"adlî tatil" sorgusu için yayınlar alaka düzeyine göre sıralanmış olarak gösteriliyor. Tarihe göre sırala Tüm yayınları göster
"adlî tatil" sorgusu için yayınlar alaka düzeyine göre sıralanmış olarak gösteriliyor. Tarihe göre sırala Tüm yayınları göster

22 Eylül 2015 Salı

MUHBİR Mustafa Şükrü Demirkanlı ve Vekili Av. Reyhan Kayışlı terliyor!

YARGITAY İLGİLİ DAİRESİNE GÖNDERİLMEK ÜZERE

T.C.
İSTANBUL
10. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ YARGIÇLIĞI'NA


DOSYA NO: 2014/469 Esas - 2015/213 Karar

KONU: "TEMYİZ TALEBİNİN REDDİNE DÂİR KARAR"a itiraz!

1 - Uluslararası işler yapıp, ülkemize döviz getiren bir şirketin sahibiyim.

2 - Uluslararası işler yapan, dünyaca tanınmış bir tiyatronun sahibiyim...

3 - Şirketim ve tiyatrom için sürekli olarak bütün dünyayı dolaşıyorum...

4 - 30 Temmuz - 4 Eylül 2015 tarihlerinde Rusya'da ve Küba'daydım...

5 - 8 - 22 Eylül tarihlerinde Tayland'da ve Çin'deydim. (Bugün geldim!)

6 - Değerlendirme yaparken, "ADLÎ TATİL"i de lütfen ele almalısınız.

7 - İtiraz gerekçelerime dayanak olan resmî BELGELERİ ekte sundum.

Gereğinin yapılmasını saygılarımla arz ve talep ederim. 22 Eylül 2015


HÜSEYİN HİLMİ BULUNMAZ

19 Temmuz 2014 Cumartesi

17 Temmuz 2013 Çarşamba

LİNÇ imzacısı Yaşam Kaya'nın hiçbir sözünü anlamak mümkün değil!...

Yaşam KayaBazi mekanlarin bu surec icinde sahsima karsi gosterdigi 'sorumsuzlugu' not aliyorum. 'Eylul' geldiginde hesaplasiriz..

Hilmi Bulunmaz - Mekânların hiçbiri sorumluluk yada sorumsuzluk gösteremez. Kişiler sorumsuzluk gösterir. Çünkü, mekânların düşünüp davranış geliştirme olanakları yoktur. Oysa, kişilerin düşünüp davranış geliştirme olanakları vardır. Her zaman yaptığın gibi yine öznesiz tümce kurmuşsun. Öznesiz tümce kurduğun için, ben işime geldiği gibi yorum yapma hakkına sahibim... Şunu mu demek istiyorsun canım kardeşim?

"Eylül ayında adlî tatil biter ve ben dâvâ açarım!..."

Öyle bir zorunluluk yok! Ben, neredeyse her gün mahkemelerde cirit atıyorum. Dâvâlarımı da, genellikle yaz aylarında açmayı yeğliyorum. Eğer benim hakkımda dâvâ açacaksan, sana birkaç avukat önereyim:

Abdurrahim Dede
Burhan Gün
Eyyüp Fırat Kuyurtar
İbrahim Demirci
İnan Yılmaz
Mehmet Bozkır
Murat Çoban
Reyhan Kayışlı
Süleyman Anıl
Uğur Demirci Tosun

17 Temmuz 2014 Perşembe

Adlî tatil nedeniyle canı sıkılan Bulunmaz kendine yazlık eğlence buldu:

Kendisini "YARATICI YAZAR" sanan Coşkun Büktel demişti ki:

"Hilmi, çıplak ayağıyla benim (40 Mustafa ve 50 Hilmi'nin 100 yılda yazamayacağı) kitabımın üstüne basıp fotosunu yayınlamış olmakla düştüğü durumdan nasıl kurtulacağını düşünsün..." 


Alıntı yaptığımız saçma sapan yazının tamamını okumak için tıklayınız:


"Shakespeare tarafından yazılmış ölümsüz repliklere saygım azalmaz."

