kazanan yalnızdır sorgusu için yayınlar alaka düzeyine göre sıralanmış olarak gösteriliyor. Tarihe göre sırala Tüm yayınları göster
kazanan yalnızdır sorgusu için yayınlar alaka düzeyine göre sıralanmış olarak gösteriliyor. Tarihe göre sırala Tüm yayınları göster

2 Kasım 2012 Cuma

Sosyalist Sanatçı Hilmi Bulunmaz, üzerinde 22.5 TL'lik bir etiket bulunmasına karşın, oğlu Cemal Bulunmaz'ın sadece 5 TL'ye satın almış olduğunu öğrendiği Paulo Coelho'nun "Kazanan Yalnızdır" kitabını okuduktan sonra şöyle düşündü: "Kapitalizmin ilelebet muhafaza ve müdafaa edilmesi için meta estetiği üreten yazarların kitaplarını halka satarak, kapitalizmi yeniden üreten Can Yayınları, tapon kitaplarını, üzerinde onlarca lira etiket fiyatı olmasına karşın, sadece beş liraya satıp, geniş emekçi kitleye pembe düşlerle bezenmiş sınıf atlama arzusu şırınga ediyor!"

Bugün, Uzak Doğu gezisi kapsamında Çin'in Shenzhen kentinde bulunan oğlum Cemal Bulunmaz'la saatlerce görüştüm. Havadan sudan, kültürden sanattan, siyasetten ticaretten dem vurduğumuz sohbette, sıra Paulo Coelho tarafından kaleme alınmış "Kazanan Yalnızdır" kitabına da geldi. Bir şarkı sözü tadının ötesinde hiçbir tat içermeyen, roman demeye binlerce şahit gerektiren "Kazanan Yalnızdır" kitabını neden satın aldığını sorduğum oğlum, hiçbir ikirciklenmeye asla düşmeksizin, tam tamına şu sözleri söyledi:

"Bir kitapçıya girdim ve bu kitabın 5 TL olduğunu görür görmez, bu kitapla birlikte birçok Can Yayınları kitabı daha satın aldım."

Nedenini sordum ve yanıtladı:

"Uzun zamandır karar verdiğim, ancak, bugünlerde uygulamaya başladığım, Türkçe kitap okumama kararımı geciktirmek için, toplu kitap satın almak istiyordum ve bu refleksle hareket ettim."

Satın aldığı kitapları hızla okuyup bitirince, şimdi, sadece "yabancı kitaplar" okuma sürecine giren oğluma herhangi bir şey söyleme gereksinimi duymamakla birlikte, şarkı sözü tadını bile aşamayan kitaplar satarak, emekçi halka pembe sınıf atlama düşleri armağan eden Can Yayınları, beni oldukça düşündürmeye başladığı için, bir de ben, şu "Kazanan Yalnızdır" kitabını sakince okumak istedim. 

Ve...

Can Yayınları'nın, sade suya tirit ve imgeden yoksun kitapları, "roman" damgasıyla piyasaya sürmesi hiç hoşuma gitmiyor!

Sosyalist Sanatçı Hilmi Bulunmaz

***

Ayrıca bakınız:


Hilmi Bulunmaz, yayıncılıkta "tek" kaldığı için aksamalar oluyor!

Hangi ülkeye giderse gitsin, öncelikle uçak kanadının yakınında oturmayı yeğleyen "Gezen Tilki" Cemal Bulunmaz, İstanbul'dan Cakarta'ya giderken, yine uçak kanadına yakın bir koltukta oturdu!

Hilmi Bulunmaz'ın en büyük yardımcısı Cemal Bulunmaz, başta Çin, Endonezya, Hong Kong, Malezya olmak üzere, Uzak Doğu gezisinde olduğu için, yayınımızda büyük aksamalar oluyor!

Cemal Bulunmaz, Malezya'daki güzel binaların fotoğraflarını çekti!


Gezgin Cemal Bulunmaz, Endonezya, Malezya ve Hong Kong'dan sonra Çin'e geçerek, Çin'deki fabrika işçileriyle iletişime girdi!


Cemal Bulunmaz'ın Karanlık Ev ve Şiirleri 1996'da yayınlanmıştı!

Mistik konuları çağdaş söylemle dile getiren Paulo Coelho yazdı!

Sosyalist Sanatçı Hilmi Bulunmaz yeni okuduğu kitap için diyor ki: "Paulo Coelho, 'Kazanan Yalnızdır' romanını yazarken, okura büyük bir yazınsal tat katmak yerine, kasasındaki boşluklara dolar doldurmak için gayret ettiğinden, bu kitap okunmasa da olabilir!"

Hilmi Bulunmaz diyor ki: "Bu kitabı okumak, bir gram bal için bir kilo keçiboynuzu çiğnemeye benzeyen bir eylemi çağrıştırsa da, 'Kazanan Yalnızdır' romanında düşündürücü imgeler de var!"

