Orçun Masatçı sorgusu için yayınlar alaka düzeyine göre sıralanmış olarak gösteriliyor. Tarihe göre sırala Tüm yayınları göster
Orçun Masatçı sorgusu için yayınlar alaka düzeyine göre sıralanmış olarak gösteriliyor. Tarihe göre sırala Tüm yayınları göster

28 Ağustos 2008 Perşembe

“2. Türkiye Tiyatro Buluşması”nın ardından…/1

Süheyla ve M. Vejdi Koçak "Tiyatro Buluşması"(!)nda


Coşkun Büktel ve Hilmi Bulunmaz'ın sunuş yazısı:

Koçak'ların forumlarda dolaşan aşağıdaki yazısından haberimiz bile yoktu. Sağolsun Orhan Aydın, bu önemli yazıyı bize gönderdi ve onun sayesinde bu sabah haberdar olduk. "2. Tiyatro Buluşması"nı yargılayan, çok önemli bulduğumuz bu yazıyı, bizden önce yayınlamış birkaç sitedeki çiğ haliyle yayınlamaya gönlümüz elvermedi. Yazarlarıyla telefonla temas kurarak görüştük. Yazıyı onlarla birlikte yeniden derleyip toparlayarak ifade gücünü geliştirdik. Yazarlar yaptıkları değişikliklerle yazının okunurluğunu ve yararını bir hayli artırarak forum yazısı olmaktan çıkarıp bir yazar yazısı haline getirdiler. Baskıların halkı yıldıramadığını kanıtlayan bu önemli yazıyı okurlarımıza son ve mükemmel haliyle sunuyoruz:

Not: Yazıdaki linkleri biz verdik.


Süheyla - M. Vejdi Koçak
28 Ağustos 2008


Bizler, Antakya Belediye Şehir Tiyatrosu ve Hatay Amatör Sanatçılar Derneği (HASAD) kurucuları ve yönetmenleri olarak, Türkiye Tiyatrolar Birliği’nin dönem sözcüsü Orçun Masatçı'yla kontak kurup 2. "Tiyatro Buluşması"na gözlemci olarak katılmak istediğimizi söyledik. Ve bizi nezaketen, misafir olarak davet ettiler. Ve M. Vejdi Koçak’a da ikinci gün (23 Ağustos 2008) "Yerel Yönetimlerle Tiyatronun İlişkisi" adlı söyleşide yer verdiler…

20 yıldır yerel yönetimlerle ilişkimiz olması nedeniyle çok sevinmiş ve kamp ortamını yaşayacağımız için çok mutlu olmuştuk. Ayrıca msn'deki iletiyi okuduğumuzdan, kendimizi hazırlamaya çalışmıştık. Otobüs biletimizi alıp; çarşaflarımızı, terliklerimizi, şortlarımızı, gözlük ve şapkalarımızı unutmamıştık. Çünkü zırt pırt bir yerlere gidemiyorduk: Bu bizim için çok önemliydi. Ve bizim için tiyatro bir yaşamdı çünkü...

43 grup katılım gösterecek, onlarla kontak kuracak, oyunlar izleyip, değerli ustalarla tartışacak, onlardan feyiz alacaktık…

Ama gelin görün ki hayat sürprizlerle dolu!...

EVET…

Bizim kaldığımız süre içinde neler yaşadığımızı, açık yüreklilikle herkesle paylaşmak zorunda hissederek, başlayalım sözlerimize.

Eğer sürç-ü lisan edersek af ola...

İzmir Güzelbahçe'de arabadan indik, yolun kenarında küçük küçük çadırlar gördük ve çadırlara doğru ilerledik. Gözümüz mini bir pankarta ilişti: “2. Uluslararası Türkiye Tiyatrolar Buluşması" yazıyordu. İki adet maki ağacın ucuna bantla tutturulmuştu. İlerledik; ellerimizde bavullarımız ve yastıklarımızla...

Gençlere yaklaşıp kendimizi tanıttık. Onlar da “hoş geldiniz” deyip bize küçük bir çadır gösterdiler. Hatta yetkili arkadaşımız bize "buyurun dinlenin” dedi... (Orhan Kemal Caddesi 3. Çadır.)

Çadırın fermuarını açtık. Boş bir çadır. İçine bavulu koyunca çadırda yer kalmadı. Zaten çadırda ayakta durulamıyordu. Birbirimize bakakaldık. İçten bir gülüşme yaşadık. Teşekkür edip terliklerimizi giydik, kumların üstüne çöktük. Güneş ve kum; açıktayız. Elimizi yüzümüzü yıkamak için bakındık. Musluk yoktu. Çünkü İzmir'de su yokmuş. Tuvalet aradık, yan tarafta belediyenin seyyar tuvaletlerini görüp kapısını açtık; içeriye girip çıkmamız bir oldu...

Ve gökyüzüne baktık. Ama su ve tuvalet sinirlenmemizin nedeni olmamalıydı. Koşullar ne kadar zor olursa olsun; “burada imece ve paylaşım vardır” düşüncesiyle; sinirimizi içimize çektik...

Yavaş yavaş gruplar gelmeye başladı. Özellikle genç oyuncu kardeşlerimiz 5 - 6 kişilik gruplarla görünmeye başladılar. Onların o sıcak ve sanatçı ruhları hemen göze çarpıyordu...

Ha unutmadan Manisa Afsem Tiyatrosu'ndan Ahmet Nuri bey tonton yürüyüşüyle Güzelbahçe semalarında göründü!!! Ortamı gördü ve dayanamadı ''... kardeş ben 110 kiloyum, güneşte kalamam eririm, daha gölgelik bir yere gidelim'' dedi.

Gölge bir yerde sıcak bir çay içmek için bakındık, durduk. Arka tarafta küçük bir park, bir büfe ve bir de bakkal vardı. Hasretle vardık oraya. Ama... İki masa dört sandalye… Olsun varsın; hayat her şeyiyle güzel. Bir de sıcaklar olmasa...

Bize tanıştırılan yöneticiler de bir ağaç altında çay içiyorlardı. Afiyet olsun...

Cuma öğlen saati. Herkes aç... Evet, evet herkes aççççç...

Oradan dönem sözcüsü Orçun Masatçı'nın sesi duyuldu: ''Saat 15.30’da yemek gelecek arkadaşlar...'' Ama gelin görün ki!!!

Ve akşam üstü; “Genç Oyuncu ve Yazarların Günümüz Tiyatrosuna Etkisi” adlı söyleşi. İzmir Devlet Tiyatrosu oyuncusu Çağatay Özçelik'i çok beğendik. Özellikle tiyatronun disipline olması için”faşist” bir yönetim yapısının olması gerektiği konusunu beğendik. (Faşist bir disiplin derken; biraz da Muhsin Ertuğrul gibi düşünen; evet, “demokratik olmayan”, biraz sert yada biraz despot bir yönetimi savunuyoruz… Elbette, gerçek anlamda siyasal faşizmi savunmuyoruz.)

Esin Açıl (Yenikapı Tiyatrosu), kendi durumlarını anlattı. (Ama neyi savundu anlamak mümkün değildi.)

Çağdaş Çetinkaya genç bir yazar olarak ciddi bir şeyler söyleyemedi; muamma bir sonuç sergiledi. Çağdaş’a, “Ne tarz oyunlar yazıyorsun?” denildiğinde; “O sizi ilgilendirmez” dedi... “Ben özelimi kimseyle paylaşmam” dedi... Bu yazarla Manisa AFSEM'den Ahmet Nuri'nin atışmaları hiç de fena değildi(!). Ama Mehmet Esatoğlu'nun hakkını yemek olmaz burada(!). ''Önemli olan ne yazdığınızı bilmeniz ve ne yaptığınızı da '...' Bence Çağdaş'a verilebilecek en iyi öğüt. Ah... o sunumu yapan genç de olmasa...

Ankara'dan Hasan kardeşimizin de politik oyunlar konusunda anlattıkları günün güzelliği oldu. Manisa Belediyesi Şehir Tiyatrosu Eğitmeni Turgay Tanülkü Bey gelmemişti.(Nedense? Söyleşinin saatini unutmuştur mutlaka.)

Nihayet akşam 20.00; kamp yerinde elinde bir karton kutu olan biri gözüktü. Herkes sıraya girdi; yarım ekmek içinde domates ve bir parça et. Yanında ayran... Evet bizler yürekli, yiğit oyunculardık. Direnecektik. Özveriyle, durmakyok; yola devam edecektik.

İnanın kampta en beğenip etkilendiğimiz şey; Cuma akşamı bizi Açıkhava tiyatrosuna götüren traktördü. Hep birlikte güle oynaya şarkı ve türkülerle tiyatroya gidişimiz.

Ve Mehmet Esatoğlu'nun, Suna Pekuysal hakkında bizlere verdiği bilgi mükemmeldi(!).

Evet saat 24.00 ve “değerlendirme toplantısı”.

Hafif olarak su ve tuvalet sorunlarının dile getirilmesi ve azıcık yemek problemlerinden söz edilmesi ve ilgililerin geçiştirmesi...

Davet sahibi Orçun Masatçı kardeşimizin ilerici devrimci söylemleri. Bütçe ve sorunlarla ilgili bilgi vermesi. Ve duş alamamaktan yakınanlara "su yoksa denize girmeyin kardeşim" demesi. Ve Zafer Gecegörür'ün onu destekleyici açıklaması. Aferin ustamıza(!).

Saat 24.40; gençlerin tanışması, sohbet ve şerefe...

Çadırda altımızda kum, üstümüzde çarşaf; ama mutluyuz(!)...

İyi ki ordayız(!)... Gözümüz görüyor, kulağımız işitiyor; farklı topluluk üyelerinin eleştirel dırdırları devam ediyor; ama eleştirileri kitle önünde yüksek sesle ve açıkça dile getiren yok... (En az beş grup sadece mırıldanıyorlar.)

