"SALDIRI" sorgusu için yayınlar tarihe göre sıralanmış olarak gösteriliyor. Alaka düzeyine göre sırala Tüm yayınları göster
"SALDIRI" sorgusu için yayınlar tarihe göre sıralanmış olarak gösteriliyor. Alaka düzeyine göre sırala Tüm yayınları göster

13 Şubat 2015 Cuma

Bulunmaz'ın kişilik haklarına saldıran Şükrü Demirkanlı yine engellendi...

T.C.
İSTANBUL
6. SULH CEZA HÂKİMLİĞİ


DEĞİŞİK İŞ KARAR

DEĞİŞİK İŞ NO: 2015/696 D. İş
HÂKİM: FEVZİ KELEŞ 40140
KÂTİP: BEDİR ÖZTÜRK 140313

TALEP EDEN: HÜSEYİN HİLMİ BULNMAZ
KARŞI TARAF: MUSTAFA ŞÜKRÜ DEMİRKANLI
TALEP: ERİŞİMİN ENGELLENMESİ
TALEP TARİHİ: 02/02/2015
KARAR TARİHİ: 03/02/2015

Talepte bulunan HÜSEYİN HİLMİ BULUNMAZ tarafından hâkimliğimize ibraz edilen 02/02/2015 havale tarihli dilekçeyle talepte bulunan hakkında,

http://www.tiyatrodergisi.com.tr/?p=2985 isimli sitede yapılan haberlerin KİŞİLİK HAKLARINA SALDIRI TEŞKİL ETMESİ sebebiyle ilgili İnternet sitelerine erişimin engellenmesine karar verilmesi talep edilmekle; evrak incelendi.

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:

Yayından kaldırılması talep olunan haberin http://www.tiyatrodergisi.com.tr/?p=2985 isimli site İnternet ortamında yayınlandığı, haber içeriklerinin talep edenin olumsuz etkilenerek KİŞİLİK HAKLARI ve ticarî itibarının İHLÂL EDİLDİĞİ görülmekle; talebin HAKLI OLDUĞU ANLAŞILDIĞINDAN 06/02/2014 tarih ve 6518 Sayılı Yasa'nın 93. Maddesi ile değişik 5651 Sayılı Yasa'nın 9 (3), (4). Maddesi uyarınca TALEBİN KABÛLÜ ile söz konusu habere ERİŞİMİN ENGELLENMESİNE karar verilerek, aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.

HÜKÜM: Yukarıda açıklanan gerekçeye istinaden;

1 - Haberin yayından kaldırılması talebinde bulunan HÜSEYİN HİLMİ BULUNMAZ'ın talebinin KABÛLÜNE,

2 - http://www.tiyatrodergisi.com.tr/?p=2985 isimli sitede yayınlanan haber ve içeriklere 06.02.2014 tarih ve 6518 Sayılı Yasa'nın 93. Maddesi ile değişik 5651 Sayılı Yasa'nın 9 (3), (4). Maddesi uyarınca ERİŞİMİN ENGELLENMESİNE,

3 - Kararın, gereğinin yerine getirilmesi amacıyla doğrudan ERİŞİM SAĞLAYICILAR BİRLİĞİ'ne gönderilmesine,

4 - Kararın, 5651 Sayılı Yasa'nın 9/8. Maddesi gereğince derhal, en geç 4 SAAT İÇİNDE erişim sağlayıcısı tarafından yerine getirilmesine,

5 - Kararın taraflara tebliğine.

Dâir, evrak üzerinde yapılan inceleme sonunda Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 35 (1)., 231 (1) maddeleri uyarınca 232(6). Maddesi'ne uygun Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 267. - 268. ve devam maddeleri uyarınca kararın öğrenildiği günden itibaren 7 gün içinde tutanağa geçirilmek şartıyla zabıt kâtibine beyanla mahkememize verilecek dilekçeyle hâkimliğimizce değerlendirildikten sonra gerektiğinde reddi hâlinde İstanbul 1. Sulh Ceza Hâkimliği'ne resen gönderilecek evrakta itiraz yolu açık olmak üzere karar verildi. 03/02/2015

Kâtip 140313                                                                                    Hâkim 40140

3 Ocak 2015 Cumartesi

Suçu yargıç kararıyla onaylanıp saptanan Büktel yine YALAN söylüyor...

