Sen Gara Değilsin sorgusu için yayınlar alaka düzeyine göre sıralanmış olarak gösteriliyor. Tarihe göre sırala Tüm yayınları göster
Sen Gara Değilsin sorgusu için yayınlar alaka düzeyine göre sıralanmış olarak gösteriliyor. Tarihe göre sırala Tüm yayınları göster

26 Ekim 2007 Cuma

Aziz Nesin'in oyunu engellendi!...

Aziz Nesin’in Kürtçe oyunu emniyet baskısına takıldı!...


İSTANBUL: Tiyatro Avesta’nın Kürtçeye çevirdiği Aziz Nesin’in Kürtçe tiyatro oyunu Beyoğlu Emniyet Müdürlüğü’nün baskıları sonucu Muammer Karaca Tiyatrosu fiili sözleşmesi iptal edildi.

27 Ekim 2007’de Tiyatro Avesta’nın yeni oyunu Tu Ne Gara Yî’nin galasına 2 gün kala Beyoğlu Belediyesi, Beyoğlu Emniyet Müdürlüğü’nün Kürtçe oyun nedeniyle iptalini istedi. Beyoğlu Belediyesi ise, ülkedeki son durumdan dolayı ve Beyoğlu Emniyet Müdürlüğü’nün baskıları sonucu Tiyatro Avesta’yla fiili sözleşmesini iptal etti. Bunun üzerine Tiyatro Avesta, 27 Ekim saat: 19.00’de oyunlarını Mezopotamya Kültür Merkezi’nde sahnelemeye karar verdi. Ve seyircilerinden sorunun onlardan değil, yetkililerden dolayı olmasına rağmen özür diledi.

Tiyatro Avesta’nın sahnelediği Aziz Nesin’in “Sen Gara Değilsin” adlı Kürtçe oyunu 27 Ekim Cumartesi günü saat: 19.00’de Mezopotamya Kültür Merkezi’nde sahnelenecek.

SEN GARA DEĞİLSİN!

Mehmet Dicle'nin Kürtçeye çevirdiği Aziz Nesin'in ‘Sen Gara Değilsin’ oyunu yirminci yüzyılın kahramanlık sıfatları ve ince ironilerle günümüz iktidarlarına eleştirileriyle dikkat çekiyor. Aslında savaş konusunda siyasal, sosyal hiçbir bilgisi olmayan Gara, ortalıkta dolaşan söylentiler yüzünden halk tarafından kahraman ilan edilir ve doğduğu kent olan Yuntabur’a heykeli dikilir.

Dönemin politikacıları ise Gara’nın bu asılsız kahramanlığını kullanarak yönetici olurlar. Ancak Gara, batan savaş gemisinden sağ kurtulup, Yuntabur’a geri gelir ve heykeliyle karşılaşır. Gara’nın kahramanlığı sayesinde rant elde eden iktidarın oyunu; Gara’nın sağ kurtulup doğduğu kent olan Yuntabur’a dönüşüyle ortaya çıkar. Gara’nın aslı olmayan bu kahramanlığını kulanarak iktidara gelmiş olan yöneticiler, halkın gerçekleri anlamaması için Gara’ya başka bir kimlik teklif ederler ancak Gara bunu reddeder ve iktidara kurban gider. Gara ile birlikte “gerçek” de öldürülür.

28 Ekim 2007 Pazar

Engellenen Kürtçe oyuna yoğun ilgi

İSTANBUL: Tiyatro Avesta’nın Kürtçeye çevirdiği Aziz Nesin’in Kürtçe tiyatro oyunu Beyoğlu Emniyet Müdürlüğü’nün baskıları sonucu Muammer Karaca Tiyatrosu fiili sözleşmesi iptal edildi. Oyun Mezopotamya Kültür Merkezi’inde yoğun ilgiyle karşılandı. Seyirci ayakta izledi, çoğu seyircide kalabalıktan izleyemedi, dışarıda kaldı.

27 Ekim 2007’de Tiyatro Avesta’nın yeni oyunu Tu Ne Gara Yî’nin galasına 2 gün kala Beyoğlu Belediyesi, Beyoğlu Emniyet Müdürlüğü’nün Kürtçe oyun nedeniyle iptalini istedi. Beyoğlu Belediyesi ise, ülkedeki son durumdan dolayı ve Beyoğlu Emniyet Müdürlüğü’nün baskıları sonucu Tiyatro Avesta’yla fiili sözleşmesini iptal etti. Bunun üzerine Tiyatro Avesta, 27 Ekim saat: 19.00’de oyunlarını Mezopotamya Kültür Merkezi’nde sahnelemeye karar verdi. Önceki gün MKM’de sahnelenen oyuna yüzlerce seyirci katıldı. Çoğu seyircinin dışarıda kaldığı oyun coşkulu ve heyecan dolu anlar yaşattı. Oyunun ardından oyuncu Aydın Orak; “Tahammülsüzlüğün son noktası olan durum; Kürtçe oyunun engellenmesi oldu” dedi.

Tiyatro Avesta’nın sahnelediği Aziz Nesin’in “Sen Gara Değilsin” adlı Kürtçe oyununu İstanbul Devlet Tiyatroları Oyuncusu Turgay Tanülkü yönetiyor. Aydın Orak, Ömer Şahin ve Remzi Pamukçu’nun rol aldığı oyunda coşkulu anlar yaşandı.

SEN GARA DEĞİLSİN!

Mehmet Dicle'nin Kürtçeye çevirdiği Aziz Nesin'in ‘Sen Gara Değilsin’ oyunu yirminci yüzyılın kahramanlık sıfatları ve ince ironilerle günümüz iktidarlarına eleştirileriyle dikkat çekiyor. Aslında savaş konusunda siyasal, sosyal hiçbir bilgisi olmayan Gara, ortalıkta dolaşan söylentiler yüzünden halk tarafından kahraman ilan edilir ve doğduğu kent olan Yuntabur’a heykeli dikilir.

Dönemin politikacıları ise Gara’nın bu asılsız kahramanlığını kullanarak yönetici olurlar. Ancak Gara, batan savaş gemisinden sağ kurtulup, Yuntabur’a geri gelir ve heykeliyle karşılaşır. Gara’nın kahramanlığı sayesinde rant elde eden iktidarın oyunu; Gara’nın sağ kurtulup doğduğu kent olan Yuntabur’a dönüşüyle ortaya çıkar. Gara’nın aslı olmayan bu kahramanlığını kulanarak iktidara gelmiş olan yöneticiler, halkın gerçekleri anlamaması için Gara’ya başka bir kimlik teklif ederler ancak Gara bunu reddeder ve iktidara kurban gider. Gara ile birlikte “gerçek” de öldürülür.

28 Temmuz 2008 Pazartesi

Burak Caney, kedi olalı nihayet bir fare tuttu!...

Önce, Aydan Seylan'ın yazısını yayımlayalım:


Sen Gara Değilsin


Aydan Seylan
15 Temmuz 2008


Bulunmaz Tiyatro'nun hazırladığı Sen Gara Değilsin adlı oyunu izledim.

Sen Gara Değilsin, Aziz Nesin'in birçok tiyatro grubu tarafından sergilenmiş popüler bir oyunu. Baştan sona Aziz Nesin’in bilindik hicivleriyle bezeli 20.yy kahramanlık sıfatları ve göndermeleri eşliğinde günümüz siyasetine de örnekler veren bir oyun.

Yönetmen Hilmi Bulunmaz’ın kimliği ve oyuna katkıları yadsınamaz bir gerçek.

Ve oyuncular… Emekleri, istekleri ve çalışma azimleri oyunun her sahnesine ilmek ilmek işlenmiş. Oyunu izledikten sonra, bir de yayımlanan oyun fotoğraflarına baktım. Birebir örtüşüyor; kare kare, an an. Resim gibi bir oyun çıkarmışlar Bulunmaz Tiyatro oyuncuları.

Çok lafa gerek yok aslında; onlar kendilerini çoktan aşmışlar. Her mimiği ayrı ifade içeren oyuncular ve yol göstericileri Hilmi Bulunmaz'a, bir tiyatro izleyicisi olarak teşekkürü bir borç bilirim. Ve tüm tiyatro severlere tavsiye ederim...

Haydi Bulunmaz Tiyatro'ya!...

