"SANATÇILAR GİRİŞİMİ" sorgusu için yayınlar tarihe göre sıralanmış olarak gösteriliyor. Alaka düzeyine göre sırala Tüm yayınları göster
"SANATÇILAR GİRİŞİMİ" sorgusu için yayınlar tarihe göre sıralanmış olarak gösteriliyor. Alaka düzeyine göre sırala Tüm yayınları göster

26 Şubat 2014 Çarşamba

Bulunmaz, Demirkanlı ve Avukat Reyhan Kayışlı'nın karşısına çıkacak...

T.C.
İSTANBUL 
27. SULH CEZA MAHKEMESİ YARGIÇLIĞI'NA


DOSYA NO: 2012/943 Esas


KONU: Sayın yargıcın kanaatini değişterek geliştirmek için değil de bir kitap hazırlığında bulunduğum ve bu kitabı gelecek kuşaklara aktarmak düşüncesinde olduğum için tarihe kalması sâikiyle yazılmış düşünceler.

AÇIKLAMALAR:

1 - SANIK Mustafa Şükrü Demirkanlı'nın kurarak yönettiği Tiyatro... Tiyatro... Dergisi, Şubat 1991 tarihinden bu yana, Türkiye tiyatrosuna onulmaz yaralar açarak, usûlsüz resmî tiyatro reklâmları alabildi. Hiçbir zaman 3000 tiraja ulaşma gibi bir planı bulunmaması karşın, 3000 tiraj yaptığını iddia ederek, Devlet Tiyatroları (DT) Genel Müdürü K. Lemi Bilgin ve DT Genel Müdür Vekili Mustafa Kurt'tan reklâmlar alabilen şahıs, dergisini hiçbir zaman için ayın birinde yayınlamamasına, günler, haftalar ve hattâ bâzen aylar sonra yayınlayabilmesine karşın, DT oyun programlarını gayet geç yayınlayarak, tiyatro izleyicisinin bilgi edinme hakkını gasp ederek usûlsüz para alan kişi kabûl edilebilir.  (BELGE: 1)

2 - SANIK Mustafa Şükrü Demirkanlı yönetimindeki yayın Tiyatro... Tiyatro... Dergisi, Devlet Tiyatroları Eski Genel Müdürü Sayın İ. Rahmi Dilligil'in hapse girmesine yayınlarıyla da yardımcı oldu. (BELGE: 2)

3 - SANIK Mustafa Şükrü Demirkanlı, Türkiye tiyatrosundaki doğru, güzel, iyi iş yapan tüm herkese karşı düşmanca duygularla saldırmayı iş edinmiş biri olduğu için, doğru, güzel, iyi iş yapan ve bunu yaparken de hiçbir kişisel menfaat gözetmeyen Melih Anık'a da saldırdı. (BELGE: 3)

4 - SANIK Mustafa Şükrü Demirkanlı, Türkiye tiyatrosunda hakaret etme alışkanlığı içinde olan ve küfreden olarak tanınan biri olduğu için, doğru, güzel, iyi iş yapan tiyatro sanatçılarına sürekli olarak saldıran bir kişiliğe sahip. "Türkiye dramatik yazarlığının Everest'i 'Theope' adlı oyununun yazarı" Coşkun Büktel'e küfretmeyi kesinlikle ihmâl etmedi. Bunun için tam altmış bir sayfalık önemli bilgi sunuyoruz. (BELGE: 4) 

5 - SANIK Mustafa Şükrü Demirkanlı, karalayıcı ve "ŞANTAJ" aracı yayını Tiyatro... Tiyatro... Dergisi'ni hep kullanarak, hem tiyatro eğitimi almış ve hem de tiyatro sanatına evrensel düzey ve düzlemde katkılarda bulunma niteliğine sahip değerde tiyatro düşünürü Feridun Çetinkaya ve diğerlerine de olağanüstü kötücül davranışlarda bulanarak, Türkiye tiyatrosunun gelişmesini bile bile, kasıtlı olarak engelledi. (BELGE: 5)

6 - SANIK Mustafa Şükrü Demirkanlı, yalnızca tiyatro emekçileri ve yöneticilerine değil, Kültür Bakanları'na bile dedikodu malzemeleriyle saldırabilecek kadar "husumet duygusu"yla donanmış bir şahıs olarak, Kültür Eski Bakanı Sayın İstemihan Talay ile ilgili olarak somut belgeye dayanmayan dedikodu üretip, şöyle söyledi: "İki üst düzey bürokrattan duyarak söylüyorum; Dilligil 'Elimde Bakan'a dair dosyalar var. Bana bir şey yapamaz.' diyormuş. Gördüğünüz gibi de yapamadı. Yekta Kara'yı görevden alan Bakan Dilligil'i alamadı." (BELGE: 6)

7 - SANIK Mustafa Şükrü Demirkanlı, tiyatro camiasındaki çıkarcılık anlayışını sürekli muhafaza ve müdafaa edebilecek denli yetenekli bir esnaf olduğu için, çıkarı öyle gerektirdiği için Tuncer Cücenoğlu ile birlikte hareket ederken, çıkarı değişince, arkadaşı olan Cücenoğlu'nu ahlâka sığmayan bir dille aşağılayıp, şöyle söyledi: "Bu yıl ITI Kültür ve Maliye Bakanlıklarını protesto ederek, yanına medyayı, tiyatroları da katarak Ulusal Bildiriyi yazdırmadı. 2 yıl önce Kültür ve Maliye Bakanları aynıydı. Ve aynı biçimde destek vermiyorlardı, 2 yıl önce medya aynıydı ve aynı şekilde sanata önem vermiyordu. 2 yıl önce tiyatrolar aynıydı, Erduran’ın deyimiyle, özgün eserlerle ilgilenmiyorlardı. Ama, 2 yıl önce D.T. Genel Müdürü İ. Rahmi Dilligil’di ve Refik Erduran’ın ve Tuncer Cücenoğlu’nun 5-6 oyunu aynı sezonda oynanıyordu. Bir bakıyorsunuz ki, tek değişen bu. İşte Türk tiyatrosunun içler acısı hali." (BELGE: 7)

8 - SANIK Mustafa Şükrü Demirkanlı, benim oyuncularımın hepsine birden sataşarak, oyuncularımın yanımdan hızla uzaklaşmasına neden oldu. Şahsın sataşmalarına karşı çıkmakla birlikte, entelektüel düzeyi yüksek bir polemik yazısı yazıp, şahsın kötü emelini bilimsel yöntemle anlatan oyuncum Kâzım Şimşek, şahsı aydınlatmaya çalışarak uyarıcı sözler söyledi: "Mustafa Demirkanlı yazısında, açıkladığım rapordaki bazı istatistiklere 'sitede geçirilen ortalama süre', 'yeni ziyaretler' gibi, dikkat çekti ve bu rakamların okunmaması için, benim özellikle resmi küçülttüğümü söyledi. Buna bayağı güldüm; çünkü isteseydim, o rakamları silerdim ve Mustafa Bey de hiçbir şey anlamazdı, ama bizler hiçbir şeyi silmiyoruz; hattâ aleyhimizde olsa bile. Bu kendimize güvenimizi gösteriyor." (BELGE: 8)

