"İSTANBUL EMNİYET MÜDÜRLÜĞÜ" sorgusu için yayınlar tarihe göre sıralanmış olarak gösteriliyor. Alaka düzeyine göre sırala Tüm yayınları göster
"İSTANBUL EMNİYET MÜDÜRLÜĞÜ" sorgusu için yayınlar tarihe göre sıralanmış olarak gösteriliyor. Alaka düzeyine göre sırala Tüm yayınları göster

10 Temmuz 2015 Cuma

Coşkun Büktel'i affeden Can Törtop, şikâyetçi olmasına karşın kaçıyor!...

T.C.
İSTANBUL
CUMHURİYET BAŞSAVCILIĞI
UZLAŞTIRMA BÜROSU


21/04/2015

Soruşturma No: 2013/168583 Soruşturma

Cumhuriyet Savcısı: Mehmet DEMİR


ZORLA GETİRME KARARI
ATAŞEHİR İLÇE EMNİYET MÜDÜRLÜĞÜ'NE 
ATAŞEHİR

Zorla getirilecek kişinin kimliği: İSMAİL CAN TÖRTOP
İSMAİL HAKKI VE NADİYE'den olma 05/09/1982 doğumlu BALIKESİR ili nüfusuna kayıtlı

Zorla getirilecek kişinin adresi: Yenişehir Mah. Baraj Yolu Cad. No: 42 E İç Kapı No: 6 Ataşehir / İSTANBUL


Zorla getirilecek kişinin sıfatı: ŞİKÂYETÇİ
(Şüpheli, Tanık)

Zorla getirme sebebi: ŞİKÂYET VE DELİLLERİ SORULACAĞINDAN

Zorla getirileceği C. Başsavcılığı: İstanbul Adliyesi B2 Blok B2-737 Numaralı Oda (Uzlaştırma Bürosu)

Hazır bulundurulacağı tarih ve saat: En kısa zamanda saat: 09:30-15:00 arasında.

Zorla getirecek Emniyet Birimi: ATAŞEHİR İLÇE EMNİYET MÜDÜRLÜĞÜ

Yukarıda yazılı sebeplerle 5271 Sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 146. Maddesi'ne göre yukarıda adı yazılı şahsın ZORLA GETİRİLMESİNE ve üçer adet zorla getirme müzekkeresi tanzim edilmesine karar verildi.


MEHMET DEMİR 28466
Cumhuriyet Savcısı
e-imzalıdır

4 Nisan 2015 Cumartesi

Milletin başı ezildikten sonra "MİLLETİMİZİN BAŞI SAĞ OLSUN" ilginç...

İstanbul Adalet Sarayı'nda bir karınca bile öldürülse, bunun sorumlusu Hükümet, İçişleri Bakanlığı, Valilik, Emniyet Müdürlüğü kurumlarıdır... "Kim kimi, nasıl öldürmüş?" sorularının çengeline asılmak yerine, vatandaşın yaşamasını sağlama görevi devlete verildiğini unutmayalım!

Sosyalist Sanatçı Hilmi Bulunmaz

1 Ağustos 2014 Cuma

34 BY 2049 plakalı minibüsle üzerime saldıran MNG, sürekli tanınacak!

T.C.
FATİH İLÇE EMNİYET MÜDÜRLÜĞÜ
(Sirkeci Polis Merkezi Amirliği)

Sayı: 10176165-41019                                                          01.08.2014
Konu: Darp-Cebir Raporu


HASEKİ EĞİTİM VE ARAŞTIRMA HASTANESİ BAŞHEKİMLİĞİ'NE


T.C.   Adı-Soyadı   Baba-Anne Adı   Doğum Yeri/Tarihi   Nüfusa Kayıtlı Olduğu Yer

50482204038        Hüseyin Hilmi Bulunmaz        Mehmet Cemalettin-Nebahat        Çubuklu-1955        İstanbul-Fatih

01.08.2014 günü adlî bir olaydan dolayı Polis Merkezi'mize gelen aşağıda açık kimliği yazılı bulunan şahsın gerekli muayenesinin yapılarak darp cebir izini belirtir doktor raporunun verilmesini arz ederim.



İbrahim ÇABALAK
Sirkeci Polis Merkezi Amiri Adına
Polis Merkezi Grup Amiri
Polis Memuru

28 Temmuz 2014 Pazartesi

Kırk kişilik ekip, Kınık Emniyet Müdürlüğü hakkında şikâyetçi oldu mu?!

Son olarak KIRK KİŞİLİK BİR EKİPLE Soma'ya ve KINIK - Elmadere Köyü’ne gidildi. Gözlemlerimizi kısaca paylaşmak isterim.

KINIK merkeze ulaştığımızda oradaki bağlantılarımızın bir ön çalışma yapamadığını anladık. Bunun sebebi ise EMNİYET MÜDÜRLÜĞÜ'nün ilgili kişilere ulaşarak "İstanbul’dan komünistler geliyor. Tiyatro yapacaklarmış. Dikkatli olun, onlara yardım etmeyin ve yer vermeyin." demesidir.

Ağır ağır tıklayıp yavaşça okuyunuz: "Gezi Sanatı… Soma… Çocuklar…"

14 Haziran 2014 Cumartesi

"Değerli yazarımız / üyemiz Nevzad Odyakmaz'ı bizden aldı hayat" TYS

A. NEVZAD ODYAKMAZ’I KAYBETTİK

Cenazesi 15 Haziran Pazar günü Sahrayı Cedit Camii'nde (Kadıköy Emniyet Müdürlüğü Karşısı) Öğle namazına müteakiben Küçükyalı Mezarlığında toprağa verilecektir.

"Küllük Anıları" adlı kitabıyla tanınan Şair, Yargıtay Onursal Üyesi, Yazar, Araştırmacı A. Nevzad Odyakmaz tedavi gördüğü Göztepe SSK Hastanesinde bu sabaha karşı (14 Haziran 2014) yaşamını yitirdi.

A. Nevzad Odyakmaz, kitaplarında Nevzad Sudi adını da kullanıyordu.

"Küllük Anılar" adlı kitabıyla tanınan olan A. Nevzad Odyakmaz Küllük'ün de en genç müdavimi olarak biliniyordu.

Mustafa Kemal Atatürk’ün Cumhuriyeti ilan ettiği 1923 yılında dünyaya gelen A. Nevzad Odyakmaz’ın çocukluğu, Şehremininde üç katlı Şakir Paşa Konağı’nda geçer...

