"ASILSIZ İHBARCI" sorgusu için yayınlar alaka düzeyine göre sıralanmış olarak gösteriliyor. Tarihe göre sırala Tüm yayınları göster
"ASILSIZ İHBARCI" sorgusu için yayınlar alaka düzeyine göre sıralanmış olarak gösteriliyor. Tarihe göre sırala Tüm yayınları göster

6 Ağustos 2013 Salı

Bulunmaz, ASILSIZ İHBARCI Demirkanlı'nın İHBAR dilekçesini irdeliyor!

Not: Aşağıdaki yazı henüz taslak hâlindedir. Bittiğinde "not" silinecek!

***

"ASILSIZ İHBARCI" Mustafa Şükrü Demirkanlı, benim hakkımda "SUÇ DUYURUSU YAPMAK" ve de "İHBARDA BULUNMAK" için anlaşılması çok zor metnine "T.C. İSTANBUL CUMHURİYET BAŞSAVCILIĞI'NA İHBAR DİLEKÇESİ" başlığı atarak, benim hakkımda "DÂVÂCI VE ŞİKÂYETÇİ" olmuş. Tamamıyla büyük bir rastlantı sonucu elde ettiğim bir bilgiyle öğrendiğim dilekçe içeriği, son derecede korkunç ve tüyler ürpertici bir durum arz ediyor. Malûmunuz, Adalet Sarayları, benim ikinci adresim oldu. Benim hakkımda başlatılan "ENTELEKTÜEL VE HUKUKSAL LİNÇ KAMPANYASI" süreci sonucunda, âdeta her gün Adalet Sarayları mekânlarında sürekli olarak hukukî mesaide bulunuyorum. Benim sanat etkinliklerinde bulunmak yerine hukuksal işlerle uğraşmam için çaba harcayan "1100 KİŞİLİK LİNÇ ÖRGÜTÜ", beni adliyelere "tutsak ederek", davranış geliştirme, dinlenme süreci sağlayabilme ve düşünce dizgesi oluşturma olanağımı ilga ediyor. Benim en doğal haklarımı bile kısıtlayan "ENTELEKTÜEL VE HUKUKSAL LİNÇ KAMPANYASI" sürecini başlatan kişi, aynı zamanda benim hakkımda "ASILSIZ İHBARDA" bulunan Mustafa Şükrü Demirkanlı'nın tam da kendisidir. Demirkanlı 1100 kişinin lideri.

Türkiye tiyatrosuna yarardan çok zarar veren "ASILSIZ İHBARCI" Mustafa Şükrü Demirkanlı, seriye bağladığı doğru söylememe eylemini, şimdi de, "İHBAR EDEN: MUSTAFA ŞÜKRÜ DEMİRKANLI" adıyla, "T.C. Kimlik No: 37210675438" belgesiyle yürütebilmekte hiçbir sakınca görmüyor... Kendisiyle ilgili olarak yaptığı "DÂVÂ VE ŞİKÂYET" başvurularını, Anayasal hak olarak gördüğüm için, onu bu konuda eleştirmemeye çok özen gösterdiğim "ASILSIZ İHBARCI" 
Mustafa Şükrü Demirkanlı, kendisini hiç ilgilendirmemesine, sadece bir sanat yapıtı olan "ey savcı" şiirimi, Türk Ceza Kanunu'nun 301. Maddesi'nden yargılatabilmeyi arzu etti... "İHBAR KONUSU" olarak gayet anlamsız, gereksiz belge ve bilgiler sunan "ASILSIZ İHBARCI" Mustafa Şükrü Demirkanlı,  "ilişikte bilgisayar çıktıları ve word olarak metinler" sunduğunu belirtip, benim suçlu olduğumu kanıtlayabilecek delillere sahipmiş izlenimi oluşturabiliyor. İyi ki, Türkiye'de savcılar var da, "ASILSIZ İHBARCI" Mustafa Şükrü Demirkanlı, benim hukukî bir kazaya uğramamı başarmış olamıyor. Demirkanlı 1100 kişinin lideri.

"Hüseyin Hilmi Bulunmaz'ın kendisine ait blogspot'unda yayımlamış olduğu ve halen yayında olan şiirinin savcılık makamına yönelik HAKARET içerdiğini düşündüğüm ve yargıçlara yönelik HAKARET oluşturduğunu düşündüğüm kayıtları iletiyorum." diyerek, adliyenin yoğunluğunu fırsat bilip, beni mahkûm ettirmek isteyen "ASILSIZ İHBARCI" Mustafa Şükrü Demirkanlı, kendisiyle ilintili olarak hiçbir sıkıntısı, şikâyeti bulunmamasına karşın, halkın deyimiyle "hamamın namusunu kurtarmak" istiyor. "ASILSIZ İHBARCI" Mustafa Şükrü Demirkanlı, Şubat 1991 tarihinden bu yana Türkiye tiyatrosunu hızla, hem de şimşek hızıyla kirleterek, dezenforme eden Tiyatro... Tiyatro... Dergisi'nin nüfuzuyla yargıyı etkileme telaşına düşmüş gibi görünüyor.

"ASILSIZ İHBARCI" Mustafa Şükrü Demirkanlı, benim Anayasal hakkım olan eleştiri hakkı, hukuka uygunluk ve entelektüel tartışma olanağını küçümseyerek hiçimsiyor. "ASILSIZ İHBARCI" Mustafa Şükrü Demirkanlı, sanki kendisini, tiyatro sanatının kahyasıymış gibi, polismiş, savcıymış ve de yargıçmış gibi aynen şu sözleri söyleyebiliyor:

"Ayrıca, İstanbul Barosu'na yönelik HAKARETLERİ ilgili baroya iletilmiştir. Şahıs, tiyatro insanlarına yönelik HAKARETLERİ ile yetinmeyip yargının tüm kurumlarını da hedef almaktadır."

Ben, İstanbul Barosu gibi köklü bir hukuk kuruluşunu eleştirmiş isem, haydi "ASILSIZ İHBARCI" Mustafa Şükrü Demirkanlı'nın deyimiyle "HAKARET" etmiş isem, koskoca İstanbul Barosu, hukuksal olarak kendini savunmaktan aciz mi? On binlerce üyeli baro böyle çaresiz mi?

Ben, hem Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olduğum, hem kırk bir yıldır tiyatro sanatıyla uğraştığım ve hem de yirmi beş yıldır Bulunmaz Tiyatro - İstanbul adlı profesyonel bir tiyatronun kurucusu, sahibi ve yöneticisi olduğum için, tiyatro sanatına zarar veren her türlü kişi, kuruluş ve kurumu eleştirme hakkına sahibim. İstanbul Barosu da, "İstanbul Barosu Tiyatro" adlı bir unsura sahip ve bu unsurun başındaki kişi de, şu ânda 2013/102971 numaralı soruşturma ile sürdürülen ve içeriğinde "İFTİRA SUÇU" ve "SUÇ UYDURMA SUÇU" bulunan bir gerçeklik söz konusu. Beni, gereksiz yere, hukuka aykırı bir biçimde savcılığa "DÂVÂ VE ŞİKÂYET" eden "ASILSIZ İHBARCI" Mustafa Şükrü Demirkanlı'nın avukatı Burhan Gün'ün yöneticilik yaptığı "İstanbul Barosu Tiyatrosu" unsurunu eleştirmek, benim en doğal hakkımdır. Hem Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olduğum, hem tiyatro sanatçısı olduğum, hem Bulunmaz Tiyatro - İstanbul adlı profesyonel tiyatro kuruluşunun sahibi oluşum ve hem de benim "LİNÇ EDİLMEM" için kolları sıvayan insanların sırtını dayadıkları kişi, kuruluş ve kurumları eleştirme hakkına sahibim. Benim Anayasal hakkım olan bu davranışıma hiçbir resmî ve/ya gayriresmî kişi, kuruluş ve kurum müdahale edemez. Zâten, "ASILSIZ İHBARCI" Mustafa Şükrü Demirkanlı'nın tüyler ürpertici "İHBAR ŞİKÂYETİ DİLEKÇESİ" önüne gelen Sayın Savcı Halûk Gedikli de, hukuk üstünlüğü ilkesiyle hareket ettiği için, "KOVUŞTURMAYA YER OLMADIĞINA DAİR" karar vererek, "ASILSIZ İHBARCI" Mustafa Şükrü Demirkanlı'ya "DUR" demiştir.

Malûmunuz, herhangi bir sanatçı, sıradan insanlar gibi, günlük iki yüz sözcükle iletişim kurmaz. Sanatçı, binlerce, on binlerce, yüz binlerce kavram, yargı ve düşünceyle donanmıştır. Hele ki, "sanatçı" dediğimiz bu kişi bir şairse, o sanatçının kendine özgü kavramları, yargıları ve düşünceleri vardır. Nasıl ki, "savcı", "sav"layan kişi ise, "savcı" kavramını, sadece ve yalnızca Adalet Bakanlığı'na bağlı olarak çalışan "kara cübbeli kişi" olarak indirgememek gerekir. Ancak, "ASILSIZ İHBARCI" Mustafa Şükrü Demirkanlı, hayatı boyunca bir tek imge oluşturabilecek, bir tek dize yazabilecek, bir tek imgesel şiir kurgulayabilecek bir yeteneğe sahip olmadığı, hattâ, kötücül ve "ASILSIZ MUHBİR" kimliğine sahip olduğu için, benim "ey savcı" şiirimin kırıntısını bile asla ve kesinlikle hiç anlamamış.

"ASILSIZ İHBARCI" Mustafa Şükrü Demirkanlı, ağzından, elinden, kaleminden, klavyesinden çıkan sözün hangi değerleri çürüteceğini hiç düşünmeden, bakınız neler söyleyebiliyor:

"Örneğin, kendisi hakkında beğenmediği bir karar veren savcıya yönelik 'Hilmi Bulunmaz, İFTİRAHAKARET anlayan savcıya karşı çıktı!' (EK-1) başlıklı yazısının bir altında aşağıdaki şiir dediği yazıyı yayımlamakta, http://tiyatroyun.blogspot.com/2012/10/blog-post_17.html adresinde yayında bulunmaktadır."

Benim on binlerce şiirim ve üç tane yayınlanmış şiir kitabım var. Şiirin "ş"sinde bile hiç anlamayan bir kişinin, "şiir dediği yazı" diye nitelemede bulunmasına gocunmam, kızmam. Bu niteleme, o kişinin, ne kadar "ŞİİR CAHİLİ" ve onun zifirî bir "ASILSIZ İHBARCI" olduğunu kanıtlar. Şiirden hiç anlamayan, hiç anlamak istemeyen bireylerin genel tavrı şöyledir: "Onun yazdığı da şiir mi? Çiziktirdiği şeyin şiirle, sanatla hiç ilgisi yok! Ben olsam daha iyisini yazarım!!!" Ancak, bu tür yetenek düşmanları o denli üşengeç ve o denli kıskanç olurlar ki, ellerine aldıkları kalemi kağıt üzerinde nasıl gezdirebileceklerini bile asla ve kesinlikle bilemezler. Bu tür insanlar, sırtlarını devletin ayrıcalıklarına yaslamak ile meşgul ve meşhurdurlar. Eğer konu tiyatro sanatıysa, bu yüce sanatın derin felsefesinin içinde kulaç atacaklarına, sürekli bir biçimde Devlet Tiyatroları Genel Müdürü Mustafa Kurt, İstanbul Şehir Tiyatroları Genel Sanat Yönetmeni Hilmi Zafer Şahin'den, Kocaeli Şehir Tiyatroları Genel Sanat Yönetmeni Veysel Sami Berikan'dan ve benzerlerinden nasıl reklâm (PARA) alırım derdindedir.

Ben, hiçbir zaman için yazdığım herhangi bir şiir ve/ya yazıyı silmeyi düşünmediğim için, yazdığım tüm şiir ve/ya yazılar bulundukları yerde muhafaza edilirler. Ancak, kendisi yazdığı "TEHLİKELİ" ve "HUKUK DIŞI" yazıları sürekli bir biçimde silip kaybeden "ASILSIZ İHBARCI" Mustafa Şükrü Demirkanlı, herkesi ve beni kendisine benzetmiş olduğu için, "T.C. İSTANBUL CUMHURİYET BAŞSAVCILIĞI ÖZEL SORUŞTURMA BÜROSU" kurumuna bile, benim hakkımda şaibe oluşturma yoluna sapmaktan hiç çekinmiyor. Savcıyı hafifseyip küçümseyen "ASILSIZ İHBARCI" Mustafa Şükrü Demirkanlı, şu paragrafta bile kafa karıştırıcı bir dil kullanıyor:

"Ancak, zaman zaman link değiştirdiği için, yukarıdaki link geçersiz olabilir. Örneğin: 'Maalesef aradığınız sayfa bu blogda yok.' (EK-2) Yukarıda bulunamayan link, http://tiyatroyun.blogspot.com/2012/10/ey-savc.html (EK/3'de karşımıza çıkmakta). Muhtemelen arandığında, burada da bulunamayacak. Bir başka savcı ya da yargıç kararının altında bulunacaktır:"

"ASILSIZ İHBARCI" Mustafa Şükrü Demirkanlı, yukarıdaki paragrafı öyle bir kurgulamış ki, "YALAN" desek, "İFTİRA SUÇU" nedeniyle müracaat savcısına koşabilir.

