Nurhan Tekerek Burhan Gün Kamu Davası sorgusu için yayınlar alaka düzeyine göre sıralanmış olarak gösteriliyor. Tarihe göre sırala Tüm yayınları göster
Nurhan Tekerek Burhan Gün Kamu Davası sorgusu için yayınlar alaka düzeyine göre sıralanmış olarak gösteriliyor. Tarihe göre sırala Tüm yayınları göster

31 Ocak 2012 Salı

Bulunmaz Tiyatro kurucusu ve yöneticisi Sosyalist Sanatçı Hilmi Bulunmaz, LİNÇ KAMPANYASI düzenleyenlere, bu kampanyaya imzalarıyla destek verenlere ve bu kampanyayı hukuku kullanarak sırtlanan avukatlara karşı çok sert bir hukuk mücadelesine girişirken, LİNÇ KAMPANYASI ana sponsorlarından Tiyatro... Tiyatro... Dergisi sahibesi LİNÇÇİ Gülhan Avşar Demirkanlı'nın, LİNÇÇİ Tiyatro... Tiyatro... Dergisi'nin kurucusu ve yöneticisi LİNÇÇİ Mustafa Şükrü Demirkanlı'nın ve Uludağ Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Sahne Sanatları Bölümü Başkanı LİNÇÇİ Prof. Dr. Nurhan Tekerek'in avukatı Burhan Gün'le Uludağ Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Sahne Sanatları Bölümü Başkanı Prof. Dr. Nurhan Tekerek'e karşı, Donkişot'tan bile daha sert mücadele etmeye devam ediyor hâlâ...

T.C.
İSTANBUL
9. ASLİYE CEZA MAHKEMESİ YARGIÇLIĞI'na 


BERAATİM İÇİN YARDIMCI DİLEKÇE 


1) Mahkemenizde süren "Kamu Davası", benim sanatsal ifade olanaklarımı ilga ve imhâ etmek için Burak Caney adlı sanal kişi tarafından başlatılan ve başta Mustafa Şükrü Demirkanlı olmak üzere, yüzlerce kişinin örgütleyip imza verdiği BİRİNCİ LİNÇ KAMPANYASI ile müştekiler Burhan Gün ve Nurhan Tekerek'le benim aramdaki organik bağın saptanmasına yardımcı olması gereken bir davadır. 


2) Mahkemenizde süren "Kamu Davası", özel, öznel, tikel bir davaymış gibi görünmesine karşın, başta Mustafa Şükrü Demirkanlı olmak üzere, 1100 kişilik bir örgüt tarafından düzenlenmiş bulunan İKİNCİ LİNÇ KAMPANYASI belgesi olarak, müştekiler Burhan Gün ve Nurhan Tekerek'le benim aramdaki ilişkinin tümelliğinin saptanması gereken bir davadır. 


3) Mahkemenizde süren "Kamu Davası", Nihat Haluk Bilginer'in "Oyuncuların çoğu yavşaktır genellikle..." kem sözünü kullanarak, bu sözüyle bütün oyuncuları töhmet altında bırakmasına karşın, hiçbir savcılık soruşturmasına uğramadığı gibi, benim kendisine "yavşak" demek zorunda kaldığım için, hakkımda "Kamu Davası" açılıp mahkûm olmam için başlatılan ve yine işin içerisinde Mustafa Şükrü Demirkanlı'yla birlikte Burhan Gün ve Nurhan Tekerek'in de bulunduğu İKİNCİ LİNÇ KAMPANYASI sürecinin ardılı olan ÜÇÜNCÜ (HUKUKSAL) LİNÇ KAMPANYASI eyleminin organik bileşenlerinin saptanıp, benim BERAAT etmemi sağlayacak bir hukuksal sonuç oluşturulmasının yanı sıra, karşımdakilerin birer örgüt üyesi olarak saptanması ve örgüt üyeliği nedeniyle cezalandırılmalarının sağlanmasına yarayacak bir davadır. 


4) Mahkemenizde süren "Kamu Davası", LİNÇ KAMPANYASI ÖRGÜTÜ üyelerinden Gülhan Avşar Demirkanlı, Mustafa Şükrü Demirkanlı ve Prof. Dr. Nurhan Tekerek'in avukatlığını üstlenen Burhan Gün'ün savcılığa yaptığı suç duyurusu sonucu 2010/337 numaralı dosyayla başlatılan yargılama sürecinin ilk duruşması 03/11/2010 tarihinde ve Prof. Dr. Nurhan Tekerek'in savcılığa yaptığı suç duyurusu sonucu 2010/445 numaralı dosyayla başlatılan yargılama sürecinin ilk duruşması 10/02/2011 tarihinde gerçekleştirmiştir. Ortalama olarak bir yılı aşkın bir zamandır süren bu iki dava ve bu iki davanın dışında onlarca dava nedeniyle, maddi-manevi olarak çeşitli zararlara uğramakla birlikte, tüm belge, delil, kanıtlar çok somut bir biçimde göstermektedir ki, ben, sanık olmayı bırakınız bir yana, şüpheli olmayı bile asla ve kesinlikle içime sindiremiyorum. Bu sindirimsizlik, psikolojik bir sayrılık sonucu değil, hukuksal bir sayrılık sonucu dile getirilmiş bilinçli bir saptamadır.


SONUÇ VE İSTEM: 


Yukarıda dört madde olarak saymış olduğum ve daha önceleri sunmuş bulunduğum somut belge, delil, kanıtlar gözönünde bulundurularak BERAAT etmek istiyorum ve tarafıma karşı giriştikleri sistemli entelektüel linç kampanyasının T.C. yasalarına göre suç teşkil ettiğinin tespiti halinde, müşteki Burhan Gün ile Nurhan Tekerek'in 1100 kişilik LİNÇ ÖRGÜTÜ ile birlikte yargılanmasını arz ve talep ediyorum. 1 Şubat 2012 


Hilmi Bulunmaz

6 Aralık 2011 Salı

Gülhan A. Demirkanlı'nın şikâyet ettiği Bulunmaz hukuk maçına çıkacak!


İstanbul Büyükşehir Belediyesi Şehir Tiyatroları (İBBŞT) Genel Sanat Yönetmeni Ayşenil Şamlıoğlu, Devlet Tiyatroları Genel Müdürü K. Lemi Bilgin, Kocaeli Büyükşehir Belediyesi Şehir Tiyatroları (KBBŞT) Genel Sanat Yönetmeni Nejat Birecik gibi resmî tiyatro kurumu yöneticileri yardımlarıyla reklâm adı altında avuç dolusu para (avanta, bahşiş, diş kirası, iane, iaşe, sadaka, sus payı) alınmasını hiçbir zaman için doğru bulmayarak, asla ve kesinlikle onaylamayan Bulunmaz Tiyatro - İstanbul Genel Sanat Yönetmeni ve Sosyalist OYUN Dergisi Genel Yayın Yönetmeni Sosyalist Sanatçı Hilmi Bulunmaz, günümüzdeki devrimci tiyatro mücadelesinin, ancak ve sadece "ENTELEKTÜEL VE HUKUKSAL LİNÇ KAMPANYASI" sürecinde sınanacağını çok iyi bildiği için, kendisi hakkında başlatılan ve birçoğu yalan üzerine inşa edilmiş "KAMU HUKUKU DÂVÂSI" rengiyle huzura gelen dâvâlarda ciddi bir devrimci mücadele vermeye devam ediyor hâlâ. Tabiî ki bu mücadele mutlaka kazanılacak!

***

T.C.
İSTANBUL
1. SULH CEZA MAHKEMESİ YARGIÇLIĞI'NA



DOSYA NO: 2010/8930
KONU: YARDIMCI DİLEKÇE

YANITLAR


Tiyatro... Tiyatro... Dergisi sahibesi Gülhan Avşar Demirkanlı'nın vekili avukat Burhan Gün tarafından savcılığa verilmiş şikâyet dilekçesi sonucu "ŞÜPHELİ" sıfatıyla anılmam ve bu sıfatla birlikte "Kamu Davası" kapsamına alınmam, bence, nesnel hukuk kurallarına aykırı, çağdışı bir düşünce ve son derecede yanlış bir uygulamadır. Somut ifadeler ve işlevsel sözcükler kullanmak yerine, somut bilgi, belge, bulgu ve olguları, kafa karışıklığı oluşturmak için, bile bile soyut hâle getiren Tiyatro... Tiyatro... Dergisi sahibesi Gülhan Avşar Demirkanlı ile avukatı Burhan Gün'ün savcılığa yaptıkları suç duyurusu, Cumhuriyet Savcısı Sayın İsmail Onaran'ın önüne geldiğinde, İsmail Onaran, bu suç duyurusunu ciddiye almak yerine, "TAKİPSİZLİK" kararı vermeli yada soyut ifadeler yığınağı biçimindeki suç duyurusuyla adalet kurumunu meşgul etmekten başka hiçbir amaç gütmeyen "şikâyetname" yazıcısı Tiyatro... Tiyatro... Dergisi sahibesi Gülhan Avşar Demirkanlı ile avukatı Burhan Gün'ün, adalet kurumunu boş yere meşgul etmesi nedeniyle, Tiyatro... Tiyatro... Dergisi sahibesi Gülhan Avşar Demirkanlı'yı yargılatmaya karar vermeliydi.


Şikâyetçi Gülhan Avşar Demirkanlı'nın vekili olarak savcılığa suç duyurusunda bulunan avukat Burhan Gün'ün kendi adına (ilk duruşması İstanbul 9. Asliye Ceza Mahkemesi'nde 3 Kasım 2010 tarihinde yapılan 2010/337 numaralı dava), Prof. Dr. Nurhan Tekerek adına (ilk duruşması İstanbul 9. Asliye Ceza Mahkemesi'nde 10 Şubat 2011 tarihinde yapılan 2010/445 numaralı dava) ve Mustafa Şükrü Demirkanlı adına (ilk duruşması İstanbul 1. Sulh Ceza Mahkemesi'nde 27 Ekim 2011 tarihinde yapılan 2010/8385 numaralı dava) başlatılmış ve LİNÇ KAMPANYASI ile ilgili olan bu "Kamu Davaları" hâlâ sürmektedir. Tiyatro... Tiyatro... Dergisi sahibesi Gülhan Avşar Demirkanlı ve Gülhan Avşar'ın eşi Mustafa Şükrü Demirkanlı ile Bursa Uludağ Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Sahne Sanatları Bölümü Başkanı Prof. Dr. Nurhan Tekerek'in avukatı Burhan Gün'ün savcılıkları etkileyerek açtırmış olduğu bu davaların başlangıç noktasını, bu davalara konu olan LİNÇ KAMPANYASI sürecinin sıfır kilometre taşını algılamadan, bana karşı başlatılan ve âdeta HUKUKSAL LİNÇ KAMPANYASI boyutuna sıçrayan bu davaların hukuksal, tiyatral ve toplumsal bağlamını değerlendirebilmek, asla ve kesinlikle mümkün değildir. Tam tamına 1100 kişi olduğu iddia edilen LİNÇ KAMPANYASI ÖRGÜTÜ üyeleri, yaptıkları toplumsal baskıyla, benim ve yazar Coşkun Büktel'in sanatsal ifade olanaklarını imhâ etmek ve bizim hakkımızda nefret tohumları ekmek istemektedirler. Bu örgütün elebaşılarından biri de, tıpkı Prof. Dr. Nurhan Tekerek ve tıpkı Mustafa Şükrü Demirkanlı olduğu gibi, bu kişilerin "dava arkadaşı" Gülhan Avşar Demirkanlı'dır.