Ha unutmadan; Afyonkarahisar Belediye Şehir Tiyatrosu bir otobüsle gelmişti. Hatta onların bu düzenli gelişleri bizi etkilemişti. Ali Çakalgöz’ü tanışmak için aradığımızda oyuncularını toplamış konuşma yapıyordu. Daha sonra, kampta kalıp kalmama konusunu tartıştıklarını öğrendik.

Günlerden Cumartesi; ikinci gündeyiz:

Sabah 06.30... Tiyatro 657 ile sabah yürüyüşü... Hatay'da mümkün mü sabah sporu? Azerbaycanlı oyuncuyla denize girişimiz: Yönetmen Rasim Aşın'ın kamera çalışması. Kamera önünde hissettiklerimizi anlatışımız. Sabah kahvaltısına çağrı...

Çeyrek ekmek, yanında bir dilim peynir, küçük reçel ve yağ... Hakkımızı Ankara Oyuncuları’na verişimiz...

Arkasından Azerbaycanlı yönetmen Rasim Aşın’la parkta kahvaltı. Afyonlu oyuncuların toplanması ve oyuncularla tekrar Ali Çakalgöz’ün konuşması. Karar: "Gidelim hocam...'' ve Afyonkarahisar'ın "Tiyatro Buluşması"nı terketmesi. Onları yolcu eden sadece biziz... Gıcık gözlerin bizlere dik dik bakışları. Ve bizim gülüşümüz!...

DEVAM EDİYORUZ!...

Tiyatro Atölyesi yapılmadı. (Manisa Belediyesi Şehir Tiyatrosu Genel Sanat Yönetmeni Turgay Tanülkü'nün film çekiminde olması.)

Drama Atölyesi yapılmadı. ( Hepimiz mutluyuz(!) dramaya ne gerek var?)

Gitar Atölyesi yapılmadı.( Gitar bulamadık!!! Şaka, şaka.)

Resim Atölyesi yapılmadı.(Şövale bulamadık!!! Ağaçtan yapılanı ise kabul etmediler.)

Saat öğle saati; yemek yok... (Oysa sabah ve akşam yemeği olduğu msn'de ve duyuru metninde bildirilmişti.)

Saat 14.00; “Yerel Yönetimlerin Tiyatro İlişkisi” adlı söyleşi.
Manisa yok. ( Yönetmen Turgay Tanülkü film çekiminde.)
İzmir yok??? (Çünkü Haluk Işık yok!!!)
Afyon yok... (Protesto edip gittiler.)
Biz varız. (Süheyla ve M. Vejdi Koçak.)
Kızıltepe'den Emrah Koyuncu.
Orçun Masatçı ve Zafer Gecegörür usta(!) vardı..
Bir şeyler söylendi. Ve kısa kesilerek... kesildi...

Ardından yurt dışında tiyatro çalışmaları konulu söyleşi.
Rasim Aşın, Erhan Kaya ve Mehmet Esatoğlu vardı.
İran'dan katılacak sanatçıların ikisi de yoktu.
Ama sayın Esatoğlu'nun derin bilgisi(!)yle söyleşi amacına(!) ulaştı.

Sonra şiir dinletisi; iyiydi. Ve traktörle Açıkhava tiyatrosuna gidişimiz. Kızıltepe Belediyesi Tiyatrosu'ndan Emrah Koyuncu'nun tek kişilik oyununu izledik. Her ne kadar ışık sisteminin ve ses sisteminin olmayışı seyirciyi ve oyuncuyu etkilese de... Güzeldi. Ardından sunulan Rasim Aşın'ın performansı da hoştu..

Saat 23.30; sessiz sinema yoktu. Herkes düşünüyor ama konuşamıyordu. (Baskılar halkı yıldıramaz ama tiyatrocuları yıldırabiliyor.) Sessiz sinema oynanıyordu zaten.

Saat.24.00; “günün değerlendirilmesi”ne gelelim: Orçun Masatçı kardeşimiz ''Sayın Hazreti Vejdi Koçak söz hakkı istiyor" dedi. Ve sözü M. Vejdi Koçak’a verdi. Sorunların çok olduğunu; su, tuvalet, yemek problemlerinin başta olduğunu ve herkesin bunu mırıldandığı halde yüksek sesle dile getirmediğini söyledi Vejdi. Birilerinin bunu dile getirmesi gerektiğini söyledi.

Sonuçta Adem Atar'ın "Huzur Operasyonu" oyunundan 'SIÇMA ÖZGÜRLÜĞÜ İSTİYORUZ' tiradını alıntı yaptık!!!

Bir kargaşa yaşandı. Hatta hiç unutamayacağımız bir şey yaşadık. Antalya Sağlık çalışanlarından biri ''nasıl konuşuyorsunuz burada bayanlar var " dedi ve bize kızdı...

Ve Orçun Masatçı kardeşimizi destekleyici baskı grupları ortaya çıktı. Ama iki - üç grup çekilip, kenara geçtiler... Orçun Masatçı bizce hayatındaki en yanlış sözcükleri orada söyledi. Şöyle dedi: "Yalancılar!!" dedi. "Defolup gidin!! " dedi... Ortamı yumuşatmak için(!) Zafer Gecegörür, Orçun'u destekleyici ifadeler kullandı. Mehmet Esatoğlu sesini çıkarmadı.

Biz de bu hissettiklerimizi söylememiz gerektiğini söyledik. Çünkü… tiyatro; insanların düşünüp söyleyemedikleri şeyleri yüksek sesle dile getirmeliydi.

Birinci yanlış: Zafer Gecegörür ve Mehmet Esatoğlu'nun bütünleştirici hiçbir tavrı olmadı. (Ah Manisa'dan Ahmet Nuri Bey keşke ağır hastanızın olması sebebiyle kamptan erken ayrılmasaydınız; belki ortamı biraz toparlardınız. Ne yapalım kader! Ya da Afyon'dan Ali Çakalgöz olsaydı birşeyler söyleseydi de gerçekleri savunmaya cesaret eden birileri çıksaydı.)

İkinci yanlış: Orçun Masatçı’nın, davet ettiği ve ta Antakya'dan gelen konuklarını sırf eleştiri getirdikleri için "defolun!!" diyerek kovmak gibi sıradan bir insan için bile vahim sayılacak gayrı insani bir davranışı, sosyalist bir söylemle ve sosyalizm adına yapması.

Özellikle yöneticiler şapkalarını önlerine alıp, hatalarının özeleştirisini yapmaları gerekmektedir. (Mehmet Esatoğlu, Zafer Gecegörür, Orçun Masatçı ve Erhan Kaya)

O koşullarda orayı terk etmedik. Sabah erken gideceğimizi söyledik ve sabah oldu…Birçok kişiyle vedalaşıp yola çıktık. Azerbaycanlı yönetmen Rasim Aşın bizi uğurladı.

Biz bu maceradan çok güzel(!) şeyler kazandık. Bu eleştirilerimizi yazmamız gerekiyordu. Yazmadığımız daha birçok şey var. Eğer yalan yanlış ileri geri yorumlar yapılırsa, üşenmeyip gerisini de yazarız...

2. Türkiye Tiyatro Buluşması bizce amacına ulaşmamıştır.

Saygılarımzla.

www.hataytiyatro.com

Süheyla Koçak - M.Vejdi Koçak
Antakya Belediye Şehir Tiyatrosu Sanatçıları

***

Ayrıca bakınız:
İftiranın simgesi Özdemir Nutku, "Tiyatro Buluşması"nda!
Koçak'ların objektifinden "Tiyatro Buluşması"(!)
Afyon Şehir Tiyatrosu, "Birlik"den ayrıldı!...

18 Eylül 2008 Perşembe

Orçun Masatçı'ya faşist saldırı

Foto: Orçun Masatçı


2007 Ramazan'ında faşistler bana da saldırmıştı. Ağızlarından köpükler saçarak bağırıyorlardı: "Vurun papaza, öldürün!" Köpeğim Toprak'tan başka yardımcım olmamasına karşın, 5-6 kişilik faşist güruhu, birkaç darbe almakla birlikte savuşturabilmiştim. Aradan birkaç hafta geçmiş, yeniden pusu kurmuşlardı. Bu kez, köpeğim Toprak'ın saldırmasını ve onları ısırmasını planlamışlardı. Köpeğim onları ısıracak ve onlar da hem güçlü, hem de mağdur olacaklardı. Bu planlarını söylemiyorlardı; ama her davranışları bunu gösteriyordu. Sağ elime doladığım köpeğimin zinciri, bedenimin kımıltısız kalmasına neden olmuştu. Sadece sol yumruğumla, zayıf olan yumruğumla vuruyor ve yere düşmemeye çalışıyordum. Düşmedim. Düşüremediler. Ancak bu kez sayıları 5-6 değil, 8-10'du ve ben bayağı zor durumdaydım. Örselendim. Bağırdım. Duyanlar yekindi. Birşey yapamadılar. Faşistlerin otağına düşmüştüm. Hemen 155'i aradım ve hemen polisler geldi. Çil yavrusu gibi dağılanlarından birkaçını gösterdim: Memet ve Ayşehan oğlu, 10 Eylül 1956 Bayırköy, Pötürge, Malatya doğumlu Fariz Demir'i mahkemeye verdim. Sonra başka gelişmeler oldu. Ancak, bu o denli önemli değil...

Ben, bana yapılan bu saldırıyı, yazarak anlatmayı hiç düşünmedim. Ancak, bugün, Orçun Masatçı'ya yapılan faşist saldırı haberini yayınlamaya karar verirken, bu anımı da anlatma gereksinimi duydum. Bir yıl önce vuku bulan ve şu anda Yargıtay'da bulunan olayı anlatmamın en büyük nedeni, bir haberin ögelerini içermesidir. Orçun Masatçı'ya yapılan saldırıya üzüldüm. Canım sıkıldı. Ancak, haber ögelerini tam içermeyen bir metin olduğu için, üzüntüm bir kat daha arttı. Her şeye karşın, bu akşam Yenikapı Tiyatrosu'nun yapacağı açıklamada haber ögelerini öğrenirsek, sevinecek ve onları da yayınlayacağız... (Hilmi Bulunmaz)


Türkiye Tiyatrolar Birliği dönem sözcüsü, Yenikapı Tiyatrosu emekçisi ve Balçova Belediye Tiyatrosu yönetmeni Orçun Masatçı bugün Balçova'da kimliği belirsiz(!) 4 kişinin sopalı saldırısına uğradı.

