ÜÇÜNCÜ (HUKUKSAL) LİNÇ KAMPANYASI sorgusu için yayınlar alaka düzeyine göre sıralanmış olarak gösteriliyor. Tarihe göre sırala Tüm yayınları göster
ÜÇÜNCÜ (HUKUKSAL) LİNÇ KAMPANYASI sorgusu için yayınlar alaka düzeyine göre sıralanmış olarak gösteriliyor. Tarihe göre sırala Tüm yayınları göster

9 Aralık 2012 Pazar

Sosyalist OYUN Dergisi Genel Yayın Yönetmeni ve Bulunmaz Tiyatro - İstanbul Genel Sanat Yönetmeni Sosyalist Sanatçı Hilmi Bulunmaz, LİNÇÇİ kişilerin avukatları Burhan Gün, İnan Yılmaz ve Uğur Demirci Tosun'la, LİNÇÇİ kişiler Gülhan Avşar Demirkanlı, Prof. Dr. Nurhan Tekerek ve Ömer Faruk Kurhan'a karşı hukuksal üstünlük sağladıktan ve HUKUKSAL LİNÇ KAMPANYASI sürecini iyice bertaraf edip, sanık sandalyesinden şikâyetçi sandalyesine sıçramayı başardıktan sonra, kendisine âdeta İFTİRA atılıp, sanki LİNÇ KAMPANYASI başlatılmış bulunan Mehmet Esatoğlu'nun haklarını kaldığı yerden, yeniden ve daha hararetli bir biçimde, ağır ağır, sindire sindire, yavaş yavaş savunmaya başladı bile!

"Hukukun üstünlüğü" sözünün dillerden kesinlikle düşmediği ülkemizde, BİRİNCİ LİNÇ KAMPANYASI, İKİNCİ LİNÇ KAMPANYASI ve hemen ardından hızla başlatılan ÜÇÜNCÜ (HUKUKSAL) LİNÇ KAMPANYASI ile bana bir soluk bile aldırmak istemeyen 1100 KİŞİLİK KİŞİLİKSİZ KİŞİ ve bu kişiliksiz kişilerin yanı sıra, bu kişiliksiz kişilerin dirsek teması içinde bulundukları ONLARCA KİŞİLİKSİZ KURULUŞ var!

ONLARCA KİŞİLİKSİZ KURULUŞ içinde bulunup da, kişisel imzalarıyla destek vermemelerine karşın, bu kuruluşların içeriğini tamamladıkları için, kendilerinin de birer LİNÇÇİ sayılabileceği ciddi bir kısmı, daha önce, Mehmet Esatoğlu'na karşı âdeta bir İFTİRA, sanki bir LİNÇ KAMPANYASI süreci başlatmışlardı. 

Oyuncu Mehmet Esatoğlu'nun, âdeta bir İFTİRA, sanki bir LİNÇ KAMPANYASI sürecinde kendini savunamaması sonucu, çok büyük bir adam olmuş rolüyle sahneye çıkanların burunlarını, hem BİRİNCİ LİNÇ KAMPANYASI sürecinde, hem İKİNCİ LİNÇ KAMPANYASI sürecinde ve hem de ÜÇÜNCÜ (HUKUKSAL) LİNÇ KAMPANYASI sürecinde iyice yerlere sürtüp, sanık sandalyesinden şikâyetçi sandalyesine sıçramayı başardığım için, Mehmet Esatoğlu, kendine yönelik olarak var edilen âdeta İFTİRA, sanki LİNÇ KAMPANYASI sürecine hiç aldırmasa bile, ben, LİNÇ KAMPANYALARI saldırılarını tam anlamıyla bertaraf etmeye başladığım yeni süreçte, Mehmet Esatoğlu'nun haklarını da savunmaya, kaldığım yerden, yeniden, ağır ağır, sindire sindire, yavaş yavaş başlamış bulunuyorum. Bu bağlamda, götü bok, alnı LİNÇ götüren Taşkışlası Sahnesi'nin osuruktan metnini okurlarıma sunarak, işe teşhirden başlıyorum.

Sosyalist Sanatçı Hilmi Bulunmaz

***

Eğitimde Cinsel Tacize Karşı İmza Kampanyası

Kadıköy Belediyesi'nin düzenlediği Brecht'i Anma Gecesi'nde Mehmet Esatoğlu'nun sunuculuk yapması, Esatoğlu ekseninde dönen tiyatro eğitiminde cinsel taciz tartışmasını yeniden gündeme taşıdı. Taşkışla Sahnesi olarak eğitimin yozlaştırılmasına ve sanat eğitiminde cinsel tacize karşı tavır alınması gerektiğini düşünüyoruz. Bu nedenle sizleri İstanbul Alternatif Tiyatrolar Platformu-Girişim (İATP-G) sitesinde yer alan "Eğitimin Yozlaştırılmasına ve Sanatta Tacize Vicdanen Karşıyım!" imza kampanyasını desteklemeye ve tüm kesimleri bu konuda duyarlı olmaya çağırıyoruz…

İmza kampanyası için tıklayın.

Daha fazla bilgi için, Eğitimde Cinsel Taciz Dosyası'na bakabilirsiniz.

(Kaynak: Taşkışla Sahnesi)

***

Ayrıca bakınız:

Bulunmaz Tiyatro Genel Sanat Yönetmeni Sosyalist Sanatçı Hilmi Bulunmaz'ı bir türlü asla mahkûm ettiremeyen LİNÇ KAMPANYASI imzacısı ve teorisyeni Ömer Faruk Kurhan, Yeni Tiyatro Dergisi Genel Yayın Yönetmeni ve Kocaeli Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Öğretim Üyesi Erbil Göktaş'ı ("Erbil Göktaş, savcılığın kovuşturmaya yer olmadığına dair kararına İTİRAZ HAKKINI kullanmamıştır." tespitini yapıp) kağıt üzerinde "mahkûm" etmiş!

20 Mart 2012 Salı

Bulunmaz Tiyatro Genel Sanat Yönetmeni Sosyalist Sanatçı Hilmi Bulunmaz, facebook bataklığı ile twitter parantezi içerisine mahkûm olacak kadar çaresiz ve zavallı olmadığı için, hayatın tadını mahkemelerle yurtdışı gezileri arasında renklendiriyor!

Sosyalist Sanatçı Hilmi Bulunmaz, İsviçre / Basel'de (Fotoğraf: Ahmet Özkara)


Sosyalist Sanatçı Hilmi Bulunmaz, İnternet canavarı, sanal kişi, orospu çocuğu Burak Caney'in başlatmış olduğu BİRİNCİ LİNÇ KAMPANYASI, bu kampanyanın ardından LİNÇÇİ Mustafa Şükrü Demirkanlı adlı şahsın başlattığı İKİNCİ LİNÇ KAMPANYASI ve LİNÇÇİ Ömer Faruk Kurhan'ın hızla başlatıp diğerlerinin şimşek hızıyla sürdürdüğü ÜÇÜNCÜ LİNÇ KAMPANYASI (HUKUKSAL LİNÇ KAMPANYASI) ile yurtdışı gezileri arasında gidip gelirken, gerçek hayata değil, sanal âleme yaslanan Türk tiyatro esnafının düzeysiz tartışmalarına şaşıp kalıyor.


Sosyalist Sanatçı Hilmi Bulunmaz tarafından yönetilen Sosyalist OYUN Sitesi, facebook bataklığı taşıp, diğer İnternet sitelerine sıçrayan "tiyatro tartışmaları" sürecine tanıklık edilsin ve düzeysizlik konusunda algı geliştirilsin, tarihe tanıklık edilsin diye, zaman zaman "facebook bataklığı tartışmaları"nı da gündeme getirme yükümlülüğü içerisine giriyor.


Ancak...


"Türkiye Tiyatro Tarihi" kavramı, facebook bataklığı ile twitter arasına sıkıştırılamayacak kadar ciddi bir kavram olduğu için, biz, sürekli olarak facebook bataklığında oluşan metan gazı etkisindeki düzeysizliğe dikkat çekiyoruz.

Evet...

Tiyatro kavramı, tiyatro kuramı, tiyatro kılgısı... facebook bataklığı ile twitter arasına sıkıştırılamayacak kadar ciddi edimler olduğu için, biz, tiyatro kavgamızı, mahkeme duruşma salonlarında da sürdürüyoruz!


***


Ayrıca bakınız:


İstanbul 35. Sulh Ceza Mahkemesi, Sosyalist Sanatçı Hilmi Bulunmaz'ı yine hızla yargılayıp, yine şimşek hızıyla cezalandırdı!


Coşkun Büktel, facebook bataklığı'na iltica eden LİNÇÇİ Tiyatro... Tiyatro... Dergisi'nin kuyruğunu asla ve kesinlikle bırakmıyor!


LİNÇ KAMPANYASI ana sponsorlarından Tiyatro... Tiyatro... Dergisi'nin yazarlarını tanıtıyoruz: LİNÇÇİ Levent Çağlayan!


Bulunmaz Tiyatro Genel Sanat Yönetmeni Sosyalist Sanatçı Hilmi Bulunmaz, bugün (5 Mart 2012) Sirkeci Karakolu'nda verdiği ifadede dedi ki: "Levent Çağlayan'ın beni şikâyet etmesini tek başına verilmiş bir karar olarak görmüyorum. Şahsın arkasında 1100 kişilik 'LİNÇ KAMPANYASI ÖRGÜTÜ' vardır. Ve bu örgütün başı, eski asker Mustafa Şükrü Demirkanlı'dır. Bu yasal sürecin başlamasına seviniyorum. Çünkü, Levent Çağlayan'da potansiyel bir Ogün Samast ruhu görüyorum. Ve tıpkı başıma Hrant Dink'in başına geldiği gibi bir olay gelirse, bunun sorumlusu Levent Çağlayan ve 1100 kişilik 'LİNÇ KAMPANYASI ÖRGÜTÜ'dür."


Bulunmaz Tiyatro Genel Sanat Yönetmeni Sosyalist Sanatçı Hilmi Bulunmaz, sanatın "s"sinden asla anlamayan, tiyatronun "t"sinden zerre kadar hazzetmeyen eski asker Mustafa Şükrü Demirkanlı'nın şikâyeti üzerine açılan kamu davasının kararına derhal karşı çıktı!


Bulunmaz Tiyatro Genel Sanat Yönetmeni Sosyalist Sanatçı Hilmi Bulunmaz, bugün (5 Mart 2012 Pazartesi günü) "T.C. İSTANBUL 1. SULH CEZA MAHKEMESİ YARGIÇLIĞI'na" verdiği "YARDIMCI DİLEKÇE"deki "AÇIKLAMALAR, İSTEMLER, YANITLAR" bölümünde şunları da söylemek zorunda kaldı: "Benim, müşteki Gülhan Avşar Demirkanlı ve onun eşi Mustafa Şükrü Demirkanlı ile herhangi bir ticarî, şahsî çelişkim yok. Benim, 'LİNÇ KAMPANYASI' düzenleyebilecek kadar gözü dönmüş bu kişilerle bir tek çelişkim var: Lemi Bilgin'den, Ayşenil Şamlıoğlu'ndan, Nejat Birecik'ten ve diğerlerinden aldıkları reklâmların tam karşılığını versinler; yani dergilerini her ayın tam birinde yayınlasınlar, dolayısıyla aldıkları paranın karşılığını resmî tiyatro kurumlarının oyun programlarını tam zamanında yayınlayarak versinler. Benim, şimdilik kaydıyla, bu 'LİNÇ KAMPANYASI ÖRGÜTÇÜSÜ DEMİRKANLI AİLESİ'nden bunun dışında hiçbir isteğim yoktur."


