"tiyatro düşünürü" sorgusu için yayınlar alaka düzeyine göre sıralanmış olarak gösteriliyor. Tarihe göre sırala Tüm yayınları göster
"tiyatro düşünürü" sorgusu için yayınlar alaka düzeyine göre sıralanmış olarak gösteriliyor. Tarihe göre sırala Tüm yayınları göster

13 Ocak 2014 Pazartesi

Anık'tan "hadsiz, lan, maymun, sikik, taşak" sözleriyle yaşayanlara ders!

Melih Anık ‏- "Güldür Güldür" sorununa Dokunuş: Üniversite, Ödül, "Tanrı Tık" (TT) http://melihanikdokunus.blogspot.com/2014/01/universite-odul-tanr-tktt.html 

Hilmi Bulunmaz - Bulunmaz Tiyatro'ya ve dâvâlarıma yoğunlaştığım için Anık'ın "tiyatro düşünürlüğü"nü tam anlamıyla izleyemiyorum. Bu nedenle kendimi "borçlu" hissediyorum. Ne var ki Melih Anık'a yapılan "sanal saldırı"da hava uçuşan küfürleri gördükçe kendimi kavganın orta minderinde buldum!... Anık'a edilen birkaç küfrü buraya aktarıyorum:

"AMCA YÜRÜ GİT KENDİNLE TAŞAK GEÇİRTME HADİ. GELİN BEN SİZE Bİ ÖDÜL VERİCEM GELİN AHAHAHAHAHA

geri basmazsan o sikik tiyatro oyununuzu ve sizi ortamların maymunu edecek kişiyim :'))


yürü git lan o zaman orta zekalı ihtiyar. Sen kim İşletme Kulübü kim!!! HADSİZ!!!"


Küfürbaz alçakların Melih Anık'a ettiği küfürleri görmek için tıklayınız:

Tiyatro düşünürü Melih Anık'a yapılan saldırı, tüm tiyatroya yapılmıştır!


"Kültür Bakanlığı Çanağı" yalayan biri olsaydım küfürleri görmezdim! 


Tiyatroyu sadece araç gibi algılayan biri olsaydım küfürleri görmezdim!

Ancak ben, hem "SOSYALİST" ve hem de "SANATÇI" olduğum için bu küfürleri görerek, bu küfürleri eden alçaklara gerekli yanıtı verdim... Küfre karşı küfür etmek yerine, küfre karşı yiğitçe karşı çıkmak gerekir. Ben, bunu yaptım. Size de tavsiye ederim. Gerçeğin yanında olmak hoş!

***

Ayrıca bakınız:


Yazar Melih Anık'ın yazarları ciddîye almayanları çok ciddîye alan notu!

Tiyatro düşünürü Anık, çıkarsız yazı yazanların berraklığını kanıtlıyor!

Melih Anık Türkiye'deki nesnel tiyatro eleştirisine ölçüt yazılar yazıyor...

LİNÇ KAMPANYASI düzenleyebilen bu ülkede tiyatro düşünürü de var!


Biz sanatı seviyoruz diye sanat da bizi sevmek zorunda değil yada Anık

Melih Anık, dezestetik, sentetik, palyatif, pasif oyunu afişinden anlıyor...

Melih Anık, üzerinde hiç düşünülmeyecek oyunları bile değerlendiriyor!


Yeşil sermaye faşizminin rüzgârıyla tiyatro dergisi çıkaranlar bile varken


Bir çiçeği ne denli dengeli sularsak iyi yada Melih Anık yazısı okuyunuz

Bulunmaz'ın, bu yazı nedeniyle açtıracağı dâvâ dilekçesi hazırlanıyor...

Tiyatro düşünürü Melih Anık'a yapılan saldırı, tüm tiyatroya yapılmıştır!

16 Ekim 2012 Salı

Hilmi Bulunmaz, yavaş yavaş yaşam öyküsünü yazmaya başladı!

Oyun'un notu: Aşağıdaki yazı, sadece küçük bir tadımlıktır!

***


Sosyalist Sanatçı Hüseyin Hilmi Bulunmaz

Sosyalist Sanatçı Hüseyin Hilmi Bulunmaz, 10 Temmuz 1955 tarihinde İstanbul'un Beykoz ilçesi Çubuklu semtinde doğdu. 
 

Sosyalist Sanatçı Hüseyin Hilmi Bulunmaz, sekiz yaşında kundura emekçiliğine ve iki yıl sonra kuyumculuk mesleğine başlayarak hayata atılmak zorunda kalınca, çok arzu etmesine karşın, ancak 3 Aralık 1972 tarihinde, on yedi yaşındayken Bayrampaşa'da tiyatro sanatıyla uğraşmaya başlayabildi.

Sosyalist Sanatçı Hilmi Bulunmaz, emekçi sınıfının bilimsel ideolojisi sosyalizmle yirmi yaşındayken tanışır tanışmaz, Karl Marks ve diğer Marksist yazarların kitaplarını okumaya başladı.

Sosyalist Sanatçı Hüseyin Hilmi Bulunmaz, 12 Eylül Faşizmi darbesinin hemen ardından önce gözaltına alınıp, daha sonra tutuklanarak, Hasdal Askeri Cezaevi'nde 57 gün işkence altında kalarak, okuduğu kitapların değerini bir kat daha anladı.

Sosyalist Sanatçı Hüseyin Hilmi Bulunmaz, 1984 - 1985 yıllarında Ferhan Şensoy yönetimindeki Ortaoyuncular'a ait Nöbetçi Tiyatro'da oyunculuk yaptı.

Sosyalist Sanatçı Hüseyin Hilmi Bulunmaz, 1985 - 1986 yıllarında Beklan Algan yönetimindeki BİLSAK Tiyatro Atölye'de öğrencilik - oyunculuk yaptı. 

Sosyalist Sanatçı Hüseyin Hilmi Bulunmaz, Hasan Çınar'la birlikte, 1985 yılında Yedi Bölge Oyuncuları'nın kurulmasına ve yönetilmesine katkıda bulundu.

Sosyalist Sanatçı Hüseyin Hilmi Bulunmaz, 1985 yılında Çağdaş Devinim Tiyatrosu'nu kurup, hem yöneticiliğini ve hem de yönetmenliğini yaptı.

Sosyalist Sanatçı Hüseyin Hilmi Bulunmaz, 1 Ekim 1988 tarihinde Basın Müzesi Tiyatro Bölümü'nü kurdu; Basın Müzesi Tiyatro Bölümü Genel Sanat Yönetmenliği'ni sürdürürken, onlarca oyun yönetti.

Sosyalist Sanatçı Hüseyin Hilmi Bulunmaz, Giorgio Strehler yönetimindeki Piccolo Teatro di Milano (The Piccolo Teatro della Citta di Milano / "Little Theatre of the City of Milan") adından esinlenerek, 1 Mayıs 1989 tarihinde Bulunmaz Tiyatro İstanbul'u kurdu. 

Sosyalist Sanatçı Hüseyin Hilmi Bulunmaz, kendisinin kurup, eğitmenliğini, yazarlığını, yönetmenliğini yaptığı Bulunmaz Tiyatro - İstanbul'da, onlarca oyun sahneye koydu.

Sosyalist Sanatçı Hüseyin Hilmi Bulunmaz, tiyatro sanatçılığının yanı sıra şairlik de yaptığı için, 1992 yılında "dalgaların sesi kulak deliyor", 1993 yılında "YALNIZ DEĞİLSİN" ve 1996 yılında da "TAŞ BEBEK AĞLAMAZ Kİ" kitaplarını yayınlayarak, şiir dünyasında sağlam bir yer edindi.

