LİNÇÇİ KURULUŞ sorgusu için yayınlar alaka düzeyine göre sıralanmış olarak gösteriliyor. Tarihe göre sırala Tüm yayınları göster
LİNÇÇİ KURULUŞ sorgusu için yayınlar alaka düzeyine göre sıralanmış olarak gösteriliyor. Tarihe göre sırala Tüm yayınları göster

9 Nisan 2010 Cuma

"Tiyatro Yalancıları Birliği", Timur'la Kurhan'ın durumlarına el atacak mı?


LİNÇÇİ TİYATRO YAYINCILARI BİRLİĞİ

Kuruluş:

LİNÇÇİ Tiyatro Yayıncıları Birliği (LİNÇÇİ TİYAB]) tiyatro yayıncılarının girişimi sonucunda örgütlenmiş bir kurumdur. 2008-2009 sezonu sonunda aktif olarak Birliğin kuruluş çalışmalarını başlatan yayınlar şunlardır: LİNÇÇİ İATP-G YAYINCILIK İNİSİYATİFİ, LİNÇÇİ MİMESİS, LİNÇÇİ TİYATRO... TİYATRO... DERGİSİ, LİNÇÇİ TİYATRO DÜNYASI, LİNÇÇİ TİYATRODERGISI.COM.TR, LİNÇÇİ TİYATROM ve LİNÇÇİ TİYATRONLINE. Sürece LİNÇÇİ KAVUKLU, LİNÇÇİ SAHNE DERGİSİ, LİNÇÇİ MİTOS BOYUT YAYINLARI ve LİNÇÇİ TEB OYUN destek vermiştir. LİNÇÇİ TEB OYUN 2009-2010 sezonu başında kuruluş çalışmasında yerini alırken, sürecin başından itibaren kuruluş çalışmasında yer alan LİNÇÇİ İATP-G YAYINCILIK İNİSİYATİFİ, bağlı olduğu LİNÇÇİ İstanbul Alternatif Tiyatrolar Platformu – Girişim tiyatro dünyasının geneline dönük sürekli bir yayıncılık aşamasına geçme eğilimini karara dönüştürmediği için, kuruluş çalışmasından çekilmiştir.
.
İlkeler
1. LİNÇÇİ TİYAB, tiyatro alanında yayın yapan kurumları bir çatı altında toplayarak, iletişim ve dayanışma ilişkilerinin geliştirilmesini ve örgütlü bir çerçeve edinmesini sağlar.
.
2. Tiyatro yayıncılığı alanında insan haklarına saygılı, özgürlükçü ve bağımsız basın yayın ilkelerinin esas alınmasını sağlayacak bir işleyişi taahhüt eder.
.
3. Tiyatro yayıncılığı alanında birikim ve niteliğin artmasına hizmet edecek etkinlikler düzenler.
.
4. LİNÇÇİ TİYAB, kültür sanat ve özelde tiyatro örgütlerinin iletişim ve dayanışmasına önem veren bir tutum geliştirir.
.
5. Gerek yayınlar arasında gerekse okur-yayın ilişkisinde ortaya çıkan ilkesel sorunlar LİNÇÇİ TİYAB’a iletildiğinde, ilkesel temelde görüşler oluşturur ve üyeleri hakkında bağlayıcı kararlar alır.
.
6. LİNÇÇİ TİYAB’ın kararlarında tüm üyelerin konsensüsü aranır. Alınan karara itiraz etmedikleri halde, üyeler karar ile ilgili çekince koyma ve bunu kayda geçirme hakkına sahiptir.
.
Dönem Sözcülüğü:
.
7. LİNÇÇİ TİYAB üyeleri dönemsel olarak sözcülük görevi üstlenirler.
.
8. Dönem sözcüsü birlik üyeleri ile geri bildirim ilişkisi içinde ve onaylarına başvurarak Birliğin tavrını kamuoyuna açıklar.
.
9. Geri bildirim ilişkisini ihmal eden üyeler, dönem sözcüsü tarafından yapılan kamuoyu açıklamalarına itiraz edemezler.
.
10. Dönem sözcülüğünün süresi bir yıldır. Üyelerin ortak kararıyla dönem sözcüsünün görev süresi en fazla bir yıl uzatılabilir.
.
Üyelik:
.
11. LİNÇÇİ TİYAB katılıma açık bir birliktir. Kurumsal sürekliliğe sahip ve ülke geneline dönük yayın yapan tiyatro yayınları ya da yayın birimleri LİNÇÇİ TİYAB’a üye olabilir.
.
12. Kişisel ve bağlı olduğu topluluk ya da örgütün gündemini esas alan tiyatro yayınları LİNÇÇİ TİYAB üyeliği kapsamında değildir.
.
13. Medya alanında, kültür sanat servislerinin ve kitap yayıncılarının tiyatro birimleri, bağlı oldukları yayın kurumunun onayını alarak LİNÇÇİ TİYAB’a üye olabilirler.
.
14. Medya alanında tiyatro yayıncılığına düzenli katkı sunan, fakat bağlı oldukları yayın kurumlarından temsil örgütleme izni alamayan ya da bu imkâna sahip olmayan basın yayın emekçilerinin oluşturdukları tiyatro yayıncılığı komisyonları LİNÇÇİ TİYAB’a üye olabilirler.
.
15. Üye olmak isteyen tiyatro yayınları, yayın birimleri ya da komisyonlarının üyelik başvurusuna 45 gün içinde yanıt verilmesi gerekir.
.
16. Başvuru reddedildiğinde, başvuru sahibinin, hakkında verilen ret kararına itiraz etme ve gözden geçirilmesini talep etme hakkı vardır. İtiraz ret kararı iletildikten sonra iki hafta içinde yapılmak zorundadır. Nihai karar, itiraz iletildikten sonra en geç iki hafta içinde verilir. İki hafta içinde ret kararına itiraz gelmezse, ret kararı nihai karar haline gelir.
.
17. Üyelik başvurusu onaylandığında, onay tarihinden itibaren üyelik başvurusu yapanlar, karar alma mekanizmasına katılım bakımından pasif üye statüsündedirler. Pasif üye, aktif üyelerce alınan kararlara uyma yükümlülüğüne sahiptir. Öte yandan, aktif üyeler gibi pasif üyelerin de Birliğin toplantılarına ve etkinliklerine aktif olarak katılmaları gerekir ve kararları etkilemek üzere söz söyleme hakkına sahiptirler.
.
18. En az bir yıl boyunca yayın sürekliliğini korumuş ve LİNÇÇİ TİYAB toplantı ve etkinliklerine aktif katılım göstermiş pasif üyeler, aktif üye statüsü kazanarak karar alma mekanizması içinde doğrudan yerlerini alırlar.
.
19. Aktif üyeliğe aday olmaksızın asgari düzeyde LİNÇÇİ TİYAB’a üye olunabilir. Asgari düzeyde üyeler LİNÇÇİ TİYAB aktivitelerine ve toplantılarına düzenli katılma yükümlülüğüne sahip değildir. LİNÇÇİ TİYAB’ın aldığı kararlar hakkında söz söyleme hakkını kullanmakla birlikte, kararlara uymaları gerekir. Aktif üyeliğe aday olmaya karar verdiklerinde, pasif üye konumuna geçerler.
.
Toplantı Düzeni:
.
20. LİNÇÇİ TİYAB üyeleri iki haftada bir periyodik olarak toplanır. Toplantı yeter sayısı üçtür.
.
21. Toplantıya katılamayanlar geri bildirim yoluyla mazeretlerini bildirir ve izin isterler.
.
22. Üç ay boyunca geri bildirim yapmadan ve/veya geçerli mazerete sahip olmaksızın toplantılara temsilci gönderemeyen yayınlar, karar alma mekanizmasından çıkarılarak pasif üyeliğe geçerler.
.
23. Hangi nedenle olursa olsun altı ay boyunca toplantılara katılım göstermeyen üyelerin Birlikten çıktıkları kabul edilir ve LİNÇÇİ TİYAB’la ilişkileri kesilir.
.
24. Her sezon sonunda ve başlangıcında, LİNÇÇİ TİYAB adına genel değerlendirme toplantıları yapılır. Genel değerlendirme toplantıları pasif ve aktif tüm üyelerin katılımıyla gerçekleşir. Asgari düzeyde LİNÇÇİ TİYAB'la ilişki kuran üyelerin genel değerlendirme toplantılarına katılma ve görüşlerini sunma hakları vardır.
.
HABERLER

- Tiyatro Kamuoyuna - 15.12.2009
.
(Kaynak: TİYAB / Tiyatro Yayıncıları Birliği)

***

Not: Metni, LİNÇÇİ TİYAB / Tiyatro Yayıncıları Birliği sitesinden alarak olduğu gibi yayınladık!... Ancak, metinde bulunan LİNÇÇİ adlara link vererek, bu adları maymungötürengi ile belirgin hâle biz getirdik.
.
***

Ayrıca bakınız:
.

