Dostlar Tiyatrosu sorgusu için yayınlar alaka düzeyine göre sıralanmış olarak gösteriliyor. Tarihe göre sırala Tüm yayınları göster
Dostlar Tiyatrosu sorgusu için yayınlar alaka düzeyine göre sıralanmış olarak gösteriliyor. Tarihe göre sırala Tüm yayınları göster

20 Mart 2007 Salı

MUM'dan bir yaprak: Muammer Karaca Tiyatrosu

Yaklaşık altı yıldır, bir gösteri için bile olsa, kullanma hakkını elde edemedik Muammer Karaca Tiyatrosu'nu... Bu durumun birçok nedeni vardı. Ancak tek bir başlık altında toparlarsak; "İstanbul Kültür Dükalığı"nın icazetini alamamak diyebiliriz...

"İstanbul Kültür Dükalığı"nın icazetini elde etmenin koşullarından biri de onların "takıldığı" barlara müdavim olmak doğal olarak. Ancak ne var ki, biz tiyatro olarak, bir türlü içki içme alışkanlığı edinemedik. Bu alışkanlığı edinemeden ölürsek, gözlerimiz açık gidecek. Ne yapsak, içki içme ve "İstanbul Kültür Dükalığı"nın sürekli olarak gittiği barlara gitme alışkanlığını elde etmek için bir ruhhekimine mi uğrasak?...

Şimdi biraz geçmişe gönderme yapmakta yarar var: Malumunuz 27 Mar Dünya Tiyatro Günü. 1989 yılının Mart ayında da tek bir olgu var kafamızda; bu önemli günü nasıl kutlayabiliriz?!. Bu arada yerel seçimler yapılıyor ve İstanbul Kenti'nin başına bir Sivaslı geliyor. Adam aynı zamanda profesör, hemi de doktor. Ayrıca da (Avrupa'da kökeni Marksizm'e dayanan) sosyaldemokrat... Eh biz de uzun yıllardır "bunlara" oy verip, benzerlerinin diğer adını "Umut Sakızı" olarak dilimize dolamışız. 26 Mart/89 tarihinde seçimi kazanıyorlar ve birgün sonra "Dünya Tiyatro Günü"... Yalan değil ya yüreğimde küçük küçük kıpırtılar oluşuyor. Umutlanıyorum. Dalan'ın mavi gözlerinde göremediğim Muammer Karaca Tiyatrosu düşünü görmeye çalışıyorum.

Ortalık durulmaya başlar başlamaz, pek sayın Şair-i Azam Hilmi Yavuz'un makamına, salonu haftada bir kez de olsa kullanmak için başvuruyorum... Aman Allah'ım!... Bir dayak yemediğimiz kalıyor!... Öncelikle pek meşhur olmadığımız ima ediliyor. Daha sonra az estetik olduğumuz. Bu arada hangi ölçütlere göre oluşturulduğunu bilmediğim ve her kurulda görev almayı ulusal bir dava gibi görüp, altı ayda bir toplantıya katılıp, ödeneklerini aksatmadan alan pek meşhur adamlar doluşuyor her yana; Recep Bilginer, Engin Uludağ, Rutkay Aziz, Ali Yalaz, Hayati Asılyazıcı, Hilmi Yavuz ve Gülden Kurtdoğan... Bunlar ve bunlar gibi "İstanbul Kültür Dükalığı"nı oluşturan eski kurtlar, karar veriyorlar; Daha hiçbir etkinlikte bulunmayan Tiyatro Devran (şu anda yaşamayan, ölü bir tiyatro - OYUN), o çok sevdikleri emperyalist ülke Amerika'dan yeni dönen Rüstem Batum (şu anda tiyatrosu yaşamıyor - OYUN), adını hiç kimsenin duymadığı Işık Tiyatrosu (şu anda yaşamayan, ölü bir tiyatro - OYUN) ve bir de Hilmi Yavuz'un özel himayesinde Türkiye Yazarlar Sendikası "kötü günlerinde" salonu kullanacak. "Güzel günlerde" ise, Nisa Serezli - Tolga Aşkıner Tiyatrosu (şu anda yaşamayan, hem kendileri ve hem de tiyatrosu ölü bir oluşum - OYUN), Dostlar Tiyatrosu (o da ayrı bir ölü, yerine Genco Erkal Tiyatrosu adı kullanılabilir - OYUN) gibi topluluklar kullanacak Muammer Karaca Tiyatrosu'nu...

Bu arada başvuran topluluklardan; Levent Kırca Tiyatrosu, Hadi Çaman - Yeditepe Oyuncuları, Alp Tiyatrosu, Bulunmaz Tiyatro - İstanbul... gibi oluşumlar tek bir ölçütle reddedildiler; "İstanbul Kültür Dükalığı"nın canının istememesi!...

Bunun yanında tarafımıza belirtilen ölçütlerden bir tanesi salonu olmayan topluluklara olanak tanımak. Ve bizim de İstiklal Caddesi'nde 22 koltuklu (yazıyla yirmi iki) bir salonumuz olduğu için, yaklaşık 300 koltuklu (yazıyla üç yüz) salonu olan Dostlar Tiyatrosu'nun etkinliklerini engellememiz için bize verilmiyor Muammer Karaca Tiyatrosu, kendilerine ait salonları olmasına karşın, Dostlar'a yada benzerlerine veriliyor. İşin ilginç yanı salon açıldığından bu yana başta Dostlar Tiyatrosu olmak üzere birçok topluluk sürekli sahne alıyor. Bizim gibi tiyatroyu alınterine katı etmiş olan topluluklar alamıyorlar...

Tüm bunların yanında salon elde etmek için Dostlar Tiyatrosu'nun müdürü Ahmet Kaya Bey'e başvuruyoruz, deneysel oyunlar yapacakları yanıtını alıyoruz. Hem kullanmadıkları salondan kimseyi yararlandırmıyorlar ve hem de Muammer Karaca Tiyatrosu'nu işgal ediyorlar... Yaklaşık beş yıldır bekliyoruz; bir türlü deneysel oyun çıkmıyor. Sanırım Genco Erkal, bizim sabrımızı deniyor... Herhalde inceleme - araştırma dönemini yaşıyorlar!... Doğal ki, anamalcı bir ülkede yaşadığımızdan pek alışamıyoruz olup - bitene. Herkes parası yada salonu denli etkinlikte bulunuyor...

Şimdi dönüp şöyle bir geriye bakıyoruz; Tiyatro Devran kapandı. Rüstem Batum tiyatro yapmıyor. Işık Tiyatrosu'nun lambaları yanmıyor. Nisa Serezli - Tolga Aşkıner Tiyatrosu misyonunu tamamladı. Dostlar Tiyatrosu gitti, yerine sürekli olarak tek kişilik oyunlar sunan "Genco Erkal Tiyatrosu" geldi!... Enver Demirkan Tiyatrosu izleyici bulamadığından, Muammer Karaca Tiyatrosu'na girmek istemiyor...

Biz ise, "İstanbul Kültür Dükalığı"nın tüm engellemelerine karşın, tiyatro yapmaya devam ediyoruz. (Daha sonra Bulunmaz Tiyatro, sürekli olarak resmi faşizmi saldırısına uğradı - OYUN)!... Hem de kendi oyuncumuz ve izleyicimizi yaratarak. Toprak kokan tiyatro anlayışından bir milim ödün vermeksizin...

Bu yıldan başlayarak Muammer Karaca Tiyatrosu'ndayız. Hatta Muammer Ruşen Karaca Tiyatrosu... Açıldığı günden bu yana utanmadan, sanki bir tür hayvandan bahseder gibi salt "Karaca Tiyatrosu" ibaresini afişe eden topluluklara bundan böyle "Muammer Karaca en kısa zamanda tüm kullanımlarda aynı ibareyi kullanmayı öneriyoruz ve bunun yanında İstanbul Anakent Belediyesi'nin en kısa zamanda tüm kullanımlarda aynı ibareyi kullanma zorunluluğu getirmesini diliyoruz...

Nice ışıklı oyunlar kotarma adına, herkese mutlu tiyatroculuklar...

Not: (2007) Bu konuya tekrar ve acımasızca yeniden döneceğiz!...

14 Kasım 2012 Çarşamba

Tek kişilik stand up havasındaki sahne ucubelerini tiyatro diye izleyiciye kakalayan LİNÇ KAMPANYASI imzacısı Dostlar Tiyatrosu'nun patronu Genco Erkal, yapay gözyaşları döküyor!

Dostlar Tiyatrosu Evsiz Kaldı

[Yasemin Bay'ın Milliyet Sanat'ta yayınlanan haberini paylaşıyoruz.]

Türkiye’nin en uzun soluklu tiyatrolarından biri Dostlar Tiyatrosu; tam 43 yıllık bir maziye sahip… Ve tam 23 yıldır da aynı mekanda, Muammer Karaca Tiyatrosu’nda oyunlarını izleyiciyle buluşturuyordu. Fakat Dostlar Tiyatrosu evsiz kaldı. Çünkü, Muammer Karaca Tiyatrosu, Beyoğlu Belediyesi’nce kapatıldı. Belediyeden yapılan yazılı açıklamada, Boğaziçi İnşaat Müşavirlik A.Ş.’den binanın statik açıdan ciddi olumsuzluklar taşıdığı, kullanılmaması, tahliye edilmesi gerektiğine dair bir ön rapor sunulduğu kaydedildi.

Dostlar Tiyatrosu’nun kurucusu Genco Erkal ise bu durumu 15 gün önce öğrendiklerini belirterek, “Bize sadece idari ve teknik nedenlerle Muammer Karaca Tiyatrosu’nun hizmet veremeyeceği bildirildi, ayrıntılı bir açıklama yapılmadı” dedi. Erkal, 6 ay önce, her sezon öncesinde olduğu gibi belediyeye Muammer Karaca Tiyatrosu’nu kullanmak için başvuruda bulunduklarını ama bir türlü cevap alamadıklarını vurgulayarak, şunları kaydetti: “Bizden sonra başvuruda bulunan diğer tiyatro topluluklarının da başvurularını almadılar. Kararsızdılar, ne yapacaklarını bilmiyor havasındaydılar… Sanki alıştıra alıştıra, fazla tepki uyandırmadan burayı bir şekilde kapatma gibi bir girişim var.Bu bina düzeltilip tamir edilebilir ve yeni sezona yetiştirilebilirdi oysa.”

Dostlar Tiyatrosu’nun artık bir ‘gezici tiyatro’ olduğunu dile getiren Erkal, “Şu anda tamamen sokakta kaldık gibi bir durum söz konusu” diye konuştu.

Muammer Karaca Tiyatrosu’nu sadece Dostlar Tiyatrosu değil başka topluluklar da kullanıyordu. Erkal bu durumla ilgili olarak şunları kaydetti: “İstanbul’da büyük bir salon sıkıntısı var. Caddebostan Kültür Merkezi’nde mesela ayda bir defa oynayabiliyoruz; o kadar çok talep var. Durum böyleyken Muammer Karaca’yı kullanıma kapatmaları sadece bize değil  tiyatro topluluklarına darbe vurdu.”

Milliyet

(Kaynak: Mimesis)

21 Şubat 2011 Pazartesi

LİNÇ KAMPANYASI imzacısı LİNÇÇİ Dostlar Tiyatrosu'nun patronu LİNÇÇİ Genco Erkal, alnındaki LİNÇÇİ lekesini gizlemek için, başına kavuk geçirivermiş!

Oyun'un notu: Aşağıdaki haberi, LİNÇ KAMPANYASI ÖRGÜTÜ Tiyatro... Tiyatro... Hizbî'nin yayın organlarından biri olan LİNÇÇİ tiyatrodergisi.com.tr sitesinden alarak olduğu gibi yayınladık. Ancak, haberde adı geçen LİNÇÇİ Dostlar Tiyatrosu ve LİNÇÇİ Genco Erkal'ın sıfatlarını biz ekleyip, LİNÇÇİ Dostlar Tiyatrosu ve LİNÇÇİ Genco Erkal'ın adlarını kırmızı renkle biz belirginleştirdik!