MUSTAFA DEMİRKANLI, HİLMİ BULUNMAZ'IN DEĞİŞMEDİĞİNİ, AYNI YÖNTEMLERİ KULLANDIĞINI SÖYLÜYOR. MUSTAFA'NIN KAFASININ BASMADIĞI ŞEY ŞU: HİLMİ'NİN O YÖNTEMLERİ COŞKUN BÜKTEL'E KARŞI KULLANMASIYLA VANDALLARA KARŞI KULLANMASI AYNI ŞEY DEĞİL. O YÖNTEMLERİ BÜKTEL'E KARŞI KULLANDIĞINDA EN KÜÇÜK BİR HAKLILIK PAYI BULUNMADIĞINDAN, BÜKTEL'E ZARAR VERMEZ/VEREMİYOR. BU YÜZDEN BÜKTEL, BULUNMAZ'A CEVAP VERMEK GEREĞİ BİLE DUYMUYOR. ONU SADECE TEŞHİR ETMEKLE, HATTA İLGİLENMEMEKLE CEZALANDIRIYOR. AMA HİLMİ ASLA ONAYLAMADIĞIM O YÖNTEMLERİ İFTİRACI VANDALLARA KARŞI KULLANDIĞINDA, VANDALLAR HEMEN ZIPLIYOR, TAKMA YA DA GERÇEK İSİMLERLE SAYFALAR DÖŞENİYOR VEYA HİLMİ'Yİ DAVA ETMEK İÇİN MAHKEMELERE KOŞUYORLAR. HİLMİ'NİN YÖNTEMLERİ BÜKTEL'E VIZ GELİRKEN, VANDALLARI ÇILDIRTIYOR. O NEDENLE MUSTAFA, SANKİ BEN HİLMİ'NİN KARŞISINDA MUSTAFA'NIN DÜŞTÜĞÜ DURUMA DÜŞMÜŞÜM GİBİ KONUŞMAKTAN VAZGEÇMELİ... HERKES GÖRÜYOR: HİLMİ BENİM UMURUMDA DEĞİL. PEKİ BU CÜMLEYİ ONLAR DA KURABİLİR Mİ?
Beğen ·  · 
  • Coşkun Büktel HİLMİ'NİN ŞU İĞRENÇ SİNEKLİ VİDEOSU İÇİN BİLE ÜŞENMEDEN SAVCILIĞA GİDİP ŞİKAYET ETMEK, BİR AN OLSUN AKLIMDAN GEÇMEDİ. GERİSİNİ DÜŞÜNÜN ARTIK:

    http://www.youtube.com/watch?feature=player_detailpage...


  • HİLMİ BULUNMAZ'I MUHATAP ALMIYOR, ELEŞTİRMİYOR, SALDIRILARINA CEVAP VERMİYOR, YALNIZCA SALDIRI VE TUTARSIZLIKLARINI TEŞHİRLE YETİNİYORDUM. HATTA SON ZAMANLARDA TEŞHİRDEN BİLE VAZGEÇMİŞ, ONU KENDİ KADERİNE TERK ETMİŞTİM. AMA İLGİMİ ÇEKECEK BİR SAÇMALIK BULMAYI YİNE BAŞARDI:

    BENİ SAVCILIĞA İLK ŞİKAYETİ "TAKİPSİZLİK" KARARIYLA SONUÇLANAN HİLMİ BULUNMAZ, ŞİMDİ DE BENİ YARGI YOLUYLA SUSTURMAYA, BAZI SAYFALARIMI HAKİM KARARIYLA KALDIRTMAYA ÇALIŞIYOR. BANA KARŞI ÇIKANLARIN BENİ SUSTURUP SANSÜRLEMEYE ÇALIŞMASINDA ŞAŞILACAK BİR YENİLİK YOK. GEÇMİŞTE NE DEMİŞTİK: "SANSÜR, BÜKTEL'E KARŞI VANDALİZMİN MECBURİ İSTİKAMETİDİR." BU OLAYDA ASIL ŞAŞILACAK ŞEY ŞU: HİLMİ'NİN KALDIRTMAYA ÇALIŞTIĞI SAYFALARIMIN SONUNCUSUNDA, YALNIZCA HİLMİ KONUŞUYOR. BEN YALNIZCA BİR CÜMLELİK MASUM BİR ÖNERİDE BULUNUYORUM. SADECE ONUN YAZILARINI TEŞHİR ETMEK AMACIYLA ONUN 2 YAZISININ FOTOLARINI YAN YANA KOYARAK OLUŞTURDUĞUM SÖZ KONUSU SAYFAMI KALDIRTMAK İÇİN YARGIYA BAŞVURAN HİLMİ'NİN GEREKÇESİ DE ENTERESAN: BEN SUÇ EĞİLİMLİYMİŞİM, (KENDİSİNİ MUHATAP ALMAYIP ONA CEVAP BİLE VERMEYİŞİM, HUKUKTA "SUÇ EĞİLİMİ" SAYILIYOR DEMEK) HİLMİ'YE GÖRE BEN İNTERNETİ "BABAMIN ÇİFTLİĞİ" SANIYORMUŞUM O YÜZDEN BÜKTEL'İ DURDURMAK GEREK(MİŞ.) PEKİ BENİ DURDURMAK İÇİN HİLMİ N'APIYOR? BENİM SAYFAMDAKİ KENDİ YAZILARINI DURDURMAYA ÇALIŞIYOR. HEY ALLAHIM, AKLIMI KORU! BEN ONU YARGIYA ŞİKAYET ETMİYORUM DİYE DÜĞÜN BAYRAM EDECEĞİNE...
***

Coşkun Büktel'in, Bulunmaz'a karşı işlediği "SUÇLAR" için tıklayınız:

Büktel, Bulunmaz'ın kişilik haklarını hedef alarak, yanlış algı oluşturuyor!

3 Ağustos 2014 Pazar

Avukat Eyyüp Fırat Kuyurtar ile Ömer Faruk Kurhan'a dersler veriyoruz!

T.C.
İSTANBUL
38. ASLİYE CEZA MAHKEMESİ YARGIÇLIĞI'NA


DOSYA NO: 2014/179 Esas


KONU: Mükerrer dâvâ dosyasının reddi talepli savunma dilekçesidir...

Ömer Faruk Kurhan ve onun sâdık vekili Avukat Eyyüp Fırat Kuyurtar (İstanbul Barosu 35393), adalete ve hakikâte ve hukuka ve içtihada ve kanuna ve mevzuata aykırı biçimde benim hakkımda, tamamıyla yapay  biçimde İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'na MÜKERRER şikâyette bulundular ve hakkımda zorlama bir suç uydurarak, şöyle yazabildiler: 

"Hakaret, kişi huzur ve sükununu bozma!..." 

İlk olarak ben onları asla huzursuz etmediğim gibi, onlar beni defalarca huzursuz edip, 1100 kişilik kötü "ENTELEKTÜEL VE HUKUKSAL LİNÇ KAMPANYASI" önderleri olarak benim hakkımda 100'ü aşkın soruşturma-kovuşturma-tazminat dosyalarının da gündeme gelmesine neden oldular. Şimdiye dek, bir kerecik bile hukukun gerektirdiği temel evrensel ilkelerle asla hareket etmeyen Avukat Eyyüp Fırat Kuyurtar ve onun müvekkili Ömer Faruk Kurhan, her zaman için sözüm ona "suç" tarihini değil, onun yerine, yalan söyleyerek, "yayının öğrenildiği tarih" yapaylığını dosyalara eklediler! Yine böyle yaparak, yine şöyle yazdılar: 

"Suç Tarihi: 07.04.2013 (Yayının öğrenildiği tarih)" 

Sayın Savcı, Sayın Yargıç denilen yasa adamlarını küçümseyen Avukat Eyyüp Fırat Kuyurtar, onun müvekkili Ömer Faruk Kurhan, nasıl olsa Sayın Savcı, Sayın Yargıç tarafından fark edilmeyeceğini sanabildikleri için, sürekli olarak bu yapay kurnazlığa eğilim gösteriyorlar... Neyse ki, İstanbul 20. Sulh Ceza Mahkemesi Sayın Yargıcı bu konuda "uyanık" davranıp, iddianameyi geri gönderdi de, 1100 kişilik "ENTELEKTÜEL VE HUKUKSAL LİNÇ KAMPANYASI" önderinin kitlesi sarsıldı!...

