Leyla Erbil sorgusu için yayınlar alaka düzeyine göre sıralanmış olarak gösteriliyor. Tarihe göre sırala Tüm yayınları göster
Leyla Erbil sorgusu için yayınlar alaka düzeyine göre sıralanmış olarak gösteriliyor. Tarihe göre sırala Tüm yayınları göster

6 Ağustos 2008 Çarşamba

Direnenler de var!...

12 Eylül Faşizmi ile hesaplaşmada son derecede nazlı davranan Türkiye entelektüelleri, süngünün ucuyla kabul ettirilen Anayasa'nın gölgesine sığınmakta hiçbir sakınca görmüyorlar. 12 Eylül Faşizmi ile hesaplaşmayı gündemlerine almayan hükümetlerin kültür politikalarına payanda olmaya erinmeyen yazarlar, Frankfurt Kitap Fuarı sürecinden kişisel olarak yararlanma cihetine gidiyorlar. Oysa, faşizmin kalıcılaşmasına karşı çıkma düzlemlerinden biri olabilecek Frankfurt Kitap Fuarı süreci, uluslararası bağlamda da ses getirebilecek bir "şans" veriyor. Bu durumdan "yararlanan" ve demokrasi duygusu oluşumuna katkıda bulunan; Ahmet Oktay, Leyla Erbil, Füsun Akatlı, Nezihe Meriç, Demir Özlü, Enver Aysever, Pınar Kür ve Tahsin Yücel gibi direnenlere teşekkür borçluyuz...

Konuyla ilgili haberi Milliyet'ten aktarıyoruz:


‘Frankfurt’ tartışması bitmiyor!

KÜLTÜR SANAT SERVİSİ

Ahmet Oktay, Leyla Erbil, Füsun Akatlı, Nezihe Meriç, Demir Özlü, Enver Aysever, Pınar Kür ve Tahsin Yücel, Frankfurt Kitap Fuarı’na katılmayacaklarını açıkladılar.

14-19 Ekim 2008 tarihleri arasında yapılacak olan Frankfurt Kitap Fuarı’na Türkiye’nin konuk ülke olarak katılması etrafındaki tartışma sürüyor.

Milliyet, 16 Temmuz’da yaptığı haberde; Füsun Akatlı, Leyla Erbil, Tahsin Yücel ve Nihat Behram’ın fuar organizasyonu içinde yer almayı reddettiklerini bildirmiş, Füsun Akatlı’nın konuyla ilgili açıklamasına yer vermişti.

Akatlı, “Cumhuriyetle kavgalı bir iktidarın ‘kültür çıkartması’nın aktörlerinden biri” olmayacağını söyleyerek, “Frankfurt Kitap Fuarı’na katılmak dünya görüşüme ve politik duruşuma aykırı” demişti.

‘Bakanlıktan müdahale yok’

Bunun üzerine Ulusal Yürütme Komitesi adına Müge Gürsoy Sökmen (Ulusal Yürütme Komitesi Eşbaşkanı), Enver Ercan (Yazarlar Komitesi Moderatörü), Münir Üstün (Yayıncılık Komitesi Moderatörü) ve Tanıl Bora (Konferanslar ve Bilimsel Toplantılar Komitesi Moderatörü) kamuoyuna bir açıklama yapmıştı. Açıklamada “Frankfurt Kitap Fuarı, devletler ve hükümetler arası bir organizasyon değil, yayın dünyasının bir organizasyonu” denilmişti. Müge Sökmen, Enver Ercan, Münir Üstün ve Tanıl Bora, söz konusu açıklamada yazar örgütlerinin temsilcilerinden oluşan Yazarlar Komitesi’ne bakanlıktan ya da diğer komitelerden herhangi bir müdahale olmadığını da belirtmişlerdi. Ancak Frankfurt Kitap Fuarı yaklaşırken, organizasyonda sular durulmadı.

‘Yazar örgütleri şeffaf değil’

Dün Milliyet’e e-posta yoluyla sekiz yazarın imzasını taşıyan bir duyuru ulaştı. Ahmet Oktay, Leyla Erbil, Füsun Akatlı, Nezihe Meriç, Demir Özlü, Enver Aysever, Pınar Kür ve Tahsin Yücel; “AKP iktidarına ve onun Kültür Turizm Bakanı’na güvenmedikleri ve yazar örgütlerinin bu fuar katılım sürecinde şeffaf olmadığı, çok ciddi kaygılar üretecek ölçüt sorunuyla karşı karşıya oldukları” gerekçesiyle Frankfurt Kitap Fuarı’na katılmayı reddettiklerini duyurdular. Bir yandan da geçtiğimiz hafta Frankfurt Kitap Fuarı Konuk Ülke Türkiye Ulusal Komitesi, fuara katılacak yazarların isimlerini açıkladı.

Şu ana kadar sessiz kalmayı tercih eden “Fuar’a katılacak yazarlar”ın ne düşündükleri ise bir süredir merak konusuydu. Son protesto metninden sonra, Frankfurt Kitap Fuarı etkinlikleri için yapılan davete icabet edecek yazarlarla konuştuk.

Katılımcılar arasında ağır basan görüş, bu fuarın partiler üstü bir organizasyon olduğu, protesto gerekiyorsa bunun Frankfurt’ta yapılması gerektiği...

FUARA KATILACAKLAR

‘Kimsenin yandaşı değilim’
GÜLTEN AKIN: Bunu ulusal bir mesele olarak görmek gerek. Ne hükümetler kalıcı ne de insanlar. Bu ülkenin yazarları da orada görünmeli. Sağlığım elverirse gideceğim. Orada söz söylemek, susarak protesto etmekten daha iyi. Oturup yönetici dalkavukluğu yapacak değiliz. Dünyada ezilen insanlar, yok edilen bu kadar varlık için savaşmanın bir yolu da bizim gibi yazarların orada konuşmasından geçiyor. Bizim silahımız kalemimiz. Ben kimsenin yandaşı değilim, hele ki iktidarın hiç. Bugüne kadar da hiçbir iktidardan yana olmadım.

‘Bir iletişim platformu’
ASLI ERDOĞAN: AKP’ye oy vermedim, AKP yandaşı değilim ama olsaydım bile bu hükümetin enerjiden çevreye, pek çok politikasını eleştirirdim. Ama Kültür Bakanlığı, en az eleştirebileceğim bakanlık. Açıkçası ben sol görüşlü bir kadın yazar olarak ayrımcılığa uğrayacağımı düşünüyordum; oysa böyle olmadı. Eğer bu, tüm kültür endüstirisine yönelik bir protesto olsaydı, saygı duyardım. Ayrıca sonuç olarak orası bir iletişim platformu. Gittiğimizde, ister Alman hükümetine ister Türk hükümetine ya da uluslararası yayıncıların tavırlarına bir eleştiri getireceksek bunun asıl yeri Frankfurt Kitap Fuarı zaten.

‘Yoksulluğu anlatacağım’
ECE TEMELKURAN: Avrupa’da bulunduğum süre içinde, Türkiye’de kendi aramızda, AKP’ye ve ılımlı İslam’a sinirlenmemizin hiçbir işlevi olmadığını gördüm. Ilımlı İslam bir siyasi projeyse, bu projeyi eleştiren herkes, mümkün olan her ortamda ve dilde bunu ifade etmeli. Ben de Türkiye’deki yoksulluğu anlatmak için Frankfurt’a gidiyorum. Herkes kendi Türkiye’sini Frankfurt’ta anlatmak için gitmeli. Protesto eden yazarların çekincelerini ve kırgınlıklarını anlıyorum. Öte yandan ılımlı İslam uluslararası bir projedir; bunun eleştirisinin ve muhalafetinin yapılmasını gerektirecek koşullar doğarsa, bu da uluslararası düzeyde yapılmadır.

‘Katılmayanları anlıyorum’
DENİZ KAVUKÇUOĞLU: Berlin Kitap Şenliği’nin açılışını yaptım, ancak Frankfurt’a yazar olarak değil TÜYAP Genel Koordinatörü olarak katılacağım. Bu etkinliklerin düzenlenmesinde gerek Türkiye Yayıncılar Birliği’nin gerekse yazar kuruluşlarının çok büyük emeği olduğunu biliyorum. Olayın sivil toplum yanının, bu emeklerin boşa gitmemesi için ben fuara katılmaktan yanayım. Ama katılmayan arkadaşların da duyarlılıklarını anlıyorum.

‘Çok büyük bir fırsat’
HİLMİ YAVUZ: Frankfurt Kitap Fuarı, bu yıl Türkiye ve elbette Türk edebiyatı için, uluslararası ölçekte benzersiz bir tanıtım ve iletişim olanağı sunuyor. Başka bir deyişle, çok büyük bir fırsat! Bu olanağın, gerekçeleri su götürür birtakım mahalli siyasi kaygılarla heba edilmesi düpedüz budalalık olur. Mesele, pire için yorgan yakmaya benziyor. Üstelik yazar örgütlerinin tam desteğini almış bir etkinliğe, örgütsel dayanışma gereği sahip çıkılmasından yana bir tavır koymak bana çok daha ahlaki görünüyor. Yazar örgütlerini iktidar siyasetine eklemlenmiş göstermekse, ayrıca, bu örgütleri bilinçsizlikle itham etmek anlamına gelir ki, ilgililer herhalde bunu gereken yanıtı vereceklerdir. Fuara, muhalif arkadaşlarımın duydukları kaygıları paylaşmadığım için, gönül rahatlığıyla katılacağım.

