"DÂVÂCI VE ŞİKÂYETÇİ" sorgusu için yayınlar alaka düzeyine göre sıralanmış olarak gösteriliyor. Tarihe göre sırala Tüm yayınları göster
"DÂVÂCI VE ŞİKÂYETÇİ" sorgusu için yayınlar alaka düzeyine göre sıralanmış olarak gösteriliyor. Tarihe göre sırala Tüm yayınları göster

6 Ağustos 2013 Salı

Bulunmaz, ASILSIZ İHBARCI Demirkanlı'nın İHBAR dilekçesini irdeliyor!

Not: Aşağıdaki yazı henüz taslak hâlindedir. Bittiğinde "not" silinecek!

***

"ASILSIZ İHBARCI" Mustafa Şükrü Demirkanlı, benim hakkımda "SUÇ DUYURUSU YAPMAK" ve de "İHBARDA BULUNMAK" için anlaşılması çok zor metnine "T.C. İSTANBUL CUMHURİYET BAŞSAVCILIĞI'NA İHBAR DİLEKÇESİ" başlığı atarak, benim hakkımda "DÂVÂCI VE ŞİKÂYETÇİ" olmuş. Tamamıyla büyük bir rastlantı sonucu elde ettiğim bir bilgiyle öğrendiğim dilekçe içeriği, son derecede korkunç ve tüyler ürpertici bir durum arz ediyor. Malûmunuz, Adalet Sarayları, benim ikinci adresim oldu. Benim hakkımda başlatılan "ENTELEKTÜEL VE HUKUKSAL LİNÇ KAMPANYASI" süreci sonucunda, âdeta her gün Adalet Sarayları mekânlarında sürekli olarak hukukî mesaide bulunuyorum. Benim sanat etkinliklerinde bulunmak yerine hukuksal işlerle uğraşmam için çaba harcayan "1100 KİŞİLİK LİNÇ ÖRGÜTÜ", beni adliyelere "tutsak ederek", davranış geliştirme, dinlenme süreci sağlayabilme ve düşünce dizgesi oluşturma olanağımı ilga ediyor. Benim en doğal haklarımı bile kısıtlayan "ENTELEKTÜEL VE HUKUKSAL LİNÇ KAMPANYASI" sürecini başlatan kişi, aynı zamanda benim hakkımda "ASILSIZ İHBARDA" bulunan Mustafa Şükrü Demirkanlı'nın tam da kendisidir. Demirkanlı 1100 kişinin lideri.

Türkiye tiyatrosuna yarardan çok zarar veren "ASILSIZ İHBARCI" Mustafa Şükrü Demirkanlı, seriye bağladığı doğru söylememe eylemini, şimdi de, "İHBAR EDEN: MUSTAFA ŞÜKRÜ DEMİRKANLI" adıyla, "T.C. Kimlik No: 37210675438" belgesiyle yürütebilmekte hiçbir sakınca görmüyor... Kendisiyle ilgili olarak yaptığı "DÂVÂ VE ŞİKÂYET" başvurularını, Anayasal hak olarak gördüğüm için, onu bu konuda eleştirmemeye çok özen gösterdiğim "ASILSIZ İHBARCI" 
Mustafa Şükrü Demirkanlı, kendisini hiç ilgilendirmemesine, sadece bir sanat yapıtı olan "ey savcı" şiirimi, Türk Ceza Kanunu'nun 301. Maddesi'nden yargılatabilmeyi arzu etti... "İHBAR KONUSU" olarak gayet anlamsız, gereksiz belge ve bilgiler sunan "ASILSIZ İHBARCI" Mustafa Şükrü Demirkanlı,  "ilişikte bilgisayar çıktıları ve word olarak metinler" sunduğunu belirtip, benim suçlu olduğumu kanıtlayabilecek delillere sahipmiş izlenimi oluşturabiliyor. İyi ki, Türkiye'de savcılar var da, "ASILSIZ İHBARCI" Mustafa Şükrü Demirkanlı, benim hukukî bir kazaya uğramamı başarmış olamıyor. Demirkanlı 1100 kişinin lideri.

"Hüseyin Hilmi Bulunmaz'ın kendisine ait blogspot'unda yayımlamış olduğu ve halen yayında olan şiirinin savcılık makamına yönelik HAKARET içerdiğini düşündüğüm ve yargıçlara yönelik HAKARET oluşturduğunu düşündüğüm kayıtları iletiyorum." diyerek, adliyenin yoğunluğunu fırsat bilip, beni mahkûm ettirmek isteyen "ASILSIZ İHBARCI" Mustafa Şükrü Demirkanlı, kendisiyle ilintili olarak hiçbir sıkıntısı, şikâyeti bulunmamasına karşın, halkın deyimiyle "hamamın namusunu kurtarmak" istiyor. "ASILSIZ İHBARCI" Mustafa Şükrü Demirkanlı, Şubat 1991 tarihinden bu yana Türkiye tiyatrosunu hızla, hem de şimşek hızıyla kirleterek, dezenforme eden Tiyatro... Tiyatro... Dergisi'nin nüfuzuyla yargıyı etkileme telaşına düşmüş gibi görünüyor.

"ASILSIZ İHBARCI" Mustafa Şükrü Demirkanlı, benim Anayasal hakkım olan eleştiri hakkı, hukuka uygunluk ve entelektüel tartışma olanağını küçümseyerek hiçimsiyor. "ASILSIZ İHBARCI" Mustafa Şükrü Demirkanlı, sanki kendisini, tiyatro sanatının kahyasıymış gibi, polismiş, savcıymış ve de yargıçmış gibi aynen şu sözleri söyleyebiliyor:

"Ayrıca, İstanbul Barosu'na yönelik HAKARETLERİ ilgili baroya iletilmiştir. Şahıs, tiyatro insanlarına yönelik HAKARETLERİ ile yetinmeyip yargının tüm kurumlarını da hedef almaktadır."

Ben, İstanbul Barosu gibi köklü bir hukuk kuruluşunu eleştirmiş isem, haydi "ASILSIZ İHBARCI" Mustafa Şükrü Demirkanlı'nın deyimiyle "HAKARET" etmiş isem, koskoca İstanbul Barosu, hukuksal olarak kendini savunmaktan aciz mi? On binlerce üyeli baro böyle çaresiz mi?

Ben, hem Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olduğum, hem kırk bir yıldır tiyatro sanatıyla uğraştığım ve hem de yirmi beş yıldır Bulunmaz Tiyatro - İstanbul adlı profesyonel bir tiyatronun kurucusu, sahibi ve yöneticisi olduğum için, tiyatro sanatına zarar veren her türlü kişi, kuruluş ve kurumu eleştirme hakkına sahibim. İstanbul Barosu da, "İstanbul Barosu Tiyatro" adlı bir unsura sahip ve bu unsurun başındaki kişi de, şu ânda 2013/102971 numaralı soruşturma ile sürdürülen ve içeriğinde "İFTİRA SUÇU" ve "SUÇ UYDURMA SUÇU" bulunan bir gerçeklik söz konusu. Beni, gereksiz yere, hukuka aykırı bir biçimde savcılığa "DÂVÂ VE ŞİKÂYET" eden "ASILSIZ İHBARCI" Mustafa Şükrü Demirkanlı'nın avukatı Burhan Gün'ün yöneticilik yaptığı "İstanbul Barosu Tiyatrosu" unsurunu eleştirmek, benim en doğal hakkımdır. Hem Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olduğum, hem tiyatro sanatçısı olduğum, hem Bulunmaz Tiyatro - İstanbul adlı profesyonel tiyatro kuruluşunun sahibi oluşum ve hem de benim "LİNÇ EDİLMEM" için kolları sıvayan insanların sırtını dayadıkları kişi, kuruluş ve kurumları eleştirme hakkına sahibim. Benim Anayasal hakkım olan bu davranışıma hiçbir resmî ve/ya gayriresmî kişi, kuruluş ve kurum müdahale edemez. Zâten, "ASILSIZ İHBARCI" Mustafa Şükrü Demirkanlı'nın tüyler ürpertici "İHBAR ŞİKÂYETİ DİLEKÇESİ" önüne gelen Sayın Savcı Halûk Gedikli de, hukuk üstünlüğü ilkesiyle hareket ettiği için, "KOVUŞTURMAYA YER OLMADIĞINA DAİR" karar vererek, "ASILSIZ İHBARCI" Mustafa Şükrü Demirkanlı'ya "DUR" demiştir.

Malûmunuz, herhangi bir sanatçı, sıradan insanlar gibi, günlük iki yüz sözcükle iletişim kurmaz. Sanatçı, binlerce, on binlerce, yüz binlerce kavram, yargı ve düşünceyle donanmıştır. Hele ki, "sanatçı" dediğimiz bu kişi bir şairse, o sanatçının kendine özgü kavramları, yargıları ve düşünceleri vardır. Nasıl ki, "savcı", "sav"layan kişi ise, "savcı" kavramını, sadece ve yalnızca Adalet Bakanlığı'na bağlı olarak çalışan "kara cübbeli kişi" olarak indirgememek gerekir. Ancak, "ASILSIZ İHBARCI" Mustafa Şükrü Demirkanlı, hayatı boyunca bir tek imge oluşturabilecek, bir tek dize yazabilecek, bir tek imgesel şiir kurgulayabilecek bir yeteneğe sahip olmadığı, hattâ, kötücül ve "ASILSIZ MUHBİR" kimliğine sahip olduğu için, benim "ey savcı" şiirimin kırıntısını bile asla ve kesinlikle hiç anlamamış.

"ASILSIZ İHBARCI" Mustafa Şükrü Demirkanlı, ağzından, elinden, kaleminden, klavyesinden çıkan sözün hangi değerleri çürüteceğini hiç düşünmeden, bakınız neler söyleyebiliyor:

"Örneğin, kendisi hakkında beğenmediği bir karar veren savcıya yönelik 'Hilmi Bulunmaz, İFTİRAyı HAKARET anlayan savcıya karşı çıktı!' (EK-1) başlıklı yazısının bir altında aşağıdaki şiir dediği yazıyı yayımlamakta, http://tiyatroyun.blogspot.com/2012/10/blog-post_17.html adresinde yayında bulunmaktadır."

