"BEN SİNEMA ARTİSTİ OLMAK İSTİYORUM" sorgusu için yayınlar tarihe göre sıralanmış olarak gösteriliyor. Alaka düzeyine göre sırala Tüm yayınları göster
"BEN SİNEMA ARTİSTİ OLMAK İSTİYORUM" sorgusu için yayınlar tarihe göre sıralanmış olarak gösteriliyor. Alaka düzeyine göre sırala Tüm yayınları göster

8 Mayıs 2013 Çarşamba

Bulunmaz "Gözden Geçirilmiş 2. BASKI"yı iki fotoğrafla birden tanıtıyor!

Fotoğraf: Cemre Eylül Bulunmaz

SANSÜRCÜ Yeni Tiyatro Dergisi, LİNÇÇİ ve KİTAPSIZ olmadığı için, LİNÇÇİ ve KİTAPSIZ tiyatro dergilerinden çok daha iyi yoluna devam edebilse de, yayınladığı kitapların birçoğuna asla ve kesinlikle özen göstermiyor. "Gözden Geçirilmiş 2. BASKI" olmasına karşın, son derecede özensiz bir sayfa düzeniyle yayınlanan "BEN SİNEMA ARTİSTİ OLMAK İSTİYORUM" oyununu rahat okuyabilmek için, yanınızda büyüteç, mikroskop yada teleskop bulundurmanız gerekiyor. Bu oyunun yazıları o denli küçük bir puntoyla basılmış ki, onu okurken gözlerimin ne kadar ağrıdığını dile getirebilmem mümkün değil. Özgün baskısı yüz sayfa civarında olan işte bu oyun, "Yeni Tiyatro Dergisi Erbil Göktaş Oyun Kitaplığından" yayınlanırken, ne yazık ki, elli (rakamla 50) sayfayı bile bulmamış. Bu kitabı okurken, birkaç gün önce oğlum Cemal'in bana yaptığı bir kıssadan hisse şakayı anımsayıverdim:

Cemal - Karpuz yemek ister misin?

Hilmi - İsterim!

Cemal - (Elini sağ cebine atarak bir kağıt çıkarıp bana uzattı) Buyur...

Hilmi - Ne o?

Cemal - Görmüyor musun? 

Hilmi - Neyi?

Cemal - Karpuzu!

Hilmi - Hani nerede?

Cemal - (Elindeki kağıdı ters çevirip bana doğru uzatarak) Kusura bakma, ters tutmuşum!...

Hilmi - (Burnuma kadar dayanan kağıttaki sözcüğü zar zor okudum) Kar-puz...

Üzerinde "BEN SİNEMA ARTİSTİ OLMAK İSTİYORUM" yazan oyun kitabını okuyabilmek için, yanınızda mutlaka büyüteç, mikroskop yada teleskop bulundurmanız gerekiyor... Yoksa okumanız olanaksız!...

Bu su katılmış ince kitabın cildini gördüğünüzde cinnet geçirebilirsiniz. Satır başlarındaki sözcüklerin başlangıç harfleri âdeta hiç görünmüyor!

Oyunun özgün adıyla Türkçe adının ne kadar uyumlu olduğu tartışılır...

Sosyalist Sanatçı Hilmi Bulunmaz

Dergi, "Gözden Geçirilmiş 2. BASKI"da İngilizce düşünüp Türkçe yazdı!

5 Mayıs 2013 Pazar

Yeni Tiyatro Dergisi'nin LİNÇÇİ kişilerden, sansürden arınması dileğiyle

YENİ TİYATRO DERGİSİ MAYIS 2013, 49. SAYISI "ÇOK DOLU" OLARAK ÇIKTI VE SATIŞ NOKTALARINA DAĞITILDI!... ARMAĞAN OLARAK DA 5 YIL ARADAN SONRA NEIL SIMON’UN "BEN SİNEMA ARTİSTİ OLMAK İSTİYORUM"UN 2. BASKISI VERİLİYOR!...

Yeni Tiyatro Dergisi Mayıs 2013, 49. Sayısı Konu Başlıkları:

sunuş / 2
Erbil Göktaş

haber/ 3
İzmit Alternaif Tiyatro

Emek ve Başarı Ödülleri Adayları / 4

tanıtım / 10
Yeni Tiyatro Emek ve Başarı Ödülleri Uğur Getirsin
Mehmet Konuk

eleştiri / 12
Kaliteli ve Başarılı Türk Oyunlarından İki Örnek:...
Didem Uslu

inceleme / 18
Zeliha Berksoy Oyuna Devam
Mehmet Esatoğlu

oyun sohbetleri  / 23
Krek'ten "Babamın Cesetleri"
Kadir Akbulut - Simge Terim

deneme  / 26
...«Menemen Belediye Tiyatrosu»
Metin Güler

eleştiri / 32
Globe Tiyatrosu ve «Otantik» Kral Lear
Yetkin Yüksel

söyleşi  / 36
Hülya Karakaş'la "Tiyatro"lardan
Erbil Göktaş

eleştiri / 39
Bir Fazilet(sizlik) Örneği...
Birgül Yeşiloğlu Güler

söyleşi / 45
'Oyunname'nin yazarı Tilda Tezman:...
Yağmur Yağmur

eleştiri  / 48
Dramaturg Nedir, Ne İş Yapar...
Ezgi Deniz Alpan

deneme / 50
Oyuncuya Notlar XXIII (Sanatçı Kimdir?)
Okday Korunan

söyleşi  / 53
…Oyunculuk Tekniği Üzerine
Yetkin Yüksel

eleştiri  / 56
KBBŞT 2012 - 2013 Oyunlarına Bir Bakış
Özlem Gedikli

eleştiri / 53
Anlamları Sehven Revize Etmek: Antigone 2013
Avaşin Yorulmaz

eleştiri / 56
Çocuk Tiyatrosu Nereye Gidiyor
Selda Uzunkaya

eleştiri / 58
Sihirli oyun
M.Taner Çelik

eleştiri / 63
Dionisos'un Çocukları...
Serpil Canalan

Yeni Tiyatro Dergisi satış yerleri:

İstanbul;Mephisto Kitabevi (Beyoğlu İstiklal Caddesi ve Kadıköy), Beyoğlu Pandora Kitabevi, Beyoğlu Simurg (ANA) Kitabevi, Tünel RobinsonCrouse Kitabevi, Mis Sokak Semerkant Kitabevi,  Kadıköy Nazım Hikmet Kültür Merkezi, Kadıköy Seyhan Müzik, Kadıköy Penguen Kitabevi, Kadıköy İmge Kitabevi, Kadıköy İskelesi Karşısı Konservatuvar Önü Gazete Bayisi,  Kadıköy-Beşiktaş İskelesi Karşısı Gazete Bayisi, Bakırköy Belediyesi Şehir Tiyatrosu Basın ve Halkla İlişkiler. Kitapsan (Ankara Cad. F.Kerim Gökay İşhanı No:31/4-5 Cağaloğlu), Eminönü Çemberlitaş Bulunmaz Tiyatro. Üsküdar İskelesi Kurt Gazete Bayisi. Üsküdar Bağlarbaşı Gazete Bayisi, Mecidiyeköy Tiyatro Karnaval Gönül Ülkü-Gazanfer Özcan Sahnesi (Cevahir AVM yanı, Ortaklar Caddesi, Bahçeler Sokak, No: 20, Efe Han giriş katı), ALTKAT Sanat, (Moda caddesi, Huzur Palas Pasajı Alt Katı, No: 35/5 Kadıköy)

Ankara;Dost Yayınları ve Kitabevi, Turhan Kitabevi ve İmge Kitabevi.

