Turgay Tanülkü sorgusu için yayınlar tarihe göre sıralanmış olarak gösteriliyor. Alaka düzeyine göre sırala Tüm yayınları göster
Turgay Tanülkü sorgusu için yayınlar tarihe göre sıralanmış olarak gösteriliyor. Alaka düzeyine göre sırala Tüm yayınları göster

13 Aralık 2013 Cuma

"ABD Başkanı, yeni bir yol çizdi. Neydi bu yol? İATP böyle bir komplo ile kuruldu. Clinton'ın 1996'da formüle ettiği yolda ilerlemeye koyuldu."

diyen Mehmet Esatoğlu'na İFTİRA MI ATILDI?!

Amuda kalkınca soldan sağa: LİNÇ KAMPANYASI imzacısı Orçun Masatçı, Nedim Saban, Esatoğlu'nu tacizci olmakla suçlayabilen LİNÇ KAMPANYASI imzacısı Ömer Faruk Kurhan (Tıklayınız: www.iatp-web.org/tacizekarsiyiz), LİNÇ KAMPANYASI imzacısı, "Vıdı Vıdı"Orhan Aydın, Turgay Tanülkü ve LİNÇ KAMPANYASI imzacısı Zafer Gecegörür, Esatoğlu'na "tacizci" diyen LİNÇ KAMPANYASI imzacısı Fırat Güllü ve Ömer F. Kurhan ile Fırat Güllü tarafından tacizci olmakla suçlanan Mehmet Esatoğlu "3. Türkiye Tiyatrolar Buluşması"ndaki bir etkinlikte can ciğer kuzu sarması vaziyetteler... Böyle canlı birliktelikleri çok önemsiyoruz... Ancak, özeleştiri düzeneğini daha çok önemsiyoruz!

(Kaynak: LİNÇÇİLERin gölgesindeki sonuç bildirgesi!)

Mutlaka okuyunuz: KAMPANYASIZ YAPAMAYAN TÜRKİYE TİYATROSUNDA NE DEĞİŞTİ DE...

13 Şubat 2012 Pazartesi

Oyunlarını Kürt dilinde sahneye koyan Tiyatro Avesta, "Özgürlük Anlayış Ulusumuzun Güvenliğidir." andını Türk Bayrağı önünde tekrar eden Lions Kulübü'nden "En İyi Tek Kişilik Prodüksiyon Ödülü" aldığını, LİNÇ KAMPANYASI ana sponsorlarından Tiyatro... Tiyatro... Dergisi'nin sanal kuyruğu LİNÇÇİ www.tiyatrodergisi.com.tr sitesinden duyurmayı gayet uygun görmüş ki, biz de, bu ilginç ve anlaşılması çok zor haberi okuma ve okurlarımıza okutma şansını yakaladık!

Lions Clubs International

Lions Clubs International veya Lions Kulübü, 1917'de ABD'nin Teksas eyaletine bağlı Dallas kentinde, Melvin Jones tarafından kurulan sivil hizmet kulübüdür. Amacı, dünya halkları arasında geniş bir anlayış ve hoşgörü ruhunu yaymak, iyi yönetim ve iyi yurttaşlık bilincini geliştirmek ve medeni, sosyal, ticari ve ahlaki konulara halkın ilgisini çekmektir.

Aralarında Türkiye'nin de bulunduğu yaklaşık 200 ülkedeki toplam 1.35 milyon üyesi olan 45,000 kulüple dünyanın en büyük hizmet kulüplerinin arasındadır. [kaynak belirtilmeli]. Lions kulüplerinin merkezi, ABD'de, İllinois eyaletinin Oak Brook kentindedir.

LIONS'un anlamı şudur :

L: LİBERTY: ÖZGÜRLÜK -
I: INTELLIGENCE: ANLAYIŞ -
O: OUR: BİZİM -
N: NATION'S: ULUSUMUZ -
S: SAFETY: GÜVENLİK -

"Özgürlük Anlayış Ulusumuzun Güvenliğidir. " Bu and her toplantı öncesi Türk Bayrağı önünde tekrar edilir.

Türkiye'nin uluslararasındaki numarası 118 dir.Türkiye'deki oluşum 6 Yönetim Çevresi ve 8.500 kişiden oluşan Konfederasyon yapısıdır. Türkiye'de Lions, İngilizce T U R K E Y harflerinden oluşan 6 ayrı bölgeye ayrılmıştır ve ağırlıklı olarak Sağlık ve Eğitim alanlarındaki hizmetlerini bu yapı ile yürütmektedir.

(Kaynak: VİKİPEDİ)

***


Araf'a En İyi Tek Kişilik Oyun ödülü


Tiyatro Avesta'nın sahnelediği ve Aydın Orak'ın yönetip oynadığı Araf / İki Ülke Arasında adlı tek kişilik oyun Lions Tiyatro Ödülleri'nce En İyi Tek Kişilik Prodüksiyon ödülü aldı.

Öldürülen Kürt aydını Musa Anter'in hayat hikayesinden yola çıkarak kaleme alınan Araf, önceki gün Kumbaracı50 sahnesindeki gösteriminden sonra ödülü takdim edildi. Lions Tiyatro Ödülleri adına Ömer Şahinbaş'ın Tiyatro Avesta'yı altı yıldır takip ettiklerini ve bu ödülü hakkettiklerini dile getirerek, ödülü oyunun yönetmen ve oyuncusu Aydın Orak'a takdim etti.

Aydın Orak ise, ödülü Musa Anter şahsında Hrant Dink'in yanı sıra bugüne kadar katledilen ve şuan cezaevlerinde olan tüm aydın ve gazetecilere adadığını söyledi.


TİYATRO AVESTA 2003'TE KURULDU
Tiyatro Avesta 2003 yılında Aydın Orak ve Cihan Şan öncülüğünde kuruldu. Grup oyunlarını Kürt dilinde sahneye koyar. Avesta 2005'te Gogol'un Bir Delinin Güncesi oyununu Aydın Orak'ın çevirisiyle sahneler ve yurtiçi ve yurtdışında dört yıl boyunca sahneler. 2007'de Aziz Nesin'in Sen Gara Değilsin oyununu Turgay Tanülkü rejisiyle sahneler. 2008'de Cihan Şan'ın yazdığı Musa Anter'in yaşamını anlatan Araf/İki Ülke Arasında adlı tek kişilik oyununu Aydın Orak yönetip oynar.

Araf İsveç, Avusturya, İsviçre, Almanya ve Türkiye'nin birçok il ve ilçesinin yanı sıra Uluslararası Ankara Tiyatro Festivali'nde sahnelenir. Oyun XI. Lions Tiyatro Ödülleri'nce Tek Kişilik Prodüksiyon Ödülü alır ve Tiyatro Tiyatro Ödülleri'ne aday gösterilir. Araf sahnelenmeye devam ediyor. Avesta, 2009'da Harold Pinter'in Dağ Dili ve Mehmed Uzun'un Bir Yiğidin Ölümü adlı iki ayrı eseri Bir Dilin Ölümü adıyla Aydın Orak'ın rejisiyle çapraz kurguyla sahneler.

Haber Giriş Tarihi: 13 Subat 2012

(Kaynak: Tiyatro... Tiyatro... Dergisi)

30 Eylül 2011 Cuma

LİNÇÇİ Ömer Faruk Kurhan ve iki yüz altmış yedi haramiler!

Güncelleme 20 Kasım 2011: Çağrışım Tiyatrosu tarafından gönderilen e-postayı yayınlıyoruz:

Merhaba,

Blogunuzda yer verdiğiniz ''LİNÇÇİ Ömer Faruk Kurhan ve iki yüz altmış yedi haramiler'' isimli listede kurumumuz ismi, bilgimiz dışında kullanılmıştır. Mevcut liste içerisinde yer almadığımızı bildirir, gerekeni yapmanızı talep ederiz.

İyi çalışmalar.



Çağrışım Tiyatrosu
www.cagrisimtiyatrosu.com
cagrisimtiyatrosu@hotmail.com
bilgi: 0536 889 58 00


***


A.Burcu Babaoglan
Washington University in St. Louis
Abdullah Özgenç
Adnan Tönel
Ahmet Cemil Dicleli
Ahmet Faik Ozbilge
Ahmet Şenkardeşler
Ali Ersan Karadeniz
Ali Haluk Imeryüz
Ali Kerem Saysel
Ali Koçer
Alisan Akpinar
Aliş Sağıroğlu
Galatasaray Üniversitesi
Amfiteatr Azerbaycan
Arda Saygili
Arjen Arzen
Artunç Yavuz
Boğaziçi University
Arzu Bigat Baril
Ata Ünal
Avanguardia Teatro Milano
Ayca Günaydın
Aydan Bol
Aydın Meriç
Ayhan Akkaya
Ayışığı Yapım
Aykut Altın
Aynur Diz Ölkebaş
Aynur Hannavi Dere
Aysel Yıldırım
Ayşan Sönmez
Azade Diykan
Bahadır İpek
Bajar Muzîk
Balıkesir Sanat
Banu Açıkdeniz
Barış Sezgin
Basak Dogan
Bedirhan Dehmen
Belma Topçakar
Berna Kurt
Besim F. Dellaloglu
Betul Ekrem
Betül Zenginobuz
Bgst Dansçıları
Bilal Akar
Boğaziçi University · İzmir Fen Lisesi
Bolu Sanat Tiyatrosu
Bora Tanyel
Burak Akyunak
Burcu Yankın
Bursa Sanat Tiyatrosu
Cem Tanir
Cemal Akdağ
Boğaziçi University
Cemal Kadıoğlu
Cengiz Cagla
Ceren Okur
Cüneyt Yalaz
Çağrışım Tiyatrosu

(Merhaba,

Blogunuzda yer verdiğiniz ''LİNÇÇİ Ömer Faruk Kurhan ve iki yüz altmış yedi haramiler'' isimli listede kurumumuz ismi, bilgimiz dışında kullanılmıştır. Mevcut liste içerisinde yer almadığımızı bildirir, gerekeni yapmanızı talep ederiz.

İyi çalışmalar.



Çağrışım Tiyatrosu
www.cagrisimtiyatrosu.com
cagrisimtiyatrosu@hotmail.com
bilgi: 0536 889 58 00)