1 Şubat 2011 Salı

Sosyalist sanatçı Hilmi Bulunmaz, yine tertemiz bir yazı yazdı!

Güncelleme 22 Ocak 2011: Bu yazımızı, içerdiği önem nedeniyle, zaman zaman sitemizin başına çekip, bir önceki linki "geçersiz kıldığımız" için, daha önce bu yazıya link veren kişileri zor durumda bırakmış olabiliriz. Bu nedenle, zor durumda kalan kişilerden özür dileriz.

Önemli not: Biz, herhangi bir yazımızı, ("kış ortasında bahar temizliği yapacak kadar" alçak olmadığımız için) kendi istencimizle asla silmeyiz. Bizim herhangi bir yazımızın, ("kış ortasında bahar temizliği yapılarak" yok edilmediğini test etmek için) lütfen, daha önce bir başka linkle yayınlamış olduğumuz başlığı "önbellek" üzerinden öğrenip Google'a aynı başlığı yazarak, gerçeği kendi gözlerinizle görebilirsiniz! (HB)


***


Oyun'un notu: Sosyalist sanatçı Hilmi Bulunmaz'ın kaleme aldığı aşağıdaki yazı, henüz taslak hâlinde, yarım yamalak bir yazıdır. Asla tamamlanmamıştır. Yazı, taslak hâlinden uzaklaştığında, bu not hemen kaldırılacaktır!


***


Hilmi Bulunmaz
5 Ocak 2011



LİNÇ KAMPANYASI ana sponsoru LİNÇÇİ yayın Tiyatro... Tiyatro... Dergisi'ni, "tiyatro sanatını imhâ silahı" olarak kullanan LİNÇÇİ yayıncı Mustafa Şükrü Demirkanlı, Türkiye tiyatrosunu uçurumun kıyısından çekip kurtarma işlevi gören sosyalist sanatçı Hilmi Bulunmaz'ı iftirayla, küfürle, yalanla susturmaya çalışıyor!

Sosyalist sanatçı Hilmi Bulunmaz'ı iftirayla, küfürle, yalanla ve LİNÇ KAMPANYASI ile susturamayacağını çok net bir biçimde anlayan LİNÇÇİ yayıncı Mustafa Şükrü Demirkanlı, "yavuz hırsız ev sahibini bastırır" sözüne hayatîyet kazandırma şampiyonu olarak, sosyalist sanatçı Hilmi Bulunmaz'ı, Türkiye Cumhuriyeti İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Basın Bürosu'na şikâyet edebiliyor!!

LİNÇÇİ yayıncı Mustafa Şükrü Demirkanlı; legal / illegal, meşru / gayrimeşru, yasal / yasadışı her türlü yola başvurmasına karşın, sosyalist sanatçı Hilmi Bulunmaz'ın demokrat, devrimci, halkçı, ilerici tavrını kırabilecek kadar büyük bir zekâya sahip olmadığından, şimdi de işi pişkinliğe vuruyor!!!

LİNÇÇİ yayıncı Mustafa Şükrü Demirkanlı, (dezenformasyon yayan, gerçeklerin üzerinin örtülmesi için bilgi kirliliği oluşturan) 4 Ocak 2011 tarihli yazısına(?!) şöyle bir başlık atmayı uygun görmüş:

"Fikir ve Bilgi… ya da İftira’nın Dayanılmaz Hafifliği..."

LİNÇÇİ yayıncı Mustafa Şükrü Demirkanlı'nın kaleme aldığı yazının(?!) başlığı, başlı başına bir anlamsızlığın anlamı. Kara renkli tombala torbasından tombala taşı çeker gibi, hiçbir düşünce geliştirmeden, rakı kadehine iltica eden sivrisinek özensizliğiyle yazı yazan(?!) LİNÇÇİ yayıncı Mustafa Şükrü Demirkanlı, her sözcüğün bir kavram birimi, her tümcenin bir yargı birimi ve her paragrafın bir düşünce birimi olduğunun bile bilincine varmadan, yani yazı yazmanın en temel kuralını bile bilmeden, yirmi yıldır, evet tam yirmi yıldır Türkiye tiyatrosunu, dolama olan parmağına dolamaya çalışıyor, Türkiye tiyatrosunun ensesindeki son damla kanı emmeye yeltenen Kırım Kongo Kenesi gibi faaliyetini sürdürüyor!

LİNÇÇİ yayıncı Mustafa Şükrü Demirkanlı'nın dolama olan parmağına dolananlar, örnekse LİNÇÇİ Prof. Dr. Hasan Anamur, LİNÇÇİ Prof. Dr. Hasan Erkek, LİNÇÇİ Prof. Dr. Nurhan Tekerek, LİNÇÇİ Prof. Dr. Özdemir Nutku, LİNÇÇİ Prof. Dr. Yusuf Eradam, LİNÇÇİ Yücel Erten, LİNÇÇİ Tamer Levent, LİNÇÇİ Tuncer Cücenoğlu... ve daha bir sürü LİNÇÇİ tiyatro esnafı ve LİNÇÇİ yazar, LİNÇÇİ yayıncı Mustafa Şükrü Demirkanlı'nın "Rahmi Dilligil başarısı" sonucu, (sıranın kendilerine de gelebileceği korkusuyla) susup oturmayı, avuçlarına bırakılacak ve benim, halkımın, tüyü bitmemiş yetimin verdiği vergilerden oluşan Türkiye Cumhuriyeti Kültür ve Turizm Bakanlığı'ndan ele edilebilme olasılığı bulunan üç kuruşun ısıtıcılığını bekleyerek, avanta nöbeti tutmayı yeğliyorlar!!!

LİNÇÇİ yayıncı Mustafa Şükrü Demirkanlı'nın elindeki LİNÇÇİ Tiyatro... Tiyatro... "silahı", o denli yoğun bir dezenformasyon, o denli derin bir toplumsal ve tiyatral travma oluşturuyor ki, benim, halkımın, tüyü bitmemiş yetimin verdiği vergilerle beslenen Türkiye Cumhuriyeti Kültür ve Turizm Bakanlığı Devlet Tiyatroları Genel Müdürlüğü'nden menfaat peşinde koşan kişi, kuruluş ve kurumlar, LİNÇÇİ yayıncı Mustafa Şükrü Demirkanlı'nın elindeki LİNÇÇİ Tiyatro... Tiyatro... "silahı" karşısında korkuya kapılıp menfaatlerinin kaybolabileceğini düşünerek, toplumsal ve tiyatral travma nöbetine tutuluyorlar.

Evet, burada, LİNÇÇİ yayıncı Mustafa Şükrü Demirkanlı'nın dün yazdığı yazının(?!) başlığını bir kez daha yineleyelim:

"Fikir ve Bilgi… ya da İftira’nın Dayanılmaz Hafifliği..."