(Kaynak: Milliyet)

***

Yukarıdaki yazıyı yayımladıktan sonra, bugün (28 Temmuz 2008) isimsiz sapık Burak Caney aşağıdaki yazıyı yayımladı. Virgülüne bile dokunmadan, olduğu gibi yayımlıyoruz:


"HİLMİ BULUNMAZ SAHTECİLİĞE DEVAM EDİYOR
Hilmi Bulunmaz sahtecilikte sınır tanımıyor. Sitemizin yayınına şimdilik ara vereceğini belirtmemizle de foyasını ortaya çıkaracak kimse kalmadı düşüncesiyle rahat davranmaya başladı. Hilmi Bulunmaz'ın insanları eşek yerine koyduğu son sahteciliği Bulunmaz Tiyatro'nun oynadığı oyunun Milliyet'te yer aldığı havasında sunulması oldu. Aydan Seylan adında birisi tarafından üç beş satır oyunla ilgili yazılmış yazıyı Bulunmaz sitesine taşıdı ve altına da Kaynak : Milliyet şeklinde ibare yerleştirdi. Kaynak Milliyet olarak belirtilince bu tanıtımın Milliyet gazetesinde hadi en zayıf ihtimalle Milliyet Internet sitesinde yayınlandığını düşünürsünüz değil mi? Tabi Böyle derme çatma 3 amatörün oyununun hele ki Hilmi Bulunmaz amatörlüğünde yönetilmiş bir oyunun Milliyet de tanıtılması şaşırttı bizi ve araştırdık. Tabi kahkahalarla gülerek gerçeği anladık. Hayır efendim Kaynak Milliyet değil :)))) Durumu hemen açıklayalım. Milliyet aynen google yada bazı yabancı firmalar gibi insanlara bedava kendi bloğunu yapma hizmeti veriyor. İşte bu haber de Milliyet'te değil Milliyetin bu hizmetinden yararlanan bir amatör blogcunun alanında yer almış :)))) Yani sizin de 3 dakika içinde kendinize bir blog sayfası kurup isterseniz babanızın ne kadar usta bir yazar olduğunu anlatabileceğiniz bedava blog sayfaları. Nasıl ki google dan alınan blogspotda yayınlananlarda kaynak google değilse bunda da kaynak MİLLİYET değil. Daha evvel de onlarca sahteciliğini sergilediğimiz Bulunmaz ekibini Kazım şimşek korumaya çalışıp sözde açıklamalar yapmıştı. Biz yayınlamadık biz yazmadık biz söylemedik türünde. Şimdi bu bedava blog üstünde yayınlanmış bu yazıya kaynak Milliyet yazma rezaletine ne kılıf bulacaklar bakalım. Boşa mazeret aramasınlar biz söyleyelim boş bir adamın ego tatmini başka da bir şey değil!"


***

Not:Şimdiye dek, Milliyet gazetesi ve türevlerinden alıntı yaptığımızda, "Milliyet" deyip geçiyorduk. Ne var ki, hela kapısı gibi çift "oo"lu sitenin isimsiz sahibi Burak Caney'in yaptığı eleştiriyi doğru bulup yukarıdaki kaynağı "Milliyetblog" olarak düzeltiyoruz. Kedi olalı ilk kez bir fare yakalayan (haklı bir eleştiri getirebilen) hela kapısı gibi çift "oo"lu siteye teşekkür ediyor, okurlarımızdan özür diliyoruz...

Bu ihmalimiz yüzünden, bize sahtekar sıfatını uygun gören isimsiz sapık Burak Caney'in bu yakıştırmasını onun bilinen alçaklığına veriyor, anlayışla karşılıyoruz!...

19 Eylül 2010 Pazar

Sosyalist sanatçı Hilmi Bulunmaz, 100 metre koşucusunun hızı ve titizliğiyle konuşuyor!

Hilmi Bulunmaz'ın konuşması (01/06/2008) from Cemal Bulunmaz on Vimeo.


Hilmi Bulunmaz, hiçbir tiyatro yöneticisinin yapmadığı, yapamadığı bir yöntemle, izleyicilerini bilgilendiriyor. Hemen her pazar günü, kamera önü konuşması yapan Hilmi Bulunmaz, tiyatro anlayışını izleyicileriyle paylaşıyor.

Türkiye tiyatrosunu karartan, "Özdemir Nutku skandalı","Talât Halman skandalı" başta olmak üzere, hızla, hem de şimşek hızıyla kirlenen tiyatrodaki savrulmaya, yüreklice karşı çıkan Hilmi Bulunmaz, sansürcü ve yalancıların tüm engelleme çabalarına karşın, konuşmalarını ısrarla ve inatla sürdürüyor.

Yukarıda sunduğumuz, sekiz dakika on sekiz saniyelik, gayet kısa olan konuşmasında bile, yetkin bir söylem geliştiren Hilmi Bulunmaz, kurucusu ve yöneticisi olduğu Bulunmaz Tiyatro tarafından sahneye konulan Sen Gara Değilsin oyununun, elverişli olmayan bir mekandaki oynanmasını anlatıyor. Aziz Nesin’in yazıp Hilmi Bulunmaz’ın yönettiği Sen Gara Değilsin oyununda; Eser Bozan, Hüseyin Dinç ve Kâzım Şimşek sahneye çıkmıştı. Barış Manço Kültür Merkezi, İdil Kültür Merkezi, Yüz Çiçek Açsın Kültür Merkezi, Yapı Sanat Evi… gibi mekanlarda sundukları Sen Gara Değilsin oyununda, izleyicilerden ve hiçbir sponsordan para almayıp ücretsiz oynayan Bulunmaz Tiyatro, sosyalist bir anlayışla sanat yapıyor.

"Yazarlık Kursu" ile Oyunculuk Çalışmaları'nı da sürdüren Bulunmaz Tiyatro, Hilmi Bulunmaz’ın yaptığı konuşmalarla, halka yakın çizgisini korumaya özen gösteriyor.

Yukarıdaki video konuşmasında, Burak Caney ve Burak Caney’e öykünen yayıncı(!) ve yazarlar(!) hakkında da görüş belirten Hilmi Bulunmaz, yaklaşık iki buçuk yıl önce yaptığı bu konuşmasında, âdeta günümüzdeki LİNÇÇİ A. Ertuğrul Timur'un (nam-ı diğer 3. Abdülhamid) aymazlığını, LİNÇÇİ İstanbul Alternatif Tiyatrolar Platformu - Girişim (İATP-G) Yayıncılık İnisiyatifi kararsızlığını görmüş gibi akıl yürütüyor. On dakika bile sürmeyen, bu kısacık konuşmasında, düşünsel bir potpuri yapan Hilmi Bulunmaz, birçok konuya birden değinmesiyle, ustalığını bir kez daha göstermiş oluyor. (HB)

26 Temmuz 2008 Cumartesi

Sen Gara Değilsin

Aydan Seylan
15 Temmuz 2008


Bulunmaz Tiyatro'nun hazırladığı Sen Gara Değilsin adlı oyunu izledim.

Sen Gara Değilsin, Aziz Nesin'in birçok tiyatro grubu tarafından sergilenmiş popüler bir oyunu. Baştan sona Aziz Nesin’in bilindik hicivleriyle bezeli 20.yy kahramanlık sıfatları ve göndermeleri eşliğinde günümüz siyasetine de örnekler veren bir oyun.

Yönetmen Hilmi Bulunmaz’ın kimliği ve oyuna katkıları yadsınamaz bir gerçek.

Ve oyuncular… Emekleri, istekleri ve çalışma azimleri oyunun her sahnesine ilmek ilmek işlenmiş. Oyunu izledikten sonra, bir de yayımlanan oyun fotoğraflarına baktım. Birebir örtüşüyor; kare kare, an an. Resim gibi bir oyun çıkarmışlar Bulunmaz Tiyatro oyuncuları.

Çok lafa gerek yok aslında; onlar kendilerini çoktan aşmışlar. Her mimiği ayrı ifade içeren oyuncular ve yol göstericileri Hilmi Bulunmaz'a, bir tiyatro izleyicisi olarak teşekkürü bir borç bilirim. Ve tüm tiyatro severlere tavsiye ederim...

Haydi Bulunmaz Tiyatro'ya!...

(Kaynak: Milliyet)

***

Not: Şimdiye dek, Milliyet gazetesi ve türevlerinden alıntı yaptığımızda, "Milliyet" deyip geçiyorduk. Ne var ki, hela kapısı gibi çift "oo"lu sitenin yaptığı eleştiriyi doğru bulup yukarıdaki kaynağı "Milliyetblog" olarak düzeltiyoruz. Kedi olalı ilk kez bir lağım faresi yalayan hela kapısı gibi çift "oo"lu siteye teşekkür ediyor, okurlarımızdan özür diliyoruz...

15 Eylül 2010 Çarşamba

Bulunmaz Tiyatro'nun, yirmi yılı aşkındır, zaman zaman repertuarına alıp sahnelediği "Sen Gara Değilsin", şimdi de DBŞT tarafından Zazaca oynanacak...

Tiyatro sahnesinde ilk Zazaca oyun


Türkiye'de ilk kez, Kürtçenin Kurmanci lehçesinden sonra Zazaca tiyatro oyunu sahnelenecek.

Ünlü tiyatro yönetmeni Haldun Dormen'le birlikte 'Çirokek Zıvıstane' (Bir Kış Masalı) isimli bir Kürtçe oyun sahneleyen Diyarbakır Büyükşehir Belediye Tiyatrosu'nun (DBŞT) yeni projesi için oyuncular Zazaca öğreniyor.