9 - SANIK Mustafa Şükrü Demirkanlı, sadece sanatçılara değil, tiyatro sanatını "bilim düzeyinde geliştirmeye olağanüstü özen gösteren" bilim adamlarına karşı da düşmanca duygularla saldırarak, husumet ruhuyla davranış geliştiren bir tiyatro karşıtıdır. Türkiye'nin en tanınmış tiyatro bilim adamlarından Yrd. Doç. Dr. Erbil Göktaş'a karşı olağanüstü ciddî saldırıda bulunan şahıs, her fırsatta bu bilim adamına karşı, âdeta bir "ENTELEKTÜEL LİNÇ" uygulamak istemiştir. Polemik ve tartışma düzeyini aşan kasıtlı hakaret sözcükleriyle Yrd. Doç. Dr. Erbil Göktaş'a saldıran şahsa karşı Göktaş yanıt vermek zorunda kaldı. Bir tadımlık sunuyoruz: "'Mustafa Demirkanlı’ya Belgeli Yanıtlar' başlığıyla www.yenitiyatrodergisi.com sitesinde yazdığım yazıda her şeyi net ve belgelerle açıklamama karşın; Demirkanlı www.tiyatrodergisi.com.tr sitesinde 'Tiyatro…Tiyatro Dergisi’nden Kamuoyuna Açıklama' başlıklı yazısında, sözlerimi çarpıtarak yansıtmış ve asıl kendisi bana 'iftira' atmıştır. Demirkanlı, Kültür eski Bakanı Sayın İstemihan Talay'la ilgili olarak yazdığı bir yazıda 'ceza aldığını' bizzat kendisi söylerken, her zaman yaptığı gibi yine yalanlara sığınıp 'böyle bir şey yok' deyip ceza aldığını inkâr etmiştir. Şu yazdığı yazıdakiler doğru değilse, Demirkanlı, kendi kendine 'iftira' atmış demektir; ya da kendisini 'kahraman' göstermek için zamanında 'bir yalan' söylemiş, şimdi onu, o zaman söylediği yalanını, bir başka yalanla örtmeye çalışmaktadır…" (BELGE: 9)

10 - SANIK Mustafa Şükrü Demirkanlı, sanatçılara, bilim adamlarına, şairlere saldırmayı bir alışkanlık hâline getirmekle birlikte, siyasîlere de benzer refleksle hakaret etmeyi âdeta doğal bir hak olarak görmektedir. Kocaeli Büyükşehir Belediye Başkanı Sayın İbrahim Karaosmanoğlu'na ağza alınmayacak denli düşük sözlerle hakaret eden şahıs, doğal olarak cezalandırılmıştır. Böyle bir alışkanlık tiyatroya aykırıdır... (BELGE: 10)

11 - SANIK Mustafa Şükrü Demirkanlı, sanatçılara, bilim adamlarına, şairlere ve siyasîlere saldırılarını düzenlemeyi alışkanlıkla sürdürürken, tiyatro sanatı adına doğru yada yanlış bir şeyler yapmaya yeltenen sivil toplum örgütlerine karşı da sekter davranışlar geliştirerek, demokratik ülke kavramını karartmaya yeltendi. Tiyatro sivil toplum örgütlerinden "SANATÇILAR GİRİŞİMİ" şahıstan sıkıldığını belli eden "bildiriler" yayınlamayı uygun gördü. Şahıs sanat karşıtı anlayıştadır. (BELGE: 11)

12 - SANIK Mustafa Şükrü Demirkanlı, Devlet Tiyatroları'ndan reklâm aldığı zamanlarda, Devlet Tiyatroları oyuncularını ve yöneticilerini yere göğe sığdıramazken, Devlet Tiyatroları'ndan reklâm (PARA) alamadığı zamanlarda, kurumun sanatçılarına karşı saldırganlaşmaktadır. Devlet Tiyatroları sanatçısı Canberk Uçucu'ya da ağır küfürler edip, hakaretler sıralayan şahsın tutumu tiyatro camiasında yadırganıyor... (BELGE: 12)

13 - SANIK Mustafa Şükrü Demirkanlı, Tiyatro... Tiyatro... Dergisi'nde yazmayan, yazmak istemeyen, dergisini hiç beğenmeyip, yazı vermeyen yazarlara, özellikle hanım yazarlara karşı son derecede ağır küfrederek, büyük hakaretlerde bulunuyor. Avi Maraşlıyan hanımefendi, bu şahsın sert küfürleriyle sarsıldı. Bu belge mutlaka tarihe kalmalı. (BELGE: 13)

SONUÇ VE İSTEM: Sıraladığım belgelerin tarihe aktarılarak, gelecek kuşaklara ulaşmasına yapacağınız "resmî tanıklık"a şimdiden teşekkür eder, gereğinin yapılmasını saygılarımla arz ve talep ederim. 27.02.2014


MÜŞTEKİ
HÜSEYİN HİLMİ BULUNMAZ

26 Ocak 2014 Pazar

LİNÇÇİLERE yaslanan Türkiye Barolar Birliği ancak uçuruma yuvarlanır!

TÜRKİYE BAROLAR BİRLİĞİ, SANATÇILAR GİRİŞİMİ, TİYATRO PLATFORMU VE TOBAV GÜÇBİRLİĞİ DEKLARASYONU

Siyasal otoritenin Türkiye'yi neredeyse bütün kurum ve değerleriyle yeniden yapılandırmaya çalıştığı, hukuk devletinin temelden sarsıldığı ve gözyaşlarının biber gazı bulutlarına karıştığı bir süreçte biz avukatlar ve sanatçılar "söyleyecek sözümüz var" diyerek bir araya geldik.

Hukukun üstünlüğünden, insan haklarından, emekten ve özgürlükten yana kararlı duruşundan ödün vermeyen Türkiye Barolar Birliği ile "karanlığa karşı özgür ve özerk sanat" mücadelesini bir yaşam biçimine dönüştürmeyi görev edinmiş sanatçılar, örgütlü mücadeleye olan inançla, omuz omuza durmanın onurunu paylaşmaktadır.