***


LİNÇÇİ Genco Erkal'ın Yeni Oyunu “Nereye Gidiyoruz?”un Prömiyeri 3 Mart’ta!


Usta oyuncu LİNÇÇİ Genco Erkal'ın; ölümünün 15. yılı nedeniyle Aziz Nesin’in öykü, şiir, masal ve taşlamalarından uyarlayarak sahneye koyduğu tek kişilik yeni oyunu "Nereye Gidiyoruz?"un biletleri satışa çıktı! LİNÇÇİ Dostlar Tiyatrosu'nun, bugünlerde herkesin birbirine sorduğu “Nereye gidiyoruz?” sorusuna yanıt arayan yeni oyununun prömiyeri; 3 Mart 2011, Perşembe akşamı saat 20:30’da Muammer Karaca Tiyatrosu’nda gerçekleşecek.

Tüm yaşamı boyunca düşünceleri uğruna yılmadan mücadele veren bir aydının, Aziz Nesin'in gözünden ülkesini ve insanlarını tanımayı hedefleyen "Nereye Gidiyoruz?"; ölümünün 15. yılında bu büyük gülmece ustasının gözünden ülkenin fotoğrafını çekiyor. Oyunla aynı zamanda; tüm yazılarında Karagöz, Ortaoyunu, Meddah gibi geleneksel gösteri sanatlarımızı, masallarımızı, anlatı geleneğimizle çağdaş sanatın sentezinin en etkileyici örneklerini veren Aziz Nesin'in, genç kuşaklara da tanıtılması amaçlanıyor. LİNÇÇİ Genco Erkal; okuma alışkanlığının giderek azaldığı günümüzde Aziz Nesin'i tiyatro sanatı ile izleyiciye aktararak, izleyicileri, yazarı daha yakından tanımaya özendirmeyi de hedefliyor.

"Nereye Gidiyoruz?", içinde yaşadığımız toplumun çelişkilerini ve çıkmazlarını vurucu bir dille yansıtıyor. Kendine has tarzıyla izleyenleri çok güldürecek olan bu çağdaş meddah gösterisi, bir yandan da sorunlara tuttuğu ışıkla düşündürüyor. Aziz Nesin'in yıllar önce kaleme aldığı metinlerin güncelliği izleyenleri şaşırtırken, büyük yazarın gözlem ve değerlendirme başarısını bir kez daha ortaya koyuyor.

"Nereye Gidiyoruz?"un yönetmenliğini ve sahne tasarımını da LİNÇÇİ Genco Erkal üstlenirken; oyunun müzikleri mimar, müzisyen, tiyatro-sinema oyuncusu Arif Erkin tarafından hazırlandı. Özlem Kaya’nın giysi tasarımını, Hakan Özipek’in ışık tasarımını üstlendiği oyunda Karagöz tasvirleri Haluk Yüce tarafından yapılıyor.

LİNÇÇİ Dostlar Tiyatrosu tarafından sahneye konan, LİNÇÇİ Genco Erkal'ın tek kişilik oyunu "Nereye Gidiyoruz?"un prömiyeri; 3 Mart 2011, Perşembe akşamı saat 20:30'da Muammer Karaca Tiyatrosu'nda gerçekleşecek. "Nereye Gidiyoruz?" oyununa ait biletler; Muammer Karaca Tiyatrosu için yalnızca tiyatronun gişesinden; Kadıköy Halk Eğitim ile Kozyatağı Kozzy AVM için Biletix’ten ve salonların gişelerinden temin edilebilir.

Kadıköy Halk Eğitim ve Kozyatağı Kozzy AVM:
Tam 30,00 TL Öğrenci 20,00 TL
Bilet Fiyatları:
Muammer Karaca Tiyatrosu:
Tam 25,00 TL
Öğretmen ve Emekli 20,00 TL
Öğrenci 15,00 TL

Bilgi için: www.dostlartiyatrosu.com
www.biletix.com
www.biletken.com

Oyun Programı

PRÖMİYER
3 Mart Perşembe 20:30
Muammer Karaca Tiyatrosu


5 Mart Cumartesi 20:30
Kadıköy Halk Eğitim Merkezi

6 Mart Pazar 15:00
Muammer Karaca Tiyatrosu

GALA
7 Mart Pazartesi 20:30
Muammer Karaca Tiyatrosu


12-13 Mart Cts-Pzr 20:30
Ankara Çayyolu Cüneyt Gökçer Sahnesi

18 Mart Cuma 20:30
Caddebostan Kültür Merkezi (CKM)

19 Mart Cumartesi 20:30
Muammer Karaca Tiyatrosu

20 Mart Pazar 15:00
Muammer Karaca Tiyatrosu

23 Mart Çarşamba 20:30
Maltepe Türkan Saylan Kültür Merkezi

24 Mart Perşembe 20:30
Kozyatağı Kozzy AVM

30 Mart Çarşamba 20:30
İzmit Süleyman Demirel Kültür Merkezi

31 Mart Perşembe 20:30
Muammer Karaca Tiyatrosu

.............................................................Haber Giriş Tarihi: 21 Subat 2011

(Kaynak: tiyatrodergisi.com.tr)


***


Ayrıca bakınız:

LİNÇÇİ Ertuğrul Timur, öznesiz tümce kuruyor!

Yalan makinesi ve küfürbaz Mustafa Demirkanlı'nın sözde küfre karşı kampanyasına alet olanların imzaladıkları metni ve alet olanları teşhir ediyoruz!

Linç imzacıları listesi

21 Şubat 2009 Cumartesi

Kapitalist Genco Erkal, Kültür Bakanlığı çanağının 63.000 TL'lik bölümünü yalayıp, Efes Pilsen tezgâhtarlığı yaparak kapitalist sistemi sorguluyormuş!

Dostlar Tiyatrosu'ndan Yeni Oyun:
Marx'ın Dönüşü


GENCO ERKAL, YENİ OYUNU “MARX’ın DÖNÜŞÜ” İLE KAPİTALİST SİSTEMİ SORGULUYOR


Dostlar Tiyatrosu’nun yeni oyunu "MARX'ın DÖNÜŞÜ", Muammer Karaca Tiyatrosu'nda, 27 Şubat’ta başlıyor. Howard Zinn'in kaleme aldığı, Özüm Özgülgen'in çevirdiği ve Genco Erkal’ın yönetip oynayacağı "MARX'ın DÖNÜŞÜ" adlı oyun, krizle sarsılan kapitalist sistemi Karl Marx’ın bakış açısı ile tiyatro sahnesinde sorguluyor.

Bu sene 40. Yılını kutlayan Dostlar Tiyatrosu, 1969 yılından bu yana ilerici-toplumcu sanat doğrultusunda benimsediği ilkelerle, sürekli araştırma, deneme ve yaratma eylemi içinde seyircilerine farklı yapımlar sunmaya devam ediyor. Geçtiğimiz sezon sahnelenmeye başlayan “Sivas '93” belgesel oyunuyla yakın dönem siyasi tarihimizin en sarsıcı olaylarından birine dikkat çeken, yurt içi ve yurt dışında 150 oyunla 70 binden fazla izleyiciye ulaşan Dostlar Tiyatrosu, yeni sezonda da "MARX'ın DÖNÜŞÜ" oyunuyla izleyicisiyle buluşacak.

ABD finans piyasalarında başlayan ve ardından tüm dünyaya yayılan küresel kriz, kapitalizmin temel tezlerinin yeniden sorgulanmasına neden oldu. Küresel piyasalardaki gelişmelere paralel olarak, kapitalizmin tarihsel gelişimi ve temel tezlerine yönelik eleştirileriyle düşünce tarihinde yer edinen Karl Marx’da yeniden keşfediliyor. "MARX'ın DÖNÜŞÜ" oyunu, Marks’ın 19. Yüzyılda getirdiği kapitalizmin eleştirisinin günümüzde de temelde hala geçerli olduğunu gösteriyor.

19. Yüzyılda Londra Soho’da yaşayan Marks, "MARX'ın DÖNÜŞÜ" oyununda günümüz New York Soho’dadır. İçinde yaşadığımız dönemin ve Marks’ın yaşadığı dönemin birbiri içine geçecek şekilde yazıldığı oyunla o zamanları aydınlatmanın yanı sıra bugünlere ve bizim bulunduğumuz yere ışık tutmak amaçlanıyor.

Genco Erkal’ın yönetip, oynadığı tek kişilik oyunda, Marks’ın karısı Jenny, kızı Eleanor, dostu Engels ve siyasi rakibi Bakunin gibi karakterlerle ilgili değerlendirmeleri önemli bir yer tutuyor. Marks, yaşamıyla ilgili olaylar, Jenny ile yaptığı evlilik, Londra’ya sürülmesi, üç çocuğunun ölmesi, zamanın politik çatışmaları, İrlanda’nın İngiltere’ye karşı direnişi, Avrupa’daki 1848 devrimleri, Komünist Hareket, Paris Komünü olayları hakkında konuşuyor.

Yazan: Howard Zinn
Çeviren: Özüm Özgülgen
Yöneten & Oynayan: Genco Erkal
Giysi Tasarım: Özlem Kaya

“MARX’ın DÖNÜŞÜ” – Oyun Takvimi
27.Şubat.Cuma - Muammer Karaca Tiyatrosu, Saat 20:30
28.Şubat.Cumartesi - Muammer Karaca Tiyatrosu, Saat 20:30
06.Mart.Cuma - Muammer Karaca Tiyatrosu, Saat 20:30
07.Mart.Cumartesi - Muammer Karaca Tiyatrosu, Saat 20:30
14.Mart.Cumartesi - Muammer Karaca Tiyatrosu, Saat 20:30
15.Mart.Pazar - Muammer Karaca Tiyatrosu, Saat 15:00
20.Mart.Cuma - Muammer Karaca Tiyatrosu, Saat 20:30
21.Mart.Cumartesi - Muammer Karaca Tiyatrosu, Saat 20:30

Howard Zinn - Oyunun Yazarı Hakkında Bilgi:
Savaş karşıtı ABD'li muhalif tarihçi ve akademisyen Howard Zinn’in ilk oyunu Marx Döndü’yü (1999) yazmasında çocukluk ve gençlik yıllarının büyük etkisi vardır.

Boston Üniversitesi onursal profesörü olan Howard Zinn, 24 Ağustos 1922’de New York, Brooklyn’de bir fabrika işçisinin oğlu olarak dünyaya geldi. Komünist Manifesto’yu ilk 17 yaşında okuyan Zinn’in üzerinde Komünist Manifesto derin bir etki bıraktı. Çünkü kendi yaşamında, ailesinin yaşamımda gördüğü her şey ve 1939’da ABD’nin içinde bulunduğu koşulların açıklaması yapılıyor, tarihsel nedenleri gösteriliyor ve güçlü bir analizin ışığıyla aydınlatılıyordu. Gençlik yıllarında edindiği sınıf bilinci ile üç yıl tersane işçiliği yapan Zinn, Tersanede kendi gibi üç genç işçi daha bulup, sendikalı olmayan çırak arkadaşlarını örgütlemeye girişti. Aynı ekiple haftada bir buluşup Marks ve Engels’in eserlerini okudular.

Howard Zinn, II. Dünya Savaşı sırasında Amerikan Hava Kuvvetleri’ne katılmış ve madalya kazanmış bir savaş gazisidir. Ordudan ayrıldıktan sonra New York Üniversitesi’ni bitirdi; ardından Colombia Üniversitesi’nde tarih doktorası yaptı. Daha sonra sırasıyla Atlanta Spelman Koleji ve Boston Üniversitesi’nde dersler verdi. Politik teori derslerinde Marks ve Engels’in yazdıklarına ciddi bir biçimde eğildi.

