"SAVUNMA" sorgusu için yayınlar tarihe göre sıralanmış olarak gösteriliyor. Alaka düzeyine göre sırala Tüm yayınları göster
"SAVUNMA" sorgusu için yayınlar tarihe göre sıralanmış olarak gösteriliyor. Alaka düzeyine göre sırala Tüm yayınları göster

20 Nisan 2018 Cuma

ENTELEKTÜEL LİNÇ KAMPANYASI lideri; Gülhan Avşar Demirkanlı'dır!

T.C.
İSTANBUL
10. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ YARGIÇLIĞI'NA


DOSYA NO: 2017/412 Esas


KONU: Bilirkişi raporuna itirâz ve bilirkişi raporunu benimseme...

1 - Aleyhteki durumu kabûl etmiyor ve lehteki durumu kabûl ediyoruz.

2 - Ben Hüseyin Hilmi Bulunmaz, oğlum Mehmet Cemalettin Bulunmaz, kurucusu olmama karşın, Gülhan Avşar Demirkanlı'nın Nisan 2009'dan günümüze karşın bana karşı düzenlemiş bulunduğu ENTELEKTÜEL LİNÇ KAMPANYASI ve bunun derinindeki SANATSAL MOBBİNG uygulaması sonucunda tırnaklarımın parmaklarımdan paslı kerpetenle sökülüyormuş gibi ayrılmak zorunda kalmakla birlikte âilemin parçalanmasına neden olan şirketim Bulunmaz Kuyumculuk, Yayıncılık, Gösteri Sanatları Sanayi ve Ticâret Limited Şirketi BÜYÜK bir YALAN ile karşı karşıyayız. BÜYÜK YALAN nedeniyle kendimizi savunma gereksinimi duymadık. Gülhan Avşar Demirkanlı ve onun YALAN söyleme alışkanlığındaki avukatı yargıçları her nasılsa kende kirli yöntemleriyle kandırdıklarına çok tanık olduğumuz için, SAVUNMA YAPMA gereği duymadık, duymuyoruz, duymacağız. Bunu yazmamım tek nedeni: Yargıtay, Anayasa Mahkemesi, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi nezdinde evrensel hukuk kavramı, kuralı, kuramı, kurumu bağlamında kendimizi savunup, gerekirse yargı sistemini MAHKÛM ettirme en doğal hakkımızı kullanma isteğimizdir.

3 - Örgütçü Gülhan Avşar Demirkanlı ve onun emriyle hareket eden 1101 kişilik örgütün bana karşı düzenlediği HUKUKÎ LİNÇ KAMPANYASI sürecini UYAP ortamında inceleyiniz. Buna gereksinim duyarsanız, size bütün örgüt üyelerinin neden olduğu 200 dosyayı ivedilikle sunabiliriz.

Gereğinin yapılmasını makamınıza saygılarımla arz ederim. 20.04.2018


HÜSEYİN HİLMİ BULUNMAZ

29 Nisan 2016 Cuma

Coşkun Büktel, Yargıtay'ın kendisini "bağışlaması" için sürekli yalvarıyor!

Mahkemenin 10 ay hapis kararına karşı Yargıtay’a ek dilekçe...

COŞKUN BÜKTEL
29 NİSAN 2016 

YARGITAY CEZA DAİRESİ BAŞKANLIĞINA

Karar no: 2015/8 E. – 2015/643 K.
Temyiz dilekçemize ektir.

Temyiz eden / Sanık: Coşkun Büktel
Katip Mustafa Çelebi Mah. Çukurluçeşme Sok. No: 6, İç Kapı No: 4, Beyoğlu/İSTANBUL

Temyiz Edilen Karar: İstanbul 60. Asliye Ceza Mahkemesi’nin 2015/8E – 2015/643K. Sayılı 12/06/2015 günlü kararı.

KONU: Gerekçeli kararın tebliğinden sonra, usul ve yasaya aykırı kararın temyizen incelenerek bozulmasına ilişkin dilekçemize, davamızın muadili olan bir kovuşturma  ve bir de yargılama sonucunda, son günlerde alınmış, lehimizde iki karar metninin fotokopisi ile; 

2012 öncesinde bir başka davada aldığımız 1400 TL adli para cezamızla ilgili 5 yıllık erteleme süremizin, 6352 sayılı yasadan yararlanarak 3 yıla indirildiğini ve 3 yıllık erteleme süremizi kesinleşmiş bir mahkumiyet almaksızın başarıyla tamamladığımızı kanıtlayan iki ayrı belgenin daha fotokopisinin sunulmasıdır.

AÇIKLAMA

1. Şikayetçi Mustafa Demirkanlı, beni ve Hilmi Bulunmazı hedef gösteren bir iftira ve linç kampanyasının 1100 imzacısından biridir. (İmzaladıkları kampanya metninde “Linç” sözcüğüyle bizi, önce o 1100 kampanyacı ve hem de belgesiz olarak suçlamış, bizim insanları “linç ettiğimizi” belgesiz olarak, iddia etmişlerdır.) Ama asıl gerçek, onların, yalan ve iftiralarla bizi 1100 kişiye hedef göstererek, linç etmeye kalkıştıklarıdır. Tehditler almamıza neden olmuş, hayatımızı tehlikeye sokmuşlardır. Bütün bu olayların belgeleri 2009’da internetteydi. Ama linç kampanyası imzacıları bizi o zamanlar şikayet etmeyi tercih etmediler. Çünkü o dönemde, bize iftira etmeye devam ediyorlardı ve bize yönelik iftira ve hakaret belgeleri, hem internette hem de tiyatro camiasının hafızasındaydı. Ne yaptılar? Yıllar sonra belgeleri silip internetten kaldırdılar ve insanların hafızasından da silinmesi için yeterince beklediler. Biz, kendimizi suçlu hissetmediğimiz ve (yasal zorunluk) olmadıkça tükürdüğümüzü yalamama ilkemiz gereği hiçbir yazdığımızı silmediğimiz için, yıllar sonra şimdi kalkmış, “yeni gördük” diyerek, bizim silmediğimiz zaman aşımlı tepki yazılarımızı bahane ederek bize dava açıyorlar. 

