Su Gösteri Sanatları Sahnesi sorgusu için yayınlar alaka düzeyine göre sıralanmış olarak gösteriliyor. Tarihe göre sırala Tüm yayınları göster
Su Gösteri Sanatları Sahnesi sorgusu için yayınlar alaka düzeyine göre sıralanmış olarak gösteriliyor. Tarihe göre sırala Tüm yayınları göster

18 Ocak 2009 Pazar

Hilmi Bulunmaz'dan, Nazif Uslu'ya yanıt

Hilmi Bulunmaz
18 Ocak 2009


Ön not: İstanbul Büyükşehir Belediyesi Şehir Tiyatroları Repertuar Kurulu Üyesi (Bakınız: "Kazmacıbaşı Orhan Alkaya'ya OYÇED'li yoldaş!"), Oyun Yazarları ve Çevirmenleri Derneği (OYÇED) Yönetim Kurulu Üyesi, Mask-Kara Tiyatrosu Genel Sanat Yönetmeni, Münir Özkul Sahnesi kurucusu, Su Gösteri San. Yay. Org. Hiz. Ltd. Şti. adına Kültür Bakanlığı çanağından 28.000 TL alan Nazif Uslu'ya yanıt verirken, Uslu'nun metnindeki yazım yanlışlarını düzelttik. Nazif Uslu'nun düzeltilmemiş metnini okumak isteyenler, "Nazif Uslu'dan, Hilmi Bulunmaz'a yanıt" linkini tıklayabilirler.


"Nazif Uslu skandalı"nı ortaya çıkardıktan üç gün sonra, Nazif Uslu'dan bir mektup aldık. Alır almaz hemen yayınladık. (Bakınız: "Nazif Uslu'dan, Hilmi Bulunmaz'a yanıt") Nazif Uslu, uzun zamandır içinde biriktirdiği başka eleştirilerimizi de "değerlendirdiği" mektubunda, bizce pek inandırıcı olmayan açıklamalarda bulunuyor. Nazif Uslu'nun inandırıcılıktan uzak mektubunu yayınladıktan çok kısa bir zaman sonra, yanıtlamayı bir görev bildik.

Türkiye tiyatrosunun ruhsal çöküntü yaşadığını sürekli olarak vurgulamakla, ne denli isabetli bir saptamada bulunduğumuzu, Nazif Uslu'nun mektubundan da anlayabilirsiniz. Bir yandan sol söylem kullanan Nazif Uslu, bir yandan Kültür Bakanlığı çanağı yalamanın "doğallığını" vurgulama gereksinimi duyuyor. Bir zamanlar sosyalistlerin, toplumcu değerlerle içerisini doldurduğu Fakir Baykurt Sahnesi'nin herhangi bir işletme olduğu kanısındaki Uslu'ya, çarpık düşüncenin insanı savurduğu yerin derinliğini anlamamıza neden olduğu için, ayrıca teşekkür etmemiz gerekir.

Bizim bir zamanlar yanlış yaparak, Türkiye siyasal ortamına hiçbir katkıda bulunmayan Sosyalist Parti/İşçi Partisi'ne üye olmamızı, kendisinin de yanlış yapma hakkına payanda olarak kullanma kurnazlığını gösteren Uslu'yu anlamakta büyük zorluk çekiyoruz.

Bu girizgahtan sonra, Nazif Uslu'nun bize gönderdiği mektubu yanıtlayalım.

***

Nazif Uslu diyor ki:

..........Uzun süredir, daha doğrusu Aksaray'daki sahneyi almamızdan bu yana, hakkımızda bir çok şey yaptınız; sahnenin adını değiştirmemiz için kampanyalar düzenlediniz. Kültür Bakanlığı'ndan ödenek aldık diye "çanak yalayıcı" dediniz... Ben bunların hiçbirine yanıt yazmadım... Çünkü, siz farklı ve aykırı yerde duran bir zat-ı muhteremsiniz. Başkaları için de birçok şey yazıyorsunuz, zaman zaman sitenize girip okuyorum; bazı yazılarınız, açıkça söylemek gerekiyorsa, beni keyiflendiriyordu... Ne kadar farklı olsak da ben sizin adalet duygunuza inanan biriydim; sizi, olayları karşılıklı araştırıp değerlendiren birisi olarak düşünüyordum... Fakat, böyle olmadığını gördüm.

Nazif Uslu’yu değerlendirelim:

Aksaray’daki salona Münir Özkul Sahnesi adını koymanızı doğru bulmadık. Doğru bulmadığımız için, kamuoyunun önünde bir öneri getirdik; Fakir Baykurt Sahnesi. Önerimizin kabul görmediğini anladığımızda, bu öneriyi bir kampanyaya dönüştürdük. Siz de, bu kampanyamızdan sonra, Münir Özkul Sahnesi adını kullanmak yerine, Su Gösteri Sanatları Sahnesi adını kullandınız. Demek ki sizin de içinize sinmedi Münir Özkul Sahnesi.

Kültür Bakanlığı’ndan ödenek alan tüm tiyatrolara, “Kültür Bakanlığı çanağı yalayanlar” diyoruz. Bu yüzden size de aynı yaftayı uygun görüyoruz.

Bu arada, benim adaletli olmadığımı, "Nazif Uslu skandalı"ndan sonra "anlamanız", pek hoş değil.

Nazif Uslu diyor ki:

..........Öncelikle Fakir Baykurt sahne ismi meselesi: O salon 1946'dan beri var ve o salona sahip olanlar hiçbir zaman "Fakir Baykurt Sahnesi" yada "Kültür Salonu" diye bir ad takmamışlar. Kaldı ki bu sahnenin sahibi durumunda olanlar siyasal olarak sizin de geçmişte yer aldığınız bir siyasal yapı. Yanlış hatırlamıyorsam bir belediye seçiminde Bayrampaşa çevresinde yerel seçimlerde meclis üyesi adayıydınız, işte o partinin!

Nazif Uslu’yu değerlendirelim:

O salona sahip olanlar, Fakir Baykurt Sahnesi adını koymamışlar. Doğru. Ancak, biz de, o salonun adını silah zoruyla değiştirme gücüne ve isteğine sahip değiliz. Bu konuda, yarı yarıya da olsa başarı elde ettik: Fakir Baykurt Sahnesi adını kabul ettiremesek de, Münir Özkul Sahnesi adının kaldırılmasını sağladık.

Gelelim, geçmişte yer aldığım siyasal yapıya. Geçmişte, Doğu Perinçek’in genel başkanlığını yaptığı Sosyalist Parti ve İşçi Partisi’nde bulunduğum için, senden, tiyatro kamuoyundan ve tüm dünya halklarından özür dilerim. Bana bu özeleştiriyi yapma şansını verdiğin için, sana kocaman bir teşekkür borçluyum. O siyasal yapı, sadece Fakir Baykurt Sahnesi’nde değil; tüm kültürel etkinliklerde yanlış yapan bir oluşum. Oradan ayrılmamın başat nedeni de bu. Bunun dışında, siyasal olarak da dünya halklarına bir katkısını göremediğim için ayrıldım; sittin sene Doğu Perinçek’in bir padişah gibi yönettiği parti(ler)den sıtkım sıyrıldı.

Nazif Uslu diyor ki:

..........Biz orayı aldığımızda iğrenç bir yer durumundaydı ve kapısında Eğitimciler Kültür Salonu yazıyordu. Ben, Mask-Kara Tiyatrosu diye tabela asabilirdim veya başka bir isimle... İsmini belirleyip çalışmalara başladığımızda siz, oranın adının "Fakir Baykurt Sahnesi" olması gerektiğini yazmaya, hatta bununla ilgili kampanya yürütmeye başladınız. Bu ismi kullanmayı çok isteyen biri olarak, orayı alıp, arzuladığınız isimle neden faaliyete açmadığınızı sormak isterim? Biz de, uygun zaman dilimlerinde gelip orda oynardık. O sahnenin adı, sanki, Fakir Baykurt Sahnesi'ymiş de biz adını değiştirmişiz gibi bir davranışa büründünüz. Böyle bir şey yok! Ayrıca, ben sizin açtığınız bir işletmeye "şu adı koy" deme hakkını kendimde nasıl görürüm? Bu anlamda dikkate bile almadım. Fakat, siz o süreçte bizimle yüz yüze görüşmüş olsaydınız ve böyle bir öneri yapsaydınız tabii ki değerlendirirdik. Fakir Baykurt bizim karşı olduğumuz biri değil ki, tam tersi saygı duyduğumuz değerli bir aydın.

Nazif Uslu’yu değerlendirelim:

Oranın iğrenç bir durumda olmasını ve kapısında, o iğrençlikle çelişki içerisinde olması gereken bir tabela bulunmasını anlayabiliyorum. Yukarıda da belirttiğim gibi, o siyasal anlayış, sadece orada değil, her yerde aynı umursamazlık içerisinde. Bu onların alışkanlığı. Bu onların sorunu.

Mask-Kara tabelası assaydın, Fakir Baykurt Sahnesi kampanyasını başlatmazdım. Deniz Gezmiş’in, İbrahim Kaypakkaya’nın, Fakir Baykurt’un soluk alıp verdiği bir mekana, Münir Özkul adını yakıştıramadım, yakıştıramadık. Münir Özkul, halk düşmanı biri değil. Münir Özkul, tek başına, kendi iradesiyle halkın çıkarlarına karşıt bir düşünce yapısında biri değil. Fakat, içinde bulunduğu nesnel durum nedeniyle, o mekanın anlamına anlam katabilecek biri değil.

Oraya anlam katabilecek sosyalist dünya görüşüne sahip bir aydının adı verilmeliydi. Bunun için de en uygun ad Fakir Baykurt’tu. Bilindiği gibi Fakir Baykurt, Türkiye Öğretmenler Sendikası (TÖS) kurucu üyesi ve TÖS’ün ilk genel başkanıydı. Bunun yanı sıra, romanlarıyla ünlü sosyalist bir aydındı. O salon da TÖS'ün salonu olduğuna göre, Fakir Baykurt Sahnesi şık dururdu. Anlamlı dururdu. Bellek tazelemesine neden olurdu.

