Özdemir Nutku sorgusu için yayınlar alaka düzeyine göre sıralanmış olarak gösteriliyor. Tarihe göre sırala Tüm yayınları göster
Özdemir Nutku sorgusu için yayınlar alaka düzeyine göre sıralanmış olarak gösteriliyor. Tarihe göre sırala Tüm yayınları göster

17 Şubat 2009 Salı

İATP-G “Bazı” İnsan Hakları İhlallerine Karşı

Feridun Çetinkaya
17 Şubat 2009



İstanbul Alternatif Tiyatrolar Platformu – Girişim (İATP-G) adlı tiyatro inisiyatifinin www.iatp-web.org adresindeki internet sitesinde peş peşe yayımlanan İATP-G imzalı bazı bildirilerde, “Bu ne perhiz bu ne lahana turşusu” dedirten çifte standartlı bir yaklaşım sergilendiği görülüyor.

İnisiyatif üyelerinden Bülent Sezgin’in, kişisel imzasıyla 23 Ocak 2009 günü İATP-G sitesinde yayımladığı, “‘Tiyatro Dünyası’ niçin üç maymunu oynuyor?” başlıklı yazısının hemen ardından, İATP-G’nin 25 Ocak’ta yayımladığı ve "Tiyatro Dünyası" sitesi editörü Can Törtop ile "Tiyatronline" sitesi editörü Yaşam Kaya’yı haklı olarak eleştirdiği, “Tiyatro Haber-Yorum Sitelerinden Tacize ve Sansüre Destek” başlıklı bildirisi şu sözlerle bitiyor:

..........“12 Eylül’den beri ağır bir faşist müdahaleyi ve kuşatmayı yaşayan Türkiye tiyatrosunda sıradanlaşan bu jestler karşısında vicdani bir duruşun örgütlenmesi acil ve sürekli bir gereksinime dönüşmüştür. İnternet ortamında tiyatro yayıncılığını site ağalığı ile karıştıran zihniyetin teşhiri ve okurların uyarılması önemlidir diyerek bu bildiriyi yayımlıyoruz.”

Ne var ki, bu yerinde tespiti yapan aynı İATP-G, 5 Şubat 2009 günü yayımladığı “İATP-G İnsan Hakları İhlallerine Karşıdır!” başlıklı bildirisinde, eleştirdiği türden bir “site ağalığı”na imza atıyor.

Bu bildirisinde, tiyatro gündemindeki hemen her konuya ilişkin görüşünü ve tavrını açıkça ortaya koyan, kamuoyuyla paylaşan “İATP-G inisiyatifi”, (Bulunmaz Tiyatro Sanat Yönetmeni ve Tiyatroyun internet sitesi editörü Hilmi Bulunmaz’ın, “‘Tiyatroda Taciz’, ‘Özdemir Nutku iftirası’, ‘TAKSAV'ın Talat Sait Halman skandalı’... gündemden düşmemeli!...” başlıklı yazısı 9 Ocak 2009 günü, İATP-G sitesinde yayımlamış olmasına rağmen) Türkiye’deki yozlaşmış hâkim tiyatro düzeni ve anlayışının en ibretlik kanıtı olan ve tiyatro yazarı Coşkun Büktel’in deyimiyle “balığın nasıl ‘baştan’ koktuğunu teşhir eden” “Özdemir Nutku Skandalı” ile Hilmi Bulunmaz’ın dikkat çektiği “TAKSAV'ın Talat Sait Halman Skandalı”nı ise ısrarla yok saymayı, görmezden gelmeyi sürdürüyor.

Hatırladığım kadarıyla, bugüne dek yayınladığı “bildirilerde” bu skandalların adını bir tek kez olsun anmayan “İATP-G inisiyatifi”, nedense bu skandallara herhangi bir biçimde, lehte ya da aleyhte, atıfta dahi bulunmuyor. Nedense bu skandallarla ilgili herhangi bir inisiyatif bir görüşü ortaya koymuyor.

Oysa, İATP-G’nin önde gelen isimlerinden Ömer F. Kurhan bile, insan hakları ihlallerine karşı tavır alan bu bildiriden daha birkaç hafta önce, 12 Ocak 2009 günü, İATP-G sitesinde kişisel imzasıyla yayımladığı, “Hilmi Bulunmaz’a Yanıt: Tiyatro Alanında Hak ve Özgürlükler Mücadelesi” başlıklı yazısında, (her ne kadar, “temkinli” davranıp “Bu sonuca kesin delillerden ulaştığımı söyleyemem” çekincesini koymuş olsa da) “Özdemir Nutku Skandalı”nı, en azından, ifade özgürlüğünün engellenmesi ya da kısıtlanması çerçevesinde de ele alınabilecek bir “yazar hakları ihlali” olarak değerlendirdiğini beyan ediyor:

..........“Coşkun Büktel’in kişisel sitesinde düzenli olarak gündemde tutulan ’Özdemir Nutku Skandalı’nı ele alacak olursam, bu skandal tabii ki çok daha kapsamlı bir olayın bir ayağını oluşturuyor. Bu olay, yeri geldiğinde geçmişte de altını çizmeye çalıştığım gibi, yazar haklarının ihlalidir – ki bu ihlal, ifade özgürlüğünün engellenmesi ya da kısıtlanması çerçevesinde de ele alınabilir.”

Buna rağmen, insan hakları ihlallerine karşı olduğunu ilan ettiği bildirisinde “Özdemir Nutku Skandalı”nın adını bile anmayan “İATP-G inisiyatifi”, ya Kurhan’ın “Özdemir Nutku Skandalı” hakkındaki “ifade özgürlüğünün engellenmesi ya da kısıtlanması çerçevesinde de ele alınabilecek bir yazar hakları ihlali” görüşüne dahi katılmıyor ya da “ifade özgürlüğünün engellenmesi ya da kısıtlanması” ile “yazar hakları ihlallerini” insan hakları ihlalinden saymıyor.

Kaldı ki, Kurhan’ın “yazar hakları ihlali” nitelemesi de esasen “Özdemir Nutku Skandalı”na yönelik çarpık bir bakış açısını ortaya koyuyor: Skandalın gerçek boyutunu, önemini ve vahametini yadsımak anlamına geliyor.

Kurhan’ın “Özdemir Nutku Skandalı” değerlendirmesi “esas” yönünden olduğu kadar, “usül” yönünden de çok sorunlu görünüyor.

Kurhan, “Özdemir Nutku Skandalı”na ilişkin değerlendirmesinin hemen başında, bu konuya hiç de nesnel ve olgusal bir tutumla yaklaşmadığını şu sözleriyle ortaya koyuyor:

..........“Özdemir Nutku’nun görüntü ve ses kaydı da yayımlanan ‘Theope’ ile ilgili söyledikleri kendi başına ve kelimesi kelimesine ele alındığında gerçekten de bir hırsızlık suçlaması içermiyor. Özdemir Nutku sadece bir benzerlik var mı yok mu araştırılmasında fayda var diyor.”

Nedense Kurhan, tiyatro profesörü Özdemir Nutku’nun “Theope” ile ilgili ne söylediğini bire bir alıntılamak (iktibas etmek) yerine, Nutku’nun zaten hepi topu üç satırlık bu ifadesini, kafasına göre, “Özdemir Nutku sadece bir benzerlik var mı yok mu araştırılmasında fayda var diyor” biçiminde “özetleyerek” (daha doğrusu tamamen çarpıtarak) okurlara dolaylı biçimde aktarmayı tercih ediyor.

Oysa, Nutku’nun “Theope” hakkında söylediği, mealen aktarılmaya, özetlenmeye gerek duyulmayacak kadar kısa, üstelik çok açık ve çok net.

Ayrıca, bugün artık internet üzerinden de bir “tıkla kolayca ulaşılabilen “Özdemir Nutku Skandalı”nın görüntülü CD kaydında, Nutku’nun “Theope” hakkında gerçekte ne söylediği de nasıl söylediği de açıkça görülebiliyor. Kurhan, Nutku’nun “Theope” hakkında gerçekte tam olarak ne söylediğine okurların kendi gözleri ve kulaklarıyla tanıklık edebileceği bu video kaydına link vermeye ya da herhangi bir biçimde yönlendirme yapmaya da gerek duymuyor.

Peki Nutku “Theope” hakkında nerede, ne zaman, gerçekte tam olarak ne söylemişti? Bakalım ne söylemiş:

Mayıs 2005’te Ankara’da düzenlenen Devlet Tiyatroları (DT) Koordinasyon Toplantısı’nda, DT sanatçısı Şahin Ergüney söz alıyor ve Coşkun Büktel’in on beş yıldır Devlet Tiyatroları repertuvarında yer alan “Theope” adlı oyununun her bakımdan yetkin bir oyun olduğu halde, on beş yıldır DT’de hiç sahnelenmemiş olmasına dikkat çekiyor. O toplantıya DT Edebi Kurul Başkanı unvanıyla başkanlık eden tiyatro profesörü Özdemir Nutku da, Theope ile ilgili tam olarak, kelimesi kelimesine şunları söyleyip konuyu kapatıyor:

..........“....şimdi efendim bir de, bir dikkatini çekmek istiyorum. Hiç bir şeyle itham etmiyorum. Fransızca’da 16.yüzyılda yazılmış Theope diye bir oyun var. Özellikle Fransız filolojisinden ve Fransız dilini bilenler onu biraz şey etmeliler yani, bir bakmalılar. Aradaki benzerliği görmek için. Teşekkür ederim...”

İşte, Nutku’nun “Theope” hakkında bütün söylediği bundan ibaret: Kurhan’ın yaptığı gibi özetlemeyi, mealen aktarmayı gerektirmeyecek kadar kısa, açık ve net.

Görüldüğü üzere, Kurhan’ın ileri sürdüğünün tersine, Nutku hiç de “sadece” “bir benzerlik var mı yok mu araştırılmasında fayda var” demiyor. Hatta hiç böyle bir şey demiyor.

Dahası ve de en önemlisi; Nutku, “Fransızca’da 16. yüzyılda yazılmış Theope diye bir oyun var” iddiasını ortaya atıyor.

Hem “sadece” bununla da kalmıyor: Kurhan’ın “Özdemir Nutku sadece bir benzerlik var mı yok mu araştırılmasında fayda var diyor” iddiasını açıkça yalanlarcasına ve hiç de masum sayılamayacak bir biçimde, işini şansa bırakmadan, “Fransız filolojisinden ve Fransız dilini bilenler onu biraz şey etmeliler yani, bir bakmalılar. Aradaki benzerliği görmek için” diye eklemeyi de ihmal etmiyor.

Neyi “görmemiz” için tavsiyede, öğütte bulunuyor Nutku: “Aradaki benzerliği”... Hangi benzerlikten söz ediyor acaba Nutku?

Tabii ki, 16. yüzyılda yazılmış olduğunu iddia ettiği Fransızca “ikinci Theope” ile Coşkun Büktel’in Theope’si arasındaki benzerlikten...

Demek ki neymiş: Nutku, hiç de “sadece bir benzerlik var mı yok mu araştırılmasında fayda var” falan dememiş. Bu asılsız ifade düpedüz Nutku’yu hırsızlık suçlamasında bulunmuş olmaktan daha işin en başında tenzih etmek için, bizzat Kurhan tarafından “uydurulmuş”.

Halbuki Nutku, alenen ve kasıtlı olarak, “Theope”nin özgünlüğü konusunda şaibe yaratmak, yazarı Coşkun Büktel’i zan altında bırakmak için somut ve kesin bir “ikinci Theope” iftirası ortaya atıyor.

Profesör Nutku, bu “ikinci Theope” iddiasının üzerinden yaklaşık dört yıl geçmiş olmasına rağmen, Büktel, ta Eylül 2005’te yayımladığı “Özdemir Nutku Yalan Söylemediyse Belge Göstermelidir” başlıklı yazısında, Nutku’yu “ikinci Theope” iddiasını belgelemeye davet etmiş olmasına rağmen, bu davetin gereğini yerine getiremiyor ve kendini iftiracı durumuna düşürüyor.

Varlığını iddia ettiği “ikinci Theope”yi yaklaşık dört yıldır bir türlü ortaya koyamayan Nutku, 16. Yüzyılda yazıldığını söylediği o “ikinci Theope”nin varlığına delalet eden bir tek belge, bir tek kaynak dahi gösteremiyor.

Dolayısıyla, Nutku’nun bakılmasını öğütlediği “aradaki benzerliği”, bırakın “görmeyi”, böyle bir benzerlik olup olmadığına “bakmak” bile mümkün olamıyor.

Çünkü “aradaki benzerliği görmek için” Fransız filolojisinden ve Fransızca bilenlere “ikinci Theope“ye bakma ödevini veren profesör Nutku, o “ikinci Theope”nin izini hangi kaynakta bulabileceklerine dair yaklaşık dört yıldır ser verip sır vermiyor.

Sonuçta, tiyatro profesörü Özdemir Nutku’nun, varlığı kesin olan tek “Theope” hakkında kasten şaibe yaratmak amacıyla, düpedüz iftira attığı kabak gibi ortaya çıkıyor.

Tiyatro profesörü Nutku, aradan yaklaşık dört yıl geçtiği halde, ne bugüne dek kanıtlayamadığı “ikinci Theope” iddiasını geri çekiyor, ne de ortaya çıkıp, zan altında bıraktığı Coşkun Büktel’den herhangi bir şekilde özür diliyor. Bu durumda, Nutku’nun dört yıl önce, Theope’nin özgünlüğü konusunda yarattığı şaibe öylece ortada duruyor, yazarı Coşkun Büktel’i (yalnızca bir kısım insanların indinde de olsa) zan altında bırakmaya devam ediyor.

Gel gelelim, bütün bu apaçık belgelenmiş tabloya, bütün bu verilere, CD kaydına rağmen, Nutku’nun “ikinci Theope” iftirasını Büktel’e karşı yazdığı “Coşkun Büktel’e Yanıt” başlıklı cevap yazısında teyit ederek itiraf da etmiş olmasına rağmen, hâlâ “kesin delil” olmadığını ima eden Ömer F. Kurhan, ne acayiptir ki, Nutku’nun “Theope” ile igili söylediklerinin (yani kesin delillerin) bir tek kelimesini dahi alıntılamaya da gerek duymuyor.

Kurhan, Nutku’nun söylediklerini bırakın “kendi başına ya da kelimesi kelimesine ele almayı”, hiçbir biçimde ele almıyor. Nutku’nun sözlerini (yani kesin delilleri) titizlikle okurlardan gizliyor. Kurhan’ın “Hilmi Bulunmaz’a Yanıt: Tiyatro Alanında Hak ve Özgürlükler Mücadelesi” başlıklı yazısındaki “Özdemir Nutku Skandalı” üzerine olan bölüme bir bakın bakalım: Herhangi bir şekilde, Nutku’nun “Theope” ile ilgili söylediklerinin bir tek kelimesine dahi yer veriyor mu? Nutku’nun söylediklerinden herhangi bir alıntı, bir tek alıntı dahi yapıyor mu? “Özdemir Nutku Skandalı”nda zurnanın zırt dediği yer olan, “ikinci Theope” iddiasından söz ediyor mu? Hayır, söz etmiyor.

Skandalın cereyan ettiği sahneyi, üşenmeden, hatta edebiyat yaparak, “(Şahin Ergüney), maruz kaldığı çapraz ateş altında ve tabii ki Özdemir Nutku’nun bitirici vuruşuyla ağır yaralı olarak geri çekiliyor” gibi ayrıntılara zaman ve yer ayırabilecek şekilde dramatik biçimde tasvir ettiği halde, sıra tam “iftira”nın bam teline, zurnanın zırt dediği yere geldiğinde Kurhan, el çabukluğu marifet, (Nutku’nun, üç yıldır varlığını belgeleyemediği, kanıtlayamadığı, haliyle doğru olmadığı anlaşılan) “Fransızca’da 16. yüzyılda yazılmış Theope diye bir oyun var” iddiasını, (sanki önemsiz bir ayrıntıymış gibi) hop diye, es geçiveriyor.

“Olgu ve belge”, “sentezleyici bir zihinsel eylem”, “yargı oluşturmak”, “akıl ve vicdanın devreye girmesi”, “olaysal bağlam” gibi birtakım fiyakalı sözler eden Kurhan’ın, “Özdemir Nutku Skandalı”yla ilgili yazdıkları arasında Nutku’nun “ikinci Theope” iddiasının esamesi okunmuyor.

Kurhan, zurnanın tam da zırt dediği yeri şu sözleriyle gürültüye getiriyor:

.........."Ardından Özdemir Nutku söz alıyor ve el çabukluğu marifet “Theope”yi bir anda şaibeli hale getiriyor, hem de akademik saygınlığını kullanarak. (Şaibenin hiçbir dayanağının olmadığı daha sonra anlaşılacak ve “Özdemir Nutku Skandalı” meydana gelecektir.)"

Değerlendirmesini “‘Theope’ vakasına ciddiyetle yaklaşmak gerekir” sözüyle noktalayan Kurhan, “Theope vakası”na hiç de ciddiyetle yaklaşmıyor. Açıkça bir şaibeden söz ettiği halde, Nutku’nun akademik saygınlığını kullanarak yarattığı şaibenin ne olduğunu bile bir türlü açıkça söylemiyor, şaibeyi bir türlü ismiyle cismiyle ortaya koymuyor: Şaibeyi bile “şaibeli” bırakıyor.

“Özdemir Nutku Skandalı”ndaki şaibe, skandalın kendisiyle ilgili değildir. Olay iki kere iki dört kadar kesin ve gerçek bir iftira olayıdır. Şaibe, bu gerçek iftiranın Büktel adı üzerinde yaratacağı olumsuzluktan ibarettir. Yoksa olayın (iftiranın) kendisinde herhangi bir şaibe mevcut değildir. Nutku’nun “ikinci Theope” iddiasıyla iftira etmiş olduğu, fizik dünyada mümkün en kesin delillerle ulaşılabilen apaçık bir gerçektir. Bu gerçeği (iftirayı) görmemeye çalışmak, entelektüel akla ve ahlâka yapılabilecek en büyük küfürdür.

Gerçekleri ve hakikati doğru bir biçimde yansıtmayarak “Özdemir Nutku Skandalı”nın gerçek boyutunu, anlamını, önemini ve vahametini yadsıyan, yani aslında gerçek “Özdemir Nutku Skandalı”nı okurlardan gizleyen Kurhan hâlâ ne diyor:

..........“Özdemir Nutku’nun görüntü ve ses kaydı da yayımlanan Theope ile ilgili söyledikleri kendi başına ve kelimesi kelimesine ele alındığında gerçekten de bir hırsızlık suçlaması içermiyor.”

El insaf! Nutku’nun Theope ile ilgili söyledikleri “hırsızlık suçlaması içermiyor” da, ne içeriyor? Daha ne içermesi lazım, daha ne içermesi gerekiyor? Yalan içeriyor mu? İftira içeriyor mu? Şaibe içeriyor mu? Bir tiyatro yazarını haksız biçimde zan altında bırakmayı içeriyor mu? Yalan söyleyerek kara çalmayı içeriyor mu? Bir tiyatro profesörü olan Özdemir Nutku’nun iftira ederek tiyatro yazarı Coşkun Büktel’i zan altında bırakmasını, oyunu “Theope”nin özgünlüğü konusunda şaibe yaratmasını içeriyor mu mesela(?)

Bütün bu somut ve kesin delillere rağmen, Nutku’nun “Theope” hakkında söyledikleri “hırsızlık suçlaması içermiyor” demek gerçeklere ne kadar aykırıysa, “Özdemir Nutku Skandalı”nı bir “yazar hakları ihlali” olarak niteleyip geçmek de akla ve vicdana aynı derecede aykırıdır.

“Özdemir Nutku Skandalı”nı bir “yazar hakları ihlali” diye kestirip atmanın, faili belli, tanıkları ve kanıtları ortada olan bir suça “faili meçhul” muamelesi yapıp rafa kaldırmaktan herhangi bir farkı var mı? Delilleri açıkça ortadan olan bir suçu tüm çıplaklığıyla teşhir edip failinden bu suçun hesabını sormak yerine, kaçamak bir dille, üstelik kesin delillere dayanmıyor çekincesini koyarak, bunun bir “hak ihlali” olduğunu söyleyip geçmek ne kadar insafsızlıksa, “Özdemir Nutku Skandalı”nın bir “yazar hakları ihlali” olduğunu söyleyip geçmek de o kadar insafsızlıktır.

“Özdemir Nutku Skandalı”nı Türkiye tiyatrosunda “balığın ‘baştan’ koktuğunu teşhir eden” bir kanıt olarak niteleyen Büktel, yıllardır, sadece yazarlık hakkının hesabını sormuyor ki; Tiyatro profesörü Nutku’ya çirkin iftirasının, gerçekte tiyatroya ihanetinin, Devlet Tiyatroları Edebi Kurul Başkanı olarak, tiyatro profesörü unvanını taşıyan biri kişi olarak Türkiye tiyatrosuna ihanetinin “hesabını soruyor”.

Büktel, kesin delilleri ve kanıtları apaçık ortada olan bu iftira, yalan ve haksızlık karşısında üç maymunu oynayan tiyatro insanlarından “hesap soruyor”, onların tiyatroculuğunu mahkûm ediyor. Ta 2006 Haziran’ında yayımladığı “Özdemir Nutku İnsanların Yüzüne Nasıl Bakabiliyor?” başlıklı yazısında bu skandalın neden sadece “bir yazar hakları ihlali”ne indirgenemeyeceğini çok açık bir biçimde ortaya koyuyor:

..........“(...) Özdemir Nutku, sessizliğe gömüldü. Yani sayın Nutku, bugün dahi, hâlâ, resmi DT toplantısında varlığını iddia ettiği ikinci Theope’nin belgesini ya da kaynağını gösterebilmiş veya Büktel’e karşı işlediği suçu kabul ederek özür dilemiş değildir. Ve Theope, bugün dahi, hâlâ, DT sahnelerine çıkarılmamakta ve DT yönetimleri, fosil yazarları zengin eden geleneksel halk düşmanı tutumunu, bugün dahi, hâlâ sürdürmektedir.

..........Kesin delillerle (CD kasetiyle) saptanmış böylesine vahim ve kasıtlı bir haksızlık (skandal) karşısında bile tepkisiz kalarak, haksızlık eden profesörün haksızlığını pasif biçimde desteklemiş ve (sırf nitelikli ve dürüst eleştirileri yüzünden zaten yıllardır aforoz ettikleri) Büktel'in mağduriyetini bir kez daha üç maymun tavrıyla seyretmiş olan tiyatro insanlarımız (oyuncu, yönetmen, yazar, eleştirmen ya da akademisyenlerimiz) şu sıra, ödenekli tiyatrolardan devlet desteğini çekme (bir anlamda DT’yi kapatma) noktasına adım adım yaklaşan AKP’den yakınıyorlar. Tiyatro insanlarımız, yeterli donanıma, yeterli haklılığa ve yürek gücüne sahip olsaydılar, tiyatro sanatıyla halka öylesine tükenmez bir coşku, öylesine kalıcı bir heyecan ve sanatsal tutku aşılamış olurlardı ki; tiyatrocular iktidarlara değil, iktidarlar tiyatroculara yaranmak zorunda kalırdı. Tıpkı futbolculara yaranmak zorunda kaldıkları gibi...

..........Eğer tiyatro insanlarımız politik iktidarların sanata olumsuz müdahalelerini caydırmak için gerekli haklılığa ve yürek gücüne sahip olsalardı, Özdemir Nutku, yalanı ve iftirası CD kaydıyla kanıtlandıktan sonra, o yürekli insanlarımızın yüzüne bakamıyor olurdu. Suçunu kabul edip yaptığı haksızlığın mağdurundan özür dileyinceye kadar, tiyatro insanlarımız tarafından aforoz edilmiş olurdu. Ama tam tersine, tiyatro insanlarımız haksızlığın failini değil, haksızlığın mağdurunu aforoz ediyor. Yani Nutku’nun suçunu (yalan ve iftirayı) mazur ve meşru sayıyor. Bu nedenle, Özdemir Nutku tiyatro insanlarımızın yüzüne hiç sıkılmadan bakabiliyor.

..........Bu nedenle AKP böylesi tiyatrocuların sanatından (böyle bir tiyatrodan) devlet desteğini tamamen çekmek konusunda emin adımlarla ilerleyebiliyor. Böylesi tiyatrocular, bu adımlara karşı çıkmak konusunda, gayet doğal olarak, halkı yanlarında bulamıyorlar.”

Büktel’in bu satırları yazmasının üzerinden ancak iki buçuk yıl sonra ortaya çıkan ve bu skandal hakkında metazori görüş beyan etmek durumunda kalan Kurhan, tiyatro profesörü Özdemir Nutku’nun akademik saygınlığını kullanıp 16. yüzyılda yazılmış ikinci bir Theope olduğunu ileri sürerek ve (“Coşkun Büktel’e Yanıt” başlıklı yazısında, “Benim bile varlığından haberi olmadığım başka bir Theope'yi sizin de okumamış olduğunuza emin olduğumu belirttim. Bunu yalnızca bilgi olarak verdiğimi, sizin Theope'nizin özgün bir yapıt olduğundan kuşku duymadığımı da ekledim” deyip) yalan üstüne yalan söyleyerek, tiyatro yazarı Coşkun Büktel ve yapıtı “Theope”ye açıkça iftira etmesine dayanan “Özdemir Nutku Skandalı”nı, sadece bir yazar hakları ihlaline, ifade özgürlüğü ihlaline indirgeyip işin içinden sıyrıldığını sanıyor.

Ömer F. Kurhan, açıkça “Özdemir Nutku, ikinci bir Theope olduğu yalanını uydurarak Büktel ve yapıtı Theope’ye iftira atmıştır” dememek için kulağını öylesine tersten gösteriyor ki, “imam osurursa cemaat sıçar” misali, “İATP-G İnsan Hakları İhlallerine Karşıdır!” diye bildiri yayımlayan İATP-G inisiyatifindeki kendi arkadaşları bile Kurhan’ın “Coşkun Büktel’in yazar olarak haklarının çiğnendiği açıktır” tespitinin esbabımucibesini idrak edemiyor, onlar da “Özdemir Nutku Skandalı”na, en azından bir insan hakları ihlali olarak dahi, bildirilerinde yer verme gereği duymuyorlar.

***

İATP-G’nin tutarsızlığı ve çifte standardı bu kadarla da kalsa iyi.

“İATP-G İnsan Hakları İhlallerine Karşıdır!” başlıklı bildirisinde, bir de “İATP-G Sansüre Karşıdır” ara başlıklı ayrı bölüm açan İATP-G’nin, 21 Ocak 2009 günü yayımladığı “İnternet Ortamında Tiyatro Haberciliğinin Hal ve Gidişatı Üzerine” başlıklı bir diğer bildirisinde, (editörü A. Ertuğrul Timur’un “Yaşasın Sansür” başlıklı bir yazı yayımlayarak talihsiz bir biçimde aldığı kararla övündüğü) sansürcülükten sabıkalı “Tiyatrom.com” internet sitesini, “internetteki tiyatro haberciliği ve yayıncılığı konusunda önemli ipuçları veren” olumlu bir örnek olarak göstermesi de aynı derecede vahim, bir başka tutarsızlık ve çifte standart örneği olarak karşımızda duruyor.

İnternetteki tiyatro yayıncılığının gidişatını ele aldığı bildiride İATP-G şöyle diyor:

..........“Bugün de değişen bir şey yok. İfade özgürlüğünün engellenmesi tiyatro için hayati bir mesele olduğu halde, nerede ne oluyor bakma ve yorumlama zahmetine girmiyorlar. Şu kadar kurum ve kişinin imzaladığı ve tiyatro eğitiminde cinsel istismara dikkatleri çeken kamuoyuna dönük bir kampanya karşısında, istisnai gibi duran bir iki kararsız çıkış dışarıda bırakıldığında, kolaylıkla üç maymunu oynayabiliyorlar.

..........Bir dönem TİYATROM sitesi tiyatro haberciliği ve yorumculuğu adına kapsayıcı ve ileri adımlar atmış, tiyatro adına nasıl bir haber-yorum sitesine ihtiyaç duyulduğu konusunda önemli ipuçları vermişti. Bu sitenin kapanmasıyla, internet ortamındaki tiyatro haberciliğinin edindiği ilkesiz ve keyfi yaklaşımların önü alabildiğine açılmış oldu.

..........Bu duruma son vermek tüm tiyatrocuların sorumluluk alanına giriyor. Sorun, tiyatrocu her birey, topluluk ve platformun internet ortamındaki yayın faaliyetlerine gereken özeni göstermesi ve ülke çapında gerçek haber-yorum sitelerinin inşasına katılım ve katkı hedefinin benimsenmesiyle çözülecektir.”

“İfade özgürlüğünün engellenmesi tiyatro için hayati bir mesele” denilen bu İATP-G bildirisinde olumlu bir örnek olarak takdim ve taltif edilen “Tiyatrom.com” internet sitesinin en başta kendisi, şahsi ve keyfi bir yayıncılık çizgisi izleyerek gerçekleri kamuoyundan saklayan, gerçekleri çarpıtan “sansürcü” bir yayındır.

Hatırlanacağı üzere, bundan yaklaşık iki yıl önce, Coşkun Büktel’in hemen her fırsatta “Özdemir Nutku Skandalı”nı görmezden gelmekle, gerçekleri gizlemekle suçladığı “Tiyatrom.com” sitesinin editörü A. Ertuğrul Timur, bu suçlamalara daha fazla dayanamayıp nihayet sitesinde bu skandala yer vermişti.

Bu vesileyle aynı konuda, Büktel’e karşı cevap hakkı doğuracak nitelikte birtakım yazılar yayımlayan Timur, bu yazıları yayımladıktan hemen sonra birdenbire fikrini değiştirerek, peşin peşin (daha yanıt hakkı kullanma talebinde dahi bulunmasını beklemeden) Büktel’in “Tiyatrom.com”da yanıt hakkını kullanmasına izin vermeyeceğini ilan etmişti.

Timur, aynı zamanda, doğru olmayan birtakım iddialar üzerine kurguladığı hileli bir anket düzenleyerek, uyguladığı sansürü okurlarının onayına sunmuş, okurlarını da bu açık sansür uygulamasına ortak ederek, utanç verici bir biçimde, sonuçta “Sansüre Evet” diyen 1.005 oy toplamıştı. (Bkz: “Yaşasın Sansür” Skandalı)

Başlığı gibi son sözü de “Yaşasın Sansür!” olan bir yazı kaleme alıp sanki övünülecek bir şeymiş gibi bu sonucu bir de cümle aleme ilan eden Timur, yani “Tiyatrom.com”, böylece eşi benzeri görülmemiş, katmerli bir sansüre imza atmıştı.

İATP-G’nin örnek gösterdiği “Tiyatrom.com” sitesinin sahibi ve editörü A. Ertuğrul Timur, Burak Caney takma adı arkasına saklanarak yürüttükleri kirli ve aşağılık bir karalama kampanyasıyla Coşkun Büktel ve Hilmi Bulunmaz’ı hedef alan birtakım kişi ve grupların yuvalandığı, (fotomontaj yöntemiyle Büktel’i dansöz kostümü içinde gösteren resimler dahi hazırlayıp yayımlayacak kadar bayağılaşabilen) “TiyatrOOyun” adlı korsan internet sitesine de (tiyatro yayıncılığını bıraktıktan sonra Timur’un bu konuda hata yaptığını kabul edip pişmanlık duyduğunu açıkladığı üzere) alenen destek vermekte hiçbir sakınca görmemişti. (Bkz. Ahmet Ertuğrul Timur Yazıyor) (Bkz. A. Ertuğrul Timur Özeleştiri Yaptı ve (Büktel ve Bulunmaz'a İftira Eden) İsimsiz Sapıkların Facebook Listesinden İsmini Çekti) (Bkz. Büktel’in Sunumuyla Kâzım Şimşek’ten Bir Yazı “Tiyatrooyun.org Sitesinin Gerçek Yüzü”)

İATP-G’nin övdüğü ve örnek gösterdiği “Tiyatrom.com” sitesinin editörü A. Ertuğrul Timur, o dönemde, SKYTURK televizyonunun, Şehir Tiyatroları’nda yaşanan gelişmelerle ilgili olarak Coşkun Büktel’den görüş almasına bile tahammül edememiş, gülünç bir biçimde kendisini Büktel’le kıyaslayarak, sansürcülüğünü, Büktel’den görüş aldıkları için ilgili televizyon kanalındaki yetkililere hesap soracak kadar da ileri götürmüştü. Bütün bunlar da o dönem yazılıp çizilmiş ve yayımlanmıştı. (Bkz. Haber Ahlâksızlığı)

Hatırladığım kadarıyla, “Tiyatrom.com” adlı internet sitesinin faili olduğu yukarıda sözünü ettiğim rezaletler, yayıncılık adına “ibret alınması gereken” yüz kızartıcı olaylar yaşanırken, (İATP-G’nin bana kişisel olarak gönderdiği ve aşağıda yer verdiğim mesajda belirtildiğine göre, “Theope konusunda” Timur’u bir bakıma “şifahen” uyarmak dışında) İATP-G, suya sabuna dokunmadan, etliye sütlüye karışmadan olup bitenlere seyirci kalmıştı.

Aynı İATP-G’nin bugün çıkıp, sahibini bile özeleştiri yapmak zorunda bırakan yanlış ittifaklarına ve yanlış uygulamalarına rağmen, “Tiyatrom.com” adlı sansürcü internet sitesini överek olumlu bir örnek diye takdim etmesi, uyarıldığı ve eleştirildiği halde yayımladığı bildiriyle açıkça çelişen bu ifadesine dair bugüne kadar herhangi bir düzeltme ya da kamuoyuna açıklama yapma gereği duymaması, ortada apaçık, bir değil, birden çok “insan hakları ihlali” olmasına rağmen, hakikate, gerçeğe karşı adeta dil çıkarıp nanik yapmak değil de nedir?

İATP-G bildirisinde taltif edilerek örnek gösterilen “Tiyatrom.com” sitesi, olsa olsa, “ancak ve ancak”, internette yayın yapan bir tiyatro haber-yorum sitesinin “nasıl olmaması” gerektiğine dair “olumsuz/ibretlik bir örnek” olarak gösterilebilir. “Tiyatrom.com” hakkında kaydedilebilecek en olumlu şey, sahibi Ertuğrul Timur’un sonunda hatalarını kavramış ve özeleştiri yapabilmiş olmasıdır.

Dolayısıyla bu “sansürcü” siteyi olumlu bir örnek olarak gösteren İATP-G bildirisinin, hiçbir inandırıcılığı, hiçbir kıymetiharbiyesi yoktur. Bu biçimiyle, tam tersine okurlara ve tiyatro kamuoyuna sağ gösterip sol vuran, aldatıcı, yanıltıcı bir bildiridir.

Aynı zamanda tarihe tanıklık eden bir belge niteliğindeki İATP-G bildirisi, bu haliyle, “Tiyatrom” adlı internet sitesinin sansürcülüğünü hoş gören, bu sansürcü yayının olumsuz yönlerine, örneğin sansürcülüğüne, hiç değinmeden yalnızca olumlu yanlarına dikkat çekerek, onu aklamaya çalışan bir temiz kâğıdı görüntüsündedir.

İATP-G’nin bu bildirisini okur okumaz, yaptıkları bu hata konusunda kendilerini uyarmak üzere İATP-G’ye şu mesajı göndermiştim.

..........21 Ocak 2009 feriduncetinkaya@yahoo.com’dan iatpgiletisim@gmail.com’a

..........Merhaba,

..........İATP-G, dışardan da olsa, dikkatle izlediğim ve Türkiye tiyatrosu için önemli bulduğum bir oluşum.

..........Sitenizde yayımladığınız hemen her yazıyı ilgi ve dikkatle izlemeye çalışıyorum.

..........İnternetteki tiyatro haberciliği ya da genel olarak tiyatro konusundaki iletişime ilişkin genel değerlendirmenizi okuyunca bu mesajı göndermeden edemedim.

..........Önemli noktalara dikkat çekmenizin ardından "Tiyatrom" internet sitesini olumlu bir örnek olarak göstermenize bir anlam veremedim. "Tiyatrom" sitesi yöneticisi A. Ertuğrul Timur'un yaptığı çeşitli yayınlardaki kabul edilemez tutarsızlığı, benim bizzat mağduru ve tanığı olduğum birtakım (hiç de örnek alınmasını tavsiye edemeyeceğim) tasarrufları ortadayken, "Tiyatrom" adlı siteyi örnek göstermeniz büyük bir talihsizlik olmuş. Konuyla ilgili yazınızı okur okumaz bu görüşümü sizinle paylaşma ihtiyacı duydum.

..........Verdiğim şu linklere bakabilirseniz bu konudaki hassasiyetimi belki anlayabilirsiniz. Benim burada linkini verdiğim örnekler münferit değildir. Bunlar ilk aklıma gelenlerdir.

..........http://tiyatrofanzini.blogspot.com/2003/06/tiyatro-eletirmeni-stn-akmenin-bir-yazs.html

..........http://tiyatrofanzini.blogspot.com/2008/09/ben-sana-tiyatrocu-olamazsin-demedim.html

Bu mesajım üzerine İATP-G’den ertesi gün şu açıklamayı almıştım:

..........22 Ocak 2009
..........iatpgiletisim@gmail.com’dan feriduncetinkaya@yahoo.com’a

..........Ertuğrul Timur'u yakından tanıma ya da tanışma fırsatımız hiç olmadı. Fakat TİYATROM'un diğer haber-yorum sitelerinde olmayan bir duyarlılık geliştirme kaygısı olduğunu görebiliyorduk. Biz bu konuda kendisini biraz daha sıkıştırmaya çalışıyor ve bir ölçüde sonuç alabiliyorduk. Kendisi, diğer tiyatro sitesi editörlerinden farklı olarak, doğru yanlış yanıt veriyor ve kale almazlık yapmıyordu. Belki bizim açıklamamızda örnek yayıncılık yaptığı gibi bir sonuç çıkıyor. Temkinli bir ifade ile "önemli ipuçları" verdiğinden söz etmiştik. Yani profesyonel ve amatör tiyatro dünyasına bir bütün olarak bakmaya çalışıyor, eleştirileri de bir şekilde göğüslemeye çalışıyordu. Tutarsızlık tespiti doğrudur. Bizim de bu konuda epey tartışma ve atışmalarımız oldı. Bunların bir kısmı karşılıklı iç yazışma şeklinde yaşandığı için kamuoyuna yansımadı. Örneğin Theope konusunda kendisini uyardık. Bu tek başına Büktel'in sorunu değildir; Büktel'in üslubu kendisini bağlar, bizi ilgilendiren yazar hakları ve bu noktada Büktel'in haksızlığa uğrayıp uğramadığıdır dedik. Bizim edindiğimiz izlenim, kendisini tartışmaya kapatmayan bir çizgi izlemeye çalıştığı idi. Ama bir tutarlılık sorunu yaşıyordu. Bunda yönetilmesi çok zor kapsamlı ve karmaşık bir siteyi tek başına idare etmek durumunda olması da büyük bir rol oynuyordu. Zaten kendisi de emeğinin sömürüldüğü ya da boşa gittiği hissiyatına kapılıyor ve zaman zaman isyan ediyordu. Kendisini kendisi mi yalnızlığa mahkum ediyordu, yoksa biz de mi buna yol açıyorduk? Muhtemelen her ikisi.

İATP-G yetkilileri mesajıma hemen, bu detaylı açıklamayla yanıt vermişti. Açıklamaları için kendilerine teşekkür ettim.

Gerçekten de İATP-G yetkililerinin “temkinli” ifadesi semeresini vermişti. “Tiyatrom”un maksadı aşan bir örnek olduğunu dürüstçe teslim etmek yerine, temkinli ifadelerinin kendilerine sağladığı kaçamak yola sapmayı uygun görmüşlerdi: Ama biz yalnızca “Temkinli bir ifade ile ‘önemli ipuçları’ verdiğinden söz etmiştik” savunmasıyla, kendilerince vaziyeti kurtarmışlardı. Öyle ya da böyle, haklı ya da haksız, inandırıcı ya da değil, beğeniriz ya da beğenmeyiz, İATP-G kendisini bir biçimde savunmuştu.

Ne var ki, İATP-G yetkililerinin, vaziyete göre manevra yapabilmek üzere ince bir şerbet, doz ayarı çekmiş olması, gerçeği değiştirmiyor. Sansürcü bir internet sitesinin ideal yayıncılık için örnek gösterilmesindeki tutarsızlığı ve vahameti ortadan kaldırmıyor. Tam tersine bu, tutarsızlığı daha da derinleştiriyor, işin vahametini daha da artırıyor.

“Sansüre karşı” zehir zemberek bildiriler yayımlayan İATP-G yetkilileri, sanki kafalarındaki ideal tiyatro haber-yorum sitesi ve internet yayıncılığını ifade etmenin başka hiçbir yolu yokmuş, kalmamış gibi, ille de “Tiyatrom.com” adlı sansürcü siteyi başarılı bir örnek olarak göstermek istiyorlar. Ama “Tiyatrom.com”un sansürcü olduğunu bal gibi bildikleri için, doğrudan, yekten “Tiyatrom.com, başarılı bir tiyatro haber-yorum sitesi örneğidir” diyemiyorlar.

Sansürcü “Tiyatrom.com”un örnek gösterilmesine itiraz geleceğinden adları gibi emin olan İATP-G yetkilileri, bunu, “temkinli” bir ifade kullanarak, eğip bükerek (yani kılıfına uydurarak) söylüyorlar. Ama öyle ya da böyle, sonuçta “Tiyatrom.com”u okurlarına şu sözlerle örnek gösteriyorlar:

..........“Bir dönem TİYATROM sitesi tiyatro haberciliği ve yorumculuğu adına kapsayıcı ve ileri adımlar atmış, tiyatro adına nasıl bir haber-yorum sitesine ihtiyaç duyulduğu konusunda önemli ipuçları vermişti.”

Ama İATP-G, okurlarını tam ve doğru bilgilendirme konusunda nedense aynı “temkinli” yaklaşımı göstermiyor. Sansürcü “Tiyatrom.com”u okurlarına sadece olumlu bir örnek olarak sunmanını yol açabilececeğı yanlış anlamaları, yani dezenformasyonu düşünmüyor, dert etmiyor. “Tiyatrom.com”un affedilmez sansür sicili hakkında okurları uyarıcı herhangi bir çekince ya da şerh koyma, açıklama yapma gereği de duymuyor.

İATP-G, temkinli bir ifadeyle de olsa, sonuçta, açıkça ve orantısız biçimde, “Tiyatrom.com”u olumlu bir örnek olarak sunup taltif ediyor mu? Ediyor. Aynı İATP-G, “Tiyatrom.com”un sansürcülüğünü ise okurlardan tümüyle gizliyor mu? Gizliyor.

İATP-G’nin temkinli bir ifade kullanmış olması, “Tiyatrom.com”u olumlu bir örnek olarak sunup taltif ettiği gerçeğini değiştiriyor mu? Hayır, değiştirmiyor. Temkinli bir ifade kullanmak sadece İATP-G’nin eleştiriler karşısında kolay çark etmesine yarıyor, o kadar.

Temkinli, “önemli ipuçları vermişti” ifadesi, “Tiyatrom.com”un aynı zamanda sansürcü olduğunu okurlara söylüyor mu, anlatıyor mu? “Tiyatrom.com”un sansürcülüğünün gizlenmiş olmasını telafi ediyor mu? Hayır.

Oysaki İATP-G sadece hakikati söylese ne temkinli davranmasına gerek kalır ne de okurlarını yanıltma kaygısı duyar. Ama bunu yapmıyor. Çünkü, “Tiyatrom”un hem sansürcü olduğunu söyleyip hem de “tiyatro haberciliği ve yorumculuğu adına kapsayıcı ve ileri adımlar atmış, tiyatro adına nasıl bir haber-yorum sitesine ihtiyaç duyulduğu konusunda önemli ipuçları vermişti” demenin büyük bir tutarsızlık olacağını kendileri de görüyor, biliyorlar.

İşte bu yüzden, “temkinli” konuşuyor, bu yüzden “Tiyatrom”un sansürcülüğünü okurlardan gizliyorlar. En doğal ve en temel insan haklarından biri olan, kişinin kendini savunma ve cevap verme hakkını dahi tanımayan, açıkça ve alenen sansür uygulayan, üstüne üstlük “Yaşasın Sansür!” başlıklı bir yazı yayımlayarak bu tavrıyla övünen “Tiyatrom.com”un bu faşizan uygulamalarını görmezden gelip yok sayıyorlar. Bu konuda okurları ve kamuoyunu yanıltıyorlar.

Benim anlayışıma göre kullanılabiecek hiçbir “temkinli” ifade, sansürün görmezden gelinmesini, bağışlanmasını mazur ve masum gösteremez, ortaya çıkan tutarsızlık için hafifletici bir sebep olarak kabul edilemez.

İATP-G'nin, “temkinli konuşmanın” ve tepki gelince çark etmenin çıkar yol olmadığını öğrenmeye ihtiyacı var.

Bu yazıda kanıtlarıyla ortaya koyduğum İATP-G bildirilerindeki tutarsızlıklar ve çifte standartlı tutum, İATP-G’nin gerçekte her türlü insan hakları ihlaline karşı olmadığını, sadece “bazı” insan hakları ihlallerine karşı olduğunu açıkça gösteriyor. Ve öyle anlaşılıyor ki, faşizmin en çarpıcı göstergelerinden biri olan sansür, İATP’nin yalnızca “bazen” karşı olduğu ihlallerden biridir.

İATP-G, hakikati ve gerçekleri görme konusundaki, somut kanıtlarıyla ortaya koyduğum bu tutarsız ve çifte standartlı tavrına mutlaka bir açıklık getirmek zorundadır. Aksi halde, yalnızca bu bildirilerdeki değil, her anlamdaki ve her konudaki inandırıcılığı ve samimiyeti hakkında ciddi bir kuşku oluşacaktır.

30 Eylül 2012 Pazar

Bulunmaz, Prof. Özdemir Nutku hakkında suç duyurusunda bulunacak!

T.C.
İSTANBUL
CUMHURİYET BAŞSAVCILIĞI'NA

ŞİKÂYET EDEN: HÜSEYİN HİLMİ BULUNMAZ
T.C. KİMLİK NO: 50482204038
ADRES: Ali Baba Türbe Sokak No: 13/8 Çemberlitaş, İstanbul
TELEFON:   0532 642 88 57 /  0212 513 47 32              
FAKS: 0212 513 47 33
E-POSTA: tiyatroyun@gmail.com

ŞİKÂYET EDİLEN: ÖZDEMİR NUTKU

ADRES: DOKUZ EYLÜL ÜNİVERSİTESİ REKTÖRLÜĞÜ Cumhuriyet Bulvarı No: 144 35210 Alsancak / İZMİR 
TELEFON:  90 (232) 412 12 12 
FAKS: +90 (232) 464 81 35    

SUÇ: HAKARET, İFTİRA, SUÇ İŞLEMEK AMACIYLA ÖRGÜT KURMA (TÜRK CEZA KANUNU 125., 267. ve 220. MADDELER)

SUÇ TARİHİ: Nisan 2009, öncesi ve sonrası

AÇIKLAMALAR:


1 - ÖZDEMİR NUTKU adlı şahıs, "SUÇ İŞLEMEK AMACIYLA KURULAN 1100 KİŞİLİK BİR ÖRGÜT" ile birlikte, bana karşı  "HAKARET""İFTİRA""NEFRET""ÖRGÜT KURMA"

"YALAN" suçlarını işlemek için "KINIYORUZ!" başlıklı bir "LİNÇ KAMPANYASI" metni imzalayarak, benim, tiyatro kamuoyu önünde küçük düşmeme neden olmak istemiştir, istemektedir.

ÖZDEMİR NUTKU adlı şahıs, "SUÇ İŞLEMEK AMACIYLA KURULAN 1100 KİŞİLİK BİR ÖRGÜT" ile birlikte hareket ederek, âdeta bir "ENTELEKTÜEL LİNÇ KAMPANYASI" düzenleme girişiminde bulunarak, şu sözlere imza atmayı uygun bulmuştur:


"TİYATRO İNSANLARI OLARAK, YAYINLARIMIZA VE YAYINCILARIMIZA YÖNELİK; İFTİRAKARALAMABASKI ALTINA ALMA GİRİŞİMLERİNİ KINIYORUZ!"


ÖZDEMİR NUTKU adlı şahıs, benim, hiçbir zaman için, hiçbir kimseye karşı "İFTİRA SUÇU" işlemediğimi bilmesine, bırakınız herhangi bir 
"İFTİRA SUÇU" işlemeyi bir yana, "İFTİRA SUÇU ZANLISI" olarak bile hiçbir zaman için gündeme getirilmememe, yani "İFTİRA SUÇU" nedeniyle suçlanmamama, "İFTİRA SUÇU" ile suçlanma olasılığımın hiç olmamasına, "İFTİRA SUÇU DUYURUSU" ile karşılaşmamama, "İFTİRA SUÇU" nedeniyle hakkımda hiç "SORUŞTURMA" ve/ya "KOVUŞTURMA" söz konusu olmamasına karşın, bana "İFTİRACI" yaftası, bana "KARALAMACI" sıfatı, bana "BASKI ALTINA ALMACI" imgesini yakıştıran ruh durumuna bürünebiliyor.


ÖZDEMİR NUTKU adlı şahıs, TÜRK CEZA KANUNU 

içeriğindeki 267. MADDE kapsamında belirtilen "İFTİRA SUÇU" tanımlamasında "İFTİRA ATMAYAN BİR KİŞİYE İFTİRACI (MÜFTERİ) DEMEK, DÜPEDÜZ İFTİRA ATMAKTIR" mantığını görmek bile istememektedir.

2 - ÖZDEMİR NUTKU adlı şahıs, benim tiyatro kamuoyu karşısında 
hiçimsenmem, küçümsenmem, yanlış tanınmam için, tam tamına "1100 KİŞİLİK BİR ÖRGÜTLENME" eylemine girerek, bence, "SUÇ İŞLEMEK AMACIYLA ÖRGÜT KURMA SUÇU" 

işlemektedir. Benim kişisel özlük haklarımın kısıtlanması için, benim hakkımda "SUÇ DUYURUSU" eylemine giren "1100 KİŞİLİK BİR ÖRGÜTLENME" içerisindeki kişilerden ÖMER FARUK KURHAN ve GÜLHAN AVŞAR DEMİRKANLI, bu "SUÇ DUYURUSU" sonucunda, benim "BERAAT" etmem ve/ya 
"CEZA ALMAMAM" durumunda, "ADLİYEYE VE DEVLETE KARŞI SUÇ" tanımındaki "İFTİRA SUÇU" ile yargılanmalıdır. Bu nedenle, ÖMER FARUK KURHAN ve GÜLHAN AVŞAR DEMİRKANLI adlı şahısları,T C. İSTANBUL CUMHURİYET BAŞSAVCILIĞI'NA şikâyet ve dava etmiştim.

ÖZDEMİR NUTKU adlı şahıs, içinde bulunduğu "1100 KİŞİLİK BİR ÖRGÜTLENME" sürecinin verdiği ivmelenme ruhuyla, hiçbir çekince içerisine girmeden şu sözlerin altına imzasını atarak, benim hakkımda, somut bir dille, hiçbir tartışmaya mahal vermeyecek biçimde "İFTİRA SUÇU" işlemektedir:


"TİYATRO KAMUOYUNUN TANIKLIK ETTİĞİ ÜZERE, OYUN VE DİZİ FİLM YAZARI COŞKUN BÜKTEL VE İNTERNET ORTAMINI HESAPSIZCA KULLANAN HÜSEYİN HİLMİ BULUNMAZ, KİŞİSEL SİTE VE BLOGLARINI SİSTEMLİ AŞAĞILAMAHAKARET VE KÜFÜR ARACI OLARAK KULLANARAK TÜRKİYE TİYATROSUNUN KURUM VE KİŞİLERİNE SALDIRMAKTA VE RENCİDE ETMEKTEDİRLER. TİYATRO GÜNDEMİNİ BU ŞEKİLDE İŞGAL ETMEKTE, TİYATRO ORTAMINDA ÜRETİMLERİYLE VAR OLMAK YERİNE İNTİKAM DUYGULARINI ORTAYA SAÇMAKTADIRLAR"


ÖZDEMİR NUTKU adlı şahıs, Dokuz Eylül Üniversitesi çatısı altında profesör olmanın verdiği etki altına almacılık, inandırıcılık, yönlendiricilik gücüyle, diğer profesör arkadaşları (Prof. Dr. HASAN ANAMUR, Prof. Dr. HASAN ERKEK, Prof. Dr. NURHAN TEKEREK, Prof. Dr. HÜLYA NUTKU, Prof. Dr. YUSUF ERADAM) ile birlikte, öyle sanıyorum ki, "1100 KİŞİLİK BİR ÖRGÜTLENME" sürecinin teorisyeni, kuramcısı olarak görev görmekte, işlev yerine getirmekte, böylelikle toplumsal görevini, hukuka aykırı biçimde kötüye kullanmaktadır. 


Yukarıdaki "İFTİRA SUÇU" içeren sözlerin altına imza atıp, yüzlerce kişiyi etki altına alan, bu kişileri inandıran, onlara yönlendiricilik yapan ÖZDEMİR NUTKU adlı şahıs, bence, tam anlamıyla "İFTİRA SUÇU" işlemektedir. Çünkü, ben, hiçbir zaman için, hiçbir koşulda, hiçbir kimse için, bilerek, isteyerek, kasten "HAKARET SUÇU" işlemediğim gibi, hiçbir zaman için "İFTİRA SUÇU İDDİASIYLA BİLE" karşı karşıya gelmedim. 


ÖZDEMİR NUTKU adlı şahsın altına imza atarak, kendi metni hâline getirdiği yukarıdaki paragraf, beni, "SANIK" sandalyesine oturtmak isteyerek, basın-yayın yoluyla beni suçlayıp, bana karşı "HAKARET, İFTİRA VE SUÇ İŞLEMEK AMACIYLA ÖRGÜT KURMA" suçlarını işlemiştir ve işlemektedir, 


ÖZDEMİR NUTKU adlı şahsın "DAVA ARKADAŞLARI ÖMER FARUK KURHAN VE GÜLHAN AVŞAR DEMİRKANLI", beni, adliyede çok net bir biçimde suçlama gücünü kendilerinde bulamadılar. "SUÇ İŞLEMEK AMACIYLA KURULAN 1100 KİŞİLİK LİNÇ KAMPANYASI ÖRGÜTÜ " üyelerinden ÖMER FARUK KURHAN ve GÜLHAN AVŞAR DEMİRKANLI adlı şahısların, beni şikâyet edip, benden davacı oldukları davalar, "BERAAT" etmemle, "CEZA ALMAMAMLA" sonuçlandı. 


ÖZDEMİR NUTKU adlı şahıs ve bu şahsın yönlendirdiği diğer "SUÇ İŞLEMEK AMACIYLA KURULAN 1100 KİŞİLİK LİNÇ KAMPANYASI ÖRGÜTÜ" üyelerinin haksızlığını, hukuk tanımazlığını, yasadışılığını anlayabilmek için, ÖMER FARUK KURHAN ve GÜLHAN AVŞAR DEMİRKANLI davalarının suç duyurularını, soruşturmalarını, kovuşturmalarını, iddianamelerini, yargılanmalarını ve kararlarını iyice incelemek yeterlidir.


- ÖZDEMİR NUTKU adlı şahsın, Coşkun Büktel'e yıllar önce "THEOPE" oyunu nedeniyle attığı "İFTİRA SUÇU" sürecinin üstünü örtmek için kurmuş olduğu ve/ya kurulmasına yardım ve yataklık ettiği yada imzasıyla destek verdiği "SUÇ İŞLEMEK AMACIYLA KURULAN 1100 KİŞİLİK BİR ÖRGÜT" eliyle, bana karşı şu sözleri, hem de basın-yayın araçlarıyla sarf ederek, "İFTİRA SUÇU" işlemiştir, şu ân itibariyle bile, hiç çekinmeden hâlâ suç işlemeye devam etmektedir:


"TİYATROMUZUN SAYGIN İNSANI PROF. ÖZDEMİR NUTKU'YU, DT KOORDİNASYON TOPLANTISINDA COŞKUN BÜKTEL'İN ESERİ GÜNDEM YAPILDIĞINDA, GÖREVİ GEREĞİ FRANSIZCA YAZILMIŞ BİR 'THEOPE' İLE KARŞILAŞTIM. 

FRANSIZCA BİLENLER KARŞILAŞTIRSIN SÖZÜNDEN YOLA ÇIKARAK, SAYIN NUTKU'NUN BEN KİMSEYİ SUÇLAMADIM SADECE BİR BAKILMASINI ÖNERDİM AÇIKLAMASINI BİLE DİKKATE ALMADAN, AKIL ALMAZ KARALAMALARLA UZUN SÜREDİR RENCİDE ETMEKTEDİRLER."

Yukarıdaki paragrafın baştan aşağı, virgülüne kadar "YALAN" 

olduğunu bilmesine karşın, kendi çıkarları ve "SUÇ İŞLEMEK AMACIYLA KURULAN 1100 KİŞİLİK ÖRGÜT" çıkarları için, bu inandırıcılıktan çok uzak sözlerin altına imza atmakla birlikte, tiyatro kamuoyunu da rahatça etki altına alan ÖZDEMİR NUTKU 
adlı şahsın, nasıl bir "YALAN" metnin altına imza attığını anlamak için, "TANIK OLARAK" Coşkun Büktel dinlenebilir. Onun söyleyecekleri, benim söyleyeceklerimden daha etkili olacaktır kanısındayım. Yine de, "TANIK OLARAK" Coşkun Büktel dinlenilmek istenmezse, bu konuda, daha ayrıntılı belge, bilgi, bulgu, delil, kanıt ve olgu sunmaya her zaman hazırım.

- ÖZDEMİR NUTKU adlı şahıs, bu "LİNÇ KAMPANYASI" 

başlayana dek Coşkun Büktel ve benim, ilkesel olarak ve adliyenin zâten ağır olan yükünü daha da ağır hâle getirmemek nedenleriyle hiçbir kimse hakkında "SUÇ DUYURUSU" süreci başlatmamamız 
garantisini bildiği için, Coşkun Büktel'in sanatçı kişiliğine yönelik olarak "İFTİRA SUÇU" işlemiştir. ÖZDEMİR NUTKU adlı şahıs, bu suçunun gündeme gelebileceği sezgisine bürünmüş olduğu için olsa gerek, büyük bir telaşla, başka kişilerin adlarını da (Örnekse; ERTUĞRUL TİMUR) boca ettiği şu paragrafta, bana, düpedüz "HAKARET" etmekte, bana "İFTİRA" atmakta ve tabii ki, "SUÇ İŞLEMEK AMACIYLA KURULAN 1100 KİŞİLİK ÖRGÜT" üyelerinin moralini yüksek tutmaya çok büyük özen ve titizlik göstermiştir ve hâlâ ısrarla göstermektedir:

"BEN DE OLSAM, ÖZDEMİR NUTKU GİBİ DAVRANIR, ARAŞTIRILMASINI İSTERDİM, DİYEN TİYATROM.COM'UN ESKİ YAYINCISI ERTUĞRUL TİMUR'A '3. ABDÜLHAMİD' 

LAKABINI TAKMIŞLAR, SİTESİNDE YAZAN ONLARCA SAYGIN İSMİ, YANİ TÜM YAZARLARI AÇIK BİR DİLLE 
'ŞEREFSİZ''O... ÇOCUKLARI' OLARAK TANIMLAMAKTA HERHANGİ BİR SAKINCA GÖRMEMİŞLERDİR. OKUR İSTATİSTİKLERİNİ TUTAN 'WEBSERVİS'İN (KAMUYA AÇIK, BİNLERCE SİTENİN İSTATİSTİKLERİNİ TUTAN BİR YAYINDIR) ALMIŞ OLDUĞU EROTİK SHOP REKLAMI BAHANE EDİLEREK, ORADAN HİZMET ALDIĞI İÇİN ERTUĞRUL TİMUR'U 'PORNOCU' OLARAK LANSE ETMEKTE, DEZENFORMASYONA DAYALI YAYINLARINI, AŞAĞILAMA VE HAKARETLERLE SÜRDÜRMEKTEDİRLER."

ÖZDEMİR NUTKU adlı şahsın Coşkun Büktel'e attığı "İFTİRA" 

algısının büyük bir hızla kitleselleşme eğilimini yok etmek ve hem de, benim, Coşkun Büktel'e atılan "İFTİRA" olayına karşı çıkmama sinirlenmesi nedenleriyle, her ne kadar kişisel bir kalkışmayla yola çıkmış görüntüsü verse de, "SUÇ İŞLEMEK AMACIYLA KURULAN 1100 KİŞİLİK ÖRGÜT" sürecine çok büyük bir teorik, kuramsal destek sunmayı uygun bulmuştur ve bulmaya devam etmektedir.

5 - ÖZDEMİR NUTKU adlı şahıs, değişik sözcüklerin değişik yerlerden alınıp, âdeta dezenformasyon yöntemi kullanılarak elde edilmiş aşağıdaki paragrafla, benim, tamamıyla yanlış tanınmama yönelik bir strateji belirleyen bir örgütlülükle, tiyatro kamuoyu karşısında çok zor durumda kalmama neden olmaktadır:


"HİLMİ BULUNMAZ'IN (AÇIK SEÇİK; YALANCI, PESPAYE, ALÇAK... OLDUĞUNU SÖYLÜYORUM. / SURATINDA, HALA TAZELİĞİNİ KORUYAN; ALÇAK, PESPAYE, ŞEREFSİZ... / DEMİRKANLI GİBİ SOL MEMESİNİN ALTINDA YÜREK YERİNE LAĞIM ÇUKURU BULUNAN REZİLLER, / ALÇAKTIR, PESPAYELİKTİR, ŞEREFSİZLİKTİR!... EH, BU SAYDIKLARIM ZATEN SENİN TESCİLLİ ÖZELLİKLERİN OLDUĞUNA GÖRE / SENİ SIÇTIĞIN YERE KADAR KOVALAYABİLİRİM. / BASAN KİŞİNİN ELİNİ YADA BİR BAŞKA ORGANINI ÖPMEK YADA YALAMAK İÇİN Mİ?!...) GİBİ İFADELER VE KÜFÜRLERLE DOLU YAZISINI YAYIMLADIĞI İÇİN ERTUĞRUL TİMUR'A YÖNELİK LİNÇ GİRİŞİMİNİ SÜRDÜRMEKTEN GERİ DURMAMIŞLARDIR."


ÖZDEMİR NUTKU adlı şahıs, "ENTELEKTÜEL LİNÇ KAMPANYASI" 
elebaşılarından, "SUÇ İŞLEMEK AMACIYLA KURULAN 1100 KİŞİLİK ÖRGÜTÜN HİYERARŞİK ÖNDERLERİNDEN" MUSTAFA ŞÜKRÜ DEMİRKANLI adlı şahsın dergisi Tiyatro... Tiyatro... Dergisi'nde yazılar yazdığı için, bu derginin ana sponsorlarından olduğu "LİNÇ KAMPANYASI" 

sürecinin lojistik destekçisi ve tabii ki, profesörlüğünden kaynaklı olarak, adı geçen kampanyaya sempati kazandırmak için, bu kampanyaya teorik, kuramsal düzlem oluşturma gayreti içerisine girmiştir. Bu sürecin, benim aleyhime, kendilerinin lehine yürümesi için, benim adımla birlikte, tüm olumsuz sözcükleri yinelemektedir.

6 - ÖZDEMİR NUTKU adlı şahıs, hem sanırım "ekmek kapısı" olarak gördüğü "TİYATRO... TİYATRO... DERGİSİ YAYIN YÖNETMENİ MUSTAFA DEMİRKANLI" adlı şahsın Türkiye tiyatrosuna verdiği zararları örtebilmek ve hem de kendisi, başta Coşkun Büktel olmak üzere, Türkiye tiyatrosuna vermiş olduğu çok büyük onulmaz zararların görünürlülüğünü azaltabilmek için, benim gibi bir insana karşı, çok bilinçli bir biçimde, bilerek, isteyerek, kasten, "HAKARET""İFTİRA""NEFRET""ÖRGÜT KURMA""YALAN" suçlarını işlemeyi göze almaktadır:


"TİYATRODUNYASİ.COM EDİTÖRÜ CAN TÖRTOP'A '4. ABDÜLHAMİD', TİYATRO... TİYATRO... DERGİSİ YAYIN YÖNETMENİ MUSTAFA DEMİRKANLI'YA 'YALAN MAKİNESİ', TİYATRONLİNE.COM EDİTÖRÜ YAŞAM KAYA'YA 'TİYATRO CAHİLİ VE FANATİK SANSÜRCÜ', DEVLET TİYATROLARI GENEL MÜDÜRÜ LEMİ BİLGİN'E 'ERTUĞRUL GÜNAY'IN ÇÖMEZİ LEMİ BİLGİN' İ.B.B. ŞEHİR TİYATROLARI SANAT YÖNETMENİ ORHAN ALKAYA'YA 'KAZMACIBAŞI', DEVLET DESTEĞİ ALAN ÖZEL TİYATROLARIN TAMAMINI, KABINDAN YEMEK YİYEN BİR KÖPEK FOTOGRAFI KULLANARAK 'ÇANAK YALAYICI' OLARAK AŞAĞILAMAKTA, ZIMNEN TÜM TİYATROLARI HAKARET İÇERMEK ADINA 'KÖPEK' BENZETMESİ YAPMAKTADIRLAR, YILLARCA AYNI DESTEKTEN BULUNMAZ TİYATRO'NUN DA YARARLANMIŞ OLDUĞUNU ORTAYA ÇIKARAN MUSTAFA DEMİRKANLI'YA, VİDEO KAYDIYLA 'ŞEREFSİZ' DİYEBİLEN BİR ANLAYIŞLA KARŞI KARŞIYAYIZ."


ÖZDEMİR NUTKU adlı şahıs, somut belge, somut bilgi, somut bulgu, somut delil, somut kanıt, somut olgu, somut tanık göstermek yerine, tamamıyla karakuşi bir anlayışla kaleme aldıkları, hiçbir hukuksal mantık örgüsü, hiçbir yasal dayanak içermediği gibi, tamamıyla hukuksal gerçeklere burun kıvıran ve imzasıyla onayladığı bu paragrafta, sadece beni küçük düşürmeye değil, bütün Türkiye tiyatrosunu, bütün Türkiye hukukunu, bütün Türkiye yasalarını küçük düşürmeye yeltenmiştir, yeltenmektedir.


ÖZDEMİR NUTKU adlı şahıs, "SUÇ İŞLEMEK AMACIYLA KURULAN 1100 KİŞİLİK ÖRGÜT" sayesinde, bana karşı "HAKARET""İFTİRA""NEFRET""ÖRGÜT KURMA""YALAN" suçlarını işlemektedir. 


ÖZDEMİR NUTKU adlı şahıs, bunun dışında, herhangi bir bilimsel, estetik, kültürel, sanatsal, siyasal, tarihsel, toplumsal bir duyarlılığa sahip değildir. Böyle bir duyarlılık içerisinde değildir. 


7 - ÖZDEMİR NUTKU adlı şahıs, beni ve benimle birlikte Coşkun Büktel'i, tiyatro kamuoyu önünde küçük düşürmeye çalışırken, bize karşı  "HAKARET""İFTİRA""NEFRET""ÖRGÜT KURMA""YALAN" suçlarını işlemiştir ve hâlâ işlemektedir.


"OYUNUNU ENGELLEDİĞİNİ VARSAYDIĞI TUNCER CÜCENOĞLU'NUN 'ÇIĞ' OYUNUNU VESİLE EDEREK OLMADIK HAKARETLER YAPABİLMEKTE, OYÇED'İ SIRF PROF. ÖZDEMİR NUTKU'YU ONUR ÜYESİ SEÇTİKLERİ İÇİN KLU KLUX KLAN ÖRGÜTÜNE BENZETMEKTE, ÜYELİRİNİ AŞAĞILAMAKTA VE DEFALARCA TEKRARLAMAKTA BİR BEİS GÖRMEMEKTEDİRLER."


ÖZDEMİR NUTKU adlı şahıs, hem bize karşı bir "LİNÇ KAMPANYASI ÖRGÜTÜ" kurma niyetiyle bir araya gelen "SUÇ İŞLEMEK AMACIYLA KURULAN 1100 KİŞİLİK SUÇ ÖRGÜTÜ" üyelerini gözlerden uzak tutmaya çalışıp, hem de bize "HAKARETLER YAPABİLEN" insanlar sıfatı eklemektedir. 


Eğer biz suç işleyen insanlarsak, ÖZDEMİR NUTKU adlı şahıs neden bize "NOTER ONAYLI İHTARNAME" göndermiyor? 


Eğer biz, suç işleyen insanlarsak, ÖZDEMİR NUTKU adlı şahıs, neden bizi "SAVCILIĞA ŞİKÂYET VE DAVA" etmiyor? 


Eğer biz suç işleyen insanlarsak, ÖZDEMİR NUTKU adlı şahıs neden hakkımızda "MANEVİ TAZMİNAT DAVASI" açmıyor? 


Bütün bu soruların bir tek yanıtı var: Çünkü biz, asla ve kesinlikle suçlu değiliz. ÖZDEMİR NUTKU adlı şahıs, bizim hakkımızda yasal bir süreç başlatıp, bizi hukuk sürecine sokarak, bizi adliyeye davet edemediği için, gayrimeşru, illegal, yasadışı bir yola sapıp, âdeta bir "ALTERNATİF HUKUK SÜRECİ" başlatarak, "SUÇ İŞLEMEK AMACIYLA KURULAN 1100 KİŞİLİK LİNÇ KAMPANYASI ÖRGÜTÜ" teorisyeni olma yoluna giriyor.


Çünkü ÖZDEMİR NUTKU adlı şahısla birlikte hareket eden tam tamına "SUÇ İŞLEMEK AMACIYLA KURULAN 1100 KİŞİLİK LİNÇ KAMPANYASI ÖRGÜTÜ", hukuk kurallarıyla sınırlı somut yasalardan değil, "ALTERNATİF HUKUK" anlayışından yana hakaret etmeyi yeğliyor. "SUÇ İŞLEMEK AMACIYLA KURULAN 1100 KİŞİLİK LİNÇ KAMPANYASI ÖRGÜTÜ" ve bu örgütü destekleyen çeşitli İnternet siteleri, dergiler ve kuruluşlar, "YARGI, YASAMA, YÜRÜTME" üçlüsüne değil, deyim yerindeyse, 

"LİNÇÇİLERİN GÜÇLÜSÜNE" dayanan bir "ALTERNATİF HUKUK" anlayışına sahipler. Bu gayrimeşru, illegal, yasadışı anlayışı hayata geçirmek için, ellerindeki tüm "ENTELEKTÜEL LİNÇ KAMPANYASI" mekanizmasını sürekli olarak güncel ve taze tutanlar, tiyatrodan zerre kadar olsun hiçbir çıkar beklemeyen benim gibi birinin entelektüel dünyasını karartmak istiyorlar.

8 - ÖZDEMİR NUTKU adlı şahıs, hiçbir belge, bilgi, bulgu, delil, kanıt, olgu, tanık göstermeksizin, benim, "MEHMET AKAN'A VE LALE ORALOĞLU'NA ÖLÜM DÖŞEĞİNDEYKEN SIRF DİZİLERDE OYNADIKLARI İÇİN HAKARET" ettiğimi, hiç de öyle olmamasına karşın, bilerek, isteyerek, kasten dile getirilmiş bir 

"İFTİRANAME" metnine imza atarak, yani o "İFTİRANAME" 
metnini onaylayarak, o metni sahiplenerek, kendi metni hâline getirip, bana karşı "HAKARET""İFTİRA""NEFRET""ÖRGÜT KURMA""YALAN" suçlarını işlemekten asla vazgeçmemektedir:

"DEĞERLİ TİYATRO İNSANLARI MEHMET AKAN'A VE LALE ORALOĞLU'NA ÖLÜM DÖŞEĞİNDEYKEN SIRF DİZİLERDE OYNADIKLARI İÇİN HAKARET EDEN HİLMİ BULUNMAZ, DİZİLERDE OYNAYAN TÜM TİYATRO İNSANLARINA

HAKARET ETMEYİ SÜRDÜRMEKTE, BUNA KARŞILIK DİZİ OYUNCUSU VE YAZARI OLAN ARKADAŞI COŞKUN BÜKTEL'İ GÖRMEZDEN GELMEYİ İHMAL ETMEMEKTEDİR."

ÖZDEMİR NUTKU adlı şahıs, "MEHMET AKAN'A VE LALE ORALOĞLU'NA ÖLÜM DÖŞEĞİNDEYKEN HAKARET" ettiğimi dile getiren bir "İFTİRANAME" hazırlayarak ve/ya hazırlanmasına yardım ve yataklık ederken, suç işlemeye eğilimli olduğunu çok net olarak belli etmektedir. Çünkü, "MEHMET AKAN'A VE LALE ORALOĞLU'NA ÖLÜM DÖŞEĞİNDEYKEN HAKARET" etmek gibi bir suç işlemiş olsaydım, zâten, "MEHMET AKAN VE LALE ORALOĞLU'NA ÖLÜM DÖŞEĞİNDEYKEN HAKARET" etmeme karşı çıkabilecek ve bu insanların yasal haklarını gayet doğal, oldukça normal, son derecede olağan bir biçimde savunabilecek ardılları, kalıtçıları, mirasçıları, vârisleri, beni mutlaka "HAKARET SUÇU" ("TÜRK CEZA KANUNU'NUN 125. MADDESİ") nedeniyle 
T.C. İSTANBUL CUMHURİYET BAŞSAVCILIĞI'NA 

şikâyet edip, benim hakkımda davacı olurlardı. Bu insanların ardılları, kalıtçıları, mirasçıları, vârisleri bırakınız benim hakkımda "ŞİKAYETÇİ VE DAVACI" olmayı bir yana, benim bildiğim kadarıyla, ÖZDEMİR NUTKU adlı şahsın düzenlediği ve/ya düzenlenmesine yardım ve yataklık ettiği "LİNÇ KAMPANYASI" için asla ve kesinlikle imza bile vermemişler, böylelikle bana karşı herhangi bir suç işlemeye yeltenmemişlerdir.

"MEHMET AKAN VE LALE ORALOĞLU'NUN" yasal haklarını gayet doğal bir biçimde savunabilecek ardılları, kalıtçıları, mirasçıları, vârisleri, ("MEHMET AKAN VE LALE ORALOĞLU'NA 
KARŞI HAKARET SUÇU İŞLEMİŞ OLSAYDIM"benim, "KAMU DAVASI" ile yargılanmama ve ciddi bir ceza almama neden olabilirlerdi. Ancak, ben, ÖZDEMİR 

NUTKU adlı şahsın iddia ve ifade ettiği ve/ya kendisinin önüne konulan metne hiç bakmaksızın, bu metnin altına hemen imza atarak suç işlemiş olduğu kanısı uyandırdığı gibi, "MEHMET AKAN'A VE LALE ORALOĞLU'NA ÖLÜM DÖŞEĞİNDEYKEN HAKARET" etme düşüncesiyle, niyetiyle, bilerek, isteyerek, kasten asla ve kesinlikle "HAKARET" etmedim, etmiyorum. 

- ÖZDEMİR NUTKU adlı şahıs, benim ve benimle birlikte "THEOPE" adlı oyunun yazarı Coşkun Büktel'in "KÜFÜR YAYINCILIĞI" yaptığımızı iddia ve ifade etmesine karşın, benim ve benimle birlikte "THEOPE" adlı oyunun yazarı Coşkun Büktel'in "KÜFÜR YAYINCILIĞI" yaptığımız kanısında değilim. ÖZDEMİR NUTKU adlı şahıs, bana ve benimle birlikte "THEOPE" adlı oyunun yazarı Coşkun Büktel'e karşı "HAKARET""İFTİRA""NEFRET""ÖRGÜT KURMA""YALAN" suçlarını işlemektedir:


"NE YAZIK Kİ, 'KÜFÜR YAYINCILIĞI' OLARAK ÖZETLENEBİLECEK BU SALDIRGAN TUTUM KARŞISINDA KİŞİ VE KURUMLARIN 'AMAN BULAŞMAYAYIM' ANLAYIŞINI FIRSAT BİLEN BU ŞAHISLAR; AŞAĞILAMAHAKARET VEKÜFÜRLERİNİ SÜREKLİ ARTIRMAKTADIRLAR."


ÖZDEMİR NUTKU adlı şahıs,  "AŞAĞILAMA, HAKARET VE KÜFÜR" sözcüklerini sürekli ve yazılı olarak, hem de herkesin her zaman okuyabileceği İnternet ortamında yineleyerek ve/ya bana karşı kullanılmış bu sözcükleri yineleyenlerin ÖZDEMİR NUTKU adlı şahsın önüne koyduğu metni hiç okumadan, bir "HUSUMET" mantığıyla hemen imzalayarak, bana ve benimle birlikte "THEOPE" adlı oyunun yazarı Coşkun Büktel'e karşı "HAKARET""İFTİRA""NEFRET""ÖRGÜT KURMA""YALAN" suçlarını işlemektedir. 


ÖZDEMİR NUTKU adlı şahıs, bilerek, isteyerek, kasten ve/ya önüne konulan metni hiç okumadan imzaladığına göre, her iki durumda da suçludur ve hem bize karşı, hem adliyeye karşı ve hem de devlete karşı suç işlemiştir. Doğal ki, hiçbir suç cezasız kalamaz. Hele bir de, kendilerine göre "ALTERNATİF HUKUK" 

üretme gayreti içerisinde olanlar ve demokratik hukuksal olanakları, âdeta bir "LİNÇ KAMPANYASI" eylemine dönüştürenler, kesinlikle bağışlanamaz. Ceza mahkemeleri bunların cezasını verir; hukuk mahkemeleri, tazminatları ödetir.

10 - ÖZDEMİR NUTKU adlı şahıs, "HAKARET, İFTİRA, NEFRET, YALAN SUÇU İŞLEMEK AMACIYLA 1100 KİŞİLİK BİR ÖRGÜT KURAN" ve/ya bu "SUÇ ÖRGÜTÜ" içerisine sonradan dahil olan kişi olarak, TÜRK CEZA KANUNU'NUN 220. MADDESİ içeriğinde çok net bir biçimde ifade edilen suçu işlemeye eğilimli biri olarak, nasıl bir metnin altına imza atmış:


"KİŞİLER BUNLARIN YAZDIKLARINA ÖNEMSEMESELER  DAHİ İNTERNETTE ONLARCA SAYGIN KİŞİ BU SIFATLARLA YER ALMAKTA VE ARAMALARDA BU SAYGIN KİŞİLERE İLİŞKİN BİLGİLER HAKARETAMİZ İFADE VE TANIMLAMALARLA KAMUOYUNUN KARŞISINA ÇIKMAKTADIR."


ÖZDEMİR NUTKU adlı şahıs, yazdığı yada yazılmasına katkıda bulunduğu ve/ya önüne konulan metni hiç okumadan imzalamış olabilir. Beni, hangi durumda, nasıl bir imza attığı pek ilgilendirmiyor. 
Beni, sadece ve yanlızca, "HAKARETAMİZ" gibi sözleriyle bana "HAKARET" edip, bana "İFTİRA" atması ilgilendiriyor. ÖZDEMİR NUTKU adlı şahıs, bu iddia ve ifadeleriyle bana karşı "HAKARET""İFTİRA""NEFRET""ÖRGÜT KURMA""YALAN" suçlarını işlemeye devam etmektedir hâlâ.


11 - ÖZDEMİR NUTKU adlı şahıs, profesörlüğünün ayrıcalığını ve inandırıcılığını, bilimsel, estetik, kültürel, sanatsal, tiyatral duyarlılık için değil, benim gibi kırk yıllık bir tiyatro sanatçısına karşı kullanıp, "SUÇ İŞLEMEK AMACIYLA 1100 KİŞİLİK ÖRGÜT" kurulmasına kuramsal ve tinsel katkıda bulunuyor.


"BİZ AŞAĞIDA İMZASI OLAN KURUMLAR VE KİŞİLER OLARAK BU İKİ ŞAHSI; COŞKUN BÜKTEL VE HÜSEYİN HİLMİ BULUNMAZ'I HAKARET VE KÜFÜRLERİNDEN DOLAYI KINIYOR, AHLÂKİ BİR TUTUM GELİŞTİRMEYE DAVET EDİYORUZ."


ÖZDEMİR NUTKU adlı şahsın entelektüel, kuramsal ve tinsel önderliğine güvenen ve "SUÇ İŞLEMEK AMACIYLA KURULAN 1100 KİŞİLİK SUÇ ÖRGÜTÜ", bana karşı, maddi ve manevi büyük acılar veren bir eylemlilik içerisine girerek, benim doğal, normal, olağan yaşantımı altüst edip, beni sindirmek istemiştir.


HUKUKİ NEDENLER: "HAKARET""İFTİRA" VE "ÖRGÜT KURMA" SUÇLARI (TCK 125., 267. VE 220. MADDELER)


DELİLLER:


1 - www.sahnedergisi.com/stage/?q=node/52


2 - www.coskunbuktel.com/lincimzacilari.htm


http://coskunbuktel.com/nutkuoycedskandal.htm


4 - http://coskunbuktel.com/buktelnihayet.htm


5 - www.coskunbuktel.com/buktelnutku000905.htm


6 - www.coskunbuktel.com/nutkubuktel000905.htm

7 - www.coskunbuktel.com/erguneynutku001005.htm

8 - www.coskunbuktel.com/buktelnutku050706.htm


9www.coskunbuktel.com/salihcoskunnutkuskandal.htm/buktelnutku190706.htm


10 - www.coskunbuktel.com/buktelnutku190706.htm


11 - www.hyetert.com/yazi3.asp?Id=432&DilId=1


12 - http://linckampanyasi.blogcu.com/lincci-alcaklarin-listesi/9789129


13 - www.facebook.com/note.php?saved&&note_id=10152152591800711%E2%80%A6


14 - http://tiyatroyun.blogspot.com/2011/10/oyunun-notu-lincci-omer-faruk-kurhanla.html


15 http://tiyatroyun.blogspot.com/2011/11/lincci-omer-faruk-kurhann-avukatlar.html


16 - http://tiyatroyun.blogspot.com/2012/03/linc-kampanyasi-ana-sponsorlarndan_23.html


SONUÇ VE İSTEM:


Yukarıda sunduğum nedenlerle, şikâyet edilen ve kendisinden 

"ŞİKÂYETÇİ VE DAVACI" olduğum ve kesinlikle uzlaşmak istemediğim ÖZDEMİR NUTKU hakkında gerekli soruşturmanın yapılmasını ve cezalandırılması için "KAMU DAVASI" 
açılmasına karar verilmesini saygılarımla arz ve talep ederim. 01.10.2012

ŞİKÂYETÇİ

HÜSEYİN HİLMİ BULUNMAZ