"MARKS'ın DÖNÜŞÜ" oyununun yazarı Howard Zinn, düşünürlerin kişisel yaşamlarını araştırdığı dönemde, 20. yüzyılın ilk yarısında ABD ve Avrupa'da anarşist görüşün yayılmasında, gelişmesinde büyük bir rol alan Emma Goldman üzerine yazdığı oyunla ilgili aldığı olumlu değerlendirmeler sonrası tiyatro dünyasına adım attı ve Karl Marks’la ilgili bir oyun yazmaya karar verdi. Marks’ı, çok az kişinin bildiği bir şekilde, karısına ve çocuklarına bakmak için uğraşıp didinen bir aile babası olarak göstermek istedi. Yazdığı oyunla Marks’ın Almanya’da başlayan ve Londra’ya uzanan hayat hikayesini, tutkulu ve kendini davaya adamış devrimci yönünü gösterdi.

Muammer Karaca Tiyatrosu Tel: 0212 252 59 35

(Kaynak: 4. Abdülhamid'in Tiyatro Dünyası)

20 Eylül 2013 Cuma

konuthaberleri, LİNÇÇİ Dostlar Tiyatrosu'nu tanımadan haber yapmış...

Türkçenin "t"sinden asla anlamayan birinin yazdığı aşağıdaki haberde bulunan bâriz yazım yanlışlarını da biz düzelttik. Tiyatronun "t"sinden kesinlikle anlamayan muhabir Muammer Karaca Tiyatrosu konusunda donanımlı olmadığı için, son derecede riskli bir haber yapmış. LİNÇÇİ Genco Erkal'ın patronu olduğu LİNÇÇİ Dostlar Tiyatrosu'nun "Kültür Alanı" olan Muammer Karaca Tiyatrosu'nu nasıl "Ticaret Alanı" hâline getirdiğini göremeyen muhabir, Bulunmaz Tiyatro'nun bu alanı "Kültür Alanı" yapmak için verdiği mücadelenin asla ayrımda değil. Bu konuyla ilgili olarak, fırsat bulursak çok geniş bir yazı hazırlamayı düşünüyoruz!

Sosyalist Sanatçı Hilmi Bulunmaz

***

Muammer Karaca Tiyatrosu Yıkılıyor

İstanbul Büyükşehir Belediyesi Beyoğlu'ndaki Muammer Karaca Tiyatrosu’nu deprem riski gerekçesiyle yıkmaya hazırlanıyor. CHP'li Belediye Meclisi üyeleri Belediye'nin kararının siyasi olduğununu savunuyor.

İstanbul Büyükşehir Belediyesi'nin (İBB) bu ay yapılan oturumunda, Beyoğlu'ndaki Muammer Karaca Tiyatrosu'nun deprem riski gerekçesiyle yıkılması tartışıldı. Hukuk Komisyonu ile Altyapı, Mesken ve Kentsel Yenileme Komisyonu'nun müşterek teklifiyle hazırlanan rapor, iktidar ve muhalefet partili meclis üyelerini karşı karşıya getirdi.

İBB Meclisi'nden geçen kararla, mülkiyeti İstanbul Büyükşehir Belediyesi'ne ait olan Beyoğlu İlçesi Şahkulu Mahallesi'ndeki Muammer Karaca Tiyatrosu'nun 15 yıl süre ile Beyoğlu Belediye Başkanlığı'na tahsis edilen kullanma hakkı, deprem riski taşıdığı gerekçesiyle kaldırıldı. Komisyon raporunda yer alan teknik raporda, binanın deprem riski nedeniyle boşaltılarak, kapılarının mühürlendiği ve intifa hakkının, İBB'ye devri konusunda gerekli işlemlerin yapıldığı belirtildi. Raporda ayrıca, kararlar doğrultusunda ilgili Tapu Müdürlüğü'nde gerekli işlemlerin yapılması talep edildi.

"Karar siyasi" 

Kararın siyasi olduğunu öne süren CHP'li meclis üyeleri, Büyükşehir Belediyesi tarafından 15 yıllığına Beyoğlu Belediyesi'ne devredilen Muammer Karaca Tiyatrosu'nun "deprem riski" gerekçesiyle yeniden İBB'ye devrilmesini, "1950 yılında açılan Muammer Karaca Tiyatrosu'nun bulunduğu binanın, kültür ve sanat alanından çıkarılması gayreti" olduğunu ifade etti. Ancak CHP'nin itirazına rağmen karar, AKP'li meclis üyelerinin oy çokluğuyla onaylandı.

Otel yapmak istemişlerdi

CHP grubu, Ocak 2011'de söz konusu tiyatro binasına ilişkin plan değişikliği ile imar durumun "Kültürel ve Tesis Alanı"ndan "Ticaret Alanı"na çevrilip otel yapılmak istendiğini hatırlattılar. İstanbul 2 No'lu Koruma Kurulu, binada korunması gereken kültür varlığı statüsündeki Fransız Kapitülasyon Mahkemesi'nin kalıntıları bulunduğunu belirterek plan değişikliğine onay vermemişti.

Dostlar Tiyatrosu’yla özdeşleşti

Muammer Karaca Tiyatrosu 1950'de açıldı. Ünlü ustanın sayısız eseri burada sergilendi. İstanbul'un ilk döner sahnesi de burada yapıldı. Genco Erkal'ın kurduğu Dostlar Tiyatrosu, 23 yıldır izleyiciyle buluşuyordu. Beyoğlu Belediyesi tiyatronun faaliyetlerini, deprem riskini gerekçe göstererek durdurdu ve tahliyesini istedi. Kaynak:Yapı.com.tr

(Kaynak: Konut Haberleri)

12 Ekim 2011 Çarşamba

LİNÇÇİ Dostlar Tiyatrosu'nun patronu Genco Erkal, zehir saçıyor!

Dostlar Tiyatrosu "Nereye Gidiyoruz" ile Ekim - Kasım turnede.


Dostlar Tiyatrosu’nun yeni oyunu “Nereye Gidiyoruz?”; her oyun öncesinde izleyicilerini trombon, trompet, saksafon ve bateriden oluşan kanto orkestrası ile karşılıyor. Eski zamanlarda, Direklerarası’nda Tulûat Tiyatrosu’nun oyunları öncesinde seyirciyi karşılamak...

Dostlar Tiyatrosu’nun yeni oyunu “Nereye Gidiyoruz?”; her oyun öncesinde izleyicilerini trombon, trompet, saksafon ve bateriden oluşan kanto orkestrası ile karşılıyor. Eski zamanlarda, Direklerarası’nda Tulûat Tiyatrosu’nun oyunları öncesinde seyirciyi karşılamak ve içeriye çekmek amacıyla tiyatronun önünde performans sergileyen kanto orkestrası; bu eski geleneği canlandırmayı amaçlayan Dostlar Tiyatrosu’nun yeni oyunu “Nereye Gidiyoruz?”un her oyunundan önce Muammer Karaca Tiyatrosu önünde eski ve sevilen şarkıları seslendiriyor.

Aziz Nesin’in gözünden ülkesini ve insanlarını tanımayı hedefleyen “Nereye Gidiyoruz?”; ölümünün 15. yılında bu büyük gülmece ustasının gözünden ülkenin fotoğrafını çekiyor. Genco Erkal; okuma alışkanlığının giderek azaldığı günümüzde Aziz Nesin’i tiyatro sanatı ile izleyiciye aktararak, izleyicileri, yazarı daha yakından tanımaya özendirmeyi de hedefliyor.

“Nereye Gidiyoruz?”, içinde yaşadığımız toplumun çelişkilerini ve çıkmazlarını vurucu bir dille yansıtıyor. Kendine has tarzıyla izleyenleri çok güldürecek olan bu çağdaş meddah gösterisi, bir yandan da sorunlara tuttuğu ışıkla düşündürüyor. Aziz Nesin’in yıllar önce kaleme aldığı metinlerin güncelliği izleyenleri şaşırtırken, büyük yazarın gözlem ve değerlendirme başarısını bir kez daha ortaya koyuyor.

Karagöz tasvirleri Haluk Yüce üstlendi.


EKİM

2 Ekim - Nereye Gidiyoruz Samsun Opera S. 20:00
3 Ekim - Nereye Gidiyoruz Ordu AKM 20:30
4 Ekim - Nereye Gidiyoruz Giresun İl Özel İ.K.Mer. 20:30
5 Ekim - Nereye Gidiyoruz Trabzon Devlet T. 20:30
6 Ekim - Nereye Gidiyoruz Artvin Ahmet H.Tanpınar K.M. 20:00
7 Ekim - Nereye Gidiyoruz Hopa Yeni Emre Düğün S. 20:00
11 Ekim - Nereye Gidiyoruz Koç Üni. Sevgi Gönül K.M. 20:00
14 Ekim - Nereye Gidiyoruz Balıkesir Anadolu Lisesi 20:00
15 Ekim - Nereye Gidiyoruz Karşıyaka Opera Ve Tiy.S. 20:30
16 Ekim - Nereye Gidiyoruz Urla Hakan Çeken K.Mer 20:30
17 Ekim - Nereye Gidiyoruz İzmir Sabancı K.Mer. 20:30
18 Ekim - Nereye Gidiyoruz Narlıdere AKM 20:30
19 Ekim - Nereye Gidiyoruz Zeytinburnu Kül. Sanat Mer. 19:30
20 Ekim - Nereye Gidiyoruz Denizli EGS K.Mer. 20:30
21 Ekim - Nereye Gidiyoruz Fethiye Kültür Mer. 20:30
23 Ekim - Nereye Gidiyoruz Alanya AKM 20:30
24 Ekim - Nereye Gidiyoruz Mersin Kültür Mer. 20:30
25 Ekim - Nereye Gidiyoruz İskenderun Kültür Mer. 20:30
26 Ekim - Nereye Gidiyoruz Adana Bel. Şehir T. 20:30
27 Ekim - Nereye Gidiyoruz Tarsus Kültür Merkezi 20:30

KASIM

5 Kasım - Nereye Gidiyoruz New York- Kaye Playhouse 21:00
14 Kasım - Nereye Gidiyoruz Mardin Çocuk-Gençlik T. Fes. 20.30
20 Kasım - Nereye Gidiyoruz M. Karaca Tiyatrosu 15:00
22 Kasım - Nereye Gidiyoruz ENKA Oditoryum 20:30
23 Kasım - Nereye Gidiyoruz Gebze Kültür Merkezi 20:30
25 Kasım - Kerem Gibi 25 Kasım 20.30 M. Karaca
26 Kasım - Nereye Gidiyoruz C.K.M. 20.30
27 Kasım - Nereye Gidiyoruz ODTÜ 18:00
28 Kasım - Nereye Gidiyoruz ODTÜ 20:30
29 Kasım - Marx’ın Dönüşü ODTÜ 20:30
30 Kasım - Nereye Gidiyoruz KOZZY Kozyatağı Kül. Mer. 20:30

21 Nisan 2008 Pazartesi

Dostlar, Yapı Kredi'nin verdiğini az buldu!

Dostlar Tiyatrosu “Afife Tiyatro Ödülleri”nin Verdiği “Mansiyon”u Reddetti


Dostlar Tiyatrosu bu yıl sahneledikleri “Sivas 93” oyunları ile “Afife Tiyatro Ödülleri”nde, “böyle bir oyunu sahneleme cesareti gösterdikler için”, “Mansiyon” ile değerlendirilmişlerdir. Dostlar Tiyatrosu, bu ödülü reddettiklerini ve almayacaklarını, oyunun müziklerini yapan Fazıl Say’ın ise adaylıktan çekildiğini açıkladı.

Dostlar Tiyatrosu’nun Basın Açıklaması

Afife Ödülleri seçici kurulunun tiyatromuza verdiği “Mansiyon Ödülü” üstüne çok düşündük. Sonunda kararımızı verdik. Biz bu ödülü istemiyoruz ve gidip almayacağız.

SİVAS 93, üç ay içinde 74 kez oynanarak 36.850 kişiye ulaştı. Seyircinin sağduyusu, bu oyunu mansiyondan çok daha değerli bir ödüle layık gördü.

