"MANEVÎ TAZMİNAT DÂVÂLARI" sorgusu için yayınlar alaka düzeyine göre sıralanmış olarak gösteriliyor. Tarihe göre sırala Tüm yayınları göster
"MANEVÎ TAZMİNAT DÂVÂLARI" sorgusu için yayınlar alaka düzeyine göre sıralanmış olarak gösteriliyor. Tarihe göre sırala Tüm yayınları göster

27 Ekim 2013 Pazar

Demirkanlı'nın hakaret içerikli bir yazısını sitesine aktarıp, yayınladığı için Can Törtop'a 110.000,00 TL'lik manevî tazminat dâvâsı açmış olan Bulunmaz, şimdi de Levent Çağlayan'a 120.000,00 TL'lik dâvâ açacak!

Bana haksızlık yapıp suç işleyen şahıslara karşı "KAMU DÂVÂLARI" açtırdıktan sonra, "MANEVÎ TAZMİNAT DÂVÂLARI" bile açmaya başladım... İlk "MANEVÎ TAZMİNAT DÂVÂSI" için, Asılsız İhbarcı Mustafa Şükrü Demirkanlı'yı hedef tahtasına koyarak, Demirkanlı'dan 50.000,00 TL istedim!... İkinci "MANEVÎ TAZMİNAT DÂVÂSI" ile LİNÇÇİ Tiyatro... Tiyatro... Dergisi Sahibesi Gülhan Demirkanlı'dan 100.000,00 TL, üçüncü "MANEVÎ TAZMİNAT DÂVÂSI" ile de Mustafa Şükrü Demirkanlı'dan 100.000,00 TL istedim!... Dördüncü "MANEVÎ TAZMİNAT DÂVÂSI" için, İsmail Can Törtop'u gözüme kestirip, İsmail Can Törtop'dan tam tamına 110.000,00 TL istedim!...

Bana karşı ilk tazminat dâvâsını Ömer Faruk Kurhan 25.000,00 TL ve ikinci tazminat dâvâsını da Asılsız İhbarcı Mustafa Şükrü Demirkanlı 25.000,00 TL açtıkları için, 25.000,00+25.000,00=50.000,00 

yaptığından, "MANEVÎ TAZMİNAT DÂVÂSI" 50.000,00 TL idi. 
İki kişi benden 50.000,00 TL isteyince, ben de Demirkanlı'dan bunu tahsil etmek için tam 50.000,00 TL istedim. Hakkımı asla bırakmam.

Ne zaman ki, yeni "KAMU DÂVÂLARI" ve "MANEVÎ TAZMİNAT DÂVÂLARI" açılıp bana karşı hukuksal hücum başlatıldı, bu hücumu bertaraf etmek için, birden bire vites değiştirip, tazminat miktarını ikiye katlayarak, 100.000,00 TL rakamına yükselttim. Düşmanlar durmak bilmeyince, ben de, miktarı ağır ağır artırdım! Sırada İsmail Can Törtop vardı ve suçu, Asılsız İhbarcı Mustafa Şükrü Demirkanlı gibi olmasa da, İhbarcı Demirkanlı'nın bana karşı "HAKARET İÇERİKLİ" 
haberini yayınladığından İstanbul 2. Sulh Ceza Mahkemesi'nde yargılanmaya başladığı için İsmail Can Törtop'a da 110.000,00 TL'lik "MANEVÎ TAZMİNAT DÂVÂSI" açtım. Ben herkesi sürekli olarak uyarmıştım!

Bana karşı asla bağışlanamaz suçlar işleyen yazar(?!) Levent Çağlayan hakkında "DÂVÂCI VE ŞİKÂYETÇİ" olunca, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı olayı müthiş derecede ciddîye alarak iddianame hazırladı ve Levent Çağlayan İstanbul 8. Sulh Ceza Mahkemesi'nde yargılanmaya başladı. Levent Çağlayan'a sürekli olarak hep şu soruyu soruyordum:


Sana açacağım "MANEVÎ TAZMİNAT DÂVÂSI" kaç paralık olsun?!


1 - 1,00 TL'lik.

2 - 10,00 TL'lik.
3 - 100,00 TL'lik.
4 - 1000,00 TL'lik.
5 - 10.000,00 TL'lik.
6 - 100.000,00 TL'lik.
7 - 100.000,00 TL'den fazlası...

Levent Çağlayan, hiç oralı olmadığı, benim kafamda bir aylık bir zaman tanıma hoşgörüsü olduğu için de bugün açıklama yapmak zorundayım:


"ENTELEKTÜEL LİNÇ KAMPANYASI" temel sponsoru Tiyatro... Tiyatro... Dergisi'nin Trabzon Temsilcisi Levent Çağlayan'a tam tamına 120.000,00 TL'lik "MANEVÎ TAZMİNAT DÂVÂSI" açacağım!... İsmail Törtop'a açtığım 110.000,00 TL'lik "MANEVÎ TAZMİNAT DÂVÂSI" niteliğini düşündüğümde, Çağlayan'a açacağım "MANEVÎ TAZMİNAT DÂVÂSI" miktarı göreli olarak çok az! Çağlayan'ın bana karşı işlediği suç, İsmail Can Törtop'un işlediği suçun yanında çok ağır! Ancak, Levent Çağlayan'ın bana karşı suç işlediği zamanki yaşını iyice düşünüp, "MANEVÎ TAZMİNAT DÂVÂSI" miktarını göreli olarak düşük tuttum. "TEB KAŞELİ İFTİRA MÜTALÂASI" yazan Üstün Akmen'e de 200.000,00 TL'lik "MANEVÎ TAZMİNAT DÂVÂSI" açmayı düşünüyorum. Netleştiğim zaman bu açıklamayı da yapacağım!


Sosyalist Sanatçı Hilmi Bulunmaz


***

Ayrıca bakınız:


Tiyatro yazarları vebadan kaçar gibi asılsız ihbarcıdan hızla kaçıyorlar!


Coşkun Büktel, Hilmi Bulunmaz'ın "kanırtıcı yazılar"ını twitter'a taşıyor!

13 Aralık 2013 Cuma

Esatoğlu TACİZ suçlamasıyla mahkûm olmadığına göre TACİZCİ değil!

Mehmet Esatoğlu

"ENTELEKTÜEL VE HUKUKSAL LİNÇ KAMPANYASI" temel sponsoru Tiyatro... Tiyatro... Dergisi'nin Yayın Yönetmeni ve Sorumlu Yazı İşleri Müdürü "ASILSIZ İHBARCI" Mustafa Şükrü Demirkanlı ile bu "LİNÇÇİ" derginin sahibesi "İFTİRA SANIĞI" Gülhan Avşar Demirkanlı'nın vekili Av. Reyhan Kayışlı, bana "TACİZCİ" (Tıklayınız: "sayın H. Bulunmaz, sizi şahsen tanımamaktayım. Tacizinize son vermenizi öneririm...") deyince "ESATOĞLU TACİZİ" iftirası da aklıma geldi. Dünyada en son "TACİZCİ" denilebilecek kişi olan bana "TACİZCİ" demenin ciddî yaptırımı olmalıdır. Olacak da... Koşullarım oluşur oluşmaz, Reyhan Kayışlı hakkında fahiş düzeyli dâvâ açacağım! 


"Haksızlıkların yasalarla korunduğu bir ülke"de yaşıyorken, hiç kimseyi dâvâ etmiyordum!... Bir tek koşulum vardı: Beni dâvâ edeni dâvâ ederdim. Av. Reyhan Kayışlı, benim hakkımda iki kez "MANEVÎ TAZMİNAT DÂVÂSI" açmakla birlikte bir kez de soruşturma başlattı ve ayrıca 5651 Sayılı Yasa ile beni mahkûm ettirmek istedi! Soruşturma için "Vatan'daki İstanbul Emniyet Müdürlüğü Siber Suçlar Bölümü"nde saatlerce sorgulandım!... Soruşturmanın hangi aşamada olduğunu inceleyecek zaman bulamadığım için, şu ân için bir yaptırıma gitmeyi asla düşünmüyorum... 5651 Sayılı Yasa nedeniyle uygulanmak istenen bir başka saldırıya da "Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğü"nda itiraz ettim... Sonucu bekliyorum!... Dâvâ etmek için iyice düşünürken, tacizle suçlanacak en son kişi olan bana "TACİZCİ" diyen Reyhan Kayışlı'yı ilkelerim gereği yargılatacağım. Sonuç ne olur?

Ben, sosyalist bilince sahip olduğum için, sosyalizme sıcak duran yada bir zamanlar sıcak durmuş insanları dâvâ etmemek için büyük bir çaba harcamama karşın, bir kişi; "Hadi beni de dâvâ et!" derse onu kıramam.

