Mustafa Şükrü Demirkanlı Reyhan Kayışlı müvekkil sorgusu için yayınlar tarihe göre sıralanmış olarak gösteriliyor. Alaka düzeyine göre sırala Tüm yayınları göster
Mustafa Şükrü Demirkanlı Reyhan Kayışlı müvekkil sorgusu için yayınlar tarihe göre sıralanmış olarak gösteriliyor. Alaka düzeyine göre sırala Tüm yayınları göster

23 Temmuz 2014 Çarşamba

Bulunmaz, İsmail Can Törtop'la vekili Av. Övgün Mercimek'e ders verdi!

T.C.
İSTANBUL
23. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ YARGIÇLIĞI'NA


DOSYA NO: 2013/230 Esas



KONU: Avukat Övgün Mercimek'in hukuka zıt dilekçesini reddetme...



25 Haziran 2014 Çarşamba günü "Av. Merve Yüce & Av. Övgün Mercimek" antetli bir dilekçe örneği aldım. Hakkımdaki 100'ü aşkın soruşturma-kovuşturma-tazminat dosyaları nedeniyle, sonunda değerlendirebilme olanağına sahip olabiliyorum!... 


"İstanbul 23. Asliye Hukuk Mahkemesi Sayın Hâkimliği'ne" üst başlığı atılıp, "Dosya No: 2013/230 Esas" içeriğine eklenen dilekçeyi, "Dâvâlı İsmail Can Törtop" adına "Vekili Avukat Övgün Mercimek" yazabilmiş!


"Dâvâcı Hüseyin Hilmi Bulunmaz"a ve "Konu: Dâvâlıya isnat edilen eylem sonucu talep edilen manevî tazminata ilişkin beyanlarımızın sunulmasından ibarettir." ifadesiyle anlatılmış olsa da, bence, Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun içeriğine aykırı bulunan bu dilekçeyi kabûl etmiyor, bu dilekçenin beyanın ötesine geçmesine rızâ göstermiyor, bu dilekçenin işleme görmesine asla ve kesinlikle muvafakat vermiyorum!


"Açıklamalar" başlığı altındaki anlamsız, gereksiz, işlevsiz sözleri kabûl etmeyip, sözlere rızâ göstermeyerek, muvafakat vermesem de, Yargıtay ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi sürecini düşünerek yanıtlıyorum!


İsmail Can Törtop'un vekili Avukat Övgün Mercimek diyor ki:


Dâvâcı Hüseyin Hilmi Bulunmaz, 23.08.2013 tarihli dâvâ dilekçesinde yayın yolu ile kişilik haklarına saldırıldığı gerekçesi ile müvekkil İsmail Can Törtop'tan manevî tazminat talebinde bulunmuştur. Dâvâcının bu talepleri hukukî dayanaktan yoksun olup, huzurdaki dâvânın Sayın Mahkemece reddi gerekmektedir. Şöyle ki;


İsmail Can Törtop'un vekili Avukat Övgün Mercimek'e yanıt:


Dâvâlı İsmail Can Törtop'un vekili Avukat Övgün Mercimek, daha dâvâ dosyası içeriğini anlayamadan işbu dosya içeriğindeki evrensel değerleri içselleştirmeden, sadece savunma refleksine güvenerek, Sayın Yargıç'a yön verme davranışı geliştirmek istiyor. İçeriği okuduğunu sanmadığım dâvâlı İsmail Can Törtop'un sâdık vekili Avukat Övgün Mercimek, eline gelen işi zinhar kaçırmamak kaygısının ötesinde herhangi bir hukuksal davranış ve tutum geliştirmeyerek, bilimsel yöntemlere başvuramadan, hattâ sürmekte olan dâvânın bir hukuk dâvâsı olduğunu anlamayarak, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu içeriğine bile vâkıf olmadan; "Dâvâcının bu talepleri hukukî dayanaktan yoksun olup," diye başlayarak, benim hukuk bilgimin derinliğini merak bile etmeden; "huzurdaki dâvânın Sayın Mahkemeci reddi gerekmekte..." diyerek, "Yavuz hırsız, ev sahibini bastırır!" mantığının peşine düşmüş!


İsmail Can Törtop'un vekili Avukat Övgün Mercimek diyor ki:


1. Müvekkil İsmail Can Törtop, www.tiyatrodunyasi.com adlı İnternet sitesinin sahibi ve editörüdür. Dâvâya konu olan ve yukarıda belirtilen sitede yayınlanan ilgili yazı, dâvâlı müvekkil tarafından hazırlanmamış olup, dâvâlının tiyatro ve yazar çevresi ile ilgili devamlı olarak küfürlü yayın yapmaları nedeniyle duyulan rahatsızlığı belirten ve bu nedenle kendisini küfürsüz yayıncılık yapmaya dâvet etmeyi amaçlayan nitelikte bir bildiridir. Müvekkil dâvâlının hakaret etmek, dâvâlının kişilik haklarını, şeref ve itibarını zedelemek gibi bir eylem ve niyeti kesinlikle bulunmamaktadır. Aksine müvekkil, her zaman için yayıncılıktaki bu kirliliğe karşı çıkan, meslektaşları da dahil olmak üzere hiç kimse için asılsız isnatlarda bulunmayan, kimseyi incitmeyen kendi hâlinde bir insandır.


İsmail Can Törtop'un vekili Avukat Övgün Mercimek'e yanıt:


Dâvâlı İsmail Can Törtop, www.tiyatrodunyasi.com adlı incitici İnternet sitesinin sahibi ve editörü olduğuna göre, dâvâya konu olan ve yukarıda belirtilen sitede yayınlanabilen ilgili yazı ile dâvâlı İsmail Can Törtop'un 1100 kişiyle birlikte düzenlediği "ENTELEKTÜEL VE HUKUKSAL LİNÇ KAMPANYASI" metnini bile "birbirine karıştırarak" kesinlikle anlayamayan yada daha da kötüsü, anlamakla birlikte, Sayın Yargıç ve Sayın Mahkeme kişi ve kurumlarını aldatmaya yönelik olarak bilinçle saptırmaya giden dâvâlı İsmail Can Törtop ve onun sâdık vekili Avukat Övgün Mercimek, âdeta delilde karartma, delilin yönünü değiştirebilme yollarına yöneldikleri için, ayrıca çok ciddî olarak cezalandırılmalıdırlar. 


Kendilerinin üzerine vazife olmamasına, Türk Ceza Kanunu'nun 125. Maddesi içeriğini ilgilendirmesi gerekmesine karşın, "ALTERNATİF HUKUK MAHKEMESİ" bile kurarak, benim hakkımda gayrimeşru, illegal, yasa dışı bir süreç başlatıp, bu süreci 2009 yılının nisan ayından beri ısrarla ve inatla sürdüren 1100 kişilik "LİNÇ" örgütü, bu örgütün önderlerinden dâvâlı İsmail Can Törtop ve onun vekili olmakla birlikte, bir başka "KAMPANYA" sürecinde dâvâlı İsmail Can Törtop'un "dâvâ arkadaşı" Avukat Övgün Mercimek, adalete, hakka, hukuka, kanuna ve mevzuata karşı çıkmaktadırlar. Sayın Avukat Övgün Mercimek, günlük hayatta da yakın arkadaşı ve "DÂVÂ ARKADAŞI" olan dâvâlı İsmail Can Törtop'u öylesine göklere çıkarmış ki, yazınsal gücü yüksel bir kişi, neredeyse, dâvâlı İsmail Can Törtop'u melek bile sanır... Avukat Övgün Mercimek, Sayın Yargıç ve Sayın Mahkeme üzerinde anlamsız, gereksiz ve işlevsiz bir duygu sömürüsü sürecine girmiştir. Avukat uyarılmalıdır!

İsmail Can Törtop'un vekili Avukat Övgün Mercimek diyor ki:


2. Dikkat edilmelidir ki, müvekkilin yayınlamış olduğu yazı içeriğinde dâvâcıya isnat edilen somut bir fiil veya olgu olmadığı gibi müştekinin onur, şeref ve saygınlığını sövmek sûreti ile saldırıda bulunulmamıştır. Ne iddianamede ne de şikâyet dilekçesinde bu duruma ilişkin açıklamalar bulunmamaktadır. Bahsedilen bu davranışların, kişiyi küçük düşürmeye matuf olarak gerçekleştirilmesi gerekmektedir., ancak müvekkilin müştekiye karşı küçük düşürme gayesi ile herhangi bir davranışı yoktur.


İsmail Can Törtop'un vekili Avukat Övgün Mercimek'e yanıt:


Basit magazin gazetesinin üçüncü sayfasını süsleyen "dedikodu köşesi" yazarı mantığıyla kaleme alınmış bir söylem geliştiren dâvâlı İsmail Can Törtop ve onun sâdık vekili Avukat Övgün Mercimek, herhangi bir net somut ifadede bulunma yeteneğine sahip olmamalarına karşın, benim somut "HAKARET" ve "İFTİRA" dayanaklarımı sürekli görmezden geldikleri gibi, amatör bir göz bağcı gibi, bu umursamazlığı Sayın Yargıç ve Sayın Mahkeme nezdinde de uygulanabilir hâle getirmek istiyorlar... 


Benim hakkımda, örnekse Prof. Dr. Özdemir Nutku'nun başlatabildiği herhangi bir hukuksal süreç bulunmamasına karşılık, böyle bir durum varmış gibi gösterebilmek bile ve tiyatro kamuoyunda kırk yılı aşkındır tanınan bir insan olarak, beni fazlasıyla küçük düşürmüştür!... Prof. Dr. Özdemir Nutku'nun benim hakkımda savcılığa hiçbir suç duyurusunda bulunmamasına karşın, suç duyurusunda bulunduğunu söylemek bile, başlı başına bir "İFTİRA" eylemidir ve bu bile Türk Ceza Kanunu 267. Maddesi'ne göre olağanüstü ciddî bir suçtur!... İşbu durumun özellikle gözetilmesini istirham ediyorum. İşbu durum, Saygın Yargıç tarafından ciddiye alınmayacak olsa da, bu durumun Yargıtay ve/ya Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nce ciddiye alınacağı kanaatindeyim. Asparagas ve "YALAN" haber yapmanın, tüm dünyada çok ciddî yaptırımları vardır. 

Bu nedenle, olağanüstü büyük bir üzüntü yaşadığımı yinelememe izin verin. Benim, "iki kere iki dört eder" yalınlığında yazdığım şikâyet dilekçesini ve Sayın Savcı'nın yazdığı iddianameyi ve de İstanbul 2. Sulh Ceza Mahkemesi Sayın Yargıcı'nın ele aldığı "dâvâ dosyası"nı müsvedde kağıdı değerinde bile ciddiye almayan dâvâlı İsmail Can Törtop ve onun sâdık vekili Avukat Övgün Mercimek, takındıkları hukuk dışı tutumla, Hukuk Muhakemeleri Kanunu içeriğini hiç önemsememektedir. Sayın Mahkeme Yargıçlığı'na yazmış oldukları işbu beyan dilekçesi tâ baştan aşağı "YALAN" içerikle donatılmıştır ve asla kabûl edilebilir değildir!...

İsmail Can Törtop'un vekili Avukat Övgün Mercimek diyor ki:


3. Tüm bu nedenlerle dâvâlıya isnat edilen eylemi asla kabûl etmemekle birlikte söz konusu yazının içeriğinin de dâvâlının kişilik haklarını zedeler nitelikte olmadığı açıkça ortadadır. Dâvâlının İnternet sitesinde yayınlanmış olan yazının eleştiri sınırlarını aşamayan, dâvâcının kişilik haklarını ihlal edecek herhangi bir ifade içermeyen bir yazı olduğu açık ve nettir. Yargıtay'ında konu ile ilgili emsal nitelikteki kararları incelendiğinde, yayınlanan bildirinin eleştiri sınırında kalması nedeni ile hakaret suçunun oluşmadığı açık ve nettir. (EK-1)


İsmail Can Törtop'un vekili Avukat Övgün Mercimek'e yanıt:


Bütün acemi avukatlar gibi, Yargıtay Hukuk İşleri Daire Başkanlığı'nın "sözüm ona emsal kararlar"ı dilekçeye kuyruk gibi yapıştırmış bulunan dâvâlı İsmail Can Törtop ile onun sâdık vekili Avukat Övgün Mercimek, çemberden bile daha yuvarlak sözlerle, kendilerini rahatlatmış olabilir! 


Diyalektik ve/ya nesnel hukuk terimlerine vâkıf, hukuk terminolojisine sahip Sayın Yargıç'ı inandırmak olanaksız düzeyde güçtür. Kanaatim bu yönde. Türkiye Cumhuriyeti kurulduğu günden bu yana oluşmamış bir durum söz konusu oldu: "ENTELEKTÜEL VE HUKUKSAL LİNÇ KAMPANYASI" 1100 kişinin imza atıp, benim üzerimde denedikleri bu faşizan tutum sadece ülke sınırlarında tıkanıp kalmayarak dünyanın birçok ülkesinde gündeme gelmiştir. Dünyadaki entelektüeller arasında tartışma konusu olan kampanya sonucu, yaşamsal olanaklarım müthiş, olağanüstü düzeyde kısıtlanmış bulunuyor!... Her yıl en az elli kez yurt dışına çıkması gereken bir insan olmama karşılık işbu iğrenç kampanya nedeniyle, en çok yirmi kez yurt dışına çıkabiliyorum... Uluslararası çok önemli bir şirketin kurucusu ve genel müdürü olmama karşın bu iğrenç kampanya nedeniyle, hem bireysel olarak, hem şirket düzleminde, hem de ülke ekonomisine değer üretme anlamında büyük sıkıntı yaşadım!... Yitirmiş olduğum milyon dolarların çok az bir kısmını karşılayacak olan 110.000,00 TL bana ödenmeli ve bir nebze de olsa adil olunmalıdır...

İsmail Can Törtop'un vekili Avukat Övgün Mercimek diyor ki:


4. Nitekim, söz konusu yazı içeriği Anayasa'nın 25., 26. ve 29. maddelerinde yer alan düşünce ve kanaat özgürlüğü ile basın hürriyetine ve AİHS 10. Maddesi'nde yer alan ifade özgürlüğü çerçevesinde kaleme alınmıştır. Bu nedenle, dâvâlı müvekkilin İnternet sitesinde yayınlanmış olan yazının dâvâcının iddia ettiği üzere LİNÇ KAMPANYASI OLARAK DEĞERLENDİRİLMESİ ABESLE İŞTİGÂL NİTELİKTEDİR.


İsmail Can Törtop'un vekili Avukat Övgün Mercimek'e yanıt:


Anayasa maddelerini rastgele sıralayarak göz boyamaya yeltenen dâvâlı İsmail Can Törtop ve vekili Avukat Övgün Mercimek "HAKARET" ve "İFTİRA" eylemini "düşünce ve kanaat özgürlüğü" sözleriyle de güzelleştirerek, bu kapsamda şirin hâle getirmek istiyorlar... Bu suçtur: "Adliyeyi gereksiz yere meşgûl etme suçu..." Aba altından sopa gösterir gibi AİHS'yi gündeme getirip, adaleti korkutmaya çalışan dâvâlı ve vekili, Sayın Yargıç'ın yargı bağımsızlığıyla özgür olabileceğini usuna getirmiyorlar. İki ayrı yazıyı, bir yazıymış gibi gündeme getirerek, aşure yapanlar, deyim yerindeyse âdeta ayaklarına kurşun sıkmış oluyorlar... 

İğrenç "ENTELEKTÜEL VE HUKUKSAL LİNÇ KAMPANYASI" bağlamını genişleterek Türk Ceza Kanunu'nun 220. Madde içeriğindeki "Suç İşlemek Amacıyla Örgüt Kurma Suçu" işlediklerini ikrar etmiş oluyorlar. Bu durumun ciddiye alınmasını hararetle öneriyorum!

İsmail Can Törtop'un vekili Avukat Övgün Mercimek diyor ki:


5. Kaldı ki; kişilik hakkı, kişinin maddî, manevî, iktisadî bütünlüğü üzerindeki haklardır. Sanatla uğraşan bir insanın toplumun diğer bireylerine örnek olması düşüncesiyle yola çıkılan ve dâvâcıyı küfürsüz yayıncılığa dâvet eden bu bildiri tamamen çarpıtılmış ve dâvâcı tarafından kendisinin şerefine veya itibarına yönelik asılsız bir linç kampanyası olduğu ileri sürülmüştür. Hâlbûki söz konusu yazının dâvâcının varlığında eksiklik yaratma veya ruhsal bütünlüğünün ihlâline neden olması gibi bir durum mümkün değildir. Bu nedenle dâvâcı manevî zarara uğradığını iddia etse bile ortada hiçbir dayanak bulunmamaktadır.


İsmail Can Törtop'un vekili Avukat Övgün Mercimek'e yanıt:


Sayın Yargıç duymamış olabilir. Toplum içerisinde şöyle bir eğilim var: "AVUKATLAR YALAN SÖYLER!" Böyle "YALAN" söylemek de, abesle iştigâldir! Ben, çektiğim tensel ve tinsel acıların hemen tümünü çok rahat anlatabilir, betimleyebilir, gündeme getirebilirim... Ne var ki, Sayın Yargıç'ın sezinleme yeteneğine güvendiğim için, yalnızca nesnel gerçekleri, somut kanıtları sunarak, bu işin muhakeme edilme kısmını, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'na tam vâkıf Sayın Yargıç'a bıraktım. Bunun ötesinde söyleyeceğim her söz, sanırım, hazırlamakta bulunduğum "DÂVÂLARIM" kitabına içerik sunmanın milim ötesine gidemez. Dâvâlı İsmail Can Törtop ve vekili Avukat Övgün Mercimek'in yaptığı gibi, Sayın Yargıç ve Sayın Mahkeme kurumunu taciz eder gibi düzeysiz bir yaklaşımda bulunmam söz konusu olamaz. Hiçbir ciddî söz söylemeyip, demagojinin ötesine gitmeyen bir söylem geliştirmek, çok hafif deyimle Sayın Mahkeme'nin yargılama gücüne inanmamaktır!!!...