Bu başlıktan, başlı başına bir anlam çıkarmak mümkün mü? Tabii ki, hiç mümkün değil!

Peki, LİNÇÇİ yayıncı Mustafa Şükrü Demirkanlı'nın anlama, anlaşılma, anlaşılır olma, herhangi bir şey anlatma derdi var mı? Böyle bir derdi yok! Böyle bir derdi asla yok!! Böyle bir derdi kesinlikle yok!!!

Bu, her zaman için böyledir: Sosyalistler, toplumun aydınlanması için, sözcüklerini, tümcelerini, paragraflarını en anlaşılır, en basit, en gösterişsiz, en kolay, en süssüz, en yalın bir biçimde dile getirirler. Çünkü, sosyalistler, kapitalizmin ilelebet muhafaza ve müdafaa edilmesi için değil, emekçi kitlelerin bilinçlenmesi için yazı yazarlar.

Sosyalistler, toplumun bir an önce entelektüel donanıma sahip olmaları için mücadele verirlerken; kapitalistler, toplumun düşünsel evreninin çürümesi için yazı yazarlar.

Sosyalist sanatçı Hilmi Bulunmaz, toplumun aydınlanması, bilinçlenmesi, donanımlı hâle gelmesi, düşünce evrenini genişletmesi, kapitalizmi tasfiye etmesi için yazı yazarken, LİNÇÇİ Mustafa Şükrü Demirkanlı, reklâm adı altında avuç dolusu para (avanta, diş kirası, sadaka, sus payı) aldığı Türkiye Cumhuriyeti Kültür ve Turizm Bakanlığı Devlet Tiyatroları Genel Müdürlüğü İstanbul Devlet Tiyatrosu'na ait reklâm kulelerinin ticarî şirketlere âdeta peşkeş çekilmesine uzun yıllar göz yumduktan, görmezden geldikten sonra, sosyalist sanatçı Hilmi Bulunmaz'ın yoğun muhalefeti karşısında susamayacak duruma gelince, ister istemez, istenç dışı bir biçimde, Türkiye Cumhuriyeti Kültür ve Turizm Bakanlığı Devlet Tiyatroları Genel Müdürlüğü İstanbul Devlet Tiyatrosu'na ait reklâm kulelerinin çuvala sığamayacağını nihayet anladı(?!)

LİNÇÇİ Mustafa Şükrü Demirkanlı, çuvala sığmayan reklâm kulelerini dolama olmuş parmağına dolayınca, her zaman olduğu gibi, yine çuvalladı, yine çarşafa dolandı! Reklâm kulelerinin çuvala sığmadığını duyumsayan ve toplumun da bu durumu duyumsayacağı endişesine kapılan LİNÇÇİ Mustafa Şükrü Demirkanlı, tiyatro dünyasını işgâl eden kapitalist değerlerin düşünce taşeronu figüranlığı yapıyor.

İDT reklâm kulelerinin işgâli, herhangi bir söylemle üzeri örtülemeyecek denli çok somut bir gerçeklik olduğundan, yine iftira atıyor ve attığı iftiranın iftira olarak görünmesini engellemek için kaleme aldığı yazının(?!) başlığında "iftira" sözcüğünü özellikle kullanıyor:

"Fikir ve Bilgi… ya da İftira’nın Dayanılmaz Hafifliği..."

LİNÇ KAMPANYASI ana sponsoru LİNÇÇİ Mustafa Şükrü Demirkanlı, benimle (Hilmi Bulunmaz), bizimle (Hilmi Bulunmaz ve Coşkun Büktel) ilgili olarak kaleme almış bulunduğu hemen hemen tüm yazılarını(?!) sildiği gibi, yukarıda başlığını okuduğunuz yazıyı da silip imhâ edecek.

Bunu nereden mi biliyorum?

Türkiye Cumhuriyeti Adalet Bakanlığı İstanbul Adliyesi 3. Sulh Hukuk Hakimliği'ne tespit ettirdiğim 17 Mart 2008 tarihli "suç kanıtları" belgesinden biliyorum. (Örnekse bakınız:
Mustafa Demirkanlı'nın, önce iftira atıp sonra gizlediği belgeler / 5)

Coşkun Büktel'in sitesinden bire bir aktardığım şu yazıdan biliyorum:

"TEMİZLEYİCİ"

Harvey Keitel: "Pulp Fiction" filminin "Temizleyici"si... İçinde cinayet işlenen ve tüm koltukları kana bulanan otomobildeki suç kanıtlarını silip yok etmek onun uzmanlığıydı. "Kış ortasında yaptığı Bahar Temizliğiyle" arabayı kısa sürede "masum" hale getirivermiş, suçtan geriye en küçük bir iz bırakmamıştı.

Demirkanlı'nın, Büktel ve Bulunmaz'a yönelik çirkin iftiralarını sitesinde önce yayınlayıp (zehir yeterince yayıldıktan sonra) suçunu örtbas etmek amacıyla sinsice silip yok ederek "temizlediği", temizlik öncesinde Hilmi Bulunmaz'ın "notere onaylattığı" yüzlerce belgeyle sabit

HEM SUÇLU HEM GÜÇLÜ BİR SERİ KATİLİN KURBANLARINI MAHKEMEYE VERMESİ KADAR ABUK BİR HUKUK BAŞVURUSU

07 Kasım 2010 Pazar, 17:58 tarihinde Coşkun Büktel tarafından eklendi

(Kaynak: www.coskunbuktel.com)

LİNÇÇİ Mustafa Şükrü Demirkanlı, sadece bir iftira atıcı, sadece bir iftira silici değil, aynı zamanda, müthiş derecede ve korkunç sözcüğünü bile geride bırakacak kadar korkunç bir kapitalizm savunucusu...

Türkiye tiyatro sanatının hızla, hem de şimşek hızıyla kapitalize edilmesi için, âdeta "varlığım kapitalist varlığına armağan olsun" diye slogan atabilecek bir ruh yapısına sahip olan Yücel Erten'in şu küfürlerinin bile mazur görünmesinin üzerine şal örtmek istiyor:

"DALYARAK... ORTADAKİ SANDIK SİKE SİKE USANDIK... ÇÜKTEL... DALKÜREK... DÖRTVEREN..."

LİNÇÇİ Mustafa Şükrü Demirkanlı, tam bir kapitalist tiyatro barometresi... Türkiye tiyatrosunun hızla, hem de şimşek hızıyla kapitalize etmek için ömür tüketen kişi, kuruluş ve kurumları sözcüsü olan LİNÇÇİ Mustafa Şükrü Demirkanlı, kapitalizmin ilelebet muhafaza ve müdafaa edilmesi için varlık gösteren kişi, kuruluş ve kurumların, âdeta avukatı, müdafii, bir savunmanı gibi hareket ediyor. LİNÇÇİ Mustafa Şükrü Demirkanlı, hangi kapitalist kişi, kuruluş ve kurumdan reklâm adı altında avuç dolusu para (avanta, diş kirası, sadaka, sus payı) alırsa, o kişinin, o kuruluşun ve o kurumun halkla ilişkiler müdürü gibi davranıyor.

Ben, kapitalizme ve onun en ileri aşaması emperyalizme karşı mücadele verdiği için Belçikalı Emperyalizmi'nin ajanları tarafından öldürülen Kongo Başbakanı Patrice Lumumba'nın dünyasını savunurken, LİNÇÇİ Mustafa Şükrü Demirkanlı, kasasında Belçika sermayesinin de bulunduğu Fortisbank'a arka kapağını verebiliyor. (Örnekse bakınız: Tiyatro... Tiyatro... arka kapağını Fortis'e verdi!)

