Hilmi Bulunmaz'a Cezalar Art Arda Geliyor…
|
![]() |
Bütün tiyatro insanlarına küfür ve hakareti alışkanlık haline getiren, asıl mesleği kuyumculuk ve elmas kalemleri uluslararası ticareti olan, amatör tiyatro heveslisi H. Hilmi Bulunmaz son olarak Haluk Bilginer hakkında yazdığı hakaret içeren yazılarını mahkeme kararına rağmen blogspot'undan kaldırmadığı için 6 ay hapis cezasına çarptırıldı.
Savcının: "5651 Sayılı yasanın 4. maddesinde mahkeme kararına rağmen düzeltme yapmayan içerik sahibi veya sorumlu kişi hakkında 6 aydan 2 yıla kadar hapis cezası yaptırımı getirilmiştir. Şikayete konu olan olayda sitenin sahibi ve sorumlusu olan Hilmi Bulunmaz'ın yapılan tebligata rağmen düzeltmeyi yapmadığı içerikten mahkemenin belirttiği yazıları çıkartmadığı eklenen tebligat parçaları ve internet çıktılarıyla anlaşılmıştır." olarak gerekçesini açıkladığı ve 2 yıla kadar hapsini istediği Bulunmaz alt sınır olan 6 ay ile cezalandırılmıştır.
Daha önce de çeşitli mahkumiyetleri olan H. Hilmi Bulunmaz'ın "hükmün tebliğinin geri bıraktırılması" kararları Adli Büro'da birleştirildikten sonra, "hükmün tebliğinin geri bıraktırılması" kararları ortadan kalkacak ve şimdiye kadar aldığı tüm mahkumiyetlerinin tebliğleri yapılacaktır.
Kendisinin de üst üste 2 yıl aldığı, sonrasında pişman oldum dediği ama KESİNLİKLE İADE ETMEDİĞİ Özel Tiyatrolara Devlet Desteği'ne başvurup, bu destekten yararlanan tiyatro insanlarına yönelttiği küfürleri burada aktaramayacağımız için, küfürlerin linkini veriyoruz:
Ayrıca; Linççi diye tanımladığı "Temiz tiyatro" kampanyasına katılan insanlara yönelttiği küfürleri: "Sosyalist Sanatçı Hilmi Bulunmaz, gördüğü lüzum üzerine, LİNÇÇİ o….. ç…. kişiler hakkında çok önemli bir açıklama yaptı!", başlığı ile yayımlamaktadır, bu küfürleri de yayımlamamız mümkün olmadığı için sadece linkini veriyoruz: http://tiyatroyun.blogspot.com/2012/05/sosyalist-sanatc-hilmi-bulunmaz-gordugu_4848.html
Bu ağır küfürler karşısında imza listesindeki birçok kişi savcılık suç duyurusu ve hukuk davaları hazırlıkları yapmaktadır. H. Hilmi Bulunmaz hakaret ettikten sonra, hakaretlerini hukuk sürecine yansıdığında kaldırdığını açıkladığı için, (SANIK HÜSEYİN HİLMİ BULUNMAZ İFADESİNDE: İddianameye konu olan video içeriğindeki belirtilen sözleri ben söyledim, ancak hakkımda iddianame düzenlendikten sonra bu videoları kaldırdım dolayısıyla söylenmiş olan sözler kaldırıldı..) kendisi silmeden önce bu küfürlerin yer aldığı yazıların noterden tespitleri yapılmıştır.
--------------------------
YASAL UYARI: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları YFK Yapım Yayıncılık Tic. ve San. Ltd. Şti'ne aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. |
Haber Giriş Tarihi: 24 Mayis 2012
|
"SANIK" sorgusu için yayınlar tarihe göre sıralanmış olarak gösteriliyor. Alaka düzeyine göre sırala Tüm yayınları göster
"SANIK" sorgusu için yayınlar tarihe göre sıralanmış olarak gösteriliyor. Alaka düzeyine göre sırala Tüm yayınları göster
25 Eylül 2016 Pazar
MUHBİR Tiyatro... Tiyatro... Dergisi'nin YALANLARI bir türlü son ermedi!
22 Nisan 2016 Cuma
Coşkun Büktel İstanbul 70. Asliye Cezâ Mahkemesi'ni kandıramayınca...
HİLMİ'Yİ ŞİKAYETE MECBUR KALDIM.
COŞKUN BÜKTEL·21 NİSAN 2016 PERŞEMBE
T.C. İSTANBUL
70. ASLİYE CEZA MAHKEMESİ
DOSYA NO: 2015/689 Esas
ŞİKAYETÇİ: Coşkun Büktel
SANIK: Hilmi Bulunmaz
SANIĞIN İLK DURUŞMADA TUTANAĞA GEÇMİŞ SAVUNMALARINA CEVAPLAR:
1: Sanık ilk duruşmada demiştir ki:
"Ben kendim tiyatrocu, şair ve yazarım, bu nedenlerle imgelerle konuşurum. Yazıda 'kambur' ifadem gerçek manada kamburu tanımlamaz. Bu bir imgedir. Herhangi bir hakaret kastım yoktur."
"Kambur" kelimesini şikayet ederken biz de zaten bu kelimeyi düz anlamıyla değerlendirmiş değildik. "Kambur" kelimesi düz anlamıyla doğanın "arızası" olan masum bir "tümsektir". Ama "Kambur" kelimesi dilimizde düz anlamından daha yaygın olarak, mecaz anlamıyla ve hakaret kastıyla kullanılır. Gerçekten, düz anlamıyla kambur olmayan bir kişiye "Kambur" dediğinizde, hele de "sırtımda bir kambur" dediğinizde, kastettiğiniz şey, o kişinin size yük olduğu, bir asalak olarak sizi sömürdüğü anlamına gelir. İster şair olun, ister filozof, ister düz anlamıyla söyleyin, ister mecaz ya da "imge" anlamıyla söyleyin; "kambur" kelimesiyle bir insanın "yakışıklı", "cömert", "kahraman", "soylu" ya da "saygın", vb. olduğunu kastetmiş olamazsınız. Fransızca’da "pejoratif" diye bir kavram vardır ki, Türk Dili Sözlüğü (TDK) 1998 tarihli dokuzuncu baskısında onu şöyle karşılıyor:
pejoratif Fr pejoratif Küçümseyici, aşağılayıcı, kötüleyici, yerici, yermeli.
