Türkiye Kayası sorgusu için yayınlar tarihe göre sıralanmış olarak gösteriliyor. Alaka düzeyine göre sırala Tüm yayınları göster
Türkiye Kayası sorgusu için yayınlar tarihe göre sıralanmış olarak gösteriliyor. Alaka düzeyine göre sırala Tüm yayınları göster

20 Ocak 2015 Salı

Melih Anık, tiyatro kanserine neden olanlara karşı kalemini iyice sivriltti...

Oyun'un notu: Tiyatro yazarı Melih Anık, yazılarından yalnızca 150 sözcüklük bir alıntı yapılabilmesine izin verdiği için, 150'nci sözcükten fazlasını okumak isteyen okurlarımız, en aşağıdaki linki tıklayabilirler!

***

Tiyatroda Büyük Ufuklara, Hayâllere İhtiyaç Var

Melih Anık
20 Ocak 2015

Bu arada oyuncu yetiştirme kursları, atölyeleri çoğalmaya başlandı. Kendisi eğitime muhtaç yeni tiyatrocular, başkalarını eğitmeye başladılar. Herkes "öğretmen" oldu birden. Ama bunlar, konservatuvarları ikame etme yolunu açtı. "Zâten tiyatro 'usta - çırak' ilişkisi ile sahnede öğrenilir." anlayışı bir savunma hâline geldi. 4 ayda oyuncu olundu. Figüranlıktan geldiğini dilinden düşürmeyen GSY'nin tiyatrosu da "Ustalar çıraklarını arıyor" söylemi ile atölye açtı. Ama GSY'nin "törpüleme, otokontrolü öğretme" mesajları ile eğitimden ne anladığına pek dikkat edilmedi. Aynı kurum içinde genç bir yazarın oyunu olan "Türkiye Kayası"na  dramaturgların nasıl "dokunduğu" görmezden gelindi, çabuk unutuldu.

Şimdi gençler kendilerine söz söyletmemeye çalışıyor. Onların bu dayanışmasını anlıyorum ama hak vermiyorum. Herkes kendini kurtarmaya çalışıyor. Kurtarılan birkaç deniz yıldızı beni tatmin etmiyor. Tiyatro ufkunun büyütülmesi gerekir. Bugün derme çatma salonlarda ve kadrolarla  yapılan ayda iki - üç gösteri ile bir yere varılamaz. Büyük ufuklara, hayâllere ihtiyaç var. Denemek için bile insanın neyi denediğinin farkında ve bilincinde olması gerekir. Ucuz alkış ve beğeni tiyatroyu 

(Kaynak: Günlük)

22 Aralık 2013 Pazar

Melih Anık, süte su katar gibi oyun oynayan Oyun Atölyesi'ni unutmadı!

Oyun'un notu: Tiyatro yazarı Melih Anık, yazılarından yalnızca 150 sözcüklük bir alıntı yapılabilmesine izin verdiği için, 150'nci sözcükten fazlasını okumak isteyen okurlarımız, en aşağıdaki linki tıklayabilirler!

***

Selçuk Soğukçay'ın En Uzun Gecesi

Melih Anık
21 Aralık 2013

Ödül almış oyunlarda kadro değiştirilmemesi tercih edilir ama bu kadro değişmeyecek anlamına gelmez. Ama kadrosu değişmiş oyun "ödül almış oyun değildir". Zira tiyatro bir ekip işidir. O ekibi (hatta ekipten bir kişiyi bile) değiştirdiğinizde oyunu yeniden provaya almak gerekir. Oyuncular arasındaki "yeni" iletişimi bulmak zorundasınızdır. Yeni oyuncu ile yeni bir iletişim doğacaktır. Bunun önemini algılamayan tiyatrocular da vardır elbette, uyduruk dramaturjik nedenlerle kitaba girmiş bir oyunu (Türkiye Kayası) değiştiren İBBŞT ile 12 kişilik oyundan en önemli karakterin (Enobarbus) sahnelerini çıkarıp 11 kişi oynayan Oyun Atölyesi gibi. Oyun Atölyesi bir de "Globe"a çıkan oyun diye reklâmını yapmıştı. Globe'a çıkan oyun Enobarbus'lu oyundur da Türkiye'de başka "oyun" oynanır. O cinliği yapmış olanlar şimdi başka bir sahnede. Selçuk Bey'in biliyorum deyip de bilmediği ya da algılamadığı şey de budur.  

Galalarda oyun sonunda oyuncunun en kısa sürede seyircinin yanına gelmesini de anlamamış Selçuk Bey: "...oldu paşam, sen iste sahneden hemen seyircinin yanına inelim, kostümleri, makyajları çıkarmadan, terimizi biraz olsun kurutmadan... 

(Kaynak: Dokunuş)

20 Aralık 2013 Cuma

Bulunmaz: Yazıda adım geçmeseydi 'OLAĞANÜSTÜ BİR YAZI' derdim!

Oyun'un notu: Tiyatro yazarı Melih Anık, yazılarından yalnızca 150 sözcüklük bir alıntı yapılabilmesine izin verdiği için, 150'nci sözcükten öncesini okumak isteyen okurlarımız, en aşağıdaki linki tıklayabilirler...

***

Selçuk Soğukçay ile "Twitleşme" ve "Sanat Etiği"

Melih Anık
20 Aralık 2013

Bir konu hakkında bir başkasına "ders" verirken camianızın ve de kurumunuzun konu ile ilgili durumunu bilmek, hatırlamak icap eder. Lysistrata'da yaşanan olayın bir benzeri Oyun Atölyesi'nin Antonius ile Kleopatra oyununda da yaşanmış, oyun benim olduğum akşam ilân edilen kadrodan bir oyuncu eksik sahnelenmiş ve de seyirci haberdar edilmemişti.  Benim o olay ile ilgili duruşum, yazdığım yazılarda kayıtlı. Sanıyorum Selçuk Soğukçay onları bilmiyor. Yazıyı bilmiyor anlarım ama olaya da gereken "etik" yaklaşımı göstermedi sanırım. Ayrıca hatırlatmak isterim ki İBBŞT'da Türkiye Kayası ile ilgili yaşananlar da bence "etik" değildi. Soğukçay bunun da farkında mı acaba? Hoş bilenler de "sanat etiği" ile ilgili bu olaylarda Hilmi Bulunmaz dışında kıllarını kıpırdatmadı. "Sanat etiği" ile ilgili bir konuyla ilgili olarak fikir beyan etmeden önce başka olaylarda da aynı hassasiyeti göstermenin gerekli olduğunu düşünüyorum. "Çifte standart"ın "tavan yaptığı" bir dönemde başkalarını eleştirdiğimiz konularda biz de "tutarlı olma" sorumluluğunu duymalıyız.  Aksi halde ortaya "başkasına verir talkını kendi yutar salkımı" durumu ortaya çıkar. Bu durum başka alanlarda "yutulabilir" ama tiyatroda ASLA...

(Kaynak: Dokunuş)

***

Ayrıca bakınız:


Melih Anık'ın en yeni yazısı en çok üzerinde durulmayı hak eden yazı...

23 Eylül 2013 Pazartesi

Tiyatro yazarı Melih Anık, fikrî takipten asla ve kesinlikle vazgeçmiyor...

Melih Anık- Türkiye Kayası'nı İBBŞT'da "düzelten dramaturgi"ye teslim eden Fehime Seven, Galata Perform -YMYT için "Güzel, korunaklı, sağlıklı bir ortam" demiş

Galata Perform - YMYT "Güzel, korunaklı, sağlıklı" ise (ki bence öyle) Türkiye Kayası'nı "düzelten dramaturgi" ile dağıtan  İBBŞT öyle olamaz.


Hilmi Bulunmaz - Geleceğin aydınlık dünyasını, geleceğin sarsılmaz düzenini, geleceğin iyi insanını, geleceğin hoş ülkesini, ancak ve yalnız, fikrî takipten vazgeçmeyenler inşa edecek. Gerisi lâf-ı güzâf yada LİNÇ

20 Nisan 2013 Cumartesi

Basın toplantısında sarı gömleğinin üzerine sarı kravat takan Yrd. Doç. Dr. Erbil Göktaş'ın yönetimindeki Yeni Tiyatro Dergisi, şimdi de EMEK ve BAŞARI ÖDÜLLERİ düzenleyerek ilgiyi ve şimşekleri üstüne çekiyor!

YENİ TİYATRO DERGİSİ EMEK ve BAŞARI ÖDÜLLERİ 2013 ADAYLARI AÇIKLANDI

Yeni Tiyatro Dergisi Emek ve Başarı Ödülleri 2013 adayları Moda Double Tree & Hilton Otel'de yapılan basın toplantısıyla açıklandı. Yeni Tiyatro Dergisi Emek ve Başarı Ödülleri iki ana kategori altında takdim edilmektedir. Başarı Ödüllerinin alt kategorilerinde Seçici Kurul, sezon boyunca İstanbul'da sahnelenen oyunlar içerisinden değerlendirme yapmakta, adayları ve ödül alacak kişileri ve oyunları belirlemektedir. Yılın Yazarı ödülü yazar Aydın Arıt adına, Umut Veren Genç Kadın Oyuncu ödülü tiyatro sanatçısı Mediha Gökçer adına, Umut Veren Genç Erkek Oyuncu Ödülü tiyatro sanatçısı Beklan Algan adına verilecektir. Belirtilen sezonda sahnelenen oyunlar arasından yapılan değerlendirmelerden ayrı olarak tiyatromuza katkı sağlayan değerli sanatçılara da Onur Ödülü takdim edilecektir. Emek Ödülleri ise tiyatromuza emek vermiş kıymetli sanatçı, bilim insanı, tiyatro grubu ve tiyatro destekçilerine verilmektedir. Emek Ödüllerinin o sezon kimlere verileceği Yeni Tiyatro Dergisi Emek ve Başarı Ödülleri Üst Kurulu tarafından belirlenmektedir. Emek Ödüllerinde adaylık olmayacaktır. Belirlenen isimlere ayrı ayrı ödül verilecektir. Üst Kurul'da Yeni Tiyatro Dergisi Hakem Kurulundan bir üye, Yeni Tiyatro Dergisi Yayın Kurulundan bir üye ve Yeni Tiyatro Dergisi Emek ve Başarı Ödülleri Genel Koordinatörü bulunmaktadır.

Ödül Töreni 14 Mayıs 2013 Salı günü saat 20.00’da ödüllerin mekân sponsoru olan Moda Double Tree & Hilton Hotel'de gerçekleştirilecektir. Ödül alacaklar törende açıklanacaktır. Tören öncesi saat 19.00’da bir “ön kokteyl” olacaktır.

Yeni Tiyatro Dergisi Emek ve Başarı Ödülleri 2013 Üst Kurulu:

Doç. Dr. Sema Göktaş – Kocaeli Üniversitesi Sahne Sanatları Bölümü Öğretim Üyesi

Yrd. Doç. Dr. Erbil Göktaş – Yeni Tiyatro Dergisi Genel Yayın Yönetmeni

Mehmet Konuk - Yeni Tiyatro Dergisi Emek ve Başarı Ödülleri Genel Koordinatörü

Yeni Tiyatro Dergisi Emek ve Başarı Ödülleri 2013 Seçici Kurulu:

Mehmet KONUK – Psikolojik Danışman & Yeni Tiyatro Dergisi Yazarı (Genel Koordinatör)

Deniz GÖKÇER – Sinema ve Tiyatro Sanatçısı

Engin ULUDAĞ – İBB Şehir Tiyatroları Yönetmeni & Akademisyen & Oyuncu

Yrd. Doç. Dr. Erbil GÖKTAŞ – Yeni Tiyatro Dergisi Genel Yayın Yönetmeni  & Kocaeli Üniversitesi Sahne Sanatları Bölümü Öğretim Üyesi

Prof. Dr. Ayşe Didem USLU – Edebiyatçı & Yazar & Tiyatro Eleştirmeni

Serpil TEZCAN – Devlet Tiyatrosu Sahne & Kostüm Tasarımcısı

Hayati ASILYAZICI – İBB Şehir Tiyatroları Eski Genel Sanat Yönetmeni, Aydınlık Gazetesi Yazarı

Yrd. Doç Dr. Handan KARAADAM – Beykent Üniversitesi Oyunculuk Bölümü Öğretim Üyesi

Yağmur Yağmur - Birgün Gazetesi Yazarı

YENİ TİYATRO DERGİSİ EMEK ve BAŞARI ÖDÜLLERİ 2013 ADAYLARI

EMEK ÖDÜLLERİ:

RUTKAY AZİZ
FERHAN ŞENSOY
Prof. Dr. MURAT TUNCAY
MENEMEN BELEDİYE TİYATROSU
KOCAELİ OYUN İSTASYONU’na verilecektir.

