hukuksal linç kampanyası sorgusu için yayınlar alaka düzeyine göre sıralanmış olarak gösteriliyor. Tarihe göre sırala Tüm yayınları göster
hukuksal linç kampanyası sorgusu için yayınlar alaka düzeyine göre sıralanmış olarak gösteriliyor. Tarihe göre sırala Tüm yayınları göster

9 Aralık 2012 Pazar

Sosyalist OYUN Dergisi Genel Yayın Yönetmeni ve Bulunmaz Tiyatro - İstanbul Genel Sanat Yönetmeni Sosyalist Sanatçı Hilmi Bulunmaz, LİNÇÇİ kişilerin avukatları Burhan Gün, İnan Yılmaz ve Uğur Demirci Tosun'la, LİNÇÇİ kişiler Gülhan Avşar Demirkanlı, Prof. Dr. Nurhan Tekerek ve Ömer Faruk Kurhan'a karşı hukuksal üstünlük sağladıktan ve HUKUKSAL LİNÇ KAMPANYASI sürecini iyice bertaraf edip, sanık sandalyesinden şikâyetçi sandalyesine sıçramayı başardıktan sonra, kendisine âdeta İFTİRA atılıp, sanki LİNÇ KAMPANYASI başlatılmış bulunan Mehmet Esatoğlu'nun haklarını kaldığı yerden, yeniden ve daha hararetli bir biçimde, ağır ağır, sindire sindire, yavaş yavaş savunmaya başladı bile!

"Hukukun üstünlüğü" sözünün dillerden kesinlikle düşmediği ülkemizde, BİRİNCİ LİNÇ KAMPANYASI, İKİNCİ LİNÇ KAMPANYASI ve hemen ardından hızla başlatılan ÜÇÜNCÜ (HUKUKSAL) LİNÇ KAMPANYASI ile bana bir soluk bile aldırmak istemeyen 1100 KİŞİLİK KİŞİLİKSİZ KİŞİ ve bu kişiliksiz kişilerin yanı sıra, bu kişiliksiz kişilerin dirsek teması içinde bulundukları ONLARCA KİŞİLİKSİZ KURULUŞ var!

ONLARCA KİŞİLİKSİZ KURULUŞ içinde bulunup da, kişisel imzalarıyla destek vermemelerine karşın, bu kuruluşların içeriğini tamamladıkları için, kendilerinin de birer LİNÇÇİ sayılabileceği ciddi bir kısmı, daha önce, Mehmet Esatoğlu'na karşı âdeta bir İFTİRA, sanki bir LİNÇ KAMPANYASI süreci başlatmışlardı. 

Oyuncu Mehmet Esatoğlu'nun, âdeta bir İFTİRA, sanki bir LİNÇ KAMPANYASI sürecinde kendini savunamaması sonucu, çok büyük bir adam olmuş rolüyle sahneye çıkanların burunlarını, hem BİRİNCİ LİNÇ KAMPANYASI sürecinde, hem İKİNCİ LİNÇ KAMPANYASI sürecinde ve hem de ÜÇÜNCÜ (HUKUKSAL) LİNÇ KAMPANYASI sürecinde iyice yerlere sürtüp, sanık sandalyesinden şikâyetçi sandalyesine sıçramayı başardığım için, Mehmet Esatoğlu, kendine yönelik olarak var edilen âdeta İFTİRA, sanki LİNÇ KAMPANYASI sürecine hiç aldırmasa bile, ben, LİNÇ KAMPANYALARI saldırılarını tam anlamıyla bertaraf etmeye başladığım yeni süreçte, Mehmet Esatoğlu'nun haklarını da savunmaya, kaldığım yerden, yeniden, ağır ağır, sindire sindire, yavaş yavaş başlamış bulunuyorum. Bu bağlamda, götü bok, alnı LİNÇ götüren Taşkışlası Sahnesi'nin osuruktan metnini okurlarıma sunarak, işe teşhirden başlıyorum.

Sosyalist Sanatçı Hilmi Bulunmaz

***

Eğitimde Cinsel Tacize Karşı İmza Kampanyası

Kadıköy Belediyesi'nin düzenlediği Brecht'i Anma Gecesi'nde Mehmet Esatoğlu'nun sunuculuk yapması, Esatoğlu ekseninde dönen tiyatro eğitiminde cinsel taciz tartışmasını yeniden gündeme taşıdı. Taşkışla Sahnesi olarak eğitimin yozlaştırılmasına ve sanat eğitiminde cinsel tacize karşı tavır alınması gerektiğini düşünüyoruz. Bu nedenle sizleri İstanbul Alternatif Tiyatrolar Platformu-Girişim (İATP-G) sitesinde yer alan "Eğitimin Yozlaştırılmasına ve Sanatta Tacize Vicdanen Karşıyım!" imza kampanyasını desteklemeye ve tüm kesimleri bu konuda duyarlı olmaya çağırıyoruz…

İmza kampanyası için tıklayın.

Daha fazla bilgi için, Eğitimde Cinsel Taciz Dosyası'na bakabilirsiniz.

(Kaynak: Taşkışla Sahnesi)

***

Ayrıca bakınız:

Bulunmaz Tiyatro Genel Sanat Yönetmeni Sosyalist Sanatçı Hilmi Bulunmaz'ı bir türlü asla mahkûm ettiremeyen LİNÇ KAMPANYASI imzacısı ve teorisyeni Ömer Faruk Kurhan, Yeni Tiyatro Dergisi Genel Yayın Yönetmeni ve Kocaeli Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Öğretim Üyesi Erbil Göktaş'ı ("Erbil Göktaş, savcılığın kovuşturmaya yer olmadığına dair kararına İTİRAZ HAKKINI kullanmamıştır." tespitini yapıp) kağıt üzerinde "mahkûm" etmiş!

4 Ekim 2013 Cuma

Bulunmaz, Demirkanlı için kalem oynatan Reyhan Kayışlı'ya ders verdi!

Oyun'un notu: Avukatlara asla ve kesinlikle güvenmediği için, bütün dâvâlarına avukatsız giren Sosyalist Sanatçı Hilmi Bulunmaz'ın yazdığı ve acemi avukatlara ders niteliğindeki hukuk metnini sayfa düzenimize uydurmak için yeniden düzenledik. İçerik olarak hiçbir anlam kayması söz konusu değildir. Mahkemeye sunduğumuz hukuk metninin özgün hâlini okumak isteyenler, "Bulunmaz Tiyatro"nun linkine tıklayabilir:


                                                     ***


                                                    T.C.

İSTANBUL 
23. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ YARGIÇLIĞI'NA

DOSYA NO: 2013/205 E

KONU: "ENTELEKTÜEL / HUKUKSAL LİNÇ KAMPANYASI" (www.coskunbuktel.com/lincimzacilari.htm) temel sponsoru Tiyatro... Tiyatro... Dergisi Yayın Yönetmeni ve Sorumlu Yazı Yazişleri Müdürü Mustafa Şükrü Demirkanlı'nın hukuk yanlışlarını açıklamaya çalışmak.

1 - "ENTELEKTÜEL VE HUKUKSAL LİNÇ KAMPANYASI" ana ve temel sponsorlarından Tiyatro... Tiyatro... Dergisi Yayın Yönetmeni ve Sorumlu Yazı İşleri Müdürü "ASILSIZ İHBARCI" Mustafa Şükrü Demirkanlı, tiyatro dünyasında da haksızlıklar oluşturan bir kişi olarak tanındığı için, hukuka gerçek anlamda kesinlikle değer vermeyen acemi avukatlarla çalışmayı yeğliyor. Daha önce vekil olarak tuttuğu avukatlar Burhan Gün ile Volkan Eker'in hukukun üstünlüğü konusunda istekli olmayışlarından yararlanıp, bana karşı çeşitli dâvâlar açabilen Mustafa Şükrü Demirkanlı, avukatlar Burhan Gün ile Volkan Eker'in kendisini terk etmeleri yada onun bu avukatları azletmesi sonucunda, hukuka daha uzak bir avukat olan Reyhan Kayışlı'yı tutmuştur. Mustafa Şükrü Demirkanlı'nın vekili avukat Reyhan Kayışlı, müvekkiliyle özdeşleştiği için, benim hakkımda, İstanbul 29. Sulh Ceza Mahkemesi, İstanbul 20. Asliye Hukuk Mahkemesi ve de İstanbul 23. Asliye Hukuk Mahkemesi makamlarında yapay dayanaklara dayanan gayet garip dâvâlar açmıştır. 

Yukarıda saydığım mahkemelerdeki dâvâ dosyaları istenerek okunursa görülecektir ki, "ASILSIZ İHBARCI" Mustafa Şükrü Demirkanlı'nın vekili avukat Reyhan Kayışlı'nın "hukukun üstünlüğü" ilkesiyle hiç ilgisi bulunmamakta, sadece ve yalnızca vekillik yapmak istemektedir... "ENTELEKTÜEL VE HUKUKSAL LİNÇ KAMPANYASI" temel sponsoru Tiyatro... Tiyatro... Dergisi Yayın Yönetmeni ve Sorumlu Yazı İşleri Müdürü "ASILSIZ İHBARCI" Mustafa Şükrü Demirkanlı'nın vekili avukat Reyhan Kayışlı, elmalarla armutları hızla toplamayı, sapla samanı karıştırmayı, hattâ ayvalarla şeftalileri aynı küfeye yerleşterek, şeftalilerin ezilmesine neden olmayı iyice alışkanlık hâline getirmiştir. 