Destar-Tiyatro Topluluğu
DevirSanat Çevreni
Dundar Incesu
Duygu Aydın
Hakan Yilmaz
Boğaziçi University
Tufan Kurdoglu
Sevilay Saral
Meltem Aravi
Mustafa Sırkıntı
Arzu Bigat Baril
Metin Göksel
Nevzat Çelebi
Burak Akyunak
A.Burcu Babaoglan
Washington University in St. Louis
Aykut Altın
Aliş Sağıroğlu
Galatasaray Üniversitesi
Gökhan Gökçen
Omer Ongun
Boğaziçi University
Uluc Esen
Sercan Gidisoglu
Zeynep Okan
Barış Sezgin
Dundar Incesu
Ihsan Ata
Besim F. Dellaloglu
Bilal Akar
Boğaziçi University
Levent Mertoglu
Ömer Özdinç
Ümran İnceoğlu
Adnan Tönel
Betül Zenginobuz
Senay Kurt
Taylan Sengul
Indiana
EMre Roni Işık
Gizem Kurtsoy Barreto Martins
Murat Ozdemir
Cem Tanir
Metin Boran
Izzeddin çalışlar
Mine Koçak
Koray Bayyigit
Middle East Technical University
Narin Gül Kem
Toprak Karaoğlu
Ahmet Faik Ozbilge
Orçun Masatçı
İsmail Kürşat Mıdıkhan
Nazım Sarıkaya
Kanat Tibet
Tuncer Cucenoglu
İsmail Can Törtop
Ceren Okur
Sema Semih
Boğaziçi University
Pınar Gümüş
Levent Çağlayan
Orhan Aydın
Nalan Özübek
Berna Kurt
Gurkan Abali
Sinan Koç
Ustun Akmen
Ayca Günaydın
Ferda Baraz
Fırat Güllü
Nevzat Eser
Duygu Çavdar
Duygu Dalyanoğlu
Boğaziçi University
Düşler Sahnesi
Ebru Ayhan Işık
Emine Varolgüneş
Emre Koyuncuoğlu
EMre Roni Işık
Engin Birben
Enver Başar
Erbil Göktaş
Esat Yalçın
Eser Dilsöz
Esin Açıl
Esra Aşan
Fehmiye Çelik
Ferda Baraz
Feride Pinar Oguz Wilbanks
South Carolina
Fırat Güllü
Fırat Mert
Filiz Mirioglu
Funda Gökbakan
Gizem Kurtsoy Barreto Martins
Gozde Gul Kocatepe
Gökhan Gökçen
Gözde Güldiken
Gurkan Abali
Gül Berivan Karaldi
Gülay Çıtak
Gülbahar Tunç
Gülbahar Tunç
Gülce Enginol
Lycée Français Notre Dame de Sion
Gülçin ÇeTinkaya
Gülsen Özbekar
Boğaziçi University
Gürdal Uğur
GürKan Engin
H.Ulvi Alacakaptan
Haber Fabrikası
Hadiye Cangokce
Hakan Gerçek
Hakan Gürel
Istanbul Bilgi University
Hakan Mörek
Hakan Yilmaz
Boğaziçi University · Columbia
Haluk Isık
Harun Başkan
Hataytiyatro Hasad
Hayal Perdesi Oyuncuları
Hediyeli Anketler
Hekîm Kılıç
Hilltop Yılmaz Özkaya
Hilmi Atıl Ünal
Hülya Karakaş
Hüseyin Erdoğdu
Hüsnü Dökmeci
Ibrahim Özgür Öztoprak
Ihsan Ata
Ihsan özçıtak
Ilhan M. Nurkut
Ilker Yasin Keskin
Ilkin Kılınç
Incesu Dundar
Mustafa Demirkanlı
Turker Alpugan
Ahmet Şenkardeşler
Murat Durgut
Ali Ersan Karadeniz
Ugur Demirci
Selçuk Uyan
Cengiz Cagla
Melih Anik
Kazim öz
Cüneyt Yalaz
Özgür Eren
Aydan Bol
Azade Diykan
Türker Egemen Keskin
Yaşam Kaya
Duygu Çavdar
Hekîm Kılıç
Funda Gökbakan
Ali Kerem Saysel
Mustafa Keşoğlu
Temel Baltaoglu
Duygu Dalyanoğlu
Leyla Pekoz Caliskan
Nil Cayan
Bora Tanyel
Sibel Neslişah Hazar
Incesu Dundar
Mehmet Sencan
Ayhan Akkaya
Reyya Altala (Bize bir e-posta gönderdi:

"Iyi gunler,

http://tiyatroyun.blogspot.com/2011/09/omer-kurhan-ve-iki-yuz-altms-yedi.html

adresindeki sayfada yazili bulunan adimi derhal silmenizi istiyorum.
Beni tanimiyorsunuz ben de sizi tanimiyorum, adimi sitenizde kullanmaniz icin izin vermedim. Benim adimi yazarak, HARAMI kelimesini kullanmaya hakkiniz olmadigini dusunuyorum.

Tesekkur ederim

Saygilarimla
Reyya Altala"
)

Eser Dilsöz
Yasemin Chicheportiche
İlker Aslan
Procter & Gamble
Nilgün Ilgıcıoğlu
Zahit Atam
Yersiz Oyuncular
Necdet Hasgül
Gülay Çıtak
Banu Açıkdeniz
Ayşan Sönmez
Kozmoz Alfabeler Kumpanyasi
Rumeysa Çamdereli
Boğaziçi University
Timucin Savas
Oda Tiyatrosu
Özgür Efe
Seteney Koz
Fırat Mert
Ali Haluk Imeryüz
Esra Aşan
Duygu Aydın
Volkan Mantu
Ilker Yasin Keskin
Harun Başkan
Suha Yaygin
Irem Sivrikaya üsdiken
Sema Özoğlu
Nevzat Çelebi
Menderes Osmanağaoğlu
Taylan Tosun
Irem Sivrikaya üsdiken
Isa Karsli
Izzeddin çalışlar
İlayda Çevik
Kadikoy Anadolu Lisesi
İlker Aslan
Procter & Gamble
İrem Az
İsmail Can Törtop
İsmail Kürşat Mıdıkhan
Kanat Tibet
Kardeş Türküler
Kardeş Türküler
Kazim öz
Koray Bayyigit
Middle East Technical University · Rijksuniversiteit Groningen
Kozmoz Alfabeler Kumpanyasi
Külsat Kültür Sanat
Levent Çağlayan
Levent Mertoglu
Leyla Pekoz Caliskan
Mağusa Sanat Tiyatrosu
Marke Front
Maya Sahnesi
Mehmet Imeryuz
Mehmet Sait Tunç
Mehmet Sencan
Melih Anik
Meltem Aravi
Menderes Osmanağaoğlu
Mesut Yagci
Mesut Yüce
Metin Boran
Metin Göksel
Mimesis Sahne Sanatları Portalı
Mine Koçak
Murat Durgut
Murat Gazioğlu
Murat K Bayar
Murat Ozdemir
Murat Yildizoglu
Mustafa Çınar
Mustafa Demirkanlı
Mustafa Keşoğlu
Mustafa Sırkıntı
Müjde Yılmaz
Boğaziçi University
Nalan Özübek
Narin Gül Kem
Nazım Sarıkaya
Nazlı Masatçı
Necdet Hasgül
Nedim Saban
NesLihan Ülker
Nevzat Çelebi
Nevzat Çelebi
Nevzat Eser
Newroz Yıldırım
Nil Cayan
Nilay Çıtak
Nilgün Ilgıcıoğlu
Nuans Tıyatro
Nuri Ersoy
Oda Tiyatrosu
Ulker Uncu
Yiğit Şahin
Isa Karsli
Gürdal Uğur
Selçuk Uluergüven
Emre Koyuncuoğlu
Bedirhan Dehmen
Enver Başar
Aynur Diz Ölkebaş
Sul Tan
Bajar Muzîk
Senem Han
Nazlı Masatçı
Salih Gürkan çakar
Ugur Baran
Ozan Ömer Akgül
İrem Az
Seckin Kaymaz
Nedim Saban
Sedat Üngör
Mesut Yüce
Hakan Mörek
Zafer Gecegörür
Bahadır İpek
Basak Dogan
Emine Varolgüneş
Alisan Akpinar
Artunç Yavuz
Boğaziçi University
Gözde Güldiken
Belma Topçakar
Murat Gazioğlu
Ata Ünal
Hülya Karakaş
Hilltop Yılmaz Özkaya
Haluk Isık
H.Ulvi Alacakaptan
Mesut Yagci
Feride Pinar Oguz Wilbanks
South Carolina
Hilmi Atıl Ünal
Osman Çemrek
Ugur Ipek
Hüsnü Dökmeci
Sadi Sonmez
Engin Birben
Gülçin ÇeTinkaya
Nilay Çıtak
Hakan Gürel
Gülce Enginol
Lycée Français Notre Dame de Sion
Gülsen Özbekar
Boğaziçi University
Abdullah Özgenç
Yaşar Uz
Newroz Yıldırım
Ihsan özçıtak
Şahin Adıgüzel
Orçun Yıldırım
Esin Açıl
Yener Aksu
Hadiye Cangokce
Selin Aydınoğlu
Tufan Taştan
Omer Ongun
Boğaziçi University
Orçun Masatçı
Orçun Yıldırım
Orhan Aydın
Osman Çemrek
Oytun Güler
Ozan Ömer Akgül
Ozan Yıldırım
Ömer Özdinç
Öykü Gürpınar
Özgür Efe
Özgür Eren
Özlem Dönder
Pınar Eylem Toprak
Pınar Gümüş
Reyya Altala
Rıdvan Yiyen
Rumeysa Çamdereli
Boğaziçi University
Sadi Sonmez
Salih Gürkan çakar
Yildiz Teknik Üniversitesi
Seckin Kaymaz
Sedat Üngör
Selçuk Uluergüven
Selçuk Uyan
Selim Suner
Brown
Selin Aydınoğlu
Sema Özoğlu
Sema Semih
Boğaziçi University
Senay Kurt
Senem Han
Sercan Gidisoglu
Boğaziçi University · ENA
Seteney Koz
Sevil Saral
Sevilay Saral
Seyr-î Mesel Sanat Atölyesi
Sibel Neslişah Hazar
Sinan Koç
Suha Yaygin
Sul Tan
Sultan Örenkaya
Süreyya Karacabey
Şahin Adıgüzel
Şebnem Gökçeoğlu Balcı
Şermola Performans
Tanju Mete
Taylan Sengul
Indiana
Taylan Tosun
Teatra Demsal
Temel Baltaoglu
Tıyatro Su
Timis Oyuncuları
Timucin Savas
TiyatroArkadaş Gösteri Sanatları
Toprak Karaoğlu
Tufan Kurdoglu
Tufan Taştan
Tuncer Cucenoglu
Turgay Tanülkü
Turker Alpugan
Türker Egemen Keskin
Yenikapı Tiyatrosu
Yesım Seren
Hakan Gerçek
Cemal Akdağ
Boğaziçi University
Filiz Mirioglu
Ali Koçer
Şermola Performans
Arjen Arzen
Hüseyin Erdoğdu
Balıkesir Sanat
Timis Oyuncuları
Külsat Kültür Sanat
Sultan Örenkaya
Ilkin Kılınç
Aysel Yıldırım
Yusuf Kepez
Ve Sanat
Ufuk Tosun
Destar-Tiyatro Topluluğu
Ozan Yıldırım
Mehmet Sait Tunç
GürKan Engin
Avanguardia Teatro Milano
Fehmiye Çelik
Şebnem Gökçeoğlu Balcı
Nuri Ersoy
Süreyya Karacabey
Amfiteatr Azerbaycan
İlayda Çevik
Kadikoy Anadolu Lisesi
Ibrahim Özgür Öztoprak
NesLihan Ülker
Seyr-î Mesel Sanat Atölyesi
DevirSanat Çevreni
Vatt Oyunculari
Védat Zar
Balıkesir Üniversitesi
Öykü Gürpınar
Gül Berivan Karaldi
Düşler Sahnesi
Hayal Perdesi Oyuncuları
Mağusa Sanat Tiyatrosu
Aynur Hannavi Dere
Nuans Tıyatro
Aydın Meriç
Ebru Ayhan Işık
Burcu Yankın
Rıdvan Yiyen
Bolu Sanat Tiyatrosu
Arda Saygili
Selim Suner
Brown
Marke Front
Mustafa Çınar
Esat Yalçın
Ahmet Cemil Dicleli
Yakup Çağlayan
Bursa Sanat Tiyatrosu
Özlem Dönder
TiyatroArkadaş Gösteri Sanatları
Turgay Tanülkü
Betul Ekrem
Cemal Kadıoğlu
Ufuk Tosun
Ugur Baran
Ugur Demirci
Ugur Ipek
Ulker Uncu
Uluc Esen
Uludağ Güzel Sanatlar Fakültesi
Ustun Akmen
Ümran İnceoğlu
Vatt Oyunculari
Ve Sanat
Védat Zar
Balıkesir Üniversitesi
Volkan Mantu
Yakup Çağlayan
Yasemin Chicheportiche
Yaşam Kaya
Yaşar Uz
Yener Aksu
Yenikapı Tiyatrosu
Yersiz Oyuncular
Yesım Seren
Yiğit Şahin
Yusuf Kepez
Zafer Gecegörür
Zahit Atam
Zeynep Kutluata
Sabancı University
Zeynep Okan

(Kaynak: facebook)

23 Ağustos 2011 Salı

İçinde LİNÇ KAMPANYASI düzenleyenlerin de bulunduğu "Türkiye Tiyatro Buluşması" etkinliğine, her zaman olduğu gibi yine tiyatro dışı durumlar karıştı!


Oyun'un notu: LİNÇ KAMPANYASI ana sponsorlarından LİNÇÇİ Mimesis sitesinden alıp olduğu gibi yayınladığımız aşağıdaki haberde adı geçen LİNÇÇİ kişi ve LİNÇÇİ kuruluşların bu sıfatını biz eklemekle birlikte, bu LİNÇÇİ kişi ve LİNÇÇİ kuruluşların adlarını "maymungötürengi" ile biz belirgin hâle getirdik.