Can Yayınları'nın yayınladığı "Kazanan Yalnızdır"da ilginç bir söz!

Bulunmaz Tiyatro Genel Sanat Yönetmeni Sosyalist Sanatçı Hilmi Bulunmaz, aşağıda fotoğrafını gördüğünüz kitabı okuyup bitirince şöyle düşündü: "Brezilyalı şarkı sözü yazarı Paulo Coelho, 'aynı zamanda İsviçre'nin Davos kentindeki Dünya Ekonomik Forumu'nu düzenleyen Schwab Vakfı'nın yönetim kurulunda' olmanın verdiği büyük rahatlıkla, yamalı bohça görünümlü betimleme ve imgelerle bezediği düzeyi düşük kitaplarını 'roman' diye pazarlayabiliyor!..."

1 Kasım 2012 Perşembe

Bulunmaz Tiyatro Genel Sanat Yönetmeni Sosyalist Sanatçı Hilmi Bulunmaz, aşağıda fotoğrafını gördüğünüz kitabı okuyup bitirince şöyle düşündü: "Brezilyalı şarkı sözü yazarı Paulo Coelho, 'aynı zamanda İsviçre'nin Davos kentindeki Dünya Ekonomik Forumu'nu düzenleyen Schwab Vakfı'nın yönetim kurulunda' olmanın verdiği büyük rahatlıkla, yamalı bohça görünümlü betimleme ve imgelerle bezediği düzeyi düşük kitaplarını 'roman' diye pazarlayabiliyor!..."

Brezilyalı yazar Paulo Coelho, kendisinin "roman" dediği "Kazanan Yalnızdır" kitabının sonlarına doğru söylediği şu sözü, sanki kendisini tanımlamak için dile getirmiş:

"Sanatçılar, herkesin, 'Bu iş olmaz. Böyle şeylerle kimse ilgilenmez,' dediği kitaplar yazıp filmler çekerler ve sonunda popüler kültürün ikonları olurlar."


(Kaynak: Paulo Coelho, Kazanan Yalnızdır, Celâl Üster, Can Yayınları, sf. 331)

***

Ayrıca bakınız:

Mistik konuları çağdaş söylemle dile getiren Paulo Coelho yazdı!

Sosyalist Sanatçı Hilmi Bulunmaz yeni okuduğu kitap için diyor ki: "Paulo Coelho, 'Kazanan Yalnızdır' romanını yazarken, okura büyük bir yazınsal tat katmak yerine, kasasındaki boşluklara dolar doldurmak için gayret ettiğinden, bu kitap okunmasa da olabilir!"

Hilmi Bulunmaz diyor ki: "Bu kitabı okumak, bir gram bal için bir kilo keçiboynuzu çiğnemeye benzeyen bir eylemi çağrıştırsa da,'Kazanan Yalnızdır' romanında düşündürücü imgeler de var!"

Can Yayınları'nın yayınladığı "Kazanan Yalnızdır"da ilginç bir söz!

26 Kasım 2012 Pazartesi

Bulunmaz Tiyatro Genel Sanat Yönetmeni Sosyalist Sanatçı Hilmi Bulunmaz, Hristiyan Paulo Coelho'nun biyografisini konu edinen Fernando Morais'in "Bir Savaşçının Yaşamı" kitabını okuyor hâlâ!

Edebiyatı bir sanat olarak algılayıp, bu ciddi sanatla emekçi kitlelerin bilinçlenmesine katkıda bulunmak yerine, padişahların güzel zaman geçirmelerini sağlamak için ömürlerini iktidarların keyfine göre ayarlayan "musahip" göreviyle karşı karşıya kalmış tatlı konuşmalar uzmanı kişilere benzeyen Paulo Coelho'nun, başta "Kazanan Yalnızdır" kitabı olmak üzere romanlarını okumanın yanı sıra, bu "musahip" kişinin hayatını da merak ettiğim için, Fernando Morais'in yazdığı "Paulo Coelho / Bir Savaşçının Yaşamı" kitabını okumaya başladım. Dünya görüşlerimiz birbirine uyum sağlamasa da, Hristiyan sanatçı Paulo Coelho'nun yaşamındaki bazı ilginç durumları bir iki tümceyi geçmemeye gayret ederek zaman zaman okurlarıma sunacağım.

Çünkü...


Can Yayınları'nın yayınladığı kitabın başında şöyle bir söz var:


"Bu eserin Türkçe yayın hakları Sant Jordi Asaciados (Barselona, İspanya) aracılığıyla alınmıştır. Tüm hakları saklıdır. Tanıtım için yapılacak kısa alıntılar dışında yayıncının yazılı izni olmaksızın hiçbir yolla çoğaltılamaz."


Sosyalist Sanatçı Hilmi Bulunmaz


***


Ayrıca bakınız:


Hilmi Bulunmaz, yayıncılıkta "tek" kaldığı için aksamalar oluyor!