Hiçbir ciddî konu içermemesine karşın, yapay bir konu üreterek, düşsel bir dilekçeyle İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'na başvurup, ardından, benim "ELMAS TÜCCARI" olduğumu bilmelerinden kaynaklı olarak "FAHİŞ MİKTAR" içeren manevî tazminat dâvâları açan Ömer Faruk Kurhan'ın dayanaksız dâvâ dosyası bozulup, Yargıtay 4. Hukuk Dairesi Başkanlığı'nın oybirliğiyle aldığı kararla "FAHİŞ MİKTAR" saptandı! 

Hiçbir zaman gözleri paraya doymayan Avukat Eyyüp Fırat Kuyurtar ile onun müvekkili Ömer Faruk Kurhan, arkalarını dayadıkları 1100 kişilik iğrenç "ENTELEKTÜEL VE HUKUKSAL LİNÇ KAMPANYASI" kamuoyu sayesinde, âdeta "ALTERNATİF HUKUK" oluşturabilme yolunun kötücül döşemesini imâl etme girişimini asla ve kesinlikle terk etmeyerek, şöyle anlamsız, gereksiz, sentetik bir söylem geliştiriyorlar: 

"Şüphelinin rahatsız edici, kişilik haklarına saldırı niteliğinde, itibar zedeleme amacı ile yaptığı ve anlaşıldığı kadarı ile 2010 yılandan beri düzenli olarak sitesinin giriş bölümünden paylaştığı hakaret yayını hakkında şikayetlerimizin sunulması hakkındadır."

Kendi alanımızda ("Diamond Cutting Tools Companies / Elmas Kesici Gereçler Şirketleri") dünyanın bir numaralı, en büyük şirketinin sahibi olmakla birlikte, 1972 yılından bu yana "sahne sanatları"nı uluslararası alanlarda da izleyen biri olarak, Bulunmaz Tiyatro - İstanbul'un kurucu sahibi ve genel sanat yönetmeniyim... Yanı sıra, ressam, şair, yazarım...

Benim her iki alanla sınırlı kalmayarak, yaklaşık olarak yirmi iş kolunda birden iş yapma girişimleri içerisinde bulunmamı, bunun yanı sıra elliyi aşkın ülkeye "ELMAS İHRACATI" yapan bir insan olduğumu bilen iğrenç "ENTELEKTÜEL VE HUKUKSAL LİNÇ KAMPANYASI" önderleri ki, en başta da Ömer Faruk Kurhan gelmektedir, beş yılı aşkın bir zamandan beri, beni ailemden, çevremdem, ülkemden ve tiyatrodan soğutmak için olağanüstü büyük huzursuzluklar verdiler ve veriyorlar!

Bana sürekli olarak "HAKARET" edip, hakkımda haksız yapılanmalar kurarak, "SUÇ İŞLEMEK AMACIYLA ÖRGÜT KURMA SUÇU" kapsamına bile girebilecek düzeysizlikle eylemlilikler üretebilen Ömer Faruk Kurhan, tâ 2009 yılında bile İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'na başvurarak, benim yıllarca haksız yere yargılanmama neden olabilmiş ve tabiî ki, Sayın Yargıç, haksızlığı fark edip, beni BERAAT ettirmesiyle birlikte huzurum az da olsa yerine gelebilmiştir. Benim hakkımda 100'ü aşkın soruşturma-kovuşturma-tazminat dosyaları "söz konusu" olduğu ve uluslararası düzeyde "elmas" ve tiyatro işiyle uğraşan önemli ve ünlü biri olduğumdan, henüz zaman bulamadığım için, Avukat Eyyüp Fırat Kuyurtar ve onun müvekkili Ömer Faruk Kurhan için maddî ve manevî tazminat dâvâları açamadım. Ancak, mutlaka açacağım. Hem bireylerin saldırılarını durdurmak ve hem de 1100 kişilik "ENTELEKTÜEL VE HUKUKSAL LİNÇ KAMPANYASI" sürecini durdurabilmek adına!