***


Oyun Karakolda Bitti


Dikili Tiyatro Buluşmaları’nda sahne alan Mağusa Sanat Tiyatrosu oyuncularıyla Türk oyuncular arasında kavga çıktı. Hal böyle olunca da oyun karakolda bitti. Yargıya taşınan olayda Kıbrıslı oyuncuların sahneye alkollü çıktıkları ve oyunun ilerleyen dakikalarında kontrollerini kaybettikleri öne sürülüyor. Kendine hakaret edildiğini söyleyen oyuncu Turgay Tanülkü, duruşma için Kıbrıs’a gidiyor.

LİNÇÇİ İzmur Yenikapı Tiyatrosu'nun ev sahipliğindeki Tiyatrolar Buluşması’nın beşincisi Dikili’de düzenlendi. Atölyeler, söyleşiler yapıldı, farklı illerden gelen 22 tiyatro topluluğu oyunlar sergiledi. 11 Ağustos’ta büyük bir coşkuyla başlayan festival, ikinci gün talihsiz bir olayla kesintiye uğradı. Mağusa Sanat Tiyatrosu’nun ‘Eroin’ adlı oyununu Dikili Meydanı’nda izlemeye gelen seyirciler büyük bir şokla karşılaştı. İddialara göre oyuncular sahneye alkollü çıktı. Eroin batağına düşen gençlerin dramını anlatan gösteride oyuncular ilerleyen dakikalarda kontrollerini kaybetti, seyirciler meydanı terk etti. Oyun kostümleriyle halkın arasına karışan oyuncular ile komite yetkilileri arasında tartışma çıktı. Küfür ve yumrukların havada uçuştuğu gece karakolda bitti. Festival komitesinden iki kişi gözaltına alındı. Kıbrıslı oyuncular rapor almak için hastanenin yolunu tuttu. Sinema sanatçısı Turgay Tanülkü ile Dikili Belediye Başkanı Ömer Yeter, tarafları sakinleştirdikten sonra grubu yolcu etti. Sorunlar çözüldü derken hafta içinde yeni bir kriz yaşandı. Kıbrıs Türk Komedi Tiyatrosu Genel Sanat Yönetmeni Alper Susuzlu, Dikili belediye başkanına tehditlerle dolu bir faks çekti. Olaya ismi karışan Turgay Tanülkü, Özgür Tanrıverdi, LİNÇÇİ Orçun Masatçı'nın kovulmaması durumunda belediye başkanının görevine son verdirteceğini iddia eden Susuzlu, büyük tepki çekti.

Oyuncunun duruşu olur

Festivalin eğitmenlerinden Turgay Tanülkü, yaşanan olaylar karşısında çok üzüldüğünü söylüyor. Kıbrıslı oyuncuların oyuna alkollü çıkarak tiyatro ve ahlak kurallarını yerle bir ettiğini aktaran Tanülkü, misafir ekibin sanatçı duruşunun olmadığını düşünüyor. Hakaretlere maruz kaldığını ve bu işi yargıda çözeceğini aktaran oyuncu, “Oyuncu dediğin toplum içinde oturuşu, duruşuyla örnek olur. Keşke bunlar yaşanmasaydı ama sorun çıkarmak için gelmişler sanki. Bize gönderdikleri metin ile oynadıkları metin çok farklıydı. Kadınları sahneye çıplak çıkardılar, ardından halkın içine indiler. Uyarı yaptığımızda ise faşist ve yobaz olarak nitelendirildik.” diyor.

Yediler, içtiler, gittiler…

LİNÇÇİ Türkiye Tiyatrolar Birliği Dönem Sözcüsü LİNÇÇİ Orçun Masatçı, festivalin bütün ekiplere açık olduğunun altını çiziyor. Ekibin festival boyunca alkollü gezdiğini dile getiren LİNÇÇİ Masatçı şöyle konuşuyor: “Bütün giderlerini biz karşıladık ama memnun edemedik. Yediler, içtiler, gittiler… Gidip dışarıdan alkol alıp parasını belediye verecek diye halkı kandırmışlar. Olacak iş mi?” Oyunun yönetmeni İlke Susuzlu iddiaları yalanlıyor. Türkiye’den kaçarak canlarını zor kurtardıklarını söyleyen Susuzlu, sahnede kullandıkları alkol şişelerinin içine çay koyduklarını söylüyor. Burnunun kırıldığını aktaran oyuncu, ellerinde raporlar olduğunu, mahalle baskısıyla ifadelerini değiştirdiklerini dile getiriyor. Olayı yargıya taşıyan Turgay Tanülkü, önümüzdeki günlerde Kıbrıs’a gidecek.


(Kaynak: Mimesis)

28 Haziran 2011 Salı

LİNÇ KAMPANYASI ana sponsorlarından İsmail Can Törtop'un sahibi olduğu tiyatrodunyasi.com sitesinde çok önemli belgeler yayınlanmaya devam ediyor hâlâ

LİNÇ KAMPANYASI ana sponsorlarından İsmail Can Törtop


***


2. TÜRKİYE TİYATRO BULUŞMASI ARDINDAN


M. Vejdi Koçak


Bizler, Antakya Belediye Şehir Tiyatrosu’nun ve (HASAD) Hatay Amatör Sanatçılar Derneği’nin kurucuları ve yönetmenleri olarak, birliğin dönem sözcüsü Orçun Masatçı’yla kontak kurup 2. buluşmaya gözlemci olarak katılmak istediğimizi söyledik. Ve bizi nezaketen misafir olarak davet ettiler. Bana da, 2. gün "yerel yönetimlerle tiyatronun ilişkisi" adlı söyleşide yer verdiler..

20 yıldır yerel yönetimlerle ilişkimiz olması nedeniyle çok sevinmiş ve kamp ortamını yaşayacağımız için çok mutlu olmuştuk. Ayrıca msn'deki iletiyi okuduğumuzda kendimizi hazırlamaya çalıştık. Otobüs biletimizi aldık, çarşaf ve terliklerimizi, şortlarımızı, gözlük ve şapkamızı unutmamaya çalıştık. Çünkü zırt pırt bir yerlere gidemiyorduk. Bu bizim için çok önemliydi. Ve bizim için tiyatro bir yaşamdı çünkü…

43 grup katılım gösterecek, onlarla kontak kuracağız, oyunlar izleyip, değerli ustalarla tartışacağız, onlardan feyiz alacaktık..

Ama gelin görün ki hayat sürprizlerle dolu…

EVET- bizim kaldığımız süre içinde neler yaşadığımızı, açık yüreklilikle herkesle paylaşmak zorunda hissederek başlayalım sözlerimize.

Eğer sürçü lisan edersek af ola…

Arabadan indik, yolun kenarında küçük küçük çadırlar gördük ve çadırlara ilerledik. Benim gözüm mini bir pankarta ilişti "2.Uluslararası ve Türkiye Tiyatrolar Buluşması" yazıyordu. 2 adet maki ağacın ucuna bantla tutturulmuştu. İlerledik; ellerimizde bavullarımız ve yastıklarımız…

Gençlere yaklaştık kendimizi tanıttık. Onlar da "hoş geldiniz" dediler ve bize küçük bir çadırı gösterdiler. Hatta yetkili arkadaşımız bize buyurun dinlenin dedi… ( Orhan Kemal Caddesi 3. Çadır)

Çadırın fermuarını açtık .Boş bir çadır. İçine bavulu koyduk çadırda yer kalmadı. Zaten çadırda ayakta durulamıyordu. Süheyla bana baktı ben Süheyla’ya baktım. İçten bir gülüşme yaşadık. Teşekkür ettik, terliklerimizi giydik, kumların üstüne çöktük. Güneş ve kum açıktayız. Elimizi yüzümüzü yıkamak için bakındık. Musluk yoktu. Çünkü İzmir’de su yokmuş. Tuvalet aradık, yan tarafta belediyenin seyyar tuvaletlerini gördük, kapısını açtık, içeriye girip çıkmam bir oldu…

Ve gökyüzüne baktım. Ama su ve tuvalet benim sinirlenmemin nedeni olmamalıydı. Koşullar ne kadar zor olursa olsun. Burada imece ve paylaşım vardır düşüncesiyle. Sinirimi içime çektim…

Yavaş yavaş gruplar gelmeye başladı. Özellikle genç oyuncu kardeşlerim 5-6 kişilik gruplarla görünmeye başladılar. Onların o sıcak ve sanatçı ruhları hemen göze çarpıyordu…

Ha, unutmadan Manisa Afsem Tiyatrosu'ndan Ahmet Nuri bey tonton yürüyüşüyle Güzelbahçe semalarında göründü!!! Ortamı gördü ve dayanamadı "…kardeş ben 110 kiloyum, güneşte kalamam eririm, dahi gölgelik bir yere gidelim" dedi.

Gölge bir yer ile sıcak bir çay içmek için bakındık durduk. Arka tarafta küçük bir park vardı. Ve bir büfe. Bir de bakkal. Hasretle vardık oraya ama… İki masa, 4 sandalye. Olsun varsın hayat her şeyi ile güzel. sıcaklar olmasa…

Bize tanıştırılan yöneticilerde bir ağaç altında çay içiyorlardı. Afiyet olsun…

Cuma öğlen saati. Herkes aç. Evet, evet herkes aççççç…

Oradan dönem sözcünün sesi duyuldu: "Saat 15.30'da yemek gelecek arkadaşlar…" Ama gelin görün ki!!!

Ve saat akşam üstü; genç oyuncu ve yazarların günümüz tiyatrosuna etkisi adlı söyleşi. İzmir Devlet Tiyatrosu oyuncusu Çağatay Özçelik’i, çok beğendim. Özellikle tiyatronun disipline olması için faşist bir yönetim yapısının olması gerektiği konusunu.

Esin hanım, kendi durumlarını anlattı. (Ama neyi savundu anlamak mümkün değil.)

Çağdaş Çetinkaya, genç bir yazar olarak ciddi bir şeyler söyleyemedi, muamma bir sonuç sergiledi. Yazarla Manisa AFSEM ‘den Ahmet Nuri'nin atışmaları hiç de fena değildi!!! Ama Mehmet Esatoğlu'nun hakkını yemek olmaz burada. "Önemli olan ne yazdığınızı bilecek ve ne yaptığınızı da", bence Çağdaş’a verilebilecek en iyi öğüt. Ah, o sunumu yapan genç de olmasa…

Ankara’dan Hasan kardeşimizin de politik oyunlar konusunda anlattıkları günün güzelliği oldu. Manisa Belediyesi Şehir Tiyatrosu Eğitmeni Türker Bey gelmemişti. (Nedense söyleşinin saatini unutmuştur mutlaka. )

Nihayet akşam 20.00 gibi kamp yerinde elinde bir karton kutu olan bir oyuncu gözüktü.

Herkes sıraya girdi, yarım ekmek içinde domates ve bir parça et. Yanında ayran…

Evet bizler yürekli yiğit oyunculardık. Direnecektik. Özveriyle durmak yok, yola devam edecektik.

İnanın kampta en beğendiğim etkilendiğim şey, Cuma akşamı bizi açık hava tiyatrosuna götüren traktördü. Hep birlikte güle oynaya şarkı ve türkülerle salona gidişimiz.

Ve Mehmet Esatoğlu'nun Suna Pekuysal hakkında bizlere verdiği bilgi mükemmeldi.

Evet saat 24.00 değerlendirme toplantısı.

Hafif olarak su ve tuvalet sorunu ve azıcık yemek problemleri ve geçiştirme…

Orçun kardeşimizin ilerici devrimci söylemleri. Bütçe ve sorunlarla ilgili bilgi vermesi.

Ve "su yoksa, denize girmeyin kardeşim" demesi.

Ve Zafer Gecegörür’ün onu destekleyici açıklaması. Aferin ustamıza.

Saat 24.40, gençlerin tanışması, sohbet ve şeref…

Çadırda, altımızda kum, üstümüzde çarşaf, ama mutluyuz...