Sosyalist Sanatçı Hüseyin Hilmi Bulunmaz, 2009'da, Burhan Gün'ün avukatlığını yaptığı Tiyatro... Tiyatro... Dergisi Yayın Yönetmeni ve Sorumlu Yazı İşleri Müdürü Mustafa Şükrü Demirkanlı, www.tiyatrom.com sitesinin sahibi Ahmet Ertuğrul Timur, İnan Yılmaz ile Uğur Demirci Tosun'un avukatlığını yaptığı Mimesis Dergisi yazarlarından Ömer Faruk Kurhan, Burhan Gün'ün avukatlığını yaptığı Uludağ Üniversitesi'nde görev yapan Prof. Dr. Nurhan Tekerek, Burhan Gün'ün avukatlığını yaptığı Tiyatro... Tiyatro... Dergisi sahibi Gülhan Avşar Demirkanlı, www.tiyatronline.com Yayın Yönetmeni Yaşam Kaya ve bu sitenin yazarı Avukat Mehmet Bozkır, İbrahim Demirci ile Süleyman Anıl'ın avukatlığını yaptığı Oyun Atölyesi, İbrahim Demirci ile Süleyman Anıl'ın avukatlığını yaptığı Oyun Atölyesi'nin Yönetmeni Kemal Aydoğan, Tiyatro... Tiyatro... Dergisi Trabzon Temsilcisi Levent Çağlayan, Bartınlı tiyatro esnafı Zafer Gecegörür, İzmirli tiyatro esnafı Orçun Masatçı, İstanbullu tiyatro esnafı Orhan Aydın, Oyun Yazarları ve Çevirmenleri eski Başkanı ve Anadolu Üniversitesi'nde görev yapan Prof. Dr. Hasan Erkek, Prof. Hasan Anamur, Prof. Dr. Hülya Nutku, Prof. Dr. Özdemir Nutku, Prof. Dr. Yusuf Eradam adlı şahısların da içerisinde bulunduğu 1100 kişinin imzalarıyla tarihe emanet ettikleri korkunç bir LİNÇ KAMPANYASI ile sanatsal ifade olanakları ilelebet ilga ve imha edilmek istendi.

Sosyalist Sanatçı Hüseyin Hilmi Bulunmaz, sadece kendi kurduğu tiyatrolarla, yalnızca Türkiye tiyatrosuyla değil, bütün dünya tiyatrolarıyla da ilgilenmeyi bir görev olarak nitelemenin yanı sıra, Arjantin'in başkenti Buones Aires'ten Gürcüstan'ın Batum kentine, Brezilya'nın Sao Paola kentinden Sırbistan'ın Novi Sad kentindeki Macarca oyun oynayan tiyatrolara dek, dünyanın birçok kentindeki tiyatroların oyunlarını izleyip, bu tiyatroların yöneticileriyle konuşmayı seviyor.

Sosyalist Sanatçı Hüseyin Hilmi Bulunmaz, tiyatro düşünürü, tiyatro hukukçusu, tiyatro eylemcisi, tiyatro kuramcısı, tiyatro oyuncusu, tiyatro politikacısı,  tiyatro yönetmeni ve tiyatro yazarı olarak tiyatro sanatına katkıda bulundu ve bu katkısını hâlâ sürdürüyor. 

26 Şubat 2014 Çarşamba

Bulunmaz, Demirkanlı ve Avukat Reyhan Kayışlı'nın karşısına çıkacak...

T.C.
İSTANBUL 
27. SULH CEZA MAHKEMESİ YARGIÇLIĞI'NA


DOSYA NO: 2012/943 Esas


KONU: Sayın yargıcın kanaatini değişterek geliştirmek için değil de bir kitap hazırlığında bulunduğum ve bu kitabı gelecek kuşaklara aktarmak düşüncesinde olduğum için tarihe kalması sâikiyle yazılmış düşünceler.

AÇIKLAMALAR:

1 - SANIK Mustafa Şükrü Demirkanlı'nın kurarak yönettiği Tiyatro... Tiyatro... Dergisi, Şubat 1991 tarihinden bu yana, Türkiye tiyatrosuna onulmaz yaralar açarak, usûlsüz resmî tiyatro reklâmları alabildi. Hiçbir zaman 3000 tiraja ulaşma gibi bir planı bulunmaması karşın, 3000 tiraj yaptığını iddia ederek, Devlet Tiyatroları (DT) Genel Müdürü K. Lemi Bilgin ve DT Genel Müdür Vekili Mustafa Kurt'tan reklâmlar alabilen şahıs, dergisini hiçbir zaman için ayın birinde yayınlamamasına, günler, haftalar ve hattâ bâzen aylar sonra yayınlayabilmesine karşın, DT oyun programlarını gayet geç yayınlayarak, tiyatro izleyicisinin bilgi edinme hakkını gasp ederek usûlsüz para alan kişi kabûl edilebilir.  (BELGE: 1)

2 - SANIK Mustafa Şükrü Demirkanlı yönetimindeki yayın Tiyatro... Tiyatro... Dergisi, Devlet Tiyatroları Eski Genel Müdürü Sayın İ. Rahmi Dilligil'in hapse girmesine yayınlarıyla da yardımcı oldu. (BELGE: 2)

3 - SANIK Mustafa Şükrü Demirkanlı, Türkiye tiyatrosundaki doğru, güzel, iyi iş yapan tüm herkese karşı düşmanca duygularla saldırmayı iş edinmiş biri olduğu için, doğru, güzel, iyi iş yapan ve bunu yaparken de hiçbir kişisel menfaat gözetmeyen Melih Anık'a da saldırdı. (BELGE: 3)

4 - SANIK Mustafa Şükrü Demirkanlı, Türkiye tiyatrosunda hakaret etme alışkanlığı içinde olan ve küfreden olarak tanınan biri olduğu için, doğru, güzel, iyi iş yapan tiyatro sanatçılarına sürekli olarak saldıran bir kişiliğe sahip. "Türkiye dramatik yazarlığının Everest'i 'Theope' adlı oyununun yazarı" Coşkun Büktel'e küfretmeyi kesinlikle ihmâl etmedi. Bunun için tam altmış bir sayfalık önemli bilgi sunuyoruz. (BELGE: 4) 

5 - SANIK Mustafa Şükrü Demirkanlı, karalayıcı ve "ŞANTAJ" aracı yayını Tiyatro... Tiyatro... Dergisi'ni hep kullanarak, hem tiyatro eğitimi almış ve hem de tiyatro sanatına evrensel düzey ve düzlemde katkılarda bulunma niteliğine sahip değerde tiyatro düşünürü Feridun Çetinkaya ve diğerlerine de olağanüstü kötücül davranışlarda bulanarak, Türkiye tiyatrosunun gelişmesini bile bile, kasıtlı olarak engelledi. (BELGE: 5)

6 - SANIK Mustafa Şükrü Demirkanlı, yalnızca tiyatro emekçileri ve yöneticilerine değil, Kültür Bakanları'na bile dedikodu malzemeleriyle saldırabilecek kadar "husumet duygusu"yla donanmış bir şahıs olarak, Kültür Eski Bakanı Sayın İstemihan Talay ile ilgili olarak somut belgeye dayanmayan dedikodu üretip, şöyle söyledi: "İki üst düzey bürokrattan duyarak söylüyorum; Dilligil 'Elimde Bakan'a dair dosyalar var. Bana bir şey yapamaz.' diyormuş. Gördüğünüz gibi de yapamadı. Yekta Kara'yı görevden alan Bakan Dilligil'i alamadı." (BELGE: 6)

7 - SANIK Mustafa Şükrü Demirkanlı, tiyatro camiasındaki çıkarcılık anlayışını sürekli muhafaza ve müdafaa edebilecek denli yetenekli bir esnaf olduğu için, çıkarı öyle gerektirdiği için Tuncer Cücenoğlu ile birlikte hareket ederken, çıkarı değişince, arkadaşı olan Cücenoğlu'nu ahlâka sığmayan bir dille aşağılayıp, şöyle söyledi: "Bu yıl ITI Kültür ve Maliye Bakanlıklarını protesto ederek, yanına medyayı, tiyatroları da katarak Ulusal Bildiriyi yazdırmadı. 2 yıl önce Kültür ve Maliye Bakanları aynıydı. Ve aynı biçimde destek vermiyorlardı, 2 yıl önce medya aynıydı ve aynı şekilde sanata önem vermiyordu. 2 yıl önce tiyatrolar aynıydı, Erduran’ın deyimiyle, özgün eserlerle ilgilenmiyorlardı. Ama, 2 yıl önce D.T. Genel Müdürü İ. Rahmi Dilligil’di ve Refik Erduran’ın ve Tuncer Cücenoğlu’nun 5-6 oyunu aynı sezonda oynanıyordu. Bir bakıyorsunuz ki, tek değişen bu. İşte Türk tiyatrosunun içler acısı hali." (BELGE: 7)