Avukat Eyyüp Fırat Kuyurtar, kendinin hukukçu olduğuna inanmadığı veya zâten birlikte tiyatro yapmaları nedeniyle müvekkiliyle özdeşleştiği için, gerçek anlamda nesnel dilekçe yazmasını bile bilemiyor... İstanbul 15. Sulh Ceza Mahkemesi'ne verdiği dilekçeyle adalete, hakka, hukuka, kanuna, mevzuata karşı çıkabilen Avukat Eyyüp Fırat Kuyurtar'a karşı, Sayın Yargıç, hukuku düşündüğü için, işbu dilekçeyi elinin tersiyle itip, işleme koymadı. Buna benzer birçok örnek daha sıralayabilirim. Durum böyle kötü olunca, müvekkili için yazdığını iddia ettiği mahkemenizdeki ve şu ânda benim gereksiz yere mesaimi ç/alan ilgili dilekçe bile, baştan aşağı husumet duygusuyla kaleme alınabilmiş... Hiçbir nesnel dayanak noktası bulunmayan soyut konuları, sözüm ona somut konularmış gibi yazabilen Avukat Eyyüp Fırat Kuyurtar ve onun müvekkili Ömer Faruk Kurhan, hiçbir net açıklama içermemesine karşın, "AÇIKLAMALAR" başlığı atarak, gereksiz söz öbekleriyle mahkemenin karşısına çıkmıştır:

"Şüpheli şikayet dilekçemi aynen yayınlayarak, kendisi tarafından müvekkilime yöneltilen hakaretleri tekrar etmiş ve yeniden suç işlemiştir."

Yukarıdaki sözde bile, bu dâvânın MÜKERRER bir dâvâ olduğunu ve zâten görülmekte olan (derdest) başka bir dâvâdan rol çalmaktan öteye gitmesinin mümkün olmadığını ve böylece adliyeyi olağanüstü gereksiz yere meşgûl ederek, mevzuata aykırı davrandığını ortaya koyan Avukat Eyyüp Fırat Kuyurtar ve onun müvekkili Ömer Faruk Kurhan, dâvânın BERAAT ile sonuçlanacağını bilmelerine karşın, benim ülke dışındaki işlerimi, dolayısıyla ülke ekonomisinin döviz yitirmesini istedikleri için, Türk Ceza Kanunu 301. Maddesi'nden yargılanmayı bile hak ediyorlar! 

Dâvâ, benim aleyhime sonuçlanırsa, Yargıtay ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi süreçlerinde, mutlaka yine benim lehime sonuçlanacaktır. Hakaret olmayanı hakaret, suç olmayanı suç paketiyle ambalajlayarak Sayın Savcı ve Sayın Yargıç önüne sunan Avukat Eyyüp Fırat Kuyurtar ve onun müvekkili Ömer Faruk Kurhan, ülkemizdeki yargılama sona ererse, ülkemizin Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nde ceza almasına neden olacaklardır ki, bu da bana büyük bir acı veriyor! Ülkesini seven, emperyalizme karşı olan bir kişi olarak, burnuma emperyalizm kokusu salan Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nde aklanmayı kesinlikle içime sindiremem. Ancak, zorunluluk beni bu noktaya itecek olursa, ne yazık ki, bana neredeyse ihanet gibi gelen bu sürece bile râzı olabileceğim!!!...

Adaleti, hukuku, içtihadı, kanunu ve mevzuatı zorlayan Avukat Eyyüp Fırat Kuyurtar ve onun müvekkili Ömer Faruk Kurhan şöyle diyorlar:

"26.12.2012 tarihli şikayet dilekçem ile müvekkilim adına İstanbul C.Savcılığı 2012/170961 numaralı dosyasından hakaret isnadı ile şüpheli aleyhine suç duyurusunda bulunulmuş ve soruşturma sonucunda yeterli şüphe oluştuğu anlaşıldığından İstanbul 27.Sulh Ceza Mahkemesi 2013/166 Esas sayılı dosyasından kamu davası açılmıştır. Bu açılan dava dosyasına esas iddianamede müvekkil aleyhine kullanılan linççi, linççi kişiliksiz, shakespeare çocuğu ifadeleri suç olarak kabul edilmiştir."