Önünden Topkapı - Bahçekapı tramvayının geçtiği köşkün arka bahçesinde meyve, ıhlamur, çam ve çınar ağaçları arasında mahalleden ve okuldan arkadaşlarıyla oyunlar oynar. Yaz aylarında konağın hemen yanındaki boş arsada tiyatro kumpanyalarının sergilediği oyunlar sayesinde; dönemin ünlü güldürü ustaları Naşit, Şevki Şakrak, Tayyip ve Dümbüllü İsmail’i izleme fırsatı da yakalar.

İlkokulun ilk yılını Topkapı'da bulunan Taş Mektep'te okur. 2. yıl Çapa Muallim Mektebi'ne bağlı Tatbikat İlkokulu'na geçer. O yıllar çok zayıf olan A. Nevzad Odyakmaz öğretmeni Mümine Hanım'dan yakın ilgi görür. Yazdığı düzyazı ve şiirlerinin öğretmeni tarafından beğenilmesi ve teşvik edilmesiyle ‘yazmak’ vazgeçilmez bir tutku olmaya başlar... Sonraları bir Osmanlı Zabiti olan babasının adını yaşatmak için şiirlerinde ve kimi kitaplarında Sudi ve Sudioğlu adını da adına ekler. Böylece, babasını adıyla yaşatır.

Babası derslerini olumsuz etkilememesi için ders kitapları haricinde kitap okumasını istemez. A. Nevzad Odyakmaz bunun üzerine yorganının altında bir fener yardımıyla okumalarının sürdürür. İlkokuldan sınıf arkadaşı ve sonradan mürettip çıraklığı yapmaya başlayan Tatar Kemal getirdiği dergilerle A. Nevzad Odyakmaz'ın yazın sevgisinin tomurcuklanmasına neden olur. 1945 yılında İlerici Gençlik Hareketi'nin etkinlikleri nedeniyle arkadaşları, İstanbul Emniyet Müdürlüğü'nce gözaltına alınır. Evleri didik didik aranıp dergileri, kitapları ve fotoğrafları götürülür. Aynı şeyin kendi başına da gelme ihtimaline karşı annesiyle birlikte pek çok dergi ve kitabını yakar gözyaşları içinde... Ve üç gün sonra ev aranır, gözaltına alınır. Götürüldüğü Sansaryan Han’da kimler yoktur ki; Ömer Faruk Toprak, Mustafa Arhavi, Vahdettin Barut, Safa Yurdanur...

İlk şiiri, 1938 yılında Modern Türkiye adlı bir dergide yayımlanır; Deniz...

Ozanlığının ilk ürünü saydığı "Toprak Şarkısı" adlı şiiri Yeni Ses dergisinde N. İlhan Berk, Arif Dino ve Cahit Irgat'ın şiirleriyle aynı sayfada yayımlandığında çok mutlu olur.

Küllük ve A. Nevzad Odyakmaz

A. Nevzad Odyakmaz, yazarların, yayıncıların ve ozanların toplanma yeri olan Küllük Kahvesi'ne ilk kez 1939 yılında adım atar. İlk şiirinin yayımlandığı dergi de vardır yanında... Küllük'ün müdavimleri tarafından kısa sürede kabul görür A. Nevzad Odyakmaz... Küllük'ün en genç isimleri 14 yaşındaki Arif Damar ile 16 yaşındaki A. Nevzad Odyakmaz ve Oktay Akbal'dır.

Küllük Kahvesi'nin müdavimleri arasında Ahmet Hamdi Tanpınar, Sadri Ertem, Mahmut Yesari, Peyami Safa, Nurullah Ataç, Salim Rıza Kırkpınar, Cahit Irgat, Arif Dino, Abidin Dino, Rıfat Ilgaz, Suphi Taşhan, M. Niyazi Akıncıoğlu, Samim Kocagöz, Ömer Faruk Toprak, Hasan İzzettin Dinamo, Lütfü Erişçi, Arif Damar, Sait Faik, Celal Sılay, Suat Taşer, Oktay Akbal, Neyzen Tevfik, A. Kadir, Sabahattin Batur, Nuri iyem, Abidin Nesimi, Suat Derviş, Orhan Veli, Cahit Sıtkı Tarancı ve dönemin pek çok aydını bulunmaktadır.

A. Nevzad Odyakmaz, Küllük Anıları'nda Küllük kahvesini ve müdavimlerini şöyle anlatıyor: 

"Küllük kahvesi, Beyazıt camiinin Beyazıt'a bakan kapalı kapısı önüne yerleştirilmiş, üstü mermer masalarla, bahçeyi ortasından ikiye bölen dar yolun öbür yanındaki ünlü 'Emin Efendi' lokantasının mutfak bölümüne bitişik, önü tümüyle cam, tek katlı, limonluk benzeri bir yapıdan oluşmuştu. Bu bölümde, çoğunlukla öğretmen emeklileri, üniversite öğrencileri prafa, blum, pastra ya da briç oynar, tavlacılar zar atarlardı. (...) Küllük o dönemin düşün, yazın, sanat, adamlarının bir araya geldiği bir okuldu sanki. Herkes birbirinin öğrencisi, öğretmeniydi. Kimileyin denektaşına vururlardı birbirlerini. Zor sınavlar geçirilirdi."

Küllük Kahvesi'nin birbirinden değerli isimleri Küllük adlı birde dergi çıkarırlar.

Derginin ikinci sayısı basıma hazırdır. Ancak İstanbul Emniyet Müdürlüğü’nden aldıkları bir yazı onları hayal kırıklığına uğratır. Küllük, "Dahiliye Vekaleti"nin kararıyla kapatılır.

1942 yılında İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi'ne kaydolan A. Nevzad Odyakmaz hem okur, hem de çalışır. 1949 yılında okulunu bitiren A. Nevzad Odyakmaz İstanbul Adliyesi'nde (Şu ânda Sirkeci'de Büyük Postane olarak kullanılan bina) stajını yapar. Edirne Hâkimliği'ne atanan A. Nevzad Odyakmaz, Lalapaşa ve Aşkale'de de görev yaptıktan sonra babasının hastalığı nedeniyle meslekten ayrılır. Bir süre ticaret odasında çalışan A. Nevzad Odyakmaz, Ayfer Hanım ile evlenir; bir çocukları olur: Necla... Tekrar mesleğe dönerek, Espiye Cumhuriyet Savcılığı, Adapazarı Cumhuriyet Savcılığı, Bilecik Başsavcılığı, Balıkesir Başsavcılığı yapar. 1980 yılında Yargıtay üyeliğine seçilir. 1982-86 yılları arasında Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu üyeliği yapar, 1988 yılında emekli olur. Marmara Üniversitesi Sosyal Bilimler Meslek Yüksek Okulu'nda 9 yıl Ceza Hukuku dersleri veren A. Nevzad Odyakmaz bu tarihten itibaren tüm vaktini sevdiklerine ve yazmaya ayırır.

