rahmi dilligil sorgusu için yayınlar alaka düzeyine göre sıralanmış olarak gösteriliyor. Tarihe göre sırala Tüm yayınları göster
rahmi dilligil sorgusu için yayınlar alaka düzeyine göre sıralanmış olarak gösteriliyor. Tarihe göre sırala Tüm yayınları göster

17 Kasım 2014 Pazartesi

Coşkun Büktel, Türkiye tiyatrosunu karıştırmak için her yolu deniyor mu?

Hafızanıza Hakim Olamıyorsanız Trene Binmeyin :)


Canım arkadaşım Şehnaz Pak'la (Yıllar önce bir trafik kazasında yitirdiğimiz, Radikal'in deneyimli muhabiri), Atatürk Havaalanı'nda buluştuk. Hami Çağdaş aradı, "gelemiyorum" dedi, Hüseyin Sorgun aradı, "gelemiyorum" dedi..
Şehnaz gözlerime baktı… baktı… sonra fısıldar gibi "Mıçtık Musti, herkes iptal etti, bu işte kesin bit yeniği var, len bu Rahmi (Dilligil) bizi kesin Van Gölü'ne gömecek, biz de tüysek mi?" deyip kahkahayı bastı… O sıralar en yoğun muhalefeti ikimiz yapıyorduk, gerçekten de Dilligil ikimizi de sevmezdi…
Van Devlet Tiyatrosu Müdürü Nalan Örgüt'ün davetlisiydik, yanılmıyorsam Erhan Gökgücü'nün "Ramiz ile Jülide" oyununun galasıydı, Rahmi Dilligil'in dışında Erhan Gökgücü, Başrejisör Ferdi Merter, Ankara'dan bir iki eleştirmen vardı, gazeteci kimliği olmayan tek davetli Coşkun Büktel'di… Eski eşi davet etmiş, belki oğlunu görmeye belki de bir başka neden için oradaydı.
Aynı gün kaldığımız otelin roof'unda oturup (Coşkun Büktel ile)* biraz lafladık. O konuşmamızda, (Coşkun Büktel)* Devlet Tiyatrosu'na yönetmen olarak başvurduğunu ama dramaturg olarak almayı önerdiklerini, kendisinin de kabul etmediğini söyledi.
(Coşkun Büktel ile)* Bir tartışmamız sonrasında bunu yazmıştım, inkar edeceğini düşünmedim açıkçası, inkar etti, inkar etmekle kalmayıp bariz küfürlerle de bezedi… Haklıydı, güvenmemem gerektiği halde güvenmiş, yalan söylemeyeceğini ummuştum, olmadı tabii…
Saydırdı da Saydırdı... "Demirkanlı, 'sunuşunun' ikinci paragrafına şu yalanla başlıyor.
Efendim, Büktel, vakti zamanında -Rahmi Dilligil zamanında- Devlet Tiyatroları'na sanatçı kadrosundan girmek istemiş, oyunculuk yapmayacağına göre sanatçı kadrosuna giremeyeceği iletildiğinde de: 'Öyleyse ben de onlardan yönetmen kadrosu isterim!' demiş.
Peki bunu kime demişim? İstanbul DT müdürü Nesrin Kazankaya'ya… Peki Kazankaya'ya bunu söylediğimde, Kazankaya'nın genel müdürü Rahmi Dilligil miydi, yoksa Lemi Bilgin miydi? Lemi Bilgin'di… Oysa Demirkanlı, olayın Rahmi Dilligil zamanında geçtiğini özellikle vurguluyor. Dönem belirtmek zorunda olmadığı halde, cümlenin içine iki tire koyarak parantez açıyor ve cümlenin akışını bozarak, anlattığı olayın -Rahmi Dilligil zamanında- yaşandığını özellikle belirtiyor. Peki Demirkanlı bu adi yalana niçin başvuruyor?
Bu apaçık adi yalanın, yalandan çok daha öte, çok daha iğrenç ve sinsi bir yönü var. Demirkanlı, bu yalanla, beni, (şu günlerde zimmet suçundan mahkûm olmasıyla yeniden gündeme gelen) Rahmi Dilligil ile ilişkilendirmeye çalışıyor. Oysa 'sunuşunu' yaptığı yazımda Rahmi Dilligil'in adı yalnızca bir tek cümle içinde geçmektedir. O cümle de şundan ibaret (anlaşılır olması için, önündeki ve ardındaki cümleyle birlikte aktarıyorum):
'Dramaturg olarak girmek istesem, çok daha önce girerdim. Genel müdürken Rahmi Dilligil, eski eşim DT oyuncusu Nalan Örgüt ve DT yönetmeni Şakir Gürzumar aracılığıyla bana dramaturg kadrosunu teklif etmişti. Reddetmiştim.'
Yani, Demirkanlı'nın iddia ettiğinin tersine, ben, Rahmi Dilligil zamanında herhangi bir kadroya girmek için başvuru yapmadığım gibi, bana gelen teklifi de reddetmişim. Yani, Demirkanlı'nınki yalan değil, katmerli yalan. Dilligil zamanında benim öyle bir başvurum varsa, Demirkanlı belgelemek zorundaydı.
NOT: Devlet bütçesiyle bu şerefsiz iftiraları besleyen Lemi Bilgin ve Ayşenil Şamlıoğlu'nun tarih taksiratlarını affeder mi bilmem ama ben, kendi payıma affetmeyeceğim, çünkü:
Mustafa Demirkanlı'yı midesi kaldırabilen, Demirkanlı'dan iğrenmeyebilen herkesten, tüm samimiyetimle, iğreniyorum."
Valla, en küçük bir hicap duymadan ağzına geleni saydırdı, TEK TANIĞIM da kendisi olduğu için susup kaldım, TEK TANIĞIN kendisi olduğunu biliyordu, bildiği için de rahattı…
Tabii ki gerçeğin çok kötü bir huyu vardır, mutlaka ortaya çıkar bazen de en umulmadık biçimde…
"Hafızanız yalanınızı hatırlayamayacak kadar kötüyse, asla yalan söylememelisiniz." (C.B.) (1) Ne diyordu Büktel? "...ben, Rahmi Dilligil zamanında herhangi bir kadroya girmek için başvuru yapmadığım gibi, bana gelen teklifi de reddetmişim."
Geçenlerde, bana yönelttiği hakaretleri unuttuğu için belgesini kendi yayınladı. Ne denirdi? "Allahın sopası yok ki vursun" mu denirdi… :)
İşte, Büktel'in Rahmi Dilligil'e sunduğu "BAŞVURUsunun belgesi…
15 Şubat 2000
DT Genel Müdürlüğü’ne ANKARA
Sayın ilgili; sizin yönetiminizde artık hiçbir şeyin “eskisi gibi” olmayacağını umarak, kurumunuzda yönetmenlik görevi yapmak üzere sanatçı kadronuza dahil edilmemi, saygılarımla rica ederim.
Bu konuda olumlu karar alabilmeniz için gerekli veriler, bu dilekçenin eklerinde kolayca bulunabilir.
COŞKUN BÜKTEL
Cihangir cad. No: 28/6, Cihangir / İSTANBUL
Tel: 244 56 xx
Ekler:
1. THEOPE (oyun metni) kitap olarak.
2. TÜRK TİYATROSUNDAN İNSAN MANZARALARI (kitaplaşmış eleştiri yazıları)
3. SHAKESPEARE’SİZ HERİFLER (kitaplaşmış oyun metni)
4. ELEŞTİREN OYUNLAR (kitaplaşmış telif ve çeviri oyunlar antolojisi)
5. YÖNETMEN TİYATROSUNA KARŞI (eleştiri ve inceleme metni) tekst olarak. Bu metin, Başrejisör Ferdi Merter’dedir.
6. Cevat Çapan tarafından yazılmış bilirkişi görüşü.,
(NOT: Sayın Çapan’ın imzalı bilirkişi metninin fotokopisi bu facebook iletimizin ekindedir.)
Kısa bilgi notu: Ferdi Merter, Rahmi Dilligil göreve geldiği gün Başrejisör olmuştur (Eylül 1999), ilk söyleşiyi de tesadüfen ben yapmış, Merter,’i faka bastırarak ağzından bir manşet de çıkartmıştım: “Bizim Darbemiz İyidir” bugün bile şakalaşır o günü anarız. Rahmi Dilligil Aralık 2000 tarihinde tutuklandı.
15 Şubat 2000 (Büktel’in dilekçesini verdiği tarih) Eylül 1999 ile Aralık 2000 tarihlerinin arasında kalıyor, demek ki Coşkun Büktel Devlet Tiyatrosu’na “sanatçı kadrosundan, yönetmen olarak” girmek için Rahmi Dilligil’e başvurmuş, ben yalan söylememişim.
Peki, neden saklama gereği duymuş? Saklasın da bana neden o kadar çok küfretmiş?
İşte Coşkun Büktel, ne yapsa yeridir..
Mustafa Demirkanlı
Sonraki yazı: “Hamili kart yakinimdir”