Ben, Tiyatro... Tiyatro... Dergisi'ni değil, Mustafa Şükrü Demirkanlı'yı mahkemeye verip Demirkanlı hakkında tazminat dâvâsı açtım. Mustafa Şükrü Demirkanlı'nın "Kültür Bakanlığı"ndan ödenek aldığını değil reklâm aldığını dile getirdim. Sonuç olarak sadece benim değil, devletin, halkın, emekçinin, işçinin ve tüyü bitmemiş yetimin verdiği vergilerin çarçur edilmesi nedeniyle, saydıklarımın zarar gördüğünü dile getirdim. Bizim verdiğimiz vergilerle ayakta duran kurumları denetlemek, onlar hakkında görüş dile getirmek, bizim de Anayasal görevimizdir... Hiçbir kimse, hele ki, hukuka zerre kadar hiçbir değer vermeyen "ASILSIZ İHBARCI" Mustafa Şükrü Demirkanlı ve onun vekili avukat Reyhan Kayışlı, Anayasal görevimi yapmamı asla ve kesinlikle engelleyemez... Bunun için mahkemeleri etkilemeye çalışmalarına hiçbir izin vermem. 

"ENTELEKTÜEL LİNÇ KAMPANYASI" temel sponsoru Tiyatro... Tiyatro... Dergisi'nin söz verdiği zamanda yayınlanmak yerine, günler, hattâ haftalar ve bâzen de aylar sonra yayınlanması, benim vatandaşlık ve tiyatro izleyicisi olma hakkımın çiğnenmesi anlamına bile gelmekle birlikte, ben, aynı zamanda profesyonel tiyatro sahibi olduğum için, bu derginin tiyatro sanatının düzeyini düşürmesi nedeniyle, ben de dolaylı olarak zarar görüyorum. Benim derdim, Mustafa Şükrü Demirkanlı'dan para tahsil edip, o parayı paşalar gibi yeme isteği değildir. Eğer mevzuat elverirse, İstanbul Devlet Tiyatrosu reklâm kuleleriyle ilgili oluşan ciddî bir sorunu gidermek için, gerekirse alacağım "tazminat parası"nı Kültür Bakanlığı'na hibe edebilirim. Benim için para kazanmak ikincil konu!... 

Ayrıca, "Bulunmaz Kuyumculuk Yayıncılık Gösteri Sanatları Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi", Bulunmaz Tiyatro - İstanbul, Tiyatro OYUN Dergisi, Bulunmaz Yayıncılık vb. kuruluşların sahibiyim. Ben, asla para peşinde değil, hukuk peşindeyim. Benim savcılıklara suç duyurusu yapmadığını ima edebilen "ASILSIZ İHBARCI" Mustafa Şükrü Demkirkanlı'nın vekili Reyhan Kayışlı, avukatlık mesleğini bile, Adalet Sarayı'ndaki "Baro Odası"ndan alınan cübbenin giyildiği süreyle sınırlı tutabiliyor!... Oysa avukatlık, hukuka saygıyla orantılı ve insanın derisi gibi korunabilmesi gereken ince bir meslek olmalıdır. Yapamıyor!

Benim kişilik haklarıma değil, toplumun, tarihin, kanunu ve hukukun kişilik haklarına saldırı söz konusu olduğunu saptadığım için önemli dâvâlar açıyorum ve alacağım tazminatı da, İstanbul Devlet Tiyatrosu (İDT) reklâm kulelerinin kurtarılması koşuluyla Kültür Bakanlığı'na hibe etmeyi düşünüyorum. Tabiî ki, mevzuat elverirse... Mustafa Şükrü Demirkanlı'nın vekili avukat Reyhan Kayışlı, kendisini âdeta hukuksal fetva sahibi görerek, mahkemenin iradesini hiçe sayarak benim açtığım dâvâyı kabul eden mahkemeyi yasadışı ilân edebiliyor. Neymiş?!... Ben, tazminat dâvâları açmanın yasal olanağına sahip değilmişim!... En hafif deyimle avukat Reyhan Kayışlı kibar davranmayıp hukuk üstünlüğüne kömür çalıyor. Dâvâyı kabul eden mahkemeyi âdeta yasadışı ilân etme eylemine yönelen avukat Reyhan Kayışlı, mahkemelerden arınmış bir hukuk sistemi oluşturmak istiyor. İyi ki elinden böyle bir şey gelmiyor!

2 - Burak Caney, bana karşı iğrenç ve ilginç bir kampanya başlatmıştır... Bunu, dâvâlar açtığım dilekçelerin tümünde dile getirdim. Yineliyorum: Burak Caney ile Mustafa Şükrü Demirkanlı arasında, en azından eylem birliği anlamında müthiş benzerlikler var. Bu konuyla ilgili olarak, eğer olanak tanınırsa, yüzlerce, belki binlerce sayfa ciddî belge sunabilirim... 

Burak Caney, bir İnternet teröristi, bir sanal canavar, bir de kampanya düzenleyicisi olarak "ASILSIZ İHBARCI" Mustafa Şükrü Demirkanlı ve onun eylemlerini yapabilen adama benziyor. Benzerlikler, farklılıklar bulunması, ancak mahkemelerin işidir! Benim elimde devlet olanakları olmadığına göre, bu konuda söz sahibi olan doğal ki mahkemelerdir!... 

Bu arada, Demirkanlı hakkında tam tamına sekiz (8) dâvâ sürmektedir. Bunların üçü hukuk dâvâsı ve beşi de ceza dâvâsıdır. Ben mahkemelere güveniyorum. Avukatlara güvenseydim hakkımda açılan neredeyse yüz dâvânın birinde olsun avukat tutabilirdim. Türkiye'deki hukuk sistemi, avukatların iş oluşturabilmesi üzerine açık verdiği için, hukuk sistemini eleştirsem de, bu konudaki en büyük sorumlu yada sorumsuz şahıslar avukatlardır. Avukatlar, "suç ve ceza" denklemindeki karmaşalardan yararlanarak, paşa paşa para kazanma olanaklarına ulaşmaktadırlar!... 

"ENTELEKTÜEL VE HUKUKSAL LİNÇ KAMPANYASI" temel sponsoru Tiyatro... Tiyatro... Dergisi Yayın Yönetmeni ve Sorumlu Yazı İşleri Müdürü "ASILSIZ İHBARCI" Mustafa Şükrü Demirkanlı'nın vekili avukat Reyhan Kayışlı, hukukî olarak herhangi bir söz söyleme yeteneğine sahip olamadığı için, Burak Caney ve IP üzerinde duruyor. Amacım, Burak Caney'le Mustafa Şükrü Demirkanlı arasındaki tıpa tıp benzerlikleri mahkemeye sunarak, mahkemenin bu konuda da hüküm vermesine yardımcı olmaktır. Bunun dışında da herhangi bir düşüncem yoktur; olamaz... Burak Caney'le Mustafa Şükrü Demirkanlı arasındaki benzerlikleri sadece buradan değil, onlarca dâvâ dosyasından da sürekli olarak sundum. Adliyelerin yoğunluğu, savcı ve yargıçların yorgunluğu nedeniyle, çoğul, nesnel, tümel hukuk anlayışıyla değil de, tekil, öznel, tikel hukuk anlayışıyla hareket edildiği için, Burak Caney&Mustafa Şükrü Demirkanlı bağıntısı kurulamıyor... Bağıntının kurulabilmesi için, İnternet ortamından, hukuk biliminden ve tiyatrodan anlayabilen bir "BİLİRKİŞİ RAPORU" metnine tartışmasız gereksinim vardır!... 

