29 Mart 2010 Pazartesi

İddialar, İddianameler ve Davalar


M. Naci ÜNVER
Yargıtay 8. Ceza Dairesi Onursal Başkanı


“ … Hukuk devleti olgusunun tüm kurum ve kurallarıyla işlerlik kazandığı ülkelerde bireylerin, birileri öyle istediği için bir ceza kovuşturmasına uğramaları olanaklı değildir...

***

Örneğin; Japonya'da suç işlediği iddia edilen kişi hakkında savcının denetiminde kanıtlar toplandıktan sonra, bu kanıtların dava açmaya yeterli olup olmadığının belirlenmesi için, dosya savcılardan oluşan bir kurulun değerlendirmesine sunulmaktadır. Bu kurul mevcut kanıtları dava açmaya ve sonuçta da mahkûmiyete yeterli olabilecek düzeyde görürse kişi hakkında dava açılabilmektedir. Ancak, kanıtlar yeterli görülmezse itham (suçlama) bir yıl ertelenmekte ve bu süre içinde yeni kanıtlar elde edilmemesi veya elde edilmesine karşın yeterli görülmemesi halinde dosya işlemden kaldırılmaktadır. İşte bu uygulama sayesinde Japonya'da açılan ceza davalarının yaklaşık yüzde 92'si mahkûmiyetle sonuçlanmaktadır. Yani beraat oranı yüzde 8'dir. Bunun anlamı şudur: Devlet, kişinin gerçekten suç işlediğini iyice belirlemeden hakkında kovuşturma açarak onu, özgürlüğünden yoksun bırakma gibi bir yanlışın içine girmemektedir... Böylece adalet gibi yüce bir kavram gereksiz yere örselenmemekte, aksine etkinlik kazanmaktadır.

Ülkemizdeki durum

Yürürlükteki yeni Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 170. maddesi, toplanan kanıtlar suçun işlendiği konusunda yeterli kuşku oluşturuyorsa savcının kişi hakkında iddianame düzenleyip dava açabileceğini öngörmektedir. Yani kuşku gibi soyut bir kavram dava açmak için yeterli görülmektedirYürürlükten kaldırılan Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu'nun konuya ilişkin 163. maddesinde de, yapılan hazırlık soruşturması sonunda toplanan kanıtlar kamu davasının açılmasına yeterli ise savcının dava açabileceği kuralına yer verilmişti. Kısaca belirtmek gerekirse yeni yasa ileri sayılacak bir düzenleme getirmemiştir. Savcılara somut kanıtlara dayalı dava açma yerine soyut kavramlara dayalı dava açma görevi veren bu yasanın sistemin işleyişini değiştiremeyeceği açıktır..."

Cumhuriyet, 27.12.2005

(Kaynak: Türk Hukuk Sitesi)