"tiyatro düşünürü" sorgusu için yayınlar tarihe göre sıralanmış olarak gösteriliyor. Alaka düzeyine göre sırala Tüm yayınları göster
"tiyatro düşünürü" sorgusu için yayınlar tarihe göre sıralanmış olarak gösteriliyor. Alaka düzeyine göre sırala Tüm yayınları göster

8 Ekim 2015 Perşembe

Melih Anık'ın olağanüstülük duygusu veren yazısını okumanızı isterim!...

Melih Anık

***

Melih Anık okumayan eksilir...

Hilmi Bulunmaz
8 Ekim 2015

1972 yılından bu yana tiyatroyla uğraşıyorum ve (belki) milyonlarca "tiyatro değerlendirme yazısı" okudum. "Ezanlı Shakespeare: Yanlışlıklar Komedyası - Bakırköy Belediye Tiyatroları" gerçekliğinde bir tiyatro yazısını okuduğumu hiç anımsamıyorum...

Melih Anık, yalnızca Türkiye tiyatrosunun değil, dünya tiyatrosunun çıtasını yukarı çıkartıyor. Anık, bugünün tiyatrosuyla dünün ve hattâ yarının tiyatrosu arasında paslanmaz çelikten bir köprü inşa ediyor. Mühendis kafasına sahip bir "tiyatro düşünürü" sahibi olduğumuz için, kendimi bir "mîmar tiyatrocu" gibi duyumsamaya başladım.

Hiçbir ÖDÜL, "istek" kadar ivmelenme işlevini yerine getiremez. Gerçek yazar, kendi kendinin lokomotifi yada buzkıran gemisidir. Çıkarsız yazar, kendi kendini isteklendirme yeteneğine sahip biridir...

Melih Anık'ı izliyorum, izliyorsun, izliyor, izliyoruz, izliyorsunuz, izliyorlar ama "körler sağırlar birbirini ağırlar"cılar izlemiyormuş gibi yapıyorlar. Ben, "Türkiye Tiyatro Tarihi" sayfalarına kaydetmeye devam ediyorum...

7 Ocak 2015 Çarşamba

Bulunmaz ile polemiğe girmeye çalışınca block'lamak zorunda kalmıştı...

Not 1: Özden Özerdem'in Türkçe ve yazım yanlışlarını düzelttik! Yazının Türkçe ve yazım yanlışlı hâlini okumak isteyen, alttaki linke tıklayabilir!

Not 2: Parantez içindeki kırmızı renkli Melih Anık onuru bize aittir...

***

Engin AlkanDÜZEY demişken... pic.twitter.com/ceqh2V1EAb

Özden Özerdem ‏- Bir "Tiyatro Eleştirmenliği ve Dramaturji Bölümü" öğrencisi olarak, umarım eleştirmenlik alanını bu konuda kuramsal eğitim almış...

Mehmet Çağlar Sucu - Melih Anık savunucusu asla değilim ama bu düşüncenin de ölene kadar karşısında olacağım.

Özden Özerdem - Benim fikrim bu; o ismi (Melih Anık'ı) eleştirmen olarak görmüyorum. Bu kadar basit. Umarım, Türkiye tiyatrosu daha donanımlı eleştirmenlere sahip olur

Hilmi BulunmazTürkiye tiyatrosunun en derinlikli düşünürü Melih Anık'tır! Bunu, kırk yılı aşkındır tiyatroyla uğraşan biri söylüyor!

Mehmet Çağlar Sucu ‏- Sorunun Şehir Tiyatroları'nın işleyişindeki mekanizmanın yapısal olarak tartışılması gerektiğine inanıyorum...

Özden özerdem ‏- Buna da kimse bir şey diyemez, daha donanımlı ve bu işi geliştirebilecek insanlara önem veriyorum, bu kadar basit.

Mehmet Çağlar Sucu ‏- Açıklamanızı böyle yapmıyorsunuz. "Eleştirmen, okullu olmalıdır!" dedikten sonra, kişiden çıkıp, başka yere savruluyor kast ettikleriniz.

Mehmet Çağlar Sucu - Bu açıklamanız etik ve üslûp olarak çok daha doğru...