İyi ki ordayız; gözümüz görüyor, kulağımız işitiyor… Farklı topluluk üyelerinin eleştirel dırdırları devam ediyor, ama dile getiren yok… (en az 5 grup)

Ha, unutmadan, Afyonkarahisar Belediye Şehir Tiyatrosu bir otobüsle gelmişti. Hatta onların bu düzenli gelişleri beni etkilemişti. Ali Bey’le tanışmak için aradığımda oyuncularını toplamış konuşma yapıyordu.

Daha sonra öğrendiğimde kampta kalıp kalmama konusunu tartıştıklarını öğrendim.

Günlerden cumartesi 2. gündeyiz;

Sabah 06.30, Tiyatro 657 ile sabah yürüyüşü… Hatay’da mümkün mü sabah sporu? Azerbaycan’ın oyuncusuyla denize girişimiz. Yönetmen Rasim’in kamera çalışması. Kamera önünde hissettiklerimi anlatışım. Sabah kahvaltısına çağrı…

Çeyrek ekmek, yanında bir dilim peynir, küçük reçel ve yağ...

Hakkımızı Ankara oyuncularına verişimiz…

Arkasından Azerbaycan’ın yönetmeni Rasim Bey’le parkta kahvaltı.

Afyon’un oyuncularının toplanması ve oyuncularla tekrar Ali Bey’in konuşması. "Karar, gidelim hocam…" ve Afyonkarahisar’ın buluşmayı terk etmesi. Onları yolcu eden sadece biz…
Gıcık gözlerin bizlere dik dik bakışları. Ve benim gülüşüm...

DEVAM EDİYORUM...

Tiyatro atölyesi yapılmadı. (Manisa Belediyesi Şehir Tiyatrosu Genel Sanat Yönetmeni Turgay TANÜLKÜ’nün film çekiminde olması.)

Drama atölyesi yapılmadı. (Hepimiz mutluyuz drama ne gerek var?)

Gitar atölyesi yapılmadı. (Gitar bulamadık!!! Şaka)

Resim atölyesi yapılmadı. (Şövale bulamadık!!! Ağaçtan yapılanı ise kabul etmediler.)

Saat öğle saati- yemek yok… (Sabah ve akşam yemeği olduğu msn’de bildirilmiş.)

Saat 14.00; yerel yönetimlerin tiyatro. ilişkisi adlı söyleşi.

Manisa yok... (Yönetmen Turgay TANÜLKÜ film çekiminde.)

İzmir yok???

Afyon yok… (Protesto edip gittiler.)

Ben varım. Kızıltepe’den Emrah, Orçun ve Zafer usta vardı..

Bir şeyler söylendi. Ve kısa kesilerek… kesildi...

Ardından yurtdışında tiyatro çalışmaları konulu söyleşi.

Rasim Bey, Erhan Bey ve M. Esatoğlu vardı..

İran’dan katılacak sanatçıların ikisi de yoktu.

Ama sayın Esatoğlu’nun derin bilgisiyle söyleşi amacına ulaştı.

Sonra şiir dinletisi iyiydi. Ve traktörle açık hava salonuna gidişimiz. Kızıltepe Belediyesi Tiyatrosu’ndan Emrah Koyuncu’nun tek kişilik oyunu izlendi. Her ne kadar da ışık sisteminin ve ses sisteminin olmayışı seyirciyi ve oyuncuyu etkilese de… Güzeldi.

Ardından Rasim Aşın’ın performans gösterisi de hoştu..

Saat 23.30; sessiz sinema yoktu. Herkes düşünüyor ama konuşamıyordu. Sessiz sinema oynanıyordu zaten.

Saat 24.00, günün değerlendirilmesine gelelim:

Orçun kardeşim "Sayın Hazreti Vejdi Koçak söz hakkı istiyor." dedi.

Ve sözü bana verdi.

Sorunların çok olduğunu; su, tuvalet, yemek problemlerinin başta olduğunu ve herkesin bunu dile getirmediğini söyledim. Birilerinin bunu dile getirmesi gerektiğini söyledim.

Sonuçta Adem Atar’ın "Huzur Operasyonu" adlı oyunundan "SIÇMA ÖZGÜRLÜĞÜ İSTİYORUZ" isimli tiradı alıntı yaptım!!!

Bir kargaşa yaşandı.Hatta hiç unutamayacağım bir şey yaşadım. Antalya Sağlık çalışanlarından biri ‘’ nasıl konuşuyorsunuz burada bayanlar var “dedi ve bana kızdı…

Ve Orçun kardeşimizi destekleyici gruplar ortaya çıktı.

Ama 2-3 grup çekildi, kenara geçtiler… ORÇUN MASATÇI bence hayatındaki en yanlış sözcükleri orada söyledi. Şöyle dedi:

“Yalancılar” dedi.”Defolup gidin “dedi…

Ortamı yumuşatmak için Zafer Gecegörür, Orçun’u destekleyici ifadeler kullandı. M. Esatoğlu sesini çıkarmadı.

Bende bu hissettiklerimi söylemem gerektiğini söyledim.

Çünkü--- tiyatro; insanların düşünüp söyleyemedikleri şeyleri yüksek sesle dile getirmeliydi.
1.yanlış Zafer Bey’in ve Esatoğlu’nun bütünleştirici hiçbir tavrı olmadı. (Ah Manisa’dan Ahmet Nuri Bey keşke ağır hastanızın olması sebebiyle kamptan erken ayrılmasaydınız, belki ortamı biraz toplardınız. Ne yapalım kader! ya da Afyon’dan Ali Bey olsaydı bir şeyler söyleseydi de gerçekleri savunan birileri çıkardı.)

2. yanlış Orçun kardeşimin sosyalist bir söylemle bu hataları yapması.

Özellikle yöneticiler şapkalarını önlerine alıp, yaptıkları hataların özeleştirisini yapmaları gerekmektedir.

(M. ESATOĞLU - Z. GECEGÖRÜR- O. MASATÇI VE E. KAYA )

O koşullarda orayı terk etmedik. Sabah erken gideceğimizi söyledik.ve sabah oldu..

Bir çok kişiyle vedalaşıp yola çıktık. Azerbaycan’ın yönetmeni bizi uğurladı.

Ben bu maceradan çok güzel şeyler kazandım. Bu eleştirilerimi yazmam gerekiyordu. Yazmadığım birçok şey var. Eğer yalan yanlış ileri geri yorumlar yapılırsa, gerekeni yaparım. Özellikle amatör tiyatro emekçilerinin ellerinden öperim.

2. Türkiye Tiyatro Buluşması bence amacına ulaşmamıştır. Saygılarımla.

www.hataytiyatro.com
M.Vejdi KOÇAK
Antakya Belediye Şehir Tiyatrosu Yönetmeni ve HASAD Sözcüsü.

***

Yorumlar
Esin Açıl - (8/30/2008)
2. TÜRKİYE TİYATRO BULUŞMASI ARDINDAN

Sevgili dostlar, merhaba! Ben Tiyatro Buluşması komite eş başkanı Esin Açıl. Türkiye Tiyatro Buluşması ardından elbette benim de söyleyeceklerim var.

Bu buluşma ile ilgili -komitenin bir parçası olarak- şunu yaptık, bunu yaptık, şöyle fedakarlıklar yaptık demeye gerek olmadığını düşünüyorum. Çünkü herkesin de bildiği üzere, bu buluşmayı maddi kayıplar vererek yaptık, sırf birlik ve dayanışma ortamını sağlayabilmek için. Vebuluşmada da gördük ki yalnız değilmişiz.

Buluşmaya katılan çoğu tiyatro da en az bizler kadar fedakarlık yaptı. Yol paralarını binbir zorlukla denkleştirip, BİRLİK olmaya geldiler. Bu içten, sıcak tavır ve oluşan dayanışma ile bir de oyun çıkarttık üstelik. Şunu bütün samimiyetimle söyleyebilirim ki: birlikte çıkarttığımız oyuna hazırlık aşamaları, oyun sırasında olanlar ve oyun sonrasında yaşadığım his tarif edilemez bir mutluluktu. Düşündükçe yine gözlerim doluyor. Bu buluşmayla ilgili Vejdi Koçak’ın yazdığı yazı sonrası bize de cevap hakkı doğmuş oldu.

Öncelikle Vejdi Koçak’tan özür diliyorum, çünkü gönül isterdi ki bütün yazıya cevap verebileyim ama o kadar çok çelişkili ifade var ki, yalnızca bir kısmına cevap verebileceğim.

"Benim gözüm mini bir pankarta ilişti’’2.Uluslararası ve Türkiye Tiyatrolar Buluşması"yazıyordu.2 adet maki ağacın ucuna bantla tutturulmuştu." Hemen bir açıklama yapayım, mini pankart o kadar küçüktü ki, otobüsle ana yoldan geçen insanlar, buluşmayı görüp, merak edip, internetten öğrenip bana telefon ettiler. "Bir kamp alanı gördük, tiyatro
buluşması varmış, geçerken gördük, nedir?" diye. Ayrıca koli bandına takılmak ilginç. Çünkü pankart, iple bağlanabilecek bir yapıda değildi, ayrıca çok büyük olduğu için ağaçtan başka bir yere tutturamazdık. Koli bandını birkaç kat yaparak, pankartı ağaçlara tutturduk ve sağlam bir destek oluşturduk.

"Onlarda hoş geldiniz dediler ve bize küçük bir çadırı gösterdiler." Bütün çadırlar standart 2 kişilik çadırlardı. Hepsi aynı boydaydı. Daha önce 2 kişilik çadır görmemenize bağlıyorum bu söyleminizi.

"Çadırın fermuarını açtık. Boş bir çadır." Boş derken? Çadırın içinde ne beklediğinizi açıklarsanız size yardımcı olabilirim. Keza battaniyenin olmadığını açık bir biçimde programda belirtmiştik.

"Zaten çadırda ayakta durulamıyordu." Dediğim gibi, çadırlar 2 kişilikti ve 2 kişilik bir çadır, içinde ayakta durulabilecek kadar yüksek olursa, kolayca yıkılır. Bu bir fizik kuralıdır.

"Elimizi yüzümüzü yıkamak için bakındık. Musluk yoktu.Çünkü İzmir’de su
yokmuş." İzmir’de evlerde bir damla su yokken, günde 3 defa tankerle su getirdiğimizi neden yazmadığınızı inanın merak ediyorum.

"Tuvalet aradık ,yan tarafta belediyenin seyyar tuvaletlerini gördük, kapısını açtık, içeriye girip çıkmam bir oldu..." bu sorun yüzünden civardaki restoranlar ve büfelerle konuştuk ve sağolsunlar, tuvaletlerini buluşmaya gelen dostlarımıza açtılar. Çözüm bulmak kolay. KONUŞABİLMEYİ ve GERÇEKTEN İSTEMEYİ bildikten sonra.

"Cuma öğlen saati.Herkes aç....Evet, evet herkes aççççç..." öğlen saati? Programda öğle yemeği yazmıyor ki zaten. Vaat edip de yapmama gibi bir durum yok. Ki eğer paramız olsaydı öğle yemeğini, hatta fazlasını karşılayacaktık.

"Esin hanım, kendi durumlarını anlattı. (Ama neyi savundu anlamak mümkün değil.)"
size burda eleştiri nasıl yapılır onu anlatmak istiyorum. Öncelikle anlamadığınız bir şeyi eleştiremezsiniz. İkincisi konuşmamı eleştiriyorsanız, "kendi durumlarını anlattı" diyerek -ki ne demek istediğiniz muamma- konuşmamın hatalarını ve nasıl olması gerektiğini bir antitez olarak sunmalısınız ki eleştiri anlamını bulsun. Şu durumda bu tabiriniz açıkça bir karalama ifadesinden öteye geçemiyor.

"Evet bizler yürekli yiğit oyunculardık. Direnecektik."
Gerçekten yürekli yiğit oyunculara, gerçekten birlik olmayı isteyen ve
bize kamp sonuna kadar yardımcı olan oyunculara çok teşekkür ediyorum.

Eleştirimin en eğlenceli yerine geldim:

"Drama atölyesi yapılmadı.( Hepimiz mutluyuz drama ne gerek var?)" bunu bir yönetmene söylemek üzücü ama kötü bir haberim var. Drama kelimesi yunanca dran sözcüğünden gelir ve "yapma, etme" anlamı taşır. Tiyatroda sözü geçen drama sözcüğünün, tiyatro kelimesinden bir farkı yoktur. Yani halk dilinde acıklı olay anlamında kullanılan dramla, bu atölyenin bir ilgisi yok. Drama=oynama, yapma, etme demektir.