Hayat böyledir işte... İnsan, ister istemez, istenç dışı da olsa, ya emekçilerin evrenini yada sermayedarların evrenini savunmak zorunda kalır. İnsan, istediği denli demokrat, devrimci, ilerici, sosyal demokrat, sosyalist ve hattâ komünist sözcükler, tümceler, paragraflar kurgulasın, eğer o insan, nesnel olarak emekçilerin omuz başında, safında, yanında değilse, o insan, soluğunu emekçilerin soluğuna eklemleyemiyorsa, söylediği sözlerin osuruk kadar bile değeri yoktur. O insan, her anlamda kullanığı bu sözcükler, bu tümceler, bu paraflar nedeniyle, noter onaylı bir ihtarname almıyorsa, o insana savcılıktan bir şikâyetname gelmiyorsa, o insan mahkeme koridorlarını arşınlamak zorunda kalmıyorsa, iftira atmıyor, yalan söylemiyor anlamına gelmez bu durum. Tam tersine, özü-sözü bir olduğu için, özünden ve sözünden asla dönmeyen yiğit insanlara noter onaylı ihtarname gönderilir, yürekli insanlar savcılığa davet edilir ve bir avuç vahşi kapitalistin çıkarları için değil, milyonlarca ezilen insandan oluşan halkın çıkarları için uğraşan insanlar mahkeme verilir. Bu yiğit, bu yürekli ve bu halkın çıkarları için toplumsal, kültürle, sanatsal, etik, estetik, tiyatral... mücadele veren insanlar, tarihin her döneminde tanık olunduğu gibi, sanal ve/ya banal bir ortamda da olsa, mutlaka LİNÇ edilmek istenirler. Bu insanların sanatsal ifade olanaklarının imhâ edilmesi için her türlü hileye başvurulduğu gibi, içerisinde iftira, yalan kavramları bulunan yazılarla, bu insanlara karşı LİNÇ KAMPANYASI düzenlenir.

Ancak...

Bir avuç vahşi kapitalist için değil, milyonlarca insandan oluşan halk kitleleri için mücadele veren insanlar, hiçbir yıldırma aracından asla ve kesinlikle korkmadıkları gibi, savcılık şikâyetnamesinden ve mahkeme davetinden de kormazlar. Bir avuç vahşi kapitalist için ömrünü tüketen insanlar, ellerindeki iftira, yalan ve LİNÇ KAMPANYASI cephaneleri bitince, soluğu en yakın adliyede alabilirler. Sosyalistlerse, mücadele alanlarını eşit koşullarda sürdürmeyi, âdeta bir namus meselesi gibi görürler. Kendilerine Internet ortamında "saldırıda" bulunan kişi, kuruluş ve kurunlara, yine Internet ortamından yanıt verirler. Sosyalistler, hiçbir zaman için kalleşlik yapmazlar, orantısız güç kullanmazlar, arkaya geçip iki puan almak ahlâksızlığına asla tenezzül etmezler. Sosyalistler, eğer ellerinde çok somut bir belge, bir delil, bir kanıt, bir kaynak yoksa, şöyle bir yazı başlığı üretmezler:

"Fikir ve Bilgi… ya da İftira’nın Dayanılmaz Hafifliği..."

Çünkü, "fikir" sözcüğünün "düşünce, mülahaza, mütalaa" anlamına geldiğini; "bilgi" sözcüğünün "eğitim, öğretim, araştırma, gözlem ve deneyimler vasıtasıyla edinilen gerçekler, kavramlar ve yetenekler, malumat" anlamına geldiğini; "iftira" sözcüğünün "kara çalma, suç yükleme" anlamına geldiğini; "dayanılmaz" sözcüğünün kaynağı olan "dayanak" sözcüğünün "dayanılacak şey, istinatgâh, mesnet" anlamına geldiğini; "hafiflik" sözcüğünün kaynağı olan "hafif" sözcüğünün "hoppa, kolay, yeğni, yeğnil" anlamına geldiğini bilen sosyalistler, bu sözcüklerin seçilerek kullanıldığını ve gerçek anlamda sosyalist ideolojinin tiyatral izdüşümü sosyalist sanatçı Hilmi Bulunmaz'ın verdiği tarihsel ve toplumsal mücadeleyi hiçimsemek için kullanıldığını bilirler. Bu nedenle, bu başlık altında atılan iftira metnini sunarken, Sosyalist OYUN Dergisi, şöyle bir başlığı uygun gördü:

LİNÇ KAMPANYASI ana sponsoru LİNÇÇİ Tiyatro... Tiyatro... Dergisi sahibesi Gülhan Avşar'ın adamı Mustafa Demirkanlı dezenformasyona devam ediyor hâlâ!

***

Şimdi gelelim, LİNÇÇİ Mustafa Şükrü Demirkanlı'nın "Fikir ve Bilgi… ya da İftira’nın Dayanılmaz Hafifliği..." başlıklı yazısının(?!) içeriğinin değerlendirilmesine...

LİNÇÇİ Mustafa Şükrü Demirkanlı diyor ki:

"Işıklar içinde yatsın Uğur Abi (Mumcu) 'Bilgi sahibi olmadan fikir sahibi olunmaz.' derdi ve doğru derdi."

LİNÇÇİ Mustafa Şükrü Demirkanlı'yı değerlendirelim:

Bana bak canım kardeşim; bir yazıya ünlü birinin sözüyle başlamak, birtakım avantajlar getirse de, şöyle bir dezavantaj da söz konusu:

Siz, eğer, önemli bir söz eden ünlü birinin düzeyinde bir ahlâka sahip değilseniz, o ünlünün ettiği sözü belki kirletemezsiniz; ama, o sözün bile değerinin sorgulanmasına neden olabilirsiniz. Siz, eğer, bir LİNÇ KAMPANYASIdüzenleyebilecek kadar alçalabilirseniz, aslında sizin, Uğur Mumcu gibi değerli bir insanın adını anımsamanız bile toplumsal bir "suç" olarak kayıtlara geçer. Sahi Mustafacığım, Uğur Mumcu gibi hayatı boyunca LİNÇ mantığına karşı savaşım vermiş nitelikli ve ahlâklı bir yazar, nasıl oluyor da senin "Abi"n oluyor? Uğur Mumcu gibi ahlâklı bir insanı ağzına almaya hiç utanmıyor musun canım Mustafacığım? Uğur Mumcu, LİNÇ mantığına ve ahlâksızlığa karşı mücadele verdiği için, arabasına yerleştirilen bir bombayla paramparça edildi. Sahi, sen, siz, yani 1100 LİNÇÇİ, benim, bizim arabamıza, evimize, iş yerimize bomba atma cesareti gösteremediğiniz için mi, Internet ortamında bir LİNÇ KAMPANYASI düzenlediniz? Senin, sizin, yani 1100 LİNÇÇİ kişinin elinizde bomba yapabilecek bir malzeme yok muydu?

Uğur Mumcu gibi ahlâklı ve emekçileri savunan bir insanın "Bilgi sahibi olmadan fikir sahibi olunmaz." demesinin bir toplumsal değeri vardır. Ancak, bu ahlâklı kişinin kullandığı bu sözü bir LİNÇÇİ kişinin kullanmasının hiçbir toplumsal değeri yoktur. LİNÇÇİ bir kişinin, ahlâklı bir yazarın yazısındaki herhangi önemli bir sözü anımsamasının yanında, bu sözü, bir de kendi LİNÇÇİ kişiliğini örtmek için, bir minare kılıfı olarak kullanmasıysa, ahlâklı insanları çileden çıkarmaya yeter de artar bile!

LİNÇÇİ Mustafa Şükrü Demirkanlı diyor ki:

"Gazetecikte 5N1K kuralı vardır ama bu internet çıkalı '0' oldu, yazıyla sıfıra dönüştü, bakmakla görmek arasındaki fark umursanmaz, bilgi sahibi olmak gereksiz sayıldı."