Esatoğlu'na dönelim; kendisine "TACİZCİ" diyenler onu mahkemeye vermediklerine göre, Esatoğlu masumdur. Bunu nereden çıkarıyorum? Kendimden... Benim hakkımda LİNÇ KAMPANYASI düzenleyenler, bununla yetinmiş olsalardı "Esatoğlu Vâkâsı"nda haklı olabilirlerdi:

"Bakın, Esatoğlu'nu 'Halk Mahkemesi'nde yargılayarak infaz ettiğimiz için burjuva yasalarına hiç aldırmadığımız gibi, Bulunmaz'ı da 'Halk Mahkemesi'nde yargılayarak yine burjuva yasalarına hiç aldırmadık!"

Belki de haklı olabilirlerdi! Ancak, Coşkun Büktel'in ve benim verdiğim mücadeleler sonucu seve seve olmasa da, söke söke bizim hakkımızda (daha çok benim hakkımda) onlarca (Yoksa yüz mü?) kez soruşturma, kovuşturma, dâvâ başlatıp, ayrıca manevî tazminat dâvâları da açtılar... 

Demek ki neymiş? 

1 - Esatoğlu'na karşı "TACİZCİSİN..." kampanyası başlattıktan sonra mahkemeye gitmediklerine göre Esatoğlu tacizci değil; kendileri iftiracı.

2 - Coşkun Büktel ve benim hakkımda pis bir "ENTELEKTÜEL VE HUKUKSAL LİNÇ KAMPANYASI" başlatmakla yetinmeyip, dâvâ açtıklarına göre demek ki biz azılı suçluyuz(!) İlk dâvâda "BERAAT" 
ettiğimde zıvanadan çıkan LİNÇÇİLER, peş peşe onlarca soruşturma, kovuşturma başlatmakla birlikte, buna koşut "MANEVÎ TAZMİNAT DÂVÂLARI" açtılar!... (Yüze yakın soruşturma-kovuşturma-manevî tazminat dâvâsıyla boğuşurken, bir yandan da karşı dâvâlar açabilecek gücü kendimde bulabilmem "mucize" idi. Çünkü hiçbir hukukî yardım almadığım gibi, eteklerindeki hukukî kırıntılarla geviş getiren entellerin dantelli beyinleriyle de zaman yitiriyordum!...) Şu ân itibariyle, Mustafa Şükrü Demirkanlı'ya yedi, Gülhan Avşar Demirkanlı'ya iki, İsmail Can Törtop'a iki ve Levent Çağlayan'a bir dâvâ açtım!... Daha onlarca (Yoksa yüzlerce mi?) dâvâ açacağım. Ben "KISASA KISAS"ı çok seviyorum!

3 - LİNÇ imzacılarının hiçbiri benim hakkımda "İFTİRA SUÇU" ve 
"TEHDİT SUÇU" gibi yüz kızartıcı suçlardan asla dâvâ açtırmadılar, açamadılar. Ben, Gülhan Avşar Demirkanlı'yı İstanbul 24. Asliye Ceza Mahkemesi'nde "İFTİRA SUÇU SANIĞI" olarak yargılatırken buna koşut olarak İstanbul 24. Asliye Hukuk Mahkemesi'nde de "İFTİRA SUÇU SANIĞI" sıfatına dayandırdığım 100.000,00 TL'lik "fahiş düzeyli" bir "MANEVÎ TAZMİNAT DÂVÂSI" açtım. "ASILSIZ İHBARCI" Mustafa Şükrü Demirkanlı'yı hem İstanbul 40. Asliye Ceza Mahkemesi'nde "HAKARET, İFTİRA, TEHDİT SUÇU SANIĞI" olarak yargılatırken, hem de İstanbul 6. Asliye Hukuk Mahkemesi'nde 50.000,00 TL'lik, ayrıca İstanbul 23. Asliye Hukuk Mahkemesi'nde 100.000,00 TL'lik ona "MANEVÎ TAZMİNAT DÂVÂSI" açtım!...

4 - Bana karşı başlatılan "ENTELEKTÜEL VE HUKUKSAL LİNÇ KAMPANYASI" sürecinde Demirkanlı Ailesi'ne "yardım ve yataklık eden" LİNÇ imzacısı Tiyatro Dünyası Sitesi Sahibi İsmail Can Törtop'u İstanbul 2. Sulh Ceza Mahkemesi'nde "KAMU HUKUKU DÂVÂSI" ile yargılatıyorken, kendisinden 110.000,00 TL istediğim "MANEVÎ TAZMİNAT DÂVÂSI" eylemimi de yine İstanbul 23. Asliye Hukuk Mahkemesi'nde sürdürüyorum... Levent Çağlayan da İstanbul 8. Sulh Ceza Mahkemesi'nde yargılatıyorum. Ondan 120 BİN TL isteyeceğim!

5 - Şimdi (hemen değil) sırada "ASILSIZ İHBARCI" Demirkanlı'nın vekili Avukat Reyhan Kayışlı var. Çünkü, dünyanın en son "TACİZCİ" kişisine "TACİZCİ" demenin ciddî bir yaptırımı olmalı. Vira bismillah!

6 - "Halk Mahkemesi olmadı Burjuva Mahkemesi verelim!" diyebilen "LİNÇ KAMPANYASI" dostları, Esatoğlu'nun "TACİZCİ" olduğuna kendileri de asla inanmıyorlar. Onların tek derdi var; gerçekçi ve sosyalist sanatçıları kültür alanından sürmek. Ancak bana sökmez!...

Sosyalist Sanatçı Hilmi Bulunmaz

***

Ekşi Sözlük'ten bir tadımlık Mehmet Esatoğlu aktaralım ki anlaşılsın:

Avni
9 Nisan 2008

Söz konusu adamla on sene tiyatro yapmış ve hâlâ yapmakta olan dostlarım var. Çoğu da kadın ne hikmetse. Ve tabiri caizse herhangi bir taciz durumunda yaygarayı basacak tipler. Gittiğim her provada, prova alanında "taciz" şöyle dursun, resmen kan akıyordu, çalışılan oyunu adam etmek adına. Üstelik alana girenin çıkanın haddi hesabı yok. Benim gibi dış kapının dış mandalı biri bile oradaydı. Dahası röportajlarda mevcut provalardan birinde ben de bulunmuştum, izleyici olarak. Taciz ne kelime, adam henüz ayakta duramayan bir hilkat garibesini sahneye ikna etmeye çalıştı durdu. Bir dolu öyküler yazdı onu seçtiği oyun parçasına inandırmak için. Hatun ne yapsa beğenirsiniz? Prova içinde söylenmesi muhtemel cümleleri kırpıp kırpıp vermiş veriştirmiş. Üstelik benim ve yanımdaki oyuncu arkadaşın orada olduğunu bile hatırlamıyor, yalnızdık vs. demiş. Nedense kasıt arıyorum, tanığı olduğum için belki de. Zira nedir bu ofke? Barısarock'ta "ALANDA TACİZCİ VAR ARKADAŞLAR!" deyip bir sürü konudan bîhaber yavruyu adamın üstüne salacak kadar büyük bir öfke... Esatoglu'nun yaptığı işler rahatsız etmiş olmalı bazı çevreleri.


(Kaynak: Ekşi Sözlük)

22 Şubat 2015 Pazar

Demirkanlı vekili Reyhan Kayışlı kendini Av. Özgür Esen'e savundurttu...