(Kaynak: http://www.tiyatrodergisi.com.tr/?p=3320)

***

Oyun'un notu: * işâretli parantez içlerini biz ekledik!

24 Ekim 2013 Perşembe

Bulunmaz, ASILSIZ İHBARCI Demirkanlı'yla yarın hukuk maçı yapacak!

T.C.
İSTANBUL
10. SULH CEZA MAHKEMESİ YARGIÇLIĞI'NA

DOSYA NO: 2012/1758

KONU: 23 yıldır yayınladığı Tiyatro... Tiyatro... Dergisi'yle tüm Türkiye tiyatrosunu dezenforme edip, 7 dâvâdan yargılattığımız Mustafa Şükrü Demirkanlı'nın Türkiye hukukunu dezenforme ettiğini anlatma çabası!

Mustafa Şükrü Demirkanlı, dezenformasyon yöntemlerini sürekli olarak alışkanlık hâline getirebilmiş biridir. Kurucusu olduğu Tiyatro... Tiyatro... Dergisi'ne reklâm vermeyen yada verilmesinin usûlsüzlüğünü kanıtlayabilen kişilere karşı müthiş derecede acımasız davranan biridir. Her türlü olanağı kullanıp, resmî tiyatro kurumlarından mütemadiyen reklâm (PARA) alabilen Demirkanlı, kendisine karşı çıkarak, devletin, halkın, tüyü bitmemiş yetimin hakkına savunup, asla gereksiz reklâm (PARA) vermek istemeyen zamanın Devlet Tiyatroları Genel Müdürü İ. Rahmi Dilligil'e karşı her türlü hukuksuzluğu denemeye çalışmıştır...

Mustafa Şükrü Demirkanlı, BİRGün Gazetesi'nde köşe yazısı da yazabilme ayrıcalığına sahip olduğu için, bu gazetenin tüm olanaklarını kullanarak, İ. Rahmi Dilligil'e şantaj düzeyinde bile düşünülebilecek bir bağlam ve söylemle olağanüstü düşündürücü şöyle bir rol de biçmiştir:

"Aylar önce dikkat çekmiştim!

Son birkaç gündür İ. Rahmi Dilligil ve Sayın Bakan Atilla Koç yan yana anılmaya başladı. Oysa, bu tehlikeyi sezmiş ve aylar öncesinden başlayarak Sayın Bakan'ı uyarmaya çalışmıştım.


30 Mayıs tarihli BİRGün Gazetesi'ndeki köşemde 'Testi Kırılmadan' başlıklı yazımda Sayın Bakan'a şunları aktarmaya çalışmıştım:

'Devlet Tiyatroları Başrejisörü yaş haddinden emekliye ayrıldı ya, ricacılar bakanlık koridorlarına üşüşecektir, yakında sanatçı alım sınavları var, 'aman benim şu yakınım Devlet Tiyatroları sınavını kazansın' ricaları art arda geliyordur Bakan Koç'a. Aman ha, sakın ha Sayın Bakan, hiçbirine yüz vermeyin, her gelen ricacıya; 'Seni severim, çok da yardımcı olmak isterim ama sanatta torpil olmaz, olursa sanat olmaz.' deyin, hatta, gerek Başrejisör'lük ataması için gerekse sanatçı alım sınavlarında birilerinin birilerine ricacı olduğunu duyarsanız, kamuoyu önünde deşifre edin, 'Böyle sanatçı olmaz.' deyiverin. Sakın ha, sakın sanat yönetimine karışmayın, sizi karıştırmak isteyenleri de tersleyin gitsin.'

Ardından 4 Temmuz tarihinde yine BİRGün Gazetesi'nde, 'Bakan Koç'a Açık Mektup' başlıklı yazımda ise daha somut açıklamalarda bulunuyordum:

'Sorularım şunlar: İ. Rahmi Dilligil ile kaç kez görüştünüz? Sizden Devlet Tiyatroları ile ilgili atama talebinde bulundu mu? Örneğin eski eşini Ankara Devlet Tiyatrosu Müdürü yapmanızı istedi mi? Başrejisörlük için öneride bulundu mu? İstanbul Devlet Tiyatrosu Müdürlüğü için Altan Günbay'ın oğlu Tunç Günbay adına bir taleple geldi mi? İ. Rahmi Dilligil ile yaptığınız konuşmalarınız banda alınmış olabilir mi? İ. Rahmi Dilligil ile bu veya benzeri konularda konuştu iseniz, konuştuğunuz sırada Bakanlığınıza bağlı kuruluş olan Devlet Tiyatroları'nı, Genel Müdür iken dolandırdı iddiasıyla yargılanmasının devam ettiğini biliyor muydunuz? Yine Bakanlığınızın kararı ile aynı suçtan devlet memurluğundan atıldığından bilgi sahibi miydiniz?'

Tüm bunlar kamuya yansıdığına göre Sayın Bakan'a da yansımıştır, artık bilmiyordum, tanımıyordum demesinin pek bir anlamı yok, o zaman İ. Rahmi Dilligil ilişkisi nereden kaynaklanıyor ve neden? Sayın Bakan bu soruların yanıtını kamuoyuna vermek zorundadır. Bu ülke, Japonya olsa idi, ilgili bakan intihar ederdi, bir Batı ülkesi olsak, ilgili Bakan çoktan istifa etmişti bile. Biz Sayın Bakan'dan sadece açıklama bekliyoruz.

Kendi Bakanlığınız tarafından zimmet suçundan dolayı memuriyetten atılan bir şahısla neden görüştünüz, neyi görüştünüz, bu atamalarda ve görevden almalarda İ. Rahmi Dilligil’in payı var mı? Varsa ne ve neden?


