7 Mart 2009 Cumartesi

Ömer F. Kurhan Dedikodu mu Yapıyor, Enformasyon mu Veriyor?

Hilmi Bulunmaz
9 Mart 2009


Kurhan, 7 Mart 2009 tarihli "Mehmet Atak Dedikodu mu Yapıyor, Enformasyon mu Veriyor?" başlıklı yazısını, her zamanki gibi yine sansürü ve skandalları (Örnekse bakınız: "Özdemir Nutku skandalı", "Talât Halman skandalı") örtbas etme telaşıyla, okurları yanıltıp sitemizi bloke ederek gündemimizi saptırmak amacıyla kaleme almış. Kurhan, tiyatral iktidarın sansür yada skandallarına karşı ne zaman bir tepki geliştirmeye kalkışsak, hemen karşı tepki vererek sansürün ve skandalların örtbas edilmesine yoğun bir çaba harcayıp; yanlışın doğru, doğrunun yanlış olarak algılanması için, adeta bir “yazı makinesi” gibi seri üretimde bulunuyor. Kurhan, okurlarımızın bilgilenmesinin önünde bir “dedikodu ustası” olarak, tüm “lafazanlık becerileri”(!)ni sergiliyor. Kurhan, kalemini, sansürün ve skandalların örtbas edilmesini her daim tercih eden tiyatral iktidarın hizmetine adamış görünüyor. Tiyatral iktidarın Kurhan’ı tebrik etmesi gerekiyor. İktidar adına Kurhan’ı tebrik ediyorum!

Bir hayli dramatik özel sorunlarım nedeniyle, Kurhan’ın, Toplumsal Araştırmalar Kültür ve Sanat İçin Vakıf’ın (TAKSAV) 12 Mart Faşizmi Kültür Bakanı Talât Sait Halman’a verdiği "Emek Ödülü"nü eleştirdiğim bir yazıma karşı yazdığı ikinci yazısına (Bakınız: "Talat S. Halman'a Verilen Emek Ödülü Ve TAKSAV Tartışmaları – 2"), şimdiye dek, yanıt verebilecek bir olanak bulamadım. Bu nedenle, sonradan yazdığı yazılarına “değerlendirme” yapmamaya özen gösterdiğim Kurhan, "Mehmet Atak Dedikodu mu Yapıyor, Enformasyon mu Veriyor?" başlıklı yazısıyla, beni bu kararımdan dönmeye zorladı. Her ne kadar okurlarımız, Kurhan’ın düzeyini algılayabilecek donanıma sahip olsalar da, Kurhan’ın “düşünmekten bile hızlı yazdığı” yazılarını hiç okumamış “yeni okurlarım”ı aydınlatma göreviyle karşı karşıyayım. Kurhan’ın, esas konuyu gözden kaçırıp, kıytırık konularla demagoji yaptığını belirtmek zorundayım. Bir demagoji ustası olduğunu düşünen, zekası için değilse de, yazma konusundaki sürati nedeniyle, Kurhan bayağı başarılı(!) İktidar adına Kurhan’ı tebrik ediyorum!

Timur’un sansürcülüğünü, Timur, özür dilediği halde, Timur’dan çok Timurcu bir mantıkla savunmaya çalışan Kurhan, bizim, Mehmet Atak’ın "Birkaç anekdot" yazısına attığımız “Sansürün kanıksandığı tiyatromuzda, SS (Hitler'i müdafaa tümeni) mantığıyla hareket eden sansürcüleri SS (Sıfır Sansür) anlayışımızla deşifre ediyoruz.” başlığımızın dört satırlık hacminden bile rahatsızlık duyup, yine çarşaf gibi bir yazı döşenmiş. Timur’dan çok Timurcu, sansürcüden çok sansürcü olan Kurhan, "Mehmet Atak Dedikodu mu Yapıyor, Enformasyon mu Veriyor?" başlıklı yazısıyla, Internet ortamına bir “acaba” daha eklemeye çalışıyor. İktidar adına Kurhan’ı tebrik ediyorum!

