muhsin ertuğrul sahnesi sorgusu için yayınlar alaka düzeyine göre sıralanmış olarak gösteriliyor. Tarihe göre sırala Tüm yayınları göster
muhsin ertuğrul sahnesi sorgusu için yayınlar alaka düzeyine göre sıralanmış olarak gösteriliyor. Tarihe göre sırala Tüm yayınları göster

23 Aralık 2009 Çarşamba

Harbiye Muhsin Ertuğrul Sahnesi’ni “Bu yıl bitmeden, 2010 yılına geçmeden" hizmete açacağız diyen Kültür ve Turizm Bakanı Ertuğrul Günay sözünü tutacak mı?


Feridun Çetinkaya
23 Aralık 2009


Kültür ve Turizm Bakanı Ertuğrul Günay, 24 Kasım 2009 günü, Küçükçekmece “Cennet Kültür Sanat Merkezi”nin bir İstanbul Devlet Tiyatroları Sahnesi olarak kullanıma açılması dolayısıyla katıldığı, İstanbul Devlet Tiyatrosu yapımı “Töre” adlı oyunun galasında bir konuşma yaptı.

Bakan Günay konuşmasında; yıkılıp yeniden inşa edildiği yaklaşık 2 yıllık uzatmalı süre boyunca tiyatroya hizmet veremeyen ve hâlâ seyircisiyle buluşamayan, İstanbul Büyükşehir Belediyesi Şehir Tiyatroları (İBBŞT) Harbiye Muhsin Ertuğrul Sahnesi ile yaklaşık 1 yıldır akıbeti belirsiz bir şekilde öylece kapalı tutulan, Taksim’deki Atatürk Kültür Merkezi, AKM'yle ilgili önemli açıklamalarda bulundu.

Ağırlıklı olarak, bakanlığının “başarılı” icraatlarından, özellikle de kendi bakanlık döneminde hizmete açılan 16 yeni tiyatro sahnesinden övgüyle söz ettiği konuşmasında Bakan Günay, Harbiye Muhsin Ertuğrul Sahnesi’ni “Bu yıl bitmeden, 2010 yılına geçmeden” hizmete açacakları müjdesini verdi. Salonda bulunan seyircileri de, “Bu yıl bitmeden, 2010 yılına geçmeden” yapılacağını üstüne basa basa vurguladığı Harbiye Muhsin Ertuğrul Sahnesi açılış törenine davet etti.(*)

“Bu yılın bitmesine", “2010 yılına geçmemize” artık sayılı günler, sadece 1 hafta kaldı. Ancak, İBBŞT'nin resmi internet sitesinde, Harbiye Muhsin Ertuğrul Sahnesi’nin “Bu yıl bitmeden, 2010 yılına geçmeden” açılacağına dair hâlâ herhangi bir duyuru, herhangi bir ibare ya da işaret görünmüyor. İBBŞT'nin resmi internet sitesindeki "Sahneler" başlıklı sayfada yer alan, "Harbiye Muhsin Ertuğrul Sahnesi" linkine tıklandığında hâlâ "Harbiye Muhsin Ertuğrul Sahnesi (Harbiye Kongre Vadisi İnşaatı devam etmektedir.)" biçiminde bir ifadeyle karşılaşılıyor. (Bkz. İstanbul Şehir Tiyatrosu internet sitesi, Sahneler, Muhsin Ertuğrul Sahnesi)

“Bu yılın bitmesine”, “2010 yılına geçmemize” sayılı günler, sadece 1 hafta kaldı. Ama ben yine de “Çıkmadık candan umut kesilmez” diyerek iyimserliğimi 2009 yılının son gününe kadar korumak istiyorum. Umarım ve dilerim ki, Bakan Günay sözünde dursun ve Harbiye Muhsin Ertuğrul Sahnesi’ni vadettiği gibi, iddialı bir şekilde söylediği gibi, “Bu yıl bitmeden, 2010 yılına geçmeden” tiyatrocuların ve tiyatroseverlerin hizmetine yeniden açsın.

Hatırlanacağı üzere, daha önce, İstanbul Büyükşehir Belediyesi Başkanı Kadir Topbaş da Bakan Günay gibi "iddialı" bir açıklama yapmış, Harbiye Muhsin Ertuğrul Sahnesi’ni 29 Ekim 2009 günü hizmete açacağını söylemişti. Ancak Topbaş bu sözünü tutamamış, Harbiye Muhsin Ertuğrul Sahnesi’ni 29 Ekim 2009 günü hizmete açamamıştı. (Kadir Topbaş daha önce tiyatroculara verdiği bir başka sözü de tutmamıştı. “Şişhane’deki Türk Hava Yolları (THY) eski binasını çok önemli ve ideal boyutta bir sahne haline getireceğiz” diye vaatte bulunan Topbaş'ın bu sözünü tutmadığını Coşkun Büktel “Somut sonuçları gözümüzle görmedikçe, sanatsal ve siyasal aktörlerin hiçbir vaadine inanmıyoruz!” başlıklı belgesel yazısında kanıtlarıyla belgelemişti.) Tıpkı Kadir Topbaş gibi, Harbiye Muhsin Ertuğrul Sahnesi’nin 2009 yılı Ekim ayı içinde seyircisiyle buluşacağını iddia eden İstanbul Şehir Tiyatroları eski Genel Sanat Yönetmeni Orhan Alkaya'nın benzer yöndeki beyanı ve iddiası da asılsız çıkmıştı. (Topbaş ve Alkaya’nın gereğini yerine getirmedikleri, tutmadıkları sözleriyle ilgili bilgi ve belgeleri tüm ayrıntılarıyla, “Harbiye Muhsin Ertuğrul Tiyatrosu bir başka bahara mı?” başlıklı yazımda ele alıp değerlendirmiştim.)

Atatürk Kültür Merkezi’ne, AKM’ye gelince... Bakan Günay, AKM'nin durumuna hiç değinmediği, AKM'nin adını dahi anmadığı konuşmasını tam bitirmiş kürsüden inmeye hazırlanıyordu. Tam bu sırada, seyirciler arasında bulunan tiyatro yazarı ve eleştirmeni Coşkun Büktel’in “Sayın Bakanım, AKM’yi unuttunuz!” uyarısı ve ardından Büktel’in müdahalesinden cesaret bulan bazı seyircilerin “AKM ne olacak?” “Ya Taksim Sahnesi?” vb. soruları üzerine Ertuğrul Günay, AKM ile ilgili olarak, suçu kestirmeden, bir çırpıda “Gencecik idari yargıçlar”a atarak bitirdiği şu açıklamayı yaptı.

.........."AKM’yi hemen restorasyona girilsin diye 2008 yılının sanat mevsiminin sonunda ilgili arkadaşlarımıza teslim etmek üzere boşalttık. AKM’nin müellifi proje bürosunun sahipleri, yani o aile, projeyi yaptı. Son derece kapsamlı bir proje yaptı. Bu ekonomik kriz yılında 90 trilyonluk bir proje ihalesine çıkıldı. 68 trilyonluk bir proje ihalesi gerçekleştirildi. Tam yer teslimi yapılacağı sırada, birkaç arkadaşımız gittiler, Sayın Genel Müdürümüz bu serüveni çok yakından biliyor. Giriş fuayesine veya tepede yapılacak olan lokanta gibi, bazı sanat kurumunun ana konseptiyle ilgisi olmayan itirazlarla yargıya gittiler ve ne yazık ki İdare Mahkemesi bir durdurma kararı verdi. 6 ay da o yüzden, bu yer teslimi yapılacağı sırada, 68 trilyonluk bir ihale bu kriz yılında AKM için kaynak ayrılmışken ve başlayacağı sırada durduruldu ve ne yazık ki biz AKM'de şimdi sınırlı onarım projesi yapma sorunuyla karşı karşıyayız. Bizim yüzümüzden değil, bunu defalarca basın önünde söyledim, bu yargıya giden birkaç arkadaşımızın inadı ve konuyu yeterince bilmeyen gencecik idari yargıçların durdurma kararı yüzünden.”(*)

(Kültür ve Turizm Bakanı Ertuğrul Günay, "Küçükçekmece 'Cennet Kültür Sanat Merkezi'nin bir İstanbul Devlet Tiyatroları Sahnesi olarak kullanıma açılması dolayısıyla katıldığı, İstanbul Devlet Tiyatrosu yapımı “Töre” adlı oyunun galasında yaptığı konuşma, 24 Kasım 2009)

İşte tiyatrocuların, tiyatroseverlerin ve kamuoyunun akıbetlerinin ne olduğunu, ne olacağını merak ettikleri, açılacakları umuduyla gün saydıkları İstanbul Şehir Tiyatroları Harbiye Muhsin Ertuğrul Sahnesi ve Atatürk Kültür Merkezi (AKM) hakkında Kültür ve Turizm Bakanı Ertuğrul Günay'ın beyanatları böyle.

Bakanın açıklamalarına baktığımızda AKM'nin kısa vadede, bugünden yarına sanatseverlerin hizmetine açılabileceğine dair ufukta herhangi bir olumlu işaret görünmediğini söyleyebiliriz.

Harbiye Muhsin Ertuğrul Sahnesi'nin yakın zamanda hizmete açılıp açılmayacağına dair ise, en azından şimdilik, Bakan Ertuğrul Günay'ın umut veren, somut ve kesin, "Harbiye Muhsin Ertuğrul Sahnesi'ni bu yıl bitmeden, 2010 yılına geçmeden açacağız" sözü, vaadi var elimizde.

Ancak Kadir Topbaş ve Orhan Alkaya'nın gereğini yerine getiremedikleri vaat ve sözleri "dikkate alındığında", Coşkun Büktel'in yukarıda link verirken atıfta bulunduğumuz, “Somut sonuçları gözümüzle görmedikçe, sanatsal ve siyasal aktörlerin hiçbir vaadine inanmıyoruz!” sözünü akılda tutmak gerekiyor. Evet, Kültür ve Turizm Bakanı Ertuğrul Günay'ın "Harbiye Muhsin Ertuğrul Sahnesi'ni bu yıl bitmeden, 2010 yılına geçmeden açma vaadinin" somut sonuçlarını 1 hafta içinde veya sonunda hep birlikte görmüş olacağız. Bakalım, Ertuğrul Günay verdiği sözde durup vaadinin gereğini yerine getirecek mi? Yoksa Ertuğrul Günay da Kadir Topbaş ile Orhan Alkaya'nın durumuna mı düşecek?

“Harbiye Muhsin Ertuğrul Sahnesi'nin açılışı yine bir başka bahara mı kalacak?”


