"KÜFÜRBÂZ" sorgusu için yayınlar tarihe göre sıralanmış olarak gösteriliyor. Alaka düzeyine göre sırala Tüm yayınları göster
"KÜFÜRBÂZ" sorgusu için yayınlar tarihe göre sıralanmış olarak gösteriliyor. Alaka düzeyine göre sırala Tüm yayınları göster

29 Aralık 2013 Pazar

Asılsız İhbarcı Demirkanlı'nın avukatı Reyhan Kayışlı hukuk öğretiyor...

Reyhan'ın müvekkili "ASILSIZ İHBARCI" Şükrü Demirkanlı diyor:

"Avukatlara ders veriyorum iddiasıyla ya da aşağılama tavrıyla avukatlara hakaret etmeye çalışan H. Hilmi Bulunmaz, ceza davasında beraat etmesine rağmen, tazminata mahkum olunca avukatlara yönelik aşağılama tavrını artırarak sürdürmekte. Dergimiz avukatı Reyhan Kayışlı'ya da aynı tavrı gösteren Bulunmaz hakkında Avukatımız Reyhan Kayışlı da kendi adına hukuk davası açtı."

Kaynak:
1 "Tiyatro... Tiyatro...Dergisi"
2 - www.tiyatrodergisi.com.tr/detay.php?hng=3810 
3 LİNÇÇİ Demirkanlı'nın en son numarası İstanbul Barosu'nu kışkırtmak!

4 - LİNÇÇİ www.tiyatrodergisi.com.tr, Hilmi Bulunmaz'sız yayın yapamıyor!

5 Bulunmaz: Yoğunluğum ve yorgunluğum azaldığında yanıt vereceğim...
6http://webcache.googleusercontent.com/search?q=cache:6epqW6AdhM8J:www.tiyatrodergisi.com.tr/detay.php%3Fhng%3D3810+&cd=1&hl=tr&ct=clnk&gl=tr

***

"ASILSIZ İHBARCI" ve "TESCİLLİ KÜFÜRBÂZ" Mustafa Şükrü Demirkanlı'nın Yayın Yönetmenliği ve Sorumlu Yazı İşleri Müdürlüğü yaptığı Tiyatro... Tiyatro... "RESMÎ AVUKATI" Reyhan Kayışlı diyor:


"Hakaret, sövme veya bir kişiye onur, şeref ve saygınlığını rencide edebilecek nitelikte somut bir fiil veya olgu isnat etmek, ceza hukuku anlamında bir suç teşkil edebileceği gibi aynı zamanda ya da suç oluşturmasa da özel hukuk alanında tazminat sorumluluğu doğuracak bir eylemdir."


"Tiyatro... Tiyatro... resmî avukatı" Reyhan Kayışlı'nın hakaret yazısı:


"HAKARET VEYA SÖVME EYLEMİNİN CEZA HUKUKU VE ÖZEL HUKUK BAKIMINDAN SONUÇLARI"


***


Ayrıca bakınız:

Halkın Avukatı'nın dâvâ edeceği Demirkanlı Avukatı "HAKARET"i yazdı

17 Ağustos 2013 Cumartesi

Bulunmaz - Dizilerin halkı uyuşturduğunu söylediğim için saldırmışlardı!

Halkı uyuşturan dizi oyuncuları uyuşmak zorunda: "'İçiyoruz çünkü...'"

Birçok ünlü ismin "Dizi setlerinin ağır çalışma koşullarından dolayı bu günlerde kullanıyoruz. Bunlarla ayakta kalıyoruz" dediği öğrenildi.

(Kaynak: Milliyet)

***

"ASILSIZ İHBARCI" Mustafa Şükrü Demirkanlı, (dizileri eleştiren Hilmi Bulunmaz'ın tutumuna karşı) 17 Nisan 2007 günü şunu demişti:


Mehmet Akan yoğun bakıma alınmış...   