Benim on binlerce şiirim ve üç tane yayınlanmış şiir kitabım var. Şiirin "ş"sinde bile hiç anlamayan bir kişinin, "şiir dediği yazı" diye nitelemede bulunmasına gocunmam, kızmam. Bu niteleme, o kişinin, ne kadar "ŞİİR CAHİLİ" ve onun zifirî bir "ASILSIZ İHBARCI" olduğunu kanıtlar. Şiirden hiç anlamayan, hiç anlamak istemeyen bireylerin genel tavrı şöyledir: "Onun yazdığı da şiir mi? Çiziktirdiği şeyin şiirle, sanatla hiç ilgisi yok! Ben olsam daha iyisini yazarım!!!" Ancak, bu tür yetenek düşmanları o denli üşengeç ve o denli kıskanç olurlar ki, ellerine aldıkları kalemi kağıt üzerinde nasıl gezdirebileceklerini bile asla ve kesinlikle bilemezler. Bu tür insanlar, sırtlarını devletin ayrıcalıklarına yaslamak ile meşgul ve meşhurdurlar. Eğer konu tiyatro sanatıysa, bu yüce sanatın derin felsefesinin içinde kulaç atacaklarına, sürekli bir biçimde Devlet Tiyatroları Genel Müdürü Mustafa Kurt, İstanbul Şehir Tiyatroları Genel Sanat Yönetmeni Hilmi Zafer Şahin'den, Kocaeli Şehir Tiyatroları Genel Sanat Yönetmeni Veysel Sami Berikan'dan ve benzerlerinden nasıl reklâm (PARA) alırım derdindedir.

Ben, hiçbir zaman için yazdığım herhangi bir şiir ve/ya yazıyı silmeyi düşünmediğim için, yazdığım tüm şiir ve/ya yazılar bulundukları yerde muhafaza edilirler. Ancak, kendisi yazdığı "TEHLİKELİ" ve "HUKUK DIŞI" yazıları sürekli bir biçimde silip kaybeden "ASILSIZ İHBARCI" Mustafa Şükrü Demirkanlı, herkesi ve beni kendisine benzetmiş olduğu için, "T.C. İSTANBUL CUMHURİYET BAŞSAVCILIĞI ÖZEL SORUŞTURMA BÜROSU" kurumuna bile, benim hakkımda şaibe oluşturma yoluna sapmaktan hiç çekinmiyor. Savcıyı hafifseyip küçümseyen "ASILSIZ İHBARCI" Mustafa Şükrü Demirkanlı, şu paragrafta bile kafa karıştırıcı bir dil kullanıyor:

"Ancak, zaman zaman link değiştirdiği için, yukarıdaki link geçersiz olabilir. Örneğin: 'Maalesef aradığınız sayfa bu blogda yok.' (EK-2) Yukarıda bulunamayan link, http://tiyatroyun.blogspot.com/2012/10/ey-savc.html (EK/3'de karşımıza çıkmakta). Muhtemelen arandığında, burada da bulunamayacak. Bir başka savcı ya da yargıç kararının altında bulunacaktır:"

"ASILSIZ İHBARCI" Mustafa Şükrü Demirkanlı, yukarıdaki paragrafı öyle bir kurgulamış ki, "YALAN" desek, "İFTİRA SUÇU" nedeniyle müracaat savcısına koşabilir.

Benim ve şiir okurlarının "şiir" dediği, "ASILSIZ İHBARCI" Mustafa Şükrü Demirkanlı'nın "şiir dediği yazı" diyerek hafifseyip küçümsediği yapıtımı "İHBAR DİLEKÇESİ" içeriğine dahil ederek, sözüm ona, yaptığı "İHBAR" eyleminin belgesel niteliği olduğunu duyumsatıyor:

ey savcı

halka adalet
halka hak
halka hukuk
yerine
acı veren
savcı
senin dilini eşek arısı soksun

sana kirli kağıttan bir diploma
kavak ağacından yapılmış bir masa
bir de boynunu bağlı tutsun diye
korkunç renkli bir kravat vermişler

sen
eline tutuşturulan kağıda fetva
önüne konulan masayı rahle
boynunu sıkan kravatı sakal sanıyorsun

halka adalet
halka hak
halka hukuk
yerine
acı veren
savcı
senin dilini eşek arısı soksun

hilmi bulunmaz

Yukarıdaki şiir, nesnel olarak değerlendirildiğinde, şiir tadı alan damakla irdelendiğinde görülecektir ki, bu şiirin suç ögesi taşıması olanaksızdır. Bu bir "savcı eleştirisi" değil, bir şiirdir. Evet, yineliyorum; "savcı", "sav"layandır. Herhangi bir tezi ortaya koyan anlamına gelir. Ancak, kafatasının içerisinde imgesel bir zenginlik bulunmayan "ASILSIZ İHBARCI" Mustafa Şükrü Demirkanlı, önce kendisini kandırdıktan sonra, savcıyı da kandırma yoluma sapmıştır. Neyse ki, savcılar şiirden anlıyorlar ve Türkiye'de savcılar var.

"ASILSIZ İHBARCI" Mustafa Şükrü Demirkanlı, âdeta bir mübaşir gibi yaklaştığı sanat konusunda, bana ikide bir "şahıs" diyerek, adlî bir bağlam oluşturma kaygısı taşıyor. Ben, "tiyatro insanlarına uzun süredir HAKARET etmekte" isem, Türk Ceza Kanunu'nun 125. Maddesi bu suçu içermektedir. Ne var ki, "ASILSIZ İHBARCI" Mustafa Şükrü Demirkanlı, aklı sıra, kendisini hem polis, hem savcı ve hem de yargıç rolüne hazırlayarak, ilkel bir husumet mantığıyla, kendince, benim "YARGISIZ İNFAZ" biçiminde ilga ve imhâ olmamı arzulamaktadır. Bu kişinin şu sözleri oldukça düşündürücü ve üzerinde yorum bile yapılamayacak kadar hukuk dışıdır:

"Şahıs, tiyatro insanlarına uzun süredir HAKARET etmektedir. Yapılan şikâyetler sonrası kendisi hakkında dâvâ açan savcılara da hiddetlenerek, iletmiş olduğum şiiri yazmış ve kamuya açık sitesinde yayımlamaktadır."

"Yargıçlara:"

"ASILSIZ İHBARCI" Mustafa Şükrü Demirkanlı, benim şiir yapıtımı "şiir dediği yazı" olarak niteleyerek, aklında savcıları kışkırtma süreci başlatmak istemekle birlikte, "Yargıçlara:" başlığıyla açmış olduğu paragrafta da, yine aklınca, yargıçları etkilemeye çalışmakta:

"Siz, (ben, halkım, tüyü bitmemiş yetim; bireyin, ailenin, kentin, ulusun, emekçi sınıfın nöbetini tutarken) 'LİNÇÇİ OROSPU ÇOCUKLARI' olarak götlerinize üşüşen pirelerin ezelî rekâbet maçlarındaki hakemlerin, 'maymungötürengi' kartlarına ve emekçilerin iktidar özlemini diri tutmak için 'varlığını emekçi varlığına armağan eden adam' hakkında kararlar vermesini istediğiniz hâkimlerin sopalarına götünüzü yaslama derdindesiniz!"

Benim, hangi harfi hangi harfin yanına hangi amaçla koyduğumu bile bilmekten yoksun "ASILSIZ İHBARCI" Mustafa Şükrü Demirkanlı, bir şair ruhuna sahip olmadığı için, örnekse "maymungötürengi" sözcüğünü hangi amaçla ve niçin kullandığıma asla kafa yormayıp, savcıları ve yargıçları, aklı sıra yönlendirme, kışkırtma cihetine gitmek istemektedir. Bir kez daha yinelemekte yarar var: İyi ki Türkiye'de savcılar ve yargıçlar var!

(Belge 4)

"MAHKEMELERE:"

Ben, bir şiir, bir yazı yazarken, sadece ve yalnızca bir tek ögeyi düşünerek, düzeysiz bir bağlamda yazı yazmam. Ben, "Mahkemelere:" seslenmeyi düşünsem bile, benim bu seslenmem, şiirsel ve yazınsal bir dille olur. Her ne kadar www.facebook.com ve https://twitter.com sosyal paylaşım sitelerine üye olup, buralarda yazı yazmak, hukuken yasak olmasa da, benim anlayışıma göre, entelektüel bir kişinin bu tür düzeysiz ve yüzeysel sosyal paylaşım sitelerinde ömür çürütmesi, sadece kendisine değil, ülkemiz entelektüel yaşamına da zarar verir. "ASILSIZ İHBARCI" Mustafa Şükrü Demirkanlı, neredeyse gün yirmi dört saat bu sosyal paylaşım siteleri arasında boğulduğu için, her sözcüğün bir kavram, her tümcenin bir yargı ve her paragrafın bir düşünce birimi olmakla birlikte, imgesel düşünceye sahip olan şairlerin derinlik anlayışını asla ve kesinlikle anlayamadığı için, benim "Mahkemelere:", "Savcılara:" yada "Yargıçlara:" seslenmemi son derecede yoksul ve yoksun bir biçimde yorumluyor. Kendisinin düzeysiz ve yüzeysel düşünsel evrenini, savcılara ve yargıçlara da ihraç etmek isteyen "ASILSIZ İHBARCI" Mustafa Şükrü Demirkanlı, benim oluşturduğum videolardan cımbızla topladığı söz öbeklerini, Sayın Savcı Halûk Gedikli'nin önüne boca etmekten kesinlikle utanç duymuyor:

"Video 1

Yayın yerleri:


http://tiyatroyun.blogspot.com/2011/07/sosyalist-sanatc-hilmi-bulunmaz-linc_14.html


www.youtube.com


www.youtube.com/watch?v=0TQSom1A0YA#at=920


Dakika 13.45:


'... kardeşim diyorum, mahkeme kağıdının benim için osuruk kadar değeri yoktur, benim için sen önemlisin, proleter önemli...'