Kendi ağızlarıyla ikrar ediyorlar. Ben, "Shakespeare Çocuğu" söylemiyle bir mahkemede yargılanırken, nasıl olur ki, bir başka mahkemede daha yargılanıyorum? Ayrı iki ülkede mi yargılanıyorum?... İstanbul 27. Sulh Ceza Mahkemesi Türkiye Cumhuriyeti "Adalet Bakanlığı"na bağlı değil mi? Bu hâl beni çok incitiyor... Ben, asla ve kesinlikle suçlu olmamama, "Shakespeare Çocuğu" söylemi bir hakaret olmamasına karşın, iki ayrı mahkemede birden MÜKERRER olarak yargılanmak beni olağanüstü bir üzüntüyle sarsıyor. Sürekli yargılanmak, beni ülkemden soğutuyor!

Yoldan geçerken alınarak, tam elli yedi gün işkence gördüğüm 12 Eylül Faşizmi koşullarında bile böylesine büyük üzüntü yaşamadım. 12 Eylül Faşizmi sonrası ülkemi Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'ne "şikâyet" hakkı tanınmasına karşın, şikâyet etmemişken, Sayın Yargıç bağışlasın, söylemek zorundayım ki, bir tür "LİNÇ FAŞİZMİ" uygulayan bu 1100 şahıs yargılanacağına, nasıl oluyor da, bana "HAKARET" eden, bana "İFTİRA" atıp, beni "TEHDİT" edebilen, bana karşı "ALTERNATİF HUKUK" oluşturmaya çalışan bu 1100 kişinin önderleri beni, hem de MÜKERRER olarak yargılatabiliyor?! Yoksa ben bir gündüz düşü mü görüyorum?... Yoksa ben ülkeme döviz kazandırmak için, ömrümü otel odalarında geçiren bir insan değil miyim?!... Yoksa ben, hayatı boyunca ÜCRETSİZ SANAT ÇALIŞMALARI yürüten insan değil miyim?!!... Yoksa ben halk, devlet, tüyü bitmemiş yetim için çalışan değil miyim?...

Avukat Eyyüp Fırat Kuyurtar ve onun müvekkili Ömer Faruk Kurhan, kötücül amaçlarla yaşayan insanlar olarak, yapay, haydi daha yumuşak söylemle dile getirelim, ikincil dereceden önemli ve/ya "önemsiz resmî belgelerle şişirdikleri" suç tarihini gizleyerek, "suçun öğrenildiği tarih" 
söylemiyle, birtakım "EK"ler sunmuşlardır. Bunların, dâvâ açılması için dayanak oluşturacak nesnel olgular olmadığı, "karakuşi yöntem" olsun diye şişirilmiş belgeler olduğu, yeni bir hukuk öğrencisi tarafından bile ayrımsanabilir!... "EK/ Şikayet dilekçesi, EK/ İddianame, EK/3- Tensip Zaptı" sıralayarak, dâvâ açtırıcı belgelermiş gibi önümüze sürdüklerini önemsemiyorum. Dâvânın, "MÜKERRER" dâvâ olduğunu kanıtlar!...

Avukat Eyyüp Fırat Kuyurtar ve onun müvekkili Ömer Faruk Kurhan, benim adliyeyi gereksiz yere meşgûl etmeme ilkemi bildikleri ve onların onlarca, 100'ü aşkın uydurdukları dosyalarla, beni adliye koridorlarına mahkûm ettirmelerine karşın, olağanüstü hâllerin dışında kendilerini şikâyet bile etmemeye kararlıydım. Ne var ki, yaptıkları "ORANTISIZ SALDIRI GÜCÜ" ile benim insanî sabır sınırımı bile tarumar ederek, kendileri hakkında önemli dâvâlar açmak zorunda kalacağımı bilsinler!