‘Hep birlikte söylemeliydik’
OYA BAYDAR: Frankfurt Kitap Fuarı’nın konukları, şu veya bu parti, şu veya bu hükümet değil, bir ülkedir; bu yıl da Türkiye konuk ülke olacak. Her birine gerçekten değer verdiğim, saygı duyduğum protestocu yazarlarımız, katılmayı reddederek ve başkalarının da reddetmesi için çağrı yaparak, AKP’den, Kültür Bakanlığı’ndan değil, Türkiye’den birşeyler eksiltmiş olacaklar. Edebiyatımızın tanıtılması, yayılması eksik, gidenlerin yüreği kırık kalacak. Bizim kısır kavgalarımız, siyasal-ideolojik cepheleşmemiz, orada kimseleri ilgilendirmiyor. Onlar yazdıklarımızla ve sözümüzle ilgililer. Bu sözü bütün çeşitliliğiyle, hep birlikte söylememizi isterdim. Yazık!...

(Kaynak: Milliyet)

29 Eylül 2008 Pazartesi

Derya Önder, önemli bir haber sunuyor...

Hükümetin sunduğu olanaktan yararlanmak istemeyip, Frankfurt Kitap Fuarı'nı protesto eden Leyla Erbil (Bakınız: AKP'yi protesto etmeyen, düzene karşı çıkamaz!), yazarlar tarafından benimsenmeye başlandı. Derya Önder'in haberini soL gazetesinden okumak için tıklayınız:

Yazarlar Leyla Erbil'i anlattı

8 Ağustos 2008 Cuma

Günay, büyüklere küçük masallar anlatıyor!...

Türkiye Cumhuriyeti'ni, Osmanlı Cumhuriyeti haline getirmek için siyaset yapan AKP'nin devşirme bakanı, Kültür Padişahı Ertuğrul Günay, büyüklere, inandırıcılıktan yoksun küçük masallar anlatıyor!...

12 Eylül Faşizmi ile hesaplaşmaktan kaytaran yazarları da yedeğine alıp, Frankfurt Çıkarması yapmak isteyen Kültür Padişahı, süngünün ucuyla kabul ettirilen Anayasa'dan aldığı güçle siyaset yapan bir partinin vitrinindeki adam olarak, anlattığı masallara, bizim de inanmamızı istiyor!...

Ama biz, inanmıyoruz!!!

Milliyet'e yansıyan çaresizliğinin fotoğrafını görmeniz için dikkatinize sunuyoruz:


Günay: Fuarı anlamamışlar

Ömer Erbil İstanbul

Kültür ve Turizm Bakanı Ertuğrul Günay, dokuz yazarın Frankfurt Kitap Fuarı’na yönelik yaptığı açıklamalara sert tepki gösterdi

Kültür ve Turizm Bakanı Ertuğrul Günay, Türkiye’nin konuk ülke olacağı 2008 Frankfurt Kitap Fuarı’na katılmayacağını söyleyen bazı yazarların gösterdiği ‘AKP iktidarına ve onun Kültür Turizm Bakanı’na güvenmedikleri’ şeklindeki gerekçe hakkında Milliyet’e açıklamalarda bulundu.

Bakan,“Frankfurt Kitap Fuarı’na AKP’nin katıldığını düşünüyorlarsa, bu, fuarı henüz anlamadıklarını gösteriyor” dedi.

Türk edebiyatının usta yazarları Füsun Akatlı, Leyla Erbil, Tahsin Yücel, Nihat Behram, Ahmet Oktay, Nezihe Meriç, Demir Özlü, Enver Aysever ve Pınar Kür, Frankfurt Kitap Fuarı’na katılmayı reddetmiş ve gerekçe olarak “Cumhuriyet’le kavgalı bir iktidarın kültür çıkarmasının aktörlerinden biri” olmayacaklarını belirterek, “AKP iktidarına ve onun Kültür Turizm Bakanı’na güvenmediklerini ve yazar örgütlerinin bu fuar katılım sürecinde şeffaf olmadığını, çok ciddi kaygılar üretecek ölçüt sorunuyla karşı karşıya olduklarını” söylemişlerdi.

‘Yayıncıların organizasyonu’

Yazarların bu açıklamalarının üzerine Müge Gürsoy Sökmen (Ulusal Yürütme Komitesi Eşbaşkanı), Enver Ercan (Yazarlar Komitesi Moderatörü), Münir Üstün (Yayıncılık Komitesi Moderatörü) ve Tanıl Bora (Konferanslar ve Bilimsel Toplantılar Komitesi Moderatörü) Frankfurt Kitap Fuarı’nın ‘devletler ve hükümetler arası bir organizasyon değil, yayın dünyasının bir organizasyonu’ olduğuna dikkat çekmişlerdi.

‘Mesafeli duruyoruz’

Bu tartışma sürecinin sonunda Kültür ve Turizm Bakanı Ertuğrul Günay Frankfurt Kitap Fuarı’na Türkiye’nin katıldığını, AKP’nin ise Türkiye’ye hizmet ettiğini söyleyerek, şöyle konuştu:

“Frankfurt Fuarı’nın alt yapısını, üzerine düşen görevleri hükümet yerine getiriyor. Biz ‘şu AKP’li, çağıralım’ zihniyetiyle yaklaşmıyoruz. Hangi iktidar olursa olsun bu fuarı görmezden gelemez. Biz de bu fuara mesafeli durarak, yayın dünyasının bağımsız bir şekilde katılımını sağlayarak bir alt yapı oluşturuyoruz.”

(Kaynak: Milliyet)

30 Ekim 2014 Perşembe

Çalana, dalana, ulana, yalana, yılana karşı çıktıkça sıcacık izleniyoruz!...

Hilmi Bulunmaz,
Tweetin retweetlendi!
Hilmi Bulunmaz
Melih Anık adlı kişiye yanıt olarak
Hilmi BulunmazHilmi Bulunmaz
@BulunmazTiyatro
@melihanik

Sadece Leyla Erbil'in değil tüm Erbil'lerin tüm hikâyeleri, konularıyla, niyetleriyle, söylemleriyle entelektüel tatmini geçmez!


31 Eki 2014 06:31
Retweetleyen:

Melih AnıkMelih Anık @melihanik
2676 takipçiye.

@melihanik hakkında daha fazla bilgi al.
Profillerini görüntüle

23 Ekim 2010 Cumartesi

LİNÇÇİ Üstün Akmen'in "Eyyy Sayın İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı! Sözüm Sizedir..." yazısının altına imzalarıyla destek verenlerin listesini sunuyoruz

(...)

Destekleyicilerimin adlarını aşağıda abece sırasına uygun olarak açıklıyorum.

Adnan ÖZYALÇINER (Yazar)
Ahmet LEVENDOĞLU (Tiyatro Stüdyosu Genel Sanat Yönetmeni)
Akif YEŞİLKAYA
Arzu AÇIKGÖZ
Atila ALPÖGE (Yazar)
Ayşen İNCİ (Oyuncu)
Ayşen ÖNEN (Uluslararası Hukukçu Kadınlar Konfederasyonu Başkan Yardımcısı)
Başak MEŞE (Tiyatro Pera-Oyuncu)
Defne HALMAN (Oyuncu)
Dilek ÜNAL (Tiyatro Pera)
Emek Uyar
Emre ERDEM (Dramaturg/Tiyatro Eleştirmeni/ITI Başkan Yardımcısı)
Erdinç ANAZ (Tiyatro Pera-Oyuncu/Koreograf)
Esen ÇAMURDAN (Dramaturg/Tiyatro Eleştirmeni)
Eser RÜZGÂR (Tiyatro Eleştirmeni)
Ezgi KASAPOĞLU (Tiyatro Pera)
Filiz KUTLAR (Oyuncu)
Fuat ULUS (Dr/Psikiyatr)
LİNÇÇİ Genco Erkal (LİNÇÇİ Dostlar Tiyatrosu-Oyuncu/Yönetmen)
Gözde ÖZDEMİR
Hale ŞENÖZGEN
LİNÇÇİ Hasan ANAMUR (Prof. Dr./Tiyatro Eleştirmeni)
Hasan ÖZTÜRK
Hülya KARAKAŞ (Oyuncu/Yönetmen)
LİNÇÇİ Hülya NUTKU (Prof. Dr./Tiyatro Eleştirmeni)
İhsan ATA (Tiyatro Eleştirmeni)
İlker YİĞEN (Tiyatro Pera)
Kamer YILDIZ (Tiyatro Stüdyosu)
Koray TARAKÇIOĞLU (Tekstil Mühendisi)
Levent ÖKTEM (Tiyatro Pera-Oyuncu)
Leyla ERBİL (Yazar); Leyla YAZICI
Linda ÇANDIR (Tiyatro Pera)
Mehmet ASLAN (Tiyatro Pera)
Mehmet ATAK (Oyuncu/Yönetmen)
Mesut ÖNEN (Prof. Dr./Hukukçu)
LİNÇÇİ Metin Boran (Tiyatro Eleştirmeni)
Muhammet UZUNER (Tiyatro Pera)
LİNÇÇİ Murat KARASU (Oyuncu/Yönetmen)
Nesrin KAZANKAYA (Tiyatro Pera- Oyuncu/Yönetmen)
Nihat BEHRAM (Şair/Yazar)
Nihat ZİYALAN (Oyuncu)
LİNÇÇİ Nurkut İLHAN (Oyuncu)
Okan KAYABAŞ (Tiyatro Pera)
LİNÇÇİ Orhan AYDIN (Oyuncu/Yazar)
Oyuncular Tiyatro Grubu Çalışanları
Ömer İVEDİ (Tiyatro Pera)
LİNÇÇİ Özdemir NUTKU (Prof. Dr./Tiyatro Eleştirmeni/Tiyatro Tarihçisi/Yönetmen)
Pınar KÜR (Yazar)
Salima SÖKMEN (Koreograf)
Selin Erensal
Sennur SEZER (Şair/Yazar)
Serda KORDELER AKTUNA (Tiyatro Stüdyosu)
Şafak ERUYAR (Tiyatro Pera-Dramaturg)
Tilbe SARAN (Oyuncu)
Tuğçe Şartekin KARASU (Oyuncu)
LİNÇÇİ Tuncer CÜCENOĞLU (Oyun Yazarı)
Tutku SİCİMALİ
Tülin ONAT (Ressam)
Volkan AKTAN (Tiyatro Pera)
Yaman TÜZCET (Oyuncu)
Yıldız KENTER (Prof./Kent Oyuncuları-Oyuncu/Yönetmen)
Yılmaz ONAY (Yönetmen/Yazar)
LİNÇÇİ Yusuf ERADAM (Tiyatro Eleştirmeni)
LİNÇÇİ Yücel ERTEN (Oyuncu/Yönetmen)
Zeynep ALTIOK (Reklamcı)
Zeynep ÖZDEN (Tiyatro Pera)

(...)

