11 Şubat 2010 Perşembe

LİNÇÇİ de olsa, doğruya yakın şeyler yazıyor!

LİNÇÇİ yayıncı Ahmet Ertuğrul Timur'un (nam-ı diğer 3. Abdülhamid) kaleme aldığı "VAKİT YAZARI AMACINA ULAŞMIŞTIR" başlıklı yazısını okuyunuz. Bu yazıdaki "hislerimize tercüman olan" bölümleri cımbızla ayıklayıp, tadımlık hâlde dikkatinize sunuyoruz. Hislerimizin ötesine geçip, aklımıza seslenen ve önemli bulduğumuz yerleri, kalınlaştırmanın yanı sıra kırmızılaştırdık! (HB)


"Yala Ama Yutma"... Tabi ki izlemedim. Pek tarzım da olmadığı için izlemeyi düşündüklerim listesinde de değildi.

Sitemize ilk tanıtımı geldiğinde ilk anda "tak fişi bitir işi", "kıvrıl ama kırılma" gibi adlar taşıyan 70'li yılların yerli seks filmlerini çağrıştırdığı için, açıkçası bana isim olarak itici geldi. Fakat bu isimsel çağrışımın bende önyargı oluşturmaması gerekiyordu; oyun, elbette bambaşka nitelikte olabilirdi; oyunu görmeden yargılamak bana düşmezdi ve tanıtımını girdim.

Oyunda dinsel temaların kullanılmasına gelince; Kişisel olarak milyonlarca kişinin, geniş halk kitlelerinin inançlarının aşağılanarak kullanılmasına, alaycı yaklaşılmasına, inancını yaşamında önde tutan insanlara saldırılmasına kesinlikle karşıyım. İnsanların inançlarına ve ideallerine, eleştirirken dahi saygılı olunması gerektiğini düşünüyorum.

Birileri elbette ateizmi savunabilir, dinlerin toplumlar için zararlı olduğunu düşünebilir, yada dinlerin değil, dinleri kullananların toplum zararına çalıştıklarını düşünebilir. Bu tür düşüncedeki kişilerin yapması gereken, konuya bilimsel mi yaklaşırlar, sanatsal mı yaklaşırlar; her nasıl yaklaşılırsa yaklaşılsın, bu düşüncelerini alaycı, aşağılayıcı, saldırganca değil; aklı başında şekillerde yapmalarında yarar vardır.

Milyonlarca insanın inançlarına alaycı, kinayeli, küçümseyici yaklaşımların toplumları, daha çok değerlerine kenetlenmesine ve daha da muhafazakârlığa götürdüğünü düşünüyorum. Dinsel temalar, hele ki melek pek çok filmde, pek çok oyunda, hattâ neredeyse çocuk oyunlarının, masallarının çoğunda vardır. Bu tür mistik temaların çocuk oyunlarında sık kullanılması da, yine benim ısrarla eleştirdiğim konulardandır.

Sivas'ta diri diri yakılan sanatçı ve aydınlara biri çıkıp deseydi ki, saldırıya uğrayacaksınız, linç edileceksiniz, yakılacaksınız... Yine de eminim, birçoğu orada olurdu. Kaldı ki, zâten tehditler geldiği halde orada olmuşlardı. Hrant Dink de, tehditlere rağmen yazmadı mı? Aziz Nesin, tehditlere yaşlı başlı haliyle pabuç bırakmamayı, Nâzım Hikmet senelerce hapis yatmayı göze almadı mı?

Maalesef ki, tiyatro dünyası halihazırda bu tür saldırıları, tehditleri kınamaktan öte bir yaptırım yada kalkan olabilecek yapıda bir örgütlülükte değildir.

Şimdi oyun yazanlar, oyun sahneye koyanlar, bağnaz kitleler karşısında yalnız olan topluluklar, bireyler, sanatçılar bir kere daha düşünecektir "Aman bu çevreleri, aman bu belediyeyi, aman bu iktidarı karşımıza almayalım" kaygıları daha ağır basacaktır.

Tüm bunların çözümü mü? Tek reçete : "Daha kararlı, daha kitlesel, daha bilinçli, daha mücadeleci örgütlülük"


Yazının tamanını okumak için, lütfen tıklayınız:
"VAKİT YAZARI AMACINA ULAŞMIŞTIR"


***


Ayrıca bakınız:

LİNÇÇİ Ertuğrul Timur, öznesiz tümce kuruyor!

Yalan makinesi ve küfürbaz Mustafa Demirkanlı'nın sözde küfre karşı kampanyasına alet olanların imzaladıkları metni ve alet olanları teşhir ediyoruz!

Linç imzacıları listesi