OYÇED sorgusu için yayınlar alaka düzeyine göre sıralanmış olarak gösteriliyor. Tarihe göre sırala Tüm yayınları göster
OYÇED sorgusu için yayınlar alaka düzeyine göre sıralanmış olarak gösteriliyor. Tarihe göre sırala Tüm yayınları göster

31 Ağustos 2012 Cuma

Prof. Dr. Nurhan Tekerek ve "OYÇED 1. Özgün Oyun Yazma Yarışması"

OYÇED I. Özgün Oyun Yazma Yarışması

2012-2013 Tiyatro Mevsimi, ÖZGÜRLÜK TEMALI OYÇED I. ÖZGÜN OYUN YAZMA YARIŞMASI:

OYÇED, oyun yazarlığını ve oyun çevirmenliğini geliştirmek için, festivaller, sempozyumlar, paneller, söyleşiler, okuma tiyatrosu etkinlikleri düzenlemektedir. Bu etkinliklerden bir tanesi de, 2012-2013 tiyatro sezonunun teması olan "Özgürlük" kavramı üzerine oyunlar yazılmasını sağlamak amacıyla başlatılmış olan 1.Özgün Oyun Yazma Yarışmasıdır.

Yarışmanın diğer amaçları ise; anlamını unutmaya başladığımız bir kavram olan "Özgürlük" kavramının hayatımızdaki yerini sorgulamak, görsel ve yazılı basının da yardımıyla düzenlemiş yarışmamızın va temamızın tartışma zeminleri  yaratmasını sağlamak, yaratılacak olan özgün eserler sayesinde tiyatro yazınımızı zenginleştirmektir…

OYÇED, Özgün Oyun Yazma Yarışmasını her yıl, yılın tiyatro teması ile birleştirerek düzenleme kararı almıştır. Yılın tiyatro teması OYÇED’in öncülüğünde DT-Devlet Tiyatroları, IBŞT-İstanbul Büyükşehir Belediyesi Şehir Tiyatroları, KBŞT-Kocaeli Büyükşehir Belediyesi Şehir Tiyatroları, EBŞT-Eskişehir Büyükşehir Belediyesi Şehir Tiyatroları, OYÇED-Oyun Yazarları ve Çevirmenleri Derneği, TOBAV-Tiyatro ve Opera Çalışanları Vakfı, TOMEB-Tiyatro Oyuncuları Meslek Birliği, TO-DER-Tiyatro Oyuncuları Derneği, TEB-Tiyatro Eleştirmeneri Birliği, IŞTISAN-İstanbul Şehir Tiyatroları Sanatçıları Derneği, PEN Yazarlar Derneği, UNIMA- Milletlerarası Kukla ve Gölge Oyunları Birliği, DISEDER-Direklerarası Tiyatro Seyircileri Derneği tarafından belirlenmektedir.

Yılın tiyatro temasının belirlenmesinin amacı, çağdaş kavramların tiyatro aracılığı ile tartışılmasını, gündemde kalmasını, anlamlarının altının çizilmesini sağlamaktır.

OYÇED öncülüğünde başlatılan bu girişimin, oyun yazma yarışması ile de desteklenmesi kamuoyunda daha geniş yankı bulmasını sağlayacak ve seçilen temaların daha zengin bir ortamda, daha büyük kitleler sayesinde tartışılmasını, paylaşılmasını sağlayacaktır.

Yarışma sonucunda:
Birinciye: 10.000 TL.
İkinciye: 7.500 TL.
Üçüncüye: 5.000 TL.
I. Mansiyona: 3.000 TL.
II. Mansiyona: 2.500 TL. ödül verilecektir.

Katılım Koşulları:

OYÇED I. Özgün Oyun Yazma Yarışması’nın teması "Özgürlük" olarak belirlenmiştir.
* Yarışmaya katılacak eserlerin daha önce yayımlanmamış, hiçbir yarışmaya katılmamış, amatör ya da ödenekli topluluklarca yurt içinde ve dışında sergilenmemiş ve yayımlanmamış olması gerekmektedir.
* Yarışmaya yurt içi ve yurt dışından herkes katılabilir. Ancak Seçici Kurul üyeleri katılamazlar.
* Yarışmaya som katılım tarihi 1 Ocak 2013 tarihi mesai bitimine kadardır. Postadaki gecikmeler dikkate alınmayacaktır.
* Oyun Yazarları yarışmaya bir eserle katılabilir. Sayfa sayısı konusunda sınır yoktur. Önemli olan özgürlük temasını tiyatronun anlatım olanaklarını kullanarak en etkin ve çarpıcı biçimde işlemektir. Gönderilecek eserlerin Times New Roman karakterinde, 1.5 aralıkla ve oyun yazma kurallarına uygun olması gerekmektedir. Oyunlar A4 kağıdına yazılmış olarak 7 adet çıktı ve birer adet CD olarak gönderilmelidir. Eserlerin Gönderileceği adres aşağıdaki gibidir:
* Yarışmacılar gerçek isimleriyle değil, rumuzla katılacaklardır.
Bu nedenle eserin üzerinde gerçek kimliği anımsatacak ya da açıklayacak bir bilgi olmamalıdır.
Yazarların oyun metinlerinin ilk sayfasına oyunun adını ve bir kelimeden oluşacak rumuzu yazmaları, ayrıca düzenledikleri bir küçük kapalı zarfın üzerine özgeçmişlerini, fotoğraflarını ve iletişim bilgilerini yazmaları, bu zarfı, eserlerini postalayacakları büyük zarfın içine koyarak yukardaki adrese göndermeleri gerekmektedir.

Başvuru Adresi:

Oyun yazarları ve Çevirmenleri Derneği Genel Merkezi:
İskenderpaşa mah. Vezir çeşmesi Sok.
No: 3/A Fatih/ İstanbul
Tel: 0212 621 81 87    

Yarışma Kurulu:

OYÇED Yönetim Kurulu üyelerinden oluşmaktadır
Başkan: Nazif Uslu
İkinci Başkan: M. Ümit Görgülü
Genel Sekreter: Erhan Özçelik
Üye: Cengiz Özek
Üye: Şahin Örgel
Üye: İhsan Ustaoğlu

Seçici Kurul Üyeleri:

Prof.Dr. Nurhan Tekerek,
Prof.Dr. Semih Çelenk,
Eleştirmen Dramaturg Gülşen Karakadıoğlu,
Yazar Turgay Nar,
Yönetmen Taner Barlas,
Oyuncu Levent Üzümcü,
Seçici Kurul’a eserler OYÇED Yönetimi tarafından en geç 5 Ocak 2013 tarihinde iletilecek, kurul üyeleri eserleri 24 Mart 2013 tarihinde toplanacak Değerlendirme Toplantısı’na kadar okumuş olacak ve sonuçları aynı gün mesai bitimi sonuna kadar OYÇED Yönetim Kurulu’na ileteceklerdir. Değerlendirme Toplantısı’na mazereti nedeniyle katılamayacak bir kurul üyesi olursa, bireysel değerlendirmesini kapalı bir zarfla Seçici Kurul Toplantısı’ndan önce iletmelidir. Aynı gün OYÇED Yönetim Kurulu’nca düzenlenen bir basın toplantısıyla sonuçlar aynı gün kamuoyuna duyurulacaktır.

Yarışma Sonrası Etkinlikler:

2012-2013 Tiyatro Mevsimi ÖZGÜRLÜK TEMALI OYÇED- I. ÖZGÜN OYUN YAZMA YARIŞMASI’nda dereceye giren eserler ve sahipleri belirlendikten ve resmi yollarla ilanı yapıldıktan sonra;

1. Jüri üyeleri, yarışma kurulu, usta oyun yazarları, yönetmenler, oyuncular, eleştirmenler ve basının katılacağı bir ödül töreni/resepsiyonu yapılacaktır.

2. Dereceye giren eserler, OYÇED ve TODER- Tiyatro Oyuncuları Derneği’nin organizasyonu ile okuma tiyatrosu olarak sunulacaktır. Okuma tiyatrolarına normal tiyatro seyircisinin yanısıra yönetmen ve eleştirmenlerin de katılımı sağlanacaktır.

3. Dereceye giren oyunların kitapları yayınlanacaktır. Yayınların üzerinde, OYÇED logosu bulunacaktır. Ödül ve Mansiyon kazanan oyunlar OYÇED yayını olarak yayımlanacak ve oynanmasına katkıda bulunulacaktır.
Ek olarak yarışmayı kazanan oyunlar OYÇED Etkinlikleri içinde birer Okuma Tiyatrosu Etkinliği biçiminde yer alacak, böylece tiyatro severlerle paylaşılması sağlanacaktır.

(Kaynak: OYÇED)

***

Ayrıca bakınız:


LİNÇÇİ PROF. DR. NURHAN TEKEREK, HİLMİ BULUNMAZ'I İSTANBUL CUMHURİYET BAŞSAVCILIĞI'NA ŞİKÂYET ETMİŞTİ!



Atatürkçü, Çağdaş, Ulustan Yana, Laik Eğitim veren ULUDAĞ ÜNİVERSİTESİ, Sosyalist Sanatçı Hilmi Bulunmaz'ın "İFTİRACI" olarak nitelediği LİNÇÇİ Prof. Dr. Nurhan Tekerek'iyle övünüyor!