Kocaeli;Kocaeli B. B. Şehir Tiyatrosu Gişesi, Çağdaş Kitabevi, Belsa Fırat Kitabevi; Hereke Gazete Bayisi (Mehmet Cengiz); Dafne Kültür Merkezi (Alternaif Kültür Merkezi: 50. Yıl İÖO Karşısı İZMİT)

İzmir;KİTAPSAN (Kıbrıs Şehitleri Cd., No:18, Alsancak), KİTAPSAN (Saray İşhanı Konak), Kemeraltı Duvar Kitabevi (853 Sk., No: 13, P. 10), Karşıyaka PAN Kitabevi (Çarşı Tiyatro Sokağı), Menemen Belediyesi Basın ve Halkla İlişkiler, Bornova BTA Sahnesi (Dumlupınar Cad. No: 42/A Özkanlar BORNOVA-İZMİR)  TEL: 0 232 347 36 26, Baki Kurt (GSM: 0 534 224 41 16)

Kayseri;Av. Hülya Göktaş. Türkay İş Merkezi, Kat: 5, No: 34, Hukuk Bürosu, Kocasinan-Kayseri

Sakarya; XirKitabevi, Değişim Kitabevi.

Bursa;Heykel Sönmez İş Sarayı Girişi Bursa Kitapçısı, Bursa DT Gişesi.

Erzurum;Atatürk Üniversitesi GSF Sahne Sanatları Bölümü, Kitap Sarayı.

Trabzon; Özlem Şahin, Şehir Tiyatrosu, Trabzon DT Gişesi.

Gaziantep; İhsan Ata, Seyir Tiyatrosu Oyuncuları;

Hatay; Vejdi Koçak, Antakya Belediyesi Şehir Tiyatrosu.

Eskişehir; Adımlar Kitabevi.

Amasya; Öğr. Gör. Alattin Özgen, Amasya Üniversitesi, Meslek Yüksek Okulu.

Niğde; Öğr. Gör. Lokman Zor, Niğde Üniversitesi Halkla İlişkiler Müdürlüğü.

Ordu; Öğr. Gör. Yasin Akyüz, Ordu Üniversitesi Devlet Konservatuvarı.

Diyarbakır; Uğur Çınar, Devlet Tiyatrosu, Kültür Sarayı, Yenişehir.

Ağrı; ZübeyrCinisli, İbrahim Çeçen Üniversitesi, Eğitim Fakültesi.

Edirne ve Tekirdağ; Erdoğan Eğmen, Edirne Halk Eğitimi Merkezi.

Mersin; Kitapsan, Kültür Merkezi Yanı, No:52/A 1-2-3 Merkez

Adana; Kitapsan, Huzurevleri Mah. 80.Yıl Bul. No:18 Çukurova

Konya;  Kitapsan, M1 Tepe Real Alış-Veriş Merkezi No:55-58

6 Nisan 2013 Cumartesi

Yeni Tiyatro'nun 48. sayısını 6 Nisan 2013 Cumartesi elimize alabildik!

Oyun'un notu: "Haber"deki yazım yanlışlarını biz düzelttik...

***

YENİ TİYATRO DERGİSİ NİSAN 2013, 48. SAYISI "ÇOK DOLU" OLARAK ÇIKTI VE SATIŞ NOKTALARINA DAĞITILDI!... ARMAĞAN OLARAK DA BİR OYUN KİTABI VERİLİYOR.

Yeni Tiyatro Dergisi'nin Nisan sayısı yine "çok dolu", yine 72 sayfa olarak yayınlandı ve seçkin kitapçılarla belli noktalardaki gazete bayilerine dağıtıldı. Erbil Göktaş, "sunuş" yazısında Türkiye Tiyatrosu'nun genel bir görünümünü çizerek, bu ortamdaki Yeni Tiyatro Dergisi'nin "işlevini" ve karşılaştığı zorlukları sorguluyor. Her şeye karşın Mayıs ayının üçüncü haftasında Yeni Tiyatro Dergisi Emek ve Başarı Ödülleri Töreni'ni gerçekleştireceklerini muştuluyor. Yeni Tiyatro'nun Nisan sayısında ITI (Uluslararası Tiyatro Enstitüsü)tarafından Şubat ayı içerisinde "servis" edilmesi gereken "27 Mart Dünya Tiyatro Günü" bildirilerinin Mart ayında duyurulmasından dolayı doğal olarak "geç" yer verildiğini görüyoruz. Yeni Tiyatro'nun "galalardan" ve "tiyatroman" bölümlerinden sonra bu kez 27 Mart kutlamalarının İstiklal Caddesi'nde yapılmasından dolayı, "alanlardan" diye bir bölüm açıldığını görüyoruz. Sahnelerin, salonların yanı sıra alanlarda da kutlanan 27 Mart'ın "tiyatro öldü" pasifizmine boğulmuş karamsar tiyatrocularla, tiyatroyu "yok hükmünde" değerlendirip baskı altına almaya çalışanları sarsıcı bir "coşkuyla" umut verici özellikleriyle yansıtıldığını görüyoruz.

Bu sayıda "çarpıcı", ilginç ve keyifli söyleşilerin de sürdüğünü görüyoruz: Sema Göktaş, Kadriye Kenter'le başta Bakırköy Belediye Tiyatrosu olmak üzere, tiyatroların çeşitli sorunlarından da konuşarak "doyurucu" bir söyleşi gerçekleştiriyor. Filiz Tanya, Ankara'nın Kayıp Sahneleri'nden sonra bu kez Ankara'nın kadim sahnesi AST'ı (Ankara Sanat Tiyatrosu) selamlıyor ve onun yeniden doğuşu dolayısıyla, bu "başarıda" payı olanlarla bir söyleşi gerçekleştiriyor. Okday Korunan, Oyuncuya Notlar'ın 22.sinde bu sezon "Yağmur Durduğunda" oyununda önemli bir oyunculuk sergilemiş olan Rüçhan Çalışkur'la söyleşiyor. Avaşin Yorulmaz ise "Kürt Tiyatrosu mu, Kürtçe Tiyatro mu?" başlıklı söyleşisinde, bu kez Batman Şehir Tiyatrosu oyuncularıyla söyleşerek, gündemi "tiyatral" açıdan değerlendirilmesine katkıda bulunuyor. Kadir Akbulut ve Simge Terim "oyun sohbetleri" dizisinin ilk durağı olarak Seyyar Sahne'nin Oğuz Atay'dan sahnelediği "Tehlikeli Oyunları" değerlendiriyor. 

Mehmet Esatoğlu "acının tutanakçısı" gibi bu kez de Metin Serezli'nin ardından, Serezli'yi değerlendiriyor. Yeni Tiyatro'nun Nisan sayısında biri kitap eleştirisi olmak üzere 10 eleştiri yer alıyor. Tülay Yıldız Akgül, Dokuz Eylül Üniversitesi GSF Sahne Sanatları Bölümü Başkanı Prof. Dr. Murat Tuncay'ın "Sahneye Bakmak" dizisinin 3. kitabını masaya yatırıyor. Mehmet Konuk, Tiyatro Fora'nın "Portakal Çiçeği Suyu"nu değerlendiriyor. Yağmur Yağmur, Vasıf Öngören'in "Zengin Mutfağı"nın İstanbul B.B. Şehir Tiyatroları'nda Aslı Öngören tarafından sahnelenmesini ele alıyor. Didem Uslu, Moira Buffini'nin İstanbul DT'de sahnelenen "Sessizlik" oyununa ilginç yaklaşımlarda bulunuyor. 

