Avukat Mehmet Bozkır sorgusu için yayınlar alaka düzeyine göre sıralanmış olarak gösteriliyor. Tarihe göre sırala Tüm yayınları göster
Avukat Mehmet Bozkır sorgusu için yayınlar alaka düzeyine göre sıralanmış olarak gösteriliyor. Tarihe göre sırala Tüm yayınları göster

15 Mayıs 2014 Perşembe

Bulunmaz'ı suçlayan Av. Mehmet Bozkır Soma işçilerini savunacak mı?

Ayrıca bakınız:

Bulunmaz'dan ceza, hukuk, ceza hukuku, hukuk felsefesi dersleri alınır


BULUNMAZ LİNÇÇİLERLE UĞRAŞIRKEN KÖPEĞİNİ İHMÂL ETMİŞTİ


Bulunmaz, Yargıç Nesrin Kaya'nın hatalı kararına Yargıtay'da itiraz etti!


Bulunmaz, bugünkü mesaisine yine İstanbul Adalet Sarayı'nda başladı!


LİNÇÇİ tiyatronline.com yazarı Mehmet Bozkır'ın canını sıkacak belge!


Bulunmaz'ın, Burhan Gün, Eyyüp Fırat Kuyrtar, İbrahim Demirci, İnan Yılmaz, Mehmet Bozkır, Murat Çoban, Reyhan Kayışlı, Süleyman Anıl, Uğur Demirci Tosun adlı avukatlarla boğuşup, onlara teker teker ders verdiği bir süreçte, çok olağan bir avukatlık hâlinin Milliyet'e yansıması!


AKİL İNSANLAR Heyeti Güneydoğu Anadolu Grubu Başkan Yardımcısı Kezban Hatemi'nin oğlu Mehmet Ali Hatemi diyor ki: "Yine herkes bilsin ki hatır gönül ilişkisiyle rapor veren doktorlar ve buna alet olan hakimler de mesleklerini kötüye kullandıkları için adalet önüne çıkabilir." Okuyun


Müşteki Bulunmaz, şüpheli Demirkanlı için yarın savcıya ifade verecek!


Bulunmaz'ın MÜŞTEKİ Demirkanlı'nın SANIK olduğu duruşma yapıldı...


(LİNÇ KAMPANYASI'nda Bulunmaz'a karşı LİNÇ eylemcilerini savunan) Avukat Burhan Gün, Avukat Eyyüp Fırat Kuyurtar, Avukat İbrahim Demirci, Avukat İnan Yılmaz, Avukat Mehmet Bozkır, Avukat Murat Çoban, Avukat Reyhan Kayışlı, Avukat Süleyman Anıl, Avukat Uğur Demirci Tosun gibi kişilerin yaşadığı ülkede Zeynep Melis Güzel de var


Bulunmaz LİNÇÇİ Demirkanlı'yı savunan Reyhan Kayışlı'ya da itiraz etti


Bulunmaz, kararını beğenmediği 10. Asliye Hukuk Mahkemesi'ne karşı!


Bulunmaz, kararını beğenmediği 4. Asliye Hukuk Mahkemesi'ne karşı...


LİNÇ imzacısı Yaşam Kaya'nın hiçbir sözünü anlamak mümkün değil!...


Asılsız İHBARCI LİNÇÇİ Demirkanlı, Bulunmaz'ı TCK 301'den ihbar etti!


LİNÇÇİ Oyun Atölyesi'nde boğazına kılçık kaçan Moda Sahnesi tıksırdı


Bulunmaz, asılsız ihbarcı Demirkanlı'yı yargılatmayan karara itiraz etti!


Bulunmaz'a karşı HUKUKSAL LİNÇ KAMPANYASI yürütenlerin geyiği!


Asılsız İHBARcı Demirkanlı'nın savcılık İHBAR dilekçesi tüyler ürpertici


Bulunmaz, ASILSIZ İHBARCI Demirkanlı'nın İHBAR dilekçesini irdeliyor!


Av. Burhan Gün, Av. Eyyüp Fırat Kuyurtar, Av. İbrahim Demirci, Av. İnan Yılmaz, Av. Mehmet Bozkır, Av. Murat Çoban, Av. Reyhan Kayışlı, Av. Süleyman Anıl ve Uğur Demirci Tosun, Google'da bizden izleniyor!


Bulunmaz, 14 Ağustos 2013 Çarşamba, Burhan Gün için ifade verecek!


Bulunmaz, Demirkanlı vekili Burhan Gün dosyasını ağır cezaya yolladı!


LİNÇÇİ Mehmet, yargıyı zorlayıp Bulunmaz'ı mahkûm ettirmek istemişti!


Bulunmaz, Eyyüp Fırat Kuyurtar'ın müvekkili Fırat Güllü'ye ders verdi!...


Bulunmaz'dan eksik karar veren Sulh Ceza Yargıcı Mine Arısoy'a itiraz!


Bulunmaz, asılsız ihbarcı Demirkanlı'yla mükerrer hukuk maçı yapacak!


Bulunmaz, Gülhan ile Reyhan hanımların ağızlarının payını verecek!...


Melih Anık, tiyatrodan hiçbir menfaati olmadığı için rahatlıkla sorabiliyor


Bükemedikleri bileği öpemeyenler Bulunmaz'ı mahkûm ettirmek istiyor...


Bulunmaz, şikâyetini geri çeken asılsız ihbarcıyı hukuk minderine çekti!


İzmir'de muhakeme edildiğimde yayınlanan haberi(!) yeni yayınlıyorum!


Bulunmaz, Reyhan Kayışlı'nın müvekkili Gülhan Demirkanlı'yı anlattı!...


LİNÇÇİ www.tiyatronline.com yazarı Mehmet Bozkır tiyatroyu bilmiyor...


"YARGITAY İLGİLİ DAİRESİNE GÖNDERİLMEK ÜZERE" / BULUNMAZ


Tiyatroyu bilmeyenlerin yayınladığı LİNÇÇİ Mimesis'ten cahilce bir yazı

10 Aralık 2011 Cumartesi

LİNÇÇİ avukat Mehmet Bozkır dangalakça tiyatro yazıları yazıyor!