ONUR ÖDÜLÜ: JEYAN MAHFİ AYRAL

BAŞARI ÖDÜLLERİ ADAYLARI

Yılın Yapımı:
Bakırköy Belediye Tiyatrosu - Sıkıyönetim
Tiyatro Pera - Ah Smyrna'm Güzel İzmir’im
İstanbul Devlet Tiyatrosu - Sessizlik

Yılın Yönetmeni:
Engin Alkan - Vişne Bahçesi – İstanbul Büyükşehir Belediyesi Şehir Tiyatroları
Kemâl Başar - Hamlet – Cef Tiyatro & Aysa Prodüksiyon Tiyatrosu
Ragıp Yavuz - Ateşli Sabır – İstanbul Büyükşehir Belediyesi Şehir Tiyatroları

Aydın Arıt Yılın Yazarı:
Özen Yula - Kırmızı Yorgunları - Emek Sahnesi
Berkun Oya - Babamın Cesetleri - Krek Tiyatro
Fehime Seven - Türkiye Kayası - İstanbul Büyükşehir Belediyesi Şehir Tiyatroları

Türkçe'ye Katkı Ödülü:
Serdar Biliş - İstanbul Devlet Tiyatrosu bünyesinde sahnelenen Sessizlik ve Çirkin adlı oyunların çevirisi
Seçil Mutlu - Kocaeli Büyükşehir Belediyesi Şehir Tiyatrolarında sahnelenen Kurdele Yada Artı Sonsuz adlı ilk oyun
Alpay Ekler - Tiyatro Merdiven bünyesinde sahnelenen Woyzeck adlı oyunun çevirisi

Yılın Kadın Oyuncusu:
Ayşenil Şamlıoğlu – Evaristo – Altıdan Sonra Tiyatro
Hümay Güldağ Belgin – Vişne Bahçesi – İstanbul Büyükşehir Belediyesi Şehir Tiyatroları
Sumru Yavrucuk – Kimsenin Ölmediği Bir Günün Ertesiydi – Altıdan Sonra Tiyatro

Yılın Erkek Oyuncusu:
Erkan Sever – Ocak – İstanbul Büyükşehir Belediyesi Şehir Tiyatroları
Öner Erkan – Babamın Cesetleri – Krek Tiyatro
Aydın Şentürk – Kurban – İstanbul Devlet Tiyatrosu

Yardımcı Rolde Yılın Kadın Oyuncusu:
Selin Sevdar – Ah Smyrna'm Güzel İzmir’im – Tiyatro Pera
Ayça Bingöl – Çehov Makinesi – İstanbul Devlet Tiyatrosu
Şenay Saçbüker – Arka Bahçe - İstanbul Büyükşehir Belediyesi Şehir Tiyatroları

Yardımcı Rolde Yılın Erkek Oyuncusu:
Kerem Kobanbay – Sherlock Holmes – Tiyatro Ak’la Kara
Süleyman Atanısev – Sessizlik – İstanbul Devlet Tiyatrosu
Kubilay Çamlıdağ – Pippa – Talimhane Tiyatrosu

Mediha Gökçer Umut Veren Genç Kadın Oyuncu:

Oya Okar – Sessizlik – İstanbul Devlet Tiyatrosu
Gözde Çığacı – Ay Ecesi – İstanbul Devlet Tiyatrosu
Funda Eryiğit – Sessizlik – İstanbul Devlet Tiyatrosu

Beklan Algan Umut Veren Genç Erkek Oyuncu:
Bülent Aksu – Woyzeck – Tiyatro Merdiven
Okan Urun – İz – GalataPerform
Bora Akkaş – Kabin – Craft Tiyatro

Yılın Sahne Tasarımcısı:
Efter Tunç – Sessizlik – İstanbul Devlet Tiyatrosu
Osman Şengezer – Toplu Hikâyeler – Kent Oyuncuları
Nurullah Tuncer – Dar Ayakkabıyla Yaşamak – İstanbul Büyükşehir Belediyesi Şehir Tiyatroları

Yılın Oyun Müziği:
Okay Temiz – Nakşıdil Sultan – Tiyatro Ayna
Can Atilla – Hamlet – Cef Tiyatro & Aysa Prodüksiyon Tiyatrosu
Burçak Çöllü – Ay Ecesi – İstanbul Devlet Tiyatrosu

Yılın Kostüm Tasarımcısı:

Mihriban Oran – Aşkımız Aksaray’ın En Büyük Yangını – İstanbul Devlet Tiyatrosu
Şirin Dağtekin Yenen – Çehov Makinesi – İstanbul Devlet Tiyatrosu
Duygu Türkekul – Vişne Bahçesi – İstanbul Büyükşehir Belediyesi Şehir Tiyatroları

Yılın Işık Tasarımcısı:
Şahika Tekand – Oyun – İstanbul Büyükşehir Belediyesi Şehir Tiyatroları
Arif Akkaya - Gerçek Hayattan Alınmıştır - Altıdan Sonra Tiyatro
Akın Yılmaz – Çehov Makinesi – İstanbul Devlet Tiyatrosu

Yılın Dans Düzeni:
Sibel Erdenk – Küçük Adam Ne Oldu Sana – Sadri Alışık Tiyatrosu
Hugo Wollf – Hamlet – Cef Tiyatro & Aysa Prodüksiyon Tiyatrosu
Eftal Gülbudak – Gözlerimi Kaparım Vazifemi Yaparım – İstanbul Büyükşehir Belediyesi Tiyatroları

Yılın Dramaturgu:
Müge Gürman – Çehov Makinesi – İstanbul Devlet Tiyatrosu
Şafak Eruyar – Ah Smyrna’m Güzel İzmir’im – Tiyatro Pera
Gökhan Aktemur – Türkiye Kayası – İstanbul Büyükşehir Belediyesi Şehir Tiyatroları

6 Mart 2013 Çarşamba

Yeni Tiyatro Dergisi'nden Şirin İnci, "Türkiye Kayası"nı yazarken, bu oyun hakkında yazı yazan Melih Anık'tan asla bahsetmemiş!...

Yeni Tiyatro Dergisi yazarlarından Şirin İnci, "İçimizdeki ve Dışımızdaki Sınır Türkiye Kayası" başlığı attığı yazısına "eleştiri" demesine karşın, bu yazı, sadece ve yalnızca bir tanıtım ve/ya bir izlenim yazısı olmanın ötesine gidemediği gibi, Melih Anık'ın tiyatro gündemine hızla taşıdığı "Türkiye Kayası Gerçeği" konusunu "es" geçmekle birlikte, bu oyunun oynandığı "İstanbul Korsan Tiyatroları" Genel Sanat Yönetmeni Hilmi Zafer Şahin'e şirin görünme yazısı olmanın dışına asla ve kesinlikle çıkamıyor!

Sosyalist Sanatçı Hilmi Bulunmaz

(Yrd. Doç. Dr. Erbil Göktaş yönetimindeki Yeni Tiyatro Dergisi'nin Mart 2013 tarihli 47. sayısının 6 Mart 2013 saat 10.10'da elimize geçmesinden sonra) LİNÇÇİ tiyatronline.com sitesi, Yeni Tiyatro Dergisi'nin çıktığı konusuyla ilgili olarak saat 11.02'de haber yaptı!

Tıklayınız: "Yeni Tiyatro Dergisi - Mart 2013"

***

Türk tiyatrosu, sürekli olarak uyuyan bir sincap, rüzgâra inat kımıldamayan bir sardunya, yattığı yataktan kalkmak istemeyen bir Oblomov, yüzeysel sularda yüzen bir sazan gibi yaşıyor... 

Tabiî ki, buna "yaşamak" denirse... 

Türk tiyatrosu, yapay konservatuvarlar, anlamsız repertuvarlar, kokan pisuvarlar potpurisi ile kendisini var etmeye çalışırken, tabiî ki, bu potpuri sürecinden beslenen, bu potpuri sürecine dayanan, bu potpuri sürecinden kaynaklanan, bu potpuri sürecine uyumlu tiyatro dergilerine sahip olmanın yumuşak rahatlığını yaşıyor... 

Tabiîi ki, buna "yaşamak" denirse...

Türk tiyatrosu, kendini yalanla ayakta tutan kapitalist üretim ilişkilerinin bir türevi olduğu için, tabiî ki, tiyatro dergileri, reklâm aldığı resmî tiyatro kurumlarının yanlışlarını değil, "doğrularını" cilalayıp, yanlışlığı kanıtlanmış "doğruları" taşıyarak yaşıyor... 

Tabiî ki, buna "yaşamak" denirse...

Türk tiyatrosu, kendi kendine ürettiği, kendinin neden olduğu çiğliklerin, skandalların, yanlışlıkların üzerlerinin örtülmesi için, resmî tiyatro kurumları eliyle besledikleri tiyatro dergilerinin, bu çiğliklerden, skandallardan, yanlışlıklardan bahsetmemesi için ellerinden geleni yaparak yaşıyor... 

Tabiî ki, buna "yaşamak" denirse... 

Türk tiyatrosu, kendi ürettiği, kendinin neden olduğu "Özdemir Nutku Skandalı", "LİNÇ KAMPANYASI Skandalı", "Talât Sait Halman Skandalı", "İstanbul Devlet Tiyatrosu Reklâm Kuleleri Skandalı", "Antonius ile Kleopatra Skandalı", "Rosenbergler Ölmemeli Skandalı" ve daha birçok skandalı iyice gizleyebilmek, görünür kılmamak, kendi imal ettiği skandalların unutulması için, reklâm vererek susturduğu, bu dergilerde yazanların kalemlerine susturucu taktırarak teslim aldığı dergilerle çok barışık yaşıyor... 

Tabiî ki, buna "yaşamak" denirse...

Türk tiyatrosu, olmazsa olmaz türevi skandallarla sarmaş dolaş olup gizlice, görünür olmadan yaşarken, biz, bütün bu skandalları bir radar gibi izliyor ve gördüğümüz bütün gerçekleri halkımıza, tüyü bitmemiş yetime sürekli duyuruyoruz. Bizim eleştirilerimiz karşısında, seve seve olmasa da, söke söke hizaya gelen bütün tiyatro dergileri, etekleri tutuşunca kendilerine çeki düzen vermek zorunda kalıyorlar. Ancak biz, şu ândaki çeki düzen verilmiş hâlden bile hoşnut değiliz. Biz, resmî tiyatro kurumlarından reklâm alarak yaşayan tiyatro dergilerinin, tam zamanında, her ayın tam tamına birinde yayınlanmalarını, Hilmi Zafer Şahin'den, K. Lemi Bilgin'den, Veysel Sami Berikan'dan ve benzerlerinden aldıkları oyun programlarını tam zamanında yayınlamalarını istiyoruz. Bu isteğimiz, gelip geçici bir istek yada "dostluğumuz bozulmasın" tarzında imal edilmiş bir küçük burjuva tavrı değildir!

