"BERAAT" sorgusu için yayınlar alaka düzeyine göre sıralanmış olarak gösteriliyor. Tarihe göre sırala Tüm yayınları göster
"BERAAT" sorgusu için yayınlar alaka düzeyine göre sıralanmış olarak gösteriliyor. Tarihe göre sırala Tüm yayınları göster

8 Ocak 2012 Pazar

Genel Yayın Yönetmenliği'ni LİNÇÇİ olmayan Erbil Göktaş'ın yaptığı Yeni Tiyatro Dergisi'nin yeni yıldaki yeni sayısında Sosyalist Sanatçı "Hilmi Bulunmaz'la 'Beraat' Tartışmaları!...", yepyeni bir tiyatral perspektife neden olmakla birlikte, yeni tartışmalara yepyeni kapılar açacağına kesin gözle bakılıyor!


Yeni Tiyatro Dergisi Genel Yayın Yönetmeni Erbil Göktaş,
"BERAAT SÖYLEŞİSİ" yapılırken ibret verici sözler söyledi!


"Hilmi'yi mahkemeye veren insanların, 
bir taraftan buna mecbur oldukları, başka  yapacakları hiçbir şey yok..." 


***


Sosyalist Sanatçı Hilmi Bulunmaz, kendisini 1100 imzayla mahkûm etmek isteyenleri, tarih sahnesinde tek tek mahkûm etmek için büyük bir kavga veriyor!


Sosyalist Sanatçı Hilmi Bulunmaz, Erbil Göktaş'la
"BERAAT SÖYLEŞİSİ" yaparken, aynen şöyle dedi: 

Tekrar BERAATa gelirsek, Ömer Faruk Kurhan'la benim kişisel hiçbir çelişkim yok! Ben, onunla beş saat oturdum, konuştum, ayrı sınıfların insanı olduğumuzu zâten anladım. Kesinlikle ben sınıfsal bakıyorum. Yani rant yiyen, yan gelip yatan, kaldırım mühendisi olmanın ötesinde, Türkçe düşünüp Türkçe konuşma yeteneğinden bile yoksun insanları, bir de yargı sürecinde tırnak işaretiyle "yendiğim" zaman, tabii ki, hüzünlü de olsa, mutlu oluyorum. Yani, bu bir sınıfsal kavgadır. Çünkü, ben, bir içtihat oluşturuyorum. Nasıl ki, Yargıtay'da birtakım içtihatlar oluşursa, Türkiye tiyatrosunda hukuksal bir içtihat oluşturuyorum. Bunun, oyun yazmaktan daha önemli olduğunu düşünüyorum.
 



***


Oyuncu Ediz Baysal, H. Bulunmaz'ın BERAAT kararı için dedi ki:


"İşte bu BERAAT kararı, yüzlerine çarpılması gerekir." 


***


Hilmi Bulunmaz, bulduğu her olanakta "sosyalistliğini" vurguluyor!


Sosyalist Sanatçı Hilmi Bulunmaz, Erbil Göktaş'la "BERAAT SÖYLEŞİSİ" yaparken, sözünü hiç sakınmadan şöyle dedi:


Şimdi, Ömer Faruk Kurhan'ı şundan önemsiyorum; onun altını çizeyim, Ömer Faruk Kurhan, Boğaziçi Üniversitesi Gölgesinde Yetişenler Cenahı'nın önderlerinden, ağababalarından biridir. Zâten bunu, dava açtıkları zaman, avukatı Uğur Demirci Tosun ve İnan Yılmaz eliyle kendisi beyan etmiştir. Uzun yıllar, Boğaziçi Gösteri Sanatları Topluluğu'nun yönetmenliğini yapmıştır; Boğaziçi Üniversitesi Oyuncuları'nın yönetmenliğini yapmıştır. Ben, neyin kavgasını veriyorum; kendimi bildim bileli? Emperyalizme karşı, kapitalizme karşı, faşizme karşı mücadele veriyorum. Benim oyun yazmamın, oyun yönetmemin hiçbir anlamı yok! Ben, irili ufaklı yüz tane oyuna imza atmış bir yönetmenim. Rüştümü ispat etmiş bir insanım. Bir tiyatrosu olan bir insanım. Dergi çıkaran bir insanım. Benim zâten kuyumcu olmamın, aile babası olmamın, böyle üretken olmamın, birincil nedeni sosyalist olmamdır. Bir karınca gibi çalışan bir insanım. Yirmi dört saat düşünen, yazan, kavga veren bir insanım. 


***


Gözünü budaktan, sözünü hukuktan asla sakınmayan Sosyalist Sanatçı Hilmi Bulunmaz, 1100 kişilik kişiliksiz LİNÇÇİ kişiyi tespih tanesi gibi ipe dizip, 1100 kere "ya sabır" çekiyor!


Sosyalist Sanatçı Hilmi Bulunmaz, Yeni Tiyatro Dergisi Genel Yayın Yönetmeni Erbil Göktaş ile "BERAAT SÖYLEŞİSİ" 
yaparken dedi ki:


BERAAT kararına sevinemiyorum. Bunu içtenlikle söylüyorum. Çünkü, haksızlıkların yasalarla korunduğu, 12 Eylül Faşizmi'nin yasalarının hâlâ geçerli olduğu, bu Türkiye'de yaşayan en büyük darbeci adamın kaç yaşında olursa olsun, beyler paşalar gibi yaşadığı bir ortamda, insanlar, darbe yapma olasılığı içerisinde olabilme varsayımıyla bin küsur gündür Silivri Cezaevi'nde bulunuyorlar. Ulusalcı kimliğim yok, onlarla aynı düşünmüyorum, falan filan, ama... Konuyu dağıtmak için de söylemiyorum, bunun bir zulüm olduğunun altını çizmek istiyorum...
 



***


Sosyalist Sanatçı Hilmi Bulunmaz, haksızlıkların yasalarla korunduğu bir ülkede yaşadığının ayrımında olduğu için, hiçbir kimseye noter onaylı ihtarname göndermemeye, hiçbir kimseyi savcılığa şikâyet etmemeye, hiçbir kimseyi mahkemeye vermemeye özen göstermesine karşın, kendisini savcılığa şikâyet edip, hakkında "Kamu Davası" açtıran LİNÇÇİ Ömer Faruk Kurhan'ın karşısında BERAAT kararı alıp "aklanınca", bu durumu Yeni Tiyatro Dergisi'ne taşıyan Erbil Göktaş, dergisinde yayınlayacağı "BERAAT SÖYLEŞİSİ" içeriğinde önemli sözler etti!


Yeni Tiyatro Dergisi Genel Yayın Yönetmeni Erbil Göktaş diyor ki:


Çünkü, hakketen, belirli bir yere gelmişsin, otuz yıl tiyatro yapmışsın, bir anda kağıttan kuleler gibi, o şeyin, herkesin, genç insanların, öğrencilerinin gözünde, birdenbire düşen bir insan oluyorsun! (...) Ömer Faruk Kurhan'ın burada rezil olacağını, ondan sonra, hattâ, ben ona dedim; "kahramanlığa soyunma, giyinemeyeceksin, ortada çırılçıplak kalacaksın" dedim. Öyle yazmıştım hattâ. Ama, o, beni dinlemedi.


***


Sosyalist Sanatçı Hilmi Bulunmaz, her koşul altında konuşuyor!


Sosyalist Sanatçı Hilmi Bulunmaz, Erbil Göktaş'la 
"BERAAT SÖYLEŞİSİ" yaparken, aynen şöyle dedi:


"Zâten yargıç öyle söyledi; 'İnciticisin, ama eleştirmensin sen!' dedi. Ben, şu anda, tescilli bir eleştirmenim..."


***


Tüm alçaklıklara, tüm baskılara, tüm cehalete, tüm çürümüşlüğe, tüm dangalaklığa, tüm enayiliğe, tüm fitneye, tüm gevezeliğe, tüm hainliğe, tüm ızdıraba, tüm iftiraya, tüm jargona, tüm küstahlığa, tüm laubaliliğe, tüm melâmete, tüm nezaketsizliğe, tüm oyunbozanlığa, tüm ötekileştirmeye, tüm puştluğa, tüm rezilliğe, tüm serseriliğe, tüm şaşkınlığa, tüm terbiyesizliğe, tüm uyuzluğa, tüm yavşaklığa, tüm zavallılığa karşın, Sosyalist Sanatçı Hilmi Bulunmaz, ısrarla ve inatla konuşmaya devam ediyor hâlâ!


