli gördüğümüz için, yeniden yayınlıyoruz:



Adnan Tönel, saatini kirli tiyatro zamanına göre ayarlıyor!


SANSÜR HER YERE Mİ SIZMIŞ?


Yalan makinesi, küfürbaz Mustafa Demirkanlı ile sansür makinesi Ahmet Ertuğrul Timur'un (nâm-ı diğer 3. Abdülhamid) linç girişimciliği sürecindeki kankası, yaşam câhili Adnan Tönel imzâsıyla 11 Mayıs 2009 tarihli BİRGÜN gazetesinde yayınlanan "Şimdi temiz tiyatro zamanı" başlıklı yazıya verdiğimiz yanıtın yayını, yaklaşık olarak bir aydır, BİRGÜN gazetesi yöneticileri Ali Şimşek ve Selami İnce tarafından savsaklanıp geciktiriliyor!


Birkaç gün daha bekledikten sonra BİRGÜN gazetesi yöneticilerinden umudu kesecek ve "Adnan Tönel, saatini kirli tiyatro zamanına göre ayarlıyor!" başlıklı yanıt yazımızı kendi sitemizde yayınlayacağız. (HB)

***

Yalan makinesi ve küfürbaz Mustafa Demirkanlı ile sansür makinesi Ahmet Ertuğrul Timur'un (nâm-ı diğer 3. Abdülhamid) linç girişimciliği sürecindeki kankası, yaşam câhili Adnan Tönel imzâsıyla yayınlanan BİRGün gazetesindeki yazıyı aktarıyoruz. (HB)


Şimdi temiz tiyatro zamanı

Adnan Tönel
11 Mayıs 2009

Tiyatro sanatının ülkemizdeki bireysel ve toplumsal algı sürecini oluşturan verileri, günden geceye deforme ediliyor. Tiyatro emek istiyor elbette ayrıca alınterinin karşılığı olan alkışa giden yolda çeşitli zorluklar var. Ancak sadece sahneye koymak ya da sahnede rol almak ya da oyunu yazmakla tiyatronun topluma ulaştırılma misyonu sona ermiyor. Örneğin; şartlarında meşakkatli bir tercih olan tiyatro işletmeciliğinin sorunları bir yana, bu sanat dalının nitelikli ürünlerini okuyuculara kazandıran yayınevleri ve eleştirel ya da tanıtım boyunu sırtlayan dergi-internet ayağı da son günlerde çeşitli sıkıntılar yaşıyor.

TİYATRO YAYINCILARI BİRLİK OLUŞTURDU


Basılı tiyatro yayıncılığı yapanlarla internet üzerinden tiyatro yayıncılığı hizmeti veren kişi ve kurumlar, insan niteliğini artıracak, daha kültürlü daha aydın, bilinçli insanların oluşmasında katkı sağlayacak çabalar içerisindeler. Ancak onların da bu tür yayıncılık tercihlerinde tehditler aldıklarını, küfürlere sövgülere maruz kaldıklarını biliyoruz duyuyoruz. Sanat gibi bir alanda hiç olmaması gereken bu aktöresiz saldırılara göğüs germe çabasındaki yayıncılar bu saldırılara karşı bir arada hareket etme kararı aldılar ve www.temiztiyatro.net adındaki siteden seslerini yükseltmeye başladılar.


Dokuz Tiyatro yayını Dört Tiyatro Derneğinin de desteği ile yayıncılık saldırılarına karşı hem bir protesto kampanyası, hem de hukuki süreç başlattılar. Bu kampanyada sanat yayınlarına karşı tehdit, küfür ve sövgülere karşı açılmış bir protesto grubuna bir imza ile destek verebiliyorsunuz.


Bu oluşumun güçlenerek çoğalması ve bu topraklarda yaşayan ve tiyatro yapan amatör ya da profesyonel her insanı da bütünleyecek bir şekilde genişlemesini gönül arzu ediyor. Şöyle ki; tiyatro oyuncularını bir araya getirecek bir dernek hala kurulabilmiş değil. Sinema-dizi film ve sahne sanatları ile ayakta durmaya çalışan emekçilerin haklarını gözetecek bir yasa hala çıkarılabilmiş değil. Yanısıra bir Tiyatro Yasası hala çıkarılabilmiş değil. Ve ne yazık ki, hala bir çok festival değerlendirilmelerinde yani oyun seçimlerinde, katılım için profesyonel olmayı ön koşul sayıyor jüri. Şu anda www.temiztiyatro.net adıyla ortaya çıkan birliğin, bir arada durmasının temel sebeplerinden biri kamuoyunda yaşanan olaylara da duyarlılık göstermek ve baskılara estetiğin diliyle cevap vermek olmalıdır. Belki bu tiyatro yayıncıları birliği, kendisini ay da bir yayımlayacağı bir dergi ile de ifade etmelidir. Hem kalıcı olmak hem de güçlü bir ses olabilmek için.