Sosyalist Sanatçı Hilmi Bulunmaz

***

Ayrıca bakınız:

Erbil Göktaş'ın bize gönderdiği dergi kapak fotoğrafını sunuyoruz!

LİNÇ KAMPANYASI ana sponsorlarından www.tiyatronline.com sitesinin sahibi Enver Başar'la bu sitenin editörü LİNÇÇİ Yaşam Kaya, Yeni Tiyatro Dergisi'nin Şubat 2013 tarihli 46. sayısını ellerine alıp, bütün sayfalarını iyice okuyarak tam kavradılar mı?

Bulunmaz Petersburg'daki reklâm kulesini görünce DT'yi anımsadı

Göktaş'ın e-postasını zamansızlık nedeniyle okumadan sunuyoruz

Cemal Bulunmaz, Petersburg'da olağanüstü fotoğraflar çekiyor!...

Şubat 2013 tarihli Yeni Tiyatro Dergisi 46. sayısı 8 Şubat'ta geldi!

LİNÇÇİ Türk tiyatrosunda dergiler geç çıkarken Hindistan'da işlik!

Oyunculuk çalışmalarını ücretsiz olarak sürdüren Bulunmaz, tam zamanında, yani ayın tam birinde yayınlanmasını istediği Yeni Tiyatro Dergisi'ndeki oyunculuk reklâmı için tabii ki para ödüyor!

İçinde hiçbir LİNÇÇİ alçak barındırmayan Petersburg kentinden attığımız gerçekleri savunan sloganlarımızı, "İstanbul Korsan Tiyatroları" bütçesinden reklâm adı altında avuç dolusu para (avanta, bahşiş, diş kirası, iane, iaşe, sadaka, sus payı, ulufe) almasına karşın, hiçbir zaman için tam zamanında, yani ayın tam birinde yayınlanmayan tiyatro dergilerinin düzenbaz yöneticileri değil, "kimseye eyvallahı olmayan" Coşkun Büktel duyabiliyor!...

İletişim kuramadığımız için, "Neden yüzünü Yeni Tiyatro Dergisi ile kapattın?" sorusunu soramadığımız Fikriye Bulunmaz, bu derginin Şubat 2013 tarihli 46. sayısının Bulunmaz Tiyatro - İstanbul'a dün (8 Şubat 2013 Cuma günü) geldiğini bize e-postayla haber verdi!...

Tiyatro dergilerinin Şubat 2013 tarihli sayısı Mephisto'ya geldi mi?

LİNÇÇİ alçakların korkulu rüyası Hilmi Bulunmaz Türkiye'ye döndü

Oblomov yazarı İvan Gonçarov'un ipine bile takmayıp yerden yere vurduğu Hamlet, LİNÇÇİ Üstün Akmen tarafından yine kutsanıyor!

Tiyatro yazarı Melih Anık, İvan Gonçarov'un ipiyle çardağa giren LİNÇÇİ Üstün Akmen'i (ad vermeden de olsa) çok sert eleştiriyor!

Sosyalist OYUN Dergisi Genel Yayın Yönetmeni ve Bulunmaz Tiyatro - İstanbul Genel Sanat Yönetmeni Sosyalist Sanatçı Hilmi Bulunmaz, "'Zengin Mutfağı' oyununu protesto eden izleyiciler" Alper Tunga Çevik, Elif Gonca Akdeniz, Nurhayat Yılmaz Güneş, Serap Gül, Tarık Ümran Güneş ile "Kebapçı Murat"ta yemek yedi!

Melih Anık, yıkama-yağlama yerine nesnel değerlendirme yapıyor!

Hiçbir tiyatro dergisinin asla yazamadığı konu: İDT reklâm kuleleri!

Akademisyen Sema Göktaş'ın "Zengin Mutfağı Dolayısıyla" Yeni Tiyatro Dergisi'nde yayımladığı ilginç yazı tartışılmayı hak ediyor!

Kültür Bakanı Çelik, emperyalist kültüre yardım ve yataklık ediyor!

Hilmi Bulunmaz Zengin Mutfağı ile ilgili Harbiye'den yanıt bekliyor!

LİNÇÇİ tiyatronline.com, Avi Maraşlıyan'ı sahte olarak mı imâl etti?

Çakma yazar Avi Maraşlıyan'ın kimliğini açıklama sorumluluğu LİNÇ KAMPANYASI ana sponsorlarından www.tiyatronline.com sitesinin sahibi ve Şakir Gürzumar yönetimindeki İstanbul Devlet Tiyatrosu'nda ışıkçılık yapan Enver Başar'dayken susup oturuyor!

Şakir Gürzumar'ın yönettiği İstanbul Devlet Tiyatrosu'nda ışıkçılık yapmanın verdiği ayrıcalıktan yararlanarak LİNÇ KAMPANYASI ana sponsorluğu yapan www.tiyatronline.com sitesi sahibi Enver Başar, Avi Maraşlıyan'ın kimliğini açıklama sorumluluğunu yerine getirmeden, Maraşlıyan'ın kimliğini açıklama şerefini göstermeden bir tek haber bile yayınlamamalı, bir tek yorum bile yapmamalıdır!

Cemal Bulunmaz, Volga Nehri'ni, Volga Oteli penceresinden çekti!

Hilmi Bulunmaz, Erbil Göktaş'ın suçlamasına çok ciddi yanıt verdi!

İşlerimizin yoğunluğu nedeniyle okuyamadan yayınlamak zorunda kaldığımız Yeni Tiyatro Dergisi Genel Yayın Yönetmeni Sn. Erbil Göktaş'ın bu yazısını, işlerimiz durağanlaştığında yanıtlayacağız!

Sosyalist Sanatçı Hilmi Bulunmaz, Beyoğlu Mephisto Kitabevi'ni 0212 249 06 87 numaralı telefonundan arayıp, kitap bölümünü bağlayan 3 numaralı tuşa basarak, bu bölümün sorumlularından Aytekin ile görüşüp, Yeni Tiyatro Dergisi'nin Şubat 2013 tarihli 46. sayısının 7 Şubat 2013 tarihinde ekrana giriş yaptığını öğrendi!!!

Bulunmaz Tiyatro - İstanbul Genel Sanat Yönetmeni ve Sosyalist OYUN Dergisi Genel Yayın Yönetmeni Sosyalist Sanatçı H. Hilmi Bulunmaz, Yeni Tiyatro Dergisi Genel Yayın Yönetmeni Sn. Erbil Göktaş'ın yazdığı "KAPİTALİZMİN KISKACINDAKİ 'SOSYALİST SANATÇI HİLMİ BULUNMAZ'A…" başlıklı yazıyı ağır ağır okuyup ince ince düşündükten sonra, kısık ateşte yavaş yavaş yanıtladı...

Bulunmaz Tiyatro - İstanbul Genel Sanat Yönetmeni Sosyalist Sanatçı Hilmi Bulunmaz, Erbil Göktaş'a, Yeni Tiyatro Dergisi'nin Şubat 2013 tarihli 46. sayısının Beyoğlu Mephisto Kitabevi'nin bilgisayar kayıtlarına neden 7 Şubat 2013 tarihinde girdiğinin (derginin neden tam zamanında yayınlanmadığının) hesabını sorduğunda, Yeni Tiyatro Dergisi Genel Yayın Yönetmeni Erbil Göktaş, Mephisto Kitabevi ile ilgili olarak Şubat 2013 tarihli 46. sayının belgesini sunacağına, Pandora Kitabevi'nden aldığı Ocak 2013 tarihli 45. sayının iade faturasını, gerçeklerin üzerine şal örtmek, iyice kafa karışıklığı oluşturmak için, sözüm ona belge olarak bize sunarak, bizi keriz yerine koymaya devam ediyor hâlâ!

SAHNE Dergisi Genel Yayın Yönetmeni T. Murat Demirbaş'ın, Tiyatro... Tiyatro... Dergisi Genel Yayın Yönetmeni Mustafa Şükrü Demirkanlı'nın, Yeni Tiyatro Dergisi Genel Yayın Yönetmeni Erbil Göktaş'ın ipine bile takmadığı İstanbul Devlet Tiyatrosu reklâm kulelerinin ticarî kuruluşlar tarafından işgâl edilmesini hızla ortaya çıkarıp, bu kulelerin namusunu kendi namusu gibi korumaya yemin eden Sosyalist Sanatçı Hilmi Bulunmaz, SAHNE Dergisi'nin, Tiyatro... Tiyatro... Dergisi'nin, Yeni Tiyatro Dergisi'nin sayfalarını açma cesareti gösteremediği bu durumun peşini asla bırakmıyor...

"Yeni Tiyatro Dergisi Genel Yayın Yönetmeni Erbil Göktaş bir sabah bunaltıcı düşlerden uyandığında, kendini yatağında dev bir Mustafa Demirkanlı'ya dönüşmüş olarak buldu"ğu için, yazdığı yazıları, Mustafa Şükrü Demirkanlı'nın sitesinde yayımlatıyor!...

Sosyalist OYUN Dergisi Genel Yayın Yönetmeni ve Bulunmaz Tiyatro - İstanbul Genel Sanat Yönetmeni Sosyalist Sanatçı Hilmi Bulunmaz, Kocaeli Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Sahne Sanatları Bölümü Dramatik Yazarlık Ana Sanat Dalı Öğretim Görevlisi ve Yeni Tiyatro Dergisi Genel Yayın Yönetmeni Yrd. Doç. Dr. Erbil Göktaş'ın kendisine göndermiş olduğu aşağıdaki e-postayı okur okumaz şöyle dedi: "Benim, halkımın, tüyü bitmemiş yetimin verdiği hatırı sayılır vergilerle beslenen 'İstanbul Korsan Tiyatroları' Genel Sanat Yönetmeni Hilmi Zafer Şahin'den, Devlet Tiyatroları Genel Sanat Yönetmeni Lemi Bilgin'den, Kocaeli Şehir Tiyatroları Genel Sanat Yönetmeni Veysel Sami Berikan'dan ve benzerlerinden sürekli olarak reklâm parası alıp, bu reklâm parası karşılığında saydığım resmî tiyatro kurumlarının oyun günü, saati programlarını tam zamanında, her ayın tam birinde yayınlaması gereken Yeni Tiyatro Dergisi'ni neden tam zamanında, her ayın tam birinde yayınlamadığını ve bu nedenle Mephisto Kitabevi'ne Yeni Tiyatro Dergisi'ni neden geç götürdüğünü sorduğumuz Erbil Göktaş, Yeni Tiyatro Dergisi'nin Şubat 2013 tarihli 46. sayısını Mephisto Kitabevi'ne tam zamanında, yani bu ayın tam birinde teslim ettiğine dair bir belge sunacağına, bizim, kendisinden hesap sormadığımız Ocak 2013 tarihli 45. sayısı hakkında Pandora Kitabevi'nden alınmış İADE faturasını, kendini savunacak bir belge olarak sunmakla birlikte, 'bir sabah uyandığında, kendini Mustafa Demirkanlı olarak buldu'ğu için, dezenformasyon yoluna başvurarak, 'yavuz hırsız ev sahibini bastırır' mantığının kayığına atladığı gibi, hesap sorduğumuz konulardan hızla uzaklaşarak, hesap sormadığımız ilgisiz konuya sıçrayıp, Nasreddin Hoca'nın ruhunu şad etmek için olsa gerek, 'ahır karanlık olduğu için, kaybolan yüzüğünü aydınlık olan bahçede arıyor' yada hızla Demirkanlı'laşan Erbil Göktaş, şimşek hızıyla paralize oluyor!..."

"Yeni Tiyatro Dergisi Genel Yayın Yönetmeni Erbil Göktaş bir sabah bunaltıcı düşlerden uyandığında, kendini yatağında dev bir Tiyatro... Tiyatro... Dergisi Genel Yayın Yönetmeni Şüpheli Sanık Davalı Mustafa Şükrü Demirkanlı'ya dönüşmüş olarak buldu!..."