***


Coşkun Büktel

3 satırlık eleştiriye tahammülü olmayan, kendisine yaptığım eleştirileri içi boş lâflarla karşılık verip, kendi adlandırdığı "linç konusuna" hiçbir somut delili olmaksızın çekmeye çalışan, bununla da yetinmeyip, hakaret boyutunda ifadeler kullanmaktan çekinmeyen kişi. Kendisi "açıkça, mertçe, Türkçe" yazan Coşkun Büktel olarak, hiçbir dayanağı olmadan iddia ettiği şeyleri, sırf mağdûr edebiyatı yapmak adına söylüyor, bununla beraber yağ gibi üste çıkmayı da ihmâl etmiyor.


Algısına göre, onu eleştiren bir şey kaleme alındı mı, bu muhakkak ki, ona karşı olan "linç" grubunun bir çalışması. Hayatımda adını duymadığım, daha önce şahsî meselesi olduğu kişilerle şahsımın bağlantılı olduğunu iddia eden, bu iddiasını küfürlerle ve hakaretlerle savunan, bunun dışında hiçbir somut verisi olmadan ve çekinmeden bu lâfları söyleyen kişi.


Şahsım adına kullandığı "...Ne idiği belirsiz takma isimli sansürcü sapıklar..." ifadesi ile seviyesini çok güzel göstermiştir!...


"Takma isimli şahsın 'linççileri tanımıyorum' demesi bence ancak 'tanıdığını' kanıtlar." şeklindeki hiçbir mantıkla bağdaşmayan, soyut algısı ile kendi dünyasında bir şeyleri "kanıtlamış" olabilir. Fakat gerçekler ve hukuk çerçevesinde ne kadar boş laflar etmiş olduğu ortadadır. Çünkü bir iddianın kanıtını yapmak, iddia sahibine aittir ve iddia sahibi, bu ifade ile kanıtlamış olur gibi altı boş, tamamen demagojik bir cümle ile sadece kendi iddiasının âcizliğini, hiçbir dayanağa dayanmayışını kanıtlar.


Ha, kendisini şahsım hakkında bu kadar ağır ifadeler kullanmaya iten entry de şudur.


"Belki her konuda haklıdır, uzaklaştırılmıştır, iftiraya uğramıştır vs. ama şu üslûbu yapıcı değil yıkıcı. Çirkin. Bu kadar saldırarak ne amaçlıyor? Hâlâ linççiler şöyle, linççiler böyle, bunlar linççi demek yerine neden somut adımlar atmıyor? Bir tiyatro adamının bu kadar fazla sosyal medya ile uğraşması gereksiz değil mi?


Edit: Kendisinin üslûbu ile habervaktim.com üslûbu arasında çok da fark yoktur."


Yazık.


27.10.2012 08:22 ~ 28.10.2012 11:33 Antonin Artaud

(Kaynak: Ekşi Sözlük)

12 Ağustos 2013 Pazartesi

Midye dolmacılar, tiyatroculardan daha dürüst, daha hoş, LİNÇÇİ değil!

Bulunmaz, Erdek'teki midye dolmacılar ile anlaşabildi! (Fotoğraf: Fikriye Bulunmaz)

Ben, bütün koşullarda, herkesle anlaşabilme becerisine sahip olsam da, hayatın içine estetik gözlerle bakmayan dangalaklarla selamlaşmak bile istemiyorum. Hayatı dezestetize edebilmek için programlanmış aşağılık LİNÇÇİ alçaklar, beni çileden çıkarıyorlar. Şimdiye kadar, karşılarında devrimci bir güç görmedikleri için, sürekli olarak benim, halkımın, tüyü bitmemiş yetimin haklarımızı yiyerek varlıklarını sürdürebilen LİNÇÇİ alçakların, ne zaman ki, ben, karşılarına bilimsel sosyalizm kılavuzuyla çıktım, alçaklar, camı kötü dağıttılar. Tam tamına 1100 LİNÇÇİ alçakla boğuşarak onlarca kez hukuk maçına çıkmam sonucu, ne yapacaklarını şaşıran alçaklar, son zamanda "HUKUKSAL LİNÇ KAMPANYASI" sürecinden yırtma düşüncesiyle kıvranıyorlar. Üzerlerine tuz serpilmiş sümüklü böcekler gibi cızırtılı düşünsel intihar sesleri çıkaran LİNÇÇİ alçaklardan uzaklaştıkça, kendimi halkın içinde buluyorum. Adlî tatil ve Şeker Bayramı nedenleriyle bir hafta civarında kaldığım Erdek'te hiçbir LİNÇÇİ alçakla karşılaşmadığım ve İnternet ortamından bilinçli olarak uzak durduğum için, sürekli bir biçimde insanlarla sohbet ettim... Halk, tüyü bitmemiş yetim, namuslu, onurlu bir biçimde yaşarken, LİNÇÇİ alçaklar tamamıyla namussuzluğu, onursuzluğu ilke edinmiş durumda!