LİNÇÇİ 1100 kişi (Örnekse; Yrd. Doç. Dr. Adnan Tönel, Ahmet Ertuğrul Timur, Arif Akkaya, Atsız Karaduman, Ayşe Kilimci, Ayşe Nalân Özübek, Beki Haleva, Bülent Sezgin, Cüneyt İngiz, Cüneyt Yalaz, Deniz Atam, Dilek Türker, Erhan Gökgücü, Erhan Tığlı, Ezgi Besen, Fırat Güllü, Genco Demirer, Genco Erkal, Gılman Kahyaoğlu Peremeci, Gökhan Akçura, Gürol Tonbul, Hakan Gerçek, Haluk Işık, Prof. Dr. Hasan Anamur, Prof. Dr. Hasan Erkek, Prof. Dr. Hülya Nutku, Hüseyin Köroğlu, İsmail Can Törtop, Kaan Erkam, Kemal Kocatürk, Kenan Işık, Kerem Kurdoğlu, Levent Çağlayan, Mehmet Ali Kaptanlar, Mehmet Bozkır, Mehmet Ergen, Mehmet Nurkut İlhan, Mehmet Tekkanat, M. Ergün Işıldar, Metin Boran, Muhsin Kayar, Murat Atak, Murat Karasu, Mustafa Şükrü Demirkanlı, Naşit Özcan, Nihal Kaplangı, Nihal Kuyumcu, Prof. Dr. Nurhan Tekerek, Orçun Masatçı, Orhan Aydın, Orhan Kurtuldu, Osman Wöber, Ömer Faruk Kurhan, Prof. Dr. Özdemir Nutku, Ragıp Ertuğrul, Savaş Aykılıç, Serdar Gökhan, Sıla İlyasoğulları, Şebnem Köstem, Tamer Levent, Tuncay Özinel, Tuncer Cücenoğlu, Ümran İnceoğlu, Üstün Akmen, Yaşam Kaya, Yiğit Sertdemir, Prof. Dr. Yusuf Eradam, Yücel Erten, Zafer Gecegörür) ve birçok LİNÇÇİ tiyatro kuruluşu (Örnekse; Altıdan Sonra Tiyatro, Bartın Bölge Tiyatrosu, Bartın Sanat Tiyatrosu, Boğaziçi Gösteri Sanatları Topluluğu Dansçıları, Boğaziçi Gösteri Sanatları Topluluğu, Boğaziçi Üniversitesi Oyuncuları, Boğaziçi Üniversitesi Folklor Kulübü, Destartiyatro, Dostlar Tiyatrosu, Ege Sanat Atölyesi, Ege Üniversitesi Tiyatro Topluluğu, Kızıltepe Belediye Tiyatrosu, Oda Tiyatrosu, Oyun Atölyesi, Samsun Düşevi Oyuncuları, Talimhane Tiyatrosu, Taşkışla Sahnesi, Tuncay Özinel Tiyatrosu, Tiyatro Boğaziçi, Tiyatro Gerçek, Tiyatro Mie, Tiyatro Z, Yenikapı Tiyatrosu, Zeytinburnu Halk Sahnesi) tarafından örgütlenen LİNÇ KAMPANYASI sürecini başlatan en önemli yayın organı, Gülhan Avşar Demirkanlı'nın sahibesi olduğu Tiyatro... Tiyatro... Dergisi'dir.


Ben, resmî tiyatro kurumlarından (Türkiye Cumhuriyeti Kültür ve Turizm Bakanlığı Devlet Tiyatroları Genel Müdürlüğü, İstanbul Büyükşehir Belediyesi Şehir Tiyatroları Genel Sanat Yönetmenliği, Kocaeli Büyükşehir Belediyesi Şehir Tiyatroları Genel Sanat Yönetmenliği vb.) reklâm adı altında avuç dolusu para almasına karşın, reklâm aldığı resmî tiyatro kurumlarının oyun gün ve saatlerini, tam zamanında yayınlayıp, tam zamanında okurlarına duyurma zahmetinde bile bulunmayan Gülhan Avşar Demirkanlı'nın sahibesi olduğu Tiyatro... Tiyatro... Dergisi'ni sürekli olarak eleştiriyorum. Gülhan Avşar Demirkanlı'nın sahibesi olduğu Tiyatro... Tiyatro... Dergisi'nin resmî tiyatro kurumlarıyla ilgili olarak yaptığı eksik duyurularından çok büyük rahatsızlık duyuyorum. Benim, halkımın, tüyü bitmemiş yetimin verdiği vergilerle ayakta duran resmî tiyatro kurumlarının zarar görmesinden, bizim vergilerimizin çarçur edilmesinden rahatsız olduğum için, Gülhan Avşar Demirkanlı'nın sahibesi olduğu Tiyatro... Tiyatro... Dergisi'ni, 1982 Anayasası'nın 26. Maddesi içeriğinde ifadesini bulan "düşünceyi açıklama ve yayma hürriyeti" kavramından yararlanarak eleştiriyorum. Benim bu anayasal hakkımı âdeta gaspetmek istercesine bir LİNÇ KAMPANYASI başlatan Gülhan Avşar Demirkanlı'nın sahibesi olduğu Tiyatro... Tiyatro... Dergisi, benim verdiğim entelektüel mücadeleden çok büyük rahatsızlık duyarak, benim anayasal hakkımı kullanmamı, avukatı Burhan Gün'ün yardımıyla çarpıtıp dezenforme etmiştir.

Benimle birlikte Internet ortamında LİNÇ edilmek istenen yazar Coşkun Büktel'in "Theope" adlı oyununa, LİNÇ KAMPANYASI için imza verenlerden Prof. Dr. Özdemir Nutku iftira atmış ve bu iftiranın genişlemesi için, yine aynı kampanyaya imza vermiş bulunan Ömer Faruk Kurhan tarafından yazılmış bir yazı, Gülhan Avşar Demirkanlı'nın sahibesi olduğu Tiyatro... Tiyatro... Dergisi'nde yayınlanmıştır. LİNÇ KAMPANYASI sürecini, "Theope" oyunu ve bu oyunun yazarı Coşkun Büktel aleyhine bir kampanya boyutuna getirmek isteyen Tiyatro... Tiyatro... Dergisi'nin sahibesi Gülhan Avşar Demirkanlı, benim, Coşkun Büktel'in (gerçeğin) yanında durup, Büktel'in uğradığı bu iftiraya karşı çıkmamdan çok büyük rahatsızlık duymuştur.

Tiyatro... Tiyatro... Dergisi'nin sahibesi Gülhan Avşar Demirkanlı, yanına aldığı LİNÇÇİ Prof. Dr. Nurhan Tekerek ve LİNÇÇİ Mustafa Şükrü Demirkanlı'nın avukatı Burhan Gün'le, âdeta delillerin yanlış anlaşılması için, tamamıyla karmaşık ve son derecede soyut bir dille şikâyetname hazırlamıştır. Benim, Tiyatro... Tiyatro... Dergisi'nin sahibesi Gülhan Avşar Demirkanlı'nın adını anarken, sıfat olarak kullandığım "LİNÇÇİ" sözcüğü, tamamıyla bir gerçekliği imlemektedir. Çünkü, Tiyatro... Tiyatro... Dergisi'nin sahibesi Gülhan Avşar Demirkanlı, entelektüel bir iş olan tiyatro sanatına, tamamıyla ENTELEKTÜEL LİNÇÇİ bir mantıkla dadanıp, bana karşı Tiyatro... Tiyatro... Dergisi'nin nüfuzunu kullanarak, bir ENTELEKTÜEL LİNÇ KAMPANYASI başlatmıştır. Tiyatro... Tiyatro... Dergisi'nin, bizi hedef gösterdiği "KINIYORUZ" aldatıcı başlıklı "iftira metni" incelendiğinde, bizim nasıl bir nefret duygusu örgütlenmesiyle karşı karşıya bulunduğumuz derhal anlaşılabilecektir.

Tiyatro... Tiyatro... Dergisi sahibesi Gülhan Avşar Demirkanlı ve avukatı Burhan Gün'ün etkilediği Cumhuriyet Savcısı Sayın İsmail Onaran'ın hakkımda hazırladığı iddianamenin ilk paragrafı, ne yazık ki, aynen şöyledir:


"Şikayetçi Vekili Başsavcılığımıza vermiş olduğu dilekçesinde şüphelinin yöneticiliğini yaptığı http//tiyatroblogspot.com adlı Internet sitesinde, belli aralıklarla müvekkili olan Gülhan Avşar hakkında detayları dilekçe ekinde yer alan yazılar ile hakarette bulunduğunu, bu hakaretin halen sürdürüldüğünü, müvekkiline yönelik olarak Linççi ibaresini kullandığını, 29.08.2010 tarihinde Hilmi bulunmaz tarafından yayınlanan bir yazıda müvekkilinin kastedilerek ona yönelik olarak Linççi Puştlarla, Linççi alçaklarla.... Şeklinde devam eden açıklamalara yer verdiğini belirterek şüphelinin cezalandırılmasını talep etmiştir."