Açıklamalarıyla tavrını açıklamaktadır."


26.50 dakikalık bir videodan, sadece ve yalnızca birkaç saniyelik bir alıntı yapıp, bir sanatçının sanatsal imge anlayışını "es" geçerek, bağlam kopukluğuyla savcıları kışkırtma cihetine giden "ASILSIZ İHBARCI" Mustafa Şükrü Demirkanlı'ya, her ne kadar Sayın Savcı Halûk Gedikli gerekli hukuksal yanıtı vermiş olsa da, biz, tarihe estetik bir not düşme adına iki kelâm etme gereği duyduk. Zâten "Sosyalist Sanatçı" olarak tanınan bir kişi de, doğal olarak proleter kişilere sanatsal imge sunar.

***

"Ayrıca, İstanbul Barosu'na ilişikte sunduğum 2 adet video kaydında HAKARETLERDE bulunmaktadır."

"ASILSIZ İHBARCI" Mustafa Şükrü Demirkanlı, tamamıyla eleştiri hakkı, hukuksal düzey sınırlarında kalabilen bu videoları, kafasındaki karanlık süzgeçlerden geçirerek, suç imal etmekte ve imal ettiği bu suçu da, savcılığa ihraç etmektedir. Neyse ki, savcılar hukuk eğitimi aldıkları ve vicdanlarında yasa terazisi bulunduğu için, "ASILSIZ İHBARCI" Mustafa Şükrü Demirkanlı'nın hukuk dışı etkilerinde asla kalmıyorlar.

"Video 1


Yayın yerleri:


http://tiyatroyun.blogspot.com/2011/07/sosyalist/sanatc-hilmi-bulunmaz-line_14.html


www.youtube.com


www.youtube.com/watch?v=0TQSom1A0YA"


"ASILSIZ İHBARCI" Mustafa Şükrü Demirkanlı, aslında, sadece ve yalnızca bir video söz konusu olmasına karşın, hiç gereği yokken, tam tamına üç link vererek, savcıda kalabalık suç unsuru algısı oluşturma kurnazlığı içerisine girebiliyor... Üçüncü sıradaki link, benim hazırlayıp sunduğum ve içeriğinde herhangi bir suç unsuru asla bulunmayan bir video. İkinci sıradaki, bu videonun yayınlandığı paylaşım sitesinin ana web adresi... Birinci sıradaki link ise, bana ait olan blogun herhangi bir sayfası. "ASILSIZ İHBARCI" Mustafa Şükrü Demirkanlı, yaptığı bu saptırmada, her ne kadar hukuksal bir ciddi suç işlememiş olsa da, bu saptırma nedeniyle, (bence) toplumsal olarak bir suç işlemiş olabiliyor.

Dakika 16.10:


'... İşte 1878 yılında kurulan İstanbul Barosu, tiyatrosunu bu delilde karartma yapan, hukuk dışı avukata teslim ediyor. Burhan Gün'e teslim ediyor. İstanbul Barosu kesin ve kesinlikle sosyalist sanatçı Hilmi Bulunmaz'ın mahkûm olması için yardım ve yataklık ediyor...'

"ASILSIZ İHBARCI" Mustafa Şükrü Demirkanlı, kendine ait haksız suçlamaları, haklı suçlamalar gibi savunan kendi avukatı Burhan Gün'ü temize çıkarabilmek için benim hakkımda saptırmada bulunuyor. Evet, aradan uzun bir zaman, yıllar geçmesine karşın, yukarıdaki sözlerimin her zaman için arkasındayım. "İstanbul Barosu Tiyatrosu" Genel Sanat Yönetmeni Avukat Burhan Gün, savcılığa sunduğu belgelerde, "delilde karartma" yapmış, savcılığın hatâlı davranmasına neden olmuştur. Şu ânda, Gün hakkında Türk Ceza Kanunu'nun 267. Maddesi ("İFTİRA SUÇU") ve 271. Maddesi ("SUÇ UYDURMA SUÇU") içeriklerine dayanarak "DÂVÂCI VE ŞİKÂYETÇİ" oldum. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'nda soruşturma yürütülüyor. Sanırım dâvâ da başlayacak. 

Dakika 25.20:


'... Madem ki yasalar var, ben şimdiye kadar hayatta kimseyi mahkemeye vermedim, bunun bir tek nedeni vardı: Haksızlıkların yasalarla korunduğu bir ülkede yaşıyoruz! Bu ülke hâlâ 12 Eylül Faşizmi'ni, 12 Mart Faşizmi'ni aşamadı! Hâlâ bu ülkede Toplumsal Araştırmalar Kültür ve Sanat İçin Vakıf, 12 Mart Faşizmi Kültür Bakanlı Talât Halman'a Emek Ödülü verebiliyor. Böyle bir ülkede yaşıyoruz. Faşizmin egemen olduğu, gericiliğin egemen olduğu, haksızlıkların yasalarla korunduğu bir ülkede ben yasalara güvenip kimseyi şimdiye kadar mahkemeye vermedim. Ancak, bundan sonra kesinlikle vereceğim...'"

"ASILSIZ İHBARCI" Mustafa Şükrü Demirkanlı, benim yaptığım hukuksal saptamayı, hukuksal eleştiriyi, hangi hakla haksız bir düşünüşle "İHBAR" ediyor? Bunun anlamak mümkün değil. Ne yani, bu ülkede 12 Eylül Faşizmi, 12 Mart Faşizmi olmadı mı? Bir sanatçının faşizme karşı çıkması, faşizmi açıklaması, faşizme karşı sanat yapması son derecede olağan sayılmalıdır. Kendisi, sürekli olarak Devlet Tiyatroları Genel Müdürü Mustafa Kurt'tan, İstanbul Şehir Tiyatroları Genel Sanat Yönetmeni Hilmi Zafer Şahin'den, Kocaeli Şehir Tiyatroları Genel Sanat Yönetmeni Veysel Sami Berikan ve benzerlerinden, yani "devlet"ten reklâm (PARA) aldığı için, kendini âdeta kanun yerine koyabilme gücünde buluyor. Oysa, hiçbir "devlet adamı" bile, haksız yere gelir etme yoluna sapmamalıdır. "ASILSIZ İHBARCI" Mustafa Şükrü Demirkanlı, yöneticisi olduğu Tiyatro... Tiyatro... Dergisi'ni hiçbir zaman tam zamanında, her ayın tam birinde, yani resmî tiyatro kurumlarının oyunlarının duyusunu hakkıyla yapabileceği bir zaman diliminde yayınlamayarak, bu resmî kurumlardan aldığı reklâm (PARA) nedeniyle, devleti zarara uğratmaktadır. Ben, hiçbir kimseyi Türk Ceza Kanunu'nun 301. Maddesi nedeniyle yargılatmayı düşünmesem bile, eğer mevzuat elveriyorsa, "ASILSIZ İHBARCI" Mustafa Şükrü Demirkanlı'nın usûlsüz reklâm (PARA) alması nedeniyle soruşturmaya tabi tutulmasını arzu edebilirim. "ASILSIZ İHBARCI" Mustafa Şükrü Demirkanlı'nın çıkardığı Tiyatro... Tiyatro... Dergisi'nin hiçbir zaman için tam zamanında yayınlanmadığını bilen Mustafa Kurt, Hilmi Zafer Şahin ve Veysel Sami Berikan'ın da görüşlerine başvurmakta yarar var.

***

"2 nolu Video

Yayın yeri:


1) http://tiyatroyun.blogspot.com/2011/06/hilmi-bulunmaz-lincci-tiyatro-tiyatro_20.html


2) http://vimeo.com/25372566


3) www.youtube.com/watch?feature=player_embedded&v=jHeAJc2tpkw


4) www.dailymotion.com/video/xjf7gm_bulunmaz-lynccy-dergiyi-eleytiriyor_creation


Dakika 20.10


'... Burhan Gün de İstanbul Barosu Tiyatrosu'nun Genel Sanat Yönetmeni. Burhan Gün de Gülhan Avşar'ın ve Mustafa Demirkanlı'nın, LİNÇÇİ Gülhan Avşar ve LİNÇÇİ Mustafa Şükrü Demirkanlı'nın avukatıdır. Dolayısıyla Mustafa Şükrü Demirkanlı'nın belgelerini sunarken delilde karartma yapmıştır. İstanbul Barosu Tiyatrosu'nu Genel Sanat Yönetmeni sıfatıyla Burhan Gün'e teslim ettiğine göre, avukattır Burhan Gün. Kendisi LİNÇÇİ değildir kesinlikle. O da, sahtekârlık yaptığı için adliyede, delil karartması yaptığı için, İstanbul Barosu da sahtekâr bir kurumdur bana göre. 1878 yılından bu yana sabıkası bulunmayan İstanbul Barosu, Orhan Aydın, düzeltiyorum nereden aklıma geldi o LİNÇÇİ Orhan Aydın. Orhan Apaydın gibi ilerici bir insanın bir dönem Baro Başkanlığı yaptığı İstanbul Barosu şu ânda LİNÇÇİLERİN avukatı olan Burhan Gün'ü sahiplenerek ki, Burhan Gün, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'ndaki basın bürosundaki savcı İsmail Onaran'a benim hakkımda belge verirken, delilde karartma yapmıştır, sahtekârlık yapmıştır. İstanbul Barosu da bu sahtekârlığa, Burhan Gün'e tiyatrosunu teslim ederek, yardım ve yataklık etmiştir. Dolayısıyla, benim için İstanbul Barosu'nun hiçbir hukukî temeli kalmamıştır. İstanbul Barosu, hukuka aykırı bir kurumdur, kuruluştur...'