8 - SANIK Mustafa Şükrü Demirkanlı, benim oyuncularımın hepsine birden sataşarak, oyuncularımın yanımdan hızla uzaklaşmasına neden oldu. Şahsın sataşmalarına karşı çıkmakla birlikte, entelektüel düzeyi yüksek bir polemik yazısı yazıp, şahsın kötü emelini bilimsel yöntemle anlatan oyuncum Kâzım Şimşek, şahsı aydınlatmaya çalışarak uyarıcı sözler söyledi: "Mustafa Demirkanlı yazısında, açıkladığım rapordaki bazı istatistiklere 'sitede geçirilen ortalama süre', 'yeni ziyaretler' gibi, dikkat çekti ve bu rakamların okunmaması için, benim özellikle resmi küçülttüğümü söyledi. Buna bayağı güldüm; çünkü isteseydim, o rakamları silerdim ve Mustafa Bey de hiçbir şey anlamazdı, ama bizler hiçbir şeyi silmiyoruz; hattâ aleyhimizde olsa bile. Bu kendimize güvenimizi gösteriyor." (BELGE: 8)

9 - SANIK Mustafa Şükrü Demirkanlı, sadece sanatçılara değil, tiyatro sanatını "bilim düzeyinde geliştirmeye olağanüstü özen gösteren" bilim adamlarına karşı da düşmanca duygularla saldırarak, husumet ruhuyla davranış geliştiren bir tiyatro karşıtıdır. Türkiye'nin en tanınmış tiyatro bilim adamlarından Yrd. Doç. Dr. Erbil Göktaş'a karşı olağanüstü ciddî saldırıda bulunan şahıs, her fırsatta bu bilim adamına karşı, âdeta bir "ENTELEKTÜEL LİNÇ" uygulamak istemiştir. Polemik ve tartışma düzeyini aşan kasıtlı hakaret sözcükleriyle Yrd. Doç. Dr. Erbil Göktaş'a saldıran şahsa karşı Göktaş yanıt vermek zorunda kaldı. Bir tadımlık sunuyoruz: "'Mustafa Demirkanlı’ya Belgeli Yanıtlar' başlığıyla www.yenitiyatrodergisi.com sitesinde yazdığım yazıda her şeyi net ve belgelerle açıklamama karşın; Demirkanlı www.tiyatrodergisi.com.tr sitesinde 'Tiyatro…Tiyatro Dergisi’nden Kamuoyuna Açıklama' başlıklı yazısında, sözlerimi çarpıtarak yansıtmış ve asıl kendisi bana 'iftira' atmıştır. Demirkanlı, Kültür eski Bakanı Sayın İstemihan Talay'la ilgili olarak yazdığı bir yazıda 'ceza aldığını' bizzat kendisi söylerken, her zaman yaptığı gibi yine yalanlara sığınıp 'böyle bir şey yok' deyip ceza aldığını inkâr etmiştir. Şu yazdığı yazıdakiler doğru değilse, Demirkanlı, kendi kendine 'iftira' atmış demektir; ya da kendisini 'kahraman' göstermek için zamanında 'bir yalan' söylemiş, şimdi onu, o zaman söylediği yalanını, bir başka yalanla örtmeye çalışmaktadır…" (BELGE: 9)

10 - SANIK Mustafa Şükrü Demirkanlı, sanatçılara, bilim adamlarına, şairlere saldırmayı bir alışkanlık hâline getirmekle birlikte, siyasîlere de benzer refleksle hakaret etmeyi âdeta doğal bir hak olarak görmektedir. Kocaeli Büyükşehir Belediye Başkanı Sayın İbrahim Karaosmanoğlu'na ağza alınmayacak denli düşük sözlerle hakaret eden şahıs, doğal olarak cezalandırılmıştır. Böyle bir alışkanlık tiyatroya aykırıdır... (BELGE: 10)

11 - SANIK Mustafa Şükrü Demirkanlı, sanatçılara, bilim adamlarına, şairlere ve siyasîlere saldırılarını düzenlemeyi alışkanlıkla sürdürürken, tiyatro sanatı adına doğru yada yanlış bir şeyler yapmaya yeltenen sivil toplum örgütlerine karşı da sekter davranışlar geliştirerek, demokratik ülke kavramını karartmaya yeltendi. Tiyatro sivil toplum örgütlerinden "SANATÇILAR GİRİŞİMİ" şahıstan sıkıldığını belli eden "bildiriler" yayınlamayı uygun gördü. Şahıs sanat karşıtı anlayıştadır. (BELGE: 11)

12 - SANIK Mustafa Şükrü Demirkanlı, Devlet Tiyatroları'ndan reklâm aldığı zamanlarda, Devlet Tiyatroları oyuncularını ve yöneticilerini yere göğe sığdıramazken, Devlet Tiyatroları'ndan reklâm (PARA) alamadığı zamanlarda, kurumun sanatçılarına karşı saldırganlaşmaktadır. Devlet Tiyatroları sanatçısı Canberk Uçucu'ya da ağır küfürler edip, hakaretler sıralayan şahsın tutumu tiyatro camiasında yadırganıyor... (BELGE: 12)

13 - SANIK Mustafa Şükrü Demirkanlı, Tiyatro... Tiyatro... Dergisi'nde yazmayan, yazmak istemeyen, dergisini hiç beğenmeyip, yazı vermeyen yazarlara, özellikle hanım yazarlara karşı son derecede ağır küfrederek, büyük hakaretlerde bulunuyor. Avi Maraşlıyan hanımefendi, bu şahsın sert küfürleriyle sarsıldı. Bu belge mutlaka tarihe kalmalı. (BELGE: 13)

SONUÇ VE İSTEM: Sıraladığım belgelerin tarihe aktarılarak, gelecek kuşaklara ulaşmasına yapacağınız "resmî tanıklık"a şimdiden teşekkür eder, gereğinin yapılmasını saygılarımla arz ve talep ederim. 27.02.2014


MÜŞTEKİ
HÜSEYİN HİLMİ BULUNMAZ

28 Aralık 2009 Pazartesi

Üsküdar'daki liselerde okuyan çocukların anne-babaları, müdürleri, öğretmenleri, psikologları, rehberleri, hademeleri, kantincileri aman dikkatli olun

ki LİNÇÇİ Arif Akkaya, LİNÇÇİ Can Ertuğrul, LİNÇÇİ Eraslan Sağlam çocuklarınızın beynini asla yıkamaya cesaret edemesinler!Tiyatroya gençlik aşısı


İstanbul Şehir Tiyatroları'nın Genç Tiyatro birimi, bu yıl 26.sını düzenleyeceği Genç Günler Festivali kapsamında liseli gençlere tiyatro kursları veriyor. Özel kurslar bu duruma ne der bilinmez; ama belediyenin tiyatro dersleri ücretsiz. Şimdilik Üsküdar'daki liselerle sınırlı olan kursların amacı ise gençlerin tiyatro ve oyunculuk sanatı yoluyla kendilerini ifade edebilme becerilerini geliştirmek.

İstanbul Büyükşehir Belediyesi Şehir Tiyatroları tarafından bu yıl 26.sı düzenlenecek olan Gençlik Günleri, son iki yıldır 'Genç Günler' adıyla sürdürülüyor. Her yıl 9-19 Mayıs arasında tiyatro ve şiir atölyeleri, söyleşiler, dinletiler, konserler, okuma tiyatroları gibi zengin bir içerikle gerçekleşen 'Genç Günler Festivali' kapsamında bu yıl ilk defa liseli gençlere ücretsiz tiyatro kursu da verilecek. Ocak ayında başlayacak kurs, mayıstaki festivale kadar devam edecek.