DBŞT Genel Sanat Yönetmeni Rüknettin Gün, Türkiye'de sahnelenecek ilk Zazaca oyun için çalışmalara başladıklarını söyledi. Daha önce Kürtçe olarak oynadıkları Aziz Nesin'in 'Sen Gara Değilsin' adlı oyununu Zazaca sahneleyeceklerini anlatan Gün, 'Tu Gara Niyo' isimli oyunun büyük ilgi görmesini beklediklerini kaydetti. Mesut Erenci, Mehmut Musaoğlu ve Şahabettin Dağ'ın rol alacağı oyunun ilk gösterimini Diyarbakır'da yapacaklarını anlatan Gün, tiyatrocuların Zazaca metinleri ezberlemeye çalıştıklarını söyledi. Gün, "Günlerdir Zazaca okuyor, oyunu ezberlemeye çalışıyorlar. Biz Kürtçenin Kurmanci lehçesinde olduğu gibi Zazacada da başarılı olacağımıza inanıyoruz." dedi.

'Tu Gara Niyo' oyunuyla Diyarbakır'ın ardından turneye çıkmak istediklerini anlatan Gün, Zazaların yoğun olarak yaşadığı Bingöl, Muş ve Tunceli'de sahneye çıkmayı planladıklarını belirtti.

İSMAİL AVCI

ZAMAN

10 Eylül 2008 Çarşamba

Aydın Orak - Tiyatro Avesta sunar...


Sen Gara Değilsin. (Yazan: Aziz Nesin)
.
Sen Gara Değilsin. (Yazan: Aziz Nesin)
.

Bir Delinin Güncesi. (Yazan: Nikolay Vasilyeviç Gogol)

.

12 Mayıs 2008 Pazartesi

Yüz Çiçek Açsın Kültür Merkezi'nde oynadık

Kazım Şimşek
12 Mayıs 2008


11 Mayıs 2008 Pazar günü 15:00'de, Okmeydanı semtindeki Yüz Çiçek Açsın Kültür Merkezi'nde Sen Gara Değilsin oyununu oynadık.

O gün 14:00'de Bulunmaz Tiyatro'ya geldim; oyuncu arkadaşım Hüseyin Dinç ve hocam Hilmi Bulunmaz oradaydılar. Hemen, oyunda kullandığımız aksesuarları alıp arabaya bindik. Her zaman olduğu gibi, hocamız bizi kültür merkezine götürecekti. Hüseyin ve ben arabanın arka koltuğuna oturduk. Güzelce koltuklara yerleşmiştik ki, hocamın "Okmeydanı' na nasıl gideceğiz?" demesiyle, bir an koltuğumdan doğrulup saatime baktım; 14:10'du. Daha oyunun başlamasına 50 dakika vardı. İçimden "herhalde yetişiriz" dedim. Dolapdere'den aşağıya inip anayola çıktık. Okmeydanı'na doğru yola koyulduk. Okmeydanı tabelasını görünce saptık, ancak yanlış sapmışız; yoldan geçen insanlara "Okmeydanı'ndaki Şark Kahvesi'si nerededir?" diye sorduk. Çünkü YÇKM, Şark Kahvesi'nin yakınındaydı. Onların tarif ettiği şekilde yola devam ederken, diğer oyuncu arkadaşım Eser Bozan'a telefon edip kültür merkezinin yerini tarif etmesini istedim. Kendisi daha evvel kültür merkezine gitmişti. Sağolsun Eser arkadaşım öyle güzel tarif etti ki(!), Edirne' den çıkmadığımız için şanslıydık. Sonunda kültür merkezine ulaştık. Bizi içtenlikle karşılayan insanlar vardı. Oyunun başlamasına 10 dakika kaldığından, fazla sohbet edemeden, hemen giysilerimizi değiştirip dekor ve aksesuarları hazırlamaya başladık. İzleyiciler salonu doldururken, bizler de kendi aramızda oyunla ilgili son taktikleri birbirimize veriyorduk.

Oyunu güzel bir şekilde sunduk. İzleyicilerden kuvvetli alkış aldık. Oyundan sonra konuştuğumuz insanlar, oyunumuzu beğendiklerini söylediler. Bu da bizleri epey mutlu etti.

İzleyicilerimiz arasında hocamın eski öğrencisi, şimdi Levent Kırca Tiyatrosu'nda oynayan Bülent Demir de vardı. Bülent Demir, bizlerin oyununu beğendiğini söyledi.

Oyun sonrası tiyatromuza döndük. Geçen hafta tiyatromuzda oyunculuk çalışmalarına başlayan İlayda ve kuzeni Raşit yine gelmişlerdi. Hem de hocamızın kendilerine verdiği ödeve çalışarak. İlayda, Anton Chevkov'un Bir Evlenme Teklifi'ndeki Natalya rolünü ezberlemişti. Okuma provası yaptık. Ben Stepan Stepanoviç Çubukof'un, Hüseyin İvan Vasilyeviç Lomof' un repliklerini okurken, İlayda ezberden Natalya'nın repliklerini söyleyerek çalışmaya katılıyordu.

Her Pazar 18:00'de kendi yerimizde (Nazım Hikmet Sahnesi'nde) oynuyorduk. O gün de Pazar olduğuna göre, bir saat daha sahnede olmamız gerekiyordu. Okuma provası bittikten sonra, oyun öncesi hazırlıklara başladık. 18:00'de oyunumuzu bir defa daha sunduk. Böylelikle bizler için bir ilk oldu ve bir günde iki defa oyun oynadık.

Önümüzdeki günlerde Sen Gara Değilsin oyununa ikincisi katılacak ve Anton Chevkov' un Bir Evlenme Teklifi'ni de halkımızın önünde sergileyeceğiz. Bizler, yani Bulunmaz Tiyatro oyuncuları olarak, her geçen gün kendimize güvenimiz artıyor ve hocamızın bize duyduğu sonsuz güven sayesinde daha çok güzel işler yapacağımızı düşünüyorum.

(Kaynak: HAYATIMIN RENKLERİ)

26 Nisan 2008 Cumartesi

Bulunmaz Tiyatro, Beykoz Karya'daydı...

Pankartı tutanlar: Hilmi Bulunmaz, Kenan Yıldız...


Bugün (26 Nisan 2008), Beykoz Karya salonunda, Sen Gara Değilsin oyununu oynadık. Aziz Nesin'in yazıp, Hilmi Bulunmaz'ın yönettiği oyunda; Eser Bozan, Hüseyin Dinç ve Kazım Şimşek oynuyor. Canlı bir izleyici topluluğunun katılımıyla ivme kazanan oyun, tüm oyuncuların candan oyunculuklarıyla belli bir düzlem oluşturdu. Piyasa değerleri için tiyatro esnaflığı yapan kirlenmiş oyunculara benzemeyen Bulunmaz Tiyatro oyuncuları, her yeni gösteride, bir gömlek yukarı çıkıyorlar...

Bulunmaz Tiyatro kurucusu, genel sanat yönetmeni ve Sen Gara Değilsin oyununun yönetmeni Hilmi Bulunmaz'ın doğum yeri olan Beykoz, her zaman için Bulunmaz Tiyatro'nun gösterilerine ilgi gösteriyor. Ücretsiz sunulan oyuna canlı bir ilgi gösteren Beykoz halkına ne denli teşekkür etsek azdır. Halkın ilgisi sonucu Bulunmaz Tiyatro, Beykoz'da sürekli olarak sahne alacak...

5 Mayıs 2008 Pazartesi

Beykoz'da "Sen Gara Değilsin"i oynadık

Pankartı tutanlar: Hilmi Bulunmaz, Kenan Yıldız...


Kazım Şimşek
28 Nisan 2008


26 Nisan 2008 Cumartesi günü Beykoz Karya'da; Aziz Nesin' in yazdığı "Sen Gara Değilsin" adlı oyunu sahneledik.

Beykoz'a gidişimiz, oyun öncesi, oyun ve oyun sonrası yaşadıklarımız hakkında bilgi vermek istiyorum.

O gün Hilmi Bulunmaz, oyuncu arkadaşımız Hüseyin Dinç'i Eminönü'nden alarak, saat 16:20'de Beşiktaş'a geldi. Burada beni ve diğer oyuncu arkadaşımız Eser Bozan ile onun iki arkadaşını aldı. Arkada dört kişi oturduk. Araba Tofaş Şahin olup, 20 yaşı geçkin. Arabanın, geçen hafta yolda kaldığını öğrendik. İçimden, "inşallah şimdi de yolda kalmayız" dedim. Hava yağmurluydu, bu yağmurda taksi bulup oyuna yetişmek zor olurdu. Hocamın doğduğu yer Beykoz'a, yani kendisinin memleketine gidiyorduk. 17:10'da Beykoz' a geldik. Oyunumuz Beykoz Karya Sinemaları'ndaydı. Salonlardan biri tiyatro sahnesi olarak inşa edilmiş ve tiyatrodan ziyade sinema salonu olarak kullanılıyor.