"Muhafazakar sanat manifestoları", "ucube" tanımlamaları, heykel katliamları ve sanatçılara silahlı, bıçaklı saldırılar ile kendine alan yaratmaya çalışan karanlık bir zihniyete karşı, "özgürlük sanatla başlar" diyen bir hukuk gücü, sanatçıyla yan yanadır artık… 

Bugün sanata, içeriği istenildiği gibi doldurulacak kişiye özel "ahlak" bir baskı aracı olarak dayatılıyorsa; opera, bale, senfonik müzik gibi sanat dalları, kurumsal yapılarının ortadan kaldırılması tehdidi ile karşı karşıya ise, sosyal ve siyasal süreçlerde aydın birey olarak kendini ifade eden sanatçılar hedef haline getiriliyor, tamamen kurgusal televizyon dizilerine bile müdahale edilebiliyorsa, hukukla sanatın buluşması kaçınılmazdır artık…

Sanata destek ölçütlerinin, siyasal iktidar politikalarının ölçütlerine dönüştüğü bir Türkiye'de, öğretim kurumlarındaki sanat eğitimi engelleniyor, ekranlarda kimi sanatçılara yasaklamalar getiriliyor, mizah çizerleri yapıtlarından ötürü tazminata mahkum ediliyor; şiir, öykü ve roman bütün bu baskı ve yaptırımlardan nasibini alıyorsa, sanatçı ve avukatların birlikte ve yüreklice "özgür düşünce ve sanat sahipsiz değildir" diye haykırmasının günüdür artık...

Tiyatro yapıtlarının sahnesel uygulamalarına yönelik baskılar ve yerel yönetimlere bağlı sanat kurumlarının özgürce, özerkçe ve sanatçılarca yönetilmesi ve üretim yapmasına engel oluşturan yönetmelik ve benzeri yaptırımlar her gün biraz daha güç alanı kazanırken, kimi sanat yapıtları türlü endişeyle ve "aman görmesin" diye bazı devlet adamlarından saklanırken ve bu ülkenin en büyük sanatsal birikimlerinden olan Resim ve Heykel Müzesi bile
hâlâ kendine bir yerleşim alanı bulamamışken, "sanatın sürgün edilmesine izin vermeyeceğiz" diyen bir hukuk anlayışı ile sanatçının el ele vermesi kaçınılmazdır artık…

Nice sanat galerisi, Atatürk Kültür Merkezi, Karaca Tiyatro ve İstanbul Büyükşehir Belediyesi Şehir Tiyatroları Harbiye Muhsin Ertuğrul Sahnesi gibi mekânsal sorunlar dayatılır, sanat kavramıyla asla yan yana gelemeyecek sansür ve "buzlama"lar ekranlarda ve sahnelerde boy gösterir ve sokakta sanat üreten, tiyatro yapan sanatçılar mahkemelerde süründürülür, halktan uzaklaştırılırken "sanatı savunuyoruz, sanata ve sanatçıya hukuk dışı müdahaleye başkaldırıyoruz" diyen Türkiye Barolar Birliği ile ortak hareket etmenin zamanıdır artık…

"Korkuya karşı özgür sanat" üretiminin tarihi bu topraklarda çok eskidir ve gücünü emeğin kardeşliği adına nice bedel ödeyerek kendini var eden ustalarının mücadele geleneğinden almaktadır. Kültür ve sanatın ulaşması gereken geniş halk yığınlarını "müşteri"leştirerek, şöhret ve popülizmin efendiliğine teslim olanlar ve onlara bu alanların kapılarını açanlar bilmelidir ki; hukukun üstünlüğü, savunmanın bağımsız gücü ve desteğiyle, halkla yüz akıyla buluşacak sanatçılar her gün çoğalarak "susmuyoruz" şiarını yükseltecektir…

Türkiye Barolar Birliği ve sanat örgütlenmelerinin güçbirliği, özel tiyatrolara devlet yardımı konusundaki keyfiliğe ve direnen-aydın sanatçıların üretimine duvar ören desteksizliğe açılan davalarla ilk tomurcuklarını vermiştir... Türkiye'deki sanat üretiminin yasal güvence altına alınması yönünde örgütlenecek bir çalıştay ve sanatsal-sosyal-siyasal alanlarda ortaklaşa organize edilecek etkinliklerle daha çağdaş ve özgür bir Türkiye için mücadele yükseltilecektir…

GÜCÜMÜZ ÖZGÜR SAVUNMA VE EVRENSEL HUKUKTUR…
GÜCÜMÜZ KARANLIĞA KARŞI ÖZGÜR VE ÖZERK SANATTIR…
GÜCÜMÜZ GELENEĞİMİZDİR…
GÜCÜMÜZ BİLİNCİMİZDİR…
GÜCÜMÜZ HALKIMIZDIR…  

TÜRKİYE BAROLAR BİRLİĞİ

SANATÇILAR GİRİŞİMİ
TOBAV
TİYATRO PLATFORMU: İŞTİSAN (İstanbul Şehir Tiyatrosu Sanatçıları Derneği), ASSITEJ (Uluslarası Çocuk ve Gençlik Tiyatroları Birliği Türkiye Şubesi), Türkiye Tiyatrolar Birliği, TOMEB (Tiyatro Oyuncuları Meslek Birliği), Batı Karadeniz Tiyatrolar Platformu, Akdeniz Tiyatrolar Birliği, Amatör Tiyatro Çevresi, DETİS (Devlet Tiyatrosu Sanatçıları Derneği), TEB (Tiyatro Eleştirmenler Birliği), KATİB (Karadenize Kıyısı Olan Kent Tiyatroları Birliği), Oyuncular Sendikası, Belediye Tiyatroları Girişimi, Sanatçılar Girişimi, Amatör Tiyatrolar Birliği, TAKSAV (Toplumsal Araştırmalar Kültür ve Sanat İçin Vakıf), Direklerarası Seyircileri Derneği, BEKSAV (Bilim Eğitim Kültür Sanat Araştırmaları Vakfı), Feminist Sanatçılar Platformu
PEN TÜRKİYE MERKEZİ
KÜLTÜR SANAT SEN
TÜRKİYE YAZARLAR SENDİKASI
NAZIM HİKMET KÜLTÜR MERKEZİ
UPSD (ULUSLARARASI PLASTİK SANATLAR DERNEĞİ)

(Kaynak: Türkiye Barolar Birliği)

***

Not: Maymungötürengi ile boyadığımız adlar LİNÇÇİ kuruluşlardır.

TAKSAV, 12 Mart Faşizmi Kültür Bakanı Halman'a Emek Ödülü verdi!

Bulunmaz, eline aldığı belgeyi okumasını bilmeyen Baro'ya ders veriyor!