Türk Dil Kurumu’nun hazırladığı Türkçe Sözlük şöyle diyor, “Mansiyon: Bir yarışmada konulan ödüle yeterli nitelikte görülmemekle birlikte, anılmaya değer bulunan yapıta verilen derece.” Oyunumuzla ilgili böyle bir değerlendirmeyi kabullenmek yaptığımız işe saygısızlık olur, Sivas’ta yitirdiğimiz insanların anısına saygısızlık olur.

Bu ödülün ilk kez geçen yıl Arslanköy Kadınlar Tiyatro Topluluğu’na verildiğini biliyoruz. Daha çok amatör tiyatroları özendirmek, onların çalışmalarına dikkat çekmek için oluşturulduğu anlaşılan bu ödülün, 39 yıldır tiyatroya emek veren bir topluluğa verilmesini de son derece yakışıksız buluyoruz.

Bir de “cesaret” konusu var. Basına yapılan açıklamada, “böyle bir oyunu oynama cesaretini gösterdikleri için bu ödülü veriyoruz” diyorlar. Bugüne dek dünyanın hiçbir yerinde bir sanat eserinin “cesaret” nedeniyle ödüllendirildiğini duymadık. Afife seçici kurulu bir ilke imza atıyor. Gelecek yıllarda “haysiyet”, “nezaket”, “vatanseverlik” gibi konularda da ödül vermeleri uygun olur.

SİVAS 93’le “en iyi müzik” dalında aday olan Fazıl Say da Dostlar Tiyatrosu’yla tam bir görüş birliği içinde adaylıktan çekildiğini açıklamış bulunuyor.

DOSTLAR TİYATROSU

(Kaynak: Demirkanlı, tiyatrodergisi.com.tr)

26 Kasım 2009 Perşembe

LİNÇÇİ Dostlar Tiyatrosu, Kültür Bakanlığı Çanağı'nı yalamak zorunda...

DOSTLAR TİYATROSU'NDA YENİ SEZON MUAMMER KARACA TİYATROSU'NDA OYUNLAR BAŞLIYOR...


Dostlar Tiyatrosu, 4 Aralık’tan başlayarak Muammer Karaca Tiyatrosu’nda İstanbul sezonunu açıyor. Aralık ayında Muammer Karaca Tiyatrosu’nda, üçüncü yılında 195. oyuna ulaşan SİVAS ’93 ve 56 kez oynanan MARX'ın DÖNÜŞÜ oyunları sergileyecek. MARX'ın DÖNÜŞÜ, 4 ve 5 Aralık tarihlerinde; SİVAS ’93 ise 6 Aralık’ta, Muammer Karaca Tiyatrosu’nda izlenebilir.

Eylül ayından bu yana turne yollarında olan Dostlar Tiyatrosu, MARX'ın DÖNÜŞÜ adlı oyununu Kıbrıs Festivali’nde, New York’ta, Ankara turnesinde, Caddebostan Kültür Merkezi’nde, Edirne’de ve Bielefeld’de oynadı. Nâzım Hikmet’ten uyarlanan İNSANLARIM‘ı Kumbaracı 50’de ve Koç Üniversitesi’nde, SİVAS ’93’ü Karadeniz turnesinde, Bielefeld’de, Lyon ve Strasbourg festivallerinde oynadı.

Genco Erkal, “MARX’ın DÖNÜŞÜ” ile Kapitalist Sistemi SorguluyorHoward Zinn'in kaleme aldığı, Özüm Özgülgen'in çevirdiği ve Genco Erkal’ın yönetip oynadığı "MARX'ın DÖNÜŞÜ" adlı oyun, krizle sarsılan kapitalist sistemi Karl Marx’ın bakış açısı ile tiyatro sahnesinde sorguluyor.

"MARX'ın DÖNÜŞÜ" oyunu, Marks’ın 19. Yüzyılda getirdiği kapitalizmin eleştirisinin günümüzde de temelde hala geçerli olduğunu gösteriyor. 19. Yüzyılda Londra Soho’da yaşayan Marx, "MARX'ın DÖNÜŞÜ" oyununda günümüz New York Soho’dadır. İçinde yaşadığımız dönemin ve Marx’ın yaşadığı dönemin birbiri içine geçecek şekilde yazıldığı oyunla o zamanları aydınlatmanın yanı sıra bugünlere ve bizim bulunduğumuz yere ışık tutmak amaçlanıyor. Genco Erkal’ın yönetip, oynadığı tek kişilik oyunda, Marx’ın karısı Jenny, kızı Eleanor, dostu Engels ve siyasi rakibi Bakunin gibi karakterlerle ilgili değerlendirmeleri önemli bir yer tutuyor. Marx, yaşamıyla ilgili olaylar, Jenny ile yaptığı evlilik, Londra’ya sürülmesi, üç çocuğunun ölmesi, zamanın politik çatışmaları, İrlanda’nın İngiltere’ye karşı direnişi, Avrupa’daki 1848 devrimleri, Komünist Hareket, Paris Komünü olayları hakkında konuşuyor.

MARX'ın DÖNÜŞÜ
Yazan: Howard Zinn
Çeviren: Özüm Özgülgen
Yöneten & Oynayan: Genco Erkal
Giysi Tasarım: Özlem Kaya

Genco Erkal, SİVAS '93 Oyunu ile Madımak Oteli’ndeki Yangının Öyküsünü Anlatıyor.
SİVAS '93 oyunu, yakın dönem siyasi tarihimizin en sarsıcı olaylarından biri olan Sivas Madımak Oteli’nde yaşananları ve sonrasında mahkeme sürecini belgesel film görüntüleri eşliğinde tiyatro seyircisiyle buluşturuyor. Genco Erkal’ın yazdığı ve yönettiği belgesel oyun SİVAS '93, Madımak Oteli’ndeki yangının öyküsünü anlatıyor. Nurdan Arca yapımı belgesel bir film eşliğinde oynanacak oyunun müziği Fazıl Say imzasını taşıyor. SİVAS '93’ün oyuncu kadrosunda Genco Erkal’la beraber Meral Çetinkaya, Yiğit Tuncay, Murat Tüzün, Nilgün Karababa, Şirvan Akan ve Çağatay Mıdıkhan yer alıyor.

SİVAS '93 isimli belgesel oyun, 1993 yılında Pir Sultan Abdal’ı Anma Kültür Etkinlikleri için Sivas’da bulunan aydınların yaşadıklarını, Madımak Oteli’nin kundaklanmasının ardından aralarında Behçet Aysan, Metin Altıok, Uğur Kaynar, Asaf Koçak ve Muhlis Akarsu gibi aydınların olduğu 35 kişinin ölümünü konu alıyor.

Yazan - Yöneten: Genco Erkal
Oyuncular:
Genco Erkal
Meral Çetinkaya
Yiğit Tuncay
Murat Tüzün
Nilgün Karababa
Şirvan Akan
Çağatay Mıdıkhan

Müzik: Fazıl Say
MUAMMER KARACA TİYATROSU – Oyun Takvimi
04.Aralık.Cuma – MARKS’IN DÖNÜŞÜ, Saat 20:30
05.Aralık.Cumartesi – MARKS’IN DÖNÜŞÜ, Saat 20:30
06.Aralık.Pazar – SİVAS ‘93, Saat 15:00

Muammer Karaca Tiyatrosu Tel: 0212 252 59 35
Oyunlar hakkında her türlü soru ve röportaj talepleriniz için:
Ayşegül KULU 541 224 44 74

(Kaynak: tiyatronline.com)

***

Ayrıca bakınız:

Kültür Bakanlığı çanağını yalayan profesyoneller

Yalan makinesi ve küfürbaz Mustafa Demirkanlı'nın sözde küfre karşı kampanyasına alet olanların imzaladıkları metni ve alet olanları teşhir ediyoruz!

13 Şubat 2012 Pazartesi

Tiyatro kamuoyuna "kırmızı şapkalı kız" masalındaki kurdun kurnazlığını (faşizmin insanları "ham edeceğini") anlatarak, izleyici kitlesine Aziz Nesin'i, Bertolt Brecht'i, Can Yücel'i, Karl Marks'ı, Nâzım Hikmet'i, Sivas Madımak Yangını'nı bedavaya satın alıp, fahiş fiyatla satmanın yanı sıra, Kültür Bakanlığı çanağı yalayıp, Efes Pilsen tezgâhtarlığı yapan LİNÇÇİ Dostlar Tiyatrosu'nun patronu LİNÇÇİ Genco Erkal, LİNÇ KAMPANYASI ana sponsorlarından Tiyatro... Tiyatro... Dergisi'nin sanal kuyruğu LİNÇÇİ www.tiyatrodergisi.com.tr sitesinde reklâmını yaptırır gibi, sürekli olarak kendini gösteriyor!

Oyun'un notu: LİNÇ KAMPANYASI ana sponsorlarından Tiyatro... Tiyatro... Dergisi'nin sanal kuyruğu LİNÇÇİ www.tiyatrodergisi.com.tr sitesinden alıp, olduğu gibi yayınladığımız aşağıdaki haberde adı geçen LİNÇÇİ kişi ve LİNÇÇİ kuruluşun bu sıfatını ekleyerek bu sıfata link vermek yerine, işlerimizin yoğunluğu nedeniyle bu LİNÇÇİ kişi ve LİNÇÇİ kuruluşun adlarının üzerini "maymungötürengi" ile belirgin hâle getirdik!


***


Genco Erkal'ın "Ben Bertolt Brecht" Kabare Oyunu İle Şimdi Brecht Zamanı!

Dostlar Tiyatrosu yeni oyunu, “Ben Bertolt Brecht” adlı müzikli kabare ile “Şimdi Brecht Zamanı” diyor! Erkal’ın; Bertolt Brecht’ın şiir, şarkı ve öykülerinden uyarladığı yeni oyununda Genco Erkal ve Tülay Günal birlikte rol alıyor. Merakla beklenen “Ben Bertolt Brecht’in prömiyeri 17 Şubat’ta Muammer Karaca Tiyatrosu’nda gerçekleştirilecek.

Genco Erkal’ın çağımızın en büyük şair ve oyun yazarlarından biri olan Bertolt Brecht'in şiir, şarkı ve öykülerinden uyarladığı kabare oyunu; izleyiciyi, Kurt Weill, Hans Eissler, Paul Dessau ve Sarper Özsan'ın müzikleri eşliğinde dünyanın düzeni, kadının konumu ve savaş gibi konularda eğlenceli bir yolculuğa çıkarıyor. Provaları 4 aydır devam eden, Tülay Günal ve Genco Erkal’ın rol aldıkları müzikli kabare, piyanist Yiğit Özatalayın canlı performansı eşliğinde sahneleniyor.

Sahne tasarımını Ali Yenel, giysilerini Özlem Kaya, ışık tasarımını Yüksel Aymaz’ın üstlendiği oyunun koreografisini Tan Temel, Sernaz Demirel hazırlıyor. Brecht’in şiir ve öykülerini dilimize A. Kadir, Asım Bezirci, Ali Sait, Arif Gelen, Can Yücel, Gülen Fındıklı, Hasan Kuruyazıcı, Sevgi Soysal ve Zehra İpşiroğlu çevirirken,  şarkı sözlerini Genco Erkal ve Tuncay Çavdar çevirdi. Yönetmenliği tiyatro duayeni Genco Erkal’a ait oyunun müzik yönetmeni ise, aynı zamanda müzikleri düzenleyen Emin Fındıkoğlu.

“Ben Bertolt Brecht” adlı müzikli kabare, Şubat ayı kapsamında; 17 ve 24 Şubat’ta Muammer Karaca Tiyatrosu’nda, 18 Şubat’ta Kozzy Kültür Merkezi’nde, 21 Şubat’ta Ataköy Yunus Emre Kültür Merkezi’nde, 25 Şubat’ta Kadıköy Halk Eğitim Merkezi’nde ve 29 Şubat’ta Caddebostan Kültür Merkezi’nde! Oyunun biletleri ise, oyunun sahneleneceği gişelerden veya Biletix’ten temin edilebilir.