Hangi ülkeye giderse gitsin, öncelikle uçak kanadının yakınında oturmayı yeğleyen "Gezen Tilki" Cemal Bulunmaz, İstanbul'dan Cakarta'ya giderken, yine uçak kanadına yakın bir koltukta oturdu!


Hilmi Bulunmaz'ın en büyük yardımcısı Cemal Bulunmaz, başta Çin, Endonezya, Hong Kong, Malezya olmak üzere, Uzak Doğu gezisinde olduğu için, yayınımızda büyük aksamalar oluyor!


Cemal Bulunmaz, Malezya'daki güzel binaların fotoğraflarını çekti!


Gezgin Cemal Bulunmaz, Endonezya, Malezya ve Hong Kong'dan sonra Çin'e geçerek, Çin'deki fabrika işçileriyle iletişime girdi!


Cemal Bulunmaz'ın Karanlık Ev ve Şiirleri 1996'da yayınlanmıştı!


Mistik konuları çağdaş söylemle dile getiren Paulo Coelho yazdı!


Sosyalist Sanatçı Hilmi Bulunmaz yeni okuduğu kitap için diyor ki: "Paulo Coelho, 'Kazanan Yalnızdır' romanını yazarken, okura büyük bir yazınsal tat katmak yerine, kasasındaki boşluklara dolar doldurmak için gayret ettiğinden, bu kitap okunmasa da olabilir!"


Hilmi Bulunmaz diyor ki: "Bu kitabı okumak, bir gram bal için bir kilo keçiboynuzu çiğnemeye benzeyen bir eylemi çağrıştırsa da, 'Kazanan Yalnızdır' romanında düşündürücü imgeler de var!"


Can Yayınları'nın yayınladığı "Kazanan Yalnızdır"da ilginç bir söz!


Bulunmaz Tiyatro Genel Sanat Yönetmeni Sosyalist Sanatçı Hilmi Bulunmaz, aşağıda fotoğrafını gördüğünüz kitabı okuyup bitirince şöyle düşündü: "Brezilyalı şarkı sözü yazarı Paulo Coelho, 'aynı zamanda İsviçre'nin Davos kentindeki Dünya Ekonomik Forumu'nu düzenleyen Schwab Vakfı'nın yönetim kurulunda' olmanın verdiği büyük rahatlıkla, yamalı bohça görünümlü betimleme ve imgelerle bezediği düzeyi düşük kitaplarını 'roman' diye pazarlayabiliyor!..."


Sosyalist Sanatçı Hilmi Bulunmaz, üzerinde 22.5 TL'lik bir etiket bulunmasına karşın, oğlu Cemal Bulunmaz'ın sadece 5 TL'ye satın almış olduğunu öğrendiği Paulo Coelho'nun "Kazanan Yalnızdır" kitabını okuduktan sonra şöyle düşündü: "Kapitalizmin ilelebet muhafaza ve müdafaa edilmesi için meta estetiği üreten yazarların kitaplarını halka satarak, kapitalizmi yeniden üreten Can Yayınları, tapon kitaplarını, üzerinde onlarca lira etiket fiyatı olmasına karşın, sadece beş liraya satıp, geniş emekçi kitleye pembe düşlerle bezenmiş sınıf atlama arzusu şırınga ediyor!"

29 Kasım 2012 Perşembe

Hilmi Bulunmaz, romancıların hayatlarını da okumayı sürdürüyor!

Fernando Morais, "Paulo Coelho / Bir Savaşçının Yaşamı" kitabının yetmiş sekizinci sayfasından tadımlık:

"Siz burada bakım için atölyeye giren birer makinesiniz. Bütün parçalarınız teker teker sökülebilir. Çıkacak pislikten korkmayın. Önemli olan, her bir parçayı mutlak bir dürüstlükle tekrar yerli yerine koyabilmenizdir."


***


Ayrıca bakınız:

Hilmi Bulunmaz, yayıncılıkta "tek" kaldığı için aksamalar oluyor!

Hangi ülkeye giderse gitsin, öncelikle uçak kanadının yakınında oturmayı yeğleyen "Gezen Tilki" Cemal Bulunmaz, İstanbul'dan Cakarta'ya giderken, yine uçak kanadına yakın bir koltukta oturdu!

Hilmi Bulunmaz'ın en büyük yardımcısı Cemal Bulunmaz, başta Çin, Endonezya, Hong Kong, Malezya olmak üzere, Uzak Doğu gezisinde olduğu için, yayınımızda büyük aksamalar oluyor!

Cemal Bulunmaz, Malezya'daki güzel binaların fotoğraflarını çekti!

Gezgin Cemal Bulunmaz, Endonezya, Malezya ve Hong Kong'dan sonra Çin'e geçerek, Çin'deki fabrika işçileriyle iletişime girdi!


Cemal Bulunmaz'ın Karanlık Ev ve Şiirleri 1996'da yayınlanmıştı!

Mistik konuları çağdaş söylemle dile getiren Paulo Coelho yazdı!