Birgül Yeşiloğlu Güler, Bursa DT'de sahnelenen Özen Yula’nın "Rahvan Giden Atlılar"ını eleştiriyor. Banu Çakmak, yine İstanbul DT'de sahnelenen "Kurban" adlı oyununun "ayrıntılı" eleştirisini yapıyor. M. Taner Çelik, "uzun eleştiri"sinde İzmir DT'de sahnelenen "Keçiler Adası"nı masaya yatırırken, Yetkin Yüksel, Oyun Atölyesi'nde Celal Kadri Kınoğlu tarafından "yeniden" sahnelenen "Testosteron"a odaklanıyor. Yelda Özdeş, İstanbul DT'nin yeni oyunu "Inishmorelu Yüzbaşı" oyununu "Terörün Kara Mizahı" başlığıyla değerlendiriyor. Edebiyatımızın seçkin isimlerinden Meliha Akay ise, Renan Bilek'i, "Tek Kişilik Ordu" tanımlamasıyla ele alıyor. 

Yeni Tiyatro Dergisi Nisan 2013, 48. Sayı konu başlıkları şunlardan oluşuyor:    

sunuş / 2
Erbil Göktaş

bildiri / 3
27 Mart Dünya Tiyatro Günü Uluslararası Bildiri
Dario Fo

bildiri / 4
27 Mart Dünya Tiyatro Günü Ulusal Bildiri
Göksel Kortay

alanlardan / 5
Galatasaray’da, İstiklal’de 27 Mart Kutlamaları

 söyleşi / 8
Başkentin Kadim Sahnesi: Ankara Sanat Tiyatrosu (AST)
Filiz Tanya

söyleşi / 14
...Kadriye Kenter İle Söyleşi
Sema Göktaş

eleştiri / 21
...Sessizlik'te Sessizliğin Dili
Didem Uslu

eleştiri  / 24
Portakal Çiçeği Suyu
Mehmet Konuk

eleştiri  / 27
Zengin Mutfağı
Yağmur Yağmur

uğurlama  / 30
...Metin Serezli 
Mehmet Esatoğlu

eleştiri  / 38
Rahvan Giden Atlılar
Birgül Yeşiloğlu Güler

deneme  / 41
Oyuncuya Notlar: XXII
Rüçhan Çalışkur’la Söyleşi
Okday Korunan

eleştiri  / 45
Keçiler Adası
M. Taner Çelik

oyun sohbetleri  / 52 
Seyyar Sahne'den Tehlikeli Oyunlar
Kadir Akbulut - Simge Terim

eleştiri  / 55
Sahnedeki Tek Kişilik Ordu: Renan Bilek
Meliha Akay

eleştiri  / 57
“Inishmorelu Yüzbaşı” ve Terörün Kara Mizahı
Yelda Özdeş

eleştiri / 61
“Testosteron” Erkeklik Hormonu
Yetkin Yüksel

söyleşi  / 64
Kürt Tiyatrosu mu? Kürtçe Tiyatro mu?
Avaşin Yorulmaz

eleştiri / 68
Seyirciyi Kurban Eden Bir Oyun
Banu Çakmak

kitap - eleştiri / 71
...Sahneye Bakmak 3
Tülay Yıldız Akgül

Yayın kurulunda Doç. Dr. Sema Göktaş, Yrd. Doç Dr. Erbil Göktaş, Geleneksel Türk Tiyatrosu ustalarından Alpay Ekler, oyun yazarı Oktay Emre ve Turgay Yıldıran, Devlet Tiyatrosu oyuncusu Okday Korunan'ın bulunduğu Yeni Tiyatro Dergisi'nin hakemliğini ise, Prof. Dr. Semih Çelenk, Prof. Dr. A. Didem Uslu, Doç. Dr. Sema Göktaş, Yrd. Doç. Dr. Gül Ayşe Temeltaş, Yrd. Doç. Dr. Handan Karaadam, Yrd. Doç.  Dr. Bünyamin Aydemir üstlenmiştir.

Yeni Tiyatro Dergisi bugüne kadar 32 oyun kitabını okurlarına ücretsiz armağan etmiştir. Şimdiye kadar onbinlerce kitap dağıtan ve tüm baskıları tükenen oyun kitaplarının 2. baskısını yapmaya başlayan Yeni Tiyatro Dergisi'nin bu "ilk girişimi" Sam Shepard'ın "Aşk Delisi"nden sonra, Mayıs ayında vereceği Neil Simon'un "Ben Sinema Artisti Olmak İstiyorum" adlı oyunu olacak. 2013'de 41 kente ve "1500 Abone"ye ulaşmayı hedefleyen Yeni Tiyatro Dergisi, okurlarından, abonelerinden ve destekçilerinden, altı yıldır gösterdikleri ilgiyi bu yıl da sürdürmelerini rica ediyor.

Yeni Tiyatro Dergisi satış yerleri:

İstanbul; Mephisto Kitabevi (Beyoğlu İstiklal Caddesi ve Kadıköy), Beyoğlu Pandora Kitabevi, Beyoğlu Simurg (ANA) Kitabevi, Tünel Robinson Crouse Kitabevi, Mis Sokak Semerkant Kitabevi,  Kadıköy Nazım Hikmet Kültür Merkezi, Kadıköy Seyhan Müzik, Kadıköy Penguen Kitabevi, Kadıköy İmge Kitabevi, Kadıköy İskelesi Karşısı Konservatuvar Önü Gazete Bayisi,  Kadıköy-Beşiktaş İskelesi Karşısı Gazete Bayisi, Bakırköy Belediyesi Şehir Tiyatrosu Basın ve Halkla İlişkiler. Kitapsan (Ankara Cad. F.Kerim Gökay İşhanı No:31/4-5 Cağaloğlu), Eminönü Çemberlitaş Bulunmaz Tiyatro. Üsküdar İskelesi Kurt Gazete Bayisi. Üsküdar Bağlarbaşı Gazete Bayisi, Mecidiyeköy Tiyatro Karnaval Gönül Ülkü-Gazanfer Özcan Sahnesi (Cevahir AVM yanı, Ortaklar Caddesi, Bahçeler Sokak, No: 20, Efe Han giriş katı), ALTKAT Sanat, (Moda caddesi, Huzur Palas Pasajı Alt Katı, No: 35/5 Kadıköy) 

Ankara; Dost Yayınları ve Kitabevi, Turhan Kitabevi ve İmge Kitabevi.

Kocaeli; Kocaeli B. B. Şehir Tiyatrosu Gişesi, Çağdaş Kitabevi, Belsa Fırat Kitabevi; Hereke Gazete Bayisi (Mehmet Cengiz); Dafne Kültür Merkezi (Alternaiv Kültür Merkezi: 50. Yıl İÖO Karşısı İZMİT) 

İzmir; KİTAPSAN (Kıbrıs Şehitleri Cd., No:18, Alsancak), KİTAPSAN (Saray İşhanı Konak), Kemeraltı Duvar Kitabevi (853 Sk., No: 13, P. 10), Karşıyaka PAN Kitabevi (Çarşı Tiyatro Sokağı), Menemen Belediyesi Basın ve Halkla İlişkiler, Bornova BTA Sahnesi (Dumlupınar Cad. No: 42/A Özkanlar BORNOVA-İZMİR)  TEL: 0 232 347 36 26, Baki Kurt (GSM: 0 534 224 41 16) 

Kayseri; Av. Hülya Göktaş. Türkay İş Merkezi, Kat: 5, No: 34, Hukuk Bürosu, Kocasinan-Kayseri

Sakarya; Xir Kitabevi, Değişim Kitabevi.

Bursa; Heykel Sönmez İş Sarayı Girişi Bursa Kitapçısı, Bursa DT Gişesi.

Erzurum; Atatürk Üniversitesi GSF Sahne Sanatları Bölümü, Kitap Sarayı.

Trabzon; Özlem Şahin, Şehir Tiyatrosu, Trabzon DT Gişesi.