Sosyalist Sanatçı Hilmi Bulunmaz, LİNÇÇİ PROF. DR. Nurhan Tekerek'i "İFTİRA SUÇU" işlediği iddiasıyla savcılığa şikâyet etti!

14 Ağustos 2008 Perşembe

Coşkun Büktel
13 Ağustos 2008


GÜNCELLEME
14 Ağustos 2008

OYÇED, KIZAMIK ÇIKARDI

OYÇED bir meslek örgütü olarak yetersizliğini ve kalitesizliğini yalnızca ahlaksal defolarla değil, mesleksel defolarla da, iki kere iki dört gibi somut biçimde kanıtlıyor:

Güya bir "yazar" örgütü olan OYÇED yalnızca en vahim iftirayı bile umursamamakla kalmıyor, en vahim oranda imla yanlışlarını dahi umursamıyor

OYÇED'in, aşağıda verdiğimiz haberle ilgili tiyatronline.com'da yayınladığı basın bildirisini, Hilmi Bulunmaz, kendi sitesinde de yayınlamış. Ama yayınlarken, farklı bir uygulama yapmış: Güya bir yazar örgütü olan OYÇED'in o kısacık bildirisinde yer alan imla yanlışlarını, kırmızı harflerle belirgin kılmış.

Güya bir yazar örgütü olan OYÇED'in bildirisinde o kadar çok imla yanlışı var ki, bildiri metninde kırmızı kırmızı lekeler yaratan bu yanlışlara şöyle karşıdan baktığınızda, bir an için OYÇED metninin kızamık çıkardığını sanabiliyorsunuz.

İşte Bulunmaz'ın hazırladığı "kızamıklı" OYÇED bildirisi:


Yazar , Yönetmen Nazif USLU, İBŞBT Repertuar Kurul Üyeliğine Atandı...

ıÜüYönetim Kurulu üyemiz Nazif Uslu, teklifimiz üzerine, Ağustos 2008'de İstanbul Büyükşehir Belediyesi Başkanlığınca OYÇED temsilcisi olarak Repertuar Kurulu üyeliğine atandı.

Bilindiği gibi, derneğimiz bütün ödenekli sahnelerimizin repertuar kurullarında temsilci bulundurmak için çalışmalarını sürdürmekte ve bunu oyun yazarları ve çevirmenlerinin haklarını koruma misyonumuzun bir parçası olarak görmektedir.

OYÇED (Oyun yazarları ve Çevirmenleri Derneği) Yönetim kurul üyesi olan Uslu, Ülkemizin tek yazar örgütünü temsilen istanbul şehir tiyatroları repertuar kurul üyeliğine seçilmiş oldu.

İstanbul Üniversitesi Edebiyat fakültesi Felsefe Bölümü Mezunu olan Nazif USLU yazarlığın yanı sıra Yönetmen ve oyunculukta yapmaktadır.

1963 İstanbul doğumlu olan USLU, Tiyatronun dışında bir çok sinema filmi ve dizilerde rol aldı.

Sivil toplum ve mesleki örgütlerde çalışmalar yürüten Nazif USLU Özerk Sanat Konseyi Danışma kurul Üyeliği de yapmaktadır.


Ahlak kaygısı bulunmayan, imla kaygısı bulunmayan güya yazar örgütü OYÇED'in, bir tek kaygısı var: Halkın vergileriyle yaratılmış devlet olanaklarının başına, asla hak etmemiş OYÇED üyelerini geçirmek, böylelikle suyun başını tutmak, suyu kendine doğru hortumlamak...

Yukarıdaki kadar kızamıklı (özürlü) bir bildiriye imza atabilen OYÇED'i, ancak Orhan Alkaya kadar "kızamıklı" (özürlü) bir genel sanat yönetmeni ciddiye alabilir ve vasatların dayanışması (ittifakı) adına, OYÇED'i yazar örgütü sayabilirdi.

Sevgili halkımız parti diye AKP'yi ciddiye alıyor; AKP, kültür bakanı diye Ertuğrul Günay'ı ciddiye alıyor; Günay, tiyatrocu diye Orhan Alkaya'nın ciddiye alınmasına ses çıkarmıyor; Alkaya da yazar örgütü diye OYÇED'i ve yazar diye Nazif Uslu'yu ciddiye alıyor. Anlayacağınız, balık en baştan kokuyor.

Balığın nasıl koktuğunu iki kere iki dört gibi somut biçimde belgeleyenlere ise herkes fena halde kızıyor. Ve sırf yalnız ve desteksiz kaldığı için, belgelenmiş somut hakikati hiç kimse ciddiye almıyor. Herkes hakikati aforoz ediyor.

Kısacası, sanatın tüm alanlarındaki tüm aktörler, "başlarına gelenlere ve geleceklere" layık olduklarını kanıtlamak için, ne gerekirse onu yapıyor.


İftira yandaşları ittifakı

İftiracı Özdemir Nutku'yu önce başkan sonra "onur"(?) kurulu üyesi seçmiş OYÇED'de yönetim kurulu üyesi olmaktan zerre kadar utanmayan Nazif Uslu; Muhsin Ertuğrul sahnesinin yıkımını gerçekleştirmek üzere İBŞT'nin genel sanat yönetmenliği koltuğuna oturtulmuş olmaktan zerre kadar utanmayan Orhan Alkaya yönetimince, İBŞT Repertuar Kurulu üyeliğine getirildi.

Coşkun Büktel'in kitaplarını ve yazılarını izleyenler çoktan beri biliyor ki: Devlet, her alanda olduğu gibi, tiyatro alanında da üretim araçlarını (salonları, kadroları, yetki ve ödenekleri) liyakatli olanlara değil, itaatli olanlara emanet ediyor. Ve biliniyor ki, devletin bu lütfuna mazhar olmanın utanç verici ön şartlarını ancak utanma yeteneği olmayan vasat faniler kabul edebiliyor. Devlet bu vasat fanileri (adı sanatçıya çıkmış olduğu halde, gerçekte hiçbir sanatsal özelliği ve yeterliği bulunmayan, sanatsal üretimi en küçük bir yaratıcılıktan yoksun olan) kıtipiyozlar arasından özenle seçip, halkın vergileriyle onları (yalnızca o "kıtipiyozları") besliyor. O nedenle, devletin burnunu soktuğu her alanda olduğu gibi, seçimler ve tercihler halkın yararına değil, halkın ve ülkenin zararına işliyor. (Örneğin, bakınız: Büktel, "Bu Engizitörler Tarafından Elenmiş Olmaktan Gurur Duyuyorum" ve "Ölüleri Gömün skandalı").

Muhsin Ertuğrul sahnesinin yıkılıp yerine on bir katlı bir kongre merkezi kondurulmak üzere özel teşebbüse devredilmesi için İBŞT'nin başına getirilen Orhan Alkaya, repertuar kurulu üyeliğine bir OYÇED üyesinin (yani Özdemir Nutku'yla onur duyabilen bir derneğin üyesinin) getirilmesine olur vermekle; Özdemir Nutku iftirasına da olur vermiş oluyor! "Büktel'e iftira etmekte sakınca yoktur" demiş oluyor. Orhan Alkaya, Nazif Uslu ve onlar gibi Özdemir Nutku iftirasını (iftirada sakınca bulmayarak)destekleyen herkes, topluma şu mesajı vermiş oluyor:

Sanat başka, hayat başka!.. Sanat yaparken, örneğin şiir yazar ya da oyun yönetirken iftiranın kötü bir şey olduğunu vazediyor, okurları ya da seyircileri iftira gibi kötülüklerden arındırmak iddiasında bulunuyor olabiliriz; ama hayatın gerçekleriyle karşılaştığımızda o "saf" okurlara ve "saf" seyircilere verdiğimiz talkınları kendimize uygulayacak (yani o talkınları aşırı ciddiye alacak) değiliz herhalde... Çünkü hayatın gerçekleri ve gerekleriyle, sanatın gerçekleri ve gerekleri aynı değil... Hayatın gerçekleri, eğer Özdemir Nutku'nun iftiracı ve Coşkun Büktel'in iftira mağduru olduğunu kanıtlıyorsa, biz bu durumda, sırf sanat yaparken iftira gibi her türlü kötülüğe karşı çıkıyoruz diye ve sırf Özdemir Nutku iftiracı diye, Özdemir Nutku'ya karşı çıkıp da, herkesi ve bizi eleştiren Coşkun Büktel'in değirmenine su taşıyacak kadar enayi değiliz. Evet, "saf" okurlara ve "saf" seyircilere, iftiraya kayıtsız şartsız karşı olmayı vazediyor olabiliriz, ama bizler ne de olsa "saf" okur ya da "saf" seyirci değil, hayatın gerçeklerine göre politika belirleyebilen olgun ve "esnek" bireyleriz. Biz, sanat yaparken ne dersek diyelim, aslında biliyoruz ki: Sanat başka, hayat başka!..