"Kambur", pejoratif bir kelimedir ve her durumda "Küçümseyici, aşağılayıcı, kötüleyici, yerici, yermeli." anlamlara gelir. Eğer birisi için "Sırtımda bir kambur" derseniz, bu, daha da böyledir. Hele de "Sırtımda bir kambur" dedikten sonra onun ardına bir de "olgunlaşan kambur gibi sırtımdan düşüp dökülmesiyle ne kadar rahatlamaya ulaştığımı" gibi, kambura değil de, "kenelere" has "olgunlaşmak", "düşüp dökülmek" gibi asalak kavramını yoğunlaştıran fiiller eklediğinizde; kastınızı asla tevil edilemez (saptırılamaz) biçimde açığa vurmuş olursunuz.
Kısacası, sanığın "kambur" temalı bu ifadesi; fikren pek çok konuda anlaşamasak da, bir zamanlar uzun süre arkadaş olduğumuzu ve Hilmi'nin paralı benim ise parasız olduğumu gayet iyi bilen tiyatro camiasında insanların kafalarını bulandırmaya ve benim hakkımda birtakım şaibelerin doğmasına müsait bir ortam yaratmaya yeterlidir. Kendisinin de bir "şair" olduğunu söylediğine göre, sanığın, o ifadeleri tesadüfen, hangi anlamlara çekileceğini hesap etmeden kullandığına inanmak mümkün değildir. Oysa ben böyle bir şaibeyi hak etmek için, sanıkla hayatım boyunca herhangi bir menfaat ilişkisine girmiş değilim. Bunları konuşmak zorunda kalmak benim için ne kadar zül olsa da, ardımda şaibe bırakmamak için sanığın bu hakaretinin arka planını açıklamaya mecburum. Sanıkla uzun yıllar sık görüştüğümüz için elbette küçük birtakım alıp vermelerimiz olmuştur. Ama ben kendi payıma hep aldığımdan çok vermeyi ilke edinmişimdir. Yine de ondan alacaklı olduğumu, onun sırtımda bir kambur olduğunu iddia etmeyi asla kendime yakıştıramam. Ama ona borçlu olduğumu da asla kabul etmem. Zaten borçlu olsaydım, o bunu "imgeyle" değil, açıkça söylerdi; şaibe yaratmakla yetinmezdi.
2) Sanık ilk duruşmada demiştir ki:
"Sanık yalancıdır. Kaldı ki kendisini kim daha yalancı olarak ankete koymamın sebebi kendisinin daha önce mahkeme kararları ile yalancı olduğunun tespit edilmesidir. Kendisi İstanbul 2. Fikri Haklar Mahkemesi'nin 2004/606 esas, 2010/144 karar sayılı kararında, Uğur Yücel hakkında bir yazısını intihal ettiğini iddia etmiş, mahkemece yapılan yargılama sonucunda yazıda intihal (çalıntı) bulunmadığına hükmedilmiş, karar kesinleşmiştir."
Bugüne dek benim açtığım, ya da bana açılan hiçbir davada benim "yalancı" olduğuma karar verilmemiştir. Uğur Yücel'e karşı açtığım intihal davasında 12 sayfalık ciddi ve ayrıntılı bir rapor yazarak, dizi filmde benden intihal edilen sahneleri dakikalarıyla tek tek saptayıp ciddi bir rapor yazarak, bana tazminat ödenmesini tavsiye eden bilirkişinin (Ünlü yazar ve avukat Sabri Kuşkonmaz) raporuna ve bana tazminat ödenmesi yönünde karar verip raporunda tazminat miktarını belirleyen SESAM üyelerine itibar edilseydi; davayı ben kazanabilirdim. Ama Ankara'daki murafalı temyiz duruşmasına gitmeyi unuttuğum için davayı kaybetmiş olsam bile (ki aslında Anayasa Mahkemesi'nde sıra beklemekteyim.) bu durum; ne beni, ne bilirkişi Sabri Kuşkonmaz'ı ne de SESAM üyelerini yalancı yapar. Karar dahil dosya içeriğinin hiçbir sayfasında da zaten benim yalancı olduğuma ilişkin bir tek ima bile yoktur. O davayı kaybetmek asla benim yalancı olduğumu kanıtlamaz; sadece intihal konusunda mahkemeyle aynı görüşte olmadığımı kanıtlar.
Sanık, benim yalan konusundaki özel hassasiyetimi ve davalı olduğumda bile her bedeli göze alarak asla yalan söylemediğimi çok iyi bildiği için, sürekli olarak, bu tür çürük dayanaklar gösterip bana yalancı diye haksız ve hukuksuz biçimde hakaret etmektedir. Bana internette bir sürü kişi bin defa "yalancı" demiştir ama, mahkede bana yalancı dendiğini, en azından denip de ispat edildiğini hiç hatırlamıyorum. Mahkemede bana yalnızca Hilmi Bulunmaz, savcılığa verdiği dilekçelerle 2 kez "yalancı" demiş; ikisinde de bu konudaki iddiaları "takipsizlikle" sonuçlanmıştır. Ama duruşmada bile bana hâlâ yalancı demekte, beni iftira ile açıkça suçlayan ve “takipsizlik verilmiş” olan "Coşkun Büktel'in, Bulunmaz'a attığı 'İFTİRA' özetini her gün sunacağız!" başlıklı yazısını bugün hâlâ yayında tutmakta (Bakınız: Belge 1: https://www.facebook.com/photo.php?fbid=1242801525737955&set=a.179782142039904.42083.100000243596367&type=3&theater) ama mahkemeye benim yalancılığımın kanıtı olarak mesela hâlâ yayında tuttuğu o iftira yazısını göstermek yerine, yani kendisine (güya) söylediğim yalanlardan bahsetmek yerine; mahkemeyi ilgilendirmeyen başka davalarımdaki "yalanlarımı"(!) kanıtlamaya çalışmaktadır.
Ben yalan konusunda iddialıyım: Kimse beni yalanla suçlayıp da iddiasını kanıtlayabilmiş değildir. Bu cevapları vermeye mesai harcayışım bile, sırf yalan konusundaki hassasiyetim yüzünden… Yoksa bal gibi biliyorum ki; başkalarına yalan söylemiş olsam bile, bu, Hilmi'nin bana "yalancı" demesine ruhsat yaratmaz.
TALEP
Yarına kalacak eserler yaratmış bir yazar olarak, biyografimde hak etmediğim bir şaibe oluşturan bu hakaretlerin cezalandırılarak, hakkımdaki şaibelerin giderilmesini yüce mahkemenizden saygıyla arz ve talep ederim. 21/04/2016.
NOT: HİLMİ BULUNMAZ'A KARŞI KAZANDIĞIM TAKİPSİZLİK KARARLARI:
1) 2014/118388 SAVCI HASAN BASRİ ZAMANİŞ Takipsizlik karar tarihi: 10 Kasım 2014
2) 2015 /68942 SAVCI UFUK BÜYÜKŞENGÜN Takipsizlik karar tarihi: 01 Haziran 2015.