Gaziantep; İhsan Ata, Seyir Tiyatrosu Oyuncuları; 

Hatay; Vejdi Koçak, Antakya Belediyesi Şehir Tiyatrosu.

Eskişehir; Adımlar Kitabevi.

Amasya; Öğr. Gör. Alattin Özgen, Amasya Üniversitesi, Meslek Yüksek Okulu.

Niğde; Öğr. Gör. Lokman Zor, Niğde Üniversitesi Halkla İlişkiler Müdürlüğü.

Ordu; Öğr. Gör. Yasin Akyüz, Ordu Üniversitesi Devlet Konservatuvarı.

Diyarbakır; Uğur Çınar, Devlet Tiyatrosu, Kültür Sarayı, Yenişehir. 

Ağrı; Zübeyr Cinisli, İbrahim Çeçen Üniversitesi, Eğitim Fakültesi.

Edirne ve Tekirdağ; Erdoğan Eğmen, Edirne Halk Eğitimi Merkezi.

Mersin; Kitapsan, Kültür Merkezi Yanı, No:52/A 1-2-3 Merkez
Adana; Kitapsan, Huzurevleri Mah. 80.Yıl Bul. No:18 Çukurova

Konya;   Kitapsan, M1 Tepe Real Alış-Veriş Merkezi No:55-58 

***

Ayrıca bakınız:

Yeni Tiyatro Dergisi, 6 Nisan 2013 Cumartesi günü elimize verildi!

28 Şubat 2013 Perşembe

Serap Gül'ün tek başına protesto ettiği "Zengin Mutfağı" oyununu bile anlayamayan Yavuz Pak, tiyatro sanatını düşünmeden tiyatro üzerine yazı yazmanın dayanılmaz cahilliğine devam ediyor hâlâ...

Oyun'un notu: Tiyatronun "t"sinden bile hiç anlamayan Yavuz Pak'ın yazısındaki bazı sözleri kırmızı ile belirgin hâle biz getirdik.

***

Zengin Mutfağı'nın Sözü, İktidarın Tavrı


Yavuz Pak
23 Şubat 2013

Zengin Mutfağı'nın Şehir Tiyatroları idaresince galası bile yapılmadan şubat ayı repertuarından kaldırılması, iktidarın etkisinin tiyatrodaki tek yansıması değil. İktidar, etkileri tiyatrolarda tüm toplumsal gövdeye sızacak bir yönteme ihtiyacı olduğunun...

İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) Şehir Tiyatroları'nın geçen yılın sonunda gösterime giren yeni oyunlarından biri Vasıf Öngören'in Zengin Mutfağı.

Türkiye tiyatrosunun en önemli simalarından biri olan Öngören'in, kızı Aslı Öngören'in başarılı rejisiyle 35 yıl sonra yeniden sahnelenen oyunu, Türkiye'nin siyasi tarihinin en önemli olaylarından birini, 15-16 Haziran 1970 işçi eylemlerini ve 12 Mart darbesini fon alıyor.

Oyun emek-sermaye çatışması üzerinden, kapitalizm ve faşizm eleştirisini zengin işadamı Kerim Bey'in köşkünde aşçılık yapan Pehlivan Lütfü Usta'nın gözünden dile getiriyor.

Yükselen sınıf mücadelesi koşullarında, lümpen emekçi karakterlerin sınıf bilinçli işçilere ya da sınıf mücadelesine karşı örgütlenen faşist hareketin neferlerine evrilmelerini yansıtıyor.

Olayların geçtiği döneme ayna tutan bu toplumsal/politik içerikli oyun, aynı zamanda Brecht'in epik tiyatro ekolünü Türkiye'de ilk kez uygulayan tiyatro insanı olarak tanımlanan Vasıf Öngören'in Türkiye tiyatro tarihine geçen eserlerinden biri olarak da tanınıyor.

Ancak, Türkiye tiyatrosunun bu "klasikleşmiş" oyunu, gösterimdeki ikinci gecesinde kurt işaretleri yaparak "Tanrı Türkü korusun" çığlıkları ile oyunu sabote etmeye çalışan birkaç tiyatro aymazının "faşizmin lanetlendiği sahnelerde" belleklerinde beliren "ülkücülere hakaret" zırvalığını bahane eden Şehir Tiyatroları yönetimi tarafından, galası dahi yapılmadan şubat ayı repertuvarından çıkarıldı.

Eğer bu olay, organize bir "provokasyon" değilse, çok iyi bir "bahane" oldu muhalif oyunları baskılamak için fırsat kollayan zihniyete.

Ancak gelen yoğun tepki üzerine, mart ayı programında az da olsa yer bulabildi kendisine. Şehir Tiyatroları yönetiminin aksine, o gün 400 izleyicinin ülkücü güruhu alkışlarla protesto ederek oyuna sahip çıkması olayın umut verici yanıydı.

Tesadüf bu ya, Zengin Mutfağı'nın ilk kez sahnelendiği 1978'de, Fatih Sahnesi'nin yan fuayesi bir el bombasıyla havaya uçurulmuştu.

Coşkulu bir seyirci topluluğuna, hıncahınç dolu salonlarda oynanan eserin, 35 yıl sonra yeniden saldırıya uğraması ise, oyuna naif bir hava vererek epik yanını perçinleyen Çiğdem Erken şarkılarını anımsatıyordu.

"Bir oyundu bu evet, kırk yıl önceden / Eskimemiş ne tuhaf, yeni de değil"...

Peki, neden bu kadar saldırıya uğrar bir tiyatro oyunu?

Sanırım yanıtı, Vasıf Öngören'in temsilcisi olduğu epik tiyatronun niteliklerinde ve genel olarak tiyatronun günümüz Türkiye'sinde maruz kaldığı saldırıların nedenleri arasında aramak gerek.

Tiyatro ustası

1984'te, Türkiyeli sakıncalı sanatçıların ortak kaderine dönüşen "zorunlu sürgündeki ani ölümüyle" 46 yaşında aramızdan ayrılan Vasıf Öngören, bir yazar, yönetmen ve kuramcı olarak epik tiyatro akımının çok başarılı bir temsilcisiydi.

"Brechtçi" ya da "Aristotales dışı dram" olarak da nitelendirilen epik tiyatro akımı, merkezine sanata biçilen "gerçekliği yansıtma" işlevini alır. Sistem eleştirisi üzerinden seyircisini, "seyretmenin" ötesinde daha verimli bir davranışa, "düşünmeye ve eyleyişe" sevk edilmeye çalışır. (1)

Nitekim, Prof. Dr. Ayşegül Yüksel, Vasıf Öngören'i şöyle tanımlar...

"Türkiye tiyatrosunun 1960'larda gerçekleştirdiği atılım içinde, insanımızı tüm sıcaklığı ve canlılığı ile epik tiyatro yöntemini kullanarak yansıtmış bir tiyatro ustamızdır.

"Oyunlarındaki yalın dil, gülmeceye yatkın üslup ve toplumsal-politik doğru içerik, sahne ile seyirci arasında kolayca iletişim kurmayı sağlamış, tüm oyunları seyircisini düşünmeye yöneltmede çok başarılı olmuştur." (2)

Vasıf Öngören de "öğreticiliğe" büyük önem veren bir sanatçı olmasına rağmen, yalnız us yoluyla, düşüncelerle değil; duygularla, sezgi yoluyla etkiler insanları oyunlarında.

Karşılarına bir sanat yapıtıyla çıktığı insanları, o yapıtın içine çeker adeta. Göç, Asiye Nasıl Kurtulur, Zengin Mutfağı, Memleketimden İnsan Manzaraları ve kızı Aslı Öngören'e adadığı Masalın Aslı gibi Türkiye tiyatro tarihine damgasını vuran başyapıtlarında seyirciyi düşünsel/duygusal olarak sahneyle bütünleştirmeyi başarır.