Sanatı yalandan ibaret, ahlaksal ilkeleri ise don lastiği kadar esnek olan, devlet destekli kıtipiyozlar sanatın tüm kalelerini ve Ertuğrul Günay'ın Kültür Bakanlığı'nı ele geçirmiş ve sanatı da hayatı kadar gerçek olan Büktel'i her alanda sansür ve aforoz etmiş olsalar da (Bakınız: Büktel, "Bu Engizitörler Tarafından Elenmiş Olmaktan Gurur Duyuyorum" ve "Ölüleri Gömün skandalı") biz, gerçek sanatın bir dilim ekmek kadar somut ve gerçek olduğunu; iftira yanlısı ahlaksızların (adı her ne kadar sanatçıya çıkmış olsa da) sanatçı olamayacağını, yalansız sanat yapamayacağını ve halkın yararına hiçbir tercihte bulunamayacağını, sitemizin ulaşabildiği yaygınlık ölçüsünde haykırmaya devam edecek; "tiyatro yapmak için ahlaklı olmaya gerek yoktur, ahlaksızlar da tiyatrocu olabilir, iftira yandaşları da halka yararlı olabilir" propagandasına asla onay vermeyecek; halka talkın verirken kendisi devletten salkım yutan iki yüzlü cingözleri daima teşhir edeceğiz.

Orhan Alkaya yönetiminin, iftiracı Özdemir Nutku'yla gurur duyan OYÇED üyesi Nazif Uslu'yu Repertuar Kurulu'na getirdiğine ilişkin haberi tiyatronline.com'da okuduk. Aşağıda, haberin sayfasına link veriyoruz:

Yazar , Yönetmen Nazif USLU, İBŞBT Repertuar Kurul Üyeliğine Atandı...

NOT: Konuyla ilgili Hilmi Bulunmaz yazısı için, aşağıdaki başlığı tıklayınız:

Orhan Alkaya'ya OYÇED'li yoldaş!...

10 Ekim 2014 Cuma

Hangi ayın hangi günü genel kurul yaptığını bilmeyen OYÇED LİNÇÇİ!...

OYUN YAZARLARI VE ÇEVİRMENLERİ DAHA GÜÇLÜ BİR ŞEKİLDE YOLUNA DEVAM EDİYOR

Ülkenin en değerli kalemlerinin bir araya gelmesi ile kurulan OYÇED, kuruluş amacında belirttiği gibi 'tiyatro yazarlarının ve çevirmenlerinin haklarını korumak, onları yurtiçinde ve yurtdışında temsil etmek, tiyatro yazarları ve çevirmenleri arasındaki iletişimi ve dayanışmayı güçlendirmek, ülkemizdeki tiyatro yazarlığının ve çevirmenliğinin gelişmesini desteklemek, tiyatronun yaygın ve etkin hale gelmesine ve ülkemizin demokratikleşmesine katkıda bulunmak' için çalışmalarını sürdürmektedir. Kuruluşundan bu güne kadar görev yapmış olan yönetim kurullarının ürettiği projeler, bu amaçların ne kadar da gerçekçi ve ulaşılabilir olduğunun bir ispatıdır: Yapılan okuma tiyatroları sayesinde ülkemizdeki tiyatro yazarlığı ve çevirmenliğinin gelişmesine, yazar ve çevirmenler arasındaki iletişimin ve dayanışmanın güçlenmesine katkıda bulunulmuş; Dramatik dergisi ile tiyatronun yaygın ve etkin hale gelmesi için çalışılmış; kamu tiyatroları ile kurulan iletişim sayesinde oyun yazarları ve çevirmenlerinin haklarını korumak için çalışılmış; yurtiçi ve yurtdışındaki temsilcilikleri ve İran Oyun Yazarları Derneği ile yapılan çeviri anlaşması gibi anlaşmalarla oyun yazarları ve çevirmenleri temsil edilmiştir… Bu örnekler, görev yapan her yönetim kurulu ile daha da artmaktadır.

Olağan Genel Kurul ve gündem…


Türkiye’nin tek oyun yazarları ve çevirmenleri örgütü olan OYÇED, 28 Ekim Pazar günü Su Gösteri Sanatları Sahnesi’nde Olağan Genel Kurulunu gerçekleştirdi.


Değerli yazar ve çevirmenlerin katılımıyla gerçekleştirilen toplantıda ülkemizin kültür ve sanat politikalarının yanısıra oyun yazarlığı ve çevirmenliği konusundaki sorunlar konuşuldu ve çözüm önerileri üzerinde tartışıldı. Toplantıya katılan ve fikirlerini paylaşan üyeler, genel sorunların ulusal ve uluslararası alanda daha etkin çalışmalar yapılarak çözülebileceği ve bu çalışmaların derneğin tüm üyelerinin katılımıyla gerçekleştirilebileceği konusunda fikir birliğine vardılar.


Nazif Uslu, Prof. Dr. Nurhan Tekerek, Erhan Özçelik, Cengiz Özek, M.Ümit Görgülü, İhsan Ustaoğlu ve Şahin Örgel’den oluşan 2012-2014 dönemi yönetim kurulunun yaptığı çalışmaların da değerlendirildiği toplantıda, OYÇED’in ülke tiyatrosuna yaptığı katkı bir kez daha vurgulandı.


Yeni Yönetim Kurulu, yeni projeler…


Yeni öneriler ve projelerin konuşulduğu toplantıda, yeni yönetim kurulu da oluşturuldu. Nazif Uslu’nun başkanlık ettiği yönetim kurulunda Cem Kenar İkinci Başkan, Burhan Gün Genel Sekreter, Azade Küçükaycan Sayman ve Gülşah Özdemir Koryürek , Gülşah Gülebenzer ile Gökhan Bulut üye olarak göreve başladılar.


OYÇED’in daha etkili bir dernek olarak yoluna devam etmesi için, yeni yönetim kurulu ilk toplantısnı aynı gün gerçekleştirdi ve projelerini üretmeye başladı. OYÇED’in yeni dönemdeki en önemli hedeflerinden bazıları; OYÇED’in uluslararası 
oyun yazarları ve çevirmenleri birliklerine üye olmasını sağlamak, oyun yazarlarımızın eserlerinin yurtdışında daha fazla tanınması ve sahnelenmesi için çalışmak, üye yazarlarımızın ve çevirmenlerimizin oyun metinlerinin tanıtımlarının bulunacağı bir kitapçık hazırlayarak ülkemizdeki tiyatro kurumları ve rejisörler ile paylaşmak olarak belirlendi.

Her yönetim kuruluyla ve her yeni üyesiyle mesleğimizi bir adım daha ileriye taşımamızı sağlayan Oyun Yazarları ve Çevirmenleri Derneği yeni bir döneme başlıyor; yolu her zaman aydınlık olsun.

(Kaynak: Tiyatro Dünyası, www.tiyatrodunyasi.com/haberdetay.asp?haberno=7359)


***


Ayrıca bakınız:


OYÇED yönetimindeki linççiler ayıklanırken başkan Nazif Uslu ilgilendi...


Tiyatro Gazetesi çizgi yayıncılığını değil, platform yayıncılığını yeğliyor...


Bulunmaz, LİNÇÇİ OYÇED'in işgâl ettiği Fakir Baykurt Sahnesi'ndeydi...


OYÇED'in işgâl ettiği Fakir Baykurt Sahnesi yine desteklenmeyi bekliyor!


Fakir Baykurt Sahnesi'nin salon akustiği fena değil... Oyun oynanabilir!...


Mesut Alptekin, Fakir Baykurt Sahnesi'ndeki salonun akustiğini denedi!...


Ders bir: Tek yol devrim! Tek yön dağarcık! Entelektüel ol, devrim yap!...


LİNÇÇİ Oyun Yazarları ve Çevirmenleri Derneği Genel Kurulu falan filân


LİNÇÇİ OYÇED kapanmalı yada kapatılmalı ki zehir saçması da dursun!


Israrlarıma karşın benden para almadan çay verilmesine karşın OYÇED!


Çin Halk Cumhuriyeti'nin bize yaptığı sevgi kıyağı: Sonsuza dek dostluk!


Bertolt Brecht'i başının üzerinde taşıyan Fakir Baykurt Sahnesi izlenilir...


Ölü doğmuş bir bebek olan OYÇED'i de Cuma Boynukara canlandırıyor!


Cuma Boynukara ile birlikte gittiğim OYÇED Genel Kurulu bulanıklaştırdı


Çalana, dalana, ulana, yalana, yılana karşı çıktıkça sıcacık izleniyoruz!...

18 Eylül 2007 Salı

Gerçeğe çağrı!...

Coşkun Büktel, bizim yazılarımıza, sürekli olarak link veriyor. Biz de, Büktel'in yazılarına link veriyoruz. Süreklilik kazanan bu link'leşme, beraberinde soru işaretlerini getiriyor:

"Bunlar (Büktel ile Bulunmaz) birbirlerine link vererek, ne yapmak istiyorlar?..."

Hemen yanıtını verelim: Gerçeğin doğmasını istiyoruz, gerçeğin yaşamasını istiyoruz, gerçeğin kök salmasını istiyoruz...

Bir de, şöyle bir soru gelebilir:

"Büktel ile Bulunmaz, sürekli olarak birbirlerine 'pas' verip, gerçek karşıtlarına 'pas' vermiyorlar..."