2. Kampanya imzacılarının Hilmi’yle ikimiz hakkında bir kampanya açmış olmaları, bizim değil, onların tasarrufudur. Onların tasarrufu yüzünden, bizim “işbirliği yapmakla” suçlanmamız onların bir algı yanıltmasından başka bir şey değildir. Hilmi’yle asla işbirliği halinde olmadığımıza ilşkin belgeler, (tıpkı şikayetçi Mustafa Demirkanlı gibi 1100 kampanya imzacısı arasında olup, bana karşı istanbul, 43. Asliye Ceza’da 2015/566 ESAS sayılı davayı açmış olan 5 davacıya karşı yazdığım 3 savunma dilekçesinde fazlasıyla mevcuttur. Tıpkı temyiz konusu davamızın şikayetçisi olan Mustafa Demirkanlı gibi linç kampanyası imzacısı olan o 5 davacının birleşerek bir avukat marifetiyle, istanbul, 43. Asliye Ceza’nın 2015/566 ESAS sayılı dosyasıyla bana karşı açtıkları söz konusu davada, Demirkanlı’nın da kullandığı zaman aşımlı benzer iddialar söz konusudur. Ama bana karşı açtıkları dava, mahkemenin 12/04/2016 tarihli kararıyla düşmüştür. Karar hükmünde aynen şöyle denmiştir: 

“… bu itibarla sanık hakkındaki şikayetin TCK’nın 73/1 maddesinde öngörülen 6 aylık hak düşürücü süre içerisinde yapılmadığı anlaşılan, CMK’nın 223/8 maddesi uyarınca sanık hakkındaki açılan kamu davalarının AYRI AYRI DÜŞMESİNE,
  
 “Yargılama giderinin kamu üzerinde bırakılmasına,” 
 (Bakınız: Belge 1.)

Linç kampanyası imzacılarından Can Törtop da, bize karşı, tıpkı şikayetçi Mustafa Demirkanlı gibi, savcılığa aynı zaman aşımlı iddialara dayanarak bireysel bir şikayette bulunmuşsa da; önce sadece bana karşı, daha sonra Hilmi Bulunmaz’a karşı da, şikayetini geri çekmiş ve savcı, Can Törtop’un dilekçesi hakkında “TAKİPSİZLİK” kararı vermiştir. (Bakınız: BELGE 2.)

Hilmi Bulunmaz’la ilk fikir ayrılığımız, 2007’de yaşanmış ve o ayrılık yüzünden Hilmi’nin dergisine yazı vererek destek olmaktan vazgeçtiğimi aynı dergide açıklamışımdır. Taa 2007’de…Hilmi Bulunmaz’la sonunda vardığımız nokta şudur: 2014 Mayıs’ından bu yana ne yüz yüze, ne de telefonda tek kelime konuşmuşluğumuz yoktur. O beni iki kere, ben onu bir kere savcılığa şikayet ettik. Onun şikayetleri takipsizlikle sonuçlanırken benim şikayetim üzerine Hilmi’ye dava açıldı ve beraatle sonuçlandı. Temyiz ettim. Hilmi’yle vakti zamanında birlikte hedef alındığımız için, linç kampanyası konusunda birlikte bir video söyleşisi yapmış olmamız, linç kampanyası imzacılarının algı operasyonunda öne sürülen iddiaları doğrulamaz: Ben o videoyu hayatımda bir kez bile asla yayınlamadığım için, o videonun güncellemesinden de sorumlu tutulamam. Biz hiçbir zaman fikir (ideal) birliği içinde olmadık ve birlikte hareket etmedik.(Belgeler ve ayrıntılar 5 davacıya karşı, 43. Asliye Ceza’daki 2015/566 ESAS sayılı dosyasına koyduğum savunma dilekçelerindedir ki; söz konusu dilekçeler, Levent Çağlayan gibi kampanya imzacısı o 5 davacının davalarının “AYRI AYRI DÜŞMESİNİ” sağlamıştır.

3. Bize karşı dava açan linç kampanyası imzacıları, Hilmi’nin, zaman aşımlı video ve yazıları güncellemesi yüzünden, zaman aşımının geçerli olamayacağını iddia ediyorlar. 2007’den beri fikir ayrılığı yaşadığım ve Mayıs 2014’ten beri tek kelime konuşmadığım ve davalaştığım Hilmi Bulunmaz’ın eylemleri doğaldır ki, beni bağlamamaktadır. Hilmi, benim zaten hiç yayımlamadığım bir videoyu ya da benim Sulh Hukuk Hakimliği talimatınca kaldırdığım yazılarımı kendi sitesinde tekrar yayınlayıp güncellemişse; şüphesiz ki, bu sadece Hilmi’yi bağlayan bir durumdur. Hilmi’nin bunu neden yaptığı hakkında fikir yürütmeyi ya da onun niyetini okumayı doğru bulmadığım için bu konuda yorum yapmıyorum.

SONUÇ VE TALEP

Ekte “karar fotokopilerini” sunduğum ve künyelerini belirttiğim iki dosya içeriğindeki dilekçeler gerekirse incelenerek, benim sayın Yargıtay üyelerini yanıltıp yanıltmadığım test edilebilir. Mecbur olmadığım halde, o dilekçelerde, bu davaların neden etik olmadığını ayrıntılı biçimde açıklamıştım. Zaman aşımının geçersizliği ise benim açımdan kesinlikle söz konusu olamaz. Çünkü: Hilmi’yi bilmem ama ben, yalnızca zaman aşımı yasasınca değil (üç yıllık erteleme süremi, kesinleşmiş bir tek mahkumiyet almaksızın başarıyla tamamladığım için) artık kesin ve bozulamayacak biçimde 6352 sayılı geçici af yasasının amir hükmünce de korunuyorum. (Bakınız: BELGE 3 ve 4.) O nedenle, yüce mahkemeye beraat talebimi arz ediyorum.

Sanık
COŞKUN BÜKTEL

https://www.facebook.com/notes/co%C5%9Fkun-b%C3%BCktel/mahkemenin-10-ay-hapis-karar%C4%B1na-kar%C5%9F%C4%B1-yarg%C4%B1taya-ek-dilek%C3%A7e/10156884053470711

Beni dâvâ edip, "BERAAT" etmeme neden olan Coşkun Büktel üfürüyor!