Özden Özerdem ‏- Eğitimsiz olup, çok güzel eleştiri yazabilir belki bâzıları ama bu herkesin yapabileceği anlamına gelmez. Benim fikrimce yapamayan

Özden Özerdem - biri (Melih Anık!) için dile getirdim. Çünkü eleştirmenlik önemli bir alandır. Kuramlar yaratan bir alandır.

Mehmet Çağlar Sucu ‏- Eleştirmenin önemsiz olduğunu kimse söylemiyor ki! Zâten tartıştığımız konu bu değil ama "O okulunu okumamış, o zaman eleştiremez!"

Mehmet Çağlar Sucu - demek yanlış. Evet önemli, hattâ çok önemli, o yüzden ÖKM Sahnesi yıkılınca ses çıkarmayan sizin bölüm insanları, eleştirmenin

Mehmet Çağlar Sucu - etiğini öğrencilere nasıl anlatıyor? Çok merak ediyorum!

Özden Özerdem ‏- Ses çıkardık ve eleştirmenlikte eğitimin önemli olduğunu ama her eğitimi alan nasıl yapamıyorsa her eğitimsiz de yapamayabilir

Özden Özerdem - ya da bâzısı yapar ama benim için o insanın (Melih Anık'ın) yazıları eleştiri yazısı değil. Bu benim fikrim. Şu ân sınav haftam, daha fazla polemiğe

Özden Özerdem - giremeyeceğim; okuyacağım daha önemli şeyler var.

Mehmet Çağlar Sucu ‏- Peki kolay gelsin...

(Kaynak: https://twitter.com/mcsucu/status/552940366341890048)

28 Ağustos 2014 Perşembe

Çıkarsız yazar Melih Anık'ın 28 Ağustos 2014'te teslim aldığı kitaplar!...

12 Eylül Faşizmi öncesi, her gün bir kitap okuyordum! Bunun yanı sıra, birkaç gazete (Aydınlık, Cumhuriyet, Milliyet, Politika, Vatan) ve birçok dergi okuyordum! Biz devrimciydik ve önümüzdeki barikat kalıntılarını tarumar edip, devrime kavuşmak üzereydik! Faşist Kenan Evren kolları sıvayıp, Amerikan rüzgârıyla yelkenini şişirince önce hapse ve ardından hayat kavgasına girdik! Bir daha aynı okuma sıcaklığına kavuşamadım! 

Kitap okuma seanslarım, kafamdaki saçlar gibi seyrekleşerek, "haftada bir kitap" kotasına takıldı... Bu kotayı ara sıra ve zar zor aşabiliyorum!... Aşabilmeyi, ancak ülke dışına çıktığımda yakalıyorum! Bu arada, tiyatro dünyasındaki ilkellik, insanı, okuma ediminden bir hayli uzaklaştırıyor!

Türkiye tiyatrosundaki çıkarsız tek yazar demek zorunda kaldığım estet ve tiyatro düşünürü Melih Anık, "entelektüel bir inşaat hâli"nde olduğu için onun twitter hesabı başta olmak üzere yapıp ettiklerini de yakından izliyorum... İhtirâsı ve kıskançlığı olamayacak kadar tiyatro kirliliğinden uzakta bir hayatı bulunan Anık, bana (da) okuma sevinci veriyor! Onun okuma uğraşının duyulmasını, bu önemli uğraş sonucunda entelektüel damar oluşmasını arzu ettiğim için, okurlarıma sık sık bilgi veriyorum...

Sosyalist Sanatçı Hilmi Bulunmaz

26 Şubat 2014 Çarşamba

Bulunmaz, Demirkanlı ve Avukat Reyhan Kayışlı'nın karşısına çıkacak...

T.C.
İSTANBUL 
27. SULH CEZA MAHKEMESİ YARGIÇLIĞI'NA


DOSYA NO: 2012/943 Esas


KONU: Sayın yargıcın kanaatini değişterek geliştirmek için değil de bir kitap hazırlığında bulunduğum ve bu kitabı gelecek kuşaklara aktarmak düşüncesinde olduğum için tarihe kalması sâikiyle yazılmış düşünceler.