Onu da, bir benzetmeyle yanıtlayalım:

Varsayalım; Gerçekspor ile Sahtespor sahaya çıktı. İddialı bir maç başladı. Gerçekspor futbolcusu, ayağına topu aldı ve en yakın takım arkadaşına pas verdi. Bundan doğal birşey olamaz. Gerçeksporlu futbolcuya şunu söyleyemeyiz:

"Kardeşim, neden Sahtesporlu futbolcuya pas vermeyip, sürekli olarak Gerçeksporlu arkadaşlarına pas verip, gol atıyorsunuz?!."

İçindeki şarkı sözünün inceliğini duyumsayarak, aşağıdaki link yazısını, sırtınızı gerçek duvarına yaslayıp, tavşan kanı çayınızı yudumlarken, rahat rahat okuyabilirsiniz:


Orhan Aydın'ın isim vermeden, "kim yerse yesin" diyerek, "ortaya karışık" yaptığı suçlamaları, Hilmi Bulunmaz sert yanıtladı


Orhan Aydın, tiyatrom.com'da yayınladığı, hamasetten ibaret suçlama yazısına "Arınma" başlığını koymuş. Bir takım insanları isim vermeden suçluyor ve örgütlü olmayı, arınmayı savunuyor. Örgütlü olmanın önemini anlatmak için, yazısının bir yerinde Fransa'dan örnek veriyor:

"Örgütlü davranan sanat emekçisi yaratıcılar sistemle daha kolay hesaplaşmış ve haklarını mutlak almışlardır. Bir iki örnekle yetinirsek; geçen yıl Fransız tiyatrosunun kalbi Paris’te, gerekçesiz görevinden alınan bir sahne teknisyeni için tüm Fransa’daki tiyatro yaratıcılarının ayağa kalkması ve perde kapatmaya kadar uzanan direniş, teknisyenin görevine dönmesini ve haklarının verilmesini sağlamıştır."

Peki, acaba, Fransa'da, ülkenin en ünlü tiyatro profesörü, doğruları söylemek için halkın vergilerinden maaş alarak katıldığı otuz kişilik bir resmi toplantıda, bir Fransız yazarına iftira ederse; o yazarın (o anda oynanması talep edilen) bir oyunu için çalıntı imasında bulunur ve (aynı isimli bir başka oyun var olmadığı halde) aynı isimli bir başka oyunun var olduğunu söylerse ve bu yalanı söylediği, toplantının CD kaydıyla belgelenirse; Fransız tiyatrocular bu durumda ne yapar?

Türkiye'nin Orhan Aydın gibi "örgütçü" tiyatrocuları bu durumda sadece susuyorlar. Susarak, iftiracı Özdemir Nutku'yu pasif biçimde destekliyorlar. Yazar haklarını savunmak iddiasındaki bir örgüt (OYÇED) ise, iftirayı ve iftiracıyı savunmakta, pasif desteğin ötesine bile geçerek, iftiracı Nutku'yu OYÇED'e önce başkan, daha sonra da "onur kurulu üyesi" seçiyor (Bakınız: "Özdemir Nutku skandalı"); yani OYÇED denen örgüt, iftira ve iftiracıyla onur duyduğunu açıkça ilan ediyor. (Orhan Aydın gibi örgütçülerde yine "tık yok".)

Orhan Aydın gibi örgütçülerin sessizliğine güvenerek, OYÇED yarın öbür gün, iftiracı Nutku hakkında şöyle bir şarkı bile yapabilir:

Demokratik usuller
Sökmez bizim OYÇED'de
İftira zehir değil
Pekmez bizim OYÇED'de

Amaca giden yalan
Besin verir OYÇED'e
Şu gizli KU Klux Klan
Esin verir OYÇED'e

İftira onurumuz
Büktel'e kin doluyuz
Kariyer tutkunuyuz
Biz hepimiz Nutku'yuz

Orhan Aydın'ın isimsiz suçlamalarında, Nutku gibi iftiracılara, OYÇED gibi iftira destekçisi örgütlere, belgelenmiş iftirayı görmezden gelen site sahiplerine yönelik hiçbir ima yok. Bir profesörün otuz kişilik resmi bir toplantıda bir yazara iftira etmiş ve iftirasının, kendi itirafı ve CD kaydıyla belgelenmiş olması; sanki Coşkun Büktel'in özel sorunuymuş gibi; bu olay, sanki Türk tiyatrosundaki çürümeyi kanıtlayan en çarpıcı ve tek "belgeli" hakikat değilmiş gibi; Orhan Aydın dahil tüm "örgütçü" tiyatrocular susuyorlar. Susuyor ve "arınmaktan" bahsediyorlar.

Evet, Orhan Aydın gibi "suskun" aydınların "arınması" (görmezden gelinen "hakikate" sahip çıkması) gerçekten gerekli. Ama Orhan Aydın, ürkek imalar biçimindeki suçlamalarını ve arınma çağrısını, "kirli" tiyatroculara yöneltmiyor ki... Kirliliğe karşı çıkan üç beş "temiz" insana, hakikat severlere yöneltiyor.

Ben bir yazar olarak, hakikate sırt çevirip, sırf örgütlü olmak hatırına, OYÇED'e dahil olmayı ve OYÇED'le birlikte kirlenmeyi nasıl tercih edebilirim? Menfaatleri uğruna iftirayı savunan, iftiracıyla onur duyan insanlarla örgüt kurulmaz, ancak "çete" kurulur. Zaten OYÇED de, Ku Klux Klan'dan farksız bir yapı olduğunu pek çok kez kanıtlamıştır. (Bakınız: Büktel, "Hangisi daha gizli bir örgüttür: OYÇED mi, Ku Klux Klan mı?")

Orhan Aydın, örgütten yanaysa, "gerçekten" arınsın ve bize katılsın! Ben bu çağrıyı, umutla yapıyor değilim. Çünkü, örgütçülerin, "hakikate" değil, kelle sayısına önem verdiklerini ve hakikat etrafında örgütlenmeye yanaşmayacaklarını biliyorum.

Acar Burak Bengi ne demiş:

(...) "ama hakikat örgütlenemiyor. Belki de doğası müsait değil; örgütlenince hakikat olmaktan çıkıyor, din oluyor."

(Bengi, "Sansürlenen Tolstoy", Yokuş Yayınları, 2007. Sayfa 111.)

Aşağıda, önce Orhan Aydın'ın yazısına, sonra da, Hilmi Bulunmaz'ın cevabına link veriyoruz:

1. ARINMA..

2. ARINMAK İÇİN KİRLENMEK GEREKİR...

tıkla

18 Şubat 2010 Perşembe

LİNÇÇİ OYÇED, yer üstüne çıkma kararı almış!

Ku Klux Klan örgütünden bile daha gizli çalışmasıyla ünlü OYÇED (Oyun Yazarları ve Çevirmenleri Derneği), eleştirilerimizi dikkate alıp, yer altından yer üstüne çıkarak, açık alan mücadelesi verme kararı almış!

LİNÇÇİ www.tiyatrodergisi.com.tr sitesinden aktarıyoruz. (HB)


***


OYÇED (Oyun Yazarları ve Çevirmenleri Derneği)’nin Web sitesi yayına başladı.
http://oyunyazarlarivecevirmenleri.com/

(Kaynak: tiyatrodergisi.com.tr)


***


www.coskunbuktel.com sitesindeki
"ÖZDEMİR NUTKU SKANDALI ve OYÇED"
dosyasını mutlaka okuyunuz:


ÖZDEMİR NUTKU SKANDALI olarak başlayan bu dosya, sonunda OYÇED SKANDALI'na dönüşüyor.


Özdemir Nutku ve OYÇED skandalı'nın tarihçesini kavramak için, (Büktel tersini tercih ettiği halde, çoğu coskunbuktel.com'dan başka hiçbir yerde yayınlanmamış) aşağıdaki yazılara bir göz atmanız yeterlidir:

(Eskiden yeniye doğru tarih sırasıyla)


ÖZDEMİR NUTKU YALAN SÖYLEMEDİYSE BELGE GÖSTERMELİDİR
Coşkun BÜKTEL / Eylül 2005

COŞKUN BÜKTEL’E YANIT
Özdemir NUTKU / Eylül 2005

“THEOPE” ÜZERİNE ÖZDEMİR NUTKU’YA YANIT
Şahin ERGÜNEY / Ekim 2005

ÖZDEMİR NUTKU İNSANLARIN YÜZÜNE NASIL BAKABİLİYOR?
Coşkun BÜKTEL - 5 Temmuz 2006

İNSANLAR ÖZDEMİR NUTKU'NUN YÜZÜNE NASIL BAKABİLİYOR?
Coşkun BÜKTEL - 19 Temmuz 2006

İNSANLAR BİRBİRLERİNİN (VE ÇOCUKLARININ) YÜZÜNE NASIL BAKABİLİYORLAR?
Salih COŞKUN - 3 Ağustos 2006

PINTER, BRECHT, NÂZIM VE DİĞERLERİNE HAKARET ETMEYİN!
Coşkun BÜKTEL - 16 Ağustos 2006

OYÇED YAZARI OLMAKTAN (HÂLÂ) UTANMAYAN BİR GÖNÜLLÜ ARANIYOR
Coşkun BÜKTEL - 9 Eylül 2006

Hangisi daha gizli bir örgüttür? OYÇED Mİ, KU KLUX KLAN MI?
Coşkun BÜKTEL - 28 Kasım 2006