Savcıyı, yargıcı, Adalet Bakanlığı'nı kandırmaya yönelik olarak talepte bulunulmuş bu görüşü kaleme alan Tiyatro... Tiyatro... Dergisi sahibesi Gülhan Avşar Demirkanlı'nın avukatı Burhan Gün, sözcüğün her anlamında, tamamıyla YALAN beyanda bulunmuştur. Bir YALAN üzerine tesis edilen bir dilekçeyle Cumhuriyet Savcısı Sayın İsmail Onaran'ı ivmelendiren Tiyatro... Tiyatro... Dergisi sahibesi Gülhan Avşar Demirkanlı ile onun vekili avukat Burhan Gün, hukuk ahlâkından zerre kadar bile nasibini almamış insanlardır. Yineliyorum; Tiyatro... Tiyatro... Dergisi sahibesi Gülhan Avşar Demirkanlı ile avukatı Burhan Gün'ün etkisinde kalan Cumhuriyet Savcısı Sayın İsmail Onaran, bu davayı açmak yerine, "TAKİPSİZLİK" kararı vermeliydi. Tiyatro... Tiyatro... Dergisi sahibesi Gülhan Avşar Demirkanlı ile avukatı Burhan Gün'ün hazırladıkları şu yanıltıcı paragrafı, virgülüne bile dokunmadan olduğu gibi aşağıya aktarıyorum:


"(Lan oğlum, ulan Mustafa, aynı lâfları söyleyerek, Nevizade Sokağı'ndaki meyhanelerde kafayı bulup sadece Türkiye tiyatrosunu değil, dünya tiyatrosunu da değiştirmeye karar veren zom olmuş geri zekâlı tiyatroculara benziyorsun! Mustafa kardeşim benim, beni, onlarca yıldır söylediğimi yinelemek zorunda bıraktırarak, benim de zom olmuş geri zekâlılara benzememi arzu ediyorsan, bu konuda oldukça başarılısın. Bak ulan Mustafa, ben, sadece bilincimle değil, bilinçaltımla da bağımsızlığı, devrimciliği, sosyalizmi 'meslek' edinmiş biriyim. Ben, hiç kimsenin Aşil Topuğu olmam. Ben, hiç kimsenin sikiyle gerdeğe girmem. Ben, Türkiye Cumhuriyeti Kültür ve Turizm Bakanlığı Devlet Tiyatroları Genel Müdürlüğü'nün verdiği sadakayla yaşayan biri olacak kadar alçalmadım. Sen, beni LİNÇÇİ puştlarla, LİNÇÇİ alçaklarla, LİNÇÇİ şerefsizlerle, LİNÇÇİ orrrospu çocuklarıyla karıştırıyorsun herhalde!)"

(Kaynak: http://tiyatroyun.blogspot.com/2010/08/blog-post_2647.html)

Yanıltıcı bir mantıkla ve tamamıyla YALAN olarak iddianameye sızdırılmış bu paragrafta, Tiyatro... Tiyatro... Dergisi sahibesi Gülhan Avşar Demirkanlı'nın değil, Gülhan Avşar'ın eşi Mustafa Şükrü Demirkanlı'nın adı geçmektedir ve zâten onunla da, bir başka davayla (ilk duruşması İstanbul 1. Sulh Ceza Mahkemesi'nde 27 Ekim 2011 tarihinde yapılan 2010/8385 numaralı dava) mahkemeleşmiş durumdayız. Ben, "suç ve cezanın şahsiliği ilkesi" ile hareket edileceğini sanarak hukuksal metinler okudum ve böylelikle hukuksal işleyişin inandırıcılığını öğrendim. Demek ki ben, hukuk temellerini yanlış okumuşum; demek ki ben, hukuku yanlış öğrenmişim; demek ki, bir kişinin eşine yapılan eleştiri, aile boyu eleştiri olarak da algılanabiliyormuş. Bunu da, bir avukat olan Burhan Gün'ün yazdığı dilekçe sonucu iddianameye konu olan hukuksal süreçten öğrenmiş oldum(?!)

Müvekkili Gülhan Avşar Demirkanlı'nın hukuka aykırı düşen YALAN sözlerini, hukuka uygun hâle getirirken, âdeta MÜKERRER YALAN müessesesi inşa eden avukat Burhan Gün, daha önce de, benim hakkımda bir suç duyurusunda bulunup, savcıyı ikna ederek başlatmış olduğu bir başka "Kamu Davası" (ilk duruşması İstanbul 9. Asliye Ceza Mahkemesi'nde 3 Kasım 2010 tarihinde yapılan 2010/337 numaralı dava) sürecine, "katılan" olarak adını yazdırmasına karşın, hemen hemen hiçbir zaman için bu davanın duruşmalarına katılmamıştır. Avukat Burhan Gün, savcıyı ikna ederek kendisinin başlattığı "Kamu Davası" sürecine katılmamak için, yedi dereden su getirip, yedi takla atmıştır. Kendisiyle ilgili olan duruşmalara, benim yaptığım sert savunmalar nedeniyle katılamayan avukat Burhan Gün, müvekkili Gülhan Avşar Demirkanlı'nın YALAN imalatının, kendi açtırdığı "Kamu Davası" sürecine, kendisi için olumlu, benim için olumsuz etkisi olabileceği olasılığıyla hareket ediyor kanısındayım. Kendisiyle birlikte, müvekkili Prof. Dr. Nurhan Tekerek'in de gelmediği yada bazen geldiği ve İstanbul 9. Asliye Ceza Mahkemesi'nde süren dava ile ilgili olarak, bu mahkemenin yargıçlığından bilgi alınabilir. Hukuku ipine bile takmayan avukat Burhan Gün, canı sıkılıp, canı istedikçe "ortak çıkar ilişkisi içerisinde" bulunduğu LİNÇ KAMPANYASI ÖRGÜTÜ adına YALAN sözcüğünün üzerini hukukla drajelendirmeye özen gösteren bir kişidir. Avukat Burhan Gün, bu gücünü, bu şımarıklığını, İstanbul Barosu Tiyatrosu Genel Sanat Yönetmeni olmasından almaktadır.

Başını Tiyatro... Tiyatro... Dergisi sahibesi Gülhan Avşar Demirkanlı'nın çektiği LİNÇ KAMPANYASI ÖRGÜTÜ avukatı Burhan Gün, aşağıda sunmuş olduğumuz iddianame alıntısında, bu örgütün varlığını "tespit ve tescil ettirmiştir":


"Şikayetçinin yazmış olduğu bu tür yazılar ile ilgili olarak Prof. Dr. Nurhan Tekerek ve Burhan Gün tarafından da şikayette bulunulduğu, Burhan Gün tarafından yapılan şikayet sonrası İstanbul 9. Asliye Ceza Mahkemesine kamu davası açıldığı, dosya numarasının 2010/337 olduğu, yine Mustafa Şükrü Demirkanlı'nın yaptığı şikayet sonrası açılan davanın da İstanbul 1. sulh ceza mahkemesinin 2010/8385 sırasında kayıtlı olduğu yine Haluk Bilginer'in şikayeti sonrasında da kamu davası açıldığı bu dosyanın da 1. Sulh Ceza Mahkemesinin 2010/7941 İddianame değerlendirme numarası aldığı anlaşılmıştır."


Bence, başını Tiyatro... Tiyatro... Dergisi sahibesi Gülhan Avşar Demirkanlı'nın çektiği LİNÇ KAMPANYASI ÖRGÜTÜ avukatı Burhan Gün, savcıları bile yönlendirebilecek, savcıları bile etkileyebilecek, savcıları bile kandırabilecek kadar büyük YALAN söyleme yeteneğine sahip biridir. Burhan Gün'ün böyle bir yeteneğe sahip olmasının biricik nedeni, Gülhan Avşar Demirkanlı'nın YALAN üzerinde yükselen Tiyatro... Tiyatro... Dergisi'nin etkisi altında kalıyor olmasıdır. Tam yirmi bir yıldır YALAN duygular, YALAN düşünceler, YALAN yazılarla halkı kandıran, tiyatro kamuoyunu dezenforme eden Tiyatro... Tiyatro... Dergisi kurucusu Mustafa Şükrü Demirkanlı ve onun eşi Gülhan Avşar Demirkanlı, benim, halkımın, tüyü bitmemiş yetimin verdiği vergilerle beslenen Türkiye Cumhuriyeti Kültür ve Turizm Bakanlığı Devlet Tiyatroları Genel Müdürü Lemi Bilgin, İstanbul Büyükşehir Belediyesi Şehir Tiyatroları Genel Sanat Yönetmeni Ayşenil Şamlıoğlu ve Kocaeli Büyükşehir Belediyesi Şehir Tiyatroları Genel Sanat Yönetmeni Nejat Birecik'le girdiği kişisel ilişkiler sonrası, görünürdeki adı "reklâm parası" olsa da, bence, gerçek adı "avanta" olan gereksiz bir alışveriş yapmaya cesaret edebilmişlerdir. Bu dava sürerken, Lemi Bilgin, Ayşenil Şamlıoğlu ve Nejat Birecik'in de ifadelerine başvurulup, onların da soruşturma sürecine katılmaları, dolayısıyla bu "Kamu Davası" bağlamına dahil edilmeleri gerekir. ÇÜNKÜ, KONU ÇOK CİDDİ VE ÇOK YAKICIDIR! Hiçbir zaman için, tam zamanında, yani her ayın tam birinde yayınlanmamasına karşın, ayın birinde, ikisinde, üçünde, dördünde, beşinde... yapılan tiyatro etkinliklerini duyurmak için benim, halkımın, tüyü bitmemiş yetimin verdiği vergilerle beslenen resmî tiyatro kurumlarından reklâm parası (bence avanta) alan Tiyatro... Tiyatro... Dergisi sahibesi Gülhan Avşar Demirkanlı ve Gülhan Avşar'ın eşi Mustafa Şükrü Demirkanlı adlı kişiler, kamu zararına neden olmaktadırlar. Bu kişilerin beni susturmak istemelerinin asal nedeni budur. Ne yazık ki, Cumhuriyet Savcısı İsmail Onaran da, işin bu boyutunu gözden kaçırıp, onların yargılanmasını değil, benim yargılanmamı uygun görmüştür. Ancak ben, tarihe belge olsun diye, bu "Kamu Davası" sürerken, sürekli olarak mahkemeye "YARDIMCI DİLEKÇE" sunup, gelecek kuşaklara hukuk ile tiyatro arasındaki kan uyuşmazlığını gündeme getirmeye devam edeceğim. Ta ki, bu kan uyuşmazlığı sona erene, yani ben BERAAT edene dek...


Sözlerimi şimdilik kaydıyla bitirirken, şu önemli konuya da temas etmek istiyorum:


Aşağıdaki “DELİLLER” bölümünde sunduğum belgelerin içerdiği bilgiler ve bulgular tam anlamıyla okunmazsa, bu belge, bilgi ve bulgular hukuk bilimine ve tiyatro sanatına vakıf bilirkişiler tarafından didik didik incelenip, ciddi bir bilirkişi raporu hazırlanmazsa, Cumhuriyet Savcısı Sayın İsmail Onaran'ın düştüğü yanlışa düşülüp, dava, olması gerektiği gibi, Tiyatro... Tiyatro... Dergisi'nin sahibesi Gülhan Avşar Demirkanlı'nın aleyhine değil, benim aleyhime sonuçlanırsa, tamiri mümkün olmayan hukuksal ve tiyatral bir skandalla karşı karşıya kalınacaktır. Ben, bir "şüpheli", bir "sanık" olarak değil, çağına tanık olan bir aydın, yaşamı estetize etmekle yükümlü bir sanatçı olarak, tarihsel ve toplumsal uyarımı yapmak zorundayım. Tabii ki, "şüpheli" ve/ya "sanık" olmayı asla ve kesinlikle kabul etmediğim gibi, derhal BERAAT etmek istiyorum ki, böylelikle hukuk bilimi ve tiyatro sanatı da üzerine yüklenen tarihsel ve toplumsal suçtan arınabilsin. Bu “Kamu Davası” sürecinden çok önce başlayan ve tabii ki, nesnel bir hukuk ölçütüyle yaklaşıldığı için, benim BERAAT etmemle sonuçlanan İstanbul 3. Sulh Ceza Mahkemesi'nin vermiş olduğu BERAAT kararı metnini ve bu BERAAT kararına etki eden bilirkişi raporunu, “EKLER” bölümünde, yargılamaya yardımcı olsun diye mahkemeye sunuyorum. 8 Aralık 2011


Hüseyin Hilmi Bulunmaz



DELİLLER:

BİRİNCİ LİNÇ KAMPANYASI
(Link: http://tiyatroyun.blogspot.com/2008/03/bir-iftirann-bataklk-anatomisi.html)
İKİNCİ LİNÇ KAMPANYASI
(Link: http://www.coskunbuktel.com/lincimzacilari.htm)

EKLER:

1 - Bilirkişi raporu
2BERAAT kararı

16 Ağustos 2012 Perşembe

Uludağ Üniversitesi'nden Prof. Dr. Nurhan Tekerek Bulunmaz'ı dâvâ etti!