Sosyalist Sanatçı Hilmi Bulunmaz, Erbil Göktaş'la 
"BERAAT SÖYLEŞİSİ" yaparken, aynen şöyle dedi:


Eğer, Boğaziçi Gösteri Sanatları Topluluğu, bize karşı LİNÇ 
düzenlemesinde önderlik etmeseydi, bir limited şirket kuramazdı ve Kültür Bakanlığı çanağı yalayamazdı. Ne zamanki bize LİNÇ KAMPANYASI başlattılar, AKP'li hükümetler, kültür bakanları, şu bu dedi ki, buyrun dedi, siz de bizden Kültür Bakanlığı çanağı 
yalayın. Bu kadar basit bu! Tiyatroya hiçbir yararları yok!! Türkiye tiyatrosuna hiçbir yararları yok!!!

21 Aralık 2011 Çarşamba

Kendi bağımsızlığından, kendi özgürlüğünden kaynaklanan gücüyle değil, "VELİNİMET"inin (VELİ=LEMİ+NİMET=AYŞENİL) gücüyle zar zor ayakta durup, "VELİNİMETİ"inin sesi olmanın ötesine gitmeye hiç niyetli olmayan LİNÇÇİ G&M Demirkanlı yönetimindeki LİNÇÇİ Tiyatro... Tiyatro... Dergisi'nin sanal kuyruğu www.tiyatrodergisi.com.tr, okurlarını eşek yerine koyup, dezenformatif yayınlarına devam ederken, yalancılığı bir meslek hâline getirdiğini kanıtlamak istercesine, dağarcığındaki tüm saptırmacılıkları kullanmaktan bir an bile geri durmuyor!


Oyun'un notu: Zaman bulur bulmaz değerlendireceğimiz aşağıdaki sözüm ona yazıyı, Türk tiyatrosunun ibretlik belgesi olarak okumakta yarar var!


***



H.Hilmi Bulunmaz'ın "Küfürbazlığı" Tescil Edildi...

H. Hilmi Bulunmaz, Ö. Faruk Kurhan\'ın açtığı ve beraatla sonuçlanan davası sonunda şu yorumları yapmıştı: \"Zâten yargıç öyle söyledi; \'İnciticisin, ama eleştirmensin sen!\' dedi. Ben, şu anda, tescilli bir eleştirmenim...\" (Tabii bunlar Bulunmaz\'ın yorumu kararda böyle bir ifade yok)
 
    Artık, Bulunmaz \"tescilli bir eleştirmen\"miş. Büktel dahil kimse karşı çıkmadığına, Büktel de \"gerçekçi\" olduğuna göre bunu kabul etmeniz gerek.
 
    Sonrasında, Yeni Tiyatro\'da yayımlanacak söyleşide, Ediz Baysal da şunları söylemiş:
    \"Oyuncu Ediz Baysal, H. Bulunmaz\'ın BERAAT kararı için dedi ki: \'İşte bu BERAAT kararı, yüzlerine çarpılması gerekir.\'\"
 
    Her ikisi de doğru söylemiş mi acaba? Kim kimin yüzüne çarpıyor? Kim kimi eleştirmen olarak onaylıyor?
 
    Burada karıştırdıkları bir durum mu var acaba?
 
    Bugün (21 Aralık) sonuçlanan bir davada H. Hilmi Bulunmaz mahkum oldu. Şimdi, sen eleştirmen filan değilmişsin, \"tescilli küfürbazsın\" demeliyiz değil mi ya da \"bu karar kimin yüzüne çarpılacak?\" diye sormalıyız Ediz Baysal\'a... Eleştirmenliği yargının kararına bağladık ya (!) Büktel\'in kulakları çınlamıştır... Bunca yıldır eleştirmenliğini yargıya onaylatamadı! El elden üstündür Büktel! Su uyur yakın dostun Hilmi uyumaz...
 
    Biz, H. Hilmi Bulunmaz\'ın beraat kararını 24 saat sonra yayımladığımız için -davayı izlememiştik, Bulunmaz\'dan ya da bir başkasından haber gelmemesine rağmen- başta Coşkun Büktel olmak üzere olmadık hakaretlere maruz kaldık, bununla da kalmadılar neden Dergi\'de yayımlamıyorsun demeye vardırdılar saldırılarını, bu saldırılar karşısında Yeni Tiyatro Dergisi Genel Yayın Yönetmeni Erbil Göktaş oltaya geldi ve; Hilmi Bulunmaz, Coşkun Büktel ve Ediz Baysal\'la bir \"beraat\" söyleşisi yaptı ve yayımlayacağını deklare etti. Bunu yaparken ne yapmış oldu? Bu saçma sapan davalarla dergisini boğacağını deklare etti. Artık dürüst ve tarafsız bir yayıncı olduğunu kanıtlamak için bu mahkumiyet kararını da haber yapmak zorunda, bununla da yetinmeyerek Haluk Bilginer ve Kemal Aydoğan\'la da söyleşi yapmak zorunda... Erbil Göktaş\'ı bu tuzak karşısında uyarmıştım ama anlamadı. Şimdi üzerine aldığı sorumluluğun farkına varmıştır belki ama artık çok geç... Beraat söyleşisi, mahkumiyet söyleşisi, yeni davanın sonucu söyleşi, sonraki davaların söyleşileriyle Dergisi\'ni doldurmak adına sorumluluk üstlendi. Erbil\'e söylemiştim, biz Tiyatro... Tiyatro... Dergisi\'nde bu şahıslara karşı açılan davaları haber yapmadık ki (Bu saldırıların yapılacağını öncesinde görerek), beraat kararlarını haber yapalım. Portal \'da haber yapmıştık açılan davaları, beraat kararını da orada haber yaptık.
 
    Sen, haber yapmak yerine söyleşi yaptın. Artık Bulunmaz ya da Büktel karşısında hukuksal davaları kazananlarla da söyleşi yapmak zorundasın, kimse takip etmese ben takip edeceğim. Bakalım kendini ifade ettiğin kadar objektif misin yoksa okurları mı kandırmaya çalışıyorsun?
 
    Eleştirmenliğini hukuksal bir kararla deklare eden ve bunu övünçle aktaran Bulunmaz, çok kısa bir süre sonra aynı yargıyı bakın nasıl yorumluyor?: \"Gün yirmi dört saat haksızlıkların yasalarla korunduğu bir ülkede yaşadığının ayrımında olmakla birlikte,\"
 
    \"haksızlıkların yasalarla korunduğu bir ülkede yaşadığımın ayrımındayım\" diyorsan, eleştirmenliğinin tescilini aynı yapıda \"tescil\" ettirmek hem de bir sosyalist (!) olarak seni hiç rahatsız etmedi mi?, demezler mi adama!
 
    Merak etme, Büktel, Çetinkaya, Göktaş, Baysal gibi arkadaşların görmezden gelir, kimse \"Bulunmaz bu ne yaman bir çelişki\" filan demez, rahat ol. Çelişkilerin, üfürmelerin korunduğu bir ülkede yaşadığının da ayrımına var artık hem de kendini \"gerçekçi\" diye lanse edenlerin senin yanında olduğu bir ülkede yaşadığının ayrımına var. Sen sadece kuyumcu, elmas kalemleri tacirleriyle ilişkide değilsin, \"gerçekçi\" arkadaşların da var, unutma!
 
    Beraat kararı üzerinden saldırırken ya diğer davalardan birinde mahkumiyet çıkarsa olasılığını hiç düşünmediniz, avukatsız girmenin kahramanlık olduğunu sandınız, savunmalarınızda bile suç işliyorsunuz...
 
    Siz, olayları işinize geldiği gibi yorumladığınızı bu iki kararla iyice deşifre ettiniz. Lehinize olunca \"eleştirmenliği onaylanmış\" olarak yorumladınız, aranızdan hiçbiriniz (Büktel, Çetinkaya, Göktaş, Baysal) \"Hilmi, ne diyorsun yahu! Mahkemeler eleştirmenlik mi onaylarmış\" bile diyemediniz. \"Gerçekçi kahramanlar\", sizi gidi siziler...
 
    Bu ayıbı taşıyacaksınız, ama sizin o kadar çok ayıbınız var ki? Bu ayıbınız konuşmaya bile değmez aslında.
 