"Gitar atölyesi yapılmadı. ( Gitar bulamadık!!! şaka )
Resim atölyesi yapılmadı. (Şövalye bulamadık!!! ağaçtan yapılanı ise
kabul etmediler.) " Atölyelere başvuru yapılmadı. Atölyelerin yapılmaması için daha geçerli birsebep var mı? Atölye yapılmadı diye boş boş oturulmadı üstelik. Yönetmenler kendi yaptıkları atölye çalışmalarından bahsettiler. Bilirsiniz ki bu da eğitimdir! ayrıca bazı gruplar başvuru yapılacağını bilmediklerini söylediler. Bu sebeple sonraki gün farklı farklı yönetmenler çeşitli atölye çalışmaları yaptırdılar. "Saat öğle saati- yemek yok... (sabah ve akşam yemeği olduğu msn’de bildirilmiş.)" msn değil, internette buluşma ile ilgili bütün haberlerde
bildirilmiştir. "Bir şeyler söylendi.Ve kısa kesilerek...kesildi....." söyleşiler kısa sürdüğü için kesilmez. Kısa sürse zaten neden kesilsin? Kısa sürer ve biter. Süre aşılmış, fazla uzun sürdüğü için kesilmiş olma ihtimali daha yüksek sanki? Ne dersiniz? "Hatta hiç unutamayacağım bir şey yaşadım. Antalya Sağlık çalışanlarından biri ’’ nasıl konuşuyorsunuz burada bayanlar var "dedi
ve bana kızdı..." unutamayacağınız olay nedir? Eleştirilerinizin üslupsuz olmasından dolayı tepki görmeniz mi?

Son olarak, sonuç bildirgesi toplantısında aramızda olsaydınız, buluşmanın amacına ne kadar ulaştığını somut olarak görürdünüz. Gerçekten yürekli, yiğit oyunculara sevgilerimle.

Esin Açıl


Alpdoğan
( 8/30/2008 )

Sayın Vejdi KOÇAK;

1. Bütün İzmir halkı susuzken ve evlerine kilometrelerce uzaktan bidonlarla su taşırken günde üç kez belediyenin tankeriyle getirtilen suyu beğenmeyip "Bu su teatral değildir!" sözünüzdeki espiriyi açıklar mısınız? Açıkhava Tiyatrosunda da suların akmadığını gördüğünüzde size tekrar İzmir genelinde suların kesik olduğu bölge halkının evlerinde de su akmadığı hatırlatıldığı halde böyle organizasyon mu olur böyle tiyatro mu olur su bile yok diye tekrar tekrar sitem ederek durumu anlamak istemeyişinizin sebebini açıklar mısınız?

2. Buluşmaya ne amaçla katıldığınızı açık yüreklilikle açıklar mısınız? Eğer düşünceniz tatil yapmak değildiyse gelir gelmez pankarttan başlayarak çadırınızı ve dağıtılan köfte ekmeği beğenmediğinizi niçin özellikle vurguladığınızı açıklar mısınız.

3. İzmir Yenikapı Tiyatrosunun bizleri biraraya getirmek için bu organizasyonu tek başına yüklendiğini ve o beğenmediğiniz çadırların ücretlerini bir oyuncularının babasının karşıladığını, bütün bunlara rağmen aralarında para toplayarak ve borçlanarak size o beğenmediğiniz kahvaltıyı ve köfte ekmeği dağıtabilmek için ellerinden geleni yaptıklarını ve kendilerinin bütün katılımcılar karınlarını doyursun diye kendi haklarını yemeyerek isteyenlere o beğenmediğiniz köfte ekmekleri ikinci kez dağıttıkları için aç kaldıklarını bildiğiniz halde ve size yaşanan maddi sıkıntının defalarca açıklanmasına rağmen niçin hala bu kadar saldırganca tavır takındığınızı açıklar mısınız?

4. Çevre restaurantların defalarca "bizim depomuzda suyumuzda var duşumuzda tuvaletimizde istediğiniz an kullanabilirsiniz" çağrılarına niçin kulak tıkadığınızı; karşı sitenin tuvaletinden çıkarken bir çok kez görülmenize rağmen gece yapılan değerlendirme toplantısında yüksek bir ses tonuyla adeta bağırarak ve bir hayli sert bir uslup takınarak "Bizim burda sıçma özgürlüğümüz bile yok! Biz bu kampı yarın sabah terkediyoruz." şeklindeki açıklamanızın ne kadar kibar ve ne kadar yapıcı bir eleştiri olduğunu açıklar mısınız? Size biraz daha kibar olmanız söylenince biz "ARABIZ" böyleyiz şeklindeki savunmanızın amacı neye yöneliktir açıklar mısınız.

5. İmece den çıkarttığınız anlam nedir açıklar mısınız?

6.Katıldığınız iki gece bir gün süresince iki değerlendirme toplantısında da bir kez tiyatro hakkında konuşma yaptınız mı? Bu toplantılarda yattığınız cadırda ayağa kalkamama sorununuzdan, duştan, sudan, yemekten, çadırdan, sıcaktan, kahvaltıdan ve tuvaletten başka hiç birşeyden bahsetmeyerek insanları provoke etmenizin altında yatan ana sebepleri açıklar mısınız? Bu tarz tartışma ortamları yaratıp saldırganlığınızla insanları gerdikten sonra sessiz sinema oynamamızı nasıl bekleyebilirsiniz?

7. Buluşmayı erken terkettiğiniz ve sonuç bildirisi toplantısına katılmadığınız halde buluşmanın amacına ulamadığı kanaatine nereden vardığınızı öğrenmek istiyorum.

8. Sizin buluşmayı terketmeniz akabinde yapılan atölye çalışmalarından ve bize büyük kazançlar sağlayan söyleşilerden haberiniz var mı? Buluşmaya katılan tiyatroların birbirlerine bir çok konuda maddi manevi karşılıklı destekte bulunduğundan bazı tiyatroların salon probleminin bile çözüldüğünden haberiniz var mı?

9. Katıldığınız söyleşide "AKP nin karanlık yüzüne karşın bize en çok maddi katkıyı onlar yapıyor. Bu yüzden AKP ile çalışıyoruz." söyleminizin Tiyatroların Yerel Yönetimlerle İlişkisi adlı panelle nasıl ilişkilendirebiliyorsunuz. Panelin konusu Antakya Belediyesi Şehir Tiyatrosu ve AKP ile arasındaki ilişki midir? Bu söyleşide paylaştıklarınız, söyleşiye dinleyici olarak katılan diğer tiyatrolara ne kazandırmıştır açıklar mısınız?

10. Sizin buluşmadan ayrılmanızla birlikte her toplantıda salt tiyatro ve tiyatroların yaşadıkları sorunlar ve çözümlerinden, tiyatroların halkla nasıl daha kolay kucaklaşacağından, tiyatroların üstlenmesi gereken misyonlardan, dekordan, kostümden, makyajdan, oyundan konuşulduğundan. Bu konularda profesyonel anlamda yol katetmiş tiyatroların eğitim ve atölye çalışmaları konusunda diğer tiyatrolara destek olmayı kabul ettiklerinden haberiniz var mı? Düzenlenmesine karar verilen festivallerden, nükleer santrallerin kurulmasına karşı sinopta sergilenecek duruştan haberiniz var mı?

11. Sık sık etrafınıza küçük guruplar toplayıp yaptığınız provakasyonlardan ve yapılan değerlendirme toplantılarında ki tiyaro ve sanatla ilgili olmayan saldırgan tutumunuzdan sonra "biz yarın burayı terkediyoruz" sözünüze; yarattığınız gergin ortamda verilen "gitmek isteyen gider" cevabına niçin bu kadar içerlediğinizi ve kurulan bir birliğe karşı bu kadar kin güderek söz konusu bu yazınızı niçin her sitede yayınlamaya çalıştığınızı; hepimizin yek vücut olması gereken günümüzde bir birlikteliği parçalamak için yapılan bu söylemlerinizin nedenini açıklar mısınız?
12. Sizce bu tavrınız yerine yine bizleri çevrenize toplayıp: arkadaşlar tiyatroların maddi imkanları ortada bizlerde taşın altına elimizi sokup kalan eksiklikleri giderilim demeniz daha doğru olmaz mıydı?

13. "Yazmadığım birçok şey var. Eğer yalan yanlış ileri geri yorumlar yapılırsa,gerekeni yaparım." Sözünüzdeki tehditvari tutmunuzu açıklarmısınız.

14. Size tekrar hatırlatmak isterim tek şikayetiniz yattığınız yerden, yemekten, teatral su olmayışından, karşı sitenin gayet sağlıklı ve temiz olan tuvaletini kullandığınız halde "sıçma özgürlüğünüzün elinizden alınmasından" olduğunu hatırlatır. Büyüğümsünüz saygı ve sevgilerimle ellerinizden öperim.


Metin Şenocak
( 9/2/2008 )

Vejdi bey lüks salonlarda kokteyllere yada kültür bakanlığı veya şirket sponsorlu otellerde yapılan festivallere alıştığı için bu tiyatro emekçilerinin çadırdaki paylaşımlarını ve gerilla yaşamlarını yadırgamakta haklı.

Ne diyebiliriz yanlış kişi yanlış yerdeymiş ve farkedip gitmiş.

Bu festivalin amacı tiyatrolar arası dayanışma ve yakınlaşmayı sağlamaktı ve % 95 başarıldı. Elbette bu amacı paylaşmayanlar da yanıldıklarını ve yanlış yerde olduklarını görüp gideceklerdi Vejdi beyi kim destekliyor bakarsanız zaten ne kadar kale alınacak biri olduğunu da anlarsınız Vejdi beyi halen destekleyen sadece 2 kişi var biri kuyumcu Hilmi Bulunmaz diğeri dizi yazarı Coşkun Büktel. Burada onların kim olduğunu yazıp bu misafir olduğumuz siteyi polemiğe sokmak istemiyoruz ama ufak bir araştırmayla çıkacaktır.
Herkesin hakkında hayırlısı olsun, herkes hak ettiğini yaşar. vejdi beye hak ettiği türde lüks otellerde bol sponsorlu festivaller dileriz iki kim oldukları belli dostuyla.


Ali Gezgin
(9/3/2008)

Ya Metin Şenocak sen insanları tanımadan neden yorum yapıyorsun olaylar nerden nereye geldi.kardeşim bir insana çamur atacaksan önce iyice araştırben vejdi koçakı çok iyi tanıyorum.o senin söylediğin insanları eleştiri yazısını internete verene kadar tanımıyordu.evet onu tanımadığınız için size üslubu ters gelebilir gayet doğal insanlar kusursuz ve hatasız değildirler.ama bu denli karalama doğru değil buna hakkınız yok.yanlış şeyler yazıp konun büyümesini sağlıyorsunuz.vejdi bey lüks otellerde sponsorlarla festival yaşamadı bunu bil.hatayda veya hataya yakın yerlerde onun ne zorluk ve güçlüklerle tiyatro yaptığı bilinir...o bölgede va tanıdığın tiyatro emekçisi varsa ara sor.körü körüne eleştiri yapmayalım lütfen...bakın ben tiyatroya tapan biriyim festival boyunca ordaydım.ben vejdi koçak sayesinde tiyatroyu sevmiş ve ona aşık olmuş bir adamım ve lütfen bu aşkımı eleştirinin yönünü değiştirerek yanlış şeyler yazmayalım... benim herzaman her yazdığım yazının altına muhakkak not olarak düştüğüm bir cümlem var... RAĞMEN TİYATRO. üç noktanın önüne istediğinizi yazın. saygılarımla..


Metin Şenocak
(9/4/2008)

BÜKTEL’İN NOTU: Koçak’ın ikinci yazısı da, önce Hilmi Bulunmaz’ın düzeltileri, sonra Coşkun Büktel’in bir iki eklemesiyle geliştirilmiş, en sonunda, yine M. Vejdi Koçak’ın rötuşlarıyla son biçimini almıştır.