İSTANBUL CUMHURİYET BAŞSAVCILIĞI'NA

ŞİKÂYET EDEN: Prof. Dr. NURHAN TEKEREK


VEKİLİ: Av. BURHAN GÜN

Sinema Emekçileri Sendikası, Gazeteci Erol Dernek Sok. No: 8 Sinema Evi Kat: 2 Beyoğlu / İstanbul

ŞİKÂYET EDİLEN: HİLMİ BULUNMAZ

ADRES: Ali Baba Türbe Sokak Onur Han No: 13/8 Çemberlitaş, İstanbul
TELEFON: 0212 513 47 32
FAKS: 0212 513 47 33
E-POSTA: tiyatroyun@gmail.com
SUÇLAR: 1) Hakaret
2) Kişiler Arasındaki Haberleşmenin Gizliliğini Alenen İfşa Etme ve Haberleşmenin Gizliliğini İhlal Etmek
3) Kişisel Verilerin İzinsiz Kaydedilmesi
4) 5846 sayılı Yasaya Muhalefet
SUÇ TARİHİ: 01, 06, 08, 14, 16 Haziran 2010 ve devamı, ve öncesi

AÇIKLAMALAR


1. HİLMİ BULUNMAZ adlı kişinin yöneticiliğini yaptığı http://tiyatroyun.blogspot.com adlı internet sitesinde belli aralıklarla ve tarihlerde müvekkilim Prof. Dr. Nurhan Tekerek hakkında hakaret niteliğinde yazılar yayınlanmıştır. En son ulaşabildiğimiz ve öğrenebildiğimiz 01 Haziran 2010, 06 Haziran 2010, 08 Haziran 2010, 14 Haziran 2010, 16 Haziran 2010 tarihlerinde yazılan ve hala sitede bulunan yazılardır. Bu yazılar yoluyla müvekkilim Prof. Dr. Nurhan Tekerek'e HİLMİ BULUNMAZ tarafından İNTERNET üzerinden HAKARET edilmiştir, edilmeye devam edilmektedir.


2. Yine HİLMİ BULUNMAZ adlı kişi yöneticiliğini yaptığı http://tiyatroyun.blog.com adlı internet sitesinde 14 Haziran 2010 tarihinde yine HİLMİ BULUNMAZ tarafından, müvekkilimin izni olmaksızın aşağıda bulunan linkte bir dernek üyesi olmasından kaynaklanan bir iç yazışmayı dezenformasyon yöntemi kullanarak yayınlamıştır. Böylece KİŞİSEL VERİLERİ İZİNSİZ YAYINLAMIŞ, KENDİ SİTESİNE KAYDETMİŞ ve müvekkilimi mağdur etmiştir. Yine 14 Haziran 2010 tarihinde yapılan dernekteki iç yazışma dernek üyesi ve genel sekreteri olan Av. Burhan Gün ve müvekkilim arasında kapalı gurup olan bir mail gurubu üzerinden yapılmıştır. Dolayısıyla bu yazının izinsiz yayınlanması HABERLEŞME GİZLİLİĞİNİ İHLAL NİTELİĞİNDE BİR EYLEMDİR. Üstelik Av. Burhan Gün, mail olarak yapılan eylemle ilgili site yöneticisi HİLMİ BULUNMAZ'a ihtarda bulunmuş ve yazının derhal kaldırılmasını ve tekzip yayınlanmasını istemiştir.  Buna rağmen HİLMİ BULUNMAZ bu iç yazışmayı yayınlamayı sürdürmüştür.


3. Şikâyet edilen HİLMİ BULUNMAZ internet sitesinde müvekkilim Prof. Dr. Nurhan Tekerek'e hakaret etmeye devam etmektedir. Ekte delil olarak da sunulan ve hakaret niteliğindeki alıntılar şöyledir.


* http://tiyatroyun.blogspot.com/2010/06/lincci/-prof-dr-nurhan-tekerekin-web.html


01 Haziran 2010 tarihinde yayınlanan yazıda Müvekkilim Prof. Dr. Nurhan Tekerek'in fotoğrafı ters çevrilmiştir. Ardından da yazının altına bu fotoğrafla ilgili HAKARET içeren LİNÇÇİ sözcüğü kullanılmıştır. 


"Sayın LİNÇÇİ Prof. Dr. Nurhan Tekerek'in oturduğu yemek masasında...", "Sayın LİNÇÇİ Prof. Dr. Nurhan Tekerek'in yemeği henüz önüne konulmamış."


* http://tiyatroyun.blogspot.com/2010/06/lincci/-prof-dr-nurhan-tekerek-bile-bizden.html


08 Haziran 2010 tarihinde yayınlanan yazıdı Müvekkilim Prof. Dr. Nurhan Tekerek'in fotoğrafı ters çevrilmiştir. Burada "Ayrıca bakınız:" ifadesinden sonra müvekkilim hakkında HAKARET içeren ifadeler kullanılmıştır. Buna göre; ekte de delil olarak sunduğumuz sayfadan aynen alıntılayarak;


"On bir yaşına yeni basmış, soyut düşünebilme becerisini henüz edinmiş bir çocuğun düzeyine bile ulaşamayan LİNÇÇİ Prof. Dr. Nurhan Tekerek'ten inciler"


Yine bu sayfada hemen müvekkilimin ters çevrilmiş fotoğrafının altına şu yorum yazılmıştır. Aynen alıntılayarak;


"Google'da Prof. Dr. Nurhan Tekerek diye arama yaptığınızda 2.430 sonuçtan birinci ve ikinci sıralarda sitemiz çıkıyor" diye yazıyor.


Bu yorum müvekkilim Prof. Dr. Nurhan Tekerek'in şikayet edilen HİLMİ BULUNMAZ tarafından kamuoyu nezdinde ne kadar çok mağdur edildiğine ilişkin önemli bir tespit ve delildir. Müvekkilim, Bursa Uludağ Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Tiyatro Bölüm Başkanı'dır. Hem bir kamu görevlisi olması hem de mesleki anlamda oldukça saygın bir yerde durduğu aşikardır. Yine müvekkilim tiyatro sanatına neredeyse tüm ömrünü vermiştir. Dolayısıyla kendisinin kim olduğunu merak eden insanların ismini google gibi tüm dünyada en yaygın olan arama motoruna girdiklerinde ilk sırada kendisine hakaretler edilen ve hakkında kamuoyunda yanlış kanaatlere yol açan bu siteyle karşılaşmaktadır. Dolayısıyla müvekkilim oldukça mağdurdur ve yazıları bizzat yazan aynı zamanda sitenin de yöneticisi olan HİLMİ BULUNMAZ'dan şikâyetçidir ve kesinlikle uzlaşmak istememektedir.


HİLMİ BULUNMAZ, HAKARET niteliğindeki yayınlarını zincirleme olarak 06 Haziran 2010 tarihinde yayınlanan yazılarında sürdürmektedir. Yine ekte delil olarak sunulan sayfadaki yazıdan aynen alıntılayarak durum anlatılmaya çalışılacaktır. Buradaki yazı Prof. Dr. Nurhan Tekerek'in "tiyatrodergisi.com.tr" adlı internet sitesindeki yazısının izinsiz alınması ve yayınlanması ayrıca buradaki ifadelerin HİLMİ BULUNMAZ tarafından kahverengi olarak dezenformasyon yöntemi kullanılarak yeniden yazılmasından oluşmaktadır. Dolayısıyla edebi eser niteliğinde olan bir yazının izinsiz kullanılması dolayısıyla nedeniyle 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına Muhalefet edilmiştir. Üstelik yazının yazarın izni alınmadan değiştirilmesi maddi haklarının ihlalinin yanı sıra manevi haklarının da ihlali anlamına gelmektedir. Sayın Savcılığının bu hususu da dikkate alarak izinsiz bir şekilde yayınlanmış olan yazı hakkında mali ve manevi hakların ihlalini de göz önünde bulundurması hakkaniyete uygun olacaktır.


* http://tiyatroyun.blogspot.com/2010/06/nurhan-hocam-biliyorum-yollarımız-naslsa.html


Alıntılayarak,


"...Bunun yanı sıra LİNÇÇİ Nurhan Tekerek'in okunamaz hamlıktaki yazısını... biraz olsun olgunlaştırıp okunur hale getirmek için yaptığımız müdahaleler kahverengi harflerle yine biz yazdık", "LİNÇÇİ Nurhan Tekerek...""...İnanın on bir yaşına yeni basmış, soyut düşünebilme becerisini henüz edinmiş bir ilköğretim okulu öğrencisinin düzeyine bile asla ulaşamayan bir LİNÇÇİ profesörle karşı karşıya kalmak, beni insanlığımdan utandırıyor."


Yine yazıda müvekkilim Prof. Dr. Nurhan Tekerek'in isminin olduğu her yere veya ondan bahsederken delil olarak sunduğumuz yazıda da açıkça görüldüğü gibi defalarca "LİNÇÇİ" ifadesi kullanılmıştır.


"...sana tek sözcükle "sahtekar" derdik..."


"...senin, mürekkep yalaman için verdiğimiz vergileri sana ve seni profesör bile yapan devlete haram ediyorum, haram ediyoruz!"


Son olarak izinsiz yayınlanan ve dezenforme edilen yazını sonuna doğru müvekkilim Prof. Dr. Nurhan Tekerek'in çalıştığı kuruma ve kariyerine yönelik hedef gösterici ve kendisinin itibarını ve kişiliğini karalamaya yönelik bir bölüm yazılmıştır. Bu bölümde müvekkilimin çalıştığı Bursa Uludağ Üniversitesi Rektörü, yardımcıları ve fakülte dekanı ve diğer bir kısım çalışma arkadaşı HİLMİ BULUNMAZ tarafından müvekkilim aleyhine kışkırtılmaya çalışılmıştır. Dolayısıyla müvekkilimin iş ve akademik kariyerine zarar verme saik ile hareket edilmiştir. Bu durumda müvekkilimi oldukça mağdur etmiştir.