TEMİZ TİYATROYA DESTEK OLALIM


Sonuç olarak; bir Tiyatro Dünyası Birliği için adım atılmış olması adına, bu girişimi destekliyoruz. Konunun öncülüğünü sürdüren; Ertuğrul Timur başta olmak üzere, Tiyatro yayını yapan Tiyatro-Tiyatro Dergisi, Tiyatrodergisi.com.tr, Tiyatronline.com, Tiyatro Dünyası.com, Tiyatrom.com, Mimesis, Sahne, Teb Oyun, iatb-web.org'u kutluyoruz. Diğer taraftan, Tiyatro Vakıfları, dernekleri, meslek birlikleri ve sivil destekleyicileri de bu birliğin paylaşımcısı olarak oluşuma katkı sağlamalarını istiyoruz.


Adnan Tönel


***


Türkiye dramatik yazarlığının Everest'i Theope'nin yazarı Coşkun Büktel ve Bulunmaz Tiyatro yöneticisi sosyalist sanatçı Hilmi Bulunmaz'ın sanatsal ifade olanaklarını imha etmek için, "KINIYORUZ!" başlıklı aldatıcı bir linç kampanyası başlatan Mustafa Demirkanlı, Ertuğrul Timur, Ömer Kurhan, Yaşam Kaya, Can Törtop gibi tiyatro sanatını kirleten karanlık kişilerin kuyruğuna takılan Adnan Tönel, adlarını saydığımız kötücül şahışların etkisinde kalmış ve bu aldatıcı linç kampanyasını "ulusal basın"a taşıyıp, BİRGün gazetesini de, kötü emellerine alet ederek, linç kültürünün sadece SAĞda değil, SOLda da yeşermesi için çaba gösterdiğinde, en temel insan haklarından biri olan YANIT HAKKI isteğinde bulunduğumuz BİRGün gazetesi Kültür-Sanat editörü Ali Şimşek ve Yazıişleri Müdürü Selami İnce, bizi, yaklaşık olarak bir ay "salladıktan" sonra, bizâtihi Şimşek tarafından kaleme alınmış; "okur için bağlam vermiyor" gerekçesinin bulanık bağlamına dayanarak(!), YANIT HAKKImızı gasp etmişlerdir. BİRGün gazetesinin Ali Şimşek tarafından yönetilen Kültür-Sanat sayfasında, Adnan Tönel imzasıyla 11 Mayıs 2009 tarihinde yayınlanan "Şimdi temiz tiyatro zamanı" başlıklı dezenformatif yazının hemen ardından, bu yazıya karşı yazdığmız ve doğal olarak, bize kalleşçe saldıran Tönel'in yazısının yayınlandığı BİRGün'de yayınlatmayı düşündüğümüz YANITımızı, yazımızın ilk yazıldığı tarih olan 14 Mayıs 2009'u koruyarak okurlarımızın dikkatine sunuyoruz. (HB)


Adnan Tönel, saatini kirli tiyatro zamanına göre ayarlıyor!



Hilmi Bulunmaz

14 Mayıs 2009

Adnan Tönel, 11 Mayıs 2009 tarihli BİRGün’de, "Şimdi temiz tiyatro zamanı" başlıklı bir yazı yayımladı. Tönel bu yazısında, Coşkun Büktel ve Hilmi Bulunmaz'ı, adlarını vermeden, sinsice "eleştirdi".


Tönel, neye dayanarak Büktel ve Bulunmaz’ı “eleştirdi”? Düzeysiz yayıncılığıyla, Türkiye tiyatrosunu kirleten Tiyatro… Tiyatro… dergisi sahibi Mustafa Demirkanlı'nın başını çektiği, Büktel ve Bulunmaz'ın sanatsal ifade olanaklarını imha etmek isteyen, sözde “küfre karşıt” ilginç bir linç kampanyasına dayanarak “eleştirdi”.


Peki, Demirkanlı’nın başını çektiği kampanyayla linç edilmek istenen Büktel ve Bulunmaz'ın "suçları" neydi?