Dakika 26.44:

'Tiyatro... Tiyatro... Dergisi, bizim deyimimizle Tiyatro... Tiyatro... paçavrasının kurucusu, yönetmeni ve Sorumlu Yazı İşleri Müdürü, beni Burhan Gün kanalıyla, yani LİNÇ KAMPANYASINI destekleyen, 1878'den bu yana sabıkası olmamasına rağmen, yeni sabıkası oluşan İstanbul Barosu'nun desteklediği, İstanbul Barosu'nun tiyatrosunu teslim ettiği, Avukat Burhan Gün kanalıyla, bu LİNÇÇİ, alçak Mustafa Şükrü Demirkanlı, beni mahkemeye veren, savcılığa, oradan mahkemeye veren o alçak, LİNÇÇİ, alçak Mustafa Şükrü Demirkanlı...'"

***

"İHBAR GEREKÇEM: İlgili şahıs Hüseyin Hilmi Bulunmaz, yaklaşık 4 yıldır tiyatro insanlarına yönelik olarak HAKARET ve KÜFÜRLERDE bulunmaktadır. Tiyatro yayıncıları, tiyatro sivil kuruluşları ve yaklaşık 1100 kişi, kendisini KÜFÜRSÜZ yayıncılığa davet ettiği çağrı metninden sonra, bizleri LİNÇÇİ olarak adlandırmakta ve ağza alınmayacak KÜFÜRLER etmektedir. Bu HAKARETLERİNİ artırmasından sonra, kendisi hakkında çeşitli dâvâlar açılmış, açılan dâvâların durumu şöyledir. Ancak, şikâyete bağlı suçlarda cezaların (Hükmün açıklanmasının geri bırakılması ya da para cezasına dönüşmesinden dolayı, şahış kuyumculuk ve uluslararası elmas kalemleri ticaretiyle uğraşan bir şirketin sahibi olduğu için parasal cezalara karşı umursamaz olmaktadır) HAKARET ettiği insanlardan birinin bu somut durum sonrası olumsuz bir durum yaratması endişesinden dolayı, Adliyeye yönelik HAKARETLERİNİ de iletme gereği duydum.

1. Şikâyetçi: Av. Mehmet Bozkır
Soma Sulh Ceza Mahkemesi
Dosya No: 2011/578
Karar No: 2012/768
C. Savcılığı Esas No: 2011/768
Karar:125/4'den 105 gün adlî para cezası. Hükmün açıklanması geri bırakıldı.

2. Şikâyetçi: Seval Deniz Karahaliloğlu
Karşıyaka 3. Sulh Ceza Mahkemesi (İzmir)
Esas No: 2012-289
Karar No: 2012-1119
Karar: Adlî para cezası. Hüküm açıklandı.

3. Şikâyetçiler: Haluk Bilginer, Kemal Aydoğan
İstanbul 35. Sulh Ceza Mahkemesi
Esas No: 2011/3218
Karar: 2 ayrı para cezası, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildi.

4. Şikâyetçi: Haluk Bilginer, Kemal Aydoğan
İstanbul 7. Sulh Ceza Mahkemesi
Esas No: 2011/217
Karar: 5 ay hapis cezası, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildi.

5. Mustafa Şükrü Demirkanlı
İstanbul 35. Sulh Ceza Mahkemesi
Dosya No: 2011/3131
Karar: Adlî para cezası, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildi.

6. Şikâyetçi: Levent Çağlayan
Trabzon 3. Sulh Ceza Mahkemesi
Dosya No: 2012/256
Dava aşaması: Adlî para cezası

7. Şikâyetçi: Av. Burhan Gün - Prof. Dr. Nurhan Tekerek
9. Asliye Ceza Mahkemesi
Dosya No: 2010/337
Dava aşaması: 6352 sayılı yasa gereği ertelendi.

8. Şikâyetçi: Av. Süleyman Anıl
Anadolu 40. Sulh Ceza Mahkemesi'nde dava devam ediyor.

Tüm bu gerekçelerden dolayı, savcılık makamına ve baroya yönelikHAKARETLER içerdiğini düşündüğüm ve halen yayında olan dökümanları gereği için bilginize sunarım.

İHBAR EDEN
MUSTAFA ŞÜKRÜ DEMİRKANLI

Ekler:
Ek 1, Ek 2, Ek 3 ve Ek 4 olarak numaralandırılmış belgeler.
Video (2 adet video kaydı: 1 nolu video ve 2 nolu video ve bu videolara ait bant çözümleri.)

Oyun'un notu: İrdeleme daha bitmedi. İnşaat devam ediyor!

***

Ayrıca bakınız:


Asılsız İHBARcı Demirkanlı'nın savcılık İHBAR dilekçesi tüyler ürpertici

25 Eylül 2013 Çarşamba

"Asılsız İhbarcı" Mustafa Demirkanlı'nın yazarı Levent Çağlayan SANIK

"ENTELEKTÜEL LİNÇ KAMPANYASI" ile beni susturabileceğini sanan 1100 kişi, aralarına ana kuzusu Levent Çağlayan'ı da alarak, bana karşı onlarca "DÂVÂ" açtılar. Ana kuzusu Levent Çağlayan, İstanbul'a gelerek, küçük burjuva aydınlara karışmak için, benim kişilik haklarımı bile çiğnemeyi göze alıp, evimin en derin yerlerine dek sızmayı başardı! 

Kendisine olağanüstü bir sevgi beslediğim bir ânda, evimdeki yaşayış biçimini bile kirleten ana kuzusu Levent Çağlayan, yazı yazdığı LİNÇÇİ Tiyatro... Tiyatro... Dergisi'nin kurucularından, eski sahiplerinden ve de editörü "ASILSIZ İHBARCI" Mustafa Şükrü Demirkanlı'nın gazına gelip, beni savcılığa bile şikâyet ederek, hakkımda "KAMU DÂVÂSI" açılmasına neden oldu!... Bana karşı olağanüstü büyük bir terbiyesizlik yapmasına karşın, ana kuzusu olduğu ve askerlik de yaptığı bir süreçte bulunduğundan, kendisi için "DÂVÂCI VE ŞİKÂYETÇİ" olmadığım ana kuzusu Levent Çağlayan benim kesinleşmiş ilkelerimi unutmuştu: 

"NOTER ONAYLI İHTARNAME" gönderenlere ben de "NOTER ONAYLI İHTARNAME" gönderirim; "DÂVÂCI VE ŞİKÂYETÇİ" olanlardan ben de "DÂVÂCI VE ŞİKÂYETÇİ" olabilirim; "KAMU DÂVÂSI" açtırana "KAMU DÂVÂSI" açtırabilirim; "TAZMİNAT DÂVÂSI" açana ben de "TAZMİNAT DÂVÂSI" açarım. Ana kuzusu Levent Çağlayan bunu unuttuğu için, gayet pişman olarak, sürekli bir biçimde kafasını duvarlara vuracak. Ancak, iş işten geçti. Bakalım şimdi tamamen güvendiği "ASILSIZ İHBARCI" Mustafa Şükrü Demirkanlı amcası, ana kuzusu Levent Çağlayan'a sahip çıkarak, kendisine avukat tutacak mı? İnsanları gaza getirmek kolaydır da, onlara avukat tutmak zordur. "ASILSIZ İHBARCI" Mustafa Şükrü Demirkanlı'nın elinde deneyim sahibi olmak isteyen cici bir avukat var: REYHAN KAYIŞLI!

Sosyalist Sanatçı Hilmi Bulunmaz

***

Ayrıca bakınız:

Bulunmaz, ihbarcı Demirkanlı'nın yazarı Levent Çağlayan'dan şikâyetçi


Bulunmaz, ihbarcı Demirkanlı'nın yazarı Levent Çağlayan'ı şikâyet etti!

2 Şubat 2014 Pazar

Bulunmaz, şikâyet dilekçesi yazamayan Reyhan Kayışlı'yı şikâyet etti...

T.C.
İSTANBUL
CUMHURİYET BAŞSAVCILIĞI
UZLAŞTIRMA BÜROSU'NA


SORUŞTURMA NO: 2013/150456


KONU: Daimî ve resmî müvekkilleri Gülhan Avşar Demirkanlı, Levent Çağlayan ve Mustafa Şükrü Demirkanlı yada kendisinin canı sıkıldıkça, gerekli gereksiz, yerli yersiz, zamanlı zamansız, şaşırtıcı sentetik hukuk metinleri hazırlayıp benim hakkımda çok seri ve zincirleme biçimde suç duyurularında bulunarak, benim insanî eylemlerimi dumura uğratmak isteyen vekil Av. Reyhan Kayışlı'dan şikâyet ettiğimi dile getirme çabası ve Sayın Cumhuriyet Savcısı Yaşar Şen'in inhisarındaki dosyaya sunum

Mustafa Şükrü Demirkanlı'nın vekili Avukat Reyhan Kayışlı tarafından adalete, hakka, hukuka, içtihada, kanuna, mevzuata aykırı bir anlayışla anlatılan ve "4" maddeden oluşan "OLAYLAR" dizisini adalete, hakka, hukuka, içtihada, kanuna, mevzuata uygun bir dille anlatırken, Avukat Reyhan Kayışlı'nın sözlerini cımbızlama yöntemiyle değil, somut olarak alıntılayarak görüşlerinize sunmayı bir borç biliyorum... Oysa, Mustafa Şükrü Demirkanlı'nın avukatı Reyhan Kayışlı, adaleti, hakkı, hukuku, içtihadı, kanunu, mevzuatı yanıltmak için, benim sözlerimi cımbızlama yöntemleriyle saptırarak size sunmayı daha ikna edici bulmuş olmalı ki, somut gerçeklik yerine, cımbızlanmış gerçeklikten yana hareket etmiş...