Saldırı sırasında tekbir çeken saldırganlar, İzmir Büyükşehir Belediyesi'ne bağlı bahçe işçilerinin durumu fark ederek saldırıyı engellemek üzere harekete geçmesiyle kaçtılar.

Saldırıda hafif darbeler alan Orçun Masatçı'nın sağlık durumu iyi. Tiyatromuzun konuyla ilgili açıklaması 19 Eylül 2008 akşamı yapılacaktır.

Yenikapı Tiyatrosu

2 Haziran 2009 Salı

Orçun Masatçı'ya

Hilmi Bulunmaz
2 Haziran 2009


Tüm çiğliklerine, tüm acemiliklerine karşın, Orçun Masatçı, önem verdiğim insanlardan biri. Masatçı'ya önem vermemin tek bir nedeni var; devrimci dille konuşması. Masatçı'nın herhangi bir sanatsal üretimine tanık olmadığım, herhangi bir oyununu izlemediğim için, onun hakkında sanatsal bir değerlendirme yapma şansına sahip değilim.

Masatçı, örgütlülükten yana gönül düşürdüğü için, sürekli olarak kendisine "avans verdim"; örnekse, kendisinin de önemli görevler üstlendiği Türkiye Tiyatrolar Birliği, Coşkun Büktel ve Hilmi Bulunmaz'a olmadık hakaretler, iftiralar, kalleşliklerde bulunan Burak Caney’e ödül verdiğinde (Bakınız: "Erkan Yücel ödülleri dağıtıldı") bile, Masatçı’ya avans vermeye özen gösterdim.

Neyse…

Benim, tiyatro yayıncılarından açıklık ve şeffaflık istememle birlikte (Bakınız: Bulunmaz, "Anamur, Demirbaş, Demirkanlı, Güner ve Yalaz, dergilerinin tirajını açıklamak için matbaalardan aldıkları gerçek faturalarını beyan etmek zorundalar!"), hemen hemen tüm tiyatro yayıncıları, kuyruklarına taktıkları kuyruk acılıları da yedeğine alarak, benim ve ülkemizin en tanınmış tiyatro profesörü Özdemir Nutku’nun iftirasına uğramış Theope yazarı Coşkun Büktel'in sanatsal ifade olanaklarını, "KINIYORUZ!" başlıklı aldatıcı bir linç kampanyasıyla imha etmek istediklerinde, Masatçı da bu kampanyadaki yerini aldı. Almakla kalmadı; bir de benim ve yöneticisi olduğum Bulunmaz Tiyatro hakkında, olumsuzlayıcı bir yazı yazdı. Bu yazısını da, linç kampanyasının ana sponsorlarının sitelerinde yayınlamakla (Bakınız: Ertuğrul Timur'un "Özgür Sanat"ı, Mustafa Demirkanlı'nın "tiyatrodergisi.com.tr"si, linç çağrıcılarının sitesi süsü verilmiş 3. Abdülhamid'in "tiyatrom.com"u) birlikte, bize de gönderdi. Biz de "sıfır sansür"den yana olduğumuz için, bu yazının virgülüne bile dokunmadan hemen yayınladık. (Bakınız: "Linç ÇAĞRICILARına DESTEK VEREN TOPLULUKLARdan Yenikapı Tiyatrosu yöneticisi Orçun Masatçı'dan gelen mektup!")

Masatçı’nın "Hilmi Bulunmaz’a" başlığını attığı ve hiç özen göstermeyip, yazınsal emeğe değer vermediği yazısını, hem avans vermemiz ve hem de işlerimizin yoğun olması nedeniyle, ancak yanıtlayabiliyoruz.

Masatçı, diyor ki:

..........Ey emeğe değer veren tiyatro !bir kaç şey sormak isterim size. emek ve sosyalizm üzre !öncelikle linç çağrıcısı diye bahsettiğiniz ve 2 gün üst üste oyunları yasaklanan ve 3. gününde basın açıklaması yapıldıktan sonra yönetmeni ve açıklamayı desteklemeye gelen bir gsf öğrencisi gözaltına alındığında sosyalist tepki verme yetinizi mi kaybetmiştiniz. yoksa sokak tiyatrosunun yasaklanması ya da bir sanatçının gözlatına alınması sizin için yeterli derecede tepki verilecek bir olay değil mi?

Masatçı’yı değerlendirelim:

"Ey emeğe değer veren tiyatro !" diye başlaman, bizim açımızdan son derecede sevindirici. Çünkü biz, Bulunmaz Tiyatro olarak, gerçekten emeğe değer veren bir tiyatroyuz. Bizimle polemiğe girerken, "sosyalizm" sözünü kullanma zorunluluğu duyman da sevindirici. Senden, Yenikapı Tiyatrosu'ndan ve Türkiye Tiyatrolar Birliği'nden linç çağrıcısı diye bahsetmemin nedeni, başta yalan makinesi Mustafa Demirkanlı, sansür makinesi Ertuğrul Timur, biley makinesi Ömer Kurhan olmak üzere, emeğe ve sosyalizme karşıt insanların dümen suyundan gitmenizdir. Oyunlarınızın yasaklanmasına gelince, sadece sizin değil, hiçbir tiyatronun oyunlarının yasaklanmasından yana değiliz. Ben, tiyatro yaptığım için, onlarca kez gözaltına alınıp çeşitli işkenceler gördüm. Bir zamanlar, Beyoğlu Emniyet Müdürlüğü, "ikinci adresim"di. Ben gözaltındayken, beni görmeye gelen birkaç kişinin dışında hiç kimse ziyaretime gelmedi. Bu durumun başat nedeni, ben hiçbir zaman böyle bir talepte bulunmadım. Ben, zâten yaptığım işlerin bir sonucu olarak "ikinci adresim"den emindim, neredeyse memnundum. Birkaç kişinin dışında, beni ve oyuncularımı, hatta izleyicilerimi gözaltındayken ziyarete gelmediler yada bu konuda kamuoyu oluşturmadılar diye, kimseyi, ama hiç kimseyi eleştirdiğimi anımsamıyorum. Hele ki, emek adına, sosyalizm adına hiç kimseye serzenişte bulunmadım, bulunamam. Özetle, gülü seven dikenine katlanır.

Ben, 1972 yılından bu yana tiyatro yaparak, 1989 yılından bu yana Bulunmaz Tiyatro’yu yaşatarak, kurduğum tüm kurumların baskına ve baskıya uğraması, mühürlenmesi, o kurumlara karakol kurulması, içindekilerin sürekli olarak taciz edilip gözaltına alınarak işkence yapılması nedeniyle, şu anda, neredeyse sanat yapamaz durumdayım. Polisin, gözaltının, mührün, işkencenin "olmadığı" yada "yetmediği" yerde, karşıma linç çağrıcıları çıkıyor. Yalan makinesi, küfürbaz, emek hırsızı Mustafa Demirkanlı, sansür makinesi, iftiracı, 3. Abdülhamid Ahmet Ertuğrul Timur, "Bileyci", 12 Mart Faşizmi Kültür Bakanı Talât Sait Halman savunucusu, karanlık işçisi, kuş dilinden bile daha karmaşık dil olan Mimesis dili misyoneri Ömer F. Kurhan gibi “günahkârlar”, fiziksel işkencenin "olmadığı" yada "yetmediği" yerde devreye girip, devriyelik yapıyorlar. Sen de bu devriyelik yapmak için devreye girenlere, ne yazık ki “alet” oluyorsun. Senin tüm sempatik hallerine, seni sevmemi gerektiren devrimci diline karşın, seni (de) eleştirmek zorunda kalıyorum. Hem de isteme istemeye. Ne var ki, tarihe karşı sorumluluğum bunu zorunlu kılıyor!

Masatçı, diyor ki:

..........sosyalistler bilindiği üzere hayata sınıflar üzerinden bakarlar. ezilenlerin kendi kaderlerini tayin hakkı ve pozitif ayrımcılık sosyalist olmanın en önemli ayraçlarından biridir. bu bağlamda da kadın hiç şüphesiz ki kapitalizmin en fazla ezlienleri arasında gelir. ve şüphesiz ki küfür de bir erkek egemen söylem vardır. size yapılanlar anlattığınız kadarıyla çirkindir. size ya da bir başkasına küfür edilmesi tahammül edilemez bir şeydir. ama sosyalist kendine küfür edene nasıl bir karşılık verir, biçimi ne olur bunun? bir taraftan savunduğu değerleri yıkan küfüre mi sarılır ? bunu ilk kim başlattıysa başlatsın küfürün içinde kuşkusuz kadının aşağılanması söz konusudur. oysa sosyalistler kadının kurtuluşunu da kendilerinde görürler. ve yine sosyalistler toplumun öncüsü olmaya, yığınları kitlelestirmeye soyunmuşlardır. haliyle söylemlerinden çok onları var eden davranış biçimleridir. tıpkı Kazım Koyuncu'nun söylediği gibi "belki size katılmazlar ama farkındadırlar, orda biri farklı yürüyordur". işte bu sebeplerden dolayı küfüre karşı gelmek ve ona karşı savaş açmak bir sosyalistin öncelikli görevleri arasında gelir.sosyalistler kendi sorunlarına saplanıp kalmazlar. dünyayı kendi etraflarında dönüyormuş gibi düşünmezler. başkalarının yaşadığı olaylara karşı da susmaz tepki verirler. oysa dünyanın kendi etrafında döndüğünü sananlar elbette kendilerini emeğin birinci savunucusu rolüne ve sosyalist kimliğinin sahibi rolüne çevireceklerdir.