29.8.2005

MUSTAFA DEMİRKANLI

mdemirkanli@tiyatrodergisi.com.tr"

(Ortak Haber, www.ortakhaber.com/v2//haberler/templates/haber.asp?articleid=1049&zoneid=9&y=29)

Mustafa Şükrü Demirkanlı, hiç hukukî donanımı bulunmamasına karşın, kendisine reklâm (PARA) vermeyen, usûlsüz reklâm (PARA) verilmesini engelleyen kişilere yaptığı gibi, Sayın İ. Rahmi Dilligil'e de çeşitli entrikalı eylemler yapmıştır... Yukarıdaki yazının içeriğinden çok rahatlıkla anlaşılabileceği gibi, Kültür ve Turizm Bakanı Atilla Koç'a, İ. Rahmi Dilligil hakkında küçük düşürücü sözler edebilmiştir. Bu sözleri, basit bir İnternet ortamında değil, günlük olarak yayınlanan BİRGün Gazetesi'nde dile getirebilmiştir. İşte bu somut nedenle, Sayın İ. Rahmi Dilligil, Demirkanlı'ya karşı yasa yoluna başvurmak zorunda kalmıştır:

"Dilligil'den dava

DEVLET Tiyatroları Genel Müdürü Rahmi Dilligil, Tiyatro... Tiyatro... isimli dergide yayımlanan yazılarında kendisine hakaret ettiğini ileri sürdüğü Mustafa Demirkanlı aleyhine iki milyar liralık manevi tazminat davası açtı. Dilligil, Tiyatro... Tiyatro... Dergisi'ni çıkaran Demirkanlı'nın yazılarında kişilik haklarına tecavüz ettiğini belirtti.


İstanbul Nöbetçi Sulh Hukuk Mahkemesi'ne avukatı aracılığıyla başvuran Rahmi Dilligil, Mustafa Demirkanlı'nın çıkardığı Tiyatro... Tiyatro... adlı dergideki yazılarında kendisine hakaret ettiğini ve yargısız infaz yaptığını ileri sürdü. Dilligil dilekçesinde, dergideki yazılarda hırsızlıkla suçlanğını da iddia etti. Ayrıca Mustafa Demirkanlı'nın yazılarıyla sürmekte olan bir davaya müdahale ettiğini kaydeden Rahmi Dilligil, kişilik haklarına tecavüz olduğunu belirtti."


(Hürriyet Gazetesi, http://webarsiv.hurriyet.com.tr/2000/10/10/248748.asp)

Mustafa Şükrü Demirkanlı, iki yazıyla açıklanacak kadar az, seyrek dezenformasyon yapan yüzeysel bir şahıs değil. Onlarca, belki yüzlerce dezenformatif yazısı bulunan Demirkanlı, Tiyatro... Tiyatro... Dergisi'ni hiçbir zaman için 3.000 adet basmamasına karşın, Devlet Tiyatroları Genel Müdürü Mustafa Kurt'u, İstanbul Şehir Tiyatroları Genel Sanat Yönetmeni Hilmi Zafer Şahin'i, Kocaeli Şehir Tiyatroları Genel Sanat Yönetmeni Mehmet Çevik'i etkilemek için şişirme tiraj uydurmaktadır. Benim, halkın, tüyü bitmemiş yetimin verdiği vergilerle ayakta duran resmî tiyatro kurumlarının aldatılması, devleti, halkı, tüyü bitmemiş yetimi düşünen bir insan olarak beni son derecede rahatsız ettiği için bu rahatsızlığımı sürekli bir biçimde okurlarıma yansıtıyorum. Bunun yanı sıra, hiçbir zaman ayın tam birinde yayınlanmayan, günler, bâzen haftalar, hattâ aylar gecikerek de yayınlanan Tiyatro... Tiyatro... Dergisi, resmî tiyatro kurumlarından alabildiği reklâm (PARA) karşılığını asla vermemektedir. Sürekli geç yayınlanan bu dergi, böylece resmî tiyatro kurumlarının programlarının olağanüstü geç duyurulmasına da neden olmakta, izleyici gelmeyen yada az gelen resmî tiyatro kurumları, bilet satamadığı için hep zarar etmektedir. Ben, devleti, halkı, tüyü bitmemiş yetimi düşünen bir insan olarak, bu duruma üzülmekle yetinmeyerek, bu aldatılmışlık hâlini gündemde tutmaktayım. Tutmak zorundayım!...

Mustafa Şükrü Demirkanlı, Devlet Tiyatroları Eski Genel Müdürü İ. Rahmi Dilligil'i dize getirebilecek kadar güçlü olduğu kanısına sahip olduktan sonra, kurucusu da bulunduğu Tiyatro... Tiyatro... Dergisi'nin haksız, usûle aykırı bir biçimde reklâm (PARA) almasını engellemeye çalışan kişilere karşı düşmanca, hasımca davranıp intikam duygusunun rüzgârına kapılarak saldırılar düzenlemiştir. Başta tiyatro yazarı Coşkun Büktel olmak üzere, birçok kişiye karşı saldırı düzenleyen Demirkanlı, bana karşı acımasız saldırılarda bulunabilmiştir. Bu nedenle de, hemen aşağıdaki maddeleri ve bu maddelerin altındaki linkleri sunabiliyorum:

Mustafa Şükrü Demirkanlı, takma adı sandığım Burak Caney,
"BİRİNCİ ENTELEKTÜEL LİNÇ KAMPANYASI" başlattı.
http://tiyatroyun.blogspot.com/2008/03/bir-iftirann-bataklk-anatomisi.html

Mustafa Şükrü Demirkanlı, kendi adıyla, bana karşı olağanüstü 
ilginç "İKİNCİ ENTELEKTÜEL LİNÇ KAMPANYASI" başlattı.
www.coskunbuktel.com/lincimzacilari.htm

Mustafa Şükrü Demirkanlı, bununla yetinmeyip, bana karşı "ÜÇÜNCÜ ENTELEKTÜEL LİNÇ KAMPANYASI" başlattı.
http://tiyatroyun.blogspot.com/search?q=HUKUKSAL+L%C4%B0N%C3%87+KAMPANYASI&max-results=20&by-date=true

Mustafa Şükrü Demirkanlı, "İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Özel Soruşturma Bürosu" makamında bana karşı asılsız ihbar yaptı.
http://tiyatroyun.blogspot.com/2013/07/aslsz-ihbarc-lincci-demirkanl-bulunmaz.html

Mustafa Şükrü Demirkanlı, benim hem bir tiyatro, hem bir tiyatro dergisi, hem bir yayınevi, hem de bir şirket sahibi olduğumu bildiği için, yani toplum tarafından bilinip tanınan ve böylelikle toplumu etkileme gücü bulunan biri olduğum ortada dururken, bu durumdan "ZARAR" görmektedir. Zararını kapatmak için, bana sürekli "HAKARET" edip, daima "İFTİRA" atan Demirkanlı, saldırılarını bu düzeyde bırakmayıp, "TEHDİT" suçu işleme eğilimi bile gösterdiği için de yargılanmaktadır.