Mustafa Şükrü Demirkanlı'nın vekili Reyhan Kayışlı diyor ki:


1 - Şikâyetçi müvekkil Tiyatro... Tiyatro... isimli derginin yayın yönetmeni ve sorumlu yazı işleri müdürüdür. Şüphelilerin tiyatro ve yazar çevresi ile ilgili sürekli olarak küfürlü yayın yapmaları nedeniyle müvekkil ve bu çevreden 1100 kişi 2009 yılında küfürlü yayınlara son verilmesi çağrısı ile bir bildiri imzalamış ve yayınlamışlardır. Şüpheliler bunun üzerine başta müvekkilim olmak üzere bildiride imzası bulunanlar hakkında çok daha ağır hakaret ve küfür içeren yayınlar yapmaya devam etmişlerdir.

Mustafa Demirkanlı'nın vekili Reyhan Kayışlı'yı irdeliyoruz:

Her ceza, bir suçun tanımı sonucu verilir. İstanbul Barosu'na kayıtlı bir avukat olmasına karşın, en basit hukuk terimlerini bile ciddiye almayan Av. Reyhan Kayışlı, hem kendisini ve hem de müvekkili Mustafa Şükrü Demirkanlı'yı gayet zor durumda bırakıyor... Nasıl? Sabrınıza sığınarak, yukarıdaki otuz iki ciddî ve önemli sözcüğü buraya aktarmak istiyorum:

"ŞÜPHELİLERİN TİYATRO VE YAZAR ÇEVRESİ İLE İLGİLİ SÜREKLİ OLARAK KÜFÜRLÜ YAYIN YAPMALARI NEDENİYLE MÜVEKKİL VE BU ÇEVREDEN 1100 KİŞİ 2009 YILINDA KÜFÜRLÜ YAYINLARA SON VERİLMESİ ÇAĞRISI İLE BİR BİLDİRİ İMZALAMIŞ VE YAYINLAMIŞLARDIR."

Parantez açıp, "SÜREKLİ OLARAK KÜFÜRLÜ YAYIN YAPAN" Mustafa Şükrü Demirkanlı'nın, bir küfrünü, bu paranteze sığdıralım:

("Sonunda sabrım taştı. Şunların sitelerini bir tarayayım dediğimde yukarıdaki iki habere de rastladım HİLMİ BULUNMAZ'IN SİTESİNDE, İLK TEPKİM ANA AVRAT SÖVMEK OLDU, İNSANLIKTAN NASİBİNİ ALAMAMAMIŞ, KENDİNİ SOSYALİST İLAN EDEN BU MECZUP DAHA DA İLGİMİ ÇEKTİ.")
http://tiyatroyun.blogspot.com.tr/2009/04/demirkanli-ana-avrat-kufrediyor_29.html

Tümcedeki özneler belli: Coşkun Büktel ile Hüseyin Hilmi Bulunmaz. Suçlananlar net. Suçlar net mi? Hayır net değil! Neden değil? Şöyle ki:

Türk Ceza Kanunu, soyut bir nedenle değil, gayet somut gereksinimler sonucu oluşturulmuştur ve işbu yasanın 125. Maddesi "HAKARET" 
suçlarına karşı düzenlenirken, TCK. 267. Madde "İFTİRA" suçlarına yaptırım uygulanabilmesi için oluşturulmuştur. Türkiye Cumhuriyeti, yasalarla yönetilen bir ülke olduğu ve "SUÇ" bir "CEZA" maddesiyle sınırlandığı için, biz, ağzımızdan yada kalemimizden çıkan her sözcüğü, pırlanta terazisiyle tartarak dile getirmeliyiz... Hele ki, bir hukukçuysak, suçlama sözcüklerinin hangi yasa maddesine uygun düşeceğini çok işi düşünmeliyiz. Biz yukarıdaki tümcede, hangi sözcüklerle suçlanıyoruz:
muallak ve net olmayan TCK.'nun birçok maddesi içeriğine uygun düşebilecek uygunsuz sözcüklerle... Peki, "HAKARET", Türk Ceza Kanunu'nun hangi maddesine tâbi? 125 Maddesi'ne tâbi. Mustafa Şükrü Demirkanlı'nın vekili Av. Reyhan Kayışlı, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Müracaat Savcısı'na hangi maddeyle başvurmuş? TCK. 125. Madde'yle. Biz, her ne denli "HAKARET" suçunu işlememiş olsak da, Reyhan Kayışlı, bize "HAKARET" suçunu yüklemek istediğine göre, en doğal hakkı olarak, bizim hakkımızda TCK. / 125'den kamu hukuku dâvâsı açtırmak istiyor? Böyle bir istekte bulunabilir mi? Bulunabilir... Bizi  muallak ve net olmayan sözcüklerle suçluyorken ne yapması gerekir? Bizim hakkımızda, örnekse TCK.'nun 267. Maddesi'nden suç duyurusunda bulunabilmesi gerekir. Böyle bir suç duyurusunda bulunuyor mu? Hayır, zinhar bulunmuyor. Peki ne yapıyor?! Sayın Savcı'nın dalgınlık ânına denk gelecek gayretle, bizi muallak ve net olmayan sözcüklerle tanıtlamaya çalışıyor: Adalete, hakka, hukuka, içtihada, kanuna, mevzuata çok aykırı davranarak, "SUÇSUZ CEZA"
talebinde bulunmuş oluyor. Yasal mevzuat el verirse, Avukat Reyhan Kayışlı'nın bu gayrimeşru davranışı nedeniyle, hem kendisi hakkında, hem de azmettiricisi olduğunu düşündüğüm müvekkili Mustafa Şükrü Demirkanlı hakkında "DÂVÂCI VE ŞİKÂYETÇİ" olmak istiyorum...

Mustafa Şükrü Demirkanlı'nın vekili Reyhan Kayışlı diyor ki:

2 - Şüpheliler, bu nitelikteki yazılı yayınlarının yanında yine müvekkile yönelik ağır küfür ve hakaret içerikli bir video hazırlamış ve bu videoyu "Büktel ile Bulunmaz LİNÇ KAMPANYASInı değerlendiriyorlar" adıyla iki parça halinde
http://vimeo.com/5478055, http://vimeo.com/5484745 linkleriyle sosyal video paylaşım sitesi ile; şüpheli Hilmi Bulunmaz'a ait olan
http://tiyatroyun.blogspot.com sitesinde http://tiyatroyun.blogspot.com.tr/2010/05/coskun-buktel-ile-hilmi-bulunmaz.html ve http://tiyatroyun.blogspot.com.tr/2010/07/coskun-buktel-ile-hilmi-bulunmaz.html linkleri ile yayınlamışlardır. Söz konusu videolar, bildirdiğimiz web sitelerinde halen yayınlanmaya devam etmektedir.

Mustafa Demirkanlı'nın vekili Reyhan Kayışlı'yı irdeliyoruz:

Avukat Reyhan Kayışlı, müvekkili Mustafa Şükrü Demirkanlı'dan aldığı talimatlar sonucunda durumları ve olayları açıklamakla zaman yitirmek yerine, durumları ve olayları sürekli olarak saptırmaktadır... İşbu video, 2009 yılında www.vimeo.com sosyal paylaşım sitesinde yayınlanmıştır ve o günden bu güne beş yıldır hiçbir "soruşturmaya ve kovuşturmaya" uğramadığı gibi, tiyatro alanında "DERS" niteliğinde algılanmıştır. Bu video içeriğinde kesinlikle hiçbir suç ögesi bulunmadığı gibi, insanların duygularını yüceltecek bir içerikle dopdoludur. Vekil Reyhan Kayışlı ve müvekkil Mustafa Şükrü Demirkanlı, üzüm yiyebilmek yerine bağcıyı dövmeye yeltenmiştir. Bu videoda herhangi bir suç, örnekse Türk Ceza Yasası'nın 125. Maddesi içeriğine konu olabilecek bir suç olsaydı, altı ay içerisinde yâni 2009 yılında mutlaka suç duyurusunda bulunulmalıydı. Denebilir ki: Vekil Reyhan Kayışlı ve müvekkil, ancak 2013 yılında suç duyurusunda bulunabilecek denli hınç, hırs, hiddet, husumet, intikam alma duygusu içerisine girebilmişlerdir. Oysa durum, hiç de öyle değil, 2009 yılından bu yana, benim hakkımda 100'ü aşkın soruşturma ve kovuşturma yürüten 1100 kişilik "ENTELEKTÜEL VE HUKUKSAL LİNÇ KAMPANYASI" düzenleyicileri -ki müvekkil Mustafa Şükrü Demirkanlı 1100 kişilik "ENTELEKTÜEL LİNÇ KAMPANYASI LİDERİ" sıfatıyla anılmaktadır- ellerindeki tüm husumet duygularını tüketmişlerdir. Ellerindeki husumet duygularını tüketmelerine karşın, yine de, sineğin kanadından yağ çıkarırcasına, durumları ve olayları saptırmaktadırlar. Ben, sitemde video sosyal paylaşım sitesi gibi video yayınlama olanağına sahip olmadığım, sadece özgün kaynağa bir "tık" olarak link vermeme karşın, vekil Reyhan Kayışlı ve müvekkil Mustafa Şükrü Demirkanlı, "Uzlaştırma ve Genel Soruşturma Savcıları"nın "Bilişim Savcıları" denli teknik olanağa sahip olamayacağını varsayıp, "İddia Makamı"nı da ikirciklendirmek istiyorlar. Durum böyle olunca, Sayın Savcı, herhangi bir ikirciklenme yaşarsa, bence, bir "BİLİRKİŞİ RAPORU" hazırlatmalıdır. Aslında bizim değil, kendilerinin "SANIK" sandalyelerine oturabilmesini sağlayabilecek bir raporla nesnel hukuk işleyişi tıkanmaktan kurtulmalıdır. Yavuz küfürbaz sanatçıyı bastırıyor!

Mustafa Şükrü Demirkanlı'nın vekili Reyhan Kayışlı diyor ki:

3 - Şüphelilerin yukarıda sözünü ettiğimiz imza metni ile ilgili karşılıklı konuşmalarının yer aldığı bu videolarda şüpheliler, aşağıda dökümünü verdiğimiz kısımlarda müvekkile şu şekilde hakaretlerde bulunmuşlardır:


(...)