T.C.
İSTANBUL
23. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ

TÜRK MİLLETİ ADINA
GEREKÇELİ KARAR

ESAS NO: 2013/312 Esas
KARAR NO: 2014/441

HÂKİM: ZEYNEP SUNAY KAVAK 23727
KÂTİP: KEMAL KAYA 128011

DÂVÂCI: REYHAN KAYIŞLI
VEKİLİ: Av. ÖZGÜR ESEN
DÂVÂLI: HÜSEYİN HİLMİ BULUNMAZ
DÂVÂ: Tazminat (Maddî-Manevî Tazminat)
DÂVÂ TARİHİ: 10/09/2013
KARAR TARİHİ: 23/12/2014

Mahkememizde görülmekte bulunan tazminat (maddî-manevî tazminat) dâvâsının yapılan açık yargılanmasının sonunda,

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:

Dâvâcı dâvâ dilekçesinde özetle; İstanbul Barosu'nda 42667 Sicil Numarası kaydıyla avukatlık faaliyeti yürüttüğünü, http://www.tiyatroyun.blogspot.com isimli web sitesinin sahibi ve yayıncısı olan dâvâlının kendisi aleyhine açılmış bâzı dâvâlara, müvekkillerini temsilen katıldığı için kendisi hakkında çeşitli tarihlerde, haber değere taşımayan, gerçek dışı, meslekî itibarı zedeleyici ve kişilik haklarına saldırı niteliğinde yayınlar yaptığını, yayınların kişilik haklarını ve meslekî itibarını ağır şekilde zedelediğini, bu nedenle dâvâlıya İstanbul 34. Noterliği'nin 22.07.2013 tarih ve 2013/19046 yevmiye numaralı ihtarnamesiyle usûle uygun olarak tekzip ihtarnamesi gönderdiklerini, buna rağmen dâvâlının tekzip metnini yayınlamadığını, bunun üzerine 5651 Sayılı Kanun'un 9. Maddesi uyarınca yayınların durdurulması için (kapanan) İstanbul 29. Sulh Ceza Mahkemesi'nin 2013/397 Değişik İş Sayılı dosyasıyla yaptıkları talebin kabûl edildiği, mahkeme kararının gerekçesinde; "talepte bulunanın sunduğu İnternet çıktılarına ve hâlen yayınlanmakta olduğu mahkememizce tespit edilen içeriğe göre kişilik haklarının ihlâl edildiği gözetilerek, tespit yerinde olduğu" şeklindeki cümleyle dâvâlının kişilik haklarını ihlâl ettiğinin tespit edildiğini, kişilik haklarına saldırı niteliğindeki eylemiyle uğradığı zarar nedeniyle 10.000,00 TL manevî ve 184,40 maddî olmak üzere toplam 10.184.40 TL tazminatın dâvâ tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte dâvâlıdan tahsiline ve yargılama giderlerinin dâvâlı tarafa yüklenmesine karar verilmesini talep ve dâvâ etmiştir.

Dâvâlının cevap dilekçesinde özetle; kendisinin Reyhan Kayışlı'ya yönelik hiçbir kişilik hakkı saldırısı gerçekleştirmediğini, dâvâcının hukuku kişisel çıkarları ve müvekkilinin çıkarları doğrultusunda kullandığını, dâvâcıya ve müvekkiline Anayasal hakkı olan eleştiriler yaptığını, sanatçı olduğunu ve estetik düzeyde eleştiriler yazma alışkanlığına sahip bulunduğu için Reyhan Kayışlı'ya da estetik ve etik eleştiriler getirdiğini, bunun dışında herhangi bir kastının olmadığını, İstanbul 29. Sulh Ceza Mahkemesi'nin 2013/397 Değişik İş Sayılı kararının yasalara aykırı bulduğunu ve bu nedenle Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğü'ne gönderilmesini sağladığını, dâvâcı avukatın savunduğu müvekkillerinin kendisine karşı "ENTELEKTÜEL LİNÇ KAMPANYASI" düzenledikleri için, HAKARET DÂVÂLARI açtığını ve yargılamaların devam ettiğini, dâvâcı avukatın PARA KAZANMAK amacıyla açtığı dâvânın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

(Kapanan) İstanbul 29. Sulh Ceza Mahkemesi'nin 2013/397 Değişik İş Sayılı dosyasının taranarak sistem üzerinden mahkememize gönderildiği, talepte bulunanın Reyhan Kayışlı, karşı tarafın Hüseyin Hilmi Bulunmaz olduğu, talebin içeriğin yayından kaldırılması olduğu, 05/08/2013 tarihinde karar verildiği ve talebin kabûlüyle talep edilen İnternet adreslerinde yer alan yazı içeriklerinin yayından çıkarılmasına ve talepte bulunanın cevap metninin bir hafta süreyle yayınlanmasına karar verildiği anlaşılmıştır.

Yapılan yargılamaya, toplanan delillere, (kapanan) İstanbul 29. Sulh Ceza Mahkemesi'nin 2013/397 Değişik İş Sayılı kararına, taraf beyanlarına ve tüm dosya kapsamına göre dâvâlının http://www.tiyatroyun.blogspot.com isimli web sitesindeki yayınlarında dâvâcının vekil sıfatıyla takip ettiği dâvâlar nedeniyle dâvâcı hakkında meslekî itibarını zedeleyici kişilik haklarına saldırı niteliğinde, eleştiri sınırını aşan beyanlarda bulunduğunun sabit olduğu anlaşılmakla, dâvâcının uğradığı manevî zararın tarafların ekonomik ve sosyal durumları da nazara alınarak kısmen de olsa telafisi gerektiği anlaşılmakla bu yönden dâvânın kısmen kabûlüne, dosyaya sunulan harcama belgeleri nazara alınarak 184,40 TL maddî zararı yönünden dâvânın kabûlüne karar gerekmiştir.

HÜKÜM: Yukarıda anlatılan gerekçelerle;

Dâvânın KISMEN KABÛLÜNE,

184,40 TL maddî tazminatın ve 1000 TL manevî tazminatın dâvâ tarihinden işleyecek yasal faiziyle dâvâlıdan alınarak dâvâcıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin REDDİNE,

Peşin yatırılan 173,95 TL harçtan 80,90 TL harcın mahsubuyla kalan 93,05 TL harcın dâvâcı tarafa iadesine,

Dâvâcı tarafın yapmış olduğu 72,70 TL yargılama giderinin kısmen kabûl oranında 8,45 TL'nin dâvâlıdan alınarak dâvâcı tarafa verilmesine, bakiye kısmın dâvâcı üzerinde bırakılmasına,

Dâvâcı taraf kendisini vekille temsil ettirdiğinden maddî tazminat yönünden 1.500,00 TL vekalet ücretinin dâvâlıdan alınarak dâvâcı tarafa verilmesine,

Dâvâcı taraf kendisini vekille temsil ettirdiğinden manevî tazminat yönünden 1.500,00 vekalet ücretinin dâvâlıdan alınarak dâvâcı tarafa verilmesine,

Dâir verilen ekli karar tarafların yüzüne karşı gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 15 gün içerisinde Yüksek Yargıtay'da temyizi kâbil olmak üzere açıkça okunup usûlen anlatıldı. 23/12/2014

Kâtip 128011                                                                                    Hâkim 23727
e-imzalıdır                                                                                 e-imzalıdır

1 Mayıs 2014 Perşembe

Bulunmaz'dan Demirkanlı'nın evinde ikâmet eden İsmail Can Törtop'a...

T.C.
İSTANBUL 
CUMHURİYET BAŞSAVCILIĞI'NA


SORUŞTURMA NO: 2013/168583



KONU: İsmail Can Törtop'un çok haksız ve soyut şikâyetine savunma!


1 - Bana hakaret ederek iftira attığı için hakkında savcılık soruşturması başlatıp, "HAKARET SUÇU" işlediği kanaatiyle hakkında iddianame hazırlanılarak, İstanbul 2. Sulh Ceza Mahkemesi 2013/523 Esas Sayılı Dâvâ Dosyası ile muhakeme edilmesi sürmekle birlikte, 110.000,00 TL istemiyle "MANEVÎ TAZMİNAT DÂVÂSI" açtığım ve yargılanması hâlâ İstanbul 23. Asliye Hukuk Mahkemesi 2013/230 Esas Sayılı Dâvâ Dosyası süren İsmail Can Törtop ve 1100 kişilik "ENTELEKTÜEL VE HUKUKSAL LİNÇ KAMPANYASI ÖRGÜTÜ" ibaresiyle bile ifade edilmeyi hak eden bir yapılanma içerisinde bulunan bir kişidir. Bu kişi, soruşturma dosyası içeriğinde çok net görülebileceği gibi, kendi ikâmet adresini vermeyerek yukarıda belirttiğim örgütlenmenin önderlerinden Gülhan Avşar Demirkanlı ile Mustafa Şükrü Demirkanlı'nın ev adresini ikâmet olarak göstermektedir. Yıllardır aramızda sürmekte olan hukuk mücadelesi sürecinde yüzlerce kez dile getirdiğim örgütlenme ilişkisini algılamamıza yarayan bu olgu (Demirkanlı Ailesi'nin evinin ikâmetgâh olarak gösterilmesi) sadece bu soruşturmayı değil, diğer onlarca (belki yüz tane) soruşturmayı, kovuşturmayı, hatâlı ve kabahatli bir anlayışla beni mahkûm ettiren dâvâ dosyalarını yakından ilgilendirmektedir. Bu bağlamda da İsmail Can Törtop'un gösterdiği ikâmetgâh adresini içeren muhtarlığa başvurularak, İsmail Can Törtop'un bu adreste ikâmet edip etmediği soruşturulmalıdır. Bence, İsmail Can Törtop, alışkanlık hâline getirdiği yalan söyleme edimini burada bile gündeme getirerek, kolluk güçlerini, savcılığı yanıltma eylemi içerisine girmiştir... Şu ânda iki ayrı dosyayla "DÂVÂLI" ve "SANIK" olarak yargılatabildiğim İsmail Can Törtop'un gerçek adresi şudur: "Zeynep Kâmil Mah. Aşçıbaşı Mektebi Sk. 33/4 Üsküdar / İSTANBUL..." Gerçek adresi mahkeme dosyasında bulunmasına karşın, kendi adresini değil de, "örgüt" adresini neden veriyor? Bu soruyu yanıtlayabilecek tek kişi tabiî İsmail Can Törtop'tur.