Büktel Vejdi koçak’ın yazılarını eliyle düzelttiğini bir anlamda dikte ettiğini bu notla övünerek sitesinde ilan ediyor. Vejdi Koçak dertlerini düşüncelerini kaleme almaktan aciz midir? Kendisine tiyatrocuyum diyen bu şahıs şahit olduklarını yaşadıklarını yazamıyor da orada olmayan bu küfürbazlar mı görmedikleri ortamı yazıyor? Yoksa Türkçe’yi kullanmaktan düzgün imladan mı acizVejdi Koçak?

Düpedüz kendisine dikte edilen görevi yerine getiriyor. Onlardan ayrı biri değil belli ki.


M. Vejdi KOÇAK
(9/4/2008)

"Yalancılar!!! Defolup gidin!!! Omuriliksizler!!!"*

Sevgili tiyatro emekçileri,

Türkiye Tiyatrolar Birliği yöneticileri, İzmir/Güzelbahçe’de yapılan yanlışları savunabilecek ciddi şeyler bulamamışlar… (Bakınız: tiyatronline.com, "Tiyatro Güzelbahçe’de çiçek açtı...") Yapılanları ballandıra ballandıra anlatmalarına rağmen, yapılanlardan daha önemli olan yapılamayanları es geçmişler. Ben, Türkiye Tiyatrolar Birliği yöneticilerine birkaç konuda cevap vereceğim…

Sevgili kardeşlerim sizlerin fedakarlığı konusunda yalan yanlış şeyler yazmadım. Tabii ki her tiyatro emekçisi bin bir zorlukla İzmir/Güzelbahçe’ye gelip bu birlikteliğe katılarak mutlu olmak istemiştir. Buna bir sözüm yok. Ama benim çelişkili ifadelerimden söz ediliyor…

Şunların neresinde çelişki var?

Buluşmanın adı; "2. Uluslararası Türkiye Tiyatro Buluşması.

Uluslararası olduğu iddia edilen buluşmada:

1- Basın yoktu!
2- Su yoktu!
3- Duş yoktu!
4- Yemek yoktu!
5- Tuvalet yoktu!
6- Halkla bütünleşmek yoktu!
7- "Söyleşiye katılacağım" deyip gelmeyen çoktu!
8- Atölye çalışmalarının çoğu yapılmamıştı!...
Ve Orçun Masatçı bizlere, değerlendirme toplantısında, herkesin içinde hakaret etti:

"Yalancılar!!! Defolup gidin!!! Omuriliksizler!!!"

Hakaret ettiğini de aynı günün gecesi kabul edip özür diledi. Orçun Masatçı, hakareti nerede etti? Herkesin içinde. Peki özrü nerede diledi?... Hakaret ettiği yüksek ses tonuyla değil; alçak ses tonuyla ve hakareti duyanların birçoğunun uzağında… Kendisinin kabahatini anlaması iyi bir şey. Ne var ki kabahat hangi koşulda (kaç kişinin önünde) yapıldıysa, özür de aynı koşulda dilenir!!! Ben onu gözlerinden öptüm ve tekrar öpüyorum. Kendisi bana "Zaten benim başıma ne geliyorsa dilim yüzünden geliyor. Bu yüzden kaç tane davam var’’ demiştir….Ve birçok usta vardı bu olumsuz koşulları yaşayan. Hiçbirinin sesi çıkmadı! (Şu an çıkmadığı gibi.) Olumsuz koşullar hakkında konuşsalardı; en azından kendileri için iyi olurdu. Konuşarak sorumluluk almak isterlerse, zaman geçmiş değil; konuşabilirler. En azından kendileri için iyi olur. Tarihe karşı sorumluluklarını yerine getirmiş olurlar!...

İzmir Yenikapı Tiyatrosu, organizasyonu tek başına üstlenmiş gibiydi. İmece diye bir durum görünmüyordu!...

Bizlerin küçük küçük öbekler oluşturup tiyatro buluşmasını provoke ettiğimiz söyleniyor. Yazımın altına yorum yazanlardan biri diyor ki:

"Alpdoğan… 30/08/2008 www.tiyatrodunyasi.com

Sık sık etrafınıza küçük guruplar toplayıp yaptığınız provakasyonlardan ve yapılan değerlendirme toplantılarında ki tiyaro ve sanatla ilgili olmayan saldırgan tutumunuzdan sonra ’biz yarın burayı terkediyoruz’ sözünüze; yarattığınız gergin ortamda verilen ’gitmek isteyen gider’ cevabına niçin bu kadar içerlediğinizi ve kurulan bir birliğe karşı bu kadar kin güderek söz konusu bu yazınızı niçin her sitede yayınlamaya çalıştığınızı; hepimizin yek vücut olması gereken günümüzde bir birlikteliği parçalamak için yapılan bu söylemlerinizin nedenini açıklar mısınız?"

Bir birlikteliğin parçalanmaması, benim kitlenin önünde davet edenler tarafından hakaret görmeyi, "Yalancılar!!! Defolup gidin!!! Omuriliksizler!!!" gibi gayrı insani hitaplara muhatap olmamı ama yine de hiç şikayet etmeden her şeyi sineye çekip susmamı gerektiriyorsa; o birlikteliğin parçalanmaması için benim gerçekleri halktan gizlemem gerekiyorsa; o birliktelik, o kadar kutsanacak bir birliktelik olamaz. Benim gerçekleri dile getirmemle parçalanacaksa, parçalansın, daha iyi! (İnşallah, parçalanmaz! İnşallah, "tüm üyeleri sustuğu ve katlandığı için" değil; "tüm üyeleri gerçekleri konuşabilecek kadar cesur olduğu halde" parçalanmaz.)

Ben orada, küçük küçük öbekler içinde, organizasyonun eksikliğiyle ilgili olarak, Türkiye Tiyatrolar Birliği ilgililerine ne söyledimse aynılarını söylüyordum. Etrafımdakiler de benzer şikayetlerini dile getiriyorlardı. Ama etrafımdakiler Birlik yöneticileriyle konuşmaya başlayınca susuyorlardı. Neyse ben yine gökyüzüne bakıp gülüyordum. Ve şöyle diyordum: "Susma, sustukça sıra sana gelecek!..."

Bu arada, www.tiyatrodunyasi.com sitesinde yayınlanan yazımın (Bakınız: M. Vejdi Koçak, "2.TÜRKİYE TİYATRO BULUŞMASI ARDINDAN") altına yapılan "yorum"lardan birini aktarıyorum:


"////Metin Şenocak
8/28/2008

Bu yazıyı yazan arkadaşlar Coşkun Büktel ve Hilmi Bulunmaz tarafından oraya gönderilmiştir ve festivali sabote etmeye kalktıkları için defolmaları istenmiştir.//////"

Ben, "2. Tiyatro Buluşması" sona erinceye dek, Coşkun Büktel ve Hilmi Bulunmaz’la hiçbir biçimde görüşmedim/tanışmadım. Onlarla ne bir telefon görüşmesi yaptım ne de e-posta yolladım. Ne zaman ki Orhan Aydın, forumlarda dolaşan ve daha sonra "çiğ" biçimde www.tiyatrodunyasi.com sitesinde yayımlanan yazımı Bulunmaz’a göndermiş; ondan sonra Hilmi Bulunmaz beni aradı ve yazımızın geliştirilmesi yönünde önerilerde bulundu. Böylelikle Hilmi Bulunmaz ve ardından Coşkun Büktel’le telefon görüşmesi yapıp, e-postalar yoluyla görüştük. Metin Şenocak adlı kişi yanılıyor. Bana iftira atıyor. Nereden çıkarıyor bu provoke etme olayını?!... Bir insan yalnızca tahminlerine dayanarak, bir başka insana bu kadar alçakça bir suçlamada nasıl bulunabilir? Bir anne, nasıl olup da böyle bir yaratık doğurmuş olabilir?

Neyse sayın Mehmet Esatoğlu’nun yazısını okudum ve şurası gözüme çarptı:

"Gece çadırlarımızın olduğu alana döndüğümüzde tam tiyatro üstüne konuşacakken bu kez Antakya’dan Vejdi Koçak söz alarak buluşmanın en "önemli" tartışması olan tuvalet ve su sorununu öne sürerek kamptan ayrılacağını söyledi. Günlerdir güneş altında koşup didinenlerden sert yanıtlar alınca üzüldü. Gençlik, artık tiyatro üzerine konuşmak istediklerini, kamp sorunlarını konuşmaktan bıktıklarını söyleyince karşılıklı tatsız tartışmalar oldu. Bir ara benim de tartışmaya katılmam istendi. Konuşmayı gerekli görmedim. Bu ortamı germekten başka bir şeye yaramayacaktı.’’

Peki karşılıklı tartışmalar oldu; bir büyük ve usta olarak neden ortamın daha da gerilmesini engellemediniz? Ev sahibi sayılırdınız. Sizler misafirlerinize böyle mi davranırsınız? Bizler herkesin düşünce sesi olduk. Yani size bizden başkası eleştiri yapmadı mı? Doğru: Vejdi’nin üslubu kötü(!) Net olduğum için! Kıvırmadığım için!...

Hatırlayın, Mehmet Esatoğlu; parkta Kıbrıs’la ilgili konuşurken size halktan yaşlı bir amca sert bir dille "Sen siyaset mi yapıyorsun tiyatro mu?’’ deyince: Size sert üslupla konuşulmasına rağmen sakin ve sevecen bir tavırla açıklama yapmaya çalışıp "Amcacığım yanlış anladınız, sizinle sonra oturup konuşalım’’ demediniz mi? Doğrusu da bu değil miydi? Neden aynı ılımlılığı akşam göstermediniz? Sizce bize yapılan hakaretler doğru muydu? O hakaretleri hak etmiş miydik?

Bu arada, birliğin sonuç yazısının 6. maddesini çok beğendiğimi söylemeden geçemeyeceğim:

’’6- Buluşmadaki aksaklıklar göz önne alınarak diğer buluşma ve festivallerde aynı hatalara düşülmeyecek.’’

Tiyatro emekçilerinin gözlerinden, ellerinden öpüyorum. Saygı ve sevgilerimle.

TİYATRO AŞK GEREKTİRİR… ENTELEKTÜEL VE ÖZVERİLİ OLMAK YETMEZ…

M.Vejdi KOÇAK


Nurgül Darendeli
(9/3/2008)
Vejdi Koçak, Orhan Aydın ve şürekasıyla ilişkisini açıklasın da hepimiz öğrenelim!!!

Daha önce Türkiye Tiyatrolar Buluşmasına sıcak bakıp yakınında olan ama ayrılanlardan kimler Vejdi Koçak’ı oraya yolladı ve bölünme sağlaması için orada sürekli muhalif ortalıkta dolaşmasını tembihledi?

Vejdi görevini yapıp oradan devşirdiği yalan yanlış değerlendirmeleri kaleme aldığında bunu internet medyasına kim dağıttı? Orhan Aydın, neden bu yazıyı tiyatronun başının belası 2 küfürbaz olarak anılan kişilere jurnalleme gereği duydu? Amaçları çıkarabildikleri kadar kuru gürültü çıkarıp sağlanmakta olan birliği dağıtmak mı?

Vejdi Koçak, Orhan Aydın, Hilmi Bulunmaz, Coşkun Büktel gibi isimler baştan bu yana Türkiye Tiyatrolar Birliğinin önünü kesmek için mi vardı? Coşkun Büktel ve Hilmi Bulunmaz defalarca "Kim oldukları bilinmez kişiler" gibi aşağılayıcı ifadelerle Türkiye Tiyatrolar Birliğine saldırmadı mı?

Orhan Aydın sırf bir yerde daha yayınlanmış olsun diye bir avuç kişinin okuduğu bu akıllara ziyan 2 adamın sitesine yazı yazıp bu tür haberleri servis etmekten utanmadı mı? kendini bu gibi adamlarla bir araya koyup rezil rüsva etmesi üzücü gelmiyor mu?

Taraflar artık daha fazla birbirlerini yıpratmadan karşılıklı özür dileyerek çekilebilir

İsteyen Türkiye Tiyatrolar Birliğine dahil olur isteyen olmaz ayrılır. Orada ekmek geç geldi, su kesintisi varmış çadır alçakmış ben o nedenle Türkiye Tiyatrolar Birliğinden ayrılıyorum diye bir sebep bir mazeret olabilir mi?