3 - Ben, avukat Reyhan Kayışlı'nın müvekkili Mustafa Şükrü Demirkanlı'nın kampanya destekleyicisi değil, bizzat kampanya düzenleyicisi, kampanya önderi, kampanya sponsoru olduğunu kanıtlayan belge, bilgi, bulgu, delil, kanıt ve tanık sundum. Bunları görmezden gelen Mustafa Şükrü Demirkanlı'nın vekili avukat Reyhan Kayışlı, mahkeme yargıcına karşı illüzyon yaparak, kendilerinin hukuk dosta ve benim hukuk düşmanı olduğumu anlatmak isteyen bir gayret içerisine girip, nafile bir çaba uçurumuna yuvarlanıyor. Ben, adliyenin yoğunluğu, savcı ve yargıçların yorgunluğu nedeniyle, şimdiye dek, hemen hemen hiçbir kimse hakkında dâvâcı ve/ya şikâyetçi olmamıştım. Ancak, şöyle bir ilkem vardı: Benim hakkımda dâvâcı ve/ya şikâyetçi olanları, ben de, dâvâ ve/ya şikâyet edecektim. Bunu ciddî bir uyarı olarak algılamayan linç kampanyası düzenleyicileri ki, başta dâvâlı Mustafa Şükrü Demirkanlı ve onun vekili avukat Reyhan Kayışlı, onların açmış/açtırmış bulundukları dâvâların sonuçlanmasının hızını da hesap ettiğimizde, yaklaşık olarak birkaç yıl sonra dâvâcı ve şikâyetçi olmaya başladım. Bu nedenle, "Davalı söz konusu mantık ve hukuk dışı iddialarını birçok şikâyet ve dava dilekçesinde dile getirmiş, ancak müvekkil hakkında davacının kişilik haklarını zedelediği yönünde hiçbir mahkeme kararı çıkmamıştır." diyerek, zamana oynayıp, müvekkilleri hakkında açtığım/açtırdığım sekiz (8) dâvânın göz kaçmasını sağlayarak, edilgen bir dille de olsa "YALAN" söylüyor. Benim şimdiye dek saptadığım kadarıyla ki, onlarca kez, belki yüz kez soruşturmaya, kovuşturmaya uğrayan bir kişi sıfatıyla söylüyorum, avukatların birçoğu "YALAN" söylemeyi meslek anlayışı hâline getirmişler. Ben, neredeyse yüz kez soruşturmaya, kovuşturmaya uğrayan biri olmakla birlikte, sadece ilkokul mezunu bir insan olmama karşın, hiçbir zaman için asla ve kesinlikle avukat tutmamanın mantığını da bu vesileyle açıklamış olayım. Çünkü ben, "YALAN" söylemeyi, "YALAN" söyletmeyi günahım kadar olsun sevmiyorum. "ENTELEKTÜEL VE HUKUKSAL LİNÇ KAMPANYASI" olarak anılan olay, sadece benim ağzımdan dile getirilmiyor. Örnekse, Coşkun Büktel, Feridun Çetinkaya, Mehmet Cemalettin Bulunmaz, Mesut Alptekin, Oğuzcan Önver, Turgay Topal tarafından yazılı olarak dile getirilmekle birlikte, sözlü olarak da birçok kişi tarafından dile getiriliyor. "ENTELEKTÜEL LİNÇ KAMPANYASI" onlarca tiyatrocu tarafından değil, avukat Reyhan Kayışlı'nın müvekkili dâvâlı Mustafa Şükrü Demirkanlı tarafından örgütlenen tam tamına 1100 kişi tarafından meydana getirildi. Benim "küfür ve hakaret" eyleminde bulunduğumu dile getirerek, bana "İFTİRA" atan Mustafa Şükrü Demirkanlı'nın vekili avukat Reyhan Kayışlı hakkında, Türk Ceza Kanunu'nun 125., 267., 271. ve benzeri maddelerinde "KAMU DÂVÂSI" açtırmanın yanı sıra, 100.000,00 TL'den az olmamak üzere, "MANEVÎ TAZMİNAT" dâvâları da açacağım. Dikkat buyurunuz; dâvâsı değil, dâvâları açacağım. Bir dâvâ değil, birçok dâvâ, belki onu (10'u) aşkın dâvâ açacağım. "ASILSIZ İHBARCI" dâvâlı Mustafa Şükrü Demirkanlı'nın vekili avukat Reyhan Kayışlı, daha şimdiden para biriktirmeye başlarsa, kendisi için çok hayırlı olur. Benim ve Coşkun Büktel'in sanatsal ifade olanaklarını ilga ve imha etmek için 1100 kişi tarafından imzalanıp, kamuoyuna sunularak, bir örgütlülük disiplini içerisinde vücuda gelen "ENTELEKTÜEL LİNÇ KAMPANYASI" bildirisinin dördüncü paragrafında, benim bir "LİNÇ GİRİŞİMCİSİ" olduğum bildirildi. Ben, ilkelerim gereği, bana "LİNÇ GİRİŞİMCİSİ" diyen hiç kimse hakkında dâvâcı ve/ya şikâyetçi olmadım. Çünkü ben, yazının gücüne güvendiğim için, yazıyı yazıyla yanıt verdim. Ben, bana tokat atana tokat atar, tükürene tükürür, yazı yazana yazı yazarım. Benim eşitlik anlayışım adalet üzerine tesis edilmiştir. Başka türlüsü benim demokrasi anlayışıma, doğal yapıma aykırıdır. Ancak, bana "LİNÇÇİ" diyen kişilere, ben de, "LİNÇÇİ" demeye başlayınca, yazı yazma yetenekleri bulunmayan 1100 kişilik "ENTELEKTÜEL LİNÇ KAMPANYASI" örgütü elemanları, benim hakkımda, neredeyse yüz kez soruşturma, kovuşturma başlattılar. Örnekse, dâvâlı Mustafa Şükrü Demirkanlı, benim hakkımda onlarca kez soruşturma, kovuşturma başlatmakla birlikte, bir kez de, kendisini hiç ilgilendirmeyen bir konuyla ilgili olarak, "T.C. İSTANBUL CUMHURİYET BAŞSAVCILIĞI ÖZEL SORUŞTURMA BÜROSU" makamına, hem de, "DEVLETE KARŞI SUÇ İŞLEDİĞİM" yönünde iddia ederek, "ASILSIZ İHBAR" suçunu işledi. Bunun için de, koşullarım elverdiğinde, "ASILSIZ İHBARCI" dâvâlı Mustafa Şükrü Demirkanlı hakkında suç duyurusunda bulunmakla birlikte, suç duyurusu kabul edildiği ân, 200.000,00 TL'den az olmamak üzere, "MANEVÎ TAZMİNAT DÂVÂSI" açacağım. Beni, neredeyse zihinsel özürlü olarak göstermek isteyen "ASILSIZ İHBARCI" dâvâlı Mustafa Şükrü Demirkanlı ve onun "YALAN" söyleme alışkanlığı edinmiş vekili avukat Reyhan Kayışlı, hiç utanmadan şunu söyleyebilmektedir: "Hukuk kişilerin zihinsel dünyasındaki algılarla değil, somut olay ve kanıtlarla ilgilenir." Baştan aşağı, tepeden tırnağa, sağdan sola, soldan sağa belge, bilgi, bulgu, delil, kanıt, tanık olgularıyla dolu savunma metinlerimi birer sümüklü kağıt mendil sanan "ASILSIZ İHBARCI" dâvâlı Mustafa Şükrü Demirkanlı ve onun vekili Reyhan Kayışlı, henüz 6100 Sayılı Hukuk Mahkemeleri Kanunu metnini bile okumaya üşenmiş olmalılar ki, bu kanunu ezbere bilen yargıca karşı illüzyon oluşturmaya yelteniyorlar. Benim, İnternet ortamında da olsa, sanal biçimde de vücuda getirilmiş bulunsa, "ENTELEKTÜEL VE HUKUKSAL LİNÇ KAMPANYASI" ile "LİNÇ" edilmek istendiğimi, en azından tiyatro dünyasında, Mısır'daki Sağır Sultan bile duydu. Örnekse, "ASILSIZ İHBARCI" dâvâlı Mustafa Şükrü Demirkanlı'nın yakın arkadaşı ve/ya bir yakını olduğunu sandığım İRFAN ASLANBAŞ, bizi fiziksel olarak da "LİNÇ" etmek için, Coşkun Büktel'le beni Galatasaray Lisesi'ni önüne çağırıp, şöyle söyledi:

"BIRAKIN KENDİNİZİ KANDIRMAYI //// KAÇ GÜNDÜR ŞU DUVARA BİR ŞEY YAZMA İRFAN DİYE TUTUYORDUM KENDİMİ AMA DAYANAMADIM ERTUĞRUL ABİ GERÇEKTEN ÇOK HAKLI

ARKADAŞLAR BU CİĞERİ BEŞPARA ETMEZLERLE UĞRAŞILMAZ BIRAKIN UĞRAŞMAYI BUNLAR İÇİN HAYATINIZI BİR DENGESİZLİĞİN İÇİNE SÜRÜKLEMEYE BİLE DEĞMEZ (ERTUĞRUL TİMUR DEDİĞİNİZ ADAM YERİ GELDİ EVİNDE KARISININ İKİ KELAMINI DERDİNİ ÇOCUĞUNUN SORUNLARINI DİNLEMEYİ BIRAKTI NEYMİŞ


TİYATROCULARIN YALTAKLIKLARINA HABER TAŞIYCAK DİYE SİTEYE HARA GÜRELE HABERLER TAŞIDI BİR DÜNYA İŞTE BULUNDU GENÇLERİ TOPLADI TİYATRO AŞKINA NE OLDU YİNE BU CİĞERİ PEŞPARA ETMEZLERDEN HAKARETLER KÜFÜRLER YEDİ 2 PİŞMİŞ KEDİ ADAMIN RUH HALİNİ BOZDU) HADİ TOPLANIN BİRİLERİNİN KAFASINI GÖZÜNÜ PATLATALIM DESEM ?????????? GENÇLER TİYATRO YAPABİLDİĞİNİZ KADAR ŞİDDETTEDE GAZLANSANIZ YA ????? HERKEZMİ TİYATROCU OLDU???"


Bu belge bile, durumun ne kadar vahim olduğunu kanıtlıyor. "ASILSIZ İHBARCI" dâvâlı Mustafa Şükrü Demirkanlı'nın başlattığı 1100 kişilik "ENTELEKTÜEL LİNÇ KAMPANYASI" sürecindeki elebaşı olan Ahmet Ertuğrul Timur'un yayınladığı www.tiyatrom.com sitesinde yayınlanan bu yazı, mahkeme süreci başlamaya başlayınca yayından kaldırılmasına karşın, biz, bu belgeyi, turşu kurmak için değil de, günü geldiğinde kullanılmak üzere, "hukuk arşivi" kısmına not ettik. Evet, şimdi günü geldi ve Sayın Yargıç okusun diye buraya da eklemiş oldu.