Türkiye Barolar Birliği Yönetim Kurulu'na gönderilmek üzere

İSTANBUL BAROSU BAŞKANLIĞI'NA

SAYI: 2012/Ş. 1020

KONU: Avukat Süleyman Anıl hakkındaki kovuşturmasızlık kararına itiraz ve "Bilirkişi Raporu" yazılmadan, tanıklar dinlenilmeden, aşağıda sunduğum dâvâ dosyaları hiç incelenmeden verilecek kararın savunma hakkını daraltacağı düşüncesiyle yargı yararına çiziktirilmiş birkaç not...

AÇIKLAMALAR:

1 - İstanbul Barosu Başkanlığı'nda ele alınan dosya, sıradan bir içeriğe sahip olmadığı için, mutlaka "BİLİRKİŞİ RAPORU" da gerektiriyor!

2 - Mesut Alptekin ve işbu İstanbul 7. Sulh Ceza Mahkemesi'nde görev yapan kişilerin dinlenilmesi gerektiği gibi, o gün olay yerinde bulunmuş İstanbul Adalet Sarayı kameralarının da ayrıntılı incelenmesi gerekiyor!

3 - "ENTELEKTÜEL SALDIRI" sürecinin niteliği, nesnelliği gereği, "ENTELEKTÜEL LİNÇ KAMPANYASI" sürecinin önderlerine de değgin başlattığım aşağıdaki dâvâ dosyalarının incelenmesi gerekiyor:

İSTANBUL 2. SULH CEZA MAHKEMESİ - 2012/663
İSTANBUL 2. SULH CEZA MAHKEMESİ - 2013/523
İSTANBUL 8. SULH CEZA MAHKEMESİ - 2013/843
İSTANBUL 12. SULH CEZA MAHKEMESİ - 2013/664
İSTANBUL 22. SULH CEZA MAHKEMESİ - 2013/551
İSTANBUL 27. SULH CEZA MAHKEMESİ - 2012/943
İSTANBUL 24. ASLİYE CEZA MAHKEMESİ - 2013/201
İSTANBUL 40. ASLİYE CEZA MAHKEMESİ 2023/399
İSTANBUL 6. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ - 2012/481
İSTANBUL 9. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ - 2013/423
İSTANBUL 23. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ - 2013/205
İSTANBUL 23. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ - 2013/230
İSTANBUL 24. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ - 2013/205

Tiyatro... Tiyatro... Dergisi'nin yönlendirdiklerinin dâvâları:

İSTANBUL 1. SULH CEZA MAHKEMESİ - 2010/8930
İSTANBUL 2. SULH CEZA MAHKEMESİ
İSTANBUL 3. SULH CEZA MAHKEMESİ - 2010/8
İSTANBUL 7. SULH CEZA MAHKEMESİ - 2011/217
İSTANBUL 12. SULH CEZA MAHKEMESİ
İSTANBUL 15. SULH CEZA MAHKEMESİ - 2012/899
İSTANBUL 27. SULH CEZA MAHKEMESİ - 2013/166
İSTANBUL 28. SULH CEZA MAHKEMESİ - 2011/469
İSTANBUL 35. SULH CEZA MAHKEMESİ - 2011/3131
İSTANBUL 35. SULH CEZA MAHKEMESİ - 2011/3218
İSTANBUL 35. SULH CEZA MAHKEMESİ - 2013/268
İSTANBUL 35. SULH CEZA MAHKEMESİ
İSTANBUL 9. ASLİYE CEZA MAHKEMESİ -2010/337
İSTANBUL 9. ASLİYE CEZA MAHKEMESİ - 2010/445
İSTANBUL 4. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ -  2010/278
İSTANBUL 8. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ 2013/400
İSTANBUL 10. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ - 2012/650
İSTANBUL 20. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ - 2013/167
İSTANBUL 25. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ - 2013/78
KADIKÖY 1. ASLİYE CEZA MAHKEMESİ - 2010/236
ANADOLU 40. SULH CEZA MAHKEMESİ -  2013/854
KARŞIYAKA 3. SULH CEZA MAHKEMESİ - 2012/289
KARŞIYAKA 3. SULH CEZA MAHKEMESİ - 2011/536
KARŞIYAKA 1. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ - 2012 / 597
TRABZON 3. SULH CEZA MAHKEMESİ - 2012/256
MANİSA SOMA SULH CEZA MAHKEMESİ -  2011/578

Ayrıca karşılıklı olarak onlarca soruşturma (Bâzı örnekler):

DEMİRKANLI'NIN HAKKIMDA YAPTIĞI "ASILSIZ İHBAR":
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Özel Soruşturma Bürosu - Soruşturma No: 2013/72962 - Karar No: 2013/30165)

İSTANBUL CUMHURİYET BAŞSAVCILIĞI - 2013/53606

İSTANBUL CUMHURİYET BAŞSAVCILIĞI - 2013/58063
İSTANBUL CUMHURİYET BAŞSAVCILIĞI - 2013/72343
İSTANBUL CUMHURİYET BAŞSAVCILIĞI - 2013/88004
İSTANBUL CUMHURİYET BAŞSAVCILIĞI - 2013/102971
ANADOLU CUMHURİYET BAŞSAVCILIĞI - 2013/75791

4 - Bahse konu olan şikâyet dosyasındaki "KARAR" metninin altında tam tamına on bir yönetici imzası bulunmasına karşın, dosya içeriğinin kesinlikle okunmadığı kanısındayım. Bu kanıya nasıl varıyorum. Şöyle:

a) Kadıköy Cumhuriyet Başsavcı Vekili Sayın Savcı AHMET TAYFUN BALYEMEZ, benim yanımda çalışan tanınmamış biri SANILIYOR...

b) Sn. Yargıç Mustafa Bağırkası yönetimindeki İstanbul 7. Sulh CEZA Mahkemesi de, İstanbul 7. Sulh HUKUK Mahkemesi SANILIYOR...

c) Bilinmeyen İsmail Turan, dosya içeriğinde bir tanık SANILIYOR...