Uygulama ve kuram dersleriyle zenginleştirilmiş kurs programıyla, 14-19 yaş arasındaki gençlerin tiyatro ve oyunculuk sanatı yoluyla kendilerini ifade edebilme becerilerini geliştirmek amaçlanıyor. Dersler, Engin Alkan, Sevinç Erbulak, Bora Seçkin, LİNÇÇİ Eraslan Sağlam, LİNÇÇİ Can Ertuğrul, Erol Keskin'in de aralarında bulunduğu Şehir Tiyatroları oyuncu ve yönetmenleri tarafından verilecek. Dört ay sürecek kurs programında, oyunculuk uygulaması, diksiyon, ses eğitimi, beden ve hareket gibi temel derslerin yanı sıra dans, fonetik, tiyatro bilgisi, sanat ve kültür sohbetleri de yer alıyor. Kursların saatleri ise öğrencilerin okul saatlerine göre ayarlanmış. Kursa katılan öğrenciler, haftada dört gün, 12 saat, okul saatleri dışında ders alacak. Kursun sonunda ise öğrencilere bir belge verilecek. Kurs, şimdilik Üsküdar'daki liselerle sınırlı.

'Amacımız yarının oyuncularını yetiştirmek'

Genç Tiyatro, iki yılda 13 oyun ve 6 dans gösterisi sahneye koymuş. İlk yılında 9 bin, ikinci yılında ise yalnızca mayıs ayında 17 bin seyirciye ulaşan Genç Tiyatro'nun genel sanat yönetmenliğini LİNÇÇİ Arif Akkaya yürütüyor. LİNÇÇİ Akkaya, Genç Tiyatro'nun ocak ayından itibaren Üsküdar Kerem Yılmazer sahnesinde kalıcı olacağını ve dört ay boyunca da sahnede sadece kendi oyunlarının döneceğini söylüyor. 26. Genç Günler Festivali'nin bu yılki hedefleri arasında yurtdışından genç tiyatro oyunlarını getirmek, kendi oyunlarını da başka festivallere taşımak da var.

LİNÇÇİ Arif Akkaya, Darülbedayi'ye uzanan köklü geleneğe sahip Şehir Tiyatroları'nda böyle bir kursun çok önceden yapılması gerektiğini düşünüyor. LİNÇÇİ Akkaya, amaçlarının genç neslin, sosyal etkinliklere katılmasını ve tiyatro ile kendine ve çevresine farklı bakmasını sağlamak olduğunu söylüyor: "Asıl niyetimiz, genç seyircimizle diyalog kurmak, onu yarının seyircisi, düşünürü ya da yazarı kılmak, eğer potansiyeli varsa yarının oyuncularına bir pencere açmak."

Şehir Tiyatroları'nın Genç Tiyatro birimi, ocak ayından mayıs sonuna kadar Üsküdar Kerem Yılmazer Sahnesi'nde tiyatro oyunları, çağdaş dans gösterimleri, dinleti ve konserler, öykü ve oyun okumaları, paneller, yurtiçi ve yurtdışı oyun ve sokak tiyatroları gibi pek çok etkinlik gerçekleştirecek. Mekan 9-19 Mayıs'ta da 26. Genç Günler'e ev sahipliği yapacak. Tiyatro Kursu'na başvurular devam ediyor. (0216 492 90 89 / gencgunler@gmail.com) ZAMAN

YAVUZ ULUTÜRK - İstanbul

29 Aralık 2009, Salı

***

Oyun'un notu: Zaman gazetesinden alınan yukarıdaki haberi, olduğu gibi yayınladık. Sadece, başlığı biz atıp, LİNÇÇİ sözcüğünü biz ekleyerek, linççilerin adlarının üzerini biz kırmızılaştırdık!

Ayrıca bakınız: Yalan makinesi ve küfürbaz Mustafa Demirkanlı'nın sözde küfre karşı kampanyasına alet olanların imzaladıkları metni ve alet olanları teşhir ediyoruz!

Linç imzacıları listesi

28 Kasım 2008 Cuma

Kapitalist tapınakta sosyalistleri ağırlamak(!)

Toplumsal Araştırmalar Kültür ve Sanat İçin Vakıf'ın (TAKSAV), 12 Mart Faşizmi Kültür Bakanı Talat Sait Halman'a, hem de "Emek Ödülü" verdiği bir süreçte, 12 Eylül Faşizmi sonrası dikenli tohum gibi üzerimize yapışan kapitalist kültür tapınakları, sosyalist aydınları da, dünya görüşlerinden soyutlayıp masaya yatırarak, onlara istedikleri gibi kadavra muamelesi yapıyorlar.

Yeni Kapitalist Kültür Mabedi (YKKM), Aziz Çalışlar ve S. Günay Akarsu'yu "anarken", her ikisine de çok yakışan "sosyalizm" sözcüğünü sökerek piyasaya sürüyor. Yapı Kredi Kültür Merkezi'nde (YKKM) bugün yapılan kadavra çalışmasının prospektüsünü okuyunuz:


28 KASIM CUMA
EDEBİYAT SÖYLEŞİSİ

“Tiyatronun İki Düşünürü: S. Günay Akarsu, Aziz Çalışlar”

..........28 Kasım’da (Oyun'un notu: "Kasım" ile "da" arasına kesme işareti -'- konulmuş.) yitirdiğimiz Aziz Çalışlar’ın Türk tiyatrosuna yazar, yayıncı ve çevirmen olarak büyük katkıları oldu. Estetik ve tiyatro kuramı üstüne yazı ve çevirilerinin yanı sıra oyun yazarı olarak da eserler verdi; O'Neill, Pinter, Camus'den çeviriler yaptı, çeşitli yayınevlerinin tiyatro yayınlarını yönetti. "Tiyatro Kavramları Sözlüğü", 'Tiyatro Adamları Sözlüğü" (Oyun'un notu: Sözlüğün adı, tek tırnakla -'- başlayıp çift tırnakla -"- bitiyor. Buradaki bağlamda, çift tırnakla başlayıp çift tırnakla bitmeliydi. Sosyalist Aziz Çalışlar yaşasaydı, böyle bir aymazlığa karşı çıkardı!) gibi temel kitaplarla genç kuşakların yolunu aydınlattı.30 Kasımda (Oyun'un notu: "Kasım" ile "da" arasına kesme işareti -'- konmamış.) yitirdiğimiz S. Günay Akarsu, eleştirmen ve kuramcılığının yanı sıra tiyatro dünyamızın en inatçı aktivistlerinden biriydi. "Oyun" ve "Tiyatro 70" dergilerini çıkardı. Brecht'in Türkiye’de tanınması için uğraştı; İzmir ve İstanbul’da kurduğu "Merhaba Gösteri Topluluğu'" (Oyun'un notu: Topluluğun adı, çift tırnakla -"- başlayıp üç tırnakla -"'- bitiyor. Buradaki bağlamda, çift tırnakla başlayıp çift tırnakla bitmeliydi. Sosyalist S. Günay Akarsu yaşasaydı, böyle bir aymazlığa karşı çıkardı!) ile politik tiyatro alanında ürünler verdi. Topluluğu bugün de ayakta tutmaya çalışan dostları ve öğrencileri söyleşinin katılımcıları arasında yer alacak.

Konuşmacılar: Bilgesu Erenus, Yılmaz Öğüt, Seçkin Selvi
Yer: Yapı Kredi Sermet Çifter Salonu, 18.30

(Kaynak: Yapı Kredi Kültür Merkezi -YKKM- yada Yeni Kapitalist Kültür Mabedi -YKKM-)


Peki, yukarıdaki prospektüste "sosyalist, sosyalizm" sözcükleri var mı?

Yok!...

Olabilir miydi?

Olamazdı!...

İçinde sosyalist, sosyalizm sözcüklerinin bulunmadığı bir tanıtmalıkla, insanları Aziz Çalışlar ve S. Günay Akarsu "anmasına" çağırmak, yumurtasız omlet yapmaya benzer.