AÇIKLAMALAR:

1 - SANIK Mustafa Şükrü Demirkanlı'nın kurarak yönettiği Tiyatro... Tiyatro... Dergisi, Şubat 1991 tarihinden bu yana, Türkiye tiyatrosuna onulmaz yaralar açarak, usûlsüz resmî tiyatro reklâmları alabildi. Hiçbir zaman 3000 tiraja ulaşma gibi bir planı bulunmaması karşın, 3000 tiraj yaptığını iddia ederek, Devlet Tiyatroları (DT) Genel Müdürü K. Lemi Bilgin ve DT Genel Müdür Vekili Mustafa Kurt'tan reklâmlar alabilen şahıs, dergisini hiçbir zaman için ayın birinde yayınlamamasına, günler, haftalar ve hattâ bâzen aylar sonra yayınlayabilmesine karşın, DT oyun programlarını gayet geç yayınlayarak, tiyatro izleyicisinin bilgi edinme hakkını gasp ederek usûlsüz para alan kişi kabûl edilebilir.  (BELGE: 1)

2 - SANIK Mustafa Şükrü Demirkanlı yönetimindeki yayın Tiyatro... Tiyatro... Dergisi, Devlet Tiyatroları Eski Genel Müdürü Sayın İ. Rahmi Dilligil'in hapse girmesine yayınlarıyla da yardımcı oldu. (BELGE: 2)

3 - SANIK Mustafa Şükrü Demirkanlı, Türkiye tiyatrosundaki doğru, güzel, iyi iş yapan tüm herkese karşı düşmanca duygularla saldırmayı iş edinmiş biri olduğu için, doğru, güzel, iyi iş yapan ve bunu yaparken de hiçbir kişisel menfaat gözetmeyen Melih Anık'a da saldırdı. (BELGE: 3)

4 - SANIK Mustafa Şükrü Demirkanlı, Türkiye tiyatrosunda hakaret etme alışkanlığı içinde olan ve küfreden olarak tanınan biri olduğu için, doğru, güzel, iyi iş yapan tiyatro sanatçılarına sürekli olarak saldıran bir kişiliğe sahip. "Türkiye dramatik yazarlığının Everest'i 'Theope' adlı oyununun yazarı" Coşkun Büktel'e küfretmeyi kesinlikle ihmâl etmedi. Bunun için tam altmış bir sayfalık önemli bilgi sunuyoruz. (BELGE: 4) 

5 - SANIK Mustafa Şükrü Demirkanlı, karalayıcı ve "ŞANTAJ" aracı yayını Tiyatro... Tiyatro... Dergisi'ni hep kullanarak, hem tiyatro eğitimi almış ve hem de tiyatro sanatına evrensel düzey ve düzlemde katkılarda bulunma niteliğine sahip değerde tiyatro düşünürü Feridun Çetinkaya ve diğerlerine de olağanüstü kötücül davranışlarda bulanarak, Türkiye tiyatrosunun gelişmesini bile bile, kasıtlı olarak engelledi. (BELGE: 5)

6 - SANIK Mustafa Şükrü Demirkanlı, yalnızca tiyatro emekçileri ve yöneticilerine değil, Kültür Bakanları'na bile dedikodu malzemeleriyle saldırabilecek kadar "husumet duygusu"yla donanmış bir şahıs olarak, Kültür Eski Bakanı Sayın İstemihan Talay ile ilgili olarak somut belgeye dayanmayan dedikodu üretip, şöyle söyledi: "İki üst düzey bürokrattan duyarak söylüyorum; Dilligil 'Elimde Bakan'a dair dosyalar var. Bana bir şey yapamaz.' diyormuş. Gördüğünüz gibi de yapamadı. Yekta Kara'yı görevden alan Bakan Dilligil'i alamadı." (BELGE: 6)