    Siz, yukarıda tanımladığım insanlarsınız... Ne objektifliğiniz var ne de sağ duyunuz, sadece benden yana ya da değil diye bakıp, üstelik bunu gizlemeye çalışan insanlarsınız.
 
    H. Hilmi Bulunmaz, Erbil Göktaş, Ediz Baysal ve de Coşkun Büktel, (Tabii ki Feridun Çetinkaya) Bulunmaz\'ın beraat kararı hayırlı olsun, söyleşinizi merakla bekliyorum.
 
    Peki siz mahkumiyet söyleşisini merak ediyor musunuz ya da \"Erbil, mutlaka mahkumiyet söyleşisi de yapmalısın.\" diyor musunuz?
 
    Öngörümü söyleyeyim mi, bu kez \"dürüstlük (!)\" adına Erbil\'e \"mahkumiyet söyleşisi de yap\" diyeceksiniz, hatta baskı yapacaksınız, sizin için reklamın iyisi kötüsü olmaz. Büktel, ilk duruşmasında kendini korumak adına hiç gereği yokken bir çırpıda Bulunmaz\'ı harcayıvermişti, ama Bulunmaz buna da tepki veremedi, öncesinde koskocaman adama \"aşil topuğum olma\" dedi, Bulunmaz buna da \"Ne diyorsun ya\" diyemedi. Şimdi kalkmış, duruşmaları izlemeyenleri kandırmaya çalışıyor: \"Sosyalist sanatçı ... bala bala...\" Aşil topuğu dendiğini de diyeni de unutuverdi...
 
    Keşke gerçek dost olabilseydiniz de bu arkadaşınızın duruşmalarına izleyici olarak katılsaydınız, desteğinizi gösterseydiniz ama sizin oralarda ne işiniz var (!)... Benim bildiğim ve gördüğüm tek örnek Bulunmaz, Büktel\'in duruşmasına katıldı, ona desteğini verdi ama Bulunmaz\'ın duruşmalarında yanında olan kimseyi görmedim. O \"beraat\" söyleşisindekilerden hiçbiri yoktu... Duruşma salonları reyting yapmaz, emek ister, hissetmek ister, \"buradayım arkadaşım\" demek ister...
 
    Yukarıdaki aktarımlarımla birlikte anlayana sivrisinek...
 
    Siz, sözüm ona \"dürüstlüğünüzü\" tescil edeceksiniz adam dergisini size teslim etmiş olacak. Hukuk dergisi mi tiyatro dergisi mi karışacak ama bu saatten sonra ne yapsın Erbil...
 
    Neydi o dizinin adı: \"Erbil\'in suçu ne!\" ya da \"Bulunmaz\'ın suçu ne!\"
 
    TV dizilerine küfreden, köpüren Bulunmaz\'ın yakın dostu (!) tekrar dizi yazmaya başladığını nasılda ballandıra ballandıra anlatıyor, benim hiç bir itirazım yok, yazmalı, yazsın, yazarın bu dönem de yapacağı işlerden biri de bu, sevsek de sevmesek de...
 
    Peki, TV dizilerine köpüren Bulunmaz ne yapıyor? Ne yapsın garibim \"abi\" dediği adamın yaptığını yapıyor, bunu görmeyeyim...
 
    Sonrasında biri \"mahkeme kararıyla tescilli eleştirmen\", diğeri bu tespiti içine sindiren, kabullenen ama \"gerçekçi\" bir yazar...
 
    Aklınız karışmıştır okurlar, kendinizde bulmayın kabahati, öykümüzün kahramanları bile anlayamadı bu ilişkiler yumağını, siz nereden anlayacaksınız...
 
    Olayın en basiti, sorgulamayın...
 
    Biri sosyalist, diğeri gerçekçi... Bunu kabul edin ve sakın ola ki soru sormayın...
 
    Yargı kararıyla \"tescilli eleştirmen\", diğeri \"tescilli eleştirmen\" arkadaşını ilk duruşmada satan \"gerçekçi yazar\"...
 
    Siz bu arkadaşların dediklerine inanın, sakın ha soru filan sormayın...
 
    Siz, sizolun Facebook\'un \"Beğen\" düğmesine basın bu arkadaşlar ne diyorsa... Onların hışmından korunmanın en emin yolu bu.
 

Mustafa Demirkanli

(Kaynak: Tiyatro... Tiyatro... Dergisi)

16 Şubat 2012 Perşembe

Erbil Göktaş'tan gelen "açıklama"...

Yeni Tiyatro Genel Yayın Yönetmeni Erbil Göktaş (Fotoğraf: Yavuz Yılmaz)




COŞKUN BÜKTEL, HİLMİ BULUNMAZ VE YENİ TİYATRO DERGİSİ!!!


Coşkun Büktel, Yeni Tiyatro Dergisi'nin 34. sayısını eline al ve ses kaydıyla birlikte oku bakalım, daha doğrusu ses kaydı sürerken sen de dergiden takip et, ilk bölümün (ilk beş buçuk dakikası dışında) yaklaşık tamamı yayınlanmıştır. İlk beş buçuk dakikası da ön konuşma olduğundan ve sen "baştan başlayalım..." dediğin için ve o ilk beş buçuk dakikalık bölüm "baştan başlayalım" dedikten sonra da dile getirildiğinden o baştaki beş buçuk dakikalık bölüm kullanılmamıştır. Okurlar da öyle yapsınlar, gerçeğin benim dediğim gibi hatta dediğimden fazlası da olduğunu göreceklerdir... Çünkü 34. sayının 13. sayfasında Coşkun Büktel'in "Savaş Aykılıç imzasını çekti... " diye biten cümlesinden sonra, 14. sayfanın sonuna doğru yine Savaş Aykılıç'a bağlanan konunun arasında Coşkun Büktel, Ferhan Şensoy, Memet Baydur, Coşkun Irmak bağlamında 1980'li yıllarla 1990'lı yılların başına kadar olan oyun yazarlığında ortaya çıkan verimler değerlendirilmiştir. Bu yaklaşık dergi sayfasıyla 2 sayfa, A4 kağıdıyla dört sayfalık bölüm, sizin "sansür" yalanıyla süsleyip yayınladığınız ilk 28 dakikalık bölümde yoktur; daha sonraki bölümlerden burada daha işlevsel olacağı için alınıp kullanılmıştır. Yani ilk beş buçuk dakikayı çıkarırsak 23 dakikalık bölümün yaklaşık tamamı yayınlanmasının yanı sıra diğer bölümden de A4 sayfasıyla 4 sayfa alınıp buraya konulmuştur; yani sizin dediğiniz gibi değildir, bu bölümün fazlası vardır eksiği yoktur; lütfen hesabınızı dürüstçe, biraz emek vererek yapın; spekülasyon yapıp "olay" yaratacağız derken Erbil Göktaş'ı karalamayın... 


Ayrıca ilk beş buçuk dakikayı Coşkun Büktel kendisi yok sayıyor, beş buçuk dakika geçtikten sonra "baştan başlayalım mı, 1, 2, 3, başladık..." diyor... Bunu niye hesaba katıyorsunuz, uyanık askerler?... siz üzüm yemek mi istiyorsunuz, yoksa Erbil Göktaş'ı dövmek mi?... 


Ayrıca... ilk beş buçuk dakikada Erbil Göktaş'ın "Bir dergi her şeyi yayınlamak zorunda mı? Yeni Tiyatro Dergisi?..." sorusuna karşılık Coşkun Büktel, "Eğer biz, herhangi bir konuda toplanıyorsak, ne dersek yayınlanmak zorunda. Tabii ki, sansür olamaz yani..." diye soruma başka bir telden çalıyor ve Erbil Göktaş yine soruyor, "Hayır hayır hayır!... sen işte bu haberi vermedin... (dedin)... Her habere yetişebilir mi bir dergi?..." sorularım arasında "sansür" masalını sayıklıyor Büktel; kaldı ki bu bölüm kendisinin "yok" saydığı bir bölüm; Hilmi Bulunmaz'ın da bu bölümden alıntı yaparak beni "sansürcülük"le suçlaması ayıptır, "etik dışı"dır. 


Bu ilk beş buçuk dakikalık (hadi tam süresini verelim: 5 dakika 22 saniyelik) bölümü saymayacaksınız zaten; Coşkun Büktel saymamış, "baştan başlayalım mı" diye kendisi başa sarıyor zaten... 