NE ÂLÂ MEMLEKET
Coşkun BÜKTEL - 24 Aralık 2006


OYÇED NE HAKLA AÇIKLAMA BEKLİYOR?
Coşkun BÜKTEL - 16 Şubat 2007

OYÇED KİŞİLERİ VE KURUMLARI HANGİ HAKLA VE NE YÜZLE SUÇLUYOR?
Coşkun BÜKTEL - 13 Mart 2007

OYÇED'İN YÜZLEŞME ÇAĞRISI ÜZERİNE
Coşkun BÜKTEL - 19 Mart 2007

UTANMA EŞİĞİ
Coşkun BÜKTEL - 24 Mart 2007

OYÇED'İN ONURDAN ANLADIĞI
Coşkun BÜKTEL - 28 Mart 2007

"Yaşasın Sansür" skandalı 1 (Coşkun Büktel)

"A. Ertuğrul Timur'a Aşağıdaki Jeep'i Veriyoruz" (Hilmi Bulunmaz)

"Timur, Nasreddin Hoca'ya Karşı" (Hilmi Bulunmaz)

"Ben sana 'Tiyatrocu olamazsın' demedim" (Feridun Çetinkaya)

"Süt Banyosu" (Link yazısı) (Coşkun Büktel)

"Yaşasın Sansür" skandalı 2 (Coşkun Büktel)

NİHAYET!!! (Coşkun Büktel)

DT oyuncusu Habibe Merih Atalay, iftiracı Özdemir Nutku'yu şeyhülislam yerine koyup ondan "fetva" dileyince... (Coşkun Büktel)

(Kaynak: www.coskunbuktel.com)


***


Ayrıca bakınız: Linççi OYÇED üyelerini tanıtıyoruz!

Türkiye tiyatrosunda bunca sert fırtınalar koparken, LİNÇÇİ Oyun Yazarları ve Çevirmenleri Derneği susarak Ku Klux Klan örgütü olmayı hâlâ sürdürüyor!

22 Şubat 2010 Pazartesi

Kültür Bakanlığı çanağı yalamayan, Efes Pilsen tezgâhtarlığı yapmayan Bulunmaz ile yazar Büktel'i LİNÇ etmek isteyenlerden OYÇED faaliyetlere başladı!

TEKEL İŞÇİLERİNİN HİÇBİR LİNÇÇİ DESTEĞE İHTİYACI OLMAMASINA RAĞMEN, LİNÇÇİLER KENDİ KENDİLERİNE GELİN GÜVEY OLUYORLAR!

Aşağıda sunduğumuz haberi, LİNÇÇİ yayıncı Ahmet Ertuğrul Timur'un (nam-ı diğer 3. Abdülhamid) sahibi olduğu LİNÇÇİ tiyatrom.com sitesinden aldık! (HB)


***


BUGÜN ! LİNÇÇİ OYÇED-Oyun Yazarları ve Çevirmenleri Derneği bu etkinliği "Tekel İşçileri"ne ithaf etmektedir.

“İŞGALLER”

İngiliz Yazar T. Griffiths'in yazdığı İşgaller, 1920 'de, Torino'daki işçilerin, ünlü Marksist düşünür Gramsci'nin önderliğinde başlattıkları grevle ilgili politik bir oyundur. Bu grev sürecinde İtalya'daki fabrika işgallerinin devrimci bir ayaklanma için uygun olup olmadığını anlamak üzere, Moskova-Komintern' den, Torino'ya gönderilen bir ajan ile İtalyan Sosyalist Partisi'nin sol kanat kuramcılarından Gramsci arasında bir otel odasında gerilimli konuşmalar, tartışmalar geçer; bu diyalektik tartışmalar üzerine kurulu olan oyun Gramsci ve ajan Hristo Kabak’ın cümleleri ile dönemin siyasi durumunun seyirci tarafından gözlenmesini sağlar. Devamı


***


LİNÇÇİ OYÇED OYUN YAZARLARI VE ÇEVİRMENLERİ DERNEĞİ ŞUBAT AYI ETKİNLİKLERİ

LİNÇÇİ OYÇED-Oyun Yazarları ve Çevirmenleri Derneği, oyun yazarlığını ve çevirmenliğini geliştirmek, tiyatromuzun kültürel birikimine katkıda bulunmak amacıyla çeşitli etkinlikler düzenlemektedir. LİNÇÇİ OYÇED’in Şubat 2010 etkinlikleri aşağıdadır.

*SEMİNER: OYUN YAZARLIĞIMIZIN GELENEKSEL KAYNAKLARI-1: KUKLA VE KARAGÖZ

LİNÇÇİ OYÇED, oyun yazarlığımızın geleneksel kaynaklarını irdelemek, sözkonusu kaynakları yakından tanımak, çağdaş oyun yazarlığımız açısından olanaklarını ortaya çıkarmak için, aynı konuda bir dizi seminer düzenlemeye karar verdi. Bunların ilki Kukla ve Karagöz konusunda gerçekleştirilecektir.

Yılmaz Onay, Cengiz Özek ve LİNÇÇİ Prof. Dr. Hasan Erkek tarafından yapılacak olan seminer Küba Dostluk Derneğinde gerçekleştirilecektir. Seminer kapsamında Cengiz Özek, bir karagöz oyununu oynatacaktır. 20 Şubat/Cumartesi günü saat 15.00’de yapılacak olan seminer ücretsizdir ve herkese açıktır.

Adres: İstiklal Cad. Gazeteci Erol Dernek Sok. Hanif Han No: 11 Kat: 4 D.5 Beyoğlu İstanbul (İstanbul Yeni Melek Gösteri Merkezi Yanı)

*ÇOCUK-GENÇLİK OYUNU OKUMA TİYAROSU: Çok sayıda çocuk ve gençlik oyunu yazarının üyesi olduğu LİNÇÇİ OYÇED, her ay bir çocuk-gençlik oyununu “Okuma Tiyatrosu” olarak sunup değerlendirecektir. Şubat ayında Okuma Tiyatrosu olarak sunulacak olan oyun, 19 Ocak 2010’da yitirdiğimiz LİNÇÇİ OYCED üyesi Dinçer Sezgin’e ait. “Bir Şişe Gözyaşı” adlı çocuk oyunu 21 Şubat/Pazar 2010 tarihinde, saat 15.00’de, Küba Dostluk Derneği, Behice Boran Salonunda gerçekleştirilecektir. Oyunun yönetmeni, LİNÇÇİ OYÇED Genel Sekreteri Burhan Gün. Oyunun “okuma tiyatrosu” olarak sunumundan sonra, oyun üzerine, bir değerlendirme söyleşisi gerçekleştirilecektir. Etkinliğe, Dinçer Sezgin’in eşi eğitimci-yazar Nevzat Süer Sezgin de katılacaktır.

Adres: İstiklal Cad. Gazeteci Erol Dernek Sok. Hanif Han No: 11 Kat: 4 D.5 Beyoğlu İstanbul (İstanbul Yeni Melek Gösteri Merkezi Yanı)

*OYUN OKUMA TİYATROSU: LİNÇÇİ OYÇED, geçen yıl başlattığı “Oyun Okuma” etkinliklerine bu yıl da devam edecektir. İlk olarak, Trevor Griffits’in yazdığı LİNÇÇİ OYÇED Onur Üyesi Prof. Dr. Cevat Çapan’ın çevirdiği İşgaller adlı oyun 22 Şubat 2010/Pazartesi Saat 19.00’da sunulacaktır. Oyunun yönetmeni LİNÇÇİ OYÇED üyesi LİNÇÇİ Kerem Kurdoğlu. Yapımcısı ise, LİNÇÇİ OYÇED üyesi Gülşah Özdemir. MitosBoyut Yayınlarının desteklediği “Okuma Tiyatrosu” etkinliğinin sunumundan sonra, bir kokteyl verilecek ve oyun üzerinde, çevirmen Prof. Dr. Cevat Çapan’ın da katılacağı bir değerlendirme söyleşisi yapılacaktır. TEKEL işçilerine ithaf edilecek olan etkinlik Su Gösteri Sanatları Sahnesi’nde gerçekleştirilecektir.

Adres: Gureba Hüseyin Ağa Mah. Vezir Çeşmesi Sok. No 3/A Fatih-İstanbul (Pertevniyal Lisesi Arkası)

“İŞGALLER”

LİNÇÇİ Oyun Yazarları ve Çevirmenleri Derneği tarafından geçtiğimiz yıl başlatılan Okuma Tiyatrosu etkinlikleri bu yıl da devam ediyor. Bu program çerçevesinde sunulacak olan “İşgaller” 22 Subat Pazartesi günü saat 19:00’da SU GÖSTERİ SANATLARI SAHNESİ’nde seyirci ile buluşacak.