Avukat Eyyüp Fırat Kuyurtar ve onun müvekkili Ömer Faruk Kurhan, en hafif deyimiyle, üzerinde hiç düşünmeden, şöyle söyleyebiliyorlar:

"Şüpheli açılan davaya ilişkin tebligatı aldıktan sonra hakaret yayınlarına devam etmiş ve şu anda kamu davası konusu edilen bir şikayet dilekçesini internet haber sitesinden aynen yayınlamıştır. Eyyüp Fırat Kuyurtar, savcıları ve yargıçları etkilemek istiyor hâlâ! Başlığı ile yayınlanan haber metnini ekte sunuyorum."

Görülmekte olan (derdest) dâvâ sonuçlanmış ve kendileri YARGITAY ilgili dairesinin "bütün üyeleri"ymiş gibi bir söylem geliştirebilen Avukat Eyyüp Fırat Kuyurtar ve onun müvekkili Ömer Faruk Kurhan, "hukuk terbiyesi" sınırlarını gayet zorlayarak "hakaret yayınlarına devam etmiş" diyebilmişlerdir... "SANIK" sözcüğü SANMAK sözcüğünden türemiştir. Sayın Savcı, benim SANIK olduğumu SANMIŞ bir kişidir! 

Sayın Yargıç kararını benim aleyhime verirse, Yargıtay'dan onaylanma koşuluyla, ben, "HAKARETÇİ" olabilirim. Bu bir olasılıktır. Evrensel hukuk kurallarına karşıt davranan hukuksuz ikili (Kuyurtar / Kurhan) "Bir kişi, suçu sabit görülene dek suçsuzdur!"u duymamışlar! 


Sayın Savcı, yoğunluğu ve yorgunluğu nedeniyle kabahatli davranmış, dâvâ açılmasını iddia etmiştir... Sayın Yargıç, kabahatli davranmayarak, durumu nesnel olarak değerlendirip, "resmî belgeler" ışığında ciddî bir sonuca vararak, işi Yargıtay İlgili Dairesi'ne ve/ya Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nin inisiyatifine bırakmayacaktır... Yineliyorum, bana karşı TCK'nın 220. Madde'sindeki "SUÇ İŞLEMEK AMACIYLA ÖRGÜT KURMA SUÇU" işleyerek, 1100 kişiyi "bir araya getiren" Ömer Faruk Kurhan, nasıl oluyor da, bana karşı dâvâ açtırma cesareti gösteriyor ki, açtırdığı "dâvâ"da, İstanbul 3. Sulh Ceza Mahkemesi 2010/8 Esas Sayılı dosyadan da BERAAT ettim... Buna dayanan İstanbul 4. Asliye Hukuk Mahkemesi 2010/278 Esas Sayılı dosya, Yargıtay 4. Hukuk Dairesi'nce lehime bozuldu. Sayın Yargıç, sadece bahsettiğim bu dosyaları değil de, eğer gereksinme duyarsa, sunacağım diğer dosyaları da incelerse, nasıl bir McCarthy saldırısı ile karşı karşıya kaldığımı derhal anlayabilecektir.

Hiçbir suç ögesi taşımayan yayınıma suç ögesiymiş muamelesi yapılıp, yalan söylenebimektedir: "EK/4 - Yapılan yayına ilişkin çıktı"

Avukat Eyyüp Fırat Kuyurtar ve onun müvekkili Ömer Faruk Kurhan, anlamsız, gereksiz sözleri dilekçeye yazarak, olaya hukuk süsü veriyor:

"Yapılan yayında şikayet dilekçesi aynen yayınlandıktan sonra bu defa yorum yazıları yazmış ve bu yorumlarında müvekkilime, vekili olarak şahsıma, adliyeye, hakim ve savcılara yönelik ithamlarına devam etmiştir. Bu yorumların biri şöyledir:"