4. Özetle HİLMİ BULUNMAZ'ın bu haksız ve hukuksuz söz ve eylemleri TCK 125: "HAKARET", TCK132; "Haberleşmenin Gizliliğini İhlal", TCK 135 "Kişisel Verilerin Kaydedilmesi" ve 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu'na Muhalefet suçlarının kapsamındadır. Bunların dikkate alınarak soruşturmanın başlatılması en büyük dileğimizdir.


5. Yine HİLMİ BULUNMAZ adlı kişinin yöneticisi olduğu bu internet sitesinde Türk Tiyatro Dünyasının önemli yazar, yönetmen, oyuncu, akademisyen ve yazarlarına hakaretler edilmekte ve sitenin yayını hala sürmektedir.


6. İnternetten arama motoruna müvekkilim Prof. Dr. Nurhan Tekerek yazanlar bu sitenin google'a bağlı bir blogspot olması nedeniyle öncelikli olarak bu siteyle karşılaşmakta ve müvekkilim hakkında yanlış bilgilenmektedirler.


7. Yine tiyatro dünyasında kendilerine HİLMİ BULUNMAZ tarafından hakaret edilen birçok kimse şikâyetçi olmaya ve dava açmaya hazırlanmaktadır.


8. Bunların ilki tarafımdan başlatılmıştır. HİLMİ BULUNMAZ hakkında 22.06.2010 tarihinde benzer sebeplerle yaptığım şikâyet neticesinde Basın Savcılığı şikâyetimi haklı bulmuş ve kamu davası açılması talebinde bulunmuştur. Ardından HİLMİ BULUNMAZ hakkında İstanbul 9. Asliye Ceza Mahkemesi'nde 2010/337 esas dosya numarasıyla HAKARET, KİŞİLER ARASINDAKİ HABERLEŞMENİN GİZLİLİĞİNİ ALENEN İFŞA ETME, HABERLEŞMENİN GİZLİLİĞİNİ İHLAL ETMEK suçlarından dolayı kamu davası açılmıştır. İlk duruşma 03.11.2010 saat: 09.30 da yapılacaktır.


9. HİLMİ BULUNMAZ, tiyatro dünyasının önemli insanlarının yazılarını dezenformasyon yöntemi kullanarak değiştirmekte, kişilerin ve kurumların fotoğraflarını baş aşağı koymakta ve kendilerine hakaret dolu yazılar yazmaktadır.


10. Yine HİLMİ BULUNMAZ, kişilerin izni olmadan yazılarını yayınlamakta bu nedenle 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu'na da muhalefet etmektedir.


HUKUKİ SEBEPLER:


1) Hakaret (TCK 125)

2) Haberleşmenin gizliliğini ihlâl (TCK 132)
3) Kişisel verilerin kaydedilmesi (TCK 135)
4) 5846 sayılı Yasaya muhalefet

DELİLLER


1. http://tiyatroyun.blogspot.com

2. http://tiyatroyun.blogspot.com/2010/06/lincci/-prof-nurhan-tekerekin-web.html
3. http://tiyatroyun.blogspot.com/2010/06/lincci/prof-dr-nurhan-tekerek-bile-bizden.html
4. http://tiyatroyun.blogspot.com/2010/06/nurhan-hocam-biliyorum-yollarımız-naslsa.html
5. http://tiyatroyun.blogspot.com/2010/06/oyun-yazarlar-ve-cevirmenleri-dernegi.html
6. http://tiyatroyun.blogspot.com/2010/06/hilmi-bulunmaz-hakarette-hz-kesmiyor.html
7. http://tiyatroyun.blogspot.com/2010/06/her-tiyatral-tasn-altnda-incci-oyun.html
8. http://tiyatroyun.blogspot.com/2010/06/devlet-tiyatrolar-60-nc-ylnda-11-mays.html
ve diğerleri

SONUÇ VE İSTEM


Yukarıda sunduğumuz nedenlerle şikâyet edilen ve kendisinden her bir suç için ayrı ayrı şikâyetçi olduğumuz ve kesinlikle uzlaşma istemediğimiz HİLMİ BULUNMAZ hakkında gerekli soruşturmanın yapılmasını ve cezalandırılması için KAMU DAVASI açılmasına karar verilmesini saygılarımla arz ve talep ederim. 01.10.2010


ŞİKÂYETÇİ

Prof. Dr. Nurhan Tekerek Vekili
Av. Burhan Gün

22 Şubat 2012 Çarşamba

Kendisine sayı saymayı ve yazı yazmayı öğreten Sosyalist Sanatçı Hilmi Bulunmaz'ı savcılığa şikâyet ederek, Bulunmaz hakkında kamu davası açtıran LİNÇÇİ Prof. Dr. Nurhan Tekerek, tüm cahilliğine karşın, tiyatro izleyicisinin karşısına çıkabiliyor!


Zilli Şıh, Mask-Kara Tiyatrosu'nda 


Oyun tanıtım sayfası: Zilli Şıh


***


Size Bir Hikayemiz Var…

Erdemsizlik bataklığına inat!… Arınalım istiyoruz kendimiz de dinleyicimizle nefesten nefese Köprü kuralım diyoruz yürekten yüreğe. Bizim Zilli Şıh da lahana misali!... Farklımekanlarda, farklı seyircilerle, farklı tepkilerle lahana gibi açılıyor, altından yeni bir şeyler çıkıyor. Anlatıldıkça, oynadıkça, konuştukça zenginleşiyor. Zeybek’in Meddahlık Sınavı adlı yapıtında da belirttiği gibi sazımız nefes oluyor ve bu nefesi dilden dile, kültürden kültüre, gönülden gönüle götürmeyi sürdürüyoruz. Ve yine aynı yapıtta meddahlık sınavını yapan meddah Çaycı’nın belirttiği üzere: “Biz bu kültürden gelmişiz. Üniversiteler, konservatuvarlar, yüksek okullar görmüşüz… Çok şey görmüşüz, çok şey bilmişiz. Sözlü geleneği damardan almışız. Onun için “Omardan gelmiyor, damardan geliyor”. Şimdilerde renkli cam karşısında resimleşen, resmileşen kültür karşısında dumura uğrayan geleneksel kültürümüzü kökünden canlandıralım demişiz. Bu nedenle bu mutlu güne gelmişiz. Gönül çekip gelenlere ne mutlu! ” diyoruz! Haşmet Zeybek’le birlikte köke ne zaman ulaşacağız bunu sanırım zaman gösterecek. Diyeceğimşu ki; tiyatroda en verimli, eğlenceli, keyifli yolculuk yazar-yönetmen-oyuncu-seyirci işbirliğiyle oluyor. Karşılıklı alış-verişe dayandığını düşündüğüm bu tiyatro yolculuğunun uğradığı duraklar çoğalsın istiyoruz. Duraklardan yeni yolcular alalım istiyoruz. Kim demiş tiyatro can çekişiyor diye! Kuşkusuz yaptığımız klasik tiyatro değil… Yalnızca hikaye anlatıyoruz… Bir çimdiklik ironik bir hikaye Yolculuğumuz devam ediyor… Hem de büyük bir keyifle… Dil olsun söze dökülsün gönlümüzdeki Yol olsun sele dönüşsün aklımızdaki… Umut olsun yele dönüşsün oyunumuzdaki Ve kalksın cafcaflı örtüler birer birer Görülsün altındaki esas gerçek… Ne kadar sürçü lîsan edersek affola….

Prof Dr. Nurhan TEKEREK
İstanbul 2012
Gösteri Günleri: 02, 09 , 23 Mart Cuma Saat . 20:00
www.maskkara.com
            0212 621 81 87    
İskenderpaşa mah.Vazirçeşmesi sok.No:3/A Aksaray-Fatih / İSTANBUL ( Pertevnilal Lisesi Arkası )

(Kaynak: Tiyatro Dünyası)


***


Ayrıca bakınız:


Kapitalizmin zorunlu yansıması LİNÇ ve YALAN kültürüne karşı, neredeyse gün yirmi dört saat mücadele eden Sosyalist Sanatçı Hilmi Bulunmaz, yepyeni bir estetik, tamamıyla tarihsel bir nitelik ve doğrudan doğruya toplumsal bir ameliyata daha başlayarak, LİNÇÇİ Mustafa Şükrü Demirkanlı'yı, bütün tiyatro kamuoyunun huzurunda kısık ateşte yargıladı... Sosyalist Sanatçı Hilmi Bulunmaz'ı, "Orospu çocuğu Burak Caney"in (içinde Ahmet Ertuğrul Timur'un, Berk Samur'un, Bilge Emin'in, Çiğdem Erken'in, Deniz Atam'ın, Genco Demirer'in, Gül Fulya Akyol'un, Mustafa Şükrü Demirkanlı'nın, Prof. Dr. Özdemir Nutku'nun, Sabiha Topallar'ın, Tuncer Cücenoğlu'nun, Yıldırım Fikret Urağ'ın, Zafer Algöz'ün de bulunduğu) yüzlerce kişiyle birlikte düzenlediği BİRİNCİ LİNÇ KAMPANYASI ile, LİNÇÇİ Mustafa Şükrü Demirkanlı'nın tam tamına 1100 kişilik kişiliksiz alçak kişiyle birlikte düzenlediği İKİNCİ LİNÇ KAMPANYASI ile, başta LİNÇÇİ Ömer Faruk Kurhan olmak üzere onlarca kişinin düzenlediği ÜÇÜNCÜ (HUKUKSAL) LİNÇ KAMPANYASI ile susturamayınca, bu kez, karanlık kalemlerden dökülen kapkaranlık mürekkeplerle zifirî karanlık yazılar yazmaya başladılar ve tabii ki biz, er yada geç, bize yapılan bu LİNÇ KAMPANYASI saldırılarına hak ettiği biçimde, hak ettiği boyutta, hak ettiği şiddette yanıt verdik, yanıt veriyoruz ve yanıt vermeye devam edeceğiz: "Bana, yani Sosyalist Sanatçı Hilmi Bulunmaz'a, değil soru sorabilecek en son kişi hakkına sahip olmak, hiçbir zaman için bir tek küçücük soru bile soramayacak kadar LİNÇ ve YALAN kültürüne batmış durumdaki LİNÇÇİ Mustafa Şükrü Demirkanlı'ya birdenbire yanıt verme yerine, ağır ağır, yavaş yavaş yanıt verme gereksinimi duyduğum için, tabii ki ağır ağır ve tabii ki yavaş yavaş yanıt verdim!"