Sosyalist Sanatçı Hilmi Bulunmaz yeni okuduğu kitap için diyor ki: "Paulo Coelho, 'Kazanan Yalnızdır' romanını yazarken, okura büyük bir yazınsal tat katmak yerine, kasasındaki boşluklara dolar doldurmak için gayret ettiğinden, bu kitap okunmasa da olabilir!"

Hilmi Bulunmaz diyor ki: "Bu kitabı okumak, bir gram bal için bir kilo keçiboynuzu çiğnemeye benzeyen bir eylemi çağrıştırsa da, 'Kazanan Yalnızdır' romanında düşündürücü imgeler de var!"

Can Yayınları'nın yayınladığı "Kazanan Yalnızdır"da ilginç bir söz!

Bulunmaz Tiyatro Genel Sanat Yönetmeni Sosyalist Sanatçı Hilmi Bulunmaz, aşağıda fotoğrafını gördüğünüz kitabı okuyup bitirince şöyle düşündü: "Brezilyalı şarkı sözü yazarı Paulo Coelho, 'aynı zamanda İsviçre'nin Davos kentindeki Dünya Ekonomik Forumu'nu düzenleyen Schwab Vakfı'nın yönetim kurulunda' olmanın verdiği büyük rahatlıkla, yamalı bohça görünümlü betimleme ve imgelerle bezediği düzeyi düşük kitaplarını 'roman' diye pazarlayabiliyor!..."

Sosyalist Sanatçı Hilmi Bulunmaz, üzerinde 22.5 TL'lik bir etiket bulunmasına karşın, oğlu Cemal Bulunmaz'ın sadece 5 TL'ye satın almış olduğunu öğrendiği Paulo Coelho'nun "Kazanan Yalnızdır" kitabını okuduktan sonra şöyle düşündü: "Kapitalizmin ilelebet muhafaza ve müdafaa edilmesi için meta estetiği üreten yazarların kitaplarını halka satarak, kapitalizmi yeniden üreten Can Yayınları, tapon kitaplarını, üzerinde onlarca lira etiket fiyatı olmasına karşın, sadece beş liraya satıp, geniş emekçi kitleye pembe düşlerle bezenmiş sınıf atlama arzusu şırınga ediyor!"


Bulunmaz Tiyatro Genel Sanat Yönetmeni Sosyalist Sanatçı Hilmi Bulunmaz, Hristiyan Paulo Coelho'nun biyografisini konu edinen Fernando Morais'in "Bir Savaşçının Yaşamı" kitabını okuyor hâlâ!


Hilmi Bulunmaz, "Bir Savaşçının Yaşamı"nı okumayı sürdürüyor!

27 Kasım 2012 Salı

Hilmi Bulunmaz, "Bir Savaşçının Yaşamı"nı okumayı sürdürüyor!

Fernando Morais, "Paulo Coelho / Bir Savaşçının Yaşamı" kitabının yirmi beşinci sayfasında diyor ki:

"Kolombiya'daki Marksist gerillaların siyasî mahkûmları takas etmek için aldıkları rehineler olayında, Coelho gerillaları açıkça destekledi."


***

Ayrıca bakınız:


Hilmi Bulunmaz, yayıncılıkta "tek" kaldığı için aksamalar oluyor!


Hangi ülkeye giderse gitsin, öncelikle uçak kanadının yakınında oturmayı yeğleyen "Gezen Tilki" Cemal Bulunmaz, İstanbul'dan Cakarta'ya giderken, yine uçak kanadına yakın bir koltukta oturdu!


Hilmi Bulunmaz'ın en büyük yardımcısı Cemal Bulunmaz, başta Çin, Endonezya, Hong Kong, Malezya olmak üzere, Uzak Doğu gezisinde olduğu için, yayınımızda büyük aksamalar oluyor!


Cemal Bulunmaz, Malezya'daki güzel binaların fotoğraflarını çekti!


Gezgin Cemal Bulunmaz, Endonezya, Malezya ve Hong Kong'dan sonra Çin'e geçerek, Çin'deki fabrika işçileriyle iletişime girdi!


Cemal Bulunmaz'ın Karanlık Ev ve Şiirleri 1996'da yayınlanmıştı!


Mistik konuları çağdaş söylemle dile getiren Paulo Coelho yazdı!


Sosyalist Sanatçı Hilmi Bulunmaz yeni okuduğu kitap için diyor ki: "Paulo Coelho, 'Kazanan Yalnızdır' romanını yazarken, okura büyük bir yazınsal tat katmak yerine, kasasındaki boşluklara dolar doldurmak için gayret ettiğinden, bu kitap okunmasa da olabilir!"


Hilmi Bulunmaz diyor ki: "Bu kitabı okumak, bir gram bal için bir kilo keçiboynuzu çiğnemeye benzeyen bir eylemi çağrıştırsa da, 'Kazanan Yalnızdır' romanında düşündürücü imgeler de var!"