Şikayetçi
COŞKUN BÜKTEL
21/04/2016
COŞKUN BÜKTEL·21 NİSAN 2016 PERŞEMBE
T.C. İSTANBUL
70. ASLİYE CEZA MAHKEMESİ
DOSYA NO: 2015/689 Esas
ŞİKAYETÇİ: Coşkun Büktel
SANIK: Hilmi Bulunmaz
SANIĞIN İLK DURUŞMADA TUTANAĞA GEÇMİŞ SAVUNMALARINA CEVAPLAR:
1: Sanık ilk duruşmada demiştir ki:
"Ben kendim tiyatrocu, şair ve yazarım, bu nedenlerle imgelerle konuşurum. Yazıda 'kambur' ifadem gerçek manada kamburu tanımlamaz. Bu bir imgedir. Herhangi bir hakaret kastım yoktur."
"Kambur" kelimesini şikayet ederken biz de zaten bu kelimeyi düz anlamıyla değerlendirmiş değildik. "Kambur" kelimesi düz anlamıyla doğanın "arızası" olan masum bir "tümsektir". Ama "Kambur" kelimesi dilimizde düz anlamından daha yaygın olarak, mecaz anlamıyla ve hakaret kastıyla kullanılır. Gerçekten, düz anlamıyla kambur olmayan bir kişiye "Kambur" dediğinizde, hele de "sırtımda bir kambur" dediğinizde, kastettiğiniz şey, o kişinin size yük olduğu, bir asalak olarak sizi sömürdüğü anlamına gelir. İster şair olun, ister filozof, ister düz anlamıyla söyleyin, ister mecaz ya da "imge" anlamıyla söyleyin; "kambur" kelimesiyle bir insanın "yakışıklı", "cömert", "kahraman", "soylu" ya da "saygın", vb. olduğunu kastetmiş olamazsınız. Fransızca’da "pejoratif" diye bir kavram vardır ki, Türk Dili Sözlüğü (TDK) 1998 tarihli dokuzuncu baskısında onu şöyle karşılıyor:
pejoratif Fr pejoratif Küçümseyici, aşağılayıcı, kötüleyici, yerici, yermeli.
"Kambur", pejoratif bir kelimedir ve her durumda "Küçümseyici, aşağılayıcı, kötüleyici, yerici, yermeli." anlamlara gelir. Eğer birisi için "Sırtımda bir kambur" derseniz, bu, daha da böyledir. Hele de "Sırtımda bir kambur" dedikten sonra onun ardına bir de "olgunlaşan kambur gibi sırtımdan düşüp dökülmesiyle ne kadar rahatlamaya ulaştığımı" gibi, kambura değil de, "kenelere" has "olgunlaşmak", "düşüp dökülmek" gibi asalak kavramını yoğunlaştıran fiiller eklediğinizde; kastınızı asla tevil edilemez (saptırılamaz) biçimde açığa vurmuş olursunuz.
Kısacası, sanığın "kambur" temalı bu ifadesi; fikren pek çok konuda anlaşamasak da, bir zamanlar uzun süre arkadaş olduğumuzu ve Hilmi'nin paralı benim ise parasız olduğumu gayet iyi bilen tiyatro camiasında insanların kafalarını bulandırmaya ve benim hakkımda birtakım şaibelerin doğmasına müsait bir ortam yaratmaya yeterlidir. Kendisinin de bir "şair" olduğunu söylediğine göre, sanığın, o ifadeleri tesadüfen, hangi anlamlara çekileceğini hesap etmeden kullandığına inanmak mümkün değildir. Oysa ben böyle bir şaibeyi hak etmek için, sanıkla hayatım boyunca herhangi bir menfaat ilişkisine girmiş değilim. Bunları konuşmak zorunda kalmak benim için ne kadar zül olsa da, ardımda şaibe bırakmamak için sanığın bu hakaretinin arka planını açıklamaya mecburum. Sanıkla uzun yıllar sık görüştüğümüz için elbette küçük birtakım alıp vermelerimiz olmuştur. Ama ben kendi payıma hep aldığımdan çok vermeyi ilke edinmişimdir. Yine de ondan alacaklı olduğumu, onun sırtımda bir kambur olduğunu iddia etmeyi asla kendime yakıştıramam. Ama ona borçlu olduğumu da asla kabul etmem. Zaten borçlu olsaydım, o bunu "imgeyle" değil, açıkça söylerdi; şaibe yaratmakla yetinmezdi.
2) Sanık ilk duruşmada demiştir ki:
"Sanık yalancıdır. Kaldı ki kendisini kim daha yalancı olarak ankete koymamın sebebi kendisinin daha önce mahkeme kararları ile yalancı olduğunun tespit edilmesidir. Kendisi İstanbul 2. Fikri Haklar Mahkemesi'nin 2004/606 esas, 2010/144 karar sayılı kararında, Uğur Yücel hakkında bir yazısını intihal ettiğini iddia etmiş, mahkemece yapılan yargılama sonucunda yazıda intihal (çalıntı) bulunmadığına hükmedilmiş, karar kesinleşmiştir."
Bugüne dek benim açtığım, ya da bana açılan hiçbir davada benim "yalancı" olduğuma karar verilmemiştir. Uğur Yücel'e karşı açtığım intihal davasında 12 sayfalık ciddi ve ayrıntılı bir rapor yazarak, dizi filmde benden intihal edilen sahneleri dakikalarıyla tek tek saptayıp ciddi bir rapor yazarak, bana tazminat ödenmesini tavsiye eden bilirkişinin (Ünlü yazar ve avukat Sabri Kuşkonmaz) raporuna ve bana tazminat ödenmesi yönünde karar verip raporunda tazminat miktarını belirleyen SESAM üyelerine itibar edilseydi; davayı ben kazanabilirdim. Ama Ankara'daki murafalı temyiz duruşmasına gitmeyi unuttuğum için davayı kaybetmiş olsam bile (ki aslında Anayasa Mahkemesi'nde sıra beklemekteyim.) bu durum; ne beni, ne bilirkişi Sabri Kuşkonmaz'ı ne de SESAM üyelerini yalancı yapar. Karar dahil dosya içeriğinin hiçbir sayfasında da zaten benim yalancı olduğuma ilişkin bir tek ima bile yoktur. O davayı kaybetmek asla benim yalancı olduğumu kanıtlamaz; sadece intihal konusunda mahkemeyle aynı görüşte olmadığımı kanıtlar.