Biz, insanları 30 Kasım 2008 pazar günü, S. Günay Akarsu'yu "anmaya" değil, yeniden değerlendirmeye çağırıyoruz. Malumunuz, "anmak" için önce "unutmak" gerekir. Biz, S. Günay Akarsu ve onunla etle tırnak gibi ilişkili sosyalizmi unutmadığımız için "anmayacağız."

Akarsu / sosyalizm ilişkisini dinlemek isteyenleri Ankara'ya bekliyoruz:


Özgür Tiyatro

15. Yıl Etkinlikleri

Dün, bugün ve yarın için değişen toplumda tiyatro

Her gün bir önceki kötü günün – kötü bir kopyası olarak - yaşadığımız bu günlerde, bu coğrafyanın en dirençli, inançlı, namuslu aydınlardan birini S.Günay Akarsu’yu 30 Kasım 2008 Pazar günü saat 15.00'te Özgür Tiyatro’nun 15’inci sanat yılı etkinliklerinde anıyoruz.

26 yıl öncesinde S. Günay Akarsu bir soruya verdiği yanıtta şöyle diyordu:

.........."Zamanın etkinlik sanatı, egemenlerin istekleri doğrultusunda gelişen bir yapı ve uyum sergiler; ama buna direnen bir güç de derinden derine işler. Sorunun yanıtı içinde gizlidir. Aradan geçen zamanda ayırım, çözülme ve karmaşa da, yarına yönelişin nüvelerini dünden bugüne taşımaktadır. Emekçiler, işçiler yani seyircimizin ana değişimi kendinden yana olanı seçme ve kurma serbestîsidir."

Bugünden bakıldığında bu görüşü O’nun yaşam biçiminde, insan ilişkilerinde ve inatla savunduğu içselleşmiş bilincinde bulmak mümkün.

Yaşamın her alanında ve anında inandığı değerler toplamının sözcüsü, uygulayıcısı ve savunucusu oldu. Oyun yazarı, yönetmen, tiyatro eleştirmeni, eğitmen, yayımcı ve dergi yöneticisi olarak yaşadığı kısacık ömrüne tarihsel gerçekliği, güncel gerçeklikle örtüştürüp aydın olmanın onuru ve sorumluluğunun nasıl olabileceğinin yolunu, yöntemini gösterdi.

PANEL
Ahmet Telli
Orhan Kazbek
Özgür Başkaya
Dündar İncesu
Hilmi Bulunmaz

Dia gösterisi
Sinevizyon

Yer: Özgür Üniversite
Menekşe 2 Sokak 16/8 Kızılay - Ankara
Tarih: 30 KASIM 2008
Saat: 15.00Tel: 0312 418 32 41
GSM: 0505 586 32 49 (Özgür Başkaya)
www.ozgurtiyatro.org

***

Oyun'un notu: bakınız;
“Ankara Tiyatro Festivali Emek Ödülü 12 Martçı’ya”
“12 Mart 1971 v.s…”
“Nihat Erim’in Kültür Bakanı’na ödül verenler”
“12 Martçı’ya ödül verenler tam yol ileri”
"'12 Martçı'ya ödül'e karşı ses: Orhan Aydın"
"'12 Martçı'ya ödül'e karşı ses: Coşkun Büktel"
"'12 Martçı'ya ödül'e karşı ses: Özgür Tiyatro"
"Faşist Kültür Bakanı'na ödül veren festival"
"soL'dan 'evlere şenlik' haber"
"Özgür Başkaya, 'TAKSAV skandalı'nı tartışıyor"
"Talat Sait Halman'a ödül veren festivalden / 1"
"Talat Sait Halman'a ödül veren festivalden / 2"
"Talat Sait Halman'a ödül veren festivalden / 3"
"Talat Sait Halman'a ödül veren festivalden / 4"
"Talat Sait Halman'a ödül veren festivalden / 5"
"Talat Sait Halman'a ödül veren festivalden / 6"
"Talat Sait Halman'a ödül veren festivalden / 7"
"Talat Sait Halman'a ödül veren festivalden / 8"
"Talat Sait Halman'a ödül veren festivalden / 9"
"Talat Sait Halman'a ödül veren festivalden / 10"
"Talat Sait Halman'a ödül veren festivalden / 11"
"Talat Sait Halman'a ödül veren festivalden / 12"
"Talat Sait Halman'a ödül veren festivalden / 13"
"Talat Sait Halman'a ödül veren festivalden / 14"
"Talat Sait Halman'a ödül veren festivalden / 15"
"12 Martçı'ya ödül veren festivali Yenikapı açtı"
"Deniz Gezmiş fotoğrafının altındaki 12 Mart'çı"
"Büktel, 12 Mart artığının şiirsizliğini kanıtladı"
"atılım'dan Bulunmaz'sız Talat Halman haberi"
"12 Mart'çıya 'Emek Ödülü' AKP'li Günay'dan"
"ATB, faşizme (TAKSAV 'Emek Ödülü'ne) karşı"
"soL, 'Talat S. Halman skandalı'nda doğru yolda"
"TAKSAV, 12 Mart'çıya ödül verirken yalnız değil"
"12 Mart Faşizmi'nin gölgesine sığınan festival"
"Amatör Tiyatrolar Birliği, Tiyatro Net'te"
"Tiyatro ödülleri enflasyonu"
"Müzisyenlerden 12 Mart'çıya destek"
"12 Mart Faşizmi Kültür Bakanı Talat S. Halman"
"Tiyatro dünyası bizden izleniyor"
"Fakir Baykurt Sahnesi'nden Burdur'a yürüyüş"
"'TAKSAV skandalı' döneminde İmge'den oyun"
"Günay Akarsu, 'Emek Ödülü'ne karşı çıkardı"
"BEKSAV, ezilenleri savunmayı sürdürüyor"
"TAKSAV, 'Emek Ödülü'ne tepkileri gizliyor"
"Bulunmaz'sız 'Talat Sait Halman skandalı'"
"Ankara'ya 12 Mart Faşizmi gölgesi vururken"
"'Talat Sait Halman skandalı' nedeniyle / 1"
"'Talat Sait Halman skandalı' nedeniyle / 2"
"Atak'ın uğradığı haksızlık coskunbuktel.com'da"
"Aydın, devlet yardımı=sus payı'na da değiniyor"
"Anti-faşist yazarın oyunu, faşizmin gölgesinde"
"Kadına şiddet uygulamak da sınıfsal zulümdür"
"Yakışır!"
"12 Mart Kültür Bakanı'nın gölgesindeki festival"
"Aydın, tiyatro kitapları tanıtmayı sürdürüyor"
"Bir garip eleştiri seçkisi!"
"Ankara'da sadece 12 Mart'çıya ödül verilmiyor"
"Kapitalist tapınakta sosyalistleri ağırlamak(!)"

21 Temmuz 2008 Pazartesi

Sanat nedir, ne işe yarar? Sanattan anlamak için, düşünürler gerekir mi?