Bulunmaz Tiyatro Genel Sanat Yönetmeni Sosyalist Sanatçı Hilmi Bulunmaz, bugün (5 Mart 2012) "T.C. İSTANBUL 8. SULH CEZA MAHKEMESİ YARGIÇLIĞI'na" verdiği savunma dilekçesinin bir bölümünde şu önemli sözleri de dile getirmeye asla çekinmedi: "Mehmet Bozkır, kendisinin anlattığı gibi biri değil, 'LİNÇ KAMPANYASI ÖRGÜTÜ LİDERİ' Mustafa Şükrü Demirkanlı'nın yönlendirdiği 'LİNÇ KAMPANYASI ÖRGÜTÜ ÜYESİ'dir. Bunu nereden biliyorum? Deliller kısmında belirtmiş olduğum gibi, bana karşı düzenledikleri 'LİNÇ KAMPANYASI' belgeleri incelendiğinde, Mehmet Bozkır'ın, Mustafa Şükrü Demirkanlı'nın başlatmış olduğu kampanya içerisinde bulunduğu derhal anlaşılacaktır."


Hilmi Bulunmaz, kendisini mağdur edenleri hızla mağdur edecek!


LİNÇ KAMPANYASI ana sponsorlarından Tiyatro... Tiyatro... Dergisi, "LİNÇ KAMPANYASI ÖRGÜTÜ ELEBAŞILARI"nın adlarını tek tek itiraf etmek zorunda kaldı: "Genco Erkal, Kenan Işık, Prof. Özdemir Nutku, Orhan Aydın, Adnan Tönel, Arif Akkaya, Atsız Karaduman, Gökhan Akçura, Üstün Akmen, Prof. Prof. Hülya Nutku, Haluk Işık, Prof. Dr. Hasan Anamur, Prof. Dr. Hasan Erkek, Kemal Kocatürk, Kerem Kurdoğlu, Levent Çağlayan, Tamer Levent, Mehmet Ali Kaptanlar, Dilek Türker, Yuncay Özinel, Metin Boran, Murat Karasu, Yaşam Kaya, Prof. Dr. Yusuf Eradam..."


Bulunmaz Tiyatro Genel Sanat Yönetmeni Sosyalist Sanatçı Hilmi Bulunmaz, yarından (6 Mart 2012 Salı) başlayarak on bir günlük Avrupa gezisine çıkacağı için, LİNÇÇİ alçaklardan çok önemli bir ricada bulunuyor: "Ben, Almanya, Fransa ve İsviçre'deyken, bana asla noter onaylı ihtarname göndermeyin, beni kesinlikle savcılığa şikâyet etmeyin, bana kamu davası açtırmaya kalkmayın ve beni herhangi bir mahkemeye verme saçmalığında bulunmayın!"


Sosyalist Sanatçı Hilmi Bulunmaz, "LİNÇ KAMPANYASI ÖRGÜTÜ ELEBAŞILARI"nın adlarını (Genco Erkal, Kenan Işık, Prof. Özdemir Nutku, Orhan Aydın, Adnan Tönel, Arif Akkaya, Atsız Karaduman, Gökhan Akçura, Üstün Akmen, Prof. Prof. Hülya Nutku, Haluk Işık, Prof. Dr. Hasan Anamur, Prof. Dr. Hasan Erkek, Kemal Kocatürk, Kerem Kurdoğlu, Levent Çağlayan, Tamer Levent, Mehmet Ali Kaptanlar, Dilek Türker, Yuncay Özinel, Metin Boran, Murat Karasu, Yaşam Kaya, Prof. Dr. Yusuf Eradam...), yarın sabah tam 09.00'da İstanbul Adliye Sarayı'nın 7. katındaki Sayın Savcı Basri Taş'a, "MAĞDUR" sıfatıyla tek tek verecek!


Sosyalist Sanatçı Hilmi Bulunmaz, bugün (5 Mart 2012) iki saat içerisinde tam tamına beş yargı işiyle uğraşmak zorunda kaldı!


Hilmi Bulunmaz, savcıya LİNÇ KAMPANYASI ÖRGÜTÜ'nü anlattı!


Almanya, Fransa, İsviçre'ye gittim, gördüm, mücadele için geldim!


Cemal Bulunmaz'ın İsviçre / Basel'de çektiği fotoğraflardan biri!


Sosyalist Sanatçı Hilmi Bulunmaz karşısında bir saniye bile tutunamayan LİNÇÇİ Gülhan Avşar Demirkanlı'nın sahibi olduğu LİNÇÇİ Tiyatro... Tiyatro... Dergisi'nin sanal kuyruğu LİNÇÇİ www.tiyatrodergisi.com.tr, Sosyalist Sanatçı Hilmi Bulunmaz'ın gün ışığına çıkardığı "İSTANBUL DEVLET TİYATROSU REKLÂM KULELERİ SKANDALI" konusunda yine "SAHİBİNİN SESİ" rolüyle sahne alıp, iyice höykürüyor!


Sosyalist Sanatçı Hilmi Bulunmaz, "ÜÇÜNCÜ (HUKUKSAL) LİNÇ KAMPANYASI" sürecindeki mücadelesini hızla sürdürüyor!


Bulunmaz Tiyatro Genel Sanat Yönetmeni Sosyalist Sanatçı Hilmi Bulunmaz'ın, kendisine "DİLBİLGİSİ, HAYAT BİLGİSİ, MATEMATİK VE TÜRKÇE DERSLERİ" verdiği LİNÇÇİ Prof. Dr. Nurhan Tekerek, kendisine "DİLBİLGİSİ, HAYAT BİLGİSİ, MATEMATİK VE TÜRKÇE DERSLERİ" veren Sosyalist Sanatçı Hilmi Bulunmaz'ı "Adalet Bakanlığı İstanbul Adalet Sarayı Cumhuriyet Başsavcılığı Basın Bürosu Savcısı"na şikâyet ederek, "ADALET" kavramına ne kadar önem verdiğini(?!) kanıtladığı için olsa gerek, "6. Ethos Ankara Uluslararası Tiyatro Festivali’nin Akademik Hizmet Ödülü"nü almakla birlikte, "ADALET" konulu panele konuşmacı olarak katılma pişkinliğinde bulunacakmış!


LİNÇÇİ Gülhan Avşar Demirkanlı'nın sahibesi olduğu LİNÇ KAMPANYASI ana sponsorlarından Tiyatro... Tiyatro... Dergisi'nin sanal kuyruğu LİNÇÇİ www.tiyatrodergisi.com.tr, LİNÇÇİ Kenan Işık'ın anlamsız ve sade suya tirit tiyatro bildirisini yayınlayarak, tiyatro sanatının dezestetikleşmesine büyük destek vermiş oldu!


"Türkiye Tiyatro Sanatı"nı hızla, hem de şimşek hızıyla çürüterek müthiş derecede büyük bir skandala dönüşen LİNÇ KAMPANYASI sürecinde hukuku da kirletmekten asla ve kesinlikle çekinmeyen LİNÇÇİ Tiyatro Eleştirmenleri Birliği Başkanı LİNÇÇİ Üstün Akmen, alnındaki LİNÇ lekesine zerre kadar olsun hiç aldırmadan sentetik ve yapay bir "Hukuk Skandalı" imalatına başlamak istiyor!


İsviçre'deki kültür reklâm kulelerinde sadece kültür reklâmları var!


facebook bataklığı'na zerre kadar önem vermememize karşın, "facebook bataklığı tartışmaları"ndan birinin Coşkun Büktel tarafından sitesine taşınması nedeniyle okunmasını öneriyoruz!


Akademisyen, oyun yazarı, şair ve Yeni Tiyatro Dergisi Genel Yayın Yönetmeni Erbil Göktaş'la Türkiye dramatik yazarlığının "Everest"i "Theope" adlı oyunun yazarı Coşkun Büktel'in facebook bataklığı içerisinde süren sert "tartışmaları", facebook bataklığı dışına taşıp, Büktel'in sitesi coskunbuktel.com'a da sızdığı için, bu sert "tartışmaları" tiyatro kamuoyunun dikkatine sunuyoruz!


Akademisyen, oyun yazarı, şair ve Yeni Tiyatro Dergisi Genel Yayın Yönetmeni Erbil Göktaş'ın bize e-postayla göndermiş olduğu yazıyı, zamansızlık nedeniyle, okumadan yayınlıyoruz!


facebook bataklığı dışına taşan "bok / sansür" tartışması sürüyor!


Erbil Göktaş'ın "yanıt hakkı"na Coşkun Büktel'den nesnel yanıt!


Hilmi Bulunmaz, Mustafa Demirkanlı'yı savcılığa yine şikâyet etti!


Emekçi halk sömürü çemberinde tutsak edilirken, Türk tiyatrosu, kapitalizmin oyuncağı facebook bataklığı sanallığında emekçi halkın yaşam biçiminden hızla, hem de şimşek hızıyla uzaklaşıyor!

20 Aralık 2011 Salı

Hukuka aykırı, yasadışı açılan bu dâvâ dosyası lehimize sonuçlanacak...

T. C.
İSTANBUL
7. SULH CEZA MAHKEMESİ YARGIÇLIĞI'NA


DOSYA NO: 2011/217 Esas



BEYANLARIMI İÇEREN YARDIMCI DİLEKÇE 


1) İnternet ortamındaki düzenlenmelerin güçlüğünü ve zorluğunu çok iyi bildiğinden, bu ortamı pervasızca kullanarak, benim kişilik haklarımı ve Bulunmaz Tiyatro-İstanbul adlı tiyatromun toplum içerisindeki güvenirliliğini, işlevini, tanınmışlığını sarsma düşüncesiyle beş yıl önce başlattığı planlı bir kara yayıncılıkla bana ve sahibi bulunduğum Bulunmaz Tiyatro-İstanbul'a müthiş derecede saldırıp, sürekli olarak bana hakaret etmenin yanı sıra, küfürler savuran Burak Caney takma adlı kişi, tiyatro yazarı Coşkun Büktel'le benim sanatsal ifade olanaklarımızı imhâ etmek için, özellikle Tiyatro... Tiyatro... Dergisi kurucusu ve yöneticisi Mustafa Şükrü Demirkanlı'nın çok büyük desteğiyle İnternet ortamındaki BİRİNCİ LİNÇ KAMPANYASI sürecini, yıkıcı bir etki bırakmak niyetiyle, gücünün sonuna dek kullandı. Yüzlerce kişinin bize karşı imza vererek destekleyip, çeşitli tehditler savurduğu bu kampanya sürecinde çok büyük sorunlar yaşamamıza, ailemize, yakın çevremize, arkadaşlarımıza, tiyatro öğrencilerimize, oyuncularımıza, kuyumculukla ilgili ilişkilerimize çok büyük bir saldırıda bulunulmasına karşın, bu kampanyayı, yazdığımız yazılarla bertaraf etmeyi başardık. 