Kapitalizmin ilelebet muhafaza ve müdafaa edilmesi için, devlet eliyle kurulup toplumsal kuvözde yaşatılan Devlet Tiyatroları, Şehir Tiyatroları gibi resmî tiyatro kurumları, toplumsal olarak işlevsellik kazanamadığından, sahte, sentetik, yapay eleştirmenlerin inisiyatifine terk edilmiş durumda. LİNÇÇİ Mehmet Bozkır da, estetiğin "e"sinden, sanatın "s"sinden, tiyatronun "t"sinden anlamadığı için, sahte, sentetik, yapay duygularla tiyatro eleştirileri kaleme alıyor. Sahte duygular taşıyıcısı LİNÇÇİ Mehmet Bozkır, eline kalem alma cesareti gösterebilmesini, resmî tiyatro kurumlarının halktan uzaklığına borçlu. Tamamıyla "cahil cesareti" mantığıyla tiyatro yazıları kaleme alan LİNÇÇİ Mehmet Bozkır, dangalak bir ruhla hareket ettiği için, ancak Devlet Tiyatroları düzeyinde bir tiyatro eleştirmeni olmanın bir milim bile ötesine geçemiyor. İzlediği oyunların metin altını değil, metnini bile algılamaktan yoksun LİNÇÇİ Mehmet Bozkır, aşağıda linkini verdiğimiz LİNÇÇİ tiyatronline.com sitesindeki yazılarını öyle anlaşılmaz bir dille yazıyor ki, okurların, bu saçma sapan yazılardan herhangi bir entelektüel zevk alması asla ve kesinlikle olası değil.

Aşağıdaki tümceyi, "her tümce bir yargı birimidir" mantığıyla okuduğumuzda, bu tümcenin hiçbir yargı oluşturmadığını görmek olası. LİNÇÇİ Mehmet Bozkır tarafından kaleme alınmış tümceyi, yazıdan kopararak okuduğunuzda, "kalabalık bir kadro" ile yapılan herhangi bir işin, kendiliğinden olumsuz olabileceği düşüncesiyle karşı karşıya kalabilirsiniz. Resmî tiyatro kurumlarına sırtını yaslayarak resmî tiyatro eleştirmenliği yapanlar, doğaları gereği, tabii ki, dangalakça yazılar yazıp, üstüne üstlük, bir de LİNÇÇİ olmak zorundalar. LİNÇÇİ Mehmet Bozkır da aynen böyle davranan biri...

Sosyalist Sanatçı Hilmi Bulunmaz


***


"Böyle kalabalık bir kadronun olduğu, bu kadar imkanın olduğu bir tiyatro bünyesinde böylesine bir oyunu sahneye koymak hem seyirciler hem de oyuncular açısından talihsizlik."

(Kaynak: tiyatronline.com)

23 Şubat 2015 Pazartesi

Mehmet Bozkır'la yapacağım hukuk maçı için dün Soma yolcusuydum!...

Avukat Mehmet Bozkır, 1101'lik "ENTELEKTÜEL VE HUKUKSAL LİNÇ KAMPANYASI" için, ivedilikle imza ve yazı vererek, yangına ilk benzin dökenlerden biriydi. Dâvâlarımın yoğunluğu nedeniyle kendisiyle yakından ilgilenemediğim Avukat Mehmet Bozkır'la hukuk maçı yapmak için bugün Soma ilçesindeydim. Dün 22:00'de Soma Seyahat otobüsüyle gittiğim Av. Mehmet Bozkır'ın memleketine bu sabah 05:44'te ulaştım!...

Sosyalist Sanatçı Hilmi Bulunmaz

22 Mayıs 2013 Çarşamba

Bu yazıyı okur okumaz, Avukat Reyhan Kayışlı'yı düşündüm nedense...

Gitmediği Hastane Rapor Hazırlamış!

Bu olayda herkes avukat... Avukat Kezban Hatemi'nin avukat oğlu Mehmet Ali Hatemi; avukat eşi Aslı Hatemi'den ayrılmaya karar veriyor, başına gelmedik kalmıyor. Oğul Hatemi, hastane raporlarını anlattı.


Milliyet'in haberine göre Avukat Kezban Hatemi hakkında kendisi gibi avukat olan oğlu Mehmet Ali Hatemi tarafından yapılan 'kişiyi hürriyetinden yoksun bırakma', 'eziyet', 'kişiye ait belgeleri izinsiz verme', 'tehdit ve hakaret' ve 'resmi belgede sahtecilik' suç duyurularının yankıları sürüyor. Annesinden şikâyetçi olan Avukat Mehmet Ali Hatemi, eşi Avukat Aslı Hatemi'den boşanmak istedikten sonra annesi tarafından maddi manevi zulüm gördüğünü, Fransız Lape Hastanesi'ne kapatıldığını ve bu süreçte de Mim Art Antiques adlı sanat galerisinin bilgisi dışında tasfiye edildiğini iddia etmişti. Milliyet Gazetesi, Mehmet Ali Hatemi'nin hastane raporlarına ulaştı.


Yedi günü kapalı bir odada tek başına olmak üzere 10 gün hastanede zorla tutulan Hatemi'nin buraya daha önce hiç gitmediği bir başka hastanenin hiç tanımadığı Kardiyoloji Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Çavlan Çiftçi tarafından verilen depresyon teşhisi üzerine çıkartılan mahkeme kararıyla yatırılması dikkat çekiyor. Hatemi'nin Lape tarafından verilen raporunda ise 'Mehmet Ali Hatemi'de herhangi bir akıl sağlığı ya da akıl zayıflığı saptanmadığı' cümlesi ve ardından da hastaneden çıkışının yapıldığı görülüyor.


'Sadece huzur istiyorum'


Konuyla ilgili görüştüğümüz Mehmet Ali Hatemi, hastaneden 21.09.2012 tarihinde taburcu olduğunu ancak aradan geçen sekiz ay süresince annesi tarafından gördüğü maddi manevi zulmün bitmediğini bu yüzden çareyi suç duyurusunda bulduğunu söyledi.


Eşinden boşanma kararı aldığını geçen temmuz ayında annesi Kezban Hatemi'ye söylediğini belirten Hatemi, o günden sonra yaşadığı maddi sıkıntıyı da şöyle anlattı:


"Hatemi Ailesi'ne ait bir lirayı almadım, almayacağım. Saatlerimi ve elimde kalan birkaç tabloyu satarak geçinmeye çalışıyorum. Ancak dostlarım ve iş yaptığım sanatçılar da bana maddi destek vermemeleri konusunda annem tarafından uyarılıyor(!). Bu durumun en yakın tanığı dostum Ali Güreli ve ressam Ahmet Güneştekin'dir. Benim derdim bâzı insanların iddia ettiği gibi anne ve babamı itibarsızlaştırarak bağcı dövmek değil, üzüm yemek. Savcılık şikâyetlerini suçlar kesinleşsin diye yaptım. Basına da bu zulümler kesilsin diye konuştum. Kanser gibi riskli bir rahatsızlığı yaşadıktan sonra ben artık hayatımda sadece huzur istiyorum."