(Kaynak: Mimesis)

28 Aralık 2009 Pazartesi

LİNÇÇİLER otağı Boğaziçi Üniversitesi'nin parmak atmadığı bal kalmadı!

Yaratıcı Yazarlık kursu başlıyor!

Yaratıcı Yazarlık Kursu’nda kurmaca edebiyat yapıtlarının (öykü ve roman) nasıl üretildiği konusunda bilgiler aktarılacak.

Uygulamalı bir seminer dizisi olarak tasarlanmış olan Yaratıcı Yazarlık Kursu’nda kurmaca edebiyat yapıtlarının (öykü ve roman) nasıl üretildiği konusunda bilgiler aktarılacak; hikâyenin unsurları, kurmaca metinde zamanın kullanımı, mekânın işlevi, karakterlerin yaratılması, olay örgüsünün yapılandırılması, klasik ve modernist anlatım biçimleri, edebi türler, dramatik gerilimin oluşturulması gibi yazma tekniğine ilişkin konular yetkin örnekler* üzerinde tartışılacaktır.

Tüm bu yöntemlerin yanı sıra, edebiyatın insan yaratıcılığı ile ilişkisi irdelenecek, ilhamın kaynakları araştırılacaktır. Amaç, katılımcıların kendi kurmaca metinlerini yazarken yaratıcılıklarını daha iyi ortaya koyabilmeleri için yol göstermek ve içgörü kazanmalarına yardımcı olmaktır. Atölye süresince katılımcılar yazdıkları öyküleri tartışacak, yazma tekniğini etkileşimli bir eleştiri ortamında geliştirecektir.

*Derinlemesine incelenecek yapıtların yazarları: Orhan PAMUK, Oğuz ATAY, Ahmet Hamdi TANPINAR, Sait Faik ABASIYANIK, Haldun TANER, Leyla ERBİL, Sevim BURAK, Bilge KARASU, Tomris UYAR, Yusuf ATILGAN ve J.L. BORGES

Atölye - YENİ DÖNEM 7 Ocak Perşembe 2010
Kurs - YENİ DÖNEM 6 Ocak Çarşamba 2010

Murat GÜLSOY’un Yaratıcı Yazarlık Kursu’na katılmış olanların devam edebilecekleri bir atölye çalışması. Katılımcıların yazdıkları öykülerin ve roman kurgularının irdelendiği oturumlarda modernist ve postmodernist anlatım biçimleri tartışılacaktır. Atölyenin amacı katılımcıların Yaratıcı Yazarlık Kursu’nda temellerini öğrenmiş oldukları kurmaca tekniklerini özgürce deneyebilecekleri ve profesyonel destek alabilecekleri bir ortam yaratmaktır.

Başvuru: Boğaziçi Üniversitesi Mezunlar Derneği
Tuba TAŞYÜREK
Tel:0 212 359 58 13
E-mail: tubatasyurek@bumed.org.tr

(Kaynak: Milliyet)

***

Boğaziçi Üniversitesi otağındaki LİNÇÇİLER:
BGST Dansçıları
BGST Boğaziçi Gösteri Sanatları Topluluğu
Boğaziçi Üniversitesi Oyuncuları
BÜFK Boğaziçi Üniversitesi Folklor Kulübü
Tiyatro Boğaziçi

(Kaynak: Linç imzacıları listesi)

Ayrıca bakınız: Yalan makinesi ve küfürbaz Mustafa Demirkanlı'nın sözde küfre karşı kampanyasına alet olanların imzaladıkları metni ve alet olanları teşhir ediyoruz!

Linç imzacıları listesi

11 Ekim 2011 Salı

YENİ TİYATRO DERGİSİ’NİN EYLÜL-EKİM 2011, 31. SAYISI SEÇKİN KİTAPÇILARDA VE GAZETE BAYİLERİNDE… KİTAP EKİ OLARAK R. HİLAL KÖSEOĞLU’NUN “KARGI” VE “ÇIĞLIK” OYUNLARI ÜCRETSİZ VERİLİYOR.
sunu / 2
Erbil Göktaş
izlenim / 8
Kara Tiyatronun Başkenti Prag’dan
Sema Göktaş
eleştiri / 11
Leyla’nın Romanda ve Tiyatroda Evi
Fatma Üçler Topçu
deneme / 15
Oyuncuya Notlar VI
Okday Korunan
söyleşi / 17
Murat Atak’la Söyleşi
Erbil Göktaş
eleştiri / 24
Sahnelerimizde Anton Çehov’dan Vanya Dayı
Didem Uslu
eleştiri / 27
Buralarda Bir Yerde: Vanya Dayı
Ezgi Deniz Alpan
inceleme / 30
Rıza Hilal Köseoğlu “Çığlık” İle “Kargı” (1)
Mustafa Taner Çelik
eleştiri / 36
Bu Bir İntihar Mektubudur: 4.48 Psikozu
İhsan Ata
eleştiri / 39
Bu Alpay Ekler! Yapmış Yine Yapacağını
Savaş Aykılıç
anma / 46
Can Yücel Parça Parça
Mehmet Esatoğlu
arşiv / 54
Arşivhanemden Tiyatro
Sezona Başlarken
Ömer Öztürk
tefrika / 56
Mehmed Rauf Hakkında Yeni Bilgiler 2
Ve “Bahçe” Oyunu (Tefrika)
Seval Şahin
Derginin Yayın Kurulu’nda şu isimler bulunuyor: Sema Göktaş, Okday Korunan, Alpay Ekler, Hilmi Zafer Şahin, Oktay Emre ve Erbil Göktaş…

Türkiye’nin ilk ve tek “hakemli” popüler dergisi olan Yeni Tiyatro’nun Hakem Kurulu’nda ise şu isimler bulunuyor:

Prof. Dr. Semih Çelenk, Prof. Dr. Ayşe Didem Uslu, Doç. Dr. Sema Göktaş, Yrd. Doç. Dr. Yavuz Çelik, Yrd. Doç. Dr. Gülayşe Temeltaş, Yrd. Doç. Dr. Handan Karaadam, Yrd. Doç. Dr. Bünyamin Aydemir

Yeni Tiyatro Dergisi, okurlarından gelen yoğun istekler sonucunda Kasım 2009’daki 13. sayısından itibaren “aylık” olarak çıkıyor ve daha önce “2 ayda bir” verdiği “Oyun Kitabı Ekleri”ni, “her ay” verip aksatmamak için “ABONE KAMPANYASI” başlatmış bulunuyor. “Ekonomik Krizi Aşma Kampanyası”na dönüşen bu “kampanya” 2011 yılında da tiyatro “dostları”nın ilgisini bekliyor.

2011’de 30 kente ve “500 Aboneye” ulaşmayı hedefleyen Yeni Tiyatro Dergisi, Nisan 2011 itibariyle “23 kent”, “10 ilçe” ve “12 ülke”ye ulaşmış bulunuyor.

Yeni Tiyatro Dergisi satış yerleri:
İstanbul; Mephisto Kitabevi (Beyoğlu İstiklal Caddesi ve Kadıköy), İstiklal Ada Kitabevi, Beyoğlu Pandora Kitabevi, Beyoğlu Simurg Kitabevi, Tünel Robinson Crouse Kitabevi, Mis Sokak Semerkant Kitabevi, Eski Taksim Sahnesi Gazete Bayisi, Kadıköy Nazım Hikmet Kültür Merkezi, Kadıköy Seyhan Müzik, Kadıköy Penguen Kitabevi, Kadıköy İmge Kitabevi, Kadıköy Khalkedon Kitabevi, Kadıköy-Beşiktaş İskelesi Karşısı Gazete Bayileri, Kadıköy İskelesi Karşısı Konservatuvar Önü Gazete Bayisi, Beşiktaş Barbaros Bulvarı Girişi Meydan Gazete Bayisi (Ferihan Karasu). Bakırköy Belediyesi Şehir Tiyatrosu Basın ve Halkla İlişkiler.

Haydarpaşa Garı Gazete Bayisi. Eminönü Çemberlitaş Bulunmaz Tiyatro. Üsküdar İskelesi Kurt Gazete Bayisi.
Ankara; Dost Yayınları ve Kitabevi, Turhan Kitabevi ve İmge Kitabevi.
Kocaeli; Kolordu Nurkan Kitabevi , Çağdaş Kitabevi, Belsa Fırat Kitabevi; Kocaeli B. B. Şehir Tiyatrosu Gişesi, Hereke Gazete Bayisi (Mehmet Cengiz); Dafne Kültürü Merkezi Oyun İstasyonu Gişesi.
İzmir; Kemeraltı Duvar Kitabevi (853 Sk., No: 13, P. 10), Karşıyaka Pan Kitabevi, Narlıdere GSF Kitapçısı, Menemen Belediyesi Basın ve Halkla İlişkiler.

Kayseri; Av. Hülya Göktaş. Türkay İş Merkezi, Kat: 5, No: 34, Hukuk Bürosu, Kocasinan-Kayseri
Sakarya; Xir Kitabevi, Değişim Kitabevi.
Bursa; Heykel Sönmez İş Sarayı Girişi Bursa Kitapçısı, Bursa DT Gişesi.
Erzurum; Atatürk Üniversitesi GSF Sahne Sanatları Bölümü, Kitap Sarayı.
Trabzon; Özlem Şahin, Şehir Tiyatrosu, Trabzon DT Gişesi.
Gaziantep; İhsan Ata, Seyir Tiyatrosu Oyuncuları;

Hatay; Vejdi Koçak, Antakya Belediyesi Şehir Tiyatrosu.
Eskişehir; Adımlar Kitabevi.