(*) Peki, Kültür ve Turizm Bakanı Ertuğrul Günay’ın ağzından bu yazıda aktardığım iddialı ifadelerin kaynağı, belgesi var mı? Evet var: Kültür Bakanı Ertuğrul Günay’ın, Harbiye Muhsin Ertuğrul Sahnesi ve Atatürk Kültür Merkezi, AKM hakkındaki çarpıcı ve iddialı açıklamalarının tümünü, hem de görsel ve işitsel olarak, Hilmi Bulunmaz’ın Tiyatro Oyun adlı internet sitesinde yayımlanan, Hilmi Bulunmaz’ın çektiği şu belgesel video kaydından izleyebilirsiniz: Bkz. Devlet Tiyatroları'nın "Töre"si)

(Kaynak: TİYATRO FANZİNİ)

13 Nisan 2008 Pazar

MUHSİN ERTUĞRUL SAHNESİ, NİSAN 2008

..................................................Fotoğraf : Murat Eren Toydemir


Coşkun Büktel, her zaman için belgelere dayalı gerçekleri yazar. Belgelere dayandırdığı yazılarında mutlaka "yeni" şeyler söyler. Bu kez, tamamıyla belgelerle bir kurgu oluşturdu ve okurun dikkatine sundu. "Yeni" birşey söylemedi. Olduğu gibi, tamamıyla nesnel durumu gözler önüne serdi. Tiyatro esnafının ikiyüzlülüğünü algılamak için bu belgeleri ezberlemek ve ezberletmek gerekir.HB


Coşkun Büktel
13 Nisan 2008


GARP CEPHESİNDE YENİ BİR ŞEY SÖYLEMEYE GEREK YOK


RADİKAL, 10 Ocak 2008:

Alkaya memnun: Projelerim onay görmüş...

İstanbul Şehir Tiyatroları'nda en sert muhalefeti yapan Orhan Alkaya, artık bu kurumun başında. Sanat yönetmeni Alkaya 'Benim bu göreve gelmem projelerimin onay gördüğü anlamına geliyor' diyor

(Kaynak: Radikal röportajı)


ORHAN ALKAYA (21 Mart 2007, Genel Sanat Yönetmeni yapılmasından önce)
"Muhsin Ertuğrul Sahnesi'nin yıkılmasını kesinlikle istemediğimizi bir kez daha söylüyorum. Burası Muhsin Ertuğrul'un hayaliyle tiyatroya dönüştürüldüğü, yanan Tepebaşı Dram Tiyatrosu'nu sürdürdüğü için çok önemli. Kaldı ki biz bu sahnelerde, bu kulislerde büyüdük, yetiştik"

(Kaynak: arkitera.com, "Muhsin Ertuğrul Sahnesi'nin yıkılmasını istemiyoruz")


ORHAN ALKAYA: (1 Nisan 2008. Genel Sanat Yönetmeni yapılmasından sonra... "Bu sahnede Muhsin Ertuğrul'un ruhu var diyenler..." bulunduğunu hatırlatan Bianet muhabiri Nilüfer Zengin'e cevap veriyor:)

"Bunu söyleyen hiçbirşey bilmiyor. Muhsin Ertuğrul o tiyaroda yalnızca iki yıl bulunabildi. Muhsin Ertuğrul'a son darbe de o tiyatro da vuruldu. Ona rağmen hazırlanan yönetmelik hocanın yüzüne okunurken çıktı kapıdan ve bir daha geri dönmedi. Hocanın enerjisi, sinerjisi diyeceksek o küskün bir ruh. Biraz da insanların bilerek konuşmalarını isterim bu konularda. Bu lafları edenler sahneyle hiç ilgisi olmayan insanlar."

(Kaynak: Bianet, Nilüfer Zengin, "M.Ertuğrul Sahnesi Üç Kez Yenilendi, Bu Dördüncü ve Radikal Bir Yenileme")


ORHAN ALKAYA (8 Mart 2007, Genel Sanat Yönetmeni yapılmasından önce... Zaman gazetesi yazarı Jülide Karahan aktarıyor:)


Bu proje üzerinde 8 yıldır çalıştığını söyleyen Başaran Ulusoy, Kongre Vadisi Projesi'ne en geç 4 ay içinde başlanacağını, toplam 130 milyon dolarlık bir yatırımla gerçekleştirilecek çalışma tamamlandığında, 17 bin kişinin aynı anda vadide ağırlanabileceğini söylüyor. Durumun Ulusoy'un 'ileri geri konuşmasından' ibaret kalmasını uman Orhan Alkaya, "İstanbul şehrinin yöneticileri umarım Ulusoy gibi sadece paraya önem veren kimseler değillerdir. Başaran, inşallah başarısız olur." diyor. Tiyatronun yerine yapılacak kongre merkezindeki ilk toplantıyı IMF'nin yapmasının planlandığını hatırlatan Alkaya, "Mesleğimize ve Muhsin Ertuğrul ustamıza bundan daha büyük bir hakaret yapılamazdı." cümleleriyle üzüntüsünü dillendiriyor.

(Kaynak: "Muhsin Ertuğrul Sahnesi yıkılmak isteniyor, tiyatronun haberi yok")


KENAN IŞIK ve ORHAN ALKAYA (Alkaya'nın genel sanat yönetmeni yapılmasından sonra, Kadir Topbaş'la birlikte katıldıkları 27 Mart 2008 tarihli basın toplantısında, gazetecileri yıkımın gerekliliğine ikna etmeye çalışırken... Milliyet yazarı Serfiraz Ergun anlatıyor:)


27 Mart Perşembe sabahı İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Kadir Topbaş gazetecileri Sait Halim Paşa Yalısı’nda kahvaltıya davet etmişti. Sağına danışmanı Kenan Işık, soluna ise İstanbul Şehir Tiyatroları Genel Sanat Yönetmeni Orhan Alkaya oturmuştu.

(...)

Muhsin Ertuğrul Tiyatrosu için Kenan Işık;

“Orada bir oyun sahneye koymak için insanın hevesi kalmıyordu. Sahne derin olabilir ama eni çok dardı. Oyun sırasında sürekli dam akardı, kovalar koyardık. Bir seferinde tavandan sahneye kedi bile düşmüştü” dedi.

Lafı Orhan Alkaya aldı;
“Sahnenin tavanında koskoca bir boşluk vardır mekanizmaların bulunduğu. Haliyle de bol bol fare barınır burada. O yüzden tiyatrolar kedisiz olmaz. Kediler oyuncunun hayatını kurtarır” dedi.

(Kaynak: Milliyet, Serfiraz Ergun, "Muhsin Ertuğrul sahnesine tavandan düşen kediler")


ORHAN AYDIN (Kasım 2007)

(...) biz sanatçılar oyunlarını kuralları ile oynama alışkanlığına sahibiz. Burada da öyle yaptık. Kuralları ile çıkmıştık meydanlara ve “şimdilik” biz kazandık.

En azından AKP, sanat alanları ile işinin zor olduğunu anlamış durumda.

(...)

Açıkça söylüyorum. AKP’nin sanat alanlarına yaşattığı karartmanın takipçisi olmayı, sonuna kadar sürdüreceğiz.

Geçen hafta yazmıştım. Nedense kimseden ses çıkmadı.

Salonlarımızı yıkamayacağını anlayanlar, yeni bir saldırının hazırlığı içindeler.

(...)

AKP, ve bakan efendi, öyle kaya filan değil, düpedüz koskoca bir dağa tosladığını bir kez daha anlayacak.


(...)


Kendini “bir halt sanmak” ise, küçük adamların işidir.

(Kaynak: tiyatrom.com, "Küçümsemenin Hafifliği")


ÜSTÜN AKMEN (Nisan, 2007)

Darülbedayi’nin simgeleşmiş salonu ve İstanbul Şehir Tiyatrolarının merkezi olan Harbiye Muhsin Ertuğrul tiyatrosunun yıkılıp, yerine kongre merkezi yapılacağından söz ettik. Sanatseverleri yürütülen yöntemli saldırıların sonuncusu olan İstanbul Atatürk Kültür Merkezi’nin anıt eser kapsamından çıkartılarak yıkım kararı alınmasına karşı durmaya davet ettik. “Sizler, geleceğe sahip çıkabilecek onurlu ve sorumlu yurttaşlarsınız. Gelin, sanatçının direnişinin simgesi olalım. Gelin, gerekirse hep birlikte dozerlerin önüne yatalım, ama AKM’yi yıktırmayalım” dedik.

Bu eylemden bir gün sonraki “Dünya Tiyatro Günü”nü ise, Birliğimizin Merkezi olarak İstanbul’da Saliha Özdemir’in düzenlemesiyle Tarık Zafer Tunaya Kültür Merkezi’nde Ali Taygun, Mehmet Birkiye, Kenan Işık ve bendenizin katıldığı “Tiyatromuzda Edebiyat Uyarlamaları” başlıklı sohbet toplantısıyla kutladık.

(Kaynak: TEB, Nisan 2007 bülteni)


COŞKUN BÜKTEL (Kasım, 1997)

"Final" gibi bir abukluğa, "İlk Kadın" gibi sıkıcı bir "hikaye okuma" tiyatrosuna, "Olmayan Kadın" gibi bir utanmazlığa DT çatısı altında yer vermekle bindiğiniz dalı kestiğinizi ne zaman fark edeceksiniz? İlle yere çakılmanız mı gerek? İlle birinin düdüğü çalıp "paydos" diyerek kapınıza kilit vurması mı gerek? Ancak o zaman mı anlayabilirsiniz? (...) Çiftliğinize kendinizden iyileri sokmayarak, yaklaşan akıbetten daha ne kadar korunabilirsiniz?

(Kaynak: Coşkun Büktel, Sanata Evet Diyen Vandallar, "Türk Tiyatrosundan İnsan Manzaraları", Dramatik Yayınlar, 1998. Sayfa 348. Alıntının tamamı için TIKLAYINIZ!