Dokuz aydır çocukları Ali Emir ve Zeynep ile de türlü bahaneler öne sürülerek görüştürülmediğini belirten Hatemi, "İstersem çocuklarımı 'haciz' yoluyla görebilirim ama çocuklarıma bunu yapamam. Onların hayatında kapıya polisle gelmiş bir baba figürü olmak istemiyorum. Bir gün onlar da beni anlayacaklar ama şimdi yaşları olan biteni idrak etmeye müsait değil." dedi.


'Tek başıma  domates bile alamayabilirim'


Eşim Aslı Hatemi'den ayrılmaya karar verdiğimde, hem Türkiye'nin en ünlü boşanma avukatı olması, hem de annem olması nedeniyle, önce annem Kezban Hatemi'nin kapısını çaldım. Annem bu boşanmaya asla müsaade etmeyeceğini, torunlarından uzak kalmaya dayanamayacağını söyledi.


Bu kez eşim Aslı Hatemi'ye gittim ve artık bu evliliğin sürmeyeceğini kendisini maddi ve manevi olarak asla mağdur etmeyeceğimizi söyledim. Ardından da evi terk ettim. Bu sıralar şimdiki kız arkadaşım Avukat Zeynep ile tanışıyor, dostça görüşüyor ama birliktelik yaşamıyorduk.


Büyü diye yorumlandı


Evden ayrıldıktan sonra önce annem ve babamın evinde kaldım. Annemin boşanmama karşı olan egosu hayli yüksek sözleri ve bana büyü yapıldığı iddiaları üzerine dayanamayarak yanlarından ayrıldım. Kısa bir tatile çıktım, bu sırada ortağı olduğum sanat galerisi benden habersiz elimden alındı, her türlü maddi gelir kapım engellendi, polisler eşliğinde akıl hastanesine kapatıldım. Hastane süresince bir tek Zeynep yanımda dimdik durdu ve oradan çıkar çıkmaz ona evlenme teklif ettim. Hayatımın kalan kısmını onunla geçirmek istiyorum. Yaptığımız suç duyurusu sırasında ilişkimizi de kabul ettik, "Birbirimizi seviyoruz, ötesi yok" dedik. Bu süreçte Zeynep de çok yıpratılmaya çalışıldı. Hem ailesi, hem de patronu, annem ve onun saygın dostları tarafından arandı, türlü baskılar yapıldı.


'İkimiz de kararlıyız'

Şimdi ailemin beni vesayet altına alacağı konuşuluyor. Bunu da başarırlarsa, bu benim pazardan tek başıma bir kilo domates bile satın alamayacağım anlamına geliyor. Ama Zeynep de, ben de kararlıyız. 50 sene de olsa bekleyeceğiz. Herkes, ama en çok annem bilsin ki, biz bu yola 3-5 sene için çıkmadık. Avukatlık mesleğimi yapmıyor olmam, benim de bir hukukçu olduğum gerçeğini değiştirmez. Yine herkes bilsin ki, hatır gönül ilişkisiyle rapor veren doktorlar ve buna alet olan hakimler de mesleklerini kötüye kullandıkları için adalet önüne çıkabilir. Bir daha kimsenin böyle canı yanmasın.


13 Mayıs 2013 Pazartesi

Bulunmaz'dan ceza, hukuk, ceza hukuku, hukuk felsefesi dersleri alınır

Ben, hayatım boyunca, verebildiğim derslerin karşılığında hiçbir zaman için para almamaya olağanüstü özen gösteren biriyim... Kurucusu olup, kendi yönettiğim Bulunmaz Kültür Merkezi ve Bulunmaz Tiyatro'daki oyunculuk ve yazarlık çalışmalarını ücretsiz olarak sürdürürken, bu kez ceza, hukuk ve hukuk felsefesi dersleri vermeye başladım. Avukatların zamanları fazla olmadığı ve özgür zamanlarında da müvekkil bulmakla yükümlü oldukları için, avukatlara bir ayrıcalık tanıyıp, onlara adliyede ceza, hukuk, ceza hukuku ve hukuk felsefesi dersleri de verebiliyorum! 

Ben, ceza, hukuk, ceza hukuku ve hukuk felsefesi derslerini, yalnızca İstanbul kentiyle sınırlı tutmayıp, başta İzmir kenti olmak üzere, diğer kentlere de taşıyabiliyorum. 6 Mayıs 2013 Pazartesi günü İzmir'e gidip, 7 Mayıs 2013 Salı günkü Karşıyaka 1. Asliye Hukuk Mahkemesi'nde de İzmir Barosu avukatlarından Murat Çoban'a çok güzel bir ders verdim. LİNÇ KAMPANYASI ana sponsoru Tiyatro... Tiyatro... Dergisi acemi yazarlarından Seval Deniz Karahaliloğlu'nun avukatlığını üstlenmesine karşın, bu görevini asla ve kesinlikle yerine getiremeyen İzmir Barosu avukatlarından Murat Çoban, hukuksal öğrenmeye kapalı biri olsa bile, ben, elimdeki çağcıl öğretim programını, İzmirli avukat Murat Çoban'a da uygulamaya başladım. İzmir'deki hukuksal turnem devam ederken, tabiî ki, esas ders programımı İstanbul'daki adliyelerde sürdürüyorum. 


Bu kez de, İstanbul Anadolu Adalet Sarayı'nda LİNÇ KAMPANYASI ana sponsorlarından Oyun Atölyesi'nin avukatları İbrahim Demirci ile Süleyman Anıl'a verdiğim hukuk dersleri çok büyük bir hızla sürerken, İstanbul Çağlayan Adalet Sarayı'nda da şu kişilere hukuk dersi verdim:

Avukat Burhan Gün

Avukat Eyyüp Fırat Kuyurtar
Avukat İbrahim Demirci
Avukat İnan Yılmaz
Avukat Reyhan Kayışlı
Avukat Süleyman Anıl
Avukat Uğur Demirci Tosun

Sadece örgün eğitimle sınırlı kalmayıp açık öğretime de özen gösterdim. Manisa'daki acemi avukat Mehmet Bozkır'a hukuk dersleri verebildim.