Masatçı’yı değerlendirelim:

Bana sosyalizm dersi vermeye kalkman, senin çiğliğini ve acemiliğini gösterir. Ancak, her şeye karşın, dedim ya; sendeki devrimci dili seviyorum. Sadece sosyalistler değil; kapitalistler de sınıflar üzerinden bakarlar. Örnekse, kapitalizmin çanak yalayıcısı Mustafa Demirkanlı, AKBANK çanağı yalayabilmek için finans kapitalin önünde diz çökmek zorundadır. Yine örnekse sosyalist Hilmi Bulunmaz, ne AKBANK'ın, ne Devlet Tiyatroları’nın, ne de Şehir Tiyatroları’nın önünde, asla diz çökmedi, diz çökmüyor ve diz çökmeyecek. Sen, Yenikapı Tiyatrosu ve Türkiye Tiyatrolar Birliği, AKBANK'ın önünde diz çöken yalan makinesi Mustafa Demirkanlı’yla işbirliği yaptığın için, bana sosyalizm dersi veremezsin. Sen bana sosyalizm dersi verebilmen için, öncelikle ve ivedilikle, Türkiye tiyatrosunu hızla, hem de şimşek hızıyla kirleten Demirkanlı, Timur, Kurhan gibi zavallılardan uzaklaşman gerekir. Hayat şunu dayatıyor; ya özde kirli, sözde temiz yayıncılarla birlikte olacaksın yada özde ve sözde temiz yayıncılarla, yani bizimle olacaksın. Tarih bunu dayatıyor; toplum bunu dayatıyor; en önemlisi sosyalizm mücadelesi bunu dayatıyor.

Senin küfür dediğin, benim hak edene hak ettiğini vermek dediğim konuya gelince; benim, o zamanlar 15 yaşında olan kızıma olmadık küfürler eden, kızımın kişiliğiyle oynayan alçaklara(Bakınız: "Orospu çocuğu Burak Caney (tiyatrooyun) pisliği!"), Türkiye Tiyatrolar Birliği ödül verirken, ben de sizler gibi davranıp, o alçaklara ödül veremezdim. Hele hele Erkan Yücel’in adını asla kirletemezdim. (Bakınız: "Ödül kıskacına sığmayan anti-faşist sanatçı") Senin 15 yaşındaki kızına olmadık cinsel saldırılarda bulunduklarında, sen dilediğin gibi davranırsın. Kusura bakma ama ben Hazreti İsa değilim. Benim bir yanağıma bir tokat atana, diğer yanağımı uzatamam. Bana haksız yere bir tokat atana, ben haklı yere beş tokat atarım.

Masatçı, diyor ki:

..........aşağıdaki sorulara cevabınızı bekliyoruz;

Masatçı’yı değerlendirelim:

Şimdi gelelim, sorularının yanıtlarına.

Masatçı, soruyor:

..........Manisa Şehir Tiyatrosunun kapatılması karşısındaki tiyatronuzun açıklaması nedir ?

Masatçı’yı yanıtlayalım:

Manisa Şehir Tiyatrosu’yla ilgili herhangi bir bilgi bize ulaşmadı. Ancak, Internet ortamından izledik. Sadece Manisa Şehir Tiyatrosu’nun kapatılmasına değil; hiçbir tiyatronun kapatılmasından yana değiliz.

Masatçı, soruyor:

..........sokak tiyatrosunun yasaklanması karşısında tiyatronuzun açıklaması nedir ?

Masatçı’ya yanıtlayalım:

Yineliyoruz; tiyatroların yasaklanmasına karşıyız.

Masatçı, soruyor:

..........anadilde sanat üstüne tiyatronuzun açıklaması nedir ?

Masatçı’yı yanıtlayalım:

Ne olabilir ki? Tabii ki, en doğal insan hakkı. Karşıtını nasıl savunabiliriz. Herkes anadilinde sanat yapabilmeli.

Masatçı, soruyor:

..........sanatçıların gözaltına alınması hakkında tiyatronuzun açıklaması nedir ?hangi sosyalist eylemde dayanışma gösterdiniz ?

Masatçı’yı yanıtlayalım:

Sekiz yaşımdan beri çalışmak zorunda olmam, sosyalist eylemliliktir. On yedi yaşımdan bu yana tiyatro yapmam, sosyalist eylemliliktir. Yirmi yaşımdan başlayarak, legal-illegal mücadele içerisinde bulunmam, sosyalist eylemliliktir. 12 Eylül Faşizmi döneminde gözaltına alınıp tutuklandıktan sonra aylarca işkence görmem, sosyalist eylemliliktir. 1 Mayıs 1989 tarihinden bu yana Bulunmaz Tiyatro’yu, tüm işkencelere karşın ayakta tutmam, sosyalist eylemliliktir. Kültür Bakanlığı çanağını birkaç kez yalamak gafletinde bulunmamın (Bakınız: Bulunmaz, "Ben yediğim boktan iğreniyorum; iğrenmeyenlere afiyet olsun!") dışında bu çanağı sürekli olarak yalamamam, sosyalist eylemliliktir. Efes Pilsen tezgâhtarlığı yapmamam, sosyalist eylemliliktir. Lions ödülleri alma isteğinde olmamam, sosyalist eylemliliktir. Mustafa Demirkanlı, Ertuğrul Timur, Ömer Kurhan gibi tiyatro kirleticilerine karşı savaşım vermem, sosyalist eylemliliktir. BEKSAV, Yüz Çiçek Açsın Kültür Merkezi, Tohum Kültür Merkezi, Mezopotamya Kültür Merkezi, Emek Kültür Merkezi, GESAM, Çağdaş Sanat Merkezi, Alternatif Kültür Merkezi gibi kültür kurumlarıyla birlikte, Bulunmaz Kültür Merkezi olarak, Kültür Merkezleri Platformu’nu kurup, kapitalist ve faşist kültüre karşı mücadele vermem, sosyalist eylemliliktir. MuM kültür-sanat dergisini, Sevi şiir dergisini, Burun karikatür ve mizah dergisini, Görsel İzdüşüm dergisini, OYUN dergisini, Günebakan dergisini yayınlamam, sosyalist eylemliliktir. İnsancıl dergisinde, Gündem gazetesinde, Gerçek-Sanat dergisinde, Berfin-Bahar dergisinde ve daha onlarca yayın organında yazmam, sosyalist eylemliktir. Yüzlerce, neredeyse binlerce oyuncu adayıyla tiyatro çalışması yürütmem, sosyalist eylemliliktir. Onlarca oyun yönetmem, sosyalist eylemliliktir. Yazar yetiştirmem, sosyalist eylemliliktir. Hemen hemen tüm oyunlarımızı ücretsiz olarak sunmam, sosyalist eylemliliktir. Üç kitap sahibi olmam, sosyalist eylemliliktir. Yağlıboya resim yapmam, sosyalist eylemliliktir. Onlarca kitap basan Bulunmaz Yayıncılık sahibi olmam, sosyalist eylemliliktir. Binlerce, belki on binlerce şiir yazmam, sosyalist eylemliliktir. Yüzlerce video çekip, halkı aydınlatmam, sosyalist eylemliliktir. Birçok Internet sitesi yayınlamam, sosyalist eylemliliktir. İnsanları, örgütlü mücadeleye özendirmek için; Amatör Tiyatrolar Çevresi, Amatör Tiyatrolar Birliği, Türkiye Tiyatrolar Birliği gibi örgütlerin haberlerini yayınlamam, sosyalist eylemliliktir. atılım, soL gibi gazetelerden haber alıp yayınlamam, sosyalist eylemliliktir. Sorun Yayınları Kolektifi'nin desteklediği "Sanat Cephesi"ne omuz vermem, sosyalist eylemliliktir. Okurlara, sosyalist yazarları önermem, sosyalist eylemliliktir. Maksim Gorki'nin izinden gitmem, sosyalist eylemliliktir. Lenin Yoldaş'ın fotoğrafını, sitemde ve dergimde baş tacı etmem, sosyalist eylemliliktir. Halkın Yolu'ndan yürümem, sosyalist eylemliliktir. En önemlisi, hiç de zorunlu olmamama karşın, her gün on üç saat çalışmam, sosyalist eylemliliktir.

Masatçı, soruyor:

..........5 mayısta herkesi dayanışmaya çağırdığımız basın açıklmasında neredeydiniz ?

Masatçı’yı yanıtlayalım:

Devrim yapmak, sosyalist olmak için, illa ki sizin yanınızda saf tutmak zorunda değilim. Nasıl ki, siz linç çağrıcılarının kuyruğuna tutunduğunuzda, ben de aynı kuyruğa tutunmadığım gibi.

Masatçı, soruyor:

..........taksim nerede biliyor musunuz ?

Masatçı’yı yanıtlayalım:

Taksim’in nerede olduğunu bildiğimi biliyorum. Ancak sen; Demirkanlı, Timur ve Kurhan’ın hangi taksim’atla, neyi böldüklerini biliyor musun? O kapitalist gönüllülerin, hangi solu, hangi sağa teslim etmek için, ne hinoğlu hin hesaplar yaptıklarının farkında mısınız?

9 Temmuz 2010 Cuma

LİNÇÇİLER; Haluk Işık, Orhan Aydın, Ertuğrul Timur, Erhan Gökgücü, Nurkut İlhan, Zafer Gecegörür, Orçun Masatçı, LİNÇÇİSEVER dostlarıyla buluşuyorlar!

Oyun'un notu: Aşağıdaki haberi, LİNÇÇİ MİMESİS sitesinden alarak olduğu gibi yayınladık. Ancak, haberde bulunan LİNÇÇİ adlara biz link verip, bu adları kırmızı renkle biz belirginleştirdik. Ayrıca, haberdeki bariz yazım yanlışlarını kırmızı renkle belirtip, doğrularını yeşil harflerle biz yazdık! Bunun yanı sıra, anlaşılması güç ve okunamaz hamlıktaki haberi, biraz olsun olgunlaştırıp okunur hâle getirmek için yaptığımız müdahaleleri de kahverengi harflerle yine biz yazdık!!!