Fakir Baykurt Sahnesi’ni almayı, hiçbir zaman akıl edemedim! Orayı alma düşüncem hiç olmadı! Orayı alma düşüncem hala yok! Ben, Fakir Baykurt Sahnesi’nin sıradan bir işletme olarak algılanmasından yana değilim. Oranın, sosyalist kavganın mekanlarından biri olduğu kanısındayım. Orayı, babamdan kalan bir miras olarak değil; sosyalistlerden kalan bir miras olarak düşünüyorum. Siz, benim Fakir Baykurt Sahnesi olarak açabileceğimi varsaydığınız sahneyi kullanabilirdiniz; fakat ben, öyle bir yerin Münir Özkul Sahnesi olarak açıldığını bildiğimde, bırakın sanatsal etkinlikte bulunmayı, oyun izlemeye bile gitmeyebilirdim. Şu anda bile, hem de çok sevdiğim Ruhi Su’nun soyadını çağrıştıran Su Gösteri Sanatları Sahnesi olmasına karşın, bir türlü gidip oyun izlemeyi beceremiyorum!

Siz, benim açtığım herhangi bir işletmeye "şu adı koy" deme hakkına sahip değilsiniz. Ben de sizin açtığınız herhangi bir işletmeye "şu adı koy" deme hakkına sahip değilim. Ama Fakir Baykurt Sahnesi, herhangi bir işletme değil. Fakir Baykurt Sahnesi, sosyalist kültürün oluşumunu sağlayan önemli mekanlardan biri. Fakir Baykurt Sahnesi, benim babamın çiftliği olmadığı gibi, sizin babanızın da çiftliği değil. “Parayı ben verdim; işletme benim.” diyebilmeniz için, Fakir Baykurt Sahnesi mekanı uygun bir yer değil. Fakir Baykurt’a saygı duyduğunuzu sandığım için, Münir Özkul adından vazgeçeceğinizi sandığım için, baştan uyarmıştım. Baktım ki uyarılarımı dikkate almıyorsunuz, o zaman kampanya başlattım. Ve yineliyorum: Demek ki yaptığınız işten siz de emin değilmişsiniz ki, Münir Özkul Sahnesi adından vazgeçip Su Gösteri Sanatları Sahnesi adını koydunuz. Bu durumda, kendime pay çıkarabiliyorum.

Nazif Uslu diyor ki:

..........Çanak yalama mevzusuna gelelim: Siz de çok iyi biliyorsunuz ki Kültür Bakanlığı'ndan alınan para onların babasının parası değil; bu toplumun parası; yani senin- benim param. O kurumdan destek aldık diye onların borazanını mı öttüreceğiz? Hayır, kendi doğru bildiğimizi yapacağız elbette. Bunun, ortada pek çok örneği de var zaten...

Nazif Uslu’yu değerlendirelim:

Ben, Kültür Bakanlığı çanağı yalayanların, Toplumsal Araştırmalar Kültür ve Sanat İçin Vakıf’ın (TAKSAV) 12 Mart Faşizmi Kültür Bakanı Talat Sait Halman’a “Emek Ödülü”nü elleriyle veren Ertuğrul Günay’ı eleştirdiğine tanık olmadım. Ertuğrul Günay’ın gerici görevini ciddi ciddi sorgulayan Kültür Bakanlığı çanağı yalayıcısına pek rastlamadım. Ayrıca, benim verdiğim vergilerin, Kültür Bakanlığı çanağı yalayıcılarına sadaka olarak sunulmasına karşı olmak, benim en doğal hakkım. 12 Eylül Faşizmi hala ayakta durabiliyorsa, bunun birçok nedeni var. Nedenlerinden biri de, tiyatrolara çanak çanak sadaka dağıtılması. Örnekse 12 Eylül Faşizmi öncesi Dostlar Tiyatrosu’yla, şimdiki Dostlar Tiyatrosu, aynı tiyatro mu? Ankara Sanat Tiyatrosu, aynı Ankara Sanat Tiyatrosu mu? Bu soruların yanıtlarını beklemiyorum. Bu soruların yanıtını ben veriyorum: Aynı tiyatro değiller. Olamazlar. Olmak isteseler de olamazlar. Kültür Bakanlığı çanağını yalayıp da, onların borazanı olmayan somut örnekleri sıralarsanız sevinirim. Tartışma daha da renklenir böylelikle.

Nazif Uslu diyor ki:

..........Ayrıca sizin de dost olduğunuz başvuru yapıp, ödenek alamamış bir çok grup var; büyük ihtimalle onlara da bir şeyler yazar, söylerdiniz.

Nazif Uslu’yu değerlendirelim:

Yeri geldiğinde yazarım. Ayrıca hiç kimseyle dostluk kurma gibi bir derdim yok. Siz bunu, tiyatro piyasasında dostum olmadığı biçiminde de anlayabilirsiniz. Hem Kültür Bakanlığı çanağı yalayacak ve hem de benim dostum olacak! Böyle bir denklem yok. Ancak, “dönemsel ittifaklar” söz konusu olabilir.

Nazif Uslu diyor ki:

..........Gerici televizyonlarda oynayan oyuncuları ifşa ediyoruz dediniz, sağınıza solunuza bir bakın bakalım, ifşa etmeniz gereken kişiler ne kadar yakınınızda? Bu çifte standart değildir de nedir? Her şeyi araştıran bilen biri olarak, bunlar, gözünüzden mi kaçtı yoksa?

Nazif Uslu’yu değerlendirelim:

Somut adlar gelirse, somut yanıtlar verebilirim.

Nazif Uslu diyor ki:

..........Her neyse, bu yazıyı yazmamım asıl sebebine gelelim: Benimle ilgili, adı sanı bilinmeyen biri, yalan yanlış söylemlerle ortalığa mail atıyor ve siz, karşı tarafın bilgisini almadan, adeta yargısız infaza girişiyorsunuz. Bu mu sizin adalet anlayışınız?

Nazif Uslu’yu değerlendirelim:

Yargısız infaz yapmıyorum. Aşağıda sunduğum linkler, her şeyi belgeliyor. Örnekse, yaklaşık iki yıl önce Tiyatro Dünyası Internet sitesinde yayınlanan haberi, neden o zaman, yani yaklaşık iki yıl önce düzeltme gereksinimi duymadınız da, şimdi, yaklaşık iki yıl sonra, tam da yaptığınız emek hırsızlığı ortaya çıkınca "düzeltme" gereksinimi duydunuz. Sanırım bunun yanıtı verilemez.

..........Sen Ben Yok Biz Varız'la ilgili linkler:
..........1- Tiyatro Dünyası, 12 Mart 2007 (Yaklaşık 2 yıl önce); "MASK-KARA TİYATROSU 'SEN BEN YOK BİZ VARIZ' Adlı Çocuk oyunu ile KIBRIS'TA"
..........2- SABAH, 17 Mart 2007 (Yaklaşık 2 yıl önce); "'Sen Ben Yok Biz Varız', 01-12 Nisan"
..........3- Küçükçekmece Cennet Kültür ve Sanat Merkezi, Ocak 2009; "SEN BEN O YOK BİZ VARIZ"
..........4- BARIŞ gazetesi, "İSTANBUL MASK-KARA TİYATROSU 'SEN BEN YOK BİZ VARIZ' Adlı Çocuk oyunu İle KIBRIS′TA"

Nazif Uslu diyor ki:

..........Doğrusu size yakıştıramadım. Birçok şey, basında, tashih veya yanlış yazılmalara neden olabiliyor. Bu gerçek varken, adı naylon, sanal bir şahsın yazısına itibar ediyorsunuz. İkinci bir "Burak Caney" durumuyla karşı karşıya olan beni, yargısız infaz etmeye kalkıyorsunuz. Ne kadar acı!

Nazif Uslu’yu değerlendirelim:

Söz konusu olan yazılar, yaklaşık iki yıldır tashih bekleyen yazılar! Ne zaman ki, "sanal bir şahıs" bizi uyardı; o zaman durumun vahametini anladık. Bu konuyla ilgili olarak, Muharrem Buhara’yı aradım ve o da bu duruma bayağı üzüldüğünü belirtti. Ayrıca, senin ilk vukuatın olmadığını söyledi. Muharrem Buhara, sanırım benimle yaptığı telefon görüşmesini inkar edebilecek biri değildir. Buhara, bende hiç öyle bir insan izlenimi uyandırmadı. Muharrem bey, oyununun telif hakları sorumlusu Onk Ajans’la görüşüp ona göre hareket edeceğini söyledi. Ajans’la görüşüp görüşmemesi, onun sorunu. Muharrem Buhara’nın kendisine de söylediğim gibi, sayın Buhara, “işin peşini” bıraksa da, benim bırakmaya niyetim yok. Yaklaşık iki yıl sonra gelen düzelti hiç de hoş değil. “Doğrusu size yakıştıramadım.” Bırakalım yaklaşık iki yıl önceki “yanlışı”; daha dün (17 Ocak 2009) oynadığınız oyunun tanıtmalığında hala yazar hanesinde Nazif Uslu yazıyor. (Bakınız: Küçükçekmece Cennet Kültür ve Sanat Merkezi, Ocak 2009; "SEN BEN O YOK BİZ VARIZ")

Nazif Uslu diyor ki:

..........Siz düşünün, çağımızda her şey, herkesin elinin altındayken, insanlar bir tuşa dokunarak her şeyi öğrenirken hangi aptal böyle bir şeye kalkışabilir? Ben aptal değilim. Hırsız, hiç değilim. Oynandığı her yerde oyunun afişi asılır ve bizim afişimizde de kocaman, Yazar: Muharrem Buhara diye yazar. Youtube'da oyunun fragmanı vardır, orda da açıkça yazarın adı yer almaktadır; bunu youtube'a yükleyen de biziz. Sitenize yanlış yazılanları koymuşsunuz. Neden doğru yazılanları koymadınız, ben sizin hasmınız mıyım? Tüm yazdıklarınıza rağmen, ben hiç böyle bir duyguya kapılmadım; çünkü benim dostum değilseniz bile, hasmım hiç değilsiniz.