Amasya; Öğr. Gör. Alattin Özgen, Amasya Üniversitesi, Meslek Yüksek Okulu.

Niğde; Öğr. Gör. Lokman Zor, Niğde Üniversitesi Halkla İlişkiler Müdürlüğü.

Ordu; Öğr. Gör. Hakan Alkan, Ordu Üniversitesi Devlet Konservatuvarı.

Diyarbakır; Uğur Çınar, Devlet Tiyatrosu, Kültür Sarayı, Yenişehir.

Ağrı; Zübeyr Cinisli, İbrahim Çeçen Üniversitesi, Eğitim Fakültesi.

Edirne ve Tekirdağ; Erdoğan Eğmen, Edirne Halk Eğitimi Merkezi.

Mersin ve Adana; Fatma Tuğcu.

Antalya; Hüsamettin Oğuz. Tel: 0533 352 69 19

4 Mart 2008 Salı

Taraf gazetesi sordu, yazarlar yanıtladı

Edebiyat ödülleri ne kadar gerekli

Özellikle genç şairler ve yazarların hevesle katıldığı, ustaların bir kısmının ise fazla ciddiye almadığı edebiyat ödülleri akıllara "edebiyata istenen katkıyı sağlıyor mu" sorusunu getiriyor. Konuya ilişkin, yazar ve şairlerin görüşlerine başvurduk


Cenk Gündoğdu
2 Mart 2008


Ödül kurumu / kavramı her ödülün açıklanmasından sonra tartışılır. Yakın zamanda bu tartışma önce Nobel'i Orhan Pamuk'un almasıyla başladı ve ardından da 1200'ün üstünde dosyanın Attila İlhan şiir ödülü jürisine gönderilmesiyle devam etti. Bu ödüle ilgi, şair Attila İlhan'ın Türk şiirindeki yerine ve önemine olduğu kadar ödülün yüklü maddi değerinin de olmasıydı sanırım. Yarışmaya 1200'ü aşkın dosyanın katılması karşısında, jüri başkanı Doğan Hızlan şaşkınlığını gizlemedi ve "İnsanlar şiir yazıyor; ama maalesef şiir okumuyor." dedi. Hızlan'ın bu görüşü edebiyat dünyasında da yankı buldu. Ödül aldığı isimle kendi eserleri arasında hiçbir akrabalığın (poetik / politik) olmadığı örneğinden tutun da ödülünü aldığı ismin yaşayıp yaşamadığını, ne yazdığını ya da neden o ödüle katıldığını, aldığını bilmemesi tanık olduğumuz bir zamanda biz de; yakın zamanda ödül alan ve ödüle karşı olan şair / yazarlara ödülün ne'liğini sorduk...

LEYLA ERBİL (Yazar)

HÜSEYİN ALEMDAR (Şair-Yazar)

BETÜL TARIMAN (Yazar)

CİHAN OĞUZ (Yazar)

BUKET UZUNER (Yazar)

MAHMUT TEMİZYÜREK (Şair-Yazar)

HİLMİ BULUNMAZ (Yazar) . Ödülü Dostoyevski'nin Suç ve Ceza romanında olduğu gibi bir arada düşünüyorum. Bugüne kadar ödül verilmedi ama verilse de kabul etmem. Ben alırsam diğerlerine ceza mı veriliyor?... Ödül ödündür o da ölümdür. ("Ödül ödün'dür. Ödül öldü'dür" olacaktı. HB) Sözcüklerin yerini değiştirin ve bunu görün. ("Harflerle oynayın" olacaktı. HB) Anılarıyla yaşayan emekli askerler gibi ödüllerin sıralanmasına karşıyım, biyografilerde. Ödül bir pazar ekonomisidir. Üretmek için üretmek yerine pazar için tüketmeye ve çürümeye götürüyor. Ödül; alanı da vereni de tektipliğe, çürümeye, kokuşmuşluğa götürüyor, kimse darılmasın ama ben öyle görüyorum...

(Not: Taraf gazetesinin web sitesi yapım aşamasında olduğundan, gazetedeki haberi, tek tek diziyorum. Yukarıdaki şair-yazarların görüşlerini de dizeceğim... HB)

15 Ağustos 2013 Perşembe

28 Temmuz 2008 Pazartesi

Frankfurt Kitap Fuarı "Pamuk" ipliğine bağlı!...

Yazın sanatını halktan uzaklaştırıp seçkinlere teslim eden edebiyat esnafı, AKP'yi şirin gösterecek bir vitrin olan Frankfurt Kitap Fuarı'nda sevgili hükümetlerini yalnız bırakmıyorlar. Nihat Behram, Leyla Erbil, Tahsin Yücel, Kaan Arslanoğlu... gibi yazarların, AKP'nin gerici durumunu protesto ederek katılmadıkları Frankfurt Kitap Fuarı'na, durumdan hoşnut olan kişi ve kuruluşlar katılıyor!...

Milliyet'ten aktarıyoruz:



Frankfurt’un yazar listesi kesinleşti

Kimi yazarların ‘AKP organizasyonu’ olduğu gerekçesiyle katılmayı reddettiği, Türkiye’nin ‘Konuk Ülke’ olacağı 60. Frankfurt Kitap Fuarı etkinliklerine katılacak yazarların isimleri kesinleşti. Fuarda, 300’ü aşkın yazar yer alacak

Türkiye’nin Konuk Ülke olarak katılacağı, 60. Frankfurt Kitap Fuarı etkinliklerine yer alacak yazarların isimleri kesinleşti. Türkiye etkinlikleri Ulusal Yürütme Komitesi Eşbaşkanı Müge Gürsoy, yaptığı açıklamada 14-19 Ekim tarihleri arasında Almanya’nın başkenti Frankfurt’ta gerçekleştirilecek fuara, 300’ü aşkın yazarın katılacağını belirtti.

Frankfurt Kitap Fuarı süreci, kimi yazarların “AKP hükümetinin organizasyonu” olduğu gerekçesiyle fuara katılmayı reddetmesi nedeniyle tartışmalı başlamıştı.

Sancılı süreç

Fuar için çeşitli yazar örgütlerinden oluşturulan komite ise, söz konusu etkinliğin “Hükümetin değil, yayın dünyasının bir organizasyonu” olduğunu açıklamıştı. Fuara katılacak yazarlar listesinin bugüne kadar kesin olarak açıklanmaması da geri sayımın sancılarını artırmıştı.

Ulusal Yürütme Komitesi Eşbaşkanı Gürsoy, çok az sayıda isimden teyit beklediklerini, aralarında, Adalet Ağaoğlu, Behiç Ak, Ataol Behramoğlu, Murat Belge, Nedim Gürsel, Feyza Hepçilingirler, Pınar Kür, Zülfü Livaneli, Perihan Mağden ve Etyen Mahçupyan’ın bulunduğu yazar listesinin tamamına www.fbf2008turkey.com adresinden ulaşılabileceğini söyledi.

Açılış Pamuk’tan

Söz konusu internet adresinde, müzik, sahne sanatları ve edebiyat dışı panel programlarının da görülebileceğini söyleyen Sökmen, çalışmalar tamamlandığında tüm edebiyat okumaları, panel ve sempozyum listelerine de Almanca, İngilizce ve Türkçe olarak ulaşılabileceğini kaydetti.

Açılış konuşmasını Nobel Edebiyat Ödüllü Orhan Pamuk’un, kapanış konuşmasını ise şair Gülten Akın’ın yapacağını ifade eden Gürsoy, fuar etkinliklerinde ayrıca Yaşar Kemal, Nâzım Hikmet, Fazıl Hüsnü Dağlarca, Sezai Karakoç, Orhan Pamuk, Mehmet Uzun ve daha pek çok yazar ile ilgili paneller olacağını da belirtti.

Kimler katılıyor?

PEN, Türkiye Yazarlar Sendikası, Edebiyatçılar Derneği, Yazarlar Birliği, BESAM, EDİSAM ve İLESAM’dan oluşan Frankfurt Kitap Fuarı Komitesi’nin davetini kabul eden 300’ü aşkın yazarlardan bazıları şunlar: Fikret Adanır, Ahmet Altan, İnci Aral, Oruç Aruoba, Erendiz Atasü, Beşir Ayvazoğlu, Yavuz Bülent Bakiler, Kürşat Başar, İlhan Berk, Nalan Barbarosoğlu, Onur Caymaz, Jaklin Çelik, Arif Damar, Gülten Dayıoğlu, Güngör Dilmen, Atilla Dorsay, Nursel Duruel, Yılmaz Erdoğan, Tarık Günersel, Müge İplikçi, Muzaffer İzgü, Tarık Dursun K., Ayla Kutlu, Ayşe Kulin, Tuna Kiremitçi, Yekta Kopan, Murathan Mungan, Yılmaz Odabaşı, İpek Ongun, Zeynep Oral, İlber Ortaylı, Altay Öktem, İskender Pala, Orhan Pamuk, Elif Şafak, İlhan Tekeli, Ece Temelkuran, Vedat Türkali, Yalvaç Ural, Buket Uzuner, Ahmet Ümit, Metin Üstündağ, Gündüz Vassaf, Öner Yağcı, Hilmi Yavuz.

(Kaynak: Milliyet)

***

Ayrıca bakınız:
"Ayşe Böhürler neden kızdı?"
AKP'yi protesto etmeyen, düzene karşı çıkamaz!
Behram da AKP'nin dümen suyuna girmedi!...
Birkaç soru ve yorumsuz aktarılan yazı...
Edebiyata türban takılmak isteniyor!...

18 Ekim 2008 Cumartesi

Renksizler, Frankfurt Kitap Fuarı'nı da kararttı!