Beni en çok etkileyen oyunu Oyun Nasıl Oynanmalı'yı ise, evlere şenlik bir suç isnadı ile "tiyatroda gizli örgüt kurmaktan" hükümlü olduğu yıllarda hapishanede yazmak zorunda kalmıştı.

Belki de onu büyük bir tiyatro insanı yapan ve dün olduğu gibi bugün de siyasal iktidarların gözünde "olağan şüpheli" kılan en çarpıcı özelliği şudur: "Akla ve kalbe hitap etmek". Kuşkusuz, bunu başarabilen tiyatronun gücü, iktidarlara diz çöktürebilir! Hele de bunu başaran korkusuz bir muhalifse... Zengin Mutfağı'na yönelik saldırı ve kısıtlamalar, gerçekte, bu gücün yarattığı korkudan başka bir şey değildir.

Geriye ne kalır?

Geçen yıl bu zamanlarda, muhalif bir başka oyun, adalet sistemini yerden yere vuran Rosenbergler Ölmemeli, telif hakları bahanesiyle bir ay içinde gösterimden kaldırılmıştı.

Bu yıl, repertuvardan çıkarılmamasına rağmen, geçen yıl muhafazakar kalemlerin saldırılarına maruz kalan Otobüs, Günlük Müstehcen Sırlar gibi toplumsal/siyasal içerikli muhalif oyunlara "fiili bir sansür" uygulandı. Ne hikmetse, sahne bulunamadı bir türlü bu oyunlara!

Resmen oyun yasaklamanın, açık sansürün yaratacağı kamuoyu tepkisini türlü bahanelerle, kaçak dövüşerek savuşturma yöntemini tercih eden Şehir Tiyatroları yönetiminin, şimdi hedefinde hangi oyunlar olabileceğini tahmin etmek zor değil.

Finalinde 1 Mayıs Marşı söylenen Dar Ayakkabıyla Yaşamak, sosyalist Pablo Neruda'nın yaşamını anlatan Ateşli Sabır, yerleşik tabulara isyan eden Çığ, burjuva ahlak değerlerinin yozluğuna ayna tutan Hedda Gabler, faşizmi sorgulayan Kabare, İstanbul Ermenilerinin yaşamlarını konu alan Şark Dişçisi, sınırlara ve etnik aidiyetlere cephe alan Türkiye Kayası, emperyalizm eleştirisi üzerine kurgulanan Arka Bahçe, Osmanlı padişahlarının kanlı ve vahşi iktidar savaşlarını hicveden Zırhlı Kurt ve belki de sırf Aziz Nesin yazmış olduğu için Yaşar Ne Yaşar Ne Yaşamaz oyunu... Eh, repertuvardan geriye de pek bir şey kalmıyor zaten.

Geçen yıl yapılan yönetmelik değişikliği ile belediye bürokratlarının engin tiyatro bilgilerinin(!) insafına terkedilen Şehir Tiyatroları'na bugün hakim olan zihniyetin en çok "gişe yapan" bu oyunlara da "fiili sansür" uygulaması sadece zamanlama meselesi.

Zira, Zengin Mutfağı'na yönelik tutum, kıyısından köşesinden "muhalif" bir unsur geçen tüm oyunlara verilen bir gözdağı olarak okunabilir. Bu sindirme politikasında, üç kadının çay sohbetlerini konu alan Perşembe'nin Hanımları gibi masum bir oyunun bile, repliklerinden birinde Marksist klasiklerin ve Lenin'in eleştirel de olsa adlarının geçişi yüzünden sansüre uğraması bile beklenebilir!
Çok ileri gittiğimi düşünenlere hatırlatmak isterim ki, 21. asırda, rolü gereği sahnede sigara içen sanatçılar hakkında "kapalı alanda sigara içmek" yasağını ihlalden tutanak tutulan "nur içinde" bir memleket Türkiye!

Ehlileştirmek ya da yok etmek

En dolaysız biçimiyle, içinden geçtiğimiz ideolojik hegemonya inşa sürecinin tiyatroya dair iki tercihinden söz etmek mümkün: Tiyatroyu araçsallaştırmak ya da yok etmek.

İlk ve şimdilik öne çıkan tercih, tiyatroyu ehlileştirerek araçsallaştırmak. Giderek güçlenen muhafazakar otoriter rejimin üzerine inşa edildiği ve bütünleştiği neo-liberal yapı, dünyanın dört bir yanında, kültür alanında yozlaşmanın, popülizmin, depolitizasyonun, cehaletin sarmaladığı toplumu kutsayarak bireyleri akıl tutulması üzerinden kendisine bağlamayı tercih eder.

"Hegemonik kültürü oluşturmak sadece bir ideolojik mistifikasyon sağlamakla kalmaz, aynı zamanda boyunduruk altındakilerin zararı pahasına iktidardaki grupların çıkarlarına hizmet eder."(3)

Öngören'in, 35 yıl önce Zengin Mutfağı'nın aşçısı Lütfü Usta'ya biçtiği lümpen proleter rolü üzerinden vurguladığı bu durum, bugün çok daha vahim boyutlarda hükmünü sürüyor ne yazık ki. Ve Lütfü Usta'nın oyunla adeta özdeşleşen "İnsan kime hizmet ettiğini bilmeli" repliği tam da bu noktada öne çıkıyor.

Tiyatroyu neo-liberal dönüşümün bir aracı olarak analitik/düşünsel felsefe bağlamından tümüyle kopartmak, gerçeğin/hayatın aynası olmaktan çıkarıp salt vodvillere, Broadway tarzı eğlenceliklere, bayağı komedilere indirgemek, toplumsal/politik/eyleyici yanını törpüleyerek popüler kültürün diğer veçheleri arasına sıkıştırmak ve neo-liberal/tüketim kültürünün kokuşmuşluğuna mahkum etmek bu seçeneğin temel stratejisi.

Tiyatroyu araçsallaştırma seçeneği, medya ile dolaysız ve güçlü bağlantıları olan, kamuoyu desteğine sahip pek çok simayı bünyesinde barındıran tiyatro camiasının yaratabileceği toplumsal tepkiyi dizginlemenin ve iktidarların artık tapındığı kamuoyu desteğinin sarsılmasını önlemenin şimdilik en akıllıca yolu.

Bugün Şehir Tiyatroları repertuvarında lise müsameresini aratmayan ve tiyatronun sadece ön koltuklarını dolduracak kadar ilgi gören kimi oyunların, yukarıda zikrettiğim, nitelikli ve gişe rekorları kıran oyunlardan çok daha fazla yer buluşu bu seçeneğin altyapısının hazırlandığına dair önemli bir ipucu olarak görülebilir.

Yeni rejimin muhafazakar/otoriter yanı ise, ideolojik/felsefi özü itibarıyla, tiyatroya yönelik ikinci ve çok daha tehlikeli olan seçeneği barındırıyor: tiyatroyu tümden karanlığa gömerek "yok etmek".

Üçüncü bin yılda, sistemin korunması için Ortaçağ'ın karanlık güçlerine davetiye çıkaran muhafazakar/otoriter zihniyetin bir benzerine, tiyatroyu doğduğu topraklarda, Avrupa'da, VI. asırdan itibaren karanlığa gömen Kilise iktidarında rastlanmıştı.

Antik Yunan tiyatrosunun devamı olan Roma tiyatrosu önce arenalardaki gladyatör dövüşleri ve venationes (vahşi hayvanlarla insanların dövüşleri) gösterilerine dönüştürülmüştü. Sonrasında, Kilise'nin hegemonyası birlikte onun dinsel dogmaları esas alan skolastik felsefesi hükmünü kurmuş ve Karanlık Çağ'da, tiyatronun bin yıla yakın bir süre yasaklanışına tanıklık etmişti tarih.