Feridun Çetinkaya, başta Sayın LİNÇÇİ Gülhan Avşar Demirkanlı, Sayın LİNÇÇİ Mustafa Şükrü Demirkanlı, Sayın LİNÇÇİ Prof. Dr. Nurhan Tekerek, Sayın LİNÇÇİ Ömer Faruk Kurhan olmak üzere, karanlık kafalı kişilerle birlikte 1100 kişilik kişiliksiz kişinin bir araya getirilip, LİNÇ KAMPANYASI düzenlemesine yardım ve yataklık eden (emekçi halkın desteğiyle ayakta duran) Evrensel Gazetesi tiyatro yazarı Sayın LİNÇÇİ Üstün Akmen'e güvenmedikleri için, onun peşinden gitmeyenlerin haklılığına önemle dikkat çekiyor!



Sayın Seval Deniz Karahaliloğlu (SSDK) da, tıpkı diğerleri (Burhan Gün, LİNÇÇİ Gülhan Avşar Demirkanlı, LİNÇÇİ Kemal Aydoğan, LİNÇÇİ Mustafa Şükrü Demirkanlı, LİNÇÇİ Mehmet Bozkır, Nihat Haluk Bilginer, LİNÇÇİ Prof. Dr. Nurhan Tekerek, LİNÇÇİ Oyun Atölyesi, LİNÇÇİ Ömer Faruk Kurhan, Uğur Demirci Tosun) gibi, Sosyalist Sanatçı Hilmi Bulunmaz'ın sanatsal ifade olanaklarının ilga ve imhâ edilmesi için, sürekli olarak "hukuk kartını" öne sürerek, âdeta ÜÇÜNCÜ (HUKUKSAL) LİNÇ KAMPANYASI ateşine kupkuru odunlar atıp, dans ediyorlar!



Bulunmaz Tiyatro kurucusu ve yöneticisi Sosyalist Sanatçı Hilmi Bulunmaz, LİNÇ KAMPANYASI düzenleyenlere, bu kampanyaya imzalarıyla destek verenlere ve bu kampanyayı hukuku kullanarak sırtlanan avukatlara karşı çok sert bir hukuk mücadelesine girişirken, LİNÇ KAMPANYASI ana sponsorlarından Tiyatro... Tiyatro... Dergisi sahibesi LİNÇÇİ Gülhan Avşar Demirkanlı'nın, LİNÇÇİ Tiyatro... Tiyatro... Dergisi'nin kurucusu ve yöneticisi LİNÇÇİ Mustafa Şükrü Demirkanlı'nın ve Uludağ Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Sahne Sanatları Bölümü Başkanı LİNÇÇİ Prof. Dr. Nurhan Tekerek'in avukatı Burhan Gün'le Uludağ Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Sahne Sanatları Bölümü Başkanı Prof. Dr. Nurhan Tekerek'e karşı, Donkişot'tan bile daha sert mücadele etmeye devam ediyor hâlâ...



Darısı LİNÇ KAMPANYASI ana sponsorlarından LİNÇÇİ Gülhan Avşar Demirkanlı, LİNÇÇİ Mustafa Şükrü Demirkanlı ve LİNÇÇİ Prof. Dr. Nurhan Tekerek'in avukatı Burhan Gün'ün başına!


Sosyalist Sanatçı Hilmi Bulunmaz, sözünü hukuktan sakınmıyor!


Sosyalist Sanatçı Hilmi Bulunmaz, bugün yine, hem de sanık olarak yargılandığı davanın duruşmasına korkusuzca gidip, çatır çatır dünya görüşünü savunurken, avukat Burhan Gün'le LİNÇÇİ Prof. Dr.Nurhan Tekerek, bugün yine, hem de şikâyetçi olmalarına karşın Hilmi Bulunmaz'ın karşısına asla ve kesinlikle çıkamadılar!


Bulunmaz, Burhan'la LİNÇÇİ Nurhan'ı yargılıyor! ile  bulunmaztiyatro

Linççi Nurhan Tekerek duruşmaya gelmedi! ile  bulunmaztiyatro
Burhan Gün'le Nurhan Tekerek, Bulunmaz'ın... ile  bulunmaztiyatro

12 Aralık 2011 Pazartesi

Sosyalist Sanatçı Hilmi Bulunmaz, hem yalancı hem LİNÇÇİ, hem Lemi Bilgin'le Ayşenil Şamlıoğlu'ndan reklâm alan yayıncı G&M Demirkanlı'ya yanıt verdi!

Ayşenil Şamlıoğlu, Lemi Bilgin, Nejat Birecik gibi resmî tiyatro kurumu yöneticilerinden reklâm adı altında avuç dolusu para (avanta, bahşiş, diş kirası, iane, iaşe, sadaka, sus payı) alınmasını hiçbir zaman için doğru bulmayıp, asla ve kesinlikle onaylamayan Bulunmaz Tiyatro ve Sosyalist OYUN Dergisi'nin sahibi Sosyalist Sanatçı Hilmi Bulunmaz, günümüzdeki devrimci tiyatro mücadelesinin, ancak ve sadece HUKUKSAL LİNÇ KAMPANYASI sürecinde sınanacağını çok iyi bildiği için, kendisi hakkında başlatılan ve birçoğu yalan üzerine inşa edilmiş "Kamu Davası" rengiyle huzura gelen davalarda çok ciddi bir devrimci mücadele vermeye devam ediyor hâlâ!


***


Hilmi Bulunmaz
11 Aralık 2011



LİNÇÇİ G&M (Gülhan Avşar & Mustafa Şükrü) Demirkanlı yönetimindeki LİNÇ KAMPANYASI ana sponsorlarından Tiyatro... Tiyatro... Dergisi'nin sanal kuyruğu LİNÇÇİ tiyatrodergisi.com.tr sitesi, her zaman yaptığı gibi, yine kendine özgü, mezhebine uygun bir habere imza atarak, "H. Hilmi Bulunmaz'ın Yargılanmasına Bir Yeni Dava Daha Eklendi..." başlıklı bir "yalanname" yayınladı!

Yirmi yılı aşkındır, doğruları değil yanlışları, gerçekleri değil yalanları, güzellikleri değil çirkinlikleri gündeme getirip, Türkiye tiyatrosunu hızla, hem de şimşek hızıyla kirleten LİNÇÇİ Tiyatro... Tiyatro... Dergisi, LİNÇÇİ G&M Demirkanlı yönetiminde, kendi oluşturduğu uçuruma doğru, freni patlamış bir arabayı kullanmaya çalışan ve hâkimiyetini yitirmiş sarhoş bir sürücü gibi, büyük bir çaresizlik içerisinde direksiyon sallıyor.

Peki, dedikodu, dezenformasyon, magazinleştirme, yalan haber üretme, bile bile yanlış yorum yapma şampiyonu LİNÇÇİ G&M Demirkanlı yönetimindeki LİNÇÇİ Tiyatro... Tiyatro... Dergisi ve bu LİNÇÇİ derginin sanal kuyruğu LİNÇÇİ tiyatrodergisi.com.tr sitesi, bunca günahı, kimlere güvenerek işleyebiliyor?

Yukarıdaki sorunun bir tek yanıtı var: LİNÇÇİ G&M Demirkanlı yönetimindeki LİNÇÇİ Tiyatro... Tiyatro... Dergisi ve bu LİNÇÇİ derginin sanal kuyruğu LİNÇÇİ tiyatrodergisi.com.tr, İstanbul Şehir Tiyatroları Genel Sanat Yönetmeni Ayşenil Şamlıoğlu, Devlet Tiyatroları Genel Müdürü Lemi Bilgin, Kocaeli Şehir Tiyatroları Genel Sanat Yönetmeni Nejat Birecik ve onların arkasında duran İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı AKP'li Kadir Topbaş, Kültür ve Turizm Bakanı AKP'li Ertuğrul Günay, Kocaeli Büyükşehir Belediye Başkanı AKP'li İbrahim Karaosmanoğlu'nun reklâm adı altında avuç dolusu para (avanta, bahşiş, diş kirası, iane, iaşe, sadaka, sus payı) vermesi sonucu, bunca günahı işleyebildiği gibi, "yalanname" yazma cesaretine bile sahip olabiliyor!

Bu kısa girişten sonra, şimdi gelelim dezenformatör ve LİNÇÇİ G&M Demirkanlı'nın hazırlayıp, tiyatro kamuoyuna bir zehir gibi şırınga ettiği "yalanname" metninin deşifresine...

LİNÇÇİ G&M Demirkanlı diyor ki:

Tiyatro... Tiyatro... Dergisi imtiyaz sahibi Gülhan Avşar'ın suç duyurusunda bulunduğu, savcılığın haklı bularak kamu davası açtığı davanın ilk duruşması 8 Aralık 2011 tarihinde başladı.

LİNÇÇİ G&M Demirkanlı'yı değerlendirelim:

LİNÇÇİ Tiyatro... Tiyatro... Dergisi'nin sahibesi LİNÇÇİ Gülhan Avşar Demirkanlı, aynı zamanda LİNÇÇİ Mustafa Şükrü Demirkanlı ile LİNÇÇİ Prof. Dr. Nurhan Tekerek'in de avukatlığını yapan Burhan Gün sayesinde, Cumhuriyet Savcısı Sayın İsmail Onaran'ı da yanıltarak, LİNÇÇİ Mustafa Şükrü Demirkanlı hakkında yazmış olduğum bir yazıyı, sanki LİNÇÇİ Gülhan Avşar Demirkanlı için yazmışım gibi gösterip, yani belgede sahtecilik yaparak (Bakınız: "LİNÇÇİ Tiyatro... Tiyatro... Dergisi sahibesi Gülhan Avşar Demirkanlı'nın savcılığa şikâyet ettiği Hilmi Bulunmaz, 8 Aralık'ta 'hukuk maçı'na çıkacak!"), bir "Kamu Davası" başlatmayı başardı. Kendisini, LİNÇÇİ hamisi olduğu için, bütün LİNÇÇİ kişiler adına tebrik etmek gerekir(!)

LİNÇÇİ G&M Demirkanlı diyor ki:

Sanık H. Hilmi Bulunmaz yazmış olduğu yazıların kendisine ait olduğunu kabul ederek, esas mağdur benim savını ileri sürdü.


LİNÇÇİ G&M Demirkanlı'yı değerlendirelim:

Ben, tükürdüğünü yalayan alçak, namussuz, onursuz, puşt, şerefsiz biri olmadığım için, tabii ki, yazdığım her yazıya sahip çıkıyorum. Ben, kedi pisliğini örter gibi, köpek kemiğini gizler gibi, götüm sıkıştığında yazıları tiyatro çöplüğüne gömmüyorum. Ben, "esas mağdur benim savını" ileri sürecek kadar korkak bir insan olsaydım, sizin gibi LİNÇÇİ 1100 kişilik kişiliksiz kişinin karşısına asla çıkamazdım. LİNÇÇİ G&M Demirkanlı, her zaman yaptığı gibi, yine yalan söylüyor!