COŞKUN BÜKTEL (Temmuz, 1997)

“Bugüne dek, Danıştay kararlarını hep sağcılar uygulamaz ve bu yüzden hep solcular sağcıları eleştirirdi. Şimdi danıştay kararlarını solcular uygulamıyor ve eskiden bu durumu eleştirenlerin gıkı çıkmıyor. (...) Çifte standart solun ya da sosyal demokrasinin özelliği haline getiriliyor. Sol’a mal ediliyor. Sosyal Demokratlar, sosyal demokrasinin demokrat niteliğini yitirmesindeki tehlikeyi bugün bile görmüyorlar. Kısa vadeli bireysel ve partizan menfaatler uğruna hukukun üstünlüğü ilkesini ayaklar altına almanın, örneğin danıştay kararlarını uygulamama yolunu açmanın, uzun vadede ülkeyi nasıl bir kaosa götüreceğine aldırmıyorlar. Yarın gelecek sağ hükümetlerin Danıştay kararlarını uygulamayarak daha da tehlikeli süreçler başlatabileceğini düşünmüyorlar. Sosyal demokratların bugünkü hukuk tanımaz tutumları yüzünden yarın o tehlikeli süreçleri başlatacak sağ hükümetleri eleştiremeyeceği —eleştirme hakkını kaybedeceği— kimsenin aklına gelmiyor.”

(Coşkun Büktel, “Sanata Evet Diyen Vandallar”, Türk Tiyatrosundan İnsan Manzaraları, s. 318, Dramatik Yayınlar, 1998)



Topbaş'tan dört tiyatro sözü

Yasemin Bay / Milliyet


İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Kadir Topbaş, Muhsin Ertuğrul Sahnesi’ni yok etmeyi asla düşünmediklerini belirterek, “Son derece çağdaş ve modern bir şekilde yeniden inşa edilecek olan Muhsin Ertuğrul Sahnesi 13 ayda bitecek” dedi.

İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Kadir Topbaş, dün Sait Halim Paşa Yalısı’nda düzenlenen basın toplantısında İstanbul’a yeni tiyatro mekanları kazandıracaklarını açıkladı.

Kadir Topbaş’ın sanat danışmanı Kenan Işık ile İstanbul Büyükşehir Belediyesi Şehir Tiyatroları Genel Sanat Yönetmeni Orhan Alkaya’nın da hazır bulundukları toplantıda, bir süredir yıkımı protesto edilen Muhsin Ertuğrul Sahnesi, yenilenen Üsküdar Musahipzade Sahnesi ile yeni yapılacak olan Beyoğlu Şişhane Sahnesi ve Tepebaşı Dram Tiyatrosu ele alındı.

Koltuk sayısı 3100
Kadir Topbaş, 7 olan Şehir Tiyatroları sahne sayısının 2006 yılında açılan Kâğıthane Sadabad ve Üsküdar Kerem Yılmazer sahneleriyle 9’a, koltuk sayısının ise 3100’e ulaştığına dikkat çekerek, Muhsin Ertuğrul Sahnesi’ne değindi. Topbaş, dün Dünya Tiyatro Günü nedeniyle Muhsin Ertuğrul Sahnesi’nin yıkılacak olmasına yönelik olarak bir kez daha gerçekleştirilen protestoların nedenini anlayamadığını, yeni tiyatro binasına ilişkin projeyi yürütürken tiyatroculara da danıştıklarını söyledi.

Şehir Tiyatroları kullanacak

Başkan, yeni yapılacak olan Muhsin Ertuğrul Sahnesi’nin sadece Şehir Tiyatroları’nın kullanımına yönelik büyük bir tiyatro olacağını vurguladı:

“Muhsin Ertuğrul Sahnesi’ni yok etmeyi asla düşünmedik. Yeni binanın projesini de Orhan Alkaya, Kenan Işık ve Yıldız Kenter incelediler, beğendiklerini açıkladılar. Son derece çağdaş ve modern bir şekilde yeniden inşa edilecek olan Muhsin Ertuğrul Sahnesi, 13 ayda bitecek...”

Topbaş, TRT binası ve TÜYAP’ın bulunduğu alandaki projeye de değindi:

“İnan Kıraç, düşündüğü kültür merkezi için TRT’nin bulunduğu alanı talep etti. Orada yapılacak olan kültür merkezinin projesi ünlü mimar Frank Gehry tarafından çizildi. Önümüzdeki günlerde ihale açılacak. Yeni merkezin içinde, benim isteğimle aslına uygun olarak, Tepebaşı Dram Tiyatrosu da yer alacak.”

İstanbul’a kazandırılacak olan bir diğer tiyatro projesi ise Şişhane- Beyoğlu Sahnesi. Topbaş’ın verdiği bilgiye göre Şişhane’de THY’nin eski binasının olduğu yere inşa edilecek salon için, jürisinde tiyatro sanatçısı ve mimarlardan oluşan bir yarışma düzenlendi.

Yarışmaya başvurular 14 Temmuz’da sona erecek. Prosedür tamamlandıktan sonra Şişhane’de 600 kişilik salon, 300 kişilik deneme sahnesi ve 300 kişilik de çocuk tiyatrosu sahnesini içeren bir tiyatro yapılacak. Binanın 18 ayda bitirilmesi planlanıyor.

Topbaş, son olarak Üskudar Müsahipzade Sahnesi’ni yıkarak yerine 4 bin 500 metrekarelik bir alanda, 6 trilyona mal olan bir tiyatro binası inşa ettiklerini söyledi.

(Kaynak: Yazının Milliyet'teki orijinal sayfasını görmek için TIKLAYINIZ!)

***

Coşkun Büktel
14 Nisan 2008


Ben, taa üç ay önce Orhan Alkaya'ya dememiş miydim?


"(...) ben de, AKP'nin kendi projesini, sana kendi projenmiş gibi yutturduğunu düşünüyorum. Çünkü senin, şu an bile, hâlâ bir projen yok. AKP'nin projesini belirsizliğin şalıyla paketleyerek, onların sana yutturduğu gibi, sen de tiyatro kamuoyuna yutturmaya çalışıyorsun."

(Kaynak: Coşkun Büktel'in Ocak 2008 tarihli yazısı, "Demirkanlı - Alkaya görüşmesinde geçen bazı ifadelerin Türkçe'ye çevirisi" ya da "Bir İpte İki Canbaz".)


Yukarıda linkini verdiğimiz "Demirkanlı - Alkaya görüşmesinde geçen bazı ifadelerin Türkçe'ye çevirisi" ya da "Bir İpte İki Canbaz" başlıklı yazıdan enteresan bir bölümü aşağıya aktarıyoruz (Sarı fon içinde kırmızı harflerle dizilmiş ifadeler, Büktel'in "o zamanki", yani üç ay önceki, yani "yıkım öncesi" yorumlarıdır): (Oyun'un notu: Teknik olarak "Sarı fon içinde kırmızı harflerle diz"emediğimizden, salt kırmızı yapmak zorunda kaldık. HB)

..........DEMİRKANLI

..........O zaman net olarak şunu soracağım, şunu gerçekten algıladın mı? “Buyurun Orhan Bey, projelerinizi gündeme getirin, bunun için sizi göreve davet ettk"

..........ALKAYA

..........Sübvansör kurumun en üst düzey yetkilisi Sayın Kadir Topbaş’tır. Tiyatroyla ilgili danışmanı, arkadaşım Kenan Işık’tır. Bazı soruları benden daha çok onlara sormanda yarar var. (Hilmi Bulunmaz'ın hayret ettiği kadar var: Alkaya'ya, "projelerini sponsor makama kabul ettirdin mi?" diye soruluyor. Alkaya, evet diyemiyor. Onlara sorun diyor. Yani açıkça aczini itiraf ediyor. İsterse kıvırabileceği belirsiz biçimde de olsa, her şeyi sponsorların bildiğini, sponsorlar tarafından yönetilip yönlendirildiğini itiraf ediyor. Bu durumda Demirkanlı, Alkaya'nın kendisine reklam verebilme ihtimalinin, biraz da sponsorlara, yani Topbaş ve Işık'a, bağlı olduğunu, yani "yaş" bir ihtimal olduğunu düşünmüş müdür acaba?) Sonuçta ben kendi algımdan bahsedebilirim. Ama hangi saiklerle tercih edildiğim konusunda sübvansör kurumun en yetkili kişisinin vereceği cevap en doğru cevaptır.

..........(Orhan Alkaya'nın verebileceği en doğru cevap ise şöyle bir şey olabilirdi:

..............."Sayın başkanı kişiliğim, yeteneğim ve projelerim konusunda tamamen ikna ettim. Başkan bana tamamen teslim olmayı, istediğim yasaların derhal çıkarılması için benim demeçlerimi imzasıyla desteklemeyi kabul ettiği gibi; Harbiye Sahnesi'nin yıkılmasından vazgeçtiğini açıklamayı da taahhüt etti. Taahhütlerini yerine getirmemesi durumunda, kendisini kamuoyu önünde eleştireceğimi ve eleştirirken asla insaflı davranmayacağımı başkana açıkça söyledim. Kısacası, tiyatroyu ben bildiğim için, ben başkana değil, başkan bana teslim oldu. O nedenle, lütfen, tiyatro konusunda başkandan demeç istemeye kalkmayın! Tiyatro konusunda ancak ve yalnız benim demeç vermem ve başkanın demeçlerimi imzasıyla desteklemesi konusunda başkanla tamamen mutabık kaldık.

.........."Peki ya başkan böyle bir mutabakata yanaşmıyorsa? O zaman o başkan İBŞT hakkında hiç de hayırlı emeller beslemiyor; o "emelleri" gerçekleştirmek için kendisine, fazla tepki çekmeyecek "sosyalist" görünümlü bir taşeron arıyor demektir. Alkaya, yukarıda verdiğimiz örnekteki gibi "açıkça, mertçe, Türkçe, netçe" konuşmak yerine "sponsorum bilir" şeklinde konuştuğuna, "sahibinin sesi" çağrışımları yaptığına göre, başkan, aradığı taşeronu bulmuş demektir.)

(Kaynak: Coşkun Büktel'in Ocak 2008 tarihli yazısı, "Demirkanlı - Alkaya görüşmesinde geçen bazı ifadelerin Türkçe'ye çevirisi" ya da "Bir İpte İki Canbaz".)

Yalan makinası Demirkanlı'nın Alkaya ile yaptığı o upuzun röportajda, değil "yıkmak" sözcüğü, "yık" hecesi bile geçmiyor. Okurlarların aklına "kurt düşmesin" diye Muhsin Ertuğrul Sahnesi'nin adı bile anılmıyor. Ve o uzun "çanak" röportaj, yalan makinası Demirkanlı'nın, Topbaş tarafından yıkım için bulunmuş "taşeronu" yıkayıp yağlamasıyla, şöyle sona eriyor:"

İşin zor, meşakkatli, ama tanıdığım Orhan Alkaya 50 yılını, Sanat Yönetmenliği için feda etmez, bunu biliyorum ve başarılar diliyorum, sabırlarla yüklü bir süreçten alnının akıyla çıkacağına da hiçbir kuşkum yok. "

(Kaynak: Coşkun Büktel'in Ocak 2008 tarihli yazısı, "Demirkanlı - Alkaya görüşmesinde geçen bazı ifadelerin Türkçe'ye çevirisi" ya da "Bir İpte İki Canbaz".)