Sanık, benim yalan konusundaki özel hassasiyetimi ve davalı olduğumda bile her bedeli göze alarak asla yalan söylemediğimi çok iyi bildiği için, sürekli olarak, bu tür çürük dayanaklar gösterip bana yalancı diye haksız ve hukuksuz biçimde hakaret etmektedir. Bana internette bir sürü kişi bin defa "yalancı" demiştir ama, mahkede bana yalancı dendiğini, en azından denip de ispat edildiğini hiç hatırlamıyorum. Mahkemede bana yalnızca Hilmi Bulunmaz, savcılığa verdiği dilekçelerle 2 kez "yalancı" demiş; ikisinde de bu konudaki iddiaları "takipsizlikle" sonuçlanmıştır. Ama duruşmada bile bana hâlâ yalancı demekte, beni iftira ile açıkça suçlayan ve “takipsizlik verilmiş” olan "Coşkun Büktel'in, Bulunmaz'a attığı 'İFTİRA' özetini her gün sunacağız!" başlıklı yazısını bugün hâlâ yayında tutmakta (Bakınız: Belge 1: https://www.facebook.com/photo.php?fbid=1242801525737955&set=a.179782142039904.42083.100000243596367&type=3&theater) ama mahkemeye benim yalancılığımın kanıtı olarak mesela hâlâ yayında tuttuğu o iftira yazısını göstermek yerine, yani kendisine (güya) söylediğim yalanlardan bahsetmek yerine; mahkemeyi ilgilendirmeyen başka davalarımdaki "yalanlarımı"(!) kanıtlamaya çalışmaktadır.
Ben yalan konusunda iddialıyım: Kimse beni yalanla suçlayıp da iddiasını kanıtlayabilmiş değildir. Bu cevapları vermeye mesai harcayışım bile, sırf yalan konusundaki hassasiyetim yüzünden… Yoksa bal gibi biliyorum ki; başkalarına yalan söylemiş olsam bile, bu, Hilmi'nin bana "yalancı" demesine ruhsat yaratmaz.
TALEP
Yarına kalacak eserler yaratmış bir yazar olarak, biyografimde hak etmediğim bir şaibe oluşturan bu hakaretlerin cezalandırılarak, hakkımdaki şaibelerin giderilmesini yüce mahkemenizden saygıyla arz ve talep ederim. 21/04/2016.
NOT: HİLMİ BULUNMAZ'A KARŞI KAZANDIĞIM TAKİPSİZLİK KARARLARI:
1) 2014/118388 SAVCI HASAN BASRİ ZAMANİŞ Takipsizlik karar tarihi: 10 Kasım 2014
2) 2015 /68942 SAVCI UFUK BÜYÜKŞENGÜN Takipsizlik karar tarihi: 01 Haziran 2015.
Şikayetçi
COŞKUN BÜKTEL
21/04/2016
4 Aralık 2015 Cuma
MUHBİR Tiyatro... Tiyatro... Dergisi yalanı üstüne kurulan dâvâ temyize!
T.C.
YARGITAY BAŞKANLIĞI
CUMHURİYET BAŞSAVCILIĞI'NA GÖNDERİLMEK ÜZERE
T.C.
İSTANBUL
80. ASLİYE CEZA MAHKEMESİ YARGIÇLIĞI'NA
DOSYA NO: 2014/87 Esas
KARAR NO: 2015/155
(C. SAVCILIĞI ESAS NO): 2012/37858
KONU: Yardımcı dilekçe...
Yerel Mahkeme'deki Sayın Yargıç tarafından hukuksuz olarak verilmiş BERAAT kararından cesâret alan SANIK Mustafa Şükrü Demirkanlı, her zamanda, her zeminde, her zuhûrda bana HAKARET etmeye, İFTİRA atmaya ve benim kişilik haklarımı ihlâl etmeye devam ediyor!... SANIK Mustafa Şükrü Demirkanlı'nın büyük ısrarla, zincirleme olarak sürdürdüğü kara propagandayı anlayabilmek için yalnız birkaç örneğini sunduğum HAKARET ve İFTİRA metinlerine lütfen bir göz gezdirin...
Gereğinin yapılmasını saygılarımla arz ve talep ederim. 4 Aralık 2015
HÜSEYİN HİLMİ BULUNMAZ
29 Temmuz 2015 Çarşamba
Beni hukuksuz yargılatan; Mustafa Demirkanlı'nın peşini bırakamıyorum!
YARGITAY İLGİLİ DAİRESİNE GÖNDERİLMEK ÜZERE
T.C.
İSTANBUL
80. ASLİYE CEZA MAHKEMESİ YARGIÇLIĞI'NA
DOSYA NO: 2014/87 Esas
KARAR NO: 2015/155
(C. SAVCILIĞI ESAS NO): 2012/37858
KONU: Yardımcı dilekçe...
Yerel Mahkeme'deki Sayın Yargıç tarafından hukuksuz olarak verilmiş BERAAT kararından cesaret alan SANIK Mustafa Şükrü Demirkanlı, her zamanda, her zeminde, her zuhûrda bana HAKARET etmeye, İFTİRA atmaya ve benim kişilik haklarımı ihlâl etmeye devam ediyor!... SANIK Mustafa Şükrü Demirkanlı'nın büyük ısrarla, zincirleme olarak sürdürdüğü kara propagandayı anlayabilmek için yalnız birkaç örneğini sunduğum HAKARET ve İFTİRA metinlerine lütfen bir göz gezdirin...
Gereğinin yapılmasını saygılarımla arz ve talep ederim... 29/07/2015
HÜSEYİN HİLMİ BULUNMAZ
16 Temmuz 2015 Perşembe
30 Nisan 2015 Perşembe
Mustafa Şükrü Demirkanlı'nın imza attırdığı Yaşam Kaya "SANIK" oldu...
T.C.
İSTANBUL
13. ASLİYE CEZA MAHKEMESİ
DURUŞMA TUTANAĞI
DOSYA NO: 2015/25 Esas
DURUŞMA TARİHİ: 30/04/2015
CELSE NO: 2.
HÂKİM: MUSTAFA YENER ULAK 34479
KÂTİP: İBRAHİM KAZAN 99573
Belirli gün ve saatte 2. celse açıldı.
Müşteki HÜSEYİN HİLMİ BULUNMAZ ile Sanık YAŞAM KAYA vekili Av. Pınar Deniz Hanedar geldi. Açık duruşmaya devam olundu.
Müşteki huzura alındı. Hüviyet tespitine geçildi.
Müşteki HÜSEYİN HİLMİ BULUNMAZ, Mehmet Cemalettin oğlu, 10/07/1955 doğumlu. Ali Baba Türbe Sokak No: 13/8-9 Çemberlitaş Fatih / İSTANBUL
Müştekiye Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 234. Maddesi'ndeki hakları hatırlatıldı. Haklarını anladığını ve vekil talep etmediğini beyan etmekle, müştekiye iddianame ve ekleri okunup, şikâyet ve delilleri soruldu.