5 - Avukat Süleyman Anıl sadece tek başına olarak değil, şu avukatlarla birlikte ele alınıp "LİNÇ KAMPANYASI" içinde değerlendirilmelidir:

AVUKAT BURHAN GÜN
AVUKAT EYYÜP FIRAT KUYURTAR
AVUKAT İBRAHİM DEMİRCİ
AVUKAT İNAN YILMAZ
AVUKAT MEHMET BOZKIR
AVUKAT MESUT BULUT
AVUKAT OĞUZ NAZLI
AVUKAT REYHAN KAYIŞLI
AVUKAT UĞUR DEMİRCİ TOSUN
AVUKAT VOLKAN EKER

6 - Adlarını sıraladığım avukatların katkı sunduğu "ENTELEKTÜEL VE HUKUKSAL LİNÇ KAMPANYALARI" eylemlerine gelirsek:

a) "BİRİNCİ ENTELEKTÜEL LİNÇ KAMPANYASI" 
(http://tiyatroyun.blogspot.com.tr/2008/03/bir-iftirann-bataklk-anatomisi.html)

b) "İKİNCİ ENTELEKTÜEL LİNÇ KAMPANYASI"(www.coskunbuktel.com/lincimzacilari.htm)

c) "ÜÇÜNCÜ ENTELEKTÜEL LİNÇ KAMPANYASI"
(http://tiyatroyun.blogspot.com.tr/search?q=HUKUKSAL+L%C4%B0N%C3%87+KAMPANYASI&max-results=20&by-date=true)

7 - Başta Avukat Eyyüp Fırat Kuyurtar tarafından hukukun hiçe sayılıp, "Bahçeşehir Üniversitesi Hukuk Fakültesi Ceza ve Ceza Muhakemesi Hukuku Öğretim Üyesi Sayın Doç. Dr. Ali Kemal Yıldız"ın "HUKUKÎ EMEĞİ" hiçimsenerek, hukukun "H"sinden bile anlamayan "LİNÇ KAMPANYASI" imzacısı ve tiyatro sanatı düşmanı Üstün Akmen'e hazırlatılan "MÜTALÂA" (http://tiyatroyun.blogspot.com.tr/2013/07/lincci-ustun-akmen-bulunmaz-kars-iftira.html) suçu olmak üzere adlarını saydığım avukatlar "HUKUK SUÇU" işledi, işliyor ve işlemeyi sürdürecekler. 

8 - TÜRKİYE BAROLAR BİRLİĞİ ile SANATÇILAR GİRİŞİMİ 
sarmaş dolaş olduğu böylesi sıcak bir süreçte, bana ve benimle birlikte tiyatro yazarı Coşkun Büktel'e yapılan çeşitli "LİNÇ KAMPANYASI" eylemlerine hâlâ seyirci kalmak, hızla uçuruma yuvarlanan demokratik ortama şimşek hızıyla sert tekme atmaktır... Daha bir dosyayı bile doğru dürüst okumaktan yoksun avukatların hüküm sürdüğü "DÜNYANIN EN BÜYÜK BAROSU" sıfatıyla ünlenmiş "İSTANBUL BAROSU" 
benim yaşadığım "ENTELEKTÜEL FAŞİZMİ" algılamaktan yoksun. Şimdiye dek, AVRUPA İNSAN HAKLARI MAHKEMESİ olgusuna sıcak bakmak istemeyişimin siyasal nedenleri var! Onu buradan açarak, konuyu asla genişletmek istemiyorum. Ülkemizdeki hukuksuzluk beni de boğmaya başlarsa, "emperyalist" niyetli kuruluşlara bile başvurmak zorunda kalacağımdan da korkuyorum. Umarım buna izin vermezsiniz!

SONUÇ VE İSTEM: Sekiz madde olarak sıraladığım işlemlerin hiçbiri yapılmadan "SUÇ VE CEZA" denklemi kurma isteği hukuku zorlar!... Bunları yapmamak "HUKUKA AYKIRI" sonuç doğurur... 27.01.2014

MÜŞTEKİ 
HÜSEYİN HİLMİ BULUNMAZ


***

Ayrıca bakınız:

Kocasakal savcıyı Bulunmaz'ın adamı sanıp Süleyman Anıl'ı hoş gördü

3 Ocak 2014 Cuma

Tiyatronun en "çıkarsız" yazarı Melih Anık "itirafname"yi hemen gördü...

Melih Anık ‏- DirenTiyatro ve Sanat Alanında Koordinatörizm Sevdası | Mimesis http://mimesis-dergi.org/2014/01/direntiyatro-ve-sanat-alaninda-koordinatorizm-sevdasi 

İtiraf gibi bir yazı: Tiyatrocu neden YAPAMAZ...

Hilmi Bulunmaz - 1100 kişinin "örgüt"lediği "ENTELEKTÜEL VE HUKUKSAL LİNÇ KAMPANYASI" sürecine karşı çıkamadığı gibi, bu kampanyanın düzenlenmesine sadece imza vermekle yetinmeyerek, hem sanal âlemde, hem de savcılık nezdinde "LİNÇ KAMPANYASI" lehinde davranış geliştirmiş Fırat Güllü'nün yazdığı bu yazıyı, gerçekten bir itirafname olarak okumakta yarar var... İnsan, ya "İTİRAFÇI" yada "İTİRAZCI" olur... "İTİRAFÇI" insan düzenden yana, "İTİRAZCI" insan düzene karşı "biLİNÇ" geliştirir!... İnsan, ya "biLİNÇ" geliştirir yada "LİNÇ" geliştirir... Allah hiç kimseyi asla "İTİRAFÇI" yapmasın!

***

Oyun'un notu: Bâzı sözcükleri kırmızı ile belirgin hâle biz getirdik...


***

Ayrıca bakınız:


Demirkanlı'yı tasfiye eden Sanatçılar Girişimi LİNÇÇİLERİ ne yapacak?


Büktel'in tweetini okuyunca SANATÇILAR GİRİŞİMİ eylemini tebrik ettik!


"Misyonerler İstanbul'a geliyor ve Robert Kolej açılıyor" diyen Yurtsever


Cezmi Yurtsever Boğaziçi Üniversitesi'nin "emperyalist t/emeli"ni anlattı!


Girişimin kovduğu BGST, girişimi kale almadığını söylerken kale alıyor!


Anık, hiçbir yaşamsal işlevi bulunmayan "seküler tiyatro"ya dikkat çekti!


Anık, Sanatçılar Girişimi'nin çürüğe çıkardığı Demirkanlı hüznünü sezdi


Sanatçılar Girişimi'nin kovduğu BGST ile Demirkanlı'nın canı sıkılıyor!

Sanatçılar Girişimi'nin kovduğu BGST ile Demirkanlı'nın canı sıkılıyor!

2 Ocak 2014 Perşembe

Anık, Sanatçılar Girişimi'nin çürüğe çıkardığı Demirkanlı hüznünü sezdi

Melih Anık ‏- "Sanatçılar Girişimi"ne göre "çirkin ve sisteme yamanan yurttaşın tavrını", o yurttaşın ödüllerini kabul eden "sanatçılar" düşünsün!

Hilmi Bulunmaz - Önce Kültür ve Turizm Bakanı Adana Milletvekili Ömer Çelik zifirî karanlık "ENTELEKTÜEL VE HUKUKSAL LİNÇ KAMPANYASI" imzacısı tiyatrolara "Kültür Bakanlığı Çanağı"nı asla yalatmadı! Şimdi "Sanatçılar Girişimi" içinde barındırdığı LİNÇÇİ kişi ve LİNÇÇİ kuruluşları çürüğe çıkardı! Bakalım daha neler olacak?