LİNÇÇİ G&M Demirkanlı diyor ki:

Müşteki Gülhan Avşar, kendisini tanımadığını ilk kez duruşmada gördüğünü, neden hakaret ettiği konusu hakkında fikri olmadığını, Sanık Bulunmaz'ın şahsına yönelik hakaretlere devam ettiğini, yeni hakaretleri hakkında ayrıca suç duyurusunda bulunacağını ifade etti.

LİNÇÇİ G&M Demirkanlı'yı değerlendirelim:

LİNÇÇİ Gülhan Avşar Demirkanlı, sadece tiyatro yayıncılığı konusunda değil, hayatın hiçbir alanında fikri olmayan garip bir fani. LİNÇÇİ Gülhan Avşar Demirkanlı'nın duruşma salonundaki dökülmesine tanık olunca, bu kişinin tiyatro sanatını kirletmekten başka herhangi bir işe yaramayacağına çok net bir biçimde inandım. Kültür Bakanı Ertuğrul Günay'ın emrindeki Devlet Tiyatroları Genel Müdürü Lemi Bilgin'in verdiği reklâmlarla (avanta, bahşiş, diş kirası, iane, iaşe, sadaka, sus payı) zar zor ayakta durmaya çalışan LİNÇÇİ Gülhan Avşar Demirkanlı, eğer duruşma salonunda kocası LİNÇÇİ Mustafa Şükrü Demirkanlı olmasaydı, fısıltı hâlinde yaptığı savunmayı bile yapamayabilirdi. Ayrıca, avukat Burhan Gün de, hiçbir mantık dizgesi içermeyen savunmasıyla, LİNÇÇİ Gülhan Avşar Demirkanlı'yı kurtarmaktan çok, batırmaya yönelik bir konuşma yaptı.

LİNÇÇİ G&M Demirkanlı diyor ki:

Av. Burhan Gün, Sanık Bulunmaz'ın hakaretlerine devam ettiğinin belgelerinin çıktısını ve video kayıtlarını sundu, ayrıca Sanık'ın sadece müvekkiline değil bütün tiyatro insanlarına, bununla da kalmayarak savcılara ve yargıçlara da hakaret etmekten geri durmadığını ifade etti.

LİNÇÇİ G&M Demirkanlı'yı değerlendirelim:

Ben, yazdığım hiçbir yazıyı silmediğim, yayınladığım hiçbir videoyu tiyatro çöplüğüne atmadığım için, acemi avukat Burhan Gün, tabii ki, benim binbir emekle oluşturduğum belgelerin çıktısını ve video kayıtlarını, iki saniyelik bir mesaiyle elde edebiliyor. Acemi avukat Burhan Gün, adam gibi avukatlık yapacağına, neredeyse bir muhbir gibi davranıp, benim, bilimsel ölçütle, estetik bir bilinçle eleştirdiğim insanları, eleştiri sınırlarının dışına çıkarak köşeye sıkıştırıyormuşum havası oluşturmaya çalışıyor. Burhan Gün, tabii ki, karşısında 1100 kişilik kişiliksiz LİNÇÇİ kişi değil, hukuku bir meslek olarak kabul etmiş bir yargıç ve gayet sert savunma yapan bir "sanık" olduğu için, istediği gibi at koşturamıyor. Burhan Gün, benim girdiğim bütün duruşmalarda, bırakınız avukatlık yapmayı, daha elini kolunu nasıl kullanacağını, konuşma yaparken nasıl bir hitabete sahip olunacağını bile asla ve kesinlikle bilmiyor. Oysa Burhan Gün, benim verdiğim ücretsiz oyunculuk çalışmalarına katılsa, bir duruşma salonunda nasıl konuşulabileceği konusunda son derecede donanımlı bir hâle gelir. Bunun garantisini verebilirim...

LİNÇÇİ G&M Demirkanlı diyor ki:

Sanık Hilmi Bulunmaz'ın, Gizli Linç Örgütü'nü açığa çıkarttığını, deşifre ettiğini, bu nedenle panik yaşandığını ifade etmesi salonda gülüşmelere neden oldu.

LİNÇÇİ G&M Demirkanlı'yı değerlendirelim:

Çağlayan'daki İstanbul 1. Sulh Ceza Mahkemesi Duruşma Salonu'nda, yargıç Cavit Marancı, katip Mehmet Açar ve mübaşirin dışında, ben, LİNÇÇİ kişilerin avukatı Burhan Gün, LİNÇÇİ Gülhan Avşar Demirkanlı ve LİNÇÇİ Mustafa Şükrü Demirkanlı vardı. Onlardan da, geceleri zifirî karanlıkta avlanan bir engerek yılanının çıkarabileceği denli hafif bir fısıltı ve bir de sıkıntının oluşturduğu karın gurultusundan başka herhangi bir ses asla ve kesinlikle çıkmadı. Ben, "Gizli LİNÇ Örgütü" lâfını etmeyip, sadece "LİNÇ ÖRGÜTÜ" dedim. "Panik yaşandı" demeyip, "İstanbul 3. Sulh Ceza Mahkemesi'nin vermiş olduğu BERAAT kararını görmezden geliyorlar!" dedim. Bunu çok net bir biçimde görebilmek için, lütfen, "DURUŞMA TUTANAĞI" metnini okuyunuz: Sosyalist Sanatçı Hilmi Bulunmaz, kendisini savcılığa şikâyet eden LİNÇÇİ Tiyatro... Tiyatro... Dergisi sahibesi Gülhan Avşar'la "hukuk maçı"na çıktı!

LİNÇÇİ G&M Demirkanlı diyor ki:

Mahkeme yargıcı sonraki duruşma tarihini belirlediğinde, Sanık Bulunmaz, o tarihlerde İsviçre'de olacağını belirtmesi karşısında sert bir ifadeyle, "bu sizin sorununuz" demesi üzerine, "Sanık Bulunmaz: "O zaman suçlu duruma düşerim" diye tepki verince, mahkeme yargıcı "tek bir laf daha edersen bu salondan başka türlü çıkarsın" diyerek, mahkemeye yönelik yapmış olduğu hakareti ve tutuklanabileceğini zımnen hatırlatınca, Sanık Bulunmaz suspus olarak mahkeme salonundan ayrıldı.

LİNÇÇİ G&M Demirkanlı'yı değerlendirelim:

Bir önceki ifadede "siz" diye hitap eden ("bu sizin sorununuz") yargıç, nasıl oluyor da, hemen bir sonraki ifadesinde, tıpkı LİNÇÇİ G&M Demirkanlı yada köprüaltı çocuğu gibi konuşup, ("tek bir laf daha edersen bu salondan başka türlü çıkarsın") diye "sen" hitap edebiliyor? Varsayalım ki, bir saniye önce "siz" ve bir saniye sonra "sen" diye hitap eden yargıç, nasıl oluyor da, vazgeçilemez bir hukuk kuralı olan "savunma hakkını" gasp edebiliyor? Nasıl oluyor da, "tutuklanabileceğimi" hatırlatabiliyor? Şimdiye dek, yüzlerce kez yargıç karşısına çıktım ve hiçbir yargıç, hiçbir zaman için, bana böyle "hukuk dışı" bir söz söyleme cesaretinde bulunamadı. Yazının burasına dek, çok "temiz" bir ifade tutturmaya özen gösterdim. Yazının burasında, şu sözü söylemek zorundayım:

Eğer, yargıç, bana "tutuklanabileceğimi" içeren herhangi bir söz söylemişse, yani içerisinde "tutuklama" sözcüğü bulunan bir söz etmişse, ben de, "suspus olarak mahkeme salonundan ayrılmışsam", günde beş vakit "BEN BİR OROSPU ÇOCUĞUYUM" diye bangır bangır bağıracağım.

Eğer, yargıç, bana "tutuklanabileceğimi" içeren herhangi bir söz söylememişse, yani içerisinde "tutuklama" sözcüğü bulunan bir söz etmemişse, ben de, "suspus olarak mahkeme salonundan ayrılmamışsam", LİNÇÇİ G&M Demirkanlı, günde beş vakit hangi sözleri kullanarak bangır bangır bağıracağına kendisi karar versin!

LİNÇÇİ G&M Demirkanlı diyor ki:

Duruşma sonrası konuştuğumuz Av. Burhan Gün, Sanık Hilmi Bulunmaz'ın mahkemeye resmi belge olarak sunduğu savunmasında, kendisine, müvekkiline ve Cumhuriyet Savcısı İsmail Onaran'a yönelik ithamları karşısında kendisinin ayrı bir suç duyurusunda bulunacağını, resmi belgeyi de değerlendirmesi için Cumhuriyet Savcısı İsmail Onaran'a ileteceğini ifade etti. Ayrıca, bu güne kadar sabırla susmasına rağmen, Sanık Hilmi Bulunmaz'ın İstanbul Barosu'na yönelik hakaretlerinin de değerlendirilmesi ve suç duyurusunda bulunulması için Baro Yönetimi'ne aktaracağını, gerekli video kayıtlarının da tespit edildiğini ifade etti.


LİNÇÇİ G&M Demirkanlı'yı değerlendirelim:

Ben, İstanbul Barosu'nun, Burhan Gün gibi LİNÇ ahlâkını, LİNÇ hukukunu savunan birinin, nasıl oluyor da, İstanbul Barosu Tiytarosu'nun başında tutabildiğine anlam veremediğimi sürekli olarak eleştirdim. Acemi avukat ve acemi tiyatro esnafı Burhan Gün, neden şimdiye kadar sustu? İstanbul Barosu yetkilileri neden şimdiye dek sustular? Onları susturan neydi? Yoksa, onlar, hukuka, tiyatroya, usule aykırı bir şeyler mi yapıyorlar?

LİNÇÇİ G&M Demirkanlı diyor ki:

Sanık Hilmi Bulunmaz'ın hakaretlerine yönelik açılan davalara her gün bir yenisi eklenirken, Sanık'ın kendi sitesinde yayımladığı Aralık ayı duruşma takviminin şöyle olduğu görüldü.

01 Aralık 2011 İstanbul 35. Sulh Ceza Mahkemesi
08 Aralık 2011 İstanbul 1. Sulh Ceza Mahkemesi
08 Aralık 2011 Bakırköy Ağır Ceza Mahkemesi
21 Aralık 2011 İstanbul 7. Sulh Ceza Mahkemesi
21 Aralık 2011 İstanbul 35. Sulh Ceza Mahkemesi
28 Aralık 2011 Soma Sulh Ceza Mahkemesi


LİNÇÇİ G&M Demirkanlı'yı değerlendirelim:

Ben, yukarıdaki programı, "Aralık ayı duruşma takvimi" olarak değil, "Aralık ayı hukuksal programı" olarak yayınladım.
LİNÇÇİ G&M Demirkanlı, sadece yazı yazma özürlü değil, aynı zamanda, yazı okuma özürlü olduğunu da, bir kez daha tescillemiş oldu!

