"Theope" sorgusu için yayınlar tarihe göre sıralanmış olarak gösteriliyor. Alaka düzeyine göre sırala Tüm yayınları göster
"Theope" sorgusu için yayınlar tarihe göre sıralanmış olarak gösteriliyor. Alaka düzeyine göre sırala Tüm yayınları göster

18 Haziran 2017 Pazar

Özdemir Nutku'ya "iftirâcı" diyerek suç işleyen Coşkun Büktel cezâ alır...

ÖZDEMİR NUTKU İFTİRASINDAN İNANDIRICI BİR ROMAN ÇIKARMANIN ÇARESİNİ SONUNDA BULDUM; İŞTE ROMANIN KISA ÖYKÜSÜ

Geçenlerde yazmıştım: Özdemir Nutku'nun Theope'ye iftirasıyla başlayan olayları (tüm tiyatro camiasının 2 kişi istisnayla, iftiraya uğrayan yazarı değil de, iftirası DT video kaydıyla belgelenen Nutku'yu desteklemesi; iftiraya uğrayan tiyatro yazarına karşı tiyatrocuların bir iftira ve linç kampanyası düzenlemesi, bu kampanyaya 2 kişi dışında hiç kimse karşı çıkmazken, kampanyanın 1100 imzaya ulaşması) roman haline getirmeyi düşünmüş daha sonra vazgeçmiştim. Çünkü bütün bunlar, iftiraya karşı tamamen duyarsız Türk okurları için romanımı sinir bozucu ve sevimsiz kılacaktı. Dünyanın diğer ülkelerindeki okurlar için ise, durum daha beter olacaktı: Çünkü bir tiyatro camiasının böylesine vahim bir iftira karşısında yalnızca iki kişi istisnayla, topyekun olarak, apaçık belgelenmiş iftiracıyı desteklemesi, akıl alacak, inanılacak gibi bir şey değildi. Türk okurların hayattan alındığı için sevimsiz bulacağı bu romanın konusunu, yabancı okurlar akıl almaz derecede inanılmaz bulacak; onlara göre, gerçek dışı malzemeden üreteceğim bu roman, "çürük yumurtadan çürük" olacak, yabancı okurlar tarafından "deli saçması" denerek kenara atılacaktı.

Ama bugün, romanı yabancı okurlar için inandırıcı kılmak amacıyla bir çare buldum. Tüm tiyatrocuların iftiraya ve iftiracıya topyekun destek vermesini inandırıcı kılacak bu çare şuydu:

Ülkemiz, uzayın derinliklerindeki çok küçük bir gezegenin yaratıkları tarafından istila edilmişti. Yaratıklar niçin bütün dünyayı değil de yalnızca Türkiye'yi istila etmişti? Çünkü bu yaratıkların gezegeni ve nüfusları çok küçüktü ve dünyayı istila etmek gibi bir niyet ya da hevesleri yoktu. Bu küçük gezegende yaşayan ileri teknolojiye sahip zeki canlıların yaşamaya devam edebilmesi için bor cevherine ihtiyaçları vardı ve kendi küçük gezegenlerindeki bor rezervleri milyonlarca yıl sonunda tükenmek üzereydi. O nedenle, dünyanın en büyük bor rezervlerine sahip ülkesi Türkiye'yi, diğer ülkelere ve Türk halkına fark ettirmeden istila etmişler; bor anlaşmalarını yapma yetkisine sahip en üst yöneticilerden başlayarak, safdışı edip onların bedenlerine girmişler; istila genişledikçe, bor cevheriyle ilgili yeni, ani ve absürd gelişmelere karşı itiraz sesleri yükselten kişiler de bedenlerine girilerek safdışı edilmiş, sonunda işgal tüm politikacıların uzaylı kılınması aşamasına hatta tehlikeli görülen sanat alanına ve özellikle de, gerçekleri canlı canlı haykırma özelliğiyle kitleleri etkileme gücüne fazlasıyla sahip tiyatro alanına kadar genişlemişti. Uzaylı yaratıklar, tüm tiyatrocuların bedenlerine girmiş, hepsini vicdanı olmayan ve "dışarıya hizmet eden" canlı robotlar haline getirmişti. Evet tüm tiyatro camiamız işgal edilmişti? Tümü mü? Hayır, yalnızca çok küçük -3 kişilik- bir grup, bu işgalden (camiaya genellikle uzak durmaları sayesinde) kurtulmuştu. Robot olmaktan ve vicdanını kaybetmekten kurtulmuş bu üç tiyatrocu arkadaşın bir tanesi "Theope" adlı bir oyun yazmış, bu oyun çok büyük övgülerle karşılanmış; ama istilanın ilerlediği günlerden birinde, Türk tiyatrocuları aniden bu oyuna ve sahibine karşı bir iftira ve itibarsızlaştırma kampanyası başlatmışlardı. Peki kampanya başlatmakla uğraşmak yerine uzaylılar neden o son kalan 3 tiyatrocunun da bedenlerine girip onları da devşirmemişti? Çünkü, girdikleri her beden bir uzaylının feda edilmesini gerektiriyor, onlar artık ebediyen girdikleri o bedende yaşamak zorunda kalıyorlardı ve nüfusları zaten sınırlı olduğu için, Dünya'ya getirdikleri nüfüsun kontenjanı tükenmişti. Bu nedenle uzaylı tiyatrocular, beyinleri işgalden kurtulmuş ve aslının son örnekleri olan bu üç gerçek tiyatrocuyu, halkın gözünde itibarsızlaştırmaktan başka çare bulamamışlardı. Bu operasyonu damarlarındaki kanın tüm soğukluğuyla uygulamaya sokan uzaylı tiyatrocular, insan aklının almayacağı en kirli yöntemlere başvurmuş, üç tiyatrocu hakkında takma isimlerle onlarca iftira ve iğrenç fotomontajlar yayınlamıştı. Fotomontajlarda beyinlerini işgal edemedikleri o üç gerçek tiyatrocuyu dansöz olarak gösteriyor, onların resimlerini oral porno fotoğraflarındaki penis resimlerinin üstüne yapıştırıyor, üç tiyatrocudan birinin 16 yaşındaki genç kızı hakkında yalanlar üretiyor; velhasıl, iğrençliği inanılmaz boyutlara ("ancak uzaylılar söz konusu olduğunda inanılacak" boyutlara) taşıyorlardı.