Burak Caney adlı sanal kişinin, aslında Tiyatro... Tiyatro... Dergisi kurucusu ve yöneticisi Mustafa Şükrü Demirkanlı yada Demirkanlı'nın en yakın arkadaşlarından biri olduğunu sanıyorum. 


Tiyatro... Tiyatro... Dergisi kurucusu ve yöneticisi Mustafa Şükrü Demirkanlı'nın en yakın arkadaşlarından birinin, Oyun Atölyesi yöneticisi Kemal Aydoğan olduğu kanısı, bende her geçen gün büyük bir olasılıkla güçlenip, hızlı bir duyguyla kalıcılaşıyor. Oyun Atölyesi'nin sahibi ve Kemal Aydoğan'ın patronu Nihat Haluk Bilginer de, Burak Caney adlı sanal kişinin arkasında olabilir. Bu bir olasılık olsa da, azımsanabilecek bir olasılık değildir. 


Beş yıl önce bana, sahibi bulunduğum Bulunmaz Tiyatro-İstanbul'a ve tiyatro yazarı Coşkun Büktel'e müthiş derecede saldırıp, İnternet ortamının ciddi bir biçimde denetlenememesinden, bu ortamın derin bir görüntü çizen gizeminden, anlaşılması güç karmaşasından yararlanmayı bir şans olarak gören Burak Caney adlı sanal kişinin gerçek kimliği saptanırsa, şu anda çeşitli mahkemelerde sürmekte olan benimle ilgili “hakaret davaları” içeriği daha net bir biçimde anlaşılıp, bu davaların seyri birdenbire ve kendiliğinden yön değiştirerek, hukuksal olarak yanlış bir yoldan doğru bir yola hızla girebileceği kanısındayım. İnternet ortamını olabildiğince keyfî ve pervasız bir biçimde kullanmayı alışkanlık hâline getirmiş sanal kişi Burak Caney ve onun arkasındaki karanlık kişilerin düzenlemiş olduğu BİRİNCİ LİNÇ KAMPANYASI ile ilgili linki, "deliller" bölümünde sundum. 


2) İnternet ortamını keyfî ve pervasız bir biçimde kullanan Burak Caney takma adlı kişi olduğunu sandığım ve Oyun Atölyesi'nin yöneticisi Kemal Aydoğan'ın net ve sıcak desteğini alan Tiyatro... Tiyatro... Dergisi kurucusu ve yöneticisi Mustafa Şükrü Demirkanlı, Nihat Haluk Bilginer'in sahibi olduğu Oyun Atölyesi'nin somut desteğini aldığı haberin linkini, aşağıdaki "deliller" bölümünde sundum. Ayrıca, somut destek belgesini gösteren bu linkteki haberi, önemli bir kanıt olduğu için, "ekler" bölümünde de sundum. Burak Caney adlı sanal kişi, BİRİNCİ LİNÇ KAMPANYASI sürecinde, bizim sürekli olarak yazdığımız somut belge, kesin delil, itiraz edilemez kanıtlar sayesinde başarısız olup, bertaraf edilince, Oyun Atölyesi, Oyun Atölyesi'nin yöneticisi Kemal Aydoğan ile Oyun Atölyesi'nin sahibi Nihat Haluk Bilginer'in net ve sıcak desteğini alan Tiyatro... Tiyatro... Dergisi kurucusu ve yöneticisi Mustafa Şükrü Demirkanlı, bu kez, yine yazar Coşkun Büktel'le beni ve sahibi bulunduğum Bulunmaz Tiyatro-İstanbul'u, İnternet ortamında "ENTELEKTÜEL LİNÇ" ile âdeta imhâ etmek istemiş ve böylelikle İKİNCİ LİNÇ KAMPANYASI sürecini başlatmıştır. İKİNCİ LİNÇ KAMPANYASI ile ilgili linki "deliller" bölümünde sundum. 


3) İKİNCİ LİNÇ KAMPANYASI sürecinde de, bize karşı işlenen iftira ve karalama suçlarını müthiş bir entelektüel güç ve kılı kırka yaran büyük bir sabır içerisindeki yazılarımızla bertaraf ettiğimizde, bu kez, benim, ÜÇÜNCÜ LİNÇ KAMPANYASI adını verdiğim, "hukuku kullanma" süreci başlatıldı. İşte, şu anda, sizin karşınızda olmama neden olan bu süreç, "hukuku kullanma" sürecidir. ÜÇÜNCÜ LİNÇ KAMPANYASI ile ilgili linki "deliller" bölümünde sundum.  


4) Şu anda sizin yargıçlığınızda süren hukuksal süreç, sadece "isnat edilen" durumla sınırlı kalmayıp, neden-sonuç ilişkisi bağlamında incelenir ve öznesi olduğum konuya nesnel olarak yaklaşılırsa, yani, yukarıda özetlemeye çalıştığım LİNÇ KAMPANYASI sürecine, hukukun üstünlüğü ilkesiyle birlikte müdahale edilirse, gerçek sanığın ben olmadığım, gerçek sanığın Oyun Atölyesi, Oyun Atölyesi'nin yöneticisi Kemal Aydoğan, Oyun Atölyesi'nin sahibi ve Kemal Aydoğan'ın patronu Nihat Haluk Bilginer ile bu kişilere yardım ve yataklık eden Tiyatro... Tiyatro... Dergisi kurucusu ve yöneticisi Mustafa Şükrü Demirkanlı, Tiyatro... Tiyatro... Dergisi sahibesi Gülhan Avşar Demirkanlı, bana karşı açtığı “hakaret davası”, benim lehime olarak BERAAT kararıyla sonuçlanan Ömer Faruk Kurhan, Uludağ Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Sahne Sanatları Bölüm Başkanı Prof. Dr. Nurhan Tekerek, Av. Mehmet Bozkır, Burhan Gün, Tiyatro... Tiyatro... Dergisi yazarlarıdan ve Terakki Vakfı teknisyeni Ahmet Ertuğrul Timur, benimle birlikte LİNÇ edilmek istenen Coşkun Büktel'e attığı iftirayla bütün bu LİNÇ KAMPANYASI sürecinin sebep olucusu Prof. Dr. Özdemir Nutku, Prof. Dr. Hülya Nutku, Prof. Dr. Hasan Anamur, Prof. Dr. Hasan Erkek, Tiyatro... Tiyatro... Dergisi yazarlarından Prof. Dr. Yusuf Eradam, BİRGün Gazetesi yazarı ve Yeni Yüzyıl Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Sahne Sanatları Bölüm Başkanı Yrd. Doç. Dr. Adnan Tönel, BİRGün Gazetesi yazarı ve tiyatronline.com sitesi editörü Yaşam Kaya, Devlet Tiyatroları emekli yöneticisi Yücel Erten, TOBAV Başkanı Tamer Levent, Dostlar Tiyatrosu patronu Genco Erkal vb. kişiler olduğu ortaya çıkacaktır kanısındayım. 


5) Yukarıda verdiğim bilgiler ışığında, İnternet ortamındaki verileri bir kuyumcu duyarlılığıyla araştırıp inceleyecek olan hukuk ve tiyatro bilgisi gelişkin bir bilirkişi, bu davanın basit ve sıradan bir dava olmadığını, bu davanın, tiyatro sanatını sevenlerle, tiyatro sanatına ihanet edenler arasında vuku bulan tarihsel ve toplumsal bir dava olduğunu anlayacaktır. Ben, hukuk bilimini ve tiyatro sanatını bilen, bu bilime ve bu sanata vakıf bir bilirkişinin işini kolaylaştırma düşüncesiyle, aşağıdaki verileri görüşlerinize sunma gereksinimi duyuyorum: 


Bana noter onaylı ihtarname gönderenler; Oyun Atölyesi'nin yöneticisi Kemal Aydoğan, Oyun Atölyesi'nin sahibi Nihat Haluk Bilginer, Oyun Atölyesi, Tiyatro... Tiyatro... Dergisi yazarı Seval Deniz Karahaliloğlu, aleyhime açtığı “hakaret davası” benim lehime olarak BERAAT ile sonuçlanan Tiyatro... Tiyatro... Dergisi yazarlarından Ömer Faruk Kurhan'ın avukatı Uğur Demirci Tosun. 


Beni savcılığa şikâyet edenler; Tiyatro... Tiyatro... Dergisi kurucusu ve yöneticisi Mustafa Şükrü Demirkanlı, Tiyatro... Tiyatro... Dergisi yazarlarından ve Uludağ Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Sahne Sanatları Bölüm Başkanı Prof. Dr. Nurhan Tekerek'in avukatı ve İstanbul Barosu Tiyatrosu Genel Sanat Yönetmeni avukat Burhan Gün, Tiyatro... Tiyatro... Dergisi sahibesi Gülhan Avşar Demirkanlı, Oyun Atölyesi'nin yöneticisi Kemal Aydoğan, tiyatronline.com sitesi yazarı avukat Mehmet Bozkır, Oyun Atölyesi'nin sahibi Nihat Haluk Bilginer, Tiyatro... Tiyatro... Dergisi yazarlarından ve Uludağ Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Sahne Sanatları Bölüm Başkanı Prof. Dr. Nurhan Tekerek, Oyun Atölyesi, Tiyatro... Tiyatro... Dergisi yazarlarından ve Boğaziçi Üniversitesi Oyuncuları yöneticisi ve benim aleyhime açtığı “hakaret davası” benim lehime olarak BERAAT ile sonuçlanan Ömer Faruk Kurhan. 


Beni mahkemeye verenler; Kemal Aydoğan, Nihat Haluk Bilginer, Oyun Atölyesi, Ömer Faruk Kurhan, Uğur Demirci,   


Yukarıda adlarını teker teker saydığım kişilerle süren davalarımda iddia edildiği gibi, kendilerine karşı herhangi bir "hakaret" etmişliğim söz konusu olduğu için değil, onların alışkanlık hâline getirdikleri ve doğal hakları sandıkları menfaatleri zedelendiği için bu yola başvurdular ki, ilk “hakaret davası”, benim lehime olarak BERAAT ile sonuçlanmıştır. Beni LİNÇ KAMPANYALARI ile susturarak, başta Türkiye Cumhuriyeti Kültür ve Turizm Bakanı Ertuğrul Günay'ın emrindeki Devlet Tiyatroları Genel Müdürü Lemi Bilgin olmak üzere, tiyatrolarına ve dergilerine verilen "karşılıksız ve/ya hak etmedikleri paralar" hesabının sorulmasını durdurabileceklerini sanan bu kişiler, benim verdiğim hukusal ve sanatsal mücadeleden son derecede rahatsızlık duyuyorlar. Aslında, bütün bu noter onaylı ihtarname göndermeler, savcılığa şikâyet etmeler, mahkemeye vermeler, tek tek araştırılıp, beni "sanık" sandalyesine oturtmak isteyenlerin aralarındaki menfaat bağlantısı, menfaat ilişkisi, menfaat ortaklığı ortaya serilebilirse, neden böyle davrandıkları, yani sadece BİRİNCİ LİNÇ KAMPANYASI ve İKİNCİ LİNÇ KAMPANYASI ile yetinmeyip, üstüne üstlük, bir de ÜÇÜNCÜ LİNÇ KAMPANYASI (HUKUKSAL LİNÇ KAMPANYASI) sürecine girdikleri kendiliğinden anlaşılabilir.  