Ekonomik/siyasal alanda neo-liberal politikalara sıkı sıkıya bağlı olmaya mahkum olan muhafazakar otoriteryanizm, toplumsal yaşamın kültürel/sanatsal veçhelerinde göreceli bir özerkliğe ve hareket serbestisine sahip.

Yeni rejimin, emeklediği dönemde "heykellerin içine tükürmekle" başladığı sürecin, hegemonyasını kuracak kadar güçlendiğinde "heykelleri söküp atma" noktasına evrilmesi şaşırtıcı değil. Zira, bu genetik kodlarında var.

Sanatı ve özellikle tiyatroyu salt bir "ahlaki" sınıflandırmaya tabi tutarak yok etmeyi hedefleyen bir anlayış bu.

Tesis edilen yeni resmi ideolojinin, tarihsel olarak tiyatro ile düşmanlık temelinde ilişkilenişinin en açık ifadelerini bir İslamcı "aydının" şu satırlarında okumak mümkün.

"12 Eylül öncesi Türkiye'de basın devlet ve ülke düşmanıydı, sinema ahlaksız rezildi, tiyatro din ve millet düşmanıydı. Tiyatro, bir türlü adam olmadığı için iflas bayrağını çekip geçmişine ağıtlar yakmaktadır. Beter olsunlar, dinimize, inancımıza milli değerlerimize yıllarca musallat olduklarının karşılığı olarak." (4)

İdeolojik hegemonya inşası, eğitimden sağlığa toplumsal yaşamın her alanına derinlemesine nüfuz ederken, elbette tiyatroyu bu süreçten muaf tutamazdı.

Mamafih, yeni rejim siyasal olarak güçlendikçe kültürel/sanatsal kodlarını daha çok açığa vurarak kendisini bu alanlara daha net yansıtıyor. Bu süreçte, Devlet Tiyatroları'na yeni yasal düzenleme, Şehir Tiyatroları'na yönetmelik değişikliği, tiyatroların özelleştirilmesi ve kapatılması tartışmaları, oyuncuların emekliye sevk edilerek yeni kadro açılmaması çalışmalarına tiyatronun ve oyuncuların itibarsızlaştırılması çabaları eşlik ediyor.

Neo-liberalizm çağında, artı-değer üretiminin meşruiyetini ve sürdürülebilirliğini sağlayan mekanizmaların ağırlık merkezi, hukuki/siyasal üstyapıdan, ideolojik/kültürel üstyapıya doğru kayıyor.

Türkiye'de inşa edilen yeni rejim de kendisinden öncekiler gibi, yeni yasalar çıkarmanın ya da yeni anayasanın kendi hegemonyasını garanti altına almak için yeterli olmadığını gayet iyi biliyor; iktidar etkilerinin tüm toplumsal gövdeye, gözeneklerine kadar sızmasını sağlayacak bir yönteme ihtiyacı olduğunun farkında.

Gelinen noktada, tiyatrolara uygulanan fiili ya da resmi sansürler, oto-sansürler, yasaklar, engellemeler hatta yok etme çabaları bu ihtiyaçtan doğuyor.

Gana'da bile devletin sübvanse ettiği tiyatro, ehlileştirilememesi durumunda, "yok etmekle" tehdit edilebiliyor. Oysa, E. P. Thompson'un vurguladığı gibi, binlerce yıllık sanat tarihinin kanıtladığı bir şey var. "Toplumsal bilincin gelişmesi, bir şairin kafasının gelişmesi gibi, son tahlilde, hiçbir zaman planlanamaz" ve tarih, iktidarlara, zorbalara karşı mücadele eden ve ayakta kalarak yürüyüşünü devam ettiren 'sanatı' yazmaya devam eder." (6)

Karanlık Çağ boyunca, asırlarca karanlığa gömülen tiyatronun, Rönesans döneminde, tam da karanlığa gömüldüğü yerden, İtalya'dan ayağa kalkarak Kilise'nin karanlık iktidarını sarsması, Thompson'u doğrulayan en çarpıcı örneklerden biri.

Elbette insanlık yaşadığı binlerce yıllık deneyimden sonra, ikinci bir Karanlık Çağ'a kolay kolay girmeyecek. Ancak, Aydınlanma Çağı felsefesinden, taşıdığı ilerici/devrimci potansiyel yüzünden çok ciddi bir kopuşun dayatıldığı, kaotik bir zaman diliminde olduğumuzu da unutmamalı.

Son sözü, yaşamı boyunca her türden baskıya uğramış, 12 Eylül rejiminin 1402'liklerinden biri olarak adeta yok edilmeye çalışılmış, her dönem sakıncalı ilan edilmiş ama dimdik ayakta, Türkiye tiyatro tarihine başyapıtlar kazandıran ve kazandırmaya devam eden bir ustaya; Haşmet Zeybek'e bırakıyorum.

"Bu aşamada 'yönetenlerin' mantığı şu: 'Madem ki biz yapamıyoruz, hiç kimse yapmasın. Bunlar bizi beğenmiyor, eleştiriyorlar, o zaman onların burada yeri yok', diyorlar.

"İslam ülkelerinin gelişememelerinin en önemli nedenlerinden biri, tiyatroya çok fazla önem vermemeleridir. Tiyatroyu bilmeyen karakter yaratamaz. Karakter yapamayan diyalog yazamaz. Diyalog bilmeyen ise, diyalektiği bilemez, sadece 'fonetik' olur. Düşünemez. Sadece 'eşek' olur. Herkes bizi okusun ve eşeğin özünden sıyrılıp gelsin." (7)

Vasıf Öngören, ismi ile müsemma bir usta oluşunu kanıtlarcasına, Zengin Mutfağı'nda bilinç sıçraması yaşattığı aşçı karakteri Lütfü Usta'ya en çok tekrarlattığı replikle adeta Haşmet Usta'yı duyuyor ve aynı anda umudu dillendiriyordu: Aşçı isek, eşek değiliz! (YP/YY)

Kaynakça:

(1) Fischer, Ernst. Sanatın Gerekliliği, Sözcükler Yayınları, Eylül 2012, İstanbul, s: 21-23

(2) Yüksel, Ayşegül. Vasıf Öngören- Bütün Oyunları, Mitos Boyut Yayınları, Mart 2010, İstanbul, s: 237-285

(3) Lears, T.J. Jackson, "The Concept of Cultural Hegemony: Problems and Possibilities", The American Historical Rewiev, s: 571, vol: 90, no:3.

(4) Onay, Yılmaz. Yeni Tiyatro Dergisi sayı: 7, s: 55-56, (Sururi Seçmen, www.el-aziz.com, 13 Aralık 2006)

(5) Foucault, Michel. İktidarın Gözü, Seçme Yazılar 4, Ayrıntı Yayınları, 2007, İstanbul, s: 95

(6) Thompson, E. P. Avam ve Görenek, Birikim Yayınları, İstanbul, 2006

(7) Göktaş, Erbil. Yeni Tiyatro Dergisi, sayı: 41, söyleşi / 37, Haşmet Zeybek'le 12 Eylül Soruşturması

(Kaynak: bianet)

***

Ayrıca bakınız:

Bulunmaz Tiyatro - İstanbul emekçisi Oğuzcan Önver'e fiziksel olarak saldıran adamlarını görmezden gelen Ayşenil Şamlıoğlu, "Zengin Mutfağı" oyununun oynandığı tiyatro salonunun üçüncü sırasındaki iki kadın izleyicinin "BOZKURT İŞÂRETİ" yapıp kendi "değerlerini" haykırmasını "SALDIRI" diye niteleyerek, doğal bir çelişkiyi yapay çelişkiymiş gibi algılamamıza neden oluyor hâlâ!