Can Yayınları'nın yayınladığı "Kazanan Yalnızdır"da ilginç bir söz!


Bulunmaz Tiyatro Genel Sanat Yönetmeni Sosyalist Sanatçı Hilmi Bulunmaz, aşağıda fotoğrafını gördüğünüz kitabı okuyup bitirince şöyle düşündü: "Brezilyalı şarkı sözü yazarı Paulo Coelho, 'aynı zamanda İsviçre'nin Davos kentindeki Dünya Ekonomik Forumu'nu düzenleyen Schwab Vakfı'nın yönetim kurulunda' olmanın verdiği büyük rahatlıkla, yamalı bohça görünümlü betimleme ve imgelerle bezediği düzeyi düşük kitaplarını 'roman' diye pazarlayabiliyor!..."


Sosyalist Sanatçı Hilmi Bulunmaz, üzerinde 22.5 TL'lik bir etiket bulunmasına karşın, oğlu Cemal Bulunmaz'ın sadece 5 TL'ye satın almış olduğunu öğrendiği Paulo Coelho'nun "Kazanan Yalnızdır" kitabını okuduktan sonra şöyle düşündü: "Kapitalizmin ilelebet muhafaza ve müdafaa edilmesi için meta estetiği üreten yazarların kitaplarını halka satarak, kapitalizmi yeniden üreten Can Yayınları, tapon kitaplarını, üzerinde onlarca lira etiket fiyatı olmasına karşın, sadece beş liraya satıp, geniş emekçi kitleye pembe düşlerle bezenmiş sınıf atlama arzusu şırınga ediyor!"


Bulunmaz Tiyatro Genel Sanat Yönetmeni Sosyalist Sanatçı Hilmi Bulunmaz, Hristiyan Paulo Coelho'nun biyografisini konu edinen Fernando Morais'in "Bir Savaşçının Yaşamı" kitabını okuyor hâlâ!

28 Ekim 2012 Pazar

Hilmi Bulunmaz diyor ki: "Bu kitabı okumak, bir gram bal için bir kilo keçiboynuzu çiğnemeye benzeyen bir eylemi çağrıştırsa da, 'Kazanan Yalnızdır' romanında düşündürücü imgeler de var!"

Kadın, gözlerini fotoğraflardan ayırmadan, "Biliyorum," diyor. "Bunlar sana bir servete mal olmuş olmalı. Millet böyle portfolyolar hazırlayarak, CV'ler yazarak, oyunculuk kursları açarak köşeyi dönüyor, senin gibi kendini beğenmişlerin sırtından para kazanıyor."

(Kaynak: Paulo Coelho, Kazanan Yalnızdır, Celâl Üster, Can Yayınları, sf. 90)

***

Ayrıca bakınız:


Mistik konuları çağdaş söylemle dile getiren Paulo Coelho yazdı!


Sosyalist Sanatçı Hilmi Bulunmaz yeni okuduğu kitap için diyor ki: "Paulo Coelho, 'Kazanan Yalnızdır' romanını yazarken, okura büyük bir yazınsal tat katmak yerine, kasasındaki boşluklara dolar doldurmak için gayret ettiğinden, bu kitap okunmasa da olabilir!"

20 Aralık 2012 Perşembe

Bulunmaz Tiyatro'dan Cemal Bulunmaz, Rusça olarak hazırladığı "Vitrindeki Adam" oyununu Şubat 2012'de Kostroma, Moskova ve Petersburg kentlerinde sahnelemek için mekân arayışı sürecinde!

VİTRİNDEKİ ADAM

Sahnede bir tek kişinin zar zor ayakta durabileceği bir vitrin vardır. Vitrinin içinde bir ışıkla aydınlatılan ve âdeta donup kalmış bir kişi donuk gözlerle izleyicilere bakmaktadır. Vitrinin ışığı ağır ağır yükselerek yanmaya başlar ve tam anlamıyla yandıktan hemen sonra, bir nokta ışıkla vitrin ayrıca aydınlatılır. Vitrindeki adam, yavaş yavaş "çözülür" ve çok ağır hareket ederek, vitrinin izleyicilere doğru olan "kapısını" açarak küçük bir adım atar.

- Ben, tam otuz yaşında biriyim. Bu yaşa dek evlenemememin bir tek nedeni var: Tanıştığım bütün kızlar, beni âdeta bir vitrin mankeni olarak görüyorlar. Benimle tanışır tanışmaz, söze şöyle başlıyorlar: "Ay canım, biliyor musun? Şu karşıdaki mağazanın vitrinindeki mankene ne kadar benziyorsun! Hani, üzerinde 1000 Euro'luk bir takım elbise olan mankene!" Ben, bana yaklaşan kızların, bana bir vitrin mankeni muamelesi yapmalarına, tabii ki, ilk zamanlar çok şaşırıyordum. Ancak, ilk tanıştığım birkaç kızdan sonra, herkesin, ama istisnasız herkesin aynı biçimde bana yaklaşmaları sonucu, artık hiçbir şaşkınlık yaşamıyorum. Hattâ, bazen beni vitrin mankenine benzetmekte çok ağır davranıp, konuya geç giren kızlarla tanıştığımda, canım ne kadar sıkılıyor asla bilemezsiniz!