Çünkü, bütün tiyatro kamuoyu şunu çok iyi biliyor: Ben, bir tiyatro dergisi yayınlıyorum ve bu dergime resmî tiyatro kurumlarından paralı reklâm almadan, bu resmî tiyatro kurumlarını tanıtmakla birlikte, dergiyi ücretsiz olarak resmî tiyatroların önünde dağıtıyorum.  


Çünkü, bütün tiyatro kamuoyu şunu çok iyi biliyor: Ben, oyunculuk ve yazarlık kursu vermeme karşın, bu kurslardan hiçbir ücret almıyorum.  


Çünkü, bütün tiyatro kamuoyu şunu çok iyi biliyor: Ben, yazıp yönettiğim ve izleyiciye ulaştırdığım hiçbir yapıtımdan asla ve kesinlikle beş kuruş bile bir para almıyorum.  


Beni LİNÇ etmek isteyenlerin esas karşı çıktıkları nokta, sanatın ücretsiz yapılmasıdır. Bunu dillendiremedikleri için, tabii ki, yaptığım işlere bir kulp takmaları gerekirdi ve en çabuk takılan kulp da, "hakaret" gibi muğlak bir kavramdır. Ben, şimdilik kaydıyla, sadece bu duruşmaya özgü olsun diye, kısa bir “dilekçe” vermeyi uygun görüyorum. Ancak, diğer duruşmalarda da, yepyeni bilgiler içeren “yardımcı dilekçeler” vermeyi mutlaka sürdüreceğim. 



DELİLLER


1) Burak Caney'in düzenlemiş olduğu BİRİNCİ LİNÇ KAMPANYASI imzacılarının adlarını ve durumlarını içeren haberin linki: http://tiyatroyun.blogspot.com/2008/03/bir-iftirann-bataklk-anatomisi.html 


2) Ahmet Ertuğrul Timur, Gülhan Avşar Demirkanlı, Haluk Işık, Kemal Aydoğan, Levent Çağlayan, Mehmet Bozkır, Mustafa Şükrü Demirkanlı, Prof. Dr. Nurhan Tekerek, Oyun Atölyesi, Ömer Faruk Kurhan vb. kişiler tarafından hazırlanıp, tam 1100 kişinin imzasını alarak yürütülen İKİNCİ LİNÇ KAMPANYASI imzacılarının adlarını ve durumlarını içeren haberin linki: http://www.coskunbuktel.com/lincimzacilari.htm 


3) Burhan Gün, İbrahim Demirci, İnan Yılmaz, Süleyman Anıl, Uğur Demirci Tosun vb. avukatlardan "hukuksal güç" alarak, benim ÜÇÜNCÜ LİNÇ KAMPANYASI olarak nitelediğim durumun linki: http://www.google.com.tr/#sclient=psy-ab&hl=tr&source=hp&q=hilmi+bulunmaz+hukuksal+lin%C3%A7+kampanyas%C4%B1&pbx=1&oq=hilmi+bulunmaz+hukuksal+lin%C3%A7+kampanyas%C4%B1&aq=f&aqi=&aql=1&gs_sm=e&gs_upl=1708l10446l0l10767l39l33l0l4l4l1l274l6085l0.21.12l36l0&fp=1&biw=1280&bih=933&cad=b&bav=on.2,or.r_gc.r_pw.,cf.osb 


4) Oyun Atölyesi yöneticisi Kemal Aydoğan ile Oyun Atölyesi'nin sahibi Nihat Haluk Bilginer tarafından Mustafa Şükrü Demirkanlı'nın düzenlemiş olduğu İKİNCİ LİNÇ KAMPANYASI sürecine yapılan katkının linki: http://www.tiyatrodergisi.com.tr/detay.php?hng=934 


5) Oyun Atölyesi'nin sadece bana ve Coşkun Büktel'e değil, tiyatro yazarı Melih Anık'a da yaptığı saldırıların linkleri:


http://tiyatrodunyasi.com/makaledetay.asp?makaleno=924

http://melihanik.blogspot.com/2010/12/ahmet-cemal-shakespeare-ile-oyun.html 
http://tiyatrodunyasi.com/makaledetay.asp?makaleno=1675 

6) İzzet Tozkoparan'ın Oyun Atölyesi, Oyun Atölyesi'nin yöneticisi Kemal Aydoğan ve Oyun Atölyesi'nin sahibi Nihat Haluk Bilginer hakkında somut delillere dayanan ("Hilmi Bulunmaz, kendisinin 2 yıl hapsini isteyen Haluk Bilginer vd. konularda İzzet Tozkoparan'la konuşuyor!") video konuşmasının linki: http://vimeo.com/16506762 21/12/2011



HÜSEYİN HİLMİ BULUNMAZ



EKLER:


1) BERAAT KARARI  


2) Oyun Atölyesi yöneticisi Kemal Aydoğan ile Oyun Atölyesi'nin sahibi N. Haluk Bilginer tarafından Mustafa Şükrü Demirkanlı'nın düzenlediği İKİNCİ LİNÇ KAMPANYASI sürecine yapılmış katkıların belgeleri!...         

22 Mayıs 2013 Çarşamba

Bulunmaz, Demirkanlı Ailesi'nin avukatı Reyhan Kayışlı'ya ders veriyor!

T.C.
İSTANBUL
20. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ YARGIÇLIĞI'NA

ESAS NO: 2013/167


KONU: Hukuk dışı bir mantık dizgesiyle düşünüp, hukuksal anlayışa aykırı bir dille yazarak, ceza hukuku felsefesine taban tabana karşıt bir uygulamayı başlatmak isteyen Demirkanlı Ailesi Avukatı Sayın Reyhan Kayışlı'nın fevri davranışına karşı hazırladığım yardımcı hukuk metni...


AÇIKLAMALAR:


1 - "ENTELEKTÜEL LİNÇ KAMPANYASI" düzenleyicisi Mustafa Şükrü Demirkanlı ile eşi Gülhan Avşar Demirkanlı'nın vekâlet vererek tuttuğu avukat Reyhan Kayışlı, savunduğu müvekkillerinin hukuk dışı, hukuka aykırı bir biçimde düzenlemiş oldukları kampanyanın etkisinde kaldığı için, nesnel hukuk ölçütleriyle değil de, öznel hukuk ölçütleriyle davranışlar geliştirme alışkanlığı içinde bulunduğu için, kendisine karşı asla hukuk dışı eylemde bulunmamama karşın, ADLİYEYİ yanıltmak isteyerek, bir hukuk (manevi tazminat) davası açmaya yeltenebilmiştir.


Sayın Yargıç Ayhan Ayan'a gelen dava dosyası, Sayın Ayan'ın inisiyatifi doğrultusunda, Sayın Kâtip Reha Ata tarafından yazılmıştır... Kendisini "DAVACI" sıfatıyla görme özgürlüğüne sahip olan Demirkanlı Ailesi Avukatı (DAA) Reyhan Kayışlı, DA'nin şimdiye kadar ihlâl ettiği ceza ve hukuk vâkıalarını görmezden gelip, nesnel davranmayarak, sadece bir "iş adamı" gibi hareket etmeyi yeğlemiş, böylelikle "neden-sonuç" bağlamını kesinlikle önemsememiştir. Tam 1 Nisan 2013 günü "DAVA TARİHİ" sahibi olarak, âdeta "BİR NİSAN ŞAKASI" yapabilmiştir.


Tabiî ki, Sayın Yargıç'a tevzi edilen dava dilekçesi sonucu, Sayın Yargıç, yasaların gerekliliğini yerine getirmiştir. Bu durumda da, mahkemenin esasına kaydedilen bu dosyadaki metinleri okuyarak irdelemeye devam edeceğim... Ancak, şu ân itibariyle, bana verilen zaman içerisinde, Sayın Yargıç'a yapacağım açıklamanın sınırlarını ihlâl etmemeye çalışacağım.


2 - DAA Sayın Reyhan Kayışlı, "İSTANBUL (  ) ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ'NE" başlığı ve "DAVACI" sıfatıyla bir hukuk (manevi tazminat) davası başlatmaya yeltenmektedir. Sadece belli bir yargılama masrafı ödeyerek, gerçek anlamda hiçbir hukuksal temele oturamayan bir dava açabilmek için gerekli olan "DAVALI" sıfatını benim üzerime yapıştıran Reyhan Kayışlı, "DAVA" başlığı altında şunu ifade etmiştir:


"Avukatlık mesleğinin icrası dolayısı ile hakaret ve kişisel verilerin izinsiz kullanılması suretiyle haksız fiil nedeniyle 15.000 TL manevi tazminat talebi"


DAA Sayın Reyhan Kayışlı, hukukun ve avukatlık mesleğinin gerekli ve zorunlu kıldığı soğukkanlılığa hiç sahip olmadığı için benim Demirkanlı Ailesi (Gülhan Avşar - Mustafa Şükrü Demirkanlı) fertlerine yöneltmiş olarak geliştirdiğim hukuksal ve toplumsal suçlamaları, sanki kendisine yöneltiyor olduğumu sanmayı sürdürüp, ceza ve hukuk davalarını, tam tamına kişiselleştirme yoluna gidebiliyor. Ben, Demirkanlı Ailesi'ne bile hiçbir zaman için "hakaret ve kişisel verilerin izinsiz kullanılması" suçu işleme kastı taşımadığım hâlde, sanki kendisine karşı bu suçları işleme kastım olduğu izlenimini oluşturarak, mahkemeyi yanıltmaya yeltenip, adliyeye karşı suç işleme saikiyle hareket ediyor... Düşünceleriyle değil, sadece güdüleriyle davranışlar geliştirebilen DAA Sayın Reyhan Kayışlı, benim yaygın bir şirket sahibi olmamdan kaynaklanan nedenlerle, tıpkı avukatlığını yaptığı Mustafa Şükrü Demirkanlı gibi davranarak, benden "para sızdırma" coşkusuna kapılmıştır... DAA Sayın Reyhan Kayışlı müvekkili Mustafa Şükrü Demirkanlı da, tam tamına 25.000,00 TL para kazanmak istemektedir. Sayın Mustafa Şükrü Demirkanlı'nın yanı sıra, onun "ENTELEKTÜEL LİNÇ KAMPANYASI" sürecindeki en yakın arkadaşı Ömer Faruk Kurhan bile, tam üç yıldır süren bir hukuk (manevi tazminat) davası zoruyla 25.000,00 TL "para sızdırma" planları içerisindedir. Mustafa Şükrü Demirkanlı'nın yönettiği Tiyatro... Tiyatro... Dergisi'nin İzmirli yazarı Seval Deniz Karahaliloğlu, benden, tam 10.000,00 TL almanın dayanılmaz hafifliğinde kıvranmaktadır...