7 - SANIK Mustafa Şükrü Demirkanlı, tiyatro camiasındaki çıkarcılık anlayışını sürekli muhafaza ve müdafaa edebilecek denli yetenekli bir esnaf olduğu için, çıkarı öyle gerektirdiği için Tuncer Cücenoğlu ile birlikte hareket ederken, çıkarı değişince, arkadaşı olan Cücenoğlu'nu ahlâka sığmayan bir dille aşağılayıp, şöyle söyledi: "Bu yıl ITI Kültür ve Maliye Bakanlıklarını protesto ederek, yanına medyayı, tiyatroları da katarak Ulusal Bildiriyi yazdırmadı. 2 yıl önce Kültür ve Maliye Bakanları aynıydı. Ve aynı biçimde destek vermiyorlardı, 2 yıl önce medya aynıydı ve aynı şekilde sanata önem vermiyordu. 2 yıl önce tiyatrolar aynıydı, Erduran’ın deyimiyle, özgün eserlerle ilgilenmiyorlardı. Ama, 2 yıl önce D.T. Genel Müdürü İ. Rahmi Dilligil’di ve Refik Erduran’ın ve Tuncer Cücenoğlu’nun 5-6 oyunu aynı sezonda oynanıyordu. Bir bakıyorsunuz ki, tek değişen bu. İşte Türk tiyatrosunun içler acısı hali." (BELGE: 7)

8 - SANIK Mustafa Şükrü Demirkanlı, benim oyuncularımın hepsine birden sataşarak, oyuncularımın yanımdan hızla uzaklaşmasına neden oldu. Şahsın sataşmalarına karşı çıkmakla birlikte, entelektüel düzeyi yüksek bir polemik yazısı yazıp, şahsın kötü emelini bilimsel yöntemle anlatan oyuncum Kâzım Şimşek, şahsı aydınlatmaya çalışarak uyarıcı sözler söyledi: "Mustafa Demirkanlı yazısında, açıkladığım rapordaki bazı istatistiklere 'sitede geçirilen ortalama süre', 'yeni ziyaretler' gibi, dikkat çekti ve bu rakamların okunmaması için, benim özellikle resmi küçülttüğümü söyledi. Buna bayağı güldüm; çünkü isteseydim, o rakamları silerdim ve Mustafa Bey de hiçbir şey anlamazdı, ama bizler hiçbir şeyi silmiyoruz; hattâ aleyhimizde olsa bile. Bu kendimize güvenimizi gösteriyor." (BELGE: 8)

9 - SANIK Mustafa Şükrü Demirkanlı, sadece sanatçılara değil, tiyatro sanatını "bilim düzeyinde geliştirmeye olağanüstü özen gösteren" bilim adamlarına karşı da düşmanca duygularla saldırarak, husumet ruhuyla davranış geliştiren bir tiyatro karşıtıdır. Türkiye'nin en tanınmış tiyatro bilim adamlarından Yrd. Doç. Dr. Erbil Göktaş'a karşı olağanüstü ciddî saldırıda bulunan şahıs, her fırsatta bu bilim adamına karşı, âdeta bir "ENTELEKTÜEL LİNÇ" uygulamak istemiştir. Polemik ve tartışma düzeyini aşan kasıtlı hakaret sözcükleriyle Yrd. Doç. Dr. Erbil Göktaş'a saldıran şahsa karşı Göktaş yanıt vermek zorunda kaldı. Bir tadımlık sunuyoruz: "'Mustafa Demirkanlı’ya Belgeli Yanıtlar' başlığıyla www.yenitiyatrodergisi.com sitesinde yazdığım yazıda her şeyi net ve belgelerle açıklamama karşın; Demirkanlı www.tiyatrodergisi.com.tr sitesinde 'Tiyatro…Tiyatro Dergisi’nden Kamuoyuna Açıklama' başlıklı yazısında, sözlerimi çarpıtarak yansıtmış ve asıl kendisi bana 'iftira' atmıştır. Demirkanlı, Kültür eski Bakanı Sayın İstemihan Talay'la ilgili olarak yazdığı bir yazıda 'ceza aldığını' bizzat kendisi söylerken, her zaman yaptığı gibi yine yalanlara sığınıp 'böyle bir şey yok' deyip ceza aldığını inkâr etmiştir. Şu yazdığı yazıdakiler doğru değilse, Demirkanlı, kendi kendine 'iftira' atmış demektir; ya da kendisini 'kahraman' göstermek için zamanında 'bir yalan' söylemiş, şimdi onu, o zaman söylediği yalanını, bir başka yalanla örtmeye çalışmaktadır…" (BELGE: 9)