2 - Kendisinin de içinde bulunarak, bizzât önderlik de ettiği 1100 kişilik iğrenç "ENTELEKTÜEL VE HUKUKSAL LİNÇ KAMPANYASI" sürecinde, örgütlenmenin sorumlusu Mustafa Şükrü Demirkanlı'nın, benim ve Büktel'in hakkında hazırladığı suç metnini, editörü ve sahibi olduğu www.tiyatrodunyasi.com sitesinde yayınladığı için, şu ânda hâlâ yukarıda adlarını belirttiğim mahkemelerde yargılanması süren İsmail Can Törtop, suçu gayet net olduğu için, bu suça karşı ciddî bir hukukî savunma yapamayacağını mutlaka anlamış olmalı ki, "En iyi savunma saldırıdır!" mantığıyla hareket etmeye başladı. İsmail Can Törtop, bana karşı bir husumet hezeyanı içerisindedir. Oysa ki benim kendisine karşı herhangi bir husumetim asla ve kesinlikle yoktur. Husumetinin tutsağı olan İsmail Can Törtop, bu saikle hareket edip, hakkımda soruşturma başlatmayı başardı. Tabiî bunun hukukî karşılığı mutlaka verilecektir!...

3 - Şu önemli: İstanbul 2. Sulh Ceza Mahkemesi ve İstanbul 23. Asliye Hukuk Mahkemesi'nde yargılanacak denli çok art niyetli yayın yaptığı www.tiyatrodunyasi.com sitesinin editörü ve sahibi olduğu için gayetçe rahat hareket edebilen İsmail Can Törtop'un suç isnat ettiği, akademik bir derinlik içeren video konuşması, beş yıl önce (05/07/2009) çekilip, o zaman yayına konulmuş ve bu videoyla ilgili olarak zaman zaman suç duyurularında bulunulmuştur. Bu video, akademik düzeyi çok yüksek, tiyatro sanatına kuramsal derinlik katan ciddî bir video olmasına karşın varsayalım ki, hakaret içerse bile, Türk Ceza Kanunu'nun 125. Madde içeriğindeki hakaret suçu zaman aşımının 6 ay olduğu çok net biçimde görülebilmektedir. İsmail Can Törtop, gayet basit ceza ve hukuk olgusu olan zaman aşımı kavramına bile asla değer ve önem vermeyecek denli husumet içerisinde bulunduğundan, ne yazık, adalete, hakka, hukuka, kanuna ve mevzuata karşı çıkabilmektedir... Hukuk dışı bir soruşturma başlatabildiği için kendisi hakkında hem "KAMU HUKUK DÂVÂSI" açtırma girişiminde bulunacak ve hem de daha önce de açmış olduğum 110.000,00 TL gibi küçük bir miktarda değil, çok ciddî ve fahiş miktarlı bir "MANEVÎ TAZMİNAT DÂVÂSI" açacağım. Şu ân uyarıyorum...

4 - "Şüpheli" Mehmet Cemalettin Bulunmaz'ın, "ENTELEKTÜEL VE HUKUKSAL LİNÇ KAMPANYASI" sürecinde son derecede nesnel davranarak, benim verdiğim hukuk mücadelesine pek yanaşmamasına karşın, salt oğlum olduğu için, onu da "LİNÇ BATAKLIĞI" eylemine sürüklemek istemesinin dışında hiçbir mantık yürütemediğim anlamsız yaklaşımla oğlumu bile şüpheli olarak göstermesinin bir nedeni olduğu kanısındayım ki bu da kin duygusuyla hareket ederek husumet ruhuna teslim olmak biçiminde özetlenebilir... Bana ve benimle birlikte Coşkun Büktel'e karşı 1100 kişilik bir "LİNÇ KAMPANYASI" başlatmalarına karşın, onları mahkemeye vermeyeceğimizi, bunun bir tek koşulunun bulunduğunu, bu koşulun, bu şahısların da bizi mahkemeye vermeme durumu olduğunu beyan etmemize karşın bize karşı onlarca yada 100'e yakın soruşturma-kovuşturma-manevî tazminat dâvâsı başlatan kişileri birkaç yıl avans verdikten sonra ben de mahkemeye vermeye başladım. 

Şu ânda sadece 13 dâvâyla muhakeme ettirdiğim şahıslar, kendilerinin haksız, bizim haklı olduğumuzu anladıkları için, sürekli hukuka aykırı suç duyurularında bulunmaktadırlar. Sadece kendileri değil, avukatları da kendileri adlarına hakkımızda suç duyurularında bulunmaktadırlar. Örnekse, Tiyatro... Tiyatro... Dergisi Sahibesi Gülhan Avşar Demirkanlı, Tiyatro... Tiyatro... Dergisi Trabzon Temsilcisi Levent Çağlayan, ayrıca Tiyatro... Tiyatro... Dergisi Yayın Yönetmeni ve Sorumlu Yazı İşleri Müdürü Mustafa Şükrü Demirkanlı adlı şahısların (ki tümü de andığım kampanyanın önderi ve benim hakkımda onlarca kez suç duyurusunda bulunan şahıslar) vekili Avukat Reyhan Kayışlı, hukuka asla sempati duymadığı için hukuk dışı bir suç duyurusunda bulunmuş ve hukuka saygılı Savcı tarafından "KOVUŞTURMAYA YER OLMADIĞINA DÂİR KARAR"  sonucu hukuk dışı arzusu rahatça engellenebilmiştir.

5 - Devletin olanaklarını mevzuata zıt biçimde kullanmak düşüncesiyle hareket edebilen bir yayın olarak Şubat / 1991 tarihinden bu yana resmî tiyatro kurumlarından şaibeli biçimde reklâm almayı başaran Tiyatro... Tiyatro... Dergisi, şaibeye yönelik yaptığımız eleştirilerimizi engellemek için, Mayıs 2009'da, Büktel'le bana karşı, pis "ENTELEKTÜEL LİNÇ KAMPANYASI" başlatmıştır!... Sadece iki kişi olmamıza karşın, 1100 kişiye karşı verdiğimiz entelektüel mücadelede kullandığımız derinlikli bilimsel dili küfür olarak algılayarak tiyatro kamuoyuna öyle algılatmak isteyen, Tiyatro... Tiyatro... Dergisi, bunu başaramayınca, yine yukarıda belirttiğimiz gibi, "HUKUKSAL LİNÇ KAMPANYASI" sürecine de girmiştir. Benim hakkımda 2009 yılında başlattıkları soruşturmanın ilk meyvesi olarak da İstanbul 3. Sulh Ceza Mahkemesi 2010/8 Esas Sayılı Dâvâ Dosyası ile yargılanmamı sağlayabilen Tiyatro... Tiyatro... Dergisi çevresi düşünebildikleri hukuk karşıtı davranışları Sayın Yargıç'a kabûl ettiremeyip, benim "BERAAT" etmem sonucu tabiî iyice hukuk dışına savrulmuşlardır. Benim hakkında birinci soruşturmayı - kovuşturmayı başlatan Ömer F. Kurhan, Tiyatro... Tiyatro... Dergisi'nde yazılar yazmış ve yazdığı bir yazıda da Coşkun Büktel'in yapıtı "Theope" oyununa iftira atmıştır. Büktel, adliyeye gitmeyi benim kadar hararetle sevmediği için, ne Ömer Faruk Kurhan, ne Tiyatro... Tiyatro... Dergisi Sahibesi Gülhan Avşar Demirkanlı, ne de Tiyatro... Tiyatro... Dergisi Yayın Yönetmeni ve Sorumlu Yazı İşleri Müdürü Mustafa Şükrü Demirkanlı isimli şahıslara karşı suç duyurusunda bulunmuş ve manevî tazminat dâvâsı açmıştır! 

Benim kendilerine karşı, dâvâ açmamı engellemek için de, hiçbir somut dayanak noktası olmayan ve tamamıyla soyut iddialar olmanın ötesine asla gidemeyecek olan, belge, bilgi, bulgu, delil, kanıt içermeyen yapay suç duyurularında bulunarak, benim enerjimin tamamen tükenmesini, böylelikle, zaman aşımı olgusundan yararlanmayı düşünmektedirler!...