Türk tiyatrosunun Theope'ye ve Theope iftirasına verdiği akıl almaz desteği bir türlü anlamlandıramayan, aylarca kafa yordukları halde, iftiraya verilen bu topyekun desteğe tutarlı bir açıklama getiremeyen bu üç yazar, sonunda, tesadüfen çok küçük bir ipucu bulacak ve bu ipucunun izini sürerek, pek çok tehlikeli dönemeçten geçtikten sonra, tüm komployu açığa çıkaracaklar.

Ne dersiniz? Hangisi daha inandırıcı: Bu hikaye mi, yoksa gerçek hayatta olanlar mı? Yani üç tanesi dışında bir ülkenin tüm tiyatrocularının apaçık belgeli bir iftirayı desteklemesi mi?

18 Mayıs 2017 Perşembe

Murat Belge dâvâ açarsa, Büktel'in "Bilimsel faşistler sizi!" sözü hapislik!

MURAT BELGE'NİN DEHŞETE KAPILMADIĞI ŞEYLER, DEHŞETE KAPILDIĞI ŞEYLERDEN ÇOK DAHA DEHŞET VERİCİ

17 Mayıs 2011, 07:44

MURAT BELGE, dün akşam, aHBR’de katıldığı “Konuşulmayanlar" programında dedi ki: “Medeni Batı ülkelerinde bizim Ergenekon’a benzer bir olay yaşansa herkes dehşete kapılır ama bizde nedense herkes normal karşılıyor.”

Belgeye katılmıyorum: Medeni Batı ülkeleri medeni oldukları için, gök gürültüsünden dehşete kapılan vahşi kabile insanları gibi öyle hemencecik “dehşete” kapılmazlar. Dehşete kapılmadan önce olayın sebep ve sonuçlarını araştırırlar ve bir de görürler ki, yıllardır devam eden Ergenekon soruşturmasında yıllardır hapis yatmakta olan yüzlerce tutuklu var ama (artık büyük ölçüde hükümet tarafından şekillendirildiği için) tarafsızlığı bir hayli “tartışmalı” hale gelmiş hukuk düzenimiz bile, yıllardır yatmakta olan bu yüzlerce tutuklunun henüz bir teki hakkında dahi mahkumiyet kararı vermiş değil.

Bu durumda, medeni Batılılar, gömülü bulunan bazı silahların gömeni bulunmadığı için hukuksal anlamda henüz bir söylence düzeyini aşmamış Ergenekon iddianamesinden dehşete kapılmazlar ama; yüzlerce insanın bir tek mahkumiyet kararı bulunmaksızın yıllarca hapiste tutulup, tüm ülke insanları üstünde bir Damokles kılıcı sallandırılarak tüm ülkeye gözdağı verilmesinden fena halde dehşete kapılırlar.  Yeter ki, onlar da Murat Belge gibi "angaje" demokrat olmasınlar.