Geldiğimizde oynayacağımız salonda "120" adlı film oynuyordu. Salonun girişindeki gazinoda sinema salonlarının yöneticiliği yapan Nimet Hanım, oğlu Emrah ve lise öğrencisi İbrahim ile sohbete başladık. İbrahim lisede tiyatro ile uğraştığını ve "Gılgamış Destanı"nda oynadığını söyledi. Sohbetimiz güzel ve zevkli geçti.

Filmi bitti ve biz salona geçip, oyun hazırlıklarına başladık. Seyirciler gelmeye başladı. 20:00'de oyuna başladık. İlk dakikalarda biraz heyecanlıydım ve tutuktum. Bir kaç dakikayı atlattıktan sonra kendimi daha iyi hissettim. Oyunumuzu diğer arkadaşlarımın da güzel performanslarıyla tamamladık. Oyun bitince alkışlandık; tüm yorgunluğumuz geçti. Üzerimden büyük bir yük kalktı ve hafiflediğimi hissettim. Oyun sonrası çalıştığım şirketten bizi izlemeye gelen Engin Şahin ve ailesiyle sohbete başladık. Oyunu beğendiklerini söylediler. Kızları Tuğçe de oyunu beğendiğini söyledi. Tuğçe oyun esnasında bayağı gülmüştü. Oyun esnasında O'nun gülme seslerini duymuştum. Bu da oyunumuzun başarılı olduğunun bir göstergesiydi. Tuğçe oyundan sonra "Ben Tuğçe değilim" demekle de bizi güldürdü.

Onları uğurladıktan sonra bizim de gitme vaktimiz gelmişti. Bina dışına çıktığımızda bizi bir sürpriz bekliyordu. Hocanın arabasının arkasına park eden arabalar olduğundan, dışarı çıkamıyorduk. Araba sahipleri için anonslar yaptırdık. Nihayet araba sahiplerinden birisi geldi ve biz de kurtulduk. Yola çıktık; yağmur çiseliyordu, ancak bir terslikle karşılaştık. Silecekler çalışmıyordu. Arabayı bir yerde durdurduk. Arabanın sigortalarıyla oynadıktan sonra silecekler çalışmaya başladı. Büyük bir rastlantı eseri arabanın durduğu yer hocamızın doğduğu evmiş. Ev aynen duruyormuş. Silecekler çalıştıktan sonra arabayla tekrar yola çıktık. Ben ve Hüseyin Dinç Beşiktaş’da indik. Diğerleri Aksaray'a doğru, yollarına devam ettiler.

Bizim için güzel bir gün oldu. Oyunumuzu Beykoz'da ilk defa sergiledik. Hem oyundan önce, hem de oyundan sonra güzel sohbetlerimiz oldu.

(Kaynak: HAYATIMIN RENKLERİ)

5 Nisan 2008 Cumartesi

Oyunumuzu başarıyla sergiledik

Kazım Şimşek
4 Nisan 2008


Bir aydır büyük bir heyecanla beklediğimiz gün geldi ve Barış Manço Kültür Merkezi'nde perdeler bizim için açıldı. Bulunmaz Tiyatro oyuncuları olarak, 3 Nisan 2008 saat 20:30 da Aziz Nesin'in "Sen Gara Değilsin" adlı oyununu seyircilerimize sunduk. Ben ve oyuncu arkadaşlarım için, bu ilk sahne deneyimimizdi.

Oyunun yönetmenliğini yapan, sahnede iyi bir performans sergilememiz için maddi ve manevi yardımlarını hiç esirgemeyen sayın hocam Hilmi Bulunmaz'a tüm arkadaşlarım adına teşekkür ediyorum.

Oyunumuzun seyircilerimizle buluşma sürecini kısaca anlatmak istiyorum:

"Sen Gara Değilsin" adlı oyunun sahneye konulması için önümüzde bir ay vardı. İlk haftalarda; "Acaba yetiştirebilir miyiz?" gibi kaygılarımız vardı. Tüm kaygılarımız, hocamızın bize duyduğu sonsuz güven sayesinde kayboldu. Bir ay boyunca rollerimize yoğunlaştık. Haftanın her günü hem ezber çalışmalarımıza, hem de sahnedeki duruş ve hareketlerimize çalıştık.

Hüseyin Dinç ve Eser Bozan arkadaşlarımla oyun üzerine günlerce tartıştık. Oyunun daha iyi anlaşılabilir ve vurucu olması için neler yapılması gerektiği üzerine, birbirimize çeşitli öneriler sunduk. Bu önerilerden bazılarını hocamızın da onayıyla uygulamaya karar verdik. Oyunun sunulmasının son haftasına geldiğimizde, artık kendimize daha çok güveniyorduk. Provaların aksaksız geçmesi, repliklerimizi tamamen ezberleyişimiz bize büyük bir güven verdi.

Gösteri günü hepimizde tarifi imkansız, güzel duygular vardı. Hepimiz Barış Manço Kültür Merkezi'ne erken geldik. Afişlerimizi astık. Oyun esnasında takılabileceğimiz bazı hususlarda birbirimize son taktikleri verdik. Oyundan bir saat önce sahnede son provamızı da yaptık.

"Oyunumuz başlıyor" anonsuyla sahnedeki yerimizi aldık; artık bizim gerçek dünya ile irtibatımız kopuyordu, oyunumuzun geçtiği o hayali kasabanın (Yuntabur) serserisi, belediye başkanı ve polis şefi oluyorduk!...

Büyük bir başarıyla oyunumuzu sunduk. Duyduğumuz kuvvetli alkış sesleri, tüm yorgunluğumuzu unutturdu. Neticede azimli çalışmamızın karşılığını büyük bir gururla aldık: Kendimizle, arkadaşlarımızla, hocamızla ve bizi izlemeye gelen tüm seyircilerimizle gurur duyduk. İleride daha çok başarılı olacağımız konusunda inancımız pekişti.

Barış Manço Kültür Merkezini'nin müdürü Sayın Cuma Bolat'ın bizi büyük bir içtenlikle karşılaması, oyun öncesi hazırlıklar için yardımlarını esirgememesi dolayısıyla kendisine teşekkür ediyoruz.

Bulunmaz Tiyatro olarak bu oyunumuzu Barış Manço Kültür Merkezi'nde oynamayı sürdürmenin yanında, başka salonlarda da oynayacağız. Oyunumuzun süresi yaklaşık (şimdilik) bir saat ve tek perdelik. Bizi izleme fırsatı bulamamış seyircilerimizi, diğer salonlarda bekliyoruz. Eminim ki oyunumuzu çok beğeneceksiniz.

(Kaynak: HAYATIMIN RENKLERİ)

21 Şubat 2010 Pazar

GENÇ BİR OYUNCUNUN ANI DEFTERİ / 1

Bir palyaçonun gözyaşlarıyla makyajını silme çabası...


Oğuzcan Önver
21 Şubat 2010


Aziz Nesin'in adını ilk kez olarak, bir sonbahar güneşi batmaya hazırlanırken, babamın kitaplığında gördüm. Babamın kitaplığındaki yazarı tarafından imzalanmış kitaplar, sadece Aziz Nesin'e ait kitaplardı.

Dün, Bulunmaz Tiyatro'daki oyunculuk çalışmalarımızı sürdürürken, Aziz Nesin'in yazmış olduğu Sen Gara Değilsin adlı oyuna çalışmaya başlayacağımızın haberini alınca, hemen babamın kitaplığını ve onun kitaplığındaki Aziz Nesin tarafından imzalanmış kitapları hatırladım.

Hayat gerçekten bol sürprizli bir metafor… Bundan birkaç yıl önce bana; "tiyatroda oyunculuk yapacaksın" deseler, onlara inanmaz ve güler geçerdim; şimdiyse, içimdeki o müthiş oyuncu olma isteğini tüm benliğimde hissedebiliyorum. Oyuncu olma isteği; ne müthiş ve ne yüce bir duygu!

Benim en çok etkilendiğim imgelerden biri "Ağlayan Palyaço"dur.

Ve kendimi, her zaman için, hemen her koşulda, ağlayan bir palyaçonun yalnızlığında uçurtma uçurtmaya çalışan yaşlı bir kelebek gibi hayal ediyorum. İlk oyunumu sergiledikten sonra, ayna karşısına geçip gözyaşlarımla makyajımı silmek ve sürekli olarak hayata gülümsemek istiyorum. Hayatla dalga geçmek, "işte başardım" diyebilmek, bir nevi, bir iç hesaplaşmanın son durağına gelebilmek.