HUKUK DERSİ VERDİĞİM AVUKATLARIN TOPLU LİSTESİ:

1 - AVUKAT BURHAN GÜN
2 - AVUKAT EYYÜP FIRAT KUYURTAR
3 - AVUKAT İBRAHİM DEMİRCİ
4 - AVUKAT İNAN YILMAZ
5 - AVUKAT MEHMET BOZKIR
6 - AVUKAT MURAT ÇOBAN
7 - AVUKAT REYHAN KAYIŞLI
8 - AVUKAT SÜLEYMAN ANIL
9 - AVUKAT UĞUR DEMİRCİ TOSUN

Sosyalist Sanatçı Hilmi Bulunmaz

17 Mayıs 2013 Cuma

BULUNMAZ LİNÇÇİLERLE UĞRAŞIRKEN KÖPEĞİNİ İHMÂL ETMİŞTİ

Fotoğraflar: Ayşe Fikriye Bulunmaz

Bugün, gece yarısı saat ikide yatıp, sabah altıda kendimi şimşek hızıyla sokağa atıverdim. Bunun biricik, tek nedeni, şık köpeğim Toprak'ı aylar boyunca sürekli ihmâl ederek onunla yeteri denli ilgilenmeme hâlimdi. Benim yaptıklarımı sürekli bir biçimde izleyenlerin, yazılarımı aralıksız okuyanların, hakkımda dedikodu yapanların, kuramsal bilgilerimden yararlanmak isteyenlerin gayet iyi bildiği gibi, ben, tam tamına altı yıldır "ENTELEKTÜEL LİNÇ KAMPANYASI" zindanı içinde boğulmak istendim. Benim karşımda binlerce "ÇİRKİN VE KİNDAR" karakter bulunmasına karşın, neredeyse "TEK BAŞIMA" bütün bu saldırıların üstesinden gönül rahatlığıyla gelebildim. Hâlâ artçı depremleri sürmüş olsa da, "ENTELEKTÜEL LİNÇ KAMPANYASI" sürecinin ipliğini pazara çıkarabilmek için, âdeta kendimi yargılattım. Bir çapulcu sürüsü gibi üzerime hırçınca çullanıp, "ALTERNATİF HUKUK" oluşturmak kaygısındaki binlerce âciz, berduş, cahil, hain, zavallı kişinin karşısında yapabileceğim biricik, tek, yegâne eylem de "HUKUKA SIĞINMAK" oldu. "Avukatların çoğu YAVŞAKtır genellikle..." kolaycılığının hâlâ egemen olduğu bir ülkede yaşarken, "haksızlıkların yasalarla korunduğu"nu bilmeme karşın, Adalet Bakanlığı şemsiyesi altındaki Adalet Sarayları'na gidip gelmekten, oradaki toplumsal hastalığa sürekli bir biçimde ortak olmaktan başka bir çıkar yolum, düşünsel tavrım yok.

Boğaziçi Üniversitesi'nde dirsek çürütüp, felsefe tahsil edebilmiş tiyatro esnafımız Ömer Faruk Kurhan ile başlayan, başlatılan "HUKUKSAL LİNÇ KAMPANYASI"; Av. Burhan Gün, Prof. Dr. Nurhan Tekerek, Mustafa Şükrü Demirkanlı, Gülhan Avşar Demirkanlı, Kemal Aydoğan, Oyun Atölyesi, Nihat Haluk Bilginer, Levent Çağlayan, Mehmet Bozkır, Seval Deniz Karahaliloğlu, Eyyüp Fırat Kuyurtar, Uğur Demirci Tosun, Süleyman Anıl, Reyhan Kayışlı ile devam etti... "HUKUKSAL LİNÇ KAMPANYASI" sürecinde, şu avukatlarla hep karşı karşıya geldim:

Avukat Burhan Gün
Avukat Eyyüp Fırat Kuyurtar
Avukat İbrahim Demirci
Avukat İnan Yılmaz
Avukat Mehmet Bozkır
Avukat Murat Çoban
Avukat Reyhan Kayışlı
Avukat Süleyman Anıl
Avukat Uğur Demirci Tosun

Şimdi, çok uzun zaman sonra "HUKUKSAL LİNÇ KAMPANYASI" zindanının duvarlarını parçalamayı başardığım gayet güzel şu günlerde, köpeğim Toprak'a yeni bir tasma daha satın alıp, onunla yeniden sabah gezilerine çıkmaya başladım... Köpeğim Toprak, bana karşı düzenlenen "ENTELEKTÜEL LİNÇ KAMPANYASI" sürecinin benim lehime doğru bir çizgi oluşturmaya başladığını sezmiş olmalı ki, birkaç gündür olağanüstü bir ağlamayla paçalarımı parçalamaya başlamıştı. Bu sabah çok erken saatlerde beni yatağımdan hızla sürükleyip çıkaran Toprak, bana karşı ağlayan bir havlamayla seslenirken, LİNÇ KAMPANYASI düzenleyecilerine karşı da ısırır gibi bir havlamaya devam ediyor hâlâ!...

Sosyalist Sanatçı Hilmi Bulunmaz

1 Ekim 2013 Salı

Bulunmaz asılsız ihbarcı Demirkanlı'yla mükerrer hukuk maçı yapacak...

T.C.
İSTANBUL
35. SULH CEZA MAHKEMESİ YARGIÇLIĞI'NA

DOSYA NO: 2013/268

KONU: Haksız biçimde suçlanıp, hatalı olarak hazırlanmış iddianame ile yargılanarak, yanlış bir hükümle mahkûm olduğum dâvâ düzeltme yoluna gidilmeli, Yargıtay yolu açık tutulup, "Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması" uygulanmamalıdır. Mahkemeden isteğim bunlardır...

Mustafa Şükrü Demirkanlı, benim sanatsal ifade olanaklarımı ilelebet ilga ve imhâ etmek için, eşi ve aynı zamanda da patronu Gülhan Avşar Demirkanlı ile elinde bulundurduğu ve Trabzon Temsilcisi Levent Çağlayan sayesinde Karadeniz'de de hüküm süren Tiyatro... Tiyatro... Dergisi ve www.tiyatrodergisi.com.tr sitesini, âdeta birer şantaj aracı gibi kullanarak, 1100 kişiyi bir araya getirip, benim tanımlamama göre, "ENTELEKTÜEL LİNÇ KAMPANYASI" başlatmıştır. 