Adam, ileri doğru attığı küçük adımı tekrar gerisin geriye atıp, vitrin "kapısını" ağır ağır kapatır. Sahne ışığı yavaşça karardıktan sonra, vitrinin ışığı da hiç acelesi olmayan amaçsız ve yaşlı bir kişinin rahatlığıyla yavaş yavaş kararır. Ardından, önce vitrindeki ışık ve daha sonra sahne ışığı yeniden yanar.

- Ben, tam otuz yaşında biriyim. Bu yaşa dek evlenemememin bir tek nedeni var: Tanıştığım bütün kızları âdeta birer vitrin mankeni olarak görüyorum. Onlarla tanışır tanışmaz söze şöyle başlıyorum: "Ay canım, biliyor musun, şu karşıdaki mağazanın vitrinindeki mankene ne kadar benziyorsun?! Hani, üzerinde 1000 Euro'luk kırmızı bir iç çamaşırı olan mankene!" Kendilerine yaklaştığım kızlara bir vitrin mankeni muamelesi yapmak, tabii ki, ilk zamanlar beni çok terletiyordu. Ancak, ilk tanıştığım birkaç kızdan sonra, herkesin, ama istisnasız herkesin aynı biçimde tepki gösterdiğini görmem sonucu, artık hiçbir şaşkınlık yaşamıyorum. Hattâ, bazen kendilerini vitrin mankenine benzetmekte çok ağır davranıp, konuya geç girdiğimde, kızların canları çok sıkılıyor...

Sahne ışığı söner. Aradan çok kısa bir zaman geçtiğinde ışık yeniden yanar ve adam vitrinden tam olarak çıkıp, vitrinin etrafında amaçsızca birkaç tur atar.

- Bir ay önce, kentin en büyük caddesinin en büyük kitapçı dükkânının yakınındaki en büyük lokantaya girip karnımı doyurmak istedim. Ancak, bütün masalar tıka basa doluydu. Sadece bir tek masada, yalnızca bir tek sandalye boştu ve tam tamına beş kız kendi aralarında biraz fısıltılı bir biçimde konuşup, kıs kıs gülüyorlardı. Garson, hâlime acımış olmalı ki, kaş göz işâreti yaparak, altı kişilik masada oturan beş kişilik kız grubunun yanı başlarında bulunan boş sandalyeyi görmemi istiyordu. Kalabalık yerlerde bulunmaktan hiçbir zaman hoşlanmayan bir ruh yapısına sahip olduğum için, bir ân, lokantadan hızla uzaklaşmayı düşündüm. Ancak, yanımda şemsiye yoktu ve hava acayip bir durumdaydı. Havada yağmur mu, kar mı, yoksa sulu kar mı olduğunu pek kestiremediğim korkunç bir yağış vardı. Çok acıkmış ve olağanüstü ıslanmıştım. Altı kişilik masadaki beş kızın yanlarında beş tane şemsiye, beş tane şapka, beş tane manto vardı ve vestiyer ağzına dek dolu olduğu için, kızların şemsiyeleri, şapkaları, mantoları, boş olan o sandalyede üst üste istiflenmişti. Ben, bütün bu gözlemleri yapıp, bütün bu şemsiyeleri, bütün bu şapkaları, bütün bu mantoları teker teker sayarken, bana sürekli olarak kaş göz işâreti yapan garson, artık dayanamayıp, burnumun dibine dek geldi ve sağı ayağıyla sol ayağımın nasırına çok sert bir biçimde basarak, bana o masayı, o beş kızı ve o boş sandalyeyi işâret etti. Tabii ki, bu "boş sandalye" lâfı sadece ağzıma gelen bir lâf. Çünkü, beş tane şemsiye, beş tane şapka, beş tane manto altında inim inim inleyen o zavallı boş sandalye, kızların geniş, sıcak ve terli kıçları altında ezilmekten büyük bir zevk duyan o beş sandalyeyi buram buram kıskanıyordu. Ben, garsona dönerek, neden kendisinin benim adıma konuşup, kızlardan bir sandalyelik ve sadece on dakikalık bir işgâliyeden bahsetmediğini sordum. Garson, kaş göz işâretlerine devam ediyor ve bana bir şeyler anlatmaya çalışıyordu. Neyse, bir başka garson gelip, hem benim ve hem de o garsonun imdadına yetişti. Meğerse o garson, dün öğle servisini yaparken, birdenbire küçük dilini yutup konuşamaz duruma düşmüş. Kentin bütün hastanelerini dolaşmalarına karşın, herhangi bir tedavi yöntemi bulunamamış. Ancak tedavi yöntemi arayışlarını sürdürüyorlar...