Sabahattin Eyüboğlu’nun hakkının Sabahattin Eyüboğlu’na verilmesi için cevap hakkını kullanmak isteyen Feridun Çetinka’yı kapıdan kovmuş sansürcü Taraf gazetesinin (http://tiyatrofanzini.blogspot.com/2009/07/sabahattin-eyuboglunun-hakk-sabahattin.html ) yazarı, bağımlı (angaje) demokrat Murat Belge’nin bu tür çarpık demokrasi yaklaşımlarıyla biz daha önceleri de karşılaşmıştık. Angaje demokratların (örneğin sansürden dehşete kapılmamak gibi) tüm çarpık sendromlarını bünyesinde barındıranan Murat Belge, İletişim Yayınları’nın kurucularından biridir ve İletişim’deki dostlarının Oğuz Atay’ı bile sansürleyerek yayınlamasından dahi dehşete kapılmamıştır. (İşte İletişim sansürünün belgesi: http://www.coskunbuktel.com/bukteloguzpakizeatay.htm  )

Biz, dehşete kapılma kriterlerinin bizimkinden çok farklı olduğunu öteden beri bildiğimiz sansür yandaşı, angaje demokrat Murat Belge’nin, örneğin, Acar Burak Bengi’ye reva gördüğü haksızlık ve kabalıktan duyduğumuz dehşeti, Ergenekon için duymayı henüz erken buluyor, Ergenekon yüzünden dehşete kapılmak için yargılamaların sonuçlanmasını bekliyoruz. Belge’nin Bengi’ye yaptığı haksızlık ve nezaketsizlik şimdilik bize daha çok dehşet veriyor:

Ülkemizin tek önemli Tolstoy uzmanı Acar Burak Bengi’nin Bilgi Üniversitesi Yayınları için, mesai ve emek harcayıp üniversitedeki makamına birkaç kez giderek Murat Belge’ye tanıtıp önerdiği Tolstoy projelerini; Belge, bir süre sonra, doğrudan doğruya reddetmek yerine, “İşler karıştı, yarın istifa etmeyeceğim belli değil” diye basit bir “kıtır” atarak, gereksiz bir manevrayla (gereksiz, çünkü Bengi’nin Belge’den kendisi için hiçbir talebi yoktu) reddetmiş, bu basit “kıtırla” Bengi’yi “atlatmayı” tercih etmişti. Öğrencilerine rol modeli olması gereken bir üniversite hocasının bu “kıtırı”, bizim açımızdan “dehşet verici” olduğu halde, Belge’nin muhtemelen önemli bulmadığı gündelik alışkanlıklarından biriydi yalnızca.

O nedenle, Acar Burak Bengi’yi istifa edeceği kıtırıyla “başından savdıktan” sonra, Belge, bildiğimiz kadarıyla, aradan yıllar geçtiği halde, üniversiteden istifa filan etmemiş; Bengi’yi aklınca “atlatıp”, Bengi’nin önerdiği Tolstoy dosyasından, Tolstoy üstüne İsaiah Berlin’in kitabını yayınlarken (“Kirpi ve Tilki”, Bilgi Üniversitesi Yayınları, 2008. http://www.pandora.com.tr/urun/kirpi-ile-tilki/171440  ) Bengi’ye danışmak ya da en azından bir telefon açıp ‘Kirpi ve Tilki’yi yayınlıyoruz!” diye ona haber (müjde) vermek nezaketini bile Bengi’den esirgemişti.

Murat Belge, Ergenekon yüzünden dehşete kapılmak için, hiç değilse, yıllardır hapiste sabırla bekleyen tutuklular kadar, sabırlı olabilmeli. Ergenekon’u sanki olmuş bitmiş, mahkumiyetle sonuçlanmış bir olaymış gibi oldu bittiye getirerek seyircileri dezenforme edecek biçimde sunmak amacıyla Batılıların Ergenekon’dan dehşete kapılacağını söylemek gibi adi ve ucuz kurnazlıklar, Belge’nin “mıy mıy” ederek sakin sakin konuşan o çok bilmiş, seçkin entelektüel kisvesiyle hiç uyuşmuyor. Belge, yıllardır yargısız hapis yatan insanlara bu hukuk dışı nezaketsizliği reva görmesin; dehşete kapılmak için ille sebep arayacaksa, sansür yandaşı  ve angaje bir demokrat olmanın utancına nasıl katlanabildiği konusunda birazcık tefekküre dalmayı denesin; dalacağı o derinliklerde dehşete kapılmak için, makul ve dürüst bir aydına çok daha inandırıcı gelecek, pek çok sebep bulacağından eminim.