3 - "AÇIKLAMALAR" başlığını uygun görebilmesine karşın, aslında, hiçbir hukuksal açıklamada bulunabilme yeteneğini asla gösteremeyen Reyhan Kayışlı, hukuksal formundan çok şey yitirme pahasına da olsa, iyi "dava arkadaşları" Gülhan Avşar ve Mustafa Şükrü Demirkanlı ikilisi tarafından oluşturulmuş tiyatro dergiciliğindeki kalıcı çok büyük estetik ve toplumsal sorunları unutturabilmek istemektedir... Şöyle ki:


Öncelikle şunu belirtmeliyim; yüzeysel bakıldığında, davamızla ilintisi dolaylı gibi görünmekle birlikte, bu davanın tam yüreğinde bulunması gereken şu konuları dikkatinize sunup üzerinde teker teker duracağım;


a - "ENTELEKTÜEL LİNÇ KAMPANYALARI" sürecindeki ciddi aktör Tiyatro... Tiyatro... Dergisi'nin Türkiye tiyatrosuna verdiği zararın


b - "BİRİNCİ ENTELEKTÜEL LİNÇ KAMPANYASI" zararının


c - "İKİNCİ ENTELEKTÜEL LİNÇ KAMPANYASI" zararının


d - "ÜÇÜNCÜ ENTELEKTÜEL LİNÇ KAMPANYASI" zararının anlatılması, anlaşılması, belirtilmesi, incelenmesi, tartışılması gerekir...


Daha önce benimle ilgili olarak vukû bulmuş yargılanmalar sırasındaki bâzı belge, bilgi, bulgu, delil, kanıt, tanık durumlarını gündeme getirip, gerekçelerimi anlatacağım. Bu davanın ardılı olduğu gibi, öncülü de var.


a - "ENTELEKTÜEL LİNÇ KAMPANYALARI" sürecindeki ciddi aktör Tiyatro... Tiyatro... Dergisi'nin Türkiye tiyatrosuna verdiği zarar


Şubat 1991 tarihinden bu yana bütün Türkiye tiyatrosunu hızla, hem de şimşek hızıyla kirleten, tiyatro sanatının dezestetize edilmesine neden olan bir yayın organı var: Tiyatro... Tiyatro... Dergisi. Dergi, zamanında, resmî tiyatro kurumlarından aldığı reklâm (PARA) karşılığında, resmî tiyatro kurumlarının oyun programlarını işlevsel olarak, her ayın tam birinde yayınlaması gerekirken, hiçbir zaman gününde yayınlanmadığı, günlerce, hattâ bâzen haftalarca sonra yayınlandığından (derginin çok geç yayınlandığını saptamak için İstanbul'un en büyük caddesindeki en büyük kitapçı "MEPHISTO KİTABEVİ" şirketindeki bilgisayar girdi belgelerinin tümü izlenmesi gerekir), benim, halkımın, tüyü bitmemiş yetimin verdiği vergilerle maaş alan Kültür Bakanlığı Devlet Tiyatroları Genel Müdürü Lemi Bilgin'den, İstanbul Büyükşehir Belediyesi Şehir Tiyatroları Genel Sanat Yönetmeni Hilmi Zafer Şahin'den ve de Kocaeli Büyükşehir Belediyesi Şehir Tiyatroları Genel Sanat Yönetmeni Veysel Sami Berikan'dan haksız ve usûlsüz bir biçimde reklâm (PARA) alıyor. Tiyatro... Tiyatro... Dergisi'nin geç yayınlanmasını saptayabilmek için, bu derginin basıldığı matbaa tarihlerini, dergiyi dağıtan şirkete ulaşma tarihlerini, bu dergiyi satan kitapçıların bilgisayarlarına giriş tarihlerini, bu derginin Lemi Bilgin yönetimindeki Devlet Tiyatroları, Hilmi Zafer Şahin ile Veysel Sami Berikan yönetimindeki Şehir Tiyatroları ve diğer resmî tiyatro kurumlarına ulaşma tarihlerini öğrenebilmek yeterlidir...


Benim asal olarak en ciddi eleştirim, Tiyatro... Tiyatro... Dergisi'nin tam zamanında yayınlanmaması yönündedir. Derginin yöneticileri Gülhan Avşar Demirkanlı, Mustafa Şükrü Demirkanlı ile birlikte Oyun Atölyesi ve Ömer Faruk Kurhan'ın imza ve yazılarıyla destekledikleri "İKİNCİ ENTELEKTÜEL LİNÇ KAMPANYASI" sürecinin iyice irdelenmesi gereken önemli bir süreç olduğunu tüm davalarımın içinde savundum. Gerek duyulursa, duruşmaların dava dosyalarını da hemen sunabilirim.


SÜRMEKTE OLAN DAVALARIMIN DURUŞMA GÜNLERİ:


10 Haziran 2013 saat 10.36           İstanbul 10. Sulh Ceza Mahkemesi

13 Haziran 2013 saat 11.15            İstanbul 2. Sulh Ceza Mahkemesi
18 Haziran 2013 saat 14.10           İstanbul 10. Asliye Hukuk Mahkemesi

02 Temmuz 2013 saat 11.30         İstanbul 6. Asliye Hukuk Mahkemesi

04 Temmuz 2013 saat 09.35        K arşıyaka 1. Asliye Hukuk Mahkemesi
09 Temmuz 2013 saat 14.00        İst. Anadolu 40. Sulh Ceza Mahkemesi

05 Eylül 2013 saat 10.10                İstanbul 27. Sulh Ceza Mahkemesi


02 Ekim 2013 saat 10.00               İstanbul 35. Sulh Ceza Mahkemesi

23 Ekim 2013 saat 10.10                İstanbul 35. Sulh Ceza Mahkemesi

19 Kasım 2013 saat 10.35              İstanbul 27. Sulh Ceza Mahkemesi


b - BURAK CANEY adı uygun bulunan ilginç bir İnternet canavarına, sanal âlem teröristine yaslanarak "BİRİNCİ ENTELEKTÜEL LİNÇ KAMPANYASI" başlatıldı. İşbu kampanya, Nihat Haluk Bilginer'in sahibi olduğu Oyun Atölyesi'nin "İKİNCİ ENTELEKTÜEL LİNÇ KAMPANYASI" sürecinde desteklediği Gülhan Avşar Demirkanlı ile Tiyatro... Tiyatro... Dergisi Yayın Yönetmeni ve Sorumlu Yazı İşleri Müdürü Mustafa Şükrü Demirkanlı yada arkadaşlarınca başlatılmıştır.


"BİRİNCİ ENTELEKTÜEL LİNÇ KAMPANYASI" NEDİR VE NE İŞE YARAMAK İÇİN, HANGİ AMAÇLA DÜZENLENDİ?...


Coşkun Büktel'in "Theope" oyununa "iftira" atabilen Özdemir Nutku'yu eleştirdiğimiz için, bize karşı başlatılmış bu ilginç "kampanya", Coşkun Büktel'le benim sanatsal ifade olanaklarımızı ilelebet ilga, imhâ etmek için örgütlenen bir "ENTELEKTÜEL LİNÇ KAMPANYASI" idi. Yaklaşık olarak beş yıl önce ve Özdemir Nutku'nun attığı iftiranın CD 

ile saptanmasının ardılı olarak gündeme gelen bu "ENTELEKTÜEL LİNÇ KAMPANYASI" içinde, Oyun Atölyesi ve Ömer Faruk Kurhan gibi şerikler ortaya çıkmamış olsa bile, "BİRİNCİ ENTELEKTÜEL LİNÇ KAMPANYASI" sürecinin ardılı "İKİNCİ ENTELEKTÜEL LİNÇ KAMPANYASI" sürecinde bu kişiler de ciddi aktif rol aldılar. Bana karşı başlatılan bu ilginç "LİNÇ KAMPANYASI" sürecinin özü, resmî kurumlardan haksızca, usûlsüzce olarak alınan reklâm (PARA) konusunda benim gösterdiğim çok ciddi estetik duyarlılıktır... Tiyatro... Tiyatro... Dergisi'nin Yayın Yönetmeni ve Sorumlu Yazı İşleri Müdürü Mustafa Şükrü Demirkanlı'nın olağanüstü ciddi desteğiyle düzenlenen bu kampanya, mahlas adlı Burak Caney'in bir eylemi gibi görünse de, kanım odur ki, bu kampanyada, Oyun Atölyesi'nin desteklediği Gülhan Avşar Demirkanlı ile Mustafa Şükrü Demirkanlı'nın büyük çabası vardı. Bu nedenle Burak Caney'in ortaya çıkarılarak IP'si saptanması gerekir. Oyun Atölyesi, Ömer Faruk Kurhan "LİNÇ KAMPANYASI" sürecini bilmelerine karşın, kendileri bu kampanyaya imza vermemiş olsalar da, farkında oldukları bu duruma neden olan Tiyatro... Tiyatro... Dergisi'ne edilgen biçimde, dolaylı destek sunabilmişlerdir. Bu nedenle "LİNÇ KAMPANYASI" sürecine ve zamanında çıkmadığı için, almış olduğu reklâm (PARA) da haksız ve usûlsüz olan dergiye, çok dolaylı da olsa yardımcı olmak, hukuksal olmasa bile, toplumsal olarak bence suçtur...

c - "BİRİNCİ ENTELEKTÜEL LİNÇ KAMPANYASI" tanımıyla kavramsallaştırdığım bu süreç, bizim verdiğimiz entelektüel mücadele sonucu "OLUMSUZ" bitince, Oyun Atölyesi ve Ömer Faruk Kurhan'la birlikte hareket eden Tiyatro... Tiyatro... Dergisi Sahibi Gülhan Avşar Demirkanlı ile Tiyatro... Tiyatro... Dergisi Yayın Yönetmeni ve Sorumlu Yazı İşleri Müdürü Mustafa Şükrü Demirkanlı, sanal Burak Caney'in örgütlediği "BİRİNCİ ENTELEKTÜEL LİNÇ KAMPANYASI" 

sürecinin neredeyse tıpa tıp benzeri biçimindeki yeni bir kampanya düzenlemek için kendi açık adlarını ve dergilerinin açık adını ortaya koyarak, yine bize (COŞKUN BÜKTEL ile HİLMİ BULUNMAZ) karşı, "İKİNCİ ENTELEKTÜEL LİNÇ KAMPANYASI" başlattılar. Tam tamına 1100 KİŞİLİK İMZA toplayan Oyun Atölyesi ile Ömer Faruk Kurhan'ın desteklediği dergi, Türkiye tiyatrosundaki toplumsal yerimizi imhâ edebilmek için bir kavga sürecine girerek, bizi de, kavga sürecine dahil ettiler. Bizim verdiğimiz "ENTELEKTÜEL" mücadele ile birlikte yaptığımız eleştiriler sonucunda, onlar yeniden "yenildiler"...

d - Oyun Atölyesi ve Ömer Faruk Kurhan ile Tiyatro... Tiyatro... Dergisi yöneticileri, süreci tırmandırıp, "ENTELEKTÜEL VE HUKUKSAL LİNÇ KAMPANYASI" adıyla tanıladığım bir eylemlilik sürecine daha girdiler. Başta Gülhan Avşar Demirkanlı ile Mustafa Şükrü Demirkanlı olmak üzere, onlarca kişi ve kuruluş sürekli bir biçimde bana "NOTER ONAYLI İHTARNAME" göndererek beni savcılıklara "DAVA VE ŞİKÂYET" edip, hakkımda "HUKUK DAVALARI" başlattılar... Bir merkezden emir almış gibi davranarak, hepsi birden aynı ânda davalar başlatan kişilerin ve kuruluşların tutumu karşısında, ben, yineliyorum, 

"HUKUKSAL LİNÇ KAMPANYASI" tanılamasını uygun buldum...