Nazif Uslu’yu değerlendirelim:

“her şey, herkesin elinin altındayken”, siz, neden “bir tuşa dokunarak” durumu kavrayıp yaklaşık iki yıl önceki durumu düzeltmediniz? Neden yaklaşık olarak iki yıl sonra, hem de "adı naylon, sanal bir şahsın yazısına itibar" etmemizle birlikte "düzeltme" yazısı yayınladınız? Neden dün (17 Ocak 2009) oynadığınız oyunun yazar hanesindeki Nazif Uslu adını değiştirmediniz, değiştirtmediniz? Küçükçekmece Belediyesi Internet sitesindeki skandala neden olan durumu düzeltebilecek iradeye sahip değil misiniz?! Bu denli basit bir konuda irade kullanabilecek durumda değilseniz, sosyalizmi nasıl kuracaksınız?!! Bildiğiniz gibi, sosyalizmi kurmak için, öncelikle çelikten bir irade gerekir!!!

Nazif Uslu diyor ki:

..........Mask-kara Tiyatrosu şimdiye kadar geldiği yere onuruyla geldi. Siz de pek çok sahne açıp kapattınız; ben de birçok yer açıp kapamak zorunda kaldım. Sinemada, dizilerde ne kazandıysam hep tiyatroya yatırdım ve -acı ama- çok battım. Başkaları gibi kendime ne ev ne araba yaptım. Tabiri caizse çoluğumun çocuğumun ekmek parasını hep tiyatroda harcadım ve onurumla yaşadım. Yaşamını benim gibi bu alana adamış insanlar söylediklerimin ne anlama geldiğini iyi bilirler. Elbette, siz de çok iyi bilirsiniz.

Nazif Uslu’yu değerlendirelim:

Doğru, biz de birçok sahne açtık. Ancak, açtığımız hiçbir sahneyi biz kapatmadık. Devlet kapattı. Bunu sadece bilgilendirmek için yazıyorum. Kahramanlık türküsü söylemek için yazmıyorum. Ben, sinemada, dizilerde oynayıp tiyatroya yatırım yapmanın doğru olduğu kanısında değilim. Sinema, bir dereceye dek tartışılabilir, anlaşılabilir. Ancak dizilere bakış açımı belirten onlarca, belki yüzlerce irili ufaklı yazı yayımladım. Dizilerin, iki reklam arasını dolduran halk uyutucusu ninniler olduğu kanısındayım. Bu bütün diziler için böyle. Ne zaman ki, tüm televizyon kanalları halkın olur ve ne zaman ki bilimsel sosyalist mantıkla diziler yapılabilecek duruma gelinir, o zaman oturup yeniden değerlendirme yapabilirim.

Nazif Uslu diyor ki:

..........Anlaşılan o ki, Küçükçekmece Belediyesi'nden iş alamamış ve beni de sevmeyen biri, belediyeyi överek, ki dikkatinizi çekerim övdüğü AKP belediyesidir; onlara yaranmak adına bir yazı kaleme almış. Sizse, durum açıkça ortadayken, bunları hiç hesaba katmadan beni linç etme kampanyasına ortak olmuş durumundasınız.

Nazif Uslu’yu değerlendirelim:

Benim için sorun, AKP sorunu değil. Benim için sorun, ilke sorunu. Bu arada, tüm linç girişimlerine karşı olduğumu belirtmeliyim. Düşmanımın bile linç edilmesinden yana değilim. Benim için açıkta olan en önemli konu şu; Sen Ben Yok Biz Varız oyununun yazarı olarak yukarıda linklerini verdiğim haberlerde, senin adın geçiyor. Ve bu durum, yaklaşık olarak iki yıldır aynı linklerde kuzu kuzu yatıyor(muş). Ben yeni farkına vardım. Daha önce farkına varsaydım, seni sevmeyen birinin uyarısını beklemeden hemen yazardım.

Ayrıca şunu da belirteyim: Ben kimsenin ortağı olamayacak denli “zengin” biriyim. Kimseyle ortaklık yapmayı düşünmüyorum.

Nazif Uslu diyor ki:

..........''Sen Ben Yok Biz Varız '' adlı oyun, çocuklara kendi dilleriyle sosyalizmi anlatan bir oyundur. Bizi tanıyan herkes bilir; hiçbir zaman derdi olmayan oyun oynamadım, oynamam da...

Nazif Uslu’yu değerlendirelim:

Ben, oyunun neyi anlattığı üzerinde durmuyorum. Ben, bir ilkeden yola çıkıyorum. Yaklaşık iki yıldır yukarıda linklerini verdiğim sitelerde, Sen Ben Yok Biz Varız oyununun yazarı hanesinde Nazif Uslu yazıyor mu, yazmıyor mu? Yaklaşık iki yıldır, sen bu duruma müdahale ettin mi, etmedin mi? Bunlara verilen yanıt bana yetiyor. Senin yerine ben yanıt vereyim: Müdahale etmedin. Hem de, “her şey, herkesin elinin altındayken”. Hem de, “bir tuşa dokunarak” müdahale etmen mümkünken.

Nazif Uslu diyor ki:

..........Mask-Kara Tiyatrosu'nun attığı basın maillerinde, her oyunun yazarı belirtilir. Yanlış çıkması hiçbir şekilde bizim hatamız değildir. Kaldı ki biz, hata yaptığımız zaman hemen özür diler ve düzeltiriz. Hiçbir yaratıcıya saygısızlık etmek haddimize değildir ve böyle bir şeyi kabul etmemiz de mümkün değildir.

Nazif Uslu’yu değerlendirelim:

Yaklaşık iki yıldır Tiyatro Dünyası Internet sitesinde oyunun yazarı olarak Nazif Uslu’yu gösteren haberi, sitenin sahibi İsmail Can Törtop yanlış olarak, hatalı bir biçimde, kendilerinin yaptığını, yani eşekliğin kendilerinde olduğunu beyan ederse, yeniden durum değerlendirmesi yapabiliriz. İsmail Can Törtop; “Hata gerçekten bizden kaynaklanıyor. Yaklaşık iki yıldır okuyucularımızı eşek yerine koyup yanlış bilgiyle besledik onları” derse, bir kez daha yineliyorum; yeniden durum değerlendirmesi yapabiliriz. O zaman da 3. Abdülhamid İsmail Can Törtop’la uğraşmaya başlarım. Her koşulda böyle bir yanlışı bağışlamam!

Nazif Uslu diyor ki:

..........Bu mailleri sağa sola atan sanal kişinin mailine de yazdım; "her şeyden bu kadar eminsen gel kamuoyu önünde yüzleşelim" diye. "İş erkeklikse, erkekçe adını saklamadan çık ortaya" dedim. Hala yanıt gelmedi. Ama şunu açıkça söylüyorum; onu bulacağım ve hesabını çok kötü soracağım. Her yerde arıyorum ve dostlarım da arıyor; bu yalanların hesabını verecek. Benim kitabımda "hiçbir suç cezasız kalmaz" diye yazar. Şüphelendiğim birkaç kişinin üzerinde duruyorum. Derdim, çok uzatmadan ortaya çıkarmak. Tespit edip ortaya çıkardığımda inanın ilk öğreneceklerden biri siz olacaksınız.

Nazif Uslu’yu değerlendirelim:

Yukarıdaki sözler, sanırım olayın sıcaklığının dayatmasıyla, ağızdan kaçıvermiş. Eski Yeşilçam filmlerindeki Danyal Topatan’ın ağzından çıkmış sözlere benziyor. Her şeye karşın, her türlü açıklamayı yayınladığımız gibi, o zaman yapacağınız açıklamayı da seve seve yayınlarız. Bundan kimsenin kuşkusu olmasın.

Nazif Uslu diyor ki:

..........Son olarak; yıllarca polemiklerden kaçındım ama bazen öyle şerefsizler çıkıyor ki ister istemez cevap vermek durumunda kalıyorsunuz. Size yazmış olduğum bu birikmiş/uzun yanıt, aynı zamanda, bilgilendirme yazısı niteliğindeki yazımı yayınlarsanız çok sevinirim.

Nazif Uslu’yu değerlendirelim:

Bizce, polemiklerden kaçınmak, insanı geriletir. Bizce, polemik insanı geliştirir. Sadece, bireysel olarak değil, toplumsal olarak da geliştirir. Bu arada, bir kez daha belirtelim; bize gelen yazıların tamamına yakını yayınlanıyor. Küçük istisnalar dışında.

20 Kasım 2008 Perşembe

Fakir Baykurt Sahnesi'nden Burdur'a yürüyüş

Afişi büyütmek için üzerine TIKLAYINIZ


Su Gösteri Sanatları Sahnesi'nde (Bizim için Fakir Baykurt Sahnesi.) başlayan Sakıncalı Piyade yürüyüşü, Fakir Baykurt'un doğum yeri Burdur'da sürüyor.

Fakir Baykurt, 12 Mart Faşizmi sürecinde iki kez gözaltına alınıp yurtdışına çıkışı yasaklanırken, Toplumsal Araştırmalar Kültür ve Sanat İçin Vakıf'ın (TAKSAV) 13. Uluslararası Ankara Tiyatro Festivali nedeniyle, hem de "Emek Ödülü" vererek onurlandırdığı Talat Sait Halman, 12 Mart Faşizmi Kültür Bakanı olma şerefiyle kıvanıyordu.

Orhan Aydın tarafından yönetilen tiyatro, Fakir Baykurt'un memleketinde, Nazım Kültür Evi açarak önemli bir eylemlilikte bulunuyor. Su Gösteri Sanatları Sahnesi, sanırız önceden söz verdikleri için olsa gerek, 12 Mart Faşizmi Kültür Bakanı Talat Sait Halman'ı, hem de "Emek Ödülü" ile onurlandıran TAKSAV'ın düzenlediği 13. Uluslararası Ankara Tiyatro Festivali'nde de oynamak zorunda kalacak.