COŞKUN BÜKTEL / 17 Mayıs 2011


BeğenDaha fazla ifade gösterYorum YapPaylaş
2 2
1 paylaşım
12 Yorum
Yorumlar
Orçun Üçer
Orçun Üçer Coşkun Bey, hocama çok yüklenmişsiniz, alınıyorum ama... :)))
17 Mayıs 2011, 07:52 · BeğenDaha fazla ifade göster
Orçun Üçer
Orçun Üçer Atay'ın sansürlenmesi hakkındaki yazınızı da okudum şimdi... Bilmiyordum... Öğrendim...
17 Mayıs 2011, 08:05 · BeğenDaha fazla ifade göster
Coşkun Büktel
Coşkun Büktel Madem ki ilgilisin, bilmediğin bir şey daha söyleyeyim, Orçun: Murat Belge, senden yıllar önce, İ.Ü. Edebiyat Fakültesi'nin İngiliz Filolojisi bölümünde benim de hocamdı.

"Oğullar oğulluktan çıkmayı bilmelidir abiler" ECE AYHAN
17 Mayıs 2011, 08:13 · BeğenDaha fazla ifade göster · 1
Coşkun Büktel
Coşkun Büktel Gidip "Yort Savul"a baktım; aslı şöyle: "Oğullar oğulluktan sessizce çekilmeyi bilmelidir abiler."

Bence "seslice" de çekilebilirler.
17 Mayıs 2011, 08:18 · BeğenDaha fazla ifade göster · 1
Orçun Üçer
Orçun Üçer Ece Ayhan'ın önerisini çok sevdim... (Sizin, "çekilme" stilinizi de öyle... Tarzınız, bana uygun çünkü... :))) .İlgiyle okuyorum yazılarınızı.)
17 Mayıs 2011, 08:24 · BeğenDaha fazla ifade göster
Coşkun Büktel
Coşkun Büktel İlgiyle okumanız güzel de, asıl önemli olan, okuduklarınız konusunda (örneğin, yeni öğrendiğiniz Oğuz Atay sansürü konusunda) ne yapacağınız... Bu konuda hocanıza iki çift lafınız olacak mı? Biz o lafları okuyabilecek miyiz? Coşkun Büktel'in yazılarını ilgiyle okuyor olmak, böyle bazı "can sıkıcı" sorumluluklar yüklemiyorsa insanların vicdanına, okunuyor olmanın benim için pek de fazla önemi yok.
17 Mayıs 2011, 08:36 · BeğenDaha fazla ifade göster
Orçun Üçer
Orçun Üçer Peki... Hocamın beni 'terslemesi' ihtimâlini göze alarak, cuma günkü dersinde soracağım... :)))
17 Mayıs 2011, 08:43 · BeğenDaha fazla ifade göster
Coşkun Büktel
Coşkun Büktel Bu arada Belge'nin hakkını da yemeyelim: O, Oğuz Atay sansürü konusunda hesap sorulacak tek kişi değil. Oğuz Atay'ı sevdiğini beyan etmiş ama bu sansür olayını bildiği halde, itiraz etmek için sesini yükseltmemiş herkesten sorulmalı bu hesap. Ben böylelerine rastladığımda bu hesabı hep soruyorum. Keşke, örneğin, Selim İleri'ye de rastlasam. (Ne dersin, kışkırtıcı ajanlık görevimi fazla mı zorluyorum?)
17 Mayıs 2011, 09:29 · BeğenDaha fazla ifade göster
Orçun Üçer
Orçun Üçer Estağfurullah... Selim İleri'yle görüşüyorum... Ona ne iletmek istersiniz? :)))
17 Mayıs 2011, 09:33 · BeğenDaha fazla ifade göster
Coşkun Büktel
Coşkun Büktel Aslında hiçbir şey... İleri'yle görüştüğünü bildiğim için espri yaptım. Bu arada, Belge seni terslerse mutlaka bilgim olsun!
17 Mayıs 2011, 09:56 · BeğenDaha fazla ifade göster · 1
Coşkun Büktel
Coşkun Büktel 15 TEMMUZ 2009'DA, OĞUZ ATAY'I SANSÜR EDENLERE (TABİİ, ZAMANINDA, TÜRK DİLİNDE YAZILMIŞ EN İYİ OYUN OLAN THEOPE'Yİ DE BASMAYI REDDETMİŞ, YANİ BİR ANLAMDA THEOPE'Yİ DE SANSÜR ETMİŞ OLDUKLARI İÇİN) BİR ÖFKE PATLAMASI HALİNDE, ŞÖYLE VERYANSIN ETMİŞİM:

Bir de kendinizi "birikim"li demokratlar olarak lanse ediyor ve utanmadan televizyonlara çıkıp uzman entelektüel edalarında demokrasi şampiyonluğu yapıyorsunuz, di mi? Bir de hiç utanmadan Oğuz Atay'ı seviyor ve anlıyor ayaklarına yatıyorsunuz, di mi? Ama etinden, sütünden, yününden yararlandığınız Oğuz Atay'ı hiç utanmadan ve "seve seve" sansür (terbiye, "iğdiş") etmeyi, tırnaklarını sökerek onu zararsız hale getirmeyi de ihmal etmiyorsunuz, di mi? Kravatlı akbabalar sizi!! Skoç ceketli çapulcular sizi!! Medeni olmayı yabancı dil öğrenmekten ibaret sanan sansürcü manyaklar sizi!!