10 - SANIK Mustafa Şükrü Demirkanlı, sanatçılara, bilim adamlarına, şairlere saldırmayı bir alışkanlık hâline getirmekle birlikte, siyasîlere de benzer refleksle hakaret etmeyi âdeta doğal bir hak olarak görmektedir. Kocaeli Büyükşehir Belediye Başkanı Sayın İbrahim Karaosmanoğlu'na ağza alınmayacak denli düşük sözlerle hakaret eden şahıs, doğal olarak cezalandırılmıştır. Böyle bir alışkanlık tiyatroya aykırıdır... (BELGE: 10)

11 - SANIK Mustafa Şükrü Demirkanlı, sanatçılara, bilim adamlarına, şairlere ve siyasîlere saldırılarını düzenlemeyi alışkanlıkla sürdürürken, tiyatro sanatı adına doğru yada yanlış bir şeyler yapmaya yeltenen sivil toplum örgütlerine karşı da sekter davranışlar geliştirerek, demokratik ülke kavramını karartmaya yeltendi. Tiyatro sivil toplum örgütlerinden "SANATÇILAR GİRİŞİMİ" şahıstan sıkıldığını belli eden "bildiriler" yayınlamayı uygun gördü. Şahıs sanat karşıtı anlayıştadır. (BELGE: 11)

12 - SANIK Mustafa Şükrü Demirkanlı, Devlet Tiyatroları'ndan reklâm aldığı zamanlarda, Devlet Tiyatroları oyuncularını ve yöneticilerini yere göğe sığdıramazken, Devlet Tiyatroları'ndan reklâm (PARA) alamadığı zamanlarda, kurumun sanatçılarına karşı saldırganlaşmaktadır. Devlet Tiyatroları sanatçısı Canberk Uçucu'ya da ağır küfürler edip, hakaretler sıralayan şahsın tutumu tiyatro camiasında yadırganıyor... (BELGE: 12)

13 - SANIK Mustafa Şükrü Demirkanlı, Tiyatro... Tiyatro... Dergisi'nde yazmayan, yazmak istemeyen, dergisini hiç beğenmeyip, yazı vermeyen yazarlara, özellikle hanım yazarlara karşı son derecede ağır küfrederek, büyük hakaretlerde bulunuyor. Avi Maraşlıyan hanımefendi, bu şahsın sert küfürleriyle sarsıldı. Bu belge mutlaka tarihe kalmalı. (BELGE: 13)

SONUÇ VE İSTEM: Sıraladığım belgelerin tarihe aktarılarak, gelecek kuşaklara ulaşmasına yapacağınız "resmî tanıklık"a şimdiden teşekkür eder, gereğinin yapılmasını saygılarımla arz ve talep ederim. 27.02.2014


MÜŞTEKİ
HÜSEYİN HİLMİ BULUNMAZ

14 Ocak 2014 Salı

Tiyatro düşünürü Melih Anık'ın tweet diyaloğunu okumak çok eğlenceli!

Melih Anık ‏Fotoğraftaki en soldaki dördüncü kişi kim? Orada ne işi var? pic.twitter.com/RX7ZHd4vGn

Çiğdem Erken - Soru ciddiyse cevap vereceğim:)


Melih Anık -‏ Tabii ki ciddi değil... :)) Ama durum da çok ciddiyetsiz değil mi Allah aşkına...


Çiğdem Erken - Basın gösterimi sırasında sahneden inen eser sahiplerinin tesadüfen ön koltuklara oturması nedeni ile çıkmış bir kare.


Melih Anık Ön sıra eser sahiplerinin hakkı.. Diğerleri bunu bilmeli.. O gün bunu bilenler vardı.


Siz yokken "O"  niye orada? "Toparlanmak" zor mu? 

Çiğdem Erken - Fotoğrafı çeken gazeteci kareye dahil etmiş.

Melih Anık -‏ Ya da birisi fotoğrafa girmek için çabalamış...

Siz yokken "O"  niye orada? "Toparlanmak" zor mu? 

O gün ben de oradaydım ön sırayı hakkı olanlara bıraktım. 


İnsan haddini bilmeli. 


Ben hiç bir yerde "sığıntı" olmak istemem.