***

KİTAPLARI

ŞİİR

Üç Yön  (1958)
Kuşliman (1984)
Elleri Bir Etmeli (1985)
Şiir Çıkartması (1988)
Öteyaz (1991)
Zaman Ey Düş (2002)
Yolu Belli Bir Gemi (Mephisto - 2006)

ANI KİTABI

Küllük Anıları (Nevzad Sudi, Karşı Yayınları 1987, 2.Baskı 1997, Mephisto 2004)

Devletin Şamarını Yiyenler (Nevzad Sudi, Siyah Beyaz Yayınları 2008)

SÖZLÜK

Güncel Sözlük (A .Nevzad Odyakmaz, Babil Yayınları 2007)

İletişim Sözlüğü (A.Nevzad Odyakmaz - Necla Odyakmaz Acar, Babil Yayınları 2008)

Dinler Sözlüğü (A.Nevzad Odyakmaz, Babil Yayınları 2008)

ÇOCUK KİTAPLARI

Gül ve bülbül (A. Nevzad Odyakmaz, Millî Eğitim Bakanlığı, 2004)

Biliş Amca ve Mert Çocuk (Nevzad Sudi, Mephisto 2005)

Keldiroğlan Yarışıyor (Nevzad Sudi, Mephisto 2009)

ROMAN

Delik (Nevzad Sudi, Babil Yayınları 2008)

GENEL KONULAR

Güzel ve Kolay Yazma Sanatı (Nazım Sılanoğlu adıyla 1957)
Resimli Büyük Mucitler (Nazım Sılanoğlu adıyla, Aka Kitabevi 1961))
Resimli Büyük Kaşifler (Nazım Sılanoğlu adıyla, İnkilap ve Aka Kitabevi 1963)
Resimli Hayvanlar Dünyası (Nazım Sılanoğlu adıyla, İnkilap ve Aka Kitabevi 1964)
Modern Muaşeret (Nazım Sılanoğlu adıyla, İnkilap ve Aka Kitabevi, 1. Baskı 1963- ikinci baskı 1967)
Görgü Ansiklopedisi (Nevzad Sudioğlu adıyla, Okat Yayınevi, 1. baskı 1963- 2. baskı 1970)
Çocuklar İçin resimli Görgü (Nazım Sılanoğlu adıyla, İtimat Kitabevi, 1972)
Çocuklar ve Gençler İçin Çağdaş Görgü (A. Nevzad Odyakmaz, Yetişim Yayınları 1972)
Görgü Kuralları (A. Nevzad Odyakmaz, Hürriyet Yayınları, 1976)
Bektaşilik Mevlevlik Masaonluk (İnkilap Kitabevi1988, 2. baskı Özne Yayınları1999, 3. baskı Mephisto)
Çocuğumuzun Adı Ne Olsun? (Nevzad Sudi, Mephisto 2005)
Çağdaş Görgü Kuralları ve Protokol (Nevzad Sudi, Mephisto 2006)
Bektaşilik Alevilik Mevlevilik Masonluk- Evrensel Sevgi Yolları (A. Nevzad Odyakmaz-Mephisto 2007)
Güncel Sözlük (A. Nevzad Odyakmaz, Babil Yayınları 2007)
İletişim Sözlüğü (A. Nevzad Odyakmaz- Necla Odyakmaz Acar, Babil Yayınları 2008)
Dinler Sözlüğü (A. Nevzad Odyakmaz, Babil Yayınları 2008)

HUKUK KONUSUNDA

İçtihatlı Ceza Kılavuzu (A. Nevzad Odyakmaz - Bülent Gürel, İsmail Akgün Yayınları 1972)

Katın Varsa (A. Nevzad Odyakmaz - Bülent Gürel, Hürriyet Yayınları 1973)

Uygulamada Kat Mülkiyetinden Doğan Anlaşmazlıklar (A. Nevzad Odyakmaz, 1. baskı 1975, 2. baskı Olgaç Yayınevi 1984)

Sendika ve Toplu Sözleşme Hukuku (A. Nevzad Odyakmaz, Yasa Yayınları 1977)

Konutun Varsa (A.Nevzad Odyakmaz, Yasa Yayınları 1979)

Uygularnalı Türk Ceza Yasası (A. Nevzad Odyakmaz, Yasa Yayınları 1980)

Gerekçeli - Açıklamalı - İçtihatlı Kat Mülkiyeti Yasası (A. Nevzad Odyakmaz, 1984, Olgaç Yayınevi )

Kıdem Tazminatı (A. Nevzad Odyakmaz, İsmail Bayer, Sancar Beyazıt - 1985)

Geza Muhakemeleri Usulü Kanunu (A. Nevzad Odyakmaz, Olgaç Yayınevi 1985)

Kat Mülkiyeti Yasası ve Devre Mülk Hakkı (A. Nevzad Odyakmaz, Evrim Yayınları

Kat Mülkiyeti Kanunu ve Devre Mülk Hakkı (A. Nevzad Odyakmaz, Alfa Yayınları 1992)

Ceza Hukuku Ders Notları (A. Nevzad Odyakmaz, Marmara Üni. Sosyal Bilimler Meslek Yüksekokulu Yayınları ı992, 1993)

İmar Kanunu ve İlgili Mevzuat (A. Nevzad Odyakmaz, Alfa Yayınevi I.Baskı 1993, 2.Baskı: 1996, Üçüncü Baskı 2001)

Kooperatifler Kanunu (A. Nevzad Odyakmaz, Prof.Osman Altuğ, Alfa Yayınevi 1993

Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu (.A. Nevzad Odyakmaz, Alfa Yayınları 1994)

Gayrımenkul Kiraları Hakkında Kanun (A. Nevzad Odyakmaz, Alfa Yayınları 1998)

Turizm Hukuku ( A. Nevzad Odyakmaz Alfa Yayınları 1998)

Ceza Hukuku (A. Nevzad Odyakmaz, Alfa Yayınları 1999)

Hukuk Rehberi (A. Nevzad Odyakmaz, TunçDemiralp  Alfa Yayınları 2000)

Apartman Yöneticisinin El Kitabı (A. Nevzad Odyakmaz, Alfa Yayınları 2005)

Çalışma Hukuku Sözlüğü (A. Nevzad Odyakmaz, Beta Yayınları 2007)

Türk Medeni Kanunu Sözlüğü (A. Nevzad Odyakmaz, Beta 2007)

Uygulamada Tahliye Davaları (A. Nevzad Odyakmaz, Beta Yayınları 2007)

Uygulamalı Kat Mülkiyeti Kanunu (A. Nevzad Odyakmaz,Beta Yayınları 2008)

10 Haziran 2014 Salı

Her gün yüzlerce e-mail gelmesine karşın, yoğunluktan ilgilenemiyoruz!