Ayrıca dikkat ederseniz de beni pek konuşturmayıp bunu bir "Coşkun Büktel Söyleşisi"ne dönüştürüyor. Öznemiz Hilmi Bulunmaz değil miydi?... 


Çok tekrar oldu ama anlamadığınız için ben de tekrar tekrar bu yanlış hesabınızı dile getirmek zorundayım... Evet konumuz Yeni Tiyatro Dergisi'nin 34. sayısında yayınlanan bölümüdür, yukarda da belirttiğim gibi "fazlası" var, eksiği yok; gereksiz tekrarlar, cümlelerin anlamını düzeltmek için yapılan "küçük" müdahaleler dışında... 


Diğer bölümü de değerlendirirken 13. ve 14. sayfada eklenmiş bu bölümü de göz önünde bulundurun lütfen!... Havaya konuşmayın, tribünlere oynamayın, işte ben belgelerle konuştum, siz de lütfen öyle konuşun; yani kısacası, şu an itibarıyla "yüzde 50'si yayınlanmamıştır", teziniz "kocaman" bir yalandır. beni "sansürcülük"le suçlayacağınıza siz yalanlarınıza bakın; "beraat"ı gündeme getirmiş bu yeryüzündeki "biricik", yegane dergiye haksızlık yapmayın... 


Hilmi Bulunmaz'ın 16 Şubat 2012'de Mesut Alptekin'le çektiği videoda da sürdürülen bu "sansür" yalanının hesabını veremezsiniz sonra; gerçekten hepiniz "etik" dışı davranıyorsunuz; Türkçe, mertçe söylersek "yüzde 50" ve "sansür" yalanı hiç de "ahlaklıca" değil... 


Ayrıca sitede her şeyi yayınlamak çok kolay, ancak bir derginin, sayfaları sınırlı bir derginin olanakları içerisinde 11 sayfa tartışma yayınlamak da genel yayın yönetmeninin bileceği bir iştir ve bu işin altına girecek, Yeni Tiyatro Dergisi'nin dışında, şu uzay boşluğunda, yeryüzünde, hatta tüm galaksilerde başka bir yayın organı bulamazsınız. "Buluruz" diyorsanız da, galaksilerde yapacağınız araştırmalarda hepinize "iyi yolculuklar" dilerim.


***


Ayrıca bakınız:

LİNÇÇİ İsmail Can Törtop yönetimindeki LİNÇ KAMPANYASI ana sponsorlarından www.tiyatrodunyasi.com sitesi, sanatsal ifade olanaklarını imhâ etmek istediği "Theope" adlı oyunun yazarı Coşkun Büktel'le Sosyalist Sanatçı Hilmi Bulunmaz'ın adlarını içeren Yeni Tiyatro Dergisi'nin Aralık 2011, otuz üçüncü sayısının tanıtımını, seve seve olmasa da, söke söke yayınlamak zorunda kaldı!

Kurtlar Vadisi, Kurtlar Vadisi Pusu, Kurtlar Vadisi Terör'de oynamış Serpil Tamur'u kapak yapan Erbil Göktaş yönetimindeki Yeni Tiyatro Dergisi, Sosyalist Sanatçı Hilmi Bulunmaz'ın "Boğaziçi Üniversitesi Gölgesinde Yetişenler Lobisi" üyesi ve Shakespeare çocuğu LİNÇÇİ Ömer Faruk Kurhan karşısında elde ettiği BERAAT kararını yayınlayacak!

Genel Yayın Yönetmenliği'ni LİNÇÇİ olmayan Erbil Göktaş'ın yaptığı Yeni Tiyatro Dergisi'nin yeni yıldaki yeni sayısında Sosyalist Sanatçı "Hilmi Bulunmaz'la 'Beraat' Tartışmaları!...", yepyeni bir tiyatral perspektife neden olmakla birlikte, yeni tartışmalara yepyeni kapılar açacağına kesin gözle bakılıyor!

Hilmi Bulunmaz, Yeni Tiyatro Dergisi'ne çok önemli şeyler söyledi!


LİNÇ KAMPANYASI ana sponsorlarından www.tiyatrodunyasi.com sitesi sahibi LİNÇÇİ İsmail Can Törtop, Sosyalist Sanatçı Hilmi Bulunmaz'ın, Yeni Tiyatro Dergisi'nde yaptığı "BERAAT SÖYLEŞİSİ"nin haberini, seve seve olmasa da, söke söke sitesinde yayınlayıp okurlarına duyurmak zorunda kaldı!

"Theope" adlı oyunun yazarı Coşkun Büktel, Erbil Göktaş yönetimindeki "Yeni Tiyatro Dergisi'ni engelleme, dezenforme etme, hedef gösterme girişiminden geri durmayan Mustafa Demirkanlı"nın üzerine ışıldak tutmaya devam ediyor hâlâ!

Yeni Tiyatro, henüz elimize geçmediğinden biz haber yapmadık!

Oyun yazarı, şair Erbil Göktaş yönetimindeki Yeni Tiyatro Dergisi fotoğraf sanatçısı ve Kocaeli Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Fotoğraf Bölümü mezunu Yavuz Yılmaz, Sosyalist Sanatçı Hilmi Bulunmaz'ın Yeni Tiyatro Dergisi için yapmış olduğu "BERAAT SÖYLEŞİSİ" sayfalarını zenginleştiren ilginç fotoğraflara imza attı!

Sosyalist Sanatçı Hilmi Bulunmaz'ın BERAAT etmesi, Erbil Göktaş yönetimindeki Yeni Tiyatro Dergisi'nde "tefrika edilmeye" başlandı!

Yavuz Yılmaz, Bulunmaz'ın fotoğraflarını Yeni Tiyatro için çekti!

AKP'li Mimar Kadir Topbaş'ın yönetimindeki İstanbul Büyükşehir Belediyesi Şehir Tiyatroları Genel Sanat Yönetmeni Ayşenil Şamlıoğlu, AKP'li Ertuğrul Günay'ın yönetimindeki Türkiye Cumhuriyeti Kültür ve Turizm Bakanlığı Devlet Tiyatroları Genel Müdürü Lemi Bilgin ve AKP'li İbrahim Karaosmanoğlu yönetimindeki Kocaeli Büyükşehir Belediyesi Şehir Tiyatroları Genel Sanat Yönetmeni Nejat Birecik'in verdiği reklâm adı altındaki avuç dolusu para (avanta, bahşiş, diş kirası, iane, iaşe, sadaka, sus payı) sayesinde yayınını zar zor sürdüren LİNÇ KAMPANYASI ana sponsorlarından Tiyatro... Tiyatro... Dergisi'nin düzeysiz gölgesi, facebook bataklığı içerisine de nüfuz edip, Türkiye tiyatrosundaki tartışma gündeminden asla düşmeyen "Theope" adlı oyunun yazarı ve Irwin Shaw'un kaleme aldığı "Ölüleri Gömün" oyununun çevirmeni Coşkun Büktel'le oyun yazarı, şair ve Yeni Tiyatro Dergisi Genel Yayın Yönetmeni Erbil Göktaş'ın değerli zamanlarını da sündürmeye başladı!

Yeni Tiyatro Dergisi'nin Şubat 2012 tarihli 35. sayısını okuyunuz!

Oyun yazarı, şair Erbil Göktaş yönetimindeki Yeni Tiyatro Dergisi, Bulunmaz Tiyatro kurucusu ve yöneticisi Sosyalist Sanatçı Hilmi Bulunmaz'a yer verip, onun görüşlerini yayma cesaretini gösterdi!

Türkiye tiyatrosundaki tartışma gündeminden asla düşmeyen "Theope" adlı oyunun yazarı ve Irwin Shaw'un kaleme aldığı "Ölüleri Gömün" oyununun çevirmeni Coşkun Büktel'le Bulunmaz Tiyatro kurucusu ve yöneticisi Sosyalist Sanatçı Hilmi Bulunmaz'ın estetik, kültürel, sanatsal, siyasal, toplumsal ifade olanaklarını ilelebet ilga ve imhâ etmek düşüncesiyle başlatılmış, bir iftira metni olmanın ötesinde hiçbir değeri bulunmayan ve tam tamına 1100 kişilik kişiliksiz alçak kişi tarafından hararetli bir biçimde, üzerinde hiç düşünülmeden, aptalca, dangalakça bir refleksle imzalanmış LİNÇ KAMPANYASI sürecinde çok önemli bir sınavdan geçen Bulunmaz Tiyatro kurucusu ve yöneticisi Sosyalist Sanatçı Hilmi Bulunmaz, bütün LİNÇÇİ dergilere (Kavuklu Dergisi, Mimesis Dergisi, Sahne Dergisi, TEB Oyun Dergisi, Tiyatro... Tiyatro... Dergisi) karşı sıkı bir mücadele verirken, tüm baskılara karşın asla ve kesinlikle LİNÇÇİ olma alçaklığı tuzağına düşmeyen oyun yazarı, şair Erbil Göktaş yönetimindeki Yeni Tiyatro Dergisi'nde yayınlanan "'Beraat' Tartışmaları!... (2)" söyleşisinde müthiş derecede gerçekçi saptamalar yapıyor ama...