Mustafa Şükrü Demirkanlı, şu dâvâlardan yargılanıyor:

2. Sulh Ceza Mahkemesi - 2012/663 HAKARET

12. Sulh Ceza Mahkemesi - 2013/664 HAKARET
22. Sulh Ceza Mahkemesi - 2013/551 HAKARET
27. Sulh Ceza Mahkemesi - 2012/943 HAKARET
40. Asliye Ceza Mahkemesi - 2013/399 HAKARET, İFTİRA, TEHDİT
6. Asliye Hukuk Mahkemesi - 2012/481 MANEVÎ TAZMİNAT
23. Asliye Hukuk Mahkemesi - 2013/205 MANEVİ TAZMİNAT

Mustafa Şükrü Demirkanlı, Devlet Tiyatroları Eski Genel Müdürü Lemi Bilgin döneminde, olağanüstü haksız biçimde reklâm (PARA) ile desteklenebilmiştir. Mevzuat elverirse, Demirkanlı'nın aldığı reklâm (PARA) miktarı sorgulanmalı ve bu nedenle Lemi Bilgin'in ve Devlet Tiyatroları Genel Müdürü Mustafa Kurt'un ifadelerine başvurulmalıdır.

Mustafa Şükrü Demirkanlı, sadece bana karşı değil, birçok kişiye karşı kötü davranmayı alışkanlık hâline getirmiştir. Bunun için Coşkun Büktel ve Mehmet Cemalettin Bulunmaz, TANIK sıfatıyla dinlenebilir.

SONUÇ VE İSTEM: "BERAAT" etmek istediğimi dile getiriyorum... Gereğinin yapılmasını saygılarımla arz ve talep ederim... 25.10.2013

HÜSEYİN HİLMİ BULUNMAZ

17 Ağustos 2011 Çarşamba

Mustafa Demirkanlı'nın kankası Lemi Bilgin'in yönettiği Devlet Tiyatroları

Tiyatroda ortalığı karıştıran Dilligil

Devlet Tiyatroları Genel Müdürü Lemi Bilgin'in görevden alınmasında "kültür baronları"nın etkili olduğu konuşuluyor. Kim bunlar? Kenan Işık, eski genel müdür Rahmi Dilligil'in adını vermekten çekinmiyor...

***

Kim Bu Kültür Baronları?

Devlet Tiyatroları Genel Müdürü Lemi Bilgin'in görevden alınmasının ardından sular durulmuyor. Birçok sanatçı huzursuzluğun Rahmi Dilligil'in genel müdürlüğü dönemine kadar uzandığını söylüyor. Kenan Işık ise Dilligil'in adını vermekten çekinmiyor.

Son bir haftadır Devlet Tiyatroları'nda yaşanan gelişmeler Türkiye'nin gündemine oturdu. Genel Müdür Lemi Bilgin'in görevinden alınıp hakkında soruşturma başlatılması ve yerine vekaleten dramaturg Mine Acar'ın getirilmesi birçok bölge müdürünün istifa etmesine, rejisörlerin çalışmalarını durdurmasına yol açtı. Devlet Tiyatroları tarihinde verilen bir karara ilk kez böylesine toplu bir tepki gösteriliyor. Birçok kişi bu toplu tepkiyi alkışlarken olayların neden bu duruma geldiği halen 'kulis'- lerin başlıca konusu... Öyle ki konuştuğumuz her tiyatro sanatçısına bir dokunduk bin ah işittik! Gördüğümüz ise Devlet Tiyatroları'nın deyim yerindeyse "cadı kazanı" ndan farksız olduğu... Lemi Bilgin'in görevden alınmasında, Kültür ve Turizm Bakanı Atilla Koç'un Ölümden Kaçış Yok' adlı oyundaki bazı sözlerin çıkarılmasını istemesine Bilgin'in karşı çıkmasının ve aralarında yaşanan başrejisör krizi'nin neden olduğu söyleniyor. Aslında tüm bu olayların temeli MHPDSP koalisyonunda Kültür Bakanlığı yapan İstemihan Talay dönemine dayanıyor. İstemihan Talay, 1999 yılında, o zaman Devlet Tiyatroları Genel Müdürü olan Lemi Bilgin'i görevden alıp yerine Rahmi Dilligil'i getirmişti. Dilligil ise bir süre sonra Bursa Devlet Tiyatrosu'nda naylon fatura sahtekarlığı" başlığıyla gazete manşetlerine geçti. 5 buçuk ay cezaevinde yatan Dilligil'- den boşalan genel müdürlük koltuğuna da yeniden Lemi Bilgin oturdu. İşte bugün, yaşanan tüm bu gelişmelerin Rahmi Dilligil ve Lemi Bilgin arasındaki 'savaş'tan kaynaklandığı en 'son' kulis bilgisi....

LACİVERT TAKIMLILAR

Devlet Tiyatroları Opera ve Balesi Çalışanları Yardımlaşma Vakfı (TOBAV) Genel Başkanı ve Devlet Tiyatroları Genel Müdür Yardımcısı Tamer Levent de isim vermeden, bakan ve çevresini etkileyen bir kişi'den bahsediyor: "Lemi Bilgin'e kişisel hıncını kan davası derecesinde ortalığa döken kişinin sayın bakanı etkilediğini düşünüyorum. Zaten ne zaman bir bakan değişikliği olsa bazı insanlar lacivert takım elbiselerini giyip bakanlık koridorluğunda dolaşmaya başlar." Devlet Tiyatroları'nda son dönemlerde olan bitenleri "tek kelimeyle vahim" olarak nitelendiren Devlet Tiyatrosu eski sanatçısı Kenan Işık ise bu konuda eski genel müdür Rahmi Dilligil'in ismini vermekten çekinmiyor: "Tiyatroda bazı insanların rejisörlüğe, yazarlığa, oyunculuğa yeteneği yoksa ezilir, 'Bari ben idareci olayım' gibi bir hevese kapılır ve bakanlara, müsteşarlara falan yamanmaya çalışır. Rahmi Dilligil'in yaptığı da tam anlamıyla buydu. Bizde, benim kültür baronları dediğim tiyatrodan menfaatleri olan bir grup insan vardır. Bakanlar genellikle kültüre ve sanata uzak oldukları için bu önemli zannettikleri insanların güdümüne girerler. İstemihan Talay ve Atilla Koç da, Rahmi Dilligil'i destekleyip tiyatronun başına getiren o kültür baronlarının daleverasına geldi bence." Rahmi Dilligil, hakkındaki suçlamaları reddediyor ve Devlet Tiyatroları Genel Müdürlüğü'nden ayrıldığından bu yana tiyatronun kapısından bile girmediğini söylüyor: "Lemi Bilgin ilk gün bir şeyler söyledi, sonra ortadan kayboldu, şimdi Tamer Levent ve Sabri Özmener onun taşeronluğunu yapıyor. Hepsi havaya girmiş, kendilerini bir şey sanıyorlar. Ben sayın bakanla taş çatlasın üç defa görüştüm, daha fazla görüşmeye de niyetim yok." Rahmi Dilligil'e göre Lemi Bilgin'in görevden alınması, tamamen "işletme başarısızlığı"; "Benim dönemimde bir buçuk milyon seyirci varken bugün seyirci sayısı 740 bin. Bunlar görmezlikten gelinip çok başarılıydılar da, siyasi olarak görevden alındılar gibi bir pompalama yapılıyor." Lemi Bilgin ise tüm konuşulanlar karşısında yorumsuz kalmayı tercih edip herkesi sakin olmaya çağırıyor: "Herkesi, her kesimi aklı selim davranmaya, kurumlara ve yasalara saygılı olmaya davet ediyorum. Burada önemli olan Devlet Tiyatrosu'nun zarar görmemesidir." Bilgin çalışma arkadaşlarını sakin olmaya davet etse de birçok arkadaşı, onun görevden alınmasından sonra istifasını sundu. Kenan Işık istifaları sevindirici olarak nitelendiriyor çünkü bunu, sanatçıların tiyatroya sahip çıkmasının, tiyatroya siyasetin müdahalesini topyekün reddetmenin bir göstergesi olarak kabul ediyor. Tamer Levent ise Mine Acar'ın atanmasının yasaya aykırı olduğu kanısında: "Kanuna göre Devlet Tiyatrosu Genel Müdürlüğü'ne atanacak kişinin A kadrosundan ve sanatçı olması gerekir. Bugün vekaleten tayin edilen arkadaşımız B kadrosundandır ve dramaturgdur."