Ben, bu nedenle kendisine yönelik olarak incitici ve sert eleştiriler yaptığımda da, Anayasal hakkım olan eleştirel bakış açısı olanağını, sanki bir hakaret biçiminde kullanmışım havası oluşturarak, Cumhuriyet Savcısı Sayın İsmail Onaran'ı, en hafif deyimiyle inandırıp ikna ederek, Sayın Onaran'ın, benim hakkımda hatalı ve eksik karar vermesine neden olmuştur. Sayın Onaran, suç duyurusuna tekil, tikel, öznel bakıp, adliye ortamının yoğunluğu ve kendisinin yorgunluğuna yenik düşmüştür. Bunun gayet net ve somut örneği şudur: Ben, hiçbir zaman için "Alper Cücenoğlu" adını anmamış olmama karşın, Sayın Onaran, iddianamenin ikinci paragrafı, ikinci tümcesi, on ve on birinci sözcüklerini hatalı bir biçimde iddianameye eklemiştir. 

Bu denli yoğunluk ve yorgunluk içerisindeki bir savcıyı eleştirmek niyetinde olmamakla birlikte, şunu da ifade etmem gerekir: Savcılar, yargıçlar, olay ve olgulara çoğul, tümel, nesnel bakmalılardır. Sayın Onaran, nesnel davranmamıştır. Nesnel davranılmayınca da, ister istemez, niyet ne kadar hukukun üstünlüğü düzleminde olursa olsun, sonuç, bence, hukuk dışı olmuştur. Sayın Yargıç Füsun Alca da, hukukî bir denge gözetmek için, neden - sonuç ilişkisinin bir uzantısı olan diyalektik hukuk anlayışı yerine, statik bir karar vermiştir. 

Bu arada, ben, "Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması" gerçeğini duyumsayamadığım için, bunu kendi çıkarıma olarak yorumlayıp, bu öneriyi kabul ettim. Birikimsiz, deneyimsiz, hukuk bilgisi az bir evrede bulunduğum için, kabul ettiğim bu önerinin, aslında benim çıkarıma olmadığını, Fazıl Say'ın yargılandığı aşamada usa vurdum. "Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması" uygulamasının, Yargıtay'a gitmeme sonucunu doğurduğunu anlayabilmem için, hukukla döşenmiş Türk Ceza Kanunu'nu öğrenmem gerekiyormuş. Neredeyse yüz kez yargı karşısına çıkıp, muhakeme edildiğim süreçte edinmiş bulunduğum hukuk felsefesi algısıyla, "Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması" önerilerine sıcak bakmamaya başladım. Örnekse, İstanbul 10. Sulh Ceza Mahkemesi, İstanbul Anadolu 40. Sulh Ceza Mahkemesi ve diğer mahkemelerde süren dâvâların hiçbirinin ilk duruşmasında, "Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması" önerisini asla ve kesinlikle kabûl etmedim. Çünkü, Yargıtay'a, Yasa Yolları Bürosu'na ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi sürecine kapatılan yoldan rahatsızlık duyuyorum...

Genellemeci girizgâhtan sonra madde madde ilerlemekte yarar gerekir.

1 - İnternet teröristi, sanal canavar Burak Caney, bana karşı "BİRİNCİ ENTELEKTÜEL LİNÇ KAMPANYASI" eylem sürecini de başlattı.
(Bkz: http://tiyatroyun.blogspot.com/2008/03/bir-iftirann-bataklk-anatomisi.html)

İnternet teröristi, sanal canavar Burak Canay takma adlı şahsın, Ahmet Cüneyt Yalaz, A. Ertuğrul Timur ve avukat Burhan Gün, Bülent Sezgin, Duygu Dalyanoğlu, avukat Eyyüp Fırat Kuyurtar, Fırat Güllü, Gülhan Avşar Demirkanlı, avukat İbrahim Demirci, avukat İnan Yılmaz, İsmail Can Törtop, KemaL Aydoğan, Levent Çağlayan, avukat Mehmet Bozkır, avukat Mesut Bulut, avukat Murat Çoban, Mustafa Demirkanlı, Nihat Haluk Bilginer, Nurhan Tekerek, Oyun Atölyesi'nden biri yada birileri, Ömer Faruk Kurhan, Özdemir Nutku, Seval D. Karahaliloğlu, avukat Süleyman Anıl, avukat Uğur Demirci Tosun, Yücel Erten ve 1100 kişilik "ENTELEKTÜEL LİNÇ KAMPANYASI" örgütü elemanlarından birilerinin olduğu kanaatindeyim. Bu kanaat nasıl oluştu?... Bana karşı, legal - illegal, meşru - gayrimeşru, yasal - yasadışı eylemlerde bulunan bu kişiler, benim sanatsal ifade olanaklarımı ilelebet ilga ve imhâ etmek için Burak Caney rolüyle sahneye çıkmış olabilirler. Elimde çok somut,  ipucu niteliğinde bir belge, bir bilgi, bir bulgu ve bir delil bulunmadığı için, ister istemez, bir sezgi ve bir kanaat boyutuyla görüş belirtiyorum.

2 - Mustafa Şükrü Demirkanlı ile Ömer Faruk Kurhan ve diğerleri de "İKİNCİ ENTELEKTÜEL LİNÇ KAMPANYASI" eylemi başlattı...
(Bakınız: www.coskunbuktel.com/lincimzacilari.htm)

Yukarıdaki link tıklandığında, bana karşı düzenlenen iğrenç kampanya bildirisinin içeriğinde, bana "LİNÇÇİ" denildiği görülebilecektir. 1100 kişinin bir araya gelerek, İnternet ortamında da olsa, sanal biçimde de geliştirilse, bana "LİNÇÇİ" demesi karşısında, mahkemeye gitmeyi yeğlemeyi doğru bulmadığım için, yazıya yazıyla karşılık verdim. Tam 1100 kişi, bana karşı örgütlenip, benim sanatsal ifade olanaklarımı ilga ve imha etmek istemenin yanı sıra, bir de bana düşmanca "LİNÇÇİ" dediklerinde, ben de, onlara "LİNÇÇİ" demeyi uygun buldum. Benim bu sözü söylerken, asla ve kesinlikle hakaret etme gibi bir kastım, bir niyetim yoktu; olamazdı da. Çünkü ben, Türk Ceza Kanunu'nun 125. Maddesi'nin hakaret suçlarına karşı yaptırım gücünü çok iyi biliyorum.