Hilmi Bulunmaz
22 Temmuz 2008

Ben, hemen hemen tüm yazılarımı doğaçlama yazarım. Benim yazılarım, bilimsel olmaktan çok, sanatsaldır. Bilimi bir beslenme gereci olarak görmeme karşın, bilimsel yazılar yazabilme yeteneğine sahip olan biri değilim…

İyi bir konuşmacı olmama karşın, Sanat Cephesi dışında pek bir kurum, kuruluş beni çağırmıyor. Sanat Cephesi iki kez konuşma yapmam için dâvet etti. Birincisi Hadi Çaman Tiyatrosu'nda ve diğeri Mezopotamya Kültür Merkezi'ndeydi. (Bakınız: Kültür-Sanat Konferansı) Her ikisinde de uzmanlığım gereği, tiyatro odak noktasında olmak üzere, sanatsal düzlemde konuştum. Bugün yine çağrılsam, yine sanatsal konuşma yaparım. Bilimsel gereçlerden yararlanmama karşın, sanatsal düzlemde konuşmayı yeğliyor, sanatsal bağlamda irdeleme yapıyor, sanatsal savaşımı seviyorum. Bu benim ayrıcalığım değil; yeteneğim…

Gelelim başlıktaki sözcüklerin birleşerek oluşturduğu düşünsel açımlamaya… Başlığa yazdığım "Sanat nedir? Ne işe yarar?..." sözlerinin içerdiği düşünceyi sizlere rahatça açıklayabileceğimi sanmıyorum. Çok zor açıklayabileceğim yada hiç açıklayamayacağım!... Böyle olmasına karşın, neden o başlığı attım?... Tek bir nedeni var; açıklama isteği duymak. Peki, açıklayamama korkum nereden kaynaklanıyor?... Şimdiye dek, çok basit görünmesine karşın, fakat sert kaya olan "sanat" sözcüğünü rahatça açıklayabilen düşünüre pek rastlamadım. "Sanat" sözcüğüne ve bu sözcüğün girdiği bağlamlardaki tümcelere rahatça yaklaşabilen ender insanlardan biri; Tolstoy…

Rus sanat adamı (aslında düşünürü de) Tolstoy, sâdece Lenin'e değil; yaşama değgin sorunsalı olan herkese yol gösteren bir fâni…

Türkiye İş Bankası Yayınları tarafından yayımlanan; Tolstoy'un "Sanat Nedir?" kitabını, dilimize Mazlum Beyhan çevirdi. Son derecede hoş bir çeviri. Bu kitabı, defâlarca okudum. Yine okuyacağım. Sadece Rus toplumunun sanatsal sorunlarıyla ilgiliymiş gibi algılanmaya elverişli bir kitap olmasına karşın, biraz gayret edildiğinde, hiç de belli bir coğrafyayla sınırlı olmayan bir düşünce ürünü olduğu ortaya çıkıyor kitabın. "Yüz yıl önce Rusya'da sanatın toplumsal durumu" gibi okunabildiği gibi, örnekse "Yirmi birinci Yüzyıl'da Türkiye" olarak da okunabilen bir kitap. Her ne denli finans kapitalin yayımladığı bir kitap olsa da, bu kitabı mutlaka okumanızı öneririm…

Kitabın arka kapağına düşülen notu aktaralım:

"Lev Nikolayeviç Tolstoy (1829 - 1910): Anna Karenina, Savaş ve Barış, Diriliş gibi romanların büyük yazarı, ömrünün son otuz yılında kendini tümüyle kuramsal çalışmalara vermiş, insan, aile, din, devlet, toplum, özgürlük, sanat, estetik gibi konular üzerinde yazmaya yönelmiştir."

Şu ânda bile, dünyanın önde gelen yazarlarından bir olan Tolstoy, dünyanın en güzel romanlarını yazabilecek donanıma sahip olmasına karşın, birden bire roman yazmayı bırakıp, roman da içinde olmak üzere, tüm sanatsal dünyayı ameliyat masasına yatıran bir çabaya giriyor. Kendi yapıtlarının birçoğu da içinde olmakla birlikte, sanat yapıtlarının, salt egemen ve kanıksanmış düşünceye payanda olduğunu algılayarak, sanatsal çalışmaların bir avuç kıçı kırık egemene değil; tüm insanlığa hizmet etmesi gerektiğini dile getiren kuramsal çalışmalara "tutsak" oluyor. Bu çabasının en önemli yapıtı da "Sanat Nedir?"

Doğal ki, benim burada amacım; Türkiye İş Bankası reklâmı yapmak değil: "Sanat Nedir?" sorusunu sorabilen ve bu soruyu yanıtlayabilmek için onlarca yılını "tutsak" etmiş bir düşünürü anlayabilme çabası…

Yine kitabın arka kapağından bir paragraf aktaralım:

"Sanat Üzerine, Tolstoy'un kuramsal yapıtları arasında dikkati çekici bir yere sahiptir. İlk kez 1897'de yayımlandı. Rusya'da hep sansüre uğradı. Sansürsüz ilk baskısı 1898 yılında Londra'da, İngilizce olarak yapıldı; Tolstoy da bu baskıya bir önsöz yazdı. On beş yıllık yoğun bir çalışmanın ürünü olan Sanat Üzerine yazarın üzerinde en fazla uğraştığı yapıtıdır."

Yukarıdaki paragrafta bulunan "Sanat Üzerine" sözcüklerini; "Sanat Nedir?" diye okuyabilirsiniz…

Kendi toplumunu gerçekçi bir dille anlatan yazarların başında gelen Tolstoy da sansür edilir. Benim de onlarca yıl tiyatrom yasaklandığı; sansür edildiği, engellendiği için, Tolstoy'u çok iyi anlayabiliyorum…

"Mükemmeliyetçilik" konusuna fazla takan egemen sanatçıları acımasız bir dille yargılayan Tolstoy, ayrıcalıklı kişilerin değil; tüm toplumun sanat yapmasını arzu ediyor. Buna çaba harcıyor. Bunun için ömrümü vakfediyor…

Bakınız, mükemmel sanattan yana olan ayrıcalıklı insanları eleştirdiği yazısının bir bölümünde Tolstoy diyor ki:

"Bizim şu imtiyazlı sanatımızın savunucularının öne sürdükleri şeyler kısaca bunlar; ama bana kalırsa bu söylediklerine kendileri de inanmıyorlar, çünkü bizim o ince sanatımızın varlığını halk yığınlarının içinde bulunduğu kölelik koşullarına borçlu olduğunu ve bu kölelik sürdükçe var olabileceğini bilmiyor olamazlar; keza yazar-müzisyen, dansçı-oyuncu gibi sanat erbabının da sanatlarında o kusursuz incelik düzeyine ulaşmaları ve birbirlerinden incelikli sanat yapıtları ortaya koyabilmeleri ancak işçilerin soluk almamacasına çalışmaları sayesindedir; yine bu incelikli sanat yapıtlarını değerlendirebilecek ince zevkli topluluğun da ancak işçilerin dur durak bilmeyen çalışmaları sayesinde var olabileceğini unutmamak gerek. Sermayenin boyunduruk altında tuttuğu köleler özgürleşmeyegörsünler, ne böylesi ince sanatlar kalır ortada, ne ince sanatlardan anlayan ince topluluklar." (Sayfa: 74)

"Sanat Nedir?" kitabını yüzeysel bir bakış açısıyla okuduğumuzda, Tolstoy'un “dinci” bir bağlamda düşündüğü ve davrandığı sanılabilir. Dinsel temayı önemsese de, son çözümlemede emekçilerden yana tavır alıyor Tolstoy…

Geleceğin sanatıyla, günümüz sanatının arasındaki düşünce farklılıklarını dile getiren Tolstoy, bizce çok önemli sözler söylüyor:

"Geleceğin sanatının, günümüzün sanatından bir farkı bu olacaktır. Bir başka farksa, geleceğin sanatının ürettikleri işlere karşılık para alan ve sanattan başka bir şeyle uğraşmayan profesyonel sanatçılar tarafından üretilmeyecek olmasıdır. Geleceğin sanatının üretiminde bütün halk yer alacaktır; ve bu insanlar ne zaman gereksinim duyarlarsa, o zaman katılacaklardır sanat etkinliklerine." (Sayfa: 214)

Bizce, sosyalist (yada komünist) sanatla, kapitalist sanat anlayışlarını tanımlayan Tolstoy, dinsel temalardan soyutlandığında, son derecede benimsenmesi gereken bir düşünür olarak "keşfedilmeyi" bekliyor…

Tiyatrocuların "taptığı", "peygâmber" olarak algıladığı Shakespeare'i de eleştirebilme cesâreti ve donanımına sahip olan Tolstoy, bakınız kitabında önemli bir yer tutan bu "peygâmber" için ne diyor:

"Shakespeare'in oyun kişileri yalnızca zamana ve mekana uymayan, hemen hep imkânsız trajik durumları yaşayan insanlar olmakla kalmazlar, aynı zamanda kendi kişiliklerine, karakterlerine özgü olmayan, tümüyle keyfî davranışlar sergilerler. Shakespeare'in oyunlarında karakterlerin çok güzel çizildiği söylenegelmiştir; Shakespeare karakterleri, denilmiştir, hem son derece açık, nettirler, hem de yaşayan insanlar gibi çok yönlüdürler; bunun da ötesinde, bir yandan belli bir insanın özelliklerini yansıtırken, bir yandan da 'genel olarak' bütün özellikleriyle insanı yansıtırlar. Çok duyulan sözlerden biri de Shakespeare karakterlerinin mükemmelliğin doruğu olduğudur. Herkesin hep büyük bir özgüvenle, söz götürmez, îtiraz kabûl etmez bir gerçeklikmiş gibi yineleyip durduğu bir sözdür bu. Bu sözü kendi adıma da doğrulamak için nice çaba harcadımsa da Shakespeare oyunları bana hep bunun tersini kanıtladı." (Sayfa: 332)

Her şeyi olduğu gibi, sanatı da Batı'dan ithal eden burjuvazimiz, doğal ki Shakespeare'i bir "peygâmber" olarak görecekti. Öyle de yaptı…

Özetle, Tolstoy'un evreninde somut olan bir durum var: Emekçilerden yana olmak. Emekçilerin de sanat yapma haklarını savunmak. Emekçilerin, iktidarı hak ettiğini duyumsatmak:

"(...) Eğitime, bütün halkı eğitimden geçirebilmek için gerekli kaynağın ancak yüzde birini ayırabilen Rusya'da hükümet sanatı desteklemek adına akademilere, konservatuvarlara, tiyatrolara milyonlar akıtmaktadır. Fransa sanata sekiz milyon ayırırken, Almanya ve İngiltere'nin de bu miktarda bir katkı sağladıkları görülüyor. Her büyük kentte müze, akademi, konservatuvar, tiyatro okulu, konser salonu, gösteri merkezi adı altında son derece büyük, göz alıcı binâlar yapılıyor. Yüz binlerce işçi, zanaatçı: doğramacı, duvarcı, boyacı, marangoz, kaplamacı, kuyumcu, dökümcü, dizgici, terzi, berber... sanatın isterlerini yerine getirmek için ağır çalışma koşulları altında ömürlerini tüketiyor. İnsanoğlunun, bunca güç, kaynak tüketen -sanat dışında- tek bir etkinlik alanı vardır ve o da savaştır. (...)" (Sayfa: 4)

Emekçilerin sanatsal haz duygusundan yoksun kalması için savaşım veren burjuvazi, ayrıcalıklı kişilere tanıdığı sanat yapma hakkına verdiği destekle, aynı zamanda emekçilere savaş açmış oluyor…

Bugün Türkiye'de tiyatrolar; Kültür Bakanlığı Çanağı yalamadan, Efes Pilsen Tezgâhtarlığı yapmadan oyun sahneleyemiyor. Çünkü, tümü kapitalizmin tutsağı, kölesi, piyâdesi… Oysa emekçilerin iktidarında herkes sanat yapabilecek donanıma sahip olacak…

***

Yukarıdaki yazıyı 21 Temmuz 2008 tarihinde yazdım. Bugün (30 Temmuz 2008), bir ek yazı yazma gereksinimi duydum...

Burjuvazinin egemenliğini sürdürmesi için gereksinme duyduğu sadaka kurumuna da değinmem gerekiyor. Sanata gereksinen burjuvazi, bu alanı da, tıpkı dini kullandığı gibi, bir afyon olarak kullanıyor. Kitleleri uyutan din etmenine ulansa da, ulanmasa da sanatın gevşetici, uyuşturucu, insanı insanlıktan çıkarıcı boyutuna önem veren egemenler, devrimci sanatçılara sopa gösterirken, karşı devrimci sanatçılara da havuç sunmayı sürdürüyorlar...

Örnekse T.C. Turizm ve Kültür Bakanlığı Çanağını yalamadan tiyatro yapabilen, hemen hemen hiçbir profesyonel tiyatro yok!... Kültür Bakanlığı Çanağı'nda sunulan sadaka için tiyatro grupları bile kurulabiliyor...

Efes Pilsen biralarının gönüllü tezgâhtarlığını yapmayan tiyatroların yaşama şansı yok. Aşağı yukarı tüm profesyonel tiyatrolar, Efes Pilsen Kıyağıyla kendilerini var edebiliyorlar. Özellikle bir zamanlar devrimci duyguları kullanan Dostlar Tiyatrosu ve Ankara Sanat Tiyatrosu, bir yandan Kültür Bakanlığı çanağı yalarken, diğer yandan da Efes Pilsen Tezgâhtarlığı yapıyorlar. Hem de hiç kimse kendilerine silâh çekmemişken!...

Yirmi yıldır ayakta duran ve sürekli olarak örselenen Bulunmaz Tiyatro ise, Marksist dünya görüşünden ödün vermediği için, devletin saldırılarıyla karşı karşıya kalıyor. Oysa, Bulunmaz Tiyatro da, Kültür Bakanlığı Çanağı yalayıp Efes Pilsen Tezgâhtarlığı yapmayı göze alsa, egemenlerin hışmını üzerine çekmeyecek...

Bir de ödül kurumu var... O da tıpkı çanak yalamak ve tezgâhtarlık yapmak gibi, düzene eklemlenmeyi getiriyor. Özellikle tiyatro alanındaki ödüllerin tümü, kapitalizmi yeniden inşa etmek için kullanılıyor. Sanatçıların, halktan kopması ve sırça köşklerinde yaşamaları için oluşturulan ödül kurumu, biri yada birilerinin, öteki yada diğerlerinden üstün(!) olduğunu kanıtlama aracı olarak varlığını sürdürüyor...

Genco Erkal'dan tutun, yeni yetme kapitalizm tezgâhtarı tiyatro oyuncusuna dek, herkesin ödül kurumunun kucağına oturmak için savaşım verdiği tiyatro piyasasında, açıkça ve net biçimde, tüm ödüllere karşı çıkabilen bir tek profesyonel tiyatro var: Bulunmaz Tiyatro...

Siz, bir tiyatro oyuncusu yada yöneticisi olarak; Kültür Bakanlığı Çanağı yalayıp Efes Pilsen Tezgâhtarlığı yapar ve ödül alma peşinde koşarsanız, kendinizi televizyonlara daha iyi pazarlayabilirsiniz. İnsanları uyanıkken bile düş görmesini sağlayan, onları yaşam boyu sıkılacak limon olarak görüp posasını çıkaran televizyonların imge cambazı olan dizi oyuncuları, insanların ilelebet sömürülmesi için tüm benliklerini ortaya koyuyorlar. Okuyucular kusura bakmasın ama ben yine kendi tiyatromuzu gündeme getirmek zorundayım: Sâdece, Bulunmaz Tiyatro, oyuncularını televizyona pazarlamıyor. Bulunmaz Tiyatro dışında, tüm profesyonel tiyatrolar, oyuncularını televizyona pazarlamak için âdeta yarış hâlindeler!...

Başta Özdemir Nutku olmak üzere, burjuvazinin tiyatro egemenlerine karşı çıkmadan, Marksist tiyatroya kan taşımak olası değil. Başta Kültür Bakanlığı Çanağı'nı kırmak üzere, tüm sunulan havuçlara hayır demeden, halktan yana tiyatro yapmak olası değil. Tüm ödülleri kırıp tarihin çöplüğüne atmadan devrimci tiyatronun kilometre taşlarını inşa etmek olası değil...

26 Aralık 2008 Cuma

Toplumsal Araştırmalar Kültür ve Sanat İçin Vakıf'ın, 12 Mart Faşizmi Kültür Bakanı Talat Sait Halman'a "Emek Ödülü" vermesine karşı çıkan tiyatro

Özgür Tiyatro 15. Yıl Etkinlikleri sürüyor


Şair ile Postacı


Özgür Tiyatro, 15. yılını, düzenlediği dizi etkinliklerle kutlamaya devam ediyor.