Alnında LİNÇ lekesi olmayan Yeni Tiyatro Dergisi Genel Yayın Yönetmeni Erbil Göktaş, alnında LİNÇ lekesi olan LİNÇÇİ Tiyatro... Tiyatro... Dergisi Genel Yayın Yönetmeni Mustafa Şükrü Demirkanlı'ya karşı sert bir yazı yazmak zorunda kaldı!

Yeni Tiyatro Dergisi'nin Şubat 2012 tarihli 35. sayısını okuyunuz!

Büktel, Erbil Göktaş'ı "gayrıinsani faşist bir sansürcülükle" suçladı!

Yeni Tiyatro Dergisi'nin 35. sayısıyla "Cumhuriyet" de ilgilendi!

Yeni Tiyatro Dergisi Genel Yayın Yönetmeni Erbil Göktaş diyor ki:

Türkiye tiyatrosundaki tartışma gündeminden asla düşmeyen "Theope" adlı oyunun yazarı ve Irwin Shaw'un kaleme aldığı "Ölüleri Gömün" oyununun çevirmeni Coşkun Büktel'le oyun yazarı, şair ve Yeni Tiyatro Dergisi Genel Yayın Yönetmeni Erbil Göktaş arasında hızla gelişip, şimşek hızıyla süren "sansür tartışması", dostlar alışverişte görsün anlayışının dışına çıkan bir polemik kıvılcımı olmanın yanı sıra, Türkiye Tiyatrosu kavramının oluşumuna çok önemli bir katkı sunacağına kesin olarak eminiz!

LİNÇÇİ Dostlar Tiyatrosu'nun patronu LİNÇÇİ Genco Erkal'ın tek kişilik gösterisini izlemek için evinden çıkan Yeni Tiyatro Dergisi Genel Yayın Yönetmeni Erbil Göktaş, buzlu yolda kayıp dengesini yitirince, Haydarpaşa Numune Hastanesi'nde gözlem altına alındı!

Coşkun Büktel, Erbil Göktaş'a "geçmiş olsun" dileğinde bulundu!

Türkiye tiyatro yayıncılığında yepyeni bir yol ve sımsıcak bir sürece daha girdik; zâten tamamıyla küflenen eski tiyatro dergiciliği hızla çürüyüp, şimşek hızıyla ceset hâline gelirken, akademisyen, eleştirmen, oyun yazarı, şair Erbil Göktaş yönetimindeki Yeni Tiyatro Dergisi, kendine özgü estetik ve etik anlayışını ısrarla ve inatla koruyarak, "Sosyalist Sanatçı Hilmi Bulunmaz'ın BERAAT söyleşisi" ile büyük bir ivme kazanmanın yanı sıra, yeni ve sıcak tartışmalara neden olmaya başladı!

Sadece ve yalnızca "Türkiye Cumhuriyeti Tiyatro Tarihi"nde değil, "Osmanlı İmparatorluğu Tiyatro Tarihi"nde (belki "Dünya Tiyatro Tarihi"nde) bile eşi benzeri hiç görülmemiş bir biçimde, LİNÇÇİ tiyatro esnafının sürekli olarak "noter onaylı ihtarname" gönderip, "savcılığa şikâyet" ettiği, kendisi hakkında "kamu davası" açtırıp, "mahkemeye verdiği" ve böylelikle ilelebet susturmak istediği Bulunmaz Tiyatro kurucusu ve yöneticisi Sosyalist Sanatçı Hilmi Bulunmaz, kendisine karşı LİNÇ KAMPANYASI düzenleyen 1100 kişilik kişiliksiz alçak kişi karşısında yargılandığı İstanbul 3. Sulh Ceza Mahkemesi'nden "kapı gibi" BERAAT kararı alıp, bu kararı kuramsallaştırmak için oyun yazarı, şair Erbil Göktaş'ın yöneticisi olduğu Yeni Tiyatro Dergisi'nde "BERAAT SÖYLEŞİSİ" yapınca, sansürlenmiş hâldeki bu söyleşi bile hızla, hem de şimşek hızıyla tartışılarak, âdeta bir çığ gibi büyüyor!

Hilmi Bulunmaz'la "BERAAT SÖYLEŞİSİ", twitter'a bile sıçradı!

Bulunmaz Tiyatro kurucusu ve yöneticisi Sosyalist Sanatçı Hilmi Bulunmaz, Yeni Tiyatro Dergisi'nde yaptığı "BERAAT SÖYLEŞİSİ" metninin tam 2 saat 5 dakika 57 saniye süren kesintisiz hâlini 1 Mart 2012 tarihinde yayınlayıp, yeni bir tartışma başlatacak!

Coşkun Büktel, Ediz Baysal ve Erbil Göktaş'ın katılımıyla Sosyalist Sanatçı Hilmi Bulunmaz'ın Yeni Tiyatro Dergisi'nin 34. ve 35. sayılarında yaptığı söyleşiyi yayınlamaya başladık!

Akademisyen, oyun yazarı, şair Erbil Göktaş yönetimindeki Yeni Tiyatro Dergisi'nin Ocak 2012 tarihli 34. sayısında budanıp "eklenerek" sansürlü olarak (Yeni Tiyatro Dergisi Genel Yayın Yönetmeni Erbil Göktaş'ın "COŞKUN BÜKTEL, HİLMİ BULUNMAZ VE YENİ TİYATRO DERGİSİ!!!" yazısındaki ilginç ifadesiyle: "'fazlası' var, eksiği yok; gereksiz tekrarlar, cümlelerin anlamını düzeltmek için yapılan 'küçük' müdahaleler dışında...") yayınlanan "Hilmi Bulunmaz'la 'Beraat' Tartışmaları!... (1)" söyleşisinin budanıp ekleme yapılmayan, gayet net, oldukça berrak ve tabii ki sansürsüz ses kaydını, en küçük bir soluğuna bile asla ve kesinlikle müdahale etmeden olduğu gibi yayınlıyoruz!

Sosyalist OYUN Dergisi kurucusu ve Bulunmaz Tiyatro Genel Sanat Yönetmeni Sosyalist Sanatçı Hilmi Bulunmaz yönetimindeki Sosyalist OYUN Sitesi, Erbil Göktaş'ın yönettiği Yeni Tiyatro Dergisi'nde sansürlü (Yeni Tiyatro Dergisi Genel Yayın Yönetmeni Erbil Göktaş'ın "COŞKUN BÜKTEL, HİLMİ BULUNMAZ VE YENİ TİYATRO DERGİSİ!!!" yazısındaki ilginç ifadesiyle: "'fazlası' var, eksiği yok; gereksiz tekrarlar, cümlelerin anlamını düzeltmek için yapılan 'küçük' müdahaleler dışında...") olarak yayınlanan "Hilmi Bulunmaz'la 'Beraat' Tartışmaları!..." yazısını sansürsüz olarak yayınlamaya başlar başlamaz, müthiş derecede bir "Ziyaret Sayısı" patlamasıyla karşı karşıya gelmenin kıvancını yaşıyor!