Hangi mantık hangi ölçü bunu mazeret olarak kabul edebilir?

"Türkiye Tiyatrolar Birliğine gerek duyup katılmıştık ama çadırı alçakmış, tuvalet iyi değilmiş ayrılıyoruz." Bu kadar ahmakça bir mazereti öne sürüp ayrılmak ahmaklığın daniskasıdır. Tabi bunu da bir haber sayıp da bayram yapıp sitelerine taşıyanların yaptığı ise rezilliğin dik alasıdır.

Bu festival sadece TTB için bir araçtır. Biraz daha kaynaşmak daha kalabalıklaşmak için. Araca kızıp amaç yakılmaz. Gerekirse aracın tamamı gözden çıkarılır olmadı bu festival çok kötü geçti denir başka araçlar denenir. Sen ortaya ilkelerden dolayı bir mazeret koyabiliyor musun? Şu ilke bize ters geldi ayrılma gerekçemiz budur diyebiliyor musun? Diyemiyorsun ve yarım ekmek arası köfte için ayrılıyorsun! sonra da ortalığı ayağa kaldırıyorsun!

Ne zannediyordun BU İKSV nin bol sponsorlu Tiyatro festivali mi? İşte bu rezilce beklenti içinde ve rezilce hayal kırıklığının hezeyanı içinde davrananlar tarihe bu kopardıkları rezillikle geçti. TTB ise gelecek yıl daha sorunsuz daha aşama kaydedilmiş organizasyonlar yapacaktır, sonraki yıl daha da iyisini.

ve üyeleri de artacaktır arada bu tür kısa erimli çıngarcılar da içerden yada dışardan ayağına çelme takmaya çabalasa da.


Osman Akkuyu
(9/4/2008)

Şimdi tamam oldu!!!!

Orhan Aydın, Vejdi Koçak vs sırtını tiyatronun küfürbazları denilen 2 sorunlu kişiye dayadı ve Türkiye Tiyatrolar Birliğinin önünü kesmeye çıktı. Pes! Her şeyi anlarım da bula bula bu lanetle anılan facebookda yüzlerce kişinin lanetlediği 2 küfürbazı mı buldunuz müttefik olarak!

Nurgül’ün yazdıkları da çok doğru. Şu karardan şu ilkeden şu maddeden şu uygulamadan dolayı Türkiye Tiyatrolar Birliğinden ayrılıyorum diyemeyenler çadır küçükmüş diye , öğlen köfte ekmek geç geldi diye ayrılıyormuş! Komiksiniz beyler çok komik. Ve bir provokasyona geldiğinizi göremiyorsunuz. Önce yandaş seçtiklerinizi bir sorun soruşturun bunalımlı bir amatör yazar ve bunalımdan öte çizgiye geçmiş bir amatör yönetmen her buldukları açıktan tiyatro dünyasına küfürlerle hakaretle saldırırken sizin bu tavrınız ve işbirliğiniz sadece onlara malzeme oldu başka hiç bir şeye değil!


Merve Deniz
(9/7/2008)

sayın tiyatro dostu bunu yapan kişileri tanımadan böyle yorum yapma cesaretini kendinizde bulmanız da bi hakaret sayılır.bencede dert edeceğiniz baska seyler olmalı(böyle ağır ithamlar olmamalı.)


Tiyatro Dostu
(9/6/2008)

Sayın Koçak sitemlerinizde haklısınız. Türkiye Tiyatrolar Birliği gibi bi birlik kurma cüretini gösteren insanların önce insani değerleri bilmesi gerekir. Tiyatro gibi saygın bir ortamda hakaret gibi birşeyin kaldırılabilir bişey olmadığını da iyi biliyorum. Boşverin bu kişi zaten tiyatrodan önce insani değerleri bilseydi, çok daha farklı yerlerde olurdu. O yüzden dert etmeye değmez.


Nurhan Yaman
(9/6/2008)

Bir kere daha gördük ki tiyatrocuların profesyonelleri gibi amatörlerinden de bölgesellerinden de bir şey olmayacak.

Yazık...


Enis
(8/29/2008)

afedersiniz ama bu buluşmanın amacı nedir?

ben katılmadım ama okuduklarıma göre vecdi bey haklı ya da haksız olsun, planlananların yarısı dahi yapılmamış oturumlar ortadayken amacına nasıl ulaşmış olabilir acaba?


Gözde
( 8/29/2008 )

2.türkiye tiyatro buluşması amacına ulaşmıştır.Eğer vejdi bey buluşmanın ilanlarında vadedilenlerden fazla şey bekleyip,’tiyatro için aç kalırım’deyip sürekli eksik aramaya,samimi ortamı germeye kalkmasaydı ve buluşmanın sonuna kadar kalma cesaretini gösterebilseydi eğer buluşmanın amacına ulaşıp ulaşmadığını görürdü.2.TÜRKİYE TİYATRO BULUŞMASI AMACINA ULAŞMIŞTIR.


Metin Şenocak
( 8/28/2008 )

Bu yazıyı yazan arkadaşlar Coşkun Büktel ve Hilmi Bulunmaz tarafından oraya gönderilmiştir ve festivali sabote etmeye kalktıkları için defolmaları istenmiştir.


maco - ( 8/28/2008 )
iyiki cesaretli kişiler varmış....dilinize saglık


selvi karagöz - ( 9/7/2008 )
bu sitede mehmet esatoğlu da buluşmayı değerlendirmiş.onuda okumak gerekir.sadece vejdi beyin yazdıklarını okumak çok yanlı bi davranış olur.


ayşe - ( 9/5/2008 )
hangi konuşma edebiydi ve sanatsaldı.hepsi siyaset .


Nurhayat Güçbilmez - ( 9/4/2008 )
Sayın Vejdi bey,
Sizin tiyatro aşkınıza da tiyatroya verdiğiniz emeğe de saygı duyuyorum belli ki bu işe gönlünüzü koymuşsunuz
Fakat;
Fena halde hata yapmaktasınız. İki nedenle
1- Kendinize seçtiğiniz yandaşlar bu tiyatro dünyasının en çirkin anılan isimleri bilesiniz. Onlar boşuna sizin üstünüze atlamadılar, boşa sizi arayıp bulmadılar.
Coşkun Büktel ve Hilmi Bulunmaz denilen kişilerle yola çıkarsanız isterse adınız Muhsin Ertuğrul olsun adınızı ve birikimlerinizi bir günde iki paralık edersiniz bilesiniz. Tiyatro tiyatro olalı bunlar gibisini bu kadar seviyesizlerini görmedi. Biz nerdeyse 2 yıldır onlarla ilgili yazılanları okuyor görüyor şahit oluyoruz. Bazen sosyalist kisve altında bazen başka maskelerle ve düpedüz alçakça küfürler tehditler ederek var olmaya çalışan bu kişilerin size omuz veriyor olması sizi yüceltmez tam tersine yerin dibine batırır. Benimkisi bir dostça uyarı ama tabi dostlarınızı yandaşlarınızı kimlerden seçeceğinize kendiniz karar vereceksiniz size şunları dost edinmeyip demek haddim değil
2- Türkiye Tiyatrolar Birliği olmuş bitmiş oturmuş kurumsal bir yapı değil. Bu nedenle de bir organizasyonunda aksamalar olması sizi eleştiriye götürdüğü kadar hadi arkadaşlar ucundan tutulacak ne var biz bu kadar kötü organizasyona layık değiliz hadi bende bir ucundan tutayım demeye götürmeliydi. Su mu yok, beş kişiyle oturup bundan şikayet etmek değil arkadaşlar su sorunu çözülememiş ben atlayıp gidip bir tanker su getireyim diyebilmeyi gerektiren bir aşamadayız. Konuşmacı mı gelmemiş arkadaşlar bu bize ders oldu seneye bunları davet etmeyelim benim de sıkı tanıdığım ve tereddütsüz gelecek şunlar var onları getireyim denilecek aşamadayız. Yani konuk gibi duranlara değil bu birliğin inşaatına tuğla koyacaklara ihtiyaç var. Burası bitmiş bir bina kurumsallaşmış bir yapı değil henüz inşaatı süren bir çaba
Tabi henüz inşa aşamasında arkadaşlarımızın fazla havalanıp bunu uluslararası diye ilan etmeleri yada medyatik isimleri getirme çabaları emeklemeden koşmaya kalkmaları da hatadır bu konuda yerden göğe haklısınız. Orçun Masatçı ise sizi kırmakla hata etmiş eminim yazıyla da açık net özür dileyecektir kamuoyu önünde
Sevgiyle kalın Vejdi bey


mehmet kadıoğlu - ( 9/17/2008 )
Türkiye de sanat-toplum adına bir kitle oluşturabilmek için yola çıkan bir oluşum neden eleştirilere (içeriği her ne olursa) katı bir şekilde cevap verme ihtiyacı duysun ki ? bir sonraki dönemde eksiklikler giderilebilir , görüşleriniz dikkate alınır v.s. gibi cevaplar vermek varken.
Organizasyonda eksiklikler olduğu bir gerçek fakat tartışmalar esnasında ne önerirsiniz ? gibi sorular sorulduğunu da hatırlamıyorum ,yalnızca bu etkinliğin bir grup tarafından finanse edildiğinden bahsedildi saygıdeğer bir davranış, fakat verilen emeğin katılımcılara tartışma sırasında anlatılması bunun daha önceden katılımcılar tarafından bilinmemesi en azından ben bilmiyordum, doğal olarak imkanı olup ta katkıda bulunmak isteyebilecek gruplar bu imkanı değerlendiremedi.
her iki tarafında üslubundan kaynaklanan kargaşa ortamı oluştu böylelikle ne diğer katılımcılar konuşabildi veya susmayı tercih etti nede taraflar tam olarak dertlerini anlatamadı. Fakat “beğenmeyen gider” cok masum bir söylem değil özellikle devrimci isek ve amacımız kitle oluşturmaksa. Bu aslında çözülemeyecek bir problem değil özellikle ‘üslup’ problem değil de bir renk olmalı özellikle tiyatrocular açısından, kaldı ki “tiyatral su” ve “ sıçma özgürlüğü” bence radikal söylemler bir nevi devrimci çıkışlardır . Benim dilime dolandı .
bir takım kişiler Vejdi beyin açıklamaları üzerinden başkalarını karalama derdinde bu çok açık görülmekte bunlar yüzünden Vejdi Koçak yıpratılmamalı . Türkçenin kullanımında yetkin olup olmama konusu gülünçtür, vaktinizi boşa harcamayın. Saygılar..


esin açıl - ( 8/30/2008 )
enis bey umarım yeterli bir cevap olmuştur

(Kaynak: tiyatrodunyasi.com)

6 Ekim 2010 Çarşamba

"ABD Başkanı, yeni bir yol çizdi. Neydi bu yol? İATP böyle bir komplo ile kuruldu. Clinton'ın 1996'da formüle ettiği yolda ilerlemeye koyuldu." diyen

Esatoğlu'na iftira mı atıldı?
(Amuda kalkıp bakarsanız) Soldan sağa: LİNÇ KAMPANYASI imzacısı Orçun Masatçı, Nedim Saban, Esatoğlu'nu tacizci olmakla suçlayan LİNÇ KAMPANYASI imzacısı ve "Müşteki" Ömer F. Kurhan (Kaynak:www.iatp-web.org/tacizekarsiyiz), LİNÇ KAMPANYASI imzacısı ve "Vıdı Vıdı" Orhan Aydın, Turgay Tanülkü, LİNÇ KAMPANYASI imzacısı Zafer Gecegörür, Esatoğlu'nu tacizci olmakla suçlayan LİNÇ KAMPANYASI imzacısı Fırat Güllü ve "Müşteki" Ömer F. Kurhan ile Fırat Güllü tarafından tacizci olmakla suçlanan Mehmet Esatoğlu "3. Türkiye Tiyatrolar Buluşması"ndaki bir etkinlikte can ciğer kuzu sarması vaziyetteler. Bu tür birliktelikleri önemsiyoruz. Ancak, özeleştiri düzeneğini daha çok önemsiyoruz!
(Kaynak:
LİNÇÇİLERin gölgesindeki sonuç bildirgesi!)
.
Mutlaka okuyunuz:
.
KAMPANYASIZ YAPAMAYAN TÜRKİYE TİYATROSUNDA NE DEĞİŞTİ DE...