32 tekmili birden "voleybol"lu, "tavla""yüzme"li, "vb."li "4. Türkiye Tiyatrolar Buluşması Programı"(!) haberini, LİNÇÇİ sözcüklerinin üzerinden asla atlamadan, dikkatle ve ibretle okuyunuz!!!


***


4.Türkiye Tiyatrolar Buluşması Programı


1 AGUSTOS PAZAR

SAAT: 8.30-10.00 Kahvaltı
10.30-12.30 Atölyeler
1-Dramatik yazarlık atölyesi LİNÇÇİ "Haluk Işık" (LİNÇÇİ Haluk Işık'ı yakından tanımak için lütfen bu yazıyı okuyunuz: Büktel ile Bulunmaz'ın sanatsal ifade olanaklarını imha etmek için Demirkanlı tarafından başlatılan LİNÇ KAMPANYASIna imza veren Işık'a sert bir ders!)
2-Drama atölyesi LİNÇÇİ "Mehmet Nurkut İlhan"
3-Oyunculuğa Temel Yaklaşımlar atölyesi LİNÇÇİ "Zafer Gecegörür"
4-Pandomim (Workshop) "Wolfgang Nemo"
5-Işık-ses Atölyesi "Yüksel Aymaz"
13.00-14.00
Öğle yemeği
14.00-17.00 Serbest “Turnuvalar (voleybol, tavla, yüzme vb.)”
17.00-19.00 Söyleşiler
17.00-18.30-Yazarlık ve yorumlama sorunları "LİNÇÇİ Haluk Işık (LİNÇÇİ Haluk Işık'ı yakından tanımak için lütfen bu yazıyı okuyunuz: Büktel ile Bulunmaz'ın sanatsal ifade olanaklarını imha etmek için Demirkanlı tarafından başlatılan LİNÇ KAMPANYASIna imza veren Işık'a sert bir ders!) ve Selma Ceylan"
18.30-19.00-Tiyatro buluşmaları “Nazlı Masatçı, LİNÇÇİ Zafer Gecegörür, Koray Eti”
20.00- LİNÇÇİ İzmir Yenikapı Tiyatrosu “Sarı Sıcak”
21.30-Antalya Bölge Tiyatrosu “Ateş ve İhanet”
00.00-Müzik dinletisi

2 AĞUSTOS PAZARTESİ

SAAT 8.30-10.00 Kahvaltı
10.30-12.30 Atölyeler
1-Dramatik yazarlık atölyesi LİNÇÇİ "Haluk Işık" (LİNÇÇİ Haluk Işık'ı yakından tanımak için lütfen bu yazıyı okuyunuz: Büktel ile Bulunmaz'ın sanatsal ifade olanaklarını imha etmek için Demirkanlı tarafından başlatılan LİNÇ KAMPANYASIna imza veren Işık'a sert bir ders!)
2-Drama atölyesi LİNÇÇİ "Mehmet Nurkut İlhan"
3-Oyunculuğa Temel Yaklaşımlar atölyesi LİNÇÇİ "Zafer Gecegörür"
4-Pandomim (Workshop) “Wolfgang Nemo ”
5-Işık-ses Atölyesi “Yüksel Aymaz”
13.00-14.00 Öğle yemeği
14.00-17.00 Serbest “Turnuvalar (voleybol, tavla, yüzme vb.)”
17.00-19.00 Söyleşiler
17.00-18.30-Tiyatro yayıncılığı "LİNÇÇİ Murat Demirbaş, Şahin Adıgüzel, LİNÇÇİ Erturul Timur"
18.30-19.00-Savaş altında tiyatro “Anas Abdul Al-Samad-IRAK”
20.00-Mustafakemalpaşa Bölge Tiyatrosu “Ayrılık”
21.30-Samsun Sanat Tiyatrosu "Biz Adam Olmayız"

3 AĞUSTOS SALI

8.30-10.00 Kahvaltı
10.30-12.30 Atölyeler
1-Dramatik yazarlık atölyesi LİNÇÇİ "Haluk Işık" (LİNÇÇİ Haluk Işık'ı yakından tanımak için lütfen bu yazıyı okuyunuz: Büktel ile Bulunmaz'ın sanatsal ifade olanaklarını imha etmek için Demirkanlı tarafından başlatılan LİNÇ KAMPANYASIna imza veren Işık'a sert bir ders!)
2-Drama atölyesi LİNÇÇİ "Mehmet Nurkut İlhan"
3-Oyunculuğa Temel Yaklaşımlar atölyesi LİNÇÇİ "Zafer Gecegörür"
4.Rejisörlük atölyesi LİNÇÇİ "Erhan Gökgücü" (6 saat)
5-Pandomim (Workshop) “Wolfgang Nemo ”
6-Işık-ses Atölyesi “Yüksel Aymaz”
13.00-14.00 Öğle yemeği
14.00-17.00 Serbest “Turnuvalar (voleybol, tavla, yüzme vb.)”
17.00-19.00 Söyleşiler
17.00-18.30-Nasıl bir tiyatro eğitimi "LİNÇÇİ Erhan Gökgücü, LİNÇÇİ Zafer Gecegörür, LİNÇÇİ OrçunMasatçı, LİNÇÇİ M. Nukut İlhan, Seçkin Kaymaz, LİNÇÇİ Orhan Aydın" (LİNÇÇİ Orhan Aydın'ı yakından tanımak için lütfen bu yazıyı okuyunuz: ORHAN AYDIN'A -TARTIŞMAYA YANAŞTIĞI VE YANAŞMADIĞI KONULARDA- CEVAPLAR)
18.30-19.00-Göç ve göçmen tiyatrosu ve sorunları “Selma Ceylan (Frankfurt Yazarlar Derneği Başkanı) ve Gülay Tolu ”
20.00 sokak oyunu “Ankara Şehir Tiyatrosu”
21.30-Irak Mustheel-alic Theater
23.00 Tuğrul Keskin Şiir Dinletisi

4 AĞUSTOS ÇARŞAMBA

8.30-10.00 Kahvaltı
10.30-12.30 Atölyeler
1-Sokak Tiyatrosu Atölyesi LİNÇÇİ "Orçun Masatçı"
2-Vücut Oyunculuğu Atölyesi “Anas Abdul Al-Samad”
3-Oyunculuğa Temel Yaklaşımlar atölyesi LİNÇÇİ "Zafer Gecegörür"
4-Rejisörlük atölyesi LİNÇÇİ "Erhan Gökgücü" (6 saat)
5-Vasıf Öngören Okumaları ve oyunculuk atölyesi “Aslı Öngören ve Aslı İçözü”
13.00-14.00 Öğle yemeği
14.00-17.00 Serbest “Turnuvalar (voleybol, tavla, yüzme vb.)”
17.00-19.00 Söyleşiler
17.00-Devletin Tiyatrosu olur mu? "LİNÇÇİ Erhan Gökgücü, Turgay Tanülkü, LİNÇÇİ Orhan Aydın, LİNÇÇİ Haluk Işık (LİNÇÇİ Haluk Işık'ı yakından tanımak için lütfen bu yazıyı okuyunuz: Büktel ile Bulunmaz'ın sanatsal ifade olanaklarını imha etmek için Demirkanlı tarafından başlatılan LİNÇ KAMPANYASIna imza veren Işık'a sert bir ders!), LİNÇÇİ Orçun Masatçı, LİNÇÇİ Zafer Gecegörür"
19.00-Kadının Sanattaki Yeri "Aslı Öngören, Özlem Öztürk, Selma Ceylan, Aslı İçözü"
20.00-Esmeray “Cadının Bohçası”
21.30- LİNÇÇİ İzmir Yenikapı Tiyatrosu "İsyan"

5 AĞUSTOS PERŞEMBE

8.30-10.00 Kahvaltı
10.30-12.30 Atölyeler
1-Sokak Tiyatrosu Atölyesi LİNÇÇİ "Orçun Masatçı"
2-Vücut oyunculuğu “Anas Abdul Al-Samad”
3-Rejisörlük atölyesi LİNÇÇİ "Erhan Gökgücü" (6 saat)
4-Vasıf Öngören Okumaları ve oyunculuk atölyesi “Aslı Öngören ve Aslı İçözü”
13.00-14.00 Öğle yemeği
14.00-17.00 Serbest “Turnuvalar (voleybol, tavla, yüzme vb.)”
17.00-19.00 Söyleşiler
17.00-Eşcinseller ve sanat "Esmeray",
19.00- Üniversite Tiyatro topluluklarının sorunları ve çözümler(Panel)” Fatih üniversitesi tiyatro topluluğu (Üniversitesi Tiyatro Topluluğu) ve Galatasaray Üniversitesi Tiyatro topluluğu (Topluluğu)"
21.30-Sadri Alışık Tiyatrosu “Aşk Üçlemi”

6 AĞUSTOS CUMA

8.30-10.00 Kahvaltı
10.30-12.30 Atölyeler
1-Sokak Tiyatrosu Atölyesi LİNÇÇİ "Orçun Masatçı"
2-ışık ses-atölyesi
3-Vücut oyunculuğu “Anas Abdul Al-Samad”
4-Oyunculuk atölyesi "Volkan Severcan"
5-Vasıf Öngören Okumaları ve oyunculuk atölyesi "Aslı Öngören ve Aslı İçözü"
13.00-14.00 Öğle yemeği
14.00-17.00 Serbest “Turnuvalar(voleybol, tavla, yüzme vb.)"
17.00-19.00 Söyleşiler
17.00-Tiyatroda Örgütlülük "LİNÇÇİ Orçun Masatçı, LİNÇÇİ Zafer Gecegörür, TurgayTanülkü, LİNÇÇİ Orhan Aydın, Memet Esatoğlu, Seçkin Kaymaz, Nedim Saban"
19.00-Televizyonun Tiyatroya Etkisi “Nedim Saban, LİNÇÇİ Orhan Aydın, Turgay Tanülkü, Volkan Severcan”
20.00 Tiyatro Sakinleri “Hayat Gülünce Güzel”
21.30- Galatasaray Üniversitesi Tiyatro Topluluğu “Gerçek Müfettiş Hound”

7 AĞUSTOS CUMARTESİ

8.30-10.00 Kahvaltı
13.00-Atölyelerin sunumu
13.00-14.00 Öğle yemeği
14.30-Söyleşi: Batı Tiyatrosu "Nedim Saban"
17.00 Buluşma Sonuç Bildirgesi
19.00-Söyleşi: Perde Arkası Anılar
20.00-Tiyatro Simurg “Sivas Yandı Kaç Yıl Oldu?”
21.30-Tiyatro Kare "Buda Benim Ailem ("Bu da Benim Ailem")

(Kaynak: MİMESİS)


***


Ayrıca bakınız:

LİNÇÇİ Ertuğrul Timur, öznesiz tümce kuruyor!