Büktel’in “suçu”, Türkiye’nin en tanınmış tiyatro profesörü Özdemir Nutku’nun CD’yle saptanmış iftirasını kamuoyuna mal etmekti. (Bakınız: http://www.coskunbuktel.com/buktelnihayet.htm) Büktel’in yazdığı Theope oyununun oynanmasını engellemek için iftiraya başvuran ve "Fransızca'da 16. Yüzyıl'da yazılmış 'Theope' adlı bir oyun var. Fransızca bilenler bu oyunu bi şey etmeliler, yani bi bakmalılar aradaki benzerliği görmek için" diyerek varolmayan "ikinci bir Theope" uyduran ve tümüyle uydurma bu iftirasını, yaklaşık otuz kişilik Devlet Tiyatroları Koordinasyon Kurulu toplantısında dile getiren Nutku; Büktel’in Özdemir Nutku iftirasını deşifre etmek için harcadığı çaba sonucu, tiyatro kamuoyu önünde “zor” durumda kalınca; Nutku’dan çok Nutkucu rolüne soyunan Demirkanlı, zâten okunmayan dergisi Tiyatro… Tiyatro…’nun olmayan gücünü artırmak için, yani sadece ve sadece kendisini kurtarmak için, kendisine payanda olarak bulduğu imzacılarla birlikte, âdeta “altın vuruş” yaparak linç kampanyasından medet ummaya başladı.


Bulunmaz’ın “suçu” ise, Toplumsal Araştırmalar Kültür ve Sanat İçin Vakıf’ın (TAKSAV) 12 Mart Faşizmi Kültür Bakanı Talât Sait Halman’a verdiği “Emek Ödülü”ne karşı çıkmaktı. (Bakınız: "Toplumsal Araştırmalar Kültür ve Sanat İçin Vakıf'ın (TAKSAV) 12 Mart Faşizmi Kültür Bakanı Talat Sait Halman’a verdiği “Emek Ödülü” haber linkleri") Kendilerini “sol” değerlerle piyasaya süren TAKSAVlılar, 11 kişiden oluşan Danışma Kurulu’nun onayıyla, 12 Mart Faşizmi Kültür Bakanı Halman’a, 13. Uluslararası Ankara Tiyatro Festivali’nde “Emek Ödülü” verince, bu tavra ilk karşı çıkan ve bu karşı çıkışını sürekli hâle getiren Bulunmaz da, yayıncılığıyla Türkiye tiyatrosunu kirleten Demirkanlı’nın hışmına uğradı. Bir kampanyayla iki linç kuran Demirkanlı’nın başlattığı sürecin beslenmesi için figüranlara da ihtiyaç vardı. BİRGün'ün köşe yazarı Tönel de bu figüranlardan biridir.


Bulunmaz’ın TAKSAV’a karşı işlediği “suçun” yanında, bağışlanamaz bir “suçu” daha vardı. Linç kampanyasının başlamasının hemen arifesinde, Bulunmaz, tiyatroyun.blogspot.com sitesi aracılığıyla, tiyatro yayıncılarından, gayet anlaşılır, gayet alçakgönüllü bir istekte bulunmuştu:


"Halka ve tiyatro kamuoyuna gerçeği, sadece gerçeği söylemek zorunda olan tiyatro dergilerinin yöneticilerini ve matbaa sahiplerini göreve çağırıyoruz! Bütün tiyatro dergilerinin gerçek, sadece gerçek tirajlarını açıklamalarını bekliyoruz. Bunun için, matbaadan alınan gerçek, sadece gerçek faturaları beyan etmelerini istiyoruz."


Bulunmaz’ın işlediği bu "suç" için, hemen kollar sıvandı ve gerçeği, sadece gerçeği dile getirmek yerine, Demirkanlı’nın başını çektiği linç kampanyasının düğmesine basıldı.


Düğmeye basıldıktan sonra da, www.tiyatroyun.blogspot.com sitesinde şunları yazmak zorunda kaldım:


"Biz, aşağıda linkini verdiğimiz açıklama isteğimizi dile getirdikten haftalar sonra, MİMESİS dergisi sorumlu yazı işleri müdürü Cüneyt Yalaz , SAHNE dergisi yayın yönetmeni T. Murat Demirbaş, Tiyatro... Tiyatro... dergisi sahibi yalan makinesi, küfürbaz, linç çağrıcısı Mustafa Demirkanlı, TEB OYUN dergisi yayın yönetmeni Hasan Anamur, KAVUKLU dergisi yöneticisi, yanıt olarak Hilmi Bulunmaz ve Coşkun Büktel için linç kampanyası başlattılar! Böylece, tirajları şaibeli duruma gelen dergilere, T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı Devlet Tiyatroları Genel Müdürlüğü ve İstanbul Büyükşehir Belediyesi Şehir Tiyatroları Genel Müdürlüğü ilan ve reklam verirken, son derecede dikkatli davranmak zorundalar. Benim ve halkımın verdiği vergileri, hiç kimsenin çarçur etme hakkı yoktur. Hem, sade vatandaş olarak ve hem de profesyonel tiyatro sahibi olarak, reklam verenleri, bu konuda özenli davranmaya davet ediyorum."