***

Büktel'in yukarıdaki yazısı, coskunbuktel.com'da yayımlanmıştır.

11 Mart 2010 Perşembe

LİNÇ KAMPANYASI ana sponsorlarından "Türkiye Tiyatrolar Birliği"(!) üyesi TİYATROKARE ve Ömer F. Kurhan'ın patronu Nedim Saban, YALAN (mı) söylüyor?!

YALAN VE KASITLI YALAN


Orhan Alkaya
10 Mart 2010


BirGün’ün yeni yazarlarından Nedim Saban, 21 Şubat’ta çıkan yazısında, “Muhsin Ertuğrul Sahnesi yıkılırsa buldozerlerin altına yatacağını söyleyen kişi, geçici bir süre için Genel Sanat Yönetmeni yapıldı, sanatçılar kamplaştırıldı, tiyatro da yıkıldı,” diye yazmış. 7 Mart tarihli yazısında ise, “Yıllar önce Orhan Alkaya’nın başını çektiği bir muhalif ekip, Harbiye Muhsin Ertuğrul Sahnesi yıkılıyor diye hepimizi alelacele tiyatronun fuayesine toplantıya çağırdı. Aydınlar, sanatçılar işi gücü bırakmış, meseleyi doğal olarak ciddiye almış. Aynı gün Alkaya, Genel Sanat Yönetmenliği için masaya oturmuş. Fuayeye bir arkadaşını salmış. Koca koca sanatçıları ‘fazla çıngar çıkartmayın, nihayetinde bu bir bilgilendirme toplantısıdır’ diye uyardı. Ben karşı çıkarak ‘kendi aranızda bilgi alışverişi yapın, bizim burada ne işimiz var o zaman’ demiştim,” diyor -imlasına dokunmadan alıntı yaptım-.

Bir kısım müzahrefatın giderek internet kampanyasına dönüştürdüğü yalan bazlı senaryo üretimlerini, çoğunlukla görmezden geldim. Polemik denklik gerektirir. Ne yazık ki, benim kampanyacılarımda bu unsur yoktu. Ama iş Birgün sayfalarına taşınınca, denklik arayışı içinde olmaktan vazgeçmem gerekti. Birgün okuruyla aramızda ta başından varolan gönül bağı, açıklama yapmamı zorunlu kıldı.

Mitomani (mythomania) psikoloji biliminde “kişinin ruhsal nedenlerle gerçekleri değiştirme ve çarpıtmayı alışkanlık durumuna getirmesi” diye tarif edilir. Ben, Birgün’ün yeni yazarının mitoman olduğunu düşünmüyorum. Uzun süredir bu kişinin yalan üretimlerini, ihbarlarını, hakaret girişimlerini izliyorum ve patolojik bir bozuşmadan farklı olarak, kasıtlı, ideolojik yalan üretme taktikleri kullandığını düşünüyorum.

Başlayalım. Muhsin Ertuğrul Sahnesi yıkılırsa buldozerlerin altına yatacağım benzeri bir lafı hiçbir zeminde ne sarf ettim ne ima ettim. Söyleseydim, yapardım. Bu minvalde epopik konuşmalar yapanlara da, hiçbir zaman inanmadım ve ne acı ki haklı çıktım. Muhsin Ertuğrul Sahnesi’nin yıkılmaması için en etkin çaba sarf edenler arasındayım. Vadi’de iş makineleri çalışmaya başladıktan, Harbiye Orduevi yanındaki yeşil alanın tel örgüleri kaldırılıp müştemilatları yıkıldıktan ve en önemlisi Koruma Kurulu Harbiye Kongre Merkezi ve Muhsin Ertuğrul Sahnesi projesini onayladıktan sonra, Şehir Tiyatrosu, Muhsin Ertuğrul Sahnesi’nden ayrıldı.

2007-2008 tiyatro sezonunun ilk iki ayında Muhsin Ertuğrul Sahnesi’nin kapalı tutulduğunu, bu karara iki Yönetim Kurulu üyesinin muhalefet şerhi düştüğünü hatırlamak ise, yalan söylemeyi kasıtlı itiyat haline getirenlerin, elbette işine gelmez.

Belediye yöneticileri ve proje müellifleri ile yaptığımız görüşmeler sonucunda, Muhsin Ertuğrul Sahnesi’nin yeniden yapılacağı konusunda herhangi bir tereddütümüzün kalmadığını belirtmeliyim. Proje üzerindeki revizyon çalışmalarını da bu süreçte müelliflerle birlikte gerçekleştirdik. Yanı sıra, bu tartışmadan devasa bir proje doğdu: Şehir Tiyatroları Beyoğlu Sahnesi Mimari Proje Yarışması düzenlendi, sonuçlandı ve hayata geçirilmeyi bekliyor.

Dönelim; 2 Mart-7 Nisan 2008 aralığında, dozerlerin orta yerinde tiyatromuz oyunlar sahneledi, provalar ve oyuncu seçmeleri yaptı. Dozerlerin altına yatmak üzere kimsenin gelmediğini söylememe gerek yok.

Şimdilik kısa geçiyorum; “Bir süre için,” diyor bu kişi... Evet, üç yıl için Genel Sanat Yönetmenliği görevini kabul ettiğimi, bu süreyi nasıl planladığımı ve projelerimin tamamını, Ocak-Şubat 2008 basınını tarayan herkes okuyup izleyebilir. Bir buçuk yılın sonunda ayrılırken, başlattığımız projelerin devam edebilmesi için birim yöneticisi arkadaşlarıma “Devam edin,” dediğimi de bir miktar insan biliyor.

“Sanatçılar kamplaştırıldı,” diyor bu kişi. Aksine, şeffaflığın en üst seviyede yaşandığı bir dönemdi. Şimdi sayısını hatırlamadığım sıklıkta Bilgilendirme Toplantısı düzenlediğimi Şehir Tiyatrolular bilir. Sanatçıları kamplaştırma çabası içinde olanlar ise elbette vardı. Bildiğim kadarı bile hayli mide bulandırıcı bu çabalardan da, devamında bahsedebiliriz.

“... tiyatro da yıkıldı,” diyor bu kişi. Yıkıldı ve yapıldı. Üstelik gene bu kişinin ve ona ikna olup bildiri yayınlayanların zannettiği gibi sofitası 7.5 metre değil brüt 18, net 14 metre; sahne derinliği 17 değil 20 metre olan Muhsin Ertuğrul Sahnesi tiyatro hayatına geri döneli neredeyse iki ay olacak. İdari bölümler, yemekhane, kafetarya ve kütüphane için ayrılan alan ise 2100 metre kare, iddia ettiği gibi “11 oda” değil.

Son yazıya gelelim. Bu kişi “çağrıldığını” iddia ettiği bir toplantıdan söz ediyor. Kim çağırdı, niye çağırdı bilmiyorum. Bizim yaptığımız sayısız toplantının üst başlığı “bilgilendirme”dir. Şehir Tiyatrosu’nun içine dönüktür bu toplantılar ama duyarlılık gösterip kalkıp gelen tiyatroculara ve muhbirlik yapmak üzere orada bulunan bizim “çakal”lara da hiçbir zaman kapımızı kapatmadık. Ben bu toplantıların moderatörlüğünü yaptım.

Bu sürecin başlangıcı, Eylül 2005’te Belediye Meclisi’nin katma bütçe uygulamasını kaldıran kararıdır. Birgün okuru, o tarihte yazdığım “ilk” yazıyı da hatırlayacaktır. O tarihte İŞTİSAN (İstanbul Şehir Tiyatrosu Sanatçıları Derneği) Yönetim Kurulu üyesi ve Başkan Yardımcısı’ydım. Başkan da Macit Koper’di.

Bir sonraki kritik tarih Şubat 2006’dır. “Tiyatroya rağmen” hazırlanmış bir Yönetmelik ile ilgili itirazlarımızı ve reddimizi bir basın toplantısı ile duyurmuştuk. Hemen akabinde Belediye yönetimi ile görüşmelere başladığımızı da hafızası yerinde olanlar pekâlâ bilir. Görüşmelerimizi hiçbir zaman saklamadık, hemen ertesinde bilgilendirme toplantısı düzenledik ve konuşulanları aktardık. Bu süreçte ilkin İŞTİSAN yöneticisi sıfatını taşıyordum. Ardından “seçilmiş” Yönetim Kurulu üyesi idim.

Öncelikli amacımız, kurumsal özerkliğimizi tümüyle ortadan kaldıran “Genel Bütçe” uygulamasından tiyatromuzu kurtarmak ve “Özel Bütçeli Sanat Kurumu” statüsünü yasal dayanağa kavuşturmaktı. Biz, tamamı açık ve şeffaf yürüyen görüşmelere başladığımızda, Muhsin Ertuğrul Sahnesi ile ilgili süreç henüz başlamamıştı.

“Fuayeye bir arkadaşını salmış,” benzeri lumpence lafları bir kenara koyuyorum. “Genel Sanat Yönetmenliği için masaya oturmuş,” gibi iddiaları da zavallıca buluyorum. Bu kişinin ikinci paragrafta alıntıladığım türden bir söz sarfettiğini ise hiç hatırlamıyorum ve bu tarz bir söz sarfetmeye cesaret edebileceğini zannetmiyorum. Keza “fazla çıngar çıkartmayın,” tarzı bir söz kurgusunun bana ait olmadığını da Birgün okuru bilir.

Bu kişiyle ilgili söyleyecek çok söz var. Bugüne kadar, “Değmez” deyip geçmiştim. Ama Birgün -hâlâ benim de gazetem- vesile oldu, mıntıka temizliğine başladım. İdeolojik ve Kasıtlı Yalanlar üzerine, yeri geldikçe açıklama yapmayı sürdüreceğim.

(Kaynak: BİRGün)

2 Mart 2012 Cuma

Kadir Topbaş "Şişhane Sahnesi" hayâlî projesini inananlara gösteriyor...