6 - Ben salt bir sanatçı değilim. Sanatçı olmanın yanında, uluslararası iş üreten "BULUNMAZ KUYUMCULUK YAYINCILIK GÖSTERİ SANATLARI SANAYİ VE TİCARET LİMİTED ŞİRKETİ" ibareli kuruluşun kurucusu ve sahibi olduğum için, sürekli olarak ülke dışına çıkıp, ülkeme döviz kazandırmakla da yükümlü olan bir insanın. Benim ülke çıkışlarımı bile engellemek için sağanak hâlinde suç duyurularında bulunan bu şahıslar, tıpkı İsmail Can Törtop gibi, bence yalnızca bana değil, ülkeye de çok büyük zararlar vermektedirler! Bu yılın ocak ayının ikinci yarısından bu yana, yâni sadece üç buçuk aylık kısa bir zamanda, aklımda kaldığı kadarıyla, şuralara gittim: Almanya, Brezilya, Estonya, Fransa, Hong Kong, İran, İsviçre, İtalya, Letonya, Litvanya, Rusya, Şili. Bunun kanıtı için pasaportumdaki giriş - çıkış damgalarına bakılabilir... Geçen dönemlerin aylık giriş çıkışlarına baktığımızdaysa şu ândaki giriş çıkışlarımın belki onda biridir. Bu ne demektir?... 1100 kişinin önderleri benim üzerime sağanak hâlinde suç duyurusu yağdırdıkları zaman, ben sadece manevî olarak değil, maddî olarak da büyük sarsıntılar geçirdim! Dikkat dağınıklığı nedeniyle başımdan yaralanarak, ölümden dönmekle birlikte, iş yerim büyük bir yangınla neredeyse kül hâline geldi. Yalnızca benim sanatsal ifade olanaklarımı ilga ve imhâ etmekle yetinemeyen bu 1100 kişi ve önderleri, benim uluslararası işlerimin de durma noktasına gelmesine neden olarak, ülke ekonomisinin az bile olsa kayıp vermesini sağlamışlardır!... Şu ân "KAMU HUKUKU DÂVÂSI" ve  "MANEVÎ TAZMİNAT DÂVÂSI" açtığım kişilerle ilgili, koşul oluşunca, "MAL VARLIĞINA KARŞI İŞLENEN SUÇLAR BÜROSU" makamına başvurmayı düşünerek, "MADDÎ TAZMİNAT DÂVÂSI" açacağım...

Buna neden değiniyorum? Bunun bir tek nedeni var: Çünkü, artık ben de onları yargılatıyorum. Şu ân itibariyle onlar (tam 1100 kişi) 9 dâvâyla beni yargılatıyorlarken, ben, onları 13 dâvâyla yargılatıyorum!... Sineğin kanadından bile yağ çıkarmayı düşünecek kadar anlamsızca ve gereksiz suç duyurularında bulunmuş 1100 kişiyi temsilen İsmail Can Törtop'un hem "ADLİYEYİ GEREKSİZ YERE MEŞGÛL ETME" ve hem de "SUÇ İŞLEMEK AMACIYLA ÖRGÜT KURMA" suçlarını işlediği kanısındayım. Bu benim kanaatim... Buna karar verebilecek olan Sayın Savcı'dır. Tabiî ki, bu arada, somut dayanaklardan yoksun soyut iddiada bulunmak, bence "İFTİRA VE SUÇ UYDURMA" suçlarını da içerir.

7 - İsmail Can Törtop'u da iki dâvâ dosyasıyla yargılattığım ve şimdilik kaydıyla sadece 13 dâvâyla sınırlandırmış bulunduğum dâvâ dosyaları: 

İSTANBUL 2. SULH CEZA MAHKEMESİ - 2012/663
İSTANBUL 2. SULH CEZA MAHKEMESİ - 2013/523
İSTANBUL 8. SULH CEZA MAHKEMESİ - 2013/843
İSTANBUL 12. SULH CEZA MAHKEMESİ - 2013/664
İSTANBUL 22. SULH CEZA MAHKEMESİ - 2013/551
İSTANBUL 27. SULH CEZA MAHKEMESİ - 2012/943
İSTANBUL 24. ASLİYE CEZA MAHKEMESİ - 2013/201
İSTANBUL 40. ASLİYE CEZA MAHKEMESİ - 2023/399
İSTANBUL 6. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ - 2012/481
İSTANBUL 9. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ - 2013/423
İSTANBUL 23. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ - 2013/205
İSTANBUL 23. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ - 2013/230
İSTANBUL 24. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ - 2013/205

8 - Yineliyorum; bu video, tam beş yıl önce (5 Temmuz 2009 tarihinde) yayınlanmış ve o günden bu güne herhangi bir yasal engelle kesinlikle karşılaşmamıştır... Bir kişi, kendisine karşı sarf edilmiş kötücül bir söz içeren yayın gördüğünde, bunu 5651 Sayılı Yasa'nın 9. Maddesi'ne göre hemen kaldırtabilir. Bu video, tam tamına beş yıldır hiçbir biçimde ceza ve hukuk mahkemelerinde ceza ve hukuk konusu yapılmamıştır... 5651 Sayılı Yasa'nın 9. Maddesi nedeniyle verilen mahkeme kararına uyulma konusunda titiz biriyim. Hukukun üstünlüğüne önem veren ve hukuka saygılı bir vatandaşa böyle ciddî suçlamada bulunulması, beni derinden sarsmıştır. Ruhumu karartan işbu durum nedeniyle, dâvâlar açacağım. 

İşbu soruşturma, "KOVUŞTURMAYA YER OLMADIĞINA DÂİR KARAR" yada daha sonra "BERAAT" kararıyla sonuçlanabilirse tabiî ki fahiş miktarlı "MADDÎ VE MANEVÎ TAZMİNAT DÂVÂLARI" açacağımı, huzurlarınızda belirtmeyi ciddî bir vatandaşlık görevi olarak görüyorum. Suç içermeyen bilimsel nitelikte bir videoyu kendi sitemde duyurmak amacıyla, sadece bir link verdiğim için, kendisine "KÜFÜR VE HAKARET" ettiğimi dile getiren İsmail Can Törtop, "ADLİYEYİ GEREKSİZ YERE MEŞGÛL ETME SUÇU" işlemeyi sürdürüyor!...

SONUÇ VE İSTEM: İsmail Can Törtop'un hukuka aykırı iddialarını kesinlikle kabûl etmediğim gibi karşı dâvâlar da açacağımı belirtiyorum. Gereğinin yapılmasını saygılarımla arz ve talep ederim... 2 Mayıs 2014


HÜSEYİN HİLMİ BULUNMAZ

2 Kasım 2013 Cumartesi

"ASILSIZ İHBARCI" Mustafa Demirkanlı'nın sitesi de mi suyunu çekti?...

"ASILSIZ İHBARCI" Demirkanlı'nın sitesindeki "Hiçbir veri alınmadı" yazısı...

Büktel'le bana karşı düzenlenen "ENTELEKTÜEL VE HUKUKSAL LİNÇ KAMPANYASI" sonrası neler oldu? Bu kampanya sürecinde bize kötü davranan kişi ve kuruluşlar ne hâle düştü? İşte birkaç örnek:

1 - Bir zamanlar bilet bulunamayan "Oyun Atölyesi", paramparça oldu! 

2 - Haluk Bilginer, dizilerden kovuldu, kadroyu kovdu, eşinden ayrıldı!

3 - Mitos Boyut, en prestijli yazarı Bertolt Brecht'i "Agora"ya kaptırdı!

4 - "Vazgeçilmez" rejisör Kemal Aydoğan, Oyun Atölyesi'nden kovuldu!

5 - A. Ertuğrul Timur'un "her şeyi" www.tiyatrom.com sitesi kapandı!

6 - Başkasının arsasına kaçak bina yapanların Kavuklu Dergisi kapandı.

7 - Dostlar Tiyatrosu, Kültür Bakanlığı Çanağı yalayamadığı için küstü!

8 - Altıdan Sonra Tiyatro'ya bu yıl Kültür Bakanlığı Çanağı yalatılmadı!

9 - Destar Tiyatro'ya Kültür Bakanlığı Çanağı yalatılmadı, yalatılmıyor!

10 - Şu ân itibariyle www.tiyatrodergisi.com.tr sitesi kapkara kapandı!

11 - "Çığ"cı Tuncer Cücenoğlu'nun oyunları neredeyse hiç oynanmıyor!

12 - Yücel Erten iş bulmakta zorlanıyor... Rakı reklâmı yayınlanmıyor!

13 - Ömer Faruk Kurhan, yazı yazma konusunda iyice kötürüm oldu!