7 Kasım 2008 günü, Kültür Mantarı Kafe’de “Piyasa, Sanat ve Sanatçı” konulu bir konferans düzenleyen Özgür Tiyatro, 19 Kasım 2008 günü, yine Kültür Mantarı Kafe’de Enver Gökçe anması ve 30 Kasım 2008 günüyse, tiyatro düşünürü, eleştirmen Günay Akarsu anmasını Özgür Üniversite’de gerçekleştirdi.

4. Amatör Tiyatrolar Birliği Aydın Festivaline Aşkın Vatanı Yoktur adlı oyunumuzla katılan tiyatromuz, etkinliklerini tüm hızıyla sürdürüyor.

AKA-DER Ankara Şube Girişimi ile düzenlediğimiz “darbeler olmasın darbeciler yargılansın” şiarıyla sahnelediğimiz oyunumuz

Şair ile Postacı seyircisiyle buluşuyor.

Yer: Ankara Ekin Tiyatrosu
Tarih: 28 Aralık 2008
Saat: 15.00

***

Oyun'un notu: bakınız;
“Ankara Tiyatro Festivali Emek Ödülü 12 Martçı’ya”
“12 Mart 1971 v.s…”
“Nihat Erim’in Kültür Bakanı’na ödül verenler”
“12 Martçı’ya ödül verenler tam yol ileri”
"'12 Martçı'ya ödül'e karşı ses: Orhan Aydın"
"'12 Martçı'ya ödül'e karşı ses: Coşkun Büktel"
"'12 Martçı'ya ödül'e karşı ses: Özgür Tiyatro"
"Faşist Kültür Bakanı'na ödül veren festival"
"soL'dan 'evlere şenlik' haber"
"Özgür Başkaya, 'TAKSAV skandalı'nı tartışıyor"
"Talat Sait Halman'a ödül veren festivalden / 1"
"Talat Sait Halman'a ödül veren festivalden / 2"
"Talat Sait Halman'a ödül veren festivalden / 3"
"Talat Sait Halman'a ödül veren festivalden / 4"
"Talat Sait Halman'a ödül veren festivalden / 5"
"Talat Sait Halman'a ödül veren festivalden / 6"
"Talat Sait Halman'a ödül veren festivalden / 7"
"Talat Sait Halman'a ödül veren festivalden / 8"
"Talat Sait Halman'a ödül veren festivalden / 9"
"Talat Sait Halman'a ödül veren festivalden / 10"
"Talat Sait Halman'a ödül veren festivalden / 11"
"Talat Sait Halman'a ödül veren festivalden / 12"
"Talat Sait Halman'a ödül veren festivalden / 13"
"Talat Sait Halman'a ödül veren festivalden / 14"
"Talat Sait Halman'a ödül veren festivalden / 15"
"12 Martçı'ya ödül veren festivali Yenikapı açtı"
"Deniz Gezmiş fotoğrafının altındaki 12 Mart'çı"
"Büktel, 12 Mart artığının şiirsizliğini kanıtladı"
"atılım'dan Bulunmaz'sız Talat Halman haberi"
"12 Mart'çıya 'Emek Ödülü' AKP'li Günay'dan"
"ATB, faşizme (TAKSAV 'Emek Ödülü'ne) karşı"
"soL, 'Talat S. Halman skandalı'nda doğru yolda"
"TAKSAV, 12 Mart'çıya ödül verirken yalnız değil"
"12 Mart Faşizmi'nin gölgesine sığınan festival"
"Amatör Tiyatrolar Birliği, Tiyatro Net'te"
"Tiyatro ödülleri enflasyonu"
"Müzisyenlerden 12 Mart'çıya destek"
"12 Mart Faşizmi Kültür Bakanı Talat S. Halman"
"Tiyatro dünyası bizden izleniyor"
"Fakir Baykurt Sahnesi'nden Burdur'a yürüyüş"
"'TAKSAV skandalı' döneminde İmge'den oyun"
"Günay Akarsu, 'Emek Ödülü'ne karşı çıkardı"
"BEKSAV, ezilenleri savunmayı sürdürüyor"
"TAKSAV, 'Emek Ödülü'ne tepkileri gizliyor"
"Bulunmaz'sız 'Talat Sait Halman skandalı'"
"Ankara'ya 12 Mart Faşizmi gölgesi vururken"
"'Talat Sait Halman skandalı' nedeniyle / 1"
"'Talat Sait Halman skandalı' nedeniyle / 2"
"Atak'ın uğradığı haksızlık coskunbuktel.com'da"
"Aydın, devlet yardımı=sus payı'na da değiniyor"
"Anti-faşist yazarın oyunu, faşizmin gölgesinde"
"Kadına şiddet uygulamak da sınıfsal zulümdür"
"Yakışır!"
"12 Mart Kültür Bakanı'nın gölgesindeki festival"
"Aydın, tiyatro kitapları tanıtmayı sürdürüyor"
"Ankara'da sadece 12 Mart'çıya ödül verilmiyor"
"Kapitalist tapınakta sosyalistleri ağırlamak(!)"
"12 Mart Faşizmi Kültür Bakanı çalışıyor"
"Talat Halman gölgesindeki festival sona erdi / 1"
"Talat Halman gölgesindeki festival sona erdi / 2"
"Zeynep Oral, Talat Halman karanlığını gizliyor"
"Sadece gizli değil; ayrıca gizemli bir yazı!"
"Ödül kıskacına sığmayan anti-faşist sanatçı"
"TAKSAV'ın paşası Talat Sait Halman"
"Burjuvazi; eğitim, gıda ve sağlığı kirletiyor"
"Yakışmışlar!"
"Emekçilere; bilim, eğitim, estetik, kültür, sanat"
"12 Mart ve 12 Eylül Faşizmi devam ediyor!"
"Faşizmi estetize eden Muro'lar kınandı"
"Faşizmi estetize eden 'Kurtlar Vadisi' öldü mü?"
"Münevverler, pirlerinin birthday'ini kutladılar!"
"Orhan Aydın, belleği zayıf olanları uyarıyor"
"BÜKTEL, yine 'GÖR' DEDİ"
"12 Martçı'ya ödül verenlere destek mesajı!"
"TAKSAV'ın faşizme verdiği ödül tartışılıyor"
"Yenikapı'nın Yunan faşizmine karşı eylemi"
"BEKSAV, sanata sınıfsal yaklaşma gayretinde"
"'İnsanım' diyen bu sergiye duyarsız kalamaz"
"İzmir karanfilleri, Yunanistan ve Şili'ye gidecek"
"Seçimler yaklaşıyor: Açılış yapmak lazım!"
"TAKSAV'cı Yener Aksu yalan söylüyor!"
"Yalanla beslenen 'Emek Ödülü'ne tepki!"
"Ömer F. Kurhan, belleğini yitirmek istemiyor!"
"Orhan Aydın, kentsel talana dikkat çekiyor"
"12 Mart Faşizmi, 12 Eylül Faşizmi devam ediyor"
"Tiyatroda faşizmin sorgulanmasına katkı çabası"
"TAKSAV skandalı sürecinde Marksist Akademi"
"Sinemacılar da çanak yalamayı öğneniyor"
"Yunanistan direnirken, TAKSAV ödül veriyor"
"TAKSAV ödülüne ve Erbaş'ın cezasına karşıyız"
"Özdemir Nutku iftirası, Talat Sait Halman skandalı, 'Çığ' rezaleti, 'Ölüleri Gömün' pespayeliği: Otuz iki kısım tekmili birden"
"Toplumsal Araştırmalar Kültür ve Sanat İçin Vakıf'ın (TAKSAV), 12 Mart Faşizmi Kültür Bakanı Talat Halman'a, 'Emek Ödülü' vermesine tepkiler sürüyor"
"TAKSAV'cı Ayşegül Yüksel, 12 Mart Faşizmi Kültür Bakanı Talat Sait Halman'a verdikleri 'Emek Ödülü'nü savunuyor"
"Toplumsal Araştırmalar Kültür ve Sanat İçin Vakıf'ın, 12 Mart Faşizmi Kültür Bakanı Talat Sait Halman'a "Emek Ödülü" vermesine karşı çıkan tiyatro"