ACAR- DİLLİGİL BAĞLANTISI

Kulislerde konuşulan bir diğer konu ise Mine Acar'ın Rahmi Dilligil'e yakın bir isim olması. Dilligil'in 'Giysilerini En Son Ne Zaman Gördün?' adlı yabancı bir yazarın yazdığı oyundan Orhan Azizoğlu'nun yaptığı bir çeviriyi aynen kullanarak, 'Giysilerim Nerede?' adıyla kendi yazmış gibi sunduğu ortaya çıkmış ve Dilligil hakkında soruşturma açılmıştı. Bursa'da sahnelenen oyuna onay veren isim ise Mine Acar'dı.

Eylem BİLGİÇ

(Kaynak: SABAH)

28 Kasım 2010 Pazar

On yıldır Rahmi Dilligil dâvâsı rantını yiyen yayıncı(!) Demirkanlı'ya ders!

Oyun'un önemli notu: Sosyalist Sanatçı Hilmi Bulunmaz şu satırları yayınlar yayınlamaz, hem gecenin geç saati ve hem de pazar / tatil günü olmasına karşın LİNÇ imzacısı Mustafa Şükrü Demirkanlı en aşağıdaki yazıyı, yangından mal kaçırır gibi, apar topar yayınlamak zorunda kaldı:

"Evet, doğru, ifade olanaklarımız imha edilmek istendi, imha edilmek isteniyor, imha edilmek istenecek. Türkiye tiyatrosunun gururunda değil, ama kuburunda yetişen tam 1100(?!) alçak, benim ve Coşkun Büktel'in sanatsal ifade olanaklarımızı Internet ortamında da olsa, imha etmek için, bütün alçaklıklarıyla üzerimize geldiler ve geldikleri gibi de gittiler. Ancak ben, Rahmi Dilligil'e asla benzemem; ben, Rahmi Dilligil'in sürdüğü gibi bir hayat sürmedim, sürmeyeceğim. Rahmi Dilligil'in çocuğuna, okuldaki arkadaşları, belki Mustafa Demirkanlı'nın doldurmasıyla 'hırsızın çocuğu' şeklinde bağırmış olabilirler. Ancak, ben, kendi haklarımı savunmasını bildiğim gibi, Rahmi Dilligil'in de haklarını savunabilecek durumdayım. Ne var ki, konuya tam olarak vakıf olmadığım için, şimdilik susup bekliyorum. Benim, suskunluğumu bozup Rahmi Dilligil'in haklarını da savunabilecek kadar gücüm ve zamanım olduğunda, bu konuya da değinmeye, bu konunun da ardına düşmeye kesin kararlıyım. Şimdi, nasıl olsa 'Ayşenil Şamlıoğlu'nun Şehir Tiyatroları'ndan, 'Lemi Bilgin'in Devlet Tiyatroları'ndan, 'Nejat Birecik'in Şehir Tiyatroları'ndan bol kepçe reklâm (avanta, diş kirası, sadaka, sus payı) alıyorsun diye, Mustafam Demirkanlım, kendine çok fazla güvenme. Ben, 'Rahmi Dilligil Dosyası'nı yeniden açabilecek bir duruma gelirsem, Ayşenil de, Lemi de, Nejat da, bayağı düşünmeye başlayacaklar!!!"

(Kaynak: Eğer Türkiye tiyatrosu bu hızla çürümeyi sürdürürse, Lemi Bilgin'le Ayşenil Şamlıoğlu'nun beslediği Mustafa'nın onursuzluğu, insanlık onurunu yenecek!)

***

Tarihi Dava İ. Rahmi Dilligil İçin Sonuçlandı... Hukuk Katledildi, Her Şey Yasal...

2001 yılında başlayan ve ancak sona yaklaşan "1. Perde Operasyonu" ile anılan davada İ. Rahmi Dilligil “Mahkumiyet Hükmünün Geri Bıraktırılması” kararıyla 6 yıl hapis alması kararına rağmen, her türlü indirimden yararlanarak mutlu sona ulaştı.

Dilligil savunmasında: "BDT Müdüründen 10.500 TL. Borç para aldığını, bu paraların tüketici kredisi olarak bankadan çekildiğini, kürsiyerlerden toplanan paraların kendisine gönderilmediğini, gardrop, dolap gibi malzemelerin kendi bilgisi dışında BDT personeline yaptırıldığını, parasını ne ise ödeyeceğini söylediğini, yatı borç para alarak satın aldığını, işlemlerin izninin bitmesi nedeniyle Hasan Ulusoy’a tamamlattırdığını, TV, VCD, Dekoderi Demirbaşa kaydetmek üzere Devlet Tiyatrolarına gönderdiğini savunmuştur."

Mahkeme bu savunmaya karşın şu kararı vermiştir: "Sanık İ. Rahmi Dilligil hakkında İhtilasen zimmet suçuna iştirak suçunu işlediği iddiası ile mahkememize kamu davası açılmış ise de, yapılan yargılamaya toplanan delilere ve tüm dosya kapsamına göre sanığa yüklenen suçun adiyen zimmet suçu niteliğinde olduğu ve sanığın üzerine atılı bu suçu işlediği, iddia, savunma, tanık anlatımları, keşif, bilirkişi raporları, ödenti dekontları ve tüm dosya kapsamından anlaşılmakla, sanığın eylemine uyan 765 sayılı TCK Nun 202/1 maddesi gereğince cezalandırılması halinde 6 yıl, TCK Nun 202/2-3-son cümle gereğince cezadan 1/3 oranında indirim yapıldığında 4 yıl hapis cezasıyla cezalandırılmasının gerekeceği, bu durumda sonuç ceza açısından 765 sayılı TCK. nun sanık aleyhine olacağı, 5237 sayılı TCK. Nun sanık lehine olduğu anlaşılmakla,

Sanık İ. RAHMİ DİLLİGİL'in zimmet suçu sabit olduğundan eylemine uyan 5237 sayılı TCK. Nun 247/1 Maddesi gereğince sanığın suç işleme kastının yoğunluğu, suçun işlendiği yer ve zaman, sanığın şahsi ve sosyal durumu ve fiilden sonraki davranışları dikkate alınarak takdiren 5 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına,
Sanığın Yargılama sürecinde hükümden önce olaydan dolayı etkin pişmanlık duyduğu anlaşıldığından verilen ceza TCK. Nun 248/2-2. Cümlesi gereğince cezasından 1/3 oranında indirim yapılarak sanığın 3 yıl 4 ay hapis cezasıyla cezalandırılmasına,