LİNÇ KAMPANYASI ana sponsorlarından ve AKP'li Kadir Topbaş ile İstanbul Şehir Tiyatroları eski Genel Sanat Yönetmeni Orhan Alkaya ve İBBŞT Genel Sanat Yönetmeni Ayşenil Şamlıoğlu'nun dezenformatörü Tiyatro... Tiyatro... Dergisi kurucusu ve yöneticisi şahıs, "Baba mu ne?" demekten başka yapabilecekleri herhangi bir yeteneği olmayan çocuklar gibi sağ elinin işaret parmağını dezenformasyon makinesinin camına batırmak isteyerek, yapacağı dezenformatif çalışmaların neler olabileceği konusunda önsezi geliştirme faaliyetlerinde bulunuyor!

Sosyalist Sanatçı Hilmi Bulunmaz

***

İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı AKP'li Kadir Topbaş'ın söz verip de (dezenformatör LİNÇÇİ Tiyatro... Tiyatro... Dergisi'ne güvenerek) yerine getirmediği sözlerin arşivine göz atınız:


"Şişhane'deki Türk Hava Yolları (THY) eski binasını çok önemli ve ideal boyutta bir sahne haline getireceğiz"

Vatan Caddesi'nde inşa edilen Fatih Reşat Nuri Sahnesi'ni (2008 yılı) Eylül ayında açacak

Her ay bir sahnelerinin devlet tiyatroları tarafından kullanılmasına yönelik bir protokol imzalamak 

***

Her ilçeye bir tiyatro salonu ve kültür merkezi…

Haber tarihi :27.03.2008 16:35:00 

"Muhsin Ertuğrul-Üsküdar Müsahipzade-Şişhane Sahnesi Projelerinin Tanıtım Toplantısı"nda konuşan Başkan Topbaş, "İstanbul’u bir kültür ve sanat merkezine dönüştürmek için her ilçeye bir tiyatro salonu ve kültür merkezi yapıyoruz. Muhsin Ertuğrul Sahnesi de modern yüzüyle yeniden doğacak" dedi.

İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin "Muhsin Ertuğrul-Üsküdar Müsahipzade-Şişhane Sahnesi Projelerinin Tanıtım Toplantısı", Başkan Kadir Topbaş’ın katılımıyla Yeniköy’deki Sait Halim Paşa Yalısı’nda gerçekleştirildi. Başkan Topbaş’ın Sanat Danışmanı Kenan Işık ile Şehir Tiyatroları Genel Sanat Yönetmeni Orhan Aklaya'nın da hazır bulunduğu kahvaltılı toplantıya, aralarında Nazlı Ilıcak, Oral Çalışlar, Vecdi Sayar, Aykut Işıklar, Rahim Er, Üstün Akmen, Serfiraz Ergün, Özay Şendir, Yazgülü Aldoğan, Leyla Umar’ın da aralarında bulunduğu çok sayıda gazeteci katıldı.

Toplantıda konuşan İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Kadir Topbaş, 4 yıldan beri yaptıkları yatırımlarla İstanbul’u bir kültür ve sanat merkezine dönüştürmek için çok önemli mesafeler katettiklerini belirterek, "Hedefimiz her ilçeye bir kültür merkezi yapmak. Bu amaç doğrultusunda 4 yılda İstanbul’a 17 kültür merkezi kazandırdık. Şehir tiyatroları için de çok önemli yatırımlar yaptık, yapmaya da devam ediyoruz. Kağıthane Sadabad Sahnesi ile Üsküdar Kerem Yılmazer Sahnelerini hizmete açtık. Böylece 7 olan sahne sayımız 9’a çıktı. 2290 olan koltuk sayısı 815 artışla 3105 oldu. Aziz Nesin’den Haldun Taner’e 5 yerli, A. Çehov’dan A.Camus’e 38 yabancı yazarın toplam 93 adet oyununu sahneledik. 250 sanatçımızla perdelerimizi tiyatroseverler için haftada 61 defa açıyoruz" diye konuştu.

Reşat Nuri Sahnesi taşınıyor, Haldun Taner yenileniyor…

2010 yılına kadar tüm Şehir Tiyatroları Sahnelerini yenileme çalışması başlattıklarını ifade eden Başkan Kadir Topbaş, Vatan Caddesi'nde inşa edilen Fatih Reşat Nuri Sahnesi'ni Eylül ayında açacaklarını, Kadıköy Haldun Taner Sahnesi’ni de Şehir Tiyatroları’nın ihtiyacına göre yeniden projelendirdiklerini söyledi. İstanbul, 2008-2009 tiyatro sezonunda ‘Çocuk Tiyatrosu’na kavuşacağını müjdeleyen Kadir Topbaş, şöyle konuştu;

Kerem Yılmazer Sahnesi ilk "Çocuk Tiyatrosu" oluyor…

"214 koltuk kapasiteli olan Kerem Yılmazer Sahnesi’ni çocuk tiyatrosuna dönüştürüyoruz. 340 koltuk kapasiteli Üsküdar Müsahipzade Celal Sahnesi’ni yenileyerek hizmete hazır hale getirdik. 6 milyon YTL harcayarak mükemmel bir salon haline getirdiğimiz Müsahipzade Sahnesi ile İstanbul’a 4 bin 500 metrekarelik çağdaş ve donanımlı bir tiyatro kazandırdık. İstanbul’a 4-5 tane de  4-5 bin kişi kapasiteli açık hava tiyatrosu ve büyük çadır mekanları kazandırmak istiyoruz. İstanbul 2010 Avrupa Kültür Başkenti olmaya hazırlanırken, İstanbul Büyükşehir Belediyesi Şehir Tiyatroları da bütün sahnelerini yenilemiş, yeni sahneler eklemiş olarak İstanbullu tiyatroseverlere hizmet vermeye devam edecek."

Tepebaşı’na "Dram Tiyatrosu",  Şişhane’ye "Beyoğlu Sahnesi…"

"Şişhane'deki Türk Hava Yolları (THY) eski binasını çok önemli ve ideal boyutta bir sahne haline getireceğiz" diyen Başkan Topbaş, ulaşım akslarının ortasında kalan bu noktaya Şehir Tiyatroları Beyoğlu Sahnesi'ni inşa edeceklerini açıkladı. Mimari proje yarışmasıyla hayata geçireceklerini ve projeyi sadece mimarların değil, sanatçıların da dahil olduğu geniş katılımla bir jüriyle projelendireceklerini anlatan Topbaş, sahnenin 600 seyirci kapasiteli, 500 metrekare alana sahip Büyük Sahne ile deneysel çalışmaların gerçekleştirilebileceği 300 kişilik Meydan Sahnesi’nden oluşacağını kaydetti. Tepebaşını da içinde Dram Tiyatrosu’nun olduğu bir sanat merkezi haline getirmeyi hedeflediklerini dile getiren Büyükşehir Belediye Başkanı Kadir Topbaş, TRT binasını da kapsayacak bu alanla ilgili ihale hazırlıklarının sürdüğünün altını çizdi.

İstanbul yeni müzeler kazanıyor…

Bütün bu yatırımlara ek olarak Üsküdar Eski Tekel Binası, Bomonti Bira fabrikası, Yedikule Gazhanesi, Hasanapaşa Gazhanesi, Büyükada Taşmektep Binalarını müze ve kültür merkezi olarak düzenlediklerini hatırlatan Başkan Kadir Topbaş, ayrıca İstanbul’un Fethi’nin canlandırıldığı ‘Panoramik Müze’ kuracaklarını, Tarihi Cendere Hamidiye Pompa İstasyonu’nu da “İstanbul Su Medeniyetleri Müzesi”ne dönüştürdüklerini söyledi.

Muhsin Ertuğrul modern yüzüyle yeniden doğuyor…

Harbiye Kongre Vadisi projesi kapsamında İstanbul’a kültür ve turizm kompleksi kazandırdıklarını hatırlatan Kadir Topbaş, proje kapsamında Harbiye Muhsin Ertuğrul Sahnesi’ni daha modern bir anlayışla yeniden inşa edeceklerine dikkat çekti. “Biz bu sahneyi yok etmeyi hiç düşünmedik” diyen Başkan Topbaş, toplam 9 bin metrekarelik alanı ve 600 kişilik sahnesiyle modern Muhsin Ertuğrul’un yeniden doğacağını kaydetti. Muhsin Ertuğrul Sahnesi'nin, tiyatro dünyası için çok önemli bir nokta olduğunu belirten Topbaş, sözlerini şöyle sürdürdü;

"Harbiye Muhsin Ertuğrul Sahnesi’yle ilgili bugün bir protesto yapılıyor. Karşılık her zaman oldu ve olacak. Ancak bu acımasızca değil, doğru olmalı. Sırf karşıt olmak adına karşıtlık olmaz. Burası çağdaş ve tertemiz bir salon olacak. Muhsin Ertuğrul Sahnesi, tiyatro dünyamız için çok önemli bir nokta. Biz burayı yok etmeyi hiç düşünmedik. Herhalde duygularımızı anlatamıyoruz, bilgilendirme eksikliği var diye kendimizi eleştiriyorum. Niyetlerimizin bu konuda ne kadar iyi olduğunu bir türlü anlatamadık. Hala 'kalkıp ta yeniden konmaz mı?' diyenler var. Harbiye Kongre Vadisi projesi kapsamında 600 kişilik sahnesiyle Muhsin Ertuğrul yeniden doğuyor. Gurur duyacağımız bir sahne elde edeceğiz. Mimarisi çağdaş ve çok modern olacak. Ciddi bir maliyeti göze aldık. İçinde bir tiyatroda ne olması gerekiyorsa hepsi olacak. Bunu işin duayenleriyle tasarladık."

Kenan Işık; "Muhsin Ertuğrul da 'Çağdaş Tiyatro' derdi…"

Toplantıda konuşan Başkan Topbaş’ın Sanat Danışmanı Kenan Işık da "Orada nostalji olarak belki geçmiş oyuncuların sesleri ve nefesleri var. Ancak mimari adına hiçbir şey yok. Yeni projeyi gördüm ve çok beğendim. Eğer Muhsin Ertuğrul bugün yaşasaydı, 'Çağdaş tiyatro, çağdaş sahneden oluşur' derdi" şeklinde konuştu.

İstanbul Büyükşehir Belediyesi Şehir Tiyatroları Genel Sanat Yönetmeni Orhan Alkaya ise, gelecek sezon çok önemli atılım ve çıkışları olacağını belirterek, Şehir Tiyatroları’nın özel statülü kurum olarak yeniden tarif edilmesi konusunda çalışmaları bulunduğunu söyledi. Her ay bir sahnelerinin devlet tiyatroları tarafından kullanılmasına yönelik bir protokol imzalamak üzere olduklarını da kaydeden Alkaya, "Bizim sahnelerimiz onların sahneleridir" dedi.