Benim ve şiir okurlarının "şiir" dediği, "ASILSIZ İHBARCI" Mustafa Şükrü Demirkanlı'nın "şiir dediği yazı" diyerek hafifseyip küçümsediği yapıtımı "İHBAR DİLEKÇESİ" içeriğine dahil ederek, sözüm ona, yaptığı "İHBAR" eyleminin belgesel niteliği olduğunu duyumsatıyor:

ey savcı

halka adalet
halka hak
halka hukuk
yerine
acı veren
savcı
senin dilini eşek arısı soksun

sana kirli kağıttan bir diploma
kavak ağacından yapılmış bir masa
bir de boynunu bağlı tutsun diye
korkunç renkli bir kravat vermişler

sen
eline tutuşturulan kağıda fetva
önüne konulan masayı rahle
boynunu sıkan kravatı sakal sanıyorsun

halka adalet
halka hak
halka hukuk
yerine
acı veren
savcı
senin dilini eşek arısı soksun

hilmi bulunmaz

Yukarıdaki şiir, nesnel olarak değerlendirildiğinde, şiir tadı alan damakla irdelendiğinde görülecektir ki, bu şiirin suç ögesi taşıması olanaksızdır. Bu bir "savcı eleştirisi" değil, bir şiirdir. Evet, yineliyorum; "savcı", "sav"layandır. Herhangi bir tezi ortaya koyan anlamına gelir. Ancak, kafatasının içerisinde imgesel bir zenginlik bulunmayan "ASILSIZ İHBARCI" Mustafa Şükrü Demirkanlı, önce kendisini kandırdıktan sonra, savcıyı da kandırma yoluma sapmıştır. Neyse ki, savcılar şiirden anlıyorlar ve Türkiye'de savcılar var.

"ASILSIZ İHBARCI" Mustafa Şükrü Demirkanlı, âdeta bir mübaşir gibi yaklaştığı sanat konusunda, bana ikide bir "şahıs" diyerek, adlî bir bağlam oluşturma kaygısı taşıyor. Ben, "tiyatro insanlarına uzun süredir HAKARET etmekte" isem, Türk Ceza Kanunu'nun 125. Maddesi bu suçu içermektedir. Ne var ki, "ASILSIZ İHBARCI" Mustafa Şükrü Demirkanlı, aklı sıra, kendisini hem polis, hem savcı ve hem de yargıç rolüne hazırlayarak, ilkel bir husumet mantığıyla, kendince, benim "YARGISIZ İNFAZ" biçiminde ilga ve imhâ olmamı arzulamaktadır. Bu kişinin şu sözleri oldukça düşündürücü ve üzerinde yorum bile yapılamayacak kadar hukuk dışıdır:

"Şahıs, tiyatro insanlarına uzun süredir HAKARET etmektedir. Yapılan şikâyetler sonrası kendisi hakkında dâvâ açan savcılara da hiddetlenerek, iletmiş olduğum şiiri yazmış ve kamuya açık sitesinde yayımlamaktadır."

"Yargıçlara:"

"ASILSIZ İHBARCI" Mustafa Şükrü Demirkanlı, benim şiir yapıtımı "şiir dediği yazı" olarak niteleyerek, aklında savcıları kışkırtma süreci başlatmak istemekle birlikte, "Yargıçlara:" başlığıyla açmış olduğu paragrafta da, yine aklınca, yargıçları etkilemeye çalışmakta:

"Siz, (ben, halkım, tüyü bitmemiş yetim; bireyin, ailenin, kentin, ulusun, emekçi sınıfın nöbetini tutarken) 'LİNÇÇİ OROSPU ÇOCUKLARI' olarak götlerinize üşüşen pirelerin ezelî rekâbet maçlarındaki hakemlerin, 'maymungötürengi' kartlarına ve emekçilerin iktidar özlemini diri tutmak için 'varlığını emekçi varlığına armağan eden adam' hakkında kararlar vermesini istediğiniz hâkimlerin sopalarına götünüzü yaslama derdindesiniz!"

Benim, hangi harfi hangi harfin yanına hangi amaçla koyduğumu bile bilmekten yoksun "ASILSIZ İHBARCI" Mustafa Şükrü Demirkanlı, bir şair ruhuna sahip olmadığı için, örnekse "maymungötürengi" sözcüğünü hangi amaçla ve niçin kullandığıma asla kafa yormayıp, savcıları ve yargıçları, aklı sıra yönlendirme, kışkırtma cihetine gitmek istemektedir. Bir kez daha yinelemekte yarar var: İyi ki Türkiye'de savcılar ve yargıçlar var!

(Belge 4)

"MAHKEMELERE:"

Ben, bir şiir, bir yazı yazarken, sadece ve yalnızca bir tek ögeyi düşünerek, düzeysiz bir bağlamda yazı yazmam. Ben, "Mahkemelere:" seslenmeyi düşünsem bile, benim bu seslenmem, şiirsel ve yazınsal bir dille olur. Her ne kadar www.facebook.com ve https://twitter.com sosyal paylaşım sitelerine üye olup, buralarda yazı yazmak, hukuken yasak olmasa da, benim anlayışıma göre, entelektüel bir kişinin bu tür düzeysiz ve yüzeysel sosyal paylaşım sitelerinde ömür çürütmesi, sadece kendisine değil, ülkemiz entelektüel yaşamına da zarar verir. "ASILSIZ İHBARCI" Mustafa Şükrü Demirkanlı, neredeyse gün yirmi dört saat bu sosyal paylaşım siteleri arasında boğulduğu için, her sözcüğün bir kavram, her tümcenin bir yargı ve her paragrafın bir düşünce birimi olmakla birlikte, imgesel düşünceye sahip olan şairlerin derinlik anlayışını asla ve kesinlikle anlayamadığı için, benim "Mahkemelere:", "Savcılara:" yada "Yargıçlara:" seslenmemi son derecede yoksul ve yoksun bir biçimde yorumluyor. Kendisinin düzeysiz ve yüzeysel düşünsel evrenini, savcılara ve yargıçlara da ihraç etmek isteyen "ASILSIZ İHBARCI" Mustafa Şükrü Demirkanlı, benim oluşturduğum videolardan cımbızla topladığı söz öbeklerini, Sayın Savcı Halûk Gedikli'nin önüne boca etmekten kesinlikle utanç duymuyor:

"Video 1

Yayın yerleri:


http://tiyatroyun.blogspot.com/2011/07/sosyalist-sanatc-hilmi-bulunmaz-linc_14.html


www.youtube.com


www.youtube.com/watch?v=0TQSom1A0YA#at=920


Dakika 13.45:


'... kardeşim diyorum, mahkeme kağıdının benim için osuruk kadar değeri yoktur, benim için sen önemlisin, proleter önemli...'

Açıklamalarıyla tavrını açıklamaktadır."


26.50 dakikalık bir videodan, sadece ve yalnızca birkaç saniyelik bir alıntı yapıp, bir sanatçının sanatsal imge anlayışını "es" geçerek, bağlam kopukluğuyla savcıları kışkırtma cihetine giden "ASILSIZ İHBARCI" Mustafa Şükrü Demirkanlı'ya, her ne kadar Sayın Savcı Halûk Gedikli gerekli hukuksal yanıtı vermiş olsa da, biz, tarihe estetik bir not düşme adına iki kelâm etme gereği duyduk. Zâten "Sosyalist Sanatçı" olarak tanınan bir kişi de, doğal olarak proleter kişilere sanatsal imge sunar.

***

"Ayrıca, İstanbul Barosu'na ilişikte sunduğum 2 adet video kaydında HAKARETLERDE bulunmaktadır."

"ASILSIZ İHBARCI" Mustafa Şükrü Demirkanlı, tamamıyla eleştiri hakkı, hukuksal düzey sınırlarında kalabilen bu videoları, kafasındaki karanlık süzgeçlerden geçirerek, suç imal etmekte ve imal ettiği bu suçu da, savcılığa ihraç etmektedir. Neyse ki, savcılar hukuk eğitimi aldıkları ve vicdanlarında yasa terazisi bulunduğu için, "ASILSIZ İHBARCI" Mustafa Şükrü Demirkanlı'nın hukuk dışı etkilerinde asla kalmıyorlar.

"Video 1


Yayın yerleri:


http://tiyatroyun.blogspot.com/2011/07/sosyalist/sanatc-hilmi-bulunmaz-line_14.html


www.youtube.com


www.youtube.com/watch?v=0TQSom1A0YA"


"ASILSIZ İHBARCI" Mustafa Şükrü Demirkanlı, aslında, sadece ve yalnızca bir video söz konusu olmasına karşın, hiç gereği yokken, tam tamına üç link vererek, savcıda kalabalık suç unsuru algısı oluşturma kurnazlığı içerisine girebiliyor... Üçüncü sıradaki link, benim hazırlayıp sunduğum ve içeriğinde herhangi bir suç unsuru asla bulunmayan bir video. İkinci sıradaki, bu videonun yayınlandığı paylaşım sitesinin ana web adresi... Birinci sıradaki link ise, bana ait olan blogun herhangi bir sayfası. "ASILSIZ İHBARCI" Mustafa Şükrü Demirkanlı, yaptığı bu saptırmada, her ne kadar hukuksal bir ciddi suç işlememiş olsa da, bu saptırma nedeniyle, (bence) toplumsal olarak bir suç işlemiş olabiliyor.

Dakika 16.10:


'... İşte 1878 yılında kurulan İstanbul Barosu, tiyatrosunu bu delilde karartma yapan, hukuk dışı avukata teslim ediyor. Burhan Gün'e teslim ediyor. İstanbul Barosu kesin ve kesinlikle sosyalist sanatçı Hilmi Bulunmaz'ın mahkûm olması için yardım ve yataklık ediyor...'

"ASILSIZ İHBARCI" Mustafa Şükrü Demirkanlı, kendine ait haksız suçlamaları, haklı suçlamalar gibi savunan kendi avukatı Burhan Gün'ü temize çıkarabilmek için benim hakkımda saptırmada bulunuyor. Evet, aradan uzun bir zaman, yıllar geçmesine karşın, yukarıdaki sözlerimin her zaman için arkasındayım. "İstanbul Barosu Tiyatrosu" Genel Sanat Yönetmeni Avukat Burhan Gün, savcılığa sunduğu belgelerde, "delilde karartma" yapmış, savcılığın hatâlı davranmasına neden olmuştur. Şu ânda, Gün hakkında Türk Ceza Kanunu'nun 267. Maddesi ("İFTİRA SUÇU") ve 271. Maddesi ("SUÇ UYDURMA SUÇU") içeriklerine dayanarak "DÂVÂCI VE ŞİKÂYETÇİ" oldum. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'nda soruşturma yürütülüyor. Sanırım dâvâ da başlayacak. 

Dakika 25.20:


'... Madem ki yasalar var, ben şimdiye kadar hayatta kimseyi mahkemeye vermedim, bunun bir tek nedeni vardı: Haksızlıkların yasalarla korunduğu bir ülkede yaşıyoruz! Bu ülke hâlâ 12 Eylül Faşizmi'ni, 12 Mart Faşizmi'ni aşamadı! Hâlâ bu ülkede Toplumsal Araştırmalar Kültür ve Sanat İçin Vakıf, 12 Mart Faşizmi Kültür Bakanlı Talât Halman'a Emek Ödülü verebiliyor. Böyle bir ülkede yaşıyoruz. Faşizmin egemen olduğu, gericiliğin egemen olduğu, haksızlıkların yasalarla korunduğu bir ülkede ben yasalara güvenip kimseyi şimdiye kadar mahkemeye vermedim. Ancak, bundan sonra kesinlikle vereceğim...'"