Yaptıkları işlerin "SUÇ" olduğunu bilen şahısların ruh yapısıyla parmak titreterek sözüm ona hukuk metni yazan "ASILSIZ İHBARCI" dâvâlı Mustafa Şükrü Demirkanlı'nın vekili avukat Reyhan Kayışlı, "SUÇ" ögesini "ES" geçemediği için, zamanaşımı kavramına sığınıyor. Ancak, benim bildiğim kadarıyla, "İFTİRA SUÇU" için zamanaşımı "ALTI YIL" olarak saptanmıştır. Koşullarım elverirse, "ASILSIZ İHBARCI" dâvâlı Mustafa Şükrü Demirkanlı ve onun vekili Reyhan Kayışlı hakkında "İFTİRA SUÇU" nedeniyle "KAMU DÂVÂSI" açmaya çalışacağım. 1100 kişinin tümü zamanaşımı kavramına sığınmak istedikleri için, ikide bir benim hakkımda "ASILSIZ İHBAR" eylemine yöneliyorlar. Hemen hemen her gün adliye - karakol arasında mekik dokumak zorunda kaldığım için, bırakınız dâvâ açmayı bir yana, doğal hayatımı bile sürdüremiyorum. Bu nedenle, mevzuat elverirse, dâvâlı ve vekili hakkında "KARŞI DÂVÂ" açılmalıdır. Mevzuat elvermezse, zâten ben dâvâ açacağım.

4 - "ASILSIZ İHBARCI" dâvâlı Mustafa Şükrü Demirkanlı'nın vekili avukat Reyhan Kayışlı, kendi işine gelen dâvâ dosyalarını sıralarken, şu dâvâ dosyalarının hiçbirini sıralamayı asla "akıl etmek" istememiş:

HAKARET DÂVÂLARI
İstanbul 2. Sulh Ceza Mahkemesi 2012/663
İstanbul 2. Sulh Ceza Mahkemesi 2013/523
İSTANBUL 3. SULH CEZA MAHKEMİSİ 2010/8
İstanbul 8. Sulh Ceza Mahkemesi 2013/843
İstanbul 22. Sulh Ceza Mahkemesi 2013/551
İstanbul 12. Sulh Ceza Mahkemesi 2013/664
İstanbul 27. Sulh Ceza Mahkemesi 2012/943

İFTİRA DÂVÂSI

İstanbul 24. Asliye Ceza Mahkemesi 2013/201

TAZMİNAT DÂVÂLARI

İstanbul 6. Asliye Hukuk Mahkemesi 2013/481
İstanbul 23. Asliye Hukuk Mahkemesi 2013/205
İstanbul 23. Asliye Hukuk Mahkemesi 2013/230
İstanbul 24. Asliye Hukuk Mahkemesi 2013/205

Ayrıca, İstanbul 35. Sulh Ceza Mahkemesi 2011/3131 E, yeniden görülmek üzere, Dosya No: 2013/268 E aynı mahkemede muhakeme edilmektedir. Olay ve olguları kendi çıkarları yönünde değerlendirenler, nesnel davranmamaktadır.

5 - Benim hakkımda yüz civarında soruşturma, kovuşturma başlatan kişiler, benim kendilerine karşı, benim ölçülerime göre son derecede düşük düzeydeki tazminat talebini "FAHİŞ DÜZEYDE" bulmaları şaşırtıcıdır. Bir hukuk metni bile yazmaktan yoksun kişilerin, hukuk felsefesi konusunda derinleşen kişiye (Hüseyin Hilmi Bulunmaz'a) "HAKARET" düzeyinde nitelemelerde bulunulmasını asla ve kesinlikle kabul etmiyoru.

SONUÇ VE İSTEM: Yukarıda açıkladığım gayet net, oldukça somut, çok anlaşılır nedenlerle, dâvâlı ve onun vekili avukatın haksız ve hukukî dayanaktan yoksun dilekçesinin reddi ile mevzuat elverirse, hukuk konusundaki deneyimsiz avukatın duruşmalardan alıkonulması gerekmektedir. Ayrıca, UYAP'tan alınacak bilgiler doğrultusunda, benim adım (Hüseyin Hilmi Bulunmaz) geçen tüm dâvâların birer birer incelenip, ciddî bir hukukî ve sanatsal içtihat oluşturulması gerekir. Çünkü bu dâvâ, tekil, tikel, öznel, soyut bir dâvâ değil, çoğul, tümel, nesnel, somut bir dâvâdır. Bu dâvâda, mutlaka "BİLİRKİŞİ RAPORU" gerekmektedir. Bu dâvâ, ancak "DİYALEKTİK HUKUK" yöntemiyle algılanabilir. Gereğinin yapılmasını saygılarımla arz ve talep ederim. 03.10.2013

DÂVÂCI HÜSEYİN HİLMİ BULUNMAZ


EKLER:

1 - İstanbul 3. Sulh Ceza Mahkemesi 2010/8 BİLİRKİŞİ RAPORU
2 - İstanbul 9. Asliye Ceza Mahkemes 2010/337 BİLİRKİŞİ RAPORU
3 - İstanbul 29. Sulh Ceza Mahkemesi 2013/397 Değişik İş belgesi
4 - İstanbul 35. Sulh Ceza Mahkemesi 2013/268 Yeniden görülen dâvâ

27 Mart 2014 Perşembe

Mustafa Şükrü Demirkanlı, Bulunmaz'ı mahkûm ettirebilmek için üfürdü!

İSTANBUL CUMHURİYET SAVCILIĞI'NA

ŞİKAYETÇİ: Mustafa Şükrü DEMİRKANLI
VEKİLİ: Av. Reyhan KAYIŞLI
ŞÜPHELİ: Hüseyin Hilmi Bulunmaz
SUÇ: Hakaret, İftira, Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu'na Muhalefet ve Kişisel Verilerin Hukuka Aykırı Kullanımı

AÇIKLAMALAR:

1. Şüpheli, yöneticisi ve sahibi olduğu www.tiyatroyun.blogspot.com adlı kişisel web sitesinde, belli aralıklar ve tarihlerde şikâyetçi müvekkilin doğrudan şahsı ile müvekkilin yöneticisi olduğu Tiyatro... Tiyatro... Dergisi hakkında hakaret, aşağılama ve iftira niteliğinde yazılar yayınlamış ve halen de yayınlamaya devam etmektedir.

2. Şüpheli, aylar ve hatta yıllardır sitesinin girişinde sabit olarak duran tabloda "Bu site, başta Mustafa Demirkanlı olarak üzere, tiyatral faşizmi yeniden üretmek için LİNÇ KAMPANYASI düzenleyenlere karşı bilinç oluşturmak için yayınlanıyor ibaresine yer vermiştir. Halen sitenin girişindeki bu kısımda "OYUN, başta ŞÜPHELİ SANIK DAVALI DERGİCİ MUSTAFA ŞÜKRÜ DEMİRKANLI olmak üzere, iğrenç bir LİNÇ KAMPANYASI düzenleyenlere karşı bilinç oluşturmak ...... İçin yayınlanıyor" şeklindeki cümleleri ile müvekkile hakaret etmekte, "şüpheli, sanık, davalı" soyut nitelemeleri ile müvekkil hakkında şaibe yaratıcı ifadeler kullanmaktadır. Ayrıca, şüpheli, müvekkile, "linç kampanyası" düzenleme suçlamasıyla iftira etmektedir.

3. Şüpheli, internet sitesinin;

22.04.2012 tarihinde başlayan ve halen süren yayınında

"LİNÇ KAMPANYASI ana sponsorlarından Tiyatro... Tiyatro... Dergisi'ne reklam adı altında avuç dolusu para (avanta, bahşiş, diş kirası, iane, iaşe, sadaka, sus payı) verir, verdirirsen, iki elim sonsuza dek daima yakasında olacak!"

09.08.2012 tarihinde başlayan ve halen süren yayınında

* "LİNÇÇİ Mustafa Demirkanlı, yalanlarına hızla devam ediyor hala!"

* (Müvekkilin de yer aldığı, baş aşağı çevirerek yayınladığı bir fotoğrafın altına) "Yalan makinesi olmanın yanı sıra, 1100 kişiliksiz kişiyi bir araya getirerek, bir de LİNÇ KAMPANYASI başlatan LİNÇÇİ Mustafa Şükrü Demirkanlı, bütün bu yalancılığını, bütün bu LİNÇÇİ kişiliğini siyasal ve tiyatral iktidardaki 'güçlü' kişilere güvenerek, onlardan aldığı reklam cesaretiyle yapabiliyor. Yukarıdaki fotoğrafta baş aşağı duran kişilerden saçlarını kazıtmış olan kişi, aynen yalan makinesi Mustafa Şükrü Demirkanlı gibi LİNÇÇİ olan İstanbul Devlet Tiyatrosu eski Müdürü Osman Wöber ve tam ortadaki kişi ise, yazın en sıcak ortamında bile, yani hiçbir Devlet Tiyatroları etkinliği bulunmamasına karşın, benim, halkımın, tüyü bitmemiş yetimin verdiği vergilerle beslenen Devlet Tiyatroları bütçesinden, yalan makinesi ve LİNÇÇİ Mustafa Şükrü Demirkanlı'yı reklamlarla suni olarak besleyen Devlet Tiyatroları Genel Müdürü Lemi Bilgin'dir."