Mahkemenin 10 ay hapis kararına karşı Yargıtay’a ek dilekçe...
YARGITAY CEZA DAİRESİ BAŞKANLIĞINA
Karar no: 2015/8 E. – 2015/643 K. Temyiz dilekçemize ektir.
Temyiz eden / Sanık: Coşkun Büktel Katip Mustafa Çelebi Mah. Çukurluçeşme Sok. No: 6, İç Kapı No: 4, Beyoğlu/İSTANBUL Temyiz Edilen Karar: İstanbul 60. Asliye Ceza Mahkemesi’nin 2015/8E – 2015/643K. Sayılı 12/06/2015 günlü kararı.
KONU: Gerekçeli kararın tebliğinden sonra, usul ve yasaya aykırı kararın temyizen incelenerek bozulmasına ilişkin dilekçemize, davamızın muadili olan bir kovuşturma ve bir de yargılama sonucunda, son günlerde alınmış, lehimizde iki karar metninin fotokopisi ile;
2012 öncesinde bir başka davada aldığımız 1400 TL adli para cezamızla ilgili 5 yıllık erteleme süremizin, 6352 sayılı yasadan yararlanarak 3 yıla indirildiğini ve 3 yıllık erteleme süremizi kesinleşmiş bir mahkumiyet almaksızın başarıyla tamamladığımızı kanıtlayan iki ayrı belgenin daha fotokopisinin sunulmasıdır.
AÇIKLAMA
1. Şikayetçi Mustafa Demirkanlı, beni ve Hilmi Bulunmazı hedef gösteren bir iftira ve linç kampanyasının 1100 imzacısından biridir. (İmzaladıkları kampanya metninde “Linç” sözcüğüyle bizi, önce o 1100 kampanyacı ve hem de belgesiz olarak suçlamış, bizim insanları “linç ettiğimizi” belgesiz olarak, iddia etmişlerdır.) Ama asıl gerçek, onların, yalan ve iftiralarla bizi 1100 kişiye hedef göstererek, linç etmeye kalkıştıklarıdır. Tehditler almamıza neden olmuş, hayatımızı tehlikeye sokmuşlardır. Bütün bu olayların belgeleri 2009’da internetteydi. Ama linç kampanyası imzacıları bizi o zamanlar şikayet etmeyi tercih etmediler. Çünkü o dönemde, bize iftira etmeye devam ediyorlardı ve bize yönelik iftira ve hakaret belgeleri, hem internette hem de tiyatro camiasının hafızasındaydı. Ne yaptılar? Yıllar sonra belgeleri silip internetten kaldırdılar ve insanların hafızasından da silinmesi için yeterince beklediler. Biz, kendimizi suçlu hissetmediğimiz ve (yasal zorunluk) olmadıkça tükürdüğümüzü yalamama ilkemiz gereği hiçbir yazdığımızı silmediğimiz için, yıllar sonra şimdi kalkmış, “yeni gördük” diyerek, bizim silmediğimiz zaman aşımlı tepki yazılarımızı bahane ederek bize dava açıyorlar.
2. Kampanya imzacılarının Hilmi’yle ikimiz hakkında bir kampanya açmış olmaları, bizim değil, onların tasarrufudur. Onların tasarrufu yüzünden, bizim “işbirliği yapmakla” suçlanmamız onların bir algı yanıltmasından başka bir şey değildir. Hilmi’yle asla işbirliği halinde olmadığımıza ilşkin belgeler, (tıpkı şikayetçi Mustafa Demirkanlı gibi 1100 kampanya imzacısı arasında olup, bana karşı istanbul, 43. Asliye Ceza’da 2015/566 ESAS sayılı davayı açmış olan 5 davacıya karşı yazdığım 3 savunma dilekçesinde fazlasıyla mevcuttur. Tıpkı temyiz konusu davamızın şikayetçisi olan Mustafa Demirkanlı gibi linç kampanyası imzacısı olan o 5 davacının birleşerek bir avukat marifetiyle, istanbul, 43. Asliye Ceza’nın 2015/566 ESAS sayılı dosyasıyla bana karşı açtıkları söz konusu davada, Demirkanlı’nın da kullandığı zaman aşımlı benzer iddialar söz konusudur. Ama bana karşı açtıkları dava, mahkemenin 12/04/2016 tarihli kararıyla düşmüştür. Karar hükmünde aynen şöyle denmiştir:
“… bu itibarla sanık hakkındaki şikayetin TCK’nın 73/1 maddesinde öngörülen 6 aylık hak düşürücü süre içerisinde yapılmadığı anlaşılan, CMK’nın 223/8 maddesi uyarınca sanık hakkındaki açılan kamu davalarının AYRI AYRI DÜŞMESİNE, “Yargılama giderinin kamu üzerinde bırakılmasına,” (Bakınız: Belge 1.)
Linç kampanyası imzacılarından Can Törtop da, bize karşı, tıpkı şikayetçi Mustafa Demirkanlı gibi, savcılığa aynı zaman aşımlı iddialara dayanarak bireysel bir şikayette bulunmuşsa da; önce sadece bana karşı, daha sonra Hilmi Bulunmaz’a karşı da, şikayetini geri çekmiş ve savcı, Can Törtop’un dilekçesi hakkında “TAKİPSİZLİK” kararı vermiştir. (Bakınız: BELGE 2.)
Hilmi Bulunmaz’la ilk fikir ayrılığımız, 2007’de yaşanmış ve o ayrılık yüzünden Hilmi’nin dergisine yazı vererek destek olmaktan vazgeçtiğimi aynı dergide açıklamışımdır. Taa 2007’de…Hilmi Bulunmaz’la sonunda vardığımız nokta şudur: 2014 Mayıs’ından bu yana ne yüz yüze, ne de telefonda tek kelime konuşmuşluğumuz yoktur. O beni iki kere, ben onu bir kere savcılığa şikayet ettik. Onun şikayetleri takipsizlikle sonuçlanırken benim şikayetim üzerine Hilmi’ye dava açıldı ve beraatle sonuçlandı. Temyiz ettim. Hilmi’yle vakti zamanında birlikte hedef alındığımız için, linç kampanyası konusunda birlikte bir video söyleşisi yapmış olmamız, linç kampanyası imzacılarının algı operasyonunda öne sürülen iddiaları doğrulamaz: Ben o videoyu hayatımda bir kez bile asla yayınlamadığım için, o videonun güncellemesinden de sorumlu tutulamam. Biz hiçbir zaman fikir (ideal) birliği içinde olmadık ve birlikte hareket etmedik.(Belgeler ve ayrıntılar 5 davacıya karşı, 43. Asliye Ceza’daki 2015/566 ESAS sayılı dosyasına koyduğum savunma dilekçelerindedir ki; söz konusu dilekçeler, Levent Çağlayan gibi kampanya imzacısı o 5 davacının davalarının “AYRI AYRI DÜŞMESİNİ” sağlamıştır.
3. Bize karşı dava açan linç kampanyası imzacıları, Hilmi’nin, zaman aşımlı video ve yazıları güncellemesi yüzünden, zaman aşımının geçerli olamayacağını iddia ediyorlar. 2007’den beri fikir ayrılığı yaşadığım ve Mayıs 2014’ten beri tek kelime konuşmadığım ve davalaştığım Hilmi Bulunmaz’ın eylemleri doğaldır ki, beni bağlamamaktadır. Hilmi, benim zaten hiç yayımlamadığım bir videoyu ya da benim Sulh Hukuk Hakimliği talimatınca kaldırdığım yazılarımı kendi sitesinde tekrar yayınlayıp güncellemişse; şüphesiz ki, bu sadece Hilmi’yi bağlayan bir durumdur. Hilmi’nin bunu neden yaptığı hakkında fikir yürütmeyi ya da onun niyetini okumayı doğru bulmadığım için bu konuda yorum yapmıyorum.
SONUÇ VE TALEP Ekte “karar fotokopilerini” sunduğum ve künyelerini belirttiğim iki dosya içeriğindeki dilekçeler gerekirse incelenerek, benim sayın Yargıtay üyelerini yanıltıp yanıltmadığım test edilebilir. Mecbur olmadığım halde, o dilekçelerde, bu davaların neden etik olmadığını ayrıntılı biçimde açıklamıştım. Zaman aşımının geçersizliği ise benim açımdan kesinlikle söz konusu olamaz. Çünkü: Hilmi’yi bilmem ama ben, yalnızca zaman aşımı yasasınca değil (üç yıllık erteleme süremi, kesinleşmiş bir tek mahkumiyet almaksızın başarıyla tamamladığım için) artık kesin ve bozulamayacak biçimde 6352 sayılı geçici af yasasının amir hükmünce de korunuyorum. (Bakınız: BELGE 3 ve 4.) O nedenle, yüce mahkemeye beraat talebimi arz ediyorum.
Sanık COŞKUN BÜKTEL