(Bakınız: Bulunmaz, "Halka ve tiyatro kamuoyuna gerçeği, sadece gerçeği söylemek zorunda olan tiyatro dergilerinin yöneticilerini ve matbaa sahiplerini göreve çağırıyoruz!")


Büktel'in iftiraya karşı sürdürdüğü inatçı tavırla, Bulunmaz’ın 12 Mart Faşizmi Kültür Bakanı’na “Emek Ödülü” veren TAKSAV’a ve gerçekleri gizleyen tiyatro yayıncılarına karşı yürüttüğü savaşımdan rahatsızlık duyan kirli tiyatro yayıncısı Demirkanlı, başlattığı linç kampanyasıyla, Ahmet Ertuğrul Timur, Ömer F. Kurhan, Yaşam Kaya gibi (Bulunmaz ve Büktel'in sert ama haklı eleştirilerine maruz kalmış) “yayıncılar”dan da destek alarak, kapitalist tiyatro sürecinin ilelebet muhafaza ve müdafaa edilmesi için son çırpınışlarını yaşıyor!


Tönel de, bu sürecin dışında kalmamak için, yalancılığı belgelerle, küfürbazlığı mahkemelerle tescillenmiş Mustafa Demirkanlı; sansürcülüğü tescillenmiş Ahmet Ertuğrul Timur, tehditçiliği "Bıçak sırtı yazılar için bıçakların bilenmekte olduğunu belirtmekte yarar var" sözüyle tescillenmiş tehditkâr bileyci Ömer F. Kurhan ve Yaşam Kaya’nın peşine takılarak, linç yangınına körükle gidiyor. Büktel ve Bulunmaz’ın linç edilmesi için BİRGün gazetesindeki köşesini kötüye kullanmakta hiçbir sakınca görmeyen Tönel, yalancı, iftiracı, sansürcü ve tehditçi tiyatro yayıncılarının yanında saf tutarak, linç kampanyasına imza verirken, aslında yalana, iftiraya, sansüre ve tehdide imza vermiş oluyor.


***


BELGESEL BÖLÜM:



Tönel, diyor ki:


“…internet üzerinden tiyatro yayıncılığı hizmeti veren kişi ve kurumlar, insan niteliğini artıracak, daha kültürlü daha aydın, bilinçli insanların oluşmasında katkı sağlayacak çabalar içerisindeler.”


Kim bu Tönel’in eşkalini verdiği “tiyatro yayıncılığı hizmeti veren kişi”ler?


Tönel’in eşkalini verdiği bu kişiler, linç çağrıcıları!


Tönel, linç çağrıcılarını savunurken diyor ki;


"Ancak onların da bu tür yayıncılık tercihlerinde tehditler aldıklarını, küfürlere sövgülere maruz kaldıklarını biliyoruz duyuyoruz. Sanat gibi bir alanda hiç olmaması gereken bu aktöresiz saldırılara göğüs germe çabasındaki yayıncılar bu saldırılara karşı bir arada hareket etme kararı aldılar ve www.temiztiyatro.net adındaki siteden seslerini yükseltmeye başladılar."


Tönel, Büktel ve Bulunmaz’ı, adlarını vermeden, sinsice “eleştirmek”le birlikte, www.temiztiyatro.net sitesinin, yani kendisinin de içinde bulunmaktan “mutluluk” duyduğu linç çağrıcılarının adresini hiç ikirciklenmeden BİRGün okurlarına sunarak, linç kampanyasındaki figüranlık görevini “layıkıyla” yerine getirmekle birlikte, yeni figüranlara da “görev bilinci” aşılıyor.


Tönel’in adresini verdiği ve linç çağrıcılarının bulunduğu bu sözde “temiz”, özde kirli sitede bakınız Büktel ve Bulunmaz için neler söyleniyor?


"Tiyatro kamuoyunun tanıklık ettiği üzere, oyun ve dizi film yazarı Coşkun Büktel ve internet ortamını hesapsızca kullanan Hüseyin Hilmi Bulunmaz, kişisel site ve bloglarını sistemli aşağılama, hakaret ve küfür aracı olarak kullanarak Türkiye tiyatrosunun kurum ve kişilerine saldırmakta ve rencide etmektedirler."


Peki, bu “saptamalar” yapılırken, “aşağılama, hakaret ve küfür”ler orijinal kaynağı gösterilerek ve orijinal kaynağındaki bağlamdan koparılmadan herhangi somut bir kanıt yada belge sunulabiliyor mu?