Bilgi için:       www.dostlartiyatrosu.com


ŞİMDİ BRECHT ZAMANI
Genco Erkal

Öyle yazarlarım var ki yıllar boyu peşimi bırakmıyorlar, peşlerini bırakmıyorum. İşte Nâzım Hikmet, Aziz Nesin… işte Brecht. Tanışmamız 60’lı yıllar. İlk Brecht oyunum Ankara Sanat Tiyatrosu’nda Asaf Çiğiltepe’nin yönettiği Arturo Ui’nin Önlenebilir Yükselişi, yıl 1966. Bir önceki oyunuma Nâzım Hikmet’le 35 Yıl demiştim. Demek ki bu yıl da Bertolt Brecht’le 46 Yıl diyebilirim. Gene uzun bir yolculuk. Berlin’e gidip onun tiyatrosu Berliner Ensemble’la tanışmam.

Ardından Dostlar Tiyatrosu’nun kuruluşu Mehmet Akan’la birlikte kotardığımız, Kafkas Tebeşir Dairesi’nden yola çıkarak uyarlanan Feleknaz Hatun ile Gülizar Kızın Analık Davası. 1978 yılında Brecht’in şiir, şarkı ve öykülerinden uyarladığım ilk gösteri, Zeliha Berksoy’la birlikte oynadığımız Brecht Kabare. İki yıl sonra Mehmet Ulusoy’un olağanüstü yorumuyla Kafkas Tebeşir Dairesi.

12 Eylül karanlığını delip aydınlatan Galileo Galilei, yeniden şiirlere, şarkılara dönüş ve ilk Ben Bertolt Brecht. Ve 87 yılında Dostlar Tiyatrosu’nun son büyük Brecht yapımı olan Bay Puntila ile Uşağı Matti. 97’de Zeliha Berksoy için uyarladığım Yosma’dan bu yana, Yaşasın savaş’taki alıntıları saymazsak 15 yıl Brecht’siz bir tiyatro yaşamım oldu.

Onun için şimdi Brecht zamanı diyorum. Marks’ın Dönüşü’nden sonra bu da Brecht’in Dönüşü olsun. Onun o sivri dilini özledik. Düşünmeyi keyfe, eğlenceye dönüştüren zekasını, gülmece dehasını özledik. İnsanın gözünü açan, ufkunu genişleten, sorduğu sorularla kışkırtan, uyaran, baştan çıkaran yazarımızı yeniden sahneye davet ediyoruz. Günümüz üstüne söyleyeceklerini dinleyelim. Bir de onun gözüyle bakalım Nereye Gidiyoruz?

Hınzır yazarımız sanki bugünleri, bizleri düşünerek yazmış kimi şiirlerini. “Baskının arttığı günlerde karar verdi bizimki/ ekmeğinden olmamak için/ ağzını sıkı tutacaktı” diyor. “İnsanların nasıl alınıp satıldığını gördüm/ insan pazarlarında” diyor. İsyan ediyor:

Bozuk adalet yeter artık.
Acemi ellerde yoğrulan, iyi pişmemiş adalet yeter.
Yeter dura dura bayatlayan adalet.

Genco Erkal

                                                                            Haber Giriş Tarihi: 13 Subat 2012

(Kaynak: Tiyatro... Tiyatro... Dergisi)

6 Şubat 2012 Pazartesi

Kapitalizmin ilelebet muhafaza ve müdafaa edilmesi için sahneleri işgâl eden LİNÇÇİ Genco Erkal, Sosyalist Sanatçı Bertolt Brecht'in dünyasını hızla, hem de şimşek hızıyla kirletmeye devam ediyor!

Oyun'un notu: LİNÇÇİ İsmail Can Törtop'un sahibi olduğu LİNÇ KAMPANYASI ana sponsorlarından LİNÇÇİ Tiyatro Dünyası sitesinden alıp, olduğu gibi aşağıya aktardığımız LİNÇÇİ Dostlar Tiyatrosu patronu LİNÇÇİ Genco Erkal'la ilgili haberde bulunan LİNÇÇİ kişi ve LİNÇÇİ kuruluşların bu sıfatını, hem zamanımızı almaması ve hem de sözüm ona haberin okunurluğunu azaltmaması için eklemeyi uygun bulmadık. Ancak, LİNÇÇİ kişi ve LİNÇÇİ kuruluşların adlarını, daha net anlaşılabilmesi için, "maymungötürengi" ile belirgin hâle biz getirdik!


***


Şimdi Brecht Zamanı: Genco Erkal'dan Ben Bertolt Brecht (2/6/2012)

Oyun tanıtım sayfası: Ben Bertolt Brecht - 2012


GENCO ERKAL'IN
 “BEN BERTOLT BRECHT”
KABARE OYUNU İLE
ŞİMDİ BRECHT ZAMANI!

Dostlar Tiyatrosu yeni oyunu, “Ben Bertolt Brecht” adlı müzikli kabare ile “Şimdi Brecht Zamanı” diyor! Erkal'ın; Bertolt Brecht’ın şiir, şarkı ve öykülerinden uyarladığı yeni oyununda Genco Erkal ve Tülay Günal birlikte rol alıyor. Merakla beklenen “Ben Bertolt Brecht’in prömiyeri 17 Şubat’ta Muammer Karaca Tiyatrosu’nda gerçekleştirilecek.

Genco Erkal'ın çağımızın en büyük şair ve oyun yazarlarından biri olan Bertolt Brecht'in şiir, şarkı ve öykülerinden uyarladığı kabare oyunu; izleyiciyi, Kurt Weill, Hans Eissler, Paul Dessau ve Sarper Özsan'ın müzikleri eşliğinde dünyanın düzeni, kadının konumu ve savaş gibi konularda eğlenceli bir yolculuğa çıkarıyor. Provaları 4 aydır devam eden, Tülay Günal ve Genco Erkal'ın rol aldıkları müzikli kabare, piyanist Yiğit Özatalayın canlı performansı eşliğinde sahneleniyor.

Sahne tasarımını Ali Yenel, giysilerini Özlem Kaya, ışık tasarımını Yüksel Aymaz’ın üstlendiği oyunun koreografisini Tan Temel, Sernaz Demirel hazırlıyor. Brecht’in şiir ve öykülerini dilimize A. Kadir, Asım Bezirci, Ali Sait, Arif Gelen, Can Yücel, Gülen Fındıklı, Hasan Kuruyazıcı, Sevgi Soysal ve Zehra İpşiroğlu çevirirken,  şarkı sözlerini Genco Erkal ve Tuncay Çavdar çevirdi. Yönetmenliği tiyatro duayeni Genco Erkal'a ait oyunun müzik yönetmeni ise, aynı zamanda müzikleri düzenleyen Emin Fındıkoğlu.

“Ben Bertolt Brecht” adlı müzikli kabare, Şubat ayı kapsamında; 17 ve 24 Şubat’ta Muammer Karaca Tiyatrosu’nda, 18 Şubat’ta Kozzy Kültür Merkezi’nde, 21 Şubat’ta Ataköy Yunus Emre Kültür Merkezi’nde, 25 Şubat’ta Kadıköy Halk Eğitim Merkezi’nde ve 29 Şubat’ta Caddebostan Kültür Merkezi’nde! Oyunun biletleri ise, oyunun sahneleneceği gişelerden veya Biletix’ten temin edilebilir.

Bilgi için:     www.dostlartiyatrosu.com


ŞİMDİ BRECHT ZAMANI
Genco Erkal

Öyle yazarlarım var ki yıllar boyu peşimi bırakmıyorlar, peşlerini bırakmıyorum. İşte Nâzım Hikmet, Aziz Nesin… işte Brecht. Tanışmamız 60’lı yıllar. İlk Brecht oyunum Ankara Sanat Tiyatrosu’nda Asaf Çiğiltepe’nin yönettiği Arturo Ui’nin Önlenebilir Yükselişi, yıl 1966. Bir önceki oyunuma Nâzım Hikmet’le 35 Yıl demiştim. Demek ki bu yıl da Bertolt Brecht’le 46 Yıl diyebilirim. Gene uzun bir yolculuk. Berlin’e gidip onun tiyatrosu Berliner Ensemble’la tanışmam.

Ardından Dostlar Tiyatrosu’nun kuruluşu Mehmet Akan’la birlikte kotardığımız, Kafkas Tebeşir Dairesi’nden yola çıkarak uyarlanan Feleknaz Hatun ile Gülizar Kızın Analık Davası. 1978 yılında Brecht’in şiir, şarkı ve öykülerinden uyarladığım ilk gösteri, Zeliha Berksoy’la birlikte oynadığımız Brecht Kabare. İki yıl sonra Mehmet Ulusoy’un olağanüstü yorumuyla Kafkas Tebeşir Dairesi.

12 Eylül karanlığını delip aydınlatan Galileo Galilei, yeniden şiirlere, şarkılara dönüş ve ilk Ben Bertolt Brecht. Ve 87 yılında Dostlar Tiyatrosu’nun son büyük Brecht yapımı olan Bay Puntila ile Uşağı Matti. 97’de Zeliha Berksoy için uyarladığım Yosma’dan bu yana, Yaşasın savaş’taki alıntıları saymazsak 15 yıl Brecht’siz bir tiyatro yaşamım oldu.

Onun için şimdi Brecht zamanı diyorum. Marks’ın Dönüşü’nden sonra bu da Brecht’in Dönüşü olsun. Onun o sivri dilini özledik. Düşünmeyi keyfe, eğlenceye dönüştüren zekasını, gülmece dehasını özledik. İnsanın gözünü açan, ufkunu genişleten, sorduğu sorularla kışkırtan, uyaran, baştan çıkaran yazarımızı yeniden sahneye davet ediyoruz. Günümüz üstüne söyleyeceklerini dinleyelim. Bir de onun gözüyle bakalım Nereye Gidiyoruz?

Hınzır yazarımız sanki bugünleri, bizleri düşünerek yazmış kimi şiirlerini. “Baskının arttığı günlerde karar verdi bizimki/ ekmeğinden olmamak için/ ağzını sıkı tutacaktı” diyor. “İnsanların nasıl alınıp satıldığını gördüm/ insan pazarlarında” diyor. İsyan ediyor:

Bozuk adalet yeter artık.
Acemi ellerde yoğrulan, iyi pişmemiş adalet yeter.
Yeter dura dura bayatlayan adalet.

Genco Erkal

(Kaynak: Tiyatro Dünyası)


***


Ayrıca bakınız:

"Theope" adlı oyunun yazarı ve Irwin Shaw'un kaleme aldığı "Ölüleri Gömün" oyununun çevirmeni Coşkun Büktel'le Bulunmaz Tiyatro kurucusu ve yöneticisi Sosyalist Sanatçı Hilmi Bulunmaz'ın sanatsal ifade olanaklarını ilelebet ilga ve imhâ etmek için başlatılmış, bir iftira metni olmanın ötesinde hiçbir değeri bulunmayan ve tam tamına 1100 kişilik kişiliksiz alçak kişi tarafından imzalanmış LİNÇ KAMPANYASI ana sponsorlarından LİNÇÇİ Mimesis sitesi adına İngilizce'den Mimesisçe'ye sosyalizmin saygınlığını gölgeleyen metinler çeviren LİNÇÇİ Taner Olçum, Sosyalist Sanatçı Bertolt Brecht'in Marksist kimliğini öteleyen Michael Billington'ın ipine dört elle sarılıp, onun çürük ipiyle gayya kuyusuna, hızla, hem de şimşek hızıyla iniyor!

18 Mart 2012 Pazar

LİNÇ KAMPANYASI ana sponsorlarından Dostlar Tiyatrosu'nun patronu LİNÇÇİ Genco Erkal, Sosyalist Sanatçı Bertolt Brecht'in "adam gibi oyunları" sahnelenmeyi beklerken, Brecht'in oyunlarını beslemek için kaleme aldığı "yan faktörler" ile halkın gözünü boyayarak, Brecht'in yanlış tanınmasına yardım ve yataklık etmenin yanı sıra, Brecht'in toplumsal mirasıyla taşak geçiyor!