Mehmet Atak, kaleme aldığı ve tam 23 tanık (Aslı Öngören, Ümran İnceoğlu, Ayça Telırmak, Celile Toyon, Rozet Hubeş, Bennu Yıldırımlar, Bensu Orhunöz, Zihni Göktay, Berrin Akdeniz, Betül Kızılok, Esin Umulu, Candan Sabuncu, Eftal Gülbudak, Ayşe Emel Mesci, Murat Bavli, Fırat Tanış, Sevin Okyay, Serdar Orçin, Eray Kahya, Hale Akınlı, Mazlum Kiper, Sevinç Erbulak, Semah Tuğsel) gösterdiği "Birkaç anekdot" başlıklı yazısında "sansürcü" sözünü kullanmamış. Atak, sansürcüye “sansürcü” dememiş.

Peki ne demiş?

"Timur düzeltmeyi yayınlamadı ve projenin Sibel Arslan Yeşilay'ın tasarımı olduğu yönünde yanlış bir belge bırakmayı tercih etti."

demiş!

Peki, Atak’ın bu sözünün Türkçe’deki karşılığı ne?

SANSÜR.

Sansür eylemini yapana ne denir?

SANSÜRCÜ.

Peki, bizim Atak’ın "Birkaç anekdot" başlıklı yazısına attığımız üst başlık ne?

"Sansürün kanıksandığı tiyatromuzda, SS (Hitler'i müdafaa tümeni) mantığıyla hareket eden sansürcüleri SS (Sıfır Sansür) anlayışımızla deşifre ediyoruz."

Dört satırlık bu sözümüze, editör olarak sahip çıkıyoruz. www.tiyatrom.com sitesinin editörü Timur’u, bana ve Coşkun Büktel’e uyguladığı sansür nedeniyle, sansürcü olarak yaftalamıştım, şimdi de Mehmet Atak’a uyguladığı sansür nedeniyle, Timur’u yeniden sansürcü olarak yaftalıyorum. Atak’ın “sansür” suçlamasına ("Timur düzeltmeyi yayınlamadı… yanlış bir belge bırakmayı tercih etti."), inatla gözlerini yuman ve sadece kendisi gözlerini yummakla kalmayıp, herkesin, sansür karşısında gözlerini yummasını savunmaya kalkışan karanlık işçisi Kurhan, demagoji yapmanın ötesine geçmiyor, geçemiyor. Çünkü, Kurhan’ın böyle bir niyeti olmadığı ortada. Karanlık işçiliğini inatla sürdüren Kurhan, yazdıklarıyla iktidarı besliyor. İktidar adına Kurhan’ı tebrik ediyorum!

Kurhan, Atak’ın her birinin adını verdiği 23 tanığa karşın, o tanıkların hiçbirini görmeye ve göstermeye yanaşmayarak (23 kişinin adını sansürleyerek) bir yazı kaleme alabiliyor. Kurhan, sansür iktidarının sürmesi için, tam 23 kişinin tanıklığına karşın, demagoji ustalığına güvenerek, somut gerçekleri örtbas etmeye çalışıyor. İktidar adına Kurhan’ı tebrik ediyorum!

Mehmet Atak’ın, sansürü mahkum ettiği enformasyon yazısına, dedikodu belgesi muamelesi yapma canbazlığı gösteren Kurhan, en hafif deyimiyle demagojik davranıp, okurları yanıltmak istiyor. Okurlarımızı geri zekâlılaştırmak için yoğun bir çaba harcayan Kurhan, sadece İATP-G ve kendi sitesini yeterli görmemiş olacak ki, bizim sitemizi de dedikodu, demagoji düzeyindeki yazılarıyla bloke etmeye çalışıyor. Demagoji ustalığını kullanarak, sansürü örtbas etmek isteyen Kurhan, üstlenmiş göründüğü görevi başarıyla yerine getiriyor. İktidar adına Kurhan’ı tebrik ediyorum!