Asla sunulmuyor, asla sunulamıyor! Linç kampanyası başlatanlar yada linç kampanyasında figüranlık yapanların klasik “numaraları”, orijinal kaynaktan asla somut kanıt yada belge göstermemektir. Gösterir gibi yapsalar bile, mutlaka orijinal kaynaktaki bağlamından kopararak göstermektir! Çünkü gerçekleri gizleyip yalanların hizmetinde kulluk yapanların niyetleri, bozuk giden bir şeyleri düzeltmek değil; doğru giden bir şeyleri bozmaktır. Doğruları yanlış olarak gösteremedikleri zaman da, okurların ikirciklenmelerini “sağlamaktır”!


www.temiztiyatro.net sitesinin ne kadar temiz olduğunu bir tek somut örnekle görmek mümkündür. 6 Mayıs'ta Taraf gazetesinde çıkan iftira yazısını kampanya bildirisiyle aynı sayfada ve "kampanyamız basında da yer buldu" ibaresiyle yayınladılar. Ama 11 Mayıs'ta, Taraf, Büktel'in cevabını yayınlayınca, "temiz tiyatrocular" okurları zehirleyen o yazının cevabı olan panzehiri yayınlamayı asla düşünmediler. Olay unutulsun diye, zehir yazıyı ana sayfadan çıkarıp bir başka sayfaya taşımakla yetindiler. Zehir hala sitede ama panzehirden tek cümle haber yok. Karşımızdakiler işte ancak bu kadar "temiz yayıncı"...


Tescilli yalancı Mustafa Demirkanlı’yla birlikte, tescilli sansürcü Ahmet Ertuğrul Timur (nam-ı diğer 3. Abdülhamid), tescilli tehditkâr bileyci Ömer F. Kurhan’ın başını çektiği ve linç çağrıcılarının tıka basa doldurduğu bu sözde “temiz”, özde kirli sitede imzaları bulunanlar, Coşkun Büktel ve Hilmi Bulunmaz’ın, her zaman için orijinal kaynaktan tanık, kanıt, belge göstererek yazı yazmalarına karşın, kendileri, orijinal kaynağını göstererek, bizim küfür ettiğimizi belgeleyemiyorlar. Çünkü biz küfür etmedik. Yalnızca, takma isimli sapıkları ve sapıkça tutumları, vahametlerine uygun ve "TDK Türkçe Sözlük"te "argo" bile sayılmayan sıfatlarla haklı olarak niteledik. Üstelik o sıfatların sayıca çok daha fazlasına haksız olarak muhatap olmuş, linççilerin sayısız yalan ve iftirasına maruz kalmıştık.


Peki iftiralarını gerçekmiş gibi gösterebilmek için ne yapıyorlar? Orijinal kaynaktaki bağlamından cımbızla kopardıkları sözleri kullanarak bizleri küfürbaz ilan edebiliyorlar. Herhangi bir bilgi, belgenin orijinal kaynağı niçin belirtilmez, orijinal kaynağa niçin link verilmez? Bunun tek bir açıklaması var; iftira atmak, saptırmak için... Orijinal kaynaktaki gerçekleri okurlardan saklamak için... Linç çağrıcıları da bunu yapıyorlar. Böylelikle, Adnan Tönel’i bile kandırabiliyorlar. Ya da Tönel "suçlu güçlülerle" aynı safta olmayı daha rantabl bulduğu için, gönüllü olarak kanıyor. Tönel de bu kervana katılıp, bu kampanyadaki figüranlığına sığınarak, sadece kendisini değil, “sol” değerlere sahip olduğunu iddia eden BİRGün okurlarını da bu gayya kuyusunun dibine boca etmek “şerefine nail oluyor”!


Linç kampanyası sürecini ve bu sürece neden olan Büktel/Bulunmaz belgeli, kanıtlı yayıncılık hattını incelemek için, www.coskunbuktel.com ile www.tiyatroyun.blogspot.com sitelerini izlemenizde yarar var.


Hilmi Bulunmaz

8 Şubat 2010 Pazartesi

Gazetecilik, iletişim, kültürel incelemeler, diyalektik imge, görsel kültür-sanat tarihi derslerinde incelenmesi gereken çok somut bir sansür vakıası!

BİRGün gazetesi Kültür-Sanat sayfası editörü Ali Şimşek


ALİ ŞİMŞEK'İN KÜLTÜR-SANAT EDİTÖRÜ OLDUĞU BİRGün GAZETESİ TARAFINDAN SANSÜRLENEN HİLMİ BULUNMAZ'IN YAZISINI MUTLAKA, AMA MUTLAKA OKUYUNUZ, OKUTUNUZ!!!