Ahmet Oktay, Leyla Erbil, Füsun Akatlı, Nezihe Meriç, Demir Özlü, Enver Aysever, Pınar Kür ve Tahsin Yücel gibi renkli yazarların katılmadığı Frankfurt Kitap Fuarı, renksizlerin egemenliğinde sürüyor. Adeta bir fiyasko olan Frankfurt Kitap Fuarı, tartışılmaya devam ediyor. Fiyaskoyla ilgili önemli bir haberi, Milliyet gazetesinden aktarıyoruz:


Türkiye bütün renkleriyle Frankfurt’ta mı?


Filiz Aygündüz Frankfurt


Almanya’da düzenlenen Frankfurt Kitap Fuarı’nın onur konuğu Türkiye’nin sloganı ‘Bütün Renkleriyle Türkiye’. Ancak cıvıl cıvıl, ışık oyunlu, şık tasarımlı stantların arasında Türkiye sönük kalıyor. Türkiye standının kapağı diyebileceğimiz vitrini de çok zayıf...

60. Frankfurt Kitap Fuarı’nın 5.1 no’lu salonu... Fuarın bu yılki onur konuğu Türkiye’nin ulusal standı salonun sonunda. Rengârenk, cıvıl cıvıl, oymalı kakmalı, ışık oyunlu, şık tasarımlı bir dizi standın önünden geçtikten sonra ulaşıyorsunuz konuk ülkeye ayrılan bölüme.

İki duvarlı beyaz odacıklarla ayrılmış büyük bir alan; stantların üstlerinde Bülent Erkmen’in Konuk Ülke Türkiye Programı için tasarladığı ve “Bütün Renkleriyle Türkiye” sloganını taşıyan logosu var. Ana logoda kullanılan ‘bütün renkler’ burada sadece turkuazla sınırlı. Etrafta Turkey, Türkiye, die Turkei ya da benzeri bir tabela arayıp da bulamayınca, turkuaz renkli logoyla Türkiye çağrışımı yaptırılmak istendiğini anlıyorsunuz. Zekice aslında...

‘İstanbul’u andırıyor’

Peki yayıncılar da böyle mi düşünüyor? Doğan Kitap editörü Vahit Uysal “Turkuaz renginden, buranın Türkiye’ye ait olduğunu beklemek bir tür entelektüel snobluğu” diyor. Belli ki ulusal stanttan memnun değil. Yayıncılarla konuşmaya devam edince, Uysal’ın eleştirisinde yalnız olmadığı görülüyor. Sel Yayıncılık’ın sahibi İrfan Sancı, “Genel olarak İstanbul’un herhangi bir yerine konuşlandırılmış stantlar topluluğunu andırıyor.

‘Vitrin çok zayıf’

Konuk ülke olmamıza rağmen son derece sönük kalıyoruz. Ambalaj önemli. Kitap kapağı gibi düşünün; bir kitabı alma konusunda en önemli etkenlerden biri de kapaktır. Ne var ki Türkiye standının kapağı diyeceğimiz vitrini çok zayıf!” diyor.

Yapı Kredi Kültür Sanat Genel Müdürü Tülay Güngen de sakin ve ağırbaşlı bir stant olduğunu vurguluyor. “Ama” diyor: “Standın çok gösterişli olması da gerekmiyor. İçeriğe daha çok önem verilmiş. Gösterişli değil ama fonksiyonel.” Vitrini heyecan verici bulana rastlamak zor özetle.

Peki vitrinin içine girdiğimizde neler oluyor. Yayıncılar hayatlarından memnun mu?

Günışığı Kitaplığı editör asistanı Nazlı Temci geçen senekine nazaran çok daha fazla dikkat çektiklerini vurguluyor.

Yazarlarının telif haklarını satmak üzere randevulaştıkları ziyaretçilerin dışında, randevusuz, sadece merak üzerine gelen birçok kişi olmuş.İletişim Yayınları editörü Tanıl Bora da mutlu görünüyor. Yazarlarına ilginin büyük olduğunu görüşmelerinin gayet iyi geçtiğini anlatıyor. Tabii bütün bu pozitif durumda Orhan Pamuk’un yayıncısı olarak bilinmelerinin önemini de vurguluyor Bora.

Kaknüs Yayınları sahibi Muhammet Şimşek de, Pamuk’un etkisiyle randevu almakta zorlanmadıklarını, aldıkları randevu sayısının arttığını vurguluyor.

Tülay Güngen, Türkiye’nin onur konuğu olması nedeniyle aldıkları randevu sayılarının arttığı görüşünde: “Yabancı yayıncılar durumun farkında ve bize daha çok zaman ayırıyor.”

Sunumdaki sorunlar...

“Bütün Renkleriyle Türkiye” sloganında olduğu gibi, yayıncılar arasında da fuar değerlendirmesi anlamında birçok rengi görmek mümkün. Karamsar renkler yok değil. Bu renkler ciddi eleştirileri de beraberinde getiriyor. İlknur Özdemir sunumdaki sorunlara değiniyor: “Türkiye’nin tarihi zenginliklerini maket olarak yapıp koysalardı; o bile iş görürdü. Barkovizyon gösterileri yapılabilirdi; davetler verilebilirdi...”

Everest Yayınları editörü Sırma Köksal ise “Yapılan konuşmaları, panelleri çoğunlukla Türkler dinliyor. Koridorlarda yabancı dil duymuyoruz. Bu tip bir organizasyon, bu işi profesyonelce yapacak bir şirkete bırakılmalıydı” diyor.

Sonuçta, 100 yayınevinin yer aldığı ulusal stantta, kendine ayrılmış odacıklarda mutlu yayıncılar da görmek mümkün mutsuz olanlar da... Hemen herkes hazırlıklar konusundaki iyi niyette hem fikir. Pratikte, hiçbir anlaşmanın yapılmadığı sadece randevuların alınıp görüşmelerin gerçekleştirildiği Frankfurt Kitap Fuarı’nda hangi yazarlarımız dünya edebiyatına kazandırıldı, fuarın geri dönüşümü nasıl oldu gibi soruların yanıtlarını önümüzdeki aylarda göreceğiz. Fakirin ekmeği diye bakmamak umutlu olmak lazım...

Edebiyat ajansları tepkili

Türk yazarlarının telif haklarını yabancı yayınevlerine satan profesyonel kurumlar olan edebiyat ajanslarının yöneticileri ise fuarın “dışında” tutulmaktan yakındı. İstanbul Telif Ajansı’ndan Barboros Altuğ “Ne fikrimiz soruldu ne desteklendik. Ajansların birkaç masası olmalı, eleman desteği verilmeliydi” dedi. Kalem Ajans’tan Nermin Mollaoğlu ise “100 yayıncı götürüldü. İyi de bunların hangileri telif satmaya hazırdı? Sayı önemsendi; oysa kalite önemsenmeli ve bir eğitim verilmeliydi” dedi.

(Kaynak: Milliyet)

***

Ayrıca bakınız:
Ayşe, bize de dava aç!...
AKP'yi protesto etmeyen, düzene karşı çıkamaz!
Behram da AKP'nin dümen suyuna girmedi!...
Yazarlık onuru AKP'yi yenecek!...
Birkaç soru ve yorumsuz aktarılan yazı...
Edebiyata türban takılmak isteniyor!...
Frankfurt Kitap Fuarı "Pamuk" ipliğine bağlı!...
İftiranın simgesi Nutku bugün Frankfurt'ta!
Dostlar alışverişte gördü!...
Alan razı, veren razı!...
Bir tutam Frankfurt, bir tutam Alkaya... vs...
Cumhuriyet, bunu hep yapıyor!...
Engizitör Enver Ercan'ın kulakları çınlamıştır!...
Günay, büyüklere küçük masallar anlatıyor!...
"BELLİ RENKLERİYLE TÜRKİYE"
Direnenler de var!...
Faşizm kol geziyor!...
Frankfurt Kitap Fuarı bir mihenk taşıdır!...

24 Ekim 2008 Cuma

Frankfurt Kitap Fuarı yılışıklığı tartışılıyor!...

Devrimciler adlı romanının ikinci baskısını Bulunmaz Yayıncılık olarak yayınlamama karşın; yapıtlarını pek beğenmediğim, duruşunu pek önemsemediğim Kaan Arslanoğlu, soL gazetesinde yayınlanan ve aşağıya aktardığım yazısında önemli şeyler söylüyor. Özellikle "piyasacılık" kavramına yaklaşımını önemsiyorum. Okuyunuz... (HB)


Frankfurt Görgüsüzlük Fuarı


Kaan Arslanoğlu
24 Ekim 2008


Onca tartışma arasında başladı ve bitti. Edebiyat pazarı kendine yakışan bir isimle, Orhan Pamuk’la açıldı, edebiyat tüccarlarının yeni ince girişimleriyle devam etti…

Türkiye’deki liberaller sağcısıyla solcusuyla görgüsüzdür. Pamuk ve benzerlerinin katlanılmaz bayağılıkta romanlarına, tiksindiricilikte onları bile gölgede bırakan reklamcılıklarına çanak tutmakla bunu kerelerce kanıtlamışlardır. Avrupa entelijansiyası ise atalarının kültürel mirasını savurganlıkla yiyen sosyopatlardan oluşuyor. Son altmış yılda onları az çok hizaya getiren beğenmediğim-iz sosyalist bloktu, şimdi o da yok. Tüm sosyopatlar gibi bu süprüntüler de tüm olası potansiyel zekalarına, tüm bilgi birikimlerine karşın sonuçta cahil ve kısıtlıdırlar. Çünkü sosyopatlar zekalarını ve bilgilerini olumlu yönde kullanamazlar. Gerçekleri ve güzellikleri hakkıyla göremezler. İfade ettiğim şey bir hakaret değil, bilimsel bir gerçektir.