Devlet Tiyatroları'ndan reklâm alan dergiler Çirkin'i savunacak mı?

Yeni Tiyatro... Tiyatro... Dergisi reklâm aldığı Çirkin'i savunur mu?

"Zengin Mutfağı" adlı oyunun 27 Aralık 2012 Perşembe günkü gösterimi sırasında oyunu protesto eden üç kadından biri olduğu iddia edilmesine karşın, "Zengin Mutfağı" sahne uygulamasına düşünsel ve estetik olarak karşı olmakla birlikte, fiziksel protestoda bulunmayıp, sadece duygu ve düşünce düzeyinde bu sahneleme biçimine karşı olduğunu dile getiren, asla kurt işâreti yapmadığını belirtip, "protesto eden üç kadın seyirci" kategorisine sokulmasına karşın sadece bir genç kızın bozkurt işareti yapıp oyunu protesto ettiğinin altını çizen, ne var ki Sema Göktaş'ın bile (genel iddiaya uygun davranarak üç kadın protestocu kategorisine soktuğu için) kendisinin hakkında dahi "Zengin Mutfağı'nın ikinci gecesinde üç kadın seyirci kurt işareti yapıp, 'Tanrı Türkü Korusun!' diye slogan atmış" demesine de içerleyen Nurhayat Yılmaz Güneş, kendisinin haksız bir biçimde eleştirildiğini dile getirerek, Sn. Sema Göktaş'ın "Zengin Mutfağı Dolayısıyla" yazısını gayet sert bir dille eleştirdi...

Nurhayat Y. Güneş, Doç. Dr. Sema Göktaş'ın eleştirisini eleştirdi...

Üniversitelerdeki edebiyat, estetik, felsefenin döküldüğü süreçte...

Sosyalist OYUN Dergisi Genel Yayın Yönetmeni ve Bulunmaz Tiyatro - İstanbul Genel Sanat Yönetmeni Sosyalist Sanatçı Hilmi Bulunmaz, "'Zengin Mutfağı' protestocusu" sandığı Elif Gonca Akdeniz, Nurhayat Yılmaz Güneş ve taraflardan çok özür diliyor!...

Yeni Tiyatro Dergisi Genel Yayın Yönetmeni Şahin'e hesap verdi!

Demirkanlı & Göktaş yönetimdeki Yeni Tiyatro... Tiyatro... Dergisi, Hilmi Zafer Şahin'in yönettiği "İstanbul Korsan Tiyatroları"ndaki "Türkiye Kayası Skandalı"na, Hilmi Zafer Şahin'den reklâm aldığı için mi, hiçbir çıkarı olmayan Melih Anık kadar ilgi göstermiyor?!!!

"Zengin Mutfağı" oyunu oynanırken sahne üzerinde piyano çalan Burçak Çöllü, Doç. Dr. Sema Göktaş'ın Yeni Tiyatro Dergisi'nin Şubat 2013 tarihli 46. sayısındaki "Zengin Mutfağı Dolayısıyla" yazısında yaptığı gibi, kulaktan dolma bilgilerle değil, bizzât olaya çok yakından tanık olup, "Zengin Mutfağı" protestosunun sadece tekil ve tikel bir protesto olduğunu, (bu protestonun Serap Gül tarafından yapıldığını) çok net bir biçimde dile getirerek, aydın sorumluluğu içerisinde bulunduğunu dosta ve düşmana kanıtlıyor!

Bulunmaz'ın ücretsiz oyunculuk ve yazarlık çalışmaları sürüyor!...

Karşı devrimci engellemelere karşın yayınımız çok ziyaret ediliyor!

Hilmi Zafer Şahin, K. Lemi Bilgin, Veysel Sami Berikan'a soruyoruz

Tiyatro kavgamız netleştikçe Ziyaret Sayısı büyük bir hızla artıyor!

Bulunmaz, neden intihar etmeyi düşündüğünü 13 yıl sonra anlattı!

Mesut Alptekin, Erbil Göktaş'ın "ANTRENMAN" sözüne içerlemiş...

LİNÇ KAMPANYASI ana sponsorlarından Tiyatro... Tiyatro... Dergisi Yayın Yönetmeni ve Sorumlu Yazı İşleri Müdürü Şüpheli Sanık Davalı Mustafa Şükrü Demirkanlı'nın, İstanbul 1. Asliye Hukuk Mahkemesi kanalıyla 25.000,00 TL manevi tazminat parası istediği "Theope" adlı oyunun yazarı ve "Ölüleri Gömün" oyununun çevirmeni Coşkun Büktel'in, tazminat davası nedeniyle hazırladığı savunmaya on iki saatlik bir katkıda bulunmak için ciddi bir mesai harcayan Sosyalist OYUN Dergisi Genel Yayın Yönetmeni ve Bulunmaz Tiyatro - İstanbul Genel Sanat Yönetmeni Sosyalist Sanatçı Hilmi Bulunmaz, yayınımızın aksamasına neden oldu!...


"ZENGİN MUTFAĞI"NI "BASAN" SERAP GÜL "BASKININI" YAZDI!


Ticarî kuruluşlarca işgâl edilen İstanbul Devlet Tiyatrosu (İDT) reklâm kuleleri, zaman zaman İDT afişleriyle de süslenebiliyor!...


Yeni Tiyatro Dergisi Genel Yayın Yönetmeni Erbil Göktaş, LİNÇ KAMPANYASI ana sponsorlarından Tiyatro... Tiyatro... Dergisi Yayın Yönetmeni ve Sorumlu Yazı İşleri Müdürü Mustafa Şükrü Demirkanlı'yı, kendisini "tehdit" etmekle suçlarken, Mustafa Şükrü Demirkanlı, Erbil Göktaş'ı Basın - İlan Kurumu'na şikâyet ediyor!...


Resmî reklâmlarla yaşayan Demirkanlı - Göktaş birbirine vuruyor!


Demirkanlı ile Göktaş'ın tam yüz seksen derece değişen yüzleri!...


Büktel'in tweet'i kapitalizmin yalanla beslendiğini yine anımsatıyor!


Devlet Tiyatroları reklâmıyla beslenen dergiler susarken, Sosyalist Sanatçı Hilmi Bulunmaz, ticarî kuruluşlar tarafından işgâl edilmiş İstanbul Devlet Tiyatrosu reklâm kulelerinin namusunu koruyor!...


Bir zamanların koskoca AST'ı bile LİNÇÇİ dergiden medet umuyor


LİNÇÇİ Ömer Faruk Kurhan'ın dört yıl önceki marifetini sunuyoruz!


LİNÇÇİ Metin Boran, yazım yanlışlı yazıda mavi boncuk dağıtmış!


BEŞ BUÇUK YIL ÖNCEKİ BİR HABERİMİZİ YİNE YAYINLIYORUZ


Güzel günler gördüğü zamanlarda arka kapağını FORTIS BANK'a bile veren Mustafa Şükrü Demirkanlı, yayın yönetmenliği yaptığı LİNÇÇİ Tiyatro... Tiyatro... Dergisi'nin ön kapağında çok büyük bir sorun yaşamazken arka kapağını verecek ciddi bir firma bulamıyor


Büktel, Bulunmaz'ın tiyatro yayıncılığına verdiği değeri görebildi!...


Bulunmaz, Yeni Tiyatro Dergisi'ndeki "Kemal Başar'la Söyleşi: 'Tiyatro Tehlikeli Bir iştir.'" yazısını okurken, çileden çıkmasına karşın, mahkemelerden başını kaldırmakta zorlandığı için, Kemâl Başar'ın üfürüğüyle dolu bu yazıyı değerlendirmekte gecikebilir!...


Yeni Tiyatro Dergisi Kemâl Başar'ın üfürdüğü sözlere önem vermiş


Sosyalist OYUN Dergisi Genel Yayın Yönetmeni ve Bulunmaz Tiyatro - İstanbul Genel Sanat Yönetmeni Sosyalist Sanatçı Hilmi Bulunmaz, şu ân (4 Mart 2013 saat 13.30) itibariyle MEPHISTO KİTABEVİ'ne telefon ederek, LİNÇ KAMPANYASI ana sponsoru Tiyatro... Tiyatro... Dergisi ve SANSÜRCÜ Yeni Tiyatro Dergisi adlı dergilerin Mart 2013 tarihli sayılarının İstiklâl Caddesi'ndeki MEPHISTO KİTABEVİ'ne asla ve kesinlikle gelmediğini öğrendi!...


LİNÇÇİ Tiyatro... Tiyatro... Dergisi, bugün 4 Mart 2013 Pazartesi olmasına, ayın birini bayağı geçmemize karşın, Mart 2013 tarihli 247. sayısının MEPHISTO KİTABEVİ'ne asla teslim edilmediği için, MEPHISTO KİTABEVİ raflarında yer aldığını söyleyemiyor!...


"Ölüleri Gömün" oyunu da içinde olmak üzere, birçok tiyatro oyunu yöneten Şakir Gürzumar yönetimindeki İstanbul Devlet Tiyatrosu kadrosunda ışıkçı Enver Başar'ın sahibi, LİNÇÇİ Yaşam Kaya'nın editör olduğu LİNÇ KAMPANYASI ana sponsoru tiyatronline.com'a göre LİNÇÇİ Tiyatro... Tiyatro... Dergisi'nin Mart 2013 tarihli 247. sayısının yayınlandığı izlenimi verildiğine göre, Enver Başar'la Yaşam Kaya, derginin bu sayısını ellerine alıp iyice incelediler mi?


Asparagas yönetmen Kemâl Başar meydanı boş bulunca üfürmüş!


LİNÇ KAMPANYASI ana sponsorlarından tiyatrodunyasi.com sitesi LİNÇ KAMPANYASI ana sponsorlarından ilkel Tiyatro... Tiyatro... Dergisi'nin Mart 2013 tarihli 247. sayısının (İstiklâl Caddesi'ndeki MEPHISTO KİTABEVİ'ne bile gelmediği) 4 Mart 2013 tarihinde yayınlandığı izlenimi verirken, bu LİNÇÇİ sitenin sahibi İsmail Can Törtop, bu LİNÇÇİ dergiyi eline alıp, elinde saatlerce tutabildi mi?!


Sosyalist OYUN Dergisi Genel Yayın Yönetmeni ve Bulunmaz Tiyatro - İstanbul Genel Sanat Yönetmeni Sosyalist Sanatçı Hilmi Bulunmaz, Yrd. Doç. Dr. Erbil Göktaş yönetimindeki Yeni Tiyatro Dergisi'nin Mart 2013 tarihli 47. sayısı için diyor ki: "Bu sabah Yeni Tiyatro Dergisi'nin basıldığı Kayhan Matbaası çalışanı Yılmaz'la yaptığım telefon görüşmesi sonrası, Yeni Tiyatro Dergisi'nin, dün akşam beş altı sularında matbaadan çıkmış olduğunu öğrendim!"


LİNÇÇİ Mimesis editörleri, LİNÇÇİ Tiyatro... Tiyatro... Dergisi'nin Mart 2013 tarihli 247. sayısını teker teker ellerine alıp, bu dergiyi ellerinde saatlerce tutarak herhangi bir estetik zevk duymuşlar mı?


5 Mart 2013 Salı saat 20.00 itibariyle, LİNÇ KAMPANYASI ana sponsorlarından Tiyatro... Tiyatro... Dergisi ile SANSÜRCÜ Yeni Tiyatro Dergisi'nin Mart 2013 tarihli sayılarını elimize alamadık!...


Yeni Tiyatro Dergisi şu ân (6 Mart 2013 saat 10.10) elimize geçti...