Gönlümüz isterdi ki, hangi koşulda olursa olsun, Sakıncalı Piyade, TAKSAV'ın düzenleyip 12 Mart Faşizmi Kültür Bakanı Talat Sait Halman'a, hem de "Emek Ödülü" verdiği festivalde oynanmamalıydı. Ancak yüreğimize su serpen bir durum var: Başta Orhan Aydın olmak üzere, Su Gösteri Sanatları Sahnesi, TAKSAV'ın 12 Mart Faşizmi Kültür Bakanı Talat Sait Halman'a, hem de "Emek Ödülü" vermesini kınadı.

At iziyle it izinin birbirine karıştığı, ortalığın dumanlandığı bir süreçte, tiyatro yapmak son derecede zor. Handiyse olanaksız. Her şeye karşın, Fakir Baykurt Sahnesi'nde başlayıp Baykurt'un memleketi Burdur'da yürüyüşünü sürdürenlerin bize yolladıkları e-postayı, okurlarımızla paylaşıyoruz:


BURDUR NAZIM KÜLTÜR EVİ VE PİRAYE KAFE, SAKINCALI PİYADE OYUNU İLE AÇILIYOR.

13. Uluslararası Ankara Tiyatro Festivali kapsamında 26 Kasım Çarşamba günü saat 20.00'da Şinasi Sahnesin'de seyirci ile buluşacak olan SAKINCALI PİYADE Burdur’a gidiyor.

Su Gösteri Sanatları Sahnesi tarafından 12 Mart 2008'den beri sahnelenen SAKINCALI PİYADE; 28 Kasım saat 20.00 ve 29 Kasım Saat 15.00'da Burdur Öğretmen Evi Konferans salonunda iki gösterimle Burdurlu seyircilerle buluşacak.

SAKINCALI PİYADE oyuncuları, 29 Kasım günü yapılacak olan, Nazım Kültür Evi açılışında; Nazım Hikmet, Enver Gökçe, Hasan Hüseyin Korkmazgil şiirleri okuyacak ve Nazım Hikmet, Fakir Baykurt, Hasan Hüseyin Korkmazgil’in yaşamlarından kesitleri Nazım Dostları ile paylaşacaklar.

Uğur Mumcu tarafından yazılan ve hemen her sözcüğü mahkeme tutanaklarına geçen oyunun oluşturulmasında Rutkay Aziz imzası var.

Yönetmen ise, 1993 yılında AST tarafından oynanan oyunun ‘Sakıncalı'sı’ Mehmet Ulay.

Müzikler Timur Selçuk ustaya, dekor-kostüm M. Ziya Ülkenciler’e, film tasarımı Önder Ünsal’a ve ışık tasarımı Yüksel Aymaz’a ait.

Orhan Aydın’ın Genel Sanat Yönetimi'ndeki kadroda; Mehmet Ulay, Orhan Aydın, Recep Yener, Mustafa Kırantepe, Tamer Özceviz, Deniz Atam, Cansu Fırıncı, Şenol Şahin, Beran Soysal, Ramazan Atbaş ve Oğuz Tunç bulunmaktadır.

12 Mart Dönemi’nin ünlü Sıkıyönetim Mahkemeleri’nin yasa tanımazlığını ve faşist yöntemlerini anlatan oyun, bu günlerde sıkça konuşulan anayasa, hukuk, yargı ve aydın tartışmalarına başka bir açılım da getiriyor.

Burdur dönüşü, 2 Aralık saat 20.30 da Kadıköy Halk Eğitim Merkezi Salonu'nda seyircisiyle buluşacak olan oyun, grubun Aksaray'daki sahnesinde ve turnelerde oynanmaya devam edecek.

***

Oyun'un notu: bakınız;
“Ankara Tiyatro Festivali Emek Ödülü 12 Martçı’ya”
“12 Mart 1971 v.s…”
“Nihat Erim’in Kültür Bakanı’na ödül verenler”
“12 Martçı’ya ödül verenler tam yol ileri”
"'12 Martçı'ya ödül'e karşı ses: Orhan Aydın"
"'12 Martçı'ya ödül'e karşı ses: Coşkun Büktel"
"'12 Martçı'ya ödül'e karşı ses: Özgür Tiyatro"
"Faşist Kültür Bakanı'na ödül veren festival"
"soL'dan 'evlere şenlik' haber"
"Özgür Başkaya, 'TAKSAV skandalı'nı tartışıyor"
"Talat Sait Halman'a ödül veren festivalden / 1"
"Talat Sait Halman'a ödül veren festivalden / 2"
"Talat Sait Halman'a ödül veren festivalden / 3"
"Talat Sait Halman'a ödül veren festivalden / 4"
"Talat Sait Halman'a ödül veren festivalden / 5"
"Talat Sait Halman'a ödül veren festivalden / 6"
"Talat Sait Halman'a ödül veren festivalden / 7"
"Talat Sait Halman'a ödül veren festivalden / 8"
"Talat Sait Halman'a ödül veren festivalden / 9"
"Talat Sait Halman'a ödül veren festivalden / 10"
"Talat Sait Halman'a ödül veren festivalden / 11"
"Talat Sait Halman'a ödül veren festivalden / 12"
"Talat Sait Halman'a ödül veren festivalden / 13"
"Talat Sait Halman'a ödül veren festivalden / 14"
"Talat Sait Halman'a ödül veren festivalden / 15"
"12 Martçı'ya ödül veren festivali Yenikapı açtı"
"Deniz Gezmiş fotoğrafının altındaki 12 Mart'çı"
"Büktel, 12 Mart artığının şiirsizliğini kanıtladı"
"atılım'dan Bulunmaz'sız Talat Halman haberi"
"12 Mart'çıya 'Emek Ödülü' AKP'li Günay'dan"
"ATB, faşizme (TAKSAV 'Emek Ödülü'ne) karşı"
"soL, 'Talat S. Halman skandalı'nda doğru yolda"
"TAKSAV, 12 Mart'çıya ödül verirken yalnız değil"
"12 Mart Faşizmi'nin gölgesine sığınan festival"
"Amatör Tiyatrolar Birliği, Tiyatro Net'te"
"Tiyatro ödülleri enflasyonu"
"Müzisyenlerden 12 Mart'çıya destek"
"12 Mart Faşizmi Kültür Bakanı Talat S. Halman"
"Tiyatro dünyası bizden izleniyor"
"Fakir Baykurt Sahnesi'nden Burdur'a yürüyüş"

7 Ekim 2008 Salı

Fakir Baykurt Sahnesi'nden başlayan yolculuk...

Afişi büyütmek için üzerine TIKLAYINIZ!
Orhan Aydın'ın genel sanat yönetmenliğini yaptığı Su Gösteri Sanatları Sahnesi, Fakir Baykurt Sahnesi'nde başladığı tiyatral yolculuğa, Anadolu'da devam ediyor. Türkiye Öğretmenler Sendikası'nın salonu Fakir Baykurt Sahnesi'nde ilk adımını atarak yürümeye başlayan Su Sahnesi, toplumcu yazar Fakir Baykurt'un adına yaraşır ürünler verme çabası içerisinde. Fakir Baykurt Sahnesi'nde başlayıp Anadolu'da süren Su Sahnesi'nin yolculuğunu önemsiyor, oyunlarının izlenmesini arzu ediyoruz. Su Sahnesi'nin bize yolladığı e-postayı sunuyoruz:


Su Gösteri Sanatları Sahnesi, Sakıncalı Piyade ile tiyatro sezonunu Mersin'den selamlıyor.


Geçtiğimiz tiyatro sezonunun sonuna doğru, 12 Mart'ın yıl dönümünde perdesini açan topluluk, Sakıncalı Piyade ile 6 ayda, İstanbul başta olmak üzere; Çorlu, İzmit, İzmir, Altınoluk, Denizli ve Burhaniye Ören'de on iki bin’in üzerinde seyirci ile buluştu.

Topluluk, 16 Ekim Perşembe saat 20.30'da Mersin Büyükşehir Belediye Festivali Kongre Merkezi Sahnesi’nde, aynı oyun ile 2008-2009 tiyatro sezonunu açacak.

Oyun, 17 Ekim Cuma, 18 Ekim Cumartesi saat 20.30’da ve 19 Ekim Pazar saat 19.00’da Ankara’da sahnelenecek böylelikle Sakıncalı Piyade 15 yıl aradan sonra yeniden AST Sahnesi'nde seyircisiyle buluşmuş olacak.

Orhan Aydın’ın genel sanat yönetmenliğinde, Su Gösteri Sanatları Sahnesi sezon boyunca İstanbul Aksaray’da Vezirçeşmesi Sokakta bulunan kendi salonunda gösterilerini sürdürmeye devam edecek.

Oyunun AST tarafından 1993 yılındaki sahnelenişinde, Sakıncalı rolündeki Mehmet Ulay, aynı rolü üstleniyor ve bu kez oyunun yönetmenliğini de yapıyor. Recep Yener, Oğuz Tunç, Orhan Aydın, Mustafa Kırantepe, Tamer Özceviz, Deniz Atam, Ramazan Atbaş, Şenol Şahin, Cansu Fırıncı, Beran Soysal ise oyunun diğer oyuncuları.

Müzik Timur Selçuk, Dekor ve Kostüm Tasarımı M. Ziya Ülkenciler, Hareket Düzeni Gizem Erden, Film Tasarımı Önder Ünsal ve Işık Tasarımı Yüksel Aymaz imzalı.

Sakıncalı Piyade, 68’in üzerinden tanklarla, tüfeklerle, ezan sesleri ve kurt ulumalarıyla geçilen bir dönemin, yani 12 Mart faşist karanlığının, tiyatro tarihimizde tek belgesel oyunudur.

Hemen her sözcüğü mahkeme tutanaklarına dayanan oyun, düne ilişkin göndermeleriyle de tartıştırıcı bir içeriğe sahiptir.

Türkiye yazın ve gazetecilik yaşamının en güçlü kalemlerinden biri olan Uğur Mumcu’nun usta işi oyunu; sıkıyönetim mahkemeleri, askerlik anıları ve cezaevleri sürecini birlikte anlatır.

Bu günlerde yaşanılan, ‘Anayasa, Hukuk, Yargı’ tartışmalarının alt metinleri olarak görülebilecek oyun, gerçeklerin üstündeki kara örtünün aralanmasına da ışık tutuyor.