***

Oyun'un notu: Yukarıdaki diyaloğu yanlış biçimde dizmiş olabiliriz!

Kendisi olamamış ve olmak istemeyenler, Melih Anık'a da küfrediyorlar!

"Ülkemizde her yıl dünyaya gelen 1,5 milyon bebekten 16 bininin kalp karıncığı ya da kulakçığında delik bulunduğunu söyleyen Prof. Dr. Nazan Özbarlas, bu deliğin kendiliğinden kapanmasını beklemenin çocuğun yaşamına mal olabileceğini belirtti."

(Kaynak: sağlıkvegüzellik)

***

Kalbi delik olarak doğmuş Türkiye tiyatrosu, kuvözde büyütülmüştür... Türkiye tiyatrosu, kendi öz gücüne değil, Andre Antoine adlı Fransız'la Carl Ebert adlı Alman'a kurdurulmuştur. Yerli dinamik yerine, yabancı dinamiğe hayran olmayı seven entelektüellerimiz, kendi içinden çıkan özgür sesleri boğmak için ellerindeki İngiliz ipiyle dolaşabilmektedirler.

Gürbüz bir insan olarak değil, kalbi delik bir sakat olarak doğan Türkiye tiyatrosuna dışarıdan müdahale edildiğinde çok hoşa gitmekte, içeriden müdahale edildiğinde gelsin KÜFÜR, gitsin "LİNÇ KAMPANYASI".

Kalbi delik olarak yaşamaya yazgılanmış Türkiye tiyatrosuna müdahale etmek isteyenler kalbi delik olarak yaşamayı namus sayan kişi, kuruluş, kurumlar tarafından "LİNÇ" edilmek isteniyorlar!... Mehmet Esatoğlu ve Melih Anık'a yapılanlar, ne kadar silinmek istenirse istensin, sağlam belleklerdeki tazeliğini koruyor... Bulunmaz ve Büktel'e karşı üretilmiş "LİNÇ KAMPANYALARI" serilerini unutmak zâten mümkün değil!

Sıraladığım basit gözlemler ışığında düşündüğümüzde ülkemizin kendi tiyatrosunu oluşturabilmek adına kollarını, paçalarını sıvayan insanlara omuz vermek gerekir! Bu insanlardan biri de, Melih Anık'tır... Ülkemiz tiyatrosunun kendine gelip, kendisi olabilmesi için, öncelikle "tiyatro düşünürü" olarak nitelenebilecek kişilere ihtiyaç var... İşbu kişilerden biri Melih Anık olduğuna göre ona edilen "küfürler"i kendimize edilmiş gibi sayıp, kendi namusumuzdan daha çok önem verdiğimiz tiyatronun namusunu korumak için, Melih Anık'ın kavgasını da sahiplenmeliyiz...

Sosyalist Sanatçı Hilmi Bulunmaz

13 Ocak 2014 Pazartesi

Anık'tan "hadsiz, lan, maymun, sikik, taşak" sözleriyle yaşayanlara ders!

Melih Anık ‏- "Güldür Güldür" sorununa Dokunuş: Üniversite, Ödül, "Tanrı Tık" (TT) http://melihanikdokunus.blogspot.com/2014/01/universite-odul-tanr-tktt.html 

Hilmi Bulunmaz - Bulunmaz Tiyatro'ya ve dâvâlarıma yoğunlaştığım için Anık'ın "tiyatro düşünürlüğü"nü tam anlamıyla izleyemiyorum. Bu nedenle kendimi "borçlu" hissediyorum. Ne var ki Melih Anık'a yapılan "sanal saldırı"da hava uçuşan küfürleri gördükçe kendimi kavganın orta minderinde buldum!... Anık'a edilen birkaç küfrü buraya aktarıyorum:

"AMCA YÜRÜ GİT KENDİNLE TAŞAK GEÇİRTME HADİ. GELİN BEN SİZE Bİ ÖDÜL VERİCEM GELİN AHAHAHAHAHA

geri basmazsan o sikik tiyatro oyununuzu ve sizi ortamların maymunu edecek kişiyim :'))


yürü git lan o zaman orta zekalı ihtiyar. Sen kim İşletme Kulübü kim!!! HADSİZ!!!"