14 Şubat 2012 Salı

Sadece ve yalnızca "Türkiye Cumhuriyeti Tiyatro Tarihi"nde değil, "Osmanlı İmparatorluğu Tiyatro Tarihi"nde (belki "Dünya Tiyatro Tarihi"nde) bile eşi benzeri hiç görülmemiş bir biçimde, LİNÇÇİ tiyatro esnafının sürekli olarak "noter onaylı ihtarname" gönderip, "savcılığa şikâyet" ettiği, kendisi hakkında "kamu davası" açtırıp, "mahkemeye verdiği" ve böylelikle ilelebet susturmak istediği Bulunmaz Tiyatro kurucusu ve yöneticisi Sosyalist Sanatçı Hilmi Bulunmaz, kendisine karşı LİNÇ KAMPANYASI düzenleyen 1100 kişilik kişiliksiz alçak kişi karşısında yargılandığı İstanbul 3. Sulh Ceza Mahkemesi'nden "kapı gibi" BERAAT kararı alıp, bu kararı kuramsallaştırmak için oyun yazarı, şair Erbil Göktaş'ın yöneticisi olduğu Yeni Tiyatro Dergisi'nde "BERAAT SÖYLEŞİSİ" yapınca, sansürlenmiş hâldeki bu söyleşi bile hızla, hem de şimşek hızıyla tartışılarak, âdeta bir çığ gibi büyüyor!

Oyun'un notu: Bulunmaz Tiyatro Genel Sanat Yönetmeni Sosyalist Sanatçı Hilmi Bulunmaz, Yeni Tiyatro Dergisi Genel Yayın Yönetmeni Erbil Göktaş'ın kendisi hakkında aşağıdaki yazıda dediği "Hilmi Bulunmaz benim 'budama' isteğimi haklı buldu." sözüne itiraz edip, bu sözün "sansürü onaylamak" anlamına geleceğini dile getirerek, Yeni Tiyatro Dergisi'nin 34. ve 35. sayılarında yayınlanan "Hilmi Bulunmaz'la 'Beraat' Tartışmaları!..." yazısının sansürlenmesi konusunda bir değerlendirme yapacağını belirtti. "Hilmi Bulunmaz'la 'Beraat' Tartışmaları!..." sürecine katkı sunduğu için, Erbil Göktaş'ın "COŞKUN BÜKTEL'E ÜÇÜNCÜ YANIT"ını yayınlamakla yetiniyoruz. Şimdilik kaydıyla bu konuda daha fazla görüş beyan etmeyen Hilmi Bulunmaz, 1 Mart 2012 gününden başlayarak, bu konunun açımlanması, eleştirilmesi, irdelenmesi ve sürekli olarak tartışma gündeminde tutulması için büyük bir çaba harcayacağını sözlerine ekledi!


***


COŞKUN BÜKTEL'E ÜÇÜNCÜ YANIT 

Coşkun Büktel, beni Nazi subaylarına benzetiyorsun ya, sana "aynaya bak" demeyeceğim, ben kendimin ne olup ne olmadığımı çoook iyi biliyorum. Birincisi "budadığım" yerlerin "beraat" ile ilgisini kurup öyle konuşmalısın, çünkü yazdıkların sadece aklında kalanlar; üstelik Yeni Tiyatro Dergisi'nde yazılanları bile tam okumamışsın; söyleşiye hazırlıksız geldin, çünkü sen beni ille de "beraat" haberini yap diye zorladıktan hemen sonra benim "tartışma" teklif etmem karşısında hazırlıksız yakalandın. Yani ben seni de çağırdım ama ille de bu "tartışmayı" ya da "haberi" yap diye "hakaretvari" ithamlarda bulunan sendin; o yüzden ben de, "madem bu kadar istiyorsun, o zaman sen de gel" dedim. Ama "hassasiyetlerim aleyhinde" şeylere ve "beraat dışı" konuşmalara karşı olduğumu da söylemiştim. 


Şimdi eşim Sema Göktaş'ın "beraat"la hiç bir ilgisi yokken, konuyu O'na getirmenin anlamı nedir? Üstelik ne bir oyununu okumuşsun, ne de İzmir'de sahnelenen oyununu izlemişsin... Kusura bakma ama esas Nazi tavrı budur; hem hiç bir oyununu okumayacaksın, hiç bir oyununu izlemeyeceksin, ne yaptığından haberin olmayacak, sonra da saldıracaksın, ya da eleştireceksin; "böyle" bir anlayış nerede görülmüş?... 


Kaldı ki, bu tavrını Hilmi Bulunmaz da onaylamadı ve benim "budama" isteğimi haklı buldu. Sen bunu hep yapıyorsun; üstelik "linççi" dediklerine değil, "linççi" olmayanlara da yapıyorsun. Şöyle bir aynanın karşısına geç de "ben ne yapıyorum?" diye kendine bir soruver; kahrolası öfkenle bir yüzleş; sıkıyorsa o aynaya bir yumruk at, elini kanat!... O zaman seni daha çok seveceğiz; "yok, beni sevmeyin" diyorsan da kendin bilirsin; ama "yok iğreniyorum", "yok arkadan vuran kalleş" gibi laflar edeceksen de bu lafların hepsini sana iade ediyorum; çünkü ben de Aziz Nesin'in yaşadığı ve ürettiği bir ülkede; Melih Cevdet'in, Güngör Dilmen'in ve Orhan Asena'nın yaşadığı bir ülkede "ben 1, 2, 3, 4, 5 numarayım, benden sonra gelen 6." diyen senden iğrenmiyorum ama seni 20 yıldır ilk kez kapak yapan Erbil Göktaş'ı, "Salieri" kompleksi içinde olmakla suçlayacaksan da suçla; beraat tartışması" dışında kalan ve gereksiz bulduğum yerleri "arkadan vuran kalleş" olarak değerlendireceksen de değerlendir; asıl kalleşliği sen bana yapıyorsun; ne yani beni söyleşiye zorlayan sensin, 11 sayfa, 2 bölüm halinde yayınlayıp kapaktan da duyuran ben "kalleşsem", sen nesin acaba bu söylediklerin karşısında?... 


Benim gibi birini "faşist" diye damgalamak neyin nesi?... Sen "faşizm"in ne olduğunu biliyor musun? "Faşizm" üzerine kaç tane kitap okudun?... Dimitrov'un "Faşizme Karşı Birleşik Cephe"sini okudun mu örneğin?... Bu "faşizm" bumerang gibidir, sonunda döner "elinde" onunla oynayanı vurur; bilip bilmeden "faşizmle" oynama!... Bu ağır "saldırı"nı da sana iade ediyorum. Bir de "bu dergiyi okumayın" lafının nasıl bir "faşizm" olduğunu düşün; çıkardığım yerlerin "beraat" konusunu nasıl etkilediğini ve seni nasıl "dangalak" konumuna sürüklediğini örnekle, ondan sonra ben de ne olduğuma karar vereyim; afaki konuşup "yalan" söyleme; çünkü senin dediğin gibi "söyleşinin yüzde 50'si" değil, en az yüzde 80'i yayınlanmıştır. Yine de bakacağım, kesin rakamı sana o zaman vereceğim; ama rakam senin dediğin gibi değil, bunu çok iyi biliyorum; yaptığın hesap yanlış, deşifre yaptığında bunu sen de göreceksin. Şimdiden öyle bakkal hesapları yapıp da kimsenin aklını karıştırma, kaldı ki bakkalların "eksik" tartması eski bir hikayedir. 


Bana geçtiğin "kıyağa" gelince, çok teşekkür ederim ya, "1100 okur kazandırmışsın" ya!... Ne yapsam hakkını ödeyemem!.... Ama bu "ödeme" için uzun bir süre beklemen gerekecek; çünkü sırtıma inen bu "Coşkun Büktel Sopası"ndan sonra herhalde 72 ay kendime gelemem; beyin kanamalarında süre 72 saat ya, yürek kanamalarında çok uzun olsa gerek... Sen yine de Mart ayında "deşifreyi" yap da gel, yanıtlayamayacağım tek bir şey, hesabını veremeyeceğim hiçbir şey yok. Umarım sen de bana ve eşime yaptığın saldırıların hesabını kendine verebilirsin; evet bana ve eşime "resmen" saldırdın, saldırıyorsun; Yeni Tiyatro Dergisi'nin Ocak sayısındaki söyleşiye de bakmadığın buradan belli, yaptığın saldırılar karşısında, "bu söyleşi böyle gidersen devam etmez" diye uyarmışım seni. 


Sen nasıl "benim hassasiyetlerim var" diyorsan, benim de hassasiyetlerim olacağını aklına kazıman gerekli; ayrıca okurlar önünde "gönderdiğin özel mailleri açmadım" deyip de, sen bana "özel" mailler gönderme. Kaldı ki onlar, burada yazdığım birkaç yazının peşpeşe sıralanmış haliydi; böyle beni tribünlere oynamakla suçlayıp kendin tribünlere oynama; çünkü böyle gidersen kendi kendinle tek kale maç yapmak yazgın olacak, attığın her gol de sadece kendine olacak.... 