…Halkın ruhunu yok eden televizyon canavarına ruhunu teslim eden Mehmet Akan, yıllar önce ölmüştü. 67 yaşında bir ceset olan Akan’ın fiziksel ölümü pek bir anlam taşımıyor… (7.7.2006)


HİLMİ BULUNMAZ, sitelerinde önüne gelene küfredip, hakaretler yağdırırken, uzun süre ses çıkartmamış, bulaşmaya değmez demiştim.  Sonunda sabrım taştı. Sitelerini bir tarayayım dediğimde yukarıdaki habere de rastladım HİLMİ BULUNMAZ'ın sitesinde, İLK TEPKİM ANA AVRAT SÖVMEK OLDU!!!...

Tıklayınız: "H. HİLMİ BULUNMAZ ve COŞKUN BÜKTEL (1)"

***

"Biz aşağıda imzası olan kişiler olarak bu iki şahsı; Coşkun Büktel ve Hüseyin Hilmi Bulunmaz'ı hakaret ve küfürlerinden dolayı kınıyor, ahlâki bir tutum geliştirmeye davet ediyoruz!..." 
(Kaynak: Coşkun Büktel)


Ben, uzun yıllardır televizyon izlemediğim için, aptal bir insan olarak değil, zekî bir insan olarak yaşıyorum. Televizyon insanı aptallaştırıyor!

Ben, televizyona karşı çıkarken, bu karşı çıkışımı içine sindiremeyenler var. Karşı çıkışı kendime saklamayıp, kitleye de yaymaya çalışıyorum...

Ben, televizyon dizilerinin halkı ve tüyü bitmemiş yetimi uyutmak için uydurulmuş gereksiz ve sentetik programlar olduğu düşüncesindeyim.

Ben, TV dizilerinin kökündeki kötülüğü, bu dizilerde oynayan kişilerin kötücüllüğünü anlatmaya çalıştığım ânda, karşıma "televizyona tutsak" olmuş kültür milisleri çıkıyor... Bunlardan biri: "ASILSIZ İHBARCI" Mustafa Şükrü Demirkanlı. Önüne gelene hep küfür etmeyi alışkanlık hâline getiren "ASILSIZ İHBARCI" Mustafa Şükrü Demirkanlı, yedi yıl önce, bana "ANA AVRAT SÖVMEK" eylemi gerçekleştirmiş biri olmasına karşın, Türkiye tiyatrosunun alçaklığından yararlanıp, balık hafızalı 1100 aşağılık kişiyi bir araya getirerek, bana karşı çok iğrenç bir kirli "ENTELEKTÜEL VE HUKUKSAL LİNÇ KAMPANYASI" başlattı. Bu kampanyayı yürütürken, benim "KÜFÜRBÂZ" olduğum "YALAN"ını üfürdü. Unutmadım, unutmuyorum, unutmayacağım... Yeni dâvâlarla, "DEMİRKANLI DÂVÂ REPERTUVARI" artacak!...

Sosyalist Sanatçı Hilmi Bulunmaz 

***

Aşağıdaki yazıların, yukarıdaki konuyla hiç ilgisi yok!


***


Kendisi de avukat olmasına karşın, en basit bir dilekçeyi bile yazmaktan yoksun Eyyüp Fırat Kuyurtar, kendisine bir dilekçe yazması için Avukat Mesut Bulut'u tuttu... Avukat Eyyüp Fırat Kuyurtar'ın bir dilekçeyi bile yazmaktan yoksun olduğunu anlayabilmek için, İstanbul 15. Sulh Ceza Mahkemesi Yargıcı Sayın Abdurrahman Orkun Dağ'ın dilekçe yazmayı anımsatan, linkini verdiğimiz belgesini okuyup, yoksunluğu anlayınız:


Avukat Eyyüp Fırat Kuyurtar'ın ceza hukuku usûlsüzlüğünü belgeliyoruz


***


Ayrıca bakınız:


Eyyüp Fırat Kuyurtar, dilekçe yazamadığı için Av. Mesut Bulut'u tutmuş.


Avukat Fırat Kuyurtar, kendisini savunması için Av. Mesut Bulut'u tuttu!


***


Oyun'dan önemli not: "ENTELEKTÜEL VE HUKUKSAL LİNÇ KAMPANYASI" nedeniyle, gayet yakıcı siyasal, tarihsel ve toplumsal olaylara müdahil olmakta olağanüstü boyutta zorlanıyoruz. Aşacağız!...