Türkiye dramatik yazarlığının Everest'i ve "Türk dilinde yazılmış en iyi oyun" olan Theope'nin yazarı Coşkun Büktel ile Bulunmaz Tiyatro yöneticisi sosyalist sanatçı Hilmi Bulunmaz'ın sanatsal ifade olanaklarını imha etmek için,

"KINIYORUZ!"

aldatıcı başlıklı bir

linç kampanyası

başlatan yalan makinesi, küfürbaz, linç kampanyası ana sponsorlarından Mustafa Şükrü Demirkanlı, Ahmet Ertuğrul Timur, Müşteki Ömer Faruk Kurhan, yaşam cahili Yaşam Kaya, İsmail Can Törtop gibi tiyatro sanatını kirletenlerin kuyruğuna takılan Adnan Tönel'in de köşe yazarı olduğu BİRGün gazetesi Kültür-Sanat editörü ve aynı gazetede, "ELEŞTİRİYİ ÇALMAK!" başlığıyla köşe yazarlığı yapan Ali Şimşek'in gönderdiği "tekzip"i gelir gelmez, olduğu gibi yayınlıyoruz. (HB)


Yukarıdaki yazının devamı ve ADNAN TÖNEL'İN SANSÜRLENMEYEN KALLEŞÇE YAZILMIŞ YAZISIYLA, HİLMİ BULUNMAZ'IN SANSÜRLENEN KALLEŞÇE YAZILMAMIŞ YAZISINI OKUMAK İÇİN TIKLAYINIZ!

6 Kasım 2011 Pazar

Özgürlük ve Dayanışma Partisi'ne yakınlığıyla bilinen SANSÜRCÜ gazete BİRGün'ün tiyatrodan anlamayan yazarı Ahmet Meriç Şenyüz yine çalakalem yazıyor!

Tiyatro oyununu Zerdüşt ayini sandılar


Ahmet Meriç Şenyüz
5 Kasım 2011


Saadet Partisi’ne yakınlığıyla bilinen Milli Gazete dünkü manşetinde skandal bir habere imza attı. Milli Gazete, Kandil’de yapılan bir tiyatro gösterisini ‘Zerdüşt ayini’ sanarak manşetine taşıdı. Haberi, aralarında Sabah gazetesi ve Samanyolu Haber’in de yer aldığı bütün yandaş siteler de ciddiye alarak yayımladı. Oysa, fotoğraflar PKK’lilerin Kandil’de sıklıkla düzenlediği tiyatro gösterilerinden birine ait.

HİÇ Mİ TİYATRO OYUNU İZLEMEDİNİZ?

Mustafa Kılıç imzalı haber; “Milli Gazete’nin ulaştığı ayin fotoğraflarında terör örgütü militanları Öcalan fotoğrafı altında ateşe secde edip, sembolik krala tapıyor” üst başlığıyla sunuldu. Oysa, sembolik krala tapıldığının delili olarak konan fotoğrafta, bunun bir tiyatro oyunu ve arkadakinin de bir dekor olduğu hiçbir kuşkuya yer bırakmayacak şekilde anlaşılıyor. PKK’lilerin eğitim kamplarında sıklıkla tiyatro gösterileri düzenledikleri bir sır değil. Dileyen okurlarımız YouTube ve benzeri video paylaşım sitelerinde, “gerilla tiyatrosu” şeklinde arama yaptırarak Kandil’deki tiyatro gösterilerinin videolarına ulaşabilir. Ancak haberi hazırlayanlar ya da bu haberi hiç kuşku duymadan internet sitelerine taşıyanlar, hayatlarında tiyatro oyunu görmemiş olacaklar ki bir tiyatro mizanseninden olduğu apaçık bu fotoğrafları ‘ayin’ zannedebiliyorlar(!).

BİLMEZLİKTEN GELEREK HABER YAZMAK

Aslında meselenin, tiyatro oyunun yanlış anlamakla ilgisinin bulunmadığı, haberi hazırlayanların ‘gerilla tiyatrosu’ndan bal gibi haberdar oldukları, okumaya devam ettikçe ortaya çıkıyor: “Örgüte katılan gençleri, yetiştiği sosyo-kültürel yapıdan ve dini inançlarından arındırmaya çalışan örgüt, ilk önce, tiyatro ve kısa piyeslerle gençlerin zihinlerini yıkamaya başlıyor. Hazırlanan piyesler daha çok mağaralar da oynanıyor. Mağaraya kurulan bir sahnede sözde tanrı kral bulunuyor. Mabed olarak kabul edilen saray figürünün önünde bulunan kişiye tanrı kral sıfatını yükleyen militanlar, bu figür üzerinden, suratlarına yaptıkları makyajlarla, canlandırma yapıyorlar. Canlandırma yapılan piyeslerde kullanılan giysiler ve figürler, piyeslerde M.Ö. çağlara yani pagan dönemine ait konuların işlendiğini gösteriyor.” Tabii bu satırları haber diye yazanlar, klasik tiyatronun en önemli eserlerinin M.Ö’deki çağları konu olduğunu bilmezlikten geliyor. Üstelik “gerilla tiyatrosu” yazıp google’de aratarak ‘pagan dönemlerle’ falan hiçbir alakası olmayan bir sürü tiyatro oyununun görüntüsüne ulaşılacağını bildikleri halde…