Yazan : Trevor Griffiths
Çeviren : Cevat Çapan
Yöneten : LİNÇÇİ Kerem Kurdoğlu
Yönetmen Yardımcısı : Gülşah Özdemir
Yapım Sorumluları : Mehmet Bilen- Gülşah ÖZDEMİR
Işık Tasarımı : Alev Topal
Efekt : Erdoğan Aktepe

OYUNCULAR:
ANLATICI : Roza ERDEM
POLYA : Gülşah ÖZDEMİR
ANGELİCA : Gözde ÇETİNER
HRİSTO KABAK (KABAÇİYEV): Ferhun YILMAZ
LİBERTİNE : Mehmet BİLEN
ANTONİO GRAMSCİ : Burhan GÜN
D’AVANZO : Uygur EROL
TERRİNİ : LİNÇÇİ Uğur ALTUN
VALLETTA : LİNÇÇİ Vehbi ARSLAN

İngiliz Yazar T. Griffiths'in yazdığı İşgaller, 1920 'de, Torino'daki işçilerin, ünlü Marksist düşünür Gramsci'nin önderliğinde başlattıkları grevle ilgili politik bir oyundur. Bu grev sürecinde İtalya'daki fabrika işgallerinin devrimci bir ayaklanma için uygun olup olmadığını anlamak üzere, Moskova-Komintern' den, Torino'ya gönderilen bir ajan ile İtalyan Sosyalist Partisi'nin sol kanat kuramcılarından Gramsci arasında bir otel odasında gerilimli konuşmalar, tartışmalar geçer; bu diyalektik tartışmalar üzerine kurulu olan oyun Gramsci ve ajan Hristo Kabak’ın cümleleri ile dönemin siyasi durumunun seyirci tarafından gözlenmesini sağlar.

LİNÇÇİ OYÇED-Oyun Yazarları ve Çevirmenleri Derneği bu etkinliği "Tekel İşçileri"ne ithaf etmektedir.

SU GÖSTERİ SANATALARI SAHNESİ; Gurebağ Hüseyin Ağa Mh. Vezir Çeşmesi Sk. No:3-A Fatih/ İstanbul (Pertevniyal Lisesi Arkası)

LİNÇÇİ OYÇED YÖNETİM KURULU

İletişim
0533 635 00 67
0555 976 77 65
0536 213 14 89

(Kaynak: tiyatrom.com)


***


Oyun'un notu: Yukarıdaki metni, LİNÇÇİ yayıncı Ahmet Ertuğrul Timur'un (nam-ı diğer 3. Abdülhamid) sahibi olduğu LİNÇÇİ tiyatrom.com sitesinden alarak olduğu gibi yayınladık. Ancak, metinde bulunan LİNÇÇİ ada biz link verip, bu adı biz kırmızılaştırdık!

Ayrıca bakınız:

LİNÇÇİLERİN ÇARPIK VE ANTİK RUH DURUMUNUN OLUŞTURDUĞU TRAGEDYAYI ANLAYABİLMEK İÇİN İBRETLE OKUNUP, "OHA, BU KADAR DA OLMAZ YAHU!" DENİLECEK BİR YAZI!

LİNÇ KAMPANYASI ana sponsorlarından, sansürcü, iftiracı yayıncı Ahmet Ertuğrul Timur'la (nam-ı diğer 3. Abdülhamid) en son haberleşmemizin anatomisi!

LİNÇÇİ Ertuğrul Timur, öznesiz tümce kuruyor!

Yalan makinesi ve küfürbaz Mustafa Demirkanlı'nın sözde küfre karşı kampanyasına alet olanların imzaladıkları metni ve alet olanları teşhir ediyoruz!

Linç imzacıları listesi

6 Ekim 2007 Cumartesi

Aslankara OYÇED'i vaftiz ediyor!...

İlk başkanı Prof. Dr. Özdemir Nutku'nun skandalları etrafı sarmışken, OYÇED ele alındığında, son derecede dikkatli olmak gerekir. Aslankara, bu dikkati göstermiyor yada göstermek istemiyor. OYÇED (Oyun Yazarları ve Çevirmenleri Derneği) için tüm gücünü kullanan Aslankara, Cumhuriyet KİTAP Eki'nin sınırlarını da zorlayıp, her hafta bir sayfa yazmasına karşın, OYÇED için bir buçuk sayfa methiye döşenip, bu derneği, adeta vaftiz ediyor...

Henüz bir yaşına bastı-basacak olan OYÇED'in, tam dört başkan (Prof. Dr. Özdemir Nutku, Bilgesu Erenus, Fikret Terzi, Dersu Yavuz Altun) "eskitmesi" ve Aslankara'nın bu durumu okurlardan gizlemesi ayrıca üzerinde düşünülmesi gereken bir durum... Her nedense, Aslankara, bu konuda da, dikkat göstermiyor yada göstermek istemiyor. Oysa özellikle "bunları" bilmesi için, okurlara hizmet sunmak gerekir. Gerçeği dile getirmenin zorunlu olduğunun ayrımında olmak gerekir... Yoksa, Aslankara'nın, "onur duyarak kurucu üyeleri arasında yer almıştım" dediği OYÇED'in geçirdiği fırtınalardan haberi yok mu? Coşkun Büktel'in belgelerle teşhir ettiği "Özdemir Nutku ve OYÇED skandalı"ndan haberi yok mu? Var da, okurların öğrenmesini mi istemiyor? Bilinmesi gereken asıl gerçekleri, okurlardan niye gizliyor? Yoksa Aslankara da, OYÇED'in dezenformasyon sürecine dahil mi olmak istiyor?... O da, "Hepimiz Özdemir Nutku'yuz" sloganıyla, gerçeğin üstünü mü örtmek istiyor?...

Aslankara, eline geçirdiği kürsüyü (Cumhuriyet gazetesi), gerçeklerin daha gerçek, yalanların daha yalan olarak görünmesini sağlamak için kullanmıyor: Olmuşların olmamış gibi ve olmamışların olmuş gibi görünmesine hizmet ediyor. Örnekse Turgay Nar'ın OYÇED'den istifa ettiğini, nedenleriyle birlikte öğrenemiyor okur!... Bırakın nedenlerini, Turgay Nar'ın istifa ettiğini bile gizliyor Aslankara!... Öyle bir gizliyor ki, Turgay Nar'ı, hala OYÇED'in suç ortağı gibi gösteriyor!...

Bu arada, şunu da belirtmek gerekir: OYÇED, tüm yasal olanaklara sahip olmasına karşın, kamuoyunu gözeten bir tarzda çalışmıyor. (Aslankara'nın yazısından anlaşılacağı üzere), kendi aralarında kurdukları elektronik posta ağıyla iletişiyorlar!... OYÇED'liler, bize ait olan üç siteye haberlerini gönderdiklerinde, anında yayımlarız. Diğer tiyatro sitelerinin de, anında yayımlayacağına eminiz. Peki öyleyse bu yeraltı örgütü (Ku Klux Klan) havasına bürünüp, yarasa yada karafatma gibi gizlenmenin anlamı ne?

M. Sadık Aslankara'nın yazısını sunuyoruz:


Tiyatro mu yazarını arıyor yazar mı tiyatrosunu?

M. Sadık Aslankara

"Güz şenliği" günlerine geldik işte...

Güzden söz ettiğinizde bir kırpım da olsa Dionysos'u anımsamamak, tiyatroya gönül düşürmemek elde mi?

Gelin öyleyse, biz de tiyatro mevsiminin açılışına özgüleyelim bu "Oyun Zamanı" yazısını...

Tiyatroya aşinaysanız eğer, bir biçimde gazetelerin tiyatro haberlerine, televizyonların sahne programlarına karşı istekliyseniz, OYÇED kısaltısını yine de duymamış olabilirsiniz, ama on yıllardan bu yana Türk tiyatrosunun hiç durmadan, yana yakıla, dili neredeyse bir karış sarkmış halde, elinde fener kendine oyun yazarları aradığını duymamış olamazsınız, inanmam çünkü...

Çocuktum, kulağıma ilişmişti tiyatromuzun kendisine oyun yazarları aramakta olduğu. Profesyonel tiyatroya başladım, yine kulağımdaydı bu, şimdi şunca yaş almışlığımın ardından bugünlerde yine aynı arayış ya da kavuşamayıştan söz ediliyor topluca...

OYÇED'in açılımını hadi ben söylemiş olayım: Oyun Yazarları ve Çevirmenleri Derneği. Yılını yenice doldurmuş bir dernek. Hasan Erkek'le yazar, çevirmen arkadaşlarının (Özdemir Nutku, Yılmaz Onay, Bilgesu Erenus, Haşmet Zeybek, Aytül Akal, Bilgin Adalı, Nilbanu Engindeniz, Dersu Yavuz Altun, Nurhan Tekerek, Sema Göktaş, Erbil Göktaş, Fikret Terzi, Cengiz Özek, Cuma Boynukara, Turgay Nar...) başlattığ bir girişim. Çatısında seksen dolayında oyun yazarıyla çevirmen üye barındıran güçlü bir örgüt. Çağrı üzerine, onur duyarak kurucu üyeleri arasında yer almıştım derneğin. İlk adımlarını Özdemir Nutku'nun kurucu başkanlığında atan OYÇED'in şimdiki başkanı Dersu Yavuz Altun.