Mustafa Demirkanlı'nın vekili Reyhan Kayışlı'yı irdeliyoruz:

Yukarıdaki parantez içerisinde bulunan üç nokta bomboş bir iddialar yumağı olmasına ve zâten bu dosya içeriğinde bulunması nedeniyle, sayfalar dolusu ve hiçbir anlam içermediği gibi, başta aşağı hakaret, iftira, karalama kavramlarıyla benzenmiş ve karakuşi yöntemlerle saptırma ve yalan besleyicisi bu sayfaları, Sayın Savcı zâten nesnel hukuk soğukkanlılığıyla değerlendirme yeteneğin sahip olduğundan, bir de burada yineleyip, göz yorgunluğuna neden olmak istemiyorum.

Mustafa Şükrü Demirkanlı'nın vekili Avukat Reyhan Kayışlı hakkında şimdilik kaydıyla yalnızca bir tek suç duyurusunda bulundum... Bu suç duyurusu, şu ânda soruşturma aşamasında ve öyle sanıyorum Avukat Reyhan Kayışlı, "DÂVÂCI VE ŞİKÂYETÇİ" olduğum işbu dosyayla yargılanacaktır. Kendisi bana karşı, alenen, binlerce, belki milyonlarca insanın karşısındayken twitter sosyal paylaşım sitesinde "HAKARET" 
edebilmiştir. Bunu neden yapabilmiştir?... Benim karşıma çıktığı bütün dâvâlarda, bütün dosyalarda, bütün duruşmalarda hukukî olarak daima yenilmiştir. Yenilmişlik duygusunu içine sindirip, sakin bir hukukçuluk yapmak ve yasa maddeleriyle suçlamada bulunabilmek yerine, ikide bir 
"HAKARET, HAKARET, HAKARET" sözcüğünü bir tespih tanesi gibi kullanan Sayın Avukat Reyhan Kayışlı, bu davranışıyla, "ÂDETA"
karalamada bulunarak, karakuşi yöntemlerle beni "mahkûm ettirmek" istiyor. Benim hakkımda üç kez suç duyurusunda bulunmasına karşın, 
"KOVUŞTURMAYA YER OLMADIĞINA DÂİR KARAR" aldığı için "bana karşı husumet duyguları besleyen" Sayın Av. Reyhan Kayışlı, kendisini zinhar ilgilendirmeyen bir durum nedeniyle beni anlamsızca, gereksiz yere; "T.C.İSTANBUL CUMHURİYET BAŞSAVCILIĞI ÖZEL SORUŞTURMA BÜROSU" makamına "İHBAR EDEN" ve böylece bu sıfatını kendisine uygun görüp bir "İHBAR DİLEKÇESİ" 
yazarak, benim sıfatımı da "İHBAR EDİLEN" olarak düzenleyebilen müvekkili Mustafa Şükrü Demirkanlı'nın da Sayın Savcı Halûk Gedikli tarafından "KOVUŞTURMAYA YER OLMADIĞINA DÂİR" belge alması, "İKİLİ" hukuk tanımazı çileden çıkardı. Canları sıkıldıkça beni ve Coşkun Büktel'i mahkûm ettirmek için demokratik yasa maddelerini antidemokratik bir dille kullanarak, daima ikna ve yineleme yöntemine sığınan "İKİLİ" şahıslara karşı ciddî yaptırım uygulama zamanı geldiği kanısındayım. Yinelemekte pek yarar görüyorum ki, eğer yasal mevzuat elverirse, bu "İKİLİ" caydırılmak için yargılanarak cezalandırılmalıdır.

Ben, bu "İKİLİ" hakkında yazdığım bir tek virgülü bile silmezken, bu 
"İKİLİ", hem de yargılanma sürecine giren "HAKARET İÇERİKLİ YAZILARININ TÜMÜNÜ" silerek, delilde karartma suçu işleyerek, hukuka aykırı eylemliliklerini sürdürmektedir. Sayın Savcı eğer uygun görürse, bütün bunların belgelerini teker teker makama sunabilirim!...

Benim hakkımda "ASILSIZ İHBAR" eylemine tenezzül eden Sayın Mustafa Şükrü Demirkanlı'ya, "Şişli Polis Merkezi Amirliği"nde belirtmiş olduğum gibi, "ASILSIZ İHBARCI" sıfatını kullandığımı sürekli olarak ikrar ettim. Sayın Savcı Halûk Gedikli'ye verdiği şikâyet dilekçesinde de, kendisi için "İHBAR EDEN", benim için "İHBAR EDİLEN" ve dilekçesinin üzerine "İHBAR DİLEKÇESİ" yazabilen Mustafa Şükrü Demirkanlı'ya, "Özel Soruşturma Savcısı" Sayın Halûk Gedikli "KOVUŞTURMAYA YER OLMADIĞINA DÂİR KARAR" 
vererek bence, aynen şöyle söyleyebilmiş oldu: "ASILSIZ İHBARCI"

Halkın deyimiyle "VATAN HAİNLİĞİ" algısını içeren "suçlara karşı bir yöntem" olarak geliştirilebilmiş Türk Ceza Yasası'nın 301. Maddesi nedeniyle beni çok gereksiz yere yargılatarak yıllarca hapiste çürümeme neden olmak isteyen Mustafa Şükrü Demirkanlı'ya neler demeliydim?
"ASILLI İHBARCI" mı diyebilmeliydim? Mustafa Şükrü Demirkanlı, bizim hakkımızda da 1100 kişilik "ENTELEKTÜEL VE HUKUKSAL LİNÇ KAMPANYASI" düzenleyip, sanatsal ifade olanaklarımızı ilga ve imhâ ederken, bununla yetinmeyerek, benim hakkımda "VATAN HAİNLİĞİ" ile "ASILSIZ İHBAR" eylemine tenezzül ederken, tabiî kendisi hakkında "ASILSIZ İHBARCI" deme hakkımı kullanırım!...

Mustafa Şükrü Demirkanlı ve Avukat Reyhan Kayışlı "İKİLİ" eylemi, Sayın Savcı'nın da görebileceği gibi, tam "CIMBIZLAMA" yöntemini gösteriyor. Mustafa Şükrü Demirkanlı'nın dikte ederek Avukat Reyhan Kayışlı'nın yazdığı "SUÇ UYDURMA SUÇU" içeren şikâyet dilekçesi okunup, bir başka belgeye bakılmasa bile hukuk dışılık nettir. Örnekse 
"CIMBIZLAMA" yöntemiyle "Sayın Müracaat Savcısı Abdurrezzak Aydın"a sunduğu hukuk dışı şikâyet dilekçesinde, (yukarıda parantez içerisindeki üç noktayla simgelenen sözlerden küçük bir tadımlığı aşağıya da alıp yeniden yinelemekte yarar var) şunları dile getirmiştir:

"Kampanya, 9 tiyatro sivil toplum kuruluşu, 42 topluluk ve 1100 tiyatro insanı..."

Kendilerinin ifade ettikleri gibi, "9 tiyatro sivil toplum kuruluşu, 42 topluluk ve 1100 tiyatro insanı..." Anayasa ve yasalarla sınırlı olmalarına karşın, "ALTERNATİF ANAYASA, SEÇENEK YASA, KARŞIT MEVZUAT" oluşturarak, bizim hakkımızda "YARGISIZ İNFAZ" geliştirip, "BİZİ TİYATRO YAPMAMAYA MAHKÛM ETTİLER!" Bu durum ve olaylar müthiş derecede önemli olduğu ve şaşırtıcı düzeyde hayretler oluşturduğu için, bu durum ve olaylara, İstanbul Başsavcılığı "el koymalı" ve adalete, hakka, hukuka, içtihada, kanuna, mevzuata aykırı davranmakla birlikte, bir "LİNÇ HUKUKU KÜLTÜRÜ" oluşturan bu "9 tiyatro sivil toplum kuruluşu, 42 topluluk ve 1100 tiyatro insanı..." mutlaka yargılanmalıdır. Bunu bir husumet, bir kin duygusuyla asla değil, demokratik ve şeffaf toplum yapısının sağlığı için ısrarla istiyor, saygılarımla arz ve talep ediyorum...

Evet bu sözler, Tiyatro... Tiyatro... Dergisi'nin soluk sayfaları içerisinde canlı canlı yaşamaya, arşivdeki gücüyle kitleleri dezenforme edecektir:

"Kampanya, 9 tiyatro sivil toplum kuruluşu, 42 topluluk ve 1100 tiyatro insanı..."

a) Bu sözleri hangi özgün kaynak yayınlayabilmiştir?

b) Bu sözleri ilk kez olarak "kim" yayınlayabilmiştir?


c) Bu sözleri ilk hangi tarihte yayınlayabilmişlerdir?


Bütün bu çok somut sorulara yanıt verdiğimiz zaman, Mustafa Şükrü Demirkanlı'nın vekili Avukat Reyhan Kayışlı'nın da, aslında "İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Özel Soruşturma Bürosu" ile "İstanbul Barosu Disiplin Kurulu" makamlarında soruşturmaya tâbi tutulması gerekir!...

Şöyle ki:

aa) Bu sözlerin özgün kaynağı, "ENTELEKTÜEL VE HUKUKSAL LİNÇ KAMPANYASI" düzenleyen Tiyatro... Tiyatro... Dergisi'in Nisan / Mayıs 2009 tarihli sayısıdır. Bu dergi, yayınladığı bu metinle 
"İFTİRA SUÇU" işlemiştir. Sayın Savcı Yaşar Şen uygun görür ve mevzuat elverirse, Tiyatro... Tiyatro... Dergisi tüzel kişi olarak ve derginin Sahibesi Gülhan Avşar Demirkanlı ile Tiyatro... Tiyatro... Dergisi Yayın Yönetmeni ve Sorumlu Yazı İşleri Müdürü Mustafa Şükrü Demirkanlı "İFTİRA SUÇU" ile yargılanmalıdır.

bb) Bu sözleri ilk kez olarak, İstanbul 24. Asliye Ceza Mahkemesi'nde 
"İFTİRA SUÇU" ile yargılanan Gülhan Avşar Demirkanlı ile İstanbul 40. Asliye Ceza Mahkemesi'nde "HAKARET, İFTİRA VE TEHDİT SUÇLARI" ile yargılanan Mustafa Şükrü Demirkanlı yayınlamışlardır.

cc) Bu sözler, ilk kez olarak 2009 yılında Demirkanlı'ca yayınlanmıştır.