(Kaynak: İstanbul Büyükşehir Belediyesi)

***

Ayrıca bakınız:

Coşkun Büktel, facebook bataklığı'na iltica eden LİNÇÇİ Tiyatro... Tiyatro... Dergisi'nin kuyruğunu asla ve kesinlikle bırakmıyor!

10 Şubat 2009 Salı

Coşkun Büktel
10 Şubat 2009


Kazmacıbaşı'nın"Yanardöner" Karakteri


İstanbul şehrinin baş yöneticisi Kadir Topbaş tarafından "Muhsin Ertuğrul sahnesine vurulan ilk kazma" olarak İBŞT'nin genel sanat yönetmenliği makamına paraşütle indirilmesinden (Bkz) çok, ama çok kısa süre önce, "Kazmacıbaşı" (Orhan Alkaya); "Muhsin Ertuğrul sahnesi, Başaran Ulusoy şirketine ihale edilerek yıkılıp yerine, daha çok para getiren bir kongre binası yapılacak" yolundaki haberler üzerine kapıldığı, saman alevi gibi gelip geçici "Samimiyet Buhranı" nöbetlerinden biri esnasında demişti ki:

"İstanbul şehrinin yöneticileri umarım Ulusoy gibi sadece paraya önem veren kimseler değillerdir. Başaran, inşallah başarısız olur. Tiyatronun yerine yapılacak kongre merkezindeki ilk toplantıyı IMF'nin yapması planlanıyor. Mesleğimize ve Muhsin Ertuğrul ustamıza bundan daha büyük bir hakaret yapılamazdı." *

Alkaya, "her zaman olduğu gibi" yanılıyordu: "Mesleğimize ve Muhsin Ertuğrul ustamıza bundan daha büyük bir hakaret" yapılabilirdi ve yapıldı. Daha büyük hakareti yapan da, "ustamız" diye nitelediği Muhsin Ertuğrul'a ve onun adını taşıyan sahneye övgüler düzmüş olan yanardöner karakterli Alkaya'nın kendisinden başkası olmayacaktı.

Yukarıdakilere benzer bir çuval "laf" ettikten ve "Muhsin Ertuğrul Sahnesi'nin yıkılmasını kesinlikle istemediğimizi bir kez daha söylüyorum. Burası Muhsin Ertuğrul'un hayaliyle tiyatroya dönüştürüldüğü, yanan Tepebaşı Dram Tiyatrosu'nu sürdürdüğü için çok önemli." gibi bir an bile inanmadığı bir sürü "maval" okuduktan çok, ama çok kısa bir süre sonra..

(Kadir Topbaş'ın yıkım projesini hayata geçirmek üzere Kadir Topbaş tarafından) İBŞT'ye "Kazmacıbaşı" olarak atanan Alkaya'nın, bizzat kendi imzasıyla, Muhsin Ertuğrul sahnesine ilk kazmayı vurması; makul ve dürüst, "makul ve dürüst" her insan için, "Muhsin Ertuğrul ustamıza" yapılmış çok, ama çok daha büyük bir hakarettir.

Alkaya gibi "yanardönerlerin", Kadir Topbaş'ın ve AKP'nin, tiyatromuza karşı en büyük kozu odur ki; tiyatromuzda "makul ve dürüst" insan sayısı, bir parmağı kopuk bir elin parmak sayısını bile geçmemektedir. (CB)

*Alkaya'dan yapılan alıntılar için Kaynak: tiyatrodergisi.com.tr: "Muhsin Ertuğrul Sahnesi yıkılmak isteniyor, tiyatronun haberi yok"

Kazmacıbaşı'nın kankası
Mustafa Demirkanlı'ya ait tiyatrodergisi.com.tr sitesinden Mart 2007'de aktardığımız Alkaya ifadelerini, sitenin sahibi Demirkanlı, bizim aktarmamızdan bir süre sonra, kedi pisliğini örter gibi, gizlice silip yok etti. Demirkanlı'nın silip yok ettiği sayfayı internette yine de bulmaya çalışacağız.

Kazmacıbaşı'nın yukarıdaki "tüm" ifadelerinin yer aldığı haberin tamamını, "Orhan Alkaya Bu Yıkımla Hatırlanacak" başlıklı sayfamızda bulabilirsiniz.)

***

Genel sanat yönetmeni olup da Muhsin Ertuğrul sahnesinin yıkılması için ilk kazmanın vurulmasına imza atan Orhan Alkaya ("Kazmacıbaşı") genel sanat yönetmeni olmasından çok kısa bir süre önce kapıldığı o saman alevi gibi gelip geçici "Samimiyet Buhranı" anlarından birinde diyordu ki:

"Muhsin Ertuğrul Sahnesi'nin yıkılmasını kesinlikle istemediğimizi bir kez daha söylüyorum. Burası Muhsin Ertuğrul'un hayaliyle tiyatroya dönüştürüldüğü, yanan Tepebaşı Dram Tiyatrosu'nu sürdürdüğü için çok önemli. Kaldı ki biz bu sahnelerde, bu kulislerde büyüdük, yetiştik"

ORHAN ALKAYA (21 Mart 2007, Genel Sanat Yönetmeni yapılmasından az önce)

(Kaynak: arkitera.com, "Muhsin Ertuğrul Sahnesi'nin yıkılmasını istemiyoruz")

***

Kazmacıbaşı (Kazmacıbaşı olmasından kısa süre önce) Ataseven'in ölümü ardından kapıldığı "Samimiyet Buhranı" sırasında diyordu ki:

(...) Halûk Şevket Ataseven, canımın ta içi Hocam, siz buraya fazla geldiniz. O kadar ki, tenha gittiniz.

Beni, sonradan erbabı kesildiğim Haldun Taner ile siz tanıştırmış ve arkasından da pişman olmuştunuz. Ben ergen, küstah ve ukalâ, o bereli çelebi adamı çileden çıkartmış, öfkeden yanaklarını filan kızartmıştım. Bir de Muhsin Ertuğrul var tabii. Saye-i âlinizde ilk kez el sıkıştığım büyük ustam... Şimdi Muhsin Ertuğrul Tiyatrosu'nu da yıkacaklar ya, iyi ki zamanında gittiniz Hocam. Sizi kıskanıyorum. Sümerbank paviyonunu İstanbul'un en donanımlı bağımsız tiyatro binasına çevirip, ta öldükten pek pek sonra ismiyle de onurlandıran büyük ustamızın kınayan hissine maruz kalmadınız. Halûk Şevket Ataseven; siz şiir yazdınız, makale yazdınız, Yakup'u yazdınız, bizim alnımızı yazdınız. Sizin için ise, esasen, bunlardan yalnız birisi yazılabilir. Sizin için yalnız şiir yazılabilir, canım! Sizi yalnız şiir anlatabilir. Güle güle Hocam. Bu uğursuz günden, iyi ki kurtuldunuz.

Orhan Alkaya

(nam-ı diğer "Kazmacıbaşı" ya da Feridun Çetinkaya'nın tanımıyla: "Harbiye Muhsin Ertuğrul Tiyatrosu'na fiili olarak vurulan ilk kazma")

Kaynak: Birgün 20/09/07

1 Nisan 2008 Salı

tiyatronline, kaynak göstermiyor!

Ahmet Ertuğrul Timur (nam-ı diğer 3. Abdülhamid) ve Yalan Makinesi Mustafa Demirkanlı'dan pek bir farkı kalmayan Yaşam Kaya, tiyatronline sitesini korsan hale getirmek için özel bir çaba harcıyor. Sitesine aldığı haberleri kaynak göstermeden yayımlama alışkanlığında olan Yaşam Kaya, unutkanlık yada bir başka insani edimle değil, kasten bu yola başvurduğu izlenimi veriyor...

Yaşam Kaya, Muhsin Ertuğrul Sahnesi'nin yıkılıp yerine uluslararası finans kuruluşlarına hizmet verecek inşaat yapılmasının söz konusu olduğu günümüzde, hem de çok önemli bir haberi, kaynak göstermeden ve kuşa çevirerek yayımlıyor. tiyatronline'dan sunuyoruz:

***

KÜLTÜR BAKANI GÜNAY: HARAMİLERİN SALTANATINI YIKIYORUZ...

Gündemdışı konuşmaya yanıt veren Kültür ve Turizm Bakanı Günay, "Haramilerin saltanatını yıkıyoruz" diyerek, sözlerine başladı.

Günay, Dolmabahçe Sarayı'nın arkasına stadyum yapan, daha sonra bu stadın adını; Atatürk'e nazire olsun diyerek "İnönü" şeklinde koyan anlayışın, İstanbul ile ilgili duyarlılığı paylaşmasından mutluluk duyduğunu söyledi. Günay, yapılan her şeyi kötü gösterme anlayışının bugüne kadar itibar görmediğini ifade etti.

BU ÜLKEDE BİR ŞEY YENİLENMEYECEK Mİ?
Muhsin Ertuğrul Tiyatrosu'nun, sergi salonları, kütüphane ve idare bölümleriyle modern bir tiyatro kimliğine kavuşturulacağını vurgulayan Günay, "Hedef şudur: Bu yıl içinde başlamak ve 2009'un içinde yine Muhsin Ertuğrul adıyla, adına daha yakışır bir şekilde İstanbul'a armağan etmektir. Bunun bağırıp, çağıracak, 'yoğunluk artırılıyor' diyerek, önünde gösteri yapacak nesi var? Bu ülkede bir şey yenilenmeyecek mi, geliştirilmeyecek mi? Teknik açıdan yeterli değilse düzeltilmeyecek mi?" diye sordu.

Günay, salon kapasitesinin 600 olarak kaldığına işaret ederek, İstanbul'un kültür yaşamına, bugüne kadar gelmiş geçmiş herkesten daha saygılı olduklarını söyledi.

"Bu iktidar döneminde sanat mekanları azaltılıyor" eleştirilerine de yanıt veren Günay, İstanbul Kartal ve Beykoz'da tiyatro sahnesi açtıklarını anlattı. Günay, Ankara'da da Keçiören ve Mamak'ta da devlet tiyatrosu sahnesi açılacağını bildirdi.

(Kaynak: tiyatronline)

***

Şimdi de haberi kaynağından sunalım:


Muhsin Ertuğrul, perdelerini gözyaşıyla kapattı

Kongre Vadisi projesi kapsamında yıkılacak olan Muhsin Ertuğrul sahnesi, tiyatroseverlere “Geçmişten gelen kadın” oyunu ile veda etti. Yeni tiyatro binasının, gelecek yıl ekim ayında açılması planlanıyor.