Sizi sıçamayan tilkiler gibi kasım kasım kasıltan "entelekt"iniz, etiketiniz, "birikim"iniz, İstanbul efendiliğiniz, sosyalistliğiniz ve demokratlığınız, eğer sansürcülükten bile kurtaramamışsa sizi, demokrasinin yontma taş devrinden bile çıkaramamışsa sizi, daha ne boka yarar ki, ulan?!! Faydasız kilisenin papazları sizi!!

Oğuz Atay'ı sansürlemek, ha?!! Siz kendinizi ne sanıyorsunuz, ulan, steril magandalar?!! Köhnemiş yapılar gibi birbirinize ve ruhunuzu satın almış vakıflarınıza dayanıyor olmasanız, herhangi bir nedenle kabileninizin dışında kalsanız, hanginiz bir kedi kadar bile hayatta kalabilme becerisi gösterebilir, ulan?!! Cemaat damgalı "sürü tekleri" sizi!! Seri üretilmiş "bireyimsiler" sizi!!

Siz hangi yetkinliğinize dayanarak Oğuz Atay'ı sansürlemek yetkisini kendinizde bulabiliyorsunuz?!! Kibirli beslemeler sizi!! Demek sansür ve yalakalığı sanat piyasasının olmazsa olmazı kılmaya yemin ettiniz, ha? Sansüre boyun eğmeyene, yalakalık etmeyene su bile yok, ha! Oğuz Atay'ı bile hizaya getiriyorsunuz, kendinize benzetiyor, kendinize benzetemediklerinizi (örneğin Acar Burak Bengi'yi) hem aforoz ediyor, hem de çapulluyorsunuz, ha?!! Asil sırtlanlar sizi!! Ağzı gümüş kaşıklı yamyamlar sizi!! Sansürcü demokratlar, sizi!!

Ulan, Oğuz Atay'ı bile sansürledikten sonra, kalkıp hangi yüzle Ergenekoncuları beğenmiyorsunuz siz? Hastirin ordan!! Sizin Ergenekonculardan özde ne farkınız olabilir ki, ulan? Bilimsel faşistler sizi!! Kabile üyelerini esirgemek uğruna Oğuz Atay'a bile darbe vuran iki yüzlü darbe karşıtları sizi!! Samimiyet düşmanı hijyenik ahmaklar, losyonlu vandallar, rafine haramiler sizi!!

CB / 15 Temmuz 2009

(KAYNAK: http://www.coskunbuktel.com/bukteloguzpakizeatay.htm )
17 Mayıs 2011, 13:33 · BeğenDaha fazla ifade göster
Coşkun Büktel
Coşkun Büktel ORÇUN SONRADAN FACEBOOK SAYFASINI KAPAYIP GİTTİĞİ İÇİN, HOCASI MURAT BELGE'YLE İLGİLİ BU KARŞILIKLI DİYALOĞUMUZ, NE YAZIK Kİ, MONOLOG HALİNE GELMİŞ.
8 Temmuz 2011, 22:59 · BeğenDaha fazla ifade göster

https://www.facebook.com/notes/co%C5%9Fkun-b%C3%BCktel/murat-belgenin-deh%C5%9Fete-kapilmadi%C4%9Fi-%C5%9Feyler-deh%C5%9Fete-kapildi%C4%9Fi-%C5%9Feylerden-%C3%A7ok-daha-d/10150622425545711/?pnref=story

Murat Belge altı ay içinde "HAKÂRET" dâvâsı açarsa yüzde yüz kazanır!

MURAT BELGE'NİN DEHŞETE KAPILMADIĞI ŞEYLER, DEHŞETE KAPILDIĞI ŞEYLERDEN ÇOK DAHA DEHŞET VERİCİ




MURAT BELGE, dün akşam, aHBR’de katıldığı “Konuşulmayanlar" programında dedi ki: “Medeni Batı ülkelerinde bizim Ergenekon’a benzer bir olay yaşansa herkes dehşete kapılır ama bizde nedense herkes normal karşılıyor.”