Aziz Nesin tarafından kaleme alınmış "kısa ve öz" oyunlardan biri Sen Gara Değilsin'i ilk okuduğumda, bu oyun, bende çok farklı çağrışımlarla, çok karmaşık duygular uyandırdı. Okuduğum tüm Aziz Nesin kitapları arasına bir düşünce kıvılcımı gibi sızmış bulunan "kara mizah" duygusu, beni her zaman için, zâten çok derinden etkilemiştir.

Titanik Gemisi'nin batmaya başlamasına ve bu gemiyle birlikte sulara gömülmeye başlamalarına karşın, enstrümanlarını hâlâ çalmaya devam eden orkestra elemanlarına benzetmişimdir Aziz Nesin'i…Ülke hızla sulara gömülmeye yüz tutmasına karşın, Aziz Nesin, umudundan hiçbir şey yitirmeden, bir karınca gibi çalışarak, yazmayı ısrarla sürdürmüştür!

24 Nisan 2010 Cumartesi

Kâzım Şimşek, bugün Bulunmaz Tiyatro'daydı!

.............Bulunmaz Tiyatro oyuncularından Kâzım Şimşek


Hilmi Bulunmaz
24 Nisan 2010


Tiyatro sanatçısı Kâzım Şimşek, işlerinin yoğunluğu ve özel yaşamının fırtınalı oluşu nedeniyle, uzun zamandır seyrek olarak uğradığı Bulunmaz Tiyatro'ya bugün gelip, bu tiyatroda oyunculuk çalışmalarına katılan gençlere ve bu gençlerin ustası Hilmi Bulunmaz'a büyük moral verdi.

İşçi sınıfının bireylerine ücretsiz oyunculuk çalışması yaptıran Hilmi Bulunmaz'ın yetiştirdiği tiyatro sanatçısı Kâzım Şimşek, değerbilir bir insan olduğu için, vefa duygusunu hiçbir zaman yitirmiyor.

İçinde yetiştiği Bulunmaz Tiyatro'ya ve bu tiyatronun kurucusu olmakla birlikte, aynı zamanda yöneticisi olan Hilmi Bulunmaz'a karşı son derecede insanî ve toplumcu bağlarla tutunan Kâzım Şimşek, tiyatro dünyasının tüm çürümüşlüğüne karşın, tiyatro sanatından uzaklaşmamak için mücadelesini sürdürüyor. Çürümüş Türkiye tiyatrosuna karşı Bulunmaz Tiyatro'nun bir vaha olduğunun bilincinde olan Kâzım Şimşek, "sadece kendine tiyatrocu" olarak yaşamayı karakterine uygun bulmadığından, yani sırça köşkte yaşayan sanatçılara(!) benzemediğinden, kendisinden sonra tiyatro dünyasına gözünü açan genç tiyatro emekçilerine de kılavuzluk ediyor.

Her cumartesi günü olduğu gibi, bugün de 17.00-20.00 arası süren Bulunmaz Tiyatro'daki oyunculuk çalışması, Kâzım Şimşek'in katılımının oluşturduğu ivme nedeniyle, oldukça ileri bir saatte sona erdi. Bugünkü oyunculuk çalışmasına katılan Mehmet Şahin, Oğuzcan Önver, Sercan Koca ve Uğur Özkan'ın yoğun ilgisiyle karşılaşan Kâzım Şimşek, kendisine tevcih edilen bu ilgiye karşılık olarak, tiyatral deneyimlerini hiçbir cimrilik yapmadan ortaya seriverdi.

Bulunmaz Tiyatro'daki oyunculuk çalışmalarına katılanlara; 2008 yılında görev aldığı ve Pren rolüyle sahneye çıktığı Sen Gara Değilsin oyunundan örnekler sunan Kâzım Şimşek, toplumcu tiyatronun işlevselliğini çok iyi kavradığını, anlaşılır bir dille gündeme getirdi. Toplumcu yazar Aziz Nesin'in yazıp, toplumcu yönetmen Hilmi Bulunmaz'ın sahneye taşıdığı Sen Gara Değilsin oyununda görev alarak sahneye çıkmasının, kendisi için çok büyük bir toplumsallaşma deneyimi kazandırdığını dile getiren Kâzım Şimşek, genç oyuncu adaylarına anlattıklarıyla, yepyeni ufuklar açıp anlamlı perspektifler oluşturdu.

Başta Internet yayıncılığı olmak üzere, tiyatro yayınlarını da yakından izlediğini belirten tiyatro sanatçısı Kâzım Şimşek, Coşkun Büktel'in yönettiği www.coskunbuktel.com ve Hilmi Bulunmaz'ın yönettiği www.tiyatroyun.blogspot.com sitelerindeki gerçek ve sosyalist tiyatral yazılardan son derecede yararlandığını, ancak diğer yayın organlarında aynı düzeyi bulamadığını vurguladı.

Ayrıca, tiyatro sanatındaki dramaturgi çalışmasının önemine dikkat çeken Kâzım Şimşek, yazınsal olanın sahnesel olana dönüşümünde dramaturgiden yararlanılabileceğini dile getirdi. Dram yazmanın ve oyun yönetmenin kurallarını ele alan dramaturginin de sanatsal bir düzleme sahip olması gerektiğini ve bu "sanatın" memur zihniyetiyle ifa edilemeyeceğini belirten Kâzım Şimşek, Bulunmaz Tiyatro'ya seyrek uğradığı süreçte, tiyatro sanatından asla kopmadığını belli eden bu ziyaretinde, Bulunmaz Tiyatro emekçilerine müthiş bir moral vermiş oldu.

Bulunmaz Tiyatro'nun kendisine verdiklerini, üstüne katarak, fazlasıyla Bulunmaz Tiyatro'ya vermeye başlayan Kâzım Şimşek'e buradan, tiyatro kamuoyu huzurunda teşekkür edip, kendisine iş ve özel yaşamında başarılar dileriz.

25 Mayıs 2008 Pazar

Bulunmaz Tiyatro, İdil Kültür Merkezi'ndeydi...

Bulunmaz Tiyatro, Aziz Nesin'in yazıp Hilmi Bulunmaz'ın yönettiği Sen Gara Değilsin adlı oyunu, İstanbul'un çeşitli semtlerinde oynamayı sürdürüyor. Daha önce Kadıköy Barış Manço Kültür Merkezi, Beykoz Karya, Maltepe Grandhouse, Yüz Çiçek Açsın Kültür Merkezi, Nazım Hikmet Sahnesi gibi yerlerde sahne alan Bulunmaz Tiyatro, 24 Mayıs 2008 tarihinde de İdil Kültür Merkezi'nde oynadı...

Salonun dolu olduğu gösteride, Sen Gara Değilsin'i oynayan; Eser Bozan, Hüseyin Dinç, Kazım Şimşek çok iyi bir performans gösterdiler...

Gösteriden önce, kısa bir konuşmayla dayanışmayı vurgulayan Hilmi Bulunmaz, yoğun bir alkış aldı...

İdil Kültür Merkezi çalışanlarının içtenlikli ilgileriyle karşılaşan Bulunmaz Tiyatro oyuncuları, izleyicilerle birlikte çay içip onlarla sohbet ettiler...

Her hafta düzenli olarak, saat 18.00'de Nazım Hikmet Sahnesi'nde oyunlarını sürdüren Bulunmaz Tiyatro, 31 Mayıs 2008'de Seyr-i Mesel sahnesinde oynayacak. 22 Haziran'da da Yapı Sanat Evi'nde oynayacak Bulunmaz Tiyatro, halkın yoğun ilgisiyle karşı karşıya kalmanın mutluluğunu yaşıyor...

17 Haziran 2008 Salı

Bu pazar günü önemli bir şey oldu...

Hilmi Bulunmaz
17 Haziran 2008


Sen Gara Değilsin'i aylardır oynuyoruz. Çeşitli salonlarda oynamamızın yanı sıra, her pazar günü düzenli olarak kendi salonumuzda da sahneliyoruz. Çok küçük bir salonda, çok az bir izleyiciye sunduğumuz Sen Gara Değilsin, bizce son derecede iyi gidiyor...

Bu pazar (15 Haziran 2008) oyun oynamaya başladığımızda, hiç izleyicimiz yoktu. Oyun başladıktan birkaç dakika sonra iki kişi geldi. Binlerce izleyiciye oynuyormuş gibi ciddiye aldığımız oyunumuzu sunarken, önce çocuk sesleri ve ardından kadın sesleri duyduk. Beş altı yaşındaki onlarca çocuk, büyük bir coşkuyla küçücük salonumuza hücum etmişti. Hemen peşi sıra da iki kadın; biri başörtülü, diğeri karaçarşaflı...

Oysa oyunumuz çocuk oyunu değildi. Üstelik Aziz Nesin tarafından yazılan politik güldürüydü. Herşeye karşın, onlarca çocuk ve iki tesettürlü kadın, oyunumuzu sonuna dek, büyük bir ilgiyle izlediler...