Fuara katılıp katılmama tartışmaları henüz başlamışken Leyla Erbil’in katılmayacağını açıklaması benim için iyi bir bahane yaratmıştı. Bahane diyorum; edebiyatçıların, yayıncıların yoğun bulunduğu ortamlar ruh durumuma iyi gelmiyor. Peki daveti kabul edip gitseydim ne kazanacaktım? İşin gerçeği onu da düşündüm. Bedava bir seyahat. İyi kötü seyahat edebilecek param var. Ayrıca ne kazanacaktım: Bir okuma etkinliği. Beni dinleyecek olası kişiler yazılarımı zaten okuyorlar, eğer Frankfurt’tan özel bir talep varsa, sonra da bana iletebilirler, giderim. Başka?? Belki birkaç yayınevi kitaplarımla ilgilenebilirdi. Boyuma posuma bakarak ilgileneceklerse bu bir saçmalık. Almanca’ya bir romanım çevrildi ve şimdiye dek 300 adet sattı satmadı. Avrupa okurunun düzeyi bu. Avrupa okurunun düzeyi Pamuk’un nobelinden belli. Sonuç olarak oraya gitsem Avrupa panayırındaki şaşkın bir doğulu küçük tacir gibi dolaşacaktım.
Ne kadar onur kırıcı!

Medyada ve edebiyatta toplumdaki sayılarıyla açıklanamaz oranda yoğun ve etkin bir liberal hakimiyeti kurulu. Dürüst insanlar bu gerçeği görüyor ve yorumlamaya çalışıyorlar. Doğrudan CIA ve Avrupa gizli servislerinin işidir diyenleri duyuyorum. Bazen insana abartılı geliyor, fakat serinkanlı düşününce de en büyük olasılık bu. Söz konusu servislerin yönlendirmesiyle gönüllü işbirlikçilik hali: O da büyük etmen ve bu ruh halini “Karşıdevrimciler” romanında açımlamaya çalıştım. Yalçın Küçük’ün Sabetaycılar açıklaması?! Saptırıcı ve patolojik, ama onun bile gerçeklik payı mevcut.

Benim yeni bir açıklamam var: Görgüsüzler dayanışması. Evet, şaka değil, üstünde düşünün. Şimdi bu çok bilmiş, çok kültürlü görünen liberal güruha bir bakın. Aslında acınacak haldeler. Edebiyatı seviyorlar, ama anlamıyorlar. Felsefeye heves ediyorlar, kafaları basmıyor. Siyaseti deniyorlar, hep yanlış yerde duruyorlar. Çünkü sosyopatlar. Çünkü ruhlarında habis yanlar ağır basıyor. Habis ruhlu insanlar, yineliyorum, olası potansiyel zekalarına, üst üste yığılmış bilgi kalıplarına karşın onları kullanmaktan acizdirler. Toplumcu söylem kullanırlar, toplumcu olamazlar. Estetik derler, güzelliğe ulaşamazlar. Cin zekalı ve derin birikimli görünürler, ama donuk zekalı ve cahildirler. Eğitilmek için her türlü imkan önlerindedir, lakin görgüsüz kalırlar. İnsanların tek tek bu küçük küçük görgüsüzlükleri piyasaca birleştirildiğinde ortaya devasa bir görgüsüzlük kütlesi çıkar. En kötüsü tüm cahil ve donuk akıllılarda görüldüğü üzere bu incitici gerçeği söz konusu kesime anlatmanızın da bir olanağı bulunmaz. Her şeyi gördüğünü, her şeyi bildiğini sanan bir insanı ikna etmeniz pek zordur. Ama onlar birbirlerini iyi tanır ve aralarında pek iyi anlaşırlar.

Enver Aysever fuar pazarlamacılarına karşı etkin bir kampanya yürüttü. Onu ve fuara tepkisel nedenle katılmayan tüm edebiyatçıları (Latife Tekin dahil) kutluyorum, hepsine sevgilerimi, saygılarımı yolluyorum. Tabii bu katılmamada AKP’ye karşı tepki gerekçesi öne çıkarıldı. O da bana göre doğru ve haklı, ama ben bu öne çıkarmaya da katılmıyorum.

Edebiyatı asıl zehirleyen piyasacılıktır. Liberal piyasacılık, dinci piyasacılık olduğu gibi cumhuriyetçi piyasacılık, hatta radikal sol, sosyalist piyasacılık da piyasacılıktır. Piyasacı edebiyatçıyla gerçek edebiyatçı arasındaki fark nedir öyleyse? İyi yazar, iyi eleştirmen, iyi okur yazıya bakar, yazının evrensel ve felsefi duruşuna, kalitesine… Ötekiler yazara bakar, yazarın ilişkilerine, dönemsel duruşuna. İyi edebiyat en iyiye erişme gayretiyle yaratılır, ötekiler büyük ya da küçük herhangi bir piyasanın talebine karşılık gelsin diye...

(Kaynak: soL)

***

Ayrıca bakınız:
Ayşe, bize de dava aç!...
AKP'yi protesto etmeyen, düzene karşı çıkamaz!
Behram da AKP'nin dümen suyuna girmedi!...
Yazarlık onuru AKP'yi yenecek!...
Birkaç soru ve yorumsuz aktarılan yazı...
Edebiyata türban takılmak isteniyor!...
Frankfurt Kitap Fuarı "Pamuk" ipliğine bağlı!...
İftiranın simgesi Nutku bugün Frankfurt'ta!
Dostlar alışverişte gördü!...
Alan razı, veren razı!...
Bir tutam Frankfurt, bir tutam Alkaya... vs...
Cumhuriyet, bunu hep yapıyor!...
Engizitör Enver Ercan'ın kulakları çınlamıştır!...
Günay, büyüklere küçük masallar anlatıyor!...
"BELLİ RENKLERİYLE TÜRKİYE"
Direnenler de var!...Faşizm kol geziyor!...
Frankfurt Kitap Fuarı bir mihenk taşıdır!...
Renksizler, Frankfurt Kitap Fuarı'nı da kararttı!
Enver Ercan, "yazarlık onuru"nu anımsadı!...
Renksizlerden kızıllara bayrak teslimi!...

29 Ağustos 2008 Cuma

Dinci eyleme karşı soL söylem...

İnsanlara gelecek vaadinde bulunmanın dışında bir argümanı kalmayan burjuvazi, işi o denli ileri boyuta taşıdı ki, artık gelecek vaadini ahirete dek uzattı. Bu anlayışı en iyi pazarlayan AKP adlı bir parti kurdurdu ve bu partinin yelkenlerini Amerikan rüzgarıyla şişirip başımıza musallat etti. Emekçilere, ahiretteki mutlu(!) gelecekten başka sunabileceği bir şeyi kalmayan burjuvazinin politik körlüğüne karşı savaşım vermek gerekiyor. Bu bağlamda, Nazım Hikmet Kültür Merkezi'nin bize e-postayla yolladığı bir programı sunuyoruz:


NHKM'de AKP'nin kültür-sanat alanındaki gerici icraatları tartışılıyor:

AKP'li belediyenin yasak koyduğu "Son Kumsal" filmi NHKM'de!



Neo-liberal ve gerici saldırı altındaki sanat


AKP'nin kültür sanat alanındaki saldırıları sanatçıların sabrını taşırdı. 30 Ağustos'ta NHKM'de bir araya gelecek sanatçılar ve yazarlar, kimi yerel festivallerde AKP'li belediye başkanlarınca "taciz edilen" sanatçılardan, Frankfurt Kitap Fuarı'nın AKP şovuna dönüştürülmesi girişimlerine, sahne yıkımları ve kitap toplatmalardan, sanatın sermaye tarafından kuşatılmasına kadar bir dizi başlığı tartışmaya açıyor.

Etkinlik programı ve katılımcılar şöyle:

30 Ağustos 2008 Cumartesi - Özel gösterim ve tartışma

Tartışma - 19.30: "Neo-liberal ve gerici saldırı altındaki sanat"

Katılımcılar: Kemal Özer, Nihat Behram, Leyla Erbil, Rüya Arzu Köksal, Burhan Gün (Avukat, Belgesel Sinemacılar Birliği Hukuk Danışmanı), Orhan Aydın, Çağrı Kınıkoğlu


Özel Gösterim – 21.00 "SON KUMSAL"

Yön.: Rüya Arzu Köksal - Gör.Yön.: Aydın Kudu

"Son Kumsal" yaygın tanımıyla "politik" bir belgesel değil.

Ama öyle bir dönemden geçiyoruz ki, yaşamı savunmak, muhalif bir politik söyleme kapıyı ardına kadar açmaya başladı. Doğal çevrenin piyasa tarafından tahrip edilmesinin Karadeniz Sahil Yolu ekseninde ödenen insani/toplumsal bedellerine kamerasını çeviren "Son Kumsal" ekibi de, bu insani duyarlılık ve sorumluluk ile hareket ederek yola çıktıklarında, o piyasacı-gerici güruhu filmlerinin karşısına dikilmiş buldular:

22 Temmuz akşamı İnebolu'da yaşanan olay, AKP'li belediye başkanlarının tahammülsüzlüğünün ve keyfi uygulamalarının son örneği oldu. İnebolu Belediye Başkanı İdris Güleç, Karadeniz Sahil Otobanı projesini konu alan belgeselin gösterimini, Başbakan Tayyip Erdoğan'ın eleştirildiği gerekçesiyle yarıda kesmiş ve belgeselin yönetmenlerinden İnebolu'yu terk etmelerini istemişti. Güleç, Erdoğan'ın sahil yolunun yapımı öncesindeki açılış konuşmasının ardından dağı delen greyderlerin gösterilmesini, Başbakan'a hakaret saymıştı.

Bu vak'a ilk değil ve görünen o ki, son olmayacak.

Sanatçılar bu toplumda uzun süredir hakarete uğruyor, parayla terbiye edilmeye çalışılıyor, toplumsal sorumluluklarından alıkonuyor…

Bu son olmayacak dedik… Ta ki sanatçılar ve alımlayıcılar, bir araya gelip, bu sorunu aşmanın yollarını döşeyene kadar…

NHKM olarak, bu sorunun aşılabilmesinin yolunun, neo-liberalizm ve gericiliğe karşı bir ortak akıl ve mücadele inşa etmekten geçtiğini düşünüyoruz. Burada sorumluluk hepimizde: Kurumlar, sanatçılar ve sanatseverler olarak bu azgın ve küstah saldırıların karşısında birbirimize sahip çıkmanın; aklımıza ve hülyalarımıza sınır tanımamanın elzem olduğu bir döneme girmiş bulunuyoruz bir süredir.