Sosyalist Sanatçı Hilmi Bulunmaz

***

Oyun'dan önemli not: "ENTELEKTÜEL VE HUKUKSAL LİNÇ KAMPANYASI" nedeniyle, gayet yakıcı siyasal, tarihsel ve toplumsal olaylara müdahil olmakta olağanüstü boyutta zorlanıyoruz. Aşacağız!...

16 Temmuz 2014 Çarşamba

Bulunmaz adlî tatil boyunca Büktel kitapları ve yazılarıyla serinleyecek!

Türkiye tiyatrosu, "Arka Sıradakiler" TV dizisi senaryo doktoru Coşkun Büktel ile gayet gereksiz yayıncı Mustafa Şükrü Demirkanlı parantezine tutsak edilecek denli zavallı bir tiyatro olamaz! Bu parantezi parçalamak gerekir... İşbu parantezi parçalamak için maddî ve manevî olarak büyük "zararlar" gördüm. "Zararlar" kavramı, her zaman için, tırnak işâreti ve yatık olarak konumlanacak. "Zararlar" sözü tırnak işâreti ve yatıklıktan kurtulur da, tırnaksız ve düz biçimde yazılmayı hak ederse, artık benim yazarlığım bitmiş demektir! Benim için yazı yazmak namus sorunudur! 

Adam ayartmanın, adamını bulmanın, araya adamlar sokmanın, çanak yalamanın, el etek öpmenin, kesif hakaretin, açıkça iftiranın, şantajcılık yapmanın, talanın, telifsizliğin, teklifsizliğin, yalancılığın sürekli günlük kullanım alanı bulduğu Türkiye tiyatrosunu düzeltmekten başka hiçbir bir amacım olmamasına karşın, bana hakaret edip, iftira atan şahıslarla kapışmayı hayatım boyunca sürdüreceğim! Onlar parantezden çıkacak!

Sosyalist Sanatçı Hilmi Bulunmaz

12 Temmuz 2013 Cuma

Bulunmaz, DÂVÂ etmeyi düşündüklerini nihâyet uyarıyor: Savaş Aykılıç

1 - Başta, Orospu Çocuğu Burak Caney olmak üzere, yüzlerce (belki binlerce) kişinin başlattığı "LİNÇ KAMPANYASI" sürecini yaşadım!

2 - Başta, "ENTELEKTÜEL LİNÇ KAMPANYASI" ana sponsoru Tiyatro... Tiyatro... Dergisi Kurucusu Eski Sahibi Yayın Yönetmeni ve Sorumlu Yazı İşleri Müdürü Mustafa Şükrü Demirkanlı olmak üzere, "ENTELEKTÜEL LİNÇ KAMPANYASI" ana sponsoru "Boğaziçi Gösteri Sanatları Topluluğu" ve LİNÇÇİ Mimesis Dergisi'nin Büyük Biraderi Ömer Faruk Kurhan katkısıyla yüzlerce (belki binlerce) kişinin başlattığı aşağılık ve iğrenç "LİNÇ KAMPANYASI" sürecini yaşadım!

3 - Yukarıda belirttiğim kampanyaların uzantısı "HUKUKSAL LİNÇ KAMPANYASI", burada, Türkiye'de, Türkiye tiyatrosunda yaşandı...

LİNÇÇİ Savaş Aykılıç, birkaç bin kişiyi ilgilendirebilen, bütün Türkiye halklarını, bütün dünya halklarını asla ilgilendirmek zorunda olmayan "ENTELEKTÜEL VE HUKUKSAL LİNÇ KAMPANYASI" süreci başlamadan uzun yıllar önce beni iyi tanıyordu. Benimle birlikte tiyatro çalışmaları da yapan biri olan LİNÇÇİ Savaş Aykılıç, benim götümdeki donu bile görmüş biri olarak LİNÇ KAMPANYASI için imza verirken benim yanıma gelebilir, bana telefon edebilir ve bana e-posta atabilirdi. Ancak, LİNÇÇİ Savaş Aykılıç, içindeki "devlet ruhu" karanlığına tutsak olmuş biri olarak, benimle iletişime girmedi... Benimle görüşmemesine karşın, beni dinlemeden, tam anlamıyla "YARGISIZ İNFAZ" yaparak bana karşı düzenlenen ve de tam tamına 1100 KİŞİLİK KİŞİLİKSİZ KİŞİNİN imza verdiği McCarthy çakmalı LİNÇ KAMPANYASI için 23 Nisan Çocuğu sevinciyle imza verdi. Affedemezdim... Affetmedim!... Sıra ona da gelirse, mahkeme duruşma salonunda rahatça görüşürüz!...