MÜŞTEKİ ŞİKÂYETİNDE: "İddianame doğrudur. Sanıkla daha önce yüz yüze bir tanışıklığımız olmasa da, tiyatro camiasından olduğu için tanışıklığımız vardır. Ben, sanıktan yüzde yüz eminim. Kendisi bana hakaret etmiştir. Konuya ilişkin dinletmek istediğim tanığım yoktur. Zira olay, ortadadır, belgelidir. Sanıktan şikâyetçiyim. Dâvâya katılmak istiyorum. Her ne kadar iddianâmede sanığın 'orospu çocuğu' diyerek, hakaret ettiği söylenmiş ise de, ben, onun bu şekilde hakaretini hatırlamıyorum. Dilekçemde belirttiğim şekilde, mail'de ne yazıyorsa, ben ondan şikâyetçiyim. Ben, dâvâya konu mail'in suç unsuru teşkil ettiğini düşünüyorum. Hem tehdit, hem hakaret olarak algıladığım için, şikâyetçi oldum. Takdir mahkemenindir." dedi.
Savcılıkta alınan ifadesi okundu.
SORULDU: "Tarafıma okunan ifade doğrudur. Bana aittir. Aynen tekrar ederim." dedi.
Sanık müdafisinden SORULDU: "Müştekinin beyanlarını kabûl etmiyoruz. Ancak, 'orospu çocuğu' şeklinde hakaret etmediğine dâir beyanı, savunmalarımızı doğrulamaktadır. Mail içeriği, diğer yönüyle tehdit suçunu içermez. Müvekkilin tehdit kastı da söz konusu değildir. Şikâyet hakkını kullanmak istediğini belirtmiştir. Bize göre suçun maddî ve manevî unsuru oluşmamıştır. Suç tarihi itibariyle zaman aşımı süresi de dolmuştur. Maddî hatâ ile açıldığını düşündüğümüz dâvânın düşürülmesini, müvekkilin beraatine karar verilmesini talep ederim. Katılma talebine bir diyeceğim yoktur." dedi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Suçtan zarar görmesi ihtimaline binaen müştekinin Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 237. Maddesi gereğince kamu dâvâsına katılmasına karar verildi. Duruşmaya devam olundu.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
1 - Dosyanın eksiği çıkmadığı takdirde karar verilmek üzere incelemeye alınmasına,
Bu nedenle duruşmanın 08/05/2015 günü saat 11:00'e bırakılmasına karar verildi. 30/04/2015
Kâtip 99573 Hâkim 34479
e-imzalıdır e-imzalıdır
29 Nisan 2015 Çarşamba
Bulunmaz karşısında zor durumdaki sanık Yaşam Kaya işi yokuşa sürdü
T.C.
İSTANBUL
13. ASLİYE CEZA MAHKEMESİ
DURUŞMA TUTANAĞI
DOSYA NO: 2015/25 Esas
DURUŞMA TARİHİ: 19/03/2015
CELSE NO: 1.
HÂKİM: MUSTAFA YENER ULAK 34479
KÂTİP: İBRAHİM KAZAN 99573
Belirli gün ve saatte 1. celse açıldı.
Sanık YAŞAM KAYA vekili Av. Pınar Deniz Hanedar geldi. Açık duruşmaya başlandı.
İddianamenin kabûlü kararı okundu.
Sanık için İzmir Asliye Ceza Mahkemesi'ne yazılan talimata cevap var. Buna göre savunmasının alındığı anlaşıldı. Okundu.
Yapılan yoklamada müştekinin hazır olmadığı anlaşıldı.
Sanık müdafisinden SORULDU: "Sanık savunmasına bir diyeceğimiz yoktur. Tanıklarımız hazırdır. Dinlenmelerini talep ederiz." dedi.
Tanık Umut huzura alındı. Kimliğinin tespitine geçildi.
TANIK UMUT ÇAĞLAR KAYA: Ali oğlu, 1979 doğumlu, hâlen Soğanlı Mh. Hüdâverdi Sk. No: 18 D: 10 Bahçelievler / İSTANBUL
Tanıklığa mâni hâli yok. Tanığa Cumhuriyet Muhakemesi Kanunu'nun 53. Maddesi gereğince gerçeği söylemesinin önemi, gerçeği söylememesi hâlinde, yalan tanıklıktan cezalandırılacağı, doğruyu söyleyeceği hususunda yemin ettirileceği anlatıldı. Olayla ilgili bilgi verildi. Usûlen yemini yaptırıldı. Olay hakkındaki bilgi ve görgüsü soruldu.
TANIK UMUT ÇAĞLAR KAYA BEYANINDA: "Ben, iddia edilen olayı gözümle görmedim. Sanık benim kardeşim olur. Kardeşimin İnternet'teki yazılarını takip ediyordum. Bundan 6 yıl önce, müştekinin Yaşam'a hitaben İnternet'teki bir yazısında annemize hakaret ettiğini okudum. Bunun üzerine kardeşim olan sanığı uyardım. Kendisi de müşteki hakkında gereğini yapacağını söyledi. Yine değişik zamanlarda müşteki İnternet ortamında sanığa hakaret içerikli yazılar yazmıştı. Bu hakaretleri müştekinin kendisine ait blogunda okumuştum. Benim konuya ilişkin bilgim ve görgüm bundan ibarettir." dedi.
Tanık Cem huzura alındı. Kimliğinin tespitine geçildi.
TANIK CEM İDİKURT: Mehmet Salih oğlu, 1976 doğumlu, hâlen Mahmut Şevket Paşa Cd. Güngör Sk. No: 16 D: 1 Okmeydanı / İSTANBUL
Tanıklığa mâni hâli yok. Tanığa Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 53. Maddesi gereğince gerçeği söylemesinin önemi, gerçeği söylememesi hâlinde yalan tanıklıktan cezalandırılacağı, doğruyu söyleyeceği hususunda yemin ettirileceği anlatıldı. Olayla ilgili bilgi verildi. Usûlen yemini yaptırıldı. Olay hakkındaki bilgi ve görgüsü soruldu.
TANIK CEM İDİKURT BEYANINDA: "Ben, Yaşam'ın bizzât müştekiye hakaret ettiğini görmedim. Ancak olay öncesinde Hilmi'nin kendi blogunda Yaşam'a hitâben; 'Orospu çocuğu' dediğini okudum. Bunun üzerine Yaşam'ın da karşılık vererek; 'Yavşak' gibi sözler söylediğini, telefonda söylediğini, niçin bu şekildi yazdığını sorduğunu, duydum. Bunun dışında müştekinin zaman zaman sanığı kastederek; 'Dangalak, cahil' gibi sözlerle hakaret ettiğini okudum. Benim konuya ilişkin bilgim ve görgüm bundan ibârettir." dedi.
Sanık müdafinin yazılı savunmalarını içerir dilekçe verdiği görüldü. Okundu.