Bu nedenle, belediye başkanının yasak koyduğu "Son Kumsal" filmine gösterim imkânı vermenin ve ekibine destek olmanın bir sorumluluğumuz olduğunu düşünüyoruz.

Bu çabamızda ve mücadelemizde, siz Nâzım dostlarıyla da buluşmak dileğiyle…

Nâzım Hikmet Kültür Merkezi: Ali Suavi Sokak (Sanatçılar Sokağı) No:7, Bahariye, Kadıköy / Tel: 0216 414 22 39

18 Mayıs 2010 Salı

Ergiç; "Benim açımdan, hilesiz bir şekilde mücadele etmek, başarıdan önemli. Bu, hiçbir zaman terk etmemek istediğim kişisel devrimci düşüncem” diyor!

Marksistler, yani işçi sınıfının iktidara gelmesi için ömürlerini bilimsel sosyalizm mücadelesine yatıranlar, mücadeleci ruhlarının inşa ettiği sarsılmaz karakterleri nedeniyle, yaşamın her alanında olduğu gibi, futbol alanında da dürüst ve erdemli hareket etmeyi ilke edinirler.

Yukarıda fotoğrafı bulunan İvan Ergiç; "Benim açımdan, hilesiz bir şekilde mücadele etmek, başarıdan önemli. Bu, hiçbir zaman terk etmemek istediğim kişisel devrimci düşüncem" diyor!

Dürüst ve erdemli hareket etmeyi ilke edinen Marksistler, örnekse tiyatro alanına nüfuz ettiklerinde, bilimsel sosyalizmden beslenen sarsılmaz bir karaktere sahip oldukları için, bu alanda da, tiyatro gericilerine karşı mücadeleyi ısrarla ve inatla sonuna dek sürdürebilirler. Ama ne yazık ki, Türkiye'de, Marksist dünya görüşünü, sahte anlamda değil, gerçek anlamda içselleştirmiş ve sadece Kültür Bakanlığı çanağı, Avrupa Birliği çanağı yada Lions Ödülleri çanağı yalamak düşüncesiyle sahte bir örgütçülük yapmak için değil, gerçekten işçi sınıfının iktidara yürüyebilmesi için, emekten yana tiyatro sanatıyla uğraşanlar, yok denecek kadar az. Sahte değil, gerçek Marksist tiyatro sanatçıları, "yok denecek kadar az" değil de, "var denecek kadar çok" olsaydı, LİNÇ KAMPANYASI sürecinde sanatsal ifade olanakları imha edilmek istenen gerçekçi yazar Coşkun Büktel'le sosyalist sanatçı Hilmi Bulunmaz'ın yanında saf tutmayı tarihsel bir gereklilik olarak görürlerdi. Yani "hilesiz bir şekilde mücadele etmek" isterlerdi.

Yukarıda fotoğrafı bulunan İvan Ergiç; "Benim açımdan, hilesiz bir şekilde mücadele etmek, başarıdan önemli. Bu, hiçbir zaman terk etmemek istediğim kişisel devrimci düşüncem" diyor!

Ne yazık ki, Marksizm'in temeli olan emekçi düşünüşle değil, Kültür Bakanlığı çanağı yalama düşünüşüyle hareket eden (başta, Marksizm'i toptan "satın alıp" üzerine çok büyük kârlar koyarak, perakende bir biçimde Kültür Bakanlığı'na pazarlayan Genco Erkal olmak üzere) tiyatro esnafı, Coşkun Büktel'le Hilmi Bulunmaz'ın susturulmak istenmesi eyleminde süt dökmüş kedi rolüyle sahneye çıktılar. Kalemlerine birer susturucu takan tiyatro yazarları, susturulmak istenen Coşkun Büktel'le Hilmi Bulunmaz'ın karşısında boyun kırıp sustular. Bu suskunluklarını birleştirmek, bu suskunluklarının gerçek nedeni olan tiyatral faşizme hizmet sunmak için, "Özdemir Nutku İftirası" ("Özdemir Nutku Skandalı ve OYÇED") ve bu iftiranın ardılı ve/ya benzeşi (Örnekse: "Talât Sait Halman Skandalı") olan durumları, kendilerince bertaraf etmek istediler. Bu nedenle, "Kuzuların Sessizliği Korosu" (KSK) kurdukları gibi, bir de 1100(?) kişilik bir "LİNÇÇİLİK SENFONİ ORKESTRASI" (LSO) kurdular.

Yukarıda fotoğrafı bulunan İvan Ergiç; "Benim açımdan, hilesiz bir şekilde mücadele etmek, başarıdan önemli. Bu, hiçbir zaman terk etmemek istediğim kişisel devrimci düşüncem" diyor!

Marksist bir sanatçı olmam nedeniyle, korkunç derecede zor bir mücadeleye katıldığım, sadece resmî ve sivil faşistlere karşı değil, (gerçekçi yazar Coşkun Büktel'le sosyalist sanatçı Hilmi Bulunmaz'ın sanatsal ifade olanaklarını imha etmek isteyen bir LİNÇ KAMPANYASI düzenleyebilecek kadar ruh, sinir ve akıl sağlığını yitirmiş) tiyatral faşistlere karşı çıkmanın zorluğunu bildiğimden, Marksist tiyatral mücadeleme ışık tutup bana moral verdiği ve bu yorgun günlerimde, kırıntı hâlinde bile olsa, düşünce geliştirmeme neden olduğu için, Bursasporlu Marksist İvan Ergiç'e teşekkür eder, bu futbolcuyla ilgili olarak sizin de bilgi edinmenizi önerir, bu konuda bana "yol gösteren" www.haberveriyorum.net sitesini ve bu sitenin sunduğu İvan Ergiç'le ilgili bilgileri okumanızı salık veririm.

Yukarıda fotoğrafı bulunan İvan Ergiç; "Benim açımdan, hilesiz bir şekilde mücadele etmek, başarıdan önemli. Bu, hiçbir zaman terk etmemek istediğim kişisel devrimci düşüncem" diyor! (HB)


***


Marksist bir futbolcusu olan Bursaspor şampiyon


16 Mayıs 2010, ekleyen Erkin Özalp


Ligin son haftasında Beşiktaş'ı 2-1 yenerek ve Trabzonspor'un İstanbul'daki maçta Fenerbahçe'ye 3 puan vermemesinin de yardımıyla şampiyon olan Bursaspor, haberveriyorum.net okurlarının gündemine, geçtiğimiz yılın Temmuz ayında, yeni transfer ettiği Marksist futbolcu nedeniyle girmişti. Yeşil sahalarda top koşturanlar arasında "Marksist" olduğunu açıkça söyleyen az sayıdaki isimden biri olan İvan Ergiç, böylece, Türkiye'deki ilk sezonunda şampiyonluk mutluluğunu yaşamış oldu.

Bu vesileyle, İvan Ergiç hakkındaki yazılarımızı yeniden hatırlatalım:

Bursaspor Marksist bir futbolcuyu transfer etti (22 Temmuz 2009)

Bursasporlu Ergiç: 'Futbol yanılsamalarla yaşar' (İvan Ergiç'le yapılmış bir röportajın çevirisi)

ERKAN GOLOĞLU: Korkunç değil 'Devrimci' İvan (Erkan Goloğlu'nun haberveriyorum.net'teki yazılardan hareketle kaleme aldığı köşe yazısı)

Bursasporlu İvan Ergiç: 'Komünist bir tarafım var' (Fanatik gazetesinin Ergiç'le yaptığı röportaj)

İLGİLİ HABER: Solcu futbolcuların listesi çıkarılmış

(Kaynak: haberveriyorum.net)


***


Ayrıca bakınız:

THEOPE POLEMİĞİ

BÜKTEL/DEMİRKANLI/BULUNMAZ POLEMİĞİ

YÖNETMEN TİYATROSU POLEMİĞİ

BÜKTEL/KOCATÜRK POLEMİĞİ

YÖNETMEN TİYATROSU POLEMİĞİ

ÖZDEMİR NUTKU SKANDALI ve OYÇED

BÜKTEL/ONAY POLEMİĞİ

"ÖLÜLERİ GÖMÜN" SKANDALI

"YAŞASIN SANSÜR" SKANDALI

SANSÜR POLEMİĞİ

FORUM TARTIŞMASI

"YAZDIKLARI YÜZÜNDEN MEHMET BAKIR HAPİSTE"


***


TAKSAV ödülüne ve Erbaş'ın cezasına karşıyız

"Toplumsal Araştırmalar Kültür ve Sanat İçin Vakıf'ın (TAKSAV) 12 Mart Faşizmi Kültür Bakanı Talât Sait Halman’a verdiği 'Emek Ödülü' haber linkleri"

TAKSAV'ın, 12 Mart Faşizmi Kültür Bakanı Halman'a "Emek Ödülü" vermesine karşı çıktığımızda bize teşekkür etme inceliğini gösteren E. Timur'un haberi!

Doğal tiyatral gündemleri yapay gündemler oluşturarak hiçimsemeye çalışan LİNÇÇİ Kurhan, nerede antifaşist bir durum oluşursa, orayı karalamak istiyor


***


Kültür Bakanlığı çanağı yalamak zorunda kaldığına göre tiyatroculukta ve tatlıcılıkta başarısız olduğu kanıtlanan Nedim Saban yazarlıkta da başarısız!

Kültür Bakanlığı çanağı yalamak için ağzını şapırdatan LİNÇÇİ OYÇED üyesi, Kültür Bakanlığı çanağı yalayıcısı ve LİNÇÇİ Tiyatro Z patronu Cem Kenar!