Durum bu denli netken ve "HAKARET SUÇU ZAMANAŞIMI" altı ayla sınırlıyken ve ben hiç "HAKARET" suçu işlememişken, Mustafa Şükrü Demirkanlı ve vekili Avukat Reyhan Kayışlı, "SUÇ UYDURMA SUÇU" işleyip, benim hakkımda haksız yere soruşturma başlattıkları gibi şimdi kovuşturma başlatmak istemektedirler. Bu tutum "HUKUK DIŞI" ve "KANUN DIŞI" olduğu için, her biri, kanunun öngördüğü suçlarla yargılanmalıdırlar. Hattâ 1100 kişi de teker teker yargılanmalı...

"Sadece hukuk bilimini değil, dil bilimini bile" sürekli kirletmiş Mustafa Şükrü Demirkanlı ile Av. Reyhan Kayışlı, Sayın Savcı ve/ya Sayın Yargıç tarafından "soruşturma ve/ya kovuşturma"ya uğramasalar bile, toplum ile tarih sahnesinde yargılanarak, "hem hukukçular ve hem de dilciler"
tarafından eleştirileceklerdir... Bir hukukçu hukuka, bir dergi yöneticisi dile sahip çıkmadığı gibi, bir de bu değerlere karşıt hareket ederse, tabiî ki eleştirilmeyi anasının ak sütü gibi hak eder. Bu yüzden eleştiriyoruz.

Mustafa Şükrü Demirkanlı, Yayın Yönetmeni ve Sorumlu Yazı İşleri Müdürü olduğu Tiyatro... Tiyatro... Dergisi'ni ve bu derginin İnternet ortamındaki uzantısı www.tiyatrodergisi.com.tr adlı siteyi, her zaman için "ŞANTAJ ARACI" olarak kullanmaya özen göstererek, örnekse şu şahıslara karşı da "suç içeren eylem ve hareketler"de bulunmuştur:

COŞKUN BÜKTEL
FERİDUN ÇETİNKAYA
MEHMET CEMALETTİN BULUNMAZ
MELİH ANIK
RAHMİ DİLLİGİL

Başkaları da var... Bunlara yönelik suç içeren saldırılarda bulunmasına karşın, şimdilik kaydıyla, sadece, yalnız "TÜRKİYE CUMHURİYETİ DEVLET TİYATROLARI ESKİ GENEL MÜDÜRÜ SAYIN İ. RAHMİ DİLLİGİL", kendisi hakkında dâvâ açmıştır. Ancak, Mehmet Cemalettin Bulunmaz da, kendisi hakkında hem "KAMU HUKUKU DÂVÂSI" ve hem de "MANEVÎ TAZMİNAT DÂVÂSI" açacaktır...

Demirkanlı ile vekil Av. Reyhan Kayışlı, bizim aleyhimize düzenlenen "ENTELEKTÜEL LİNÇ KAMPANYALARI"nın ögesidir... Bakınız:

a) "BİRİNCİ ENTELEKTÜEL LİNÇ KAMPANYASI"
(http://tiyatroyun.blogspot.com.tr/2008/03/bir-iftirann-bataklk-anatomisi.html)

b) "İKİNCİ ENTELEKTÜEL LİNÇ KAMPANYASI"

(www.coskunbuktel.com/lincimzacilari.htm)

c) "ÜÇÜNCÜ ENTELEKTÜEL LİNÇ KAMPANYASI"
(http://tiyatroyun.blogspot.com.tr/search?q=HUKUKSAL+L%C4%B0N%C3%87+KAMPANYASI&max-results=20&by-date=true)

Mustafa Şükrü Demirkanlı'nın vekili Reyhan Kayışlı diyor ki:

4 - Yukarıda bazı bölümlerinin dökümünü yaptığımız video kaydında yer yer açıkça ismi kullanılarak, yer yer de metnin diğer imzacıları ile birlikte anılan müvekkile yönelik ağır küfür ve hakaretler bulunmaktadır. Şüphelilerin bu yöndeki eylemleri TCK 125 ve 126. Maddelerinde düzenlenen şekli ile hakaret suçunu oluşturmaktadır. Şüpheliler hakkında benzer eylemlerinden dolayı açılmış çok sayıda ceza ve hukuk davası ile kesinleşmiş yargı kararları da bulunmaktadır. Bu davaların UYAP ortamından görülmesi mümkündür. Şüphelilerin süreklilik arz eden yukarıda açıkladığımız suç oluşturan eylemlerinin cezalandırılması için şikâyette bulunma zorunluluğu doğmuştur.

Mustafa Demirkanlı'nın vekili Reyhan Kayışlı'yı irdeliyoruz:

Şikâyetçi Mustafa Şükrü Demirkanlı'nın vekili Avukat Reyhan Kayışlı, bütün dâvâlarda, bütün dosyalarda, bütün duruşmalarda ne yapıyorsa, yine aynısını yapıp "hukuk topunu" hukuk sahasında tutmak yerine, sürekli olarak taca atıyor. Herhangi bir dâvânın "UYAP ortamından görülmesi mümkündür." demek, gayet büyük bir anlam taşımıyor. Oysa ki bir hukukçu ne yapması gerekir? İddiasını kanıtlamak için, delil kaynağını, sunduğu belge içeriğine alıntılaması, kaynaştırması gerekir.

Şikâyetçi Mustafa Şükrü Demirkanlı ve vekili Avukat Reyhan Kayışlı, iki başına hareket etmeyip, 1100 kişilik ilginç "ENTELEKTÜEL VE HUKUKSAL LİNÇ KAMPANYASI" örgütüyle de birlikte hareket ediyorlar. Örgüt lider kadrosu Tiyatro... Tiyatro... Dergisi yöneticileridir. Yönetici kişiler hakkında açtığım dâvâlar için, "UYAP ortamından görülmesi mümkündür." gibi, "işi yokuşa sürecek" kurnazlıklar yapmayı zinhar doğru bulmadığım için, gayet net ve çok somut bir dille, yönetici kadroya karşı şimdilik on üç dâvâ açtığımı hemen belirtiyorum:

İSTANBUL 2. SULH CEZA MAHKEMESİ - 2012/663
İSTANBUL 2. SULH CEZA MAHKEMESİ - 2013/523
İSTANBUL 8. SULH CEZA MAHKEMESİ - 2013/843
İSTANBUL 12. SULH CEZA MAHKEMESİ - 2013/664
İSTANBUL 22. SULH CEZA MAHKEMESİ - 2013/551
İSTANBUL 27. SULH CEZA MAHKEMESİ - 2012/943
İSTANBUL 24. ASLİYE CEZA MAHKEMESİ - 2013/201
İSTANBUL 40. ASLİYE CEZA MAHKEMESİ - 2023/399
İSTANBUL 6. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ - 2012/481
İSTANBUL 9. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ - 2013/423
İSTANBUL 23. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ - 2013/205
İSTANBUL 23. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ - 2013/230
İSTANBUL 24. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ - 2013/205

Tiyatro... Tiyatro... Dergisi'nin yönlendirdiklerinin dâvâları:

İSTANBUL 1. SULH CEZA MAHKEMESİ - 2010/8930
İSTANBUL 2. SULH CEZA MAHKEMESİ
İSTANBUL 3. SULH CEZA MAHKEMESİ - 2010/8
İSTANBUL 7. SULH CEZA MAHKEMESİ - 2011/217
İSTANBUL 12. SULH CEZA MAHKEMESİ
İSTANBUL 15. SULH CEZA MAHKEMESİ - 2012/899
İSTANBUL 27. SULH CEZA MAHKEMESİ - 2013/166
İSTANBUL 28. SULH CEZA MAHKEMESİ - 2011/469
İSTANBUL 35. SULH CEZA MAHKEMESİ - 2011/3131
İSTANBUL 35. SULH CEZA MAHKEMESİ - 2011/3218
İSTANBUL 35. SULH CEZA MAHKEMESİ - 2013/268
İSTANBUL 35. SULH CEZA MAHKEMESİ
İSTANBUL 9. ASLİYE CEZA MAHKEMESİ -2010/337
İSTANBUL 9. ASLİYE CEZA MAHKEMESİ - 2010/445
İSTANBUL 4. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ -  2010/278
İSTANBUL 8. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ 2013/400
İSTANBUL 10. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ - 2012/650
İSTANBUL 20. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ - 2013/167
İSTANBUL 25. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ - 2013/78
KADIKÖY 1. ASLİYE CEZA MAHKEMESİ - 2010/236
ANADOLU 40. SULH CEZA MAHKEMESİ -  2013/854
KARŞIYAKA 3. SULH CEZA MAHKEMESİ - 2012/289
KARŞIYAKA 3. SULH CEZA MAHKEMESİ - 2011/536
KARŞIYAKA 1. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ - 2012 / 597
TRABZON 3. SULH CEZA MAHKEMESİ - 2012/256
MANİSA SOMA SULH CEZA MAHKEMESİ -  2011/578

Ayrıca karşılıklı olarak onlarca soruşturma (Bâzı örnekler):

DEMİRKANLI'NIN HAKKIMDA YAPTIĞI "ASILSIZ İHBAR":
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Özel Soruşturma Bürosu - Soruşturma No: 2013/72962 - Karar No: 2013/30165)