Uzaktan gözlemleyebildiğimce OYÇED'in bugünlere gelişinde Hasan Erkek, önemli rol üstlendi Eskişehir İstanbul arasında durmadan yolculuklar yaparak. Yanı sıra Ankara, İzmir, Bursa, Kocaeli, Isparta, Muğla... Temsilcilikleri de var buralarda artık.

Diyeceğim, Türkiye'nin nice oyun yazarını, çevirmenini temsil ediyor OYÇED. Bu tiyatroda görece bir oyun yazarlığı atlası yansıtmak bakımından ilginç kuşkusuz.

OYUN YAZARI VAR MI YOK MU...

İyisi mi baştan anlatayım olup bitenleri... Cumhuriyet'in Hafta Sonu ekinde Haldun Dormen'le yapılan söyleşiye bilmem göz atma fırsatı bulabilmiş miydiniz? OYÇED'liler arasında bir iletişim ağı var. Bu söyleşinin ardından ilk ileti Mine Ölce'den geldi.

Mine Ölce, Haldun Dormen'in sözlerini de alıntılayıp şunları söylüyordu iletisinde:

"Tiyatro konu edildiğinde sorular ve yanıtların nasıl klasikleştiğini bir defa daha görmüş oldum.

Soru: 'Bugünkü tiyatroyu nasıl buluyorsunuz? Tiyatro nerelere geldi?' / Yanıt: 'Belki bana kızıyorlar ama ben herkesten daha farklı düşünüyorum bu konuda. Tiyatronun çok geliştiğine, olgunlaştığına ve dünya standartlarına uygun bir hale geldiğine inanıyorum. Ama iki tane sorun var. Bu iki sorunun ikisi de sadece Türkiye'ye özgü gibi geliyor, ama değil. 60'lı yıllarda bir sürü yeni yazar çıktı. Türkiye'de de, İngiltere'de de, Fransa'da da, Amerika'da da... Şimdi ise parmakla gösterilecek kadar az yazar var maalesef. Oysa tiyatroya tiyatro denilebilmesi için yazarların fışkırması lazım. İkincisi, Türkiye'de tiyatro izleyicisi, oyunlarımızın çok gelişmesine rağmen azaldı.'

'Çok haklı' deyip geçebilecekken, incindiğimi hissettim. Haldun Dormen çok haklı, çünkü gerçekten de, soruyu 'oyunları sahnelenen yazarlarımız' diye sorarsak, parmakla sayılacak kadar olmasa da, az yazarımız var.

İncindim; çünkü yedi tane oyunum var ama görmezden geliniyorum. Benim durumumda birçok (Bir sürü mü? Sanırım insanlardan bahsederken 'bir sürü' yerine 'birçok' desek daha kibar olur, öyle değil mi Sayın Dormen?) yazar olduğunu da biliyorum, hatta bilmediklerim olduğunu bile biliyorum. Peki ben biliyorum da, tiyatro ile ilgili oyuncu, yönetmen, hoca ve yazar gibi birçok etiketi bir arada taşıyan Haldun Dormen neden bilmiyor? Küba'nın (taaa Küba!) en genç ve yetenekli yazarlarından birinin oyununu büyük bir gururla sahneleyen Işıl Kasapoğlu, neden bilmiyor? Yeni yazarlara çağrı yaptığı halde, bir tekinin bile oyununu okumadan 'İstediğimiz gibi bir oyuna rastlayamadım' diyen Murat Daltaban neden bilmiyor? Örnekler o kadar çok ki, ama ben sıkıldım artık. Sıkıldım ama öyle kötü bir durum ki bu, ne 'Aman canım bilmezlerse bilmesinler, bu onların cahilliği' deyip, kenara çekilecek kadar umursamaz biriyim, ne de 'Bu ülkede iyi yazan ve adı duyulmamış çok yazar var' diye bağırmaya gücüm var.

"Tiyatronun bu kadar içinde olan insanlar bile, tahrikkar bir şekilde 'yazar yok' derken, diğerleri nereden bilsin bizi? Sanırım, artık eylemlerle adımızı duyurmalıyız. Duyurmalıyız ki, yok sayılmayalım. (...) Ben Haldun Dormen'e hitaben bir duyuru yazarak başlayabiliriz diye düşündüm. Ne dersiniz? Haldun Dormen'in deyimiyle, 'fışkıralım mı'?"

Hemen herkesin katıldığı bir tartışmaya yol açtı Ölce'nin iletisi. Bu arada tanımayanlara, yayımladığı oyunlardan örnek de vermek isterim Ölce'den: Toplu Oyunlar 1: Dün, Bugün, Yarın / Biletler İki Kişilik. (Mitos-Boyut, 2003)

İlk olarak Aytül Akal, Nurhan Tekerek, Hasan Erkek yanıt verdiler ona. Ama yanıtlar yeterli gelmemiş olmalı ki Ölce, ardı sıra bir ileti daha gönderdi:

"Dikkatinizi çekmek isterim ki, bu tür söylemler; varlığınıza, mesleğinize, isminize, eserlerinize, çabanıza, umutlarınıza, onurunuza, yarınlarınıza yapılan bir saldırıdır. Bu, sahip olduğunuz en değerli şeyin görmezden gelinmesidir.

Tehlikenin farkında mısınız?

Ben görmezden gelinmek istemiyorum! Oyunlarım oynansın veya oynanmasın -ki kesinlikle çok isterim oynanmasını, yadsıyacak değilim- bu ülkede, 'oyun yazarı' olarak anılmak istiyorum.

Oyun yazarlığının, saygın bir iş haline gelmesini istiyorum.

Saygı göstermeyenlere, hadlerini bildirmek istiyorum."

Bunun ardından biraz daha hareketlendi OYÇED ep grubu. Dinçer Sezgin, Kerem Kurdoğlu, Erhan Özçelik, Erbil Göktaş, genç yazar İnanç Su katıldı bu kez tartışmaya...

Demek oyun yazarları da "Tehlikenin farkında mısınız?" biçiminde bir soruya gelip dayandırmıştı işi...

ELDE FENER, NEYİ ARIYORUZ BİZ?..

On yıllar önce, artık aramızda olmayan bir arkadaşımızı Ankara'dan İstanbul'a uğurlamıştık, orada tiyatro yapmaya karar vermişti. Ertesi yıl, günlerini çokluk birlikte geçiren bir grup genç tiyatrocu olarak arkadaşımızdan çağrı aldık. Bizleri İstanbul'a bekliyordu, önemli bir konu vardı konuşmamız gereken, bunları tartışacaktı bizimle. Kararlaştırılan gün üç arkadaş yola çıktık, gece yarısı, otobüsün en arka koltuğunda yaptığımız yolculuğu bugünmüş gibi anımsıyorum.

Büyük düş kırıklığı yaşamıştık. Biz, kafamızda ne düşlerle gitmiştik, oysa arkadaşımız, konunun "kendisi" olduğunu söylemişti bize kısaca. Tiyatro yapmaya yapacaktı, ama bu tiyatro kendisini öne çıkarmalı, Türk tiyatrosu içinde ona özgü bir yer sağlamalıydı. "Yazıcıların Nusret" olarak da ünlenen arkadaşımız Nusret Çetinel, sonraları çeşitlendirerek yeniden yeniden öylesine yazdı ki bunu, her anlatışında gülmekten kırılırdık.

Evet, tiyatroda bir şeyler aradığımız ortada, iyi de neyi arıyoruz acaba?

Tiyatro topluluklarımız, tiyatro oyuncularımız, deneysele açılan genç gruplar neyi aradıklarının ayırdında mı dersiniz? Gerçekten hiç mi oyun yazarımız yok bizim? Yoksa aradığımız oyun yazarı değil de başka şey mi?

Geçmişten günümüze uzanan bir süreci dikkate alırsak neler söyleyebiliriz bu konuda?

Türkiye'de oyun yazarlığının, 1920'ler Ankarasındaki Ulusal Kurtuluş Savaşı paydaşlığından etkiler alarak (Buna Namık Kemal'in Vatan Yahut Silistre -1873- deneyimi de eklenebilir) yola çıktığı, bunun Halkevi döneminde pompalanan "cumhuriyet yurttaşı yaratma" davranışına dayalı oyun yazarlığı anlayışıyla günümüze ulandığı söylenebilir bana göre.

Tiyatromuzun söylemci yapısı, tiyatronun ille "okul" vb. eğitim kurumu niteliğinde alınmak istenmesi, estetik kaygıların hep geri plana itilmesine yol açıyor ne yazık ki. Bunun, bir şairler kuşağı tarafından ancak dizginlenebildiği kanısındayım kendi payıma. Örneğin Sabahattin Kudret Aksal, Oktay Rifat, Melih Cevdet Anday, Necati Cumalı gibi oyun yazarı şairler sözünü ettiğim kuşak üyeleri arasında sayılabilir herhalde.