Oyun sonrası, çocuklara ve onları getiren kadınlara teşekkür ettik. Gerçi yoğun bir biçimde alkışlamalarından oyunu anladıklarını ve beğendiklerini algılamıştık; yine de beğenip beğenmediklerini sormaktan geri duramadık. Tümü de beğendiklerini dile getirdiler. Yine geleceklerini, yine oyunlarımızı izleyeceklerini belirtip sessizce gittiler...

Biz bu durumdan çok duygulandık. Biz bu durumdan çok hoşnut olduk. Biz bu durumdan...

22 Haziran 2008 Pazar

Bulunmaz Tiyatro, Yapı Sanat'daydı...

Hilmi Bulunmaz
22 Haziran 2008


Bulunmaz Tiyatro, bugün Yapı Sanat'ta, Sen Gara Değilsin oyununu oynadı. Aziz Nesin'in yazıp, Hilmi Bulunmaz'ın yönettiği oyunda; Eser Bozan, Hüseyin Dinç ve Kazım Şimşek oynuyor...

Onlarca izleyicinin yoğun bir ilgiyle izlediği oyun, savaş karşıtı yapısıyla, giderek etki alanını artırıyor. Daha önceleri; Kadıköy Barış Manço Kültür Merkezi, Maltepe Grandhouse, Beykoz Karya, Yüz Çiçek Açsın Kültür Merkezi, İdil Kültür Merkezi, Seyr-i Mesel Tiyatrosu, Nazım Hikmet Sahnesi gibi mekanlarda izleyici karşısına çıkan Sen Gara Değilsin, yaz mevsiminde de ara verilmeksizin devam ediyor...

Yapı Sanat'daki gösteriden sonra, bizleri bırakmayıp sohbet eden ve çay servisi yaparak yüreğimizi gönendiren insanları unutmamız olanaksız...

3 Mayıs 2008 Cumartesi

Bir tiyatro yolculuğu...

Foto: Hilmi Bulunmaz'ın "turne arabası" 1987 model Şahin.


Eser Bozan, Bulunmaz Tiyatro'da bir oyuncu. Aynı zamanda Eczacılık Fakültesi'nde okuyan Bozan, tiyatro sanatıyla uğraşmanın yanı sıra, yazın sanatıyla da ilgileniyor. Kendisinin de oynadığı "Sen Gara Değilsin" oyunuyla ilgili bir "gezi" yazısını sunuyoruz:


Eser Bozan
4 Mayıs 2008


26 Nisan 2008 Cumartesi, Beykoz Karya Salonu'nda, Aziz Nesin'in yazıp Hilmi Bulunmaz'ın yönettiği; benim de oyuncu olarak görev aldığım Sen Gara Değilsin adlı oyunumuzu sergiledik.

Hafta sonu olması nedeniyle, öğleye doğru uyandım. Oyunumuzu izlemek için Beykoz'a gelecek olan Nusret Tifur ve Yusuf Öç ile birlikte kahvaltı yaptık.

Ben, Nusret, Yusuf ve oyuncu arkadaşlarım Kazım Şimşek ve Hüseyin Dinç ile birlikte; Hilmi Bulunmaz'ın benden küçük olan arabasına altı kişi sığışarak, Beykoz'a doğru yola koyulduk. Arabayı kullanan Hilmi Bulunmaz'ın yanına oturan Hüseyin, oldukça rahattı. Oysa biz, arabanın arkasına dört kişi zar zor sığışmıştık. Eminönü'nden Beykoz'a bir saatte vardık. Arabadan indiğimizde ayaklarımız uyuşmuştu. Dört kişi bir saat boyunca arabanın arkasında sıkışmış halde hareket etmeden yolculuk yapmak, insanı bayağı uyuşturuyor. Ayaklarımız hareket etmedi; ama çenemiz hiç durmadı.

İnsanın içini ferahlatan denizi ve İstanbul'un merkezine inat yeşilliğiyle Beykoz... Karya'ya geldiğimizde, oyunumuzun başlamasına iki saat vardı. Oynayacağımız salon üçüncü kattaydı. Tiyatronun başlayacağı saate kadar kafeteryada oturduk. Kafeteryada çok az kişi vardı. Canımız sıkılır diye düşünürken, oturan kişilerden biri yanımıza sandalyesini yaklaştırdı ve konuşmaya başladık. Adı İbrahim'miş. O da tiyatroyla uğraştığını söyledi. Daha lise öğrencisiyken tiyatroyla uğraşması bizi heyecanlandırdı. Yaşamdan ve tiyatrodan bahsedince zamanın nasıl geçtiğinin farkına bile varmadık. Oyunun başlamasına çok az zaman kalınca, yavaş yavaş salona geçtik. Oynayacağımız salon İzzettin Tozkoparan'ın emekleriyle yapılmış. Burası Beykoz sakinleri için kültürel etkinliklerin sergilenebileceği tatlı ve hoş bir yer. Oyun başlamak üzereydi. Yaklaşık kırk elli civarında izleyici yerini almıştı.

Oyunu başarılı bir şekilde sergiledik. Kadıköy ve Maltepe'de oynadığımız oyunlara göre, giderek izleyici sayısının artması bizi sevindirdi; sahne performansımızı olumlu yönde etkiledi.

Oyun bitiminde, beraberimizde getirdiğimiz sahne malzemelerini toparladık. Arabaya doğru ilerlemeye başladık. Dört kişi gene arabanın arkasına sığışacaktık. Karya Salonu'ndan dışarı çıktığımızda yağmur çiseliyordu. Hemen arabaya binip gideceğimizi düşünürken, bizim arabanın arkasında birkaç araba park etmişti. Uzun uğraşlar sonunda arkadaki arabaların sahiplerine ulaşabildik.

Yoğun yağmur başlamasına karşın, her şey yerli yerindeydi. Ne var ki tam yola koyulmuşken, arabanın silecekleri bozuldu. Rastlantı bu ya; durduğumuz yer Hilmi Bulunmaz'ın doğduğu, çocukluğunun geçtiği evin tam karşısıydı. Bu da tatlı bir anı olarak hafızalarda kaldı. Birkaç dakika sileceklerle uğraştıktan sonra, Hüseyin Dinç'in gayretiyle silecekler çalışmaya başladı ve yolumuza devam ettik. Trafik sıkışıklığı yoktu. Beşiktaş'ta Hüseyin ve Kazım'ı indirdik. Daha sonra biz de Aksaray'da indik. Eve geldiğimde, çok yorulmuştum. Hemen yatağa sığındım. Çok güzel bir gün geçirmiştik. Rahatlıkla uyuyabilirdim artık...

16 Ekim 2008 Perşembe

Aydın Orak'la, tehlikesizken ilgileniyorlar!...

Aydın Orak, kapitalist yayıncılık anlayışını rahatsız edecek işler yapmadığında, www.tiyatronline.com editörü Yaşam Kaya ve www.tiyatrodunyasi.com sitesi sahibi Can Törtop, her ikisi de Aydın'a ilgi gösteriyorlar. Hatta, bu ilgi gösterme işinde o denli ileri gidiyorlar ki, kolektif yayıncılık yapıp, www.tiyatronline.com editörü Yaşam Kaya, Can Törtop'un sahibi olduğu www.tiyatrodunyasi.com sitesinde, Aydın Orak'la söyleşi bile yapabiliyor...

Peki şimdi?!... Aydın Orak'ın İzmir'de engellendiği günümüzde (Bakınız: Oyunu durdurmak suçtur!...), Yaşam Kaya ve Can Törtop, bu engellemeyi haber yapabiliyorlar mı?... Yapamıyorlar!...

Ne yapıyorlar?!... Türkiye tiyatro esnafının sessizlik korosuna katılıp susuyorlar!... Susup, sıranın kendilerine gelmesini bekliyorlar!... Sıra kendilerine geldiğinde, onları destekleyecek hiç kimse kalmayacak... Çünkü onlar, direnme zincirinin halkalarındaki yerlerini almıyorlar...


Tiyatro Avesta’dan AYDIN ORAK’la söyleşi


Yaşam Kaya
27 Nisan 2008



Tiyatrocu Aydın Orak, çalışkan Kürt gençlerinden biri ve birçok anlamda kültür - sanat çalışmalarıyla karşımıza çıkıyor. Her nekadar tiyatroyla tanınıyorsa da çeviriler yapıyor ve gazetecilikte yapıyor. 1982 yılında Nusaybin'de doğan Aydın Orak, 1997'de İstanbul'da tiyatroya başlamış. 2000 yılında Mezopotamya Kültür Merkezi bünyesinde tiyatroya başlar. Şimdiye kadar Aiskhilos'un "Zincire Vurulmuş Prometheus", Athol Fugart'ın "Ada", Gogol'un "Bir Delinin Hatıra Defteri" ve Aziz Nesin'in "Sen Gara Değilsin" gibi bazı oyunlarda rol almış. Birçok dizi ve filmde de rol alan Orak, birçok dergi ve gazetede yazdı/yazıyor. Gogol'un "Bir Delinin Güncesi", Yaşar Kemal'in "Teneke", Haşmet Zeybek'in "Theodora" adlı oyunlarını Kürtçeye çevirdi. Ve 2005 yılında "Saklı Duygular" adında ilk şiir kitabı yayınladı. Bakırköy Halk Eğitim Merkezi'nde oyunculuk dersi alan Orak, İstanbul Gösteri Sanatlar Merkezi'nde yönetmenlik okuluna gidiyor. Ayrıca Anadolu Üniversitesi Sosyal Bilimler Fakültesinde eğitimine devam ediyor. Aydın Orak'la tiyatro ve yaptığı diğer işlerle ilgili sohbet ettik.