LİNÇ KAMPANYASI imzacısı Orhan Aydın, yine üfürmeye başladı!

"Zengin Mutfağı"nın yönetmeni (en yetkilisi) Aslı Öngören diyor ki:


"Zengin Mutfağı'nın yönetmeni (en yetkilisi) Aslı Öngören, "Kurt işareti yapan 2 kişi sahneye çıktı" demiyor; Evrensel Gazetesi, "Kurt işareti yapan 2 kişi sahneye çıktı" diyor! HANGİSİ DOĞRU?

Hilmi Bulunmaz, Harbiye'ye "Zengin Mutfağı" ile ilgili e-posta attı!


Feridun Çetinkaya, LİNÇÇİ Metin Boran'la LİNÇÇİ Üstün Akmen'in düzeysiz tiyatro yazıları yazdığı Evrensel Gazetesi'nin yayınladığı aşağıdaki tweet'ine inanmış ve iman etmiş ki, derhal retweet'lemiş!

LİNÇÇİ Mimesis'te yayınlanan yazılara güvenmesek de, bu yazıyı, Aslı Öngören'in sözüne güvendiğimiz için okurlarımıza sunuyoruz!


"Zengin Mutfağı"nın yönetmeni "küfür var" demiyor; Radikal diyor!


Bulunmaz'ın attığı e-postaya yanıt vermeyen açıklama yapar mı?

Hilmi Bulunmaz, oğlu Cemal'le birlikte Zengin Mutfağı'nı izleyecek!

"Zengin Mutfağı"nın yönetmeni "küfür var" demiyor; T24 var diyor!


Özgür Başkaya, yedi yıl önce "Zengin Mutfağı" hakkında yazmıştı!

Özgür Tiyatro, Toplumsal Araştırmalar Kültür ve Sanat İçin Vakıf (TAKSAV) henüz 12 Mart Faşizmi Kültür Bakanı Talât Sait Halman'a "Emek Ödülü" vermeden yıllar önce TAKSAV'ın düzenlemiş olduğu Uluslararası Ankara Tiyatro Festivali'nde "Zengin Mutfağı" oyunuyla katılarak "rengini" çok net belli etmişti!

"Zengin Mutfağı" yönetmeni "küfür var" demiyor; Cumhuriyet diyor!

Sosyalist OYUN Dergisi Genel Yayın Yönetmeni ve Bulunmaz Tiyatro - İstanbul Genel Sanat Yönetmeni Sosyalist Sanatçı Hilmi Bulunmaz, "Hedda Gabler", "Ben Sinema Artisti Olmak İstiyorum", "Zengin Mutfağı" ve diğer gündem maddelerini hızlı hızlı sıralıyor!

Sosyalist Sanatçı Hilmi Bulunmaz, Zengin Mutfağı oyununu izledi!

Bugün (30 Aralık 2012 Pazar) 15.30'daki seansta oynaması gerekirken on dakikalık gecikmeyle 15.40'da zar zor başlayabilen "Zengin Mutfağı" adlı oyunu izleyen Sosyalist Sanatçı Hilmi Bulunmaz, izleyiciler, gişeci, güvenlikçi, bilet kesici, yer gösterici, sahne amiri, Atacan Arsever ve diğerleriyle tek tek görüşmesine karşın, "Zengin Mutfağı" yönetmeni Aslı Öngören, LİNÇ imzacısı Orhan Aydın ve "Oyunun oynandığı her gün orada olacağız ve oyunun yaratıcılarını, meslektaşlarımızı yalnız bırakmayacağız." diyen hiçbirinin oyun oynandığı bugün Harbiye Muhsin Ertuğrul Sahnesi'nde oldukları yönünde herhangi bir ipucu bile bulamadı!

Hafta sonunda, pazar günü, ikindi vakti, trafiğin en sakin olduğu bir zamanda oynanmasına karşın, "Zengin Mutfağı" oyunu, yer yer boş koltukların gölgesi altında oynanırken, yapay reklâmlara ve sentetik çelişki kıvılcımı oluşturan propagandaya mı gereksiniyor?

"Zengin Mutfağı" oyunundan küçük küçük kesitler sunuyoruz!

Milliyet Gazetesi'nden Asu Maro ülkücü protestoya (baskın başlığı atmadan) "ülkücü protesto" diyerek nesnel gazetecilik yapıyor!

Fransız yazar Alain Decaux'nun yazdığı "Rosenbergler Ölmemeli" oyununu tam bir korsan mantığıyla, korsanca bir biçiminde, yazar haklarına son derecede aykırı davranarak hiçbir telif sözleşmesi yapmadan, Alain Decaux'nun bu oyunu için "oynanma yasağı" koymasını ipine kuşağına bile takmayıp oynadığından alnının tam ortasına "İSTANBUL BÜYÜKŞEHİR BELEDİYESİ KORSAN TİYATROLARI" damgası vurduğumuz tiyatroda oynanan "Zengin Mutfağı" oyununun "KONUSU"nu yazan kişi sosyolojinin "s"sinden zerre kadar olsun hiç anlamadığı için, hakkında yazdığı oyunun konusunu asla ve kesinlikle anlamayarak, "işçi sınıfı" kavramını bulanıklaştırıp, "alt sınıf insanları" diye bir palavra yumurtlamış!

"Bağımsız İnternet Gazetesi" sloganıyla yayıncılık yapan T24, çok bağımsız davrandığı için olsa gerek, Vasıf Öngören'in yazdığı "Zengin Mutfağı" oyununun haberini yaparken, Aslı Öngören'in yönettiği oyunun fotoğrafını kullanmak yerine, bağımsız gönlünün arzu ettiği fotoğrafı kullanarak, gayet asparagas haber yapıyor!

"Zengin Mutfağı" oyununu izlerken ayağa kalkıp oyunu protesto eden iki kadının ülkücü eylemini "baskın, saldırı" sözcükleriyle abartan "sol basın" sayesinde ülkücülere kuramsal güç veriliyor!

"Proleter", kaynak göstererek verdiği haberi, hangi "soL"dan almış anlamadık yada "soL" kendi haberine kendisi SANSÜR uyguluyor!

soL, bütün sansürcü yayınlar gibi davranıp kendini bile sansürledi!

soL, iki kadının protesto ettiği "Zengin Mutfağı" ile ilgili olarak yaptığı haberde, önce Mehmet Esatoğlu ve onun görüşlerini yayınladı ve ardından Esatoğlu ve görüşlerini SANSÜR etti!

"Zengin Mutfağı" ile ilgili olarak "asparagas haber" yapan T24, yönetmen Aslı Öngören'in "DÜZELTMELER"ini ipine bile takmadı!

Cumhuriyet Gazetesi muhabiri Ceren Çıplak'ın "Zengin Mutfağı" oyununun protestosuyla ilgili olarak yaptığı "koskoca" haberde "İstanbul Korsan Tiyatroları" Genel Sanat Yönetmeni Hilmi Zafer Şahin, sadece ve yalnızca beş sözcükten oluşan küçük bir tümce ("Seyircilerin bu tür tepkileri olabilir") kurmayı başarmış yada "Aaa koş, çabuk koş, buraya gel bey, bizim çocuk konuşmaya başladı!"