İsmail Can Törtop'un vekili Avukat Övgün Mercimek diyor ki:


6. Diğer bir yandan; bir ân için dâvâcının kişilik hakkına saldırıda bulunulduğu düşünülse bile işbu dâvâyı müvekkille değil, basın yoluyla hakaret suçlarında dâvâlı sıfatı yüklenebilecek olan yazı sahibine karşı yöneltilmesi gerektiği kanaatindeyiz. Zira kişinin ruhsal ve fiziksel varlığını koruyan dâvâlarda tazminat dâvâları ancak karşı tarafın kusuru var ise açılabilir. Oysa müvekkil dâvâcının ihmal derecesinde dahi kusuru bulunmamaktadır. Buna ilaveten; dâvâ dilekçesinde talep edilen manevî tazminat bedeli son derece yüksektir ve dâvâcı kötü niyetlidir. Ne var ki, Sayın Mahkeme'nin bu hususta takdir yetkisinin olduğu ve manevî tazminatın zenginleşme amacı ile istenemeyeceğine daîr yüzlerce Yargıtay Kararı bulunmaktadır.


İsmail Can Törtop'un vekili Avukat Övgün Mercimek'e yanıt:


Dâvâlı İsmail Can Törtop, sahibi ve editörü olduğu sitenin her şeyinden sorumlu olduğu gibi, "5187 Sayılı Basın Kanunu ve 5651 Sayılı İnternet Kanunu" içeriklerinden de sorumlu tek kişidir. Büyük bir suç işlemiştir. İşbu kanunlardaki yaptırımlara katlanmak zorundadır. Amiyane tabirle tacı topa atmak, yazının yazarı Sayın Mustafa Şükrü Demirkanlı'ya çok büyük bir saygısızlık olur!... Hoş, Sayın Yargıç ve onun kişiliğinde Sayın Mahkeme, Sayın Mustafa Şükrü Demirkanlı'nın muhakeme edilmesini isterse, bu Sayın Yargıç'ın bilebileceği bir iştir!... İçeriğinde suç olmadığı yönünde propaganda yapılan yazının, hem de mahkeme sürerken, ben hiçbir istemde bulunmamama karşın, neden yayından kaldırıldığı, çok ciddî biçimde sorgulanmalı ve gerekiyorsa "DELİLDE KARARTMA YAPILDIĞI" saptanmalıdır... Delildeki karartma işlemi bilinmelidir!... (Tıklayınız: www.tiyatrodunyasi.com/haberdetay.asp?haberno=4227)


Dâvâlı İsmail Can Törtop ve vekili Avukat Övgün Mercimek, "tazminat" miktarını da yüksek bulmaktadır. Ben, uluslararası iş yapan bir şirketin (Bulunmaz Kuyumculuk Yayıncılık Gösteri Sanatları Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi) sahibiyim... Elmas işi üzerine yoğunlaşmış ve alanında "dünyanın bir numaralı şirketi"nin sahibi için, 110.000,00 TL büyük para değil, çok küçük paradır... Bu paraya ihtiyacım olmamasına karşın, yasal yaptırım gereksinimi nedeniyle böyle bir yargılamaya başvurdum. Büyük olasılıkla, parayı, bir "HAYIR KURUMU"na bağışlayacağım!...


İsmail Can Törtop'un vekili Avukat Övgün Mercimek diyor ki:


7. Ayrıca; dâvâcı sözde kişilik hakkını savunmak için açtığı işbu dâvâda bizzât kendisi dâvâlının kişilik haklarına saldırıda bulunmaktadır. Zira kendisinin sosyal video paylaşım sitesinde http://vimeo.com/5478055 ve http://vimeo.com/5484745 linkleriyle ve dâvâcıya ait olan http://tiyatroyun.blogspot.com sitesinde 30.11.2013 tarihli http:tiyatroyun.blogspot.com/2013/11-bulunmazla-buktel-soluk-soluga-izlenen.html linkinde yayınlanan ağır küfür ve hakaret içerikli videolarda bu husus açıkça görülmektedir. (EK-2)


İsmail Can Törtop'un vekili Avukat Övgün Mercimek'e yanıt:


Yukarıda linkleri verilmiş videoların linklerine tıklanıp izlendiğinde, bu videoların tam 5 Temmuz 2009'da yayınlandığı, yâni hem Türk Ceza Kanunu 125. Madde içeriğine, hem 6352 Sayılı Kanunu'nun 1/1 Geçici Madde içeriğine göre asla ve kesinlikle hiç suç ögesi olamayacağı derhal anlaşılacaktır... Bunu bile bile, göz göre göre, kör kör parmağım gözüne çok rahatça "YALAN" söyleyebilen dâvâlı ve vekili, mevzuat elverirse, bu "YALAN" söyleme eylemi için ayrıca mutlaka cezalandırılmalıdır!...


İsmail Can Törtop'un vekili Avukat Övgün Mercimek diyor ki:


İŞBU VİDEO KAYITLARI İNCELENDİĞİNDE; DÂVÂCININ, DÂVÂLI HAKKINDA BEYAN ETTİĞİ SÖZLER ÜZERİNE ASIL MAĞDUR OLANIN VE ZARAR GÖRENİN DÂVÂLI OLDUĞU, DÂVÂLININ ONUR, ŞEREF VE SAYGINLIĞININ ZARAR GÖRDÜĞÜ, TOPLUM İÇERİSİNDEKİ MESLEKÎ VE KİŞİSEL SAYGINLIĞINA GÖLGE DÜŞÜRÜLDÜĞÜ VE KÜÇÜK DÜŞTÜĞÜ ANLAŞILMAKTADIR.


İsmail Can Törtop'un vekili Avukat Övgün Mercimek'e yanıt:


Bahse konu video için neden suç duyurusunda ve hukuk mahkemesine başvuruda bulunulmamıştır? Bu sorunun yanıtı çok nettir: Bu videolar estetik kaygılarla çekilmiştir, suç içermemektedir... Suç içerse bile, yasal yaptırım aşamasını çoktan geçmiştir! Sayın Yargıç'ı hukuk cahili yerine koyan dâvâlı ve vekil, mevzuat elverirse, ayrıca muhakeme edilmelidir!


İsmail Can Törtop'un vekili Avukat Övgün Mercimek diyor ki:


Tüm bu açıklamalarımız birlikte değerlendirildiğinde söz konusu yazının dâvâlı müvekkil tarafından yazılmadığı, bir başkası tarafından yazılmış olsa bile ilgili yazının ifade özgürlüğü kapsamında kaldığı, dâvâcıya karşı herhangi bir somut bir fiil veya olgu isnat etmediği, dâvâcının kişilik haklarını rencide edici sözler sarf etmediği, bu nedenle de dâvâcının korunması gereken hiçbir hukukî yarar ve menfaati bulunmadığı ve işbu haksız ve mesnetsiz dâvânın reddi gerektiği âşikârdir.


İsmail Can Törtop'un vekili Avukat Övgün Mercimek'e yanıt:


İğrenç "ENTELEKTÜEL VE HUKUKSAL LİNÇ KAMPANYASI" imzacılarıyla aramızda oluşan dâvâlarda: Avukat Burhan Gün, Avukat Eyyüp Fırat Kuyurtar, Avukat İbrahim Demirci, Avukat İnan Yılmaz, Avukat Mesut Bulut, Avukat Mehmet Bozkır, Avukat Murat Çoban, Avukat Oğuz Nazlı, Avukat Reyhan Kayışlı, Avukat Süleyman Anıl, Avukat Uğur Demirci Tosun, kanunları kendi lehlerine işleterek, sayın savcı ve sayın yargıçların iş yoğunluklarından kaynaklanan nedenlerle, benim aleyhime yanlış kararlar aldırdılar. Birçoğu Yargıtay aşamasında!


Ancak, eklerde sunduğum gibi, ciddî soruşturmaların, kovuşturmaların hemen hemen tümü benim lehime sonuçlanmıştır. Sayın savcı ve sayın yargıçlar, ellerindeki dosyalara, hiçbir etki altında kalmadan, tamamıyla nesnel gözle baktıklarında, benden (hukuktan / bilimden) yana olumlu kararlar vermişlerdir... Dâvâlı İsmail Can Törtop ve vekili Avukat Övgün Mercimek, hiçbir somut kanıta, inandırıcı delile dayanmadan, karakuşi yöntemlerle demagoji, mugalata yapmayı sürdürüyor. Dâvânın kabûlü ile 110.000,00 TL'lik tazminatın tarafıma ödenmesi gerekmektedir...

İsmail Can Törtop'un vekili Avukat Övgün Mercimek diyor ki:


EKLER:


1. Yargıtay 4. H.D. 04.04.2002 tarihli 2001/13196 E., 2002/4185 K., sayılı karar.


2. Yukarıda İnternet siteleri belirtilmiş müvekkil İsmail Can Törtop'a karşı ağır küfür ve hakeret içeren videoların CD kopyası.


İsmail Can Törtop'un vekili Avukat Övgün Mercimek'e yanıt:


Sunulan eklerin hiçbir yasal dayanağı olmadığı gibi, o CD içeriğindeki videolar 5 Temmuz 2009 tarihinde yayınlanmıştır. Suç ögesi içermiş olsa bile zaman aşımına uğramıştır. Özetle "YALAN" söylenmektedir!


İsmail Can Törtop'un vekili Avukat Övgün Mercimek diyor ki:


SONUÇ VE İSTEM: Yukarıda arz ve izah edilen nedenlerle, dâvâcının haksız, hukuka aykırı ve dayanaksız dâvâsının reddi ile yargılama giderleri ile vekâlet ücretinin karşı tarafa yüklenmesini arz ve talep ederiz. 


İsmail Can Törtop'un vekili Avukat Övgün Mercimek'e yanıt:


SONUÇ VE İSTEM: Dâvâlı İsmail Can Törtop ve onun vekili Avukat Övgün Mercimek, adaletsiz, haksız, hukuksuz, kanunsuz, mevzuatsız bir ülkede yaşıyormuş gibi dayanaktan yoksun bir mantıkla ve ayrıcı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun ilgili maddesine aykırı bir biçimde hazırladıkları işbu beyan dilekçesini asla ve kesinlikle kabûl etmediğim gibi, İsmail Can Törtop ve "ENTELEKTÜEL VE HUKUKSAL LİNÇ KAMPANYASI" üyelerinin 1100'ünün birden bana karşı verdikleri kalıcı tensel ve tinsel zararlar nedeniyle, dâvânın benim lehime olarak derhal sonuçlanmasını, mevzuat elverirse, tazminat miktarının iki yada çok daha fazla düzeyde uygulanmasını cân-ı yürekten arzu ediyorum!...


Gereğinin yapılmasını saygılarımla arz/ talep ederim. 24 Temmuz 2014



HÜSEYİN HİLMİ BULUNMAZ



EKLER: 55 sayfadan oluşmaktadır...

***

Ayrıca bakınız:


İsmail Can Törtop Vekili Avukat Övgün Mercimek fevkalâde deneyimsiz!

10 Haziran 2014 Salı

Avukat Reyhan Kayışlı, Gülhan Demirkanlı'yı çıkmaz sokağa sokuyor...

Av. Reyhan Kayışlı
Tel - Faks (0212) 231 84 24  Millet Cd. Kesedar Apt. No: 121 K: 4 Çapa / İSTANBUL


İSTANBUL ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ'NE

DÂVÂCI: Gülhan DEMİRKANLI - 3569266036 TC Kimlik 
Merkez Mh. Reha Yurdakul Sk. No: 28/1 Şişli / İSTANBUL

VEKİLİ: Av. Reyhan KAYIŞLI
Millet Cd. Kesedar Apt. No:121 Kat: 4 Çapa / İSTANBUL

DÂVÂLI: Hüseyin Hilmi Bulunmaz
Ali Baba Türbe Sk. Onur Han No: 13/8-9 Çemberlitaş Eminönü / İSTANBUL

DÂVÂ: Kişilik Haklarına Saldırı Nedeni İle 25.000 TL manevî Tazminat 

AÇIKLAMALAR:

1 - Dâvâlı, yöneticisi ve sahibi olduğu kişisel web sitesi www.tiyatroyun.blogspot.com adlı İnternet sitesinde, belli aralıklar ve tarihlerde müvekkil ile müvekkilin sahibi olduğu Tiyatro... Tiyatro... Dergisi hakkında hakaret, aşağılama ve iftira niteliğinde yazılar yayınlamış ve hâlen de yayınlamaya devam etmektedir.

2 - Dâvâlı, sahibi olduğu söz konusu İnternet sitesinin 23.04.2012 tarihinde başlayan yayınında "LİNÇÇİ Gülhan Avşar Demirkanlı arka kapağını ZORLU'ya verdi" şeklinde imalı cinsiyetçi bir tabir ile müvekkile hakaret etmiş, bu başlığın altına müvekkilin sahibi bulunduğu dergiyi ağzında ağzında tutar şekilde bir fotoğrafını koymuş ve müvekkilin sahibi olduğu dergiyle ilgili olarak "Yayınlanmaya başladığı Şubat/1991 tarihinden bu yana hızla, hem de şimşek hızıyla Türkiye tiyatrosunu acımasızca kirleten LİNÇ KAMPANYASI ana sponsorlarından Tiyatro... Tiyatro... Dergisi, Türkiye halklarına zerre kadar bir yarar sağlamadığı gibi, telafisi mümkün olamayacak kadar çok büyük zarar veriyor. Biz, sosyalist tiyatro sanatçıları olarak, kapitalizmin ilelebet muhafaza ve müdafaa edilmesi içi yayın yapan LİNÇÇİ Mustafa Şükrü Demirkanlı yönetimindeki LİNÇ KAMPANYASI ana sponsorlarından Tiyatro... Tiyatro... Dergisi'ne karşı sürdürdüğümüz devrimci mücadelemizde, sürekli olarak halkçı yayınlarımızla bu LİNÇÇİ dergiyi uyardır. Tüm uyarılarımıza karşın, bu LİNÇÇİ derginin sahibesi Gülhan Avşar Demirkanlı, halktan yana yayıncılık politikası geliştireceğine, Devlet Tiyatroları Genel Müdürü Lemi Bilgin, istifa etmek zorunda kalan "İstanbul Büyükşehir Belediyesi Korsan Tiyatroları" Genel Sanat Yönetmeni Ayşenil Şamlıoğlu ve Nejat Birecik'ten reklam adı altında avuç dolusu para (avanta, bahşiş, diş kirası, iane, iaşe, sadaka, sus payı) almanın verdiği rahatlıkla, halk karşıtı yayıncılığına devam ediyor." şeklindeki hakaret ve iftira dolu yazıyı yayınlamış ve bu yazı aylarca bu sitede yayınlanmış ve yayınlanmaya devam etmektedir. 

3 - Dâvâlı İnternet sitesinin 25.05.2012 tarihinde başlayan yayınında ise yine müvekkile ait derginin yırtmış olduğu kapağıyla çekilmiş bir fotoğrafını koyarak fotoğrafın altına ".......... Sosyalist Sanatçı Hilmi Bulunmaz, LİNÇ KAMPANYASI ana sponsorlarından Tiyatro... Tiyatro... Dergisi'ndeki LİNÇÇİ Genco Erkal'la Tülay Günal'ın sıkı fıkı bir biçimde çektirmiş oldukları kapak fotoğrafının tam orta yerine işâret parmağını yerleştirmeyi zorunlu bir hareket olarak gördü!" açıklamasını yazmış; resmin üstüne ise hakaret niteliğindeki "LİNÇ KAMPANYASI ana sponsorlarından Tiyatro... Tiyatro... Dergisi, her geçen gün hızla, hem de şimşek hızıyla kirlenirken, LİNÇÇİ Genco Erkal'la dangalakça bir söyleşi yapan LİNÇÇİ Özlem Özdemir sayesinde kirlenme katsayısı artıyor." cümlelerini yerleştirmiştir.

4 - Dâvâlı, yine yukarıda linkini bildirdiğimiz sitesinin 27.05.2012 ve 28.12.2012 tarihli yayınlarında müvekkile ait fotoğrafı izinsiz olarak elde etmiş ve baş aşağı olacak şekilde yayınlamış, fotoğrafın altında ve üstünde müvekkile yönelik hakaret ve iftira dolu cümleler sarf edilmiştir. Müvekkile ait ters çevrilmiş fotoğrafın üst kısmına "LİNÇÇİ Gülhan Avşar Demirkanlı'ya LİNÇÇİLER için teklif!" Hilmi Bulunmaz, LİNÇÇİ Gülhan Avşar Demirkanlı'ya teklif sundu!" cümlelerini yazmış; 27.12.2012 tarihli yayınında fotoğrafın altındaki yazısında "Sanırım sizin emrinizle başlatılan LİNÇ KAMPANYASI süreci, aradan yıllar geçmesine karşın, tüm şiddetiyle devam ediyor. Sayın LİNÇÇİ Gülhan Avşar Demirkanlı, sizin de bildiğiniz gibi... Sizin sahibi olduğunuz LİNÇÇİ Tiyatro... Tiyatro... Dergisi'nin ana sponsorluğunda başlatılmış ve tam tamına 1100 kişilik kişiliksiz alçak kişinin imzalayarak müthiş derecede kinci bir kara propagandayla beslenen LİNÇ KAMPANYASI süreciyle şahsıma yönelik olarak büyük zararlar verildi, veriliyor, verilecek. Sayın LİNÇÇİ Gülhan Avşar Demirkanlı, sizin de bildiğiniz gibi... ... Sayın LİNÇÇİ Gülhan Avşar Demirkanlı, sizin de bildiğiniz gibi... Sanırım sizin verdiğiniz emirle başlatılmış bulunan bu LİNÇ KAMPANYASI sürecinde sizi de içine çeken bu gayya kuyusundan, görebildiğim kadarıyla çok büyük zararlar görmeye başladınız. Sayın LİNÇÇİ Gülhan Avşar Demirkanlı, sizin de bildiğiniz gibi... ... Sayın LİNÇÇİ Gülhan Avşar Demirkanlı, sizin de bildiğiniz gibi... Ellerinizin boşluğu kadar beyniniz de boş değilse, LİNÇ lekesini alnınızda taşımayı sürdürmekle birlikte,... LİNÇÇİ Tiyatro... Tiyatro... Dergisi'ndeki LİNÇÇİ yazarları LİNÇÇİ Tiyatro... Tiyatro... Dergisi'nden derhal uzaklaştırırsanız, en azından bu LİNÇÇİ derginizi daha yumuşak bir dille eleştirme olasılığım gündeme gelebilir... ... Sayın LİNÇÇİ Gülhan Avşar Demirkanlı, sizin de bildiğiniz gibi... TÜRKİYE CUMHURİYETİ KÜLTÜR VE TURİZM BAKANI AKP'Lİ ERTUĞRUL GÜNAY'A GÜVENEREK YAYINCILIK YAPAN (buraya müvekkilin sahibi olduğu derginin kapak resmi yine baş aşağı şekilde konmuştur) LİNÇ KAMPANYASI ANA SPONSORU ELİNİ TAŞIN ALTINA KOYDU DA NE OLDU? Sorusunun sorulduğu bir süreçte, sanırım, uyanık bir kapitalist, menfaatlerini koruyan bir tiyatro esnafı olarak, bu teklifime, denize düşen insanın yılana sarıldığı gibi sarılabilirsiniz!!!" cümleleri ile yine müvekkile ve sahibi bulunduğu dergiye karşı defalarca hakarette bulunmuş ve iftira atmıştır.