Oyun'un notu: LİNÇ KAMPANYASI ana sponsorlarından Tiyatro... Tiyatro... Dergisi'nin sanal kuyruğu LİNÇÇİ www.tiyatrodergisi.com.tr sitesinden alıp, olduğu gibi aşağıya aktardığımız yazıdaki Genco Erkal adının üzerini "maymungötürengi" ile belirgin hâle biz getirdik!


***


Dünya sosyalist güçlerinin ayakta tutmaya çok büyük özen gösterdiği tiyatro emekçisi Sosyalist Sanatçı Bertolt Brecht, üç tarafı denizlerle, dört tarafı tiyatrocu kerizlerle çevrilmiş Türkiye'de, LİNÇ KAMPANYASI ana sponsorlarından Dostlar Tiyatrosu'nun kasasını tıka basa doldurmak için kullanılıyor.


LİNÇÇİ Genco Erkal'ın patronluğunda küpünü iyice dolduran "TEK KİŞİLİK DEV PRODÜKSİYON KUMPANYASI" LİNÇÇİ Dostlar Tiyatrosu, emekçi halkın iktidar özleminin iğdiş edilmesi için, sürekli olarak Kültür Bakanlığı çanağı yalıyor.


LİNÇÇİ Dostlar Tiyatrosu, kapitalist kültür hükümrânlarının emirleriyle değil, diyalektik ve tarihsel materyalizm bilimselliği ile tiyatro sanatına hizmet eden Bertolt Brecht'in "adam gibi oyunları" yerine, onun oyunlarına destek olması için kaleme almış olduğu "yan faktörleri" oyunmuş gibi Türkiye halkına kakalayarak, süte su katmaktan çok daha büyük bir toplumsal suç olan "koskoca bir güğüm süte bir iki damla su katma" zahmetinde bulunuyor. 


LİNÇ KAMPANYASI imzacısı Genco Erkal'ın patronu olduğu LİNÇÇİ Dostlar Tiyatrosu, Türkiye Cumhuriyeti Kültür ve Turizm Bakanlığı çanağı yalayarak, benim, halkımın, tüyü bitmemiş yetimin verdiği vergileri, kasasına, kesesine, kıyısına, köşesine ve küpüne tıkış tıkış istifleyerek, kapitalizmin ilelebet muhafaza ve müdafaa edilmesine, kendine biçilen rol boyutunda yardım ve yataklık etmeye ısrarla ve inatla devam ediyor hâlâ!


Sosyalist Sanatçı Hilmi Bulunmaz


***


Genco Erkal "Ben Bertolt Brecht" ile Sahnede!..

Genco Erkal; Bertolt Brecht’in şiir, şarkı ve öykülerinden uyarladığı, Tülay Günal’la birlikte rol aldığı yeni oyunu “Ben Bertolt Brecht” adlı müzikli kabare ile Mart ayı boyunca tiyatro severlerle buluşuyor!

Bertolt Brecht’in şiir, şarkı ve öykülerinden uyarladığı yeni oyunu “Ben Bertolt Brecht” adlı müzikli kabare için “Brecht’in dönüşü olsun” diyen Genco Erkal; insanın gözünü açan, ufkunu genişleten, sorduğu sorularla kışkırtan, uyaran, baştan çıkaran yazarı yeniden sahneye davet ederek “Şimdi Brecht zamanı!” diyor.

Piyanist Yiğit Özatalayın canlı performansı eşliğinde sahnelenen oyuna Kurt Weill, Hans Eissler, Paul Dessau ve Sarper Özsan'ın müzikleri imza atıyor. Dünyanın düzeni, kadının konumu ve savaş gibi konularda eğlenceli bir yolculuğa çıkaran oyunun sahne tasarımını Ali Yenel, giysilerini Özlem Kaya, ışık tasarımını Yüksel Aymaz yapıyor. Koreografisini Tan Temel, Sernaz Demirel’in üstlendiği oyunda ki  Brecht’e ait şiir ve öyküleri dilimize A. Kadir, Asım Bezirci, Ali Sait, Arif Gelen, Can Yücel, Gülen Fındıklı, Hasan Kuruyazıcı, Sevgi Soysal ve Zehra İpşiroğlu çevirirken,  şarkı sözlerini Genco Erkal ve Tuncay Çavdar çevirdi. Yönetmenliği tiyatro duayeni Genco Erkal'a ait oyunun müzik yönetmeni ise, aynı zamanda müzikleri düzenleyen Emin Fındıkoğlu.

Genco Erkal ve Tülay Günal’ın birlikte rol aldığı “Ben Bertolt Brecht” adlı müzikli kabare; 2, 16, 23, 29 ve 30 Mart tarihlerinde Muammer Karaca Tiyatrosu’nda, 10 Mart Cumartesi günü Caddebostan Kültür Merkezi’nde, 11 Mart Pazar günü Kozzy Kozyatağı Alışveriş ve Kültür Merkezi’nde, 17 Mart Cumartesi günü Türkan Saylan Sanat Merkezi’nde sahnelenecek. İzmirli sanatseverler ise; 12 Mart Pazartesi günü İzmir İsmet İnönü Kültür Merkezi’nde ve 13 Mart Salı günü İzmir Karşıyaka Opera Salonu’nda oyunu izleme fırsatını bulabilecekler.

Bilgi için:       www.dostlartiyatrosu.com

Haber Giriş Tarihi: 09 Mart 2012

(Kaynak: Tiyatro... Tiyatro... Dergisi)

2 Haziran 2010 Çarşamba

Uyarıyoruz: Nâzım Hikmet'in yapıtlarını oltaya yem koyar gibi piyasaya sürüp Kültür Bakanlığı çanağı yalayanları artık çok sert biçimde eleştireceğiz!

"Ben 1923’ten beri Türkiye Komünist Partisi üyesiyim; övündüğüm tek şey budur. Dünya tarihinde, çağının sorunları karşısında büsbütün yansız ve edilgen kalmış bir tek yazar göstermek kuşkusuz zor olacaktır. Yansız olduğu sanılabilir ve söylenebilir, ama nesnel olarak hiçbir zaman yansız olamaz."

Nâzım Hikmet


***


Hilmi Bulunmaz
3 Haziran 2010


Nâzım Hikmet, kapitalizmi ilelebet muhafaza ve müdafaa etmek ve "Amerikan emperyalizminin yarı sömürgesi" olmanın tatlı huzurunu(!) yaşamak için iktidara gelenlerin soğuk kucağında değil, alın teriyle ısınan emekçilerin sıcak ocağında yaşadı, yaşıyor ve dünya döndükçe yaşayacak!

"Amerikan emperyalizminin yarı sömürgesi" olmanın tatlı huzurunu(!) yaşayan kapitalistlerin kapkara ve küçücük dünyasına değil, emekçilerin apak ve kocaman evrenine imge taşıyan; anayasaları bile insan derisiyle kaplı burjuvazinin çağdışı kalmış ideolojisini değil, insanlığın entelektüel bilinç oluşturması için binlerce direnişe kanıyla, canıyla imza atmış işçi sınıfının ideolojisini savunan Nâzım Hikmet'in herhangi bir yapıtını, hangi gerekçeyle olursa olsun, kuşa çevirerek yada kuşa çevirmeden Kültür Bakanlığı çanağı yalamak için iktidarın sofrasına meze olarak sunmaya yeltenen (başta LİNÇÇİ Dostlar Tiyatrosu ve bu tiyatronun patronu LİNÇÇİ Genco Erkal olmak üzere), bütün kişileri, kuruluşları ve kurumları, Nâzım Hikmet'in ölüm yıldönümü olan bugünden başlayarak, Kültür Bakanlığı çanağı yalamaları nedeniyle şimdiye dek yaptığımız yumuşak ve "mâkul" eleştirilerden çok daha sert bir dille ve çok daha net bir biçimde eleştiri masasına yatıracağız!!

Nâzım Hikmet gibi "uslanmaz" bir muhalifi, iktidarın sofrasına bir meze olarak sunmaya yeltenenler, bugünden başlayarak, lütfen, ayağınızı denk alınız ve/ya ayağınızı yorganınıza göre uzatınız. Eğer, Kültür Bakanlığı çanağı yalamadan bir oyun sahneleyemeyecek kadar zavallı, zekâ yoksunu, alçaltılmış hâldeyseniz, herhangi bir vodvil, fars, bulvar komedisi v.b. oyunlar sahneleyin. "Sevdalınız Komünisttir" imgesini bir slogan hâline getiren "uslanmaz" ve uzlaşmaz bir karaktere sahip olan Türkiye Komünist Partisi üyesi Nâzım Hikmet'i kötü emellerinize alet etmeyiniz!!!

Nasıl ki "sabahın bir sahibi var"sa, Nâzım Hikmet'in de bir "sahibi" vardır! Unutmayın; bugünden başlayarak, Kültür Bakanlığı çanağı yalamak, yani iktidarın sofrasına Nâzım Hikmet'i bir meze olarak sunmak isteyenlerin kalemimizden çekeceği var! Lütfen, Nâzım Hikmet'in ölüm yıldönümünden başlayarak çok dikkatli olunuz!!!


***


Vatan Haini


Nâzım Hikmet
28 Temmuz 1962


"Nâzım Hikmet vatan hainliğine devam ediyor hâlâ.
Amerikan emperyalizminin yarı sömürgesiyiz, dedi Hikmet.
Nâzım Hikmet vatan hainliğine devam ediyor hâlâ."
Bir Ankara gazetesinde çıktı bunlar, üç sütun üstüne, kapkara haykıran puntolarla,
bir Ankara gazetesinde, fotoğrafı yanında Amiral Vilyamson'un
66 santimetre karede gülüyor, ağzı kulaklarında, Amerikan amirali
Amerika, bütçemize 120 milyon lira hibe etti, 120 milyon lira.
"Amerikan emperyalizminin yarı sömürgesiyiz, dedi Hikmet
Nâzım Hikmet vatan hainliğine devam ediyor hâlâ."

Evet, vatan hainiyim, siz vatanperverseniz, siz yurtseverseniz, ben yurt hainiyim, ben vatan hainiyim.
Vatan çiftliklerinizse,
kasalarınızın ve çek defterlerinizin içindekilerse vatan,
vatan, şose boylarında gebermekse açlıktan,
vatan, soğukta it gibi titremek ve sıtmadan kıvranmaksa yazın,
fabrikalarınızda al kanımızı içmekse vatan,
vatan tırnaklarıysa ağalarınızın, vatan, mızraklı ilmühalse, vatan, polis copuysa,
ödeneklerinizse, maaşlarınızsa vatan,
vatan, Amerikan üsleri, Amerikan bombası, Amerikan donanması topuysa,
vatan, kurtulmamaksa kokmuş karanlığımızdan, ben vatan hainiyim.
Yazın üç sütun üstüne kapkara haykıran puntolarla:
Nâzım Hikmet vatan hainliğine devam ediyor hâlâ.



***


Ayrıca bakınız:

Nâzım Hikmet, kendisinin adından yararlanarak
"Kültür Bakanlığı çanağı" yalayanların yılışıklığına karşın yaşadı, yaşıyor ve dünya döndükçe yaşayacak!

LİNÇÇİ tiyatronline.com editörü LİNÇÇİ Yaşam Kaya, kapitalizme gusül aptesti aldıran Taraf'ta Dostlar Tiyatrosu şefi LİNÇÇİ Genco Erkal'ı güzelliyor!

"Nâzımcılar" Nâzım'a sansüre göz yumacak mı?