LİNÇÇİ Mustafa Şükrü Demirkanlı'yı değerlendirelim:

Tiyatroyu "tiyatrocuk" olarak gören tiyatro cahili birinin, gazeteyi de "gazetecik" olarak görmesi, sadece bir dil sürçmesi, bir el sürçmesi olarak kabul edilip küçümsenecek bir durum değil. Nasıl ki, bilinçaltı, bilinçle ilgili bir kavramsa, LİNÇÇİ Mustafa Şükrü Demirkanlı'nın diline, eline aldığı sözcüklerin de, onun bilinçaltındaki düşünsel düzlemin dışavurumudur. Daha yerinde bir deyişle, LİNÇÇİ Mustafa Şükrü Demirkanlı için; tiyatro "tiyatrocuk", gazete "gazetecik", ahlâk "ahlâkçık", namus "namusçuk", devrim "devrimcik", insan "insancık"... anlamına gelecek kadar hafifsenecek, hiçimsenecek, küçümsenecek değerlerdir. LİNÇİ Mustafa Şükrü Demirkanlı, artık bilinçle değil, bilinçaltıyla hareket ediyor. Yoksa, LİNÇÇİ Mustafa Şükrü Demirkanlı, hâlâ kendisini askerî kışlada mı sanıyor? Sahi, LİNÇÇİ Mustafa Şükrü Demirkanlı'nın, kendisine ait, özgün, damıtılmış bir dünya görüşü hiç olmadı mı? LİNÇÇİ Mustafa Şükrü Demirkanlı, hep böyle beton gibi bir yüze, kargaları kovalayan bir ruha ve kapitalizmin ilelebet muhafaza ve müdafaa edilmesi için koşullanmış bir slogancılığa sahip hazırolda bekleyen bir çaresiz miydi?

Ben, "Bilgi sahibi olmadan fikir sahibi olunmaz." şiarına önem veren biri olduğum için, kılcal damarlarıma dek bildiğim "5N1K"nın anlamını, bir kez daha Vikipedi'den okudum:

"5n 1k: Gazetecilik terimi, haberin öğelerini oluşturan "ne? ne zaman? nerede? nasıl? neden?kim?" sorularını içerir. Günümüzde iletişim fakültelerinde ve bazı habercilik kitaplarında kaynağı belirten "nereden" unsuru da eklenerek 6N 1K olarak kullanılmaktadır."

Peki, "5N"yi bir yana bıraksak bile, "1K" nerede?

LİNÇÇİ Mustafa Şükrü Demirkanlı diyor ki:

"Bu yazıyı uzun zamandır yazıp yazmamayı düşünüyor ve erteliyordum, erteleme nedenim; altın ticaretiyle, elmas kalemleri uluslararası ticaretiyle ilgilenen, para kazanan hem de yüklü para kazanan amatör tiyatro heveslisini muhatap almamak içindi..."

LİNÇÇİ Mustafa Şükrü Demirkanlı'yı değerlendirelim:

Evet, gerçekten bu "1K" nerede?

Evet, evet, "altın ticaretiyle, elmas kalemleri uluslararası ticaretiyle ilgilenen, para kazanan hem de yüklü para kazanan amatör tiyatro heveslisi" kim, kim kim?!...

Sen, gazeteye "gazetecik" diyen adam; sen, tiyatroya "tiyatrocuk" muamelesi yapan adam; sen, Uğur Mumcu'nun tırnağının arasına sızmış küçücük bir kir bile olamayacak kadar alçalmış adam; sen, bütün insanî değerleri bir eldiven gibi çıkarıp atan adam; sen, Türkiye dramatik yazarlığının "Everesti" Theope'ye iftira atan LİNÇÇİ Prof. Dr. Özdemir Nutku'ya yardım ve yataklı eden adam; sen, Türkiye tiyatrosuna sosyalizmin ışığını yaymak için ömrünü yatırmış Hilmi Bulunmaz'ın Internet ortamında LİNÇ edilmesi için yedi dereden su getiren adam; sen, benim, halkımın, tüyü bitmemiş yetimin verdiği vergilerle beslenen Türkiye Cumhuriyeti Kültür ve Turizm Bakanlığı Devlet Tiyatroları Genel Müdürlüğü, İstanbul Büyükşehir Belediyesi Şehir Tiyatroları Genel Sanat Yönetmenliği, Kocaeli Büyükşehir Belediyesi Şehir Tiyatroları Genel Sanat Yönetmenliği'nden reklâm adı altında avuç dolusu para (avanta, diş kirası, sadaka, sus payı) almana karşın, hiçbir zaman LİNÇÇİ Tiyatro... Tiyatro... Dergisi'ni tam zamanında yayınlayarak reklâm aldığın kuruluşların programlarını izleyicilere, halka iletme konusunda duyarlı davranmayan adam; sen, neden bırakalım "5N1K"yı bir yana, sadece "1K"yı bile yerine getirmek için en küçük bir insanî davranışta bulunmuyorsun ki?

Yoksa, sen "5N1K"yı bir otomobil markası yada Efes Pilsen'in yeni bir ürünü mü sanıyorsun? Ne?! Sen, gazeteciliğin en temek kavramı olan "5N1K" kavramının hiç duymadın mı? Senin yazılarını sen değil de, "Sanal Kişi" mi yazıyor?

LİNÇÇİ Mustafa Şükrü Demirkanlı diyor ki:

"Bu altın tüccarı ve yakın arkadaşı dizi yazarı, bizi İstanbul Devlet Tiyatroları’nın reklam kulelerinin ticari reklamlar için kullanılmasını görmemekle suçlamanın ötesinde hayasızca karalıyorlardı."

LİNÇÇİ Mustafa Şükrü Demirkanlı'yı değerlendirelim:

Sen söylemek istemiyorsun, senin söylemeye cesaretin yok, ama ben söyleyeceğim: "Bu altın tüccarı" benim. "ve yakın arkadışı dizi yazarı" Coşkun Büktel! Canım Mustafacığım, ben, sadece "altın tüccarı" değilim. Ben, aynı zamanda sosyalist bir sanatçıyım. Sen, bunu bal biliyorsun, ama ben sana bir dert anlatmak için değil, okurları aydınlatmak için yazıyorum tüm bunları. Ben, resim yapıyor, şiir yazıyor, tiyatro yönetiyor ve daha birçok iş yapıyorum. Tüm bunlardan daha önemlisi, ben, halkın sömürülmesine karşı çıkan bir aydın olarak varlığımı sürdürüyorum. Hem de, senin, sizin tüm engellemelerinize; bana noter onaylı ihtarname göndermenize, beni savcılığa şikâyet etmenize, beni mahkemeye vermenize karşın... Sen ve seninle birlikte 1100 yoldaşın, beni ve "ve yakın arkadaşı"m Coşkun Büktel'i LİNÇ etmek istemenize karşın, ben, biz, senin ve senin mantık şemsiyen altında düş gören 1100 LİNÇÇİ alçağın anlayamayacağı bir biçimde mücadelemizi sürdürüyoruz.

Bu arada, şunu da belirtmekte yarar var: "İstanbul Devlet Tiyatroları" diye bir kurum yok. "İstanbul Devlet Tiyatrosu diye bir kurum var. İnanmazsan, İstanbul Devlet Tiyatrosu Müdürü Sayın Şakir Gürzumar'a, Devlet Tiyatroları Genel Müdürü Sayın Lemi Bilgin'e, Türkiye Cumhuriyeti Kültür ve Turizm Bakanı Sayın Ertuğrul Günay'a sor!