Bulunmaz Tiyatro - İstanbul Genel Sanat Yönetmeni Sosyalist Sanatçı Hilmi Bulunmaz, Mehmet Esatoğlu'nun aşağıdaki sözlerini okuyunca dedi ki: "Ben, 'Zengin Mutfağı'na yapılan 'müdahale'den üç gün sonra (30 Aralık 2012 Pazar) saat 15.30'da oynanmaya başlanması gerekirken 15.40'da zar zor başlayabilen oyun için 14.30'dan başlayarak, yani oyunun başlamasından bir saati aşkın bir zaman önce Harbiye Muhsin Ertuğrul Sahnesi'nin tam önünde 'dikilmeme" karşın, hiçbir kimsenin, hele hele 'tiyatrocuların tiyatro önünde nöbete başladıklarını' asla ve kesinlikle hiç görmediğim gibi, oyunun yazarı Vasıf Öngören'in kızı ve aynı zamanda 'Zengin Mutfağı'nın yönetmeni Aslı Öngören oyunu izlemeye gelmemişti!"

Sosyalist Sanatçı Hilmi Bulunmaz şu videoyu izler izlemez dedi ki: "'NAZIM HİKMET AKADEMİSİ TİYATRO BÖLÜMÜ' HOCALARI NE KADAR ÇOK YAPAY BİR DİL KULLANIYORLAR HEY ALLAH'IM!"

Sosyalist Sanatçı Hilmi Bulunmaz, aşağıdaki yazıyı okur okumaz şöyle söyledi: "Türkiye tiyatrosunun kuramsal boyutuna en ufak bir katkısı olmayacak yazıda, hiçbir kanıt ve/ya tanık gösteremeyen Kemal Oruç gayet rahatça 'KÜFÜRLER SAVURDU' diyebiliyor!!!"


Hilmi Bulunmaz, "'Zengin Mutfağı'nı Marksistler oynayabilir" dedi!


AKP'li Kadir Topbaş'ın şemsiyesi altında iktidara gelen Hilmi Zafer Şahin yönetimindeki "İstanbul Korsan Tiyatroları" yapımı "Zengin Mutfağı"nın yönetmeni ve bu oyunun yazarı Vasıf Öngören'in kızı Aslı Öngören, bu oyunun sahnelendiği 27 Aralık 2012 Perşembe günkü seansta "iki kadının 'kurt' işaretleri yapmasını" söylemekle birlikte, "sahneye küfürler yağdırıldı" sözünü etmemesine karşın, kendisiyle röportaj yapma gereksinimi duyan Evrensel Gazetesi'ne konuşurken, "sahneye küfürler yağdırıldı" sözünü yadırgamıyor!!!

Türkiye bu kadar kirlenmediği bir zamanda (12 Eylül Faşizmi'nden önce) Zengin Mutfağı, tam bir Zengin Mutfağı gibi oynanıyordu!...

Bulunmaz, Hilmi Zafer Şahin'e soru sorarken kim neden susuyor?

Biz, kendi küçük çıkarlarımız için değil, tiyatro sanatının ve emekçi halkın büyük çıkarları için çalıştığımızdan şu haberi aktarıyoruz!...

LİNÇÇİ Mimesis'in söyleyecek sözü olmadığı için çok saçmalıyor!

LİNÇÇİ TEB Başkanı Üstün Akmen bol keseden boru boru üfürdü!

Sosyalist Sanatçı Hilmi Bulunmaz, sakin sakin, usul usul soruyor!

Feridun Çetinkaya zabıtalar kadar tiyatrodan anlamayanları anlattı

Zengin Mutfağı izleyicileri Bulunmaz Tiyatro-İstanbul'u ziyaret etti!

"Zengin Mutfağı"nı protesto eden genç kızın arkadaşı Nurhayat Güneş, sadece kendinin değil, protestocunun da derdini anlattı!

"İstanbul Korsan Tiyatroları" Genel Sanat Yönetmeni Hilmi Zafer Şahin, çemberden bile daha yuvarlak konuşarak, "Zengin Mutfağı" sorusunu taca atma "ustalığı" göstermeye devam ediyor hâlâ!...

Karşı tarafı dinlemeyen LİNÇÇİ Yaşam Kaya yargısız infaz yapmış

LİNÇ kültürünün egemen olduğu tiyatromuzda Büktel önemli biri!...

"Zengin Mutfağı" ile ilgili bu röportajı okuyup üzerinde düşündük!...

Yazar Hande Demircioğlu bir de yazı yazmayı öğrenebilse iyi olur!

Zengin Mutfağı kaldırıldı mı MHP'nin oyun kaldırtma gücü var mı?

Sosyalist Sanatçı Hilmi Bulunmaz'ın asla beğenmemesine karşın oynanmasını istediği oyun "Zengin Mutfağı", yeniden sahnelerde!

Sosyalist OYUN Dergisi Genel Yayın Yönetmeni ve Bulunmaz Tiyatro - İstanbul Genel Sanat Yönetmeni Sosyalist Sanatçı Hilmi Bulunmaz, "'Zengin Mutfağı' oyununu protesto eden izleyiciler" Alper Tunga Çevik, Elif Gonca Akdeniz, Nurhayat Yılmaz Güneş, Serap Gül, Tarık Ümran Güneş ile "Kebapçı Murat"ta yemek yedi!

Nurhayat Yılmaz Güneş, LİNÇ KAMPANYASI imzacısı Ayşe Lebriz Berkem'in yönetmesine karşın, "Tek Kişilik Yaşam" adlı ilginç oyun hakkında gayet insancıl ve oldukça olumlu düşüncelere sahip!...

Bütün estetik eleştirilerimize karşın, "Zengin Mutfağı" oynanmalı!...


Akademisyen Sema Göktaş'ın "Zengin Mutfağı Dolayısıyla" Yeni Tiyatro Dergisi'nde yayımladığı ilginç yazı tartışılmayı hak ediyor!

Nurhayat Yılmaz Güneş, LİNÇÇİ Yücel Erten'in çevirip, LİNÇÇİ Murat Karasu'nun yönettiği bir oyun olmasına karşın, "Troyalı Kadınlar" hakkında okurlarımız için nesnel bir değerlendirme yaptı


"Zengin Mutfağı" adlı oyunun 27 Aralık 2012 Perşembe günkü gösterimi sırasında oyunu protesto eden üç kadından biri olduğu iddia edilmesine karşın, "Zengin Mutfağı" sahne uygulamasına düşünsel ve estetik olarak karşı olmakla birlikte, fiziksel protestoda bulunmayıp, sadece duygu ve düşünce düzeyinde bu sahneleme biçimine karşı olduğunu dile getiren, asla kurt işâreti yapmadığını belirtip, "protesto eden üç kadın seyirci" kategorisine sokulmasına karşın sadece bir genç kızın bozkurt işareti yapıp oyunu protesto ettiğinin altını çizen, ne var ki Sema Göktaş'ın bile (genel iddiaya uygun davranarak üç kadın protestocu kategorisine soktuğu için) kendisinin hakkında dahi "Zengin Mutfağı'nın ikinci gecesinde üç kadın seyirci kurt işareti yapıp, 'Tanrı Türkü Korusun!' diye slogan atmış" demesine de içerleyen Nurhayat Yılmaz Güneş, kendisinin haksız bir biçimde eleştirildiğini dile getirerek, Sn. Sema Göktaş'ın "Zengin Mutfağı Dolayısıyla" yazısını gayet sert bir dille eleştirdi...


Nurhayat Y. Güneş, Doç. Dr. Sema Göktaş'ın eleştirisini eleştirdi...


Sosyalist OYUN Dergisi Genel Yayın Yönetmeni ve Bulunmaz Tiyatro - İstanbul Genel Sanat Yönetmeni Sosyalist Sanatçı Hilmi Bulunmaz, "'Zengin Mutfağı' protestocusu" sandığı Elif Gonca Akdeniz, Nurhayat Yılmaz Güneş ve taraflardan çok özür diliyor!...


"Zengin Mutfağı" oyununu protesto eden benim yada basının Serap Gül'le imtihanı!