18 Eylül 2010 Cumartesi

Hiçbir zaman sosyalist olmadığı için, "sosyalistlikten istifa işlemi" başlatamayacak BİRGün, Taraf yazarı Ümit Kıvanç'ın kaleminin ucuna kadar düştü!

AÇIN TÜRKİYE'NİN ÖNÜNÜ


Sosyalistlikten istifa işlemleri tamamlanıyor


Ümit Kıvanç
18 Eylül 2010


Erken öten horoz konumu netamelidir. Hele olabilecek felaketler konusunda birilerini uyarmaya çabalıyorsan. Hem öttüğün sırada bıçağı kapan üstüne saldırır hem de söylediklerin gerçekleştiğinde “ben demiştim”ciliğin keyfini sürmen ihtimali yoktur.

Bîçare köşeyazarınızın da aralarında bulunduğu bazı solcular, uzun yıllardır, sosyalistlerin devrimciliğinin telef olduğunu, silkinip, bizi sosyalist yapan şeyin özünü yeniden kavramaya çalışmazsak sonumuzun kötü olacağını söyleyip durduk. Elbette işitmediğimiz küfür kalmadı. Halen, dünyada eşitliğin bir noktada zor kullanılmaksızın asla sağlanamayacağına iman etmiş benim gibi biri bile “liberal” diye yaftalanıyor. Sırf durumun saçmalığını göstermek için hatırlatıyorum; burada takılmayacağız.

Bugün memleketteki birçok samimi solcu insanın hâlâ bir tür gönül bağıyla bağlı olduğu Birgün gazetesi, halkın seçtiği siyasî iktidar ile İttihatçı rejimin bekçisi ordu arasında kaçınılmaz kapışma nihayet başladığında, “Yesinler birbirlerini” dedi, hatırlayacağınız üzre. Bu kendi başına dünya sosyalist hareket tarihine geçecek bir ayıptı, bunu anlatamadık. Ergenekon soruşturmaları, davaları ardarda gelmeye başladığında, özellikle Taraf gazetesi, memleketteki gerçek iktidarın ipliğini pazara çıkarmaya koyulduğunda, Birgün, “Taraf hazine yardımıyla çıktı” cinsi haberler yapıyordu.

Tarihin herhangi bir döneminde, dünyanın herhangi bir yerinde, herhangi bir sosyalist için, Taraf gazetesi, “doğal müttefik”tir. Aksini savunmanız ancak Taraf’ı, Ümit’i ya da herhangi birilerini, baştan, kendi kurduğunuz yalan sistematiği içerisinde biryerlere yerleştirmenizle mümkündür. Bunun, ne yazık ki ahlâkını çoktan terk etmiş sol içi geleneksel mekanizması şöyle işler: Önce herkesi birilerinin şeytan olduğuna inandırırsınız, sonra onların her yaptığı kötü olur. Nitekim Birgün (çevresi) de böyle yaptı.

Bu yüzden, benim gibilerin “arkadaşlar, yapmayın, etmeyin, kendinizi çok kötü durumlara düşüreceksiniz” uyarıları sadece düşmanca sataşmalar olarak algılandı.

Ve referandum sonrasına geldik. Azıcık izan sahibi hiç kimse gözlerine inanamamıştır herhalde: Birgün, referandum sonucunu “milliyetçi muhafazakâr tablo değişmedi”, “yüzde 60 sağ - yüzde 40 sol dengesi oturdu” filan gibi akıl kaçırtacak sözlerle yorumladı. Buna göre, Nişantaşı’nın halktan iğrenen ırkçıları, Cihangir’in ille de orijinallik peşindeki şuursuzları, İzmir’in Kürtleri taşlayan beyinsizleri, şehit cenazesi kaldırmaktan ruhu kararmış, kinle dolmuş Egeliler, Hrant’ı yaşarken öldüren o ahlâksızca hükmü veren yargıçlar, devletin koçbaşı Hürriyet gazetesi, dağda bekleşen dokuz gerillayı sebepsiz yere öldürten kuvvet komutanı, Silivri cezaevindeki Ergenekon sanıkları... “yüzde 40 sol”a dahildir. Birgün ile birlikte. Biz de işte, ABD ve AB emperyalizmleri ile F tipi örgütlerin ya gönüllü hizmetkârı ya şuursuz şakşakçıları olarak, “yüzde 60 sağ”a dahiliz.