***

Oyun'un notu: Bâzı sözcükleri kırmızı ile belirgin hâle biz getirdik...

***

Ayrıca bakınız:

Demirkanlı'yı tasfiye eden Sanatçılar Girişimi LİNÇÇİLERİ ne yapacak?

Büktel'in tweetini okuyunca SANATÇILAR GİRİŞİMİ eylemini tebrik ettik!


"Misyonerler İstanbul'a geliyor ve Robert Kolej açılıyor" diyen Yurtsever


Cezmi Yurtsever Boğaziçi Üniversitesi'nin "emperyalist t/emeli"ni anlattı!


Girişimin kovduğu BGST, girişimi kale almadığını söylerken kale alıyor!

Anık, hiçbir yaşamsal işlevi bulunmayan "seküler tiyatro"ya dikkat çekti!

Anık, hiçbir yaşamsal işlevi bulunmayan "seküler tiyatro"ya dikkat çekti!

Melih Anık - BGST: Sanatçılar Girişimi'nin Açıklaması Üzerine | Mimesis http://mimesis-dergi.org/2014/01/bgst-sanatcilar-girisiminin-aciklamasi-uzerine-2/ Bir de "seküler tiyatro" çıktı...

Hilmi Bulunmaz - BGST (Boğaziçi Gösteri Sanatları Topluluğu) başta olmak üzere, 2200 kollu 1100 kişinin vandal iştahıyla imzaladığı iğrenç "ENTELEKTÜEL VE HUKUKSAL LİNÇ KAMPANYASI" lekesini hiçbir söylem silemeyeceği gibi "seküler tiyatro" da silemez.

***

Oyun'un notu: Bâzı sözcükleri kırmızı ile belirgin hâle biz getirdik...

***

Ayrıca bakınız:


Demirkanlı'yı tasfiye eden Sanatçılar Girişimi LİNÇÇİLERİ ne yapacak?

Büktel'in tweetini okuyunca SANATÇILAR GİRİŞİMİ eylemini tebrik ettik!


"Misyonerler İstanbul'a geliyor ve Robert Kolej açılıyor" diyen Yurtsever


Cezmi Yurtsever Boğaziçi Üniversitesi'nin "emperyalist t/emeli"ni anlattı!


Girişimin kovduğu BGST, girişimi kale almadığını söylerken kale alıyor!

1 Ocak 2014 Çarşamba

Büktel'in tweetini okuyunca SANATÇILAR GİRİŞİMİ eylemini tebrik ettik!

Coşkun Büktel- SANATÇILAR GİRİŞİMİ, LİNÇ KAMPANYACILARINDAN MUSTAFA DEMİRKANLI'YI VE BGST'Yİ KAPI ÖNÜNE KOYDU:
www.facebook.com/coskun.buktel/posts/726550784029701

Hilmi Bulunmaz - Her ne kadar ciddî "SANATÇILAR ÖRGÜTÜ" olamamış ve her zaman için "GİRİŞİM" olarak kalacakmış gibi güçlü bir izlenim verse de, "ASILSIZ İHBARCI" Mustafa Şükrü Demirkanlı ile "Ahmet Vefik Paşa'nın Taşocağı" arsasına emperyalist t/emelle okul konduranların torunları "ENTELEKTÜEL VE HUKUKSAL LİNÇ KAMPANYASI" en temel sponsorlarından Boğaziçi Gösteri Sanatları Topluluğu'nu kapının önüne koyabilen "SANATÇILAR GİRİŞİMİ" örgütlenmesini tebrik ediyoruz. Şimdi sırada diğer "LİNÇ" imzacılarını örgütten temizleme görevi var. Örnekse, "LİNÇ" imzacısı Orhan Aydın 
"SANATÇILAR GİRİŞİMİ" örgütlenmesinden kapı dışarı edilmeli... Madem ki bir "LİNÇ TEMİZLİĞİ" başlatıldı, bunun devamı gelmeli...

***

Ayrıca bakınız:

Demirkanlı'yı tasfiye eden Sanatçılar Girişimi LİNÇÇİLERİ ne yapacak?

31 Aralık 2013 Salı

Sanatçılar Girişimi, LİNÇÇİ kişileri ve LİNÇÇİ kuruluşları tasfiye ediyor!!

Sanatçılar Girişiminden Zorunlu Açıklama

Değerli arkadaşlar,

"Diren Tiyatro" adıyla girişimimiz katkısı ve çağrısı ile ortaya çıkan birlikteliğimiz, azımsanmayacak-küçümsenmeyecek bir çıkış yaparak önce basına kapalı bir toplantı gerçekleştirmiş orada oluşturulan ve değerli bulduğumuz bir komisyon tarafından kaleme alınan bildiriyi de basına ve kamuoyuna deklere etmiştir.

Söz konusu bildiri, "yandaş medya" dışındaki tüm yayın organlarının hepsinde hak ettiği yeri bulmuş-canlı yayınlar yapılmış, girişimimizin değerli üyeleri meseleyi çeşitli TV programlarında dile getirmişlerdir.

Bu süreçte, Barolar Birliği Genel Başkanlığı'ndan gelen "hukuki süreçte Sanatçılar Girişimi ile birlikte çalışıp geleceği örmek" çağrısı değerlendirilmiş ve Tiyatro Platformu ile TOBAV ortaklaştırılarak yola çıkılmıştır.

Baro desteğinin değerli bulduğumuzu ve sonuna kadar bu çalışmayı yürüteceğimizi, istemlerimizin örtüştüğü ÇALIŞTAY'ı gerçekleştirmek için çaba koyacağımızı, İstanbul Hill Otel toplantısında basına deklere ettik.

Sanatçılar Girişimi olarak, meselenin "destek verilmeyen tiyatrolar" ve "14. madde" düşmanlığı ile sınırlı olmadığını, sistemin tüm sanat alanlarını yok etme girişimi ile karşı karşıya olduğumuzu biliyor mücadele zeminimizi de bunun üstüne kuruyoruz.

3. yılına yol alan, ülkemizde yaşanan her tür eşitsizliğe-hukuksuzluğa-soyguna-yasaklara-sanat ve sanatçı düşmanlığına-talana karşı onlarca metin yayınlamış, sokaklara çıkmış, geceler düzenleyerek reaksiyonlar örgütlemiş, toplam 462 değerli sanatçıdan oluşan girişimimiz; ırkçı-dinci-faşist gericiliğe "yetmez ama evet" adıyla sisteme yamanan liberal aymazlığa karşı gereğini yapmaya devam edecektir.