5 - Yukarıdaki alıntılarda açıkça görüldüğü gibi, dâvâlı müvekkilin adını ve sahibi bulunduğu Tiyatro... Tiyatro... Dergisi'ni her andığında başında büyük ve vurgulu harflerle "LİNÇÇİ" ibaresini kullanmıştır. Dâvâlı, bu hakaret niteliğindeki sözcüğü müvekkille ilgili olarak o kadar sık ve sürekli bir biçimde kullanmıştır ki, artık bu nitelemenin yanında müvekkilin adı ya da dergisi kullanılmasa dahi müvekkili kastettiği anlaşılır hale gelmiştir. Dâvâlı, İnternet sitesinden 17.08.2012 tarihinde yayınladığı yazıda defalarca "linççi orospu çocukları" şeklindeki ağza alınmaz ağır tabiri kullanarak yine başta müvekkil olmak üzere hedefine koyduğu çevre ve kişilere hakaret ve küfür etmiştir. Yine dâvâlı 12.10.2012 tarihli İnternet yayınında "Bulunmaz, LİNÇÇİ orospu çocukları hariç, herkesle anlaşabiliyor!... Bulunmaz Tiyatro Genel Sanat Yönetmeni Sosyalist Sanatçı Hilmi Bulunmaz, hangi ırktan, hangi meslekten, hangi sınıftan, hangi ulustan olursa olsun, yeter ki LİNÇÇİ orospu çocuğu olmasın, her insanla, hiçbir çekince hissetmeden, çok rahatça anlaşabiliyor!" cümleleriyle aynı eylemi tekrarlamıştır.

6 - Bu eylemlerden dolayı, müvekkilin şikâyeti üzerine yapılan yargılamada İstanbul 35. Sulh Ceza Mahkemesi'nin 2013/311 Esas Sayılı dosyasında 23.10.2013 tarihinde dâvâlı hakkında hakaret suçundan ceza verilmiş ve bu ceza kesinleşmiştir. Ceza mahkemesince verilen bu karar ile dâvâlının, müvekkilin kişilik haklarına saldırdığı ve kendisine hakaret ettiği hukuken tescillenmiştir. Dâvâlının müvekkile yönelik bu bu eylemi İnternet ortamında gerçekleştirmesi haksız fiilin etki alanını ve dolayısıyla müvekkilin gördüğü manevî zararı kat be kat artırmıştır. Dâvâlının mahkeme kararı ile ortaya konan bu saldırısı nedeni ile saygın, bilinen ve uzun süredir yayın hayatına devam eden bir tiyatro dergisinin sahibi olan müvekkilin uğradığı yıpranma ve manevî sarsıntının karşılığı olarak 25.000 TL manevî tazminata hükmedilmesini talep etmekteyiz.

KANITLAR: İstanbul 35. Sulh Ceza Mahkemesi'nin 2013/311 Esas Sayılı dâvâ dosyası içeriği ve bu dosyada verilen 23.10.2013 tarihli mahkûmiyet kararı, http://www.tiyatroyun.blogspot.com sitesinde yukarıda bildirdiğimiz tarihlerden bugüne kadar yapılan yayınlar, vs... her türlü yasal kanıt...

SONUÇ VE TALEP: Yukarıda açıklanan nedenlerle

1 - Dâvâlının müvekkile yönelik haksız fiili nedeni ile 25.000 TL manevî tazminatın haksız fiil tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte dâvâlıdan tahsiline,

2 - Yargılama gider ve vekâlet ücretinin dâvâlı taraf yüklenmesine karar verilmesini vekâleten talep ederim.

Dâvâcı Vekili
Av. Reyhan KAYIŞLI
imza
***

Ayrıca bakınız:

Yoğunluk nedeniyle Gülhan Avşar Demirkanlı'nın zarfını yeni açabildik!

Gülhan Demirkanlı (belki) 25 BİN TL alabilir; ama 200 BİN TL de öder...


Bulunmaz, Tiyatro... Tiyatro... avukatı Reyhan Kayışlı'ya "yavaş" dedi...


18. Asliye Hukuk Mahkemesi'nden gelen Demirkanlı zarfını yine açtık...

29 Nisan 2014 Salı

Bulunmaz, Demirkanlı ile Av. Reyhan'ın mahkemeyi yanıltmasına karşı!

T.C.
İSTANBUL 
24. ASLİYE CEZA MAHKEMESİ YARGIÇLIĞI'NA


DOSYA NO: 2013/201 Esas

KONU: Demirkanlı ve Kayışlı'nın yanıltma çabalarına dikkat çekmek...

Tiyatro... Tiyatro... Dergisi sahibi "SANIK" Gülhan Avşar Demirkanlı ve adını andığımız derginin "resmî vekili" Avukat Reyhan Kayışlı, ilgili dergi adının geçtiği yerlerde sürekli olarak yaptıkları gibi, mahkemenin nesnelliğine gölge düşürmek, yargılanma düzeyini iyice düşürmek için, çeşitli renklerde yalanlar söylebiliyorlar!... Yalanlarını maddeler hâlinde ortaya koyarak, somut yasal gerçeği mahkemenize sunmak istiyorum...

1 - Tiyatro... Tiyatro... Dergisi, beni ve sanatçı Coşkun Büktel'i "LİNÇ" etmek için, "ENTELEKTÜEL LİNÇ KAMPANYASI" düzenleyerek, kampanyayı, içeriğindeki önemli yerlerde yayınladı... Bence bu suçtur...

2 - Tiyatro... Tiyatro... Dergisi en başta sahibi Gülhan Avşar Demirkanlı, Trabzon Temsilcisi Levent Çağlayan ve de Yayın Yönetmeni ve Sorumlu Yazı İşleri Müdürü Mustafa Şükrü Demirkanlı'nın yanı sıra işbu dergiye İnternet'te lojistik - stratejik destek sunabilen www.tiyatrodunyasi.com sitesinin editörü ve sahibi İsmail Can Törtop marifetleriyle, bizlere karşı maddî ve manevî düzeyde büyük zararlar verdi, veriyor, öyle anlaşılıyor ki, mahkemeler bu şahısları durduramazsa, vermeye de devam edecek! Onların yaptıklarını kesinlikle doğru bulmuyorum... Bence bu suçtur...

3 - "ENTELEKTÜEL LİNÇ KAMPANYASI" ile asla yetinmeyerek, olağanüstü bir biçimde bana karşı yargılama sağanağı başlatan yukarıda adlarını saydığım kişiler, "Oyun Atölyesi"nin sahibi - Kemal Aydoğan'ın patronu Nihat Haluk Bilginer başta olmak üzere "Boğaziçi Üniversitesi Oyuncuları" yöneticisi Ömer Faruk Kurhan yada arkadaşları, bana karşı sürekli olarak "ADLÎ TACİZ" eylemine de giriştiler. Bu dâvânın dışına hiç çıkmamaya özen gösterdiğimden ayrıntılı bir biçimde mahkemenize getirmediğim için, bunu bir fırsat olarak bilen Gülhan Avşar Demirkanlı ve onun vekili Avukat Reyhan Kayışlı Sayın Yargıç Ali Yücel Erdoğdu'ya ve Sayın Savcı Suudi Güner'e çok hatâlı, eksik, yalan, yanlı, yanlış bilgi vererek adliyeyi çok gereksiz yere meşgûl ediyorlar... Bence bu suçtur...

4 - Şimdiye kadar benim hakkımda onlarca gereksiz şikâyette bulunan 
"ENTELEKTÜEL ve HUKUKÎ LİNÇ KAMPANYASI ÖRGÜTÜ" ile karşı karşıyayım... Klasik anlamıyla "SUÇ İŞLEMEK AMACIYLA İÇİN ÖRGÜT KURMA" eylemliliği gibi görünmese de, çağdaş hukuk normlarıyla yaklaşıldığında, tam 1100 kişiden oluşmuş gayet önemli bir sivil toplum örgütlenmesi yapılı "LİNÇ KAMPANYASI ÖRGÜTÜ" , hakaret, iftira, tehdit gibi suçlarla yetinilmeyerek, Türk Ceza Yasası'nın 220. Madde'nin içeriğindeki "SUÇ İŞLEMEK AMACIYLA ÖRGÜT KURMA" eylemiyle bile ayrıca yargılanabilmelidir... Bence bu suçtur...

***

Şimdi gelelim, 24 Nisan 2014 günü gerçekleşen ve benim ülke dışında bulunduğum için ne yazık ki katılabilme şansına eremediğimden ötürü yüzlerine vuramadığım Tiyatro... Tiyatro... Dergisi sahibi Gülhan Avşar Demirkanlı ile onun vekili Avukat Reyhan Kayışlı'nın ciddî yalanlarına:

1 - SANIK, birinci duruşmanın yapıldığı gün mahkemenize gelmesine ve Sayın Yargıç yargılama yapmasına karşılık, ne kendisi ve ne de vekili Avukat Reyhan Kayışlı duruşmaya girmemişlerdir. Durum bu denli net olmasına karşın, Gülhan Avşar Demirkanlı; "Ben daha önce bu konuda ifade vermedim." diyerek mahkemeyi rahatlıkla hiçimseyebilmektedir.

2 - SANIK, Tiyatro... Tiyatro... Dergisi'nin gerçek sahibesi olmasına ve derginin 2009 yılındaki Nisan ve/ya Mayıs sayısında benim hakkımda "HAKARET, İFTİRA VE SUÇ İŞLEMEK AMACIYLA ÖRGÜT KURMA, SUÇ UYDURMA, TEHDİT SUÇLARI" örgütlenmesine karşın, göz göre göre yalan söylemeyi göze alarak, aynen şöyle ifadeler kullanabilmiştir: "Ben Tiyatro Tiyatro dergisinin sahibiyim. Bu dergide müşteki aleyhine herhangi bir yazı yayınlanmadı." Yalan söylemeyi bir alışkanlık ve bir refleks ve bir yaşama biçimi hâline getirebilen Tiyatro... Tiyatro... Dergisi elemanları yalnız bana karşı değil, daha pekçok tiyatro insanına karşı, insan haklarına aykırı eylemliliklerde bulunmuşlardır!...

3 - SANIK, benim hakkımda İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'na ciddî bir suç duyurusunda bulunabilmişken, her nedense "DEMİRKANLI" soyadını değil de "AVŞAR" soyadını kullanmayı uygun bularak, benim gereksiz yere maddî ve manevî sorunlar yaşamama neden olabilmiş ve ne iyi ki, İstanbul 1. Sulh Ceza Mahkemesi Sayın Yargıcı Cavit Marancı, adalete, hakka, hukuka, kanuna, mevzuata saygılı bir insan olduğu için, SANIK Gülhan Avşar Demirkanlı'nın adalete, hakka, hukuka, kanuna, mevzuata ters durumunu saptayıp bana ceza verilmemesini sağlamıştır ki, şu ândaki muhakeme süreci de, Sayın Yargıç Cavit Marancı'nın kılı kırka yaran hukuk sever tavrı sonucunda başlayabilmiştir! Önemlidir...

4 - SANIK, şu ânda çok ağır bir yasa maddesiyle muhakeme edildiğini duyumsamamış olmalı ki, şu sözlerle bana karşı yine "İFTİRA SUÇU" işliyor: "Ancak müştekinin kendi Tiyotroyun.blogspotu isimli internet sitesinde aşırı derecede küfürlü yazılar yayınlanıyordu." Tam da 1100 kişilik "ENTELEKTÜEL VE HUKUKSAL LİNÇ KAMPANYASI" başlatanların önde gelenlerinden Ömer F. Kurhan, benzer iddialarla bir suç duyurusunda bulunmuş, İstanbul 3. Sulh Ceza Mahkemesi 2010/8 Esas Sayılı Dosya ile sona eren muhakemede tabiî "BERAAT" ettim... 

Değindiğim gibi, İstanbul 1. Sulh Ceza Mahkemesi'nde görülen dâvâda müşteki olmasına karşın SANIK Gülhan Avşar Demirkanlı, bana karşı bir ceza yaptırımı uygulatmayı kesinlikle başaramadı... SANIK Gülhan Avşar Demirkanlı, üstelik de "DURUŞMA TUTANAĞI" içeriğindeki "İFTİRA SUÇU" içeren yalanlarına son vermezse, doğal olarak, hem "KAMU HUKUKU DÂVÂSI" ve hem de "MANEVÎ TAZMİNAT DÂVÂSI" açmak zorunda kalacağım. Şu ânda "SANIK ve DÂVÂLI" olarak "hem ceza ve hem de hukuk" dosyalarıyla yargılattığım SANIK Gülhan Avşar Demirkanlı ile toplamda dört dâvâmız olmuşken, yakında onlarca dâvâmız daha olacak. Pek istemesem de, SANIK Gülhan Avşar Demirkanlı ve onun vekili Avukat Reyhan Kayışlı sürekli olarak yalana başvurdukları için yakında kamu hukuku - tazminat dâvâları açacağım.

5 - SANIK, müştekiyi yasaları bilmez yerine koyarken sanırım "Sayın Savcı ve Sayın Yargıç ne der?" diye zinhar düşünmemiş olmalı ki, aynen şu sözleri bile söyleyebilmiştir: "Bu yazılardan birinde benimde ismim geçince ben müşteki hakkında hakaret suçundan İstanbul 35. Sulh Ceza Mahkemesine dava açılmıştı. Burdan müşteki ceza aldı."

a) Sen, İstanbul 35. Sulh Ceza Mahkemesi'nde görülmüş, şu ânda hâlâ Sayın Yargıtay makamında bulunan dâvâdan çok önce, İstanbul 1. Sulh Ceza Mahkemesi'nde görülen ve asla ceza almadığım bir kamu hukuku dâvâsı daha başlattın. Bunu neden söylemiyorsun?... Neden unuttun?!

b) Şu ânda burada, İstanbul 24. Asliye Ceza Mahkemesi Yargıçlığı'nda başlayıp devam eden bu dâvâ, işte o dâvâya, yâni İstanbul 1. Sulh Ceza Mahkemesi 2010/8930 Esas Sayılı Dosya'daki karara dayandığı için, sen "İFTİRA SUÇU SANIĞI" olarak, SANIK sıfatındasın. Bundan niye bahsetmiyorsun? Bunu kimse anlamayacak mı? Savcı?... Yargıç?...

6 - SANIK, kendisini ve Tiyatro... Tiyatro... Dergisi'nin toplumsal kamuoyu oluşturma gücünü ilkel bir hukuk anlayışıyla kullanarak, "ALTERNATİF HUKUK" süreci başlattığını kendisi ikrâr etmiştir:

"Ayrıca müştekinin internet sayfasında sürekli küfürlü yazılar yazması nedeniyle küfürlü yayına son kampanyası adı altında tiyatro yayıncıları olarak bir eleştiri kampanyası başlatılmıştı bende bu kampanyaya katılıp imza koymuştum."

Ben bütün dünya ülkelerini gezerek ve bütün dünya ülkelerinin hukuk anlayışlarını içselleştiren biri olarak, şunu çok rahatlıkla söyleyebilirim ki, yukarıdaki sözler evrensel hukuk kurallarına, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'ne göre çok ciddî insan hakları ihlalleri içermektedir. Bana karşı "LİNÇ" düzenleyenlere yanıtı, İstanbul 3. Sulh Ceza Mahkemesi Yargıcı, İstanbul 9. Asliye Ceza Mahkemesi Sayın Yargıcı'nın istemleri doğrultusunda, bilimsel ve hukuksal çıtası sorgulanması güç bir hukuk otoritesi Doç. Dr. Ali Kemal Yıldız, evrensel hukuk normlarını gözetip, önemli "BİLİRKİŞİ RAPORLARI" hazırlayarak, işbu mahkemelere ciddiyetle sunabildi... Bana ve Coşkun Büktel'e karşı uygulanan "LİNÇ KAMPANYASI" eylemini nedeyse tescil eden Sayın Ali Kemal Yıldız, "LİNÇÇİLERE 'LİNÇÇİ' DENİR!" mealinde raporlar hazırlayarak, ilgili mahkemelere sundu. Böylelikle İstanbul 3. Sulh Ceza Mahkemesi Dosya No: 2010/8 Esas Sayılı Kamu Dâvâsı sonucu "BERAAT" ettim. Kendileri "HAKARET, İFTİRA, TEHDİT" suçlarıyla yargılanırken, benim hiçbir "İFTİRA VE TEHDİT" suçlamalarıyla yargılanmamı hiç  kaâle almayan SANIK Gülhan Avşar Demirkanlı, onun vekili Avukat Reyhan Kayışlı, benim ilk okul mezunu olmamdan kaynaklı nedenlerle cesaret gösteriyorlar da, Sayın Savcı ve Sayın Yargıç huzurunda neden bu denli kurnazlık içerisine yuvarlanıyorlar? Bunu anlamak olası değil!