"ASILSIZ İHBARCI" Mustafa Şükrü Demirkanlı, benim yaptığım hukuksal saptamayı, hukuksal eleştiriyi, hangi hakla haksız bir düşünüşle "İHBAR" ediyor? Bunun anlamak mümkün değil. Ne yani, bu ülkede 12 Eylül Faşizmi, 12 Mart Faşizmi olmadı mı? Bir sanatçının faşizme karşı çıkması, faşizmi açıklaması, faşizme karşı sanat yapması son derecede olağan sayılmalıdır. Kendisi, sürekli olarak Devlet Tiyatroları Genel Müdürü Mustafa Kurt'tan, İstanbul Şehir Tiyatroları Genel Sanat Yönetmeni Hilmi Zafer Şahin'den, Kocaeli Şehir Tiyatroları Genel Sanat Yönetmeni Veysel Sami Berikan ve benzerlerinden, yani "devlet"ten reklâm (PARA) aldığı için, kendini âdeta kanun yerine koyabilme gücünde buluyor. Oysa, hiçbir "devlet adamı" bile, haksız yere gelir etme yoluna sapmamalıdır. "ASILSIZ İHBARCI" Mustafa Şükrü Demirkanlı, yöneticisi olduğu Tiyatro... Tiyatro... Dergisi'ni hiçbir zaman tam zamanında, her ayın tam birinde, yani resmî tiyatro kurumlarının oyunlarının duyusunu hakkıyla yapabileceği bir zaman diliminde yayınlamayarak, bu resmî kurumlardan aldığı reklâm (PARA) nedeniyle, devleti zarara uğratmaktadır. Ben, hiçbir kimseyi Türk Ceza Kanunu'nun 301. Maddesi nedeniyle yargılatmayı düşünmesem bile, eğer mevzuat elveriyorsa, "ASILSIZ İHBARCI" Mustafa Şükrü Demirkanlı'nın usûlsüz reklâm (PARA) alması nedeniyle soruşturmaya tabi tutulmasını arzu edebilirim. "ASILSIZ İHBARCI" Mustafa Şükrü Demirkanlı'nın çıkardığı Tiyatro... Tiyatro... Dergisi'nin hiçbir zaman için tam zamanında yayınlanmadığını bilen Mustafa Kurt, Hilmi Zafer Şahin ve Veysel Sami Berikan'ın da görüşlerine başvurmakta yarar var.

***

"2 nolu Video

Yayın yeri:


1) http://tiyatroyun.blogspot.com/2011/06/hilmi-bulunmaz-lincci-tiyatro-tiyatro_20.html


2) http://vimeo.com/25372566


3) www.youtube.com/watch?feature=player_embedded&v=jHeAJc2tpkw


4) www.dailymotion.com/video/xjf7gm_bulunmaz-lynccy-dergiyi-eleytiriyor_creation


Dakika 20.10


'... Burhan Gün de İstanbul Barosu Tiyatrosu'nun Genel Sanat Yönetmeni. Burhan Gün de Gülhan Avşar'ın ve Mustafa Demirkanlı'nın, LİNÇÇİ Gülhan Avşar ve LİNÇÇİ Mustafa Şükrü Demirkanlı'nın avukatıdır. Dolayısıyla Mustafa Şükrü Demirkanlı'nın belgelerini sunarken delilde karartma yapmıştır. İstanbul Barosu Tiyatrosu'nu Genel Sanat Yönetmeni sıfatıyla Burhan Gün'e teslim ettiğine göre, avukattır Burhan Gün. Kendisi LİNÇÇİ değildir kesinlikle. O da, sahtekârlık yaptığı için adliyede, delil karartması yaptığı için, İstanbul Barosu da sahtekâr bir kurumdur bana göre. 1878 yılından bu yana sabıkası bulunmayan İstanbul Barosu, Orhan Aydın, düzeltiyorum nereden aklıma geldi o LİNÇÇİ Orhan Aydın. Orhan Apaydın gibi ilerici bir insanın bir dönem Baro Başkanlığı yaptığı İstanbul Barosu şu ânda LİNÇÇİLERİN avukatı olan Burhan Gün'ü sahiplenerek ki, Burhan Gün, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'ndaki basın bürosundaki savcı İsmail Onaran'a benim hakkımda belge verirken, delilde karartma yapmıştır, sahtekârlık yapmıştır. İstanbul Barosu da bu sahtekârlığa, Burhan Gün'e tiyatrosunu teslim ederek, yardım ve yataklık etmiştir. Dolayısıyla, benim için İstanbul Barosu'nun hiçbir hukukî temeli kalmamıştır. İstanbul Barosu, hukuka aykırı bir kurumdur, kuruluştur...'

Dakika 26.44:

'Tiyatro... Tiyatro... Dergisi, bizim deyimimizle Tiyatro... Tiyatro... paçavrasının kurucusu, yönetmeni ve Sorumlu Yazı İşleri Müdürü, beni Burhan Gün kanalıyla, yani LİNÇ KAMPANYASINI destekleyen, 1878'den bu yana sabıkası olmamasına rağmen, yeni sabıkası oluşan İstanbul Barosu'nun desteklediği, İstanbul Barosu'nun tiyatrosunu teslim ettiği, Avukat Burhan Gün kanalıyla, bu LİNÇÇİ, alçak Mustafa Şükrü Demirkanlı, beni mahkemeye veren, savcılığa, oradan mahkemeye veren o alçak, LİNÇÇİ, alçak Mustafa Şükrü Demirkanlı...'"

***

"İHBAR GEREKÇEM: İlgili şahıs Hüseyin Hilmi Bulunmaz, yaklaşık 4 yıldır tiyatro insanlarına yönelik olarak HAKARET ve KÜFÜRLERDE bulunmaktadır. Tiyatro yayıncıları, tiyatro sivil kuruluşları ve yaklaşık 1100 kişi, kendisini KÜFÜRSÜZ yayıncılığa davet ettiği çağrı metninden sonra, bizleri LİNÇÇİ olarak adlandırmakta ve ağza alınmayacak KÜFÜRLER etmektedir. Bu HAKARETLERİNİ artırmasından sonra, kendisi hakkında çeşitli dâvâlar açılmış, açılan dâvâların durumu şöyledir. Ancak, şikâyete bağlı suçlarda cezaların (Hükmün açıklanmasının geri bırakılması ya da para cezasına dönüşmesinden dolayı, şahış kuyumculuk ve uluslararası elmas kalemleri ticaretiyle uğraşan bir şirketin sahibi olduğu için parasal cezalara karşı umursamaz olmaktadır) HAKARET ettiği insanlardan birinin bu somut durum sonrası olumsuz bir durum yaratması endişesinden dolayı, Adliyeye yönelik HAKARETLERİNİ de iletme gereği duydum.

1. Şikâyetçi: Av. Mehmet Bozkır
Soma Sulh Ceza Mahkemesi
Dosya No: 2011/578
Karar No: 2012/768
C. Savcılığı Esas No: 2011/768
Karar:125/4'den 105 gün adlî para cezası. Hükmün açıklanması geri bırakıldı.

2. Şikâyetçi: Seval Deniz Karahaliloğlu
Karşıyaka 3. Sulh Ceza Mahkemesi (İzmir)
Esas No: 2012-289
Karar No: 2012-1119
Karar: Adlî para cezası. Hüküm açıklandı.

3. Şikâyetçiler: Haluk Bilginer, Kemal Aydoğan
İstanbul 35. Sulh Ceza Mahkemesi
Esas No: 2011/3218
Karar: 2 ayrı para cezası, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildi.

4. Şikâyetçi: Haluk Bilginer, Kemal Aydoğan
İstanbul 7. Sulh Ceza Mahkemesi
Esas No: 2011/217
Karar: 5 ay hapis cezası, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildi.

5. Mustafa Şükrü Demirkanlı
İstanbul 35. Sulh Ceza Mahkemesi
Dosya No: 2011/3131
Karar: Adlî para cezası, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildi.

6. Şikâyetçi: Levent Çağlayan
Trabzon 3. Sulh Ceza Mahkemesi
Dosya No: 2012/256
Dava aşaması: Adlî para cezası

7. Şikâyetçi: Av. Burhan Gün - Prof. Dr. Nurhan Tekerek
9. Asliye Ceza Mahkemesi
Dosya No: 2010/337
Dava aşaması: 6352 sayılı yasa gereği ertelendi.

8. Şikâyetçi: Av. Süleyman Anıl
Anadolu 40. Sulh Ceza Mahkemesi'nde dava devam ediyor.

Tüm bu gerekçelerden dolayı, savcılık makamına ve baroya yönelikHAKARETLER içerdiğini düşündüğüm ve halen yayında olan dökümanları gereği için bilginize sunarım.

İHBAR EDEN
MUSTAFA ŞÜKRÜ DEMİRKANLI

Ekler:
Ek 1, Ek 2, Ek 3 ve Ek 4 olarak numaralandırılmış belgeler.
Video (2 adet video kaydı: 1 nolu video ve 2 nolu video ve bu videolara ait bant çözümleri.)

Oyun'un notu: İrdeleme daha bitmedi. İnşaat devam ediyor!

***

Ayrıca bakınız:


Asılsız İHBARcı Demirkanlı'nın savcılık İHBAR dilekçesi tüyler ürpertici

5 Ocak 2014 Pazar

Bulunmaz, "ASILSIZ İHBARCI" Mustafa Demirkanlı'yı çok sert yanıtladı!

"ENTELEKTÜEL VE HUKUKSAL LİNÇ KAMPANYASI" temel sponsoru Tiyatro... Tiyatro... Dergisi Yayın Yönetmeni ve Sorumlu Yazı İşleri Müdürü "ASILSIZ İHBARCI" Sn. Mustafa Şükrü Demirkanlı, 1 Ocak 2014 Çarşamba günü şu başlık altında bir yazı yayınlayabildi: "H. Hilmi Bulunmaz Ve Coşkun Büktel'in Yargılanma Süreci"...  Baştan aşağı karalama amacıyla ve olağanüstü saptırmalarla yazılan bu yazı hem yanıtlanacak ve hem de T.C. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Müracaat Savcısı'na sunularak, yazı nedeniyle, "ASILSIZ İHBARCI" Mustafa Şükrü Demirkanlı hakkında "KAMU HUKUKU DÂVÂSI" açılması yönünde mutlaka "DÂVÂCI VE ŞİKÂYETÇİ" olunacaktır...

Karalama dolu yazıyı diyalog hâline getirerek değerlendirdik:

Demirkanlı - Hakkında çok sayıda dava açılan, çok sayıda kesinleşmiş yargı kararı bulunan H. Hilmi Bulunmaz'ın Yayın Yönetmenimiz Mustafa Demirkanlı hakkında yapmış olduğu şikayetine Cumhuriyet Savcılığı tarafından "Kovuşturmaya Yer Yok" kararı verildi.

Bulunmaz - "Benim hakkımda çok sayıda açılan dâvânın, çok sayıda kesinleşmiş yargı kararının" dâvâ dosya numaralarını asla sunmayarak türlü numaralar yapan Demirkanlı, hiç olmazsa "Kovuşturmaya Yer Yok" kararının soruşturma ve karar numaralarını yazının başındaki bu paragrafa yazmalıydı. Yazmamış. Yazamamış. Unutmuş(?) Biz yazalım:

"SORUŞTURMA NO: 2013/121297 - KARAR NO: 2013/74902"

Her soruşturmanın, mutlaka kovuşturmayla sonuçlanacağına dâir bir kutsal kelâm mı var? Hayır kesinlikle yok! Öyle bir kutsal kelâm olsaydı itiraz etme hakkına asla gereksinim duyulmazdı... İstanbul Cumhuriyet Savcılığı'na yapılabilen suç duyurularına "Kovuşturmaya Yer Yok" kararı verildiğinde, bu karara itiraz etme hakkı var... Bu itiraz, Bakırköy Nöbetçi Ağır Ceza Mahkemesi'ne yapılır. Ben de, bu karara itiraz etmek için 2 Ocak 2014 günü İstanbul Adalet Sarayı'na giderek dilekçe verdim.