Bir de şu nefret ettiğin "başöğretmen" tavrına gelelim: Sen ne kadar nefret etsen de, ben ne kadar beğenmesem de her alanda (yazarlık, yönetmenlik, oyunculuk, sahne tasarımı, kuram vb.) Türk Tiyatrosu belli bir aşamaya gelmiştir; bu tiyatroda sen, ben, Hilmi, Feridun yok sadece, her alanda yetişmiş onlarca insan var. Türk Tiyatrosu bizim etrafımızda dönmüyor; bugün "Ölüleri Gömün" sahnelenip 2 sezon oynuyorsa, belki 3. sezonunu da görecekse, "Theope" ve "Shakespeare'siz Herifler" sahnelenecekse bu "uzlaşma" çabalarını gözardı etme!... 


Erbil Göktaş da, Yeni Tiyatro Dergisi de, senin, sana karşı olan senin de, haklarını savunmayı sürdürecektir; ama senin de, senin hakkını da savunanlara karşı daha "hakkaniyetli" davranman gerekiyor; biliyorum, bu yaştan ve bu aşamadan sonra kolay değil ancak bunu yapman gerekiyor; yine de "sen" bilirsin... Ben senin "başöğretmenin" miyim canım?!...


***


Ayrıca bakınız: 


Büktel, Erbil Göktaş'ı "gayrıinsani faşist bir sansürcülükle" suçladı! 



23 Ekim 2011 Pazar

LİNÇÇİ tiyatrodergisi.com.tr, LİNÇÇİ Ömer F. Kurhan'ın mahkûm ettirmek istediği Bulunmaz'a verilen BERAAT haberini söke söke yayınlamak zorunda kaldı!

Dün (18 Ekim 2011) saat 10.30'da sonuçlanan duruşma sonrası elde ettiğim "DURUŞMA TUTANAĞI" metnini anında yayınladıktan (Bakınız: "LİNÇ KAMPANYASI ana sponsorlarından Ömer F. Kurhan'ın sanık sandalyesine oturtup cezalandırmak istediği Sosyalist Sanatçı Hilmi Bulunmaz, BERAAT etti!") sonra, LİNÇÇİ sitelere sürekli olarak bakmama karşın, BERAAT (aklanma) kararını yayınlayan herhangi bir LİNÇÇİ siteye rastlamadım.

Ancak...

Aradan neredeyse iki gün geçmek üzereyken, LİNÇÇİ Tiyatro... Tiyatro... Dergisi'nin sanal kuyruğu LİNÇÇİ tiyatrodergisi.com.tr, BERAAT ettiğim davanın sonucunu, seve seve olmasa da, söke söke duyurmak zorunda kaldı.

BERAAT kararını, âdeta geçiştirir gibi yayınlayan LİNÇÇİ tiyatrodergisi.com.tr, kendilerinin başlatmış oldukları LİNÇ KAMPANYASI sürecindeki yenilgilerinin bir benzerini HUKUKSAL LİNÇ KAMPANYASI sürecinde de elde etmiş oldukları için, nasıl hareket edeceklerine bir türlü karar veremiyorlar. İki satırdan oluşan küçücük bir haber metnini bile doğru dürüst yazmaktan yoksun bir düzeysizlik içerisinde yayın yapan LİNÇÇİ tiyatrodergisi.com.tr sitesindeki haber müsveddesini okuyunuz!

Sosyalist Sanatçı Hilmi Bulunmaz


***


H. Hilmi Bulunmaz'a İlk Davasında Beraat Kararı Verildi...


Asıl mesleği kuyumculuk ve elmas kalemleri uluslararası ticareti olan, amatör tiyatrocu H. Hilmi Bulunmaz'a karşı Ömer Faruk Kurhan'ın Cumhuriyet Savcılığı'na yapmış olduğu şikayet sonrası açılan davada, 18 Ekim 2011 günü yapılan son duruşmada beraat etti.

H. Hilmi Bulunmaz'la ilgili diğer davalar devam etmektedir.


.....................................................Haber Giriş Tarihi: 19 Ekim 2011

(Kaynak: tiyatrodergisi.com.tr)

15 Aralık 2013 Pazar

Asılsız ihbarcı kişilerin cirit attığı bir ülkede, hukuk ayaklar altına alınır!

Melih Anık ‏- Sirke beraat etti http://gundem.milliyet.com.tr/sirke-beraat-etti/gundem/ydetay/1807648/default.htm 

Hilmi Bulunmaz - "Sirke beraat etti" başlıklı yazıyı yazan yazar Milliyet Gazetesi yazarı Mehmet Tezkan. Anık, başlığı ve başlığı taşıyan köşe yazısının link adresini vermeseydi, bırakan bu yazıyı okumayı bir yana, yazının varlığından bile haberim olmayacaktı. Şimdi görev sizde:


1 - "Sirke beraat etti" köşe yazısını (Tıklayınız: "Sirke beraat etti"),


2 - Benim yazdığım beraat eden "ey savcı" şiirini (Tıklayınız: ey savcı) ,


3 - "ASILSIZ İHBARCI" Demirkanlı'nın ihbarını (Tıklayınız: Asılsız İHBARcı Demirkanlı'nın savcılık İHBAR dilekçesi tüyler ürpertici),


4 - "ASILSIZ İHBARCI"nın yüzüne atılan kararı (Tıklayınız: Asılsız İHBARCI LİNÇÇİ Demirkanlı, Bulunmaz'ı TCK 301'den ihbar etti!)


...MUTLAKA, AMA MUTLAKA OKUYUNUZ!...


...Ve böylelikle de "Sirke beraat etti" yazı içeriğine konu olan "HUKUK KARŞITI" savcıların varlıklarını ezberlemekle birlikte, "T.C. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Özel Soruşturma Bürosu"nda görev yapmış İstanbul Cumhuriyet Savcısı Halûk Gedikli gibi "HUKUK VE ŞİİR DOSTU" savcıların da bulunduğunu öğrenin!... Devrimci hukuklar!... 


***

OLAĞANÜSTÜ ÖNEMLİ NOT: HİLMİ BULUNMAZ'I BİR ŞİİR NEDENİYLE HAPİSTE ÇÜRÜTMEK İSTEYEN MUSTAFA'NIN DÂVÂLARINDAKİ VEKİLLİĞİNİ ŞU KİŞİLER YAPMIŞTIR:

1 - AVUKAT BURHAN GÜN

2 - AVUKAT OĞUZ NAZLI
3 - AVUKAT REYHAN KAYIŞLI
4 - AVUKAT VOLKAN EKER

17 Şubat 2012 Cuma

Sosyalist OYUN Dergisi'nin kurucusu ve Bulunmaz Tiyatro Genel Sanat Yönetmeni Sosyalist Sanatçı Hilmi Bulunmaz, akademisyen, oyun yazarı, şair Erbil Göktaş yönetimindeki Yeni Tiyatro Dergisi için yapılan ve Erbil Göktaş'ın yönetip, Coşkun Büktel, Ediz Baysal'la birlikte Hilmi Bulunmaz'ın katıldığı ve ses kaydı, tam tamına 2 saat 5 dakika 57 saniye sürmesine karşın, sansürlenerek yayınlanan "Hilmi Bulunmaz'la 'Beraat' Tartışmaları!..." söyleşisinde Ediz Baysal tarafından kullanılmış sözlerin sansürlenmiş hâlini, şimdilik kaydıyla, tek tek numaralandırarak replik biçiminde yayınlıyor; "Hilmi Bulunmaz'la 'Beraat' Tartışmaları!..." söyleşisinin "en az konuşan adamı" Ediz Baysal'ın Yeni Tiyatro Dergisi'nde sansürlü olarak yayınlanan repliklerini, sansürsüz olarak yayınlamakla birlikte, diğer konuşmacıların sözlerini de en kısa zamanda replik hâline getirip, sansürlü ve sansürsüz olarak ağır ağır, tek tek, yavaş yavaş yayınlayacağız!

1 - "1100 kişi" mi diyorlar?


2 - Kötülük yapılırken Türk Tiyatrosu'na kötülük yapılıyor. Coşkun Büktel'e değil. Yapılan kötülük Türk Tiyatrosu'na.


3 - Türk Tiyatrosu'nun durumu ne kadar kötü. Türk Tiyatrosu'na ne kadar zarar verildi.