Hangi gazete, dergi ve siteyi açsak sizin adınızla karşılaşıyoruz. Yazılar yazıyorsunuz, röportaj yapıyorsunuz, röportaj veriyorsunuz. Sizi televizyonlarda da görüyoruz. Çalışkan bir tiyatrocusunuz. Bu enerji nereden geliyor? Aydın Orak gazeteci mi, yazar mı, yoksa tiyatrocu mu?

Aslında sevdiğim işleri yapıyorum. Yani yazıyorum, tiyatro yapıyorum, çeviri yapıyorum ve diğer şeyler... Fakat öncelikli işim tiyatrodur. Kim nasıl beni tanımlar o kendisi bilir. Ama ben kendimi sıradan bir tiyatrocu olarak görüyorum. Bir haber ajansında sanat haberciliği yapıyorum, bazı dergilerde daha çok tiyatro yazıları yazıyorum. Bazı internet tiyatro sitelerinde tiyatro yazıları yazıyorum. Yaptığım her işin tiyatro çerçevesinde olmasını istiyorum. Yani sinema ve dizi oyunculuğu da, şiir yazmak ve okumak da, tiyatro metinlerinin çevirisi ve tiyatro yazıları yazmak da benim işim aslında. Çok farklı işler yapmıyorum. Bazı arkadaşlar yorulmuyor musun diye soruyorlar. Diyorum ki; Bu işleri yapmazsam, yani çalışmasam yüzde yüz ölürüm. Ya da kanser olacağım. Ailemi, arkadaşlarımı, sosyal çevremi bir tarafa bırakıp, hiç tatile çıkmadan bu işleri yapıyorum. Bu biraz da hastalıktır. Onun için daha bir baltaya sap olamadığımı biliyorum, daha bir şey olamadım. Bir şey olduğumu düşündüğüm an, bu benim ölümüm olur. Ölmek istemiyorum...

Tiyatro yaşamınızda nasıl başladı? Tesadüfen miydi, yoksa bir çocukluk hayali miydi? Merak ediyorum, okul yıllarında da öğretmen ve öğrenci arkadaşlarınızın karşısına çıkmışsınız?

Ben ve birkaç arkadaşım ilkokul yıllarında gülmece skeçler yapardık ve filmlerin komik sahnelerini yerli mallarında taklit ederdik. Öylece sınıfı güldürürdük. Arkadaşlarım çok komikti, ama ben kendimi komik bulmuyordum. Şuan da kendimi komik bulmuyorum. Ortaokul sonrasında 1996'da İstanbul'a geldim. Bir kaç tiyatro oyunu izledikten sonra, bende yapabilirim dedim ve başladım. O dönem tekstilde çalışıyordum. Hafta sonları tiyatro, hafta içleri ise tekstilde dikim yapıyordum. Sonra tekstili bıraktım ve tüm konsantremi tiyatroya verdim.

Tiyatro sizin için ne ifade ediyor? Ne kadar yaşamınıza girmiş? Tiyatrosuz Aydın Orak, nasıl bir eksiklik hissediyor? Bir daha dünyaya gelseydiniz, tekrar sahnenin tozunu içinize çekmek ister miydiniz?

Tiyatro benim için yaşamla yüzleşme anıdır. Hayata karşı bir sözüm var ve o sözü o sahnedeki karakterin diliyle insanlara anlatmak istiyorum. Beni dinleyecek son insana kadar bu sözümü sürdürmek istiyorum. Tiyatro bir şekilde yaşamıma girmiş ve kurtulmak gerçekten zor. Çünkü tiyatro akıllı insanların işi değil... Tiyatro çok emek istiyor, zaman istiyor, para istiyor. Bunun karşılığında ise alkış var. Belki de bu kadar emek iki dakikalık alkış içindir. Tiyatro dışında başka bir iş yapabileceğimi sanmıyorum. Tiyatrosuz bir yaşam düşünmek istemiyorum. Bu durum sadece benim için değil, herkes için eksiklik olur diye düşünüyorum. Bir daha dünyaya gelseydim; Her şekliyle tiyatronun olmasını isterdim. Ve yine oyunculuk yapmak isterdim. İnanıyorum ki dünyada tiyatro olmasa eksik bir şeylerin olacağını düşünüyorum. Çünkü insanlığın ilk yıllarından bugüne tiyatro hep oldu; Ritüeller ve ayinlerle...

Profesyonel olarak ilk kez Mezopotamya Kültür Merkezi(MKM)'inde tiyatroya başladınız. Bir süredir Tiyatro Avesta bünyesinde tiyatro için emek sarf ediyorsunuz. Biraz Tiyatro Avesta'dan bahseder misiniz? Ne zaman kuruldu, kaç kişiden oluşuyor, şimdiye kadar ne yapmış, ne yapmak istiyor?

Tiyatro Avesta'yı daha Mezopotamya Kültür Merkezi'ndeyken Cihan Şan'la birlikte 2003'te İstanbul Üniversitesi'nde sahnelediğimiz bir oyunla kurduk. Birçok anlamda çok tartıştık Cihan'la, tiyatronun nasıl ne şekilde, hangi düzlemde yapılması gerektiğiyle ilgili. Sonra Gogol'un "Bir Delinin Güncesi"ni Kürtçe sahnelemeye kadar verdik. Birçok tiyatro ustasından deneyimler aldık. Sonunda oyunu çıkardık. Başta 10. Ankara Uluslararası Tiyatro Festivali olmak üzere İstanbul, Diyarbakır, Batman, Mersin, Erbil ve daha birçok yerde sahneledik. Aziz Nesin'in "Sen Gara Değilsin" oyununu Kürtçe Batman Kültür Sanat Festivali'nde sahneledik. Bu oyun için İstanbul Devlet Tiyatrosu'ndan Turgay Tanülkü'yü oyunumuzu yönetmek için teklif sunduk. Teklifimizi kabul etti ve oyunun yönetmenliğini yaptı. Tiyatro Avesta özel bir grup, yani proje grubu. İki esas kişi var grupta, diğer kişiler ise; Oyuncu, ışıkçı, dekorcu, kostümcü ve yönetmen olarak misafirdirler. Oyun seçimimizi başta tiyatro düzeyi, dünya görüşümüz ve diline göre seçiyoruz.

Ekonomi ne kadar sorun oluyor çalışmalarınız için? Örneğin salon ya da çalışma alanınız var mı? Varsa rahatça ödeyebiliyor musunuz kiranızı?

Maalesef günümüzde yapılan sanat için para büyük bir rol oynuyor. Tiyatro parasız çok zor yapılan bir sanat dalıdır. Dünyada ödenekli tiyatrolar dışında tüm tiyatrolar ekonomik sorunlar yaşıyor. Bu durum Kürt Tiyatrosu için daha vahimdir. Artık tiyatro sponsorsuz ve desteksiz yapılamayacak durumda. Türkiye gibi bir ülkede tiyatro can çekişiyor. Fakat her yıl devlet özel tiyatrolara 2 trilyon ödenek ayırıyor. Ama yine de bazı kişiler buna tepki gösteriyorlar, niye, çünkü bu yıl onlara ödenek verilmemiş. Kürt tiyatrosuna döner isek; Ekonomik yardım hiç kimse tarafından verilmiyor, sponsorluk olgusu da yok. Çünkü Kürtçe olduğu için korkuyorlar. En önemlisi ise; devlet her yıl özel tiyatrolara ayırdığı ödenekten zırnık bile koklatmıyor Kürt tiyatrocularına. Çünkü Kürtler bu ülkenin vatandaşı değiller. Vergi ve askerlik konusunda Kürtler Türkiye'nin asli vatandaşları iken, ödenek ve kimlik beyanı konusunda tanınmıyorlar. Bu da iki yüzlülük ve haksızlıktan başka bir şey değildir. Bizim kendi çalışma alanımız yok maalesef, bazen kardeş kurumların sahnelerinde provalarımızı yapıyoruz. Kısa bir süre içinde Tiyatro Avesta'ya bir irtibat bürosu açmak istiyoruz, ya da bir salon kiralamak. Fakat o zaman sağlam bir sponsor çıkması gerekiyor karşımıza ve size yardımcı olacağım demesi gerekiyor.