Sanık müdafisinden SORULDU: "Yazılı savunmalarımızı aynen tekrar ederiz. Müvekkilimin suç kastı yoktur. Tanık beyanlarından da anlaşılacağı üzere müştekinin hakaretleri vardır. Ayrıca suç tarihi itibariyle suç zaman aşımına uğramıştır. Bu nedenle dâvânın düşürülmesini ve sanığın beraatine karar verilmesini talep ederim." dedi.
Müştekinin mazeret dilekçesi verdiği görüldü.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
1 - Müştekinin mâzeretinin kabûlüne, adına davetiye çıkartılmasına,
Bu nedenle duruşmanın 30/04/2015 günü saat 09:30'a bırakılmasına karar verildi. 19/03/2015
Kâtip 99573 Hâkim 34479
e-imzalıdır e-imzalıdır
***
Ayrıca bakınız:
Bulunmaz'ın MÜŞTEKİ, Yaşam Kaya'nın SANIK olduğu duruşma yarın...
17 Nisan 2015 Cuma
Her ayın tam birinde yayınlanmasa da LİNÇÇİ olmadığı için tanıtıyoruz...
Ayrıca bakınız:
Dergiciler, belediyeden avanta almak için mi Michel Vaïs'ı iplemediler?...
LİNÇÇİ olmamasına karşın resmî olmayı aşamayan Yeni Tiyatro Dergisi
Tiyatro... Tiyatro... Dergisi Trabzon Temsilcisi SANIK olarak yargılanıyor
Onca LİNÇÇİ tiyatro dergisi varken Yeni Tiyatro Dergisi'ni destekliyoruz!
İBBŞT ve adliye kurumlarında verdiğimiz savaşım nedeniyle geç gördük!
Adliye mücadelemi es geçebilen dergiyi, adliye koridorlarında okuyorum!
Bulunmaz "LİNÇ KAMPANYASI" sözünü resmîleştirmek için savaşıyor...
Demirkanlı: Sanki boklarında boncuk var, sanki dünyayı bunlar yönetiyor
Tiyatro... Tiyatro... ile Yeni Tiyatro dergileri Hülya Karakaş'ı yazacak mı?
LİNÇ KAMPANYASI sponsoru Tiyatro... Tiyatro... Dergisi yine gol yedi...
LİNÇ KAMPANYASI sponsoru Tiyatro... Tiyatro... Dergisi yine gol yedi...
Bulunmaz'ın "kişilik hakları ve ticarî itibarını ihlal eden" yazı, kaldırılacak!
Anık, Bulunmaz, Büktel, Göktaş, Maraşlıyan hakkındaki "iftira" kalkacak!
Anık'a, Bulunmaz'a, Büktel'e, Göktaş'a, Maraşlıyan'a iftira atan yazı, out!
Mustafa Demirkanlı'nın yayınladığı çirkin yazı da yayından kalkabilir mi?
Yeni Tiyatro Dergisi Genel Yayın Yönetmeni Erbil Göktaş da bu videoda
Erbil Göktaş, temelli olmayan çözümle durum mu kurtardı, hile mi yaptı?
Yeni Tiyatro Dergisi Genel Yayın Yönetmeni Erbil Göktaş, 66'ya bağladı!
Kişilik haklarımızı ihlâl eden Demirkanlı yazısının kaldırılmasını istedik!...
Erhan Yazıcıoğlu'nun reklâmıyla ayakta duran Tiyatro... Tiyatro... Dergisi
Tüm dergiler doğdurulur, büyütülür ve öldürülür: Bu dergi de, böyle oldu!
İntihar eden Tiyatro... Tiyatro... Dergisi her ciddî kuruma İFTİRA atıyor!...
Tiyatro... Tiyatro... Dergisi, suç işleme makinesine dönüşmeye başladı...
Suç işleme makinesi Tiyatro... Tiyatro... Dergisi'ne; Cezmi Gökalp omzu!
Hilmi Bulunmaz 1101 kişiden biri olan Mustafa Demirkanlı'nın peşinde!...
Kavgadan kaçan Coşkun Büktel, Özdemir Nutku'dan âdeta özür diliyor...
Bulunmaz'a "HAKARET" eden Büktel'in yazılarından biri daha kaldırıldı!
Çin'de olduğumuz için izleyemediğimiz dergiler bu sabah bize ulaşmış!...
Bahtiyar Engin, Kaan Erkam, Mustafa Şükrü Demirkanlı, şikâyet ediliyor!
Demirkanlı ottan bottan konularla adliyeyi gereksiz yere meşgûl ediyor...
Tiyatro dergicileri İBBŞT'ye haber almaya değil, para almaya gidiyorlar...
Erhan Yazıcıoğlu, verdiğim vergileri Tiyatro... Tiyatro... Dergisi'ne verme!
İflâs eden Tiyatro... Tiyatro... Dergisi yönetmeni "Erhan Abi"sini seviyor!
LİNÇÇİ olmadığı için desteklediğimiz Yeni Tiyatro Dergisi bugün geldi!...
S/ÖZÜ olmayan Türkiye tiyatrosunun, dergileri de özgün / özgür olamaz!
yeni yayınevi, şiirsiz şiire başladı: Yenilmeyen yalnız harfler yada 3'ün 1'i
Dergiciler, belediyeden avanta almak için mi Michel Vaïs'ı iplemediler?...
LİNÇÇİ olmamasına karşın resmî olmayı aşamayan Yeni Tiyatro Dergisi
Tiyatro... Tiyatro... Dergisi Trabzon Temsilcisi SANIK olarak yargılanıyor
Onca LİNÇÇİ tiyatro dergisi varken Yeni Tiyatro Dergisi'ni destekliyoruz!
İBBŞT ve adliye kurumlarında verdiğimiz savaşım nedeniyle geç gördük!
Adliye mücadelemi es geçebilen dergiyi, adliye koridorlarında okuyorum!
Bulunmaz "LİNÇ KAMPANYASI" sözünü resmîleştirmek için savaşıyor...
Demirkanlı: Sanki boklarında boncuk var, sanki dünyayı bunlar yönetiyor
Tiyatro... Tiyatro... ile Yeni Tiyatro dergileri Hülya Karakaş'ı yazacak mı?
LİNÇ KAMPANYASI sponsoru Tiyatro... Tiyatro... Dergisi yine gol yedi...
LİNÇ KAMPANYASI sponsoru Tiyatro... Tiyatro... Dergisi yine gol yedi...
Bulunmaz'ın "kişilik hakları ve ticarî itibarını ihlal eden" yazı, kaldırılacak!
Anık, Bulunmaz, Büktel, Göktaş, Maraşlıyan hakkındaki "iftira" kalkacak!
Anık'a, Bulunmaz'a, Büktel'e, Göktaş'a, Maraşlıyan'a iftira atan yazı, out!