TÜRK TİYATROSUNDAN İNSAN MANZARALARI - 3 / Gerçek kişiler üstüne hayalî diyaloglar

LİNÇÇİ Tiyatro Eleştirmenleri Birliği (TEB) Genel Sekreteri LİNÇÇİ Metin Boran'dan LİNÇÇİ Dostlar Tiyatrosu şefi LİNÇÇİ Genco Erkal'a EVRENSEL destek!

LİNÇÇİ Prof. Dr. Yusuf Eradam, kapitalizmi ilelebet muhafaza ve müdafaa etmek için yayın yapan Radikal'de Dostlar Tiyatrosu şefi Genco Erkal'ı övüyor!

"Yağ satarım bal satarım, ustam ölmüş ben satarım" tekerlemesi eşliğinde; Mehmet Ulusoy'un ölümünden sonra LİNÇÇİ Genco Erkal'ın "asparagas tiyatrosu"

LİNÇÇİ TEB'den LİNÇÇİ Genco Erkal'a destek!

Genco Erkal'ın LİNÇÇİLİĞİNİ ödül şalı örtemez!

Demirkanlı / Timur / Kurhan'ın LİNÇ KAMPANYATÖRLERİNDEN medet uman İzmir / Balçova Belediyesi, LİNÇÇİ Genco Erkal'a Aydınlanma Onur Ödülü(!) verdi!

LİNÇÇİ olmayan Dündar İncesu, LİNÇÇİ TİYATRONLINE'daki yazısında, LİNÇÇİ "DOSTLAR TİYATROSU'na ve de" LİNÇÇİ "GENCO ERKAL'a teşekkür ederim." diyor!

Genco Erkal, Tansu Çiller, Talât Sait Halman, Özdemir Nutku, Kerem Kurdoğlu, Ömer F. Kurhan, Boğaziçi Üniversitesi'nde SANSÜRCÜLÜK eğitimi mi aldılar?

LİNÇÇİ Prof. Dr. Özdemir Nutku ve LİNÇÇİ Genco Erkal'la aynı masada konuşacağı için, Özgür Başkaya'nın "abileri" umarız bir kez daha katledilmez!

Dün akşam, Tiyatro Fora'nın oyununu izlemek için davet edilen Erbil Göktaş'la birlikte gittiğim izbe tiyatro binasındaki karanlık bir afişin izdüşümü!

LİNÇÇİLERİ biliyoruz... LİNÇÇİLERİN farkındayız... LİNÇÇİLERLE BİRLİKTE değiliz!

Bulunmaz Tiyatro'yu "mahkum ettiren" bir zamanların İstanbul Belediyesi avukatı, şimdinin Devlet Bakanı Hayati Yazıcı, işçileri de mahkum ettirebilir!

LİNÇÇİLER, birbirlerine misafirliğe gidiyorlar!

İzmir'deydim; geldim!


***


LİNÇÇİ Ertuğrul Timur, öznesiz tümce kuruyor!

Yalan makinesi ve küfürbaz Mustafa Demirkanlı'nın sözde küfre karşı kampanyasına alet olanların imzaladıkları metni ve alet olanları teşhir ediyoruz!

Linç imzacıları listesi

4 Temmuz 2010 Pazar

Tam bağımsız tiyatro yapabilmek için Kültür Bakanlığı çanağı yalamamak, resmî tiyatro dergisi olmamak için Devlet Tiyatroları reklâmı almamak gerekir!

Hilmi Bulunmaz
4 Temmuz 2010


Bir tiyatro topluluğu, Kültür Bakanlığı çanağı yalamaya mahkûmsa, asla tam bağımsız tiyatro yapamaz. Bir tiyatro dergisi, Devlet Tiyatroları reklâm pastası yemeye mahkûmsa, resmî tiyatro dergisi olmaktan kesinlikle kurtulamaz.

Alışkanlık hâline gelmiş bir uygulamayla, herhangi bir yazının "ana fikri", o yazının gelişme yada sonuç bölümünde belirtilir. Bunun asal nedeni, merak duygusunu diri tutup, yazının okunurluluğunu artırma isteğidir. Ancak ben, söylemek istediğim "ana fikri" yazının gelişme yada sonuç bölümüne ertelemek yerine, yazının hemen başında belirttim.

Yazının "ana fikri" hemen belirtildiğine göre, şimdi bu "ana fikri" besleyecek ayrıntılı gerçeklere geçerken, tiyatro dergilerini "ameliyat masası"na yatıralım:

Akademisyen, şair, yazar Erbil Göktaş'ın yönettiği ve "demokratik platform" görüntüsü veren Yeni Tiyatro Dergisi ile sosyalist sanatçı Hilmi Bulunmaz'ın yönettiği ve "Marksist çizgiden asla ödün vermeyen" Sosyalist Oyun Dergisi dışındaki tiyatro dergilerinin bütünü, hepsi, tamamı, tümü, başta LİNÇÇİ Mustafa Şükrü Demirkanlı'nın yönettiği LİNÇÇİ Tiyatro... Tiyatro... Dergisi olmak üzere, LİNÇÇİ T. Murat Demirbaş yönetimindeki LİNÇÇİ Sahne Dergisi, LİNÇÇİ Cüneyt Yalaz yönetimindeki LİNÇÇİ Mimesis Dergisi, LİNÇÇİ Prof. Dr. Hasan Anamur yönetimindeki LİNÇÇİ TEB Oyun Dergisi, LİNÇÇİ OrhanAydın ve arkadaşlarının yönetimindeki LİNÇÇİ Kavuklu Dergisi, muhalif kimliğin kırıntısını bile gösteremeyip, tamamıyla siyasal iktidarı besleyen bir tiyatral anlayışla yayın yaptılar, yapıyorlar. Yine başta LİNÇÇİ Tiyatro... Tiyatro... Dergisi olmak üzere, Sosyalist Oyun Dergisi dışında, tiyatro dergilerinin tamamı Devlet Tiyatroları reklâm pastası yiyor yada bu pastanın tadına bakabilmek için büyük bir sabırla paşa paşa sırasını bekliyorlar.

Kültür Bakanlığı çanağı yalama ve Devlet Tiyatroları reklâm pastası yeme ihtimalleri yok denecek kadar az olmalarına karşın, kendilerine de bir gün bir parça çanak kırıntısı yada bir dilim pasta düşebileceği umuduyla, LİNÇ KAMPANYASINA kaz adımlarıyla koşan Internet sitelerini ve bu sitelerin sahiplerinin adlarını yazmayı da ihmâl etmeyelim:

www.iatp-web.org İstanbul Alternatif Tiyatrolar Platformu-Girişim / Ömer Faruk Kurhan, Cüneyt Yalaz, Fırat Güllü vb, tiyatrodergisi.com.tr Yayın Yönetmeni Mustafa Şükrü Demirkanlı, www.tiyatrodunyasi.com Yayın Yönetmeni İsmail Can Törtop, www.tiyatronline.com Yayın Yönetmeni Yaşam Kaya, www.tiyatrom.com, Yayın Yönetmeni Ahmet Ertuğrul Timur...

Bu arada LİNÇÇİ sözcüğünün bizim için ne anlama geldiğini açıklayalım:

Gerçekçi yazar Coşkun Büktel'le sosyalist sanatçı Hilmi Bulunmaz'ın sanatsal ifade olanaklarını imha etmek için, başta LİNÇÇİ Tiyatro... Tiyatro... Dergisi'nin "sorumlu kişisi" LİNÇÇİ Mustafa Şükrü Demirkanlı olmak üzere, ülkemizde yayın yapan tiyatro dergisi ve tiyatro Internet sitelerinin bütünü, hepsi, tamamı, tümü, 1100(?) imzayla desteklenmenin verdiği cesaretle cadı kazanı kaynatıp cadı avı havası veren büyük bir LİNÇ KAMPANYASI başlattılar. (Bakınız: LİNÇ KAMPANYASINDA SON LİSTE)

Peki, cadı kazanı kaynatıp cadı avı havası vermek isteyecek kadar LİNÇÇİLERİN sinirlerini bozan ne işler yapmıştılar Coşkun Büktel'le Hilmi Bulunmaz?

Büktel'le Bulunmaz'ın "suç dosyası" oldukça kabarık. İllegal raflarda biriktirdikleri "suç dosyaları" bölümünün hemen yanında bir de legal raflar çakmaya başlayan (Örnekse bakınız: Bulunmaz'ın yargılanması devam ediyor hâlâ!) LİNÇÇİ kişi, kuruluş ve kurumlar, "suç dosyası" içerisinde en büyük oyluma sahip Özdemir Nutku skandalı ile Talât Halman skandalına çok büyük önem veriyorlar.

Çünkü...

Büktel, tiyatral dozu yoğun olmakla birlikte siyasal boyutu da bulunan Özdemir Nutku skandalını ve Bulunmaz, siyasal dozu yoğun olmakla birlikte tiyatral boyutu da bulunan Talât Halman skandalını inatla ve ısrarla gündemde tutuyorlar. Her ikisi de, bu inat ve ısrarlarından asla ödün vermeyeceklerini dosta-düşmana kanıtladılar. Durum böyle olunca, çöplerdeki plastik şişelerden üretilmiş sentetik tiyatro tanrılarının hastalıklı ruh hâllerini müthiş bir emek harcayarak ayan beyan ortaya seren Büktel'le Bulunmaz için kapkara cadı kazanları kaynatılıp, 1100(?) imzayla onaylanan cadı avı havası veren bir LİNÇ KAMPANYASI başlatılması gerekiyordu ve başlatıldı. Bu iğrenç kampanyaya imza atarak adlarını kirletilmiş mendillerin içerisine boca eden akademisyenler ve bilim adamlarından bazılarının adlarını, cami avlusuna terk edilmiş kimsesiz bebekler gibi yalnız başlarına bırakmak istemeyip tiyatro kamuoyunun dikkatine sunmayı bir görev bildik. Bu akademisyenler ve bilim adamlarından bazılarının adlarını, sadece Internet ortamının pek güven vermeyen dar çerçevesinde bırakmayıp, bu akademisyenler ve bilim adamlarının adlarını kağıt üzerine de yazarak tarihin güvenilir kollarına teslim etmek istedik:

Prof. Dr. Hasan Anamur, Prof. Dr. Hasan Erkek, Prof.Dr.Hülya Nutku, Prof.Dr. Nurhan Tekerek, Prof. Dr. Özdemir Nutku, Prof. Dr. Yusuf Eradam, Doç. Dr. Arda Saygılı Kardiyoloji, Doç. Dr. Özlem Barutçu, Yrd. Doç. Dr. Adnan Tönel, Uroloji Uzmanı A. Şamil Şaşoğlu, Öğr.Gör. Abdullah Uyan, Sosyolog Aysel Kurhan...

Türkiye tiyatrosu, Kültür Bakanlığı çanağı yalayan tiyatro toplulukları ve Devlet Tiyatroları reklâm pastası yiyen tiyatro dergilerinin ivmelendirmesiyle, hızla, hem de şimşek hızıyla çürürken, kendisiyle birlikte muhalif kimlikli tiyatro sanatçılarını da çürütmek istiyor. Nasıl ki elmanın çürüyen yarısı, çürümeyen diğer yarısını kendi çürümüşlüğüne dahil etmek isterse, Özdemir Nutku skandalı ve Talât Halman skandalı ile uçuruma süreklenen Türkiye tiyatrosu, bu skandalları sorgulayan Büktel'le Bulunmaz'ı da kendi çürümüşlüklerine dahil etmek istiyor. Yeteneksizler ordusunu istihdam eden Türkiye tiyatrosu, yetenekli sanatçılar Büktel'le Bulunmaz'ı da tepeden tırnağa küf kokan bu orduya piyade yazmak istiyor. Ne var ki, Büktel'le Bulunmaz'ın ne bu yeteneksizler ordusuna piyade yazılmaya, ne de sımsıkı tuttukları Özdemir Nutku skandalı ve Talât Halman skandalını bırakmaya niyetleri var!

Şimdi gelelim bu skandalları özet hâlinde de olsa anlatmaya...