6 Şubat 2012 Pazartesi

Bulunmaz Tiyatro kurucusu ve yöneticisi Sosyalist Sanatçı Hilmi Bulunmaz'ın "yanıt hakkı" yazısını bile asla yayınlamayarak, azılı bir SANSÜRCÜ olduğunu "iki kere iki dört eder" kesinliğiyle dosta düşmana kanıtlayan BİRGün Gazetesi, LİNÇ KAMPANYASI ana sponsorlarından "Tiyatro... Tiyatro... Dergisi 41 İnisiyatifi Editörler Kurulu" 9 numaralı üyesi Nedim Saban'a göre "güdümsüz bir gazete" imiş(?!)

LİNÇ KAMPANYASI ana sponsorlarından "Tiyatro... Tiyatro... Dergisi 41 İnisiyatifi Editörler Kurulu" 9 numaralı üyesi Nedim Saban diyor ki:


"BirGün yazarı olduğum halde, Star gazetesini savunuyorum. Bunu özgürce yapabildiğim, güdümsüz bir gazetede yazdığım için de onur duyuyorum."


(Kaynak: BİRGün, "Sanat mı uzun? Hayat mı kısa?")

***


Ayrıca bakınız: 

Sosyalist Sanatçı Hilmi Bulunmaz'ın yanıt hakkını gasp edip sansürcülük yapan BİRGün Gazetesi, şimdi de dolandırıcılık ve sahtekârlığa mı başladı?!...

LİNÇÇİ Yrd. Doç. Dr. Adnan Tönel, sansürcü gazetede üfürüyor!

LİNÇÇİ Oyun Atölyesi'nin patronu ve Shakespeare çocuğu Nihat Haluk Bilginer, eleştiriye bile katlanamayıp, avukatı Süleyman Anıl'ı harekete geçiriyor!


SANSÜRCÜ gazete BİRGün'de yazılar yazan(?!) LİNÇÇİ Yrd. Doç. Dr. Adnan Tönel, genç beyinleri durdurmak için, Yeni Yüzyıl Üniversitesi'ni kullanıyor!!!

Özgürlük ve Dayanışma Partisi'ne yakınlığıyla bilinen SANSÜRCÜ gazete BİRGün'ün tiyatrodan anlamayan yazarı Ahmet Meriç Şenyüz yine çalakalem yazıyor!

SANSÜRCÜ BİRGün Gazetesi'nin dangalak yazarı, "Shakespeare cahili" ve LİNÇÇİ Yaşam Kaya, "kırk yıllık roman yazarı" Selim İleri'yi müzisyen sanıyor!!!

Bulunmaz Kültür Merkezi sanatçılarından ve TUTKAL romanı yazarı Oğuzcan Önver, (akranları facebook bataklığında yüzerken) ciddi bir konuya değiniyor!

SANSÜRCÜ BİRGün'de yazan LİNÇÇİ Yaşam Kaya okunamıyor!

"TEK YOL DEVRİM"den "TEK YOL BARIŞ"a dikey geçiş yapanların SANSÜRCÜ gazetesi BİRGün, tiyatro yazılarını LİNÇÇİ Yaşam Kaya / Adnan Tönel'e yazdırıyor!

Çok yiyenler mide fesadı yüzünden, SANSÜRCÜ gazete BİRGün'ün dangalak yazarı LİNÇÇİ Yaşam Kaya da, "çok görmekten" göz fesadı yüzünden çatlamak üzere!

"Theope" yazarı Coşkun Büktel'le Bulunmaz Tiyatro-İstanbul sahibi Sosyalist Sanatçı Hilmi Bulunmaz'ın sanatsal ifade olanaklarını imhâ etmek için BİRİNCİ LİNÇ KAMPANYASI düzenleyen "orospu çocuğu Burak Caney"e "orospu çocuğu" dediğimiz için, bizi (Coşkun Büktel'le Hilmi Bulunmaz'ı) "küfürbâz" ilân ederek İKİNCİ LİNÇ KAMPANYASI başlatan LİNÇÇİ Tiyatro... Tiyatro... Dergisi'nin kurucusu ve LİNÇÇİ Tiyatro... Tiyatro... Dergisi sahibesi LİNÇÇİ Gülhan Avşar Demirkanlı'nın eşi LİNÇÇİ Mustafa Şükrü Demirkanlı, işçi sınıfının alın teriyle ıslanan SANSÜRCÜ BİRGün Gazetesi'nde, hiç de gereği yokken, hiçbir bağlamı bulunmazken, ağız dolusu "orospu" sözcüğünü kullanarak, aslında hiç de küfüre karşı olmadığını, hattâ küfürbâz olduğunu tescillemiş oluyor!