LİNÇÇİ Savaş Aykılıç ile yakından ilgilenemeyip, onun hakkında yazı yazamamanın birçok nedeni vardı. Ancak, başat neden, onlarca kişinin açmış olduğu onlarca dâvâyla uğraşıyor olmamdı. İyi ki, şu ânda "adlî tatil" sürecindeyim. En sonunda LİNÇÇİ Savaş Aykılıç ve diğer 1100 KİŞİLİK KİŞİLİKSİZ KİŞİ için klavye şakırdatmaya başlayabildim!

LİNÇÇİ KİŞİLİKSİZ KİŞİLERİ ihmâl ettiğim için ÖZÜR DİLERİM!

Sosyalist Sanatçı Hilmi Bulunmaz

***

LİNÇÇİ Savaş Aykılıç'ın adı geçen bazı linklere ayrıca TIKLAYINIZ:

Bulunmaz, Demirkanlı'nın avukatı Reyhan Kayışlı'ya hukuk dersi verdi!

Bulunmaz, tiyatro sanatının röntgenini çekecek bir kitap yayınlayacak...


LİNÇ KAMPANYASI düzenleyicisi Ömer Faruk Kurhan ve onun avukat olarak tuttuğu Eyyüp Fırat Kuyurtar, İnan Yılmaz, Uğur Demirci Tosun, devrimci hukuk savaşımcısı Hilmi Bulunmaz karşısında tutunamıyorlar!


Müşteki Bulunmaz, şüpheli Demirkanlı için yarın savcıya ifade verecek!

Huntington'ın ipiyle çardağa giren LİNÇÇİ yazar paragrafı pragraf sandı


Savaş Aykılıç, hem yazı yazmasını bilmiyor, hem de LİNÇÇİ herkesten!

28 Haziran 2014 Cumartesi

Zamanı geçti, hesap soramadık... Zamanı gelecek, hesap soracağız!...

Shakespeare, "emperyalist kültür" taşıyıcısı iğrenç bir tiyatro mikrobu... Kendi adaletine, kendi bilincine, kendi cevherine, kendi çaresine, kendi davranışına, kendi diline, kendi düşüncesine, kendi edebiyatına, kendi estetiğine, kendi etiğine, kendi fıtratına, kendi gereğine, kendi harcına, kendi ırasına, kendi istemine, kendi jargonuna, kendi kültürüne, kendi letâfetine, kendi meraklarına, kendi nabzına, kendi objektifliğine, kendi önemine, kendi planına, kendi rivâyetine, kendi sözüne, kendi şuâsına, kendi toplumuna, kendi usûlüne, kendi üzerine, kendi vakârına, kendi yetisine, kendi zümresine aldırmayarak, İngiliz egemenliğinin kucağına oturanlarca halkımıza "şırınga edilmiş" Shakespeare'i, benim, halkımın, tüyü bitmemiş yetimin verdiği vergilerle sahneye sürekli çıkarıp, sahne ışıklarından asla indirmek istemeyen Devlet Tiyatroları, koşullarımızın ağırlığı ve dâvâlarımızın yoğunluğu nedeniyle eleştiri oklarımızdan yara almadan kurtulabiliyor. Ancak, başta Mustafa Kurt olmak üzere, Devlet Tiyatroları'nı sağdan sola, yukarıdan aşağıya eleştirme zamanımız hızla yaklaşıyor!... Özellikle adlî tatil sürecinde, zaman zaman sert, gayet sert eleştireceğimiz Shakespeare Çocukları'nın egemenliğindeki T.C. Devlet Tiyatroları'nın ve DT'nin çanağını yalayanların bizden çekecekleri var!...

Sosyalist Sanatçı Hilmi Bulunmaz