Ertuğrul Günay, Lemi Bilgin ve Şakir Gürzumar, koro hâlinde şu yanıtı verecekler:

"İstanbul Devlet Tiyatrosu"

Ertuğrul Günay, Lemi Bilgin ve Şakir Gürzumar, koro hâlinde yukarıdaki (doğru) yanıtı vermelerine karşın, sen, bu pişkinliğinle, yine Ertuğrul Günay'ın, Lemi Bilgin'in ve Şakir Gürzumar'ın yönettiği Türkiye Cumhuriyeti Kültür ve Turizm Bakanlığı Devlet Tiyatroları Genel Müdürlüğü İstanbul Devlet Tiyatrosu "oyun programı" için reklâm alacak ve hiçbir zaman için bu reklâmların karşılığı vermeyecek, veremeyeceksin!

LİNÇÇİ Mustafa Şükrü Demirkanlı diyor ki:

"O zaman, basit olan bir durumu kısaca açıklayarak bu saldırgan insanlara bilgi verelim, kamuoyundan da ilgilenenler varsa bilgilendirelim.

LİNÇÇİ Mustafa Şükrü Demirkanlı'yı değerlendirelim:

Mustafacığım, yine her zaman yaptığın gibi yapacaksın; bilgi veriyormuş gibi görünüp, gerçek bilginin üzerine sahte bilgiyle örteceksin, bilgi kirliliği oluşturacaksın, dezenformasyon cihetine gideceksin!

LİNÇÇİ Mustafa Şükrü Demirkanlı diyor ki:

Bu altın ve elmas kalemleri tüccarı ayın yarısında DT reklam kulelerine “bizim yayınlarımız sonucunda sahip çıktı” diğer yarısında ise “DT reklam kulelerini kapitalistlere kiralıyor” deyip “yetim hakkı” gibi İslami söylemlerle sözüm ona eleştiriyor…

İstanbul’daki DT reklam kulelerinin kullanım hakkı İstanbul D.T. ile Ergun Gürsoy’un Birlik Medya’nın ortak kullanımındadır. 15 gün DT, 15 gün Birlik Medya kullanır, anlaşma, sözleşme böyle… yıllardır.

İşte bu altın ve elmas kalemleri tüccarı, uluslararası sermaye ortaklığı olan kapitalist, amatör tiyatro heveslisi, kendini gazeteci sanan kişi ayın yarısında DT’ye, Kültür ve Turizmi Bakanlığı’na, Şakir Gürzumar’a, Lemi Bilgin’e, Ertuğrul Günay’a küfreder, hakaret eder, sonraki 15 gün ise sayemizde “kulelere sahip çıktılar” der…

Onun dizi yazarı arkadaşı da, eline geçirdiği her mecrada bu “iftira”yı yaymaya çalışır.

Uğur Abi’nin dediği gibi: Bilgi sahibi olmadan, fikir sahibi olunamıyor ama bilgi emek ister, elmas kalemleri tüccarlığı yapmaya ise hiç benzemez."

Devamı/tamamı yakında!


***


Ayrıca bakınız:

LİNÇ KAMPANYASI ana sponsoru LİNÇÇİ Tiyatro... Tiyatro... Dergisi sahibesi Gülhan Avşar'ın adamı Mustafa Demirkanlı dezenformasyona devam ediyor hâlâ!

20 Eylül 2010 Pazartesi

"Devlet Tiyatroları'nın Aşil Topuğu" Mustafa Demirkanlı, Lemi Bilgin'den aldığı reklâm (sadaka) sayesinde ancak ayakta durup yalancılığını sürdürüyor!

Oyun'un notu: Aşağıdaki haberde bulunan LİNÇÇİ kişilerin sıfatlarını biz ekleyip, bu LİNÇÇİ kişilerin adlarını, kırmızı götlü maymundan esinlenerek, kırmızı renkle biz belirgin hâle getirdik.


***


LİNÇÇİ Tiyatrom ve LİNÇÇİ Ertuğrul Timur Yalnız Değildir: "Sansürcüler" İddiasındakilerin Sansürü


LİNÇÇİ Mustafa Demirkanlı
6 Mart 2009


Dizi ve oyun yazarı, dizi oyuncusu Coşkun Büktel, Reklam Yazarı Feridun Çetinkaya ve Kuyumcu Amatör Tiyatrocu Hilmi Bulunmaz bir süre önce tam 1 yıl önce kapanmış olan LİNÇÇİ Ertuğrul Timur'a ait internetin en kapsamlı ve şeffaf tiyatro sitesi tiyatrom.com’a yönelik sansürcülük iddiasını uzun bir aradan sonra yeniden gündeme taşımışlardı. LİNÇÇİ İATP-G (İstanbul Alternatif Tiyatrolar Platformu) ile yaşadıkları sürtüşmede LİNÇÇİ İATP-G'ye eleştiri getirmek adına tiyatrom’u bir koz gibi sunmaya çalışan üçlü daha önce de olduğu gibi tiyatrom editörünün karşı tavrıyla püskürtüldü. LİNÇÇİ Tiyatrom editörü yazdığı yazıyla (http://www.tiyatrodergisi.com.tr/detay.php?hng=582) bu gruba neden sitesinde yer vermemeyi seçtiğini, nesnel koşulları, yaratılan psikolojik baskıyı, üzerinde oynanan oyunları, iftiraları, yıldırma yöntemlerini ve mafyatik yöntemleri bir bir anlattı, bu şartlarda tartışma olamayacağını, doğal olarak da bu noktalara çekilen tartışmadan çekilip bu adı geçen kişilere yer vermemeyi seçtiğini tüm çıplaklığıyla yayınladı.

Beklemedikleri bu deşifre ve somut suçlamalar karşısında cevap vermekten ısrarla kaçınan Coşkun Büktel ve Hilmi Bulunmaz yazılmış bu somut suçlamaları yayınlamak yerine geçmişteki yazılarını yinelemeyi seçtiler. LİNÇÇİ Ertuğrul Timur'un ısrarla bu konularda cevap bekliyorum yaklaşımı karşısında suskunluğu seçip konuyu bertaraf etmeye çalışan üçlü bugün artık bir internet yayınına sahip olmayan LİNÇÇİ Ertuğrul Timur'a savunmalarına yer vereceklerini beyan edip ve sıfır sansür vaadinde bulundular.

Fakat bu sıfır sansür vaadi uzun sürmeden bu üçlü önce LİNÇÇİ Ertuğrul Timur'un deyimiyle sinsi bir sansürcülüğe ardından açık aleni sansüre başladılar.

Sinsi sansür nasıl başladı?

Düzensiz, kullanışsız, menü sistemi olmayan amatörler için hizmet veren ve asıl amacı her kişi ya da her kuruluş için kartvizit blog yapma amaçlı olan blog sistemi üzerinden yayın yapan Hilmi Bulunmaz’ın TiyatrOyun blogu üzerine yeni yazı girildikçe öncekileri alta ve arka sayfalara taşıyan bir sistemdir. Bu Hilmi Bulunmaz tarafından zaman zaman sinsi sansürün bir yöntemi olarak da kullanılmaktadır. Hoşuna gitmeyen bir yanıt geldiğinde bu yanıta yer veriyor fakat, birkaç dakika içersinde üzerine çokça haberi peş peşe girerek bu yer verdiği yazının hızla ana sayfadan kaybolmasını sağlıyordu. Bunu gerek LİNÇÇİ Ertuğrul Timur'un yazılarına, gerekse LİNÇÇİ İATP-G üyesi LİNÇÇİ Ömer F. Kurhan'ın yazılarına son dönemde sıkça uygulayarak bu sinsi sansürü işletmişti. Ayrıca yeni gelen yazıları belirgin bir üst başlıkla vermek yerine okurun gözünden kaçırırcasına daha önce yayınlanmış yazının aralarına ekleyerek de adeta bu sinsi sansür uygulamasını pekiştirmişti.