Lütfen gece yatağa uzandığınızda gözlerinizi kapatıp kendinizi samimi olarak yoklayın; siz buna sahiden inanıyor musunuz, ey Birgün okurları? Düşünürken kolaylık sağlaması için size ek malzeme vereyim. Bunun yanısıra, solcular Hrant’ın duruşmalarına niye gitmedi, “Hrant için adalet için” arayışına niye omuz vermedi, bunu da katarak düşünür müsünüz lütfen. Ya da isterseniz başka bir konu seçin. Son yıllarda memleket gündemini meşgul eden, insanların ama öyle ama böyle tavır almaya zorlandığı hangi olayda, sizin çevrenizden dikkate alınmaya değer bir yaklaşım, bir öneri geldi? Var mı cevabınız?

Aslında çenemizi boşuna yoruyoruz. Çünkü giderek tuttuğumuz saflar öyle bir ayrışıyor ki, ben Gaziantepli esnafla, Bursalı benzinciyle, mahalledeki otoparkçıyla, “ben komünistim” diye açık açık da belirterek gayet iyi anlaşabilirken, siz devrimci karargâh sandığınız küçük burjuva lokalinde duvarlara hayalî şeytan figürleri asıp bunlara ok atıyorsunuz. Ve sözümona devrimci kalıyorsunuz. Maalesef bu mümkün değil.

Sizin dünyadaki ve memleketteki gelişmeleri anlamaktan aciz olduğunuzu kabul etmekle birlikte, esas sorunun burada olmadığını düşünüyorum. Baksanız elbette anlayacaksınız, kimseden eksiğiniz yok, ama bir şey sizi gözlerinizi kapatmaya itiyor. Çünkü esas sorun sosyalistliğin, devrimciliğin ne olduğuna dair kendi yarattığınız bir uğursuz tasvire tapınmanızda. Şiddetle Lenin okumanızı öneririm. Evet, insanın aşırı iradecilikle, “Leninist parti”yle özdeşleştirilmiş bir teorisyenden demokratik mücadele konusunda akıl almasını önermek tuhaf; ama inanın çok faydalı olacaktır. “Kitleler”in eğilimleri, talepleri ile “bilinçli önderlik”in atacağı adımların ilişkisine en çok kafa yormuş insandır.

Ağabeylerinizin Lenin’den anlayıp size aktardığı, galiba aşağı yukarı şöyle bir şey: Bütün iktidar sovyetlere verilmesin, çünkü bu meclislerdeki işçi ve asker temsilcileri dindar.

Rosa Luxemburg’u hatırlayabilirsiniz, meselâ. Böylesine kahraman, akıllı ve güzel bir kadın var tarihimizde. Acaba ne demiş, ne yapmış, bilir miyiz? Antonio Gramsci neler karalamış o defterlerine, sizi hiç ilgilendiriyor mu?

Ama doğru. Bunlar kitap. Size lâzım değil. Bizim gibi cahiller için. Siz hâlâ “önce ithal ikâmeci ekonomi vardı, sonra emperyalizm gelip şey yaptı” falan diye konuşan ağabeylerinize kulak verirsiniz, yeter. Böylece taş atıp kolunuz yorulmadan en sıkı sosyalist olursunuz. Memleketin aslî sorunu olan derin devlet diktatörlüğü rejiminin değişmesine yolaçabilecek gelişmeler yaşanırken, siz, otokrasi, burjuvazi ve Çarlık ordusu subaylarıyla birlikte “sol” kampı oluşturun. Bu halinizle, değil devrimci, “demokrat arkadaş” bile olamazsınız.

Ben Humeyni ile aynı safta Şah rejimine karşı savaşır, sonra da iktidar mücadelesini kaybedip öldürülürdüm. Kabul. Siz ne yapardınız? Şah’ın ordusu kefen giymiş yürüyen on binlerce insana ateş açarken “yesinler birbirlerini” derdiniz, onu biliyoruz. Sonra?

Artık maalesef sonrasını da biliyoruz galiba

***

Diğer Ümit Kıvanç Makaleleri:
Sosyalistlikten istifa işlemleri tamamlanıyor - 18.09.2010
Adalet Hanım’a yumurta atmak - 11.09.2010
‘Maden’, Hanefi Avcı’dan çıktı - 04.09.2010
Tıp ilerledi Cemil Bey, tedavisi mümkündür - 28.08.2010
Hrant konusunda alternatif savunma - 21.08.2010
Ata’nın sesi tiz değil! Ata’nın sesi tiz değil! - 14.08.2010
Bakalım paşanın burcu uygun mu - 07.08.2010
“Kirli savaş”ın daha da kirlisi - 31.07.2010
‘Günahtır’ derken on kere düşünmeli - 24.07.2010
O topa ben nasıl girmeyeyim şimdi - 17.07.2010
Esasa giriyorum - 10.07.2010
Hain internet ve Türk sağının kaymayan ekseni - 26.06.2010
Kürt meselesi hallolunmaktadır - 19.06.2010
Ahmet Davutoğlu, PR elemanına dönüşmese - 12.06.2010
İsrail gibi olmak, ne demek - 05.06.2010
Tüm makaleleri >>