Yeni Tiyatro Dergisi Genel Yayın Yönetmeni Yrd. Doç. Dr. Erbil Göktaş, derginin Mart 2013 tarihli 47. sayısının içeriğini gönderdi!

Yeni Tiyatro Dergisi Genel Yayın Yönetmeni Yrd. Doç. Dr. Erbil Göktaş, derginin Mart 2013 tarihli 47. sayısının içeriğini gönderdi!

YENİ TİYATRO DERGİSİ MART 2013, 47. SAYISI ARŞİV DEĞERİNDE "ÇOK DOLU" OLARAK SATIŞ NOKTALARINDA!...

YENİ TİYATRO DERGİSİ'NİN MART 2013, 47. SAYISI "ARŞİV" DEĞERİNDE ÇIKTI; HER TİYATROSEVERİN KİTAPLIĞINDA BULUNMASI GEREKEN BİR SAYI!...

Yeni Tiyatro Dergisi'nin Mart 2013, 47. Sayısı yine 72 sayfa çıktı, yine çok dolu!... Erbil Göktaş, 27 Mart Dünya Tiyatro Günü nedeniyle, "tiyatronun" günümüzdeki işlevini ve durumunu değerlendiriyor. Filiz Tanya, Ankara'daki Akün ve Şinasi sahnelerinin "satışa" çıkarılması üzerine, yakın dönemde Yeni Sahne'yle başlayan ve Taksim Sahnesi'yle devam eden ve AKM ile "muallakta" bırakılan süreci bu kez, Akün ve Şinasi sahneleri bağlamında "eleştirel" bir bakış açısıyla değerlendiriyor.

Derginin "sürekli" yazarlarından "biri"  haline gelen Mehmet Esatoğlu da, bu sayıda, geçtiğimiz günlerde yitirdiğimiz Macide Tanır'ın ardından, oylumlu bir değerlendirme yapıyor. Didem Uslu, sezonun "çeşitli" oyunlarını ele alırken, Yetkin Yüksel, İstanbul Şehir Tiyatroları'nın yirmi oyununu mercek altına alıyor. Yine, Dicle Çoban, Kocaeli Şehir Tiyatroları'nın "bütün oyunları"nı değerlendiriyor. Okday Korunan, Arif Erkin'le "doyumsuz" bir sohbet gerçekleştirirken, Mehmet Konuk, Ak'la Kara Tiyatro'nun kurucularından Kerem Kobanbay ve Savaş Özdural'la söyleşiyor. Yağmur Yağmur, Tülay Yıldız Akgül, Birgül Yeşiloğlu Güler, Avaşin Yorulmaz, Mehmet Konuk, Yelda Özdeş, Şirin İnci sezonun "önemli" oyunlarının eleştirileriyle dikkat çekerken, Ömer Öztürk "arşiv"inin tozlu sayfalarını, Yeni Tiyatro okurlarıyla paylaşmayı sürdürüyor. Her sayıda olduğu gibi, Yeni Tiyatro'nun Mart sayısında da "ücretsiz" oyun kitabı armağan etme geleneği bu sayıda da devam ediyor.

Yeni Tiyatro Dergisi'nin Mart sayısının konu başlıkları şunlardan oluşuyor:

sunuş / 2
Erbil Göktaş

inceleme  / 3
Başkentin Kayıp Sahneleri
Filiz Tanya

uğurlama / 7
Oyuncu Macide Tanır'ın Sahne Işıkları                                                                                                          Mehmet Esatoğlu

eleştiri / 12
Ocak - Şubat 2013 Oyunlarından Bir Seçki
Didem Uslu

eleştiri / 24
Şarkısı Olmayan Düğün Şarkısı
Tülay Yıldız Akgül

söyleşi / 26
Oyuncuya Notlar: XXI...
Arif Erkin’le Söyleşi
Okday Korunan

eleştiri  / 36
...Fikrîye ve Latife
Mehmet Konuk

eleştiri / 40
..'Kurban'lar
Yağmur Yağmur

eleştiri / 43
Ionesco...
Yelda Özdeş

söyleşi  / 46
...Tiyatro Ak'la Kara
Mehmet Konuk

eleştiri  / 51
...Karmakarışık...
Birgül Yeşiloğlu Güler

eleştiri / 53
...Türkiye Kayası
Şirin İnci

eleştiri  / 55
Kocaeli Şehir Tiyatroları Ocak Ayı Oyunları
Dicle Çoban

eleştiri / 59
İyi ki Varsın İBBŞT!... Yirmi Oyun Yirmi Yorum
Yetkin Yüksel

eleştiri / 68
...Tom, Dick ve Harry
Avaşin Yorulmaz

arşiv  / 71
Arşivhanemden Tiyatro...
Ömer Öztürk

Yayın kurulunda Doç. Dr. Sema Göktaş, Yrd. Doç Dr. Erbil Göktaş, Geleneksel Türk Tiyatrosu ustalarından Alpay Ekler, oyun yazarı Oktay Emre ve Turgay Yıldıran, Devlet Tiyatrosu oyuncusu Okday Korunan’ın bulunduğu Yeni Tiyatro Dergisi’nin hakemliğini ise, Prof. Dr. Semih Çelenk, Prof. Dr. A. Didem Uslu, Doç. Dr. Sema Göktaş, Yrd. Doç. Dr. Gül Ayşe Temeltaş, Yrd. Doç. Dr. Handan Karaadam, Yrd. Doç.  Dr. Bünyamin Aydemir üstlenmiştir.

Yeni Tiyatro Dergisi bugüne kadar 32 oyun kitabını okurlarına ücretsiz armağan etmiştir. Şimdiye kadar onbinlerce kitap dağıtan ve tüm baskıları tükenen oyun kitaplarının 2. baskısını yapmaya başlayan Yeni Tiyatro Dergisi’nin bu “ilk” girişimi “Sam Shepard’ın “Aşk Delisi”nden sonra İmran Uzun’un 2002’de KASAİD (Kadının Sosyal Hayatını Araştırma ve İnceleme Derneği) Ödülü’nü alan “Sefdiğim” adlı oyunu… 2013’de 41 kente ve “1500 Aboneye” ulaşmayı hedefleyen Yeni Tiyatro Dergisi, okurlarından, abonelerinden ve destekçilerinden, altı yıldır gösterdikleri ilgiyi bu yıl da sürdürmelerini rica ediyor.

Yeni Tiyatro Dergisi satış yerleri:

İstanbul; Mephisto Kitabevi (Beyoğlu İstiklal Caddesi ve Kadıköy), Beyoğlu Pandora Kitabevi, Beyoğlu Simurg Kitabevi, Tünel Robinson Crouse Kitabevi, Mis Sokak Semerkant Kitabevi,  Kadıköy Nazım Hikmet Kültür Merkezi, Kadıköy Seyhan Müzik, Kadıköy Penguen Kitabevi, Kadıköy İmge Kitabevi, Kadıköy İskelesi Karşısı Konservatuvar Önü Gazete Bayisi,  Kadıköy-Beşiktaş İskelesi Karşısı Gazete Bayisi, Bakırköy Belediyesi Şehir Tiyatrosu Basın ve Halkla İlişkiler. Kitapsan (Ankara Cad. F.Kerim Gökay İşhanı No:31/4-5 Cağaloğlu), Eminönü Çemberlitaş Bulunmaz Tiyatro. Üsküdar İskelesi Kurt Gazete Bayisi. Üsküdar Bağlarbaşı Gazete Bayisi, Mecidiyeköy Tiyatro Karnaval Gönül Ülkü-Gazanfer Özcan Sahnesi (Cevahir AVM yanı, Ortaklar Caddesi, Bahçeler Sokak, No: 20, Efe Han giriş katı)
Ankara; Dost Yayınları ve Kitabevi, Turhan Kitabevi ve İmge Kitabevi.

Kocaeli; Kocaeli B. B. Şehir Tiyatrosu Gişesi, Çağdaş Kitabevi, Belsa Fırat Kitabevi; Hereke Gazete Bayisi (Mehmet Cengiz); Dafne Kültür Merkezi (Alternaiv Kültür Merkezi: 50. Yıl İÖO Karşısı İZMİT) 

İzmir; KİTAPSAN (Kıbrıs Şehitleri Cd., No:18, Alsancak), KİTAPSAN (Saray İşhanı Konak), Kemeraltı Duvar Kitabevi (853 Sk., No: 13, P. 10), Karşıyaka PAN Kitabevi(Çarşı Tiyatro Sokağı), Menemen Belediyesi Basın ve Halkla İlişkiler, Bornova BTA Sahnesi (Dumlupınar Cad. No: 42/A Özkanlar BORNOVA-İZMİR)  TEL: 0 232 347 36 26, Baki Kurt (GSM: 0 534 224 41 16)

Kayseri; Av. Hülya Göktaş. Türkay İş Merkezi, Kat: 5, No: 34, Hukuk Bürosu, Kocasinan-Kayseri

Sakarya; Xir Kitabevi, Değişim Kitabevi.

Bursa; Heykel Sönmez İş Sarayı Girişi Bursa Kitapçısı, Bursa DT Gişesi.

Erzurum; Atatürk Üniversitesi GSF Sahne Sanatları Bölümü, Kitap Sarayı.

Trabzon; Özlem Şahin, Şehir Tiyatrosu, Trabzon DT Gişesi.

Gaziantep; İhsan Ata, Seyir Tiyatrosu Oyuncuları;

Hatay; Vejdi Koçak, Antakya Belediyesi Şehir Tiyatrosu.         

Eskişehir; Adımlar Kitabevi.

Amasya; Öğr. Gör. Alattin Özgen, Amasya Üniversitesi, Meslek Yüksek Okulu.

Niğde; Öğr. Gör. Lokman Zor, Niğde Üniversitesi Halkla İlişkiler Müdürlüğü.

Ordu; Öğr. Gör. Yasin Akyüz, Ordu Üniversitesi Devlet Konservatuvarı.

Diyarbakır; Uğur Çınar, Devlet Tiyatrosu, Kültür Sarayı, Yenişehir.

Ağrı; Zübeyr Cinisli, İbrahim Çeçen Üniversitesi, Eğitim Fakültesi.

Edirne ve Tekirdağ; Erdoğan Eğmen, Edirne Halk Eğitimi Merkezi.

Mersin; Kitapsan, Kültür Merkezi Yanı, No:52/A 1-2-3 Merkez

Adana; Kitapsan, Huzurevleri Mah. 80.Yıl Bul. No:18 Çukurova

Konya;   Kitapsan, M1 Tepe Real Alış-Veriş Merkezi No:55-58

28 Şubat 2013 Perşembe

Serap Gül'ün tek başına protesto ettiği "Zengin Mutfağı" oyununu bile anlayamayan Yavuz Pak, tiyatro sanatını düşünmeden tiyatro üzerine yazı yazmanın dayanılmaz cahilliğine devam ediyor hâlâ...

Oyun'un notu: Tiyatronun "t"sinden bile hiç anlamayan Yavuz Pak'ın yazısındaki bazı sözleri kırmızı ile belirgin hâle biz getirdik.

***

Zengin Mutfağı'nın Sözü, İktidarın Tavrı


Yavuz Pak
23 Şubat 2013

Zengin Mutfağı'nın Şehir Tiyatroları idaresince galası bile yapılmadan şubat ayı repertuarından kaldırılması, iktidarın etkisinin tiyatrodaki tek yansıması değil. İktidar, etkileri tiyatrolarda tüm toplumsal gövdeye sızacak bir yönteme ihtiyacı olduğunun...

İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) Şehir Tiyatroları'nın geçen yılın sonunda gösterime giren yeni oyunlarından biri Vasıf Öngören'in Zengin Mutfağı.

Türkiye tiyatrosunun en önemli simalarından biri olan Öngören'in, kızı Aslı Öngören'in başarılı rejisiyle 35 yıl sonra yeniden sahnelenen oyunu, Türkiye'nin siyasi tarihinin en önemli olaylarından birini, 15-16 Haziran 1970 işçi eylemlerini ve 12 Mart darbesini fon alıyor.