LİNÇÇİ G&M Demirkanlı diyor ki:

Sanık Bulunmaz'ın Ağır Ceza Mahkemesi'nde hangi davadan yargılandığı ya da müşteki olduğu öğrenilemedi.


LİNÇÇİ G&M Demirkanlı'yı değerlendirelim:

Beni, "Seni şubeye çektiririm!" diyerek tehdit eden LİNÇÇİ Oyun Atölyesi'nin sahibi, LİNÇÇİ Kemal Aydoğan'ın patronu Nihat Haluk Bilginer'in avukatı Süleyman Anıl hakkında verilen "takipsizlik" kararına karşı itiraz etmem için görevlendirilen "Bakırköy Ağır Ceza Mahkemesi"ne bir dilekçe verdim. Dilekçe vermek, duruşmaya katılmak anlamına gelmez. Para verip kiraladığınız acemi avukat Burhan Gün'e araştırma görevi verseydiniz, Burhan Gün, bir zahmet İstanbul Adalet Sarayı'na gidip, benimle ilgili bilgileri bir "tık" ile öğrenebilirdi. Ama sizin amacınız, bilgi alıp bilgi vermek değil, bilgi kirliliği oluşturmak, dezenformasyon yapmak!


LİNÇÇİ G&M Demirkanlı diyor ki:

Sanık Hilmi Bulunmaz hakaret etmekten vazgeçmemesine rağmen, kendisi hakkında suç duyurusundan başka yapacak hiçbir olanağı bulunmayan insanları, "Hukuksal Linç Yapıyorlar" olarak tanımlayarak, küfür ve hakaret edebileceğini ama kimsenin dava açmamasını, açarlarsa bu sefer de "Hukuksal Linççi" olacakları gibi tuhaf bir davranış geliştirmekte olması ise anlaşılamadı.

LİNÇÇİ G&M Demirkanlı'yı değerlendirelim:

Benim neler düşündüğüm, nasıl davradığım konusunda komplo teorileri oluşturacağınıza, alnınızdaki LİNÇ lekesine baksanız daha yerinde bir iş yapmış olursunuz. Siz, tepeden tırnağa yalana batmış insanlar olarak yaşarken, sizlerden doğru şeyler söylemenizi asla ve kesinlikle beklemiyorum zâten. Ben, sadece ve sadece halkıma, tüyü bitmemiş yetime karşı sorumluluk duygusuyla donatılmış olduğum için, sizin gibi zavallı insanların kirlettiği tiyatro sanatını temizlemeye özen gösteriyorum. Hepsi bu...


LİNÇÇİ G&M Demirkanlı diyor ki:

Hakaretlerine devam eden Sanık Bulunmaz'a yönelik yeni suç duyurularının da yapılacağı bilgileri gelmektedir.

LİNÇÇİ G&M Demirkanlı'yı değerlendirelim:

Neredeyse bir yıl önce LİNÇÇİ Prof. Dr. Özdemir Nutku'nun dava açacağını yazmıştınız. Ne oldu? LİNÇÇİ Prof. Dr. Özdemir Nutku'nun tebligatı bir türlü gelmedi. LİNÇÇİ Prof. Dr. Özdemir Nutku'nun tebligatı neden geç geliyor yada hiç gelmiyor? Sizin en büyüğünüz, sizin LİNÇ KAMPANYASI bataklığına tutsak olmanıza neden olan LİNÇÇİ Prof. Dr. Özdemir Nutku'nunki bir türlü gelmedikten sonra, sanırım diğerlerininki hiçbir zaman için gelmez, gelemez. Ancak, ben, yine de buradayım. Alnımda LİNÇ lekesi değil, alın teri var. Ben, alnında LİNÇ lekesini ilk hisseden beton renkli, çamur ruhlu biri olmak yerine, emekçi kitlenin yanında saf tuttuğum için, alnım her daim terden sırılsıklam. Haydi buyurun, sizi bekliyorum. Nasılsa sözün bittiği yerdeyiz...

8 Mart 2013 Cuma

Uludağ Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Sahne Sanatları Bölümü Başkanı LİNÇÇİ Pof. Dr. Nurhan Tekerek'in emrinde çalışan Öğretim Görevlisi Dr. Tülay Yıldız Akgül, düşüncelerini toparlamaktan yoksun olduğu için, Yeni Tiyatro Dergisi'nde yazdığı "Şarkısı Olmayan Düğün Şarkısı" başlıklı yazıda, tiyatro okuruna yeni bir şey söyleyemediği gibi, Civan Canova'nın yazıp yönettiği, Berrin Akhasanoğlu'nun oynadığı "Düğün Şarkısı" oyununun içeriğini bile dile getirebilme becerisini gösteremiyor!...

Balık baştan, yazar kaleminde kokar... 

Hilmi Bulunmaz
8 Mart 2013

Daha sayı saymasını bile bilemeyecek kadar bilimden çok uzak biri olan LİNÇÇİ Prof. Dr. Nurhan Tekerek'in buyruğu altında çalışan T.C. Uludağ Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Sahne Sanatları Bölümü Öğretim Görevlisi Dr. Tülay Yıldız Akgül de, ister istemez, başındaki LİNÇÇİ Prof. Dr. Nurhan Tekerek'in izinden gidiyor!... 

Daha berrak bir düşünce geliştirmekte, güzel bir söz söylemekte, sözcük dizmekte, tümce kurmakta, paragraf oluşturmakta yetkin bir tava gelme aşamasına ulaşmadan eline kalem alan Dr. Tülay Yıldız Akgül, kendisine sunulan Yeni Tiyatro Dergisi'nin bembeyaz sayfalarını kapkara harflerle tıka basa doldururken, aklı, estetik bilinci, tiyatro sanatını geliştirici herhangi bir yazınsal eylemde bulunamadığı gibi, hakkında yazı yazdığını iddia ettiği "Düğün Şarkısı" için bile dişe dokunur hiçbir yargıda asla bulunamıyor!... 


"Düğün Şarkısı" metnini okuduğunu hiç sanmadığım Dr. Tülay Yıldız Akgül, bu metni okumuşsa da, anlamamış gibi bir izlenim bırakıyor. Zâten, bir insan, herhangi bir metni nesnel bir zekâyla okuyup, bu metin üzerinde düşünmeye başladığında, o metnin ortaya koyduğu izleği okurlarına anlatabilir. Oysa, Dr. Tülay Yıldız Akgül, "Düğün Şarkısı" üzerine yazdığını iddia etmesine karşın, sadece ve yalnızca bir sayfalık yazıda, öznel üfürmelerin dışına asla çıkamıyor. Yeni Tiyatro Dergisi'nin Mart 2013 tarihli 47. sayısı henüz satışta olduğu için, bu sayıdaki Akgül yazısının tamamını yayınlamak yerine, sadece son paragrafı aktarmakla yetiniyorum:

"Eğer bir oyundan ya da sinemadan -bir resim sergisinden de olabilir- çıkınca seyirci olarak 'işte bu' diyebiliyorsam hala bu sanat etkinliğinin etkisiyle konuşabiliyorsam gittiğim bu etkinlik işlevini görmüş demektir. Seyircisine dokunmayan, 'öylesine bir şey' izlenimi yaratan Düğün Şarkısı oyunu birçok başarılı oyuna imza atan Civan Canova'yı yazarlık anlamında hiçbir yere taşımadığı gibi yönetmenlik anlamında da tam bir hayal kırıklığı yaratmaktadır diyebiliriz."

Tabiî ki, herhangi bir kişi, LİNÇÇİ Prof. Dr. Nurhan Tekerek gibi bir "hoca" yönetiminde düşünce geliştirmeyi kabul edebilirse, o kişinin düşünce özgürlüğü de, ancak, "hoca hanım" tarafından çizilen "Uludağ Tebeşir Dairesi" sınırları içerisinde gelişebilir! 

Kendisinin sayı saymasını bile bilemeyecek kadar bilimsel âşktan, bilimsel düşünceden, bilimsel ahlâktan metrelerce uzak olduğunu kanıtladığım LİNÇÇİ Prof. Dr. Nurhan Tekerek, benim bu ciddi bilimsel çabam karşısında çok sinirlenip, tuttuğu avukatı Burhan Gün eliyle, beni savcılığa "şikâyet ve dava" etmişti. LİNÇÇİ Prof. Dr. Nurhan Tekerek'in bilim dışı "şikâyet ve dava" isteğini ciddiye alan Cumhuriyet Savcısı, benim, "Kamu Davası" ile yargılanmam isteğiyle, beni, İstanbul 9. Asliye Ceza Mahkemesi'ne havale etti... 


Cumhuriyet Savcısı (aslında LİNÇÇİ Prof. Dr. Nurhan Tekerek), benim yargılanmama karar verdiğinde, benim, iki yılı aşkın gayet ciddi bir zamanımın bu davayla ilgili olarak yoğunlaşmasına neden olmuştu. Âdeta bilim dışı bir reflekse sahip olan LİNÇÇİ Prof. Dr. Nurhan Tekerek, kendi açtırmış olduğu ve tam on duruşma süren, iki yılı aşkın beni uğraştıran bu yargılanma sonucu, ben, kesinlikle hiçbir hapis yatmadığım gibi, beş kuruş olsun hiç para ödemedim! 

Yukarıda belirttiğim ruh durumundaki biri olan LİNÇÇİ Prof. Dr. Nurhan Tekerek'in emri altında çalışmayı kabul edebilecek kadar rahat bir tutup geliştiren Öğretim Görevlisi Dr. Tülay Yıldız Akgül, tabiî ki, yalın bir düşünce geliştirip, çözümlemeci bir yoğunlaşma sürecine giremediği gibi, kesinlikle dramatik bir bilinç gerektiren tiyatro eleştirisi konusunda da asla yetkinleşemiyor... Sade suya tirit, kerameti kendinden menkul, öznesiz tümcelerle örülen bir yazı yazan Dr. Tülay Yıldız Akgül, şimdilik kaydıyla, sert eleştiri oklarımızdan âzâde tutuldu. Yeni Tiyatro Dergisi'nin Nisan 2013 tarihli 48. sayısı satışa çıktığında, Mart 2013 tarihli 47. sayısının tecimsel korunması kalktığında, "Şarkısı Olmayan Düğün Şarkısı" yazısını değerlendirmeyi düşünüyorum. Tabiî ki, mahkemelerden fırsat bulabilirsem. Bu arada, şunu net bir biçimde dile getireyim: 


Tülay Yıldız Akgül, yazı yazmayı sürdürürse, yazılarını gayet dikkatle okuyup, kılı kırka yararak eleştireceğim!