İSTANBUL/ANKARA - 1914 yılında kurulan Darülbedayi’nin 1934 yılında İstanbul Şehir Tiyatroları adını almasıyla birlikte kurulan Harbiye Muhsin Ertuğrul Sahnesi, 77 yıl sonra gözyaşları arasında son kez ‘perde’ dedi. Muhsin Ertuğrul, sahne yönetmenliğini Nedim Saban’ın yaptığı “Geçmişten gelen kadın” adlı oyunla perdelerini 2009 yılının ekim ayına kadar kapattı.

Nedim Saban, duygularını “Çok utanıyorum, İstanbul halkından ve sanatçılardan utanıyorum. Geçen sene yıktırmayacağız diyenlerin bu sene saf değiştirmelerinden utanıyorum, başka söyleyecek bir şey yok” sözleriyle ifade etti.

İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin yıkım kararının ardından perdelerini kapatan tiyatroda sanatçılar duygusal anlar yaşadı. Oyunun bitimiyle birlikte izleyiciler de gözyaşlarını tutamadı.

MECLİS’TE MUHSİN ERTUĞRUL TARTIŞMASI
Kültür ve Turizm Bakanı Ertuğrul Günay ise, hedeflerinin Muhsin Ertuğrul Sahnesini adına daha yakışır bir şekilde gelecek yıl içinde İstanbul’a armağan etmek olduğunu söyledi.

TBMM Genel Kurulunda Muhsin Ertuğrul Tiyatrosu’yla ilgili gündemdışı söz alan CHP İstanbul Milletvekili Çetin Soysal, tiyatronun, “Ranta mahkum edilerek yıkılacağını” savundu.

Tiyatronun yerine yapılması planlanan kongre merkezini eleştiren Soysal, bu merkezin İstanbul’a yoğunluk getireceğini iddia etti. “İstanbul’u yağmalıyorlar” diyen Soysal, rant uğruna, İstanbul Büyükşehir Belediyesi ve iktidarın onay verdiğini öne sürdü.

CHP’li Soysal, “İstanbul bir kültür başkenti, ancak kültür kenti olmaktan çıkarılıyor” dedi.

GÜNAY: HARAMİLERİN SALTANATINI YIKIYORUZ
Gündemdışı konuşmaya yanıt veren Kültür ve Turizm Bakanı Günay, “Haramilerin saltanatını yıkıyoruz” diyerek, sözlerine başladı.

Günay, Dolmabahçe Sarayı’nın arkasına stadyum yapan, daha sonra bu stadın adını; Atatürk’e nazire olsun diyerek “İnönü” şeklinde koyan anlayışın, İstanbul ile ilgili duyarlılığı paylaşmasından mutluluk duyduğunu söyledi. Günay, yapılan her şeyi kötü gösterme anlayışının bugüne kadar itibar görmediğini ifade etti.

BU ÜLKEDE BİR ŞEY YENİLENMEYECEK Mİ?
Muhsin Ertuğrul Tiyatrosu’nun, sergi salonları, kütüphane ve idare bölümleriyle modern bir tiyatro kimliğine kavuşturulacağını vurgulayan Günay, “Hedef şudur: Bu yıl içinde başlamak ve 2009’un içinde yine Muhsin Ertuğrul adıyla, adına daha yakışır bir şekilde İstanbul’a armağan etmektir. Bunun bağırıp, çağıracak, ‘yoğunluk artırılıyor’ diyerek, önünde gösteri yapacak nesi var? Bu ülkede bir şey yenilenmeyecek mi, geliştirilmeyecek mi? Teknik açıdan yeterli değilse düzeltilmeyecek mi?” diye sordu.

Günay, salon kapasitesinin 600 olarak kaldığına işaret ederek, İstanbul’un kültür yaşamına, bugüne kadar gelmiş geçmiş herkesten daha saygılı olduklarını söyledi.

“Bu iktidar döneminde sanat mekanları azaltılıyor” eleştirilerine de yanıt veren Günay, İstanbul Kartal ve Beykoz’da tiyatro sahnesi açtıklarını anlattı. Günay, Ankara’da da Keçiören ve Mamak’ta da devlet tiyatrosu sahnesi açılacağını bildirdi.

(Kaynak: NTV, "Muhsin Ertuğrul, perdelerini gözyaşıyla kapattı")

***

Haberin kaynağını gizleyip, haberi kuşa çevirerek AKP ve uluslararası finans kuruluşlarının (emperyalistlerin) emellerine yardım ve yataklık eden tiyatronline sitesini esefle kınıyor, Muhsin Ertuğrul Sahnesi'nin yıkılmasına karşı çıkıyoruz...


(Ayrıca bakınız: Büktel, "Uncuoğlu-Büktel Mektuplaşması")

31 Mart 2010 Çarşamba

Coşkun Büktel
1 Nisan 2010


"Mesleğimize ve Muhsin Ertuğrul ustamıza bundan daha büyük bir hakaret yapılamazdı." ORHAN ALKAYA


2007 yılında, İstanbul Şehir Tiyatrosu Muhsin Ertuğrul Sahnesi'nin yıkılacağına ilişkin haberler üzerine "Mesleğimize ve Muhsin Ertuğrul ustamıza bundan daha büyük bir hakaret yapılamazdı." demiş olan Orhan Alkaya, Kadir Topbaş tarafından genel sanat yönetmeni yapılır yapılmaz fikrini değiştirmişti. Genel sanat yönetmeni olmadan önce ustasına hakaret saydığı yıkıma genel sanat yönetmeni olarak imza atmış olan "Kazmacıbaşı" Orhan Alkaya'nın tutarsızlıklarını (kendi somut ifadelerini sergileyerek) kaynaklarıyla belgelediğim bir yazıya, "Orhan Alkaya Bu Yıkımla Hatırlanacak" üst başlığını ve "GARP CEPHESİNDE SÖYLENECEK YENİ BİR ŞEY YOK" başlığını atmıştım.

"Theope" gibi oyunları cebinden çıkaracak "seçkin" bir dahi olduğundan ve polemiğe girmek için "denklik" aradığından ve aradığı denkliği ancak "Bileyci" Ömer F. Kurhan'ın ve Nedim Saban'ın kanıtsız, kaynaksız, belgesiz, yalan/yanlış yazılarında bulduğundan, "Kazmacıbaşı" Orhan Alkaya, Kurhan ve Saban'a cevap veriyor (Bakınız: Alkaya, "Düzeltmeye Başlıyoruz -1" ve "Yalan ve Kasıtlı Yalan") ama iş benim belgelerden ibaret yazılarıma gelince nedense seçkinliği tutuyor ve bana (ve tabii, Alkaya hakkında "...Ama Beni İktidar Yapan Müdahale İyidir" gibi belgesel yazılar yazmış olan Feridun Çetinkaya'ya da) cevap vermeye tenezzül etmemeyi tercih ediyor (!) (E, Alkaya haklı: Onun yerinde ben de olsam, bana ya da Çetinkaya'ya değil, Kurhan ve Saban'a cevap vermeyi tercih ederdim.)

"Kazmacıbaşı" beni dengi saysaydı, kim bilir kendi ifadeleriyle ve kaynak göstererek belgelediğim tutarsızlıklarına nasıl bir açıklama getirecek ve kim bilir beni nasıl şapa oturtacaktı? Asla tutarsızlığa düşmemiş bir yazar olarak, Alkaya ile denk olmadığımıza yatıp kalkıp dua ediyor ve bugün bir kez daha tekrarlıyorum:

"Kazmacıbaşı" Orhan Alkaya hakkında

YENİ BİR ŞEY SÖYLEMEYE GEREK YOK!


Coşkun Büktel
1 NİSAN 2010


ORHAN ALKAYA (21 Mart 2007, Genel Sanat Yönetmeni yapılmasından önce):

"Muhsin Ertuğrul Sahnesi'nin yıkılmasını kesinlikle istemediğimizi bir kez daha söylüyorum. Burası Muhsin Ertuğrul'un hayaliyle tiyatroya dönüştürüldüğü, yanan Tepebaşı Dram Tiyatrosu'nu sürdürdüğü için çok önemli. Kaldı ki biz bu sahnelerde, bu kulislerde büyüdük, yetiştik"

(Kaynak: arkitera.com, "Muhsin Ertuğrul Sahnesi'nin yıkılmasını istemiyoruz")


*****


ORHAN ALKAYA (ve KENAN IŞIK) (Alkaya'nın genel sanat yönetmeni yapılmasından sonra, Kadir Topbaş'la birlikte katıldıkları 27 Mart 2008 tarihli basın toplantısında, gazetecileri yıkımın gerekliliğine ikna etmeye çalışırken... Milliyet yazarı Serfiraz Ergun anlatıyor:)

27 Mart Perşembe sabahı İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Kadir Topbaş gazetecileri Sait Halim Paşa Yalısı’nda kahvaltıya davet etmişti. Sağına danışmanı Kenan Işık, soluna ise İstanbul Şehir Tiyatroları Genel Sanat Yönetmeni Orhan Alkaya oturmuştu.

(...)

Muhsin Ertuğrul Tiyatrosu için Kenan Işık;

“Orada bir oyun sahneye koymak için insanın hevesi kalmıyordu. Sahne derin olabilir ama eni çok dardı. Oyun sırasında sürekli dam akardı, kovalar koyardık. Bir seferinde tavandan sahneye kedi bile düşmüştü” dedi.

Lafı Orhan Alkaya aldı;

“Sahnenin tavanında koskoca bir boşluk vardır mekanizmaların bulunduğu. Haliyle de bol bol fare barınır burada. O yüzden tiyatrolar kedisiz olmaz. Kediler oyuncunun hayatını kurtarır” dedi.

(Kaynak: Milliyet, Serfiraz Ergun, "Muhsin Ertuğrul sahnesine tavandan düşen kediler")


*****


ORHAN ALKAYA (8 Mart 2007, Genel Sanat Yönetmeni yapılmasından önce... Zaman gazetesi yazarı Jülide Karahan aktarıyor:)

Bu proje üzerinde 8 yıldır çalıştığını söyleyen Başaran Ulusoy, Kongre Vadisi Projesi'ne en geç 4 ay içinde başlanacağını, toplam 130 milyon dolarlık bir yatırımla gerçekleştirilecek çalışma tamamlandığında, 17 bin kişinin aynı anda vadide ağırlanabileceğini söylüyor. Durumun Ulusoy'un 'ileri geri konuşmasından' ibaret kalmasını uman Orhan Alkaya, "İstanbul şehrinin yöneticileri umarım Ulusoy gibi sadece paraya önem veren kimseler değillerdir. Başaran, inşallah başarısız olur." diyor. Tiyatronun yerine yapılacak kongre merkezindeki ilk toplantıyı IMF'nin yapmasının planlandığını hatırlatan Alkaya, "Mesleğimize ve Muhsin Ertuğrul ustamıza bundan daha büyük bir hakaret yapılamazdı." cümleleriyle üzüntüsünü dillendiriyor.