Oyun emek-sermaye çatışması üzerinden, kapitalizm ve faşizm eleştirisini zengin işadamı Kerim Bey'in köşkünde aşçılık yapan Pehlivan Lütfü Usta'nın gözünden dile getiriyor.

Yükselen sınıf mücadelesi koşullarında, lümpen emekçi karakterlerin sınıf bilinçli işçilere ya da sınıf mücadelesine karşı örgütlenen faşist hareketin neferlerine evrilmelerini yansıtıyor.

Olayların geçtiği döneme ayna tutan bu toplumsal/politik içerikli oyun, aynı zamanda Brecht'in epik tiyatro ekolünü Türkiye'de ilk kez uygulayan tiyatro insanı olarak tanımlanan Vasıf Öngören'in Türkiye tiyatro tarihine geçen eserlerinden biri olarak da tanınıyor.

Ancak, Türkiye tiyatrosunun bu "klasikleşmiş" oyunu, gösterimdeki ikinci gecesinde kurt işaretleri yaparak "Tanrı Türkü korusun" çığlıkları ile oyunu sabote etmeye çalışan birkaç tiyatro aymazının "faşizmin lanetlendiği sahnelerde" belleklerinde beliren "ülkücülere hakaret" zırvalığını bahane eden Şehir Tiyatroları yönetimi tarafından, galası dahi yapılmadan şubat ayı repertuvarından çıkarıldı.

Eğer bu olay, organize bir "provokasyon" değilse, çok iyi bir "bahane" oldu muhalif oyunları baskılamak için fırsat kollayan zihniyete.

Ancak gelen yoğun tepki üzerine, mart ayı programında az da olsa yer bulabildi kendisine. Şehir Tiyatroları yönetiminin aksine, o gün 400 izleyicinin ülkücü güruhu alkışlarla protesto ederek oyuna sahip çıkması olayın umut verici yanıydı.

Tesadüf bu ya, Zengin Mutfağı'nın ilk kez sahnelendiği 1978'de, Fatih Sahnesi'nin yan fuayesi bir el bombasıyla havaya uçurulmuştu.

Coşkulu bir seyirci topluluğuna, hıncahınç dolu salonlarda oynanan eserin, 35 yıl sonra yeniden saldırıya uğraması ise, oyuna naif bir hava vererek epik yanını perçinleyen Çiğdem Erken şarkılarını anımsatıyordu.

"Bir oyundu bu evet, kırk yıl önceden / Eskimemiş ne tuhaf, yeni de değil"...

Peki, neden bu kadar saldırıya uğrar bir tiyatro oyunu?

Sanırım yanıtı, Vasıf Öngören'in temsilcisi olduğu epik tiyatronun niteliklerinde ve genel olarak tiyatronun günümüz Türkiye'sinde maruz kaldığı saldırıların nedenleri arasında aramak gerek.

Tiyatro ustası

1984'te, Türkiyeli sakıncalı sanatçıların ortak kaderine dönüşen "zorunlu sürgündeki ani ölümüyle" 46 yaşında aramızdan ayrılan Vasıf Öngören, bir yazar, yönetmen ve kuramcı olarak epik tiyatro akımının çok başarılı bir temsilcisiydi.

"Brechtçi" ya da "Aristotales dışı dram" olarak da nitelendirilen epik tiyatro akımı, merkezine sanata biçilen "gerçekliği yansıtma" işlevini alır. Sistem eleştirisi üzerinden seyircisini, "seyretmenin" ötesinde daha verimli bir davranışa, "düşünmeye ve eyleyişe" sevk edilmeye çalışır. (1)

Nitekim, Prof. Dr. Ayşegül Yüksel, Vasıf Öngören'i şöyle tanımlar...

"Türkiye tiyatrosunun 1960'larda gerçekleştirdiği atılım içinde, insanımızı tüm sıcaklığı ve canlılığı ile epik tiyatro yöntemini kullanarak yansıtmış bir tiyatro ustamızdır.

"Oyunlarındaki yalın dil, gülmeceye yatkın üslup ve toplumsal-politik doğru içerik, sahne ile seyirci arasında kolayca iletişim kurmayı sağlamış, tüm oyunları seyircisini düşünmeye yöneltmede çok başarılı olmuştur." (2)

Vasıf Öngören de "öğreticiliğe" büyük önem veren bir sanatçı olmasına rağmen, yalnız us yoluyla, düşüncelerle değil; duygularla, sezgi yoluyla etkiler insanları oyunlarında.

Karşılarına bir sanat yapıtıyla çıktığı insanları, o yapıtın içine çeker adeta. Göç, Asiye Nasıl Kurtulur, Zengin Mutfağı, Memleketimden İnsan Manzaraları ve kızı Aslı Öngören'e adadığı Masalın Aslı gibi Türkiye tiyatro tarihine damgasını vuran başyapıtlarında seyirciyi düşünsel/duygusal olarak sahneyle bütünleştirmeyi başarır.

Beni en çok etkileyen oyunu Oyun Nasıl Oynanmalı'yı ise, evlere şenlik bir suç isnadı ile "tiyatroda gizli örgüt kurmaktan" hükümlü olduğu yıllarda hapishanede yazmak zorunda kalmıştı.

Belki de onu büyük bir tiyatro insanı yapan ve dün olduğu gibi bugün de siyasal iktidarların gözünde "olağan şüpheli" kılan en çarpıcı özelliği şudur: "Akla ve kalbe hitap etmek". Kuşkusuz, bunu başarabilen tiyatronun gücü, iktidarlara diz çöktürebilir! Hele de bunu başaran korkusuz bir muhalifse... Zengin Mutfağı'na yönelik saldırı ve kısıtlamalar, gerçekte, bu gücün yarattığı korkudan başka bir şey değildir.

Geriye ne kalır?

Geçen yıl bu zamanlarda, muhalif bir başka oyun, adalet sistemini yerden yere vuran Rosenbergler Ölmemeli, telif hakları bahanesiyle bir ay içinde gösterimden kaldırılmıştı.

Bu yıl, repertuvardan çıkarılmamasına rağmen, geçen yıl muhafazakar kalemlerin saldırılarına maruz kalan Otobüs, Günlük Müstehcen Sırlar gibi toplumsal/siyasal içerikli muhalif oyunlara "fiili bir sansür" uygulandı. Ne hikmetse, sahne bulunamadı bir türlü bu oyunlara!

Resmen oyun yasaklamanın, açık sansürün yaratacağı kamuoyu tepkisini türlü bahanelerle, kaçak dövüşerek savuşturma yöntemini tercih eden Şehir Tiyatroları yönetiminin, şimdi hedefinde hangi oyunlar olabileceğini tahmin etmek zor değil.

Finalinde 1 Mayıs Marşı söylenen Dar Ayakkabıyla Yaşamak, sosyalist Pablo Neruda'nın yaşamını anlatan Ateşli Sabır, yerleşik tabulara isyan eden Çığ, burjuva ahlak değerlerinin yozluğuna ayna tutan Hedda Gabler, faşizmi sorgulayan Kabare, İstanbul Ermenilerinin yaşamlarını konu alan Şark Dişçisi, sınırlara ve etnik aidiyetlere cephe alan Türkiye Kayası, emperyalizm eleştirisi üzerine kurgulanan Arka Bahçe, Osmanlı padişahlarının kanlı ve vahşi iktidar savaşlarını hicveden Zırhlı Kurt ve belki de sırf Aziz Nesin yazmış olduğu için Yaşar Ne Yaşar Ne Yaşamaz oyunu... Eh, repertuvardan geriye de pek bir şey kalmıyor zaten.

Geçen yıl yapılan yönetmelik değişikliği ile belediye bürokratlarının engin tiyatro bilgilerinin(!) insafına terkedilen Şehir Tiyatroları'na bugün hakim olan zihniyetin en çok "gişe yapan" bu oyunlara da "fiili sansür" uygulaması sadece zamanlama meselesi.

Zira, Zengin Mutfağı'na yönelik tutum, kıyısından köşesinden "muhalif" bir unsur geçen tüm oyunlara verilen bir gözdağı olarak okunabilir. Bu sindirme politikasında, üç kadının çay sohbetlerini konu alan Perşembe'nin Hanımları gibi masum bir oyunun bile, repliklerinden birinde Marksist klasiklerin ve Lenin'in eleştirel de olsa adlarının geçişi yüzünden sansüre uğraması bile beklenebilir!
Çok ileri gittiğimi düşünenlere hatırlatmak isterim ki, 21. asırda, rolü gereği sahnede sigara içen sanatçılar hakkında "kapalı alanda sigara içmek" yasağını ihlalden tutanak tutulan "nur içinde" bir memleket Türkiye!

Ehlileştirmek ya da yok etmek

En dolaysız biçimiyle, içinden geçtiğimiz ideolojik hegemonya inşa sürecinin tiyatroya dair iki tercihinden söz etmek mümkün: Tiyatroyu araçsallaştırmak ya da yok etmek.

İlk ve şimdilik öne çıkan tercih, tiyatroyu ehlileştirerek araçsallaştırmak. Giderek güçlenen muhafazakar otoriter rejimin üzerine inşa edildiği ve bütünleştiği neo-liberal yapı, dünyanın dört bir yanında, kültür alanında yozlaşmanın, popülizmin, depolitizasyonun, cehaletin sarmaladığı toplumu kutsayarak bireyleri akıl tutulması üzerinden kendisine bağlamayı tercih eder.

"Hegemonik kültürü oluşturmak sadece bir ideolojik mistifikasyon sağlamakla kalmaz, aynı zamanda boyunduruk altındakilerin zararı pahasına iktidardaki grupların çıkarlarına hizmet eder."(3)

Öngören'in, 35 yıl önce Zengin Mutfağı'nın aşçısı Lütfü Usta'ya biçtiği lümpen proleter rolü üzerinden vurguladığı bu durum, bugün çok daha vahim boyutlarda hükmünü sürüyor ne yazık ki. Ve Lütfü Usta'nın oyunla adeta özdeşleşen "İnsan kime hizmet ettiğini bilmeli" repliği tam da bu noktada öne çıkıyor.

Tiyatroyu neo-liberal dönüşümün bir aracı olarak analitik/düşünsel felsefe bağlamından tümüyle kopartmak, gerçeğin/hayatın aynası olmaktan çıkarıp salt vodvillere, Broadway tarzı eğlenceliklere, bayağı komedilere indirgemek, toplumsal/politik/eyleyici yanını törpüleyerek popüler kültürün diğer veçheleri arasına sıkıştırmak ve neo-liberal/tüketim kültürünün kokuşmuşluğuna mahkum etmek bu seçeneğin temel stratejisi.

Tiyatroyu araçsallaştırma seçeneği, medya ile dolaysız ve güçlü bağlantıları olan, kamuoyu desteğine sahip pek çok simayı bünyesinde barındıran tiyatro camiasının yaratabileceği toplumsal tepkiyi dizginlemenin ve iktidarların artık tapındığı kamuoyu desteğinin sarsılmasını önlemenin şimdilik en akıllıca yolu.

Bugün Şehir Tiyatroları repertuvarında lise müsameresini aratmayan ve tiyatronun sadece ön koltuklarını dolduracak kadar ilgi gören kimi oyunların, yukarıda zikrettiğim, nitelikli ve gişe rekorları kıran oyunlardan çok daha fazla yer buluşu bu seçeneğin altyapısının hazırlandığına dair önemli bir ipucu olarak görülebilir.

Yeni rejimin muhafazakar/otoriter yanı ise, ideolojik/felsefi özü itibarıyla, tiyatroya yönelik ikinci ve çok daha tehlikeli olan seçeneği barındırıyor: tiyatroyu tümden karanlığa gömerek "yok etmek".