Uğur Mumcu’nun katledilişinin 15. kara yılında; sağcı ile sağcı, solcu ile solcu olan tüm döneklere inat, SAKINCALI yoluna devam ediyor.

29 Eylül 2010 Çarşamba

LİNÇ KAMPANYASI için imza atan alçak, hain, namussuz, şerefsiz, YAVŞAK tiyatro kumpanyalarına boyun eğmeyen MASK-KARA, MASA MASALLARI oyununu sunuyor!

Oyun'un notu: Gerçekçi yazar Coşkun Büktel'le sosyalist sanatçı Hilmi Bulunmaz'ın sanatsal ifade olanaklarını imha etmek için düzenlenen LİNÇ KAMPANYASI sürecinde; alçakça değil, alçakgönüllü bir biçimde davranıp, ihanet batağına saplanmadan namuslu ve şerefli bir tiyatral politika izleyerek, 1100(?) kişilik alçaklar ordusuna uzman çavuş yazılmayan MASK-KARA, Türkiye tiyatrosundaki kendine özgü tutarlılığını korumayı sürdürüyor.

MASK-KARA Tiyatrosu'nun bize gönderdiği basın bildirisini olduğu gibi yayınlamakla birlikte, LİNÇ KAMPANYASI için imza atma şerefsizliğine asla tenezzül etmeyen bu tiyatroya, yeni tiyatro sezonunda, bol alkış ve büyük başarı dileriz.


***


Merhaba,

Masa Masalları adlı oyunumuzun Ekim ayı oyun programı

Kolaylıklar.....

***

Mask-Kara Tiyatrosu MASA MASALLARI adlı oyunla, Seyircisini güldürmeye karar verdi.

Nazif USLU nun Genel Sanat Yönetmenliğinde Bu yıl bir fabrika gibi çalışan, Oyun üstüne oyun çıkartan Mask-Kara Tiyatrosu, bu sefer Usta Mizah yazarı Ömer PINAR'ın kaleminden damlayan kahkaları, birbirinden yetenekli genç oyuncularla sahneye taşıyor.

8 KİŞİ VE ORTADA BİR MASA...
BU FANİLERE GÖRE İNSANOĞLUNUN EN BÜYÜK İCADIYMIŞ MASA!!!
GELECEK VE GÖRECEKSİNİZ
HEM DE PEK BİR YAKINDA...

"O nedir ki gözleri var görmez, o nedir ki ayakları var yürümez" Biliyor musunuz bu bilmecenin yanıtını? Belki çocukluğunuzdan kalmıştır usunuz da... Elbette "Masa" Masa nedir biliriz değil mi? Latince kökeni Mesa olan, ve üzerinde çeşitli işler yapmaya yarayan genellikle dört bacaklı eşya. Aynı masa Şair Edip Cansever için " masa da masaymış ha! adlı şiirdir. Aynı masa bir başkası için deprem sırasında yanına yatılacak sığınaktır. Aç biri için yemek konulan düzlem; tok biri için iş yapılacak mesken olabilir masa. Yada çocuklar eğlensin diye sorulan bir bilmecedir en başta dediğimiz gibi.

Bu tiyatro ekibi içinse MASA bir oyun konusudur.MASA MASALLARI oyunu aslında hayat denen bilmecenin yada teorik söylenişle "çok bilinmeyenli denklemin" hikayelerinden oluşmuş bir tiyatro oyunudur. Çoğunlukla hayatımızın her anında gözümüzün önünde olmasına karşın, sıklıkla göz ardı ettiğimiz masalar da geçen ve komik öykülerden oluşmuş bir oyundur masa masalları. İnsanları güldürebilmek çoğu zaman ağlatmaktan zordur. MASA MASALLARI oyunu insanları güldürebilmek için özenle oluşturulmuştur. Oysa bilindiği üzere hayat ağlayarak başlanan ve bittiğinde arkasından ağlanarak uğurlanan bir yolculuktur. Bu ekibin amacı bu yolculuğun her neresinde olursanız olun sizleri bin nebze olsun gülümsetebilmektir.

Oyun Tarihi:
17 Ekim pazar Saat : 15:00 Su Gösteri Sanatları Sahnesi
19 Ekim Salı Saat: 20:30 Kozyatağı Kültür Merkezi / Gazenfer Özcan Sahnesi
20 Ekim Çarşamba Saat: 20:30 Düzce Üniversitesi Kültür Merkezi
23 Ekim Cumartesi Saat 20:30 Hayrabolu
27 Ekim Çarşamba Saat: 20.30 Su Gösteri Sanatları Sahnesi
31 Ekim Pazar Saat: 15.00 Su Göstrei Sanatları Sahnesi ,
www.maskkara.com

Yazan: Ömer PINAR
Yöneten : Özgür ŞAHBAZ
Yön: Yardımcısı: Serpil ÇOŞKUN
Müzik :Tuna ÇOKÇAĞLAYAN
Işık Tasarım: Alev TOPAL
Işık: Uygulama :Nuri DURAK
Efektör: Remzi AKSOY
Yapım:Nurhan USLU-Su Gösteri Sanatları Yay.Org.Hizm.Lmt.Şti.
Genel Sanat Yönetmeni: Nazif Uslu

Oyuncular:
Yavuz TOPOYAN
Tuba ERDEM
Burak SARIMOLA
Barış HAYTA
Ayfer Dinçer
Alican YARKA
Kerim YAĞCI
Özgür ŞAHBAZ
Nazif USLU

Mask-Kara Tiyatrosu -Su Gösteri Sanatları Sahnesi
İskenderpaşa Mah. Vezirçeşmesi sk. No. 3 Aksaray-Fatih/İstanbul (Pertevniyal Lisesi arka sokağı )
0212-621 81 87
www.maskkara.com

Nazif USLU

29 Temmuz 2008 Salı

"Sakıncalı Piyade" sakıncalı bulundu!...

Cici demokrasimizin şirin çocuğu AKP, faşizan yüzünü gizleme gereksinimi duymuyor. Devrimci, ilerici sanata düşman kesilen AKP, bir yandan tatlısu aydınlarına Franfurt Kitap Fuarı havucunu uzatırken, diğer yandan da kepeneğinin altındaki sopayı kullanmayı ihmal etmiyor!...

Kurulduğu günden bu yana, sürekli olarak faşizmle "yüzleşen" Bulunmaz Tiyatro'ya yapılan baskıların haddi hesabı yok...

Şimdi de Su Gösteri Sanatları Sahnesi'nin daha önce Fakir Baykurt Sahnesi ve Nazım Hikmet Kültür Merkezi'nde oynanan Sakıncalı Piyade oyununu sakıncalı bulan AKP'li Aliağa Belediye Başkanlığı küstah yüzünü gösterdi!...

Bir kokarca olmanın ötesine geçebilecek hal ve gidiş göstermeyen AKP'li Aliağa Belediyesi sorumlularını şiddetle ve nefretle kınıyor, Sakıncalı Piyade'nin özgürce oynanmasını istiyoruz!...

Durumu öğrendiğimiz soL gazetesindeki haberi olduğu gibi yayımlıyoruz:


"Sakıncalı Piyade" oyununa AKP engeli!


Su Gösteri Sanatları Sahnesi tarafından sahnelenen "Sakıncalı Piyade" oyununun 30 Temmuz'da yapılacak gösterimi, AKP'li Aliağa Belediyesi tarafından engellendi.

soL (HABER MERKEZİ) "Sakıncalı Piyade" oyununu sahnelemek üzere, Su Gösteri Sanatları Sahnesi tarafından, AKP'li Aliağa Belediyesi'ne ait olan Açık Hava Tiyatrosu salonu için başvuru yapıldığında, sözlü olarak, 'uygundur' yanıtını veren belediye, oyuna üç gün kala gönderdiği faksla, 'salonun dolu olduğu' gerekçesiyle gösterimi engelledi.

Topluluğun, konuyla ilgili olarak, Su Gösteri Sanatları Sahnesi Genel Sanat Yönetmeni Orhan Aydın imzasıyla yayınladığı bildiride, şöyle denildi:

"Yaklaşık 15 gündür süreli bir biçimde çıkan gazete ilanlarını, ilçede yapılan tanıtım çalışmalarını hiçe sayan, Açık Hava Tiyatrosu'nun boş olmasına karşın dolu olduğunu söyleyen başkanlık, 'bu yasaklama değil, yasaklamak istesek, ilçemizdeki Uğur Mumcu Parkı'nın adını değiştirerek işe başlardık' gibi, artık alıştığımız bir takiyyeye sığınıyor.

"Bizler, 'Sakıncalı Piyade' oyununun tüm yaratıcıları olarak; AKP iktidarının kültür sanat alanlarına yaklaşımının, yaşam hakkı tanımamak üstüne kurulu olduğunu biliyoruz.

"Yurdumuzun dört bir yanında yapılan Festival-Şenlik adı altındaki etkinliklerde AKP'li yerel yönetimlerin, sanatçılara karşı küstah, yasakçı ve tahammülsüz davranışlarına bir yenisinin eklendiğini düşünüyoruz.

"Aslında, AKP'li Aliağa Belediye Başkanlığı bir halt etmiştir.

"Bu halt, merkezi hükümetin sanat alanlarına bakışının da net bir ifadesidir.

"Daha iki gün önce AKP'li belediyelere yönelik olarak, 'sanatçılara karşı hoşgörülü olunuz' diyen Kültür Bakanı'nın söylediklerinin de bir önemi olmadığı, açıklamanın göstermelik olduğu anlaşılmıştır.

"Gösterimi salon verilmeyerek engellenen oyun; 12 Mart hukukunun ne olduğunun, sıkıyönetim mahkemeleri sürecinin bu ülke halkına, aydınlarına ve yurtseverlerine neler yaşattığının bir belgesidir.

"Hem de, satırı satırına her bir sözcüğü mahkeme tutanaklarına geçen belgesidir.

"Bu yasaklama ile, AKP'nin, insanlığın yakın tarihine tanıklık edilmesine tahammül edemediği, bir kez daha anlaşılmaktadır.

"Susturulmaya çalışılan, bu ülkenin onuru olan yazarları, sanatçıları ve aydınlarıdır.