Mustafa Demirkanlı'nın yayınladığı çirkin yazı da yayından kalkabilir mi?
Yeni Tiyatro Dergisi Genel Yayın Yönetmeni Erbil Göktaş da bu videoda
Erbil Göktaş, temelli olmayan çözümle durum mu kurtardı, hile mi yaptı?
Yeni Tiyatro Dergisi Genel Yayın Yönetmeni Erbil Göktaş, 66'ya bağladı!
Kişilik haklarımızı ihlâl eden Demirkanlı yazısının kaldırılmasını istedik!...
Erhan Yazıcıoğlu'nun reklâmıyla ayakta duran Tiyatro... Tiyatro... Dergisi
Tüm dergiler doğdurulur, büyütülür ve öldürülür: Bu dergi de, böyle oldu!
İntihar eden Tiyatro... Tiyatro... Dergisi her ciddî kuruma İFTİRA atıyor!...
Tiyatro... Tiyatro... Dergisi, suç işleme makinesine dönüşmeye başladı...
Suç işleme makinesi Tiyatro... Tiyatro... Dergisi'ne; Cezmi Gökalp omzu!
Hilmi Bulunmaz 1101 kişiden biri olan Mustafa Demirkanlı'nın peşinde!...
Kavgadan kaçan Coşkun Büktel, Özdemir Nutku'dan âdeta özür diliyor...
Bulunmaz'a "HAKARET" eden Büktel'in yazılarından biri daha kaldırıldı!
Çin'de olduğumuz için izleyemediğimiz dergiler bu sabah bize ulaşmış!...
Bahtiyar Engin, Kaan Erkam, Mustafa Şükrü Demirkanlı, şikâyet ediliyor!
Demirkanlı ottan bottan konularla adliyeyi gereksiz yere meşgûl ediyor...
Tiyatro dergicileri İBBŞT'ye haber almaya değil, para almaya gidiyorlar...
Erhan Yazıcıoğlu, verdiğim vergileri Tiyatro... Tiyatro... Dergisi'ne verme!
İflâs eden Tiyatro... Tiyatro... Dergisi yönetmeni "Erhan Abi"sini seviyor!
LİNÇÇİ olmadığı için desteklediğimiz Yeni Tiyatro Dergisi bugün geldi!...
S/ÖZÜ olmayan Türkiye tiyatrosunun, dergileri de özgün / özgür olamaz!
yeni yayınevi, şiirsiz şiire başladı: Yenilmeyen yalnız harfler yada 3'ün 1'i
"SANIK" sıfatı kazanmış Yaşam Kaya'nın yargılandığı mahkemeye gittik!
Açıkça söylüyorum: Yaşam Kaya gibi, yaşamın ince dallarına tutunmakla yetinen insanları karşıma "SANIK" diye çektirdiğim ân hiçbir mutluluk duymamakla birlikte müthiş derecede mutsuz oluyorum. Ama Boğaziçi Üniversitesi Oyuncuları, Oyun Atölyesi ve Tiyatro... Tiyatro... Dergisi üçgenine tutsak olan yeteneksiz kişilerin beni susturmak için ürettiği "ENTELEKTÜEL VE HUKUKSAL LİNÇ KAMPANYASI" sürecini kılcal damarlarıma dek acı acı yaşadığım için, Yaşam Kaya gibi, Haluk Bilginer, Mustafa Şükrü Demirkanlı, Ömer Faruk Kurhan kurbanı olan kişileri, bağışlamam olanaksız! "SANIK" Yaşam Kaya'ya acıyorum!
Sosyalist Sanatçı Hilmi Bulunmaz
***
Ayrıca bakınız:
Bulunmaz'ın LİNÇ edilmesi için imza veren Yaşam Kaya da ifade verdi...
Dâvâlık olduğumuz Yaşam Kaya: "Fransa ve Almanya 100 Yıl savaşları"
Sosyalist Sanatçı Hilmi Bulunmaz
***
Ayrıca bakınız:
Bulunmaz'ın LİNÇ edilmesi için imza veren Yaşam Kaya da ifade verdi...
Bulunmaz, Yaşam Kaya'yı HAKARET, İFTİRA, TEHDİT suçuyla suçladı!
Hilmi Bulunmaz, Yaşam Kaya'yı HAKARET, İFTİRA, TEHDİT ile suçladı!
Bulunmaz, Yaşam Kaya'yı da HAKARET, İFTİRA, TEHDİT ile suçluyor...
Bulunmaz kendisini LİNÇ etmek isteyen Yaşam Kaya için çok sert yazdı!
Mustafa Şükrü Demirkanlı'nın gazına gelen Yaşam Kaya sorgulanıyor!...
İstanbul 13. Asliye Ceza Mahkemesi, "SANIK" Yaşam Kaya'yı yargılıyor!
Yaşam Kaya, İstanbul 13. Asliye Ceza Mahkemesi 2015/25'te "SANIK"...
13. Asliye Ceza Mahkemesi'nde SANIK Yaşam Kaya'yı kim savunacak?
Bulunmaz'ın 13. Asliye Ceza Mahkemesi'nde yargılattığı Yaşam Kaya!...
LİNÇ önderi Tiyatro... Tiyatro... Dergisi Yaşam Kaya'yı da "SANIK" yaptı!
Tiyatro... Tiyatro... Dergisi'nin kışkırttığı Yaşam Kaya bile "SANIK" oldu...
Küfürleriyle gündemden düşmeyen Arda Aydın, Yaşam Kaya'ya bindirdi!
Dâvâlık olduğumuz Yaşam Kaya: "Fransa ve Almanya 100 Yıl savaşları"
Sanık Yaşam Kaya için 13. Asliye Ceza Mahkemesi'ne yardımcı dilekçe!
22 Şubat 2015 Pazar
Bugün pazar yine hukuk maçı var. Bu pazar bütün yollar SOMA'ya çıkar!
T.C.
SOMA
2. ASLİYE CEZA MAHKEMESİ YARGIÇLIĞI'NA
DOSYA NO: 2014/1168 Esas
KONU: Mehmet Bozkır'ın hukuka aykırı olarak başlattığı dâvânın reddi
1 - Mehmet Bozkır, avukatlığını kullanıp, bana karşı kampanya başlattı...
2 - Mehmet Bozkır, kendisini eleştirmekle yetinmeme karşın sizi yanılttı.
3 - Mehmet Bozkır, benim ifadelerimden daha incitici sözler edebiliyor...
4 - Mehmet Bozkır, "Sayın Mahkeme"yi olumsuz yönlerde etkileyebildi...
5 - Mehmet Bozkır, (mevzuat elverirse) benim karşımda SANIK olmalı!
6 - Mehmet Bozkır, ret/beraat/kovuşturmanın ertelenmesi karşılanmalı!