Genel olarak Kürt tiyatrosunun önündeki sorunlar nelerdir? İstanbul gibi bir yerde, Kürtçe tiyatro yapan birçok kişi sonradan Kürtçeyi öğreniyorlar, çoğu zamanda kırık bir Kürtçe kullanıyorlar. Kürtçeyi iyi ve doğru kullanamamak tiyatronun kalitesini düşürmüyor mu? Kürtçe metinlerde dil uzmanlarına danışıyor musunuz?

Her ne kadar tiyatro dil işiyse de, aynı zamanda beden ve mimik işidir de. Elbette ki, tiyatrocular herkesten daha iyi dili kullanmalı. Ve herkesten daha iyi Kürtçeyi konuşmalı. Fakat bilinmeli ki sahne, görsellik, beden dili ve mimik dilden önce gelir, bence, replikler bunların sonunda gelir. Kürtçe metinler için dil uzmanlarından yardım alınmalı, ama onlar gibi konuşmak mecburiyetinde değiliz. Bazen Kürt edebiyatçıları eleştirirler, onlar sahnede edebiyat yapmamızı isterler. Hayır. Edebiyat, edebiyatçıların işidir. Sahnede konuşulan dili seyircilerimize anlaşılır kılmak zorundayız. Ama sıradan ve kırık bir Kürtçeyle değil tabii. Diyoruz ki ne çok edebi, ne de sıradan bir dil. Çok yakıcı bir gerçeklikle karşı karşıyayız. Biz Kürt tiyatrocuları Kürtçe bilmiyoruz. Bazılarımız grameri, bazılarımız artüküle etmeyi bilmiyoruz. Yani Kürt tiyatrocuların Kürtçesi kırıktır. Kürtler arasında en kötü Kürtçeyi kullanan tiyatroculardır.

Kürtlerin arasında tiyatro nerelere dayanıyor, bilginiz var mı? İlk Kürtçe oyunlar ve tiyatrocular ne zaman ve nerede sahneye çıkmış?

Bilindiği üzere tiyatronun kökeni ritüele dayanıyor. Gelenekselden gelen dengbêj(ozan) geleneğinin Kürt tiyatrosunun kaynağını oluşturduğunu kabul ediyoruz. Doğrudur. Çünkü dengbêjler ortamlarda bir destanı seslendirdiğinde aynı zamanda onu canlandırıyor da. Ve bu durumda oyunculuk yani meddahlık çıkıyor ortaya. Çîrokbêj yani masalcı, masalı anlattığında aynı zamanda taklitler yapar ve dinleyeni de olaya katar. Bu gösteriler tiyatro adına yapılmadığı için, bire bir tiyatro diyemeyiz. Ama kaynakça olarak ele almamız sanırım doğru bir tavır olur. Geleneksel tiyatro diyebileceğimizi düşünüyorum. Kısacası ardından dramatik Kürt tiyatrosuna geçiyoruz. Çoğu zaman dillendiriyoruz; 1918 Memê Alan, 1946 Dayika Niştiman(Toprak Ana), 1959 Birîna Reş(Kara Yara) piyeslerini. Sonra güney Kürtlerinden öğreniyoruz ki, 1920'lerden beri Kürt tiyatrosu yapmışlar. 1990'lı yıllarda ise Mezopotamya Kültür Merkezi'lerinin açılmasıyla Kürt tiyatrosu altın yıllarını yaşıyor. Ardından kurum, dernek ve özel tiyatrolar...

Ortadoğu ve Anadolu'da Kürt tiyatrosunu Fars, Arab ve Türk tiyatrosuyla mukayese edebilir miyiz? Şayet edebiliyorsak Kürt tiyatrosu kötü bir durumda sanırım?

Maalesef doğrudur. Hem teknik anlamda, hem de teatral anlamda pek başarılı sayılmayız. Fakat umutluyum. Tiyatro alanında bazı iyi adımlar atmak istiyoruz. Türk tiyatrosu en yakınımızdır teknik anlamda. Çok başarılı görüyorum Türk tiyatrosunu. Türkiye'deki Kürtleri temsil eden birkaç tiyatro grubu var. Fakat Türk tiyatrosuyla mukayese edilmeyecek durumdalar. Kürt tiyatrosunda yapılan bazı örnekler Türk tiyatrosunun aşağı derecesinde olmadığını düşünüyorum. Bu da yılda birkaç tane oyundan ibaret oluyor. En azından gelişime açık olduğuna inanmak istiyorum. Bu dağınıklık ve umursamazlık sadece Kürt tiyatrocuların değil, Türkiye toplumu ve Kürt sorunuyla da ilgilidir, diye düşünüyorum.

Kürt tiyatrosunda 'Keçelo', 'Kûmreş' ve 'Şemo' gibi karakterlerin rolü nedir sizce?

Her toplumun tiyatrosunda karakterler vardır. Örneğin Türk tiyatrosunda Meddah, Kavuklu, Pîşekar v.s vardır. Kürt tiyatrosunun bir karakteri oluşmadığı ortada. Bu saydığınız karakterler geleneksel Kürt karakterleridir ve Kürt tiyatrosunda işlenebilir karakterlerdir. Kürt bölgelerinde her köy ve ilçede bu karakterlerden onlarcasına rastlayabilirsiniz. Bunlarla beraber ulusal karakterlerin de çıkması gerekiyor. Doğrusu söylemekle bir şey çıkmaz ortaya. Yapılması gerekiyor. Yıllar sonra bizden sonra gelen nesiller bu yapılanlara isim takacaklar.

Düşüncenize göre iyi bir tiyatrocuda ne tür özellikler olmalı? Örnek, bir tiyatrocu için uyku, yemek, içmek, oturup kalkmak gibi ölçüler var mı?

Bu değişken bir durumdur. Fakat iyi bir tiyatrocu profili bellidir. Bence iyi bir oyuncu her şeyden önce dili ve bedenini iyi kullanmalı ve iyi bir entelektüel birikime sahip olmalı. Sosyal yapıyı iyi tahlil etmeli. Herkesten daha çok sosyal olaylara duyarlı olmalı ve hiçbir duruma sessiz kalmamalı, bir reaksiyon sahibi olmalı, bir duruşu olmalı en azından. Diğer durumda ise, bir tiyatrocunun ölçüsü; Açlıktan ölmemeli ya da diğer adıyla tiyatrodan ekmeğini kazanabilmeli. Bu günümüz tiyatrocusu için büyük başarılardır.

Birden aklıma geldi; Şayet Shakespeare Kürt olsaydı, düşüncenize göre her şeyden önce nasıl ve neyin tiyatrosunu yapardı?

Her şeyden önce ünlü karakterinin ismi Hamlet olmayabilir di de, onun yerine Kendal, Şoreş ve ya Zinar olabilirdi. Belki de Kürt, Türk ve Arap'ların arasındaki siyasi entrikaları konu edinirdi. Mem ile Zîn oyununu yazabilirdi Romeo ve julliet yerine. Belki de eserleri sistemler tarafından yasaklanıp, 12 Eylül'de yakılırdı. Kürtlerden söz edeceği için Türkiye, Suriye, İran ve Irak tarafından oyunları yasaklanırdı Kürt Shakespeare'nin. Belki de faili meçhule giderdi, ya da düşünce özgürlüğünden dolayı onu cezaevine alırlardı. O da tutsakların üstündeki tecridi protesto etmek için kendini yakardı. Olur da 20 Eylül 1992'de Diyarbakır'ın bir sokağında faili belli kişilerce taranırdı bizim Kürt şair William Shakespeare.

İlginç söylemler... En büyük hayaliniz nedir tiyatro anlamında?

Evet. İlginç söylemler. Bunlardan bir tanesi de şu; Dünya tiyatrosunda bir kazık çakmak isterim. Sadece Kürt tiyatrosu için değil, aynı zamanda dünya tiyatrosu için iyi çalışmalar yapmak istiyorum. Fakat amacım Kürt şemsiyesi altında bu sanatı icra etmek. Tüm dimaniklerimle tiyatroya hizmet etmek istiyorum. Ve tiyatroda tüm yönleriyle olmak istiyorum. Her şeyden önce iyi bir oyuncu, sonra yönetmen, yazar ve çevirmen. Kısaca her yönüyle tiyatroya hizmet etmek istiyorum.

SALIH KEVIRBIRÎ
YAŞAM KAYA

(Kaynak: Tiyatro Dünyası)

***

Ayrıca bakınız:
bianet, sansür konusunda net!...
İnsan kılığındaki kurt, Kırmızı Şapkalı Kız'ı...
Oyun durdurmaya karşı çıkanlar da var!...
Tiyatro Avesta'nın tarihinden bir yaprak!..
.Polis, tiyatroya karşı "çevik" davranıyor!...
Oyunu durdurmak suçtur!...
Araf'ın yasaklanması protesto edildi