Üçüncü bin yılda, sistemin korunması için Ortaçağ'ın karanlık güçlerine davetiye çıkaran muhafazakar/otoriter zihniyetin bir benzerine, tiyatroyu doğduğu topraklarda, Avrupa'da, VI. asırdan itibaren karanlığa gömen Kilise iktidarında rastlanmıştı.

Antik Yunan tiyatrosunun devamı olan Roma tiyatrosu önce arenalardaki gladyatör dövüşleri ve venationes (vahşi hayvanlarla insanların dövüşleri) gösterilerine dönüştürülmüştü. Sonrasında, Kilise'nin hegemonyası birlikte onun dinsel dogmaları esas alan skolastik felsefesi hükmünü kurmuş ve Karanlık Çağ'da, tiyatronun bin yıla yakın bir süre yasaklanışına tanıklık etmişti tarih.

Ekonomik/siyasal alanda neo-liberal politikalara sıkı sıkıya bağlı olmaya mahkum olan muhafazakar otoriteryanizm, toplumsal yaşamın kültürel/sanatsal veçhelerinde göreceli bir özerkliğe ve hareket serbestisine sahip.

Yeni rejimin, emeklediği dönemde "heykellerin içine tükürmekle" başladığı sürecin, hegemonyasını kuracak kadar güçlendiğinde "heykelleri söküp atma" noktasına evrilmesi şaşırtıcı değil. Zira, bu genetik kodlarında var.

Sanatı ve özellikle tiyatroyu salt bir "ahlaki" sınıflandırmaya tabi tutarak yok etmeyi hedefleyen bir anlayış bu.

Tesis edilen yeni resmi ideolojinin, tarihsel olarak tiyatro ile düşmanlık temelinde ilişkilenişinin en açık ifadelerini bir İslamcı "aydının" şu satırlarında okumak mümkün.

"12 Eylül öncesi Türkiye'de basın devlet ve ülke düşmanıydı, sinema ahlaksız rezildi, tiyatro din ve millet düşmanıydı. Tiyatro, bir türlü adam olmadığı için iflas bayrağını çekip geçmişine ağıtlar yakmaktadır. Beter olsunlar, dinimize, inancımıza milli değerlerimize yıllarca musallat olduklarının karşılığı olarak." (4)

İdeolojik hegemonya inşası, eğitimden sağlığa toplumsal yaşamın her alanına derinlemesine nüfuz ederken, elbette tiyatroyu bu süreçten muaf tutamazdı.

Mamafih, yeni rejim siyasal olarak güçlendikçe kültürel/sanatsal kodlarını daha çok açığa vurarak kendisini bu alanlara daha net yansıtıyor. Bu süreçte, Devlet Tiyatroları'na yeni yasal düzenleme, Şehir Tiyatroları'na yönetmelik değişikliği, tiyatroların özelleştirilmesi ve kapatılması tartışmaları, oyuncuların emekliye sevk edilerek yeni kadro açılmaması çalışmalarına tiyatronun ve oyuncuların itibarsızlaştırılması çabaları eşlik ediyor.

Neo-liberalizm çağında, artı-değer üretiminin meşruiyetini ve sürdürülebilirliğini sağlayan mekanizmaların ağırlık merkezi, hukuki/siyasal üstyapıdan, ideolojik/kültürel üstyapıya doğru kayıyor.

Türkiye'de inşa edilen yeni rejim de kendisinden öncekiler gibi, yeni yasalar çıkarmanın ya da yeni anayasanın kendi hegemonyasını garanti altına almak için yeterli olmadığını gayet iyi biliyor; iktidar etkilerinin tüm toplumsal gövdeye, gözeneklerine kadar sızmasını sağlayacak bir yönteme ihtiyacı olduğunun farkında.

Gelinen noktada, tiyatrolara uygulanan fiili ya da resmi sansürler, oto-sansürler, yasaklar, engellemeler hatta yok etme çabaları bu ihtiyaçtan doğuyor.

Gana'da bile devletin sübvanse ettiği tiyatro, ehlileştirilememesi durumunda, "yok etmekle" tehdit edilebiliyor. Oysa, E. P. Thompson'un vurguladığı gibi, binlerce yıllık sanat tarihinin kanıtladığı bir şey var. "Toplumsal bilincin gelişmesi, bir şairin kafasının gelişmesi gibi, son tahlilde, hiçbir zaman planlanamaz" ve tarih, iktidarlara, zorbalara karşı mücadele eden ve ayakta kalarak yürüyüşünü devam ettiren 'sanatı' yazmaya devam eder." (6)

Karanlık Çağ boyunca, asırlarca karanlığa gömülen tiyatronun, Rönesans döneminde, tam da karanlığa gömüldüğü yerden, İtalya'dan ayağa kalkarak Kilise'nin karanlık iktidarını sarsması, Thompson'u doğrulayan en çarpıcı örneklerden biri.

Elbette insanlık yaşadığı binlerce yıllık deneyimden sonra, ikinci bir Karanlık Çağ'a kolay kolay girmeyecek. Ancak, Aydınlanma Çağı felsefesinden, taşıdığı ilerici/devrimci potansiyel yüzünden çok ciddi bir kopuşun dayatıldığı, kaotik bir zaman diliminde olduğumuzu da unutmamalı.

Son sözü, yaşamı boyunca her türden baskıya uğramış, 12 Eylül rejiminin 1402'liklerinden biri olarak adeta yok edilmeye çalışılmış, her dönem sakıncalı ilan edilmiş ama dimdik ayakta, Türkiye tiyatro tarihine başyapıtlar kazandıran ve kazandırmaya devam eden bir ustaya; Haşmet Zeybek'e bırakıyorum.

"Bu aşamada 'yönetenlerin' mantığı şu: 'Madem ki biz yapamıyoruz, hiç kimse yapmasın. Bunlar bizi beğenmiyor, eleştiriyorlar, o zaman onların burada yeri yok', diyorlar.

"İslam ülkelerinin gelişememelerinin en önemli nedenlerinden biri, tiyatroya çok fazla önem vermemeleridir. Tiyatroyu bilmeyen karakter yaratamaz. Karakter yapamayan diyalog yazamaz. Diyalog bilmeyen ise, diyalektiği bilemez, sadece 'fonetik' olur. Düşünemez. Sadece 'eşek' olur. Herkes bizi okusun ve eşeğin özünden sıyrılıp gelsin." (7)

Vasıf Öngören, ismi ile müsemma bir usta oluşunu kanıtlarcasına, Zengin Mutfağı'nda bilinç sıçraması yaşattığı aşçı karakteri Lütfü Usta'ya en çok tekrarlattığı replikle adeta Haşmet Usta'yı duyuyor ve aynı anda umudu dillendiriyordu: Aşçı isek, eşek değiliz! (YP/YY)

Kaynakça:

(1) Fischer, Ernst. Sanatın Gerekliliği, Sözcükler Yayınları, Eylül 2012, İstanbul, s: 21-23

(2) Yüksel, Ayşegül. Vasıf Öngören- Bütün Oyunları, Mitos Boyut Yayınları, Mart 2010, İstanbul, s: 237-285

(3) Lears, T.J. Jackson, "The Concept of Cultural Hegemony: Problems and Possibilities", The American Historical Rewiev, s: 571, vol: 90, no:3.

(4) Onay, Yılmaz. Yeni Tiyatro Dergisi sayı: 7, s: 55-56, (Sururi Seçmen, www.el-aziz.com, 13 Aralık 2006)

(5) Foucault, Michel. İktidarın Gözü, Seçme Yazılar 4, Ayrıntı Yayınları, 2007, İstanbul, s: 95

(6) Thompson, E. P. Avam ve Görenek, Birikim Yayınları, İstanbul, 2006

(7) Göktaş, Erbil. Yeni Tiyatro Dergisi, sayı: 41, söyleşi / 37, Haşmet Zeybek'le 12 Eylül Soruşturması

(Kaynak: bianet)

***

Ayrıca bakınız:

Bulunmaz Tiyatro - İstanbul emekçisi Oğuzcan Önver'e fiziksel olarak saldıran adamlarını görmezden gelen Ayşenil Şamlıoğlu, "Zengin Mutfağı" oyununun oynandığı tiyatro salonunun üçüncü sırasındaki iki kadın izleyicinin "BOZKURT İŞÂRETİ" yapıp kendi "değerlerini" haykırmasını "SALDIRI" diye niteleyerek, doğal bir çelişkiyi yapay çelişkiymiş gibi algılamamıza neden oluyor hâlâ!

LİNÇ KAMPANYASI imzacısı Orhan Aydın, yine üfürmeye başladı!

"Zengin Mutfağı"nın yönetmeni (en yetkilisi) Aslı Öngören diyor ki:


"Zengin Mutfağı'nın yönetmeni (en yetkilisi) Aslı Öngören, "Kurt işareti yapan 2 kişi sahneye çıktı" demiyor; Evrensel Gazetesi, "Kurt işareti yapan 2 kişi sahneye çıktı" diyor! HANGİSİ DOĞRU?

Hilmi Bulunmaz, Harbiye'ye "Zengin Mutfağı" ile ilgili e-posta attı!


Feridun Çetinkaya, LİNÇÇİ Metin Boran'la LİNÇÇİ Üstün Akmen'in düzeysiz tiyatro yazıları yazdığı Evrensel Gazetesi'nin yayınladığı aşağıdaki tweet'ine inanmış ve iman etmiş ki, derhal retweet'lemiş!

LİNÇÇİ Mimesis'te yayınlanan yazılara güvenmesek de, bu yazıyı, Aslı Öngören'in sözüne güvendiğimiz için okurlarımıza sunuyoruz!


"Zengin Mutfağı"nın yönetmeni "küfür var" demiyor; Radikal diyor!


Bulunmaz'ın attığı e-postaya yanıt vermeyen açıklama yapar mı?

Hilmi Bulunmaz, oğlu Cemal'le birlikte Zengin Mutfağı'nı izleyecek!

"Zengin Mutfağı"nın yönetmeni "küfür var" demiyor; T24 var diyor!


Özgür Başkaya, yedi yıl önce "Zengin Mutfağı" hakkında yazmıştı!

Özgür Tiyatro, Toplumsal Araştırmalar Kültür ve Sanat İçin Vakıf (TAKSAV) henüz 12 Mart Faşizmi Kültür Bakanı Talât Sait Halman'a "Emek Ödülü" vermeden yıllar önce TAKSAV'ın düzenlemiş olduğu Uluslararası Ankara Tiyatro Festivali'nde "Zengin Mutfağı" oyunuyla katılarak "rengini" çok net belli etmişti!

"Zengin Mutfağı" yönetmeni "küfür var" demiyor; Cumhuriyet diyor!

Sosyalist OYUN Dergisi Genel Yayın Yönetmeni ve Bulunmaz Tiyatro - İstanbul Genel Sanat Yönetmeni Sosyalist Sanatçı Hilmi Bulunmaz, "Hedda Gabler", "Ben Sinema Artisti Olmak İstiyorum", "Zengin Mutfağı" ve diğer gündem maddelerini hızlı hızlı sıralıyor!

Sosyalist Sanatçı Hilmi Bulunmaz, Zengin Mutfağı oyununu izledi!

Bugün (30 Aralık 2012 Pazar) 15.30'daki seansta oynaması gerekirken on dakikalık gecikmeyle 15.40'da zar zor başlayabilen "Zengin Mutfağı" adlı oyunu izleyen Sosyalist Sanatçı Hilmi Bulunmaz, izleyiciler, gişeci, güvenlikçi, bilet kesici, yer gösterici, sahne amiri, Atacan Arsever ve diğerleriyle tek tek görüşmesine karşın, "Zengin Mutfağı" yönetmeni Aslı Öngören, LİNÇ imzacısı Orhan Aydın ve "Oyunun oynandığı her gün orada olacağız ve oyunun yaratıcılarını, meslektaşlarımızı yalnız bırakmayacağız." diyen hiçbirinin oyun oynandığı bugün Harbiye Muhsin Ertuğrul Sahnesi'nde oldukları yönünde herhangi bir ipucu bile bulamadı!