7 - SANIK, yine bir yalan daha söylebiliyor: "Bunun üzerine müşteki bu kampanyada imzası bulunan pek çok kişi hakkında şikayette bulunup dava açılmasına sebebiyet verdi." Ben, yüzlerce defa beyan ettiğim gibi, beni mahkemeye vermedikten sonra hiç kimseyi kesinlikle mahkemeye vermeyeceğimi sürekli olarak yinelemiştim... Girdiğimiz polemik süreci entelektüel bir eylemdi ve bence, yargıyı ilgilendirmiyordu! Entelektüel bilinci olan başarıyı göğüslemeliydi. Ama, beni onlarca, hattâ belki yüzü aşkın defa şikâyet eden "LİNÇ KAMPANYASI" bileşenleri, yüzlerce (belki) bin defa beni başta İstanbul Adalet Sarayları olmak üzere, birçok adalet sarayının duruşma salonlarına "memur" edebildiler. Oysa ki ben, verdiğim sözü tutup, onların açtığı onlarca dâvâlarından sonra ağır ağır dâvâ açmaya başladım. Onlar, ilk şikâyetini 2009 yılında yapmışlarken ve ben, belleğimde kaldığı kadarıyla ilk şikâyetimi 2012 yılında yaptım... Yâni, yukarıdaki sözde de SANIK Gülhan Avşar Demirkanlı ve onun vekili Avukat Reyhan Kayışlı yalan söyleme eylemini sürdürmektedir...

8 - SANIK, şunu diyor: "Benim hakkımda da mevcut dava bu nedenle açılmış olabilir." Burada her ne kadar silik hâlde dursa da, SANIK yine yalan söylüyor. Bu dâvâ, SANIK tarafından açılan ve benim ceza almama kararıyla biten İstanbul 1. Sulh Ceza Mahkemesi Dosya No: 2010/8930 Esas Sayılı dâvâda bana "İFTİRA" attığı için açıldı. 

9 - SANIK, "Ancak ben müştekiye karşı herhangi bir suç isnadı içeren veya hakaret içeren söz ve yazılı beyanda bulunmadım." diyerek, Sayın Savcı ve Sayın Yargıç beylerin dikkatini dağıtmak isteyerek, İstanbul 1. Sulh Ceza Mahkemesi 2010/8930 Dosya No'lu dâvâ dosyasının gözden uzak tutulmasını arzu ediyor. Oysa, hem Ceza Muhakemesi Kanunu ve hem Türk Ceza Kanunu çok anlaşılır ve gayet net maddelerle orta yerde dururken; Sayın Savcı ile Sayın Yargıç'ın dikkatleri dağılıp, gözlerinden somut dayanak noktaları kesinlikle kaçmaz. Ne var ki, koskoca Türkiye tiyatrosunu Şubat / 1991 tarihinden beri yalanlarla besleyen Tiyatro... Tiyatro... Dergisi çevresinde öbeklenmiş çıkar grupları, yalan söylemeyi doğal bir refleks hâline getirdiklerinden, ne Sayın Savcı ve ne de Sayın Yargıç hiçimsenmekte, küçümsenmekte, hak gibi önemsenmektedir!... 

Ben, hukukun üstünlüğü ilkesiyle hareket eden Türkiye Cumhuriyet vatandaşı ve bütün dünyayı gezen bir sanatçı olarak, bu hiçimsenmeye, küçümsenmeye ve önemsenmemeye kesinlikle izin vermem, veremem. Dâvâ burada İstanbul 24. Asliye Ceza Mahkemesi Duruşma Salonu'nda kılı kırka yaran bir mantıkla sürdürülüyor olsa da, milyarda bir olasılık iş Yargıtay'a geldiğinde, hukukun üstünlüğü ilkesine daha bir titizlikle yaklaşacağımın bilinmesinde yarar var kanısındayım. Yargıtay aşaması da geçip, Anayasa Mahkemesi Bireysel Başvuru sürecinden sonra dâvâ dosyası Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi sürecine dayanırsa, evrensel hukuk normlarından aldığım evrensel hukuk âşkıyla, somut olumsuz durumun sadece Avrupa'da değil, dünyanın her yerinde yer edinmesi için, hukukun üstünlüğü çerçevesinde hukuksal mücadelemi sürekli sürdüreceğim. Her ne denli Sayın Savcı ve Sayın Yargıç çok titizlenerek duruşmaları gayet net biçimde sürdürüyor olsalar bile SANIK Gülhan Avşar Demirkanlı ve onun vekili Avukat Reyhan Kayışlı'nın hukuku es geçiveren tavırları, bana bu satırları yazdırma esini verdi. Bu denli yalın gerçekleri, İstanbul 24. Asliye Ceza Mahkemesi Yargıçlığı nezdinde bile duyurduğum için, başka Mahkeme Başkanı Sayın Yargıç olmak üzere, bütün Türkiye Cumhuriyeti Adalet Bakanlığı kişilerinden özür dilerim.

10 - SANIK, hukuk bilgisizliğin ve vekili Avukat Reyhan Kayışlı'nın cesaretlendirmesinden kaynaklanan ilkel nedenlerle; " Sanığın neden benim hakkımda da şikayetçi olduğunu bilmiyorum beraatime karar verilsin." diyebilmektedir. Oysa, SANIK Gülhan Avşar Demirkanlı'nın önderlik yaptığı bir "Kurmay Heyet" marifetiyle ben ve tiyatro yazarı Coşkun Büktel, "LİNÇ" edilmek istenirken, SANIK Gülhan Avşar Demirkanlı, sahibi bulunduğu Tiyatro... Tiyatro... Dergisi Yayın Yönetmeni ve Sorumlu Yazı İşleri Müdürü ve aynı zamanda eşi Mustafa Şükrü Demirkanlı marifetiyle "ENTELEKTÜEL LİNÇ KAMPANYASI" düzenleyebiliyordu. Tam tamına 1100 kişiyi bir araya getirerek, sanatsal ifade olanaklarımızı ilelebet ilga ve imha etmek istemiş bulunan SANIK Gülhan Avşar Demirkanlı, "bilmezliğe yatarak", (belki) Sayın Savcı ve Sayın Yargıç üzerinde etkin duygu seliyle, hukukun üstünlüğü ilkesinin üzerine şal örtmek istiyor. Yineliyorum ki, ben buna asla ve kesinlikle izin vermem.

***

Şimdi gelelim, Tiyatro... Tiyatro... Dergisi "resmî avukatı" ve SANIK Gülhan Avşar Demirkanlı'nın vekili Avukat Reyhan Kayışlı'nın saptırma niyetinin açımlanmasına. SANIK Gülhan Avşar Demirkanlı'nın vekili Avukat Reyhan Kayışlı, hukukun üstünlüğüne hizmet etme gayreti içerisinde kıvranan nesnel bir hukukçu değil, olayda taraf bir "üye" olarak hareket etmektedir. Bunu anlayabilmek için, benim hakkımda İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'na yaptığı dayanaksız suç duyurularının bulunduğunu derhal belirtmeliyim. Benim hakkımda suç duyurusunda bulunup, "KOVUŞTURMAYA YER OLMADIĞINA DÂİR KARAR" aldığı için, avukatlığı, İstanbul Barosu ruhsat sahibi olması anlamında devam etse de, (bence) müvekkilleri karşısında zor durumda kalarak, avukatlık ehliyetsizliği saptandığı için, SANIK Gülhan Avşar Demirkanlı'nın vekili Avukat Reyhan Kayışlı, bizzât olağanüstü hukuk dışı davranarak, Sayın Savcı ve Sayın Yargıç nezdinde ilkel savunma düzeneklerini geliştirmeye devam ediyor. Avukat Reyhan Kayışlı'nın savunmanlık yaptığı diğer dosya içerikleri incelendiğinde, ülkemizdeki hukuksuzluğun gerçek nedeninin savcılar ve yargıçlar olmadığı, aslında, toplumun gözünden kaçabilecek denli kamufle olmuş avukatlar olduğu derhal anlaşılabilecektir.

1 - SANIK Gülhan Avşar Demirkanlı'nın vekili Avukut Reyhan Kayışlı, "Müvekkil beyanlarına katılıyoruz." derken, aslında "Müvekkil yalanlarına katılıyoruz." demek istemektedir.

2 - SANIK Gülhan Avşar Demirkanlı'nın vekili Avukat Reyhan Kayışlı, "Müvekkilimin bahsettiği imza kampanyası 4 yıl kadar önce olan bir imza kampanyasıdır." derken, aslında "Müvekkilimin suçu 'İFTİRA' değil, 'HAKARET'tir ve zaman aşımına girmiştir. Oysa 'İFTİRA' diye nitelendiğinde zaman aşımına giremeyeceği için, Sayın Savcı ve Sayın Yargıç bunu görmesinler diye, SANIK Gülhan Avşar Demirkanlı'nın yalanları doğaldır. Hem 'ALTERNATİF HUKUK' oluşturma eylemliliğinin bir parçası olarak, 1100 kişinin bir araya gelerek, yalnız iki kişinin 'LİNÇ' edilmesinde de hiçbir sakınca bulunmamaktadır." demek istemektedir.

3 - SANIK Gülhan Avşar Demirkanlı'nın vekili Avukat Reyhan Kayışlı, "Müştekinin de müvekkilden olan şikayetinin dayanağı imza kampanyası olmadığını düşünüyoruz." derken, aslında "Hukukun üstünlüğü, Avukatlık Kanunu, Ceza Muhakemesi Kanunu, Türk Ceza Kanunu, mevzuat gibi konuları boş verip, benim, bizim, yalanlarımızın 'maymuna bak' sözüne kulak veriniz. Adalet, hak, hukuk, kanun, mevzuat, vicdan, Yargıtay İçtihatları gibi insanlık kazanımlarına kulan asmayınız." demek istemektedir.

4 - SANIK Gülhan Avşar Demirkanlı'nın vekili Avukat Reyhan Kayışlı, "Müştekinin dilekçesinden somut olarak müvekkilin hangi eylemini şikayet edildiği anlaşılmamaktadır." derken, aslında "Müştekinin dilekçesinde, sunduğu diğer yüzlerce sayfada belirtildiği gibi, İstanbul 1. Sulh Ceza Mahkemesi 2010/8930 Dosya No'lu dâvâ önemli olmadığı gibi, benim, bizim, bizim yalanlarımız önemlidir. Siz, bana, bize, bizim yalanlarımıza itibar ediniz." demek istemektedir.

5 - SANIK Gülhan Avşar Demirkanlı'nın vekili Avukat Reyhan Kayışlı, "Bu şikayet dilekçesi ile ilgili savcılıkça kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilmiş." derken, aslında "Siz, müştekinin somut belge, bilgi, bulgu, delil, kanıt gösterdiğine bakmayın. Ben, biz, bizim yalanlarımız ne derse, ona bakınız. Biz, 'kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilmiş' diyorsak, buna inanın yeter. Hukukun üstünlüğü zâten gereksiz bir kenar süsüdür. Bunu anlayın lütfen..." demek istemektedir.

6 - SANIK Gülhan Avşar Demirkanlı'nın vekili Avukat Reyhan Kayışlı, "Ağır cezanın itirazı kaldırması üzerine zorunlu olarak dava açılmıştır." derken, aslında "Türkiye Cumhuriyeti kanunları, beni, bizi, yalanları değil, hukukun üstünlüğünü savunduğu için, yanlışlık yapmış ve bu yanlışlığını sürdürerek, yalanı değil, gerçeği üstün kılmak istemektedir." demek istemektedir. 

7 - SANIK Gülhan Avşar Demirkanlı'nın vekili Avukat Reyhan Kayışlı, "Müşteki dilekçesinde Cumhuriyet Savcılığının 2012/110665 hazırlık sayılı şikayet dilekçesinden bahsedilmiş ve bu soruşturmadan hareketle mevcut dava açılmış olabilir ancak bu hazırlık soruşturması sonucunda kovuşturmaya yer olmadığı kararı verilmiş ayrıca soruşturma da taraflarla ilgisi olmayan kişilere ait soruşturmadır." derken, aslında "Sayın Mahkeme Heyeti, siz, müştekinin İstanbul 1. Sulh Ceza Mahkemesi 2010/8930 Dosya No'lu dâvâ dosyası içeriğini sunarak Müracaat Savcısı'nı suç duyurusunda bulunduğunu gözardı edip, benim, bizim, yalanlarımızın ışığına odaklanın." demek istemektedir.

8 - SANIK Gülhan Avşar Demirkanlı'nın vekili Avukat Reyhan Kayışlı, "Müvekkil hakkında sehven dava açıldığını düşünüyoruz." derken, aslında "Müracat Savcısı, Uzlaştırma Savcısı, Genel Soruşturma Savcısı, Mahkeme Savcısı, Mahkeme Yargıcı, sizler, hepiniz büyük bir yanlışlık içerisindesiniz. Oysa ben, biz, yâni yalan söyleyenler, yüce doğruları savunuyoruz." demek istemektedir.

9 - SANIK Gülhan Avşar Demirkanlı'nın vekili Avukat Reyhan Kayışlı, "Müvekkilin beraatine karar verilsin." derken, aslında "Sayın Savcı ve Sayın Yargıç, mevzuata, yâni somut hakkaniyete göre değil, bana, bize, yalana göre karar veriniz..." demektedir.

SANIK Gülhan Avşar Demirkanlı'nın vekili Avukat Reyhan Kayışlı, üzerindeki cübbeyi, hukukun güneşini örtmek için kullanarak, SANIK Gülhan Avşar Demirkanlı'nın yalanlarını gizlemektedir. Avukatlık Kanunu, Ceza Muhakemesi Kanunu, Türk Ceza Kanunu, Mevzuat ve/ya Yargıtay İçtihatları elverirse, İstanbul Barosu Ruhsatı bulunmasına karşın, gerçek anlamda hukukun üstünlüğü ilkesiyle hareket etmeyen Avukat Reyhan Kayışlı'nın duruşmalardan uzaklaştırılmasını talep ediyorum. Duygularına egemen olamadığı için bir hukukçu gibi değil, bir kindar biçiminde hareket edip, benim hakkımda sürekli olarak İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'na suç duyurularında bulunup, üstelik bir de "KOVUŞTURMAYA YER OLMADIĞINA DÂİR KARAR" alınca iyice çileden çıkan Avukat Reyhan Kayışlı'nın hukukun üstünlüğü inşaatına bir tek tuğla bile eklemesi olanaksız olduğu gibi, şimdiye dek tuğla üstüne tuğla konularak oluşturulmuş hukukun üstünlüğü inşaatına deprem etkisi yaparak, hukukun üstünlüğü ilkesinin büyük yaralar almasına neden olmaktadır. Avukat Reyhan Kayışlı'nın avukatlığını, savunmanlığını asla ve kesinlikle tanımıyorum. 

SONUÇ VE İSTEM: Yukarıda anlaşılır ve gayet net bir biçimde ifade ettiğim gibi, SANIK Gülhan Avşar Demirkanlı ve onun vekili Reyhan Kayışlı, oluşmuş doğal refleksleri nedeniyle, sürekli biçimde hep yalan söylemektedirler. Bu hukuksuz kişilere karşı hukukun üstünlüğü ilkesi doğrultusunda, Ceza Muhakemesi Kanunu ve Türk Ceza Kanunu'nun ilgili yaptırımları uygulanıp, mevzuat elveriyorsa her ikisi ve 1100 kişilik "örgüt üyeleri" yargılanarak, gereken cezalar mutlaka verilebilmelidir ki Türkiye tiyatrosu bu ilkesiz yayıncılardan kurtularak, ulusal ve evrensel tiyatro değerlerine hızla, hem de şimşek hızıyla kavuşabilsin. Böylelikle gereğinin yapılmasını saygılarımla arz ve talep ederim... 30 Nisan 2014


MÜŞTEKİ
HÜSEYİN HİLMİ BULUNMAZ


EKLER:

1 - İstanbul Cumhuriyet Savcısı Sayın İsmail Onaran'ın İddianamesi...
2 - İstanbul 1. Sulh Ceza Mahkemesi Yargıçlığı'na sunduğum dilekçe...
3 - İstanbul 1. Sulh Ceza Mahkemesi Duruşma Tutanağı Celse No: 1.
4 - İstanbul 1. Sulh Ceza Mahkemesi Yargıçlığı'na sunduğum dilekçe...
5 - İstanbul 1. Sulh Ceza Mahkemesi Yargıçlığı'na sunduğum dilekçe...
6 - İstanbul 1. Sulh Ceza Mahkemesi Duruşma Tutanağı Celse No: 2.
7 - SANIK Gülhan Avşar Demirkanlı'nın Yargıtay'a yaptığı itirazlar...
8 - T.C. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'na verdiğim şikâyet dilekçesi
9 - İstanbul 24. Asliye Ceza Mahkemesi Yargıçlığı'na sunduğum metin
10 - Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı'ndan gelen 6352 Sayılı Yasa vb...

30 Mart 2014 Pazar

Bulunmaz İstanbul 7. Sulh Ceza Mahkemesi Yargıcı Fatih Kurt'a sundu!

T.C.
İSTANBUL
7. SULH CEZA MAHKEMESİ YARGIÇLIĞI'NA


DOSYA NO: 2013/1056



KONU: Mustafa Şükrü Demirkanlı'nın haksız şikâyet dilekçesini ret!...


Tiyatro... Tiyatro... Dergisi Sahibesi Gülhan Avşar Demirkanlı, Tiyatro... Tiyatro... Dergisi Trabzon Temsilcisi Levent Çağlayan, bunlarla birlikte Tiyatro... Tiyatro... Dergisi Yayın Yönetmeni, ayrıca Sorumlu Yazı İşleri Müdürü Mustafa Şükrü Demirkanlı yada kendisinin canları sıkıldıkça, gerekli gereksiz, yerli yersiz, zamanlı zamansız, şaşırtıcı sentetik hukuk metinleri hazırlayıp benim hakkımda çok seri ve zincirleme biçimde suç duyurularında bulunarak, benim insanî eylemlerimi dumura uğratmak isteyen "vekil" Avukat Reyhan Kayışlı'dan şikâyet ettiğimi dile getirme çabası, Mahkeme Yargıcı Sayın Fatih Kurt'un elindeki dosyaya sunum.

Mustafa Şükrü Demirkanlı'nın vekili Avukat Reyhan Kayışlı tarafından adalete, hakka, hukuka, içtihada, kanuna, mevzuata aykırı bir anlayışla yazılıp "8" maddeden oluşan "AÇIKLAMALAR" dizisini adalete, hakka, hukuka, içtihada, kanuna, mevzuata uygun bir dille anlatırken, Avukat Reyhan Kayışlı'nın sözlerini cımbızlama yöntemiyle değil, somut olarak alıntılayarak görüşlerinize sunmayı bir borç biliyorum... Oysa, Mustafa Şükrü Demirkanlı'nın avukatı Reyhan Kayışlı, adaleti, hakkı, hukuku, içtihadı, kanunu, mevzuatı yanıltmak için, benim sözlerimi cımbızlama yöntemleriyle saptırarak size sunmayı daha ikna edici bulmuş olmalı ki, somut gerçeklik yerine, cımbızlanmış gerçeklikten yana hareket etmiş...