Hiçbir konuda yetkin olmamasına, hiçbir konudan zerre kadar bile hiçbir şey anlamamasına karşın, SANSÜRCÜ BİRGün Gazetesi, LİNÇ KAMPANYASI ana sponsorlarından Tiyatro... Tiyatro... Dergisi ve LİNÇÇİ www.tiyatronline.com sayesinde "Abdurrahman Çelebi" pozları takınan dangalak yazar LİNÇÇİ Yaşam Kaya, "özellik bilirkişisi, özellik eksperi, özellik uzmanı" gibi davranma alışkanlığıyla, davranış bozukluğu içerisine balıklama dalmaya başlamanın dayanılmaz ağırlığı altında ezilmeye başladı bile!

19 Aralık 2011 Pazartesi

"Theope" yazarı Coşkun Büktel'le Bulunmaz Tiyatro-İstanbul sahibi Sosyalist Sanatçı Hilmi Bulunmaz'ın sanatsal ifade olanaklarını imhâ etmek için BİRİNCİ LİNÇ KAMPANYASI düzenleyen "orospu çocuğu Burak Caney"e "orospu çocuğu" dediğimiz için, bizi (Coşkun Büktel'le Hilmi Bulunmaz'ı) "küfürbâz" ilân ederek İKİNCİ LİNÇ KAMPANYASI başlatan LİNÇÇİ Tiyatro... Tiyatro... Dergisi'nin kurucusu ve LİNÇÇİ Tiyatro... Tiyatro... Dergisi sahibesi LİNÇÇİ Gülhan Avşar Demirkanlı'nın eşi LİNÇÇİ Mustafa Şükrü Demirkanlı, işçi sınıfının alın teriyle ıslanan SANSÜRCÜ BİRGün Gazetesi'nde, hiç de gereği yokken, hiçbir bağlamı bulunmazken, ağız dolusu "orospu" sözcüğünü kullanarak, aslında hiç de küfüre karşı olmadığını, hattâ küfürbâz olduğunu tescillemiş oluyor!

Oyun'un notu: LİNÇ KAMPANYASI ana sponsorlarından Ahmet Ertuğrul Timur'un (nâm-ı diğer 3. Abdülhamid) tiyatrom.com sitesinden alıp, olduğu gibi aşağıya aktardığımız yazıdaki bazı yerleri "maymungötürengi" ile biz belirgin hâle getirdik!


***


Canaydın, G.S. ve...


Mustafa Demirkanlı
Tiyatro Tiyatro Dergisi Editörü
Birgün Gazetesi Yazarı 
mdemirkanli@tiyatrodergisi.com.tr


Tabii ki sayfamı şaşırmadım, ama şunu itiraf etmeliyim ki, Adnan Bostancıoğlu’nun torpilli olarak zaman zaman sporda ve de sadece Beşiktaş’ı yazmasına içerlediğimi söylemeden geçemeyeceğim. İşte ben de spor (tabii ki futbol) yazıyorum. Ama, Allah’ın sopası yok ki vursun! Galatasaray’ın başkanını yazacağım hem de içim acıya acıya!