***

Yukarıdaki yazıyı hazırladıktan sonra, Coşkun Büktel’in sitesinde, "COŞKUN BÜKTEL; TİMUR’UN ATAK’A; BULUNMAZ’A VE BÜKTEL’E CEVAPLARINI DEĞERLENDİRİYOR" başlıklı yazısına eklediği "GÜNCELLEME 7 Mart 2009" notunu okudum:

..........Timur, Atak'tan özür diledi ama Timur'un ardındaki "hınk deyiciler", Timur'dan çok Timurcu bir tavırla, (Atak'ın isim isim sıraladığı 20'den fazla tiyatrocunun tanıklığını kurnazca bir ahmaklıkla görmezden gelerek) Mehmet Atak'tan ve Atak'ın anekdotunu (en sıradan geri zekâlının bile kavrayabileceği nedenlerle) sansür suçlaması olarak değerlendirdiği için Hilmi Bulunmaz'dan, hesap sormaya kalkıyorlar. Laf canbazı olduklarını sanan bu kifayetsiz hokkabazlar, Atak'ın 23 tiyatrocu tanık (Aslı Öngören, Ümran İnceoğlu, Ayça Telırmak, Celile Toyon, Rozet Hubeş, Bennu Yıldırımlar, Bensu Orhunöz, Zihni Göktay, Berrin Akdeniz, Betül Kızılok, Esin Umulu, Candan Sabuncu, Eftal Gülbudak, Ayşe Emel Mesci, Murat Bavli, Fırat Tanış, Sevin Okyay, Serdar Orçin, Eray Kahya, Hale Akınlı, Mazlum Kiper, Sevinç Erbulak, Semah Tuğsel) sıraladıktan sonra kurduğu cümle ("Timur düzeltmeyi yayınlamadı ve projenin Sibel Arslan Yeşilay'ın tasarımı olduğu yönünde yanlış bir belge bırakmayı tercih etti.") sanki ciddi bir sansür suçlaması içermiyormuş gibi bir hava yaratmaya kalkışıyor; ve isimleri verilmiş 23 tanığı görmezden gelerek, o tanıklardan hiç söz etmeyerek, (çamuru altına, iki kere ikiyi beşe, karpuzu peştemala dönüştürmeyi bile mümkün kılacağına inandıkları) mugalata (laf salatası) yöntemiyle önemli ayrıntıları görmezden gelip, zurnanın zırt dediği yeri es geçip, kıldan tüyden alakasız şeylerle dikkatleri dağıtarak, güneşi (hatta "Özdemir Nutku skandalı"nı) bile örtbas edebileceklerini sandıkları gibi; sansürcü Timur'un bu yeni sansürünü bile (hatta Timur'un özür dilemiş olmasına rağmen) örtbas edebileceklerine güveniyor; okurların zekâsına açıkça küfretmekten çekinmiyorlar. Bu hokkabazların hiçbir kanıt, belge, kaynak, alıntı içermeyen, entelektüel taklidi bir "edadan" ibaret son hilekarlıklarını, hak ettikleri yere, "Timur'un çöplüğü" bölümüne koymak yerine, ana sayfasına koyarak, okurların dezenformasyonuna katkıda bulunduğu ve beni bu satırlara mesai harcamak zorunda bıraktığı için, Hilmi Bulunmaz'ı kınıyorum.

..........Bakınız:
www.tiyatroyun.blogspot.com

***

23 tanığı görmezden gelen (23 kişinin adına sansür koyan) Kurhan’ın yazısını, "Timur'un çöplüğü" bölümüne koymak yerine, OYUN’a koymam nedeniyle beni kınayan Coşkun Büktel’e hak veriyor ve Kurhan’ın yazısını, ait olduğu yere, "Timur'un çöplüğü"ne postalıyorum. Bundan böyle, Kurhan’ın dedikoduyu aşmayan yazılarını, "Timur’un çöplüğü"nde okuyabilirsiniz. Bize gönderdiği her yazıyı, mutlaka, ama mutlaka yayınlayacağız. Kurhan’ın yazılarına bir tıkla ulaşabilirsiniz. (Bakınız: "Timur’un çöp kutusu")

Not: İşlerimin yoğunluğu nedeniyle, Kurhan’ın yazısına karşılık yazmakta geciktiğim için okurlarımdan özür dilerim.