Mustafa Şükrü Demirkanlı, Reyhan Kayışlı'ya yazdırarak "İSTANBUL CUMHURİYET SAVCILIĞI'NA" şikâyetini Savcı Fuat Tekin'e etti...

Bunu nereden anlıyoruz?

Bu yazı içeriğine de olduğu gibi alıp, değerlendirme yaptığım dilekçenin "ŞİKAYETÇİ:" bölümüne "Mustafa Şükrü DEMİRKANLI" adını yazmakla birlikte, "VEKİLİ:" bölümüne de "Av. Reyhan KAYIŞLI" adı yazılmış. "ŞÜPHELİ:" sıfatını kullanarak benim adımı ("Hüseyin Hilmi Bulunmaz") yazan Avukat Reyhan Kayışlı, "SUÇ:" hanesine, aklına hangi suç maddeleri gelmişse, hiç ikirciklenmeden sıralamıştır: "HAKARET, İFTİRA, FİKİR ve SANAT Eserleri KANUNU'na Muhalefet ve Kişisel Verilerin Hukuka AYKIRI Kullanımı..."

"AÇIKLAMALAR:" bölümüne geçerken düşünmeden hareket eden Mustafa Şükrü Demirkanlı'nın vekili Avukat Reyhan Kayışlı, hukukun üstünlüğü yerine, "yoktan suç var etme üstünlüğü" telaşına kapılmıştır.

Ben yoktan suç üreterek müşteki sıfatıyla karşıma çıkan Mustafa Şükrü Demirkanlı'nın vekili Avukat Reyhan Kayışlı'nın sürekli olarak yaptığı gibi, anlaşılmaz, belirsiz, cezalandırıcı, çapaklı, düzeysiz, entipüften, fesat, gereksiz, hasis, ıskalanmış, ispatsız, jargonlu, köksüz, lâlettayin, mugalatalı, nedensiz, omurgasız, özensiz, pekiştirilmemiş, renksiz, sorunlu, şiddetli, tamamlanmamış, uyumsuz, ürkütücü, vesilesiz, yüzeysel sözlerle yazmak yerine, Sayın Yargıç Fatih Kurt'un kişiliğinde, adalete, hakka, hukuka, kanuna, mevzuata, yargıya gayet saygılı bir dil kullanmayı yeğliyorum. Yazdıklarım, sadece bir ikna refleksiyle değil, gelecek kuşakların yararlanmasına sunulacak kitap çalışmama konu olan bir duyarlılıkla kaleme alınmıştır. Yazdıklarımın hukuk felsefesi ve toplumsal işlev anlamında birçok değeri bulunduğu gibi, aynı zamanda, estetik, etik ve kültürel değeri de bulunmaktadır. Bu bağlamda yaptığım değerlendirmeyi, bir diyalog biçiminde Yargıç Fatih Kurt'a sunuyorum.

Mustafa Şükrü Demirkanlı'nın vekili Reyhan Kayışlı diyor ki:

1. Şüpheli, yöneticisi ve sahibi olduğu www.tiyatroyun.blogspot.com adlı kişisel web sitesinde, belli aralıklar ve tarihlerde şikâyetçi müvekkilin doğrudan şahsı ile müvekkilin yöneticisi olduğu Tiyatro... Tiyatro... Dergisi hakkında hakaret, aşağılama ve iftira niteliğinde yazılar yayınlamış ve halen de yayınlamaya devam etmektedir.

Mustafa Demirkanlı'nın vekili Reyhan Kayışlı'yı irdeliyoruz:


Ben, hiçbir zaman için "İFTİRA" suçu içeren nitelikte yazı yazmadığım gibi, Avukat Reyhan Kayışlı'nın müvekkilleri Gülhan Avşar Demirkanlı, Levent Çağlayan, Mustafa Şükrü Demirkanlı adlı "DÂVÂLI, SANIK, ŞÜPHELİ" sıfatlı kişilerin "HAKARET, İFTİRA, TEHDİT" suçları ile, İstanbul 8. Sulh Ceza Mahkemesi Dosya No: 2013/843 ve İstanbul 24. Asliye Ceza Mahkemesi Dosya No: 2013/201 ve İstanbul 40. Asliye Ceza Mahkemesi Dosya No: 2013/399 ile muhakeme edilmektedirler...

Ayrıca, "belli aralıklar ve tarihlerde" diye bir hukuksal tanıtlama olamaz... Ben hiçbir suç işlemediğim için, işlemiş olduğumu sandıkları suçun tarihini bile vermeyerek, hem usûlen ve hem esastan yanlışlığa başvuran Reyhan Kayışlı, "ŞİKÂYETÇİ, VEKİLİ, ŞÜPHELİ, SUÇ" bölümlerini gönül rahatlığıyla sunabilmesine karşın, "SUÇ TARİHİ" bölümünü gizleyip çalarak Sayın Yargıç Fatih Kurt'u da kandırabileceği saikiyle hareket edebiliyor. Müracaat Savcısı Sayın Fuat Tekin'i, Genel Soruşturma Savcısı Sayın Erhan Gülcan'ı kısmen inandırıp ciddî olarak inandıramadığı için isnat ettiği dört (4) suçtan ("HAKARET, İFTİRA, FİKİR VE SANAT ESERLERİ KANUNU'NA MUHALEFET, KİŞİSEL VERİLERİN HUKUKA AYKIRI KULLANIMI") sadece ikisini ("HAKARET, KİŞİSEL VERİLERİN HUKUKA AYKIRI KULLANIMI") Müracaat Savcısı Sayın Fuat Tekin'e kabûl ettirmeyi başaran Avukat Reyhan Kayışlı, Genel Soruşturma Savcısı Sayın Erhan Gülcan'a yalnızca bir tek "suç"u ("HAKARET") kabûl ettirebilmiştir...

Sayın Savcı Erhan Gülcan'ın hazırladığı iddianame, "şikâyete bağlı kamu hukuku dâvâsı" olduğu için, tabiî Sayın Yargıç Fatih Kurt'un önüne kadar gelebilmeyi başarmıştır. Şimdi değerlendirme sırası Sayın Fatih Kurt'tadır. Sayın savcılara sunulan bu dilekçe, baştan aşağı yanlı, yanlış ve "İFTİRA SUÇU" içeren mahiyettedir. Mevzuat elverirse, şu ânda "DÂVÂ VE ŞİKÂYET" hakkımı kullanmak istiyorum. Mevzuat elvermezse, en kısa zamanda Müracaat Savcılığı'na giderek "DÂVÂCI VE ŞİKÂYETÇİ" olmakla birlikte, yine aynı zamanda, İstanbul Asliye Hukuk Mahkemeleri bünyesinde "MANEVÎ TAZMİNAT DÂVÂSI" açacağım ki, "ADLİYEYİ GEREKSİZ YERE MEŞGÛL ETME" ve "AVUKATLIK YASASINA MUHALEFET ETME" cezaları alsın...

Mustafa Şükrü Demirkanlı'nın vekili Reyhan Kayışlı diyor ki:

2. Şüpheli, aylar ve hatta yıllardır sitesinin girişinde sabit olarak duran tabloda "Bu site, başta Mustafa Demirkanlı olarak üzere, tiyatral faşizmi yeniden üretmek için LİNÇ KAMPANYASI düzenleyenlere karşı bilinç oluşturmak için yayınlanıyor ibaresine yer vermiştir. Halen sitenin girişindeki bu kısımda "OYUN, başta ŞÜPHELİ SANIK DAVALI DERGİCİ MUSTAFA ŞÜKRÜ DEMİRKANLI olmak üzere, iğrenç bir LİNÇ KAMPANYASI düzenleyenlere karşı bilinç oluşturmak ...... İçin yayınlanıyor" şeklindeki cümleleri ile müvekkile hakaret etmekte, "şüpheli, sanık, davalı" soyut nitelemeleri ile müvekkil hakkında şaibe yaratıcı ifadeler kullanmaktadır. Ayrıca, şüpheli, müvekkile, "linç kampanyası" düzenleme suçlamasıyla iftira etmektedir.

Mustafa Demirkanlı'nın vekili Reyhan Kayışlı'yı irdeliyoruz:

Mustafa Şükrü Demirkanlı'nın vekili Avukat Reyhan Kayışlı, gayet net, çok somut konuşup, tarih kavramına değer vermek yerine, göz bağcılığı yapıp, Müracaat Savcısı Sayın Fuat Tekin ve Genel Soruşturma Savcısı Sayın Erhan Gülcan'ı inandırmış; Yargıç Sayın Fatih Kurt'u kandırmak istemektedir. Yargıçlık makamında oturacak kadar yalın bir gerçeklikle hüküm kuran Sayın Fatih Kurt'un "TARİH BİLİNCİ" sahibi olduğu kanısındayım. "aylar ve hatta yıllardır" diye yazı yazılabilir. Ancak böyle bir yazı "DİLEKÇE YAZISI" değil, "MASAL YAZISI" olabilir.

Muhakeme eden mahkemeler, soyut bir masalsı zaman bulanıklığı ile değil, somut ve gerçekçi zaman kavramıyla değerlendirmeler yapabilir. Müvekkil Mustafa Şükrü Demirkanlı ve vekil Reyhan Kayışlı, doğruyu söyleyebilme yürekliliği gösteremedikleri ve sürekli olarak "YALAN" söyledikleri için, somut gerçeklikten değil, soyut bulanıklıktan medet umuyorlar. Ben, sitemin "banner"ını zaman zaman değiştiriyor ve belli aralıklarla nitelikli sözleri bir aforizma olarak okurlarıma sunuyorum...

Ben, gayet sıradan bir İnternet meraklısı değil, ünlü bir sanatçı olmakla birlikte, "poetik sorunlar" hakkında görüşlerine başvurulan evrensel bir şairim. Benim yazdığım aforizmalar, yalınkat bağlamda değerlendirilip, "DÂVÂ KONUSU" yapılırsa şiirden anlayan ciddî savcılar tarafından hemen reddedilir... Bu sözüm, bir iddia olarak ortaya atılmış soyut bir söz değil, somut karşılığı olan bir sözdür. Benim yazdığım "ey savcı" şiirimi (halkın deyimiyle) "VATAN HAİNLİĞİ MADDESİ: TCK 301."den "İHBAR EDEN" Mustafa Şükrü Demirkanlı, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Özel Soruşturma Bürosu Cumhuriyet Savcısı Sayın Halûk Gedikli'den "KOVUŞTURMAYA YER OLMADIĞINA DÂİR KARAR" alır almaz küplere binmiş, sürekli olarak "YALAN" 
"soruşturma konuları" ürettikleri Avukat Reyhan Kayışlı ile birlikte 
"KOVUŞTURMAYA YER OLMADIĞINA DÂİR KARARLAR" ile karşılaşma alışkanlığı edinmişlerdir. Hukukun üstünlüğü ilkesine göre değil, husumetin üstünlüğü ilkesizliğiyle hareket eden Mustafa Şükrü Demirkanlı - Reyhan Kayışlı ikilisi, "ADLİYEYİ GEREKSİZ YERE MEŞGÛL ETME SUÇU" ile yargılanıp, cezalandırılmalıdırlar.

Mustafa Şükrü Demirkanlı'ya "DÂVÂLI, SANIK, ŞÜPHELİ" deme hakkım var... Bu şahsı, şimdilik kaydıyla yedi dâvâdan yargılatıyorum:

İSTANBUL 2. SULH CEZA MAHKEMESİ - 2012/663
İSTANBUL 12. SULH CEZA MAHKEMESİ - 2013/664
İSTANBUL 22. SULH CEZA MAHKEMESİ - 2013/551
İSTANBUL 27. SULH CEZA MAHKEMESİ - 2012/943
İSTANBUL 40. ASLİYE CEZA MAHKEMESİ - 2023/399
İSTANBUL 6. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ - 2012/481
İSTANBUL 23. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ - 2013/205

Yukarıda mahkeme adlarını ve dosya numaralarını yazdığım bu dâvâlar somut olarak orta yerde duruyorken "'şüpheli, sanık, davalı' soyut nitelemeleri ile müvekkil hakkında şaibe yaratıcı ifadeler kullanmaktadır." demek, hukukla dalga geçmek değilse bile, Sayın Yargıç Fatih Kurt'un hukuk bilinciyle alay etmektir. Sadece "SANIK" olarak değil, uluslararası işler de yapan vergi mükellefi biri olarak Sayın Fatih Kurt'un da yargıçlık yaptığı Adalet Bakanlığı'na vergileriyle katkı sunan "BULUNMAZ KUYUMCULUK YAYINCILIK GÖSTERİ SANATLARI SANAYİ VE TİCARET LİMİTED ŞİRKETİ" sahibi olarak, Mustafa Şükrü Demirkanlı ile Reyhan Kayışlı'nın "ADLİYEYİ GEREKSİZ YERE MEŞGÛL ETME SUÇU"na da, "HUKUKUN ÜSTÜNLÜĞÜ İLKESİNE TECAVÜZ" etmesine de izin veremem!...

"LİNÇ KAMPANYASI" düzenleyen 1100 kişiye "LİNÇÇİ" dediğim için yargılandım. "BİLİRKİŞİ RAPORU", işbu nedenle "LİNÇÇİ" dememi "AKLADI". Mahkemeye yüzlerce sayfa belge sunduğum için, daha fazla belge sunmak yerine, çok önemli belgeleri sunmayı bir görev gibi gördüğüm için, "BİLİRKİŞİ RAPORLARI"nı ekte sunuyorum...

Mustafa Şükrü Demirkanlı'nın vekili Reyhan Kayışlı diyor ki:

3. Şüpheli, internet sitesinin;

22.04.2012 tarihinde başlayan ve halen süren yayınında

"LİNÇ KAMPANYASI ana sponsorlarından Tiyatro... Tiyatro... Dergisi'ne reklam adı altında avuç dolusu para (avanta, bahşiş, diş kirası, iane, iaşe, sadaka, sus payı) verir, verdirirsen, iki elim sonsuza dek daima yakasında olacak!"

09.08.2012 tarihinde başlayan ve halen süren yayınında

* "LİNÇÇİ Mustafa Demirkanlı, yalanlarına hızla devam ediyor hala!"

* (Müvekkilin de yer aldığı, baş aşağı çevirerek yayınladığı bir fotoğrafın altına) "Yalan makinesi olmanın yanı sıra, 1100 kişiliksiz kişiyi bir araya getirerek, bir de LİNÇ KAMPANYASI başlatan LİNÇÇİ Mustafa Şükrü Demirkanlı, bütün bu yalancılığını, bütün bu LİNÇÇİ kişiliğini siyasal ve tiyatral iktidardaki 'güçlü' kişilere güvenerek, onlardan aldığı reklam cesaretiyle yapabiliyor. Yukarıdaki fotoğrafta baş aşağı duran kişilerden saçlarını kazıtmış olan kişi, aynen yalan makinesi Mustafa Şükrü Demirkanlı gibi LİNÇÇİ olan İstanbul Devlet Tiyatrosu eski Müdürü Osman Wöber ve tam ortadaki kişi ise, yazın en sıcak ortamında bile, yani hiçbir Devlet Tiyatroları etkinliği bulunmamasına karşın, benim, halkımın, tüyü bitmemiş yetimin verdiği vergilerle beslenen Devlet Tiyatroları bütçesinden, yalan makinesi ve LİNÇÇİ Mustafa Şükrü Demirkanlı'yı reklamlarla suni olarak besleyen Devlet Tiyatroları Genel Müdürü Lemi Bilgin'dir."

* "Oyun'un notu: LİNÇÇİ Tiyatro... Tiyatro... yöneticisi Şüpheli Sanık Davalı Mustafa Şükrü Demirkanlı'nın kaleme aldığı aşağıdaki paragrafta parantez içinde bulunan sözler bize aittir!" (şüpheli, müvekkile ait olan bir yazıyı kendisinin izni olmadan kullanmış, kelimelerin arasına parantez içerisinde vurgulu küfürler ve hakaretler ekleyerek üzerinde oynamış ve bu şekilde yayınlamıştır) ""Fakat demokratik protestosunun (Orospu Çocuğu Burak Caney'in başlattığı BİRİNCİ LİNÇ KAMPANYASI ve LİNÇ KAMPANYASI girişiminin) durduramadığı H. Hilmi Bulunmaz'ı hukuki süreç (ÜÇÜNCÜ - HUKUKSAL - LİNÇ KAMPANYASI) de düşünmeye sevk edemediği (emekçi halkın, tüyü bitmemiş yetimin hakkını savunmaktan alıkoyamadığı) gibi tam tersine saldırılarının (toplumsal mücadelesinin) dozu da çapı da genişleyerek arttı.""

* "Sosyalist Sanatçı Hilmi Bulunmaz, Lemi Bilgin'in kankası, LİNÇÇİ Osman Wöber'in hempası, LİNÇÇİ Mustafa Demirkanlı yalanlarını teşhir etmeye çalıştı!"

15.08.2012 tarihinde başlayan ve halen süren yayınında:

* "OYUN, başta ŞÜPHELİ SANIK DAVALI DERGİCİ MUSTAFA ŞÜKRÜ DEMİRKANLI olmak üzere, iğrenç bir LİNÇ KAMPANYASI düzenleyenlere karşı bilinç oluşturmak ...... için yayınlanıyor"

* "..... diğer yandan da, İstanbul Devlet Tiyatrosu reklam kulelerinin ticari kuruluşlar tarafından işgal edilmesine göz yuman Şüpheli Sanık Davalı Dergisi Mustafa Şükrü Demirkanlı'nın dergisi Tiyatro... Tiyatro...'ya reklam adı altında avuç dolusu para (avanta, bahşiş, diş kirası, iane, iaşe, sadaka, sus payı) verilmesine göz yumuyor!"