Işıklar kararır ve aradan on saniye geçtikten sonra tekrar yanar!

***

Not: Bu kısa metin, oyundan alınmış küçük bir tadımlıktır!

***

Ayrıca bakınız:


Hilmi Bulunmaz, az önce oğlu Cemal'le telefonda şunları konuştu!

Cemal Bulunmaz, Malezya'daki güzel binaların fotoğraflarını çekti!

Çin'de her şey gayet net yada bu Cemal Bulunmaz'ın Shenzhen'i...

Sosyalist Sanatçı Hilmi Bulunmaz, üzerinde 22.5 TL'lik bir etiket bulunmasına karşın, oğlu Cemal Bulunmaz'ın sadece 5 TL'ye satın almış olduğunu öğrendiği Paulo Coelho'nun "Kazanan Yalnızdır" kitabını okuduktan sonra şöyle düşündü: "Kapitalizmin ilelebet muhafaza ve müdafaa edilmesi için meta estetiği üreten yazarların kitaplarını halka satarak, kapitalizmi yeniden üreten Can Yayınları, tapon kitaplarını, üzerinde onlarca lira etiket fiyatı olmasına karşın, sadece beş liraya satıp, geniş emekçi kitleye pembe düşlerle bezenmiş sınıf atlama arzusu şırınga ediyor!"

Cemal Bulunmaz'ın Uzak Doğu gezisi nedeniyle yayınımız aksıyor

Gezgin, oyuncu, şair Cemal Bulunmaz'ın yokluğunda aksıyoruz!

Gezgin Cemal Bulunmaz, Endonezya, Malezya ve Hong Kong'dan sonra Çin'e geçerek, Çin'deki fabrika işçileriyle iletişime girdi!

Şair Cemal Bulunmaz Uzak Doğu'da olduğu için yayınımız aksıyor

LİNÇÇİ orospu çocuğu olmayan Cemal Bulunmaz fotoğraf çekiyor!

Cemal Bulunmaz, bahçesindeki tiyatro dergisine işeyen kedinin işedikten sonra derginin üzerine oturduğunun fotoğrafını çekti!

21 Mart 2009 Cumartesi

Sol sansürcü Fazıl Say, sağ sansürcü AKP'li Ertuğrul Günay'dan hesap sorarken, sanatçı onuruyla değil, pazar payını yitirme korkusuyla hareket ediyor!

"...Say'ın, Nâzım Hikmet'i sansürleyerek bestelediğini, ilk kez Avrupa'da yaşayan değerli gazeteci Doğan Özgüden ortaya çıkarmıştı."

(Bakınız: Düzgören, "'Sansüre uğradım' demek için sansüre karşı olmak gerek")

***

"...Fazıl Say, hayatı boyunca istenen ödünleri daima vermeseydi, örneğin, Genco Erkal'la birlikte Nâzım'ın şiirinden Ermeni meselesine değinen dizeleri çıkararak Nâzım'ı sansür etmese veya sansür edilmesine boyun eğmeseydi (...) Say haksız dayatmalara boyun eğmesine izin vermeyen bir kişilikle dünyaya gelseydi; sanatsal yeteneği toplum ve devlet tarafından desteklenmiş ve dünya çapında lanse edilmiş olmayacaktı..."

(Bakınız: Büktel, "Say'ın sanatçı yalnızdır tartışması ve Büktel'den katkı")

***

"Nâzım Hikmet'i, Fazıl Say ve Genco Erkal'a sansürleme yetkisini kim verdi?"

"Nâzım'ın şiirlerinden biri, Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrası ve Fazıl Say eşliğinde, başarılı Nâzım yorumcusu olduğu iddia edilen tiyatro esnafı Genco Erkal'a sansürleterek okutturuldu."

"Genco Erkal'ın seslendirdiği şiirde (...) beş dize atlanmakta (sansür edilmekte)..."

"...Nâzım'ın dizelerinde dile getirdiği gerçeğin, üstelik de Türkiye'nin en ünlü Nâzım pazarlayıcısı aracılığıyla sansür edilmesi tek kelimeyle utanç vericidir. Rezalettir. Pespayeliktir. Sanata küfürdür..."

"Yönetimin sansürüne bilinçli destek sunan Fazıl Say ve Genco Erkal..."

(Bakınız: Bulunmaz, "Sansürcü Fazıl Say/Genco Erkal")

***

Yukarıda, Koray Düzgören, Coşkun Büktel ve Hilmi Bulunmaz'ın yazılardan alıntılar yaptık. İnsan belleğinin zayıflığına güvenen sansürcüler, kendi sansürlerini örterken, başkalarının sansürüne "göz dikiyorlar".