TCK.nun 249/1 madddesi gereğince zimmet suçunun konusunu oluşturan malın değerinin azlığı nedeniyle ceza takdiren yarı oranında indirilerek 1 Yıl 8 ay hapis cazasıyla cezalandırılmasına,

Sanığın yargılama sürecindeki olumlu davranışları dikkate alınarak TCK. Nun 62. Maddesi gereğince cezasından takdiren 1/6 oranında indirim yapılarak sanığın 1 YIL 4 AY 20 GÜN HAPİS CEZASIYLA CEZALANDIRILMASINA.
Sanığın cezasından başkaca artırım ve eksiltim yapılmasına takdiren yer olmadığına, sanığın suç işleme hususundaki eğilimi ve sabıkasız oluşu dikkate alınarak sanığa verilen ceza ile ilgili olarak CMK.nun 231/5 maddesi gereğince HÜKMÜN AÇIKLANMASININ GERİ BIRAKILMASINA,

CMK.nun 231/8 maddesi gereğince sanığın 5 yıl süre ile denetim süresine tabi tutulmasına,

Sanığın denetim süresi içerisinde herhangi bir yükümlülük yüklenmesine takdiren yer olmadığına,

Sanığın CMK.nun 231/10 maddesi gereğince denetim süresi içerisinde kasten yeni bir suç işlemediği anlaşıldığında hükmün ortadan kaldırılarak davanın düşürüleceğine karar verileceğinin sanığa ihtarına,

CMK.nun 231/11. maddesi gereğince sanığın denetim süresi içerisinde kasten yeni bir suç işlemesi halinde mahkemece hükmün açıklanacağının sanığa ihtarına , (İhtar edildi.)

Diğer sanıklar; Hasan Acar 5 YIL 2 AY 15 GÜN HAPİS CEZASIYLA CEZALANDIRILMASINA, M. Emin Gümüşkaya’nın 5 YIL 2 AY 15 GÜN HAPİS CEZASIYLA CEZALANDIRILMASINA karar verilmiştir.

… sanık İ. Rahmi Dilligil yönünden Bursa 5. Ağır Ceza mahkemesine itirazı kabil, diğer sanıklar yönünden Yargıtay nezdinde temyiz yolu açık olmak üzere oybirliği ile karar açıkça okunup usulen anlatıldı.”

Ne oldu peki?..

Devlet Tiyatroları adına müdahil olarak davaya katılan Başhukuk Müşaviri Av. Hüseyin Düzgün Bursa 5. Ağır Ceza Mahkemesi’ne itiraz etmedi. Bursa 4. Ağır Ceza Mahkemesi'nin Türk Milleti adına aldığı karar İ. Rahmi Dilligil açısından kesinleşti, 5 yıl süreyle tekrar aynı suçu işlemezse bu işlediği suç da yok sayılacak.

Doğal refleks olarak, ayrıca görevi gereği davaya müdahil olarak katılan Devlet Tiyatroları Başhukuk Müşaviri Hüseyin Düzgün’ün neden itiraz etmediğini ise mağdur konumundaki kurum olan Devlet Tiyatroları ve Kültür ve Turizm Bakanlığı açıklayacaktır.

Devlet Tiyatroları tarihinde ilk kez bu denli önemli bir davaya muhatap olmuş, başrol oyuncusu ihmaller sonucu 5 yıl sonra aklanmış olarak yaşamına devam edecektir, diğer sanıklar için ise zaman aşımı uygulanmasına 4 yıl kalmış olup, onların da zaman aşımından yararlanacağı kuşkusu kamuoyunu endişeye sevk etmiştir.

"1. Perde Operasyonu” ile görevini yapan kolluk kuvvetleri yıllar sonra şu soruyu kendilerine sorarsa, haksız mı olurlar: “Biz neden bu kadar uğraştık?

Hukuk’la Yasa arasındaki çelişkiler kamu vicdanını sarsmaya devam ederse kaybedecek sadece Türkiye olacaktır.

Her şeyin yasal olması, her şeyin hukuksal olduğu anlamını taşımaz, kamu vicdanı nasıl rahat edecek?

(Kaynak: http://www.tiyatrodergisi.com.tr/detay.php?hng=2585)

23 Ekim 2013 Çarşamba

Bulunmaz, 7 dâvâdan yargılattığı Demirkanlı ile hukuk maçına çıkacak!

T.C.
İSTANBUL
2. SULH CEZA MAHKEMESİ YARGIÇLIĞI'NA

DOSYA NO: 2012/663

KONU: 7 dâvâdan birden yargılattığımız Mustafa Şükrü Demirkanlı'nın mahkûm olmasını, kişisel nedenlerle değil, estetik ve sanatsal nedenlerle istediğimizi anlatma çalışması.

SANIK Mustafa Şükrü Demirkanlı sandığım Burak Caney, 
"BİRİNCİ ENTELEKTÜEL LİNÇ KAMPANYASI" başlattı.
http://tiyatroyun.blogspot.com/2008/03/bir-iftirann-bataklk-anatomisi.html

SANIK Mustafa Şükrü Demirkanlı, kendi adıyla, bana karşı "İKİNCİ ENTELEKTÜEL LİNÇ KAMPANYASI" başlattı.
www.coskunbuktel.com/lincimzacilari.htm

SANIK Mustafa Şükrü Demirkanlı, bana karşı "ÜÇÜNCÜ ENTELEKTÜEL LİNÇ KAMPANYASI" başlattı.
http://tiyatroyun.blogspot.com/search?q=HUKUKSAL+L%C4%B0N%C3%87+KAMPANYASI&max-results=20&by-date=true

SANIK Mustafa Şükrü Demirkanlı, "Cumhuriyet Başsavcılığı Özel Soruşturma Bürosu" için bana karşı ihbar düzenledi...
http://tiyatroyun.blogspot.com/2013/07/aslsz-ihbarc-lincci-demirkanl-bulunmaz.html

SANIK Mustafa Şükrü Demirkanlı, bana karşı neden bu denli "HUSUMET" besliyor? Bunun bir tek nedeni var: Ben, devletin, halkın, tüyü bitmemiş hakkını savunan bir kişi olduğum için, Demirkanlı'nın usûlsüz davranışlarını sürekli olarak deşifre ediyorum. Bunu yaparken, eleştirilerimi dedikodu düzeyinde yada karalama biçiminde değil, somut gerçeklerle birlikte sunuyorum.

SANIK Mustafa Şükrü Demirkanlı, kurucusu olduğu Tiyatro... Tiyatro... Dergisi'ni şantaj aracı olarak bile kullanacak kadar düzeysiz bir yayıncılık yaptığı için, Kültür ve Turizm Bakanlığı Devlet Tiyatroları Eski Genel Müdürü İ. Rahmi Dilligil'i bile yargılanma sürecinde çok zor durumlara sokmuştur. Demirkanlı, kendisine reklâm vermeyen tiyatroculardan, dergisini kullanarak, âdeta intikam almaktadır.