Yalan makinesi ve küfürbaz Mustafa Demirkanlı'nın sözde küfre karşı kampanyasına alet olanların imzaladıkları metni ve alet olanları teşhir ediyoruz!

Linç imzacıları listesi

28 Mayıs 2010 Cuma

Oğuz Özel, Selcan Akoğlu, Tolga Bayraklı, Esen Gök adlı kişilerin "Vasıf Öngören Tiyatro Okulu"nu suçlamalarına karşın, tatmin edici bir açıklama YOK!

Yukarıdaki afişte bulunan vesikalık fotoğraf sahiplerini rahatça görebilmek için, amuda kalkıp soldan sağa bakmalısınız; Turgay Tanülkü, LİNÇÇİ Orhan Aydın, Nedim Saban, LİNÇÇİ Fırat Güllü, LİNÇÇİ Ömer Faruk Kurhan, LİNÇÇİ Zafer Gecegörür, LİNÇÇİ Haluk Işık, tanıyamadığımız biri, LİNÇÇİ Orçun Masatçı, LİNÇÇİ M. Nurkut İlhan, tanıyamadığımız iki kişi, Nazlı Masatçı ve tanıyamadığımız iki kişi.

Yukarıda adlarını sıraladığımız, aşağıdaki suçlama yazısına konu olan kişiler, ne yazık ki, tam bir haftadır, kendilerini "temizleyebilecek" nitelikte, açıklıkta, mertlikte, netlikte, tiyatro kamuoyunu tatmin edici bir açıklamada bulunmadılar.

Sıkı sıkıya kapadıklarını ağızlarını bıçak açmayan yukarıda adlarını sıraladığımız kişiler, ısrarla, inatla ve büyük bir sabırla, tiyatro kamuoyunun beklentilerine karşılık vermemek için âdeta ölüm uykusuna yatmış görünüyorlar. Ancak biz, içlerinde her ne kadar LİNÇÇİLER de olsa, bu kişilerden doyurucu, inandırıcı ve tatmin edici bir açıklama bek-li-yo-ruz!!! (HB)


***


OYUN'un notu: Aşağıdaki yazıyı, LİNÇÇİ İsmail Can Törtop'un sahibi olduğu LİNÇÇİ tiyatrodunyasi.com sitesinden alıp olduğu gibi yayınladık. Ancak, yazıda bulunan LİNÇÇİ adlara biz link verip, bu adları kırmızı renkle biz belirginleştirdik. Ayrıca, yazıdaki bariz yazım yanlışlarını kırmızı renkle belirtip, doğrularını yeşil harflerle biz yazdık!


***


Vasıf Öngören Tiyatro Okulu


Oğuz Özel
Selcan Akoğlu
Tolga Bayraklı
Esen Gök
21 Mayıs 2010


Vasıf Öngören Tiyatro Okulu, var olan akademik eğitime karşı bir duruş sergileyerek ezilenlerin dilinden konuşacağını söyleyerek ve gerçekten akademik bir eğitim vereceğinin altını çizdi. Yapılan tanıtıma göre eğitim süresi 4 yıl olacak ve bu süre içerisinde önde gelen tiyatro insanlarının eğitmenliğiyle tiyatro oyuncuları, oyun yazarları yetiştireceğini iddia etti.

Biz seçilerek okula kayıt edildiği, iddia edilen öğrencilere;

• Birçok başarılı tiyatrocudan eğitim alacağımız duyuruldu.

Birkaç ders dışında, oyunculuk geçmişi 3 seneyi aşmayan, akademik eğitim almamış, LİNÇÇİ Yenikapı tiyatrosu (Tiyatrosu) kurslarını bitirerek kadrosunda bulunan amatör oyuncular tarafından eğitim verildi. 5 ay süren eğitimlerde Stanislavski, Brecht, Grotowski ve Morris oyunculuk metotlarının hepsi hiçbir düzen olmaksızın öğretilmeye çalışıldı.

• Okulun ilk haftası ders programı dağıtıldı.

Ancak dağıtılan ders programı aynı hafta iptal edildi. Bizlerin fazla sabır, iyi niyet ve bir süre sonra dayatmaya dönen çabalarına rağmen okulun sözde eğitim verdiği süre boyunca asla bir ders programı oluşturulmadı. Eğitmenlere dahi dersleri aynı günün sabahında ya da bir gece önce haber verildi. Bizler gün içerisinde hangi dersleri görebileceğimizi öğrenebilmek için karşımızda bir yetkili bulmakta dahi zorlandık. Devlet dairesi gibi her soruda bir başkasına yönlendirildik. Çoğu zaman gün içerisindeki ders programı bile belirli değildi. Açığı kapatmak için ya ders saatleri eksik kalır ya da LİNÇÇİ Yenikapılı oyuncu arkadaşlarımız tarafından bu saatler doldurulmaya çalışılırdı.

• Bir ders listesi sunuldu. Bu bilgi okulun tanıtımı için düzenlenen afişlerde yer aldı. Ancak 1. sınıfta görüleceği ilan edilen komün tiyatroya giriş, dram sanatına giriş, çocuk tiyatrosu 1, diksiyon, şan, dans vb. dersler verilmedi.

• Bir eğitmen kadrosu duyuruldu. Ancak İlan (ilan) edilen eğitmen kadrosundan LİNÇÇİ Fırat Güllü, LİNÇÇİ Ömer Faruk Kurhan, LİNÇÇİ M. Nurkut İlhan, Ufuk Karakoç’un tek bir derse bile katılımları sağlanmadı. LİNÇÇİ Orhan Aydın ve Nedim Saban ise LİNÇÇİ Yenikapı tiyatrosu (Tiyatrosu) olarak düzenlenen söyleşilere katılmak için bir kez geldikleri tiyatroda akademinin dersine girer misiniz ricasını kırmamış ancak daha önce bilgilendirilmedikleri için ders işleyememiş, sohbet havasında bizlerle 1 saat geçirmişlerdir.

• Geçtiğimiz kasım (Kasım) ayında başlayan okulun Cuma günleri saat 18.00-21.00 ve hafta sonları ise 09.00-15.00 saatleri arasında ders yapacağı duyuruldu. Ancak hafta sonları biz öğrenciler pek az gün, saatinde okulu açık bulabildik. Bir görevlinin gelip okulu açmasını 2 saate yakın beklediğimiz günlerin sayısı az değil. 2 ay sonra ders saatleri 12’ye alındı. Bu süre zarfında 3 saat estetik tarihi, 7 saat tiyatro tarihi, 2 saat Turgay Tanülkü ile oyunculuk ve 2 saat tiyatro müziği, 1 saat fonetik ve son ay 1 saat sinema dersi işlenmiştir. Bu istisnalar dışında oyunculuk ve metin yazarlığı çalışmaları gerçekleştirilmiştir. Belirli bir planla aksamadan sürebilecek metin yazarlığı dersi bile eğitmenin çabalarına rağmen okul yönetimi tarafından düzenlenememiştir. Haftalık ders saati 15 olması gerekirken düzen ve hesap apaçık ortadadır. Ayrıca hiçbir haber verilmeden, LİNÇÇİ Yenikapı tiyatrosunun (Tiyatrosu'nun) Fransız kültür merkezinde (Kültür Merkezi'nde) oyunu ya da başka önem verdiği bir etkinliği olduğu günler dersler iptal edildi. Gittik, ders yok dediler, döndük. Arkadaşlarımız arasında Akhisar’dan, Urla’dan, Seferihisar’dan gelenler bulunuyordu. Sonuç olarak bu temel ve benzeri birçok detay sorun nedeniyle okulda bir işleyiş oturtulamamıştır. Akademik eğitim düzensiz ve darmadağın konularda verilen saatlik kurslar halini almıştır. LİNÇÇİ Orçun Masatçı, bu gidişatsızlık karşısında devamsızlıklarını arttıran öğrencileri suçlamaya çalışmıştır. Ancak 5 ay boyunca sadece 3 gün derse gelen bir öğrenciyi okuldan çıkarmamak için büyük bir sabır örneği sergilemiştir. Biz öğrenciler, bu temel sorunlar ve daha birçok detay sorunun düzeltilmesini umarak Şubat ayında verilen 2 haftalık aradan önce toplantı istedik. Bu toplantı sonucunda LİNÇÇİ Orçun Masatçı sorunların çözüleceği yönünde teminat vermiştir. Ancak aradan sonra hiçbir gelişme kaydedilmedi. Zaten program hazırlanmadan açılan okulun yaşatılmaya çalıştığı süre boyunca da gelişmesi için hiçbir çaba sarf edilmedi. Bizim tek taraflı çabalarımız sonuçsuz bırakıldı Vasıf Öngören Tiyatro Okulunun (Okulu'nun) adı açılıştan bu yana hiçbir şekilde duyurulmadı. Mart ayının 2. Haftasında (haftasında) yeni bir toplantı daha isteyerek akademik eğitim alamadığımız gerekçesiyle okulun kapanmasını istedik. Ancak bir seneyi tamamen bir kayıpla kapatmamak için LİNÇÇİ Orçun Masatçı'dan farklı bir seçenek sunmasını istedik. LİNÇÇİ Yenikapı tiyatrosuna (Tiyatrosu'na) ait haftada 2 gün ve günde 1 saat uygulanacak kurs, kurs sonunda sahnelenecek bir oyun üzerinde anlaşmaya varıldı. Lakin LİNÇÇİ Orçun Masatçı'yı anlaşmayı takip eden 2 hafta boyunca bizlere verdiği çalışma saatlerinde okulda bulamadık. Birimize telefon açılıp haber verme inceliği yine yoktu. Bizler aramayınca Nisan ayından itibaren LİNÇÇİ Yenikapı tiyatrosuyla (Tiyatrosu'yla) hiçbir iletişimimiz kalmadı. Artık LİNÇÇİ Masatçı'nın sözlerine inanmamamız gerektiğini biliyoruz.