Skandallara girizgâh yapmadan önce, şu önemli bilgiyi hemen vermeliyim:

Bu yazıyı ve diğer yazılarımı eksiksiz, tastamam anlayabilmek için, www.tiyatroyun.blogspot.com ile www.coskunbuktel.com sitelerini mutlaka, ama mutlaka sürekli olarak yakın izlemeye almalısınız!

Özdemir Nutku'nun Theope yazarı Coşkun Büktel'e iftira attığı ve Özdemir Nutku skandalı adıyla yaftalanan bu süreç, giderek Oyun Yazarları ve Çevirmenleri Derneği (OYÇED) skandalına dönüştü. Bu skandalın ilk metninin adı "Theope polemiği: 1 Özdemir Nutku yalan söylemediyse belge göstermelidir". İsmet Arslan yönetimindeki Berfin Bahar dergisinin Eylül 2005 tarihli sayısında yayınlanan bu yazıya anında ulaşabilmek için, Google'a girip yukarıda adını verdiğimiz başlık yardımıyla bu yazının linkini bulup okuyabilirsiniz.

Ancak biz, herkesin her zaman Internet ortamına giremeyebileceğini varsayarak, Coşkun Büktel'in kaleme aldığı bu önemli yazının girişinden bir tadımlık sunalım:

"DT yönetimince 15 yıldır bir mafya sırrı gibi gizlenen ret gerekçesini sonunda öğrenebildik:

Özdemir Nutku, Devlet Tiyatrosu’nun koordinasyon toplantısında, otuz tiyatrocunun önünde, Coşkun Büktel tarafından yazılmış 'Theope' adlı oyunun, Fransa’da bir benzerinin bulunduğunu söyledi. Yani sayın Nutku, Coşkun Büktel tarafından yazılmış olan 'Theope'nin, orijinal bir oyun olmadığını ima etti. Sayın Nutku, Büktel’in 'Theope'sine benzeyen ikinci bir 'Theope'nin bulunduğunu söylerken, söylediği şeyden öylesine emin görünüyordu ki, resmi bir toplantıda 'Theope'nin çalıntı bir eser olduğunu kesinlikle biliyormuş gibi davranmakta hiç sakınca görmedi."


Türkiye'nin en ünlü tiyatro profesörü Özdemir Nutku, göz göre göre yalan söyleyip iftira attı. Özdemir Nutku, beş yılı aşkındır bu yalanını bir türlü doğrulayamadı, bu yalanının üzerini asla örtemedi. Yalan yalan olarak, iftira iftira olarak belleklere çakılı kaldı. Yalanın yalan, iftiranın iftira olarak kalmaması, yalanın doğruymuş gibi görünmesi, gösterilmesi için birtakım eylemlilikler başlatılmak zorundaydı. Bu eylemlilikler için, önce yalan makinesi Mustafa Şükrü Demirkanlı'nın ruh ikizi, isimsiz sapık Burak Caney öncülüğünde bir LİNÇ KAMPANYASI başlatıldı ve bu kampanya, Coşkun Büktel'le Hilmi Bulunmaz'ın olağanüstü çabaları sonucu boşa çıkarılınca, bu kez Burak Caney'in ruh ikizi Mustafa Şükrü Demirkanlı öncülüğünde bir başka LİNÇ KAMPANYASI başlatıldı.

Bu LİNÇ KAMPANYASI sürecine katılmak için âdeta yarış eden tiyatro topluluklarının adlarını da teker teker sıralamakta yarar var:

Absurdtheater, Adana Sanat Tiyatrosu, Altıdan Sonra Tiyatro, Atölye Tiyatro Topluluğu, Bartın Bölge Tiyatrosu, Bartın Sanat Tiyatrosu, BGST Dansçıları, BGST Boğaziçi Gösteri Sanatları Topluluğu, Boğaziçi Üniversitesi Oyuncuları, BÜFK Boğaziçi Üniversitesi Folklor Kulübü, Derme Tiyatro, Destartiyatro, Dostlar Tiyatrosu, Ege Sanat Atölyesi , Ege Üniversitesi Tiyatro Topluluğu, Gaf Tiyatro, İÜ EAT Deneysel Sahne, Kızıltepe Belediye Tiyatrosu, Maan Performans Sahnesi, Mavi Sanat Atolyeleri, Mavi Uçurtma Komedi Tiyatrosu, Medea Güzel Sanatlar, Oda Tiyatrosu, Oyun Atölyesi, Oyuncular Birliği Sahnesi, Samsun Düşevi Oyuncuları, Sıcakkan Sanat Merkezi, Talimhane Tiyatrosu, Taşkışla Sahnesi, Tuncay Özinel Tiyatrosu, Tiyatro Açıkça, Tiyatro Ayna, Tiyatro Akkaş, Tiyatro Alkış, Tiyatro Boğaziçi, Tiyatro Gerçek, Tiyatro Mie, Tiyatro V.A.T.T., Tiyatro Z , Yenikapı Tiyatro, Yenişehir Tiyatrosu Altan Erkekli Sahnesi, Zeytinburnu Halk Sahnesi...

Yukarıda adlarını teker teker saydığım tiyatro topluluklarının birçoğu, LİNÇÇİ olmanın yanı sıra, aynı zamanda Kültür Bakanlığı çanağı yalıyor; bir başka deyişle, bu tiyatro toplulukları Kültür Bakanlığı çanağı yaladıkları, yani kapitalizmin ilelebet muhafaza ve müdafaa edilmesi için sanat yapmaları nedeniyle, aynı zamanda LİNÇÇİ olmaya mahkûmlar. Kültür Bakanlığı çanağı yalamadan değil sahneye çıkmak, bir adım bile atamayacak kadar zavallı bir durumdaki bu sözde tiyatro topluluklarının adlarını yazalım:

Altıdan Sonra Tiyatro, Dostlar Tiyatrosu, Oyun Atölyesi, Samsun Düşevi Oyuncuları, Talimhane Tiyatrosu, Tiyatro Ayna, Tiyatro Z, Tuncay Özinel Tiyatrosu, Destar Tiyatro, Mavi Uçurtma Komedi Tiyatrosu, Tiyatro Akkaş, Tiyatro Alkış, Tiyatro Mie, Bartın Sanat Tiyatrosu, Yenişehir Tiyatrosu Altan Erkekli Sahnesi...

Bu saydığım devletten sürekli olarak sadaka dilenen tiyatro toplulukları, şimdilik kaydıyla saptayabildiklerim. Sadece bu durum bile, yani devletten sadaka sürekli olarak dilenenlerle LİNÇ KAMPANYASI düzenleyenlerin aynı tiyatro toplulukları olması bile, Hilmi Bulunmaz'ın onlarca yıldır bıkmadan üzerinde durup kavramsallaştırarak tiyatro terminolojisine armağan ettiği Kültür Bakanlığı çanağı sözünün karşılıksız çıkmadığını kanıtlıyor. Böylelikle, Hilmi Bulunmaz'ın savunduğu halkın ve tüyü bitmemiş yetimin hakkına karşı alçakça atılmış iğrenç imzalar tarihteki yerini lâyıkıyla alıyorlar! LİNÇ KAMPANYASI için imza veren bu zavallılar, benim, halkımın ve tüyü bitmemiş yetimin verdiği vergilerle günlerini gün ediyorlar. Türkiye Cumhuriyeti Kültür ve Turizm Bakanı AKP'li Ertuğrul Günay, bu zavallı kişi ve kuruluşlara çanak yalatarak, tarihe ve topluma karşı çok büyük hata yapmayı sürdürüyor! Ben, bu ülkede askerlik yapan, vergi veren bir insan olarak, bir "vatandaş" olarak, benim, halkımın ve tüyü bitmemiş yetimin verdiği vergileri, başta LİNÇÇİ Mustafa Şükrü Demirkanlı'nın yönettiği LİNÇÇİ Tiyatro... Tiyatro... Dergisi'ne ve başta LİNÇÇİ Genco Erkal'ın yönettiği LİNÇÇİ Dostlar Tiyatrosu'na peşkeş çeken Ertuğrul Günay'ı asla unutmayacağız!

Hilmi Bulunmaz'ın "suçu", sadece Kültür Bakanlığı çanağı sözünü kavramsallaştırıp tiyatro terminolojisine katmakla sınırlı kalmıyor. Bulunmaz, sosyalist bir kimliğe sahip olduğu için, bu kimliğin zorunlu kıldığı görevleri de asla savsaklamıyor. Peki, görevini savsaklamayıp da, ne yapıyor Bulunmaz? Her sosyalistin yapması gerekeni yapıyor. Ne bir eksik, ne bir fazla. Sıradan bir sosyalist neyi yapmak zorundaysa onu yapıyor. Hiç kıvırmıyor, hiç kaytarmıyor, hiç topu taca atmıyor, hiç görevini LİNÇÇİ akademisyenlere teslim etmiyor.

Ne yaptığını söylemeyi unuttuk mu?

Acele etmeyin canım. İşte hemen söylüyoruz: Talât Halman skandalına karşı çıkıp, bütün Türkiye tiyatrosunu anti-faşist platformda birleşmeye çağırıyor. Sonra ne mi oluyor? Her zaman ne oluyorsa, yine aynısı oluyor. Birkaç destek mesajı, birkaç düşünsel katkı, birkaç estetik söylemin dışında, kocaman bir "TIIIS" sesi çıkıyor.

(Talât Halman skandalı konusunda müdahil olan kişilerin katkılarını okumak için bakınız: "'12 Martçı'ya ödül'e karşı ses: Orhan Aydın", "'12 Martçı'ya ödül'e karşı ses: Coşkun Büktel", "'12 Martçı'ya ödül'e karşı ses: Özgür Tiyatro")

Peki daha neler oluyor?

Sürekli olarak Özdemir Nutku skandalı konusunda yazılar yazıp video çekimleri yapmanın yanı sıra, başta Yeni Tiyatro Dergisi olmak üzere, her bulduğu yayın organında bu skandalın üzerine gittiği için, zâten "bir sabıkası" olan Hilmi Bulunmaz, bir de Talât Halman skandalı konusunda "mücadele bayrağı"nı açınca, LİNÇ TANRILARI hemen harekete geçip uzun zamandır uyuyan yanardağları tekrar faal hâle getiriyorlar.

Evet, bu tür davranışlar, her zaman için, bütün tarih boyunca cezalandırılmıştır. Madem ki sanat, bir üst-yapı kurumudur, öyleyse alt-yapıyı belirleyen gücün önünde diz çöküp aman dilenecektir. Oysa Hilmi Bulunmaz, sosyalist olduğu, yani kapitalizmin ilelebet muhafaza ve müdfaa edilmesi için tiyatro yapmadığından, bütün kanıksanmışlıklara karşı çıkıp statükonun emirlerine "hayır" diyor. Statükonun emirlerine "hayır" diyebilecek yüreği, bileği olamayan zavallılar da LİNÇ KAMPANYASI içerisindeki görevlerini birer cadı avcısı olarak yerine getiriyorlar.

Yazıyı bitirirken, yazının başındaki paragrafın yineliyorum:

Bir tiyatro topluluğu, Kültür Bakanlığı çanağı yalamaya mahkûmsa, asla tam bağımsız tiyatro yapamaz. Bir tiyatro dergisi, Devlet Tiyatroları reklâm pastası yemeye mahkûmsa, resmî tiyatro dergisi olmaktan kesinlikle kurtulamaz.


Not: Yukarıdaki yazı "kısık ateşte" yavaş yavaş yazılıyor. Bu yazı olgunlaşıp bittiğinde, Sosyalist OYUN Dergisi'nin Temmuz 2010 tarihli 11. sayısında yayınlanacak.


***


Ayrıca bakınız:

LİNÇÇİ Ertuğrul Timur, öznesiz tümce kuruyor!

Yalan makinesi ve küfürbaz Mustafa Demirkanlı'nın sözde küfre karşı kampanyasına alet olanların imzaladıkları metni ve alet olanları teşhir ediyoruz!

Linç imzacıları listesi