Gereğinin yapılmasını saygılarımla arz ve talep ederim... 23 Şubat 2015
HÜSEYİN HİLMİ BULUNMAZ
EKLER: 76 sayfadır...
20 Şubat 2015 Cuma
Bulunmaz, LİNÇ KAMPANYASI için imza veren Mehmet Bozkır'a karşı...
T.C.
İSTANBUL
76. ASLİYE CEZA MAHKEMESİ
DURUŞMA TUTANAĞI
TALİMAT NO: 2015/6
DURUŞMA TARİHİ: 20/02/2015
CELSE NO: 1.
HÂKİM: BÜLENT KINAY 40267
KÂTİP: FATMA TAŞKIRAN 144147
Belirli gün ve saatte 1. celse açıldı.
Sanık HÜSEYİN HİLMİ BULUNMAZ geldikleri görüldü.
Açık yargılamaya başlandı.
Sanığın 17/02/2015 tarihinde 1 sayfadan ibaret yazılı beyanda bulunduğu görüldü. Okundu.
Sanığın 20/02/2015 tarihinde 1.5 sayfadan ibaret yazılı beyanda bulunduğu görüldü. Okundu.
Sanık huzura alındı. Hüviyet tespitine geçildi.
(...)
SANIK SAVUNMASI VE DELİLLERİNDE: "Ben, üzerime atılı suçlamayı kabûl etmiyorum. Ben, bir yazarım... Müştekiye hakaret etmedim. Hakaret kastım da yoktu. Ben, yazar ve tiyatrocuyum. Müşteki de tiyatrocu ve yazar... Ben, sadece eleştirdim. Bu, benim (Anayasa'nın 26. Maddesi'nde de görüleceği üzere) yasal hakkımdır. Türk Ceza Kanunu'nun 125. Maddesi'ne girme olasılığı da yoktur. Ayrıca, 6352 Sayılı Yasa'nın 1. Geçici Maddesi'nin B bendine uygun şekilde karar verildiği takdirde, kovuşturmanın ertelenmesine kararı verilebilir. Vazgeçmeyi kabûl etmem. Kamuya yararlı işlerde çalışmayı kabûl etmiyorum. Suçlamayı kabûl etmediğim için, uzlaşmak istemiyorum. Öncelikle dâvânın reddedilmesini, olmazsa beraatimi, o da olmazsa kovuşturmanın ertelenmesine karar verilmesini istiyorum." dedi.
(...)
11 Şubat 2015 Çarşamba
Avukat Övgün Mercimek, DÂVÂLI ve SANIK İsmail Can Törtop'un vekili!
1101 kişi "ENTELEKTÜEL VE HUKUKSAL LİNÇ KAMPANYASI" örgütleyip ensemde boza pişirmek istedi... Bu kampanyaya karşı savaşım vererek 1101 kişiyi susturdum. Susmak zorunda kalan kişiler, kendilerini avukatlarla donatmak zorunda kaldılar ve bu durum hiçbir işe yaramadı!
Sosyalist Sanatçı Hilmi Bulunmaz
***
Ayrıca bakınız:
İsmail Can Törtop-Övgün Mercimek'in imzaladığı kampanyanın uzantısı
İsmail Can Törtop, acemi vekili Av. Övgün Mercimek eliyle SANSÜR etti!
İsmail Can Törtop Vekili Av. Övgün MERCİMEK, hukuk aşuresi yapmış!
Avukat Övgün Mercimek herkese açık linkedin.com sitesinde yayında...
İsmail Can Törtop'un vekili Övgün Mercimek, henüz beş aylık avukattır!
İsmail Can Törtop Vekili Avukat Övgün Mercimek fevkalâde deneyimsiz!
Bulunmaz, İsmail Can Törtop'la vekili Av. Övgün Mercimek'e ders verdi!
İsmail Can Törtop'u başarıyla savunmaya çalışan Av. Övgün Mercimek!
Avukat Övgün Mercimek ile müvekkili İsmail Can Törtop'a hukuk dersi...
Ömer Faruk Kurhan'la Eyyüp Fırat Kuyurtar'ın gelmeyeceğine emindim!
Acemi Avukat Secher Moustafa'nın savunduğu(!) dâvâ işte bu mekânda
Bulunmaz avukatlara karşı çıkarken avukatların çıkardığı dergiyi okuyor!
İstanbul Adalet Sarayı'nda Avukat Reyhan Kayışlı ile hukuk maçımız var
İsmail Can Törtop, acemi vekili Avukat Övgün Mercimek eliyle SANSÜR!
İsmail Can Törtop'un vekili Avukat Övgün Mercimek hukuku hiç bilmiyor!
İsmail Can Törtop'un vekili Avukat Övgün Mercimek savunma yapamadı
1101 LİNÇÇİ kişiden herhangi birini savunan avukatlar da, yargılanacak!
Sosyalist Sanatçı Hilmi Bulunmaz
***
Ayrıca bakınız:
İsmail Can Törtop-Övgün Mercimek'in imzaladığı kampanyanın uzantısı
İsmail Can Törtop, acemi vekili Av. Övgün Mercimek eliyle SANSÜR etti!
İsmail Can Törtop Vekili Av. Övgün MERCİMEK, hukuk aşuresi yapmış!
Avukat Övgün Mercimek herkese açık linkedin.com sitesinde yayında...
İsmail Can Törtop'un vekili Övgün Mercimek, henüz beş aylık avukattır!
İsmail Can Törtop Vekili Avukat Övgün Mercimek fevkalâde deneyimsiz!
Bulunmaz, İsmail Can Törtop'la vekili Av. Övgün Mercimek'e ders verdi!
İsmail Can Törtop'u başarıyla savunmaya çalışan Av. Övgün Mercimek!
Avukat Övgün Mercimek ile müvekkili İsmail Can Törtop'a hukuk dersi...
Ömer Faruk Kurhan'la Eyyüp Fırat Kuyurtar'ın gelmeyeceğine emindim!
Acemi Avukat Secher Moustafa'nın savunduğu(!) dâvâ işte bu mekânda
Bulunmaz avukatlara karşı çıkarken avukatların çıkardığı dergiyi okuyor!
İstanbul Adalet Sarayı'nda Avukat Reyhan Kayışlı ile hukuk maçımız var
İsmail Can Törtop, acemi vekili Avukat Övgün Mercimek eliyle SANSÜR!
İsmail Can Törtop'un vekili Avukat Övgün Mercimek hukuku hiç bilmiyor!
İsmail Can Törtop'un vekili Avukat Övgün Mercimek savunma yapamadı
1101 LİNÇÇİ kişiden herhangi birini savunan avukatlar da, yargılanacak!
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)


.jpg)



.jpg)