Verilen sözlerin tutulmaması kurumu yönetirken, yönetici kişilerin bir alışkanlığı haline gelmiştir. Okul nihayetinde hayatlarımızda paramızı, umutlarımızı, zamanımızı sömürmekten öteye gitmemiştir. Kendini devrimci sosyalist olarak niteleyen ve Vasıf Öngören adını kullanan bir kuruluşun böyle bir projenin hayata geçirileceğini duyurarak bizleri umutlandırması ve eğitim verdiğini söylediği 5 ay boyunca projeyi ve bizleri umursamamasına sessiz kalmak istemiyoruz. Bu tür meseleler tiyatro yönetici ve yöneticilerinin en küçük organizasyonlarında bile yaşanmaktadır. Vasıf Öngören Sanat Merkezinin (Merkezi'nin) adı sadece LİNÇÇİ Yenikapı tiyatrosu (Tiyatrosu) tarafından düzenlenen etkinliklerde yer bildirmek amacıyla kullanılmaktadır. Böyle bir durumda daha fazla gencin ve Vasıf Öngören adının zarar görmesini engellemek amacıyla tiyatro insanlarından, projeye destek olanlardan LİNÇÇİ Yenikapı tiyatrosunu (Tiyatrosu'nu) tekrar değerlendirmelerini talep ediyoruz.

(Kaynak: tiyatrodunyasi.com)


***

Ayrıca bakınız:

LİNÇÇİ Ertuğrul Timur, öznesiz tümce kuruyor!

Yalan makinesi ve küfürbaz Mustafa Demirkanlı'nın sözde küfre karşı kampanyasına alet olanların imzaladıkları metni ve alet olanları teşhir ediyoruz!

Linç imzacıları listesi

15 Ağustos 2008 Cuma

İftiranın simgesi Özdemir Nutku, "Tiyatro Buluşması"nda!...

Foto: İftirası CD'yle saptanmış Özdemir Nutku...


Hilmi Bulunmaz
15 Ağustos 2008


Geçen yıl Burak Caney adlı sanal kişinin hela kapısı gibi çift "oo"lu sitesine (tiyatrooyun.org) ödül veren Türkiye Tiyatrolar Birliği, bu yıl ikincisini düzenlediği "Tiyatro Buluşması"na, iftirası CD'yle saptanmış Özdemir Nutku'yu dahil etmiş!...

"Tiyatro Buluşması" programı açıklanmadan önce, Türkiye Tiyatrolar Birliği dönem sözcüsü Orçun Masatçı, beni de arayıp, "Tiyatro Buluşması"na davet etti. Ben de gelebileceğimi, ancak geçen yıl, Burak Caney'e (tiyatrooyun.org) ödül vermelerini açıklamasını rica etmiştim. Masatçı, durumun yanlış anlaşıldığını, sadece üç siteye (tiyatronline, tiyatrodergisi ve tiyatrooyun.org) değil, tüm Internet sitelerine ödül verdiklerini dile getirdi. Ben de bunu nerede açıkladıklarını sordum. Tüm sitelere e-posta yollandığını söyledi. Bize gelmediğini belirttim. Yollarsa sevineceğimi dile getirdim. Yollayacağını söyledi, yollamadı!...

Coşkun Büktel'i arayıp aramadığını, onu çağırmak isteyip istemediklerini sordum. Büktel'in telefonunun kendisinde bulunmadığını belirtti. coskunbuktel.com sitesinde Büktel'in telefonunun bulunmasına karşın, kendisine telefon numarasını verebileceğimi söyledim. Telefon numarasını aldı ve bir saat içinde arayacağını söyledi. Aradan haftalar geçti. Büktel'i hiçbir biçimde arayıp davet etmedi!...

Aradan zaman geçti ve yazımın altına aldığım tiyatronline.com haberini ("TÜRKİYE TİYATRO BULUŞMASI 22-25 AĞUSTOS GÜZELBAHÇE - İZMİR...") okuduğumda, 25 Ağustos 2008 günü, iftiranın simgesi Özdemir Nutku'nun da etkinliğe dahil edildiğini ve "Tiyatroda eğitim" söyleşisine katılacağını gördüm...

İftirası CD'yle saptanmış Özdemir Nutku'yu programına dahil eden Türkiye Tiyatrolar Birliği, umarım, Nutku'ya iftirasıyla ilgili soru sorulmasına da katkıda bulunur!...

İftiranın simgesi Özdemir Nutku'ya soru sorabilecekler kimlerden seçilecek?.. İftiradan hiç haberi olmayanlardan mı?... İftiradan haberi olmalarına karşın susanlardan mı?... İftirayı bilmelerine karşın, iftiracıyı koruyanlardan mı?... "Biz de iftiracıyız!..." diyenlerden mi?...

Peki, iftirayı bilen, iftiraya karşı olan ve iftiracıdan hesap sormak isteyenlere, nasıl bir yaptırım uygulanacak?... Sadece sözlü uyarıda mı bulunulacak?... Sadece susturulacak mı?... Başka bir yöntem kullanılacak mı?...


TÜRKİYE TİYATRO BULUŞMASI 22-25 AĞUSTOS GÜZELBAHÇE - İZMİR... .

Almanya Mühlacker Tiyatrosu
Azerbaycan Devlet Yuğ Tiyatrosu
Ankara Ekin Tiyatrosu
Ankara TAKSAV
Ankara Troya sanat Tiyatrosu
Ankara Yenimahalle Belediye Tiyatrosu
Antakya Belediyesi Şehir Tiyatrosu
Antalya Akdeniz Sanat Tiyatrosu
Afyonkarahisar Belediyesi Şehir Tiyatrosu
Bartın Sanat Tiyatrosu
Bartın Bölge Tiyatrosu
Sinop Sanat Tiyatrosu
Giresun Belediyesi Şehir Tiyatrosu
Hatay Mustafa Kemal Üniversitesi Tiyatro Topluluğu
Tiyatro 657
İstanbul Tiyatro simurg
İstanbul tiyatro imge
İstanbul Alternatif Sanat Oyuncuları
İstanbul alternatif sanat oyuncuları
İstanbul Mimikomedi Oyuncuları
Manisa Belediyesi Şehir Tiyatrosu
Manisa AFSEM
Manisa Celal Bayar Üniversitesi iktisat oyuncuları
İzmir Balçova Belediye Tiyatrosu
İzmir Atatürkçü düşünce derneği Bornova şubesi tiyatro topluluğu
İzmir Hayal Tiyatrosu
İzmir İletşim Sanat Tiyatrosu
İzmir Gümüldür belediye tiyatrosu
İzmir Menemen Belediye Tiyatrosu
İzmir Halk Tiyatrosu
İzmir Güzelbahçe Belediyesi Halk Tiyatrosu
İzmir Tiyatroeviİzmir Yenikapı Tiyatrosu
İzmir Tiyatro Sekiz
İzmir D.E.Ü. Eylül Ateşi Tiyatrosu
İzmir Bademler Köy Tiyatrosu
İzmir Balıklıova köyü Amaçlar Derneği Tiyatrosu
İzmir Urla Halk Tiyatrosu
Kızıltepe Belediye Tiyatrosu
Kızıltepe Tiyatro Kolektifi
Şırnak İdil Halk Eğitim Tiyatro Topluluğu

22 AĞUSTOS CUMA
SUNA PEKUYSAL GÜNÜ
14.00 : açılış Konuşmalar : Ertan Avkıran – Güzelbahçe Belediye Başkanı Orçun Masatçı – Türkiye Tiyatrolar Birliği 2008 dönem sözcüsü Timur Özçıngırak – 2. Türkiye Tiyatro Buluşması Komite eş başkanı Esin Açıl – 2. Türkiye Tiyatro Buluşması Komite Eş başkanı Katılımcı konuklar

17.00 Söyleşi – "Genç oyuncu ve yazarların günümüz tiyatrosuna etkisi" konuşmacılar : Çağatay Özçelik – İzmir Devlet Tiyatrosu oyuncusu Esin Açıl – Yenikapı Tiyatrosu oyuncusu Çağdaş Çetinkaya – Dramaturg – yazar Türker Alpugan – Manisa Şehir Tiyatrosu oyuncusu – eğitmeni Hasan Göktaş – Ankara Troya Sanat Tiyatrosu yönetmeni

19.00 Oyun – "İtalyan Komedi" İzmir Halk Tiyatrosu Yazan : Dario Fo, France Rame – Yöneten : Orçun Masatçı

20.00 Yemek21.30 Oyun "Hayat Güzeldir" İzmir Yenikapı Tiyatrosu Yazılar : Aziz Nesin – Anton Çehov Uyarlayan ve Yöneten : Orçun Masatçı