4 Ocak 2016 Pazartesi

HİLMİ BULUNMAZ'I BURADAN BİR KEZ DAHA UYARIYORUM:
BENİM HİÇBİR YAZIMI YA DA VİDEO KONUŞMAMI YAYINLAMAK İZNİNİ KENDİSİNE VERMİYORUM. YAZILARIMI YA DA KONUŞMALARIMI BUNA RAĞMEN YAYINLARSA SONUÇLARINA TEK BAŞINA KATLANACAKTIR.
2 kişi bunu beğendi.
Yorumlar
Coşkun Büktel BENİ DAVA ETMEYİ DÜŞÜNEN HERKESE DUYURU!
17 Haziran 2015, 09:46
https://www.facebook.com/notes/co%C5%9Fkun-b%C3%BCktel/beni-dava-etmeyi-d%C3%BC%C5%9F%C3%BCnen-herkese-duyuru/10155730497015711
Coşkun Büktel
                                                                                                                                                                                                                  AYRICA 12. SULH CEZA MAHKEMESİNİN 19 MART 2013 TARİH VE 2012/858 NOLU KESİNLEŞMİŞ KARARIYLA, 3652 SAYILI YASANIN 1. FIKRASINDAN YARARLANMAMA KARAR VERİLDİĞİ İÇİN, O KARAR TARİHİNDEN İTİBAREN 3 YILLIK ERTELEME SÜRESİNCE (19 MART 2016'YA KADAR) 2012 ÖNCESİ YAZI VE YAYINLARIM HAKKINDA KOVUŞTURMA AÇILAMAZ. AÇILMIŞ KOVUŞTURMALAR HATTA MAHKÛMİYET KARARI VARSA İNFAZI YA DA DURUŞMASI ERTELENİR. ERTELEME SÜRESİNCE, AYNI NİTELİKTE YENİ BİR SUÇ İŞLEYEREK KESİNLEŞMİŞ BİR MAHKÛMİYET ALMADIĞIM TAKDİRDE, ERTELEME SÜRESİ SONUNDA, 2012 ÖNCESİNE AİT HAKKIMDAKİ ERTELENMİŞ MAHKÛMİYET KARARI (1400 TL ADLİ PARA CEZASI) TÜM SONUÇLARIYLA BİRLİKTE SİLİNİR/SİLİNECEKTİR.                                                                                                                                                                                                                         
KISACASI, BENİ DAVA EDECEKSENİZ, EN AZINDAN "2012 SONRASINA" AİT YAZI YA DA YAYINLARIMI DAVA EDİN! 2012 SONRASINDA DAVA EDECEK BAHANE BULAMIYORSUNUZ DİYE 2012 ÖNCESİNE AİT İSNATLARINIZI BİR BİÇİMDE ISITIP YENİYMİŞ GİBİ MAHKEMEYE SUNARAK, YANİ HİLE YAPARAK, BENİ BOŞU BOŞUNA MAHKEME KORİDORLARINA SÜRÜKLEMEYİN!                                                                                                                                                                                                                         
ÇÜNKÜ (ESKİDEN ARKADAŞIM OLAN AMA BİR YILI AŞKIN SÜREDİR YOLLARIMIZI AYIRDIĞIMIZ İÇİN BANA KARŞI DÜŞMANCA, YOĞUN BİR KARA PROPAGANDA YÜRÜTEN) HİLMİ BULUNMAZ DAHİL HİÇ KİMSEYE, YAZILARIMI (YA DA KONUŞMALARIMI) GÜNCELLEMEK HAKKINI VERMEDİĞİM GİBİ; YİNE HİÇ KİMSEYE, YALNIZCA MAHKEMEYE YÖNELİK OLARAK KALEME ALIP YAYINLAMAYI UYGUN BULMADIĞIM SAVUNMA DİLEKÇELERİMİ DE YAYINLAMA HAKKI VERMEDİM / VERMİYORUM. O NEDENLE, "HİLMİ BULUNMAZ GÜNCELLEDİ", "HİLMİ BULUNMAZ YAYINLADI" BAHANESİYLE, ZAMAN AŞIMINA UĞRAMIŞ YAZILARIMI YA DA BENİM TARAFIMDAN ASLA YAYINLANMAMIŞ DİLEKÇELERİMİ ŞİKAYET KONUSU YAPMAYA KALKIŞMAYIN! TAKİPSİZLİK YA DA BERAATLE SONUÇLANIYOR AMA SAVCI YA DA HAKİME DURUMU ANLATINCAYA KADAR GÖBEĞİM ÇATLIYOR.                                                                                                                                                                                                                         
MAHKEMELERDE HAKSIZ YERE SÜRÜNMEK İSTEMİYORUM. GERÇİ BENİ MAHKEMEYE VERENLERİN GENELLİKLE BANA HAKSIZLIK ETMEYİ UMURSAMAYAN KİŞİLER OLDUĞUNU HESABA KATARAK, BUNDAN SONRA DA BU DURUMUN DEĞİŞMEYECEĞİNİ KUVVETLE MUHTEMEL BULUYOR VE GELECEKTE DE, BANA HAKSIZLIK ETMEYE ALDIRMAYAN KİŞİLERLE KARŞILAŞACAĞIMI SANIYORUM. AMA YİNE DE BURADAN HERKESİ UYARMIŞ OLAYIM Kİ, HAKSIZLIĞIN (HAKSIZ, İSABETSİZ VE MÜNASEBETSİZ ŞİKAYETLERİN) BANA BİLGİ EKSİKLİĞİNDEN YA DA KAZAEN DEĞİL, BİLE BİLE, KASTEN YÖNELTİLDİĞİNİ ANLATMAK YARIN ÖBÜR GÜN DAHA KOLAY OLSUN!
https://www.facebook.com/coskun.buktel/posts/1161708163847292?pnref=story

13 Ekim 2015 Salı

Hukuk dilini bilmeyen Avukat Devrim Avcı Özkurt, "dâvâ"yı özne sanıyor!