İSTANBUL CUMHURİYET BAŞSAVCILIĞI - 2013/53606

İSTANBUL CUMHURİYET BAŞSAVCILIĞI - 2013/58063
İSTANBUL CUMHURİYET BAŞSAVCILIĞI - 2013/72343
İSTANBUL CUMHURİYET BAŞSAVCILIĞI - 2013/88004
İSTANBUL CUMHURİYET BAŞSAVCILIĞI - 2013/102971
ANADOLU CUMHURİYET BAŞSAVCILIĞI - 2013/75791

Mustafa Şükrü Demirkanlı'nın vekili Reyhan Kayışlı diyor ki:

KANITLAR:
1 - http://vimeo.com/5478055 ve http://tiyatroyun.blogspot.com/2010/05/coskun-buktel-ile-hilmi-bulunmaz.html linkinde bulunan video kaydı
2 - http://vimeo.com/5484745 ve http://tiyatroyun.blogspot.com.tr/2010/07/coskun-buktel-ile-hilmi-bulunmaz.html linkinde bulunan video kaydı

Mustafa Demirkanlı'nın vekili Reyhan Kayışlı'yı irdeliyoruz:

Canları sıkılınca, kafalarına estikçe, benim hakkımda ve "tiyatro yazarı" Coşkun Büktel'in hakkında anlamsız, gereksiz, hukuka, kanuna aykırı bir biçimde ikide bir suç duyurularında bulunabilen müvekkil Mustafa Şükrü Demirkanlı ve onun çok sâdık vekili Avukat Reyhan Kayışlı'nın hukuk dışı, kanun dışı şikâyetlerinin önünü kesebilmek için, bu kişiler hakkında çok ciddî, önemli tedbirler alınmalı, hattâ "SUÇ İŞLEMEK AMACIYLA ÖRGÜT KURMA SUÇU" ile de yargılanabilmelidirler.

DELİLLER:
http://tiyatroyun.blogspot.com.tr/2013/09/t.html
http://tiyatroyun.blogspot.com.tr/2013/09/blog-post_8179.html
http://tiyatroyun.blogspot.com.tr/2013/09/demirkanl-bulunmazn-istedigi-10000000.html
http://tiyatroyun.blogspot.com.tr/2013/09/t_4444.html
http://tiyatroyun.blogspot.com.tr/2013/09/blog-post_3685.html
http://tiyatroyun.blogspot.com.tr/2013/09/bulunmaz-avukat-reyhan-kayslya-hukuk.html
http://tiyatroyun.blogspot.com.tr/2013/10/bulunmazdan-eksik-karar-veren-sulh-ceza.html
http://tiyatroyun.blogspot.com.tr/2013/10/bulunmaz-aslsz-ihbarc-demirkanlyla.html
http://tiyatroyun.blogspot.com.tr/2013/10/bulunmaz-demirkanl-icin-kalem-oynatan_4.html
http://tiyatroyun.blogspot.com.tr/2013/10/blog-post_2257.html
http://tiyatroyun.blogspot.com.tr/2013/10/yargc-fusun-alca-her-davada-bulunmaz.html
http://tiyatroyun.blogspot.com.tr/2013/10/bulunmaz-demirkanlnn-yalanclgn.html
http://tiyatroyun.blogspot.com.tr/2013/10/blog-post_3938.html
http://tiyatroyun.blogspot.com.tr/2013/10/bulunmazdan-35-sulh-ceza-mahkemesi_26.html
http://tiyatroyun.blogspot.com.tr/2013/10/bulunmazdan-10-sulh-ceza-mahkemesi_26.html
http://tiyatroyun.blogspot.com.tr/2013/10/bulunmaz-avukatlktan-para-kazanan.html
http://tiyatroyun.blogspot.com.tr/2013/10/bukemedikleri-bilegi-opemeyenler.html
http://tiyatroyun.blogspot.com.tr/2013/11/bulunmaz-aslsz-ihbarc-mustafa-sukru_6284.html
http://tiyatroyun.blogspot.com.tr/2013/11/bulunmaz-demirkanl-ve-onun-avukat_11.html
http://tiyatroyun.blogspot.com.tr/2013/11/blog-post_3885.html
http://tiyatroyun.blogspot.com.tr/2013/11/blog-post_4139.html
http://tiyatroyun.blogspot.com.tr/2013/11/blog-post_9584.html
http://tiyatroyun.blogspot.com.tr/2013/11/blog-post_4869.html
http://tiyatroyun.blogspot.com.tr/2013/12/aslsz-ihbarc-mustafa-demirkanlnn-vekili.html
http://tiyatroyun.blogspot.com.tr/2013/12/bulunmaz-reyhan-kayslnn-muvekkili_6275.html
http://tiyatroyun.blogspot.com.tr/2013/12/blog-post_2011.html
http://tiyatroyun.blogspot.com.tr/2013/12/blog-post_9584.html
http://tiyatroyun.blogspot.com.tr/2013/12/burhan-gun-oguz-nazl-reyhan-kaysl_9677.html
http://tiyatroyun.blogspot.com.tr/2013/12/blog-post_10.html
http://tiyatroyun.blogspot.com.tr/2013/12/blog-post_3364.html
http://tiyatroyun.blogspot.com.tr/2013/12/blog-post_6128.html
http://tiyatroyun.blogspot.com.tr/2013/12/blog-post_8388.html
http://tiyatroyun.blogspot.com.tr/2013/12/demirkanl-vekili-reyhan-kaysl-hukuki.html
http://tiyatroyun.blogspot.com.tr/2013/12/burhan-gun-oguz-nazl-reyhan-kaysl_6547.html
http://tiyatroyun.blogspot.com.tr/2013/12/blog-post_12.html
http://tiyatroyun.blogspot.com.tr/2013/12/coskun-buktel-hakimin-bir-baska.html
http://tiyatroyun.blogspot.com.tr/2013/12/iftira-sanigi-demirkanlnn-katlamadg_12.html
http://tiyatroyun.blogspot.com.tr/2013/12/aslsz-ihbarc-demirkanlnn-avukat-reyhan.html
http://tiyatroyun.blogspot.com.tr/2013/12/esatoglu-taciz-suclamasyla.html
http://tiyatroyun.blogspot.com.tr/2013/12/blog-post_13.html
http://tiyatroyun.blogspot.com.tr/2013/12/bulunmaz-reyhan-kayslya-hukuk.html
http://tiyatroyun.blogspot.com.tr/2013/12/bulunmaz-asr-zorlayp-surekli-mesgul.html
http://tiyatroyun.blogspot.com.tr/2013/12/t.html
http://tiyatroyun.blogspot.com.tr/2013/12/blog-post_3199.html
http://tiyatroyun.blogspot.com.tr/2013/12/blog-post_4082.html
http://tiyatroyun.blogspot.com.tr/2013/12/bulunmaz-2500000-tl-isteyen-avukat_22.html
http://tiyatroyun.blogspot.com.tr/2013/12/blog-post_23.html
http://tiyatroyun.blogspot.com.tr/2013/12/blog-post_6523.html
http://tiyatroyun.blogspot.com.tr/2013/12/bulunmazn-dava-acacag-reyhan-kaysl_24.html
http://tiyatroyun.blogspot.com.tr/2013/12/blog-post_29.html
http://tiyatroyun.blogspot.com.tr/2013/12/t_29.html
http://tiyatroyun.blogspot.com.tr/2013/12/blog-post_3861.html
http://tiyatroyun.blogspot.com.tr/2014/01/blog-post_822.html
http://tiyatroyun.blogspot.com.tr/2014/01/blog-post_7852.html
http://tiyatroyun.blogspot.com.tr/2014/01/blog-post_4616.html
http://tiyatroyun.blogspot.com.tr/2014/01/blog-post_6975.html
http://tiyatroyun.blogspot.com.tr/2014/01/bulunmazdan-aslsz-ihbarc-demirkanl-icin.html
http://tiyatroyun.blogspot.com.tr/2014/01/t_15.html
http://tiyatroyun.blogspot.com.tr/2014/01/blog-post_8005.html

Mustafa Şükrü Demirkanlı'nın vekili Reyhan Kayışlı diyor ki:

SONUÇ VE TALEP: Yukarıda açıklanan ve resen dikkate alınacak nedenlerle şüphelilerin suç olan eylemlerinin cezalandırılması için ceza koğuşturması yapılmasını vekâleten talep ederim.

Mustafa Demirkanlı'nın vekili Reyhan Kayışlı'yı irdeliyoruz:


SONUÇ VE İSTEM: Anlaşılır belgelere, bilgilere, bulgulara, delillere, kanıtlara, kanunlara, olgulara ve tanıklara yaslanmak yerine, soyut bir dille kaleme alınan; adaleti, hakkı, hukuku, içtihadı, kanunu, mevzuatı saptırarak, karalama ve karakuşi yöntemlerine yaslanılarak hazırlanmış
"HAKARET" suçu, "İFTİRA" suçu, "SUÇ UYDURMA" suçu ve 
"TEHDİT" suçu içeren sözüm ona şikâyet dilekçesini "ADLİYEYE KARŞI İŞLENMİŞ SUÇLAR" kategorisi olarak görüp reddettiğimiz gibi, müşteki ve vekilin soruşturma sonrası başlatılacak kovuşturmayla cezalandırılmasının (maddî ve manevî tazminat dâvâları açma hakkım saklı kalmak üzere) saygılarımla arz ve talep ediyorum... 03 Şubat 2014

HÜSEYİN HİLMİ BULUNMAZ

EK: 
2013/150469 No'lu dosya savunması... Dosyadaki iddia okunduğunda, 150456 No'lu dosyadaki iddiayla taban taban karşıt olduğu görülebilir...


***

Ayrıca bakınız:

Bulunmaz, şikâyet dilekçesi yazamayan Reyhan Kayışlı'yı şikâyet etti...

Asılsız İhbarcı Mustafa Demirkanlı'nın vekili Reyhan Kayışlı şikâyet etti