(Kaynak: "Muhsin Ertuğrul Sahnesi yıkılmak isteniyor, tiyatronun haberi yok". Boşuna tıklamayın: Tüm linççiler gibi sansürcü Mustafa Demirkanlı, kankası Alkaya'yı korumak için, yazıyı ya silmiş ya da ulaşılamasın diye başka bir adrese kaldırmış.)


*****


ORHAN ALKAYA: (1 Nisan 2008. Genel Sanat Yönetmeni yapılmasından sonra... "Bu sahnede Muhsin Ertuğrul'un ruhu var diyenler..." bulunduğunu hatırlatan Bianet muhabiri Nilüfer Zengin'e cevap veriyor:)

"Bunu söyleyen hiçbirşey bilmiyor. Muhsin Ertuğrul o tiyaroda yalnızca iki yıl bulunabildi. Muhsin Ertuğrul'a son darbe de o tiyatro da vuruldu. Ona rağmen hazırlanan yönetmelik hocanın yüzüne okunurken çıktı kapıdan ve bir daha geri dönmedi. Hocanın enerjisi, sinerjisi diyeceksek o küskün bir ruh. Biraz da insanların bilerek konuşmalarını isterim bu konularda. Bu lafları edenler sahneyle hiç ilgisi olmayan insanlar."

(Kaynak: Bianet, Nilüfer Zengin, "M.Ertuğrul Sahnesi Üç Kez Yenilendi, Bu Dördüncü ve Radikal Bir Yenileme")

...DEVAMI İÇİN, LÜTFEN, TIKLAYINIZ!

13 Şubat 2012 Pazartesi

Kazmacıbaşı'nın ipliğinin pazara çıkmış hâlini görmek için okuyun!


MUHSİN ERTUĞRUL SAHNESİ, NİSAN 2008
Fotoğraf : Murat Eren Toydemir

GARP CEPHESİNDE YENİ BİR ŞEY SÖYLEMEYE GEREK YOK

Coşkun Büktel



RADİKAL, 10 Ocak 2008:


Alkaya memnun: Projelerim onay görmüş...


İstanbul Şehir Tiyatroları'nda en sert muhalefeti yapan Orhan Alkaya, artık bu kurumun başında. Sanat yönetmeni Alkaya 'Benim bu göreve gelmem projelerimin onay gördüğü anlamına geliyor' diyor


(Kaynak: Radikal röportajı)


*****


ORHAN ALKAYA (21 Mart 2007, genel sanat yönetmeni yapılmasından önce)
"Muhsin Ertuğrul Sahnesi'nin yıkılmasını kesinlikle istemediğimizi bir kez daha söylüyorum. Burası Muhsin Ertuğrul'un hayaliyle tiyatroya dönüştürüldüğü, yanan Tepebaşı Dram Tiyatrosu'nu sürdürdüğü için çok önemli. Kaldı ki biz bu sahnelerde, bu kulislerde büyüdük, yetiştik"
*****

KENAN IŞIK ve ORHAN ALKAYA (Alkaya'nın genel sanat yönetmeni yapılmasından sonra, Kadir Topbaş'la birlikte katıldıkları 27 Mart 2008 tarihli basın toplantısında, gazetecileri yıkımın gerekliliğine ikna etmeye çalışırken... Milliyet yazarı Serfiraz Ergun anlatıyor:)
 
27 Mart Perşembe sabahı  İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Kadir Topbaş gazetecileri Sait Halim Paşa Yalısı’nda kahvaltıya davet etmişti. Sağına danışmanı Kenan Işık, soluna ise İstanbul Şehir Tiyatroları Genel Sanat Yönetmeni Orhan Alkaya oturmuştu.
(...)
Muhsin Ertuğrul Tiyatrosu için Kenan Işık;
“Orada bir oyun sahneye koymak için insanın hevesi kalmıyordu. Sahne derin olabilir ama eni çok dardı. Oyun sırasında sürekli dam akardı, kovalar koyardık. Bir seferinde tavandan sahneye kedi bile düşmüştü” dedi.
Lafı Orhan Alkaya aldı; “Sahnenin tavanında koskoca bir boşluk vardır mekanizmaların bulunduğu. Haliyle de bol bol fare barınır burada. O yüzden tiyatrolar kedisiz olmaz. Kediler oyuncunun hayatını kurtarır” dedi.
(Kaynak: Milliyet, Serfiraz Ergun, "Muhsin Ertuğrul sahnesine tavandan düşen kediler")
*****

ORHAN ALKAYA (8 Mart 2007, genel sanat yönetmeni yapılmasından önce... Zaman gazetesi yazarı Jülide Karahan aktarıyor:)
Bu proje üzerinde 8 yıldır çalıştığını söyleyen Başaran Ulusoy, Kongre Vadisi Projesi'ne en geç 4 ay içinde başlanacağını, toplam 130 milyon dolarlık bir yatırımla gerçekleştirilecek çalışma tamamlandığında, 17 bin kişinin aynı anda vadide ağırlanabileceğini söylüyor. Durumun Ulusoy'un'ileri geri konuşmasından' ibaret kalmasını uman Orhan Alkaya, "İstanbul şehrinin yöneticileri umarım Ulusoy gibi sadece paraya önem veren kimseler değillerdir. Başaran, inşallah başarısız olur." diyor. Tiyatronun yerine yapılacak kongre merkezindeki ilk toplantıyı IMF'nin yapmasının planlandığını hatırlatan Alkaya, "Mesleğimize ve Muhsin Ertuğrul ustamıza bundan daha büyük bir hakaret yapılamazdı." cümleleriyle üzüntüsünü dillendiriyor.
*****

ORHAN ALKAYA: (1 Nisan 2008. genel sanat yönetmeni yapılmasından sonra... "Bu sahnede Muhsin Ertuğrul'un ruhu var diyenler..."bulunduğunu hatırlatan Bianet muhabiri Nilüfer Zengin'e cevap veriyor:) 
 

"Bunu söyleyen hiçbirşey bilmiyor. Muhsin Ertuğrul o tiyaroda yalnızca iki yıl bulunabildi.Muhsin Ertuğrul'a son darbe de o tiyatro da vuruldu. Ona rağmen hazırlanan yönetmelik hocanın yüzüne okunurken çıktı kapıdan ve bir daha geri dönmedi. Hocanın enerjisi, sinerjisi diyeceksek o küskün bir ruh. Biraz da insanların bilerek konuşmalarını isterim bu konularda. Bu lafları edenler sahneyle hiç ilgisi olmayan insanlar."


Yazının tamamını okumak için, lütfen, tıklayınız!

25 Aralık 2009 Cuma

Coşkun Büktel
25 Aralık 2009


TÜRK TİYATROSU DENEN ÇÖLDE ENDER GÖRÜLEN ELEŞTİRİ VAHALARINDAN BİRİ

Kendilerine "temiz yayıncı" diyen linççi vandallar "mama" beklentisiyle "yaladıkları" tiyatral ve siyasal aktörlerden asılsız çıkan vaatlerin hesabını sormayı bir an bile düşünemezken...

Feridun Çetinkaya, kültür bakanı Ertuğrul Günay'dan (video kaydıyla belgeli vaadini hatırlatarak) çatır çatır hesap soruyor

CB / 25 Aralık 2009


HARBİYE MUHSİN ERTUĞRUL SAHNESİ'Nİ "BU YIL BİTMEDEN, 2010 YILINA GEÇMEDEN" HİZMETE AÇACAĞIZ DİYEN KÜLTÜR VE TURİZM BAKANI ERTUĞRUL GÜNAY SÖZÜNÜ TUTACAK MI?


Feridun Çetinkaya / 23 Aralık 2009


(...) İşte tiyatrocuların, tiyatroseverlerin ve kamuoyunun akıbetlerinin ne olduğunu, ne olacağını merak ettikleri, açılacakları umuduyla gün saydıkları İstanbul Şehir Tiyatroları Harbiye Muhsin Ertuğrul Sahnesi ve Atatürk Kültür Merkezi (AKM) hakkında Kültür ve Turizm Bakanı Ertuğrul Günay'ın beyanatları böyle.

Bakanın açıklamalarına baktığımızda AKM'nin kısa vadede, bugünden yarına sanatseverlerin hizmetine açılabileceğine dair ufukta herhangi bir olumlu işaret görünmediğini söyleyebiliriz.

Harbiye Muhsin Ertuğrul Sahnesi'nin yakın zamanda hizmete açılıp açılmayacağına dair ise, en azından şimdilik, Bakan Ertuğrul Günay'ın umut veren, somut ve kesin, "Harbiye Muhsin Ertuğrul Sahnesi'ni bu yıl bitmeden, 2010 yılına geçmeden açacağız" sözü, vaadi var elimizde.

Ancak Kadir Topbaş ve Orhan Alkaya'nın gereğini yerine getiremedikleri vaat ve sözleri "dikkate alındığında", Coşkun Büktel'in yukarıda link verirken atıfta bulunduğumuz, “Somut sonuçları gözümüzle görmedikçe, sanatsal ve siyasal aktörlerin hiçbir vaadine inanmıyoruz!” sözünü akılda tutmak gerekiyor. Evet, Kültür ve Turizm Bakanı Ertuğrul Günay'ın "Harbiye Muhsin Ertuğrul Sahnesi'ni bu yıl bitmeden, 2010 yılına geçmeden açma vaadinin" somut sonuçlarını 1 hafta içinde veya sonunda hep birlikte görmüş olacağız. Bakalım, Ertuğrul Günay verdiği sözde durup vaadinin gereğini yerine getirecek mi? Yoksa Ertuğrul Günay da Kadir Topbaş ile Orhan Alkaya'nın durumuna mı düşecek?

“Harbiye Muhsin Ertuğrul Sahnesi'nin açılışı yine bir başka bahara mı kalacak?” (...)

Çetinkaya'nın, bu ustaca yazılmış, gerekli ve yürekli son yazısının tam metni, kendi sitesi tiyatrofanzini.blogspot.com'da...

KAÇIRMAYIN!