14 - "ASILSIZ İHBARCI" M. Ş. Demirkanlı, "HAKARET, İFTİRA, TEHDİT SUÇLARI ve TAZMİNAT DÂVÂLARI"  ile yargılanıyor!

15 - LİNÇÇİ Tiyatro... Tiyatro... Dergisi Sahibi Gülhan A. Demirkanlı, "İFTİRA SUÇU / MANEVÎ TAZMİNAT DÂVÂSI" ile yargılanıyor!

16 - İsmail Can Törtop, (Demirkanlı'nın yazısı nedeniyle) "HAKARET SUÇU ve MANEVÎ TAZMİNAT DÂVÂSI" ile sakince yargılanıyor!

17 - Dergi temsilcisi Levent Çağlayan, "HAKARET SUÇU DÂVÂSI" ve (pek yakında) "MANEVÎ TAZMİNAT DÂVÂSI" ile yargılanıyor!

18 - Onlarca LİNÇ imzacısı soruşturma geçirdi, geçiriyor ve geçirecek!

19 - "Elebaşı" Ahmet Ertuğrul Timur'un, bırakınız yazı falan yazmasını bir yana, yaşayıp yaşamadığı konusunu bile tam anlamıyla bilmiyoruz!

20 - Sayı saymasını bilmeyen Prof. Nurhan Tekerek, Hilmi Bulunmaz'a açtığı dâvâyı kazanamayınca, "suskunlar" üyesi olarak köşesine çekildi!

21 - Gülhan Avşar Demirkanlı'nın Hilmi Bulunmaz'a karşı açtığı dâvâda bir şey kazanamaması, zâten susmayı yeğleyen karakterini silikleştirdi!

22 - Ömer Faruk Kurhan'ın açtığı dâvâda Bulunmaz "BERAAT" etti!

23 - Oyun Atölyesi Hilmi Bulunmaz'a karşı açtığı bütün dâvâları yitirdi!

24 - Ömer Faruk Kurhan'ın avukatı Eyyüp Fırat Kuyurtar, Bulunmaz'a İstanbul 15. Sulh Ceza Mahkemesi'nde açtığı dâvâda avuçlarını yaladı!

25 - Prof. Özdemir Nutku'nun kitap satışı yerlerde sürünmeye başladı!

26 - Toplumsal Araştırmalar Kültür ve Sanat İçin Vakıf balona döndü!

27 - 12 Mart Bakanı Talât Sait Halman, "unutulmuşlar" köşesine atıldı!

28 - Orhan Aydın'ın "Vıdı Vıdı" lâflarına kimse asla pabuç bırakmıyor!

29 - Savaş Aykılıç, kendince barış imzalasa da yazarlık düşünü erteledi!

30 - K. Lemi Bilgin, 404 tutkalıyla yapıştığı koltuğundan alaşağı edildi! 

31 - Tiyatro dergilerinin bütünü, hepsi, tümü birden kapanmak üzere!

En uzun ay 31 çektiği için, biz de, 31 sayısını aşmamaya özendik. Ancak, 1100 kişilik örgütün zararı 1100 sayısından çok daha fazla. Dikkat edin!

Sosyalist Sanatçı Hilmi Bulunmaz

17 Eylül 2013 Salı

Bulunmaz, Reyhan Kayışlı'ya TCK 125. / 267. maddelerden ders verdi!

T.C.
İSTANBUL
CUMHURİYET BAŞSAVCILIĞI'NA

Soruşturma No: 2013/77328

KONU: Tayland ve Çin'de bulunduğum fuar katılımcılığı yaptığım sırada, İstanbul Emniyet Müdürlüğü Bilişim Suçlarıyla Mücadele Şubesi'nde görev yaptığını söyleyen bir komiser yardımcısı tarafından aranıp, hakkımda suç duyurusunda bulunan Gülhan Avşar Demirkanlı ile Mustafa Şükrü Demirkanlı'nın avukatı olmakla birlikte, yaptığı savunma eylemine yoğunlaşacağına, adlarını belirttiğim "SANIK VE DÂVÂLI" kişilerin gayrimeşru, illegal, yasadışı eylemleriyle özdeşleşen eylemler geliştirme saikiyle davranarak, şu ânda ifadesini vermekte bulunduğum "DÂVÂ" ile birlikte, beni, tam tamına üç kez mahkeme mekânlarına tutsak etmeye gayret ederek, hem benim düşünme, davranma, çalışma, en önemlisi de seyahat etme özgürlüğümü kısıtlayan ve hem de "ADLİYEYİ GEREKSİZ YERE MEŞGÛL EDEN" Reyhan Kayışlı ile ilgili olarak bâzı değinmelerde bulunma istemi...

1 - Burak Caney adlı sahte bir kişi, 2007 yılından başlayarak, bana karşı çeşitli "BİLİŞİM SUÇLARI" vücuda getirdi. Bu kişinin IP numarası saptanırsa, bu kişinin, avukat Reyhan Kayışlı'nın savunduğu Gülhan Avşar Demirkanlı, Mustafa Demirkanlı yada daha küçük bir olasılıkla Reyhan Kayışlı'nın kendisi olduğu ortaya çıkabilecektir. Yüzde yüz emin olmamakla birlikte, sanatçı hislerim ve felsefî duyarlılığım bende böyle bir kanaat oluşturuyor. Tabiî ki, elimde IP numarası bulunmadığı için, yüzde yüz emin konuşamıyorum.

2 - "SANIK VE DÂVÂLI" Gülhan Avşar Demirkanlı, "SANIK VE DÂVÂLI" Mustafa Şükrü Demirkanlı ile avukatları Reyhan Kayışlı, bana karşı işlenen çeşitli "BİLİŞİM SUÇLARI" olgularında etkin durumda bulunan kişilerdir. Gülhan Avşar Demirkanlı, Mustafa Şükrü Demirkanlı ve bu kişilerle sıkı fıkı ilişkiler içerisine girerek, benim hakkımda çeşitli "BİLİŞİM SUÇLARI" işleyenlerden İsmail Can Törtop'a karşı açılmış şu "KAMU DÂVÂLARI" ve "TAZMİNAT DÂVÂLARI" dosyaları kılı kırka yararak irdelenip incelenmezse, savcılık tarafından yapılacak araştırma eksik kalacaktır. "KAMU DÂVÂLARI" ve "TAZMİNAT DÂVÂLARI" (şimdilik kaydıyla) şunlardır:

İSTANBUL 2. SULH CEZA MAHKEMESİ - 2012/663
İSTANBUL 2. SULH CEZA MAHKEMESİ - 2013/523
İSTANBUL 12. SULH CEZA MAHKEMESİ - 2013/664
İSTANBUL 22. SULH CEZA MAHKEMESİ - 2013/551
İSTANBUL 27. SULH CEZA MAHKEMESİ - 2012/943
İSTANBUL 24. ASLİYE CEZA MAHKEMESİ - 2013/201
İSTANBUL 6. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ - 2012/481
İSTANBUL 23. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ - 2013/205
İSTANBUL 23. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ 2013/230
İSTANBUL 24. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ - 2013/205