Hazret buyurmuş; “Biz tiyatrocular gibi sahte gülücükler saçmayız”, Hürriyet de üst spota çıkarmış, doğru da yapmış. Baktığım zaman kendinden emin, dünyayla, dünyanın renkleriyle ilgili biri gibi geliyordu bana, değilmiş, yanılmışım. Sadece futbol ve de ticaret. Yani boş bir küme. Başkanım (Tabii ki “Başkanım” diyeceğim, hâlâ başkan olduğunuza göre.) tiyatrocular sizin buyurduğunuz gibi sahte gülücükler nakşederler, anlayanların beynine, anlamayanların suratlarına. Tiyatrocular sadece “sahte gülücükler”i değil, acıları da, pislikleri de, dolandırıcıları da, zalimleri de, mazlumları da, başkanları da, başkan olamayanları da yansıtırlar, yani hayatın renklerini yansıtırlar sahneye, sizi, sizleri yansıtırlar. İşleri de budur zaten. Tabii görenlere, algılayanlara. Siz, en son ne zaman tiyatroya gittiniz? Ne izlediniz en son? Hatırlamıyorsunuz, değil mi? Tiyatroyu bilmiyorsunuz bile, değil mi? Siz sadece üç F’yi temsil ediyorsunuz ve haberiniz bile yok, değil mi? Oysa, bizim bazı şeylerden haberimizi var, izninizle. Örneğin siz bilmezsiniz, bilmenize de gerek yok, Ahmet Levendoğlu diye bir yönetmen vardır bu ülkede, sizin kadar “mehşur” değildir, tanınmaz sizin kadar, tanınmaması onu pek de rahatsız etmez sizi ettiği kadar, ama o bir adım atarken, bir satır yazarken, bir sahneyi kurgularken yaşamından çok zamanını alır ve atar, size, sizin gibilere, yani tiyatronun ne olduğundan bi haber olan, ama sıkıştığı anda "orospu" der gibi “tiyatrocu” diyenlere. Siz bilmezsiniz, bu ülkede 14 yıldır Tiyatro... Tiyatro... adında bir dergi yayımlanmaktadır, o derginin son sayısında Ahmet Levendoğlu, Haluk Kurtoğlu (O da kim dediğinizi duyar gibi oldum. Geçenlerde yitirdiğimiz, sizin tanımadığınız bir tiyatrocu, değerini de size anlatacak değilim.) ile ilgili bir yazı yazdı. Şöyle demiş yazısında: “...’Ben oynamak istiyorum, oynamayı seviyorum.’ yanıtını veriyordu, Bu sözler de yalın gerçeği dosdoğru anlatıyordu.” Şimdi siz, “Ben oynamayı seviyorum.” cümlesini, sizin oynadığınız gibi bir şey olduğunu sanırsınız. Örneğin; “Fatih Terim’in arkasındayız.” deyip, arkanızı dönerken uydurduğunuz kılıf gibi bir oynamak sanırsınız, değil mi? Değil başkanım, Haluk Kurtoğlu’nun söylediği, sizi sahnede oynamayı sevmek. Sizi size, yani hayatı sahnede size göstermeyi sevmek, görene, görüp de anlayana.

Yazarın Birgün Gazetesi köşesinde yayınlanmış yazılarından alınmıştır


YAZARIN BİR ÖNCEKİ YAZILARI

İzmit ve AKP

İBBŞT ve Dilekçe Hakkı…

MUSTAFA DEMİRKANLI Siyasiler, Tiyatrocular ve Ragıp Savaş

(Kaynak: tiyatrom)



***




Ayrıca bakınız: 


Coşkun Büktel'le Hilmi Bulunmaz'ın sanatsal ifade olanaklarını imhâ etmek için, "orospu çocuğu Burak Caney"den aldığı LİNÇ bayrağını yere düşürmeyip, aynı kirlilikte taşımayı sürdüren LİNÇ KAMPANYASI ana sponsorlarından Tiyatro... Tiyatro... Dergisi kurucusu ve LİNÇÇİ Tiyatro... Tiyatro... Dergisi sahibesi Gülhan Avşar Demirkanlı'nın eşi LİNÇÇİ Mustafa Şükrü Demirkanlı; " İzmit Belediye Başkanı İbrahim Karaosmanoğlu, tiyatroyu sevmiyor, sanatı sevmiyor, yasa-yönetmelik gibi gereksiz (!) şeyleri de sevmiyor. Bir bakıma kendini padişah yetkileri ile donatılmış olarak görüyor." dedikten sonra, söylemiş olduğu tüm bu sözleri yalayıp yuttuktan sonra, Kocaeli Büyükşehir Belediye Başkanı AKP'li İbrahim Karaosmanoğlu'nun uzattığı reklâm çanağındaki gıcır gıcır paralara "ham hum şaralop" yaparken, aynı zamanda, AKP'li İbrahim Karaosmanoğlu'nun yüzüne tükürdüğü tükürükleri de son damlasına dek afiyetle yutmak zorunda kaldı!