T.C.
İSTANBUL
6. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ YARGIÇLIĞI'NA


DOSYA NO: 2015/322 Esas

KONU: Dâvâlı Üstün Akmen'in gerçek dışı iddialarına yanıt dilekçesi!

Dâvâlı Üstün Akmen vekili Avukat Devrim Avcı Özkurt dedi ki:

1) 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun "İspat ve Deliller" başlıklı dördüncü kısmının yedinci bölümü "Uzman Görüşü" başlığı 293. Maddesi'nde yer alan düzenlemeye göre, "Taraflar, dâvâ konusu olayla ilgili olarak, uzmanından bilimsel mütalâa alabilirler." hükmünü düzenlemektedir. Bu husus, hem dâvâlı, hem de dâvâcı tarafa tanınmış yeni bir düzenleme olup, her iki tarafın da taleplerindeki haklılıklarını mahkeme önünde ispatlamalarının bir aracı olarak getirilmiştir.

Üstün Akmen vekili Avukat Devrim Avcı Özkurt'a karşı yanıt:

1 - Üstün Akmen'in mütalâası bilimsel olmadığı gibi dedikodu biçiminde yazıldı. Kendisinin önderlik ettiği "ENTELEKTÜEL VE HUKUKSAL LİNÇ KAMPANYASI" için önemli görevler üstlenmiş yakın arkadaşı Ömer Faruk Kurhan'a haksız ve oransız değerlendirme yaptığıdır ki, bu "İFTİRA MÜTALÂASI" sonrasında yaptığım eleştiriler sonucunda, kendi "ULUSLARARASI TİYATRO ELEŞTİRMENLERİ BİRLİĞİ DERNEĞİ BAŞKANLIĞI" görevinden alınmıştır. Ayrıca bu "İFTİRA MÜTALÂASI" hem Ömer Faruk Kurhan tarafından ve hem Ömer Faruk Kurhan'ın vekili Avukat Eyyüp Fırat Kuyurtar tarafından, hem de İstanbul 4. Asliye Hukuk Mahkemesi tarafından "taraf"ıma gönderilmedi. Bunun biricik nedeni, ilgili dâvâ dosyasında "BİLİMSEL NİTELİKLİ BİR BİLİRKİŞİ DOSYASI" bulunması. Üstün Akmen'i Sayın Yargıç görevlendirmediği için, "İFTİRA MÜTALÂASI" benden gizlendi, bana gönderilmedi. "İFTİRA MÜTALÂASI" olarak kalmayan bu belge aynı zamanda hem HÜKÜMSÜZ hem YASA DIŞI bir belge...

Dâvâlı Üstün Akmen vekili Avukat Devrim Avcı Özkurt dedi ki:

2) Müvekkilim Üstün Akmen de dâvâcı ile Ömer Faruk Kurhan arasında devam eden İstanbul 4. Asliye Hukuk Mahkemesi'nde 2010/278 Esas ve 2013/184 Karar Sayılı dâvâ dosyasında dâvâcı olan Ömer Faruk Kurhan tarafından açılan manevî tazminat dâvâsında dâvâcının talebi üzerine yukarıda yazılı kanun maddesi gereğince bir mütalâa sunmuştur. Dâvâ, Hüseyin Hilmi Bulunmaz'ın manevî tazminat ödemesine karar vermiştir. Dâvâ dosyasının yeni numarası 2015/56'dır. Bu, tamamen hukuka uygunluk sınırları içindedir. Dâvâcı tarafın kişilik haklarını ihlâl edici bir nitelik taşımamaktadır.

Üstün Akmen vekili Avukat Devrim Avcı Özkurt'a karşı yanıt:

2 - Dâvâlı Üstün Akmen ve vekili Avukat Devrim Avcı Özkurt, hukuka saygısızlığını kanıtlamak yada "hukukun üstünlüğü" ilkesini önemsememek ister gibi, "MAHKEME" yada "YARGIÇ" sözcüğünün "ÖZNE" olduğunu bilmek istemeyerek, "DÂVÂ" sözcüğünün "ÖZNE" olduğunu bilmek ve bize de böyle dayatmak istiyorlar. Neymiş efendim? Dikkat edin: "DÂVÂ, HÜSEYİN HİLMİ BULUNMAZ'IN MANEVÎ TAZMİNAT ÖDEMESİNE KARAR VERMİŞ!..." Daha "DÂVÂ"nın içerdiği hukuksal terminolojiyi bile ciddî olarak ele almayan bir dâvâlı ve bir avukat kim bilir başka ne hukuksuzluklar yapabilir. Böyle hukuk dışı "DİLEKÇE"(!) yazan kişileri Sayın Yargıç'ın inisiyatifine bırakıyorum...

Dâvâlı Üstün Akmen vekili Avukat Devrim Avcı Özkurt dedi ki:

3) Dâvâ dosyasına sunulan bu raporun dâvâcının görüşlerine aykırı olması veya taleplerini desteklemiyor olması, bu mütalâayı kişilik haklarını ihlâl edici bir metin yapmaz.

Üstün Akmen vekili Avukat Devrim Avcı Özkurt'a karşı yanıt:

3 - "İFTİRA MÜTALÂASI", yalnız içerik olarak değil, biçem ve biçim olarak da hukuka uygun olmamakla birlikte tarafıma gönderilmemesiyle "KİŞİLİK HAKLARIMI İHLÂL EDEN BİR METİN" olarak hukuk ve tiyatro tarihine daha şimdiden geçmiş ve birçok hukukçu ve tiyatrocu bu konuda düşünce geliştirerek bilimsel yazılar yazmışlardır ki, bunların çok küçük bir kısmını ekte sundum. Bilimsel yazıları lütfen inceleyiniz!...

Dâvâlı Üstün Akmen vekili Avukat Devrim Avcı Özkurt dedi ki:

4) Mahkemelerde görülen sayısız dâvâlarda bilirkişiler raporlar sunmakta, görüş bildirmekte, dâvâ tarafları iddialarını desteklemek için dosyalarına kendi görüşleri doğrultusunda hukukî mütalaâlar, raporlar sunmaktadır. Bunların bir kısmı elbette, karşı tarafın aleyhine sonuçlanmaktadır. Ancak, bu raporlar, sunulan hukukî metinler ve dosyadaki tüm deliller değerlendirilerek karar sonunda mahkeme hâkimi tarafından verilmektedir. Rapora karşı beyan sunulabilir, rapor reddedilebilir, yeniden bir görüş alınması talep edilebilir fakat, sunulan raporlar, görüşler aleyhlerine olan bu görüşü sunan kişilere hakaret dâvâsı, kişilik haklarının ihlâli gibi gerekçelerle dâvâ açmaz. Çünkü bu husus yargılama aşamasında ileri sürülen taraf iddialarının mahkeme önünde ispatlanabilmesi ile ilgilidir. Dolayısıyla, dâvâcı taraf da bu husus da hukukî bir alt yapısı ve gerekçesi olmadan müvekkilime dâvâ açması kabûl edilebilir bir durum değildir.