* "Oyun'un notu: LİNÇÇİ Tiyatro... Tiyatro... yöneticisi Şüpheli Sanık Davalı Mustafa Şükrü Demirkanlı'nın kaleme aldığı aşağıdaki paragrafta parantez içinde bulunan sözler bize aittir!" (şüpheli, müvekkile ait olan bir yazıyı kendisinin izni olmadan kullanmış, kelimelerin arasına parantez içerisinde vurgulu küfürler ve hakaretler ekleyerek üzerinde oynamış ve bu şekilde yayınlamıştır) ""Fakat demokratik protestosunun (Orospu Çocuğu Burak Caney'in başlattığı BİRİNCİ LİNÇ KAMPANYASI ve LİNÇ KAMPANYASI girişiminin) durduramadığı H. Hilmi Bulunmaz'ı hukuki süreç (ÜÇÜNCÜ - HUKUKSAL - LİNÇ KAMPANYASI) de düşünmeye sevk edemediği (emekçi halkın, tüyü bitmemiş yetimin hakkını savunmaktan alıkoyamadığı) gibi tam tersine saldırılarının (toplumsal mücadelesinin) dozu da çapı da genişleyerek arttı.""

* "Sosyalist Sanatçı Hilmi Bulunmaz, Lemi Bilgin'in kankası, LİNÇÇİ Osman Wöber'in hempası, LİNÇÇİ Mustafa Demirkanlı yalanlarını teşhir etmeye çalıştı!"

15.08.2012 tarihinde başlayan ve halen süren yayınında:

* "OYUN, başta ŞÜPHELİ SANIK DAVALI DERGİCİ MUSTAFA ŞÜKRÜ DEMİRKANLI olmak üzere, iğrenç bir LİNÇ KAMPANYASI düzenleyenlere karşı bilinç oluşturmak ...... için yayınlanıyor"

* "..... diğer yandan da, İstanbul Devlet Tiyatrosu reklam kulelerinin ticari kuruluşlar tarafından işgal edilmesine göz yuman Şüpheli Sanık Davalı Dergisi Mustafa Şükrü Demirkanlı'nın dergisi Tiyatro... Tiyatro...'ya reklam adı altında avuç dolusu para (avanta, bahşiş, diş kirası, iane, iaşe, sadaka, sus payı) verilmesine göz yumuyor!"

Şeklindeki ifadeleri ile müvekkile defalarca küfür, hakaret ve iftira etmiştir. Ayrıca şüpheli, müvekkile ait yazıyı da üstünde oynamalar yaparak izinsiz olarak yayınlamıştır. Bu şekilde şüpheli Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu'na Muhalefet suçunu da işlemiştir. Şüphelinin, müvekkilin yer aldığı fotoğrafı kendisinin izni olmasının kullanması da kişisel verilerin hukuka aykırı kullanımını teşkil ederken, söz konusu fotoğrafın baş aşağı olacak şekilde kullanılması, resmin çevresinde müvekkile yönelik sarf ettiği küfür ve hakaretleri destekler nitelikte olmuş ve bunların etkisini artırmıştır.

4. Şüpheli, internet sitesinde, müvekkile çok ağır küfür ve hakaretler içeren üç adet de video paylaşmıştır. Şüphelinin görüntülü konuşmasının yer aldığı bu video kayıtları halen şüpheli tarafından youtube paylaşım sitesinde ve şüphelinin kendi internet sitesinde (aşağıda linklerini bildireceğiz) yayınlamaya devam etmektedir. Şüpheli;

20.06.2011 tarihinde itibaren yayınladığı ve halen yayında olan vedeoda:

* "....bugün, nihayet, sonunda, Linç Kampanyası ana sponsorlarından Tiyatro... Tiyatro... Dergisi'nin haziran sayısını İstanbul ili, Beyoğlu ilçesi, İstiklâl Caddesi, Mefisto Kitabevi'nden alabildiğimiz için, bu Linççi Tiyatro... Tiyatro... Dergisi üzerin bazı görüşlerimi söylemek, bazı yorumlarımı paylaşmak istiyorum sizlerle ancak Linççi Tiyatro... Tiyatro... Dergisi hakkında herhangi bir görüş belirtmeden önce...

* "...Evet şimdi, bugün aldığımız derginin, aslında paçavranın kapağı (Burada Tiyatro... Tiyatro... Dergisi'ni her zaman yaptığı gibi ters çevirerek gösteriyor) Linç kampanyası ana sponsorlarından Tiyatro... Tiyatro... Dergisi yani Tiyatro... Tiyatro... paçavrası, elime alırken bile iğreniyorum bu paçavradan, tamamen bitmiş tükenmiş burjuvazinin borazanı olan bu paçavra insanın canını sıkıyor ama Lemi Bilgin7in canını sıkmıyor ki avuç dolusu para veriyor bu dergiye..."

* "... şu anda bu Linç Kampanyası ana sponsorlarından Tiyatro... Tiyatro... Dergisi'nin editörü, bu kişinin yani Linççi Mustafa Şükrü Demirkanlı'nın yazısını irdeleyeceğim, dikkatli bakıldığında bir gözbağcılığı var, bir illüzyon var ama aslında yarım sayfa bile olmayan, çeyrek sayfa olan yazıyı bir sayfa diye bize kakalıyor. Yani resmen bir güğüm suya bir litre su koyup, sütçü diye bağıran adamdan hiçbir farkı yok Linççi Mustafa Şükrü Demirkanlı'nın ..."

* "....Kardeşim sen, yaz oyunları bittikten sonra yayınladığın bir dergi bi, ya bırak bu palavraları Mustafa, her zaman için geç çıkıyor, geciktirici kullanıyor Mustafa, yani sürekli olarak elemanlarına diyor ki herhalde bunu geciktirin, bu dergiyi geciktirin, bu paçavrayı geciktirin, herhalde elemanları geciktirmek için bu paçavrayı çaba harcıyorlar..."

* "...Burhan Gün de Gülhan Avşar'ın ve Mustafa Demirkanlı'nın, Linççi Gülhan Avşar ve Linççi Mustafa Şükrü Demirkanlı'nın avukatıdır,..."

* "...Özer Tunca, -Özerciğim, kardeşim yeni düştün galiba bu paçavranın içine, senle de hesaplaşacağız..."

* "...derinlemesine, oğlum sen derinlemesinden ne anlarsın ki adam hakkında derinlemesine diyorsun Hıyar Mustafa..."

* "...Evet, bugün geniş, derinlemesine, genişlemesine bir konuşma yapma gereksinimi duymadığım için Mustafa Şükrü Demirkanlı'nın Linççi kampanyası ana sponsorlarından Tiyatro... Tiyatro... Dergisi, bizim deyimimizle Tiyatro... Tiyatro... paçavrasının kurucusu, yönetmeni ve Sorumlu Yazı İşleri Müdürü, ....... bu liççi, alçak Mustafa Şükrü Demirkanlı beni mahkemeye veren, savcılığa oradan mahkemeye veren o alçak linççi, alçak Mustafa Şükrü Demirkanlı Türkçeyi bilmiyor, sıfır, matematiği bilmiyor,...... matematiği bilmiyor, geometriyi bilmiyor, öyle bir yayıyor ki yazıyı bir sayfa gibi görünüyor aslında çeyrek sayfa, yani geometrik olarak sakatlıklar yapıyor, ifade sıfır, anlatım beş para etmez, estetik itin götünde, etik değerler hak getire, yazar kalmamış, bu dergiden başka her şeye benzeyen, bu paçavraya sadece ve sadece Ayşenil Şamlıoğlu, Lemi Bilgin ve Nejat Birecik destek veriyor, bunun dışındaki Türkiye'deki hiçbir namuslu, ahlaklı, onurlu tiyatrocu bu paçavraya destek vermiyor..."

09.07.2011 tarihinden itibaren yayınladığı ve halen yayında olan videoda:

+ "...Bugün, Linççi Tiyatro... Tiyatro... Dergisi'nin internet ortamındaki, sanal âlemdeki izdüşümü olan, Linççi Tiyatro... Tiyatro... Dergisi'nin kuyruğu olan www.tiyatrodergisi.com.tr deki bir sözde yazıyı, baştan sona alçakça yazılmış, şerefsizce yazılmış bir yazı Levent Çağlayan tarafından yazıldığı iddia edilen, ancak sezgilerim beni yanıltmıyorsa, yanıltıyorsa herkesten özür dilerim, sezgilerim beni yanıltmıyorsa Linççi Mustafa Şükrü Demirkanlı tarafından yazılmış, belleğim, beni yanıltmıyorsa Taksim'de Bir Yer gibi başlığı olan bir yazıya dayanarak konuşmamı sürdürmek istiyorum..."

* "...bu yazının yayıncısı Mustafa Şükrü Demirkanlı ya seve seve yada sii, söke söke bu yazıyı kaldırmak zorunda kalacak, ancak ben bir not daha düştüm, bugün yazdığım yazıya, önemli bir not diye, bu yazıyı, benim yazdığım yanıt yazımdan sonra kaldırırsa Mustafa Şükrü Demirkanlı alçaktır, şerefsizdir diye, eğer Mustafa Şükrü Demirkanlı alçak değilse, şerefsiz değilse bu yazıyı kaldırmaz..."

* "...benim emekli maaşımı evime vermediğimi idida etmelerine karşın kanıtlayamazlarsa bu iftirayı atan Linççi Levent Çağlayan ve bu iftirayı yayınlayan Mustafa Şükrü Demirkanlı alçaktır, şerefsizdir, orrrooospuu çocuğdur..."

* "Bana emekli maaşını evine vermiyorsun deyip de iftira atan adamlar, eğer bu iftiralarını kanıtlayamazlarsa alçaktırlar, şerefsizdirler, orrrooopuu çocuğudurlar..."