SIFIR SANSÜRDEN SİNSİ SANSÜRE, SİNSİ SANSÜRDEN ŞARTLI SANSÜRE

Hilmi Bulunmaz bu sinsi sansür uygulamasını yaparken Coşkun Büktel tarafı ve nedeni olduğu konuda LİNÇÇİ Ertuğrul Timur'dan gelen yanıtlara yer vermeyerek açık sansürünü başlatmıştı. Fakat son aşamada sinsi sansürün de yetersiz kaldığını düşünmüş olacaklar ki açık sansürcülüğe başladılar.

LİNÇÇİ Ertuğrul Timur, Coşkun Büktel tarafından bir kolaj altında LİNÇÇİ tiyatrom'a yönelik suçlamaların da bolca yer aldığı yazısına bir yanıt verdi. Bu yanıtla dizi ve oyun yazarı, dizi oyuncusu Coşkun Büktel’in toplumsallıktan, siyasal terminolojiden ne denli uzak biri olduğunu ve sadece kendi ihtiyaçları doğrultusunda bu kavramları kendisi için kullanma çabasını, dolaysıyla da uzak olduğu bu söylemlerin inandırıcı olmamaktan da öte ne denli sakil durduğunu yanıtıyla deşifre etti. Ünlü bir yazar olduğunu savlayan (Bugüne dek profesyonel bir ekip tarafından sadece kısa bir süre bir oyunu kesilerek sahnelenmiştir.) Coşkun Büktel’in dağarcığının da birikiminin de aslında yetersizliğini ortaya seren bu yanıta ne Coşkun Büktel ne de Hilmi Bulunmaz yer vermedi. Coşkun Büktel’in bu şekilde sunulmasından rahatsızlık duyduklarını, okurların onun bu birikimsizliğini görmelerini istemedikleri açıktı.

Fakat bir yandan birilerine sansürcülük yaftasını yapıştırmaya kalkarken, öte yandan sıfır sansür uygulayacaklarını vaat ederken öte yandan da sansürcülük yapmalarına da bir açıklama getiremediler. Önce LİNÇÇİ Ertuğrul Timur'un kendi yorumu olan bir kelimeyi sebep göstererek bu kelimeyi biz kullanmadık, özür dilesin yayınlayalım gibi ortak bir açıklama kaleme aldılar.

Bunun ardından LİNÇÇİ Ertuğrul Timur gerekli açıklamayı yaptı, ayrıca bu sinsi, gizli ve şartlı sansür girişiminize karşı blöfünüzü görüyorum o kelime kendi yorumum olsa da bunu sansürünüze koz olarak ortada bırakmamak için özür diliyorum açıklamasını iletti.

Fakat elbette ki bu sadece bir blöftü, amaç Ertuğrul Timur’un Coşkun Büktel’in düzeyini deşifre ettiği yazısının okura ulaşmamasıydı. Özrün ardından hemen yazına yer vereceğiz ortak imzalı açıklamalarına karşın tükürdüklerini yalamayı ve bu yazıyı yayınlamayarak AÇIK SANSÜRCÜLÜĞE geçtiklerini bir anlamda ilan ettiler.

SANSÜRCÜLÜKLE SUÇLAYANLARIN SANSÜRCÜLÜĞÜ BELGELENDİ.

Bugüne dek kendi kişisel sorunlarından ibaret söylemlerini, kendi düşünceleri doğrultusunda iftiraya, küfüre, hakarete, düzeysizliğe dayalı metinlerini yayınlamayı reddeden siteleri sansürcülükle suçlayıp lakaplar takmayı yayıncılık sayan bu kişiler kısa sürede asıl sorunlarının sadece kendi çıkarlarının sitelerde yer bulabilmesi olduğunu, haber yorum özgürlüğünden anladıklarının kendilerine ve bu tür iftira, küfür ya da kendi reklamlarının yapılmasının özgürlüğü olduğunu, kendilerini deşifre eden yazılara karşı ise en ufak bir tahammülleri olmadığını sergilemiş oldular. Bu sansürcülük kavramını bile kendileri için kullananların sansürle imtihanı ve sınıfta kalması olarak belgelendi, deşifre oldu.

Biz, tiyatrodergisi.com.tr olarak, internette tiyatro yayıncığın yüz akı olan, Ertuğrul Timur’a sayfalarımızı sonuna kadar açıyor, Timur’un açıklamalarını yayımlamayarak, eski yazılarını “arşivden” başlığı ile öne çıkartıp, dezenformasyonun en kabasını yapan, kendilerine sorulan en basit sorulara bile yanıt vermeyerek, muhataplarına hakarete varan saldırılarla yıldırmaya çalışan bu üç saldırgana karşı sayfalarımız bütün mağdurlara açık olacaktır.

KISACA KİM OLDUKLARIN VE NASIL BİR ÇİFTE STANDART UYGULADIKLARININ ÖRNEĞİNİ VERDİKTEN SONRA LİNÇÇİ ERTUĞRUL TİMUR'UN VE LİNÇÇİ ÖMER. F. KURHAN'IN İKİNCİ THEOPE'YE İLİŞKİN YAZISINI SUNUYORUZ.

Coşkun Büktel, bugüne kadar LİNÇÇİ Ömer F. Kurhan'ın yazısına karşı tek kelime söylememiş ama “İftirica LİNÇÇİ Özdemir Nutku" yalanlarını arşivden başlıklarıyla sunmaya devam etmiştir.

İstanbul Alternatif Tiyatrolar Platformu Yayıncılık İnisiyatifi, sitemiz hakkında yanlış yönseme oluşturan başlık atarak, kafa bulandırmaya çalışıyor!

Yukarıdaki alıntı, Hilmi Bulunmaz’ın İATP-G’nin yazısının başlığına (LİNÇÇİ Tiyatrom ve LİNÇÇİ Ertuğrul Timur'a Dönük Tarafgir / Lekeleyici Yaklaşım Yapıcı Emeğe Saygısızlıktır) blogspot’unda başlıktan yaptığı yorum. Bu yoruma katkı olması, blogspot’u için “yanlış yönseme” oluşmaması adına aşağıdaki alıntıları, renklerle oluşan minik bir yorumla katkı olarak aktarıyorum.

LİNÇÇİ Mustafa Demirkanlı

LİNÇÇİ Tiyatro… Tiyatro… Dergisi Yayın Yönetmeni

***

Mehmet Akan yoğun bakıma alınmış...
Cuma, 07 Temmuz 2006

12 Eylül Faşizmi ülkemizin “miladı” sayılır. Cuntanın tüm ülkenin özgürlüklerini askıya aldığı gün, birçok kişi ve kuruluş “nasıl teslim oluruz?” sorusuna yanıt arıyordu. Dostlar Tiyatrosu ve “emekçileri” de bu soruyu nesnel olarak soranlardan…

Cunta iktidara el koyduğunda, Mehmet Akan Dostlar Tiyatrosu’ndaydı ve “sanırım” yine nesnel anlamda bu sorunun yanıtını arayan “emekçiler”dendi. Gel zaman git zaman zaten ödünç alınmış sosyalizm lafı rafa kaldırıldı ve televizyon gülü olmaya karar verildi. Şişede durduğu gibi durmayan faşizm, birçok kişi ve kuruluşla birlikte Mehmet Akan’ı da teslim almıştı. O dizi senin, bu dizi benim koşturan Mehmet Akan, Bizimkiler dizisinin apartman yöneticisi Sabri Bey olduğunda, kendi yazgısını da belirlemişti. Halkın ruhunu yok eden televizyon canavarına ruhunu teslim eden Mehmet Akan, yıllar önce ölmüştü. 67 yaşında bir ceset olan Akan’ın fiziksel ölümü pek bir anlam taşımıyor…

Kaynak: Hilmi Bulunmaz, tiyatroyun

***

Büktel'in senaryo doktoru (script writer) olarak görev yaptığı "Arka Sıradakiler", geçtiğimiz Pazar günü (11 Ocak 2009) yalnızca diziler arasında değil, günün "tüm" programları arasında da, "BİRİNCİ" oldu.