Şeklindeki ifadeleri ile müvekkile defalarca küfür, hakaret ve iftira etmiştir. Ayrıca şüpheli, müvekkile ait yazıyı da üstünde oynamalar yaparak izinsiz olarak yayınlamıştır. Bu şekilde şüpheli Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu'na Muhalefet suçunu da işlemiştir. Şüphelinin, müvekkilin yer aldığı fotoğrafı kendisinin izni olmasının kullanması da kişisel verilerin hukuka aykırı kullanımını teşkil ederken, söz konusu fotoğrafın baş aşağı olacak şekilde kullanılması, resmin çevresinde müvekkile yönelik sarf ettiği küfür ve hakaretleri destekler nitelikte olmuş ve bunların etkisini artırmıştır.

Mustafa Demirkanlı'nın vekili Reyhan Kayışlı'yı irdeliyoruz:

Halkın deyimiyle, "zurnanın 'zırt' dediği yer"deyiz. Hakaret suçlarında zaman aşımı altı aydır. Müvekkil Mustafa Şükrü Demirkanlı ve Avukat Reyhan Kayışlı'nın hatâlı, eksik, kabahatli dilekçe hazırlamayı, usûl ve esas yönünden suç işlemeyi göze alarak, "SUÇ TARİHİ" bölümünü kasten yazmamaları nedenselliği kendiliğinden ortaya çıkmış oluyor!... 

Türkiye tiyatrosunu kötürüm yapan Tiyatro... Tiyatro... Dergisi Yayın Yönetmeni ve Sorumlu Yazı İşleri Müdürü Mustafa Şükrü Demirkanlı ile Avukat Reyhan Kayışlı, bahse konu dilekçeyi ne zaman sunmuşlar? 

Müracaat Savcısı Sayın Fuat Tekin imzası, mührü ve savcılık numarası bilgisine sahip olduğumuz için saydığımız bu delillerle dilekçe tarihinin 10.01.2013 olduğunu rahatça öğrenebiliyoruz... Peki, yukarıdaki sözüm ona "SUÇ İSNADI" tarihi ne? 22.04.2012. 10.01.2013 tarihinden 6 ay eksildiğinde hangi tarihe denk gelmiş oluyoruz?... 10.07.2012 tarihine! 

22.04.2012 tarihi, "HAKARET SUÇU ZAMAN AŞIMI" kapsamında mı, değil mi? Evet, kapsamında! Öyleyse bu dâvâ açılmamalıydı. Ancak, Mustafa Şükrü Demirkanlı ve Reyhan Kayışlı, o denli lâf cambazlıkları yapmışlar ki, Müracaat Savcısı Sayın Fuat Tekin de, Genel Soruşturma Savcısı Sayın Erhan Gülcan da, işlerinin yoğunluğu nedeniyle, bu hileyi görememişler!... Dolayısıyla, yukarıdaki suçlamaların içeriklerine yanıt vermek bile, müvekkille vekilin hilesine ortak olmak anlamına geleceği için, yanıt vermeyi pek doğru bulmuyorum. Ayrıca değerlendirebilirim!

Mustafa Şükrü Demirkanlı'nın vekili Reyhan Kayışlı diyor ki:

4. Şüpheli, internet sitesinde, müvekkile çok ağır küfür ve hakaretler içeren üç adet de video paylaşmıştır. Şüphelinin görüntülü konuşmasının yer aldığı bu video kayıtları halen şüpheli tarafından youtube paylaşım sitesinde ve şüphelinin kendi internet sitesinde (aşağıda linklerini bildireceğiz) yayınlamaya devam etmektedir. Şüpheli;

20.06.2011 tarihinde itibaren yayınladığı ve halen yayında olan vedeoda:

* "....bugün, nihayet, sonunda, Linç Kampanyası ana sponsorlarından Tiyatro... Tiyatro... Dergisi'nin haziran sayısını İstanbul ili, Beyoğlu ilçesi, İstiklâl Caddesi, Mefisto Kitabevi'nden alabildiğimiz için, bu Linççi Tiyatro... Tiyatro... Dergisi üzerin bazı görüşlerimi söylemek, bazı yorumlarımı paylaşmak istiyorum sizlerle ancak Linççi Tiyatro... Tiyatro... Dergisi hakkında herhangi bir görüş belirtmeden önce...

* "...Evet şimdi, bugün aldığımız derginin, aslında paçavranın kapağı (Burada Tiyatro... Tiyatro... Dergisi'ni her zaman yaptığı gibi ters çevirerek gösteriyor) Linç kampanyası ana sponsorlarından Tiyatro... Tiyatro... Dergisi yani Tiyatro... Tiyatro... paçavrası, elime alırken bile iğreniyorum bu paçavradan, tamamen bitmiş tükenmiş burjuvazinin borazanı olan bu paçavra insanın canını sıkıyor ama Lemi Bilgin7in canını sıkmıyor ki avuç dolusu para veriyor bu dergiye..."

* "... şu anda bu Linç Kampanyası ana sponsorlarından Tiyatro... Tiyatro... Dergisi'nin editörü, bu kişinin yani Linççi Mustafa Şükrü Demirkanlı'nın yazısını irdeleyeceğim, dikkatli bakıldığında bir gözbağcılığı var, bir illüzyon var ama aslında yarım sayfa bile olmayan, çeyrek sayfa olan yazıyı bir sayfa diye bize kakalıyor. Yani resmen bir güğüm suya bir litre su koyup, sütçü diye bağıran adamdan hiçbir farkı yok Linççi Mustafa Şükrü Demirkanlı'nın ..."

* "....Kardeşim sen, yaz oyunları bittikten sonra yayınladığın bir dergi bi, ya bırak bu palavraları Mustafa, her zaman için geç çıkıyor, geciktirici kullanıyor Mustafa, yani sürekli olarak elemanlarına diyor ki herhalde bunu geciktirin, bu dergiyi geciktirin, bu paçavrayı geciktirin, herhalde elemanları geciktirmek için bu paçavrayı çaba harcıyorlar..."

* "...Burhan Gün de Gülhan Avşar'ın ve Mustafa Demirkanlı'nın, Linççi Gülhan Avşar ve Linççi Mustafa Şükrü Demirkanlı'nın avukatıdır,..."

* "...Özer Tunca, -Özerciğim, kardeşim yeni düştün galiba bu paçavranın içine, senle de hesaplaşacağız..."

* "...derinlemesine, oğlum sen derinlemesinden ne anlarsın ki adam hakkında derinlemesine diyorsun Hıyar Mustafa..."

* "...Evet, bugün geniş, derinlemesine, genişlemesine bir konuşma yapma gereksinimi duymadığım için Mustafa Şükrü Demirkanlı'nın Linççi kampanyası ana sponsorlarından Tiyatro... Tiyatro... Dergisi, bizim deyimimizle Tiyatro... Tiyatro... paçavrasının kurucusu, yönetmeni ve Sorumlu Yazı İşleri Müdürü, ....... bu liççi, alçak Mustafa Şükrü Demirkanlı beni mahkemeye veren, savcılığa oradan mahkemeye veren o alçak linççi, alçak Mustafa Şükrü Demirkanlı Türkçeyi bilmiyor, sıfır, matematiği bilmiyor,...... matematiği bilmiyor, geometriyi bilmiyor, öyle bir yayıyor ki yazıyı bir sayfa gibi görünüyor aslında çeyrek sayfa, yani geometrik olarak sakatlıklar yapıyor, ifade sıfır, anlatım beş para etmez, estetik itin götünde, etik değerler hak getire, yazar kalmamış, bu dergiden başka her şeye benzeyen, bu paçavraya sadece ve sadece Ayşenil Şamlıoğlu, Lemi Bilgin ve Nejat Birecik destek veriyor, bunun dışındaki Türkiye'deki hiçbir namuslu, ahlaklı, onurlu tiyatrocu bu paçavraya destek vermiyor..."

09.07.2011 tarihinden itibaren yayınladığı ve halen yayında olan videoda:

+ "...Bugün, Linççi Tiyatro... Tiyatro... Dergisi'nin internet ortamındaki, sanal âlemdeki izdüşümü olan, Linççi Tiyatro... Tiyatro... Dergisi'nin kuyruğu olan www.tiyatrodergisi.com.tr deki bir sözde yazıyı, baştan sona alçakça yazılmış, şerefsizce yazılmış bir yazı Levent Çağlayan tarafından yazıldığı iddia edilen, ancak sezgilerim beni yanıltmıyorsa, yanıltıyorsa herkesten özür dilerim, sezgilerim beni yanıltmıyorsa Linççi Mustafa Şükrü Demirkanlı tarafından yazılmış, belleğim, beni yanıltmıyorsa Taksim'de Bir Yer gibi başlığı olan bir yazıya dayanarak konuşmamı sürdürmek istiyorum..."

* "...bu yazının yayıncısı Mustafa Şükrü Demirkanlı ya seve seve yada sii, söke söke bu yazıyı kaldırmak zorunda kalacak, ancak ben bir not daha düştüm, bugün yazdığım yazıya, önemli bir not diye, bu yazıyı, benim yazdığım yanıt yazımdan sonra kaldırırsa Mustafa Şükrü Demirkanlı alçaktır, şerefsizdir diye, eğer Mustafa Şükrü Demirkanlı alçak değilse, şerefsiz değilse bu yazıyı kaldırmaz..."

* "...benim emekli maaşımı evime vermediğimi idida etmelerine karşın kanıtlayamazlarsa bu iftirayı atan Linççi Levent Çağlayan ve bu iftirayı yayınlayan Mustafa Şükrü Demirkanlı alçaktır, şerefsizdir, orrrooospuu çocuğdur..."

* "Bana emekli maaşını evine vermiyorsun deyip de iftira atan adamlar, eğer bu iftiralarını kanıtlayamazlarsa alçaktırlar, şerefsizdirler, orrrooopuu çocuğudurlar..."

* "...ancak Mustafa Şükrü Demirkanlı gibi alçak ve şerefsiz birinin arkasında duran İstanbul Barosu'nun tiyatrosunun Genel Sanat Yönetmeni Linççilerin avukatı .........., nasıl ki linççi, alçak ve şerefsiz Mustafa Şükrü Demirkanlı'nın belgelerini savcılığa sunarken, nasıl ki belgede karatma yaptı, nasıl ki belgede sahtecilik yapıt, duruşmalara gelemiyor bu nedenle, 4 duruşmadan sadece bir tanesine geldi, onda da süt dökmüş kedi gibi mırıldandı mırıldandı siktirdi gitti, defoldu gitti..."

* "... Bir de şunu düşündüm, senin ağzına Mustafa Şükrü Demirkanlı sürekli olarak biberon uzatıyordu ... Mustafa Demirkanlı'nın, Linççi Mustafa Demirkanlı'nın senin ağzına verdiği biberondan vazgeçersin diye bekledim..."

* "Mustafa... Şükrü... Demirkanlı, Linççi Mustafa Şükrü Demirkanlı çok net bir şey söylüyorum bu tiyatro piyasasından ya sen gideceksin ya da ben gideceğim. Bu tiyatro piyasasında ya devrimciler egemen olacak ya da sizin gibi alçak 1100 linççi egemen olacak. Terbiyesizler, alçaklar, şerefsizler..."

Mustafa Demirkanlı'nın vekili Reyhan Kayışlı'yı irdeliyoruz:

"HAKARET SUÇU ZAMAN AŞIMI" kapsamındakilere yanıt yok!...

5. Müvekkil, şüphelinin kendisine ağır hakaretler içeren bir başka video yayımlamış (bir başka mağdurun şikayeti üzerine mahkeme kararıyla yayından kaldırılmış) olduğunu 03.01.2013 tarihinde internet sitesinden yayınladığı; Seval Deniz Karahaliloğlu tarafından şüpheli aleyhine açılan dava dilekçesinin yayınlanmasıyla öğrenmiştir. Şüphelinin yayınladığı dava dilekçesinde yer alan ve müvekkile ağır hakaret içeren ifadeler şöyledir:

* "... Linç kampanyası ana sponsorlarından Tiyatro... Tiyatro... Dergisi, Linççi Mustafa Şükrü Demirkanlı'nın yirmi yılı aşkındır Türkiye tiyatrosunun ensesinde kırım kongo kenesi gibi yaşayan bu sülük, bu asalak, bu tufeyli, bu kan emeci şey bizim tanımlamamıza göre paçavra, kendi tanımlamalarına göre dergi, yazar bulmakta zorlanıyor bu paçavranın içinde bir tane bile yazar yok. Bu şeyde yazanların hepsi dangalak..."

* "...bu arada unutmadan söyleyeyim, Linççi Mustafa Şükrü Demirkanlı'ya kardeşim dergini kötürüm olmuş bir kadına makyaj yaparak satan bir PEZEVENK gibi yayımlama..."

Mustafa Demirkanlı'nın vekili Reyhan Kayışlı'yı irdeliyoruz:

"HAKARET SUÇU ZAMAN AŞIMI" kapsamındakilere yanıt yok!...

6. Yukarıdaki alıntılarda açıkça görüldüğü gibi, şüpheli müvekkilin gerek doğrudan adını, gerekse de yöneticisi ve editörü olduğu Tiyatro... Tiyatro... Dergisi'ni her andığında başında büyük ve vurgulu harflerle "LİNÇÇİ" ibaresini kullanmıştır. Şüpheli bu hakaret ve iftira niteliğindeki sözüğü müvekkille ilgili olarak o kadar sık ve sürekli bir biçimde kullanmıştır ki, artık bu nitelemenin yanında müvekkilin adı ya da dergisi kullanılması dahi müvekkil kastettiği anlaşılır hale gelmiştir. Şüpheli, ekte çıktısını sunduğumuz, internet sitesinden 17.08.2012 tarihinde yayınladığı yazıda defalarca "linççi orospu çocukları" şeklindeki ağza alınmaz ağır tabiri kullanarak yine başta müvekkil olmak üzere hedefine koyduğu çevre ve kişilere hakaret ve küfür etmiştir. Yine şüpheli 12.10.2012 tarihli internet yayınında "Bulunmaz, LİNÇÇİ orospu çocukları hariç, herkesle anlaşabiliyor!... Bulunmaz Tiyatro Genel Sanat Yönetmeni Sosyalist Sanatçı Hilmi Bulunmaz, hangi ırktan, hangi meslekten, hangi sınıftan, hangi ulustan olursa olsun, yeter ki LİNÇÇİ orospu çocuğu olmasın, her insanla, hiçbir çekince hissetmeden, çok rahatça anlaşabiliyor!"; 05.12.2012 tarihli yayınında ".... Bulunmaz Tiyatro Genel Sanat Yönetmeni Sosyalist Sanatçı Hilmi Bulunmaz, gördüğü lüzum üzerine, LİNÇÇİ orospu çocuğu kişiler hakkında çok önemli bir açıklama yaptı!...", "Bulunmaz Tiyatro Genel Sanat Yönetmeni Sosyalist Sanatçı Hilmi Bulunmaz, LİNÇÇİ orospu çocuklarının tüm engelleme çabalarına karşın, LİNÇÇİ orospu çocukları dışında herkese açık tuttuğu ücretsiz oyunculuk ve yazarlık çalışmalarını hızla sürdürüyor"  ,  "SOSYALİST SANATÇI HİLMİ BULUNMAZ ISRARLA SORUYOR: LİNÇÇİ OROSPU ÇOCUKLARI, KURUMLARDAN ALDIKLARI AVANTA AZALACAK  DİYE Mİ LİNÇ KAMPANYASI BAŞLATTI?" cümleleriyle aynı eylemi tekrarlamıştır. Hakaret suçunu düzenleyen hükümler içerisinde "mağdurun belirlenmesi" başlıklı TCK 126. Maddesine göre, "hakaret suçunun işlenmesinde mağdurun ismi açıkça belirtilmemiş veya isnat üstü kapalı geçiştirilmiş olsa bile, eğer nitelediğinde ve mağdurun şahsına yönelik bulunduğunda duraksanmayacak bir durum varsa, hem ismi belirtilmiş ve hem de hakaret açıklanmış sayılır." Şüphelinin, ekte sunduğumuz yayınlarında "LİNÇÇİ ibaresi ile kullandığı her türlü hakaret, küfür, aşağılayıcı söz ve iftira kanunun bu maddesinin şartlarını oluşturmakta ve buna göre müvekkile yönelmektedir.

Mustafa Demirkanlı'nın vekili Reyhan Kayışlı'yı irdeliyoruz:

"HAKARET SUÇU ZAMAN AŞIMI" kapsamındakilere yanıt yok!...

Mustafa Şükrü Demirkanlı'nın vekili Reyhan Kayışlı diyor ki:

7. Şüpheli gerek müvekkile gerekse de tiyatro çevreleri ve kişiler aleyhine, sahibi bulunduğu internet blog sayfasından, sürekli olarak benzer eylemlerle hakaret, iftira ve kişisel verilerin hukuka aykırı şekilde kaydedilmesi ve yayılması suçunu işlemiş ve hakkında da çok sayıda ceza davası açılmış tamamı şüpheli aleyhine sonuçlanmıştır. Bunlardan tespit edebildiğimiz bazıları Soma Sulh Ceza Mahkemesi 2011/578 K; Karşıyaka 3. Sulh Ceza Mahkemesi 2012/289 E, 2012/1119 K; İstanbul 35. Sulh Ceza Mahkemesi 2011/3218 E; İstanbul 7. Sulh Ceza Mahkemesi 2011/217 E; İstanbul 35. Sulh Ceza Mahkemesi 2011/3131 E; Trabzon 3. Sulh Ceza Mahkemesi 2012/256 E; İstanbul 9. Asliye Ceza Mahkemesi 2010/337 E dosyalarıdır.

Mustafa Demirkanlı'nın vekili Reyhan Kayışlı'yı irdeliyoruz:

Mustafa Şükrü Demirkanlı ve Av. Reyhan Kayışlı "YALAN" söylüyor...

İstanbul Barosu Tiyatrosu Genel Sanat Yönetmeni Avukat Burhan Gün ve Tiyatro... Tiyatro... Dergisi Sahibi Gülhan Avşar Demirkanlı ve Bursa Uludağ Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Sahne Sanatları Bölümü Başkanı Profesör Doktor Nurhan Tekerek ve Tombakçı Nedim Saban'ın sahibi olduğu Tiyatro Kare'nin dramaturglarından Ömer Faruk Kurhan adlı şahısların şikâyetleri üzerine açılan dâvâların hiçbirinden asla ceza almadım. Ayrıca birçok dâvâ "hükmün açıklanmasının geri bırakılması" olarak değerlendirilip, cezalar ertelenmişti. Bu arada, hiçbir zaman için "İFTİRA" suçundan asla ceza almadım... Bu somut durumu bilmesine karşın, Mustafa Şükrü Demirkanlı ile avukatı Reyhan Kayışlı, düpedüz "YALAN" söylemektedirler... Tabiî ki onları "DÂVÂ VE ŞİKÂYET" edip, haklarında gerekli kamu hukuku ve tazminat dâvâları açacağım!...