9 Temmuz 2010 Cuma

LİNÇÇİLER; Haluk Işık, Orhan Aydın, Ertuğrul Timur, Erhan Gökgücü, Nurkut İlhan, Zafer Gecegörür, Orçun Masatçı, LİNÇÇİSEVER dostlarıyla buluşuyorlar!

Oyun'un notu: Aşağıdaki haberi, LİNÇÇİ MİMESİS sitesinden alarak olduğu gibi yayınladık. Ancak, haberde bulunan LİNÇÇİ adlara biz link verip, bu adları kırmızı renkle biz belirginleştirdik. Ayrıca, haberdeki bariz yazım yanlışlarını kırmızı renkle belirtip, doğrularını yeşil harflerle biz yazdık! Bunun yanı sıra, anlaşılması güç ve okunamaz hamlıktaki haberi, biraz olsun olgunlaştırıp okunur hâle getirmek için yaptığımız müdahaleleri de kahverengi harflerle yine biz yazdık!!!

32 tekmili birden "voleybol"lu, "tavla""yüzme"li, "vb."li "4. Türkiye Tiyatrolar Buluşması Programı"(!) haberini, LİNÇÇİ sözcüklerinin üzerinden asla atlamadan, dikkatle ve ibretle okuyunuz!!!


***


4.Türkiye Tiyatrolar Buluşması Programı


1 AGUSTOS PAZAR

SAAT: 8.30-10.00 Kahvaltı
10.30-12.30 Atölyeler
1-Dramatik yazarlık atölyesi LİNÇÇİ "Haluk Işık" (LİNÇÇİ Haluk Işık'ı yakından tanımak için lütfen bu yazıyı okuyunuz: Büktel ile Bulunmaz'ın sanatsal ifade olanaklarını imha etmek için Demirkanlı tarafından başlatılan LİNÇ KAMPANYASIna imza veren Işık'a sert bir ders!)
2-Drama atölyesi LİNÇÇİ "Mehmet Nurkut İlhan"
3-Oyunculuğa Temel Yaklaşımlar atölyesi LİNÇÇİ "Zafer Gecegörür"
4-Pandomim (Workshop) "Wolfgang Nemo"
5-Işık-ses Atölyesi "Yüksel Aymaz"
13.00-14.00
Öğle yemeği
14.00-17.00 Serbest “Turnuvalar (voleybol, tavla, yüzme vb.)”
17.00-19.00 Söyleşiler
17.00-18.30-Yazarlık ve yorumlama sorunları "LİNÇÇİ Haluk Işık (LİNÇÇİ Haluk Işık'ı yakından tanımak için lütfen bu yazıyı okuyunuz: Büktel ile Bulunmaz'ın sanatsal ifade olanaklarını imha etmek için Demirkanlı tarafından başlatılan LİNÇ KAMPANYASIna imza veren Işık'a sert bir ders!) ve Selma Ceylan"
18.30-19.00-Tiyatro buluşmaları “Nazlı Masatçı, LİNÇÇİ Zafer Gecegörür, Koray Eti”
20.00- LİNÇÇİ İzmir Yenikapı Tiyatrosu “Sarı Sıcak”
21.30-Antalya Bölge Tiyatrosu “Ateş ve İhanet”
00.00-Müzik dinletisi

2 AĞUSTOS PAZARTESİ

SAAT 8.30-10.00 Kahvaltı
10.30-12.30 Atölyeler
1-Dramatik yazarlık atölyesi LİNÇÇİ "Haluk Işık" (LİNÇÇİ Haluk Işık'ı yakından tanımak için lütfen bu yazıyı okuyunuz: Büktel ile Bulunmaz'ın sanatsal ifade olanaklarını imha etmek için Demirkanlı tarafından başlatılan LİNÇ KAMPANYASIna imza veren Işık'a sert bir ders!)
2-Drama atölyesi LİNÇÇİ "Mehmet Nurkut İlhan"
3-Oyunculuğa Temel Yaklaşımlar atölyesi LİNÇÇİ "Zafer Gecegörür"
4-Pandomim (Workshop) “Wolfgang Nemo ”
5-Işık-ses Atölyesi “Yüksel Aymaz”
13.00-14.00 Öğle yemeği
14.00-17.00 Serbest “Turnuvalar (voleybol, tavla, yüzme vb.)”
17.00-19.00 Söyleşiler
17.00-18.30-Tiyatro yayıncılığı "LİNÇÇİ Murat Demirbaş, Şahin Adıgüzel, LİNÇÇİ Erturul Timur"
18.30-19.00-Savaş altında tiyatro “Anas Abdul Al-Samad-IRAK”
20.00-Mustafakemalpaşa Bölge Tiyatrosu “Ayrılık”
21.30-Samsun Sanat Tiyatrosu "Biz Adam Olmayız"

3 AĞUSTOS SALI

8.30-10.00 Kahvaltı
10.30-12.30 Atölyeler
1-Dramatik yazarlık atölyesi LİNÇÇİ "Haluk Işık" (LİNÇÇİ Haluk Işık'ı yakından tanımak için lütfen bu yazıyı okuyunuz: Büktel ile Bulunmaz'ın sanatsal ifade olanaklarını imha etmek için Demirkanlı tarafından başlatılan LİNÇ KAMPANYASIna imza veren Işık'a sert bir ders!)
2-Drama atölyesi LİNÇÇİ "Mehmet Nurkut İlhan"
3-Oyunculuğa Temel Yaklaşımlar atölyesi LİNÇÇİ "Zafer Gecegörür"
4.Rejisörlük atölyesi LİNÇÇİ "Erhan Gökgücü" (6 saat)
5-Pandomim (Workshop) “Wolfgang Nemo ”
6-Işık-ses Atölyesi “Yüksel Aymaz”
13.00-14.00 Öğle yemeği
14.00-17.00 Serbest “Turnuvalar (voleybol, tavla, yüzme vb.)”
17.00-19.00 Söyleşiler
17.00-18.30-Nasıl bir tiyatro eğitimi "LİNÇÇİ Erhan Gökgücü, LİNÇÇİ Zafer Gecegörür, LİNÇÇİ OrçunMasatçı, LİNÇÇİ M. Nukut İlhan, Seçkin Kaymaz, LİNÇÇİ Orhan Aydın" (LİNÇÇİ Orhan Aydın'ı yakından tanımak için lütfen bu yazıyı okuyunuz: ORHAN AYDIN'A -TARTIŞMAYA YANAŞTIĞI VE YANAŞMADIĞI KONULARDA- CEVAPLAR)
18.30-19.00-Göç ve göçmen tiyatrosu ve sorunları “Selma Ceylan (Frankfurt Yazarlar Derneği Başkanı) ve Gülay Tolu ”
20.00 sokak oyunu “Ankara Şehir Tiyatrosu”
21.30-Irak Mustheel-alic Theater
23.00 Tuğrul Keskin Şiir Dinletisi

4 AĞUSTOS ÇARŞAMBA

8.30-10.00 Kahvaltı
10.30-12.30 Atölyeler
1-Sokak Tiyatrosu Atölyesi LİNÇÇİ "Orçun Masatçı"
2-Vücut Oyunculuğu Atölyesi “Anas Abdul Al-Samad”
3-Oyunculuğa Temel Yaklaşımlar atölyesi LİNÇÇİ "Zafer Gecegörür"
4-Rejisörlük atölyesi LİNÇÇİ "Erhan Gökgücü" (6 saat)
5-Vasıf Öngören Okumaları ve oyunculuk atölyesi “Aslı Öngören ve Aslı İçözü”
13.00-14.00 Öğle yemeği
14.00-17.00 Serbest “Turnuvalar (voleybol, tavla, yüzme vb.)”
17.00-19.00 Söyleşiler
17.00-Devletin Tiyatrosu olur mu? "LİNÇÇİ Erhan Gökgücü, Turgay Tanülkü, LİNÇÇİ Orhan Aydın, LİNÇÇİ Haluk Işık (LİNÇÇİ Haluk Işık'ı yakından tanımak için lütfen bu yazıyı okuyunuz: Büktel ile Bulunmaz'ın sanatsal ifade olanaklarını imha etmek için Demirkanlı tarafından başlatılan LİNÇ KAMPANYASIna imza veren Işık'a sert bir ders!), LİNÇÇİ Orçun Masatçı, LİNÇÇİ Zafer Gecegörür"
19.00-Kadının Sanattaki Yeri "Aslı Öngören, Özlem Öztürk, Selma Ceylan, Aslı İçözü"
20.00-Esmeray “Cadının Bohçası”
21.30- LİNÇÇİ İzmir Yenikapı Tiyatrosu "İsyan"

5 AĞUSTOS PERŞEMBE

8.30-10.00 Kahvaltı
10.30-12.30 Atölyeler
1-Sokak Tiyatrosu Atölyesi LİNÇÇİ "Orçun Masatçı"
2-Vücut oyunculuğu “Anas Abdul Al-Samad”
3-Rejisörlük atölyesi LİNÇÇİ "Erhan Gökgücü" (6 saat)
4-Vasıf Öngören Okumaları ve oyunculuk atölyesi “Aslı Öngören ve Aslı İçözü”
13.00-14.00 Öğle yemeği
14.00-17.00 Serbest “Turnuvalar (voleybol, tavla, yüzme vb.)”
17.00-19.00 Söyleşiler
17.00-Eşcinseller ve sanat "Esmeray",
19.00- Üniversite Tiyatro topluluklarının sorunları ve çözümler(Panel)” Fatih üniversitesi tiyatro topluluğu (Üniversitesi Tiyatro Topluluğu) ve Galatasaray Üniversitesi Tiyatro topluluğu (Topluluğu)"
21.30-Sadri Alışık Tiyatrosu “Aşk Üçlemi”

6 AĞUSTOS CUMA

8.30-10.00 Kahvaltı
10.30-12.30 Atölyeler
1-Sokak Tiyatrosu Atölyesi LİNÇÇİ "Orçun Masatçı"
2-ışık ses-atölyesi
3-Vücut oyunculuğu “Anas Abdul Al-Samad”
4-Oyunculuk atölyesi "Volkan Severcan"
5-Vasıf Öngören Okumaları ve oyunculuk atölyesi "Aslı Öngören ve Aslı İçözü"
13.00-14.00 Öğle yemeği
14.00-17.00 Serbest “Turnuvalar(voleybol, tavla, yüzme vb.)"
17.00-19.00 Söyleşiler
17.00-Tiyatroda Örgütlülük "LİNÇÇİ Orçun Masatçı, LİNÇÇİ Zafer Gecegörür, TurgayTanülkü, LİNÇÇİ Orhan Aydın, Memet Esatoğlu, Seçkin Kaymaz, Nedim Saban"
19.00-Televizyonun Tiyatroya Etkisi “Nedim Saban, LİNÇÇİ Orhan Aydın, Turgay Tanülkü, Volkan Severcan”
20.00 Tiyatro Sakinleri “Hayat Gülünce Güzel”
21.30- Galatasaray Üniversitesi Tiyatro Topluluğu “Gerçek Müfettiş Hound”

7 AĞUSTOS CUMARTESİ

8.30-10.00 Kahvaltı
13.00-Atölyelerin sunumu
13.00-14.00 Öğle yemeği
14.30-Söyleşi: Batı Tiyatrosu "Nedim Saban"
17.00 Buluşma Sonuç Bildirgesi
19.00-Söyleşi: Perde Arkası Anılar
20.00-Tiyatro Simurg “Sivas Yandı Kaç Yıl Oldu?”
21.30-Tiyatro Kare "Buda Benim Ailem ("Bu da Benim Ailem")

(Kaynak: MİMESİS)


***


Ayrıca bakınız:

LİNÇÇİ Ertuğrul Timur, öznesiz tümce kuruyor!

Yalan makinesi ve küfürbaz Mustafa Demirkanlı'nın sözde küfre karşı kampanyasına alet olanların imzaladıkları metni ve alet olanları teşhir ediyoruz!

Linç imzacıları listesi