Sayın Oyun Dergisi Yazı İşleri

Öğrenci semtine korsan kitap baskını


Fiş vermeyen kitapçıya korsan baskını


İstanbul’un öğrenci semtlerinden Çapa ve Kocamustafapaşa’da yapılan denetimlerde, sattıkları kitaplara fiş kesmeyen iki kitapçıya düzenlenen operasyonda bin 862 adet korsan kitap ele geçirildi.

Türkiye Basım Yayın Meslek Birliği’nden edinilen bilgiye göre, 0530 580 77 99 numaralı cep telefonu ile korsanihbar@tbym.org elektronik posta adresinden korsan kitap ihbar merkezine ulaşan ihbarları değerlendiren avukatlar, Çapa ve Kocamustafapaşa’daki dört adrese giderek incelemelerde bulundu. İki adresin fiş vermemesi üzerine nöbetçi savcı ile görüşen Türkiye Basım Yayın Meslek Birliği avukatları, işbirliği için olaydan İstanbul Emniyet Müdürlüğü Güvenlik Şube ekipleri ile İl Denetim Komisyonu’nu haberdar etti. Savcılığın kararından sonra "gecikmesinde sakınca bulunan hal" kapsamında baskın gerçekleştirildi.

Yapılan aramada, toplam bin 862 adet korsan kitap ele geçirildi. Kitapların bin 181 adedinin bandrölsüz, geri kalan 681 adedinin de usulsüz bandrollü olduğu belirlendi.

KORSAN KİTAPÇININ İKİNCİ EL OYUNU

Türkiye Basım Yayın Meslek Birliği Genel Sekreteri Av. Melahat Aşnük Boran, üniversite öğrencilerinin yoğun olarak gittiği kitapçılara yönelik baskınla ilgili şu bilgileri verdi:

“Diğer korsan kitapçılarda olduğu gibi baskın düzenlenen işyerlerinin de korsan kitaba fiş vermediği, kredi kartıyla alışveriş için pos cihazı kullanmak istemediği tespit edildi. Büyükçe bir ikinci el rafı yapan korsanlar, korsan kitapları buraya dizerek ikinci elmiş gibi göstermeye çalıştıklarını gözlemledik. Bu sebeple tutanağa “Her ne kadar ikinci el olduğu iddia edilmekte ise de kitapların kullanılmamış olduğu görülerek allındı” ibaresi eklendi.”

Av. Boran, kitapseverlerin bilmeden korsana destek olmamaları için ikinci el raflarından kitap alırken daha dikkatli olmaları gerektiğini sözlerine ekledi.

Aytıntılı bilgi için:
Av. Melahat BORAN
Genel Sekreter
Türkiye Basım Yayın Meslek Birliği
(Turkish Professional Union of Press and Publishers)
Binbirdirek mh. Dostluk Yurdu sk. no:1/3 Sultanahmet
Tel    :    +90 212 514 07 37
Fax   :    +90 212 310 59 06
mboran@bymb.org.tr
www.bymb.org.tr      
Twitter: @basyaybir

25 Mart 2014 Salı

LİNÇ imzacısı Duygu Dalyanoğlu da muhakeme edilme potasına giriyor

T.C.
İSTANBUL
CUMHURİYET BAŞSAVCILIĞI
UZLAŞTIRMA BÜROSU


Soruşturma No: 2013/58055
Esas No: 2014/6735
İddianame No: 2014/3429


İDDİANAME

İSTANBUL SULH CEZA MAHKEMESİ'NE

DÂVÂCI: KAMU HUKUKU
MÜŞTEKİ: DUYGU DALYANOĞLU
VEKİLİ: Av. EYYÜP FIRAT KUYURTAR
ŞÜPHELİ: HÜSEYİN HİLMİ BULUNMAZ
SUÇ: Hakaret
SUÇ TARİHİ VE YERİ: 15/12/2012 (Öğrenme Tarihi) İSTANBUL/ŞİŞLİ
DELİLLER: İddia, İnternet http çıktı örnekleri, Emniyet Müdürlüğü'nün yazısı, ifade tutanakları, tüm evrak kapsamı
SEVK MADDESİ: Türk Ceza Kanunu 125/1-2., 53. maddeler


Soruşturma Evrakı İncelendi:

İncelenen soruşturma evrakına göre, şüpheli, İnternet ortamından müşteki Duygu Dalyanoğlu ile ilgili olarak "Dangalak yazar LİNÇÇİ Duygu Dalyanoğlu (Devlet Tiyatroları'nda 'Sezuan'ın İyi İnsanı') başlıklı zırva yazısını yayınladıktan sonra beton ruhlu dangalak yönetmen LİNÇÇİ Yücel Ertem'den fırça üstüne fırça yiyince, zırvalamış olduğu yazıdan daha zırva bir yazıyla sözüm ona yeni açıklamalar getirerek iyice boka battı" şeklinde yazılar yazarak hakaret ettiği,

Eylemin uzlaşma kapsamında bulunduğu Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 253/7. Maddesi gereği uzlaşma sağlanamadığı onlaşılmakla,

Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 175/1. Maddese gereği iddianamenin kabûlü ile şüphelinin üzerine atılı suçu nedeniyle yargılanmasının yapılarak eylemine uyan yukarıda belirtilen sevk maddesi uyarınca cezalandırılmasına karar verilmesi talep ve iddia olunur. 05/02/2014

Hüseyin YAVAŞ 29320
İst. Cumhuriyet Savcısı
e-imzalıdır

18 Mart 2014 Salı

Hukuk konusunda yetersiz kalan Avukat Reyhan Kayışlı'ya yargıç dersi

T.C.
İSTANBUL
20. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ


ÖN İNCELEME TUTANAĞI


SAYI: 2013/167 Esas

CELSE NO: 1.
CELSE TARİHİ: 13/03/2014

HÂKİM: AYHAN AYAN 33510
KÂTİP: REHA ATA 157059

Belirli gün ve saatte celse açıldı.

Dâvâcı Reyhan geldi. Başka gelen yok. Ön inceleme duruşmasına başlandı.

Dâvâlının mazeret dilekçesi gönderdiği anlaşıldı. Dosyaya eklendi.

Dâvâlının cevap dilekçesi verdiği görüldü.

Dâvâlı hazır olmadığından, taraflar sulha teşvik edilemedi.

Dâvâcıdan soruldu: "Dilekçemi tekrar ederim. Dâvâlı ile sulh durumu olmamıştır. Dâvâma devam edilsin. Delillerimi sundum. Delillerim toplansın. Soruşturmalar devam ediyor. Delillerim toplansın." dedi.