Küfürbaz alçakların Melih Anık'a ettiği küfürleri görmek için tıklayınız:

Tiyatro düşünürü Melih Anık'a yapılan saldırı, tüm tiyatroya yapılmıştır!


"Kültür Bakanlığı Çanağı" yalayan biri olsaydım küfürleri görmezdim! 


Tiyatroyu sadece araç gibi algılayan biri olsaydım küfürleri görmezdim!

Ancak ben, hem "SOSYALİST" ve hem de "SANATÇI" olduğum için bu küfürleri görerek, bu küfürleri eden alçaklara gerekli yanıtı verdim... Küfre karşı küfür etmek yerine, küfre karşı yiğitçe karşı çıkmak gerekir. Ben, bunu yaptım. Size de tavsiye ederim. Gerçeğin yanında olmak hoş!

***

Ayrıca bakınız:


Yazar Melih Anık'ın yazarları ciddîye almayanları çok ciddîye alan notu!

Tiyatro düşünürü Anık, çıkarsız yazı yazanların berraklığını kanıtlıyor!

Melih Anık Türkiye'deki nesnel tiyatro eleştirisine ölçüt yazılar yazıyor...

LİNÇ KAMPANYASI düzenleyebilen bu ülkede tiyatro düşünürü de var!


Biz sanatı seviyoruz diye sanat da bizi sevmek zorunda değil yada Anık

Melih Anık, dezestetik, sentetik, palyatif, pasif oyunu afişinden anlıyor...

Melih Anık, üzerinde hiç düşünülmeyecek oyunları bile değerlendiriyor!


Yeşil sermaye faşizminin rüzgârıyla tiyatro dergisi çıkaranlar bile varken


Bir çiçeği ne denli dengeli sularsak iyi yada Melih Anık yazısı okuyunuz

Bulunmaz'ın, bu yazı nedeniyle açtıracağı dâvâ dilekçesi hazırlanıyor...

Tiyatro düşünürü Melih Anık'a yapılan saldırı, tüm tiyatroya yapılmıştır!

12 Ocak 2014 Pazar

Tiyatro düşünürü Melih Anık'a yapılan saldırı, tüm tiyatroya yapılmıştır!

  1. AMCA YÜRÜ GİT KENDİNLE TAŞAK GEÇİRTME HADİ. GELİN BEN SİZE Bİ ÖDÜL VERİCEM GELİN AHAHAHAHAHA
  2. geri basmazsan o sikik tiyatro oyununuzu ve sizi ortamların maymunu edecek kişiyim :'))
  3. yürü git lan o zaman orta zekalı ihtiyar. Sen kim İşletme Kulübü kim!!! HADSİZ!!!

Bir çiçeği ne denli dengeli sularsak iyi yada Melih Anık yazısı okuyunuz

Bu yazıyı, Melih Anık'ın "Düşünceler" sitesindeki "İhtiyar Balıkçı ve Deniz (İstanbul Halk Tiyatrosu) Üzerine İzlenimlerim" başlıklı yazısının altına bir "yorum" olarak yazmak için tuşlara basıyor olsam da, öncelikle www.bulunmaztiyatro.blogspot.com'da yayınlamayı uygun görüyorum. Bunun biricik ve tek nedeni, küçük bir yazı bile olsa, yazının bağımsızlığını sağlama isteği... Önce doğup, sonra yorum olsun!

Ege Küçükkiper'in "güzel" bir fotoğrafıyla süslenmiş adını andığım yazı, tiyatro sanatını estetize etmeye hizmet etmiş... "Ben yaptım oldu!" yada "Küçük olsun benim olsun!" mantığına tutsak olmuş veya aynı zamanda "LİNÇ KAMPANYASI" yada "TEMİZ TİYATRO" sürecine evrilmiş bir Türkiye tiyatrosunda en ivedi gereksinim "tiyatro düşünürlüğü" olgusudur. Bu olgunun bir gereksinim olduğunu duyumsatabilmek için ikide bir Melih Anık'ın adını sanal tahtaya yazıyorum. Evet, Melih Anık, Türkiye tiyatrosunun düşünürüdür ve bu düşünürü okumak gerekir!...

Sosyalist Sanatçı Hilmi Bulunmaz