"Bizler, sanat ve sanatçı düşmanlığının tarihin karanlık sayfalarındaki o kara çöplükte yerini alacağına inanıyoruz.

"Boşunadır, gün gelecek bu devran bitecek. Yasakçı AKP gidecek, özgürlük ve eşitlik gelecek. Yaşasın Tiyatro!"

(Kaynak: soL)

6 Nisan 2009 Pazartesi

Su Gösteri Sanatları Sahnesi, Sakıncalı Piyade oyunuyla, Lenin'in devrim yaptığı yıl ABD'de kurulan Lions'un verdiği ödülü alarak rüştünü ispatladı(!)

Sakıncalı Piyade’ye ödülü bugün veriliyor


Su gösteri Sanatları sahnesi oyuncuları tarafından sahnelenen Sakıncalı Piyade oyunu, Lions Tiyatro ödülleri seçici kurulu tarafından, Asaf Çiğiltepe “Tiyatroda Toplumsal Yaklaşım Özel Ödülü”ne layık görüldü.

soL (HABER MERKEZİ) Lions Tiyatro Ödülleri’nden Asaf Çiğiltepe “Tiyatro’da Toplumsal Yaklaşım Özel Ödülü”, Su Gösteri Sanatları Sahnesi'nin oldu. Sakıncalı Piyade ekibi ödülünü bugün gerçekleştirilecek törenle alacak.

Yapılan duyuruda ödülün, Sakıncalı Piyade oyununu sahneleyen ekibe, “Direklerarası Seyircileri” tarafından yapılan değerlendirmeyle verildiği açıklandı. Ödül Töreni, 5 Nisan 2009 Pazar Günü (Bugün) 18:30 da Baltalimanı Portaxe salonlarındaki kokteylin ardından 20:00'de başlayacak. Diğer yandan Lions Tiyatro Ödülleri Koordinatörü Ömer Şahinbaş konuyla ilgili yaptığı duyuruda Su Gösteri Sanatları Sahnesi’ni kutlarken, ekibin başarılarının devam etmesini dilediğini ifade etti.

(Kaynak: soL)

***

OYUN'un notu: Ayrıca bakınız;
1-) Lions, tiyatronun her alanına el atıyor!
2-) "devrim istiyorsanız devrim yapalım / rüzgar nerden esiyor ona bakalım / darbe olsun derseniz darbe yapalım / rüzgar nerden esiyor ona bakalım"

7 Eylül 2009 Pazartesi

Su Gösteri Sanatları, Yeni Sezonda Sahneleyeceği Çocuk Oyunları için Oyuncular Arıyor!


Su Gösteri Sanatları, yeni sezonda sahneleyeceği çocuk oyunlarında görev almak isteyen bay-bayan oyuncular ile tanışmak istiyor.

Bu ekibin bir parçası olmak isteyen oyuncuları 14 Eylül 2009 pazartesi günü saat 17:00'de Su Gösteri Sanatları Sahnesi'ne (Aksaray) tanışmak üzere bekliyoruz.

Detaylı bilgi almak için aşağıdaki iletişim numaralarından bize ulaşabilirsiniz.

Tarih: 14 Eylül 2009 Pazartesi - Saat: 17:00
Yer: Su Gösteri Sanatları Sahnesi

İletişim: (212) 611 45 52/53

Gureba Hüseyin Ağa Mah.
Vezir Çeşme Sok. No:3 Aksaray
(Pertevniyal Lisesi Arka Sokağı)

(Kaynak: Tiyatro Dünyası)

9 Mayıs 2009 Cumartesi

Linç ÇAĞRICILARına DESTEK VEREN TOPLULUKLARdan OYUNCULAR BİRLİĞİ SAHNESİ genel sanat yönetmeni Orhan Aydın'ın yalan söylediği iddia ediliyor!

KURTLAR TİYATROYU YEDİ Mİ?


Uğur Mumcu’nun Sakıncalı Piyade oyununun Almanya turnesine ait olduğu öne sürülen bir afiş, karşılıklı açıklamalarla alevlenen hayli sert bir tartışma başlattı

Geçen yıl Mart ayında kurulan ve ilk oyun olarak Uğur Mumcu’nun Sakıncalı Piyade çalışması ile, 82 gösteride 45.000 seyirciyle buluşan, Su Gösteri Sanatları Sahnesi ilginç bir tartışmaya sahne oluyor. Genel Sanat Yönetmeni Orhan Aydın internet üzerinden bir duyuruyla, görevinden ayrıldığını söylüyordu. En ilginci ise açıklamaya eklenmiş Almanya turnesine ait afişti. Aydın şunları söylüyordu: “Sakıncalı Piyade oyunundaki hareket düzeni, ışık, efekt, dekor kostüm, aksesuar, film tasarımı, afiş Tasarımı, tiyatronun amblem tasarımı ile oyunun rejisi üstündeki tasarrufumu geri çekiyorum. Tiyatromuzun içine itildiği çürümenin en net örneği olduğuna inandığım ekteki belgeyi (sözde afiş) paylaşarak, ardımızdan gelen kuşakların bu ve benzeri namussuzluklara yenik düşmemeleri için, ortak bir akıl ve çaba içinde olmaları gerektiği gerçeğini, bir kez daha yinelemek istiyorum.” Aydın’ın gönderdiği afiş gerçekten düşündürücüydü. Oyunun bütün gösterimlerinde kullanılan bilinen afişin yerini oyunun üç oyuncusunun fotoğrafları almış, en önemlisi de oyuncu resimlerinin altına daha önce oynadıkları dizilerin de ismi eklenmişti. Oyuncularda Yalçın Güzelce’nin altında Kurtlar Vadisi, Şahin Terzi’ye Pusat ve Acı Hayat, diğer oyuncu Mehmet Ulay’a ise Arka Sıradakiler dizileri yazılmıştı. Anlaşılan Almanya turnesi oyuncuların dizilerdeki tanıdıklıkları üzerinden bir tanıtım kampanyası düzenlemişti. Fakat daha sonra Aydın’ın suçlanan Su Gösteri Sanatları Sahnesi’nden gelen açıklama Aydın’ın açıklamalarını şüphe içinde bırakıyordu.

ORHAN AYDIN YALAN SÖYLÜYOR

Sahne basına gönderdiği açıklamada Aydın’ın yalan söylediğini ekliyor. Su Gösteri Sanatları Sahnesi’nin Nazif Uslu, Nurhan Uslu ve Deniz Atam tarafından kurulduğunu söylüyordu. Orhan Aydın sadece sakıncalı piyade oyunun Genel Sanat Yönetmenliği’ni yapmıştı. Gönderilen açıklama ise şöyle: “Orhan Aydın açıklamasına “Sakıncalı Piyade oyunundaki hareket düzeni, ışık, efekt, dekor kostüm, aksesuar, film tasarımı, afiş Tasarımı, tiyatronun amblem tasarımı ile oyunun rejisi üstündeki tasarrufumu geri çekiyorum”şeklinde devam etmiştir. Oyunun künyesine bakıldığında Işık Tasarımı Yüksel Aymaz’a aittir ve doğal olarak bu tasarım hakları Yüksel Aymaz a aittir. Efekt tasarımı ise Ersin Aşar tarafından yapılmıştır. Doğal olarak bu konudaki tasarruf da Ersin Aşar’a aittir. Bir diğer husus da Reji konusudur. Oyunun Rejisi Mehmet Ulay’a aittir ve bu konudaki tasarruf da ona aittir. Orhan Aydın yazısına “Tiyatromuzun içine itildiği çürümenin en net örneği olduğuna inandığım ekteki belgeyi (sözde afiş) paylaşarak, ardımızdan gelen kuşakların bu ve benzeri namussuzluklara yenik düşmemeleri için, ortak bir akıl ve çaba içinde olmaları gerektiği gerçeğini, bir kez daha yinelemek istiyorum.” Orhan aydının yazısına ek olarak iliştirdiği resmin tiyatromuz ile hiçbir ilgisi yoktur. Ekte Almanya’da yürütülen çalışmada kullanılan afiş, broşür ve gazete ilanları bulunmaktadır. Bu belgeler Orhan Aydının yalanını ortaya koymaya yeterlidir.

Bu açıklamaya ek olarak Sahne’nin gönderdiği Almanya turnesinin afişleri, Sakınca Piyade’nin Türkiye’de kullanılan afişlerinin aynısıydı. Doğal olarak Aydın’ın gönderdiği komik “kurtlu”afiş ile çelişiyordu. Şimdi cevaplanması gereken soru, Aydın’ın oyun tanıtımında kullanıldığını öne sürdüğü afişi kimlerin yaptığı. Tartışmaların bitmediği tiyatro ve dizi dünyasına şimdi yeni bir tartışma giriyor.

(Kaynak: BİRGÜN)

15 Ekim 2008 Çarşamba

Fakir Baykurt'ta başlayan yürüyüşe devam!...

Fotoğrafı büyütmek için üzerine TIKLAYINIZ!


Fakir Baykurt Sahnesi'nde başladıkları yolculuğu kararlılıkla sürdüren Su Gösteri Sanatları Sahnesi, şimdi de Ankara Sanat Tiyatrosu salonunda oynuyor. Bize gelen bilgiyi, okurlarımıza sunuyoruz:


Su Gösteri Sanatları Sahnesi
Sakıncalı Piyade'yle
Ankara Sanat Tiyatrosu'nda!...



Geçtiğimiz tiyatro sezonunun sonuna doğru, 12 Mart'ın yıl dönümünde perdesini açan topluluk, Sakıncalı Piyade ile 6 ayda, İstanbul başta olmak üzere; Çorlu, İzmit, İzmir, Altınoluk, Denizli ve Burhaniye Ören'de on iki bin’in üzerinde seyirci ile buluştu.

Oyun, 2008-2009 Tiyatro sezonun ilk turnesini Mersin’den Sonra Ankara ya yapıyor. 17 Ekim Cuma, 18 Ekim Cumartesi saat 20.30’da ve 19 Ekim Pazar saat 19.00’da Ankara’da sahnelenecek olan Sakıncalı Piyade 15 yıl aradan sonra yeniden Ankara Sanat Tiyatrosu salonunda seyircisi ile buluşmuş olacak.