Tiyatromuzun oyun yazarları arayışının Muhsin Ertuğrul'dan kaynaklandığı da düşünülebilir. Nitekim ülkemizde Batı tarzı modern tiyatronun kurumsallaşmasında, bu çerçevede yapılandırılışında önemli pay sahibi olan Muhsin Ertuğrul'un çok oyun okuduğu, yeni yazarlara olanak sağladığı, onları desteklediği, sürekli oyun yazarı arayışı içinde olduğu biliniyor.

Bizde oyun yazarları, kaleme aldıkları oyunları sorunsal boyutuna çıkarabilmekte hep sıkıntı çekiyor görüldüğünce.

Bunu yalnız oyun için değil, roman, öykü türleri için de söylemek olası. Bu nedenle yapıtlar bir sorunun aktarımı, çizgiselliğe dayalı çözüm önerileri biçiminde geliyor genelde önümüze.

İşte 1950'lerde bu bağlamdaki değişimin öncüleri şairler oldu belki de. Onlar, tiyatronun olanakları içinde sanatı çizgisellikten çıkarırken ele alışlarını sorunsal boyutuna taşıyabildiler.

Yine bu dönemde, bunların yanında Aziz Nesin, Haldun Taner, Orhan Asena, Turgut Özakman, Güngör Dilmen, Adalet Ağaoğlu vb. yazarların da adları anımsanmalı. 1960'larla birlikte düzey iyice yükseldi. Özellikle Keşanlı Ali (1964) ile Sermet Çağan'ın Ayak Bacak Fabrikası (1965) adlı oyunları, sorunsalın sahne düzlemindeki söylemsel yanını kaldırdı neredeyse, tiyatroyu, gösteri sanatlarının en içinden kaynaklanan zenginliğiyle buluşturdu aynı zamanda.

Bundan sonrasında, dönemleri içinde 1960'lardan 1980'lere dek oyunları peş peşe sahnelenen yazarlarla karşılaştık: Güner Sümer, İsmet Küntay, Vasıf Öngören, Oktay Arayıcı, Dinçer Sümer, Bilgesu Erenus, Yılmaz Onay, Tuncer Cücenoğlu vb. 1980 sonrasında bunlara yenileri eklendi: Memet Baydur, Haluk Işık, Coşkun Irmak, Behiç Ak, Cuma Boynukara, Özen Yula, Civan Canova vb.

Peki yaklaşık kırk yılda ortaya çıkan, tiyatro izleyen kesimlerin kitlesel, yaygın desteğini kazanmış bu yazarlar kabul görmüyor da mı "oyun yazarı yok" diye kestirip atıyor kimileri? Bu görüşü benimseyenlerin ne kadarı ne oranda yazarları tanıyor acaba?

Öte yandan bu yazarlar gözden geçirildiğinde, her birinin ülkemizdeki toplumsal evrilişlere denk gelecek biçimde ortaya çıktıkları da söylenebilir.

Size şu kadarını olsun söylemeden bitirmeyelim yazıyı: Bizde yazarını arayan tek bir tiyatro hareketi, ötesinde grubu yok bana sorarsanız, ama dosyaları için kendilerine tiyatro arayan yüzlerce, evet evet yüzlerce oyun yazarı var!

Topluluklar, tiyatro yapıcılar kendilerini "dişi"leştirip ortaya çıkaracak oyun daha doğrusu dayanak arıyor, o kadar. Oyun yazarı dediğiniz de at izinin it izine karıştığı böyle bir dönemde süslenip püslenip piyasaya çıkıyor.

Ötekilerse bu tiyatro-tüketim yarılmasına bakıp küskünleşerek OYÇED'liler gibi içe kapanıyor bir ölçüde. Ödenekli tiyatroların vurdumduymazlığına, dramaturg raporlarıyla edebi kurul mizahına hiç girmeyelim bu yazıda.

Türk tiyatrosu kendi oyun yazarlarını aramadığı için geleceğe dönük açılımında sağlam dayanak bulamıyor bir türlü. Oyun yazarı da sahne bulamadığı için iyi oyunlar verimleyip yazamıyor... Ne oyun yazarlığı içselleştirilip sanatın kozasına gönül indiriliyor ne de tiyatro yapmak sahnede soluk alıp verme biçemine dönüşüyor.

Neydi bunun Türkçesi? Tavuk mu yumurtadan, yumurta mı tavuktan, değil mi?... İkisi de ittiği için birbirini, hiçbiri yok!


Cumhuriyet / KİTAP sayı: 920 / 4 Ekim 2007

28 Mayıs 2012 Pazartesi

İyice yıpranan LİNÇÇİ OYÇED, LİNÇÇİ olmayan bir başkan seçti!

Oyun'un notu: LİNÇ KAMPANYASI ana sponsorlarından www.tiyatronline.com sitesinden alıp, aşağıya aktardığımız haberde adı geçen LİNÇÇİ kişi ve LİNÇÇİ kuruluşun adını "maymungötürengi" ile belirgin hâle biz getirdik!


***


Haksızlıkların yasalarla korunduğu Türkiye Cumhuriyeti'nde, LİNÇ KAMPANYASI düzenleyebilecek kadar gözü dönmüş insanların yönettiği tiyatro kuruluşlarının tiyatro iktidarında at koşturduğu bir sürecin nihayet sonuna gelmek üzereyiz.


Bulunmaz Tiyatro Genel Sanat Yönetmeni Sosyalist Sanatçı Hilmi Bulunmaz'la "Theope" oyunu yazarı ve "Ölüleri Gömün" adlı oyunun çevirmeni Coşkun Büktel'in sanatsal ifade olanaklarını ilelebet ilga ve imhâ etmek için bir araya gelen tam tamına 1100 kişilik kişiliksiz alçak kişinin bulunabildiği ülkemizde, Sosyalist Sanatçı Hilmi Bulunmaz'la oyun yazarı Coşkun Büktel'in vermiş oldukları mücadele sonucu, artık, LİNÇ KAMPANYASI ana sponsorluğu sabıkasına sahip örgütler bile dize gelmeye başladı.


Yakın zamana kadar LİNÇÇİ  bir başkan tarafından yönetilen LİNÇÇİ Oyun Yazarları ve Çevirmenleri Derneği, LİNÇÇİ  olacak kadar alçalmayan bir başkan tarafından yönetilmeye başlayacak.


Bundan sonra, OYÇED'in yeni başkanı, LİNÇ KAMPANYASI 
için imza veren alçak kişilerden hesap sorma sürecine girmek zorunda. Bu zorunluluğu yerine getirmedikten sonra, OYÇED'in alnındaki LİNÇ lekesi, ilelebet muhafaza ve müdafaa edilecek!


Sosyalist Sanatçı Hilmi Bulunmaz


***


OYUN YAZARLARI VE ÇEVİRMENLERİ DERNEĞİ (OYÇED) GENEL KURULU YAPILDI.

Oyun yazarları ve çevirmenleri tarafından kurulan OYÇED geniş katılımla gerçekleşen genel kurul toplantısıyla yapılan seçimlerle yeni OYÇED yönetim kurulu belirledi. Seçimler sonucunda görev dağılımı şöyle gerçekleşti...

Oyun yazarları ve çevirmenleri tarafından kurulan OYÇED geniş katılımla gerçekleşen genel kurul toplantısıyla yapılan seçimlerle yeni OYÇED yönetim kurulu belirledi. Seçimler sonucunda görev dağılımı şöyle gerçekleşti: Dernek başkanı Nazif Uslu, 2. başkan M. Ümit Görgülü, genel sekreter Erhan Özçelik, üyeler ise Prof. Dr. Nurhan Tekerek,  İhsan Ustaoğlu, Cengiz Özek ve Şahin Örgel  oldu. Denetleme Kurulu’na ise Cuma Boynukara, Yeşim Özsoy Gülan ve Yrd. Doç. Dr. Erbil Göktaş seçildi.

Başkan Nazif Uslu; ülkede tek oyun yazarları ve çevirmenleri derneği olarak, son zamanlarda tiyatrolarla ilgili gelişen süreçte daha aktif rol alacaklarını belirtti. Yazar ve çevirmenlerin örgütlenmelerinin önemine değinerek genç yazar ve çevirmenlere yönelik çalışmalar yapacaklarını da sözlerine ekledi.

OYÇED'in yayın hayatına kazandırdığı DRAMATİK dergisinin ikinci sayısı çıktı ve dosya konusu Prof. Dr. Sevda Şener oldu. OYÇED Genel Kurulu toplantısında aynı zamanda derneğin yeni çıkarmaya başladığı tiyatro kitapları serisinin ilk dördünün duyurusu yapıldı: Özdemir Nutku'dan John Osborne’un ‘Öfkeyle Bak Geriye’, Yılmaz Onay’dan Vsevokod Vişnevski’in Optimist Tregedya’sı  çeviri eserler olarak;  Haşmet Zeybek tarafından yazılan ‘Ayrangeven’ ve Ülker Köksal’ın yazdığı ‘Gökten Kaydı Üç Yıldız’ isimli eserleri oldu.

Başkan Nazif Uslu, OYÇED'İN bundan böyle genç yazarların da eserlerinin gün yüzüne çıkmasına yardımcı olacaklarını söyledi.


(Kaynak: TİYATRONLINE)