* "...ancak Mustafa Şükrü Demirkanlı gibi alçak ve şerefsiz birinin arkasında duran İstanbul Barosu'nun tiyatrosunun Genel Sanat Yönetmeni Linççilerin avukatı .........., nasıl ki linççi, alçak ve şerefsiz Mustafa Şükrü Demirkanlı'nın belgelerini savcılığa sunarken, nasıl ki belgede karatma yaptı, nasıl ki belgede sahtecilik yapıt, duruşmalara gelemiyor bu nedenle, 4 duruşmadan sadece bir tanesine geldi, onda da süt dökmüş kedi gibi mırıldandı mırıldandı siktirdi gitti, defoldu gitti..."

* "... Bir de şunu düşündüm, senin ağzına Mustafa Şükrü Demirkanlı sürekli olarak biberon uzatıyordu ... Mustafa Demirkanlı'nın, Linççi Mustafa Demirkanlı'nın senin ağzına verdiği biberondan vazgeçersin diye bekledim..."

* "Mustafa... Şükrü... Demirkanlı, Linççi Mustafa Şükrü Demirkanlı çok net bir şey söylüyorum bu tiyatro piyasasından ya sen gideceksin ya da ben gideceğim. Bu tiyatro piyasasında ya devrimciler egemen olacak ya da sizin gibi alçak 1100 linççi egemen olacak. Terbiyesizler, alçaklar, şerefsizler..."

5. Müvekkil, şüphelinin kendisine ağır hakaretler içeren bir başka video yayımlamış (bir başka mağdurun şikayeti üzerine mahkeme kararıyla yayından kaldırılmış) olduğunu 03.01.2013 tarihinde internet sitesinden yayınladığı; Seval Deniz Karahaliloğlu tarafından şüpheli aleyhine açılan dava dilekçesinin yayınlanmasıyla öğrenmiştir. Şüphelinin yayınladığı dava dilekçesinde yer alan ve müvekkile ağır hakaret içeren ifadeler şöyledir:

* "... Linç kampanyası ana sponsorlarından Tiyatro... Tiyatro... Dergisi, Linççi Mustafa Şükrü Demirkanlı'nın yirmi yılı aşkındır Türkiye tiyatrosunun ensesinde kırım kongo kenesi gibi yaşayan bu sülük, bu asalak, bu tufeyli, bu kan emeci şey bizim tanımlamamıza göre paçavra, kendi tanımlamalarına göre dergi, yazar bulmakta zorlanıyor bu paçavranın içinde bir tane bile yazar yok. Bu şeyde yazanların hepsi dangalak..."

* "...bu arada unutmadan söyleyeyim, Linççi Mustafa Şükrü Demirkanlı'ya kardeşim dergini kötürüm olmuş bir kadına makyaj yaparak satan bir PEZEVENK gibi yayımlama..."

6. Yukarıdaki alıntılarda açıkça görüldüğü gibi, şüpheli müvekkilin gerek doğrudan adını, gerekse de yöneticisi ve editörü olduğu Tiyatro... Tiyatro... Dergisi'ni her andığında başında büyük ve vurgulu harflerle "LİNÇÇİ" ibaresini kullanmıştır. Şüpheli bu hakaret ve iftira niteliğindeki sözüğü müvekkille ilgili olarak o kadar sık ve sürekli bir biçimde kullanmıştır ki, artık bu nitelemenin yanında müvekkilin adı ya da dergisi kullanılması dahi müvekkil kastettiği anlaşılır hale gelmiştir. Şüpheli, ekte çıktısını sunduğumuz, internet sitesinden 17.08.2012 tarihinde yayınladığı yazıda defalarca "linççi orospu çocukları" şeklindeki ağza alınmaz ağır tabiri kullanarak yine başta müvekkil olmak üzere hedefine koyduğu çevre ve kişilere hakaret ve küfür etmiştir. Yine şüpheli 12.10.2012 tarihli internet yayınında "Bulunmaz, LİNÇÇİ orospu çocukları hariç, herkesle anlaşabiliyor!... Bulunmaz Tiyatro Genel Sanat Yönetmeni Sosyalist Sanatçı Hilmi Bulunmaz, hangi ırktan, hangi meslekten, hangi sınıftan, hangi ulustan olursa olsun, yeter ki LİNÇÇİ orospu çocuğu olmasın, her insanla, hiçbir çekince hissetmeden, çok rahatça anlaşabiliyor!"; 05.12.2012 tarihli yayınında ".... Bulunmaz Tiyatro Genel Sanat Yönetmeni Sosyalist Sanatçı Hilmi Bulunmaz, gördüğü lüzum üzerine, LİNÇÇİ orospu çocuğu kişiler hakkında çok önemli bir açıklama yaptı!...", "Bulunmaz Tiyatro Genel Sanat Yönetmeni Sosyalist Sanatçı Hilmi Bulunmaz, LİNÇÇİ orospu çocuklarının tüm engelleme çabalarına karşın, LİNÇÇİ orospu çocukları dışında herkese açık tuttuğu ücretsiz oyunculuk ve yazarlık çalışmalarını hızla sürdürüyor"  ,  "SOSYALİST SANATÇI HİLMİ BULUNMAZ ISRARLA SORUYOR: LİNÇÇİ OROSPU ÇOCUKLARI, KURUMLARDAN ALDIKLARI AVANTA AZALACAK  DİYE Mİ LİNÇ KAMPANYASI BAŞLATTI?" cümleleriyle aynı eylemi tekrarlamıştır. Hakaret suçunu düzenleyen hükümler içerisinde "mağdurun belirlenmesi" başlıklı TCK 126. Maddesine göre, "hakaret suçunun işlenmesinde mağdurun ismi açıkça belirtilmemiş veya isnat üstü kapalı geçiştirilmiş olsa bile, eğer nitelediğinde ve mağdurun şahsına yönelik bulunduğunda duraksanmayacak bir durum varsa, hem ismi belirtilmiş ve hem de hakaret açıklanmış sayılır." Şüphelinin, ekte sunduğumuz yayınlarında "LİNÇÇİ ibaresi ile kullandığı her türlü hakaret, küfür, aşağılayıcı söz ve iftira kanunun bu maddesinin şartlarını oluşturmakta ve buna göre müvekkile yönelmektedir.

7. Şüpheli gerek müvekkile gerekse de tiyatro çevreleri ve kişiler aleyhine, sahibi bulunduğu internet blog sayfasından, sürekli olarak benzer eylemlerle hakaret, iftira ve kişisel verilerin hukuka aykırı şekilde kaydedilmesi ve yayılması suçunu işlemiş ve hakkında da çok sayıda ceza davası açılmış tamamı şüpheli aleyhine sonuçlanmıştır. Bunlardan tespit edebildiğimiz bazıları Soma Sulh Ceza Mahkemesi 2011/578 K; Karşıyaka 3. Sulh Ceza Mahkemesi 2012/289 E, 2012/1119 K; İstanbul 35. Sulh Ceza Mahkemesi 2011/3218 E; İstanbul 7. Sulh Ceza Mahkemesi 2011/217 E; İstanbul 35. Sulh Ceza Mahkemesi 2011/3131 E; Trabzon 3. Sulh Ceza Mahkemesi 2012/256 E; İstanbul 9. Asliye Ceza Mahkemesi 2010/337 E dosyalarıdır.

8. Yukarıda özellikle vurgu yaptığımız şüphelinin yayınları yer yer doğrudan isim vererek yer yer de yöneticisi ve editörü olduğu Tiyatro... Tiyatro... Dergisi üzerinden dolayla bir biçimde müvekkile karşı hakaret suçunu oluşturmaktadır. Bunların yanı sıra müvekkile ait fotoğrafın izinsiz olarak elde edilip yayınlanması kişisel verilerin hukuka aykırı biçimde yayılması suçunu oluştururken bu resmin aylarca baş aşağı şekilde kullanılması hakaret suçunu yoğunlaştıran bir eylemdir. Şüphelinin, müvekkile ait bir yazıyı tahrif ederek kullanması da Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu'na muhalefet suçunu oluşturmaktadır. Tüm bu nedenlerle şüphelinin suç oluşturan eylemlerinin cezalandırılması için şikâyette bulunma zorunluluğu doğmuştur.

KANITLAR
1-http://www.tiyatroyun.blogspot.com sitesinde yukarıda bildirdiğimiz tarihlerden bu güne kadar yapılan yayınlar, (ekte bu yayınların çıktı örnekleri mevcuttur)

2-http://tiyatroyun.blogspot.com/2011/07/sosyalist-sanatc-hilmi-bulunmaz-linc_09.html

3-http://www.youtube.com/watch?v=0TQSom1A0YA&feature=player_embedded linkindeki video kaydı

4-http://tiyatroyun.blogspot.com/2011/06/hilmi-bulunmaz-lincci-tiyatro-tiyatro_20.html linkindeki video kaydı,

5- http://www.vimeo.com/25372566 linkindeki video kaydı,

6- http://www.youtube.com-watch?v=jHeAJc2tpkw&feature=player_embedded linkindeki video kaydı,

7-http://www.dailymotion.com/video/xjf7gm_bulunmaz-lynccy-dergiyieleytiriyor_creationfrom=embediframe linkindeki video kaydı

8-   20.06.2011 ve 09.07.2011 tarihli video kayıtlarının müvekkil tarafından yapılan çözümlenmeleri ve her türlü yasal kanıt...