***


Yukarıdaki tanılar, tanılamalar, tanımlamalar... genel ve nesnel somut saptamalar... Şimdi gelelim çok daha özel ve öznel somut saptamalara:


1 - Ben, sadece ve yalnızca bir sanatçı olmakla yetinmeyip, buna paralel olarak, aynı zamanda uluslararası işler yapan biri olduğum için, benden haksız bir biçimde para kazanmak isteyen kişi ve kuruluşlar, bana peş peşe manevi tazminat davası açmaya başladılar. İşbu kişi ve kuruluşlar, benim, hiçbir zaman için avukat tutmayan, avukatlara asla ve kesinlikle hiç güvenmeyen biri olduğumu bildikleri için, benim, ceza, hukuk, ceza hukuku, hukuk felsefesi konularında eksik biri olduğumu varsayarak, benden sürekli bir biçimde tazminat (PARA) talep etmeye başladılar... Yıllar önce benden 25.000,00 TL isteyen "ENTELEKTÜEL LİNÇ KAMPANYASI" elebaşılarından Ömer Faruk Kurhan, bana karşı başlattığı, İstanbul 3. Sulh Ceza Mahkemesi "DOSYA NO: 2010/8"de sürdürülen "KAMU DAVASI" sonrası "BERAAT" etmiş olduğum için, 25.000,00 TL tazminatı alamamış olduğundan üzülüyor olsa gerek. Ömer Faruk Kurhan'ın ardından Mustafa Şükrü Demirkanlı da 

25.000,00 TL'lik tazminat davası açtı. Mustafa Şükrü Demirkanlı'nın tuttuğu avukat Reyhan Kayışlı 15.000,00 TL'lik bir tazminat davası açtı. Seval Deniz Karahaliloğu adlı tanınmamış çok acemi bir yazar bile 
10.000,00 TL'lik tazminat davası açtı... Bunların tümü, asla derin bir üzüntü içerisinde bulundukları için değil, benim ciddi bir şirket sahibi olmamdan kaynaklanan nedenlerle hep "para sızdırmak" istiyorlar.

2 - Hiçbir zaman için tam zamanında, her ayın tam olarak birinde asla ve kesinlikle yayınlanmayan Tiyatro... Tiyatro... Dergisi, günlerce, hattâ bâzen haftalarca sonra zor yayınlanabilmesine karşın, Devlet Tiyatroları Genel Müdürü Lemi Bilgin'den, İstanbul Şehir Tiyatroları Genel Sanat Yönetmeni Hilmi Zafer Şahin'den ve de Kocaeli Şehir Tiyatroları Genel Sanat Yönetmeni Veysel Sami Berikan'dan, muadillerinden usûlsüz bir biçimde reklâm (PARA) alabilmeye devam edebilmektedir. Ben, böyle bir reklâm (PARA) alabilme "başarı"sının hangi koşulda, nasıl elde edildiğini merak edip, araştırarak, bu durumu tüm tiyatro kamuoyuna duyurdukça, hakkımdaki "LİNÇ" çeşitlemeleri şimşek hızıyla artıyor...


3 - Ben, ne Ömer Faruk Kurhan, ne Oyun Atölyesi şirketi, ne Oyun Atölyesi şirketinin desteklediği Tiyatro... Tiyatro... Dergisi'nin patronu Gülhan Avşar Demirkanlı, ne de derginin yöneticisi Mustafa Şükrü Demirkanlı ile husumet içindeyim. Ben, ne Ömer Faruk Kurhan'a, ne Oyun Atölyesi şirketine, ne de diğerlerine karşı, asla ve kesinlikle hiç hakaret suçu işlemediğim hâlde, Gülhan Avşar Demirkanlı, Oyun Atölyesi, Ömer Faruk Kurhan, Mustafa Şükrü Demirkanlı, her fırsat bulduklarında, ikide bir benim hakkımda savcılıklara koşarak, hakaret suçundan benim hakkımda suç duyurusunda bulundukları için, ben de bu durum karşısında sürmekte olan "KAMU DAVASI"nı başlattım...


4 - Ben, dört yüz yıldır dünya tiyatro sahnelerini kirleten Shakespeare ve onun yerli işbirlikçilerini eleştirdim. Kendisine ait hiçbir sanat yapıtı bulunmayan, kendisinden önceki sanat yapıtlarını (ç)alarak, hukuk diliyle belirtmek gerekirse intihal ederek, tiyatro sanatına doğru olanın değil yalan olanın, gerçek olanın değil sahte olanın, (daha fazla kalıcı etki eden durum) güzel olanın değil çirkin olanın geçmesine neden olan Shakespeare'in sanat hırsızlığını iyice anlamak için Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları'nca Eylül / 2007'de yayınlanan Lev Tolstoy'un "Sanat Nedir?" kitabındaki son yetmiş beş sayfa ("Shakespeare ve Dram Sanat Üzerine") çok dikkatle okunmalıdır. Sayın Yargıç, zaman yetersizliği ve başka nedenlerle bu yapıtı okuyamazsa bu kitapla birlikte dilekçede dile getirdiğim diğer belge, bilgi, bulgu, delil ve kanıtların yetkin (mevzuat elverirse yabancı ülkelerden) bilirkişi tarafından ele alınması gerekir...


5 - Belirtmiş olduğum nedenlerden ötürü, mevzuat elverirse, Şubat 1991 tarihinden başlayarak, tiyatro sanatını şimşek hızıyla dezestetize eden Tiyatro... Tiyatro... Dergisi'ni usûle aykırı bir biçimde desteklemiş olan bütün Kültür Bakanları, bütün Devlet Tiyatroları Genel Müdürleri, bütün İstanbul Şehir Tiyatroları Genel Sanat Yönetmenleri ile bütün Kocaeli Şehir Tiyatroları Genel Sanat Yönetmenleri ve diğer resmî sanat kurumlarının yöneticileri hakkında mutlaka savcılığa suç duyurusunda bulunup, her biri için ayrı ayrı "DAVACI VE ŞİKÂYETÇİ" olacağım.


***


A - DAA Sayın Reyhan Kayışlı, ceza ve hukuk işleriyle karnını doyuran biri olduğundan, benim, kendisinin müvekkillerini, estetik ve yazınsal açıdan çok güçlü bir biçem ve biçim bağlamında eleştiriyor olmamdan müthiş derecede rahatsızlık duyduğu için, benim sürekli olarak ceza ve hukuk davalarıyla boğulmama kendince katkı sunabilmek adına, hiçbir gereklilik bulunmamakla birlikte, bana karşı ilginç bir hukuk (manevi tazminat) davası açmıştır. Bunu anlamak hayli zor. Çünkü, madem ki, kendisine karşı bir suç işledim, o hâlde, neden İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'na başvurarak, benim hakkımda bir "KAMU DAVASI" açtırma yoluna yönelmiyor? Bunun bir tek yanıtı var: ÇÜNKÜ, BEN, SAYIN REYHAN KAYIŞLI'YA KARŞI SUÇ İŞLEMEDİM. Bunu kendisi de çok iyi bildiği için, kendine güvenip, benim hakkımda bir suç duyurusunda bulunabilme cesareti asla gösteremiyor. Gösteremez de...


Benim aleyhime olarak, DAA Sayın Reyhan Kayışlı müvekkili Mustafa Şükrü Demirkanlı'nın hemen şikâyetçi olabildiği İstanbul Cumhuriyet Savcılığı'nın 2013/4849 Hazırlık Sayılı Soruşturması benim için hâlâ merak konusu... "ENTELEKTÜEL LİNÇ KAMPANYASI" önderi Sayın Mustafa Şükrü Demirkanlı, hiçbir hukuksal, hiçbir yasal temeli bulunmamasına karşın, benim hakkımda İstanbul 10. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2012/650 Esas Sayılı tazminat davası dosyasında bile davacı olabilmiştir. Benden alacağı ciddi paraların düşünü gören Sayın Mustafa Şükrü Demirkanlı'nın avukat olarak tuttuğu Sayın Reyhan Kayışlı, benim açmış olduğum ve tamamıyla nesnel hukuk ölçütlerine uyumlu İstanbul 6. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2012/418 Esas Sayılı Dosyası içeriğindeki hukuksal savunmaları görünce, öyle sanıyorum ki, gözleri kamaştığı için olsa gerek, bu hukuksal gerçekleri görmek yerine, gerçeğin yakınından bile asla geçmeyen hukuk dışı söylemlerle iştigâl ediyor. Davalı vekili olarak duruşmalara girebilen Sayın Reyhan Kayışlı, duruşma süreçlerinde o kadar fazla silik bir savunma yapıyor ki, ben, hukuksal bilgimin tamamını orada, o sırada kullanmaya çekiniyorum. Sayın Reyhan Kayışlı, sadece para kazanabilmek için, haksız davalarda hukuku, yasaları alet edeceğine, haklı davalarında hukuksal birikimini müvekkilleri adına kullanmaya çalışabilse, hem hukuk, hem ülke ve en önemlisi hem de kendisi büyük kazanımlar içerisine girebilir... Tabiî ki bu arada, Sayın Reyhan Kayışlı'nın bir başka haksız müvekkili Gülhan Avşar Demirkanlı'nın benim aleyhine açtırdığı İstanbul Cumhuriyet Savcılığı'nın 2012/170903 Hazırlık Sayılı Dosya'sını merak ediyorum.


B - Ben, yalnızca DAA Sayın Reyhan Kayışlı ile ilgili olarak değil, benim karşımda, haksız ve hukuksuz biçimde yasaları çarpıtarak, sözüm ona savunman olarak görev yaptığını iddia eden hukuksuz avukatlara karşı, tabiî ki, Anayasa'dan ve yasalardan aldığım net güçle, evrensel düzey ve düzlemde hukuksal eleştirilerde bulunuyorum. Türk Ceza Yasası'ndan, Ceza Muhakemeleri Kanunu ile Hukuk Muhakemeleri Kanunu'ndan aldığım esinle, yalnızca bana karşı çıkabilen avukatlara değil, hakikate ve hukuka saygı duymayan bütün avukatlara karşı son derecede haklı eleştiriler getiriyorum. Bunun yanı sıra, İstanbul Barosu'nun hakikate ve hukuka aykırı durumlarını, duruşlarını sürekli olarak eleştiriyorum. Ben, bir sanatçı, bir şair, bir tiyatrocu, bir yazarım. Benim asal işlevim, gerçek işim toplumsal yaralara parmak basıp, haktan ve hukuktan yana toplumsal duyarlılık oluşturabilmektir. 1100 kişilik "ENTELEKTÜEL LİNÇ KAMPANYASI" karşısında ne yapmalıydım?... "Susma hakkı" simidine sarılıp, kendimi suçlu mu ilân etmeliydim? DAA Sayın Reyhan Kayışlı hakkındaki bilgileri, kamuoyuna sürekli açık bulunan paylaşım sitelerinden alarak kullandım... Kullandığım belge ve bilgilerin hiçbirisi kişisel değil, toplumsaldır. Kamuya yansımış, kamuoyuyla paylaşılmış, hattâ avukatların reklâm yapmaları yasak olmasına, reklâmın Türkiye Barolar Birliği tarafından yasaklanmasına karşın, Sayın Reyhan Kayışlı, kişisel belge ve bilgilerini kamuoyunun önüne sererek, dolaylı ve/ya dolaysız bir biçimde reklâm yaparak, müvekkil sayısını artırma esnaflığı içerisine girmiştir... Sayın Reyhan Kayışlı hakkındaki belge ve bilgileri Google arama motorlarından edindim. Sayın Reyhan Kayışlı'nıın evine yada bürosuna gizlice girerek, kendisine ait belge ve bilgileri çalmadım. Sayın Reyhan Kayışlı, doğruyu gizleyerek, böylece "YALAN" söylüyor. Nasıl ki "CEZAYA CEZA", "HUKUKA HUKUK" deniyorsa ben de, 

"ENTELEKTÜEL LİNÇ KAMPANYASI" düzenleyene "LİNÇÇİ" diyorum ve İstanbul 9. Asliye Ceza Mahkemesi'ndeki 2010/337 Sayılı Dosya içeriğine bakıldığında, "LİNÇÇİ" demenin asla "HAKARET" değil, bir "HAK" olduğunu "BİLİRKİŞİ RAPORU" destekli olarak görebilirsiniz ve İstanbul 3. Sulh Ceza Mahkemesi'ndeki "BERAAT" dosyam 2010/8'e baktığınızda eleştirilerimin ne kadar doğal olduğunu, 
"BİLİRKİŞİ RAPORU" destekli hâlde görebilirsiniz. Sayın Reyhan Kayışlı, adaleti, hakkı, hukuku, kanunu, mevzuatı, tüzeyi, tüm yasaları gizleyip, benim yargılanarak, kendisine avuç dolusu paralar ödememi arzu ediyor. Ancak ben, "ADALETE VE HUKUKA" güveniyorum...