Yazı yazmaktan yoksun insanların bir araya gelerek kurdukları LİNÇÇİ OYÇED, gerçek niyetini apaçık ortaya koydu: T.C. Kültür Bakanlığı çanağı yalamak!

Zülfü Livaneli'nin gazetesi VATAN, Leyla'nın Evi'ni haber yaparken yönetmen Nedim Saban'ın ve bu oyunda görev alanların adlarına âdeta sansür koyuyor!

Dramaturgu LİNÇÇİ Ömer F. Kurhan olan Nedim Saban, Kültür Bakanlığı çanağından 48.000 TL alırken bir yandan da televizyon programı sunuculuğu yapıyor!

12 Mart Faşizmi Kültür Bakanı Talât Sait Halman'a Emek Ödülü veren TAKSAV'ın düzenlediği Ankara Tiyatro Festivali'ne LİNÇÇİ MİMESİS'ten haber desteği!

Türkiye'dekilerin aksine, Kültür Bakanlığı çanağı yaladığını sanmadığımız Hintli bir topluluktan yepyeni bir oyun daha: "Haath Na Karya Haiyye Vagya"!

Kültür Bakanlığı çanağının 8.000 TL'lik bölümünü yalayan Özgür Sahne'den gece gelen "Asiye Nasıl Kurtulur?" oyununun afişi ve davetiyesini sunuyoruz!

LİNÇÇİ siteler, sadece gerçekçi yazar Coşkun Büktel'le sosyalist sanatçı Hilmi Bulunmaz'ı sansür etmiyorlar; Muhsin Ertuğrul'u da sansür ediyorlar!...

Nedim Saban'ın sahibi olduğu Tiyatro Kare, Kültür Bakanlığı çanağının 48.000 TL'lik bölümünü yalarken, dramaturg olarak Ömer Faruk Kurhan'ı besliyor!

Ali Erdoğan'ın yazıp yönettiği, LİNÇÇİ İsmail Can Törtop'un da oynadığı KÜÇÜK AMA ÖNEMLİ BİR ROL için Kültür Bakanlığı çanağından 21.000 TL yalanmış!

Zafer Diper, LİNÇÇİ oyun yazarı(?) Prof. Dr. Özdemir Nutku'nun adını afişe ederken, LİNÇÇİ olmayan oyun yazarı Cuma Boynukara'nın adını sansürlüyor!

Tiyatro esnafı ayakta durabilmek için ödüllerle beslenmekle birlikte Kültür Bakanlığı çanağı yalayıp Efes Pilsen tezgâhtarlığı yapmak zorunda kalıyor!

"Sırlar Dünyası figüranı" Zafer Diper, Cuma Boynukara'nın yazdığı "Ölüm Uykudaydı" oyununu tanıttığı resmî sitesinde yazarın adını yazmayı unutmuş(!)

LİNÇ KAMPANYASI SANAYİ VE TİCARET ŞİRKETİ ORTAKLARINDAN ÖMER F. KURHAN, ŞİRKET ESKİ ORTAĞI A. ERTUĞRUL TİMUR'A (NAM-I DİĞER 3. ABDÜLHAMİD) YÜKLENİYOR!

LİNÇÇİ Mitos-Boyut'un yayınlayıp, Ertuğrul Günay'ın 63.000 TL sadaka verdiği LİNÇÇİ Oyun Atölyesi oyunu Testosteron'dan sadece tadımlık birkaç örnek!

T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı çanağının 63.000 TL'lik bölümünü yalayan Haluk Bilginer / Oyun Atölyesi yapımı TESTOSTERON

Koltuk değneği olmadan yürüyemeyen, kulağına fısıldanmadan konuşamayan, kılavuzu karga olmadan göremeyenler, Kültür Bakanlığı çanağı yalamak zorunda!

Bulunmaz, Kültür Bakanlığı çanağı yalamıyor!

Sitemiz, tiyatro esnafına coğrafya dersi veriyor!

Dörtyol, Türkçe yayınlarda Hatay'ın bir ilçesiyken, Mimesisçe yayınlarda Mersin'in yada Afyon'un bir ilçesi olarak gösterilip dezenformasyon yapılıyor

LİNÇÇİ Ömer Kurhan, yazı yazmasını bilmiyor!

LİNÇÇİ TEB'den LİNÇÇİ Genco Erkal'a destek!

Livaneli tarafından yazılıp Tiyatro Kare'nin Kültür Bakanlığı çanağı yalayarak sahneleyeceği Leyla'nın Evi'nde dramaturg olan Ö. Kurhan yazı yazmış(!)

Ortaoyuncular, Kültür Bakanlığı çanağı yalıyor!

Bizim Tiyatro, Kültür Bakanlığı çanağı yalıyor!

Kenterler, Kültür Bakanlığı çanağı yalıyor!

LİNÇÇİ Yaşam Kaya, LİNÇÇİ Cem Kenar'ın yazıp yönettiği, LİNÇÇİ Bengi Heval Öz'ün oynadığı Kültür Bakanlığı çanağındaki oyunu arş-ı âlâya çıkarıyor!.

Eleni ve Gül'ü oynadıkları kumbaracı50'nin kirasını bile Hollandalıların verdiği RAST, olgun bir oyunculuğa sahip olsa da, devrimci bir tiyatro değil!

Kültür Bakanlığı çanağı yalayıp Efes Pilsen tezgâhtarlığı yaparak sadaka kültürüne teslim olacağımıza, eşek gibi çalışıp tiyatromuzu ayakta tutuyoruz!

LİNÇ KÜLTÜRÜ BAKANI ERTUĞRUL GÜNAY'IN EMRİNDE ÇALIŞAN DEVLET TİYATROLARI GENEL MÜDÜRLÜĞÜ'NE SORU SORMA CESARETİNE SAHİP, ASLA KORMAYAN SİTELER DE VAR!

KARANLIK LİNÇÇİ MUSTAFA ŞÜKRÜ DEMİRKANLI DESTEKÇİSİ, LİNÇ KÜLTÜRÜ BAKANI ERTUĞRUL GÜNAY, ÇALINAN TABLOLARLA İLGİLİ "ATEŞ TOPU"NU TACA ATMAYI YEĞLİYOR!

Kültür Bakanlığı çanağı yalayan hiç kimsenin soramayacağı soruyu biz soruyoruz; çanak yalatacağınıza, resimlerinize "adam gibi" sahip çıkamaz mısınız?

Türkiye Cumhuriyeti Kültür ve Turizm Bakanlığı Devlet Tiyatroları İstanbul Devlet Tiyatrosu Sultanahmet reklam panosunda bugünkü program! (03.03.2010)

Dün akşam, Tiyatro Fora'nın oyununu izlemek için davet edilen Erbil Göktaş'la birlikte gittiğim izbe tiyatro binasındaki karanlık bir afişin izdüşümü!

Kültür Bakanlığı çanağı yalamayan, Efes Pilsen tezgâhtarlığı yapmayan Bulunmaz Tiyatro, ücretsiz oyunculuk çalışmalarını hiç ara vermeden sürdürüyor!

Küçük bir çanağa konulacak büyük kemiklerle yaşayabilen bir köpek tiyatro sahnesinde; T.C. Kültür Bakanlığı çanağını yalamak en çok bu köpeğin hakkı!

LİNÇÇİ Can Törtop'un bize gönderdiği Kültür Bakanlığı çanağı yalayan KABARE DEV AYNASI yapımı KÜÇÜK AMA ÖNEMLİ BİR ROL'ün afişi ve "gala davetiyesi"!

Dramaturgu Ömer F. Kurhan olan "Leyla'nın Evi"nin yazarı Livaneli, "Kemalist imalat"a başladı yada "Her türlü Kemalizm özen ve itinayla tamir edilir!"

Kültür Bakanlığı çanağı yalamayan, Efes Pilsen tezgâhtarlığı yapmayan Bulunmaz ile yazar Büktel'i LİNÇ etmek isteyenlerden OYÇED faaliyetlere başladı!

Kültür Bakanlığı çanağının gücüyle oynuyorlar!

Bulunmaz Tiyatro'yu "mahkum ettiren" bir zamanların İstanbul Belediyesi avukatı, şimdinin Devlet Bakanı Hayati Yazıcı, işçileri de mahkum ettirebilir!

Körlerin sağırları ağırladığı Türkiye tiyatrosunda birbirlerinin üzerine gül dökenler, kapitalizmin ilelebet muhafaza ve müdafaa edilmesini istiyorlar

Enver Başar'ın sahibi olduğu LİNÇÇİ tiyatronline.com sitesinin yaşam cahili editörü LİNÇÇİ Yaşam Kaya, LİNÇÇİ DestAR Tiyatro'nun oyununu "tanıtıyor"!

Bu işler böyledir; 1917'de kurulmuş Sovyetler'i benimseyen Bulunmaz'ı LİNÇ etmek istersin, 1917'de Amerika'da kurulmuş Lions Kulübü'nden ödül alırsın!

Kültür Bakanlığı çanağı yalayanlara ithaf edilir!

Deniz hayvanlarını hunharca öldüren katilleri onaylayan Avrupa Birliği; kültür, bilim ve sanata sözde destek sunarak, katliamı gözlerden uzak tutuyor!

Büktel'le Bulunmaz'ın sanatsal ifade olanaklarını imha etmek için başlatılan LİNÇ KAMPANYASIna imza veren Haluk Işık da AB'nin çanağına ekmek banıyor!

Fransız kaşığıyla Alman çorbası içme niyetindekiler, Avrupa Birliği poşetindeki şekerlemelerle avunmanın rehavetini yaşamak ve yaşatmak isteyebilirler


***


LİNÇÇİ Ertuğrul Timur, öznesiz tümce kuruyor!

Yalan makinesi ve küfürbaz Mustafa Demirkanlı'nın sözde küfre karşı kampanyasına alet olanların imzaladıkları metni ve alet olanları teşhir ediyoruz!

Linç imzacıları listesi