3 - Ömer Faruk Kurhan, şunu başlattı: "ÜÇÜNCÜ ENTELEKTÜEL LİNÇ KAMPANYASI" ("HUKUKSAL LİNÇ KAMPANYASI")
(Bakınız: http://tiyatroyun.blogspot.com/search?q=%22HUKUKSAL+L%C4%B0N%C3%87+KAMPANYASI%22&max-results=20&by-date=true)

4 - Avukatlar Burhan Gün, Eyyüp Fırat Kuyurtar, İbrahim Demirci, İnan Yılmaz, Mehmet Bozkır, Mesut Bulut, Murat Çoban, Reyhan Kayışlı, Süleyman Anıl, Uğur Demirci Tosun, dolaylı - dolaysız nâhoş 
"DÖRDÜNCÜ ENTELEKTÜEL LİNÇ KAMPANYASI" düzenledi.
(Bakınız: http://tiyatroyun.blogspot.com/2013/04/blog-post_2561.html)

Ben, devletin, halkın, emekçinin, işçinin, tüyü bitmemiş yetimin zarar görmemesi için, bütün sanatsal etkinliğimi ücretsiz sürdürdüğüm için, piyasayı ele geçirmiş 1100 kişinin haşin ve sert saldırılarına uğramakla birlikte, 1100 kişilik bu örgüt, bana karşı olağanüstü düzeyde zararlar verdiler. Aşağıda sunduğum dâvâ dosyaları incelendiğinde görülecektir ki, benim, ücretsiz oyunculuk, ressamlık, şairlik ve yazarlık dersleri de vermem, yönettiğim oyunlar için izleyicilerden kesinlikle hiç para talep etmemem, yayınladığım dergi ve kitapları da ücretsiz olarak dağıtmam, özetle halkın ve tüyü bitmemiş yetimin haklarını ödemeye yeltenmem, 1100 kişilik "ENTELEKTÜEL LİNÇ KAMPANYASI" elemanlarının hiçbir zaman için asla hoşuna gitmedi. Bu yüzden, gereksiz bir biçimde, beni mahkemelerle oyalamaya çalıştılar. Ben de bu nedenle, "Kimseyi mahkemeye vermem!" ilkemden ödün vererek, bunları teker teker mahkemelere veriyorum. Aşağıdaki mahkemeler tablosu aydınlatıyor: 

DELİLLER:
HAKARET DÂVÂLARI
İstanbul 2. Sulh Ceza Mahkemesi 2012/663
İstanbul 2. Sulh Ceza Mahkemesi 2013/523
İSTANBUL 3. SULH CEZA MAHKEMİSİ 2010/8
İstanbul 8. Sulh Ceza Mahkemesi 2013/843
İstanbul 22. Sulh Ceza Mahkemesi 2013/551
İstanbul 12. Sulh Ceza Mahkemesi 2013/664
İstanbul 27. Sulh Ceza Mahkemesi 2012/943

İFTİRA DÂVÂSI

İstanbul 24. Asliye Ceza Mahkemesi 2013/201

TAZMİNAT DÂVÂLARI

İstanbul 6. Asliye Hukuk Mahkemesi 2013/481
İstanbul 23. Asliye Hukuk Mahkemesi 2013/205
İstanbul 23. Asliye Hukuk Mahkemesi 2013/230
İstanbul 24. Asliye Hukuk Mahkemesi 2013/205

TANIKLAR:

Coşkun Büktel
Mehmet Cemalettin Bulunmaz

SONUÇ ve İSTEM: AVRUPA İNSAN HAKLARI MAHKEMESİ "hukuk istasyonu"na kadar uzamasını arzu etmediğim dâvâ dosyasının detaylı ele alınıp, yukarıda özetle sunduğum, aslında binlerce sayfalık dâvâ dosyaları içeriklerini oluşturan belgeler, bilgiler, bulgular, deliller, kanıtlar ve ayrıca tanıklara dayanan özgün hukukî süreci göz önünde bulundurmanız dileğiyle arz ve talep ederim. Saygılarımla. 02.10.2013


HÜSEYİN HİLMİ BULUNMAZ 


EK:
1 - İstanbul 21. Asliye Hukuk Mahkemesine verilen hukuk belgesi.
2 - İstanbul 25. Asliye Hukuk Mahkemesine verilen hukuk belgesi.
3 - İstanbul 3. Sulh Ceza Mahkemesi 2010/8 BİLİRKİŞİ RAPORU
4 - İstanbul 9. Asliye Ceza Mahkemesi 2010/337 BİLİRKİŞİ RAPORU

25 Mayıs 2014 Pazar

24 Kasım 2013 Pazar

Bulunmaz, şikâyetini geri çeken asılsız ihbarcıyı hukuk minderine çekti!

T.C.
İSTANBUL
CUMHURİYET BAŞSAVCILIĞI'NA

SORUŞTURMA NO: 2013/72888


1 - 13 Kasım 2013 Çarşamba günü Ukrayna'nın başkenti Kiev'e gitmek için son hazırlıklarımı yapıyorken, Şişli İlçe Emniyet Müdürlüğü Asayiş Büro Amirliği'nden bir polis memuru beni telefonla arayarak, Mustafa Şükrü Demirkanlı'nın şikâyeti üzerine ifade vermem için beni çağırdı... Ukrayna'ya gitmek üzere olduğumu ve 17 Kasım'ı 18 Kasım'a bağlayan gece yurda dönüş yapacağımı belirttim polise... Bu telefon görüşmesini yaptığım ândan başlayarak, Kiev Uluslararası Kuyumculuk Fuarı'ndaki standımızda nasıl çalışacağımı planlamak yerine beni haksız, hukuksuz yere şikâyet eden Mustafa Demirkanlı'nın kötücüllüğünü düşünmekle meşgûl olmaya başladım. Yurda dönene dek büyük bir sıkıntı yaşadım!