Üstün Akmen vekili Avukat Devrim Avcı Özkurt'a karşı yanıt:

4 - Üstün Akmen ile Devrim Avcı Özkurt baş başa verip, dilekçe yazmaya çalışırlarken, yine kişilik haklarıma saldırı düzenlemeye başlamışlardır. Nasıl? Uzun uzun yazmaya gerek duymuyorum. 4. maddenin sonundaki tümceyi okunur hâle getiriyorum: "HÜSEYİN HİLMİ BULUNMAZ, DÂVÂ AÇAMAZ!" Beni 150 adliye dosyasıyla boğmak isteyen 1101 kişi ve örgüte karşı, avukat tutma gereği duymadan kendimi savunabildim!... Dâvâ açarken mahkemelere sunduğum dâvâ dosyalarının içeriğine iyice bakıldığında, Türkiye'deki bütün avukatlardan daha nitelikli savunma yapabildiğim, dâvâ açabildiğim kendiliğinden hemen ortaya çıkacaktır!...

Dâvâlı Üstün Akmen vekili Avukat Devrim Avcı Özkurt dedi ki:

5) Dâvâcının dâvâ dosyasına sunulan hukukî mütalâa ile ne gibi manevî zarar gördüğü de açık değildir. Kanunen tanınan yasal bir hakkın kullanılması manevî tazminat talep hakkını doğurmamaktadır.

Üstün Akmen vekili Avukat Devrim Avcı Özkurt'a karşı yanıt:

5 - Akmen'le Av. Devrim Avcı Özkurt "kopyala - yapıştır" yöntemiyle dilekçe yazdıkları için 5. maddede bana resmen "İFTİRA" atmaktalar!... Ben, yüzlerce sayfayla bir dâvâ dosyası sunup, gördüğüm manevî zararı kılı kırka yararak gerekçelendiriyorum. Bunlar, hukukla dalga geçer gibi, "kopyala - yapıştır" yöntemiyle dilekçe yazıyorlar. Bunu kınıyorum... Üstün Akmen, bırakın her şeyi bir yana, bana karşı 1101 imzâlı bir LİNÇ KAMPANYASI düzenlemişti. Bunun dışında ve bununla birlikte LİNÇ KAMPANYASI süreciyle 150 civarındaki adliye dosyasıyla boğuşmak zorunda bırakıldım. Daha birçok zararım var ama Sayın Mahkeme ve Sayın Yargıç için bunlar bile yeterli gerekçelerdir. Ancak, Sayın Yargıç, dosyanın genişletilmesini isterse, daha binlerce sayfa belge sunabilirim...

Dâvâlı Üstün Akmen vekili Avukat Devrim Avcı Özkurt dedi ki:

6) Medenî Kanun'un 24. Maddesi ikinci fıkrasında "kişilik hakkı zedelenen kimsenin rızası, daha üstün nitelikte özel ve kamusal yarar ya da kanunun verdiği yetkinin kullanılması sebeplerinden biri ile haklı kılınmadıkça..." diyerek bu durumlarda hukuka aykırılık durumunun olmayacağını kurala bağlamıştır. Müvekkilim, kanunun verdiği yetkiyi kullanmıştır. Dolayısıyla, eylemi hukuka uygundur.

Üstün Akmen vekili Avukat Devrim Avcı Özkurt'a karşı yanıt:

6 - Sanki sayın Yargıçlar hiçbir şey bilmiyormuş gibi, bâzı tartışmalı yasa maddelerini sıralayarak, Yargıçları olumsuz havaya sokmak istiyorlarmış gibi dilekçe yazan avukatları görünce, inanınız çok üzülüyorum! Hukuku yalnızca bir usûl olarak görerek, öyle göstermek, hem "diyalektik hukuk" ve hem de "çağcıl hukuk" mantığına aykırı bir tutumdur... Üstün Akmen kendisine hiçbir yetki verilmeden bana karşı düzenlediği tam 1101 imzâlı iğrenç "ENTELEKTÜEL VE HUKUKSAL LİNÇ KAMPANYASI" hukuksuzluğuna yepyeni bir hukuksuzluk sayfası eklemek için, (BANA ASLA GÖNDERİLMEYEN) bir "İFTİRA MÜTALÂASI" yazmıştır!

Gereğinin yapılmasını saygılarımla arz ve talep ederim. 12 Ekim 2015


HÜSEYİN HİLMİ BULUNMAZ

***

Ayrıca bakınız:

Av. Devrim Avcı Özkurt, İFTİRA MÜTALÂACISI Üstün Akmen'i savundu!

11 Ekim 2015 Pazar

Mustafa Şükrü Demirkanlı'nın vekili Av. Reyhan Kayışlı, bizden izleniyor!

Bu linki mutlaka tıklayınız: Avukat Reyhan Kayışlı


***

T.C.
İSTANBUL
CUMHURİYET BAŞSAVCILIĞI
GENEL SORUŞTURMA BÜROSU


SORUŞTURMA NO: 2013/77328
KARAR NO: 2014/509

KOVUŞTURMAYA YER OLMADIĞINA DÂİR KARAR

DÂVÂCI: KAMU HUKUKU
MÜŞTEKİ: REYHAN KAYIŞLI
ŞÜPHELİ: HÜSEYİN HİLMİ BULUNMAZ
SUÇ: HAKARET
SUÇ TARİHİ VE YERİ: 28/05/2013 İSTANBUL / FATİH

SORUŞTURMA EVRAKI İNCELENDİ:

Müşteki Mustafa Şükrü Demirkanlı'nın vekili olduğunu, onun adına İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı 2013/4849 Soruşturma No'lu evrakta müşteki vekili olduğunu, İstanbul 10. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2012/650 Esas No'lu dosyada dâvâcı vekili, İstanbul 6. Asliye Hukuk Mahkemesi'nde dâvâlı vekili, yine İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 2012/170903 Soruşturma No'lu evrakta şikâyetçi vekili olduğunu belirttiği dosyalarda Mustafa Şükrü Demirkanlı adına iş yapmaya başladıktan sonra, şüphelinin http://tiyatroyun.blogspot.com adlı sitede şahsıyla ilgili yayınlar yapmaya başladığını, şahsına ait fotoğraf ve özgeçmişini yayınlayarak, kişisel verilerini izinsiz aldığını, yazdığı yazılarda ve belirttiği dosyalarda mahkemeye yazıp verdiği dilekçelerde şahsına hakaret edici söz ve yazıların bulunduğunu iddia ve şikâyet ettiği,