Tarafların sulh olmadıkları anlaşıldığından,

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:

1 - Dâvânın, haksız fiilden kaynaklanan manevî tazminat istemine ilişkin olduğu,

2 - Dâvâ dilekçesinde yazılı olayla ilgili soruşturma dosyasının tamamını fotokopi edip, dosyaya sunması için dâvâcıya süre verilmesine,

3 - Dâvâcının kayıtlı yerleşim adresi itibariyle sosyal ekonomik durumunun araştırılması için Fatih İlçe Emniyet Müdürlüğü'ne yazı yazılmasına,

4 - Hazır bulunan dâvâcıya tahkikat duruşmasına gelmesi, aksi takdirde duruşmaya yokluğunda devam edileceği ve yapılan işlemlere itiraz edemeyeceği ihtar edildi.

5 - Gelmeyen dâvâlının mazeretinin kabûlü ile bu celse zaptı ile birlikte yeni duruşma gününün meşruhatlı davetiye çıkartılmasına,

6 - Ön inceleme aşamasında yapılacak başka işlem kalmadığından, Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nda yer alan usûl ekonomisi ilkesi gereğince, tahkikat aşamasına geçilmesine, tahkikat duruşmasının 17.06.2014 günü saat 09:35'te yapılmasına,

İşbu tutanağın hazır olunanlarca imza altına alınmasına karar verildi. 13/03/2014 11:41:27

Kâtip 157059                                                                                      Hâkim 33510
      e-imza                                                                                                    e-imza


Dâvâcı

10 Şubat 2014 Pazartesi

En basit bir dilekçeyi bile yazamayan Eyyüp Fırat Kuyurtar konuşuyor...

T.C.
İSTANBUL
21. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ

ÖN İNCELEME DURUŞMA TUTANAĞI
SAYI: 2013/218 Esas

CELSE NO: 1.
CELSE TARİHİ: 04/02/2014

HÂKİM: RUKİYE ÖZER 38581
KÂTİP: FULYA KAYA 133680

Belirli gün ve saatte celse açıldı.

Dâvâcı asil Eyyüp Fırat Kuyurtar hazır. Açık yargılamaya başlandı.

Dâvâlıya ön inceleme duruşma gününü usûlüne uygun tebliğ edilmiş olduğu, yapılan yoklamada hazır bulunmadığı anlaşıldı.

Dâvâ dilekçesi, cevap dilekçesi okundu.

Tarafların ekonomik sosyal durum araştırma yazılarından dâvâlı için yazılan yazıya cevap verildi, dâvâcı için yazılan yazıya bilâ ikmal cevap verildiği anlaşıldı.

Dâvâcının UYAP sisteminden 23/12/2013 tarihli dilekçe sunduğu, İstanbul 12. Sulh Ceza Mahkemesi'nin ilgili değişik iş kararını ibraz ettiği,

İstanbul 2. Sulh Ceza Mahkemesi'ne yazılan yazıya cevap verildiği, 2012/663 Esas sayılı dosyanın gönderildiği, incelenmesinde, müştekinin Hüseyin Hilmi Bulunmaz, SANIĞIN Mustafa Şükrü Demirkanlı, suçun hakaret suçu olduğu, dosyanın derdest olup delillerin toplanması aşamasında olduğu,

İstanbul 27. Sulh Ceza Mahkemesi'nin 2013/943 Esas sayılı dosyanın gönderildiği, incelenmesinde, yine müşteki ve sanığın aynı şahıslar olduğu, suçun hakaret suçu olduğu, dosyanın delillerin toplanma aşamasında bulunduğu, derdest olduğu anlaşıldı.

Dâvâcı asilden soruldu: "Dâvâ dilekçemi tekrar ediyorum. Dâvâ açıldıktan sonra da hakkımda yapılan yayınlar devam etmektedir. Benim dâvâlı ile ilişkim sadece müvekkilim Ömer Faruk Kurhan'ın dâvâlıya karşı müşteki olduğu birtakım dâvâları takip etmemdir. Dâvâlı sürekli olarak aleyhime itibarsızlaştırma, aşağılama yayınları yapmaktadır. 23/12/2013 havale tarihli dilekçem ekinde İstanbul 12. Sulh Ceza Mahkemesi'nin 2013/631 Değişik İş sayılı dosyası ile dâvâya konu yayınlardan bir kısmının içeriklerinin yayından çıkarılmasına karar verilmiştir. Tahkikat aşamasına geçilsin. Tüm delillerimi ibraz etmiştim. Dâvâlı taraf cevap dilekçesinde de aynı üslûbunu devam ettirmektedir. Delil olarak bildirdiği dosyaların tarafımın, müvekkilimin hiçbir ilgisi yoktur. Delillerinin toplanmasından vazgeçilsin. Dâvâ dilekçemde harca esas değeri 25.000 TL olarak belirtip bunun üzerinden harç yatırdım. Sonuç kısmında sehven 20.000 TL olarak geçmiştir. Dilekçemin talep sonucunu 25.000 TL olarak düzeltiyorum. Yayınların durdurulmasına ilişkin ihtiyati tedbir talebim olmuşsa da sulh ceza mahkemesince talebim değerlendirilmiş olduğundan mahkemenizdeki bu talebimden vazgeçiyorum." dedi. 

Dâvâ şartlarının bulunduğu, ilk itiraz ileri sürülmediği anlaşıldı.

Uyuşmazlığın www.tiyatroyun.com adlı İnternet blog sayfası üzerinden yayınlanan yazılarla ilgili kişilik haklarına saldırıdan kaynaklı manevî tazminat istemi olduğu anlaşıldı. 

Dâvâcıya sulh ve arabuluculuk hususunda beyanları soruldu: "Sulh olma durumu söz konusu değildir. İhtilaf mahkemenizce çözümlensin." dedi. 

Tutanak imza altına alındı.

Dâvâcı
İmza

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:

1 - Tahkikat aşamasına geçilmesine, dâvâcıya 147/2. Madde uyarınca ihtarat yapılmasına (yapıldı),

2 - Tahkikat duruşma gününü bildirir Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 147/2. Maddesi meşruhatı içerir davetiyenin dâvâlıya tebliğine, masrafın gider avansından karşılanmasına,

3 - İstanbul 12. Sulh Ceza Mahkemesi'nin 2013/631 Değişik İş sayılı dosyasının incelenmek üzere dosya arasına celbine,

4 - 18/11/2013 tarihinde Beşiktaş İlçe Emniyet Müdürlüğü'ne yazılan yazı cevabının beklenilmesine,

5 - İncelenen ceza dosyalarının iadesine,

Tahkikat duruşmasının 03/04/2014 günü saat 11:15'e bırakılmasına karar verildi. 04/02/2014 10:36:45

Kâtip 133680                                                                                        Hâkim 38581

10 Ocak 2014 Cuma

Pembe sermaye yeşil sermaye çelişkisi mi, hukuk-siyaset karşıtlığı mı?