Bu anlamda, "Diren Tiyatro" adıyla yürütülen çalışmada bizleri, "yetersiz-gereksiz-bencil" diye saptamalar yaparak karalamaya çalışan, birlikteliğimizi güçlendirecek öneri yerine kendilerine "rol çıkaran" anlayışları şiddetle reddediyoruz.

Amacımız, Baro'nun işimizi kolaylaştırdığına inandığımız hukuki dayanışmayı ve birlikte yapılacak her tür çalışmayı sizlerle ortaklaştırmak, tüm sanat alanlarının yok edilme politikalarının önünü kesecek eylemler-yargı süreci ve yasa çalışmaları yapmak için çabalamaktır.

Bu çalışma, yalnız tiyatro sanat alanına değil tüm sanat alanlarının katılımlarına açıktır.

Durumu "temsiliyet" tartışmasına kilitleyerek, oluşturulan yazışma grubu üstünden önderlik pozisyonları çıkarmak, bizim çalışma-üretme ve mücadele etme anlayışımız ile örtüşmemektedir.

Sonuç olarak, Mustafa Demirkanlı adlı yurttaşın çirkin ve sisteme yamanan tavrını öteliyor, Boğaziçi Gösteri Sanatları Topluluğu'nun (BGST) "baş olma" girişimini ise ayrıştırıcı bir yetersizlik olarak görüyoruz. Bu anlamda, kendilerini bu birlikteliğin içinde görmeyen her yapı ve birey buradan ayrılmalıdırlar.

Sanatçılar Girişimi'nin ne yapacağına nasıl yapacağına karar verecek olanlar, bu girişimin katılımcısı olan ve çalışmalarına-eylemlerine omuz veren değerli sanatçı dostlarımızdır.

"Diren Tiyatro" başlığı ile yürütülen hak arama ve direnme zemininin, aynı duyarlılık ve saygıyla sonuna kadar sürdürüleceğini bildirir, hepinize mücadelemizde kolaylıklar ve başarılar dileriz.

Özgürlük olmadan sanat, sanat olmadan özgürlük olmaz.

Susmuyoruz susmayacağız.

SANATÇILAR GİRİŞİMİ

20 Kasım 2013 Çarşamba

İDT kulesinin namusunu korumayan "Tiyatro Platformu" neyin peşinde?

Türkiye Cumhuriyeti'nde "halk için sanat yapan" hemen hemen hiçbir kimse yok... Tiyatro sanatını toplumsal devlet için, emekçi halk için, işçi için, estetik için ve tüyü bitmemiş yetim için yapan kim var?!! Tiyatroyu ticarî bir etkinlik olarak görüp, yaptıkları işi taşra mantığıyla kotarmaya çalışan "Kültür Bakanlığı Çanağı" yalayıcılar, tiyatronun estetik yanıyla değil, sürekli akçeli yanıyla ilgileniyorlar... "TİYATRO PLATFORMU SANATÇILAR GİRİŞİMİ" de estetik ve siyasal bilinç geliştirmek için değil, akçeli bilinç geliştirmek için hareket ediyor! Kendileri söyleyerek kendileri dinliyor. Allah kolaylık ve sabır versin! Allah rahmet eylesin!!!

Sosyalist Sanatçı Hilmi Bulunmaz

***

Ayrıca bakınız:

"KÜLTÜR BAKANLIĞI ÇANAĞI" YALAYAMAYANLAR ÇIĞLIK ATIYOR!

Melih Anık, "Kültür Bakanlığı Çanağı" yalayamayanları "ayrımcı" buldu!

24 Aralık 2012 Pazartesi

LİNÇ KAMPANYASI imzacılarından Genco Erkal'la Orhan Aydın'ın katıldığı sözüm ona "Sanat Gecesi"nde Levent Kırca'nın kadınları aşağılamasına çanak tutulup, yardım ve yataklık etmek doğalmış!

Sanat değil utanç gecesi!

SANATÇILAR GİRİŞİMİ'NİN GECESİNE ŞOVENİZM VE CİNSİYETÇİLİK DAMGA VURDU

Ayşen Güven / Onur Öztürk

Sanatçılar Girişimi’nin “diktaya, korkuya, adaletsizliğe, sanat ve sanatçı düşmanlığına karşı büyük buluşma” diyerek örgütlediği etkinlik tam bir ulusalcılık şovuna dönüştü. İşçi Partili Levent Kırca konuşmasında kadınları aşağılarken “KCK” tutuklularını anmak isteyen, Ahmet Kaya şarkısı söyleyen Melike Demirağ ise, yuhlamalar arasında sahneden indi. CHP Lideri Kemal Kılıçdaroğlu’nun da katıldığı gece Silivri’ye çakılan selamlarla tam bir İşçi Partisi gecesine dönüşüverdi.

Kendisine bugüne kadar anti emperyalist, laik, iktidar karşıtı bir rol biçen Sanatçılar Girişimi dün “büyük buluşma” diyerek örgütlediği gecede bol bol utanca imza attı. “Diktaya, korkuya, adaletsizliğe, sanat ve sanatçı düşmanlığına karşı büyük buluşma" başlığıyla Bostancı Gösteri Merkezi'nde düzenlenen etkinliğe katılacağı ilan edilen isimler de düşünüldüğünde bu günlerde iyi bir mesaj da sunabilirdi. Bugüne kadar memlekete dair “kaygılarını” dile getiren sanatçıların gecesi ulusalcı siyasetlerin gövde gösterisine ve kayıkçı kavgasına dönüşünce “kaygı” yarattı.

Tarık Akan, Müjdat Gezen, Edip Akbayram, Ataol Behramoğlu, Rutkay Aziz, Levent Kırca, Orhan Aydın, Bedri Baykam gibi isimlerin sözcülüğünü yürüttüğü Sanatçılar Girişimi’nin hükümetin politikalarına karşı bir tavır koyması beklenen gecede sanatçılar yuhlandı, sahneden ağza alınmayacak laflar edildi, bütün hukuksuzluklar Silivri’ye bağlandı, “anti emperyalist, yurtsever askerler" selamlandı... Sanatın iyileştirecek, yaklaştıracak, barıştıracak dili sesini kaba, kendinden olmayana öfkeli sloganların arasında kaybetti.

MELİKE DEMİRAĞ YUHALANDI

Zaten Melike Demirağ, Erkan Oğur ve İsmail Hakkı Demircioğlu, Cahit Berkay, Nejat Yavaşoğlulları gibi isimler evrensel mesajlar vererek sahne aldılar ve ayrıldılar geceden.