Şüpheli, müştekiye ait resim ve kişisel bilgilerin www.google.com adlı sosyal paylaşım sitesinde herkesin görebileceği şekilde ve herhangi bir şifre kırmadan aldığını, yazılarında kullandığını, bu nedenle kişisel veriyi hukuka aykırı olarak kaydedip kullanmadığını, gerek yazılarında, gerekse mahkemeye verdiği dilekçelerinde müştekiye hakaret etmediğini belirttiği,


Şüphelinin yazdığı yazılarda müştekinin kişisel verilerini hukuka aykırı olarak aldığına dâir delil bulunmadığı, ayrıca şüphelinin yazdığı yazılarda müştekiye hakaret içeren yazı bulunmadığı, mahkeme ve savcılığa yazdığı yazılarda da iddia ve savunma, dâvâcı dâvâlı durumlarında yazdığı yazılarda da hakaret kastıyla yazdığına dâir delil bulunmadığı,


Bu nedenle, şüpheli hakkında KOVUŞTURMAYA YER OLMADIĞINA, kararın müştekiye ve şüpheliye tebliğine, 15 gün içinde Bakırköy Ağır Ceza Mahkemesi'ne itirazı kâbil olmak üzere Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 172. ve 173. maddeleri gereğince karar verildi. 02/01/2014



AHMET KELEBEK 26233
İstanbul Cumhuriyet Savcısı
e-imzalıdır

7 Eylül 2015 Pazartesi

Ömer Faruk Kurhan'ın dâvâ yoldaşı Duygu Dalyanoğlu'na hukuk dersi!...

T.C.
İSTANBUL
71. ASLİYE CEZA MAHKEMESİ YARGIÇLIĞI'NA


DOSYA NO: 2014/375 Esas


KONU: Sunduğum gerekçeler doğrultusunda savunma yapma isteğim...

1 - Evrensel işim gereği, sürekli olarak "yurt dışı"na çıkmak zorundayım.
2 - Bana karşı bir ENTELEKTÜEL LİNÇ KAMPANYASI düzenlendi.
3 - 30 Temmuz - 4 Eylül 2015'te Küba'da araştırmalar yapmam gerekti...
4 - 8 - 21 Eylül 2015'te Çin'deki ve Tayland'daki fuarlarda bulunacağım...
5 - Duygu Dalyanoğlu, 1101 imzâlı "LİNÇ KAMPANYASI" önderidir...
6 - LİNÇ KAMPANYASI imzâcılarıyla aramda yaklaşık 150 dosya var!
7 - Bütün bu nedenlerle gerçek savunma yapma gücüne sahip olamadım!
8 - Yukarıdakilerin belgelerini Sayın Mahkeme'ye ek hâlinde sundum!

Gereğinin yapılmasını saygılarımla arz ve talep ederim... 8 Eylül 2015


HÜSEYİN HİLMİ BULUNMAZ

***

Ayrıca bakınız:

Bulunmaz, Duygu Dalyanoğlu ile Av. Fırat Kuyurtar'a hukuk dersi verdi...

9 Temmuz 2015 Perşembe

İstanbul 60. Asliye Ceza Mahkemesi yargılamadan hapis cezası verdi!...

T.C.
YARGITAY BAŞKANLIĞI 
CUMHURİYET BAŞSAVCILIĞI'NA GÖNDERİLMEK ÜZERE

T.C.
İSTANBUL
60. ASLİYE CEZA MAHKEMESİ YARGIÇLIĞI'NA


Dosya No: 2015/8 E., 2015/643 K., Savcılık E. Numarası 2014/51938

Konu: Dâvânın Yargıtay'da duruşmalı olarak incelenmesi istemimdir.

1 - Daha önce verdiğim savunma ve yardımcı dilekçelerinde durumu net ve oldukça somut olarak anlattığım için, ayrıntılı dilekçe yazmak yerine, yeni belgeler sunuyorum... YARGITAY İLÂMI metninde de görüldüğü gibi duruşmalı yargılamada kendimi çok daha rahat ifade edebiliyorum! 

2 - Ülkemizin "Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi"nde zorda kalmaması için duruşmalı olarak yargılanmayı istiyorum. "Sayın Başkanlığınız" makamında incelenmekte olan dâvâ dosyasının tümel hukuk mantığıyla ele alınmayarak, tikel hukuk mantığıyla ele alınması söz konusu olursa, bundan olağanüstü üzüntü duyacağımı, hukukun üstünlüğü ilkesinin "niteliği"ni yeniden düşünmeye başlayacağımı belirtmeme izin veriniz! Bu nedenle, "UYAP"taki "Hüseyin Hilmi Bulunmaz" dosyalarının incelenmesini istemekle birlikte bâzı dosyaların bilgilerini sunuyorum:

- Yargıtay 4. Hukuk Dairesi Esas No: 2013/15222 Karar No: 2014/10691
- Yargıtay 4. Hukuk Dairesi Esas No: 2014/14936 Karar No: 2014/15540
- Yargıtay 4. Hukuk Dairesi Dosya no: 2014/11696  Karar No: 2015 4333

- İstanbul 1. Sulh Ceza Mahkemesi Dosya No: 2010/8930 Esas
- İstanbul 2. Sulh Ceza Mahkemesi Dosya No: 2012/663 Esas
- İstanbul 2. Sulh Ceza Mahkemesi Dosya No: 2013/523 Esas
- İstanbul 3. Sulh Ceza Mahkemesi Dosya No: 2010/8 Esas
- İstanbul 7. Sulh Ceza Mahkemesi Dosya No: 2011/217 Esas
- İstanbul 7. Sulh Ceza Mahkemesi Dosya No:2013/1056 Esas
- İstanbul 10. Sulh Ceza Mahkemesi Dosya No: 2012/1758 Esas
- İstanbul 12. Sulh Ceza Mahkemesi Dosya No: 2012/664 Esas
- İstanbul 22. Sulh Ceza Mahkemesi Dosya No: 2013/518 Esas
- İstanbul 22. Sulh Ceza Mahkemesi Dosya No: 2013/551 Esas
- İstanbul 27. Sulh Ceza Mahkemesi Dosya No: 2012/943 Esas
- İstanbul 27. Sulh Ceza Mahkemesi Dosya No: 2013/166 Esas
- İstanbul 35. Sulh Ceza Mahkemesi Dosya No: 2011/3218 Esas
- İstanbul 35. Sulh Ceza Mahkemesi Dosya No: 2011/3131 Esas
- İstanbul 35. Sulh Ceza Mahkemesi Dosya No: 2012/260 Esas
- İstanbul 35. Sulh Ceza Mahkemesi Dosya No: 2013/268 Esas
- İstanbul 35. Sulh Ceza Mahkemesi Dosya No: 2013/311 Esas

- İstanbul Anadolu 5. Sulh Ceza Mahkemesi Dosya No: 2013/698 Esas
- İstanbul Anadolu 40. Sulh Ceza Mahkemesi Dosya No: 2013/854