"Kovuşturmaya Yer Yok" kararına itiraz edilince, büyük olasılıkla, bu itiraz kabûl görmüyor. Ancak, bunun tersi de söz konusu olabiliyor. 
"ENTELEKTÜEL VE HUKUKSAL LİNÇ KAMPANYASI" temel sponsoru Tiyatro... Tiyatro... Dergisi sahibesi Gülhan Avşar Demirkanlı hakkında "İFTİRA SUÇU" nedeniyle yaptığım suç duyurusu sonrası
"Kovuşturmaya Yer Yok" kararı verilmesine karşın itiraz ettim ve itirazım kabûl görebildi... Mustafa Şükrü Demirkanlı'nın eşi ve patronu Gülhan Demirkanlı, İstanbul 24. Asliye Ceza Mahkemesi'nde 2013/201 Esas Sayılı Dâvâ Dosyası ile "İFTİRA SANIĞI" olarak yargılanıyor. İlk duruşmaya yalnız katılmak zorunda kaldığım dâvânın duruşmasına, ne "SANIK" Gülhan Avşar Demirkanlı, ne eşi Mustafa Şükrü Demirkanlı, (daha da önemlisi) ne de "resmî vekilleri" avukat Reyhan Kayışlı katıldı.

"ASILSIZ İHBARCI" Mustafa Demirkanlı'nın beni savcıya şikâyet etmesine karşın, "Kovuşturmaya Yer Yok" verilmedi mi? Verildi:

"SORUŞTURMA NO: 2013/72962 - KARAR NO: 2013/30165"

Demirkanlı - Bulunmaz, şikayet dilekçesinde: "Ben elli yıldır kuyumculuk piyasasında bulunan bir insan olduğumdan, bunun yanı sıra da genel olarak sanatçı, özel olarak yazar olmam nedeniyle kuyumcu sektöründeki sorunlara da değinen biriyim. Düzensiz yayınlanan 'KUYUMCU DÜNYASI' adlı gazetenin sahibi ve başyazarı olduğum için, kuyum sektörü sorunlarına da değiniyorum… Gazetemi öğrenmek için Basın-İlân Kurumu'na yazı yazabilirsiniz. Ben, kuyum sektöründeki altın taşımacılığı sorununu da gündeme getirirken, kendi altınım anlamında konulardan bahsetmedim. Benim, bir gram bile altınım yok." diyor, oysa bahse konu yazının "KUYUMCU DÜNYASI" isimli dergi ile hiçbir ilgisi bulunmamakta, yazıda bu derginin adı dahi geçmemekte.

Bulunmaz - Yazıda "KUYUMCU DÜNYASI" adlı gazetenin (Dergi değil!) geçmemesi, "ASILSIZ İHBARCI" Demirkanlı'yı güçlü ve/ya haklı yapmaz. Söz konusu olan benim. "KUYUMCU DÜNYASI" adlı gazete de bana ait. Ben, adliye ortamında haklarımı savunurken, öznel, tekil, tikel değil, sürekli nesnel, çoğul, tümel davranışlar geliştiriyorum. Mustafa Şükrü Demirkanlı, neredeyse hiç kimsenin okumadığı, hiçbir değeri bulunmayan İnternet sitesinde karalama yapmak için demagoji, dezenformasyon, saptırma yoluna başvurup, düzeysiz birkaç okurunu kandırabilir de, iş adliyeye yansıdığında savcı ve yargıçları kandıramaz. Bunun somut birçok örneği var. Mustafa Şükrü Demirkanlı'yı, şimdilik kaydıyla, yedi dâvâdan birden yargılatabilme gücümü, Demirkanlı'nın karalamalarından alıyorum. Demirkanlı'ya daha yeni dâvâlar açacağım.

Demirkanlı - Bahse konu yazı Bulunmaz'ın kendisine ait blogspot'daki bir yazıdır, Bulunmaz, bu yazısında: "…hem bu taşıma şirketinin güven veren duruşu ve hem de kuyumculuğun 'yasal olmayan ticari yanı bulunması' nedeniyle, zaman zaman küçük paraları yollayabiliyorduk. Hattâ, işin açıkçası altın bile yolladığımız oluyordu." derken, kendisinden bahsetmediğini, kuyumculuk sektörünün sorunlarından bahsettiğini ifade ediyor Cumhuriyet Savcısı'na, aynı yazıya bakalım gerçekten de öyle miymiş? "Ta ki, Kilis'ten bir dosyamız gelinceye dek. Mehmet L…. P… adlı müşterimizin yolladığı dosyanın içerisinde altı adet torna ucu ve 160 YTL para vardı." (Kaynak) demek ki Kuyumcu Bulunmaz da genel sorunların bir parçasıymış, kendi anlatımına göre altın, dolayısıyla vergi kaçırıyormuş... (Burada diyecektir ki: "Ben torna kalemleri ve gayri resmi 160 TL'den bahsediyorum, altın demedim…" Demek ki "Kuyumcu Dünyası Dergisi"nde meslektaşlarının gayri resmi faaliyetlerini ihbar ediyormuş! Bu yazısında sadece torna ucu ve parayı gayri resmi yoldan transfer ettiğinden bahsediyormuş.) Bu kadar gerçek dışı beyanda bulunan biri uluslararası elmas kalemleri taciri de olsa eleştirilir, basının görevidir. Davalarında zaman zaman "ben ülkeme döviz kazandırıyorum" açıklamalarında bulunan Sosyalist Bulunmaz, mevcut yasalara aykırı eylemde bulunduysa eleştirilir, ülkeye kazandırdığı döviz kendisini dokunulmaz kılmaz.

Bulunmaz - "ASILSIZ İHBARCI" Sayın Mustafa Şükrü Demirkanlı eleştiri yapmıyor "İHBAR" ediyor. Daha önce gözden kaçırarak yaptığı "İHBAR" ile benim "ey savcı" şiirimi bahane ederek, beni Türk Ceza Kanunu'nun 301. Maddesi'nden (Halkın deyimiyle "vatan hainliği") yıllarca hapiste çürütmek istemesine karşın, T.C. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Özel Soruşturma Bürosu Savcısı Sayın Halûk Gedikli'nin ("KOVUŞTURMAYA YER OLMADIĞINA DÂİR") net kararıyla 
"ASILSIZ İHBARCI" adıyla damgalanan Mustafa Şükrü Demirkanlı, yaptığı "ASILSIZ İHBAR" sonucunda daha fazla dikkatli davranmak zorunda olduğundan, hem bana kuyumcuları ihbar ettiğim anlamında karalamada bulunuyor ve hem de yeniden bir "ASILSIZ İHBARCI" damgası yememek için, İnternet üzerinden "ASILSIZ İHBARCI" davranışları sergiliyor. "ASILSIZ İHBARCI" Sayın Mustafa Şükrü Demirkanlı'nın da ifade ettiği gibi, ben, bir gram bile altını bulunmayan biriyim. Dolayısıyla, benim altın yollama gibi bir durumum söz konusu değil. Bu konunun araştırılması ve Şükrü Demirkanlı'nın yargılanması için savcılığa suç duyurusunda bulunacağım. Demirkanlı, göz göre göre karalama yapıp, "YALAN" söylüyor. Bunun cezasını mutlaka çekecek. Sadece bu sözleri için bile, şimdilik kaydıyla açmak istediğim tazminat dâvâsının miktarını 200.000,00 TL ve fazlası olarak tespit ediyorum. Demirkanlı daha fazla ileri giderse, artık tazminat dâvâlarının miktarını 1.000.000,00 TL (eski para birimiyle BİR TRİLYON TL) ve gayet de çok fazlasına çıkarmayı düşünüyorum. Demirkanlı, iddialarını İnternet ortamında dile getirirken, bir yandan da, savcılıklara suç duyurusunda bulunabilmelidir. Tıpkı benim gibi... Örnekse, bu yazıyı da "EK" olarak sunup, Demirkanlı'nın bu karalama yazısını hem savcıya şikâyet edecek ve hem de yukarıda belirttiğim gibi fahiş bir tazminat dâvâsı açacağım...

Demirkanlı - Bir insan art arda bu kadar gerçek dışı bir beyanı nasıl yapabilir?  Coşkun Büktel bütün  bu gerçekliğe gözlerini kapatarak bu arkadaşını nasıl savunabilir?  Bu sorunun yanıtını sadece Coşkun Büktel verebilir.

Bulunmaz - Beyanlarımın gerçek mi, gerçek dışı mı olduğu, savcılığa edeceğim şikâyet ve açacağım tazminat dâvâsı sonucunda resmîleşecek. "ASILSIZ İHBARCI" Sayın Mustafa Şükrü Demirkanlı ile aramızdaki "polemik" süreci, artık adliye sürecine yansıdığına göre işlere savcılar ve yargıçlar bakacak. Kendisi tepeden tırnağa "YALAN" (kendi ifadesiyle "gerçek dışı beyan") sözlerle karalama yaptığı gün gibi ortadayken ve bu karalamalarından birinin "ASILSIZ İHBAR" olduğu "tescil edilmesi" Sayın Savcı Halûk Gedikli tarafından resmî olarak belgelenebilmesine karşın, benim sözlerimin "YALAN" olduğunu söyleyebilme cesaretine sahip olan "ASILSIZ İHBARCI" Sayın Mustafa Şükrü Demirkanlı bu cesaretini, Devlet Tiyatroları Genel Müdürü Sayın Mustafa Kurt'tan mı, İstanbul Şehir Tiyatroları Genel Sanat Yönetmeni Sayın Hilmi Zafer Şahin'den mi, Kocaeli Şehir Tiyatroları Genel Sanat Yönetmeni Sayın Mehmet Çevik'ten mi, yoksa her üçünden birden mi alıyor? Saydığım kişiler, bütün bu gerçekliğe gözlerini kapatarak "ASILSIZ İHBARCI" Mustafa Şükrü Demirkanlı'yı nasıl savunabilirler? Bu sorunun yanıtını sadece Mustafa Kurt, Hilmi Zafer Şahin ve Mehmet Çevik verebilirler...

Demirkanlı - H. Hilmi Bulunmaz'a yeni bir dava daha açıldı

Yayın Yönetmenimiz Mustafa Demirkanlı hakkında yapılan şikayete "Kovuşturmaya Yer Yok" kararı verilmesiyle birlikte aynı gün H. Hilmi Bulunmaz hakkında İstanbul 7. Sulh Ceza Mahkemesi’nde yeni bir dava açıldığı haberi de geldi. Mustafa Demirkanlı'nın şikayeti sonrası Cumhuriyet Savcılığı tarafından Bulunmaz hakkında yeni bir kamu davası açıldı. Diğer soruşturmalar sürmekte.

Mimesis çevresinden Bülent Sezgin'in şikayeti de Cumhuriyet Savcısı H. Mehmet Ünlü tarafından Anadolu Sulh Ceza Mahkemesi'nde davaya dönüştü, bu dava da önümüzdeki günlerde başlayacak. Ömer Faruk Kurhan'ın açtığı dava devam ederken Av. Süleyman Anıl'ın açtığı dava da karara kaldı, muhtemelen bu ay sonuçlanacak.

Bulunmaz - "ASILSIZ İHBARCI"  olduğu savcı kararıyla kesin hâle gelen Mustafa Şükrü Demirkanlı, benim ve Coşkun Büktel'in hakkında açılan dâvâları ballandıra ballandıra anlatırken, kendisinin "ASILSIZ İHBARCI" lekesiyle yaşamak zorunda olduğunu okurlarına kesinlikle anlatmıyor. Benim hakkımda tamamen tartışmalı ve baştan aşağı öznel duygularla karar verilmeye açık bulunan Türk Ceza Kanunu'nun 125. Maddesi içeriğindeki hakaret dâvâları zar zor açılabilirken, "ASILSIZ İHBARCI" Sayın Mustafa Şükrü Demirkanlı hakkında "HAKARET, İFTİRA, TEHDİT SUÇLARI" ile "KAMU HUKUKU DÂVÂSI" açtırdım. Mustafa Şükrü Demirkanlı'nın eşi ve patronu Gülhan Avşar Demirkanlı hakkında da "İFTİRA SUÇU" içeren "KAMU HUKUKU DÂVÂSI" açtırdım. Bu daha başlangıç. Dâvâ açtırmaya ısrarla devam edeceğim. Sadece Demirkanlı kliği ile sınırlı tutmayacağım dâvâ açma girişimlerimi, 1100 kişilik "ENTELEKTÜEL VE HUKUKSAL LİNÇ KAMPANYASI" üyelerinin bütününe, hepsine, tümüne yayacağım...

Demirkanlı - Coşkun Büktel hakkındaki soruşturmalar

Avukatların yaptığı araştırmalar sonrasında H. Hilmi Bulunmaz ve Coşkun Büktel tarafından videoya kaydederek yayınladıkları ve halen uluslararası video paylaşım sitelerinde yayında olan videoları hakkında da çok sayıda şikayette bulunulmuş olup, soruşturmalar İstanbul, Anadolu, Trabzon, İzmir, Ankara Cumhuriyet Savcılıkları tarafından ayrı ayrı sürdürülmektedir. Bize ulaşan bilgilere göre şikayetler her gün artmakta.