Savcı Öz İşi İnada Bindirdi

Dubai tatili iddialarından sonra HSYK tarafından Bakırköy Adliyesi'ne tayin edilen Zekeriya Öz, yeni ata­ma yerine gitmedi. Çağlayan'daki odasından çıkmayan Öz, koltuğunda kalmak için HSYK'ya itiraz etti.

Dubai tatili iddialarından sonra HSYK tarafından hakkında inceleme başlatılan ve Bakırköy Adliyesi'ne tayin edilen Başsavcıvekili Zekeriya Öz, yeni atama yerine gitmedi.

Çağlayanda'da İstanbul Adliyesi'ndeki odasından çıkmayan Öz, mevcut koltuğunda kalmak için HSYK'ya itiraz dilekçesi sundu.

8 Ocak'ta HSYK tebligatını alan Öz'ün aynı gün Bakırköy Adliyesi'ne gitmesi gerekiyordu. "İddialarla ilgili belge sunacağım" diyen Öz'ün, bir belge ve bilgi sunmaması da dikkat çekti.

BAKIRKÖY'E GİDECEĞİM DEMİŞTİ

"Bu geçici bir görev değişikliği geri geleceğim" diyerek Bakırköy'e gideceğini söyleyen ancak dün Çağlayan'dan çıkmayan Öz, HSYK'nın kendisiyle ilgili kararına da itiraz etti.

Öz'ün çevresine "Mevcut görev yerimi bırakmayacağım" dediği öğrenildi. Bu arada İstanbul Emniyet Müdürlüğü, Zekeriya Öz'ün koruma sayısı 6'dan 4'e düşürüldü haberlerinin gerçeği yansıtmadığını bildirdi.

EMNİYET: 7 KORUMASI VAR

Açıklamada, Zekeriya Öz'ün korunmasında görevli personel sayısında azaltma yapılmamıştır. Öz ve yakınlarının 7 koruması bulunmaktadır" denildi.

(Kaynak: HABER VAKTİM)

7 Ocak 2014 Salı

Levent Çağlayan'dan istediğimiz 150 000,00 TL'ye yargıç da karşı değil

T.C.
İSTANBUL
9. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ

ÖN İNCELEME HAZIRLIK TUTANAĞI

ESAS NO: 2013/423 Esas

HÂKİM: BÜLENT ACUNSÖZ 35235
KÂTİP: MEHMET ALİ ZEY 102114

DÂVÂCI: HÜSEYİN HİLMİ BULUNMAZ
DÂVÂLI: LEVENT ÇAĞLAYAN

DÂVÂ: MANEVÎ TAZMİNAT
DÂVÂ TARİHİ: 23/12/2013

 Hukuk Mahkemeleri Tevzî Bürosu'ndan mahkememize tevzî edilen dâvâ dilekçesi mahkememiz esas defterine kaydedildi.

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:

1 - Dâvânın yazılı usûle tâbi olduğu görüldü.

2 - Dâvâ dilekçesinde eksiklik bulunmadığı görülmekle dâvâ dilekçesinin kabûlüyle bir sûretinin Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 122. Maddesi uyarınca dâvâlı tarafa tebliğine,

3 - Dâvâlı tarafın Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 126. Maddesi uyarınca dâvâ dilekçesinin kendilerine tebliği tarihinden itibaren iki hafta içerisinde dâvâya cevap verebilecekleri hususunun gönderilecek davetiyeye şerh düşülmesine, cevap dilekçelerini Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 129. Maddesi'ndeki şartlara uygun bir şekilde vermeleri hâlinde dâvâcı tarafa tebliğine,

4 - Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 136. Maddesi uyarınca, dâvâcı tarafın, cevap dilekçesinin kendilerine tebliğinden itibaren iki hafta içinde Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 121. Maddesi'nde belirtilen delilleriyle birlikte cevaba cevap dilekçesi, dâvâlı tarafın da dâvâcının cevabının kendilerine tebliğinden itibaren iki hafta içinde Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 121. Maddesi'nde belirtilen delilleriyle birlikte ikinci cevap dilekçelerini sunmaları hâlinde taraflara tebliğine,

5 - Dâvâcı tarafın cevaba cevap, dâvâlı tarafın da ikinci cevap dilekçesi hakkında, dâvâ ve cevap dilekçelerine ilişkin hükümlerin kıyasen uygulanmalarına,

6 - Tarafların başka yerden celbi gereken delil, belge ve dosyalarının ilgili merciîlerden istenilmesine, 

7 - Tarafların ön inceleme öncesinde delil ve belgelerini sunmaları veya başka yerde getirtilecek belgelerin getirilebilmesi amacıyla gereken açıklamaları yapmamaları hâlinde ancak ön incelemede ve Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 140/5. Maddesi gereğince verilecek iki haftalık kesin süre içinde bu konudaki eksikliklerini tamamlayabilecekleri, aksi hâlde bu delillerine dayanmaktan vazgeçilmiş sayılmalarına karar verileceğine,

8 - Dilekçelerin karşılıklı verilmesinden Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 137. Maddesi uyarınca ön inceleme yapılmasına, ön incelemenin Hukuk Muhakemesi Kanunu'nun 114. Maddesi'ndeki dâvâ şartlarının ve 116. Maddesi'ndeki ilk itirazlar yönünden 138. Madde'ye göre dosya üzerinden veya 139. Madde uyarınca duruşmalı olarak yapılmasına,

9 - İncelemenin duruşmalı olarak yapılmasına karar verilmesi hâlinde Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 139. Maddesi uyarınca ön inceleme tensip tutanağı düzenlenerek duruşma tarihinin taraflara tebliğine, çıkarılacak davetiyeye, duruşma davetiyesi ve sonuçlarına ilişkin hususlar yanında taraflara sulh için gerekli hazırlıkları yapmaları, duruşmaya sadece birinin gelmesi ve yargılamaya devam etmek istemesi durumunda, gelmeyen tarafın yokluğunda yapılan işlemlere itiraz edemeyeceği ve diğer tarafın onun muvafakati olmadan iddia ve savunmasını genişletebileceği yahut değiştirebileceğinin ihtar edilmelerine,

10 - Tarafların sosyal ve ekonomik durumlarının bağlı bulundukları Emniyet Müdürlüğü'nden sorulmasına, masrafın gider avansından karşılanmasına,

Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda tesiben karar verildi. 24/12/2013

Kâtip 102114                                                                                         Hâkim 35235

14 Aralık 2013 Cumartesi

Bulunmaz kendisini zorlayıp uğraştıran Reyhan Kayışlı'yı dâvâ edecek!