C - Ben, tiyatro sanatına bulaşmış, bu sanata ilişmiş herkesin yalnızca, sadece twitter hesabını değil, bütün İnternet hesaplarını yakından, çok yakından, pek yakından izliyorum. Aslında, herhangi bir şahıs, izlensin diye bir twitter hesabı açar. Sayın Reyhan Kayışlı, benim gibi sadece bir okuryazar olan kişinin karşısında hukuksal ter dökmeye başlayınca ne yapacağını iyice şaşırarak "ADLİYEYİ YANILTMAYA YÖNELİK" 

çabayla dilekçe yazmıştır. Sayın Reyhan Kayışlı, aldığı hukuk eğitimini toplumsal yararlılık için değil, küçük çıkar hesabıyla kullanıp, hukuka aykırı davranmaktadır. Ben, söylediğim her sözün, yazdığım her yazının sonuna kadar arkasındayım. Çünkü ben, "ADALETE VE HUKUKA" güvenen ve bütün eylemlerini "ADALET VE HUKUK" temellerinde sürdüren entelektüel bir sanatçıyım. Benim, "ADALET VE HUKUK" kavramlarından başka sığınabileceğim başka bir toplumsal liman yok...

D - Sayın Reyhan Kayışlı, şikâyetlerini kaynak gösteremeden belirttiği yerlerde doğruları söylemediği izlenimi veriyor... Sayın Reyhan Kayışlı, herhangi bir "İMZA KAMPANYASI" düzenlediyse ve/ya bir "İMZA KAMPANYASI" için imza verdiyse, imzasından niye utanmaktadır?... Bunu hiç anlayabilmiş değilim. Benim hakkımda düzenlenmiş bulunan "ENTELEKTÜEL LİNÇ KAMPANYASI" bütün hızıyla hakikata ve hukuka aykırı bir biçimde işlerken ve benim sanatsal ifade olanaklarım ilelebet ilga ve imhâ edilmek istenirken, sadece müvekkilinden PARA aldığı için gerçek olmayanları gerçekmiş gibi savunabilen Sayın Reyhan Kayışlı'yı eleştirmek, onun yaptığı toplumsal yanlışları, belge ve bilgiye dayanarak eleştirmek, benim en doğal, Anayasal ve yasal hakkımdır. Bu hakkımın cezalandırılma olasılığı söz konusu olabilseydi, Sayın Reyhan Kayışlı, beni derhal İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'na "DAVA VE ŞİKÂYET" edebilirdi. Reyhan Kayışlı, gayet acemi bir avukat olmasına karşın, benim "SUÇSUZ" olduğumu da anlayabilecek kadar hukuktan anlıyor. Bu dava, herhangi bir ceza davasına yaslanmadığı, herhangi bir gerçeklik içermediği için derhal, tereddütsüz REDDEDİLMELİDİR...


Sayın Reyhan Kayışlı, belgeye, bilgiye, bulguya, delile, kanıta, tanıklara, somut nesnel gerçeklere yaslanmadan, niyet okuma seansı düzenleyip, aynen şöyle sözler edebilme özgürlüğünü rahatça kullanabilmektedir:


"SÖZ KONUSU HABER 2010 YILINA AİT, ADANA KADIN PLATFORMU'NUN KADINA YÖNELİK ŞİDDET VE CİNSEL SUÇLARLA İLGİLİ YAPTIĞI BİR BASIN AÇIKLAMASI VE İMZA KAMPANYASI HABERİDİR. HER NE KADAR SÖZ KONUSU YAYIN BİR HABER SİTESİNDEN ALINMIŞ OLSA DA, DAVALININ AMACI GÜNCEL BİR HABERİ DUYURMAK DEĞİLDİR."


Yukarıdaki ifadede de net bir biçimde görülebileceği gibi, Sayın Reyhan Kayışlı, somut hukuk terimlerini kullanacağına, âdeta kahve falı bakar gibi, "NİYET OKUMA" yada "AMAÇ SAPTAMA" tahmini yapıyor.


Benim, Sayın Reyhan Kayışlı'nın müvekkilleri ile herhangi bir  kişisel husumetim olmamasına karşın, Reyhan Kayışlı adlı şahıs, "NİYET OKUMA" yada "AMAÇ SAPTAMA" tahminiyle doğruyu gizleyerek, "YALAN" söylemektedir. Benim, kendisine karşı hiçbir "HAKARET" ve itibarsızlaştırmaya yönelik kastım ve tacizkâr tutumum söz konusu olmamasına karşın, Sayın Reyhan Kayışlı, müvekkili Mustafa Şükrü Demirkanlı ve onun eşi müvekkil Gülhan Avşar Demirkanlı'dan alacağı müvekkillik parasının yanı sıra (belki) benden alacakları haksız parayı bölüşme düşüncesiyle gerçeği saptırıp haktan, hukuktan sapmaktadır. Ben, hiçbir avukata güvenmemekle birlikte, Sayın Reyhan Kayışlı'ya zerre kadar güvenmiyorum. Ben, sadece ve yalnızca "ADALETE VE HUKUKA" ve Sayın Yargıç'ına güveniyorum. Gerisi tam bir lâf-ı güzâf!


E - Ben, sadece Sayın Reyhan Kayışlı'ya değil, bütün avukatlara ders verebilecek ceza, hukuk, ceza hukuku, hukuk felsefesi donanımına sahibim. Benim hukuksal donanımım hakkında bilgi sahibi olmak isteyenler, İnternet ortamındaki hukuksal metinlerimi okuyabilecekleri gibi, aynı zamanda, her cumartesi günü 17.00-20.00 saatleri arasında, bana ait Bulunmaz Kültür Merkezi'ndeki ceza, hukuk, ceza hukuku, hukuk felsefesi ve sanatsal hukuk dersine ücretsiz olarak katılabilirler. Sayın Reyhan Kayışlı, kültür merkezimdeki "HUKUK DERSLERİ" sürecine katılmayı kendi kibrine asla yediremediği için, ona da, hem duruşmalarda ve hem de mahkeme metinleri içeriğinde ders vermeyi hukuksal bir zorunluluk olarak görüyorum. Kendisi, bu derslerden yararlanmama hakkına sahiptir. Ancak ben, ülkemizdeki avukatların yetersizliğini bildiğim için "HUKUK DERSLERİ"ni sürdürüyorum.


Sayın Reyhan Kayışlı, "HUKUK DERSLERİ"nin yanı sıra, yazınsal dersler de almalıdır. Kendisi, betimleme, eğretileme, imge, tersinleme kavramlarından uzak olduğu için, somut olanı soyut, soyut olanı somut biçimde ifade edip, hukuksal süreci tıkama başarısızlığı göstermektedir. Sayın Yargıç'a sunduğu ve hiçbir somut hukuksal haklılığı bulunmayan "dilekçe metni"(!) içeriği, bunun gayet net, oldukça somut bir kanıtıdır.


Müvekkilinden alacağı vekillik ücretinin dışında, herhangi bir hukuksal temelli söylemde bulunma becerisi gösteremediği için, ikide bir, benim yasal ifadelerimi gündeme getirerek, sanki bu ifadeler yasa dışıymış gibi kurgulamaya çabalayan Sayın Reyhan Kayışlı, zorlama olarak başlattığı bu davayla, nasıl olsa hukuksal bir hezimete uğrayacak ve böylelikle de, müvekkil pazarının daralma bunalımını yaşayacaktır. Bu nedenle, iyice hukuksal omurga sorunu yaşayan Kayışlı, benim gibi "sıradan bir kişi" karşısında hukuksal olarak tarihsel bir hezimet yaşamamak adına, son derecede anlamsız ifadelerle, bulanık bir hukuksal metin hazırlamıştır. Sayın Yargıç, bu durumu tabiî ki, benden daha net, iyice görebilmiştir...


Sayın Reyhan Kayışlı'nın kendi söyleyeceği herhangi bir ciddi ve özgün söz bulunmadığı için, benim yirmi dört ayar altın değerindeki sözlerimi alıntı yöntemiyle Sayın Yargıç'a sunarak, kafa karışıklığı yapmaktadır... Benim müthiş derecede değerli sözlerimin kuyruğu biçiminde sunduğu derkenar görünümlü basit sözleriyle, deyim yerindeyse, temel ve tümel bir bağlam oluşturmak yerine, benim sözlerimi iyice boyayarak, benim sözlerimi parlatmaktan bir milim olsun asla ileriye gidememektedir...


Tüm avukatlar gibi, Sayın Reyhan Kayışlı, Sayın Yargıç'ın çok derinden duyumsayabileceği bir kurnazlık içerisine girerek, hiçbir kimseyi asla inandırma olasılığı bulunmasa da, para alıp vekillik yaptığı müvekkiline şirin görünmek için, dilekçe metnini çok yapay biçimde şişirmektedir. 


Adaleti, hakkı, hukuku, kanunu, mevzuatı, tüzeyi, yasayı, sadece basit bir karın doyurma aracı olarak gören Sayın Reyhan Kayışlı, yargıçların somut nesnel davranış geliştirebilecek kadar hukuksal varsıllık sahibi olduğunu algılamayıp, benim savunma hakkımı tamamıyla kısıtlamaya yeltenmektedir. Oysa, savunma hakkı evrensel ve kutsal bir haktır. Asla ve kesinlikle kısıtlanamaz. Ben Sayın Reyhan Kayışlı'nın asla hiç doğru söylemediğini saptadığım zaman, sözü dere tepe dolandırmadan, direkt olarak "YALAN SÖYLÜYOR" diyebilme hakkına sahibim. Benim bu savunma özgürlüğüm asla kısıtlanamaz. Türkiye Cumhuriyet mevzuatı içerisinde ifade özgürlüğüm kısıtlansa bile, T.C.'nin uymakla yükümlü olduğu Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi sürecinde savunma hakkımı özgür bir biçimde kullanmayı hak ederim... DAA Sayın Reyhan Kayışlı, müvekkili Sayın Gülhan Avşar Demirkanlı'nın pek muhterem eşi Sayın Mustafa Şükrü Demirkanlı'nın "SABIKALI" olmasını "es" geçebilme hakkına sahip olsa da, benim savunma hakkımı kısıtlamaya kesinlikle yeltenemez. Buna izin vermem. Kendisi bir avukat olmasına karşın, o da, tıpkı benim gibi bir insandır. Onun, benim üzerimde herhangi bir üstünlük kurma hakkı yoktur. Buna asla ve kesinlikle hiç izin vermem.