Hafta sonunda, pazar günü, ikindi vakti, trafiğin en sakin olduğu bir zamanda oynanmasına karşın, "Zengin Mutfağı" oyunu, yer yer boş koltukların gölgesi altında oynanırken, yapay reklâmlara ve sentetik çelişki kıvılcımı oluşturan propagandaya mı gereksiniyor?

"Zengin Mutfağı" oyunundan küçük küçük kesitler sunuyoruz!

Milliyet Gazetesi'nden Asu Maro ülkücü protestoya (baskın başlığı atmadan) "ülkücü protesto" diyerek nesnel gazetecilik yapıyor!

Fransız yazar Alain Decaux'nun yazdığı "Rosenbergler Ölmemeli" oyununu tam bir korsan mantığıyla, korsanca bir biçiminde, yazar haklarına son derecede aykırı davranarak hiçbir telif sözleşmesi yapmadan, Alain Decaux'nun bu oyunu için "oynanma yasağı" koymasını ipine kuşağına bile takmayıp oynadığından alnının tam ortasına "İSTANBUL BÜYÜKŞEHİR BELEDİYESİ KORSAN TİYATROLARI" damgası vurduğumuz tiyatroda oynanan "Zengin Mutfağı" oyununun "KONUSU"nu yazan kişi sosyolojinin "s"sinden zerre kadar olsun hiç anlamadığı için, hakkında yazdığı oyunun konusunu asla ve kesinlikle anlamayarak, "işçi sınıfı" kavramını bulanıklaştırıp, "alt sınıf insanları" diye bir palavra yumurtlamış!

"Bağımsız İnternet Gazetesi" sloganıyla yayıncılık yapan T24, çok bağımsız davrandığı için olsa gerek, Vasıf Öngören'in yazdığı "Zengin Mutfağı" oyununun haberini yaparken, Aslı Öngören'in yönettiği oyunun fotoğrafını kullanmak yerine, bağımsız gönlünün arzu ettiği fotoğrafı kullanarak, gayet asparagas haber yapıyor!

"Zengin Mutfağı" oyununu izlerken ayağa kalkıp oyunu protesto eden iki kadının ülkücü eylemini "baskın, saldırı" sözcükleriyle abartan "sol basın" sayesinde ülkücülere kuramsal güç veriliyor!

"Proleter", kaynak göstererek verdiği haberi, hangi "soL"dan almış anlamadık yada "soL" kendi haberine kendisi SANSÜR uyguluyor!

soL, bütün sansürcü yayınlar gibi davranıp kendini bile sansürledi!

soL, iki kadının protesto ettiği "Zengin Mutfağı" ile ilgili olarak yaptığı haberde, önce Mehmet Esatoğlu ve onun görüşlerini yayınladı ve ardından Esatoğlu ve görüşlerini SANSÜR etti!

"Zengin Mutfağı" ile ilgili olarak "asparagas haber" yapan T24, yönetmen Aslı Öngören'in "DÜZELTMELER"ini ipine bile takmadı!

Cumhuriyet Gazetesi muhabiri Ceren Çıplak'ın "Zengin Mutfağı" oyununun protestosuyla ilgili olarak yaptığı "koskoca" haberde "İstanbul Korsan Tiyatroları" Genel Sanat Yönetmeni Hilmi Zafer Şahin, sadece ve yalnızca beş sözcükten oluşan küçük bir tümce ("Seyircilerin bu tür tepkileri olabilir") kurmayı başarmış yada "Aaa koş, çabuk koş, buraya gel bey, bizim çocuk konuşmaya başladı!"

Bulunmaz Tiyatro - İstanbul Genel Sanat Yönetmeni Sosyalist Sanatçı Hilmi Bulunmaz, Mehmet Esatoğlu'nun aşağıdaki sözlerini okuyunca dedi ki: "Ben, 'Zengin Mutfağı'na yapılan 'müdahale'den üç gün sonra (30 Aralık 2012 Pazar) saat 15.30'da oynanmaya başlanması gerekirken 15.40'da zar zor başlayabilen oyun için 14.30'dan başlayarak, yani oyunun başlamasından bir saati aşkın bir zaman önce Harbiye Muhsin Ertuğrul Sahnesi'nin tam önünde 'dikilmeme" karşın, hiçbir kimsenin, hele hele 'tiyatrocuların tiyatro önünde nöbete başladıklarını' asla ve kesinlikle hiç görmediğim gibi, oyunun yazarı Vasıf Öngören'in kızı ve aynı zamanda 'Zengin Mutfağı'nın yönetmeni Aslı Öngören oyunu izlemeye gelmemişti!"

Sosyalist Sanatçı Hilmi Bulunmaz şu videoyu izler izlemez dedi ki: "'NAZIM HİKMET AKADEMİSİ TİYATRO BÖLÜMÜ' HOCALARI NE KADAR ÇOK YAPAY BİR DİL KULLANIYORLAR HEY ALLAH'IM!"

Sosyalist Sanatçı Hilmi Bulunmaz, aşağıdaki yazıyı okur okumaz şöyle söyledi: "Türkiye tiyatrosunun kuramsal boyutuna en ufak bir katkısı olmayacak yazıda, hiçbir kanıt ve/ya tanık gösteremeyen Kemal Oruç gayet rahatça 'KÜFÜRLER SAVURDU' diyebiliyor!!!"


Hilmi Bulunmaz, "'Zengin Mutfağı'nı Marksistler oynayabilir" dedi!


AKP'li Kadir Topbaş'ın şemsiyesi altında iktidara gelen Hilmi Zafer Şahin yönetimindeki "İstanbul Korsan Tiyatroları" yapımı "Zengin Mutfağı"nın yönetmeni ve bu oyunun yazarı Vasıf Öngören'in kızı Aslı Öngören, bu oyunun sahnelendiği 27 Aralık 2012 Perşembe günkü seansta "iki kadının 'kurt' işaretleri yapmasını" söylemekle birlikte, "sahneye küfürler yağdırıldı" sözünü etmemesine karşın, kendisiyle röportaj yapma gereksinimi duyan Evrensel Gazetesi'ne konuşurken, "sahneye küfürler yağdırıldı" sözünü yadırgamıyor!!!

Türkiye bu kadar kirlenmediği bir zamanda (12 Eylül Faşizmi'nden önce) Zengin Mutfağı, tam bir Zengin Mutfağı gibi oynanıyordu!...

Bulunmaz, Hilmi Zafer Şahin'e soru sorarken kim neden susuyor?

Biz, kendi küçük çıkarlarımız için değil, tiyatro sanatının ve emekçi halkın büyük çıkarları için çalıştığımızdan şu haberi aktarıyoruz!...

LİNÇÇİ Mimesis'in söyleyecek sözü olmadığı için çok saçmalıyor!

LİNÇÇİ TEB Başkanı Üstün Akmen bol keseden boru boru üfürdü!

Sosyalist Sanatçı Hilmi Bulunmaz, sakin sakin, usul usul soruyor!

Feridun Çetinkaya zabıtalar kadar tiyatrodan anlamayanları anlattı

Zengin Mutfağı izleyicileri Bulunmaz Tiyatro-İstanbul'u ziyaret etti!

"Zengin Mutfağı"nı protesto eden genç kızın arkadaşı Nurhayat Güneş, sadece kendinin değil, protestocunun da derdini anlattı!

"İstanbul Korsan Tiyatroları" Genel Sanat Yönetmeni Hilmi Zafer Şahin, çemberden bile daha yuvarlak konuşarak, "Zengin Mutfağı" sorusunu taca atma "ustalığı" göstermeye devam ediyor hâlâ!...

Karşı tarafı dinlemeyen LİNÇÇİ Yaşam Kaya yargısız infaz yapmış

LİNÇ kültürünün egemen olduğu tiyatromuzda Büktel önemli biri!...

"Zengin Mutfağı" ile ilgili bu röportajı okuyup üzerinde düşündük!...

Yazar Hande Demircioğlu bir de yazı yazmayı öğrenebilse iyi olur!

Zengin Mutfağı kaldırıldı mı MHP'nin oyun kaldırtma gücü var mı?

Sosyalist Sanatçı Hilmi Bulunmaz'ın asla beğenmemesine karşın oynanmasını istediği oyun "Zengin Mutfağı", yeniden sahnelerde!

Sosyalist OYUN Dergisi Genel Yayın Yönetmeni ve Bulunmaz Tiyatro - İstanbul Genel Sanat Yönetmeni Sosyalist Sanatçı Hilmi Bulunmaz, "'Zengin Mutfağı' oyununu protesto eden izleyiciler" Alper Tunga Çevik, Elif Gonca Akdeniz, Nurhayat Yılmaz Güneş, Serap Gül, Tarık Ümran Güneş ile "Kebapçı Murat"ta yemek yedi!

Nurhayat Yılmaz Güneş, LİNÇ KAMPANYASI imzacısı Ayşe Lebriz Berkem'in yönetmesine karşın, "Tek Kişilik Yaşam" adlı ilginç oyun hakkında gayet insancıl ve oldukça olumlu düşüncelere sahip!...

Bütün estetik eleştirilerimize karşın, "Zengin Mutfağı" oynanmalı!...


Akademisyen Sema Göktaş'ın "Zengin Mutfağı Dolayısıyla" Yeni Tiyatro Dergisi'nde yayımladığı ilginç yazı tartışılmayı hak ediyor!

Nurhayat Yılmaz Güneş, LİNÇÇİ Yücel Erten'in çevirip, LİNÇÇİ Murat Karasu'nun yönettiği bir oyun olmasına karşın, "Troyalı Kadınlar" hakkında okurlarımız için nesnel bir değerlendirme yaptı


"Zengin Mutfağı" adlı oyunun 27 Aralık 2012 Perşembe günkü gösterimi sırasında oyunu protesto eden üç kadından biri olduğu iddia edilmesine karşın, "Zengin Mutfağı" sahne uygulamasına düşünsel ve estetik olarak karşı olmakla birlikte, fiziksel protestoda bulunmayıp, sadece duygu ve düşünce düzeyinde bu sahneleme biçimine karşı olduğunu dile getiren, asla kurt işâreti yapmadığını belirtip, "protesto eden üç kadın seyirci" kategorisine sokulmasına karşın sadece bir genç kızın bozkurt işareti yapıp oyunu protesto ettiğinin altını çizen, ne var ki Sema Göktaş'ın bile (genel iddiaya uygun davranarak üç kadın protestocu kategorisine soktuğu için) kendisinin hakkında dahi "Zengin Mutfağı'nın ikinci gecesinde üç kadın seyirci kurt işareti yapıp, 'Tanrı Türkü Korusun!' diye slogan atmış" demesine de içerleyen Nurhayat Yılmaz Güneş, kendisinin haksız bir biçimde eleştirildiğini dile getirerek, Sn. Sema Göktaş'ın "Zengin Mutfağı Dolayısıyla" yazısını gayet sert bir dille eleştirdi...


Nurhayat Y. Güneş, Doç. Dr. Sema Göktaş'ın eleştirisini eleştirdi...


Sosyalist OYUN Dergisi Genel Yayın Yönetmeni ve Bulunmaz Tiyatro - İstanbul Genel Sanat Yönetmeni Sosyalist Sanatçı Hilmi Bulunmaz, "'Zengin Mutfağı' protestocusu" sandığı Elif Gonca Akdeniz, Nurhayat Yılmaz Güneş ve taraflardan çok özür diliyor!...


"Zengin Mutfağı" oyununu protesto eden benim yada basının Serap Gül'le imtihanı!