2 - 18 Kasım 2013 Pazartesi günü sabah Şişli İlçe Emniyet Müdürlüğü Asayiş Şube Amirliği'ndeki ilgili polis memurunu aradım ve o gün izinli olduğunu, ertesi gün aramam gerektiğini söylediler. 19 Kasım 2013 Salı günü, sabah erkenden İstanbul 27. Sulh Ceza Mahkemesi'nde Mustafa Şükrü Demirkanlı'nın "SANIK", benim "MÜŞTEKİ" olduğum, dosya numarası 2012/943 olan dâvânın 10.35'de duruşması olacaktı. Ne yazık iş yoğunluğu nedeniyle duruşma geç başladığı için ancak saat 14.00'de Asayiş Büro Amirliği'ne gidebildim... Polis memurlarının yoğun ilgisine karşın, Mustafa Şükrü Demirkanlı'nın anlaşılmaz, bulanık, dayanaktan yoksun, hattâ adalete, hakka, hukuka, kanuna ve mevzuata aykırı olan iddiasını anlayabilmek için aşırı çaba harcadım! Durum böyle olmasına karşın, ifade yoksunluğu içerisindeki Mustafa Şükrü Demirkanlı'nın ne demek istediğini tam olarak anlamadığım için, polise verdiğim ifadede; "ÇOK GENİŞ BOYUTLU, İÇERİKLİ SAVUNMA HAZIRLAYIP, 2013/72888 SAYILI SORUŞTURMANIN TAHKİKAT SAVCISINA SAVUNMAMI BİLDİRECEĞİM..." dedim. Bu arada, zâten zaman zaman "ASILSIZ İHBAR" yapma alışkanlığı içinde bulunan Mustafa Şükrü Demirkanlı'nın ihbarının aslı olmadığını, bu dâvâdan vazgeçmek zorunda kalacağını belirttim. Daha sonraki gelişmeler bunu kanıtladı!...


3 - 20 ve 21 Kasım 2013 tarihlerinde işlerimin yoğun olması nedeniyle, 22 Kasım 2013 Cuma günü Sayın Savcı Hüseyin Yavaş'ın savcı odasına gidip, "soruşturma dosyası"nın fotokopi çıktılarını almak istedim. Sayın Savcı, Mustafa Şükrü Demirkanlı'nın şikâyetini geri çektiğini, bu hâlde, benim de, bu şikâyetle ilgili herhangi bir iş yapmama hakkım olduğunu belirtti... Ben, soruşturmanın sürdürülmesini isteyince, Mustafa Şükrü Demirkanlı'nın "seçenek öneri" olarak getirdiği 2013/4849 soruşturma numaralı dosyayla birleştirmesini istedi... Ben, şikâyet istemiyle açılan dosyanın kapanmamasını istemekle birlikte, "bu dosya"nın, 2013/4849 soruşturma numaralı dosyayla değil de, 2013/72893 numaralı  dosyayla birleştirilmesi istiyorum. İşbu dosyaya 15 sayfalık savunma yazmıştım!


4 - 2013/72888 soruşturma numaralı dosyada benim işlediğim hiçbir suç ögesi bulunmamakla birlikte, bu dosyadaki belge, bilgi, bulgu, delil ve kanıtlar, Mustafa Şükrü Demirkanlı'nın suçlarını somutluyor. Yoksa şikâyetçinin 16 Eylül 2013 tarihinde verdiği dilekçe içeriğindeki gerekçe nedeniyle geri çekilen bir şikâyet söz konusu asla değil. Ben suç içerdiği iddia edilen video konuşmamda şikâyetçinin suçlarını tek tek sıralamış, kendisini yargılatacağımı belirtmiştim... Müşteki avukatını da suçluyor!


5 - Mustafa Şükrü Demirkanlı, takma adlı şahıs Burak Caney'le (Burak Caney kendisi olabilir) bana karşı "BİRİNCİ ENTELEKTÜEL LİNÇ KAMPANYASI" düzenledi. Kampanyaya bini aşkın kişi imza verdi!...

http://tiyatroyun.blogspot.com/2008/03/bir-iftirann-bataklk-anatomisi.html

6 - Mustafa Şükrü Demirkanlı, takma isimli Burak Caney'le başarı elde edemeyeceğini anlayarak, kendi adını kullanıp, bana karşı 1100 imzalı 

"İKİNCİ ENTELEKTÜEL LİNÇ KAMPANYASI" düzenleyebildi.
www.coskunbuktel.com/lincimzacilari.htm

7 - Bu iki kampanyadan istediği sonucu asla alamayan şikâyetçi, benim tanımlamamla bir de "HUKUKSAL LİNÇ KAMPANYASI" başlattı. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Özel Soruşturma Bürosu makamına benim hakkımda "ASILSIZ İHBAR" metni yazabilen şikâyetçi, 301. Madde'den yargılanmam için olağanüstü bir çaba harcamasına karşın, Sayın Savcı'nın hukukî çabası sonucu, benim aklanmama ve kendisinin "ASILSIZ İHBARCI" olmasına neden oldu. Başka ihbarları da var!... 

8 - Yalnızca kendisi değil, başta eşi Gülhan Avşar Demirkanlı da olmak üzere yakın arkadaşları Ömer Faruk Kurhan ve Nihat Haluk Bilginer ve Kemal Aydoğan ve Prof. Nurhan Tekerek ve Mehmet Bozkır ve Levent Çağlayan ve Seval Deniz Karahaliloğlu ve Bülent Sezgin ve Fırat Güllü ve Duygu Dalyanoğlu ve Ahmet Cüneyt Yalaz... hakkımda soruşturma, kovuşturma başlatmakla birlikte, tazminat dâvâları da açabilmişlerdir. Sadece yakın arkadaşları değil, kendisinin ve arkadaşlarının avukatları da, hakkımda çeşitli dâvâlar açmışlardır... Avukat Burhan Gün, Avukat Eyyüp Fırat Kuyurtar, Avukat Mehmet Bozkır, Avukat Reyhan Kayışlı, Avukat Süleyman Anıl, Avukat Uğur Demirci Tosun vb. yargılanmam için olağanüstü çaba harcayarak yargılanmama neden olabilmişlerdir... 


9 - Adaleti ve hakkı ve hukuku ve kanunu ve mevzuatı kendi çıkarları doğrultusunda kullanırlarken, benim uluslararası da iş yapan bir şirket sahibi olduğumu bildikleri için, âdeta benden para sızdırmak ister gibi, anlamsız, gereksiz manevî tazminat dâvâları açıp, benden gelir kaynağı oluşturmak isteyen ve tam tamına 1100 kişiden müteşekkil bir "LİNÇ KAMPANYASI ÖRGÜTÜ" görünümlü "alternatif hukuk" yapısı oluşturmuşlardır. Mustafa Şükrü Demirkanlı'nın önderlik ettiği kişi ve kuruluşlara Sayın Savcı'nın "DUR" demesi, şikâyetçinin gerekçesini de kabûl etmeyip, bu dâvânın tekil olarak başlamasını sağlaması gerekir... 