SANIK Mustafa Şükrü Demirkanlı, Tiyatro... Tiyatro... Dergisi'ni o denli şantaj araca hâline getirmiştir ki, aşağıda sunduğumuz Hürriyet Gazetesi haberini okuduğunuzda, bunu çok rahatlıkla görebilirsiniz:

"Dilligil’den dava

DEVLET Tiyatroları Genel Müdürü Rahmi Dilligil, Tiyatro isimli dergide yayımlanan yazılarında kendisine hakaret ettiğini ileri sürdüğü Mustafa Demirkanlı aleyhine iki milyar liralık manevi tazminat davası açtı. Dilligil, Tiyatro dergisini çıkaran Demirkanlı’nın yazılarında kişilik haklarına tecavüz ettigini belirtti.


İstanbul Nöbetçi Sulh Hukuk Mahkemesi’ne avukatı aracılığıyla başvuran Rahmi Dilligil, Mustafa Demirkanlı’nın çıkardığı Tiyatro adlı dergideki yazılarında kendisine hakaret ettiğini ve yargısız infaz yapıtığını ileri sürdü. Dilligil dilekçesinde, dergideki yazılarda hırsızlıkla suçlandığını da iddia etti. Ayrıca Mustafa Demirkanlı’nın yazılarıyla sürmekte olan bir davaya müdahale ettiğini kaydeden Rahmi Dilligil, kişilik haklarına tecavüz olduğunu belirtti."

(Hürriyet Gazetesi, http://webarsiv.hurriyet.com.tr/2000/10/10/248748.asp)

SANIK Mustafa Şükrü Demirkanlı, dergiciliği, gazeteciliği, yayıncılığı, meslek etiğiyle değil, şantaj mantığıyla yürütüyor. Demirkanlı'nın aşağıda sunduğumuz yazısını okuduğunuzda, hakareti, iftirayı, şantajı, tehdidi sorularla gündeme getirdiği için, suç işlemiyormuş izlenimi oluşturan Demirkanlı, okurlarını inandırıp kandırabilir. Ancak, adliyeyi, hukuku, kanunu asla ve kesinlikle kandıramaz. Bahse konu yazıyı şu:

"Aylar önce dikkat çekmiştim!

Son birkaç gündür İ. Rahmi Dilligil ve Sayın Bakan Atilla Koç yan yana anılmaya başladı. Oysa, bu tehlikeyi sezmiş ve aylar öncesinden başlayarak Sayın Bakan’ı uyarmaya çalışmıştım.


30 Mayıs tarihli Birgün Gazetesi’ndeki köşemde 'Testi Kırılmadan' başlıklı yazımda Sayın Bakan’a şunları aktarmaya çalışmıştım: 'Devlet Tiyatroları Başrejisörü yaş haddinden emekliye ayrıldı ya, ricacılar bakanlık koridorlarına üşüşecektir, yakında sanatçı alım sınavları var, 'aman benim şu yakınım Devlet Tiyatroları sınavını kazansın' ricaları art arda geliyordur Bakan Koç’a. Aman ha, sakın ha Sayın Bakan, hiçbirine yüz vermeyin, her gelen ricacıya; 'Seni severim, çok da yardımcı olmak isterim ama sanatta torpil olmaz, olursa sanat olmaz.' deyin, hatta, gerek Başrejisör'lük ataması için gerekse sanatçı alım sınavlarında birilerinin birilerine ricacı olduğunu duyarsanız, kamuoyu önünde deşifre edin, “Böyle sanatçı olmaz.' deyiverin. Sakın ha, sakın sanat yönetimine karışmayın, sizi karıştırmak isteyenleri de tersleyin gitsin.'


Ardından 4 Temmuz tarihinde yine Birgün Gazetesi'nde, 'Bakan Koç’a Açık Mektup' başlıklı yazımda ise daha somut açıklamalarda bulunuyordum:


'Sorularım şunlar: İ. Rahmi Dilligil ile kaç kez görüştünüz? Sizden Devlet Tiyatroları ile ilgili atama talebinde bulundu mu? Örneğin eski eşini Ankara Devlet Tiyatrosu Müdürü yapmanızı istedi mi? Başrejisörlük için öneride bulundu mu? İstanbul Devlet Tiyatrosu Müdürlüğü için Altan Günbay’ın oğlu Tunç Günbay adına bir taleple geldi mi? İ. Rahmi Dilligil ile yaptığınız konuşmalarınız banda alınmış olabilir mi? İ. Rahmi Dilligil ile bu veya benzeri konularda konuştu iseniz, konuştuğunuz sırada Bakanlığınıza bağlı kuruluş olan Devlet Tiyatroları’nı, Genel Müdür iken dolandırdı iddiasıyla yargılanmasının devam ettiğini biliyor muydunuz? Yine Bakanlığınızın kararı ile aynı suçtan devlet memurluğundan atıldığından bilgi sahibi miydiniz?'


Tüm bunlar kamuya yansıdığına göre Sayın Bakan’a da yansımıştır, artık bilmiyordum, tanımıyordum demesinin pek bir anlamı yok, o zaman İ. Rahmi Dilligil ilişkisi nereden kaynaklanıyor ve neden? Sayın Bakan bu soruların yanıtını kamuoyuna vermek zorundadır. Bu ülke, Japonya olsa idi, ilgili bakan intihar ederdi, bir Batı ülkesi olsak, ilgili Bakan çoktan istifa etmişti bile. Biz Sayın Bakan’dan sadece açıklama bekliyoruz.

Kendi Bakanlığınız tarafından zimmet suçundan dolayı memuriyetten atılan bir şahısla neden görüştünüz, neyi görüştünüz, bu atamalarda ve görevden almalarda İ. Rahmi Dilligil’in payı var mı? Varsa ne ve neden?


29.8.2005

Mustafa Demirkanlı

mdemirkanli@tiyatrodergisi.com.tr"


(Ortak Haber, www.ortakhaber.com/v2//haberler/templates/haber.asp?articleid=1049&zoneid=9&y=29)


SANIK Mustafa Şükrü Demirkanlı, iki yazıyla açıklanacak kadar az, seyrek dezenformasyon yapan bir kişi değil. Onlarca, belki yüzlerce dezenformatif yazısı bulunan Demirkanlı, Tiyatro... Tiyatro... Dergisi'ni hiçbir zaman için 3.000 adet basmamasına karşın, Devlet Tiyatroları Genel Müdürü Mustafa Kurt'u, İstanbul Şehir Tiyatroları Genel Sanat Yönetmeni Hilmi Zafer Şahin'i, Kocaeli Şehir Tiyatroları Genel Sanat Yönetmeni Mehmet Çevik'i etkilemek için şişirme tiraj uydurmaktadır. Benim, halkın, tüyü bitmemiş yetimin verdiği vergilerle ayakta duran resmî tiyatro kurumlarının aldatılması, devleti, halkı, tüyü bitmemiş yetimi düşünen bir insan olarak beni son derecede rahatsız ettiği için bu rahatsızlığımı sürekli bir biçimde okurlarıma yansıtıyorum. Bunun yanı sıra, hiçbir zaman ayın tam birinde yayınlanmayan, günler, bâzen haftalar, hattâ aylar gecikerek de yayınlanan Tiyatro... Tiyatro... Dergisi, resmî tiyatro kurumlarından alabildiği reklâm (PARA) karşılığını asla vermemektedir. Sürekli geç yayınlanan bu dergi, böylece resmî tiyatro kurumlarının programlarının olağanüstü geç duyurulmasına da neden olmakta, izleyici gelmeyen yada az gelen resmî tiyatro kurumları, bilet satamadığı için hep zarar etmektedir. Ben, devleti, halkı, tüyü bitmemiş yetimi düşünen bir insan olarak, bu duruma üzülmekle yetinmeyerek, bu aldatılmışlık hâlini gündemde tutmaktayım. Tutmak zorundayım!...