Bulunmaz - "ASILSIZ İHBARCI" olduğu savcı kararıyla kesin hâle gelen Sayın Mustafa Şükrü Demirkanlı, "Avukatların" derken neden ad veremiyor? Şimdiye kadar hiçbir avukatı karşımızda asla tutunamadığı için teker teker Demirkanlı'yı terk eden avukatlar Burhan Gün, Reyhan Kayışlı, Volkan Eker de var mı "Avukatların" içerisinde? Burhan Gün, Reyhan Kayışlı ve Volkan Eker geri mi döndü? Demirkanlı, "İstanbul, Anadolu, Trabzon, İzmir, Ankara Cumhuriyet Savcılıkları tarafından ayrı ayrı sürdürülen" şikâyetlerin dosya numaralarını neden vermiyor? Yoksa, her zaman yaptığı gibi, Demirkanlı yine "YALAN" mı söylüyor?

Demirkanlı - 2.5 sayfaya sığan galiz küfürlerini halen savunan Büktel’in 1.100 kişiye karşı başını ağrıtacak en belirgin ve galiz küfrü: "Bunlardan biri gelsin yüzüme karşı kınıyoruz desin… Bu o…. çocuklarından biri çıksın karşıma seni kınıyoruz, desin. Benimle bu konuyu tartışabilsin, ben oraya imzamı attım, o imzamı savunuyorum diyebilsin, bir kişi çıkamaz… Oraya 1100 imza atmak önemli değil, bir tane babayiğit bulabilmek önemli… buraya gelecek bizim karşımıza o iftiraların cevaplarını verebilecek bir tane o…. çocuğu bulabiliyor musunuz? İşte o zaman alkışlarım sizi…" dediği kayıtlı ve yayında olan videodaki küfürleri karşısında avukatların yorumu şöyle: "Temiz yayıncılık bildirisine imza atan herkes ayrı ayrı dava açabilir, bu galiz küfürler TCK’nın 125 ve devamı 126. maddesinde açık açık belirtilmiştir, illaki isim belirtmek gerekmez", diyerek bu ağır hakaretlere maruz kalanların Cumhuriyet Savcılıklarına şikayette bulunabilecekleri gibi tazminat davaları da açabileceklerini ifade etmekteler. Yargı makamları tarafından kayda alınan bu videolar silinse dahi her iki şahsın ve videoyu yayımlayan Cemalettin Bulunmaz’ın sorumluluktan kaçamayacakları da ifade edilmekte. Bir anda yüzlerce ceza ve tazminat davası ile karşı karşıya kalma olasılıkları bulunan bu iki şahsın bundan sonraki yayın çizgisi merak edilmekte.

Bulunmaz - "ASILSIZ İHBARCI" Sn. Mustafa Şükrü Demirkanlı, "YARGISIZ İNFAZ" yapmayı sevdiği için, iddia düzeyindeki sözleri, sanki kesin karar verilmiş gibi sunarak, okurlarını kandırıyor. Savcıları ve yargıçları asla kandıramayacak olan "ASILSIZ İHBARCI" Mustafa Şükrü Demirkanlı, kıt bilgileriyle tiyatro sanatını kirletmeye yeltenen okurlarını kandırabilir. Onun böyle bir özgürlüğü var. Ancak biz, bizim hakkımızda bir yazı yazdığında, kendisine çok sert bir dille yanıt veririz. 

"Kopyala yapıştır, kes yapıştır, cımbızla yapıştır" yöntemiyle okurunu kandırmayı sürdüren Mustafa Şükrü Demirkanlı, "ASILSIZ İHBAR" yaparken de aynı karalama, aynı karakuşi yöntemlerle davranmasına karşın, Sayın Savcı Halûk Gedikli tarafından "ASILSIZ İHBARCI" olarak tescillenmiştir. Şurası çok net: Okurları kandırmak kolay, savcı ve yargıçları kandırmak çok zor. Bunu bildiği için adliyede süt dökmüş kedi gibi davranan "ASILSIZ İHBARCI" Mustafa Şükrü Demirkanlı, okurları karşısında kükremiş aslan kesiliyor... Oysa yargılamayı okurlar değil, savcılar ve yargıçlar sürdürüyor. Önemli olan okurların karşısında değil, savcı ve yargıçların karşısında aslan kesilerek kükreyebilmektir... 

İki eliyle bir dilekçeyi doğrultamayan "ASILSIZ İHBARCI" Mustafa Şükrü Demirkanlı, en basit dilekçeleri bile avukatlara yazdırma yoluna gidiyor. Böylece avukatlar yanlış yapınca şikâyetinden bile vazgeçmek zorunda kalıyor. Biz "ASILSIZ İHBARCI" Mustafa Şükrü Demirkanlı beyefendinin "MÜŞTEKİ", benim "ŞÜPHELİ" olduğum soruşturma dosyalarını bile çöpe atılmayıp, kovuşturmaya dönüşmesi için savcılığa ısrarla dilekçe sunuyoruz. (Avukat Reyhan Kayışlı yanlışının belgesi: 
http://tiyatroyun.blogspot.com/2013/11/blog-post_9584.html)

Coşkun Büktel'in, gayet haklı nedenlerle ve somut gerekçelere dayanan iddialarını çarpıtıp saptırabilen "ASILSIZ İHBARCI" Mustafa Şükrü Demirkanlı, yukarıda belirttiği gibi, 1100 kişilik "ENTELEKTÜEL VE HUKUKSAL LİNÇ KAMPANYASI"  imzacılarını, Coşkun Büktel'e karşı kışkırtarak, "Haydi hep beraber dâvâ açın!" mealinde sözler edebiliyor. Herhangi bir ad veremeden, ikide bir "avukatlar, avukatlar" diye mırıldanabilen "ASILSIZ İHBARCI" Mustafa Şükrü Demirkanlı, üzerimize saldığı 1100 kişilik "İFTİRA ÇETESİ" imzacısını, mahkeme sürecinde kullanmak istiyor! 1100 kişinin içerisinden 100 "babayiğitin" çıkıp bize karşı dâvâ açabileceğini hiç sanmıyorum. Ancak ben, koşullar oluşur oluşmaz, 1100 kişinin bütününe, hepsine, tamamına, tümüne teker teker dâvâ açacağım. Bakalım neymiş iki masûm insan hakkında "İFTİRA KAMPANYASI" düzenleyebilmek. Biz, hiçbir zaman için e-postayla atılan, noterle yollanan ihtarnameleri asla ciddiye almadık. Ne zaman yargı kararı verildi, işte o zaman videolarımızı, yazılarımızı sildik. Bizim saygımız 1100 kişilik "İFTİRA ÇETESİ" için değil, mahkemeler için geçerli. Biz, çetelere değil, mahkemeye saygı gösteririz. Çektiğimiz videolarımızı, yazdığımız yazılarımızı silmişiz gibi bir izlenim veren yazı yazmak, tamamıyla kuyruklu "YALAN" olarak kayda geçsin istiyoruz.

Demirkanlı - C. Büktel ve H. Hilmi Bulunmaz'ın Diğer Soruşturmaları

"Soruşturmanın gizliliğini ihlal", "yargı görevini kullananı etkileme" suçları da dahil olmak üzere çok sayıda birlikte ve tek tek şüpheli olarak soruşturmaları devam etmekte. Büktel hakkında yapılan suç duyurularının 9 adet olduğu bilinmekte.

Bulunmaz - Biz, adliyeye yansımış, açık duruşma olarak süren bütün dâvâ belge, bilgi, bulgu, delik, kanıt, tanıklıkları yayınlayabiliriz. Bunun hiçbir ceza yaptırımı yoktur. Demirkanlı, aba altından sopa göstermeye çalışmasına karşın, avucunu yalıyor... Alnında "ASILSIZ İHBARCI" bere taşıyan Mustafa Şükrü Demirkanlı, kendi okurunun zekâ kıtlığına güvendiği için, dedikodu yapar gibi yazıyor. Ancak savcılar ve yargıçlar dedikodu düzeyinde asla çalışmayıp, Anayasa, Borçlar Kanunu, Ceza Muhakemesi Kanunu, Hukuk Muhakemeleri Kanunu, Medenî Kanun, Türk Ceza Kanunu gibi bilimsel hukuk kavramlarıyla hareket ediyorlar. Büktel hakkında yapılan suç duyurularının dosya numaralarını versen de, numara yapmadığını, mücadele ettiğini bir anlasak be Demirkanlı!

Demirkanlı - Coşkun Büktel'in Hukuk Davası da devam ediyor

Yayın Yönetmenimiz Mustafa Demirkanlı'ya hakaretleri 12. Sulh Ceza Mahkemesi’nin kararıyla sabit olan Büktel hakkında açılan 25.000 TL değerindeki Hukuk davası da devam ediyor, 1 nci duruşması yapılan davada 12. Sulh Ceza Mahkemesi'nden karara çıkmış dava dosyasının istenmesine karar verildi. Bir sonraki duruşmada karara çıkması beklenen dava duruşması Nisan ayında gerçekleşecek. Hukuk Mahkemesi’ndeki ilk duruşma sonrası H. Hilmi Bulunmaz'la birlikte çekmiş ve yayımlamış oldukları video da  avukatlar tarafından çok yönlü incelenmekte.

Bulunmaz - Coşkun Büktel'e açılan 25.000,00 TL'lik dâvâ "ASILSIZ İHBARCI" Mustafa Şükrü Demirkanlı lehine sonuçlanmaz kanaatine sahibim. Büktel aleyhine, Demirkanlı lehine sonuçlansa bile, birkaç bin TL'lik bir sonuç çıkabilir ve büyük olasılıkla "TAKAS DEFİ" nedeniyle ödenmez. Sonuçta karar verecek olan yargıçtır. Devlet Tiyatroları Genel Müdürü Sayın Mustafa Kurt'tan, İstanbul Şehir Tiyatroları Genel Sanat Yönetmeni Sayın Hilmi Zafer Şahin'den, Kocaeli Şehir Tiyatrolar Genel Sanat Yönetmeni Sayın Mehmet Çevik'ten reklâm (PARA) almak için, dergisini bir kurum ve kendisini önemli bir şahsiyet gibi sunma çabası içerisine girebilen Mustafa Şükrü Demirkanlı belki adlarını saydığım bu kişileri inandırıp kandırabilir. Ancak, Demirkanlı'nın bu türlü sözlerine hiçbir savcı ve hiçbir yargıç değer vermez. Bunu nereden mi biliyorum? Benim hakkımda yaptığı "ASILSIZ İHBAR" eyleminden biliyorum!...

Demirkanlı - H. Hilmi Bulunmaz'ın Hukuk Davası da devam ediyor

Trabzon 3. Sulh Ceza Mahkemesi’nde kesin kararla sonuçlanan ve H. Hilmi Bulunmaz’ın mahkum olduğu dava sonrası Levent Çağlayan’ın açtığı 25.000 TL’lik davanın ön soruşturması devam ederken, Mustafa Demirkanlı ve Gülhan Demirkanlı’nın açtığı ve biri ilk, diğeri 2 nci celsede sonuçlanan ve H. Hilmi Bulunmaz’ın “kesin” hükmünde kararla mahkum olduğu davalara yönelik, tazminat davaları da önümüzdeki hafta açılacak.

Bulunmaz - Trabzon 3. Sulh Ceza Mahkemesi kararı "YARGITAY" makamında. Levent Çağlayan benim hakkımda 25.000 TL'lik dâvâ açar açmaz, Çağlayan hakkında Çağlayan Adliyesi'nde 150.000,00 TL'lik dâvâ açtım. Açtığınız her tazminat dâvâsına karşılık, en az bir misli dâvâ açacağım!... Levent Çağlayan'a altı misli açtım. Reyhan Kayışlı'ya en az sekiz misli tazminat dâvâsı açacağım. Eyyüp Fırat Kuyurtar'a açacağım tazminat dâvâsı miktarını da 1.000.000,00 TL olarak tasarlıyorum...

Demirkanlı - H. Hilmi Bulunmaz yüz binlerce liralık davalar açıyor

Hukuk Mahkemesi’nde dava açmak için gerekli harcın yeterli olması nedeniyle H. Hilmi Bulunmaz tarafından 100.000-200.000 TL’lik davalar açılmakta, dava açmanın yeterli olduğunu düşünen -yakın arkadaşı Coşkun Büktel tarafından Hukuk Prof’u olarak tanımlanan- Bulunmaz’ın açmış olduğu davaların sonucundaki kararlarla birlikte öğreneceği çok şey olduğundan hareketle, Bulunmaz’ın Ordinaryüs olacağı şakaları da yapılmakta. Avukatların kendi davalarına neden bir başka avukatla girdiklerine de bir anlam veremeyen, “korktular, kaçtılar, dilekçe yazmasını bile bilmiyorlar” diye dalga geçen Bulunmaz’ın bu konuda da öğrenecekleri olduğu bilinmekte. Durup dururken avukatlara yönelik hakaretamiz yayınlar yapan, sonra da “beni dava ediyorlar” diyen Bulunmaz avukatlara yönelik hakaretamiz yayınlarına devam etmekte, her yayını hakkında yeni suç duyurusunda bulunulmakta, hukuk davaları açılmakta ve açılmaya devam edeceği avukatlar tarafından dile getirilmekte.

Bulunmaz - Şimdilik kaydıyla "yüz binlerce liralık dâvâlar açıyor"um. Bundan böyle "MİLYONLARCA LİRALIK DÂVÂLAR" açacağım... Yukarıdaki söylemiyle de "ADLİYEYİ GEREKSİZ YERE MEŞGÛL ETMEK"le birlikte "ADLİYEYLE ALAY ETMEYE BİLE" başlayan "ASILSIZ İHBARCI" Mustafa Şükrü Demirkanlı, hafif tavrını kronik hâle getirmeyi sürdürürse, kendisi hakkında ayrıca olarak "ADLİYEYİ GEREKSİZ YERE MEŞGÛL ETME SUÇU" nedeniyle de şikâyetçi olacağım. "ASILSIZ İHBARCI" Mustafa Şükrü Demirkanlı'nın sadık avukatları Burhan Gün ve Reyhan Kayışlı hakkında bile "DÂVÂCI VE ŞİKÂYETÇİ" oldum. Reyhan Kayışlı hakkında 200.000,00 TL'den az olmamak üzere bir tazminat dâvâsı açacağım. Bunun yanı sıra, bana karşı bir avukat olarak değil de âdeta "bir düşman askeri" gibi davranan avukatların bütününü, hepsine, tamamına, tümüne dâvâlar açacağım... Demirkanlı'ın ipiyle adliye kuyusuna inen bütün avukatlara uyarımdır.

Demirkanlı - Büktel ve Bulunmaz'a Yanıt Verilmeyecek.

Facebook ve twitter'da Yayın Yönetmenimiz Mustafa Demirkanlı hakkında yapmış oldukları gerçek dışı yayınları bu güne kadar muhatapları önce ikaz edilmiş, hakeretamiz yayınlarını durdurmadıkları durumlarda Cumhuriyet Savcılıkları'na şikayette bulunulmuştu. Bugünden itibaren, ikazları ciddiye almadıkları için, ikaz edilmeden doğrudan şikayette bulunulacak. Hakaret ettikleri iddiasıyla haklarında yapılan şikayetler, her tekrarladıklarında yeni bir suç oluşturduğu için tekrar tekrar hem şikayet edilecek hem de hukuk davaları açılacak… Bu iki şahıs bir kez dava açıldıysa ya da şikayette bulunulduysa artık o hakaretamiz cümlelerini istedikleri gibi ve istedikleri kadar kullanabileceklerini sanmaktalar, bu günden sonra yapılacak şikayetlerle Hukuk Prof.'u oldu dediği yakın arkadaşı Bulunmaz'la birlikte Büktel de mer'i hukuk hakkında daha fazla bilgi sahibi olacak…

Bulunmaz - "Büktel ve Bulunmaz'a yanıt verilemez" ve/ya "Büktel ve Bulunmaz'a (YALAN SÖYLEMEDEN) yanıt verilemez!..." Bize karşı doğru da söylense, yalan da söylense, mutlaka yanıtını verilir... Yeter ki, bana karşı atılan "İFTİRA VE YALANLAR" facebook bataklığı içinde gerçekleşmesin. Ben, facebook bataklığı üyesi olmadığım gibi, bu sosyal paylaşım sitesine "hiç" denilecek denli az giriyorum! Genellikle Coşkun Büktel'in bana telefon etmesiyle birlikte facebook hakkında bilgi sahibi oluyorum. Başkaları için "kıymetli" olabilen facebook sitesi, benim için bir bataklık olduğu, insanın özündeki sanat yapma âşkını söndürdüğü için bu siteye hemen hemen hiçbir zaman girmiyorum. Bizi sadece ve yalnızca, tamamıyla tartışmalı, baştan aşağı öznel ve soyut kavramlarla yazılmış "hakaret suçu" nedeniyle şikâyet eden "ASILSIZ İHBARCI" Mustafa Şükrü Demirkanlı, "somut olan" Türk Ceza Kanunu'nun 301. Maddesi'yle şikâyet eder etmez, Özel Soruşturma Savcısı Sayın Halûk Gedikli tarafından reddedilerek, "ASILSIZ İHBARCI" kavramıyla da yorumlanacak bir duruma getirilmiştir. Sadece çok kıt zekâlı okurlarını inandırarak kandırabilen Sayın Mustafa Şükrü Demirkanlı, savcıları ve yargıçları asla kandıramaz. Oysa biz, Demirkanlı'yı sadece "HAKARET SUÇU" ile değil, özellikle "HAKARET SUÇU" da içinde olmak üzere, "İFTİRA VE TEHDİT SUÇLARI" ile "yargılatmayı" sürdürüyoruz:

İSTANBUL 2. SULH CEZA MAHKEMESİ - 2012/663
İSTANBUL 2. SULH CEZA MAHKEMESİ - 2013/523
İSTANBUL 8. SULH CEZA MAHKEMESİ - 2013/843
İSTANBUL 12. SULH CEZA MAHKEMESİ - 2013/664
İSTANBUL 22. SULH CEZA MAHKEMESİ - 2013/551
İSTANBUL 27. SULH CEZA MAHKEMESİ - 2012/943
İSTANBUL 24. ASLİYE CEZA MAHKEMESİ - 2013/201
İSTANBUL 40. ASLİYE CEZA MAHKEMESİ - 2023/399
İSTANBUL 6. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ - 2012/481
İSTANBUL 9. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ - 2013/423
İSTANBUL 23. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ - 2013/205
İSTANBUL 23. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ - 2013/230
İSTANBUL 24. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ - 2013/205

Tiyatro... Tiyatro... Dergisi'nin yönlendirdiklerinin dâvâları:

İSTANBUL 1. SULH CEZA MAHKEMESİ - 2010/8930 
İSTANBUL 2. SULH CEZA MAHKEMESİ
İSTANBUL 3. SULH CEZA MAHKEMESİ - 2010/8
İSTANBUL 7. SULH CEZA MAHKEMESİ - 2011/217
İSTANBUL 12. SULH CEZA MAHKEMESİ
İSTANBUL 15. SULH CEZA MAHKEMESİ - 2012/899
İSTANBUL 27. SULH CEZA MAHKEMESİ - 2013/166
İSTANBUL 28. SULH CEZA MAHKEMESİ - 2011/469
İSTANBUL 35. SULH CEZA MAHKEMESİ - 2011/3131 
İSTANBUL 35. SULH CEZA MAHKEMESİ - 2011/3218
İSTANBUL 35. SULH CEZA MAHKEMESİ - 2013/268
İSTANBUL 35. SULH CEZA MAHKEMESİ
İSTANBUL 9. ASLİYE CEZA MAHKEMESİ -2010/337 
İSTANBUL 9. ASLİYE CEZA MAHKEMESİ - 2010/445
İSTANBUL 4. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ -  2010/278
İSTANBUL 8. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ 2013/400
İSTANBUL 10. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ - 2012/650 
İSTANBUL 20. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ - 2013/167 
İSTANBUL 25. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ - 2013/78
KADIKÖY 1. ASLİYE CEZA MAHKEMESİ - 2010/236
ANADOLU 40. SULH CEZA MAHKEMESİ -  2013/854
KARŞIYAKA 3. SULH CEZA MAHKEMESİ - 2012/289
KARŞIYAKA 3. SULH CEZA MAHKEMESİ - 2011/536 
KARŞIYAKA 1. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ - 2012 / 597 
TRABZON 3. SULH CEZA MAHKEMESİ - 2012/256
MANİSA SOMA SULH CEZA MAHKEMESİ -  2011/578

Ayrıca karşılıklı olarak onlarca soruşturma (Bâzı örnekler):

DEMİRKANLI'NIN HAKKIMDA YAPTIĞI "ASILSIZ İHBAR":
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Özel Soruşturma Bürosu - Soruşturma No: 2013/72962 - Karar No: 2013/30165)

İSTANBUL CUMHURİYET BAŞSAVCILIĞI - 2013/53606
İSTANBUL CUMHURİYET BAŞSAVCILIĞI - 2013/58063 
İSTANBUL CUMHURİYET BAŞSAVCILIĞI - 2013/72343
İSTANBUL CUMHURİYET BAŞSAVCILIĞI - 2013/88004
İSTANBUL CUMHURİYET BAŞSAVCILIĞI - 2013/102971
ANADOLU CUMHURİYET BAŞSAVCILIĞI - 2013/75791

***

BU YAZIYLA İLGİLİ OLARAK İNCELENMESİ GEREKEN DELİLLER:


1 http://tiyatroyun.blogspot.com/2014/01/h.html

2http://tiyatrodergisi.com.tr/?p=865
3http://tiyatrodergisi.com.tr/?p=879
4http://tiyatroyun.blogspot.com/2013/07/aslsz-ihbarc-lincci-demirkanl-bulunmaz.html
5 - www.coskunbuktel.com/lincimzacilari.htm
6 - http://tiyatroyun.blogspot.com/2014/01/bulunmaz-savc-hakan-avsar-affetse-bile_1.html
7 http://tiyatroyun.blogspot.com/2013/11/blog-post_3885.html
8http://tiyatroyun.blogspot.com/2013/12/aslsz-ihbarc-demirkanlnn-avukat-reyhan.html
9 - http://tiyatroyun.blogspot.com/2014/01/blog-post_1627.html
10 - http://tiyatroyun.blogspot.com/2014/01/blog-post_9914.html
11http://tiyatroyun.blogspot.com/2013/12/blog-post_8242.html
12http://tiyatroyun.blogspot.com/2013/12/blog-post_7084.html

4 Ekim 2013 Cuma

Bulunmaz, Demirkanlı için kalem oynatan Reyhan Kayışlı'ya ders verdi!

Oyun'un notu: Avukatlara asla ve kesinlikle güvenmediği için, bütün dâvâlarına avukatsız giren Sosyalist Sanatçı Hilmi Bulunmaz'ın yazdığı ve acemi avukatlara ders niteliğindeki hukuk metnini sayfa düzenimize uydurmak için yeniden düzenledik. İçerik olarak hiçbir anlam kayması söz konusu değildir. Mahkemeye sunduğumuz hukuk metninin özgün hâlini okumak isteyenler, "Bulunmaz Tiyatro"nun linkine tıklayabilir:


                                                     ***


                                                    T.C.

İSTANBUL 
23. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ YARGIÇLIĞI'NA

DOSYA NO: 2013/205 E

KONU: "ENTELEKTÜEL / HUKUKSAL LİNÇ KAMPANYASI" (www.coskunbuktel.com/lincimzacilari.htm) temel sponsoru Tiyatro... Tiyatro... Dergisi Yayın Yönetmeni ve Sorumlu Yazı Yazişleri Müdürü Mustafa Şükrü Demirkanlı'nın hukuk yanlışlarını açıklamaya çalışmak.

1 - "ENTELEKTÜEL VE HUKUKSAL LİNÇ KAMPANYASI" ana ve temel sponsorlarından Tiyatro... Tiyatro... Dergisi Yayın Yönetmeni ve Sorumlu Yazı İşleri Müdürü "ASILSIZ İHBARCI" Mustafa Şükrü Demirkanlı, tiyatro dünyasında da haksızlıklar oluşturan bir kişi olarak tanındığı için, hukuka gerçek anlamda kesinlikle değer vermeyen acemi avukatlarla çalışmayı yeğliyor. Daha önce vekil olarak tuttuğu avukatlar Burhan Gün ile Volkan Eker'in hukukun üstünlüğü konusunda istekli olmayışlarından yararlanıp, bana karşı çeşitli dâvâlar açabilen Mustafa Şükrü Demirkanlı, avukatlar Burhan Gün ile Volkan Eker'in kendisini terk etmeleri yada onun bu avukatları azletmesi sonucunda, hukuka daha uzak bir avukat olan Reyhan Kayışlı'yı tutmuştur. Mustafa Şükrü Demirkanlı'nın vekili avukat Reyhan Kayışlı, müvekkiliyle özdeşleştiği için, benim hakkımda, İstanbul 29. Sulh Ceza Mahkemesi, İstanbul 20. Asliye Hukuk Mahkemesi ve de İstanbul 23. Asliye Hukuk Mahkemesi makamlarında yapay dayanaklara dayanan gayet garip dâvâlar açmıştır. 

Yukarıda saydığım mahkemelerdeki dâvâ dosyaları istenerek okunursa görülecektir ki, "ASILSIZ İHBARCI" Mustafa Şükrü Demirkanlı'nın vekili avukat Reyhan Kayışlı'nın "hukukun üstünlüğü" ilkesiyle hiç ilgisi bulunmamakta, sadece ve yalnızca vekillik yapmak istemektedir... "ENTELEKTÜEL VE HUKUKSAL LİNÇ KAMPANYASI" temel sponsoru Tiyatro... Tiyatro... Dergisi Yayın Yönetmeni ve Sorumlu Yazı İşleri Müdürü "ASILSIZ İHBARCI" Mustafa Şükrü Demirkanlı'nın vekili avukat Reyhan Kayışlı, elmalarla armutları hızla toplamayı, sapla samanı karıştırmayı, hattâ ayvalarla şeftalileri aynı küfeye yerleşterek, şeftalilerin ezilmesine neden olmayı iyice alışkanlık hâline getirmiştir. 

Ben, Tiyatro... Tiyatro... Dergisi'ni değil, Mustafa Şükrü Demirkanlı'yı mahkemeye verip Demirkanlı hakkında tazminat dâvâsı açtım. Mustafa Şükrü Demirkanlı'nın "Kültür Bakanlığı"ndan ödenek aldığını değil reklâm aldığını dile getirdim. Sonuç olarak sadece benim değil, devletin, halkın, emekçinin, işçinin ve tüyü bitmemiş yetimin verdiği vergilerin çarçur edilmesi nedeniyle, saydıklarımın zarar gördüğünü dile getirdim. Bizim verdiğimiz vergilerle ayakta duran kurumları denetlemek, onlar hakkında görüş dile getirmek, bizim de Anayasal görevimizdir... Hiçbir kimse, hele ki, hukuka zerre kadar hiçbir değer vermeyen "ASILSIZ İHBARCI" Mustafa Şükrü Demirkanlı ve onun vekili avukat Reyhan Kayışlı, Anayasal görevimi yapmamı asla ve kesinlikle engelleyemez... Bunun için mahkemeleri etkilemeye çalışmalarına hiçbir izin vermem. 

"ENTELEKTÜEL LİNÇ KAMPANYASI" temel sponsoru Tiyatro... Tiyatro... Dergisi'nin söz verdiği zamanda yayınlanmak yerine, günler, hattâ haftalar ve bâzen de aylar sonra yayınlanması, benim vatandaşlık ve tiyatro izleyicisi olma hakkımın çiğnenmesi anlamına bile gelmekle birlikte, ben, aynı zamanda profesyonel tiyatro sahibi olduğum için, bu derginin tiyatro sanatının düzeyini düşürmesi nedeniyle, ben de dolaylı olarak zarar görüyorum. Benim derdim, Mustafa Şükrü Demirkanlı'dan para tahsil edip, o parayı paşalar gibi yeme isteği değildir. Eğer mevzuat elverirse, İstanbul Devlet Tiyatrosu reklâm kuleleriyle ilgili oluşan ciddî bir sorunu gidermek için, gerekirse alacağım "tazminat parası"nı Kültür Bakanlığı'na hibe edebilirim. Benim için para kazanmak ikincil konu!... 

Ayrıca, "Bulunmaz Kuyumculuk Yayıncılık Gösteri Sanatları Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi", Bulunmaz Tiyatro - İstanbul, Tiyatro OYUN Dergisi, Bulunmaz Yayıncılık vb. kuruluşların sahibiyim. Ben, asla para peşinde değil, hukuk peşindeyim. Benim savcılıklara suç duyurusu yapmadığını ima edebilen "ASILSIZ İHBARCI" Mustafa Şükrü Demkirkanlı'nın vekili Reyhan Kayışlı, avukatlık mesleğini bile, Adalet Sarayı'ndaki "Baro Odası"ndan alınan cübbenin giyildiği süreyle sınırlı tutabiliyor!... Oysa avukatlık, hukuka saygıyla orantılı ve insanın derisi gibi korunabilmesi gereken ince bir meslek olmalıdır. Yapamıyor!

Benim kişilik haklarıma değil, toplumun, tarihin, kanunu ve hukukun kişilik haklarına saldırı söz konusu olduğunu saptadığım için önemli dâvâlar açıyorum ve alacağım tazminatı da, İstanbul Devlet Tiyatrosu (İDT) reklâm kulelerinin kurtarılması koşuluyla Kültür Bakanlığı'na hibe etmeyi düşünüyorum. Tabiî ki, mevzuat elverirse... Mustafa Şükrü Demirkanlı'nın vekili avukat Reyhan Kayışlı, kendisini âdeta hukuksal fetva sahibi görerek, mahkemenin iradesini hiçe sayarak benim açtığım dâvâyı kabul eden mahkemeyi yasadışı ilân edebiliyor. Neymiş?!... Ben, tazminat dâvâları açmanın yasal olanağına sahip değilmişim!... En hafif deyimle avukat Reyhan Kayışlı kibar davranmayıp hukuk üstünlüğüne kömür çalıyor. Dâvâyı kabul eden mahkemeyi âdeta yasadışı ilân etme eylemine yönelen avukat Reyhan Kayışlı, mahkemelerden arınmış bir hukuk sistemi oluşturmak istiyor. İyi ki elinden böyle bir şey gelmiyor!

2 - Burak Caney, bana karşı iğrenç ve ilginç bir kampanya başlatmıştır... Bunu, dâvâlar açtığım dilekçelerin tümünde dile getirdim. Yineliyorum: Burak Caney ile Mustafa Şükrü Demirkanlı arasında, en azından eylem birliği anlamında müthiş benzerlikler var. Bu konuyla ilgili olarak, eğer olanak tanınırsa, yüzlerce, belki binlerce sayfa ciddî belge sunabilirim... 

Burak Caney, bir İnternet teröristi, bir sanal canavar, bir de kampanya düzenleyicisi olarak "ASILSIZ İHBARCI" Mustafa Şükrü Demirkanlı ve onun eylemlerini yapabilen adama benziyor. Benzerlikler, farklılıklar bulunması, ancak mahkemelerin işidir! Benim elimde devlet olanakları olmadığına göre, bu konuda söz sahibi olan doğal ki mahkemelerdir!... 

Bu arada, Demirkanlı hakkında tam tamına sekiz (8) dâvâ sürmektedir. Bunların üçü hukuk dâvâsı ve beşi de ceza dâvâsıdır. Ben mahkemelere güveniyorum. Avukatlara güvenseydim hakkımda açılan neredeyse yüz dâvânın birinde olsun avukat tutabilirdim. Türkiye'deki hukuk sistemi, avukatların iş oluşturabilmesi üzerine açık verdiği için, hukuk sistemini eleştirsem de, bu konudaki en büyük sorumlu yada sorumsuz şahıslar avukatlardır. Avukatlar, "suç ve ceza" denklemindeki karmaşalardan yararlanarak, paşa paşa para kazanma olanaklarına ulaşmaktadırlar!... 

"ENTELEKTÜEL VE HUKUKSAL LİNÇ KAMPANYASI" temel sponsoru Tiyatro... Tiyatro... Dergisi Yayın Yönetmeni ve Sorumlu Yazı İşleri Müdürü "ASILSIZ İHBARCI" Mustafa Şükrü Demirkanlı'nın vekili avukat Reyhan Kayışlı, hukukî olarak herhangi bir söz söyleme yeteneğine sahip olamadığı için, Burak Caney ve IP üzerinde duruyor. Amacım, Burak Caney'le Mustafa Şükrü Demirkanlı arasındaki tıpa tıp benzerlikleri mahkemeye sunarak, mahkemenin bu konuda da hüküm vermesine yardımcı olmaktır. Bunun dışında da herhangi bir düşüncem yoktur; olamaz... Burak Caney'le Mustafa Şükrü Demirkanlı arasındaki benzerlikleri sadece buradan değil, onlarca dâvâ dosyasından da sürekli olarak sundum. Adliyelerin yoğunluğu, savcı ve yargıçların yorgunluğu nedeniyle, çoğul, nesnel, tümel hukuk anlayışıyla değil de, tekil, öznel, tikel hukuk anlayışıyla hareket edildiği için, Burak Caney&Mustafa Şükrü Demirkanlı bağıntısı kurulamıyor... Bağıntının kurulabilmesi için, İnternet ortamından, hukuk biliminden ve tiyatrodan anlayabilen bir "BİLİRKİŞİ RAPORU" metnine tartışmasız gereksinim vardır!... 

3 - Ben, avukat Reyhan Kayışlı'nın müvekkili Mustafa Şükrü Demirkanlı'nın kampanya destekleyicisi değil, bizzat kampanya düzenleyicisi, kampanya önderi, kampanya sponsoru olduğunu kanıtlayan belge, bilgi, bulgu, delil, kanıt ve tanık sundum. Bunları görmezden gelen Mustafa Şükrü Demirkanlı'nın vekili avukat Reyhan Kayışlı, mahkeme yargıcına karşı illüzyon yaparak, kendilerinin hukuk dosta ve benim hukuk düşmanı olduğumu anlatmak isteyen bir gayret içerisine girip, nafile bir çaba uçurumuna yuvarlanıyor. Ben, adliyenin yoğunluğu, savcı ve yargıçların yorgunluğu nedeniyle, şimdiye dek, hemen hemen hiçbir kimse hakkında dâvâcı ve/ya şikâyetçi olmamıştım. Ancak, şöyle bir ilkem vardı: Benim hakkımda dâvâcı ve/ya şikâyetçi olanları, ben de, dâvâ ve/ya şikâyet edecektim. Bunu ciddî bir uyarı olarak algılamayan linç kampanyası düzenleyicileri ki, başta dâvâlı Mustafa Şükrü Demirkanlı ve onun vekili avukat Reyhan Kayışlı, onların açmış/açtırmış bulundukları dâvâların sonuçlanmasının hızını da hesap ettiğimizde, yaklaşık olarak birkaç yıl sonra dâvâcı ve şikâyetçi olmaya başladım. Bu nedenle, "Davalı söz konusu mantık ve hukuk dışı iddialarını birçok şikâyet ve dava dilekçesinde dile getirmiş, ancak müvekkil hakkında davacının kişilik haklarını zedelediği yönünde hiçbir mahkeme kararı çıkmamıştır." diyerek, zamana oynayıp, müvekkilleri hakkında açtığım/açtırdığım sekiz (8) dâvânın göz kaçmasını sağlayarak, edilgen bir dille de olsa "YALAN" söylüyor. Benim şimdiye dek saptadığım kadarıyla ki, onlarca kez, belki yüz kez soruşturmaya, kovuşturmaya uğrayan bir kişi sıfatıyla söylüyorum, avukatların birçoğu "YALAN" söylemeyi meslek anlayışı hâline getirmişler. Ben, neredeyse yüz kez soruşturmaya, kovuşturmaya uğrayan biri olmakla birlikte, sadece ilkokul mezunu bir insan olmama karşın, hiçbir zaman için asla ve kesinlikle avukat tutmamanın mantığını da bu vesileyle açıklamış olayım. Çünkü ben, "YALAN" söylemeyi, "YALAN" söyletmeyi günahım kadar olsun sevmiyorum. "ENTELEKTÜEL VE HUKUKSAL LİNÇ KAMPANYASI" olarak anılan olay, sadece benim ağzımdan dile getirilmiyor. Örnekse, Coşkun Büktel, Feridun Çetinkaya, Mehmet Cemalettin Bulunmaz, Mesut Alptekin, Oğuzcan Önver, Turgay Topal tarafından yazılı olarak dile getirilmekle birlikte, sözlü olarak da birçok kişi tarafından dile getiriliyor. "ENTELEKTÜEL LİNÇ KAMPANYASI" onlarca tiyatrocu tarafından değil, avukat Reyhan Kayışlı'nın müvekkili dâvâlı Mustafa Şükrü Demirkanlı tarafından örgütlenen tam tamına 1100 kişi tarafından meydana getirildi. Benim "küfür ve hakaret" eyleminde bulunduğumu dile getirerek, bana "İFTİRA" atan Mustafa Şükrü Demirkanlı'nın vekili avukat Reyhan Kayışlı hakkında, Türk Ceza Kanunu'nun 125., 267., 271. ve benzeri maddelerinde "KAMU DÂVÂSI" açtırmanın yanı sıra, 100.000,00 TL'den az olmamak üzere, "MANEVÎ TAZMİNAT" dâvâları da açacağım. Dikkat buyurunuz; dâvâsı değil, dâvâları açacağım. Bir dâvâ değil, birçok dâvâ, belki onu (10'u) aşkın dâvâ açacağım. "ASILSIZ İHBARCI" dâvâlı Mustafa Şükrü Demirkanlı'nın vekili avukat Reyhan Kayışlı, daha şimdiden para biriktirmeye başlarsa, kendisi için çok hayırlı olur. Benim ve Coşkun Büktel'in sanatsal ifade olanaklarını ilga ve imha etmek için 1100 kişi tarafından imzalanıp, kamuoyuna sunularak, bir örgütlülük disiplini içerisinde vücuda gelen "ENTELEKTÜEL LİNÇ KAMPANYASI" bildirisinin dördüncü paragrafında, benim bir "LİNÇ GİRİŞİMCİSİ" olduğum bildirildi. Ben, ilkelerim gereği, bana "LİNÇ GİRİŞİMCİSİ" diyen hiç kimse hakkında dâvâcı ve/ya şikâyetçi olmadım. Çünkü ben, yazının gücüne güvendiğim için, yazıyı yazıyla yanıt verdim. Ben, bana tokat atana tokat atar, tükürene tükürür, yazı yazana yazı yazarım. Benim eşitlik anlayışım adalet üzerine tesis edilmiştir. Başka türlüsü benim demokrasi anlayışıma, doğal yapıma aykırıdır. Ancak, bana "LİNÇÇİ" diyen kişilere, ben de, "LİNÇÇİ" demeye başlayınca, yazı yazma yetenekleri bulunmayan 1100 kişilik "ENTELEKTÜEL LİNÇ KAMPANYASI" örgütü elemanları, benim hakkımda, neredeyse yüz kez soruşturma, kovuşturma başlattılar. Örnekse, dâvâlı Mustafa Şükrü Demirkanlı, benim hakkımda onlarca kez soruşturma, kovuşturma başlatmakla birlikte, bir kez de, kendisini hiç ilgilendirmeyen bir konuyla ilgili olarak, "T.C. İSTANBUL CUMHURİYET BAŞSAVCILIĞI ÖZEL SORUŞTURMA BÜROSU" makamına, hem de, "DEVLETE KARŞI SUÇ İŞLEDİĞİM" yönünde iddia ederek, "ASILSIZ İHBAR" suçunu işledi. Bunun için de, koşullarım elverdiğinde, "ASILSIZ İHBARCI" dâvâlı Mustafa Şükrü Demirkanlı hakkında suç duyurusunda bulunmakla birlikte, suç duyurusu kabul edildiği ân, 200.000,00 TL'den az olmamak üzere, "MANEVÎ TAZMİNAT DÂVÂSI" açacağım. Beni, neredeyse zihinsel özürlü olarak göstermek isteyen "ASILSIZ İHBARCI" dâvâlı Mustafa Şükrü Demirkanlı ve onun "YALAN" söyleme alışkanlığı edinmiş vekili avukat Reyhan Kayışlı, hiç utanmadan şunu söyleyebilmektedir: "Hukuk kişilerin zihinsel dünyasındaki algılarla değil, somut olay ve kanıtlarla ilgilenir." Baştan aşağı, tepeden tırnağa, sağdan sola, soldan sağa belge, bilgi, bulgu, delil, kanıt, tanık olgularıyla dolu savunma metinlerimi birer sümüklü kağıt mendil sanan "ASILSIZ İHBARCI" dâvâlı Mustafa Şükrü Demirkanlı ve onun vekili Reyhan Kayışlı, henüz 6100 Sayılı Hukuk Mahkemeleri Kanunu metnini bile okumaya üşenmiş olmalılar ki, bu kanunu ezbere bilen yargıca karşı illüzyon oluşturmaya yelteniyorlar. Benim, İnternet ortamında da olsa, sanal biçimde de vücuda getirilmiş bulunsa, "ENTELEKTÜEL VE HUKUKSAL LİNÇ KAMPANYASI" ile "LİNÇ" edilmek istendiğimi, en azından tiyatro dünyasında, Mısır'daki Sağır Sultan bile duydu. Örnekse, "ASILSIZ İHBARCI" dâvâlı Mustafa Şükrü Demirkanlı'nın yakın arkadaşı ve/ya bir yakını olduğunu sandığım İRFAN ASLANBAŞ, bizi fiziksel olarak da "LİNÇ" etmek için, Coşkun Büktel'le beni Galatasaray Lisesi'ni önüne çağırıp, şöyle söyledi:

"BIRAKIN KENDİNİZİ KANDIRMAYI //// KAÇ GÜNDÜR ŞU DUVARA BİR ŞEY YAZMA İRFAN DİYE TUTUYORDUM KENDİMİ AMA DAYANAMADIM ERTUĞRUL ABİ GERÇEKTEN ÇOK HAKLI

ARKADAŞLAR BU CİĞERİ BEŞPARA ETMEZLERLE UĞRAŞILMAZ BIRAKIN UĞRAŞMAYI BUNLAR İÇİN HAYATINIZI BİR DENGESİZLİĞİN İÇİNE SÜRÜKLEMEYE BİLE DEĞMEZ (ERTUĞRUL TİMUR DEDİĞİNİZ ADAM YERİ GELDİ EVİNDE KARISININ İKİ KELAMINI DERDİNİ ÇOCUĞUNUN SORUNLARINI DİNLEMEYİ BIRAKTI NEYMİŞ


TİYATROCULARIN YALTAKLIKLARINA HABER TAŞIYCAK DİYE SİTEYE HARA GÜRELE HABERLER TAŞIDI BİR DÜNYA İŞTE BULUNDU GENÇLERİ TOPLADI TİYATRO AŞKINA NE OLDU YİNE BU CİĞERİ PEŞPARA ETMEZLERDEN HAKARETLER KÜFÜRLER YEDİ 2 PİŞMİŞ KEDİ ADAMIN RUH HALİNİ BOZDU) HADİ TOPLANIN BİRİLERİNİN KAFASINI GÖZÜNÜ PATLATALIM DESEM ?????????? GENÇLER TİYATRO YAPABİLDİĞİNİZ KADAR ŞİDDETTEDE GAZLANSANIZ YA ????? HERKEZMİ TİYATROCU OLDU???"


Bu belge bile, durumun ne kadar vahim olduğunu kanıtlıyor. "ASILSIZ İHBARCI" dâvâlı Mustafa Şükrü Demirkanlı'nın başlattığı 1100 kişilik "ENTELEKTÜEL LİNÇ KAMPANYASI" sürecindeki elebaşı olan Ahmet Ertuğrul Timur'un yayınladığı www.tiyatrom.com sitesinde yayınlanan bu yazı, mahkeme süreci başlamaya başlayınca yayından kaldırılmasına karşın, biz, bu belgeyi, turşu kurmak için değil de, günü geldiğinde kullanılmak üzere, "hukuk arşivi" kısmına not ettik. Evet, şimdi günü geldi ve Sayın Yargıç okusun diye buraya da eklemiş oldu.

Yaptıkları işlerin "SUÇ" olduğunu bilen şahısların ruh yapısıyla parmak titreterek sözüm ona hukuk metni yazan "ASILSIZ İHBARCI" dâvâlı Mustafa Şükrü Demirkanlı'nın vekili avukat Reyhan Kayışlı, "SUÇ" ögesini "ES" geçemediği için, zamanaşımı kavramına sığınıyor. Ancak, benim bildiğim kadarıyla, "İFTİRA SUÇU" için zamanaşımı "ALTI YIL" olarak saptanmıştır. Koşullarım elverirse, "ASILSIZ İHBARCI" dâvâlı Mustafa Şükrü Demirkanlı ve onun vekili Reyhan Kayışlı hakkında "İFTİRA SUÇU" nedeniyle "KAMU DÂVÂSI" açmaya çalışacağım. 1100 kişinin tümü zamanaşımı kavramına sığınmak istedikleri için, ikide bir benim hakkımda "ASILSIZ İHBAR" eylemine yöneliyorlar. Hemen hemen her gün adliye - karakol arasında mekik dokumak zorunda kaldığım için, bırakınız dâvâ açmayı bir yana, doğal hayatımı bile sürdüremiyorum. Bu nedenle, mevzuat elverirse, dâvâlı ve vekili hakkında "KARŞI DÂVÂ" açılmalıdır. Mevzuat elvermezse, zâten ben dâvâ açacağım.

4 - "ASILSIZ İHBARCI" dâvâlı Mustafa Şükrü Demirkanlı'nın vekili avukat Reyhan Kayışlı, kendi işine gelen dâvâ dosyalarını sıralarken, şu dâvâ dosyalarının hiçbirini sıralamayı asla "akıl etmek" istememiş:

HAKARET DÂVÂLARI
İstanbul 2. Sulh Ceza Mahkemesi 2012/663
İstanbul 2. Sulh Ceza Mahkemesi 2013/523
İSTANBUL 3. SULH CEZA MAHKEMİSİ 2010/8
İstanbul 8. Sulh Ceza Mahkemesi 2013/843
İstanbul 22. Sulh Ceza Mahkemesi 2013/551
İstanbul 12. Sulh Ceza Mahkemesi 2013/664
İstanbul 27. Sulh Ceza Mahkemesi 2012/943

İFTİRA DÂVÂSI

İstanbul 24. Asliye Ceza Mahkemesi 2013/201

TAZMİNAT DÂVÂLARI

İstanbul 6. Asliye Hukuk Mahkemesi 2013/481
İstanbul 23. Asliye Hukuk Mahkemesi 2013/205
İstanbul 23. Asliye Hukuk Mahkemesi 2013/230
İstanbul 24. Asliye Hukuk Mahkemesi 2013/205

Ayrıca, İstanbul 35. Sulh Ceza Mahkemesi 2011/3131 E, yeniden görülmek üzere, Dosya No: 2013/268 E aynı mahkemede muhakeme edilmektedir. Olay ve olguları kendi çıkarları yönünde değerlendirenler, nesnel davranmamaktadır.

5 - Benim hakkımda yüz civarında soruşturma, kovuşturma başlatan kişiler, benim kendilerine karşı, benim ölçülerime göre son derecede düşük düzeydeki tazminat talebini "FAHİŞ DÜZEYDE" bulmaları şaşırtıcıdır. Bir hukuk metni bile yazmaktan yoksun kişilerin, hukuk felsefesi konusunda derinleşen kişiye (Hüseyin Hilmi Bulunmaz'a) "HAKARET" düzeyinde nitelemelerde bulunulmasını asla ve kesinlikle kabul etmiyoru.

SONUÇ VE İSTEM: Yukarıda açıkladığım gayet net, oldukça somut, çok anlaşılır nedenlerle, dâvâlı ve onun vekili avukatın haksız ve hukukî dayanaktan yoksun dilekçesinin reddi ile mevzuat elverirse, hukuk konusundaki deneyimsiz avukatın duruşmalardan alıkonulması gerekmektedir. Ayrıca, UYAP'tan alınacak bilgiler doğrultusunda, benim adım (Hüseyin Hilmi Bulunmaz) geçen tüm dâvâların birer birer incelenip, ciddî bir hukukî ve sanatsal içtihat oluşturulması gerekir. Çünkü bu dâvâ, tekil, tikel, öznel, soyut bir dâvâ değil, çoğul, tümel, nesnel, somut bir dâvâdır. Bu dâvâda, mutlaka "BİLİRKİŞİ RAPORU" gerekmektedir. Bu dâvâ, ancak "DİYALEKTİK HUKUK" yöntemiyle algılanabilir. Gereğinin yapılmasını saygılarımla arz ve talep ederim. 03.10.2013

DÂVÂCI HÜSEYİN HİLMİ BULUNMAZ


EKLER:

1 - İstanbul 3. Sulh Ceza Mahkemesi 2010/8 BİLİRKİŞİ RAPORU
2 - İstanbul 9. Asliye Ceza Mahkemes 2010/337 BİLİRKİŞİ RAPORU
3 - İstanbul 29. Sulh Ceza Mahkemesi 2013/397 Değişik İş belgesi
4 - İstanbul 35. Sulh Ceza Mahkemesi 2013/268 Yeniden görülen dâvâ