4 - Bu iddia özellikle Hilmi Bulunmaz'ın ben dava ile ilgili bağ kurmak istiyorum. Hilmi Bulunmaz'ın küfürbaz olduğuyla ilgilidir değil mi?


5 - Ben kendimi pasif bir dinleyici olarak görmüyorum. Siz demediniz ama ben kendiliğimden konuşuyorum...


6 - Emekliyim ama...


7 - Devlet Tiyatrosu'nda çok önemli bir görevi yerine getiriyorum. Belgeciliği yerine getiriyorum ve oluşturuyorum ama burada... eee bir kuruma bağımlı olduğum için gerçeği örtbas etmeyi düşünemem.


8 - Ben teşekkür ederim. Beni kabul ettiğiniz için. Beraat kararının yorumunu biraz daha kendimce geliştirerek anlamaya çalıştım. Ee, sen dedin ki... Yargıcın beraat kararını verirken sadece şikayetçiyi değil, şikayetçinin çevresindeki insanları da göz önünde bulundurduğunu.


9 - Onların, Hilmi Bulunmaz'la ilgili ithamlarının gerçek olmadığını gördük. Bulunmaz'a "küfürbaz" dediler. Ama ben Bulunmaz'ı küfürbaz göremiyorum. Bulunmaz küfürbaz olsaydı o davada kolay kolay beraat verilemezdi.


10 - Linççilerin ithamları da suya düşüyor.


11 - O zaman siz de haklılığını kanıtladınız.


(Kaynak: Yeni Tiyatro Dergisi, Ocak 2012 / 34. sayı ve Şubat 2012 / 35. sayı)


***


Yeni Tiyatro Dergisi'nde sansürlü olarak yayınlanan Ediz Baysal'ın sözlerini sansürsüz olarak sunduğumuz repliklerin sonundaki parantez içlerinde bulunan dakikalar, "Hilmi Bulunmaz'la 'Beraat' Tartışmaları!... (1)" söyleşisinin ses kaydındaki zamanı gösterir!


1 - Bir kişiye karşı değil mi bu dava? (3.38)


2 - Feragat mı ediyor şimdi hakaret davasından? (4.22)


3 - Yani oradan para alamaz ama!... (4.45)


4 - Hilmi Bulunmaz, nasıl dava açar? "Haksız yere suçlandım!" (5.03)


5 - Bildiriyi kaç kişi imzaladı? (17.49)


6 - Bu iddia sizin, özellikle Hilmi Bulunmaz'ın, özellikle yani davayla bağlantı kurmak istiyorum; "küfürbaz" olduğu değil mi? (20.25)


7 - Tamam, davayla ilgili... (20.45)


8 - Orospu çocuğu... (21.03)


9 - Demek ki (LİNÇ KAMPANYASI için verilen imzalar) çekilebiliyor. (Somer Karvan) 'Ahmakım' demiş (imzasını) çekerken. Genco Erkal bunu niye söyleyemesin, Yücel Erten niye söyleyemesin? (27.08)

Oyun'un notu: Parantez içindeki yazılar bize aittir!


10 - Nefret suçu, nefret suçu bu! (27.38)


Devam edecek...


***


Ayrıca bakınız: 

Oyun yazarı, şair Erbil Göktaş yönetimindeki Yeni Tiyatro Dergisi'nde sansürlü olarak yayınlanan "Hilmi Bulunmaz'la 'Beraat' Tartışmaları!... (1)" söyleşisinin sansürsüz sözlerini aktarıyoruz!

28 Mart 2012 Çarşamba

Sosyalist OYUN Dergisi'nin kurucusu ve Bulunmaz Tiyatro Genel Sanat Yönetmeni Sosyalist Sanatçı Hilmi Bulunmaz, akademisyen, oyun yazarı, şair Erbil Göktaş yönetimindeki Yeni Tiyatro Dergisi için yapılan ve Erbil Göktaş'ın yönetip, Coşkun Büktel, Ediz Baysal'la birlikte Hilmi Bulunmaz'ın katıldığı ve ses kaydı, tam tamına 2 saat 5 dakika 58 saniye sürmesine karşın, sansürlenerek yayınlanan "Hilmi Bulunmaz'la 'Beraat' Tartışmaları!..." söyleşisinde Ediz Baysal tarafından kullanılmış sözlerin sansürlenmiş hâlini, şimdilik kaydıyla, tek tek numaralandırarak replik biçiminde yayınlıyor; "Hilmi Bulunmaz'la 'Beraat' Tartışmaları!..." söyleşisinin "en az konuşan adamı" Ediz Baysal'ın Yeni Tiyatro Dergisi'nde sansürlü olarak yayınlanan repliklerini, sansürsüz olarak yayınlamakla birlikte, diğer konuşmacıların sözlerini de en kısa zamanda replik hâline getirip, sansürlü ve sansürsüz olarak ağır ağır, tek tek, yavaş yavaş yayınlayacağız!

1 - "1100 kişi" mi diyorlar?

2 - Kötülük yapılırken Türk Tiyatrosu'na kötülük yapılıyor. Coşkun Büktel'e değil. Yapılan kötülük Türk Tiyatrosu'na.

3 - Türk Tiyatrosu'nun durumu ne kadar kötü. Türk Tiyatrosu'na ne kadar zarar verildi.

4 - Bu iddia özellikle Hilmi Bulunmaz'ın ben dava ile ilgili bağ kurmak istiyorum. Hilmi Bulunmaz'ın küfürbaz olduğuyla ilgilidir değil mi?

5 - Ben kendimi pasif bir dinleyici olarak görmüyorum. Siz demediniz ama ben kendiliğimden konuşuyorum...

6 - Emekliyim ama...

7 - Devlet Tiyatrosu'nda çok önemli bir görevi yerine getiriyorum. Belgeciliği yerine getiriyorum ve oluşturuyorum ama burada... eee bir kuruma bağımlı olduğum için gerçeği örtbas etmeyi düşünemem.

8 - Ben teşekkür ederim. Beni kabul ettiğiniz için. Beraat kararının yorumunu biraz daha kendimce geliştirerek anlamaya çalıştım. Ee, sen dedin ki... Yargıcın beraat kararını verirken sadece şikayetçiyi değil, şikayetçinin çevresindeki insanları da göz önünde bulundurduğunu.

9 - Onların, Hilmi Bulunmaz'la ilgili ithamlarının gerçek olmadığını gördük. Bulunmaz'a "küfürbaz" dediler. Ama ben Bulunmaz'ı küfürbaz göremiyorum. Bulunmaz küfürbaz olsaydı o davada kolay kolay beraat verilemezdi.

10 - Linççilerin ithamları da suya düşüyor.

11 - O zaman siz de haklılığını kanıtladınız.

(Kaynak: Yeni Tiyatro Dergisi, Ocak 2012 / 34. sayı ve Şubat 2012 / 35. sayı)

***

Yeni Tiyatro Dergisi'nde sansürlü olarak yayınlanan Ediz Baysal'ın sözlerini sansürsüz olarak sunduğumuz repliklerin sonundaki parantez içlerinde bulunan dakikalar, "Hilmi Bulunmaz'la 'Beraat' Tartışmaları!... (1)" söyleşisinin ses kaydındaki zamanı gösterir!


1 - Bir kişiye karşı değil mi bu dava? (3.38)


2 - Feragat mı ediyor şimdi hakaret davasından? (4.22)


3 - Yani oradan para alamaz ama!... (4.45)


4 - Hilmi Bulunmaz, nasıl dava açar? "Haksız yere suçlandım!"(5.03)


5 - Bildiriyi kaç kişi imzaladı? (17.49)


6 - Bu iddia sizin, özellikle Hilmi Bulunmaz'ın, özellikle yani davayla bağlantı kurmak istiyorum; "küfürbaz" olduğu değil mi? (20.25)


7 - Tamam, davayla ilgili... (20.45)


8 - Orospu çocuğu... (21.03)


9 - Demek ki (LİNÇ KAMPANYASI için verilen imzalar) 
çekilebiliyor. (Somer Karvan) 'Ahmakım' demiş (imzasını) 
çekerken. Genco Erkal bunu niye söyleyemesin, Yücel Erten 
niye söyleyemesin? (27.08)

10 - Nefret suçu, nefret suçu bu! Başka ülkelerde bunun cezası var!!! (27.38)

Oyun'un notu: Parantez içindeki yazılar bize aittir!


Devam edecek...


***


Ayrıca bakınız: