TEMİZ TİYATRO KAMPANYASI" sorgusu için yayınlar alaka düzeyine göre sıralanmış olarak gösteriliyor. Tarihe göre sırala Tüm yayınları göster
TEMİZ TİYATRO KAMPANYASI" sorgusu için yayınlar alaka düzeyine göre sıralanmış olarak gösteriliyor. Tarihe göre sırala Tüm yayınları göster

8 Aralık 2012 Cumartesi

Erbil, kovuşturmaya yer olmadığına dâir karara itiraz hakkını kullanmadı!


Ben, her zaman için sürekli olarak şu tespiti yaptım: 

Eğer "Tiyatro Simurg" yönetmeni Mehmet Esatoğlu, kendisine karşı âdeta bir İFTİRA atılıp, sanki bir LİNÇ KAMPANYASI başlatıldığı o günlerde çok sert bir direnç gösterebilseydi, tiyatro dünyasında her şey değişmese bile, Mehmet Esatoğlu'nun kişisel dünyasında, kendi tarihinde birçok şey kendiliğinden değişebilirdi.

Ben, her zaman için sürekli olarak şu tespiti yaptım: 

Eğer Yeni Tiyatro Dergisi Genel Yayın Yönetmeni ve Kocaeli Üniversitesi Öğretim Üyesi Erbil Göktaş, LİNÇÇİ Ömer Faruk Kurhan'ı savcılığa şikâyet ettikten sonra (ki ben, haksızlıkların yasalarla korunduğu ülkemizde böyle bir şikâyeti hiç de doğru bulmamış ve Yeni Tiyatro Dergisi Genel Yayın Yönetmeni Erbil Göktaş'ı, LİNÇ KAMPANYASI imzacısı Ömer Faruk Kurhan'ı kesinlikle şikâyet etmemesi yönünde onlarca kez uyarmıştım), "KOVUŞTURMAYA YER OLMADIĞINA DAİR KARAR"a itiraz etseydi, tiyatro dünyasında her şey değişmese bile, Erbil Göktaş'ın kişisel tarihinde birçok şey kendiliğinden değişebilirdi.

Örnekleri çoğaltıp, Türk tiyatrosundaki LİNÇ KAMPANYASI eğilimini daha net vurgulamak olası. Ancak örnekleri çoğaltıp, eğilimi vurgulayarak, durumu karmaşıklaştırmaya hiç gerek yok...

Oysa ben, burjuva adaletine hiç inanmasam da, haksızlıkların yasalarla korunduğu bir ülkede yaşadığımı çok iyi bilsem de, kapitalizmin ilelebet muhafaza ve müdafaa edilmesi için "hukukun üstünlüğü" söyleminin çok rahatça kullanıldığının ayrımında bulunsam da ve bu nedenlerle, bana karşı başlatılan BİRİNCİ LİNÇ KAMPANYASI, İKİNCİ LİNÇ KAMPANYASI ve hemen ardından gündeme gelen ÜÇÜNCÜ (HUKUKSAL) LİNÇ KAMPANYASI süreciyle birlikte burjuva adaletine itiraz etmeye başlamış, haksızlıkların korunduğu ülkenin hukuksal makyajını sökmeye gayret etmiş, kapitalizmin ayakta durabilmesi için kullanılan "hukukun üstünlüğü" sözünün ne anlama geldiğini emekçi halk nezdinde sürekli olarak tartışmaya açmış bir insanım. 

Ben, Mehmet Esatoğlu, Erbil Göktaş ve diğerlerinin yapmadığını yaparak, asla tembellik etmeyerek, sadece ve yalnızca kendi kişisel tarihimin toplumsal yazgısını değiştirmekle birlikte aynı zamanda, "SOSYALİST" sözcüğünü, "LİNÇ KAMPANYASI" kavramını, bütün dava dosyalarına defalarca, defalarca, defalarca nakşettim. 

Eğer...

Mehmet Esatoğlu, Erbil Göktaş ve diğerleri, benden önce, benden çok sağlam bir biçimde hukuksal mücadele verebilme donanımına sahip olabilselerdi, ben, bu kadar yorulmaz, böyle yıpranmazdım. 

Bunca tespitten sonra tiyatro tarihine bir not düşeyim:

Mehmet Esatoğlu, Erbil Göktaş ve onlar gibileri, tembellikleri, vurdumduymazlıkları sonucu, benim yorulmama ve devrimci tiyatro hukuku oluşumunun yavaşlamasına neden olmuşlardır! 

Sosyalist Sanatçı Hilmi Bulunmaz

***

TEMİZ TİYATRO Kampanyası ve Bir Tekzibin Tekzibi

Ömer Faruk Kurhan
28 Şubat 2010

Bir yandan Afyonkarahisar Belediye Şehir Tiyatrosu’nda tiyatro adına yaşanan ve bölgede tiyatronun gelişmesini tehlikeye atan gelişmeler, diğer yandan Bartın Belediyesi Şehir Tiyatrosu’nun kurulmasından sonra tiyatro sanatının halk tabanında yayılma eğiliminin güçlenmesi ve 150'ye yakın insanın tiyatro çalışmalarına dahil olması, buna karşılık sorumluluk alabilecek deneyimli tiyatroculara duyulan ihtiyaç… Son zamanlarda biri olumsuz biri olumlu ve doğrudan gözlemleme olanağı bulduğum en az iki konuda yazabilecekken, geçen sezona damgasına vuran olaylardan TEMİZ TİYATRO kampanyasının çeşitli tiyatro yayıncıları tarafından manipüle edildiğini öğrendim. Bu konu üzerine yazmak durumundayım; çünkü bu kampanyaya imza verenler arasındayım.

Benim bu olaydan haberim, Bartın Bölge Tiyatrosu’nun sahneleyeceği “Hatırla, Avrupa” (Yazan: Kerem Kurdoğlu) oyununa dramaturji desteği vermek üzere yola çıkmaya hazırlanırken oldu. Efendim olay şuymuş: Yüksek lisans öğrencisi bir tiyatrocu, kampanyadaki imzacılar listesinde kendi ad ve soyadının da yer aldığını haber almış ve akabinde bu durumu lanetleyen bir açıklama yapmış. Bu açıklama da her ne tesadüfse kampanya döneminde küfür içeren yayınları savunmayı misyon edinen, öyle ki kampanya aktivistleri beni tehdit ediyor diye savcılığa suç duyurularında dahi bulunan Erbil Göktaş’ın Yeni Tiyatro sitesinde yayınlanmış.

Bu genç tiyatrocu arkadaşımızın aklına “Acaba isim benzerliği mi var?” gibi bir kayıt koymak ya da isminin başkalarınca kullanılabileceği ihtimali gelmemiş. Hiç kuşkusuz geçen yıl bu imzayı verdiği, ama akademik hayat gailesi içinde bu tavrını değiştirme gereği duyduğu iddia edilebilir. Fakat bu tip yorumlar ne kadar inandırıcı görünürse görünsün, kendi başına spekülatiftir. Elbette şu sonuca ulaşmak zor değil: Tam da kendisinden talep edildiği gibi bir açıklama yaparak TEMİZ TİYATRO kampanyasını şaibe altına sokma operasyonunda kullanılmış. Olaysal bağlam bunu gösteriyor; söz konusu olan basit bir düzelti talebi değil.

Kitleye açık imza kampanyalarında asıl sorumluluğu çağırıcıların, kurumların, toplulukların, kampanya aktivistlerinin ve aydınların taşıdığını herkes bilir. Bir tiyatro severin verdiği imzanın ölçütü, genelde güven duyduğu imzacı bir tiyatro kurumu, topluluğu ya da insanının tavrıdır. Asıl sorumluluğu bin küsur imzanın sahipleri değil, bu imzaları talep edenler ya da imza atılmasını teşvik edenler taşır. Dolayısıyla, meğersem şu imzanın sahibinin kim olduğu belli değilmiş ya da yanlışlıkla eklenmiş gibi tartışmaları ciddiye almak saçmadır.

Bu vaka, Erbil Göktaş’ın zaten uzun zamandır içine sürüklendiği ve bir türlü dışına çıkamadığı akademik sefaletin bir yan ürünüdür. Kampanya döneminde içinde benim de bulunduğum üç kişi hakkında savcılığa suç duyurusu yaptığında amaç TEMİZ TİYATRO kampanyasını şaibe altında bırakmaktı. Savcılık yaptığı suç duyurusunu ciddiye almayıp reddettiğinde, yani her ihtimale karşı konuyu daha ayrıntılı ele alacak bir mahkeme sürecini zaman kaybı olarak değerlendirdiğinde, dönüp muhataplarından özür dilememiş ve yaptığı ihbarın resmen geçersiz kılındığını açıklama gereği bile duymamıştır. Bildiğim kadarıyla ihbarda bulunan ya da bu ihbar nedeniyle zevkten dört köşe olanlar hâlâ savcılığın tavrını hasır altı etmeyi sürdürmektedirler. Erbil Göktaş "inadım inat diyerek" bugün başka araçlarla kampanyayı şaibe altında bırakmaya çalışmakta, kendisiyle beraber öğrencisi konumunda olan genç bir tiyatrocuyu da akademik sefaletin bir parçası haline getirmektedir.

TEMİZ TİYATRO kampanyasını lekelemek için gerçekleştirilen ve genç bir tiyatrocunun kullanılması dışında ciddiye alınmaya değmez operasyonu değerlendirirken, söz konusu genç tiyatrocunun adını özellikle vermiyorum. Büyük olasılıkla neyin içine çekildiğinin farkında bile değil; bu anlamda, özellikle tanıyanların kendisine yardımcı olmasının etik bir sorumluluk olduğu söylenebilir. Nasıl ki zamanında yine küfür ve hakaretin meşrulaştırılması adına gençler ve kadınlar en erkek egemen itkilerle sanal bir it dalaşının içine çekilmişlerdir, yine aynı oyun sahnelenmek istenmektedir. (Şu ünlü “Burak Caney” vakasından söz ediyorum; bu konuda yazdığım bir yazı olduğu için, olay nedir ne değildir tekrara gerek görmüyorum.)

Bu vakada Erbil Göktaş akademisyen ve yayıncı kimliği adına yine bir sorumsuzluk örneği sergilemektedir. Fakat bu sorumsuzluk karşısında güya TEMİZ TİYATRO cephesi adına kavgaya girdiğini iddia eden iki yayıncı tarafından da bir sorumsuzluk örneği sergilendiği aşikârdır. Sanal it dalaşına girmeye pek hevesli iki yayıncı (Ertuğrul Timur ve Mustafa Demirkanlı), adını bu yazıda kullanmayı etik bulmadığım genç tiyatrocu arkadaşımızın açıklamasını tekzip eden bir açıklamayı Erbil Göktaş’ın Yeni Tiyatro sitesine yollamışlar. Olabilir. Bana oldukça saçma görünen bu jestleri kendilerini bağlar. Fakat şöyle ciddi bir mesele var: Bu yayıncılar, tekzip yazılarını kendi adlarına değil, TEMİZ TİYATRO sitesinin mail adresini kullanarak yollamışlar. İşte bu olmaz; olursa bu jestin anlamı bellidir: İrade gaspı. Sizler bu tekzibi yollarken o kampanyanın sorumluluğunu taşıyan kurum ve insanlardan onay aldınız mı? Almadınız. İrade gaspından kastım budur.

Kurumların ve insanların o kampanyaya imza verme, vermeme, vermişse geri çekme, bir yanlışlık olmuşsa düzelti yapılmasını talep etme hakları vardır. Belli bir tarihte sona erdirilen kampanyaya öncülük eden kurum ve insanlar, imzaların geri çekilmesini meşru gördüler ve bir yanlışlık olmuşsa düzelti yapmayı taahhüt etiler. Bir iki tane de olsa bu türden vakalar yaşandı. Bugün de birisi çıkmış, o imza bana ait değil diyor ve şu ya da bu nedenle imza listesinden çıkarılmasını istiyor. Eğer bir isim benzerliği tespit edilemiyorsa, bu talep yerine getirilmeli ve listeden çıkarılmalıdır. Elbette bu kişinin kendisine doğrudan ulaşılması ve teyidinin alınması da önemlidir. (Sanal alemin pek tekin bir alan olmadığını biliyoruz.) Buna karşılık kampanya sonlandırıldıktan sonra imzalarını eklemek isteyenlerin taleplerini de haklı bulmak mümkün. Ne de olsa, muhatapların küfür ve hakarete dayalı yayıncılık tavrı değişmediği sürece kampanya metninin internet ortamında muhafaza edilmesine karar verilmiştir.

Bu gibi ayrıntı diyebileceğimiz teknik uygulamaların kampanyanın kaderini etkiliyormuş gibi sunumunu yapmak ve bu tip sunumların ciddiye alınması saçmadır. Ne zaman ki, kampanyanın asıl sorumluluğunu taşıyan kurum ve insanlar bir araya gelir ve “Biz bir yanlış yapmışız, bu kampanya ile kamuoyunu yanlış yönlendirmişiz, muhataplarımıza haksızlık etmişiz” der, işte o zaman bu kampanya anlamını yitirir. Mutabakat içinde yürütülmüş bir kampanya, yine mutabakatla ortadan kaldırılabilir; doğru ya da yanlış, tiyatro tarihindeki yerini almıştır.

Anlaşılması gereken nokta, bu kampanyanın ne Mustafa Demirkanlı’nın ne de Ertuğrul Timur’un mülkiyetinde olduğudur. TEMİZ TİYATRO kampanyası bir iki kişinin geçici psikolojik tatmini ya da dizginlenemeyen şahsi husumetlerin genele mal edilmesi için düzenlenmemiştir. Bu tip kampanyalar asgari müşterekler temelinde bir kamuoyu oluşturmak üzere düzenlenir. Kampanyanın asgari müştereği bellidir: Tartışma ya da polemikler ne kadar sertleşirse sertleşsin, tiyatro yayınları aracılığıyla küfür ve hakareti meşrulaştıran söylemlerin karşısında durmak. Ayrıca kampanya sonuç bildirisinde tiyatro yayınlarının kamuoyuna dönük bağlayıcı bazı taahhütleri vardır ki, bu taahhütleri kimin ne kadar yerine getirmeye çalıştığı, ayrı bir tartışmanın konusudur. Bunun için Tiyatro Yayıncıları Birliği’ni inşa etme projesinin evrimine odaklanmak gerekir.

Sonuç olarak, Ertuğrul Timur ve Mustafa Demirkanlı’nın TEMİZ TİYATRO sitesinin mail adresini kullanarak oraya buraya tekzip yollamaları, bir irade gaspı girişimi olduğu gibi, kampanyayı şaibeli hale getirmek isteyenlerle bütünleştiklerini gösteren bir eylemdir. Güya karşı uçlar oluşturarak, örgütlü kamuoyu oluşumunu manipüle etme ve altını oyma konusunda ortaklaşmakta ve tiyatro yayıncılığının ilkesiz ve keyfi bir çerçeve edinmesini teşvik etmektedirler. Örneğin benimle birlikte Erbil Göktaş tarafından komik bir şekilde savcılığa ihbar edilmiş olmaları ya da genç bir tiyatrocunun manipüle edilerek kampanyaya karşı kullanılmak istenmesi, hiçbir şekilde kamuoyu iradesini hiçe sayan tutumlarını haklı çıkarmaz. Bu nedenle TEMİZ TİYATRO sitesini birilerinin mülkü gibi yorumlama ve irade gaspı girişiminde bulunma eylemlerini buradan kınıyor ve tekziplerini tekzip ediyorum.

NOT: TEMİZ TİYATRO sitesinin muhafaza edilmesi ve yeri geldiğinde düzeltilerin yapılması konusunda sorumluluk alanlar, Tiyatro Yayıncıları Birliği’ni de kurmayı hedefleyen ve bu konuda çalışma başlatan yayınlardı. Belli ki bu site şahsi tasarrufun ve irade gaspının konusu olmaya başlamış, dışarıdan bir bakışla kamuoyu adına Tiyatro Yayıncıları Birliği’nin üstlenmiş göründüğü sorumluluk yerine getirilemez hale gelmiş. Başka türlü iki kişinin çıkıp TEMİZ TİYATRO sitesinin mail adresini keyfi ve şahsi güdülerle kullanması açıklanamaz. Tiyatro Yayıncıları Birliği TEMİZ TİYATRO sitesinin manipüle edilmesi ve iradelerin hiçe sayılmasını engelleme noktasında zorlanıyorsa, kampanya sitesinin sorumluluğunu alacak başka kurum ya da insanların devreye girmesi zor olmayacaktır düşüncesindeyim.

EK: Aşağıda (Yukarıda / HB) Erbil Göktaş'ın savcılığa yaptığı suç duyurusunun kale alınmadığını gösteren belgeyi aktarıyorum. Erbil Göktaş, savcılığın kovuşturmaya yer olmadığına dair kararına itiraz hakkını kullanmamıştır.

23 Ekim 2011 Pazar

MÜTTEFİKLERİ AHMET ERTUĞRUL TİMUR (NAM-I DİĞER 3. ABDÜLHAMİD) VE YALAN MAKİNESİ MUSTAFA ŞÜKRÜ DEMİRKANLI İLE KÖPRÜLERİ ATAN Ö. F. KURHAN'IN ÇÖP KUTUSU

Yine Şu Afyon Meselesi, Ertuğrul Faciasının Devamı ve Demirkanlı’nın TTB Takıntısı(9 Mart 2009)


Türkiye Tiyatrolar Birliği Afyon ziyareti ve sonrasında çıkardığı sonuçları “Afyon’da Ortak Bir Akla İhtiyaç Var” açıklamasıyla duyurduğunda, TİYATROM’un maliki ve editörü Ertuğrul Timur sitesinde bir magazin köşesi açarak, son olarak hızını alamayıp "manşetlere" de taşıyarak, haberci değil de bi-haberci (“dezenformatör” diye de okunabilir) kimliğiyle yayınlar yapmaya başladı. Görenler derdin şu Afyon meselesi nedeniyle TTB bildirileri ile polemik yarıştırma sevdası olduğu izlenimi edinebilir; fakat bu bir yanılsama olacaktır.

TİYATROM’daki Ertuğrul hırçınlığının ve bu hırçınlığı Tiyatro Dergisi’ne taşıyarak örgütsel söylem dersleri vermeye kalkan Mustafa Demirkanlı’nın TTB takıntısı geliştirmesinin sebebi Afyon’la filan ilgili değildir. Sebep mülkleri sandıkları Temiz Tiyatro / Temiz Yayıncılık kampanyası sitesi üzerinden, bu kampanyaya damgasını vuran örgütlü iradeleri hiçe saymaları, ama TTB’nin örgütlü iradesine çarpmalarıdır. Bu da kendilerini Afyon çılgınlığına sevk etmiştir.

Afyon çılgınlığının bir başka aktörü Ali Çakalgöz’ün derdi farklıdır: Amatör bir topluluk olarak yapılanan Afyon Belediye Şehir Tiyatrosu’nda (AKBŞT) önüne geçemediği ayrışma ve kamplaşmanın kendisini tasfiye etmek isteyen kanadından intikam almak istiyor. Aralarındaki sorunun örgütsel tiyatro platformlarında ele alınması gibi bir talebi yok; mahkeme yoluna gideceğim diyor. Bir de Genel Sanat Yönetmenliği yetkisinin elinden alınmasına büyük bir öfke duyuyor.

TTB’ye tepkisi kişisel stratejisiyle tam kesişmediği için meydana geliyor. TTB’den destek değil, psikolojizminin uzantısı olmasını talep ediyor. Yoksa Ali Çakalgöz ve yönettiği topluluğa belediyenin altyapı olanaklarının açılması ve Afyon’da tiyatronun yapılandırılmasında dışlanmamaları gerektiği, TTB tarafından belediye yetkililerine açıkça ifade edilmiştir. Ali Çakalgöz’e de altyapı kullanımı konusunda belediyeye başvurmasını önermiş, verilen söz tutulmadığı takdirde yanında yer alacağımızı söylemiştik. Yani kendisine daha serinkanlı ve dışlama / dışlanma tuzaklarına düşmeden bir strateji izlemesinin sonuç alabileceğini anlatmaya çalışmıştık. Fakat o daha farklı ve tam da karşı karşıya kaldığı ağır suçlamaları (örneğin AKBŞT’de kralcılık oyunu oynadığı suçlamasını) doğrularcasına kişiselciliğin damgasını vurduğu bir yol izlemek istiyor. Olan da Afyon’daki tiyatro ortamına oluyor. Olabilir. AKBŞT deneyiminden gerekli dersleri çıkarıp çıkarmamak kendi bileceği bir iştir. Ayrıca önerdiğimiz stratejinin vahiy kuvvetinde bir doğruluk içerdiğini iddia edecek halimiz yoktur.

Ertuğrul Timur ve Mustafa Demirkanlı’nın Afyon’daki tiyatro kargaşasını ele alma biçimleri Temiz Tiyatro / Temiz Yayıncılık döneminde ve sonrasında sık sık eleştirme gereği duyduğum, bir yerden sonra eleştirmekten sıkıldığım kişiselci stratejilerinin uzantısı olmanın ötesinde bir anlam ve öneme sahip değildir. Yönettikleri sitelerin kelimenin gerçek anlamında haber sitesi olma özelliği yoktur. Kendi tanıklığıma da dayanarak gazeteci yetenekleri olduğunu kesinlikle söyleyebilirim, ama bu yeteneği açığa vuracak insan gücünden de, kararlılıktan da, alt yapıdan da yoksundurlar. Habercilik kaygısıyla Afyon ziyaretine giden TTB heyeti içinden bir kişiyle dahi görüştüklerini, sorular sorduklarını, notlar aldıklarını sanmıyorum. Haber ayaklarına gelirse haberci, gelmezse bi-habercidirler. Afyon konusunu dillerine dolayıp sanal âlemde atıp tutmaları, tamamen göstermeliktir ve kişisel hesaplarla ilgilidir. TTB’ye tepkili Ali Çakalgöz’le danslarını da bu nedenle sürdürmeye gayret edeceklerdir.

Geçmişte koskoca tiyatro camiasıyla dalgasını geçen ve hâlâ gerçek kimliği anlaşılamayan, küfür ve hakaretin neredeyse meşru bir söyleme dönüştürülmesini sağlayan Burak Caney’in peşine takılmış olmaları da, manipüle edilmek istenen ve bu nedenle Trabzon’dan İstanbul’a getirtilen genç tiyatrocularla kurdukları ilişki de, Tiyatro Oyun dergisi kapatıldığında mağdur hale gelen genç editörlerin güya haklarını savunma biçimleri de, son olarak yine manipüle edildiği açık genç bir tiyatro öğrencisini tekzip etme girişimleri de, Ali Çakalagöz ve yardımcısı Sultan Örenkaya’nın tepkiselliğini kullanma ihtirasları da dönüp dolaşıp kişisel hesapların konusu haline geliyor. Örgütlü iradeler devreye girdiğinde bazen bir şeyler değişiyor, akılcılık galip geliyor gibi oluyor, ama nihayetinde kişiselci tutumlarında ısrarcı olmayı sürdürüyor ve dayanamayıp “Yaşasın Örgütsüz Tiyatro!” çizgisine yerleşiyorlar. Öyle ki, örgüt bildirileriyle kişisel polemik yürütmeye çalışmak gibi komiklikler bile üretiyorlar. Elbette çeşitli biçimleriyle TTB’ye dönük sansür ve dezenformasyon silahlarını kullanmayı da ihmal etmiyorlar. Çünkü haberciliğe değil, bi-haberciliğe yatırım yapıyorlar.

Tiyatro alanında kamusal / örgütsel stratejiler güçlü bir şekilde devreye girmediği sürece kişiselci stratejilerin yarattığı kirlilik ve kargaşadan kurtulmanın imkânı olmayacak. Bunun bedelini de tiyatro ödeyecek. Zaman zaman sanal yazışma, sohbet ortamlarında genç tiyatrocular beni buluyor ve nedir bu olan bitenler diye soruyorlar; yanıtım her zaman şu oluyor: Bu işlerin uzağında durun ve bulunduğunuz bölgede tiyatroyu yerleşik hale getirme, geliştirme kavgasına odaklanın. Hiç kimse aynı zamanda tiyatro yaparak bu absürtüklerin düzenli takipçisi olamaz. Hele işin başlarındaysanız, takip etmek bir yana, sınırlı bir ilgi örgütlemek bile lüks hale gelecektir. Bu tip absürtlüklerle, tiyatro sanatının kişilikli bir şekilde icrasını kolaylaştırmayı hedefleyen örgütler uğraşmalıdır – o da kargaşa ve bulantının salgın haline gelir gibi göründüğü zamanlarda. Bunun ötesinde sonuç hem akıl hem emek ziyanı olacaktır.

Temiz Tiyatro / Temiz Yayıncılık sitesine bakıldığında, sonuç bildirisinde tiyatro yayıncılarının kamuoyuna verdiği bir söz olduğu görülecektir: “Tiyatro yayıncıları olarak bizlere düşen görev küfür yayıncılığını kınayan imza kampanyasını kalıcı bir sözleşme haline getirmektir. Bu da tiyatro alanında haber, yorum ve eleştiri kültürünü yol açıcı ilkelere kavuşturmaktan ve örgütlü bir duruş sergilemekten geçiyor. Bu anlamda, kampanya vesilesiyle gündeme gelen Tiyatro Yayıncıları Birliği projesini hayata geçirmenin kamuoyuna karşı sorumluluğumuz olduğunun bilincindeyiz.”

Ertuğrul faciasının ya da bu faciayı silah olarak kullanma alışkanlığını bir türlü terk edemeyen Mustafa Demirkanlı’nın geliştirdiği TTB takıntısının nedeni, Tiyatro Yayıncıları Birliği (TİYAB) projesinin evrimine ve bu evrim sırasında geliştirdikleri tavırlara bakılarak kolayca anlaşılabilir. Örgüt dersi vermeye kalkanlar “Yaşasın Örgütsüz Tiyatro!” demekteler. Öyle ki ortada bir TİYAB iradesinin kalıp kalmadığı tamamen şüpheli hale gelmiştir. Bir yıl önce sonlanmış ve süre giden güncel sonuçlarıyla tarihe mal olmuş bir kampanyayı manipüle etme ve asgari müştereklerin ötesine geçerek iradeleri gasp etme çabaları sonuç vermemiştir. Bu anlamda TTB bir engeldir; çünkü yeri geldiğinde örgütsel iradesini belli etmek gibi aslında çok sıradan bir işi yapmaktadır.

TTB'nin "Temiz Tiyatro Temiz Yayıncılık Kampanyasına İlişkin Bir Açıklama"sının yakıcı bir gündem yarattığını düşünmek yanlış olacaktır. Özel olarak Ertuğrul Timur olsun, Mustafa Demirkanlı olsun ne kınanmayı ne de protesto edilmeyi hak ediyorlar – sadece hızlarını alamayıp örgütleri manipüle etmeye kalktıklarında hak ettikleri cevabı alıyorlar. Yani çıldırmak serbest.

Bu arada: 12 Mart’ta Beyoğlu adliyesinde Laz Marks’ın yargılanması başlayacakmış. TTB de orada olacak. Orada buluşmak dileğiyle diyelim. Haber de dayanışma da bu tip ortamlarda üretilir. Benim tuzum kuru: Orada olsam da, olmasam da, örgütlü olmanın avantajını kullanacağım. İnsanım diyen ve aklına mukayyet olmak isteyen herkese tavsiye olunur.

(Kaynak: Ömer F. Kurhan TİYATRO YAZILARI)


***


Ayrıca bakınız:

LİNÇÇİ Ömer Faruk Kurhan, LİNÇÇİ olmayan Nedim Saban'a dramaturgluk yapıyor!

LİNÇ KAMPANYASI ana sponsorlarından, sansürcü, iftiracı yayıncı Ahmet Ertuğrul Timur'la (nam-ı diğer 3. Abdülhamid) en son haberleşmemizin anatomisi!

LİNÇÇİ Ertuğrul Timur, öznesiz tümce kuruyor!

Yalan makinesi ve küfürbaz Mustafa Demirkanlı'nın sözde küfre karşı kampanyasına alet olanların imzaladıkları metni ve alet olanları teşhir ediyoruz!

Linç imzacıları listesi


5 Mart 2012 Pazartesi

LİNÇ KAMPANYASI ana sponsorlarından Tiyatro... Tiyatro... Dergisi, "LİNÇ KAMPANYASI ÖRGÜTÜ ELEBAŞILARI"nın adlarını tek tek itiraf etmek zorunda kaldı: "Genco Erkal, Kenan Işık, Prof. Özdemir Nutku, Orhan Aydın, Adnan Tönel, Arif Akkaya, Atsız Karaduman, Gökhan Akçura, Üstün Akmen, Prof. Prof. Hülya Nutku, Haluk Işık, Prof. Dr. Hasan Anamur, Prof. Dr. Hasan Erkek, Kemal Kocatürk, Kerem Kurdoğlu, Levent Çağlayan, Tamer Levent, Mehmet Ali Kaptanlar, Dilek Türker, Yuncay Özinel, Metin Boran, Murat Karasu, Yaşam Kaya, Prof. Dr. Yusuf Eradam..."

H. Hilmi Bulunmaz'a Açılan Davalar Artarak Sürüyor...


Asıl mesleği kuyumculuk ve elmas kalemleri uluslararası ticareti olan amatör tiyatrocu H. Hilmi Bulunmaz, ücretsiz yayın yapılan blogspot'larında hakaretlerine devam ediyor. tiyatrodergisi.com.tr yazarlarından Levent Çağlayan'ın Trabzon Cumhuriyet savcılığına yapmış olduğu şikayet üzerine bugün talimatla Sirkeci Polis Merkezi Amirliği'nde ifadesi alındı.


İfade tutanağına göre: "... yakalandığımı yakınlarıma, Cumhuriyet Savcısı tarafından duyurma hakkının olduğu bildirildi. (147/1-c)" dendikten sonra "uyuşturucu" ve "alkol" almadığının da tespit edildiği kayda geçirilmiş. Bulunmaz; "Soruşturma dosyasındaki İnternette yazdığım yazılar bana aittir." diyerek atılı suçları ikrar ettiği görüldü.


H. Hilmi Bulunmaz ikrarından sonra: "Bu yazıları, asla hakaret niteliğinde yazmadım. Kendi kişisel görüşlerimi Internet'te paylaştım. Yazdığım yazılara, Internet'ten yazıyla karşılık vermek yerine, beni savcılığa şikâyet etmelerini anlamış değilim. Levent Çağlayan'ın beni şikâyet etmesini tek başına verilmiş bir karar olarak görmüyorum. Şahsın arkasında 1100 kişilik 'LİNÇ KAMPANYASI ÖRGÜTÜ' vardır. Ve bu örgütün başı, eski asker Mustafa Şükrü Demirkanlı'dır. Bu yasal sürecin başlamasına seviniyorum. Çünkü, Levent Çağlayan'da potansiyel bir Ogün Samast ruhu görüyorum. Ve tıpkı başıma Hrant Dink'in başına geldiği gibi bir olay gelirse, bunun sorumlusu Levent Çağlayan ve 1100 kişilik 'LİNÇ KAMPANYASI ÖRGÜTÜ'dür. Üzerime atılı suçlamayı asla kabul etmiyorum. Uzlaşmak da istemiyorum. Diyeceklerim bundan ibarettir." diyerek ifadesini tamamladıktan sonra serbest bırakılmıştır.


H. Hilmi Bulunmaz'ın "1100 kişilik 'LİNÇ KAMPANYASI ÖRGÜTÜ'" olarak tanımladıkları, tiyatro yayımcılarının düzenlediği "temiz tiyatro, küfürsüz yayıncılık" çağrısı yapılan imza kampanyasıdır. Hemen hemen tüm tiyatro örgütlerinin, 40 civarı tiyatronun ve başta Genco Erkal, Kenan Işık, Prof. Özdemir Nutku, Orhan Aydın, Adnan Tönel, Arif Akkaya, Atsız Karaduman, Gökhan Akçura, Üstün Akmen, Prof. Prof. Hülya Nutku, Haluk Işık, Prof. Dr. Hasan Anamur, Prof. Dr. Hasan Erkek, Kemal Kocatürk, Kerem Kurdoğlu, Levent Çağlayan, Tamer Levent, Mehmet Ali Kaptanlar, Dilek Türker, Yuncay Özinel, Metin Boran, Murat Karasu, Yaşam Kaya, Prof. Dr. Yusuf Eradam olmak üzere 1.100 kişinin küfürsüz yayıncılık talebini umursamayıp, küfür ve hakaretlerine devam etmektedirler.


Hakkında açılan iki davada mahkum olan H. Hilmi Bulunmaz'ın diğer hakaret davaları devam etmektedir.


Haber Giriş Tarihi: 05 Mart 2012

(Kaynak: Tiyatro... Tiyatro... Dergisi)


***


Ayrıca bakınız: 


Bulunmaz Tiyatro Genel Sanat Yönetmeni Sosyalist Sanatçı Hilmi Bulunmaz, bugün (5 Mart 2012) Sirkeci Karakolu'nda verdiği ifadede dedi ki: "Levent Çağlayan'ın beni şikâyet etmesini tek başına verilmiş bir karar olarak görmüyorum. Şahsın arkasında 1100 kişilik 'LİNÇ KAMPANYASI ÖRGÜTÜ' vardır. Ve bu örgütün başı, eski asker Mustafa Şükrü Demirkanlı'dır. Bu yasal sürecin başlamasına seviniyorum. Çünkü, Levent Çağlayan'da potansiyel bir Ogün Samast ruhu görüyorum. Ve tıpkı başıma Hrant Dink'in başına geldiği gibi bir olay gelirse, bunun sorumlusu Levent Çağlayan ve 1100 kişilik 'LİNÇ KAMPANYASI ÖRGÜTÜ'dür."


Bulunmaz Tiyatro Genel Sanat Yönetmeni Sosyalist Sanatçı Hilmi Bulunmaz, sanatın "s"sinden asla anlamayan, tiyatronun "t"sinden zerre kadar hazzetmeyen eski asker Mustafa Şükrü Demirkanlı'nın şikâyeti üzerine açılan kamu davasının kararına derhal karşı çıktı!


Bulunmaz Tiyatro Genel Sanat Yönetmeni Sosyalist Sanatçı Hilmi Bulunmaz, bugün (5 Mart 2012 Pazartesi günü) "T.C. İSTANBUL

1. SULH CEZA MAHKEMESİ YARGIÇLIĞI'na" verdiği 

"YARDIMCI DİLEKÇE"deki "AÇIKLAMALAR, İSTEMLER, YANITLAR" bölümünde şunları da söylemek zorunda kaldı: 

"Benim, müşteki Gülhan Avşar Demirkanlı ve onun eşi Mustafa Şükrü Demirkanlı ile herhangi bir ticarî, şahsî çelişkim yok. Benim, 'LİNÇ KAMPANYASI' düzenleyebilecek kadar gözü dönmüş bu kişilerle bir tek çelişkim var: Lemi Bilgin'den, Ayşenil Şamlıoğlu'ndan, Nejat Birecik'ten ve diğerlerinden aldıkları reklâmların tam karşılığını versinler; yani dergilerini her ayın tam birinde yayınlasınlar, dolayısıyla aldıkları paranın karşılığını resmî tiyatro kurumlarının oyun programlarını tam zamanında yayınlayarak versinler. Benim, şimdilik kaydıyla, bu 'LİNÇ KAMPANYASI ÖRGÜTÇÜSÜ DEMİRKANLI AİLESİ'nden bunun dışında hiçbir isteğim yoktur."


Bulunmaz Tiyatro Genel Sanat Yönetmeni Sosyalist Sanatçı Hilmi Bulunmaz, bugün (5 Mart 2012) "T.C. İSTANBUL 8. SULH CEZA MAHKEMESİ YARGIÇLIĞI'na" verdiği savunma dilekçesinin bir bölümünde şu önemli sözleri de dile getirmeye asla çekinmedi: "Mehmet Bozkır, kendisinin anlattığı gibi biri değil, 'LİNÇ KAMPANYASI ÖRGÜTÜ LİDERİ' Mustafa Şükrü Demirkanlı'nın yönlendirdiği 'LİNÇ KAMPANYASI ÖRGÜTÜ ÜYESİ'dir. Bunu nereden biliyorum? Deliller kısmında belirtmiş olduğum gibi, bana karşı düzenledikleri 'LİNÇ KAMPANYASI' belgeleri incelendiğinde, Mehmet Bozkır'ın, Mustafa Şükrü Demirkanlı'nın başlatmış olduğu kampanya içerisinde bulunduğu derhal anlaşılacaktır."


6 Mart 2012 Salı

Bulunmaz, savcıya "ENTELEKTÜEL LİNÇ KAMPANYASI"nı da anlattı!

T.C.
İSTANBUL
CUMHURİYET BAŞSAVCILIĞI'na 

SORUŞTURMA NO: 2011 / 76504  


Ben, tam 40 yıldır tiyatro sanatıyla uğraşmakla birlikte, tam tamına 23 yıldır Bulunmaz Kuyumculuk Yayıncılık Gösteri Sanatları Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi'ne bağlı olarak çalışan Bulunmaz Tiyatro - İstanbul adlı profesyonel tiyatronun kurucusu, sahibi ve genel sanat yönetmeniyim.  


Şubat 1991 tarihinden bu yana yayınlanan Tiyatro... Tiyatro... Dergisi ve bu derginin çevresinde toplanan kişiler, bazen sözel, bazen de yazılı bir saldırı biçimiyle bana karşı düşmanca bir tiyatral politika geliştirerek, ilk önce illegal olarak, illegal örgütlenmeleri çözülünce de, legal olarak benim sanatsal ifade olanaklarımı ilelebet ilga ve imhâ etmek düşüncesiyle korkunç derecede bir "LİNÇ KAMPANYASI İNTERNET ÖRGÜTÜ" kurdular. 


Bana karşı kurulan "İLLEGAL LİNÇ KAMPANYASI İNTERNET ÖRGÜTÜ"nün yapısını anlayabilmek için, 7 Mart 2008 tarihinde yayınlamış bulunduğum yazıya ait şu linki lütfen tıklayınız: http://tiyatroyun.blogspot.com/2008/03/bir-iftirann-bataklk-anatomisi.html 


Bana karşı kurulan "İLLEGAL LİNÇ KAMPANYASI İNTERNET ÖRGÜTÜ"nün başını eski bir asker olan Mustafa Şükrü Demirkanlı çekmiş ve örgütün elebaşıları olarak da şu kişilerin adları öne çıkmıştır: 


Abdullah Uysal, Ali Rıza Soydan, Çiğdem Erken, Deniz Atam, Ahmet Ertuğrul Timur, Genco Demirer, Gül Fulya Akyol, Kemal Halaç, Mustafa Şükrü Demirkanlı, Prof. Dr. Özdemir Nutku, Tuncer Cücenoğlu, Ümran İnceoğlu, Yıldırım Fikret Urağ, Zafer Algöz, Zafer Gecegörür, Sabiha Topallar... 


Bana karşı kurulan ve uzun yıllar beni tehdit eden "İLLEGAL LİNÇ KAMPANYASI İNTERNET ÖRGÜTÜ"nün elebaşı olarak Burak Caney adlı sanal bir kişi vitrine çıkarılmıştı. Bu kişi, büyük olasılıkla eski asker Mustafa Şükrü Demirkanlı yada Ahmet Ertuğrul Timur'dur. Bu iki kişinin, "İLLEGAL LİNÇ KAMPANYASI İNTERNET ÖRGÜTÜ"nün örgütlenmesi sürecinde kullanmış olduğu bilgisayarların IP'si incelendiğinde, "İLLEGAL LİNÇ KAMPANYASI İNTERNET ÖRGÜTÜ", kendiliğinden deşifre olacaktır kanısındayım. Eğer, kuşku duyduğum bu iki kişiden herhangi biri Burak Caney adlı sanal kişi değilse, soruşturma diğer elebaşıları üzerinden sürdürülebilir Ya da "İLLEGAL LİNÇ KAMPANYASI İNTERNET ÖRGÜTÜ" üyelerinin tek tek bilgisayar sistemleri geriye doğru taranıp incelendiğinde, deşifrasyon net bir biçimde sağlanır kanısındayım. 


"İLLEGAL LİNÇ KAMPANYASI İNTERNET ÖRGÜTÜ" üyelerinin bana karşı örgütlenmelerinin biricik nedeni, Türkiye Cumhuriyeti Kültür ve Turizm Bakanlığı Devlet Tiyatroları Genel Müdürlüğü, Türkiye Cumhuriyeti Kültür ve Turizm Bakanlığı Devlet Opera ve Bale Genel Müdürlüğü, İstanbul Büyükşehir Belediyesi Şehir Tiyatroları Genel Sanat Yönetmenliği, Kocaeli Büyükşehir Belediyesi Şehir Tiyatroları Genel Sanat Yönetmenliği ve diğer resmî tiyatro kurumlarından aldıkları reklâmların usûle uygun olmamasıdır. Devlet Tiyatroları Genel Müdürü Lemi Bilgin, İstanbul Şehir Tiyatroları Genel Sanat Yönetmeni Ayşenil Şamlıoğlu, Kocaeli Şehir Tiyatroları Genel Sanat Yönetmeni Nejat Birecik ve diğer resmî tiyatro, opera ve bale müdürlerinin görevlerini kötüye kullanmaları sonucu, "LİNÇ KAMPANYASI ÖRGÜTÜ YAYIN ORGANI TİYATRO... TİYATRO... DERGİSİ" hak etmediği reklâmları çok rahat bir biçimde ve fahiş fiyatlarla çok kolayca elde etmektedir. 


Benim, halkımın, tüyü bitmemiş yetimin verdiği vergilerle zar zor ayakta durmaya çalışan yukarıda adlarını saymış olduğum resmî tiyatro, opera, bale vb. resmî sanat kurumları, yaptıkları sanatsal işleri sanatsever kamuoyuna duyurabilmek için aylık programlar yayınlamaktadırlar. Bu resmî sanat kurumları, çeşitli sahne sanatları dergilerine reklâm adı altında çok ciddi paralar vermektedirler. Her ayın tam tamına birinde, yani o ayın ilk günü yayınlanması gereken "LİNÇ KAMPANYASI ÖRGÜTÜ YAYIN ORGANI TİYATRO... TİYATRO... DERGİSİ", hiçbir zaman için tam tamına ayın birinde, yani o ayın ilk günü keyfî olarak özellikle yayınlanmamaktadır. "LİNÇ KAMPANYASI ÖRGÜTÜ YAYIN ORGANI TİYATRO... TİYATRO... DERGİSİ", hemen hemen her ay, 10 günü aşkın bir zaman sonra zar zor yayınlanabilmektedir. Böylelikle de, ayın ilk on günkü resmi tiyatro, opera ve bale kurumlarının gösteri programları için ödenen önemli bir meblağ tutan paralar havaya gitmekte, işlevini asla ve kesinlikle yerine getirmemektedir. Bu durumda, "LİNÇ KAMPANYASI ÖRGÜTÜ YAYIN ORGANI TİYATRO... TİYATRO... DERGİSİ", haksız kazanç elde ederken, adlarını saymış olduğum resmî tiyatro kurumlarının müdürleri de, görevi kötüye kullanma suçunu işlemektedirler. 


Bana karşı kurulan "İLLEGAL VE LEGAL LİNÇ KAMPANYASI ÖRGÜTLERİ"nin temelinde haksız kazanç ve görevi kötüye kullanma mantığı yatmaktadır. Ortada tartışılmayacak kadar net bir çelişki vardır: Halkın ve devletin bütçesini çarçur edenler, halkın ve devletin parasını kendi parasından bile daha titizlikle takip eden kişinin uzlaşmaz çelişkileri... 


Bana karşı kurulan "LEGAL LİNÇ KAMPANYASI İNTERNET ÖRGÜTÜ ELEBAŞILARI"nın adları ise şunlardır: 


Yrd. Doç. Dr. Adnan Tönel, Ahmet Ertuğrul Timur, Arif Akkaya, Atsız Karaduman, Ayşe Kilimci, Ayşe Nalân Özübek, Ayşegül Bayduz, Ayşe Lebriz Berkem, Beki Haleva, Bülent Sezgin, Cüneyt İngiz, Cüneyt Yalaz, Dilek Türker, Erhan Gökgücü, Erhan Tığlı, Ezgi Besen, Fırat Güllü, Genco Demirer, Genco Erkal, Gılman Kahyaoğlu Peremeci, Gökhan Akçura, Gürol Tonbul, Hakan Gerçek, Haluk Işık, Prof. Dr. Hasan Anamur, Prof. Dr. Hasan Erkek, Prof. Dr. Hülya Nutku, Hüseyin Köroğlu, İsmail Can Törtop, Kaan Erkam, Kemal Kocatürk, Kenan Işık, Kerem Kurdoğlu, Levent Çağlayan, Mehmet Ali Kaptanlar, Mehmet Bozkır, Mehmet Ergen, Mehmet Nurkut İlhan, Mehmet Tekkanat, M. Ergün Işıldar, Metin Boran, Mirza Metin, Muhsin Kayar, Murat Atak, Murat Karasu, Mustafa Demirkanlı, Naşit Özcan, Nihal Kaplangı, Nihal Kuyumcu, Prof. Dr. Nurhan Tekerek, Orhan Aydın, Osman Wöber, Orçun Masatçı, Orhan Kurtuldu, Ömer Faruk Kurhan, Prof. Dr. Özdemir Nutku, Özlem Özdemir, Ragıp Ertuğrul, Pınar Erol, Savaş Aykılıç, Sıla İlyasoğulları, Şebnem Köstem, Tamer Levent, Tuncay Özinel, Tuncer Cücenoğlu, Ümran İnceoğlu, Üstün Akmen, Yaşam Kaya, Yiğit Sertdemir, Prof. Dr. Yusuf Eradam, Yücel Erten... 


Bana karşı kurulan "LEGAL LİNÇ KAMPANYASI İNTERNET ÖRGÜTÜ"nün yapısını anlayabilmek için, şu linki lütfen tıklayınız: www.coskunbuktel.com/lincimzacilari.htm  


Ayrıca, elimdeki belge, bilgi, delil, ispat, kanıt ve tanıklar, "İLLEGAL VE LEGAL LİNÇ KAMPANYASI ÖRGÜTLERİ"  hakkında doyurucu boyuttadır. Bana sorulan her sorunun yanıtını açıklıkla vermekle birlikte, elimdeki belge, bilgi, delil, ispat, kanıt ve tanıkları, istendiği takdirde derhal sizlere sunmaya hazırım. 06/03/2012 


HÜSEYİN HİLMİ BULUNMAZ 


DELİLLER:


http://tiyatroyun.blogspot.com/2008/03/bir-iftirann-bataklk-anatomisi.html


www.coskunbuktel.com/lincimzacilari.htm


http://tiyatroyun.blogspot.com/2011/10/oyunun-notu-lincci-omer-faruk-kurhanla.html


http://tiyatroyun.blogspot.com/2011/07/taksimde-biri-gunah-ckaryor-merhaba.html


http://tiyatroyun.blogspot.com/2011/10/sosyalist-sanatc-hilmi-bulunmaz-linc_31.html


www.coskunbuktel.com/linkdemirkanliyalanlari.htm


www.coskunbuktel.com/bukteldemirkanlihitlerikullanmak.htm


www.tiyatrodergisi.com.tr/detay.php?hng=2904


www.tiyatrodergisi.com.tr/detay.php?hng=3168


www.yenitiyatrodergisi.com/elestiri/77-mustafa-demirkanlya-belgeli-yantlar.html


http://linckampanyasi.blogcu.com/lincci-alcaklarin-listesi/9789129


www.facebook.com/note.php?note_id=10150890115405711


www.facebook.com/permalink.php?story_fbid=140531862722483&id=100000243596367


http://tiyatroyun.blogspot.com/2012/03/bulunmaz-tiyatro-genel-sanat-yonetmeni_04.html


http://tiyatroyun.blogspot.com/2012/01/gorseli-buyutmek-icin-uzerine-tklaynz.html


http://tiyatroyun.blogspot.com/2012/03/bulunmaz-tiyatro-genel-sanat-yonetmeni_2226.html


http://kazimsimsek.com/2010/09/05/tiyatro-tiyatro-dergisi-yayin-yonetmeni-ve-www-tiyatrodergisi-com-tr-sitesinin-sahibi-mustafa-demirkanliya-yanitim


http://tiyatroyun.blogspot.com/2012/03/linc-kampanyasi-sponsorlarndan-tiyatro.html


http://tiyatroyun.blogspot.com/2012/03/istanbul-nobetci-asliye-ceza-mahkemesi.html


http://tiyatroyun.blogspot.com/2012/03/blog-post_05.html


http://tiyatroyun.blogspot.com/2012/03/t.html


http://tiyatroyun.blogspot.com/2012/03/h.html


www.tiyatrodergisi.com.tr/detay.php?hng=2903


www.izafet.com/tiyatro/453098-temiz-yayincilik-nedim-saban.html


www.facebook.com/notes/coskun-buktel/hayatinda-bir-saniye-bile-hakka-hukuka-inanmamis-burak-caney-destekcisi-demirkan/10150319625585711


http://facebookbatakligi.blogspot.com


http://kazimsimsek.com/2010/09/05/yucel-erten-ve-ogrencilerinin-facebook-agzi-kokuyor


http://hilmibulunmaz.blogspot.com/2009/04/yalan-makinesi-mustafa-demirkanlnn_29.html


www.yenitiyatrodergisi.com/makale/137-dueuence-oezguerlueuene-yaplm-youn-bir-saldrq-m-.html

2 Ekim 2012 Salı

BULUNMAZ TİYATRO GENEL SANAT YÖNETMENİ SOSYALİST SANATÇI HÜSEYİN HİLMİ BULUNMAZ, LİNÇ KAMPANYASI ANA SPONSORLARINDAN TİYATRO... TİYATRO... DERGİSİ'NİN KURUCUSU, ESKİ SAHİBİ, BU DERGİNİN YENİ SAHİBİ GÜLHAN AVŞAR'IN EMRİNDE YAYIN YÖNETMENLİĞİ VE SORUMLU YAZI İŞLERİ MÜDÜRLÜĞÜ YAPMAK ZORUNDA KALAN ŞÜPHELİ SANIK DAVALI MUSTAFA ŞÜKRÜ DEMİRKANLI'YI ELEŞTİRİP, ISRARLA YERDEN YERE VURMAYA DEVAM EDİYOR HÂLÂ!

Tarihsel ve toplumsal olarak iyice durağanlaştığı, hiçbir işlevi kalmadığı için, ceset hâline gelmiş, çürüyüp küflenerek ayakta duramaz olmuş ilkel tiyatroyu ayakta tutmaya çalışan ŞÜPHELİ SANIK DAVALI MUSTAFA ŞÜKRÜ DEMİRKANLI adlı şahsın, beni adil olmayan bir dille tanıtmaya çalışmasını (onu hiçimseyerek, onu küçümseyerek burun kıvırmayı doğru bulmadığım için), hak ettiği bir biçimde çok sert eleştirdim. Okuyunuz!

Hilmi Bulunmaz
2 Ekim 2012

ŞÜPHELİ SANIK DAVALI MUSTAFA ŞÜKRÜ DEMİRKANLI adlı şahıs, "H. HİLMİ BULUNMAZ'I SAVCI REDDETTİ..." başlıklı bir yazı yayınladı.

ŞÜPHELİ SANIK DAVALI MUSTAFA ŞÜKRÜ DEMİRKANLI adlı şahıs tarafından kaleme alındığını sandığımız bu yazıyı değerlendirmek zorundayız...

LİNÇ KAMPANYASI ANA SPONSORLARINDAN TİYATRO... TİYATRO... DERGİSİ KURUCUSU ESKİ SAHİBİ YAYIN YÖNETMENİ VE SORUMLU YAZI İŞLERİ MÜDÜRÜ ŞÜPHELİ SANIK DAVALI MUSTAFA ŞÜKRÜ DEMİRKANLI ADLI ŞAHIS DİYOR Kİ:

Tiyatro camiasına sürekli olarak hakaret eden, devlet desteğinden yararlanan tiyatroları (Kendisi de 2 yıl o destekten yararlanmış olmasına rağmen) "kabından mama yiyen" köpek fotografı altında "çanak yalayıcılar" olarak aşağılayan, ilan alan dergileri  "… reklâm adı altında avuç dolusu para (avanta, bahşiş, diş kirası, iane, iaşe, sadaka, sus payı) almalarına karşın…." diye hakaret eden, hakaretlerini aralıksız sürdüren, hakkında açılan hakaret davalarından art arda mahkumiyetler alan Uluslararası elmas kalemleri taciri H. Hilmi Bulunmaz, şimdi de "Temiz Yayıncılık" imza kampanyası ile "küfürsüz" yayıncılık yapması konusunda kendisini uyaran insanlara yönelik olarak, -sürekli yaptığı hakaretleri yok sayarak- Cumhuriyet Savcılığı'na şikayette bulunmaya başladı.

LİNÇ KAMPANYASI KARŞITI BULUNMAZ TİYATRO GENEL SANAT YÖNETMENİ SOSYALİST SANATÇI HÜSEYİN HİLMİ BULUNMAZ LİNÇ KAMPANYASI ANA SPONSORLARINDAN TİYATRO... TİYATRO... DERGİSİ KURUCUSU ESKİ SAHİBİ YAYIN YÖNETMENİ VE SORUMLU YAZI İŞLERİ MÜDÜRÜ ŞÜPHELİ SANIK DAVALI MUSTAFA ŞÜKRÜ DEMİRKANLI'YI AĞIR AĞIR YAVAŞ YAVAŞ ÇOK SERT DEĞERLENDİRİYOR:

Ben, tiyatro camiasına değil, hiçbir camiaya sürekli olarak hakaret eden biri değilim. ŞÜPHELİ SANIK DAVALI MUSTAFA ŞÜKRÜ DEMİRKANLI adlı şahıs, benim, "sürekli olarak hakaret eden" biri olduğumu yineleyerek, hiçbir kimseyi kandıramayacağını bilmesine karşın, okurların midesini bulandırması için küçük sinek üretimine devam ediyor hâlâ. Tabii ki, her zaman olduğu gibi, benim, nerede, ne zaman, kime, nasıl, hangi biçimde, niçin hakaret ettiğimi dile getirmekten, yani, benim hakaretlerimi belgelemekten, benim haraketlerim konusunda net bilgi vermekten, bulguları, delilleri, kanıtları ortaya sermekten kaytarıyor. Çünkü, onun hakaret dediği, benim anlayışıma göre asla ve kesinlikle hakaret değil. 

Ben, her zaman için, ağzımdan çıkan her sözün, kalemimden yansıyan her sözcüğün sürekli olarak arkasındayım. Haksızlıkların yasalarla korunduğu bir ülkede, savcıların, yargıçların verdikleri kararlara uymak zorunda olsam da, ben, savcılarla, yargıçlarla aynı koşutlukta düşünmeye zorlanacak kadar edilgen bir insan değilim.

Ben, iki yıl Kültür Bakanlığı Çanağı yaladım ve bu konuyla ilgili yazmış olduğum bir belgesini gösteriyorum. (Örnekse bakınız: "Hilmi Bulunmaz, LİNÇÇİ Mustafa Demirkanlı'yı çok sert yanıtladı!") 

Ben, "devlet desteğinden yararlanan tiyatroları", Kültür Bakanlığı Çanağı yalayanlar olarak niteliyorum. Bu nitelememin, bu sözümün, her zaman için daima arkasındayım. Bu sözümün arkasında durduğum için, bana karşı, nasıl bir yaptırım uygulanırsa uygulansın, bu sözümü yinelemekten asla ve kesinlikle geri durmam. 

Ben, benim, halkımın, tüyü bitmemiş yetimin verdiği vergilerle beslenen Kültür Bakanlığı'nın, bana, halkıma, tüyü bitmemiş yetime, zerre kadar olsun hiçbir yararı dokunmayan, benim, halkımın, tüyü bitmemiş yetimin estetik bilincini dumura uğratan, benim, halkımın, tüyü bitmemiş yetimin etik değerleriyle uyuşmayan, benim, halkımın, tüyü bitmemiş emek değerlerini hiçimseyen "devlet desteğinden yararlanan tiyatroları", bana, halkıma, tüyü bitmemiş yetime karşıt bir örgütlenme içerisinde görme hakkımı tepe tepe kullanırım. 

Benim böyle davranmam sonucu, benim karşıma savcılar, yargıçlar çıktığında da, ben, hiçbir zaman için, asla ve kesinlikle sözümü esirgemem. Bu davranışım sonucu, nasıl bir yaptırım söz konusu olursa olsun, ben, asla ve kesinlikle susmam, susmam, susmam...

Ben, benim, halkımın, tüyü bitmemiş yetimin verdiği vergilerle beslenen Kültür Bakanlığı kurumlarından, Devlet Tiyatroları'ndan, Opera ve Bale Müdürlüğü'nden reklâm alıp, hiçbir zaman için, söz verdikleri zamanda, yani tam tamına ayın birinde yayınlanmayan tiyatro dergilerini, asla ve kesinlikle bağışlamam. 

Ben, bu zamanından çok geç yayınlanan dergilere, benim, halkımın, tüyü bitmemiş yetimin alınterini, emeğini peşkeş çeken Kültür Bakanlığı'nı asla ve kesinlikle bağışlamam. 

Ben, verdiğim bu mücadele nedeniyle, bana, halkıma, tüyü bitmemiş yetime karşı işlenen toplumsal suçlar karşısında, herhangi bir yargı cezası aldığımda da, asla ve kesinlikle susmam, susmam, susmam... 

Ben, zamanından çok geç yayınlanan dergilere verilen reklâmlara, her zaman için, "… reklâm adı altında avuç dolusu para (avanta, bahşiş, diş kirası, iane, iaşe, sadaka, sus payı)..." derim. Benim bu sözümü, koskoca Türkiye Cumhuriyeti'nde, benden başkası asla ve kesinlikle icat edemezdi. 

Çünkü...

Türkiye Cumhuriyeti içindeki hiçbir kimse, benim kadar korkusuzca Kültür Bakanlığı Çanağı'na ve hiçbir kimse, benim kadar korkusuzca, zamansız yayınlanan tiyatro dergilerine karşı çıkamazdı, çıkamaz, çıkamayacak. 

Çünkü... 

Hemen hemen bütün tiyatro esnafının, Kültür Bakanlığı Çanağı yalamaktan ve zamanından çok geç yayınlanan dergilerin vitrinine çıkmaktan umdukları çok büyük yararlar söz konusudur. 

Ben, sadece ve yalnızca kendisini düşünen bencil, benmerkezci, tekbenci bir zavallı olmadığım için, öncelikle halkımı ve tüyü bitmemiş yetimi düşünen bir insanım. 

Çünkü...

Ben, namuslu, onurlu, şerefli bir insanım. 

Çünkü...

Ben, kendisine hakaret ettiğim suçlamasıyla, ilk olarak ÖMER FARUK KURHAN tarafından yargı sürecine dahil edildim ve daha ilk davada "BERAAT" ettim. 

Ben, kendisine hakaret ettiğimi en çok vurgulayan LİNÇ KAMPANYASI ana sponsorlarından Tiyatro... Tiyatro... Dergisi, bu derginin sahibi Gülhan Avşar Demirkanlı tarafından hakkımda açtırılan "KAMU DAVASI" sonuçlandı ve ben, asla ve kesinlikle hiçbir ceza almadım. 

Tabii ki, benim açmadığım ve LİNÇÇİ şahısların açtığı birkaç "KAMU DAVASI" sonucu, hakaret nedeniyle ceza aldım, ancak, hemen hemen hiçbir dava nedeniyle "HÜKÜM GİYMEDİM"...

Benim aleyhime sonuçlanan tüm davalardan "DENETİMLİ SERBESTLİK" aldım. Hapis cezası aldığım bir davada bile, "DENETİMLİ SERBESTLİK" sürecini yaşıyorum. 

Mahkûmiyet aldığım bir tek dava da "YARGITAY" sürecinde. 

Biz, tüm aksaklıklarına, tüm beceriksizliklerine, tüm cinliğine, tüm çaresizliğine, tüm despotluğuna... karşın, TÜRKİYE CUMHURİYETİ coğrafyasında mı yaşıyoruz, yoksa sizin emirlerinizle hareket edecek savcı ve yargıçların egemenliğinde bulunan bir "MUZ CUMHURİYETİ" coğrafyasında mı yaşıyoruz.

Siz, canınız istediği zaman, beni, savcılıklara, yargıçlıklara şikâyet edeceksiniz; ben, benim canım istediği zaman, benim meşru haklarım, benim legal haklarım, benim yasal haklarım çiğnendiği zaman, ben, hukuk yoluna, yasa yoluna baş vuramayacağım, öyle mi? Yok öyle yağma Hasan'ın böreği! 

Şunu iyice öğreneceksiniz; her şahıs, kendi işlediği suçtan sorumludur. 

Şunu iyice öğreneceksiniz; her fiil, kendi içinde sorumluluk taşır.

Bir katil, bir kişiyi öldürdü diye, kendisini öldürmeye yeltenen kişi yada kişileri, savcılığa şikâyet edemez, kendisini öldürmeye yeltenen kişi yada kişileri, dava edemez diye saçma bir hukuk kuralı asla ve kesinlikle yoktur, olamaz da!!!

LİNÇ KAMPANYASI ANA SPONSORLARINDAN TİYATRO... TİYATRO... DERGİSİ KURUCUSU ESKİ SAHİBİ YAYIN YÖNETMENİ VE SORUMLU YAZI İŞLERİ MÜDÜRÜ ŞÜPHELİ SANIK DAVALI MUSTAFA ŞÜKRÜ DEMİRKANLI ADLI ŞAHIS DİYOR Kİ:

Hemen hemen her yazısı hakaret içeren bu şahsın Levent Çağlayan'a yönelik yapmış olduğu şikayet dilekçesinin Cumhuriyet Savcılığı tarafından "kovuşturmaya yer yok kararı" verildiği öğrenildi.

LİNÇ KAMPANYASI KARŞITI BULUNMAZ TİYATRO GENEL SANAT YÖNETMENİ SOSYALİST SANATÇI HÜSEYİN HİLMİ BULUNMAZ LİNÇ KAMPANYASI ANA SPONSORLARINDAN TİYATRO... TİYATRO... DERGİSİ KURUCUSU ESKİ SAHİBİ YAYIN YÖNETMENİ VE SORUMLU YAZI İŞLERİ MÜDÜRÜ ŞÜPHELİ SANIK DAVALI MUSTAFA ŞÜKRÜ DEMİRKANLI'YI AĞIR AĞIR YAVAŞ YAVAŞ ÇOK SERT DEĞERLENDİRİYOR:

Sen, siz ve sizin çevrenizdeki 1100 KİŞİLİK LİNÇÇİ KARA KALABALIK, her nedense, sanki genlerinize işlemiş gibi, doğru söylememe, yalan söyleme yemini etmiş gibisiniz. Benim, "hemen hemen her yazısı hakaret içeren bu şahıs" olduğumu kanıtlayın; ben, size istediğiniz marka, istediğiniz model Limousine'i vermeye ânında hazırım, derhal razıyım. 

Sen, siz ve sizin çevrenizdeki 1100 KİŞİLİK LİNÇÇİ KARA KALABALIK, neden birbirlerinizle içtenlikli bir iletişim içerisinde olamıyorsunuz?

Sen, siz ve sizin çevrenizdeki 1100 KİŞİLİK LİNÇÇİ KALABALIK, neden "ALINTI NAMUSU" kavramına bu kadar çok uzaksınız. 

Sen, siz ve sizin çevrenizdeki 1100 KİŞİLİK LİNÇÇİ KARA KALABALIK, neden, benim İnternet sitemden aldığınız herhangi bir belge, bilgi, bulgu, delil, kanıt, tanık için kaynak gösterme zahmetinde bulunmuyorsunuz? 

"Levent Çağlayan'a yönelik yapmış olduğu şikayet dilekçesinin Cumhuriyet Savcılığı tarafından 'kovuşturmaya yer yok kararı' verildiğini", sen, siz ve sizin çevrenizdeki 1100 KİŞİLİK LİNÇÇİ KARA KALABALIK, neden benim İnternet sitemden aldığınızı belirtme gereksinimi duymuyor ve böylelikle bilgi hırsızlığı yapmış oluyorsunuz? 

(Bakınız: Bulunmaz Tiyatro Genel Sanat Yönetmeni Sosyalist Sanatçı Hilmi Bulunmaz, LİNÇ KAMPANYASI ana sponsorlarından Tiyatro... Tiyatro... Dergisi'nin Trabzon Temsilcisi Levent Çağlayan'la ilgili olarak verilen "KOVUŞTURMAYA YER OLMADIĞINA DAİR KARAR" metnine derhal karşı çıkıp, "BAKIRKÖY AĞIR CEZA MAHKEMESİ BAŞKANLIĞINA" ivedilikle itirazda bulundu!)

Sizde hiç utanma duygusu yok mu? 

LİNÇ KAMPANYASI ANA SPONSORLARINDAN TİYATRO... TİYATRO... DERGİSİ KURUCUSU ESKİ SAHİBİ YAYIN YÖNETMENİ VE SORUMLU YAZI İŞLERİ MÜDÜRÜ ŞÜPHELİ SANIK DAVALI MUSTAFA ŞÜKRÜ DEMİRKANLI ADLI ŞAHIS DİYOR Kİ:

Hemen hemen her gün birkaç kişiyi Savcılıklara şikayet eden şahsın, diğer şikayetlerinin akıbetleri de beklenmekte, kendisi hakkındaki suç duyuruları da devam etmekte.

LİNÇ KAMPANYASI KARŞITI BULUNMAZ TİYATRO GENEL SANAT YÖNETMENİ SOSYALİST SANATÇI HÜSEYİN HİLMİ BULUNMAZ LİNÇ KAMPANYASI ANA SPONSORLARINDAN TİYATRO... TİYATRO... DERGİSİ KURUCUSU ESKİ SAHİBİ YAYIN YÖNETMENİ VE SORUMLU YAZI İŞLERİ MÜDÜRÜ ŞÜPHELİ SANIK DAVALI MUSTAFA ŞÜKRÜ DEMİRKANLI'YI AĞIR AĞIR YAVAŞ YAVAŞ ÇOK SERT DEĞERLENDİRİYOR:

Sen, siz ve sizin çevrenizdeki 1100 KİŞİLİK LİNÇÇİ KARA KALABALIK, kendini, halkını, tüyü bitmemiş yetimi düşünmekten başka toplumsal suçu olmayan kişiyi, istediğiniz gibi, istediğiniz koşulda, istediğiniz zaman savcılığa verip, benim hakkında davacı ve şikâyetçi olacaksınız, ben, dilimi tutarak, susup oturacağım, öyle mi? Yok öyle yağma Hasan'ın böreği. Ben, senin hakkında savcılığa suç duyurusunda bulunup, davacı ve şikâyetçi oldum ve savcı, senin hakkında, derhal "ŞÜPHELİ" damgası vurup, soruşturma ve kovuşturma başlattıktan sonra, senin dosyanı, T.C. İSTANBUL 27. SULH CEZA MAHKEMESİ inisiyatifine teslim etti. Bu da yeterli olmadı, T.C. İSTANBUL 6. ASLİYE CEZA MAHKEMESİ sorumluluğunda, senin hakkında, tam tamına "50.000,00 TL"lik bir MANEVİ TAZMİNAT DAVASI açıldı.

Neden bunlara hiç değinmiyorsun? 

Neden, neden, neden? 

Ben, soru sormak için dünyaya gelen bir faniyim. 

Sordum, soruyorum, soracağım...

LİNÇ KAMPANYASI ANA SPONSORLARINDAN TİYATRO... TİYATRO... DERGİSİ KURUCUSU ESKİ SAHİBİ YAYIN YÖNETMENİ VE SORUMLU YAZI İŞLERİ MÜDÜRÜ ŞÜPHELİ SANIK DAVALI MUSTAFA ŞÜKRÜ DEMİRKANLI ADLI ŞAHIS DİYOR Kİ:

Tiyatro camiası bambaşka sorunlarla boğuşurken, bir de Yeni Şafak alıntılarıyla meşhur, Sosyalist (!), olduğunu iddia eden, elmas kalemleri taciriyle uğraşmak zorunda kalıyor. Yakın arkadaşı olduğunu açıklayan Coşkun Büktel ise sessizliğini koruyor… Sessiz kalarak arkadaşını onaylıyor yorumları yapılıyor.

LİNÇ KAMPANYASI KARŞITI BULUNMAZ TİYATRO GENEL SANAT YÖNETMENİ SOSYALİST SANATÇI HÜSEYİN HİLMİ BULUNMAZ LİNÇ KAMPANYASI ANA SPONSORLARINDAN TİYATRO... TİYATRO... DERGİSİ KURUCUSU ESKİ SAHİBİ YAYIN YÖNETMENİ VE SORUMLU YAZI İŞLERİ MÜDÜRÜ ŞÜPHELİ SANIK DAVALI MUSTAFA ŞÜKRÜ DEMİRKANLI'YI AĞIR AĞIR YAVAŞ YAVAŞ ÇOK SERT DEĞERLENDİRİYOR:

Tiyatro camiasının bambaşka sorunları ne, neler? 

Tiyatro camiası kimlerden oluşuyor? 

Sahi...

Sen, siz ve 1100 KİŞİLİK LİNÇÇİ KARA KALABALIK, neden sadece ve yalnızca seni, sizi ve 1100 KİŞİLİK LİNÇÇİ KARA KALABALIK yardakçılarını düşünüyorsunuz? 

Sen, siz ve 1100 KİŞİLİK LİNÇÇİ KARA KALABALIK, neden benim, halkımın ve tüyü bitmemiş yetimin alın terine, emeğine, yeteneğine hakaret ediyorsunuz? 

Neden bana iftira atıyorsunuz? 

Neden bana karşı örgüt kuruyorsunuz? 

Sahi...

Sen, siz ve 1100 KİŞİLİK LİNÇÇİ KARA KALABALIK, neden sıradan insanlar gibi mutlu bir yaşam tarzı içerisine girmek istemiyorsunuz? 

Yeni Şafak Gazetesi'nden alıntı yapmak suç mu? 

Yeni Şafak Gazetesi'ni çıkaranlar vatan haini mi? 

Yeni Şafak Gazetesi muhabirleri, köşe yazarları, yorumcuları halk düşmanı mı? 

Daha anlaşılır bir dille sorayım: 

Yeni Şafak Gazetesi yazarları içerisinde herhangi bir LİNÇÇİ var mı? 

Ben, sosyalist olduğumu iddia etmiyorum. 

Ben, zâten sosyalist biriyim. 

Sen, siz ve 1100 KİŞİLİK LİNÇÇİ KARA KALABALIK, benimle uğraşmak zorundasınız. 

Sen, siz ve 1100 KİŞİLİK LİNÇÇİ KARA KALABALIK benimle hiç uğraşmasa, başını kuma soksa, ben, yine seninle, sizinle ve 1100 KİŞİLİK LİNÇÇİ KARA KALABALIK ile ölünceye dek uğraşacağım. 

Ant olsun, yemin olsun, uğ-ra-şa-ca-ğım...

LİNÇ KAMPANYASI ANA SPONSORLARINDAN TİYATRO... TİYATRO... DERGİSİ KURUCUSU ESKİ SAHİBİ YAYIN YÖNETMENİ VE SORUMLU YAZI İŞLERİ MÜDÜRÜ ŞÜPHELİ SANIK DAVALI MUSTAFA ŞÜKRÜ DEMİRKANLI ADLI ŞAHIS DİYOR Kİ:

Küfrederek var olan ikili, amacına ulaştı, muhattap alındılar..

LİNÇ KAMPANYASI KARŞITI BULUNMAZ TİYATRO GENEL SANAT YÖNETMENİ SOSYALİST SANATÇI HÜSEYİN HİLMİ BULUNMAZ LİNÇ KAMPANYASI ANA SPONSORLARINDAN TİYATRO... TİYATRO... DERGİSİ KURUCUSU ESKİ SAHİBİ YAYIN YÖNETMENİ VE SORUMLU YAZI İŞLERİ MÜDÜRÜ ŞÜPHELİ SANIK DAVALI MUSTAFA ŞÜKRÜ DEMİRKANLI'YI AĞIR AĞIR YAVAŞ YAVAŞ ÇOK SERT DEĞERLENDİRİYOR:

Bize "Küfrederek var olan ikili" deme terbiyesizliğinde bulunan ŞÜPHELİ SANIK DAVALI MUSTAFA ŞÜKRÜ DEMİRKANLI adlı şahıs, bu iddiasını kanıtlamak için herhangi bir belge gösteriyor mu? 

Hayır! 

Asla!! 

Kesinlikle!!! 

Herkesin çok net bir biçimde anlayabileceği bir içerikle, hiçbir zaman için gösteremedi, gösteremiyor, gösteremeyecek!

Peki, yazımızı bitirirken, ŞÜPHELİ SANIK DAVALI MUSTAFA ŞÜKRÜ DEMİRKANLI adlı şahsın sadece ve yalnızca birkaç küfrünün linki buraya aktarmış olalım:

Bulunmaz Tiyatro Genel Sanat Yönetmeni Sosyalist Sanatçı Hilmi Bulunmaz diyor ki: "Tiyatro kamuoyunu küfürsüz bir yayıncılık için duyarlılığa çağırıp, küfürbaz LİNÇÇİ Mustafa Şükrü Demirkanlı'nın sadece ve yalnızca iki yazısından bazı küfürleri teşhir ediyoruz!"

LİNÇÇİ Mustafa Şükrü Demirkanlı, ANA AVRAT KÜFREDİYOR!