Mustafa Şükrü Demirkanlı'nın vekili Reyhan Kayışlı diyor ki:

8. Yukarıda özellikle vurgu yaptığımız şüphelinin yayınları yer yer doğrudan isim vererek yer yer de yöneticisi ve editörü olduğu Tiyatro... Tiyatro... Dergisi üzerinden dolayla bir biçimde müvekkile karşı hakaret suçunu oluşturmaktadır. Bunların yanı sıra müvekkile ait fotoğrafın izinsiz olarak elde edilip yayınlanması kişisel verilerin hukuka aykırı biçimde yayılması suçunu oluştururken bu resmin aylarca baş aşağı şekilde kullanılması hakaret suçunu yoğunlaştıran bir eylemdir. Şüphelinin, müvekkile ait bir yazıyı tahrif ederek kullanması da Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu'na muhalefet suçunu oluşturmaktadır. Tüm bu nedenlerle şüphelinin suç oluşturan eylemlerinin cezalandırılması için şikâyette bulunma zorunluluğu doğmuştur.

Mustafa Demirkanlı'nın vekili Reyhan Kayışlı'yı irdeliyoruz:

Türkiye tiyatrosunu Şubat 1991 tarihinden bu yana iyice kötürüm hâle getirerek zarara uğratan Tiyatro... Tiyatro... Dergisi Yayın Yönetmeni ve Sorumlu Yazı İşleri Müdürü Mustafa Şükrü Demirkanlı, tüzel kişilerin "HAKARET SUÇU" işlendiği savıyla "KAMU HUKUKU DÂVÂSI" açtırılamaz olduğunu iyi bilmesine karşın, kendisi gibi hukuk karşıtı bir vekile vekâlet vererek, Avukat Reyhan Kayışlı ile Türkiye tiyatrosunun dumura uğramasına devam ediyor. 42 yıllık tiyatro sanatçısı ve 25 yıllık profesyonel tiyatro sahibi olarak Türkiye tiyatrosunun değişip gelişmesi için ömrümü yatırdığım tiyatro mücadelesini, basit, sıradan bir İnternet heveslisinin anlamsız hukuk dışılıkları olarak sunmak için yüzlerce yazı yazan Mustafa Demirkanlı ve arkadaşları, benim Türkiye tiyatrosundan dışlanmam için mücadele vermelerine karşılık, benim hukuk âşığı biri olarak bunlara karşı verdiğim sert mücadele sonucu, işi iyice çığırından çıkarıp, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'na verdikleri resmî dilekçede 
"HAKARET SUÇU,  İFTİRA SUÇU ve SUÇ UYDURMA SUÇU" işlemeyi alışkanlık hâline getirebiliyorlar!... Avukat Reyhan Kayışlı'nın "yardım ve yataklık" ettiği hukuk dışı süreçleri izlemek için, sunduğum mahkemelerdeki dosyaların çok yakın incelemeye alınması ve mevzuat elverirse, Yargıtay sürecindeyken, "TİYATROYA ÖZEL İÇTİHAT" istenilmesinin istirhamcısı oluyorum... Lütfen şu dosyaları inceleyiniz:

İSTANBUL 2. SULH CEZA MAHKEMESİ - 2012/663
İSTANBUL 2. SULH CEZA MAHKEMESİ - 2013/523
İSTANBUL 8. SULH CEZA MAHKEMESİ - 2013/843
İSTANBUL 12. SULH CEZA MAHKEMESİ - 2013/664
İSTANBUL 22. SULH CEZA MAHKEMESİ - 2013/551
İSTANBUL 27. SULH CEZA MAHKEMESİ - 2012/943
İSTANBUL 24. ASLİYE CEZA MAHKEMESİ - 2013/201
İSTANBUL 40. ASLİYE CEZA MAHKEMESİ - 2023/399
İSTANBUL 6. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ - 2012/481
İSTANBUL 9. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ - 2013/423
İSTANBUL 23. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ - 2013/205
İSTANBUL 23. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ - 2013/230
İSTANBUL 24. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ - 2013/205

Tiyatro... Tiyatro... Dergisi'nin yönlendirdiklerinin dâvâları:


İSTANBUL 1. SULH CEZA MAHKEMESİ - 2010/8930

İSTANBUL 2. SULH CEZA MAHKEMESİ
İSTANBUL 3. SULH CEZA MAHKEMESİ - 2010/8
İSTANBUL 7. SULH CEZA MAHKEMESİ - 2011/217
İSTANBUL 7. SULH CEZA MAHKEMESİ - 2013/1056
İSTANBUL 12. SULH CEZA MAHKEMESİ
İSTANBUL 15. SULH CEZA MAHKEMESİ - 2012/899
İSTANBUL 27. SULH CEZA MAHKEMESİ - 2013/166
İSTANBUL 28. SULH CEZA MAHKEMESİ - 2011/469
İSTANBUL 35. SULH CEZA MAHKEMESİ - 2011/3131
İSTANBUL 35. SULH CEZA MAHKEMESİ - 2011/3218
İSTANBUL 35. SULH CEZA MAHKEMESİ - 2013/268
İSTANBUL 35. SULH CEZA MAHKEMESİ
İSTANBUL 9. ASLİYE CEZA MAHKEMESİ -2010/337
İSTANBUL 9. ASLİYE CEZA MAHKEMESİ - 2010/445
İSTANBUL 4. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ -  2010/278
İSTANBUL 8. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ 2013/400
İSTANBUL 10. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ - 2012/650
İSTANBUL 20. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ - 2013/167
İSTANBUL 25. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ - 2013/78
KADIKÖY 1. ASLİYE CEZA MAHKEMESİ - 2010/236
ANADOLU 40. SULH CEZA MAHKEMESİ -  2013/854
KARŞIYAKA 3. SULH CEZA MAHKEMESİ - 2012/289
KARŞIYAKA 3. SULH CEZA MAHKEMESİ - 2011/536
KARŞIYAKA 1. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ - 2012 / 597
TRABZON 3. SULH CEZA MAHKEMESİ - 2012/256
MANİSA SOMA SULH CEZA MAHKEMESİ -  2011/578

Ayrıca karşılıklı olarak onlarca soruşturma (Bâzı örnekler):

DEMİRKANLI'NIN HAKKIMDA YAPTIĞI "ASILSIZ İHBAR":
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Özel Soruşturma Bürosu - Soruşturma No: 2013/72962 - Karar No: 2013/30165)

İSTANBUL CUMHURİYET BAŞSAVCILIĞI - 2013/53606

İSTANBUL CUMHURİYET BAŞSAVCILIĞI - 2013/58063
İSTANBUL CUMHURİYET BAŞSAVCILIĞI - 2013/72343
İSTANBUL CUMHURİYET BAŞSAVCILIĞI - 2013/88004
İSTANBUL CUMHURİYET BAŞSAVCILIĞI - 2013/102971
ANADOLU CUMHURİYET BAŞSAVCILIĞI - 2013/75791

Maddelerdeki anlamsız içeriklere de sinmiş bomboş bir iddialar yumağı olmasına, dosya içeriğinde gereksiz yere bulunmaları nedeniyle, hiçbir anlam içermeyen, baştan aşağı hakaret, iftira ve karalama kavramlarıyla bezenen, karakuşi yöntemlerle saptırma ve yalan besleyicisi sayfalarını, Sayın Yargıç Fatih Kurt, zâten pek tabiî tarafsız hukuk soğukkanlılığıyla değerlendirebilme yeteneğine sahip olduğundan ve bir de burada bayat yorumlarımla yineleyip, göz yorgunluğuna neden olmak istemiyorum...

Mustafa Şükrü Demirkanlı'nın vekili Avukat Reyhan Kayışlı hakkında şimdilik kaydıyla yalnızca bir tek suç duyurusunda bulundum... Bu suç duyurusu, şu ânda soruşturma aşamasında ve öyle sanıyorum Avukat Reyhan Kayışlı, "DÂVÂCI VE ŞİKÂYETÇİ" olduğum işbu dosyayla yargılanacaktır. Kendisi bana karşı, alenen, binlerce, belki milyonlarca insanın karşısındayken twitter sosyal paylaşım sitesinde "HAKARET" 
edebilmiştir. Bunu neden yapabilmiştir?... Benim karşıma çıktığı bütün dâvâlarda, bütün dosyalarda, bütün duruşmalarda hukukî olarak daima yenilmiştir. Yenilmişlik duygusunu içine sindirip, sakin bir hukukçuluk yapmak ve yasa maddeleriyle suçlamada bulunabilmek yerine, ikide bir 
"HAKARET, HAKARET, HAKARET" sözcüğünü bir tespih tanesi gibi kullanan Sayın Avukat Reyhan Kayışlı, bu davranışıyla, "ÂDETA"
karalamada bulunarak, karakuşi yöntemlerle beni "mahkûm ettirmek" istiyor. Benim hakkımda üç kez suç duyurusunda bulunmasına karşın, 
"KOVUŞTURMAYA YER OLMADIĞINA DÂİR KARAR" aldığı için "bana karşı husumet duyguları besleyen" Sayın Av. Reyhan Kayışlı, kendisini zinhar ilgilendirmeyen bir durum nedeniyle beni anlamsızca, gereksiz yere; "T.C.İSTANBUL CUMHURİYET BAŞSAVCILIĞI ÖZEL SORUŞTURMA BÜROSU" makamına "İHBAR EDEN" ve böylece bu sıfatını kendisine uygun görüp bir "İHBAR DİLEKÇESİ" 
yazarak, benim sıfatımı da "İHBAR EDİLEN" olarak düzenleyebilen müvekkili Mustafa Şükrü Demirkanlı'nın da Sayın Savcı Halûk Gedikli tarafından "KOVUŞTURMAYA YER OLMADIĞINA DÂİR" belge alması, "İKİLİ" hukuk tanımazı çileden çıkardı. Canları sıkıldıkça beni ve Coşkun Büktel'i mahkûm ettirmek için demokratik yasa maddelerini antidemokratik bir dille kullanarak, daima ikna ve yineleme yöntemine sığınan "İKİLİ" şahıslara karşı ciddî yaptırım uygulama zamanı geldiği kanısındayım. Yinelemekte pek yarar görüyorum ki, eğer yasal mevzuat elverirse, bu "İKİLİ" caydırılmak için yargılanarak cezalandırılmalıdır.

Ben, bu "İKİLİ" hakkında yazdığım bir tek virgülü bile silmezken, bu 
"İKİLİ", hem de yargılanma sürecine giren "HAKARET İÇERİKLİ YAZILARININ TÜMÜNÜ" silerek, delilde karartma suçu işleyerek, hukuka aykırı eylemliliklerini sürdürmektedir. Sayın Yargıç eğer uygun görürse, bütün bunların belgelerini teker teker makama sunabilirim!...

Benim hakkımda "ASILSIZ İHBAR" eylemine tenezzül eden Sayın Mustafa Şükrü Demirkanlı'ya, "Şişli Polis Merkezi Amirliği"nde belirtmiş olduğum gibi, "ASILSIZ İHBARCI" sıfatını kullandığımı sürekli olarak ikrar ettim. Sayın Savcı Halûk Gedikli'ye verdiği şikâyet dilekçesinde de, kendisi için "İHBAR EDEN", benim için "İHBAR EDİLEN" ve dilekçesinin üzerine "İHBAR DİLEKÇESİ" yazabilen Mustafa Şükrü Demirkanlı'ya, "Özel Soruşturma Savcısı" Sayın Halûk Gedikli "KOVUŞTURMAYA YER OLMADIĞINA DÂİR KARAR" 
vererek bence aynen şöyle söyleyebilmiş oldu: "ASILSIZ İHBARCI"

Halkın deyimiyle "VATAN HAİNLİĞİ" algısını içeren "suçlara karşı bir yöntem" olarak geliştirilebilmiş Türk Ceza Yasası'nın 301. Maddesi nedeniyle beni çok gereksiz yere yargılatarak yıllarca hapiste çürümeme neden olmak isteyen Mustafa Şükrü Demirkanlı'ya neler demeliydim?
"ASILLI İHBARCI" mı diyebilmeliydim? Mustafa Şükrü Demirkanlı, bizim hakkımızda da 1100 kişilik "ENTELEKTÜEL VE HUKUKSAL LİNÇ KAMPANYASI" düzenleyip, sanatsal ifade olanaklarımızı ilga ve imhâ ederken, bununla yetinmeyerek, benim hakkımda "VATAN HAİNLİĞİ" ile "ASILSIZ İHBAR" eylemine tenezzül ederken, tabiî kendisi hakkında "ASILSIZ İHBARCI" deme hakkımı kullanırım!...

Mustafa Şükrü Demirkanlı ve Avukat Reyhan Kayışlı "İKİLİ" eylemi, Sayın Yargıç'ın da görebileceği gibi, tam "CIMBIZLAMA" yöntemini gösteriyor. Mustafa Şükrü Demirkanlı'nın dikte ederek Avukat Reyhan Kayışlı'nın yazdığı "SUÇ UYDURMA SUÇU" içeren şikâyet dilekçesi okunup, bir başka belgeye bakılmasa bile hukuk dışılık nettir. Örnekse 
"CIMBIZLAMA" yöntemiyle "Müracaat Savcısı Sayın Abdurrezzak Aydın"a sunduğu hukuk dışı şikâyet dilekçesinde, şunu dile getirmişti:

"Kampanya, 9 tiyatro sivil toplum kuruluşu, 42 TOPLULUK VE 1100 TİYATRO İNSANI..."

Kendilerinin ifade ettikleri gibi, "9 tiyatro sivil toplum kuruluşu, 42 topluluk ve 1100 tiyatro insanı..." Anayasa ve yasalarla sınırlı olmalarına karşın, "ALTERNATİF ANAYASA, SEÇENEK YASA, KARŞIT MEVZUAT" oluşturarak, bizim hakkımızda "YARGISIZ İNFAZ" geliştirip, "BİZİ TİYATRO YAPMAMAYA MAHKÛM ETTİLER!" Bu durum ve olaylar müthiş derecede önemli olduğu ve şaşırtıcı düzeyde hayretler oluşturduğu için, işte bu durum ve olaylara, İstanbul Başsavcılığı "el koymalı" ve adalete, hakka, hukuka, içtihada, kanuna, mevzuata aykırı davranmakla birlikte, bir "LİNÇ HUKUKU KÜLTÜRÜ" oluşturan bu "9 tiyatro sivil toplum kuruluşu, 42 topluluk ve 1100 tiyatro insanı..." mutlaka yargılanmalıdır. Bunu bir husumet, bir kin duygusuyla asla değil, demokratik ve şeffaf toplum yapısının sağlığı için ısrarla istiyor, saygılarımla arz ve talep ediyorum...

Evet bu sözler, Tiyatro... Tiyatro... Dergisi'nin soluk sayfaları içerisinde canlı canlı yaşamaya, arşivdeki gücüyle kitleleri dezenforme edecektir:

"Kampanya, 9 tiyatro sivil toplum kuruluşu, 42 TOPLULUK VE 1100 TİYATRO İNSANI..."

a) Bu sözleri hangi özgün kaynak yayınlayabilmiştir?

b) Bu sözleri ilk kez olarak "kim" yayınlayabilmiştir?

c) Bu sözleri ilk hangi tarihte yayınlayabilmişlerdir?

Bütün bu çok somut sorulara yanıt verdiğimiz zaman, Mustafa Şükrü Demirkanlı'nın vekili Avukat Reyhan Kayışlı'nın da, aslında "İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Özel Soruşturma Bürosu" ile "İstanbul Barosu Disiplin Kurulu" makamlarında soruşturmaya tâbi tutulması gerekir!...

Şöyle ki:

aa) Bu sözlerin özgün kaynağı, "ENTELEKTÜEL VE HUKUKSAL LİNÇ KAMPANYASI" düzenleyen Tiyatro... Tiyatro... Dergisi'nin Nisan / Mayıs 2009 tarihli sayısıdır. Bu dergi, yayınladığı bu metinle
"İFTİRA SUÇU" işlemiştir. Sayın Yargıç Fatih Kurt uygun görür ve mevzuat elverirse, Tiyatro... Tiyatro... Dergisi tüzel kişi olarak ve derginin Sahibesi Gülhan Avşar Demirkanlı ile Tiyatro... Tiyatro... Dergisi Yayın Yönetmeni ve Sorumlu Yazı İşleri Müdürü Mustafa Şükrü Demirkanlı "İFTİRA SUÇU" ile yargılanmalıdır.

bb) Bu sözleri ilk kez olarak, İstanbul 24. Asliye Ceza Mahkemesi'nde
"İFTİRA SUÇU" ile yargılanan Gülhan Avşar Demirkanlı ile İstanbul 40. Asliye Ceza Mahkemesi'nde "HAKARET, İFTİRA VE TEHDİT SUÇLARI" ile yargılanan Mustafa Şükrü Demirkanlı yayınlamışlardır.

cc) Bu sözler, ilk kez olarak 2009 yılında Demirkanlı'ca yayınlanmıştır.

Durum bu denli netken ve "HAKARET SUÇU ZAMANAŞIMI" altı ayla sınırlıyken ve ben hiç "HAKARET" suçu işlememişken, Mustafa Şükrü Demirkanlı ve vekili Avukat Reyhan Kayışlı, "SUÇ UYDURMA SUÇU" işleyip, benim hakkımda haksız yere soruşturma başlattıkları gibi şimdi kovuşturma başlatmak istemektedirler. Bu tutum "HUKUK DIŞI" ve "KANUN DIŞI" olduğu için, her biri, kanunun öngördüğü suçlarla yargılanmalıdırlar. Hattâ 1100 kişi de teker teker yargılanmalı...