"ARKA SIRADAKİLER" ADLI TV DİZİSİNDE BÜKTEL KATKISINDAN tadımlık BİR ÖRNEK
(Aşağıda, geçtiğimiz Pazar günü yayınlanarak gün birincisi olan 57. Bölüm'den, tümünü Büktel'in yazdığı bir sahnenin metnini sunuyoruz.)
12 Ocak 2009 Pazartesi
Kaynak: Coşkun Büktel

***

Bir ölüm haberi daha gelecek

“Kralın soytarısı, padişahın dalkavuğu, burjuvazinin tiyatrocusu” olan insanlardan biri Lale Oraloğlu yoğun bakımda. Seksen iki yaşında olan Oraloğlu, doğal bir sürecin sonuna geldi. Ölecek…

Beyin kanaması geçiren Oraloğlu, kendine gelir gibi olduğu anlarda neler düşünüyor?.. Çok merak ediyorum doğrusu…

"Politik ve ekonomik sosyeteye hizmet edeceğime, işçi sınıfına hizmet etmiş olsaydım daha doğru bir iş yapmış olur muydum?..”
Bu ve buna benzer sorular soracak düşünce kırıntılarına sahip bir insan olabilir mi Oraloğlu?.. (Salı, 28 Kasım 2006)

Kaynak: Hilmi Bulunmaz, tiyatroyun

***

“Gazetenizin imtiyaz sahibi Nezih Demirkent'in ölümü nedeni ile çok üzgün olduğumuzu belirtir, gazetenizin başarıyla devamını dileriz.

Kuyumcu Dünyası, Uluslararası Gazete İmtiyat Sahibi / Hüseyin Hilmi Bulunmaz Genel Yayın Yönetmeni / Mehmet Cemalettin Bulunmaz”

***

Tiyatrom Yayıncısı A. Ertuğrul Timur Patladı…
ERTUĞRUL TİMUR’UN SANSÜRLENEN YAZISI VE DEVAMINDA ÖNCE ŞARTLI SANSÜRE SONRA AÇIK SANSÜRE GİDEN KARŞILIKLI YAZIŞMALAR
Ömer F. Kurhan: İkinci bir "Theope" Var mı?


***


TARTIŞMA YAZILARI ve AÇIKLAMALAR

Coşkun Büktel, Çıplaksın ve Üstelik Sen Kral Değilsin!
LİNÇÇİ A. Ertuğrul TİMUR
28 Mart 2009

Sorum Basit: “Evet” ya da “Hayır”. Hangisi?
LİNÇÇİ Mustafa DEMİRKANLI
22 Mart 2009

Dünü ve Bugünü ile Tiyatro Yayıncılığımızda Burak Caney Hadisesi
LİNÇÇİ A. Ertuğrul TİMUR
21 Mart 2009

Sansürden Baskıya Altı Aşama
LİNÇÇİ A. Ertuğrul TİMUR
19 Mart 2009

Teke Tek Görüşme Çağrısına Yanıtımdır
LİNÇÇİ A. Ertuğrul TİMUR
17 Mart 2009

Coşkun BÜKTEL Ya Düşündüğümüz Kadar Bile Zekaya Sahip Değil, Ya Da “ŞEREFSİZLİĞİNİ” Kendi Eliyle Tescil Etti…
LİNÇÇİ A. Ertuğrul Timur
16 Mart 2009

A. Ertuğrul Timur, bugün (16 Mart 2009) bana bir açık mektup göndermiş.
Coşkun BÜKTEL
16 Mart 2009

Coşkun Büktel’e Açık Mektup
LİNÇÇİ A. Ertuğrul Timur
16 Mart 2009

TİYATROM'U Dezenformasyon ve Sansürle Suçlayan Mehmet ATAK'a Ertuğrul TİMUR'un Belgelerle Yanıtı
LİNÇÇİ A. Ertuğrul TİMUR
14 Mart 2009

Tiyatro Adına Sansürcü ve Kirlilik Yaratan Yayıncılık Anlayışını Kınıyoruz
LİNÇÇİ İATP-G Yayıncılık İnisiyatifi
14 Mart 2009

Tiyatrom ve Tiyatroyu Sevenler: Tiyatro Yayıncılığında "Sansürle Suçlayanların Sinsi Sansürü"
LİNÇÇİ TİYATRO DERGİSİ
11 Mart 2009

Tiyatro Yayıncılığı Alanında Sanal Lümpenlik ve Sonuçları
LİNÇÇİ Ömer F. KURHAN
10 Mart 2009

Hilmi Bulunmaz'a Mektup
LİNÇÇİ Ömer F. KURHAN
9 Mart 2009

Ömer F. Kurhan Dedikodu mu Yapıyor, Enformasyon mu Veriyor
Himi BULUNMAZ
9 Mart 2009

Sayın Büktel'e YanıtımdırBölüm 2
LİNÇÇİ A. Ertuğrul TİMUR
9 Mart 2009

Sayın Büktel'e YanıtımdırBölüm 1
LİNÇÇİ A. Ertuğrul TİMUR
8 Mart 2009

Hiçbir Şeyden Çekmedi Kurduğu Yanlış İttifaklardan Çektiği Kadar
Coşkun BÜKTEL
7 Mart 2009

Sayın Mehmet Atak'a Yanıt
LİNÇÇİ A. Ertuğrul TİMUR
7 Mart 2009

Mehmet Atak Dedikodu mu Yapıyor, Enformasyon mu Veriyor?
LİNÇÇİ Ömer F. KURHAN
7 Mart 2009

Birkaç Anekdot
Mehmet ATAK
6 Mart 2009

Tiyatrom ve Ertuğrul Timur Yalnız Değildir: "Sansürcüler" İddiasındakilerin Sansürü
LİNÇÇİ Mustafa DEMİRKANLI
6 Mart 2009

Sinsi Sansür Resmileşti!
LİNÇÇİ A. Ertuğrul TİMUR
5 Mart 2009

Satır Satır, Paragraf Paragraf Yanıt Bekliyorum ya da Özürdür Beklediğim
LİNÇÇİ A. Ertuğrul TİMUR
5 Mart 2009

Tiyatrom ve Ertuğrul Timur'a Dönük Tarafgir / Lekeleyici Yaklaşım Yapıcı Emeğe Saygısızlıktır
LİNÇÇİ İATP-G Yayıncılık İnisiyatifi
3 Mart 2009

Hilmi Bulunmaz, Mustafa Demirkanlı, Coşkun Büktel ve Kamuoyuna Dönük Açıklamalar
LİNÇÇİ A. Ertuğrul TİMUR
2 Mart 2009

Tiyatrom ve Sansür Tartışmalarına İlişkin Açıklama
LİNÇÇİ A. Ertuğrul TİMUR
1 Mart 2009

Tiyatro Alanında Demokratikleşme ve Hak İhlalleri Bağlamında İATP-G’nin Duruşu Üzerine
LİNÇÇİ Ömer F. KURHAN
26 Şubat 2009

Ertuğrul Timur'dan Düzeltme ve Özür
LİNÇÇİ İATP-G Yayıncılık İnisiyatifi
25 Şubat 2009

"İATP-G 'Bazı' İnsan Hakları İhlallerine Karşı" Başlıklı Yazımı Çarpıtma Girişimlerine Karşı Zorunlu Bir Açıklama
Feridun ÇETİNKAYA
24 Şubat 2009

TİYATROM Sadece Küfüre, Sövgüye, Hakarete Özgürlük Tanımadı
LİNÇÇİ A. Ertuğrul TİMUR
20 Şubat 2009

Feridun Çetinkaya'nın Sansürcü Suçlamasına Dönük Açıklama
LİNÇÇİ A. Ertuğrul TİMUR
19 Şubat 2009

(Kaynak: iatp-g.blogspot.com)