Hilmi Bulunmaz'ın "İstanbul Cumhuriyet Savcılığı"ndaki ifadesinden:

T.C.
İSTANBUL
CUMHURİYET BAŞSAVCILIĞI'NA

Soruşturma No: 2013/77328


KONU: Tayland ve Çin'de bulunduğum fuar katılımcılığı yaptığım sırada, İstanbul Emniyet Müdürlüğü Bilişim Suçlarıyla Mücadele Şubesi'nde görev yaptığını söyleyen bir komiser yardımcısı tarafından aranıp, hakkımda suç duyurusunda bulunan Gülhan Avşar Demirkanlı ile Mustafa Şükrü Demirkanlı'nın avukatı olmakla birlikte, yaptığı savunma eylemine yoğunlaşacağına, adlarını belirttiğim "SANIK VE DÂVÂLI" kişilerin gayrimeşru, illegal, yasadışı eylemleriyle özdeşleşen eylemler geliştirme saikiyle davranarak, şu ânda ifadesini vermekte bulunduğum "DÂVÂ" ile birlikte, beni, tam tamına üç kez mahkeme mekânlarına tutsak etmeye gayret ederek, hem benim düşünme, davranma, çalışma, en önemlisi de seyahat etme özgürlüğümü kısıtlayan ve hem de "ADLİYEYİ GEREKSİZ YERE MEŞGÛL EDEN" Reyhan Kayışlı ile ilgili olarak bâzı değinmelerde bulunma istemi...


(...)


Avukat Reyhan Kayışlı'nın "hukuk dışılığı"nı görmek için tıklayınız: 

Bulunmaz, Reyhan Kayışlı'ya TCK 125. / 267. maddelerden ders verdi!

***

Hilmi Bulunmaz'ın "Emniyet Müdürlüğü Siber Şube"deki ifadesinden:

Müşteki ifadesinin 3. maddesinde, benim kişisel bloğumda paylaşımda bulunduğum "Hilmi Bulunmaz, Reyhan Kayışlı'nın da twitter'ını yakından izliyor" adı altındaki yazıya "imalı ibare" şeklinde ithafta bulunmuştur. Hâlbuki, www.twitter.com isimli İnternet sitesi, her İnternet kullanıcısının erişebileceği, takipte bulunabileceği açık kaynaklı bir paylaşım sitesidir. Yine, müşteki ifadesinin 5. maddesinde, yine bloğumda paylaştığım "Bulunmaz, Demirkanlı'nın avukatı Reyhan Kayışlı'ya ders veriyor!" başlıklı yazıyla ilgili olarak "HAKARET" ve "İFTİRA"da bulunduğumu beyan etmiştir. Ben, kesinlikle "HAKARET" ve "İFTİRA"da bulunmadım. Türk Ceza Kanunu'nun 125. ("HAKARET") ve 267. ("İFTİRA") maddelerini ezbere bilen, hukuka saygılı biriyim. Reyhan Kayışlı isimli şahıs, "HAKARET" ettiğimi ve "İFTİRA" attığımı iddia ederek, dilekçesinin her maddesinde yinelemede bulunarak, adliyeyi, kamu görevlilerini gereksiz ve asılsız olarak meşgûl etmektedir.

Avukat Reyhan Kayışlı'nın "hukuk dışılığı"nı görmek için tıklayınız:

Bulunmaz, Reyhan Kayışlı'ya ("Siber Suçlarla Mücadele"de) ders verdi!

13 Aralık 2013 Cuma

Esatoğlu TACİZ suçlamasıyla mahkûm olmadığına göre TACİZCİ değil!

Mehmet Esatoğlu

"ENTELEKTÜEL VE HUKUKSAL LİNÇ KAMPANYASI" temel sponsoru Tiyatro... Tiyatro... Dergisi'nin Yayın Yönetmeni ve Sorumlu Yazı İşleri Müdürü "ASILSIZ İHBARCI" Mustafa Şükrü Demirkanlı ile bu "LİNÇÇİ" derginin sahibesi "İFTİRA SANIĞI" Gülhan Avşar Demirkanlı'nın vekili Av. Reyhan Kayışlı, bana "TACİZCİ" (Tıklayınız: "sayın H. Bulunmaz, sizi şahsen tanımamaktayım. Tacizinize son vermenizi öneririm...") deyince "ESATOĞLU TACİZİ" iftirası da aklıma geldi. Dünyada en son "TACİZCİ" denilebilecek kişi olan bana "TACİZCİ" demenin ciddî yaptırımı olmalıdır. Olacak da... Koşullarım oluşur oluşmaz, Reyhan Kayışlı hakkında fahiş düzeyli dâvâ açacağım! 


"Haksızlıkların yasalarla korunduğu bir ülke"de yaşıyorken, hiç kimseyi dâvâ etmiyordum!... Bir tek koşulum vardı: Beni dâvâ edeni dâvâ ederdim. Av. Reyhan Kayışlı, benim hakkımda iki kez "MANEVÎ TAZMİNAT DÂVÂSI" açmakla birlikte bir kez de soruşturma başlattı ve ayrıca 5651 Sayılı Yasa ile beni mahkûm ettirmek istedi! Soruşturma için "Vatan'daki İstanbul Emniyet Müdürlüğü Siber Suçlar Bölümü"nde saatlerce sorgulandım!... Soruşturmanın hangi aşamada olduğunu inceleyecek zaman bulamadığım için, şu ân için bir yaptırıma gitmeyi asla düşünmüyorum... 5651 Sayılı Yasa nedeniyle uygulanmak istenen bir başka saldırıya da "Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğü"nda itiraz ettim... Sonucu bekliyorum!... Dâvâ etmek için iyice düşünürken, tacizle suçlanacak en son kişi olan bana "TACİZCİ" diyen Reyhan Kayışlı'yı ilkelerim gereği yargılatacağım. Sonuç ne olur?

Ben, sosyalist bilince sahip olduğum için, sosyalizme sıcak duran yada bir zamanlar sıcak durmuş insanları dâvâ etmemek için büyük bir çaba harcamama karşın, bir kişi; "Hadi beni de dâvâ et!" derse onu kıramam.

Esatoğlu'na dönelim; kendisine "TACİZCİ" diyenler onu mahkemeye vermediklerine göre, Esatoğlu masumdur. Bunu nereden çıkarıyorum? Kendimden... Benim hakkımda LİNÇ KAMPANYASI düzenleyenler, bununla yetinmiş olsalardı "Esatoğlu Vâkâsı"nda haklı olabilirlerdi:

"Bakın, Esatoğlu'nu 'Halk Mahkemesi'nde yargılayarak infaz ettiğimiz için burjuva yasalarına hiç aldırmadığımız gibi, Bulunmaz'ı da 'Halk Mahkemesi'nde yargılayarak yine burjuva yasalarına hiç aldırmadık!"