Şikâyetçi, herhangi bir hak arayışında değildir. Devlet Tiyatroları Genel Müdürü Mustafa Kurt'tan alabildiği usûlsüz reklam (PARA) gelirinin kurumaması için uğraşmaktadır. Şöyledir ki, hiçbir zaman için her ayın birinde çıkmadığı gibi, günler, bâzen haftalar, hattâ zaman zaman aylar sonra zar zor yayınlanabilen, yüz tane bile satılmadığını tahmin ettiğim Tiyatro... Tiyatro... Dergisi'ni bir "şantaj aracı" gibi kullanarak, Mustafa Kurt'tan reklâm (PARA) alabilmektedir... Şikâyetçiye reklâm (PARA) vermeyen Devlet Tiyatroları Genel Müdürleri'ne neler yapılabileceğini görebilmek için, Devlet Tiyatroları Eski Genel Müdürü Sayın İ. Rahmi Dilligil'e neler yaptığını, Dilligil'in hapiste yatması yönünde nasıl şantaj boyutunda yayın yaptığını görmek için Sayın Rahmi Dilligil'i dinleyiniz.

10 - Mustafa Şükrü Demirkanlı, hem SABIKALI bir "HAKARETÇİ", hem de şu ânda kendisine karşı açtığım yedi dâvâyla yargılanmaktadır... İstanbul mahkemelerinde yargılanan şikâyetçinin dosyaları şunlardır:


2. Sulh Ceza Mahkemesi 2012/663  HAKARET
12. Sulh Ceza Mahkemesi 2013/664 HAKARET
22. Sulh Ceza Mahkemesi 2013/551 HAKARET
27. Sulh Ceza Mahkemesi 2012/943 HAKARET
40. Asliye Ceza Mahkemesi 2013/399 HAKARET İFTİRA TEHDİT
6. Asliye Hukuk Mahkemesi 2012/481 TAZMİNAT
23. Asliye Hukuk Mahkemesi 2013/205 TAZMİNAT

Şikâyetçinin eşi Gülhan Avşar'ı da şu mahkemelerde yargılatıyorum:


24. Asliye Ceza Mahkemesi 2013/201 İFTİRA

24. Asliye Hukuk Mahkemesi 2013/205 TAZMİNAT

Şikâyetçinin temsilcisi Levent Çağlayan şu mahkemede yargılatıyorum:


8. Sulh Ceza Mahkemesi 2012/843 HAKARET


Şikâyetçinin arkadaşı Can Törtop'u şu mahkemelerde yargılatıyorum:


2. Sulh Ceza Mahkemesi 2013/523 HAKARET

23. Asliye Hukuk Mahkemisi 2013/230 TAZMİNAT

11- Şikâyetçi Mustafa Şükrü Demirkanlı'nın benim hakkımda başlattığı dayanaksız soruşturmalardan küçücük örnekler vermekle yetiniyorum:

Soruşturma No: 2013/72962
Karar No: 2013/30165
Soruşturma No: 2013/72893

12 - Mustafa Şükrü Demirkanlı'nın başlattığı "ENTELEKTÜEL VE HUKUKSAL LİNÇ KAMPANYASI" sürecinde, benim hakkımda başlattıkları ilk "KAMU DÂVÂSI" dosyasında "BERAAT" aldım. Bu "BERAAT" kararı, nesnel hukuk metni yazma gücü bulunan bir bilim adamının yazdığı "BİLİRKİŞİ RAPORU" metinlerine dayandırıldı:

İstanbul 3. Sulh Ceza Mahkemesi Dosya No: 2010/8 Esas
İstanbul 9. Asliye Mahkemesi Dosya No: 2010/337 Esas

13 - Mustafa Şükrü Demirkanlı'nın başlattığı "ENTELEKTÜEL VE HUKUKSAL LİNÇ KAMPANYALARI" yüzünden, yaşantımı bile sürdüremez hâle geldim. Uluslararası iş yapıp kendi alanında dünyanın en büyük firması olan bir şirketin kurucu başkanı, sahibi bulunduğum için sürekli olarak ülke dışına çıkmam gerekirken, yaklaşık altı (6) yıldır doğru dürüst işlerimi takip edememiştim... Ülke ekonomisine yaptığım katkılar da sıfır (0) noktasına savrulmaya başlamıştı. Neyse ki, yukarıda sıraladığım on iki (12) madde hâlindeki "mahkeme başvuru tarihleri"ne de bakıldığında görülecektir ki, Demirkanlı ve onun 1100 yoldaşı "frene basmak" zorunda kaldığı için "EKLER" bölümünde de sunulduğu gibi ülke dışına çıkarak, ülkeme yeniden döviz kazandırmaya başlayabildim. Oysa, kendi alanında dünyanın en büyük firmasının sahibi olan önemli bir kişi olarak kendilerini kesinlikle mahkemelere vermiyordum... Beni öylesine bir "boğulma" noktasına sürüklemek istediler ki, ben, "onlar gibi" olmasa bile, "ADLİYELERİ MEŞGÛL ETMEK ZORUNDA" kalıyorum. Bu şahıslar, bana yapabilecek başka bir eylem bırakmadılar. 

SONUÇ VE İSTEM: Şikâyetçi, sadece ve tek başına eylem yapan sade bir vatandaş değil ve eylemleri münferit değil. 1100 kişilik bir "örgüt" kurup, bu "örgüt"ü suç işlemek için ivmelendiren bir konumda olan Mustafa Şükrü Demirkanlı'nın şikâyetini geri çekiyor bahanesiyle suç ögelerini silmeye çalışması gözden uzak tutulmayarak, soruşturmanın devam etmesi, videoda görüleceği gibi, kendisiyle birlikte hareket edip suç ortaklığı yapan Levent Çağlayan'ın da işbu nedenle İstanbul 8. Sulh Ceza Mahkemesi'nde "SANIK" bulunduğu hiç unutulmamalıdır. Eğer mevzuat elverirse Mustafa Şükrü Demirkanlı'nın başlattığı soruşturma nedeniyle yargılanmasını ve/ya böyle dayanaksız soruşturma başlattığı için şikâyetçi olduğumu saygılarımla arz ve talep ederim!... 25.11.2013


HÜSEYİN HİLMİ BULUNMAZ


EKLER:
1 - PASAPORT FOTOKOPİSİ
2 - SAVCILIK SAVUNMASI
3 - EMNİYET İFADESİ