Orhan Aydın’ın genel sanat yönetmenliğinde, Su Gösteri Sanatları Sahnesi sezon boyunca İstanbul Aksaray’da Vezirçeşmesi Sokakta bulunan kendi salonunda gösterilerini sürdürmeye devam edecek.

Oyunun AST tarafından 1993 yılındaki sahnelenişinde, Sakıncalı rolündeki Mehmet Ulay, aynı rolü üstleniyor ve bu kez oyunun yönetmenliğini de yapıyor. Recep Yener, Oğuz Tunç, Orhan Aydın, Mustafa Kırantepe, Tamer Özceviz, Deniz Atam, Ramazan Atbaş, Şenol Şahin, Cansu Fırıncı, Beran Soysal ise oyunun diğer oyuncuları.

Müzik Timur Selçuk, Dekor ve Kostüm Tasarımı M. Ziya Ülkenciler, Hareket Düzeni Gizem Erden, Film Tasarımı Önder Ünsal ve Işık Tasarımı Yüksel Aymaz imzalı.

Sakıncalı Piyade, 68’in üzerinden tanklarla, tüfeklerle, ezan sesleri ve kurt ulumalarıyla geçilen bir dönemin, yani 12 Mart faşist karanlığının, tiyatro tarihimizde tek belgesel oyunudur.

Hemen her sözcüğü mahkeme tutanaklarına dayanan oyun, düne ilişkin göndermeleriyle de tartıştırıcı bir içeriğe sahiptir.

Türkiye yazın ve gazetecilik yaşamının en güçlü kalemlerinden biri olan Uğur Mumcu’nun usta işi oyunu; sıkıyönetim mahkemeleri, askerlik anıları ve cezaevleri sürecini birlikte anlatır.

Bu günlerde yaşanılan, ‘Anayasa, Hukuk, Yargı’ tartışmalarının alt metinleri olarak görülebilecek oyun, gerçeklerin üstündeki kara örtünün aralanmasına da ışık tutuyor.

Uğur Mumcu’nun katledilişinin 15. kara yılında; sağcı ile sağcı, solcu ile solcu olan tüm döneklere inat, Sakıncalı Piyade yoluna devam ediyor.

3 Nisan 2010 Cumartesi

ONAY'ın LİNÇÇİLERİN ONAYına ihtiyacı var!

..........................Yılmaz Onay Haftası


Su Gösteri Sanatları Sahnesi Mask-Kara Tiyatrosu, 2010'un Dünya Tiyatro Günü'nü ve bu günü kapsayan haftayı, usta tiyatro insanı YILMAZ ONAY'a armağan ediyor!

Türk Tiyatrosuna Yazar, Çevirmen, Dramaturg ve Yönetmen (Tiyatrosu'na / tiyatrosuna yazar, çevirmen, dramaturg ve yönetmen) vasıflarıyla yıllardır emek veren/vermeye devam eden usta sanatçı Yılmaz ONAY'ın üç önemli eserini repertuvarında bulunduran Su Gösteri Sanatları Sahnesi, bu yılki Dünya Tiyatro Günü'nünde (Günü'nde) bu eserlerin yanına usta sanatçının sinema perdesine aktarılmış diğer eserlerini de ekleyerek seyircisi ile buluşturuyor.

Su Gösteri Sanatları Mask-Kara tiyatrosu'nun (Tiyatrosu'nun) gerçekleştirdiği bu organizasyona, ÖZLEM KRİSTAL'in işçileri de kendi elleriyle hazırladıkları plaketi, yıllarca İşçi Tiyatrosu alanında çalışmalar yapılmış (yapmış) Yılmaz ONAY'a sunarak ve seyirci koltuklarında her zamanki yerlerini alarak destek veriyor.

EtkinlikProgramı:

FİLM GÖSTERİMLERİ

23 Mart Salı Saat: 19:00- YAZILAR FİLMATİK.

Y. Onay’ın aynı adlı romanından sinemaya uyarlayan ve yöneten: Altuğ Savaşal.

Oynayanlar: LİNÇÇİ Tamer Levent, Şebnem Taçal, Cevdet Arıcılar, Memet Ulay, Cezmi Baskın…

24 Mart Çarşamba Saat: 19.00- SANATÇININ ÖLÜMÜ.

Y. Onay’ın aynı adlı oyunundan sinemaya uyarlayan ve yöneten: Tülay Eratalay Oynayanlar: Lale Başar, Yunus Emre Bozdoğan, Oktay Dal.

TİYATRO OYUNLARI
25 Mart Perşembe Saat: 20.00- KARADUL EFSANESİ (GALA ve Ödül Takdimi)Yazan- Yöneten: Yılmaz ONAY
27 Mart Cumartesi Saat: 15.00 PROMETHEIA (Gülşah ÖZDEMİR- Şener SONUŞEN Projesi) Yazan: Yılmaz ONAY
Yöneten: Şener SONUŞEN

Yılmaz Onay'la Söyleşi. Yazarımız aynı zamanda kitaplarını İmzalayacak.

28 Mart Pazar Saat: 15.00- VELEV Kİ TARTÜF.
Yazan: MOLİERE (MOLIERE), Nazım (Nâzım) HİKMET (Tartüf 59). Dramaturji: Yılmaz ONAY (Tartüf 2000) Yöneten: LİNÇÇİ Orhan KURTULDU

Düzenleme Kurulu: Nazif Uslu , Nurhan Uslu, Gülşah Özdemir, Mehmet Bilen, Erdoğan Aktepe

SU GÖSTERİ SANATLARI SAHNESİ
İskender paşa (İskenderpaşa / İskender Paşa)
mah. (Mah.) Vezirçeşmesi Sk. No 3 /A Aksaray-Fatih/İSTANBUL
0212 621 45 53
www.maskkara.com

(Kaynak: tiyatrodergisi.com.tr)


***


Oyun'un notu: Yukarıdaki metni, LİNÇÇİ Mustafa Şükrü Demirkanlı'nın sahibi olduğu LİNÇÇİ tiyatrodergisi.com.tr sitesinden alarak olduğu gibi yayınladık. Ancak, metinde bulunan LİNÇÇİ adlara biz link verip, bu adları biz kırmızılaştırdık. Ayrıca, metindeki bariz yanlışları kırmızıyla belirtip, doğrularını yeşille biz yazdık!

Ayrıca bakınız:

Yalan makinesi ve küfürbaz Mustafa Demirkanlı'nın sözde küfre karşı kampanyasına alet olanların imzaladıkları metni ve alet olanları teşhir ediyoruz!

Linç imzacıları listesi

28 Eylül 2014 Pazar

Israrlarıma karşın benden para almadan çay verilmesine karşın OYÇED!

Bana bir şey karşılıksız verildiğinde, kendimi borçlu hissediyorum... Dün katıldığımız LİNÇÇİ Oyun Yazarları ve Çevirmenleri Derneği (OYÇED) Genel Kurulu, Fakir Baykurt (Su Gösteri Sanatları) Sahnesi'nde yapıldı...

Fakir Baykurt (Su Gösteri Sanatları) Sahnesi'nde bana en sıcak davranan kişi, oranın en emekçisi Ayhan Uslu idi! LİNÇÇİ OYÇED Genel Başkanı ve Fakir Baykurt (Su Gösteri Sanatları) Sahnesi Genel Sanat Yönetmeni Nazif Uslu'nun kardeşi Ayhan Uslu, hayatını maceralara yatırmış olduğu için normal aile babası olmayan elli yaşında olağanüstü ciddî bir emekçi!

Sosyalist Sanatçı Hilmi Bulunmaz

11 Haziran 2009 Perşembe

Mustafa Demirkanlı, Ertuğrul Timur, Ömer Kurhan, Yaşam Kaya, Can Törtop, Tamer Levent, Deniz Atam gibi linççilere imza vermeyen Su ve Mask-Kara sunar!

Türkiye dramatik yazarlığının Everest'i ve "Türk dilinde yazılmış en iyi oyun" olan Theope'nin yazarı Coşkun Büktel ile Bulunmaz Tiyatro yöneticisi sosyalist sanatçı Hilmi Bulunmaz'ın sanatsal ifade olanaklarını imha etmek için, "KINIYORUZ!" başlıklı aldatıcı bir linç kampanyası başlatan Mustafa Demirkanlı, Ahmet Ertuğrul Timur, Ömer F. Kurhan, Yaşam Kaya, İsmail Can Törtop gibi tiyatro sanatını kirleten karanlık kişilerle, bu linç kampanyasına seve seve, "uygun adım marş" destek sunan BGST Dansçıları, BGST Boğaziçi Gösteri Sanatları Topluluğu, Boğaziçi Üniversitesi Oyuncuları, BÜFK Boğaziçi Üniversitesi Folklor Kulübü, Destartiyatro, Dostlar Tiyatrosu, Oyun Atölyesi ve Türkiye Komünist Partisi destekli Nâzım Hikmet Kültür Merkezi Genel Sanat Yönetmeni Orhan Aydın'ın kurduğu Oyuncular Birliği Sahnesi'nin kuyruğuna takılmayan Su Gösteri Sanatları Sahnesi ve Mask-Kara Tiyatrosu, bu kalleşlerle aynı eyleme katılmamakla, Türkiye tiyatrosunun geleceğine yönelik umut beslememize neden olmuşlardır. Yalanı, küfrü, kalleşliği baş tacı eden alçaklarla birlikte hareket etmediği için, bu toplulukların etkinliklerini, Tiyatro Dünyası sitesinden aktarıyoruz. (HB)


Su Gösteri Sanatları ve Mask-Kara Tiyatrosu yeni sezon repertuarı


Su Gösteri Sanatları Yay. Org. Ltd. Şti / Mask-Kara Tiyatrosu 2009-2010 tiyatro sezonunda repertuarına katacağı oyunları açıkladı.

Ekim 2009 da perdelerini açacak olan Mask-Kara Tiyatrosu Tamer Levent, Şahin Çelik, Misak Toros, Belit Özükan, Nevin Efe gibi usta oyuncularında kadrosuna katmasıyla 30 kişilik oyuncu kadrosu ve alanlarında uzman tasarımcı sanatçılarla sezona hazırlanıyor.