Belgeye katılmıyorum: Medeni Batı ülkeleri medeni oldukları için, gök gürültüsünden dehşete kapılan vahşi kabile insanları gibi öyle hemencecik “dehşete” kapılmazlar. Dehşete kapılmadan önce olayın sebep ve sonuçlarını araştırırlar ve bir de görürler ki, yıllardır devam eden Ergenekon soruşturmasında yıllardır hapis yatmakta olan yüzlerce tutuklu var ama (artık büyük ölçüde hükümet tarafından şekillendirildiği için) tarafsızlığı bir hayli “tartışmalı” hale gelmiş hukuk düzenimiz bile, yıllardır yatmakta olan bu yüzlerce tutuklunun henüz bir teki hakkında dahi mahkumiyet kararı vermiş değil.

Bu durumda, medeni Batılılar, gömülü bulunan bazı silahların gömeni bulunmadığı için hukuksal anlamda henüz bir söylence düzeyini aşmamış Ergenekon iddianamesinden dehşete kapılmazlar ama; yüzlerce insanın bir tek mahkumiyet kararı bulunmaksızın yıllarca hapiste tutulup, tüm ülke insanları üstünde bir Damokles kılıcı sallandırılarak tüm ülkeye gözdağı verilmesinden fena halde dehşete kapılırlar.  Yeter ki, onlar da Murat Belge gibi "angaje" demokrat olmasınlar.

Sabahattin Eyüboğlu’nun hakkının Sabahattin Eyüboğlu’na verilmesi için cevap hakkını kullanmak isteyen Feridun Çetinka’yı kapıdan kovmuş sansürcü Taraf gazetesinin (http://tiyatrofanzini.blogspot.com/2009/07/sabahattin-eyuboglunun-hakk-sabahattin.html ) yazarı, bağımlı (angaje) demokrat Murat Belge’nin bu tür çarpık demokrasi yaklaşımlarıyla biz daha önceleri de karşılaşmıştık. Angaje demokratların (örneğin sansürden dehşete kapılmamak gibi) tüm çarpık sendromlarını bünyesinde barındıranan Murat Belge, İletişim Yayınları’nın kurucularından biridir ve İletişim’deki dostlarının Oğuz Atay’ı bile sansürleyerek yayınlamasından dahi dehşete kapılmamıştır. (İşte İletişim sansürünün belgesi: http://www.coskunbuktel.com/bukteloguzpakizeatay.htm  )

Biz, dehşete kapılma kriterlerinin bizimkinden çok farklı olduğunu öteden beri bildiğimiz sansür yandaşı, angaje demokrat Murat Belge’nin, örneğin, Acar Burak Bengi’ye reva gördüğü haksızlık ve kabalıktan duyduğumuz dehşeti, Ergenekon için duymayı henüz erken buluyor, Ergenekon yüzünden dehşete kapılmak için yargılamaların sonuçlanmasını bekliyoruz. Belge’nin Bengi’ye yaptığı haksızlık ve nezaketsizlik şimdilik bize daha çok dehşet veriyor:

Ülkemizin tek önemli Tolstoy uzmanı Acar Burak Bengi’nin Bilgi Üniversitesi Yayınları için, mesai ve emek harcayıp üniversitedeki makamına birkaç kez giderek Murat Belge’ye tanıtıp önerdiği Tolstoy projelerini; Belge, bir süre sonra, doğrudan doğruya reddetmek yerine, “İşler karıştı, yarın istifa etmeyeceğim belli değil” diye basit bir “kıtır” atarak, gereksiz bir manevrayla (gereksiz, çünkü Bengi’nin Belge’den kendisi için hiçbir talebi yoktu) reddetmiş, bu basit “kıtırla” Bengi’yi “atlatmayı” tercih etmişti. Öğrencilerine rol modeli olması gereken bir üniversite hocasının bu “kıtırı”, bizim açımızdan “dehşet verici” olduğu halde, Belge’nin muhtemelen önemli bulmadığı gündelik alışkanlıklarından biriydi yalnızca.

O nedenle, Acar Burak Bengi’yi istifa edeceği kıtırıyla “başından savdıktan” sonra, Belge, bildiğimiz kadarıyla, aradan yıllar geçtiği halde, üniversiteden istifa filan etmemiş; Bengi’yi aklınca “atlatıp”, Bengi’nin önerdiği Tolstoy dosyasından, Tolstoy üstüne İsaiah Berlin’in kitabını yayınlarken (“Kirpi ve Tilki”, Bilgi Üniversitesi Yayınları, 2008. http://www.pandora.com.tr/urun/kirpi-ile-tilki/171440  ) Bengi’ye danışmak ya da en azından bir telefon açıp ‘Kirpi ve Tilki’yi yayınlıyoruz!” diye ona haber (müjde) vermek nezaketini bile Bengi’den esirgemişti.  