Sanatçı Melike Demirağ buluşmanın talihsizlerindendi. Memlekette bazı şeylerin birbirine karıştığını eskiden ayrımların daha net olduğunu söyleyen Demirağ başlıyor konuşmaya ama belli ki salonda “bize mi bir şey dedi şimdi” acaba kuşkusu (huzursuzluğu) var. Daha sonra darbeleri sayarken 27 Mayıs, 12 Mart, 12 Eylül ve 28 Şubat’ı da sayınca homurdanmalar artıyor “aynı şey mi?” diyerek. Şarkı söylerken slogan atılmasını ve kimsenin yuhalanmasını istemediğini söylüyor, Silivri duruşmalarına gittiğini ama bir tarafı tutmak için gitmediğini ve KCK duruşmalarına katılamadığını söylediğinde ilk yuh sesi de duyuluyor.

Şarkılarını bugüne dek gelmiş tüm hükümetlere karşı söyleyeceğini, ırk, dil, din, mezhep ve cinsiyet ayrımı olmaksızın demokrasiye ihtiyaç olduğunu söyleyince yüreğimize bir nebze de olsun su serpiliyor. Ancak salondaki homurdanma ve rahatsızlık giderek artıyor, salondakileri provokasyona gelmemeleri için uyarıyor Demirağ, fakat bu da işe yaramıyor. Arkadaş şarkısından sonra, sıradaki şarkıyı Ahmet Kaya için söyleyeceğini de ifade edince yuhalamalar artıyor. Ve nihayet Yakamoz şarkısını yarıda kesip, mikrofonu bırakarak kulise gidiyor.

Salonda histerik bir halde Demirağ’a tepki gösterenler kadar, tüm bu olan bitene tanık olup da Demirağ’a sahip çıkmayan “sanatçılar”, çıkıp tek söz söyle(ye)meyen, siz ne yaptığınızı zannediyorsunuz diyemeyenler de suçlu. Eee sanatçı duyarlılıklarının da kırmızı çizgileri var elbet.

LEVENT KIRCA'DAN KADINLARA AŞAĞILAMA

Memleketin en önemli 3 meselesini sayıyor Ataol Behramoğlu. Kürt sorunu hak getire! Hukuksuz yargılamalardan, uzun tutukluluk sürelerinden yakınılıyor. KCK yasaklı harfler oluveriyor. Kadın cinayetleri sinevizyondan sözde teşhir ediliyor Levent Kırca acelesi olduğu gerekçesi ile sırasını alan Kemal Kılıçdaroğlu için "benim de acelem var bi karı buldum onu düzücem" deyiveriyor, biz dehşet içinde kalmış birbirmize bakarken salondan öncekilerden hiç de aşağı kalmayacak bir alkış alıyor. Ya buna ne demeli Kırca sahneden, elde mikrofon, alenen, bağır çağır aşağılık bir lakırdı ediyor, kimsenin tek kelime sarf ettği yok. "Sanatçılar gecesinde Levent Kırca öyle bir konuştu ki…" başlığıyla Ulusal Kanal video haber veriyor burada da Kırca'nın söylediklerinin bu kısmı kesilmiş, ne o acaba söylenenler sizi de mi rahatsız etti? Yoksa, gelecek tepkilerden mi korktunuz? Bilmiyoruz ama Kırca'nın özür dilmesi için Sanatçılar Girişimi bir şey yapmayı düşünüyor mu? Soruyoruz. CHP Lideri Kemal Kılıçdaroğlu'nun da suya sabuna dokunmayan, Melike Demirağ'a tıpkı Sanatçılar Girişimi bileşenleri gibi sahip çıkmaması, sadece sanatçıların hükümet karşıtlığını okşaması da manidardı. Etkinlikte en çok Aydınlık Gazetesi’nin alkış alması, Ulusal Kanal'ın övülmesi de dikkat çekiciydi. Girişimin sözcülerinin konuşmalarında birbirlerine çelme taktığının kendi ağızlarıyla ifşa edilmesi de çarpıcıydı.

Bütün gece kulaklarımızda çınlayan "Mustafa Kemal’in askerleriyiz" nidalarının arasında bir siyasi parti lideri gibi karşılanan İstanbul Barosu Başkanı Ümit Kocasakal'ın yer alması bile ürkütücüydü. Zira bu isim, Fethiye Davası'nda kadın örgütlerini karşısına alarak tecavüzcüye ve avukatına sahip çıkan bir isimdi.

Geceye katılan ya da  destek mesajı gönderen, imza atanların listesi bir hayli uzun, ancak sanatçılıklarından ve ülkedeki meseleler karşısındaki duruşlarından kuşku duymayacağımız isimlerin tüm bu olan bitene sessiz kalmaları kabul edilebilir değil. Tüm bunlardan haberdar olmamaları çok iyimser bir bakış olacak ancak biz öyle olsun istiyoruz, ancak bile isteye ses çıkarmıyorlar ise daha büyük bir problem var ortada. Geceye katılan ya da destek veren kesimlerin bir kısmı için zaten beklenebilecek bir tablo, (tabii Levent Kırca kısmınını onların dahi yeniden düşünmelerine ihtiyaç var.) Ancak imzası olanların ya da sahne alanların bir kısmı için olanlara maruz kalmak zül olsa gerek. Bu yazı samimiyetle bir şeyler yapmak isteyen sanatçılarımız için aynı zamanda bir ihbar olsun, neye sessiz kaldıklarını görmeleri için.

***

GECEYE KATILANLAR

Geceye katılan isimlerde şunlar; Tarık Akan, Edip Akbayram, Ataol Behramoğlu, Genco Erkal, Gulriz Sururi, Cahit Berkay, Nejat Yavaşoğulları, Edip Akbayram, Yavuz Top, Aytaç Arman, Timur Selçuk, Erkin Koray, Levent Üzümcü, İsmail Hakkı Demircioğlu, Erkan Oğur, Melike Demirağ, Grup Gündoğarken, Mehmet Aksoy, Bilgesu Erenus, Menderes Samancılar, Ümit Zileli, Cihat Tamer, Sadık Gürbüz, Orhan Aydın, Kubat, Işıl Özgentürk, Mehtap Meral, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, İşçi Partisi Genel Başkan Yardımcısı Ferit İlsever ve TKP Genel Başkanı Erkan Baş, İstanbul Barosu Başkanı Ümit Kocasakal. (İstanbul/EVRENSEL)

(Kaynak: Evrensel)

***

Ayrıca bakınız:


Sosyalist Sanatçı Hilmi Bulunmaz, aşağıdaki yazıyı okur okumaz şöyle söyledi: "Benim, halkımın, tüyü bitmemiş yetimin toplumsal haklarımızı savunacağına, kendine ait sanat teknesinin batışını seyretmenin hüznüyle anlamsız sözler sarf eden pembe sermaye temsilcisi Levent Kırca, iyice zıvanadan çıkmaya devam ediyor!"


Emekçilere değil, burjuvaziye yaslanan sanatçının çok hazin sonu!