Sayın Reyhan Kayışlı, mahkemelere verdiği metinlerle, basit yaralama, uyuşturucu bulundurma, karşılıksız çek kesme suçları işleyen insanlar karşısında avukatlık mesleğini dilediği gibi kullanabilir, ama benim gibi bir "HUKUK DERSLERİ" veren "ENTELEKTÜEL SANATÇI" kişi karşısında cübbesinin gücünü sınırsız biçimde kullanamaz. Buna asla ve kesinlikle izin vermem. O cübbeli avukatsa, ben cübbesiz avukatım...


Sayın Reyhan Kayışlı, bir hukuk metni yazmaktan öte, bir yineleme, bir tekrarlama, bir temrin hazırlayıp, telkinde bulunmaktadır... Kendisinin gördüğü derslerin aynısını, fazlasını gören Sayın Yargıç'ın bu telkinlerle davranarak, bu telkinler sonucu yönlendirilebileceğini sanıp yanılıyor...


Söylediğim ve hiçbir zaman için asla inkâr etmeyeceğim sözleri, alt alta sıralayarak, hukuk metni enflasyonu oluşturan Sayın Reyhan Kayışlı, müvekkilleri Sayın Gülhan Avşar ile Sayın Mustafa Demirkanlı'ya şirin görünmenin ötesine geçmeyecektir. Buna asla, kesinlikle izin vermem.


F - Yinelemek zorundayım ki, hakkımda düzenlenmiş çok fazla sayıda 

"ENTELEKTÜEL LİNÇ KAMPANYASI" söz konusudur... Benim hakkımda düzenlenen bu "ENTELEKTÜEL LİNÇ KAMPANYASI" süreçleri gündeme alınmadan yapılacak bir yargılama en başta hukuku yaralar. Bir hukukçu olan Sayın Yargıç'ın buna olanak tanımayacağına olan inancım tamdır. Ben, "ADALETE VE HUKUKA" güveniyorum.

G - Ben, Sayın Reyhan Kayışlı'nın kişisel veri ve fotoğraflar diye gerçeği gizlediği durumun farkına varılmasından yanayım. Kendisinin verileri, çok uzun yıllardır Google'da, İnternet ortamında zâten bulunmaktadır. Kendi kafasında bir imgesel evren kuran Sayın Reyhan Kayışlı, benim hakkımda âdeta tam bir yargısız infaz oluşturur gibi, "bu yanlıştır, o tartışılmazdır, şu şöyledir" genellemeci hastalığına tutulmuştur... Her eylem, bir ceza yada hukuk kuralına dayanır. Bunun için de, Ceza Muhakemeleri yada Hukuk Muhakemeleri kanunları ölçüt olmalıdır. Hamasetle siyaset yapılabilir, hukuk işleri asla ve kesinlikle yapılamaz.


Hakkımda düzenlenmiş "ENTELEKTÜEL LİNÇ KAMPANYASI" 

süreçleri nedeniyle neler çektiğimi algılamanız için beni hep yargılatan kişilerin dava dosyalarını incelemeniz yeterlidir. "UYAP" ortamında yapılabilecek gayet küçük bir araştırma, benim uzun yıllardır nasıl bir "HUKUKSAL LİNÇ KAMPANYASI" bukağısıyla düşünsel olarak iğdiş edilmeye başlanılmak istendiğim size hukuksal bir tat verecektir. Bunun için, başta İstanbul Sulh ve Hukuk Mahkemeleri olmak üzere, İzmir, Trabzon, Manisa mahkemelerindeki hukuk dışı yargılanmam size ışık tutabilecektir. İşte bu bağlamda, Sayın Reyhan Kayışlı da, bu "ENTELEKTÜEL LİNÇ KAMPANYASI" sürecine dolaylı katkıda bulunarak, hakka, hakikate ve hukuka engel olmaya devam edebiliyor.

Sayın Reyhan Kayışlı, her şeyden önce şu sözünün içeriğindeki kişileri "TANIK" sıfatıyla Sayın Yargıç'a sunup, bunu kanıtlamak zorundadır:


"Öyle ki davalının aleyhimize yaptığı bu yayınlardan haberdar olmamız dahi, BİRKAÇ AYRI MÜVEKKİLin bizi arayarak bilgilendirmesi ile olmuştur."


Aslında hiçbir zaman böyle bir durum oluşmamıştır... Reyhan Kayışlı "YALAN" söylemektedir. Aksini ispat etmek için, "BİRKAÇ AYRI MÜVEKKİLİ" mahkemeye getirip, "TANIK" olarak dinletmelidir... Sayın Reyhan Kayışlı, sadece ve yalnızca 15.000,00 TL'lik bir hukuk (manevi tazminat) davası açmak yerine, eli değmişken, 150.000,00 TL'lik bir hukuk (manevi tazminat) davası açmalıdır... Nasıl olsa ben, Mustafa Demirkanlı'ya göre "ELMAS KALEMLER TACİRİ"yim...


ŞU "HUKUKİ NEDENLER"LE DAVAYA KARŞI ÇIKIYORUM: "4721 SAYILI TÜRK MEDENİ KANUNU, 6100 SAYILI HUKUK MUHAKEMELERİ KANUNU VS. DİĞER İLGİLİ YASALAR VE MEVZUAT."


Reyhan Kayışlı, "KANITLAR"ı alt alta sıralayıp karışıklık oluşturuyor:


http://tiyatroyun.blogspot.com/2013/02/linc-kampanyasi-ana-sponsorlarindan 25.html

http://tiyatroyunblogspot.com/2013/01/hilmi-bulunmaz-reyhan-kayslnn-da.html
http://tiyatroyun.blogspot.com/2013/02/t 24.html linkindeki ve ekte sunduğumuz yayınları,
İstanbul C. Savcılığı'nın 2013/4849 Hz sy soruşturması,
İstanbul 10. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2012/650 E sy tazminat davası dosyası,
İstanbul 6. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2012/418 E sy dosyası,
İstanbul C. Savcılığı'nın 2012/170903 Hz sy dosyası,
Mustafa Demirkanlı'nın tarafıma verdiği vekaletname örneği,
mahkemece gerek görülmesi halinde bilirkişi incelemesi,
her türlü yasal kanıt...

Bu "KANITLAR" incelenip okunduğunda bile, benim ne kadar haklı, Reyhan Kayışlı'nın ne kadar haksız olduğu kendiliğinden anlaşılacaktır.


***


6 - Benim aklım, benim beynim, benim cesaretim, benim çözümüm, benim direncim, benim estetiğim, benim fikriyatım, benim girişimim, benim hayalim, benim ısrarım, benim inadım, benim jargonum, benim kültürüm, benim liyâkatım, benim melekem, benim niteliğim, benim olurum, benim özelliğim, benim planım, benim rızam, benim statüm, benim şansım, benim tavrım, benim uygulamam, benim üstünlüğüm, benim varlığım, benim yeteneğim, benim zekâm doğrultusunda öznel bir karar verilebilse, ben, bana noter onaylı ihtarname gönderen, beni savcılığa dava ve şikâyet eden, benim hakkımda dava açan, benim suçlu yada suçsuz olduğuma karar veren kişilerin, sadece günlük hayattan, yalnızca ceza, hukuk, ceza hukukundan değil ve aynı zamanda hem hukuk felsefesinden ve hem de şiirden (poetikadan) anlayan insanlar olmasını seçerim. Bu maddeyi (madde 6) yazmamın nedeni, yargıçta bir kanaat oluşturma kaygısı değil, çok yakında yayınlamayı planladığım

"TİYATRO TİYATRO'ya karşı" kitabına bir dayanak ve kaynaklık oluşturması kaygısıdır. Bu maddeyi kayda geçirmemdeki ikincil etmen ise, gelecek bir zamanda, tiyatro âşkıyla tutuşan insanların yapacakları "resmî araştırma" için, onlara "resmî bir belge" bırakabilme arzusudur.

TANIKLAR:


Arman Şahin

Darüşafaka Sitesi No: 77 Çemberlitaş - Fatih / İstanbul
Tel: 0212 516 79 77

Mehmet Cemalettin Bulunmaz

Alibaba Türbe Sk. Onur Han 5/8-9 Çemberlitaş Fatih / İstanbul
Tel: 0212 513 47 32-33

Turgay Demirkaya

Çankaya Mah. 928. Sokak Tezcan İş Hanı 55 / 103 İzmir
Tel: 0232 489 24 43

DELİLLER:

1 - http://tiyatroyun.blogspot.com/search?q=%22ENTELEKT%C3%9CEL+L%C4%B0N%C3%87+KAMPANYALARI%22&max-results=20&by-date=true
2 - http://tiyatroyun.blogspot.com/2008/03/bir-iftirann-bataklk-anatomisi.html
3 - http://tiyatroyun.blogspot.com/2009/04/yalan-makinesi-ve-kufurbaz-mustafa.html
4 - http://tiyatroyun.blogspot.com/search?q=HUKUKSAL+L%C4%B0N%C3%87+KAMPANYASI&max-results=20&by-date=true
5 - http://hilmibulunmaz.blogspot.com/2013/04/t.html
6 - http://tiyatroyun.blogspot.com/2013/04/blog-post_3511.html
7 - http://tiyatroyun.blogspot.com/2013/03/asagdaki-yaz-taslaktr.html
8 - http://tiyatroyun.blogspot.com/2013/03/blog-post_5658.html
9 - http://tiyatroyun.blogspot.com/2013/01/blog-post_7177.html
10 - http://tiyatroyun.blogspot.com/2012/09/hilmi-bulunmazn-yarn-yargca-verecegi.html
11 - http://tiyatroyun.blogspot.com/2012/08/blog-post_4640.html
12 - http://tiyatroyun.blogspot.com/2012/08/t_13.html
13 - http://tiyatroyun.blogspot.com/2012/08/blog-post_1251.html
14 - http://tiyatroyun.blogspot.com/2012/08/t.html
15 - www.coskunbuktel.com/lincimzacilari.htm

Sunmuş olduğum tiyatro sanatı gerçekliğinin, "TİYATRO HUKUKU TARİHİ" kavramı ve kurumuyla birlikte tarihe geçmesine yapacağınız katkının önemini çok iyi bildiğimden bu hukuk davasının etik, sanatsal, tarihsel ve toplumsal önemi göz önünde bulundurulduğu ân, yukarıda verdiğim tanıkların yanı sıra Coşkun Büktel'in, Feridun Çetinkaya'nın, Rahmi Dilligil'in, Melih Anık'ın "TANIK" olarak dinlenilmesi gerekir... Tarih ve topluma ciddi bir belge bırakılacaktır. Gereğinin yapılması için nesnel karar verilmesini saygılarımla arz ve talep ederim. 24/05/2013


HÜSEYİN HİLMİ BULUNMAZ