Belki de haklı olabilirlerdi! Ancak, Coşkun Büktel'in ve benim verdiğim mücadeleler sonucu seve seve olmasa da, söke söke bizim hakkımızda (daha çok benim hakkımda) onlarca (Yoksa yüz mü?) kez soruşturma, kovuşturma, dâvâ başlatıp, ayrıca manevî tazminat dâvâları da açtılar... 

Demek ki neymiş? 

1 - Esatoğlu'na karşı "TACİZCİSİN..." kampanyası başlattıktan sonra mahkemeye gitmediklerine göre Esatoğlu tacizci değil; kendileri iftiracı.

2 - Coşkun Büktel ve benim hakkımda pis bir "ENTELEKTÜEL VE HUKUKSAL LİNÇ KAMPANYASI" başlatmakla yetinmeyip, dâvâ açtıklarına göre demek ki biz azılı suçluyuz(!) İlk dâvâda "BERAAT" 
ettiğimde zıvanadan çıkan LİNÇÇİLER, peş peşe onlarca soruşturma, kovuşturma başlatmakla birlikte, buna koşut "MANEVÎ TAZMİNAT DÂVÂLARI" açtılar!... (Yüze yakın soruşturma-kovuşturma-manevî tazminat dâvâsıyla boğuşurken, bir yandan da karşı dâvâlar açabilecek gücü kendimde bulabilmem "mucize" idi. Çünkü hiçbir hukukî yardım almadığım gibi, eteklerindeki hukukî kırıntılarla geviş getiren entellerin dantelli beyinleriyle de zaman yitiriyordum!...) Şu ân itibariyle, Mustafa Şükrü Demirkanlı'ya yedi, Gülhan Avşar Demirkanlı'ya iki, İsmail Can Törtop'a iki ve Levent Çağlayan'a bir dâvâ açtım!... Daha onlarca (Yoksa yüzlerce mi?) dâvâ açacağım. Ben "KISASA KISAS"ı çok seviyorum!

3 - LİNÇ imzacılarının hiçbiri benim hakkımda "İFTİRA SUÇU" ve 
"TEHDİT SUÇU" gibi yüz kızartıcı suçlardan asla dâvâ açtırmadılar, açamadılar. Ben, Gülhan Avşar Demirkanlı'yı İstanbul 24. Asliye Ceza Mahkemesi'nde "İFTİRA SUÇU SANIĞI" olarak yargılatırken buna koşut olarak İstanbul 24. Asliye Hukuk Mahkemesi'nde de "İFTİRA SUÇU SANIĞI" sıfatına dayandırdığım 100.000,00 TL'lik "fahiş düzeyli" bir "MANEVÎ TAZMİNAT DÂVÂSI" açtım. "ASILSIZ İHBARCI" Mustafa Şükrü Demirkanlı'yı hem İstanbul 40. Asliye Ceza Mahkemesi'nde "HAKARET, İFTİRA, TEHDİT SUÇU SANIĞI" olarak yargılatırken, hem de İstanbul 6. Asliye Hukuk Mahkemesi'nde 50.000,00 TL'lik, ayrıca İstanbul 23. Asliye Hukuk Mahkemesi'nde 100.000,00 TL'lik ona "MANEVÎ TAZMİNAT DÂVÂSI" açtım!...

4 - Bana karşı başlatılan "ENTELEKTÜEL VE HUKUKSAL LİNÇ KAMPANYASI" sürecinde Demirkanlı Ailesi'ne "yardım ve yataklık eden" LİNÇ imzacısı Tiyatro Dünyası Sitesi Sahibi İsmail Can Törtop'u İstanbul 2. Sulh Ceza Mahkemesi'nde "KAMU HUKUKU DÂVÂSI" ile yargılatıyorken, kendisinden 110.000,00 TL istediğim "MANEVÎ TAZMİNAT DÂVÂSI" eylemimi de yine İstanbul 23. Asliye Hukuk Mahkemesi'nde sürdürüyorum... Levent Çağlayan da İstanbul 8. Sulh Ceza Mahkemesi'nde yargılatıyorum. Ondan 120 BİN TL isteyeceğim!

5 - Şimdi (hemen değil) sırada "ASILSIZ İHBARCI" Demirkanlı'nın vekili Avukat Reyhan Kayışlı var. Çünkü, dünyanın en son "TACİZCİ" kişisine "TACİZCİ" demenin ciddî bir yaptırımı olmalı. Vira bismillah!

6 - "Halk Mahkemesi olmadı Burjuva Mahkemesi verelim!" diyebilen "LİNÇ KAMPANYASI" dostları, Esatoğlu'nun "TACİZCİ" olduğuna kendileri de asla inanmıyorlar. Onların tek derdi var; gerçekçi ve sosyalist sanatçıları kültür alanından sürmek. Ancak bana sökmez!...

Sosyalist Sanatçı Hilmi Bulunmaz

***

Ekşi Sözlük'ten bir tadımlık Mehmet Esatoğlu aktaralım ki anlaşılsın:

Avni
9 Nisan 2008

Söz konusu adamla on sene tiyatro yapmış ve hâlâ yapmakta olan dostlarım var. Çoğu da kadın ne hikmetse. Ve tabiri caizse herhangi bir taciz durumunda yaygarayı basacak tipler. Gittiğim her provada, prova alanında "taciz" şöyle dursun, resmen kan akıyordu, çalışılan oyunu adam etmek adına. Üstelik alana girenin çıkanın haddi hesabı yok. Benim gibi dış kapının dış mandalı biri bile oradaydı. Dahası röportajlarda mevcut provalardan birinde ben de bulunmuştum, izleyici olarak. Taciz ne kelime, adam henüz ayakta duramayan bir hilkat garibesini sahneye ikna etmeye çalıştı durdu. Bir dolu öyküler yazdı onu seçtiği oyun parçasına inandırmak için. Hatun ne yapsa beğenirsiniz? Prova içinde söylenmesi muhtemel cümleleri kırpıp kırpıp vermiş veriştirmiş. Üstelik benim ve yanımdaki oyuncu arkadaşın orada olduğunu bile hatırlamıyor, yalnızdık vs. demiş. Nedense kasıt arıyorum, tanığı olduğum için belki de. Zira nedir bu ofke? Barısarock'ta "ALANDA TACİZCİ VAR ARKADAŞLAR!" deyip bir sürü konudan bîhaber yavruyu adamın üstüne salacak kadar büyük bir öfke... Esatoglu'nun yaptığı işler rahatsız etmiş olmalı bazı çevreleri.


(Kaynak: Ekşi Sözlük)