SONUÇ VE TALEP: Yukarıda açıklanan ve resen dikkate alınacak nedenlerle şüphelinin suç oluşturan eylemlerinin cezalandırılması için gerekli koğuşturmanın yapılmasını vekâleten talep ederim. 10.01.2013


Şikâyetçi Vekili
Av. Reyhan KAYIŞLI
İMZA

12 Aralık 2011 Pazartesi

LİNÇÇİ G&M (Gülhan Avşar & Mustafa Şükrü) Demirkanlı, rüzgâr tersine esmeye başlayınca (Hilmi Bulunmaz, BERAAT kararı alınca), camı pencereyi dağıttı!

LİNÇÇİ G&M (Gülhan Avşar & Mustafa Şükrü) Demirkanlı yönetimindeki LİNÇ KAMPANYASI ana sponsorlarından Tiyatro... Tiyatro... Dergisi'nin sanal kuyruğu LİNÇÇİ tiyatrodergisi.com.tr sitesi, her zaman yaptığı gibi, yine kendine özgü, mezhebine uygun bir habere imza atarak, "H. Hilmi Bulunmaz'ın Suç Duyurusuna Takipsizlik Kararı..." başlıklı sözüm ona bir haber yayınladı!

LİNÇÇİ G&M Demirkanlı yönetimindeki LİNÇ KAMPANYASI ana sponsorlarından Tiyatro... Tiyatro... Dergisi'nin sanal kuyruğu LİNÇÇİ tiyatrodergisi.com.tr sitesindeki sözüm ona haberi değerlendirelim...

LİNÇÇİ G&M Demirkanlı diyor ki:

Tiyatro insanlarına küfür ve hakaretleri ilke edinmiş, var olmasını buna bağlamış olan H. Hilmi Bulunmaz; Haluk Bilginer, Kemal Aydoğan ve Oyun Atölyesi'nin Avukatı Süleyman Anıl hakkında kendisine yönelik tehditte bulunduğuna yönelik yapmış olduğu suç duyurusuna takipsizlik kararı verildi. Bulunmaz'ın ve tanığının verdiği ifadelerdeki çelişkiler zaten takipsizlik kararı verileceği konusunda yeterli bilgi veriyordu.

LİNÇÇİ G&M Demirkanlı'yı değerlendirelim:

Sen, tiyatro sanatını zerre kadar bile sevmediğin, bu sanatı icra edenlere zerre kadar bile saygı-sevgi gösterme zahmetinde bulunmadığın için, zâten tabiatın gereği, varlık nedenin olarak, küfür ve hakaret ediyorsun. Tiyatro insanlarına küfür ve hakareti ilke edinen kişi ben değil, sensin.

(Örnekse bakınız: "Tiyatro kamuoyunu küfürsüz bir yayıncılık için duyarlılığa çağırıp, küfürbaz Demirkanlı'nın sadece iki yazısından bazı küfürleri teşhir ediyoruz! -HB-")

Sen, tabiatını, var olmanı, sadece küfre değil, aynı zamanda, küfre bağlı olarak, velinimetin Lemi Bilgin ile Ayşenil Şamlıoğlu'na borçlusun.

Sen, Lemi Bilgin ile Ayşenil Şamlıoğlu gibi düzeysiz tiyatro esnafının düşünsel tetikçisi olarak soluk almanın ötesinde, herhangi bir başka işle kendini kanıtlayabilecek biri değilsin. Senin tabiatın, senin varlık nedenin buna uygun değil.

Sen, hukuksal olana, yasal olana, haksızlıkları koruyan yasalara, dört elle sarılıyorsun.

Sen, dört kolluya binene kadar, haksızlıkları koruyan yasaların ipiyle kuyuya inmeye devam edeceksin. Buna mecbursun. Senin içinde bulunduğu çaresizlik girdabı, seni sürekli olarak, gayya kuyusunun dibine çekiyor.

Ben, bana noter onaylı ihtarname gönderene, noter onaylı ihtarname göndereceğimi defalarca söyledim.

Ben, beni savcılığa şikâyet edeni savcılığa şikâyet edeceğimi sürekli olarak vurguladım.

Ben, beni mahkemeye vereni mahkemeye vereceğimi bangır bangır bağırdım.

Ben, burjuva hukukundan, haksızlıkları korumak için var olan kapitalist yasalardan hiçbir umudum olmadığını, "Mısır'daki Sağır Sultan" tarafından bile duyabilecek yükseklikte dillendirdim.

Ben, sadece ve sadece "orantılı güç" gösterisi yapmak için yargıya gidiyorum.

Ben, tanığım Mesut Alptekin'le benim ifadelerimizde hiçbir çelişki olduğu kanısında değilim.

Ben, savcılığa suç duyurusunda bulunurken, benim haklarımın korunacağını düşünerek değil, avukat Süleyman Anıl'ın duruşmaya gelememesini hedeflemiştim ve LİNÇÇİ Oyun Atölyesi'nin sahibi, LİNÇÇİ Kemal Aydoğan'ın patronu Nihat Haluk Bilginer'in avukatı Süleyman Anıl, şikâyetimden sonraki ilk duruşmaya gelemeyip, yerine İbrahim Demirci'yi göndermek zorunda kaldı.

LİNÇÇİ G&M Demirkanlı diyor ki:

Hakaretleri üzerine açılan davaları "Hukuksal Linç Kampanyası" olarak tanımlayan, ancak hakaret etmekten vazgeçmeyen H. Hilmi Bulunmaz avukatlardan sonra savcı ve yargıçları da hedef almaya başladı.

LİNÇÇİ G&M Demirkanlı'yı değerlendirelim:

Ben, hakaret etmek isteği içerisinde olan biri değilim.

Ben, incitici de olsa, sadece eleştiri hakkımı kullandım

Ben, eleştiri hakkımı kullandığım için, İstanbul 3. Sulh Ceza Mahkemesi yargıcının verdiği kararla BERAAT ettim.

(Bakınız: "LİNÇ KAMPANYASI ana sponsorlarından Ömer F. Kurhan'ın sanık sandalyesine oturtup cezalandırmak istediği Sosyalist Sanatçı Hilmi Bulunmaz, BERAAT etti!")

Ben, hiçbir zaman için, hiçbir yerde, hiçbir gerçek kişiye, bana küfür etmedikçe, asla ve kesinlikle küfür etmedim. Ancak, LİNÇÇİ Mustafa Şükrü Demirkanlı, bana, yani gerçek bir kişiye, ben kendisine küfür etmemişken, hem de "ANA AVRAT KÜFRETTİ"...

Ben, İnternet canavarı, sanal kişi, orospu çocuğu Burak Caney'in başlattığı BİRİNCİ LİNÇ KAMPANYASI, ardından gelen LİNÇÇİ Mustafa Şükrü Demirkanlı yapımı İKİNCİ LİNÇ KAMPANYASI ve şimdi devam eden ÜÇÜNCÜ LİNÇ KAMPANYASI (HUKUKSAL LİNÇ KAMPANYASI) sonrası, tabii ki, en temel hakkım olan özgürce sanat yapma hakkımı savunmak için, incitici de olsa, eleştiri hakkımı kullanmak zorundaydım ve bu hakkımı sonuna dek kullandım, kullanıyorum ve tabii ki kullanmayı sürdüreceğim.

Ben, nasıl ki, orospu çocuğu Burak Caney'i, LİNÇÇİ Mustafa Şükrü Demirkanlı'yı eleştirdiğim gibi, avukatları, savcıları ve yargıçları da eleştirme hakkına sahibim.

Ben, bu hakkımı, ("Hayır" oyu vermiş olsam da!) 1982 Anayasası'nın 26. Maddesi içeriğindeki "düşünceyi açıklama ve yayma hürriyeti" kavramından alıyorum.

LİNÇÇİ G&M Demirkanlı diyor ki:

Bugün görüştüğümüz Haluk Bilginer şahsın cezai ehliyetinin olup olmadığının tespitini talep edeceklerini ifade etti, Av. Burhan Gün de bu konuda talepte bulunacakları ifade etti.

LİNÇÇİ G&M Demirkanlı'yı değerlendirelim:

Şimdi gelelim zurnanın "zırt" dediği yere. 20 Temmuz 2011 tarihinde LİNÇÇİ Oyun Atölyesi'nin sahibi, LİNÇÇİ Kemal Aydoğan'ın patronu Nihat Haluk Bilginer, avukatı Süleyman Anıl kanalıyla, benim "cezai ehliyetimin olup olmadığını" yargıçtan talep etti ve yargıç, hiç düşünmeden, bir salise bile ikirciklenmeden, âdeta refleks hâlinde, LİNÇÇİ kişilerin avukatı Süleyman Anıl'a âdeta tokat atar gibi şu sözleri söyleyip, derhal "DURUŞMA TUTANAĞI" içeriğine ekledi:

"Katılan vekilinin sanığın aklî dengesi konusunda rapor alınması talebinin dosya içeriğine göre reddine"

(Kaynak: "Sosyalist Sanatçı Hilmi Bulunmaz, Çağlayan'daki İstanbul Adalet Sarayı 'açılışı'nı LİNÇÇİ Oyun Atölyesi'nin avukatı Süleyman Anıl'la birlikte yaptı!!!")