Murat Belge, Ergenekon yüzünden dehşete kapılmak için, hiç değilse, yıllardır hapiste sabırla bekleyen tutuklular kadar, sabırlı olabilmeli. Ergenekon’u sanki olmuş bitmiş, mahkumiyetle sonuçlanmış bir olaymış gibi oldu bittiye getirerek seyircileri dezenforme edecek biçimde sunmak amacıyla Batılıların Ergenekon’dan dehşete kapılacağını söylemek gibi adi ve ucuz kurnazlıklar, Belge’nin “mıy mıy” ederek sakin sakin konuşan o çok bilmiş, seçkin entelektüel kisvesiyle hiç uyuşmuyor. Belge, yıllardır yargısız hapis yatan insanlara bu hukuk dışı nezaketsizliği reva görmesin; dehşete kapılmak için ille sebep arayacaksa, sansür yandaşı  ve angaje bir demokrat olmanın utancına nasıl katlanabildiği konusunda birazcık tefekküre dalmayı denesin; dalacağı o derinliklerde dehşete kapılmak için, makul ve dürüst bir aydına çok daha inandırıcı gelecek, pek çok sebep bulacağından eminim.

COŞKUN BÜKTEL / 17 Mayıs 2011


BeğenDaha fazla ifade göster
Yorum Yap
12 Yorum
Yorumlar
Orçun Üçer Coşkun Bey, hocama çok yüklenmişsiniz, alınıyorum ama... :)))
17 Mayıs 2011, 07:52
BeğenDaha fazla ifade göster
Orçun Üçer Atay'ın sansürlenmesi hakkındaki yazınızı da okudum şimdi... Bilmiyordum... Öğrendim...
17 Mayıs 2011, 08:05
BeğenDaha fazla ifade göster
Coşkun Büktel Madem ki ilgilisin, bilmediğin bir şey daha söyleyeyim, Orçun: Murat Belge, senden yıllar önce, İ.Ü. Edebiyat Fakültesi'nin İngiliz Filolojisi bölümünde benim de hocamdı.

"Oğullar oğulluktan çıkmayı bilmelidir abiler" ECE AYHAN
17 Mayıs 2011, 08:13
BeğenDaha fazla ifade göster

1
Coşkun Büktel Gidip "Yort Savul"a baktım; aslı şöyle: "Oğullar oğulluktan sessizce çekilmeyi bilmelidir abiler."

Bence "seslice" de çekilebilirler.
17 Mayıs 2011, 08:18
BeğenDaha fazla ifade göster

1
Orçun Üçer Ece Ayhan'ın önerisini çok sevdim... (Sizin, "çekilme" stilinizi de öyle... Tarzınız, bana uygun çünkü... :))) .İlgiyle okuyorum yazılarınızı.)
17 Mayıs 2011, 08:24
BeğenDaha fazla ifade göster
Coşkun Büktel İlgiyle okumanız güzel de, asıl önemli olan, okuduklarınız konusunda (örneğin, yeni öğrendiğiniz Oğuz Atay sansürü konusunda) ne yapacağınız... Bu konuda hocanıza iki çift lafınız olacak mı? Biz o lafları okuyabilecek miyiz? Coşkun Büktel'in yazılarını ilgiyle okuyor olmak, böyle bazı "can sıkıcı" sorumluluklar yüklemiyorsa insanların vicdanına, okunuyor olmanın benim için pek de fazla önemi yok.
17 Mayıs 2011, 08:36
BeğenDaha fazla ifade göster
Orçun Üçer Peki... Hocamın beni 'terslemesi' ihtimâlini göze alarak, cuma günkü dersinde soracağım... :)))
17 Mayıs 2011, 08:43
BeğenDaha fazla ifade göster
Coşkun Büktel Bu arada Belge'nin hakkını da yemeyelim: O, Oğuz Atay sansürü konusunda hesap sorulacak tek kişi değil. Oğuz Atay'ı sevdiğini beyan etmiş ama bu sansür olayını bildiği halde, itiraz etmek için sesini yükseltmemiş herkesten sorulmalı bu hesap. Ben böylelerine rastladığımda bu hesabı hep soruyorum. Keşke, örneğin, Selim İleri'ye de rastlasam. (Ne dersin, kışkırtıcı ajanlık görevimi fazla mı zorluyorum?)
17 Mayıs 2011, 09:29
BeğenDaha fazla ifade göster
Orçun Üçer Estağfurullah... Selim İleri'yle görüşüyorum... Ona ne iletmek istersiniz? :)))
17 Mayıs 2011, 09:33
BeğenDaha fazla ifade göster
Coşkun Büktel Aslında hiçbir şey... İleri'yle görüştüğünü bildiğim için espri yaptım. Bu arada, Belge seni terslerse mutlaka bilgim olsun!
17 Mayıs 2011, 09:56
BeğenDaha fazla ifade göster