ZERDÜŞT AYİNİNDE ATEŞE SECDE YOK

Haberden çok korku filmi metnini andıran dehşet verici ‘yazı’ şu ifadelerle sürüyor: “Örgüt üyeleri belirlenen dönemlerde Abdullah Öcalan'ın resimlerinin bulunduğu alanlarda bir araya gelerek ibadet yapıyor. Düz bir alana yakılan ateşin etrafında kırmızı, sarı ve yeşil renkli kıyafetlerle yapılan sapkın ayine ateşin etrafını saran diğer militanlar da katılıyor. Zerdüşt felsefesine birebir uyan ayinlerde bir önder etraftaki insanları ateşe davet ediyor.” Oysa, Zerdüşt ayinlerinde ateşin önünde secde etmek gibi bir ritüel bulunmuyor. Bakın tüm dinlerle ilgili verdiği güvenilir bilgilerle bu konuda kaynak kabul edilen BBC’nin online dinler katalogunda Zerdüştlükle ilgili hangi bilgiler veriliyor: “Zerdüştiler Batılı kültürlerde sanıldığı gibi ateşe tapmazlar. Zerdüştiler dünyada bulunan elementlerin saf olduğuna ve ateşin tanrının ışığı veya irfanı olduğuna inanırlar. Dini törenlere ya da ayinlere çok fazla önem vermeden, "iyi sözler, iyi düşünceler ve iyi hareketler" ilkelerine odaklanırlar. Zerdüştiler günde birkaç sefer dua ederler.” Özcesi, Zerdüştlerde bırakalım böyle sarılı, kırmızılı garip kostümler giyip ateş önünde secde etmeyi, klasik anlamda bir ‘ayin’ bile söz konusu değil. Biçimci bir din olmayan Zerdüştilikte, sık sık Tanrı’ya dua etmek esas, dua ederken özel bir kostüm giyilmesi söz konusu bile değil. Amaç, ‘sivil Cuma’ eylemleriyle siyasal İslamcıların elinden din kozunu almaya başlayan Kürt hareketini Zerdüşt ilan ederek itibarsızlaştırmak.

(Kaynak: BİRGün)


***


Ayrıca bakınız:

ALİ ŞİMŞEK'İN KÜLTÜR-SANAT EDİTÖRÜ OLDUĞU BİRGün GAZETESİ TARAFINDAN SANSÜRLENEN HİLMİ BULUNMAZ'IN YAZISINI MUTLAKA, AMA MUTLAKA OKUYUNUZ, OKUTUNUZ!!!

Adnan Tönel, saatini kirli tiyatro zamanına göre ayarlıyor!

Feridun Çetinkaya, SANSÜRCÜ BİRGün'ü değerlendiriyor!

Onur Caymaz, LİNÇÇİ M. Ş. Demirkanlı'yı destekleyen Kültür Bakanı Ertuğrul Günay'ın da üyesi olduğu, AKP'nin "ANAYASA ÇORBASI"ndaki sineği gösteriyor!

Çorumlu yazar LİNÇÇİ Tuncer Cücenoğlu, sosyalist sanatçı Hilmi Bulunmaz'a yanıt hakkı bile tanımayan Ali Şimşek'in gazetesi SANSÜRCÜ BİRGün'de yazdı!

LİNÇÇİ Adnan Tönel gibi zavallıları besleyen BİRGün gazetesi, sadece sosyalist sanatçı Hilmi Bulunmaz'a değil; işine gelmeyen herkese sansür uyguluyor

"Meta estetiği hizmetçisi" Sayın LİNÇÇİ Yrd. Doç. Dr. Adnan Tönel, SANSÜRCÜ BİRGün gazetesindeki köşesini tamamıyla kişisel çıkarları için kullanıyor!