- İstanbul 9. Asliye Ceza Mahkemesi Dosya No: 2010/337 Esas
- İstanbul 9. Asliye Ceza Mahkemesi Dosya No: 2010/445 Esas
- İstanbul 13. Asliye Ceza Mahkemesi Dosya No: 2015/25 Esas
- İstanbul 17. Asliye Ceza Mahkemesi Dosya No: 2014/242 Esas
- İstanbul 24. Asliye Ceza Mahkemesi Dosya No: 2013/201 Esas
- İstanbul 35. Asliye Ceza Mahkemesi Dosya No: 2015/17 Esas
- İstanbul 40. Asliye Ceza Mahkemesi Dosya No: 2013/399 Esas
- İstanbul 42. Asliye Ceza Mahkemesi Dosya No: 2015/111 Esas
- İstanbul 48. Asliye Ceza Mahkemesi Dosya No: 2015/44 Esas
- İstanbul 58. Asliye Ceza Mahkemesi Dosya No: 2014/504 Esas
- İstanbul 59. Asliye Ceza Mahkemesi Dosya No: 2014/309 Esas
- İstanbul 64. Asliye Ceza Mahkemesi Dosya No: 2014/366 Esas
- İstanbul 69. Asliye Ceza Mahkemesi Dosya No: 2014/987 Esas
- İstanbul 71. Asliye Ceza Mahkemesi Dosya No: 2014/375 Esas
- İstanbul 76. Asliye Ceza Mahkemesi Dosya No: 2014/400 Esas

- İstanbul 3. Asliye Hukuk Mahkemesi Dosya No: 2015/261 Esas
- İstanbul 4. Asliye Hukuk Mahkemesi Dosya No: 2010/278 Esas
- İstanbul 6. Asliye Hukuk Mahkemesi Dosya No: 2012/481 Esas
- İstanbul 8. Asliye Hukuk Mahkemesi Dosya No: 2013/400 Esas
- İstanbul 9. Asliye Hukuk Mahkemesi Dosya No: 2013/423 Esas
- İstanbul 9. Asliye Hukuk Mahkemesi Dosya Not: 2015/280 Esas
- İstanbul 10. Asliye Hukuk Mahkemesi Dosya No: 2012/650 Esas
- İstanbul 10. Asliye Hukuk Mahkemesi Dosya No: 2015/268 Esas
- İstanbul 18. Asliye Hukuk Mahkemesi Dosya No: 2014/179 Esas
- İstanbul 20. Asliye Hukuk Mahkemesi Dosya No: 2013/167 Esas
- İstanbul 20. Asliye Hukuk Mahkemesi Dosya No: 2015/297 Esas
- İstanbul 21. Asliye Hukuk Mahkemesi Dosya No: 2013/218 Esas
- İstanbul 23. Asliye Hukuk Mahkemesi Dosya No: 2013/205 Esas
- İstanbul 23. Asliye Hukuk Mahkemesi Dosya No: 2013/230 Esas
- İstanbul 23. Asliye Hukuk Mahkemesi Dosya No: 2013/312 Esas
- İstanbul 24. Asliye Hukuk Mahkemesi Dosya No: 2013/205 Esas
- İstanbul 25. Asliye Hukuk Mahkemesi Dosya No: 2013/78 Esas

- İzmir Karşıyaka 3. Sulh Ceza Mahkemesi Dosya No: 2012/289 Esas
- Manisa Soma Sulh Ceza Mahkemesi Dosya No: 2011/578 Esas
- Trabzon 3. Sulh Ceza Mahkemesi Dosya No: 2012/256 Esas
- Soma 2. Asliye Ceza Mahkemesi Dosya No: 2014/1168 Esas
- İzmir Karşıyaka 1. Asliye Hukuk Mahkemesi Dosya No: 2012/597 Esas

- İstanbul 12. Sulh Ceza Mahkemesi Değişik İş No: 2013/631 D. İş
- İstanbul 15. Sulh Ceza Mahkemesi Değişik İş No: 2012/899 D. İş
- İstanbul 28. Sulh Ceza Mahkemesi Değişik İş No: 2011/469 D. İş
- İstanbul 29. Sulh Ceza Mahkemesi Değişik İş No: 2013/397 D. İş 
- İstanbul 36. Sulh Ceza Mahkemesi Değişik İş No: 2013/518 D. İş
- İstanbul 51. Asliye Ceza Mahkemesi Değişik İş No: 2014/187 D. İş
- İst. Kadıköy 1. Asliye Ceza Mahkemesi Değişik İş No: 2010/236 D. İş
- İzmir Karşıyaka 3. Sulh Ceza Mahkemesi Değişik İş No: 2011/536 D. İş

- İstanbul 20. Sulh Ceza Mahkemesi İddianâme Değerlen. No: 2014/311

- İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Soruşturma No: 2013/72962
- İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Soruşturma No: 2013/171808
- İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Soruşturma No: 2013/23184
- İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Soruşturma No: 2013/155837
- İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Soruşturma No: 2013/75791
- İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Soruşturma No: 2013/77328
- İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Soruşturma No: 2014/66931
- İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Soruşturma No: 2014/692
- İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Soruşturma No: 2013/181369

- Ankara 9. İdare Mahkemesi Dosya No: 2013/306 Esas 2013/387 Karar

- İstanbul Barosu Başkanlığı Dosya No: 2012/Ş. 1020

3 - İstanbul 60. Asliye Ceza Mahkemesi, "soyut betimleme ve bilim dışı" BİLİRKİŞİ RAPORU metnine yaslanmakla birlikte, MÜKERRER bir karar vermiş ve böylece HUKUKA AYKIRI davranmıştır... Sunduğum İstanbul 1. Sulh Ceza Mahkemesi Dosya No: 2010/8385 ve İstanbul 35. Sulh Ceza Mahkemesi Dosya No: 2011/3131 inceleme altına alındığında, İstanbul 60. Asliye Ceza Mahkemesi'nin, yine MÜKERRER yargılama yaptığı, aslında "yargılama yapmadığı" kendiliğinden ortaya çıkacaktır!

4- Ülkemin içinden geçtiği hukuk bunalımına karşın vereceğiniz nesnel, tümel karara saygı duyacağımı hemen ifade edip, hakkımda düzenlenen iğrenç "ENTELEKTÜEL VE HUKUKSAL LİNÇ KAMPANYASI" mantığının İÇTİHADA geçmesini arzu ediyorum! Bunun biricik nedeni gelecek kuşaklara hukuksal ve toplumsal bir iletide bulunma isteğimdir! 

Gereğinin yapılmasının saygılarımla arz ve talep ederim. 10/07/2015


HÜSEYİN HİLMİ BULUNMAZ