"Sadece hukuk bilimini değil, dil bilimini bile" sürekli kirletmiş Mustafa Şükrü Demirkanlı ile Av. Reyhan Kayışlı, Sayın Savcı ve/ya Sayın Yargıç tarafından "soruşturma ve/ya kovuşturma"ya uğramasalar bile, toplum ile tarih sahnesinde yargılanarak, "hem hukukçular ve hem de dilciler"
tarafından eleştirileceklerdir... Bir hukukçu hukuka, bir dergi yöneticisi dile sahip çıkmadığı gibi, bir de bu değerlere karşıt hareket ederse, tabiî ki eleştirilmeyi anasının ak sütü gibi hak eder. Bu yüzden eleştiriyoruz.

Mustafa Şükrü Demirkanlı, Yayın Yönetmeni ve Sorumlu Yazı İşleri Müdürü olduğu Tiyatro... Tiyatro... Dergisi'ni ve bu derginin İnternet ortamındaki uzantısı www.tiyatrodergisi.com.tr adlı siteyi, her zaman için "ŞANTAJ ARACI" olarak kullanmaya özen göstererek, örnekse şu şahıslara karşı da "suç içeren eylem ve hareketler"de bulunmuştur:

COŞKUN BÜKTEL
FERİDUN ÇETİNKAYA
MEHMET CEMALETTİN BULUNMAZ
MELİH ANIK
RAHMİ DİLLİGİL

Başkaları da var... Bunlara yönelik suç içeren saldırılarda bulunmasına karşın, şimdilik kaydıyla, sadece, yalnız "TÜRKİYE CUMHURİYETİ DEVLET TİYATROLARI ESKİ GENEL MÜDÜRÜ SAYIN İ. RAHMİ DİLLİGİL", kendisi hakkında dâvâ açmıştır. Ancak, Mehmet Cemalettin Bulunmaz da, kendisi hakkında hem "KAMU HUKUKU DÂVÂSI" ve hem de "MANEVÎ TAZMİNAT DÂVÂSI" açacaktır...

Demirkanlı ile vekil Av. Reyhan Kayışlı, bizim aleyhimize düzenlenen "ENTELEKTÜEL LİNÇ KAMPANYALARI"nın ögesidir... Bakınız:

a) "BİRİNCİ ENTELEKTÜEL LİNÇ KAMPANYASI"
(http://tiyatroyun.blogspot.com.tr/2008/03/bir-iftirann-bataklk-anatomisi.html)

b) "İKİNCİ ENTELEKTÜEL LİNÇ KAMPANYASI"
(http://tertemiztiyatro.blogspot.com.tr/2013/12/blog-post.html)

c) "ÜÇÜNCÜ ENTELEKTÜEL LİNÇ KAMPANYASI"
(http://tiyatroyun.blogspot.com.tr/search?q=HUKUKSAL+L%C4%B0N%C3%87+KAMPANYASI&max-results=20&by-date=true)

***

Canları sıkılınca, kafalarına estikçe, benim hakkımda ve "tiyatro yazarı" 
Coşkun Büktel'in hakkında anlamsız, gereksiz, hukuka, kanuna aykırı bir biçimde ikide bir suç duyurularında bulunabilen müvekkil Mustafa Şükrü Demirkanlı ve onun çok sâdık vekili Avukat Reyhan Kayışlı'nın hukuk dışı, kanun dışı şikâyetlerinin önünü kesebilmek için, bu kişiler hakkında çok ciddî, önemli tedbirler alınmalı, hattâ "SUÇ İŞLEMEK AMACIYLA ÖRGÜT KURMA SUÇU" ile de yargılanabilmelidirler.

Mustafa Şükrü Demirkanlı'nın vekili Reyhan Kayışlı diyor ki:

KANITLAR
1-http://www.tiyatroyun.blogspot.com sitesinde yukarıda bildirdiğimiz tarihlerden bu güne kadar yapılan yayınlar, (ekte bu yayınların çıktı örnekleri mevcuttur)

2-http://tiyatroyun.blogspot.com/2011/07/sosyalist-sanatc-hilmi-bulunmaz-linc_09.html

3-http://www.youtube.com/watch?v=0TQSom1A0YA&feature=player_embedded linkindeki video kaydı

4-http://tiyatroyun.blogspot.com/2011/06/hilmi-bulunmaz-lincci-tiyatro-tiyatro_20.html linkindeki video kaydı,

5- http://www.vimeo.com/25372566 linkindeki video kaydı,

6- http://www.youtube.com-watch?v=jHeAJc2tpkw&feature=player_embedded linkindeki video kaydı,

7-http://www.dailymotion.com/video/xjf7gm_bulunmaz-lynccy-dergiyieleytiriyor_creationfrom=embediframe linkindeki video kaydı

8-   20.06.2011 ve 09.07.2011 tarihli video kayıtlarının müvekkil tarafından yapılan çözümlenmeleri ve her türlü yasal kanıt...

Mustafa Demirkanlı'nın vekili Reyhan Kayışlı'yı irdeliyoruz:

DELİLLER:
http://tiyatroyun.blogspot.com.tr/2013/09/t.html
http://tiyatroyun.blogspot.com.tr/2013/09/blog-post_8179.html
http://tiyatroyun.blogspot.com.tr/2013/09/demirkanl-bulunmazn-istedigi-10000000.html
http://tiyatroyun.blogspot.com.tr/2013/09/t_4444.html
http://tiyatroyun.blogspot.com.tr/2013/09/blog-post_3685.html
http://tiyatroyun.blogspot.com.tr/2013/09/bulunmaz-avukat-reyhan-kayslya-hukuk.html
http://tiyatroyun.blogspot.com.tr/2013/10/bulunmazdan-eksik-karar-veren-sulh-ceza.html
http://tiyatroyun.blogspot.com.tr/2013/10/bulunmaz-aslsz-ihbarc-demirkanlyla.html
http://tiyatroyun.blogspot.com.tr/2013/10/bulunmaz-demirkanl-icin-kalem-oynatan_4.html
http://tiyatroyun.blogspot.com.tr/2013/10/blog-post_2257.html
http://tiyatroyun.blogspot.com.tr/2013/10/yargc-fusun-alca-her-davada-bulunmaz.html
http://tiyatroyun.blogspot.com.tr/2013/10/bulunmaz-demirkanlnn-yalanclgn.html
http://tiyatroyun.blogspot.com.tr/2013/10/blog-post_3938.html
http://tiyatroyun.blogspot.com.tr/2013/10/bulunmazdan-35-sulh-ceza-mahkemesi_26.html
http://tiyatroyun.blogspot.com.tr/2013/10/bulunmazdan-10-sulh-ceza-mahkemesi_26.html
http://tiyatroyun.blogspot.com.tr/2013/10/bulunmaz-avukatlktan-para-kazanan.html
http://tiyatroyun.blogspot.com.tr/2013/10/bukemedikleri-bilegi-opemeyenler.html
http://tiyatroyun.blogspot.com.tr/2013/11/bulunmaz-aslsz-ihbarc-mustafa-sukru_6284.html
http://tiyatroyun.blogspot.com.tr/2013/11/bulunmaz-demirkanl-ve-onun-avukat_11.html
http://tiyatroyun.blogspot.com.tr/2013/11/blog-post_3885.html
http://tiyatroyun.blogspot.com.tr/2013/11/blog-post_4139.html
http://tiyatroyun.blogspot.com.tr/2013/11/blog-post_9584.html
http://tiyatroyun.blogspot.com.tr/2013/11/blog-post_4869.html
http://tiyatroyun.blogspot.com.tr/2013/12/aslsz-ihbarc-mustafa-demirkanlnn-vekili.html
http://tiyatroyun.blogspot.com.tr/2013/12/bulunmaz-reyhan-kayslnn-muvekkili_6275.html
http://tiyatroyun.blogspot.com.tr/2013/12/blog-post_2011.html
http://tiyatroyun.blogspot.com.tr/2013/12/blog-post_9584.html
http://tiyatroyun.blogspot.com.tr/2013/12/burhan-gun-oguz-nazl-reyhan-kaysl_9677.html
http://tiyatroyun.blogspot.com.tr/2013/12/blog-post_10.html
http://tiyatroyun.blogspot.com.tr/2013/12/blog-post_3364.html
http://tiyatroyun.blogspot.com.tr/2013/12/blog-post_6128.html
http://tiyatroyun.blogspot.com.tr/2013/12/blog-post_8388.html
http://tiyatroyun.blogspot.com.tr/2013/12/demirkanl-vekili-reyhan-kaysl-hukuki.html
http://tiyatroyun.blogspot.com.tr/2013/12/burhan-gun-oguz-nazl-reyhan-kaysl_6547.html
http://tiyatroyun.blogspot.com.tr/2013/12/blog-post_12.html
http://tiyatroyun.blogspot.com.tr/2013/12/coskun-buktel-hakimin-bir-baska.html
http://tiyatroyun.blogspot.com.tr/2013/12/iftira-sanigi-demirkanlnn-katlamadg_12.html
http://tiyatroyun.blogspot.com.tr/2013/12/aslsz-ihbarc-demirkanlnn-avukat-reyhan.html
http://tiyatroyun.blogspot.com.tr/2013/12/esatoglu-taciz-suclamasyla.html
http://tiyatroyun.blogspot.com.tr/2013/12/blog-post_13.html
http://tiyatroyun.blogspot.com.tr/2013/12/bulunmaz-reyhan-kayslya-hukuk.html
http://tiyatroyun.blogspot.com.tr/2013/12/bulunmaz-asr-zorlayp-surekli-mesgul.html
http://tiyatroyun.blogspot.com.tr/2013/12/t.html
http://tiyatroyun.blogspot.com.tr/2013/12/blog-post_3199.html
http://tiyatroyun.blogspot.com.tr/2013/12/blog-post_4082.html
http://tiyatroyun.blogspot.com.tr/2013/12/bulunmaz-2500000-tl-isteyen-avukat_22.html
http://tiyatroyun.blogspot.com.tr/2013/12/blog-post_23.html
http://tiyatroyun.blogspot.com.tr/2013/12/blog-post_6523.html
http://tiyatroyun.blogspot.com.tr/2013/12/bulunmazn-dava-acacag-reyhan-kaysl_24.html
http://tiyatroyun.blogspot.com.tr/2013/12/blog-post_29.html
http://tiyatroyun.blogspot.com.tr/2013/12/t_29.html
http://tiyatroyun.blogspot.com.tr/2013/12/blog-post_3861.html
http://tiyatroyun.blogspot.com.tr/2014/01/blog-post_822.html
http://tiyatroyun.blogspot.com.tr/2014/01/blog-post_7852.html
http://tiyatroyun.blogspot.com.tr/2014/01/blog-post_4616.html
http://tiyatroyun.blogspot.com.tr/2014/01/blog-post_6975.html
http://tiyatroyun.blogspot.com.tr/2014/01/bulunmazdan-aslsz-ihbarc-demirkanl-icin.html
http://tiyatroyun.blogspot.com.tr/2014/01/t_15.html

http://tiyatroyun.blogspot.com.tr/2014/01/blog-post_8005.html

Mustafa Şükrü Demirkanlı'nın vekili Reyhan Kayışlı diyor ki:


SONUÇ VE TALEP: Yukarıda açıklanan ve resen dikkate alınacak nedenlerle şüphelinin suç oluşturan eylemlerinin cezalandırılması için gerekli koğuşturmanın yapılmasını vekâleten talep ederim. 10.01.2013


Şikâyetçi Vekili

Av. Reyhan KAYIŞLI
İMZA

Mustafa Demirkanlı'nın vekili Reyhan Kayışlı'yı irdeliyoruz:

SONUÇ VE İSTEM: Ben, yayınladıkları Tiyatro... Tiyatro... Dergisi ile Türkiye tiyatrosuna çok büyük zarar veren Mustafa Şükrü Demirkanlı ve Avukat Reyhan Kayışlı'ya hakaret etmeyip, iftira atmadığım gibi, bu şahıslar tarafından sürekli olarak şikâyet edilmeme karşılık, hakkımda 
"KOVUŞTURMAYA YER OLMADIĞINA DÂİR KARARLAR" 
verilmiş, aslında onların bana "HAKARET" edip, "İFTİRA" attıkları kanıtlanmıştır. Bu şahıslar hakkında çeşitli soruşturma - kovuşturma - kamu hukuku dâvâsı - tazminat dâvâsı başlattım, başlatacağım!... Bana karşı düzenledikleri 1100 kişilik "ENTELEKTÜEL VE HUKUKSAL LİNÇ KAMPANYALARI" ortada durup dururken, tam tamına on üç (13) dâvâdan yargılanan 1100 kişilik örgüt elemanları canları sıkıldıkça, 
"ADLİYEYİ GEREKSİZ YERE MEŞGÛL ETME SUÇU" işleyip, "bilişim, genel soruşturma, müracaat, özel soruşturma ve uzlaştırma savcıları"na mesai kaybettirerek, "asliye ceza, asliye hukuk ve sulh ceza yargıçları"nı da olağanüstü çok büyük bir yük altına sokarak âdeta "HUKUKSAL MOBBİNG" uygulamaktadırlar. Bunun göz önüne alınarak, bu şahısların cezalandırılmalarını istediğim gibi, Mustafa Şükrü Demirkanlı'nın avukatı Reyhan Kayışlı'nın diğer dâvâlarımızdaki hukuk dışı davranışlarının da değerlendirilerek, onun avukatlık ruhsatına da mutlaka el konulmasını ısrarla arzu ediyorum. Gereğinin yapılmasını saygılarımla arz ve talep ederim... 31 Mart 2014


HÜSEYİN HİLMİ BULUNMAZ


EKLER:
"BERAAT KARARI"
"BİLİRKİŞİ RAPORLARI"

***

Ayrıca bakınız:


Bulunmaz Cumhuriyet Savcısı Hüseyin Yavaş'ın hatalı kararını alacak!


İsmail Can Törtop yakından ilgilenmeyi hak ettiği için ilgimizi artırıyoruz!


Bulunmaz, İsmail Can Törtop'un haksız şikâyetini bir hallaç gibi atacak!


Hilmi Bulunmaz - Mustafa Şükrü Demirkanlı "hukuk maçı" ertelenecek...


Almanya, Fransa, İsviçre, İtalya'ya gidecek olan Bulunmaz on gün yok...


Bulunmaz, 100.000,00 TL istediği Gülhan Avşar Demirkanlı'ya da karşı!


Bulunmaz, dilekçe yazamamada istikrarlı Eyyüp Fırat Kuyurtar'a karşı...


Bulunmaz, Kurhan'ın vekili Eyyüp Fırat Kuyurtar'ı giderken unutamıyor!


Mustafa Şükrü Demirkanlı ile Reyhan Kayışlı, Bulunmaz'sız kalacaklar!


Bulunmaz HUKUKÎ LİNÇ KAMPANYASINA karşı gücünü Che'den alıyor


Bulunmaz, burjuvazinin tiyatro gününe karşı çıktığı için savaşabiliyor!...


Hukuk alanını terk etmeyen Bulunmaz LİNÇÇİ vekillere de ders veriyor!


"İLGİLİ MAHKEMELERİN DURUŞMA TUTANAKLARI" İÇİN TIKLAYIN...


Yepyeni bir karşı saldırıya başlayacak olan Bulunmaz, hazırlık yapıyor!


"Dünya Tiyatro Günü Ulusal Mesajı"nın osuruk kadar bile değeri yok!...


İsmail Can Törtop, Mustafa Şükrü Demirkanlı'nın ev adresini kullanıyor!


Bizleri İsmail Can Törtop mu, Mustafa Şükrü Demirkanlı mı şikâyet etti?


27 Mart 2014'te kulesinde "20 Nisan Pazar Ülker" taşıyan DT goygoycu


Mustafa Şükrü Demirkanlı, Bulunmaz'ı mahkûm ettirebilmek için üfürdü!


Bulunmaz hukuk yoksunu Avukat Reyhan Kayışlı'yı çok sert eleştirecek


Eyyüp Fırat Kuyurtar, Reyhan Kayışlı, Süleyman Anıl şu siteyi izlemeli!


Hilmi Bulunmaz, Ertuğrul Günay'ın bile katıldığı konuya müdahil oldu!...


Eyyüp Fırat Kuyurtar, Reyhan Kayışlı, Süleyman Anıl TCK 135. bilmeli!


Demirkanlı vekili Reyhan Kayışlı, bol kepçe suçlamada sınır tanımıyor!


Bulunmaz'ın (Ertuğrul Günay'ın da katıldığı) tweet tartışması izleniyor...


Yargıç Fatih Kurt, Av. Reyhan Kayışlı'nın üç suçlamasını kabûl etmedi!


Savcı Erhan Gülcan, Reyhan Kayışlı'nın üç suçlamasını kabûl etmedi!


Demirkanlı 7. Sulh Ceza'daki dâvâyı yitirirse 500.000,00 TL isteyeceğiz


Yandıkça yok olup yok oldukça yanan mum, tam da diyalektik demektir!


Mustafa Şükrü Demirkanlı ile vekili Reyhan Kayışlı resmî yalan söyledi!


Dışarıda hayat gürül gürül akarken, ben yazı yazıyorum gün boyu! / HB


Eyyüp Fırat Kuyurtar, Reyhan Kayışlı, Süleyman Anıl TCK 125. bilmeli!


Geveze Türkiye tiyatro esnafı DT reklâm kulesinin namusunu iplemiyor!


Sokak köpeği McDonald's bardağını koklamaya zinhâr tenezzül etmedi!


Avukatların çoğu genellikle cahil olduğu için, şikâyet etmek gerekiyor!...


Bulunmaz, câhil avukatları aydınlatmak için Kur'ân'dan dersler veriyor!


Yalana dayalı Mustafa Demirkanlı dâvâsı için Yargıç Fatih Kurt uyarıldı


LİNÇÇİ Tiyatro... Tiyatro... Dergisi'ni, ayın 29'unda nihayet ele geçirdik!


LİNÇÇİ Tiyatro... Tiyatro... Dergisi'nin 257. ve 258. sayılarını arıyoruz...


LİNÇÇİ Tiyatro... Tiyatro... Dergisi'nin 257. ve 258. sayılarını alacağız!


LİNÇ KAMPANYASI sponsoru Tiyatro... Tiyatro... Dergisi hile mi yaptı?!


Ocak - Şubat'ta çıkmadığını sandığımız dergi 1 Nisan'da çıkmayacak!