SANIK Mustafa Şükrü Demirkanlı, benim bir tiyatro sahibi, bir tiyatro dergisi sahibi, bir yayınevi sahibi, bir şirket sahibi olduğumu bildiği için, yani toplum tarafından bilinip tanınan ve böylece toplumu etkileme gücü bulunan biri oluduğum ortada dururken, bu durumdan "ZARAR" görmektedir. Zararını kapatmak için, bana "HAKARET" edip, "İFTİRA" atan Demirkanlı, saldırılarını bu düzeyde bırakmayıp, "TEHDİT" suçu işleme eğilimi bile gösterdiği için yargılanmaktadır.

SANIK Mustafa Şükrü Demirkanlı, şu dâvâlardan yargılanıyor:

2. Sulh Ceza Mahkemesi - 2012/663 HAKARET
12. Sulh Ceza Mahkemesi - 2013/664 HAKARET
22. Sulh Ceza Mahkemesi - 2013/551 HAKARET
27. Sulh Ceza Mahkemesi - 2012/943 HAKARET
40. Asliye Ceza Mahkemesi - 2013/399 HAKARET, İFTİRA, TEHDİT
6. Asliye Hukuk Mahkemesi - 2012/481 MANEVÎ TAZMİNAT
23. Asliye Hukuk Mahkemesi - 2013/205 MANEVİ TAZMİNAT

SANIK Mustafa Şükrü Demirkanlı, Devlet Tiyatroları Eski Genel Müdürü Lemi Bilgin döneminde, haksız biçimde reklâm (PARA) ile desteklenmiştir. Mevzuat elverirse, Demirkanlı'nın aldığı reklâm (PARA) miktarı sorgulanmalı ve bu nedenle Lemi Bilgin'in ve Devlet Tiyatroları Genel Müdürü Mustafa Kurt'un ifadelerine başvurulmalıdır.

SANIK Mustafa Şükrü Demirkanlı, sadece bana karşı değil, birçok kişiye karşı kötücül davranmayı alışkanlık hâline getirmiştir. Bu nedenle, Coşkun Büktel ve Mehmet Cemalettin Bulunmaz, TANIK sıfatıyla dinlenebilir.

SONUÇ VE İSTEM: Yukarıdaki nedenlerle, SANIK Mustafa Şükrü Demirkanlı'nın mahkûm edilmesi gerektiği kanısındayım. Gereğinin yapılmasını saygılarımla arz ve talep ederim. 24.10.2013

MÜŞTEKİ

HÜSEYİN HİLMİ BULUNMAZ

26 Şubat 2014 Çarşamba

Dilligil, Demirkanlı'ya hem kamu, hem tazminat dâvâsıyla ders vermişti...

Okuru yönlendiren görsel Demirkanlı üretimi... (Kaynak: www.tiyatrodergisi.com.tr)

***

Dilligil'den tazminat dâvâsı

26.11.2000

Eser hırsızlığı yapmakla suçlanan Devlet Tiyatroları Genel Müdürü Rahmi Dilligil, hakkında bu iddiaları öne süren Tiyatro... Tiyatro... Dergisi Yazı İşleri Müdürü Şükrü Demirkanlı hakkında 2 milyar liralık tazminat dâvâsı açtı.

Devlet Tiyatroları Genel Müdürü İsmail Rahmi Dilligil, Tiyatro... Tiyatro... Dergisi Yazı İşleri Müdürü Mustafa Şükrü Demirkanlı'nın basın yoluyla kişilik haklarını, şeref ve onurunu ihlal ettiği gerekçesiyle 2 milyar liralık manevi tazminat dâvâsı açtı.

Beyoğlu 2. Asliye Hukuk Mahkemesi'ne Rahmi Dilligil adına başvuran avukat Aydın Polatgil dilekçesinde Demirkanlı'nın yazı işleri müdürü olduğu Tiyatro... Tiyatro... isimli dergide yayımlanan yazıda müvekkilinin kişilik haklarını, onurunu, şerefini ihlâl ettiğini kamuoyu önünde karaladığını iddia etti.

Demirkanlı'nın "Bakan Bey'e görevini kötüye kullanmaktan dolayı gensoru verilmelidir" başlıklı bir yazı yayımlandığını belirten Polatgil; "Yazıda bakanın görevini kötüye kullandığı iddiası, müvekkilim Dilligil'i yargıya karşı koruduğu ve kullandığı savına dayanmaktadır. Suç oluşturulan anlatımlarla yazılmış yazıda kamu yararı yoktur. Objektif değildir. Yazarın teması bellidir. Devlet Tiyatroları Genel Müdürü Rahmi Dilligil'in görevden alınmasını sağlayabilmektir!" dedi.

ESER HIRSIZLIĞI

Polatgil, Dilligil'in hiçbir yargı kararı olmaksızın bakan tarafından korunan, kollanan, hiçbir sanatsal başarısı olmayan, eser hırsızlığı yoluyla maddî çıkar sağlamak isteyen ve hattâ görevini bakana karşı tehdit yoluyla koruyan bir genel müdür olarak gösterilmek istendiğini kaydetti. PolatgilTiyatro... Tiyatro... Dergisi'nin Ağustos-Eylül 2000 tarihli iki sayısında müvekkili Rahmi Dilligil'e basın yoluyla hakaret edilerek, kişilik hakkı, şeref ve onurunun ihlal edildiğini öne sürerek Demirkanlı'dan 2 milyar lira manevî tazminat talebinde bulundu.

DEMİRKANLI'YA CEZA DÂVÂSI

Tiyatro... Tiyatro... Dergisi'nde "Editörden" isimli köşesinde kaleme aldığı yazıda Devlet Tiyatroları Genel Müdürü İsmail Rahmi Dilligil'e basın yoluyla hakaret ettiği iddiasıyla ayrıca da yargılanan Mustafa Şükrü Demirkanlı'nın 3 yıla kadar hapsi isteniyor. Beyoğlu Asliye Ceza Mahkemesi'nde görülen dâvâda Demirkanlı'nın Tiyatro... Tiyatro... isimli derginin Haziran-Temmuz 2000 tarihli sayısındaki köşesinde Dilligil'i hedef alarak "Hırsızlığı ayyuka çıkmış" şeklindeki sözleriyle hakarette bulunduğu iddia edilmişti.

Mustafa Şükrü Demirkanlı ise ifadesinde suçlamayı kabûl etmediğini belirterek; "Tiyatrolar Genel Müdürü olan müştekinin bir başkasının kitabını kendininmiş gibi yayınlama olayını dergimiz açığa çıkarmıştır. Dergimde de tarafımdan yazılan bu yazı olayın haberi niteliğindedir. Müştekinin kamuoyunda küçük düşürülmesi amaçlanmamıştır." demişti.

(Kaynak: Hürriyet)

***

Ayrıca bakınız:

10 yıldır Rahmi Dilligil dâvâsı rantını yiyen yayıncı Demirkanlı'ya ders!