3 - "SANIK VE DÂVÂLI" Gülhan Avşar Demirkanlı ve "SANIK VE DÂVÂLI" Mustafa Şükrü Demirkanlı, 1 Şubat 1991 tarihinden bu yana yayınladıkları Tiyatro... Tiyatro... Dergisi ile Türkiye tiyatrosunu hızla, hem de şimşek hızıyla kirletip, resmî tiyatro kurumlarından, hiç de hak etmedikleri reklâmları (PARALARI) elde etmişlerdir. Hiçbir zaman için, yayınlanması gereken günde değil, günler, hattâ haftalar sonra, bâzen aylar sonra yayınlanmasına karşın, Devlet Tiyatroları Genel Müdürü Mustafa Kurt'tan, İstanbul Büyükşehir Belediyesi Şehir Tiyatroları Genel Sanat Yönetmeni Hilmi Zafer Şahin'den, Kocaeli Büyükşehir Belediyesi Şehir Tiyatroları Genel Sanat Yönetmeni Veysel Sami Berikan'dan ve benzerlerinden reklâm adı altında PARA alan "SANIK VE DÂVÂLI" Gülhan Avşar Demirkanlı ve "SANIK VE DÂVÂLI" Mustafa Şükrü Demirkanlı, sanki dergileri usûle uygun, her ayın tam tamına birinde çıkıyormuş gibi davranıp, yukarıda adlarını saydığım ve benim verdiğim vergilerle makamlarını işgâl eden kişilerden elini kolunu sallaya sallaya reklâm (PARA) almaktadır. Usûle aykırı uygulamalara karşı verdiğim mücadelenen rahatsız olan derginin sahibi bana karşı bir "KAMU DÂVÂSI" başlatmasına karşın, iki duruşma süren dâvâdan hiçbir ceza almadığım gibi, devleti, adliyeyi, toplumu, tiyatroyu, ailemi, beni, meslektaşlarımı zor durumdan bırakan "SANIK VE DÂVÂLI" Gülhan Avşar Demirkanlı'ya karşı İstanbul 24. Asliye Ceza Mahkemesi'nde (HEM DE İFTİRA SUÇU NEDENİYLE) bir "KAMU DÂVÂSI" açılmış ve dâvâ derdesttir. Bana karşı işlenmiş çok ciddî bir "İFTİRA SUÇU" söz konusu olduğu için, hem Türk Ceza Kanunu'nun 267. Maddesi gereği "MÜFTERİ" suçlamasıyla karşı karşıya kalan "SANIK VE DÂVÂLI" Gülhan Avşar Demirkanlı, hem de İstanbul 24. Asliye Hukuk Mahkemesi'nde tam tamına 100.000,00 TL "MANEVÎ TAZMİNAT ÖDEMEK ÜZERE" yargılanmaktadır. Bu arada, "SANIK VE DÂVÂLI" Mustafa Şükrü Demirkanlı, adını andığım derginin kurucusu, ilk sahibi, yayın yönetmeni ve sorumlu yazı işleri müdürü olması nedeniyle, işlediği suçlar sonucu, İstanbul 2. Sulh Ceza Mahkemesi, İstanbul 12. Sulh Ceza Mahkemesi, İstanbul 22. Sulh Ceza Mahkemesi, İstanbul 27. Sulh Ceza Mahkemesi duruşma salonlarında yargılanmakla birlikte, İstanbul 6. Asliye Hukuk Mahkemesi 50.000,00 TL ile, İstanbul 23. Asliye Hukuk Mahkemesi 100.000,00 TL ile duruşma salonlarında da yargılanmaktadır. Bunun yanı sıra, bu kişilerin yakın arkadaşları ve Tiyatro Dünyası adlı yayının sahibi İsmail Can Törtop da, bana karşı işlemiş bulunduğu suçlar nedeniyle İstanbul 2. Sulh Ceza Mahkemesi'nde yargılanmanın yanı sıra, İstanbul 23. Asliye Hukuk Mahkemesi'nde tam tamına 110.000,00 TL'lik bir yaptırımla yargılanmaktadır.

4 - Müvekkillerinin olağanüstü zor durumda kaldıkları bu suçlamalar neticesinde, kendisini de onların suçluluk psikolojisiyle özdeşleştiren avukat Reyhan Kayışlı, nesnel hukuk kavramları, kuramları ve kurumlarıyla hareket edeceğine, âdeta bir düşmanlık, bir husumet ruhuna teslim olmuştur. Bana karşı düşmanca duygularla hareket ederek, hukuk dışı eylemlere yeltenen avukat Reyhan Kayışlı, mevzuat elverirse, hem "AVUKATLIK YASASI", hem "KAMU DÂVÂSI" ve hem de savcılığın uygun göreceğin bir muhakeme biçimi ve biçemiyle yargılanmalıdır. Yoksa, benim tam da, Türkiye Cumhuriyeti Tayland Başkonsolosluğu ve Türkiye Cumhuriyeti Hong Kong Başkonsolosluğu yetkilileriyle yaptığım görüşmeler sırasında, bir komiser yardımcısı gibi  kanun adamıyla bile "RAHATSIZ" edilmem, hiç de hoş bir durum değil. Çünkü ben, herhangi bir ülkenin Kültür Bakanı ile bile görüşme içerisinde bulunduğumda, asla ve kesinlikle cep telefonumu kapatmıyorum. Toplantılara bu koşullarla katılıyorum.

5 - Müşteki Reyhan Kayışlı'nın avukatlık mesleğindeki yanlı, yanlış ve hatâlı uygulamalarının saptanması için "T.C. İSTANBUL CUMHURİYET BAŞSAVCILIĞI ÖZEL SORUŞTURMA BÜROSU" tarafından incelenme yapılmasında yarar bulunduğu kanısındayım. Çünkü, sorun, sadece Reyhan Kayışlı sorunu değildir. Yukarıda sıraladığım mahkeme dâvâ dosyaları kılı kırka yararak incelendiğinde derhal görülebilecektir ki, bana karşı başlatılan ve liderliğini "SANIK VE DÂVÂLI" Gülhan Avşar Demirkanlı ile "SANIK VE DÂVÂLI" Mustafa Şükrü Demirkanlı'nın çektiği ve tam tamına "1100 KİŞİLİK ENTELEKTÜEL VE HUKUKSAL LİNÇ KAMPANYASI EYLEMİ" söz konusudur. Bu eylem sırasında, sadece "LİNÇ KAMPANYASI" eylemi militanları değil, bu militanların avukatları da bana karşı çeşitli hukuk hileleriyle saldırmışlardır. Örnekse, Ömer Faruk Kurhan'a karşı kazandığım "BERAAT" sürecinden çok rahatsız olan avukat Eyyüp Fırat Kuyurtar, aynı zamanda müvekkilinin tiyatro olanaklarından yararlandığı için, bana karşı hukuka aykırı bir eylemlilik içerisine girmiştir. Bunun için İstanbul 15. Sulh Ceza Mahkemesi'nde işlenmiş bulunan "HUKUK SUÇU" belgesinin dâvâ dosyası numarasını da verebilirim. 

6 - Altı yılı aşkındır süren ve genellikle benim hukuksal zaferimle taçlanan dâvâların dosya numaralarını, içeriklerini, sonuçlarını, hem yargılanma sürecinde, hem ANAYASA MAHKEMESİ sürecinde ve hem de AVRUPA İNSAN HAKLARI MAHKEMESİ sürecinde tabiî ki sunacağım. Çünkü, Reyhan Kayışlı'nın asılsız ve hukuksal dayanaktan yoksun suçlamaları, sadece kendini kurtarma çalışması değil, aynı zamanda, onlarca yıldır Türkiye tiyatrosunu hızla, hem de şimşek hızıyla kirleten bir sürecin temizlenmesi çalışmasıdır. Eğer savcılık, muhakeme sürecini başlatırsa, ben de, hem muhakeme sürecinde, hem ANAYASA MAHKEMESİ sürecinde ve hem de AVRUPA İNSAN HAKLARI MAHKEMESİ sürecinde, Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin, adliyenin, toplumun, ailemin, kendimin ve en önemlisi de tüyü bitmemiş yetimin verdiği vergilerle beslenen resmî tiyatro kurumlarının haklarını, bütün dünya kamuoyunda savunma şansına kavuşacağım. Bu nedenle, asla ve kesinlikle uzlaşmak istemediğim gibi, bu muhakeme sürecinin başlamasını büyük bir heyecanla arzu ediyorum.

TANIKLAR:
Coşkun Büktel
Mehmet Cemalettin Bulunmaz
Tanık adresleri: Alibaba Türbe Sok. Onur Han No: 13/8-9 Çemberlitaş - İstanbul Tel: 0212 513 47 32 - 33

SONUÇ VE İSTEM: Onlarca yıldır, (hattâ zihniyet olarak, Türkiye Cumhuriyeti'nin kurulduğu ândan başlayarak) Türkiye Cumhuriyeti Tiyatro Sanatını hızla, hem de şimşek hızıyla kirleten kişi ve kurumları savunan avukat Reyhan Kayışlı'nın başlattığı "KAMU DÂVÂSI" sürecinin başlatılması ve böylece, bana, hem ANAYASA MAHKEMESİ sürecinde ve hem de AVRUPA İNSAN HAKLARI MAHKEMESİ sürecinde, doğruları, gerçekleri anlatabilme olanağı tanınmasını saygılarımla arz ve talep ederim. 17/09/2013

HÜSEYİN HİLMİ BULUNMAZ

***

Ayrıca bakınız:

Bulunmaz, Reyhan Kayışlı'ya ("Siber Suçlarla Mücadele"de) ders verdi!

17 Aralık 2013 Salı

Müşteki Bulunmaz, İsmail Can Törtop hakkında mahkemeye bilgi verdi!

T.C.
İSTANBUL
2. SULH CEZA MAHKEMESİ YARGIÇLIĞI'NA


DOSYA NO: 2013/523 Esas


KONU: Sanık İsmail Can Törtop'un İnternet aracılığıyla işlediği suçun ilk olmadığını, öncülü karalama kampanyası olduğunu anlatma çabası!

1 - Sanık İsmail Can Törtop, 1100 kişinin bir araya gelmesine yardım ve yataklık edip "elinde bulundurduğu" www.tiyatrodunyasi.com sitesinin gücünü kötü kullanarak tiyatro yazarı Coşkun Büktel'le benim sanatsal ifade olanaklarımızı ilelebet ilga ve imhâ etmek istedi. İnternet ortamını özen göstermeden aleyhimize alet etti. Sanık İsmail Can Törtop, zinhar tek başına hareket edebilecek donanımı bulunan biri olmadığından, bu şüpheli şahsın arkasında her zaman için bir kitle oluyor... Sanık İsmail Can Törtop'un arkasındaki 1100 kişilik kitleyi yönlendiren "ASILSIZ İHBARCI" Mustafa Şükrü Demirkanlı'dır. Demirkanlı'nın "ASILSIZ İHBARCI" olduğunun belgesini elde edebilmek için ilgili savcılığa yazı yazılabilir. (Bakınız: İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Özel Soruşturma Bürosu - Soruşturma No: 2013/72962 - Karar No: 2013/30165)

2 - Sanık İsmail Can Törtop'un önderi "ASILSIZ İHBARCI" Mustafa Şükrü Demirkanlı, Şubat 1991 tarihinden başlayıp, yayınladığı Tiyatro... Tiyatro... Dergisi ile önemli bir kitleyi dezenforme ederek, işbu derginin Nisan ve/ya Mayıs 2009 tarihli sayısında, tiyatro yazarı Coşkun Büktel ile benim hakkımda bir "HAKARET, İFTİRA, SUÇ UYDURMA VE TEHDİT" belgesi niteliğinde bir metin yayınlayarak başta Sanık İsmail Can Törtop olmak üzere, tam 1100 kişiyi "üzerimize salmış" böylece olağanüstü büyük sıkıntılar yaşamamıza neden olmuştur. Sanık İsmail Törtop'un lideri "ASILSIZ İHBARCI" Mustafa Şükrü Demirkanlı şu ân itibariyle, tarafımdan açılan yedi dâvâ dosyasıyla yargılanmaktadır...

"ASILSIZ İHBARCI" Mustafa Şükrü Demirkanlı'nın eşi ve patronu Gülhan Avşar Demirkanlı hakkında iki, Sayın Sanık İsmail Can Törtop hakkında (işbu dâvâyla birlikte) iki ve "ASILSIZ İHBARCI" Mustafa Şükrü Demirkanlı'nın "adamı" ve Gülhan Avşar Demirkanlı'nın sahibi olduğu Tiyatro... Tiyatro... Dergisi adlı ilginç yayının Trabzon Temsilcisi Levent Çağlayan hakkında bir dâvâ açtırdım. Hâlâ "KAMU HUKUKU DÂVÂSI" soruşturmaları sürmekle birlikte "MANEVÎ TAZMİNAT DÂVÂLARI" da açmak üzereyim!... Şimdilik kaydıyla açtığım dâvâlar:

HAKARET DÂVÂLARI
İstanbul 2. Sulh Ceza Mahkemesi 2012/663 - Demirkanlı
İstanbul 2. Sulh Ceza Mahkemesi 2013/523 - Can Törtop
İstanbul 8. Sulh Ceza Mahkemesi 2013/843 Levent Çağlayan
İstanbul 22. Sulh Ceza Mahkemesi 2013/551 - Demirkanlı
İstanbul 12. Sulh Ceza Mahkemesi 2013/664 -  Demirkanlı
İstanbul 27. Sulh Ceza Mahkemesi 2012/943 - Demirkanlı

İFTİRA DÂVÂSI

İstanbul 24. Asliye Ceza Mahkemesi 2013/201 - Demirkanlı

HAKARET, İFTİRA, TEHDİT DÂVÂSI:

İstanbul 40. Asliye Ceza Mahkemesi 2013/399 - Demirkanlı

TAZMİNAT DÂVÂLARI

İstanbul 6. Asliye Hukuk Mahkemesi 2013/481 - Demirkanlı
İstanbul 23. Asliye Hukuk Mahkemesi 2013/205 - Demirkanlı
İstanbul 23. Asliye Hukuk Mahkemesi 2013/230 - Can Törtop
İstanbul 24. Asliye Hukuk Mahkemesi 2013/205 - Demirkanlı

DEMİRKANLI'NIN HAKKIMDA YAPTIĞI "ASILSIZ İHBAR":

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Özel Soruşturma Bürosu - Soruşturma No: 2013/72962 - Karar No: 2013/30165)

3 - Türk Ceza Kanunu'nun 267. Maddesi'ndeki 1. Maddeyi göz önünde bulundurduğumuzda, Sanık İsmail Can Törtop'un ("basın ve yayın yoluyla") yaptığı eylemin, bu maddeye tıpatıp uyduğunu görebiliriz:

"Yetkili makamlara ihbar veya şikayette bulunarak ya da basın ve yayın yoluyla, işlemediğini bildiği halde, hakkında soruşturma ve kovuşturma başlatılmasını ya da idari bir yaptırım uygulanmasını sağlamak için bir kimseye hukuka aykırı bir fiil isnat eden kişi, bir yıldan dört yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır."

Sayın Sanık İsmail Can Törtop'un, hem kendine ait ve "editörü" olduğu www.tiyatrodunyasi.com sitesinde ve hem (1100 kişilik bir inisiyatifiyle birlikte) ulusal düzeyde dağıtımı da yapılan Tiyatro... Tiyatro... Dergisi, SAHNE Dergisi gibi birçok dergide ve BİRGün, Taraf gibi gazetelerde de duyurulması nedeniyle Türk Ceza Kanunu'nun 267. Maddesi içeriğinde düzenlediği "İFTİRA SUÇU" eylemini işlemiştir. Sadece "HAKARET SUÇU" ile yargılanan Sanık İsmail Can Törtop'un, bu suçun yanı sıra, 
"İFTİRA SUÇU" nedeniyle yargılanması gerektiği kanısındayım. Ben, uyarımı yapıyorum. Tabiî ki, hüküm kuracak olan Sayın Yargıç'tır. Ben, gerçek bir kişiye "HAKARET" etmediğim, Burak Caney adlı sanal bir kişiye "HAKARET" ettiğim için, benim hakkımda "ENTELEKTÜEL VE HUKUKSAL LİNÇ KAMPANYASI" başlatanlardan "ASILSIZ İHBARCI" Mustafa Şükrü Demirkanlı, onun yardımcılarından Sanık İsmail Can Törtop, bu kampanyayla bana karşı "HAKARET, İFTİRA, TEHDİT" gibi suç araçlarını kullanmalarına ve böylece beni (bile) suç işlemeye eğilimli hâle getirmelerine karşın, birçok hukuk dışı girişimle benim hakkımda soruşturma-kovuşturma-dâvâ açabildiler ve açtırdılar. Bu nedenle TCK. 267/1. Madde'ye göre işlem görmeleri gerekir. Bunun için "UYAP"tan yapılacak bir araştırmayla benim hakkımda yürütülen hukukî işlemler gün yüzüne çıkabilecektir... Ayrıca, ben zâten birtakım belge, bilgi, bulgu, delil, kanıt sunmuştum. Aranan, eksik kalan deliller istendiğinde de derhal sunmaya hazırım. Adaletin tecellîsini istiyorum!

4 - Sanık İsmail Can Törtop, tekil olarak ele alınabilecek bir şahıs değil, 1100 kişilik bir örgütle birlikte değerlendirilecek biridir... Nasıl ki, klasik yasaların yanı sıra modern yasalar da inşa edilebiliyorsa Sayın Yargıç da gelişen toplumsal duruma göre hukukî hüküm kurabilmelidir. Nasıl ki,
"5651 Sayılı İnternet Ortamında Yapılan Yayınların Düzenlenmesi ve bu yayınlar yoluyla işlenen suçlarla mücadele edilmesi Hakkında Yasa" 4 Mayıs 2007'de kabul edildiyse, Sayın Yargıç da, çağdaş parametrelerle hüküm kurup, Sayın Sanık İsmail Can Törtop ve onun lideri "ASILSIZ İHBARCI" Mustafa Şükrü Demirkanlı hakkındaki kovuşturmayı derin ve geniş hâle getirerek, orta yerde hâlâ duran "ENTELEKTÜEL LİNÇ KAMPANYASI ÖRGÜTÜ" sürecini ışık tutmalıdır... Sanırım, bunun için, donanımla birinin hazırlayacağı "BİLİRKİŞİ RAPORU" gerekir.

SONUÇ VE İSTEM: Şimdilik kaydıyla dört madde olarak sıraladığım durumun hukukî zeminde tartışılarak mağduriyetimin vurgulanmasını ister, gereğinin yapılmasını saygılarımla arz ve talep ederim. 17.12.2013

MÜŞTEKİ
HÜSEYİN HİLMİ BULUNMAZ