Türkiye tiyatrosunda sıkça rastladığımız bu duruma, "sol sansürcü" Fazıl Say'la, "sağ sansürcü" Ertuğrul Günay arasındaki "sansürsel ilişki"de de tanık oluyoruz. İbretlik haberi Milliyet gazetesinden aktarıyoruz. (HB)


Fazıl Say'dan Bakan Günay'a cevap

ANKA

Ünlü müzisyen Fazıl Say, Kültür Bakanı Ertuğrul Günay’ın “Bizim Nazım ile ilgili yaklaşımımız onun sırtından para kazanma gayretinde olanlarınkinden daha önemli." şeklindeki sözlerine yanıt verdi.

Say, "Sanatımı para için yapmadığımı beni tanıyan herkes bilir. Bu, bana yapılabilecek en haksız, en yanlış suçlamadır. Nazım’ın sırtından kazanan ben değilim" dedi.

Say, yaptığı açıklamada, NTV kanalında canlı yayınlanan “Haydi Gel Bizimle Ol" isimli programda "Nazım Oratoryosu"nun Frankfurt Kitap Fuarı’ında sahnelenmesinin iptal edildiğinin dile getirildiğini belirtti. Kültür Bakanı Sayın Ertuğrul Günay’ın, programa canlı olarak bağlandığı ve “Bizim Nazım ile ilgili yaklaşımımız onun sırtından para kazanma gayretinde olanlarınkinden daha önemli."dediği hatırlatıldı.

Say, açıklamasında Bakan Günay’ın tutumunu eleştirerek, "Kültür Bakanı Sayın Ertuğrul Günay, Frankfurt’ta Nazım Oratoryosunu iptal ederek, sanatçılara haksız bir davranışta bulunmuştur. Bu tarihi konulmuş ,broşürlerde basılmış, fuar kitapçığında ve basın toplantılarında anons edilmiş bir konserdir ve iptali karşılıklı anlaşmalara varmadan yasadışıdır. Bizler, bakanlığa dava açabiliriz ve muhtemelen de kazanırız. Nasıl bir müzisyen konser günü konsere gitmediğinde ağır cezalar almaktaysa, organizatör de, sanatçıyla anlaşmaya varmadan konseri iptal ettiğinde suçludur." dedi.

-PARAYI BEETHOVEN’DEN KAZANDIM"

- Say, açıklamasında şunları dedi:

“Nazım sırtından para kazananlar, derken sayın Bakan tam olarak kimi kastetti burası biraz muallakda kaldı. Genco Erkal ve benım katıldığım programa telefonla katılıp bu lafı ettiğine göre, bizi kastetmiş olması büyük olasılıktır. Kendisinden bu sözünü düzeltmesini bekliyorum. Sanatımı para için yapmadığımı beni tanıyan herkes bilir. Bu, bana yapılabilecek, en haksız, en yanlış suçlamadır. Her yıl yaklaşık 100 konser vermekteyim. Bunun 80 tanesi yurtdışındadır. Nazım Oratoryosunu ise “yılda en fazla 2 veya 3 kere" performe etmekteyiz. Benim gelir elde ettiğim bir proje değildir Nazım Oratoryosu. Hiç bir zaman da olmadı. Eser, bugune dek sadece bir kere yurtdışında, Moskova’da seslendirilmiştir. Eğer konu “birisinin sırtından para kazanmak" ise, Beethoven’ın sırtından 40 katını kazandığımı söyleyebilirim, mantık bu mantıksa..."

Say, "Nazım’ı performe ederken eşsiz anılar, eşsiz güzellikler yaşadım, benim için mühim olan budur." diye devam ettiği açıklamasında şunları söyledi:

"Eser, çok geniş bir kadroya sahip olduğu ve pahalı bir produksiyon olduğundan, hepimiz, asıl kaşelerimizden büyük indirimler yaptık yıllar boyu. Genco Erkal, 50 yıllık sanat yaşamında, hepimize Nazım’ı tanıtmış bir ustadır. Bunu para karşılığında yapmamıştır. Bakana sormalı, Genco Erkal zengin midir?"

Say açıklamasını şöyle tamamladı:

"Frankfurt konseri konusunda ise, menejerimizin verdiği rakam, hiç bir bütçe azaltma tartışmasına girilmeden, hiç bir “alternatif bütçe önerisi" getirilmeden, iptal edildiğine göre, ordaki asıl sorunun “maddiö olmadığını ben biliyorum. Sorun ideolojiktir. (Bakan’ın ilk açıklaması da zaten öyleydi. Nazım Rusya’ya yakışır ama Almanya’ya yakışmaz diyen kendısidir.) Kültür Bakanı, Türkiye’nin gerçek sanatçılarına çok ayıp etmiştir. Özür dilemelidir. Ayrıca, birilerinin, Nazım sırtından para kazanması bir kenara, kendisinin Nazım sırtından “Politik çıkar“ sağlamaya çalıştığı ve “karanlıklara karşı direnç göstermeye çalışan" bizleri ezmeye çalıştığı, bu konunun asıl odak noktasıdır."

(Kaynak: Milliyet)