23.00 Tiyatroların kendini tanıtması

00.30 Buluşma TV (gün içinde etkinliklerden çekilen görüntülerin seyredilmesi)

23 AĞUSTOS CUMARTESİ
KEMAL SUNAL GÜNÜ
10.00 Kahvaltı
ATÖLYELER
12.00 Tiyatro Atölyesi – Turgay Tanülkü
12.00 Drama Atölyesş – Zafer Gecegörür
12.00 Gitar Atölyesi – Fırat Mert
12.00 Resim Atölyesi – Ayfer Güleç
14.00 Söyleşi – "Yerel Yönetimlerin Tiyatroyla ilişkisi"
Turgay Tanülkü – Manisa Şehir Tiyatrosu genel sanat yönetmeni
Ali Çakalgöz – Afyonkarahisar Belediyesi Şehir Tiyatrosu genel sanat yönetmeni
Mustafa Vejdi Koçak – Antakya Belediyesi Şehir Tiyatrosu genel sanat yönetmeni
Zafer Gecegörür – Bartın Bölge Tiyatrosu yönetmeni
Haluk Işık – İzmir Büyükşehir Belediyesi sanat danışmanı - yazar

15.30 Söyleşi – "Yurt dışında tiyatro çalışmaları" Rasim Aşın – Azerbaycan Yuğ Devlet Tiyatrosu yönetmeni Erhan Kaya – Almanya Muhlecker Tiyatrosu kurucusu Mohsin Tebrizi – İran – Tiyatro Sanatçısı Firuze Zamani – İran – Tiyatro Sanatçısı Mehmet Esatoğlu –İstanbul Sahnesi yönetmeni

17.00 Şiir DinletisiTuğrul Keskin – Şair Halim Yazıcı – Şair Sezai Sarıoğlu – Şair

19.00 Oyun "Düş, Resim ve Unutulmuş Zamanlar" Kızıltepe Belediye Tiyatrosu Yazan – Yöneten : Emrah Koyuncu

20.00 Yemek
21.30 Oyun "Azerbaycan Masal Kahramanları Türkiye Seyehatinde" Derleyen ve Yöneten : Rasim Aşın
23.30 Tiyatrolar arası sessiz sinema oyunu

24 AĞUSTOS PAZAR
BAHRİ BEYAT GÜNÜ
10.00 Kahvaltı
ATÖLYELER
12.00 Tiyatro Atölyesi – Turgay Tanülkü 12.00 Drama Atölyesş – Zafer Gecegörür 12.00 Gitar Atölyesi – Fırat Mert 12.00 Resim Atölyesi – Ayfer Güleç

14.00 Söyleşi "Kadın sorununa bakış ve Tiyatro'da cinsiyetin belirlenmesi" Gözde Güldiken – İzmir Yenikapı Tiyatrosu Nurten Baydemir – İstanbul Tiyatro İmge

15.30 Oyun "Bir intiharın anatomisi" D.EÜ. Eylül Ateşi Tiyatrosu yazanlar : Cenk Başkaya, Oğuz Dinçet Yöneten : Mehmet Arduç

16.00 Oyun "bir ressamın günlüğü" Gümüldür Belediye Tiyatrosu Derleyen ve Yöneten : Erdal Çoban

17.00 Söyleşi "Tiyatro'nun seyirciyle ilişkisi" Orçun Masatçı – Balçova Belediye Tiyatrosu Yönetmeni Emrah Koyuncu – Kızıltepe Belediye Tiyatrosu yönetmeni Timur Özçıngırak – Güzelbahçe Belediyesi Halk Tiyatrosu eğitmeni Hamit Demir – İzmir TiyatroEvi Gözde Güldiken – İzmir Halk Tiyatrosu eğitmeni

19.00 Oyun "Vur Emri" Tiyatro Sekiz Yazan : Necati Cumalı - Yöneten : Pelin Akman

20.00 Yemek
21.00 Oyun "yaz ki bahar olsun"

Yazılar : Sabahattin Ali - Derleyen ve Yöneten : Mehmet Esatoğlu

21.45 Oyun "Pinti Hamit" Hatay Mustafa Kemal Üniversitesi Tiyatro Topluluğu Yazan : Teodor Kasap Yöneten : Sezgin Kadıoğlu

23.30 Buluşma TV(3 günün görüntüleri röportajları)

25 AĞUSTOS PAZARTESİ
FİKRET HAKAN GÜNÜ
10.00 Kahvaltı
12.00 2. Türkiye Tiyatro Buluşması sonuç bildirgesi toplantısı
17.00 söyleşi "Tiyatro'da eğitim" Prof. Dr. Özdemir Nutku Bülent Unsur – Ankara Yenimahalle Belediyesi Tiyatro okulu başkanı Firuze Zmani – İran –Tiyatro Snatçısı Rasim Aşın –Azerbaycan Yuğ Devlet Tiyatrosu yönetmeni Orçun Masatçı – Balçova Belediye Tiyatrosu Yönetmeni Turgay Tanülkü – Manisa Şehir Tiyatrosu genel sanat yönetmeni

19.00 oyun "ortaya bir karışık" Menemen Belediye Tiyatrosu doğaçlama tiyatro – Yöneten : Metin Güler

20.00 yemek
20.45 söyleşi (Açıkhava Tiyatrosu) "Fikret Hakan'ın yaşamı ve sanat serüveni" konuşmacı Fikret Hakan

21.30 Oyun "Karmakaraışık" Afyonkarahisar Belediyesi Şehir Tiyatrosu Yazan : Ray Cooney - Yöneten Ali Çakalgöz

23.30 Buluşma Tv (buluşmanın 4 günlük kısa belgeseli)

ATÖLYELER
Atöleyeye katılım için ilk gün atölyeler standından kayıt yaptırılacaktır. Atmlye alanlarında yapılacak eğitimler için 10 kişi katılım sağlayabilir. Atölye çalışmları halka açık bir alanda yapılacaktır. Katılım göstermeyenlerinde izleme şansı olacaktır.

SÖYLEŞİLER
Fikret Hakan söyleşisi dışında tüm söyleşiler kamptaki söyleşi alanında olacaktır. Söyleşiler 2 saatlik bir zaman diliminde yapılacaktır. Konuşmacıların 10 dakikalık zamanı olacaktır. Sonrasında ekleme yapmak ve soru sormak isteyen konuklarımıza da her konuşma süresi için 5 dakikalık bir zaman tanınacaktır. Fikret Hakan'ın gerçekleştireceği söyleşi de soru ve ekleme olmayacaktır bu söyleşi Açıkhava Tiyatrosunda yapılacaktır.

OYUNLAR
Oyunlar ücretsiz olarak sahnelenecektir. 21.30 oyunları hariç diğer oyunlar kamp alanındaki sahnede olacaktır. 21.30 oyunları 1500 kişilik Güzelbahçe Belediyesi Açıkhava Tiyatrosunda olacaktır.

KATILIM
Birliğimiz Katılımcı kurumlardan belirttiği sayıdaki temsilcileri ağırlayacaktır. Onun dışında kampa katılım gösteren kişi ve kurumların diğer emekçilerinden hiçbir ücret talep edilmeyecektir ama belirtilen sayının dışında olacak ve kişisel katılımlarda katılımcıların kendi çadırını getirmesi gereklidir. Tüm katılımcılar çadır içi uyku malzemelerini getirmelidir. Battaniye, uyku tulumu vb.

KAMP ALANI
Kamp alanı Güzelbahçe 2. limanı halk plajında olacaktır. Kamp alanında 4 tane seyyar tuvalet ve duş kabini bulunacaktır.

GETİRİLECEKLER
Deniz ve Tiyatro2nun bu müthiş buluşması için yanınızdaMayo ve deniz gereçleriŞort, terlik, güneş kremiRüzgarda ne olur ne olmaz diye bir hırkaBattaniye ve çadır içi uyku malzemeleri

YARIŞMALAR
Kamp alanında akşamları sessizce uyumayacağız elbette Tüm kamp sakinlerinin katılım gösterebileceği tiyatrolar arası sessiz film yarışması olacak. Bu katılıma göre şekillenecek. Her tiyatrodan bir hakemin olduğu ve en fazla 4 tiyatronun yarıştığı müsabakalar olacak. Ayrıntılar kamp alanındaki bilgi standından alınabilir.

ACİL YARDIM
Kamp alanında acil yardım çadırı olacaktır. Herhengi bir tıbbi ihtiyacınız anında komite görevlileri ve gönüllüler tarafından karşılanacaktır.

KARŞILAMA
Her tiyatro için bir buluşma gönüllüsü bulunmaktadır. Bu günülüler katılımcı kurumların temsilcilerini açılış günü 10.00-12.00 arasında garajda karşılayacak ve kamp alanına kadar getirecektir. Buluşma boyunca her ne ihtiyaç olursa buluşma gönüllüleri vasıtasıyla çözümlenmeye çalışılacaktır.

STANDLAR
Kamp alanında tiyatroların kendini tanıtması için standlar kurulacaktır. Bu standlarda tiyatroların ücretsiz olarak dağıtmak istediği broşür, tanıtım cd si gibi mataryeller yer alacaktır. Stand açmak için buluşma komitesiyle iletişime geçilmesi gereklidir.

SORULAR
Daha fazla sorusu olan dostlarımız
e-posta ve telefonla iletişime geçebilir
e-posta : yenikapi@gmail.com
telefon : 0 538 956 73 85 – Orçun Masatçı – Türkiye Tiyatrolar Birliği dönem sözcüsü
0 554 268 00 12 – Timur Özçıngırak – Tiyatro Buluşması Komite eş başkanı
0 506 870 77 57 – Esin Açıl – Tiyatro Buluşması Komite eş başkanı
0 505 932 96 96 – Gözde Güldiken – komite üyesi (karşılamalar için)
0 537 212 29 44 – Özge Bostanbaş – Komite üyesi (kamp alanı bilgi için)
0 534 408 99 55 – Volkan Korhan – Komite üyesi (standlar için)

TÜRKİYE TİYATROLAR BİRLİĞİ

(Kaynak: tiyatronline.com)