Kendini tanıtıp satışını artırmak için Deniz Gezmiş'in adını bile kullanan BİRGün, tiyatro konusunda LİNÇÇİ Adnan Tönel'le LİNÇÇİ Yaşam Kaya'ya teslim

Coşkun Büktel'le Hilmi Bulunmaz'ın sanatsal ifade olanaklarını imha etmek için LİNÇ KAMPANYASI düzenleyenlerden Adnan Tönel'in peşini hiç bırakmıyoruz

Pek muhterem LİNÇÇİ Yrd. Doç. Dr. Adnan Tönel, tamamıyla kişisel çıkarları için yazı yazdığı SANSÜRCÜ gazete BİRGün'ü "facebook bataklığı"na düşürmüş!

Tiyatroda saflar netleşiyor; bir yanda Kültür Bakanlığı çanağı yalayan, Efes Pilsen tezgâhtarlığı yapan, Lions Ödülleri alanlar; diğer yanda BULUNMAZ!

SANSÜRCÜ BİRGün gazetesinde yazı yazmak için düşünce sahibi olmak gerekmez; geyik muhabbeti yapmak gerekir; LİNÇÇİ Adnan Tönel de zâten öyle yapıyor!

Felsefeden hiç anlamadığı için felsefesiz yazılar yazmayı sürdüren LİNÇÇİ ve "Shakespeare cahili" Yaşam Kaya, aşçı olsaydı "yumurtasız omlet" yapardı!

İçinde SANSÜRCÜ ve LİNÇÇİ kişilerin cirit attığı BİRGün, basit bir haberi bile yazmaktan yoksun, yazınsal kısırlık yaşayanların çiftliği görünümünde!

LİNÇÇİ Adnan Tönel, LİNÇÇİ Yaşam Kaya, SANSÜRCÜ Ali Şimşek gibi yazarlar(!)ın da yazı yazdığı BİRGün Gazetesi köşe yazarı Onur Caymaz'dan hoş bir şiir

Hiçbir zaman sosyalist olmadığı için, "sosyalistlikten istifa işlemi" başlatamayacak BİRGün, Taraf yazarı Ümit Kıvanç'ın kaleminin ucuna kadar düştü!

SANSÜRCÜ BİRGün gazetesinin LİNÇÇİ yazarı Yrd. Doç. Dr. Adnan Tönel, YAVŞAK sözcüğünün yozlaştırılmasına kendi çapında katkıda bulunmak için çabalıyor

LİNÇ KAMPANYASI ana sponsorlarından LİNÇÇİ Mimesis, 12 Mart Faşizmi Kültür Bakanı Talât Sait Halman'a "Emek Ödülü" veren TAKSAV'a "kutsallık" katıyor!

1100 tiyatro haininin imzasıyla hayatiyet bulan LİNÇ KAMPANYASI alçaklığı şımşek hızıyla silinirken, biz, LİNÇÇİ Tönel'in metnini koruma altına aldık!

Sosyalist Sanatçı Hilmi Bulunmaz'ın yanıt hakkını gasp edip SANSÜRCÜLÜK yapan BİRGün Gazetesi, şimdi de dolandırıcılık ve sahtekârlığa mı başladı?!...

LİNÇÇİ Oyun Atölyesi'nin patronu ve Shakespeare çocuğu Nihat Haluk Bilginer, eleştiriye bile katlanamayıp, avukatı Süleyman Anıl'ı harekete geçiriyor!

SANSÜRCÜ gazete BİRGün'de ilginç bir köşe yazısı!

SANSÜRCÜ BİRGün Gazetesi'nde LİNÇÇİ bir yazar: Yaşam Kaya!

SANSÜRCÜ gazete BİRGün, mikrofonun büyük kısmını LİNÇ KAMPANYASI imzacılarına tuttu!

LİNÇÇİ Yrd. Doç. Dr. Adnan Tönel, SANSÜRCÜ gazetede üfürüyor!

LİNÇÇİ Yaşam Kaya, SANSÜRCÜ BİRGün Gazetesi'nde üfürüyor!

LİNÇÇİ Mustafa Demirkanlı'nın SANSÜRCÜ BİRGün'deki yazıları!

SANSÜRCÜ gazete BİRGün'de yazılar yazan(?!) LİNÇÇİ Yrd. Doç. Dr. Adnan Tönel, genç beyinleri durdurmak için, Yeni Yüzyıl Üniversitesi'ni kullanıyor!!!

SANSÜRCÜ gazete BİRGün'de yazı yazan(?!) LİNÇ KAMPANYASI ana sponsorlarından Yaşam Kaya, hiç utanıp sıkılmadan sansürden yakınma ayaklarına yatıyor!!!

LİNÇÇİ Yrd. Doç. Dr. Adnan Tönel'in Coşkun Büktel'le Hilmi Bulunmaz'a iftira attığı gazetesi SANSÜRCÜ BİRGün yanıt yollayan Asu Maro olunca yayınladı!

Elifi mertek sanan Millî Gazete yazarından çok garip bir yazı!