(Kaynak: Taraf)


***


Ayrıca bakınız:

LİNÇÇİ Adnan Tönel gibi zavallıları besleyen BİRGün gazetesi, sadece sosyalist sanatçı Hilmi Bulunmaz'a değil; işine gelmeyen herkese sansür uyguluyor

"Meta estetiği hizmetçisi" Sayın LİNÇÇİ Yrd. Doç. Dr. Adnan Tönel, SANSÜRCÜ BİRGün gazetesindeki köşesini tamamıyla kişisel çıkarları için kullanıyor!

Kendini tanıtıp satışını artırmak için Deniz Gezmiş'in adını bile kullanan BİRGün, tiyatro konusunda LİNÇÇİ Adnan Tönel'le LİNÇÇİ Yaşam Kaya'ya teslim

Coşkun Büktel'le Hilmi Bulunmaz'ın sanatsal ifade olanaklarını imha etmek için LİNÇ KAMPANYASI düzenleyenlerden Adnan Tönel'in peşini hiç bırakmıyoruz

Pek muhterem LİNÇÇİ Yrd. Doç. Dr. Adnan Tönel, tamamıyla kişisel çıkarları için yazı yazdığı SANSÜRCÜ gazete BİRGün'ü "facebook bataklığı"na düşürmüş!

Tiyatroda saflar netleşiyor; bir yanda Kültür Bakanlığı çanağı yalayan, Efes Pilsen tezgâhtarlığı yapan, Lions Ödülleri alanlar; diğer yanda BULUNMAZ!

SANSÜRCÜ BİRGün gazetesinde yazı yazmak için düşünce sahibi olmak gerekmez; geyik muhabbeti yapmak gerekir; LİNÇÇİ Adnan Tönel de zâten öyle yapıyor!

Felsefeden hiç anlamadığı için felsefesiz yazılar yazmayı sürdüren LİNÇÇİ ve "Shakespeare cahili" Yaşam Kaya, aşçı olsaydı "yumurtasız omlet" yapardı!

İçinde SANSÜRCÜ ve LİNÇÇİ kişilerin cirit attığı BİRGün, basit bir haberi bile yazmaktan yoksun, yazınsal kısırlık yaşayanların çiftliği görünümünde!

LİNÇÇİ Adnan Tönel, LİNÇÇİ Yaşam Kaya, SANSÜRCÜ Ali Şimşek gibi yazarlar(!)ın da yazı yazdığı BİRGün Gazetesi köşe yazarı Onur Caymaz'dan hoş bir şiir

Hilmi Bulunmaz'a yanıt hakkı bile tanımayan BİRGün'de, Tuncer Cücenoğlu, Yaşam Kaya, Adnan Tönel gibi LİNÇÇİ imzaların yanında Onur Caymaz da yazıyor!

"Toplumsal Araştırmalar Kültür ve Sanat İçin Vakıf'ın (TAKSAV) 12 Mart Faşizmi Kültür Bakanı Talât Sait Halman’a verdiği 'Emek Ödülü' haber linkleri"

TAKSAV'ın, 12 Mart Faşizmi Kültür Bakanı Halman'a "Emek Ödülü" vermesine karşı çıktığımızda bize teşekkür etme inceliğini gösteren E. Timur'un haberi!

Doğal tiyatral gündemleri yapay gündemler oluşturarak hiçimsemeye çalışan LİNÇÇİ Kurhan, nerede antifaşist bir durum oluşursa, orayı karalamak istiyor

Pek muhterem LİNÇÇİ Yrd. Doç. Dr. Adnan Tönel, tamamıyla kişisel çıkarları için yazı yazdığı SANSÜRCÜ gazete BİRGün'ü "facebook bataklığı"na düşürmüş!

Yalan makinesi ve küfürbaz Mustafa Demirkanlı'nın sözde küfre karşı kampanyasına alet olanların imzaladıkları metni ve alet olanları teşhir ediyoruz!

Linç imzacıları listesi