Bu durumda:


a - LİNÇÇİ G&M Demirkanlı, her zaman yaptığı gibi, yine yalan söylüyor; değil Nihat Haluk Bilginer'le konuşmak, Bilginer'i rüyasında bile görmedi.

b - Nihat Haluk Bilginer, hafızasını yitirdi ve böylelikle, 20 Temmuz 2011 günü İstanbul 7. Sulh Ceza Mahkemesi Duruşma Salonu'nda yapılan duruşmadaki yargıcın, avukat Süleyman Anıl'ın suratına tokat atar gibi söylediği sözleri unutuverdi.

c - LİNÇÇİ kişilerin avukatı Burhan Gün, aldığı avukatlık parasını hak etmek için, LİNÇÇİ G&M Demirkanlı'ya yalan söyleyip, yanlış bilgi verdi.

d - Bunların hiçbiri olmamasına karşın, LİNÇÇİ G&M Demirkanlı, yine de zırvalama hakkını tepe tepe kullandı.

Fazla lâfa gerek yok... Kış kış başka kapıya!

18 Eylül 2013 Çarşamba

Demirkanlı, Bulunmaz'ın istediği 100.000,00 TL'yi "fahiş düzeyde" buldu

Av. Reyhan Kayışlı
Tel Faks: 212 231 84 24 Oğuzhan Cd. Halıcılar Köşkü Sk. No:2/3 Fındıkzade-İstanbul


İSTANBUL 24. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ'NE

DOSYA: 2013/205 E
DAVALI: Gülhan DEMİRKANLI
VEKİLİ: Av. Reyhan KAYIŞLI
Oğuzhan Cd. Halıcılar Köşkü Sk. No:2/3 Fındıkzade/ İstanbul
KONU: Davaya Cevaplarımızın Sunulması 
CEVAPLARIMIZ:

1- Mahkemeniz belirtilen dosyası ile davacının müvekkil aleyhine açmış olduğu dava haksız ve hukuki dayanaktan yoksundur. Davacı, dilekçesinin 1. ve 2. maddelerinde müvekkilin sahibi bulunduğu tiyatro dergisinin Kültür Bakanlığından ödenek aldığından ve zamanında çıkmadığından bahisle bu durumun kendisi için tazminata dayanak teşkil edeceğini ileri sürmüştür. Müvekkil, hukuki düzenlemelerle belirlenen usul ve esaslar çerçevesinde sahibi olduğu dergiyi çıkarmakta ve bu bağlamda bakanlıktan ödenek almaktadır. Müvekkilin sahibi bulunduğu dergi ile ilgili herhangi bir yasal işlem bulunmamaktadır. Davacının bununla ilgili iddiaları var ise bunun yerinin hukuk mahkemeleri değil, idari makamlar veya savcılıklar olduğu açıktır. Kaldı ki böyle bir durumda bile davacının kişilik haklarına bir saldırı söz konusu olmayacağından, davacının tazminat davası açmasına yasal olanak bulunmamaktadır. Öncelikle davacının hukuki menfaati ve kendisine yönelik bir haksız fiil bulunmadığından davanın reddi gerekmektedir.

2- Davacı, dilekçesinin 3. Maddesinde "internet teröristi" olanak nitelediği Burak Caney isimli şahsın kendisine yönelik "entelektüel linç kampanyası" düzenlediği iddiasında bulunmuştur. Davacının bu şahıs ile ilgili iddialarını, müvekkile yönelik olarak açtığı dava dilekçesinde bildirmesinin hukuki bakımdan bir karşılığı bulunmamaktadır. Davacı, bu kişi hakkındaki iddialarını ancak kendisine karşı yönelteceği bir dava ile ileri sürebilir. Bununla birlikte davacı bu "kişinin ip numarasının" saptanmasını istemişse de, ip numaraları kişilere bağlı bir kavram değildir. Bunun saptanması içinse ancak suç unsuru taşıyan bir internet gönderisinin varlığı gereklidir. Ancak dosyada böyle bir veri bulunmamakla birlikte, bu konunun müvekkile yöneltilen eldeki davayla da hiçbir ilgisi bulunmamaktadır.

3- Davacı, dilekçesinin devamında müvekkilin kendisine karşı yapılan "linç kampanyaları"nı desteklediğini iddia etmiştir. Davalı söz konusu mantık ve hukuk dışı iddialarını birçok şikâyet ve dava dilekçesinde dile getirmiş, ancak müvekkil hakkında davacının kişilik haklarını zedelediği yönünde hiçbir dava açılmamış ve mahkeme kararı çıkmamıştır. Davacının "linç kampanyası" olarak andığı olay, 2009 yılında onlarca tiyatrocu ve yayıncının kendisinin küfür ve hakaret dolu yayınlarına karşı, "küfürsüz yayıncılık" çağrısı ile imzalayıp yayınladıkları bir bildiriden ibarettir. Hukuk kişilerin zihinsel dünyasındaki algılarla değil, somut olay ve kanıtlarla ilgilenir. Ortada davacının "linç edilmek" gibi saldırıya uğradığına dair herhangi bir kanıt ve mahkeme kararı bulunmadığına göre, davacının tazminat talebinin hiçbir hukuki dayanağı bulunmamaktadır. Ayrıca yayınlanma tarihi 2009 yılı olan bu bildiriyle ilgili davacının talep hakkı zamanaşımına uğramış olduğundan davacının böyle bir talebi varsa, buna karşı zamanaşımı itirazında bulunmaktayız.

4- Davacı son olarak müvekkilin kendisine karşı iftira suçunu işlediğini ileri sürmüştür. Davacı, Cumhuriyet Savcılığına uydurma bir dosya numarası bildirerek müvekkilin kendisi hakkında şikâyetçi olduğunu, ancak kendisinin beraat ettiğini iddia etmiştir. Müvekkil hakkında bu konuda İstanbul 24. Asliye Ceza Mahkemesi'nin 2013/201 E sy dosyası ile açılan davada davacının şikâyetine konu savcılık dosyası istendiğinde söz konusu dosyanın taraflarla hiçbir ilgisi olmadığı görüşmüş, bu konuda dosyaya tarafımızca beyanda bulunulmuş, ancak davanın duruşması henüz yapılmamıştır. Söz konusu dosyanın mahkememizce incelenmesini ve eldeki davaya dayanak olması halinde sonuçlanmasının beklenmesini talep etmekteyiz.

5- Davacı, kendisi hakkında onlarca dava açıldığını belirterek, bu süreci de "hukuksal linç kampanyası" olarak nitelemiştir. Davacıya karşı birçok tiyatrocu, yayıncı ve avukat tarafından hakaret ve sövme suçu nedeniyle şikâyette bulunulduğu ve tazminat davası açıldığı bir gerçektir. Söz konusu davaların büyük bir kısmı davacının mahkûmiyetiyle sonuçlanmış, geri kalan kısmı ise halen sürmektedir. Yani davacının iddia ettiği gibi kendisine karşı iftira suçunun işlenmesi bir yana, kendisinin sürekli olarak küfürlü ve kişilik haklarını zedeleyici yayın yaptığı verilen mahkeme kararları ile defalarca tespit edilmiştir. Bu davalardan tespit edebildiklerimiz;

Soma Sulh Ceza Mahkemesi 2011/578 E, 2012/768 K,
Karşıyaka 3. Sulh Ceza Mahkemesi 2012/289 E, 2012/1119 K,
İstanbul 35. Sulh Ceza Mahkemesi 2011/3218 E,
İstanbul 7. Sulh Ceza Mahkemesi 2011/217E,
İstanbul 35. Sulh Ceza Mahkemesi 2011/3131 E,
Trabzon 3. Sulh Ceza Mahkemesi 2012/256 E,
İstanbul 9. Asliye Ceza Mahkemesi 2010/337 E,
İstanbul 10. Asliye Hukuk Mahkemesi 2012/650 E, 2013/320 K sy dosyalarıdır.

Ayrıca müvekkilin, davacı hakkında şikâyetçi olarak bulunduğu İstanbul 35.Sulh Ceza Mahkemesi'nin 2013/311 E sy dosyası ile görülen ceza yargılaması halen sürmektedir.

6- Yukarıda açıkladığımız şekilde, davacı dilekçesinde hiçbir somut vaka ve kanıta dayanmamış, dilekçesinin büyük bir kısmında ise müvekkille ve davayla ilgisi bulunmayan konulardan söz etmiştir. Bu bakımdan davacının yazılı metninin bir dava dilekçesi niteliği taşıyıp taşımadığı dahi kanımızca tartışmalıdır. Ayrıca müvekkilin, davacının kişilik haklarını zedeleyici hiçbir eylemi bulunmadığı gibi, davacının talep ettiği tazminat miktarı da FAHİŞ DÜZEYDEdir. Bu nedenlerle haksız ve dayanaksız davanın reddini talep etmekteyiz.

SONUÇ VE TALEP: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacının haksız ve hukuki dayanaktan yoksun davasının reddi ile yargılama gider ve vekâlet ücretinin davacı tarafa yüklenmesine karar verilmesini vekâleten talep ederim.


Davalı vekili
Av. Reyhan KAYIŞLI
imza

***


Oyun'un notu: "ASILSIZ İHBARCI" Demirkanlı'nın da vekilliğini yapmayı uygun gören Reyhan'ın yazdığı "hukuk metninden başka her şeye benzeyen yukarıdaki şey"e kondurulmuş "FAHİŞ DÜZEYDE"yi büyütüp, altını iyice çizerek, kırmızı renk ile belirgin hâle biz getirdik!