Uzun bir aradan sonra özel bir tiyatroda oyun yönetme kararı alan Yılmaz Onay kendi yazdığı “KARADUL EFSANESİ” adlı oyunu Mask-Kara Tiyatrosu'nda sahneye koyuyor.

Mask-Kara Tiyatrosu Mehmet Baydur’un “YALANCININ RESMİ”, Sermet ÇAĞAN’ın “AYAK BACAK FABRİKASI”, Yılmaz Onay’ın “KARADUL EFSANESİ” adlı oyunlarının provalarına başladı

YALANCININ RESMİ

Yazan: Memet BAYDUR
Yöneten: Tamer LEVENT
Yön. Yard.: Nurhan USLU-Gülşah ÖZDEMİR
Işık Tasarımı: Yüksel AYMAZ-Alev TOPAL
Dekor: Deniz ATAM
Kondivit: Ersin AŞAR
Sahne Amiri: Uygur EROL
Genel Sanat Yönetmeni: Nazif USLU

Oyuncular: Tamer LEVENT – Belit ÖZÜKAN

AYAK BACAK FABRİKASI

Yazan: Sermet ÇAĞAN
Yöneten: Mehmet ULAY
Yön. Yard.: Deniz ATAM – Özlem MENLİGİL
Işık Tasarımı: Yüksel AYMAZ – Alev TOPAL
Müzik: Renan BİLEK
Kondivit: Ersin AŞAR

Oyuncular: Mehmet ULAY - Recep YENER- Misak TOROS – Renan BİLEK - Nevin EFE – Tamer ÖZCEVİZ – Deniz ATAM Özlem MENLİGİL – Okan ŞILDIR – Serpil COŞKUN –Yasemin TUNCA –Ramazan ATBAŞ - Öktem DOĞRU

KARADUL EFSANESİ

Yazan-Yöneten: Yılmaz ONAY
Yön. Yard.: Gülşah ÖZDEMİR
Işık Tasarımı: Yüksel AYMAZ – Alev TOPAL
Müzik: Aleksandr Sasha

Oynayan: Toygun ATEŞ

(Kaynak: Tiyatro Dünyası)

***

Oyun'un notu: Ayrıca bakınız; Yalan makinesi ve küfürbaz Mustafa Demirkanlı'nın sözde küfre karşı kampanyasına alet olanların imzaladıkları metni ve alet olanları teşhir ediyoruz!

8 Nisan 2008 Salı

Sakıncalı Piyade FAKİR BAYKURT Sahnesi'nde

Münir Özkul Sahnesi diye lanse edildiği andan itibaren adına karşı çıktığımız ve tarihsel nedenlerle adının Fakir Baykurt Sahnesi olmasını istediğimiz mekan, Ruhi Su'yu çağrıştıran bir adla; SU GÖSTERİ SANATLARI SAHNESİ olarak anılıp, Münir Özkul Sahnesi adında diretilmese de, biz Fakir Baykurt Sahnesi adında diretiyoruz. Ve anti-faşist bir oyun olan Sakıncalı Piyade'yi izlemenizi öneriyoruz...
.




Uğur Mumcu’nun katledilişinin 15.yılında, yeniden sahnelenen SAKINCALI PİYADE yoluna devam ediyor.
.
Aksaray’daki eski TÖS sahnesinin onartılıp yaşama kavuşturulmasının da ortak bir çabası olan oyun, yoğun ilgiyle izleniyor.
.
Genel Sanat yönetmenliğini, Orhan Aydın’ın yaptığı SU GÖSTERİ SANATLARI SAHNESİN deki oyunu Mehmet ULAY sahneye taşımış. Işık tasarımında Yüksel Aymaz, Dekor Kostüm tasarımında M. Ziya Ülkenciler, Hareket Düzeninde Gizem Erden ve müziklerde Timur Selçuk ustanın imzası var.
.
Oyuncu kadrosunda ise; Mehmet Ulay, Orhan Aydın, Recep Yener, Oğuz Tunç, Mustafa Kırantepe, Tamer Özceviz, Deniz Atam, Kayhan Koşar, Cenk Şengül var.
.
Oyunun sonunda yer alan ve geçmişten bu güne siyasal tüm cinayetlerin izini süren belgesel filmin yönetmeni ise; Önder Önsal.
.
Oyun; 11-12-18-19 ve 25 Nisan günleri Aksaray’daki salonunda 13 Nisan da Çorlu Tamer Levent Sahnesinde, 17 Nisanda ise İzmit Sabancı Kültür Sitesi salonunda seyircisi ile buluşmaya devam edecek. Su Gösteri Sanatları Sahnesi: 0212 621 45 52
.
(Kaynak: Gölge Tiyatro)

28 Eylül 2014 Pazar

OYÇED'in işgâl ettiği Fakir Baykurt Sahnesi yine desteklenmeyi bekliyor!

Oyun Yazarları ve Çevirmenleri Derneği Genel Kurulu nedeniyle gittiğim Fakir Baykurt (Su Gösteri Sanatları) Sahnesi'nde gayet garip temaslarda bulundum. Cuma Boynukara ve Mesut Alptekin ile birlikte gittiğim Fakir Baykurt (Su Gösteri Sanatları) Sahnesi'nde Ayhan Uslu, Avukat Burhan Gün, Nazif Uslu, Nurhan Uslu, Prof. Dr. Hasan Erkek'le görüştüm. Fakir Baykurt Sahnesi emekçileri, özellikle Ayhan Uslu yakın ilgi gösterdiler!... Her ne kadar, LİNÇÇİ OYÇED tarafından işgâl edilmiş gibi görünse bile Fakir Baykurt Sahnesi'nde önemli iş yapma gayretinde olan insanlar var!

Sosyalist Sanatçı Hilmi Bulunmaz

14 Kasım 2008 Cuma

28.000 YTL'lik çanakçı Mask-Kara'dan Tartüf

Münir Özkul adının yaygınlığından yararlanarak bir kampanya başlatan Mask-Kara Tiyatrosu, Münir Özkul Sahnesi adıyla bir salon açmak istedi. (Bakınız: "Yeni bir devlet tiyatrosu kuruluyor!...") Bizim yaptığımız Fakir Baykurt Sahnesi kampanyası (Bakınız: "TÖS salonunun adı Fakir Baykurt olmalı!") sonucu bu girişiminden vazgeçen Mask-Kara, şimdi Su Gösteri Sanatları Sahnesi adıyla açılan salonda Velev'ki Tartüf adlı oyunu, Kültür Bakanlığı çanağını yalayarak elde ettiği 28.000 YTL sayesinde sahneleyebiliyor. Tiyatro Dünyası'ndaki Mask-Kara haberini dikkatinize sunuyoruz:


Velev'ki Tartüf, 15 Kasımdan itibaren sahnede!


MOLİERE-NAZIM HİKMET
Velev’ki Tartüf
Dramaturji: Yılmaz ONAY
Rejisör: Orhan KURTULDU

1664 yılında Molier’ in yazdığı Tartüf adlı oyunu Nazım hikmet , 1959 yılında Tartüf 59 adıyla yeniden kaleme aldı.

Günün koşullarına uygun ustaca yazılan oyun , Tartüflerin değişen koşullara nasıl ayak uydurduğunu ve teknolojiyi nasıl kullandıklarını anlatan yazar, aynı zaman da bunun karşısında durması gereken sınıfsal gücün kimler olması gerektiğini de ifade eder.

Nazım Hikmet ‘in Tartüf 59 oyununun darmaturjisini Yılmaz Onay yaptı ve oyunu bugüne taşıdı.

Devlet Tiyatroları Sanatçısı Orhan Kurtuldu’nun rejisiyle oyun; “Velev’ki Tartüf” adını aldı.

Tiyatronun üç usta yazarının elinden gecen oyun; Tartüf’lerin tüm insanlık tarihi boyunca halkı nasıl etkileri altına aldıklarını ve insanların dinsel inançlarını kullanarak kendi iktidarlarını kurup pekiştirmek için neler yaptıklarını anlatır.

Velev’ki Tartüf adıyla oyunu sahneye taşıyan Mask-Kara Tiyatrosu aynı zamanda bu yıl kuruluşunun 15 yılını da kutluyor..

Oyunun; Sahne Tasarımı :Cengiz Çakıcı, Kostüm Tasarımı :Zeynep Aydemir, Müzik&Remixler:Renan Bilek, Işık Tasarım:Yüksel Aymaz imzasını taşıyor. Genel sanat yönetmen ise Nazif Uslu.

Velev’ki Tartüf adlı oyunda ; Renan Bilek,Toygun Ateş,Nazif Uslu,Özlem Toptaş Menligil, Uygur Erol, Tuna Öztunç ,Seda Kement, Zeynep Aydemir, Volkan Çolpan, Mehmet Bilen ve Recep Yener rol almaktadır.

Oyun; dinin bir baskı ve iktidar unsuru olarak kullanılmasından, yönetenlerin de nasıl yönetildiğini göstermesine kadar bir çok yönüyle güncelliğini koruyor.

17.Yüzyıldan 21.yüzyıla uzanan bir oyun.

Ne kadar dünya? Ne kadar Türkiye ? Siz karar verin.

Velev'ki Tartüf Oyun Programı
15 KASIM 2008 Cumartesi, SAAT:20.00’de - (İLK OYUN)
16 KASIM 2008 Pazar, SAAT:16.OO’da
22 KASIM 2008 Cumartesi, SAAT:20.00’de
23 KASIM 2008 Pazar, SAAT:15.OO’de
24 KASIM 2008 Pazartesi,SAAT:20.00’de- (BASIN GALASI)
28 KASIM 2008 Cumartesi, SAAT:20.00’de
29 KASIM 2008 Pazar, SAAT:15.OO’de
-Su Gösteri Sanatları Sahnesi-
Gureba Hüseyin Ağa Mahallesi Vezir Çeşmesi Sokak No:3 Aksaray/İSTANBUL
İLETİŞİM: 0212-621 45 53

(Kaynak: Tiyatro Dünyası)