1
Coşkun Büktel 15 TEMMUZ 2009'DA, OĞUZ ATAY'I SANSÜR EDENLERE (TABİİ, ZAMANINDA, TÜRK DİLİNDE YAZILMIŞ EN İYİ OYUN OLAN THEOPE'Yİ DE BASMAYI REDDETMİŞ, YANİ BİR ANLAMDA THEOPE'Yİ DE SANSÜR ETMİŞ OLDUKLARI İÇİN) BİR ÖFKE PATLAMASI HALİNDE, ŞÖYLE VERYANSIN ETMİŞİM:

Bi
r de kendinizi "birikim"li demokratlar olarak lanse ediyor ve utanmadan televizyonlara çıkıp uzman entelektüel edalarında demokrasi şampiyonluğu yapıyorsunuz, di mi? Bir de hiç utanmadan Oğuz Atay'ı seviyor ve anlıyor ayaklarına yatıyorsunuz, di mi? Ama etinden, sütünden, yününden yararlandığınız Oğuz Atay'ı hiç utanmadan ve "seve seve" sansür (terbiye, "iğdiş") etmeyi, tırnaklarını sökerek onu zararsız hale getirmeyi de ihmal etmiyorsunuz, di mi? Kravatlı akbabalar sizi!! Skoç ceketli çapulcular sizi!! Medeni olmayı yabancı dil öğrenmekten ibaret sanan sansürcü manyaklar sizi!!

Sizi sıçamayan tilkiler gibi kasım kasım kasıltan "entelekt"iniz, etiketiniz, "birikim"iniz, İstanbul efendiliğiniz, sosyalistliğiniz ve demokratlığınız, eğer sansürcülükten bile kurtaramamışsa sizi, demokrasinin yontma taş devrinden bile çıkaramamışsa sizi, daha ne boka yarar ki, ulan?!! Faydasız kilisenin papazları sizi!!

Oğuz Atay'ı sansürlemek, ha?!! Siz kendinizi ne sanıyorsunuz, ulan, steril magandalar?!! Köhnemiş yapılar gibi birbirinize ve ruhunuzu satın almış vakıflarınıza dayanıyor olmasanız, herhangi bir nedenle kabileninizin dışında kalsanız, hanginiz bir kedi kadar bile hayatta kalabilme becerisi gösterebilir, ulan?!! Cemaat damgalı "sürü tekleri" sizi!! Seri üretilmiş "bireyimsiler" sizi!!

Siz hangi yetkinliğinize dayanarak Oğuz Atay'ı sansürlemek yetkisini kendinizde bulabiliyorsunuz?!! Kibirli beslemeler sizi!! Demek sansür ve yalakalığı sanat piyasasının olmazsa olmazı kılmaya yemin ettiniz, ha? Sansüre boyun eğmeyene, yalakalık etmeyene su bile yok, ha! Oğuz Atay'ı bile hizaya getiriyorsunuz, kendinize benzetiyor, kendinize benzetemediklerinizi (örneğin Acar Burak Bengi'yi) hem aforoz ediyor, hem de çapulluyorsunuz, ha?!! Asil sırtlanlar sizi!! Ağzı gümüş kaşıklı yamyamlar sizi!! Sansürcü demokratlar, sizi!!

Ulan, Oğuz Atay'ı bile sansürledikten sonra, kalkıp hangi yüzle Ergenekoncuları beğenmiyorsunuz siz? Hastirin ordan!! Sizin Ergenekonculardan özde ne farkınız olabilir ki, ulan? Bilimsel faşistler sizi!! Kabile üyelerini esirgemek uğruna Oğuz Atay'a bile darbe vuran iki yüzlü darbe karşıtları sizi!! Samimiyet düşmanı hijyenik ahmaklar, losyonlu vandallar, rafine haramiler sizi!!

CB / 15 Temmuz 2009

(KAYNAK: http://www.coskunbuktel.com/bukteloguzpakizeatay.htm )
17 Mayıs 2011, 13:33
BeğenDaha fazla ifade göster
Coşkun Büktel ORÇUN SONRADAN FACEBOOK SAYFASINI KAPAYIP GİTTİĞİ İÇİN, HOCASI MURAT BELGE'YLE İLGİLİ BU KARŞILIKLI DİYALOĞUMUZ, NE YAZIK Kİ, MONOLOG HALİNE GELMİŞ.