Savcılara, yargıçlara verdiğim her dilekçe, doğal ve yasal hakkımdır! Bir düşünce adamı, bir filozof ve bir yazar olduğum için yazı içeriğini felsefî ölçütlerle değerlendirilebilecek metinlerin, ilgili kamuoyuna sunulması asla yasalara aykırı değildir... Sıkıyönetim ve 12 Eylül Faşizmi sürecinde bile uğramadığım olağanüstü büyük haksızlıklarla karşı karşıyayım. Bu yakıştırmaları kabûl etmiyorum... Yukarıdaki paragrafta görüleceği gibi, avukat savunma yapmak yerine, müvekkiliyle özdeşleşip, suç ortaklığı yapmaktadır. Mevzuat elverirse bunlar yargılanmalıdırlar. Bunlar yalan söylemektedirler. Belge, bilgi, bulgu, delil, kanıt vb. saptırmaktadırlar... 

Birbirine benzer suçlamalarla Ömer Faruk Kurhan, hakkımda çok dâvâ açmaya başlayınca, "İstanbul 22. Sulh Ceza Mahkemesi Sayın Yargıcı", iğrenç "ENTELEKTÜEL VE HUKUKSAL LİNÇ KAMPANYASI" sürecini hukuksal olarak değerlendirip, Ömer Faruk Kurhan ile birlikte, örgütün en büyük önderi olan "Mustafa Şükrü Demirkanlı dosyaları"nı birleştirerek, tam üç dosyayı tek dosyaya indirgemiştir. Yapılan itirazlar reddedilerek, üç dâvâ dosyası bir tek dosyayla sürdürülmektedir. Eldeki bu dosya, derhal İstanbul 22. Sulh Ceza Mahkemesi'ne (76. Asliye Ceza Mahkemesi) gönderilmeli yada "DÂVÂNIN REDDİ" kararı verilmelidir!

Avukat Eyyüp Fırat Kuyurtar - müvekkili Ömer Faruk Kurhan diyor ki:

"İSTANBUL CUMHURİYET SAVCISI YAŞAR ŞEN'DEN SKANDAL KARAR: "SHAKESPEARE ÇOCUĞU" DEMEK HAKARET İMİŞ!!!"


Yüz yılı aşkındır, dünyanın her yerinde iki ana edebiyat damarı vardır:


1 - Shakespeare damarı,
2 - Tolstoy damarı,

Shakespeare'i örnek alanlara "Shakespeare Çocuğu" ve Tolstoy'u örnek alanlara "Tolstoy Çocuğu" denir... Örnekse ben, "Tolstoy Çocuğu"yum! Bana biri; "Tolstoy Çocuğu" dediğinde gurur ve onur duyuyorum. Ömer Faruk Kurhan da, "Shakespeare modeli"yle tiyatro yaptığı için, kendisi "Shakespeare Çocuğu" olarak anılmaktadır!... Bunun neresinde hakaret içeriği, hakaret ögesi vardır? Sayın Savcı Yaşar Şen, kabahatli davrandı! Savcıları eleştirme özgürlüğüm yok mu?... "ey savcı" şiirim nedeniyle Özel Soruşturma Savcısı Sayın Haluk Gedikli tarafından soruşturmaya uğradım, ama hakkımda "KOVUŞTURMAYA YER OLMADIĞINA DÂİR KARAR" verildi!... Buna benzer 100'ü aşkın anlamsız dosyayla zamanımı ç/alanları ben affetmiş olsam bile tarih kesinlikle affetmez!...

Avukat Eyyüp Fırat Kuyurtar - müvekkili Ömer Faruk Kurhan diyor ki:

"ŞÜPHELİNİN UYAP SİSTEMİNDEN ALINAN ADLİ SİCİL KAYDI ŞÜPHELİNİN SADECE MÜVEKKİLİME DEĞİL BİR ÇOK BENZER HUSUMET YAŞADIĞINI AÇIKÇA İSPAT ETMEKTEDİR."

Adliyeyi meşgûl etmemek için beni dâvâ etmeyeni dâvâ etmediğim gibi, dâvâ edenlerin çoğunu da dâvâ etmiyorum. Eyyüp Fırat Kuyurtar, 1100 kişilik örgütte bulunmamasına karşın, "hakkımda birçok dâvâ açmak" istemekle, iki kez tazminat dâvâsı açmıştır!... İstanbul 21. Asliye Hukuk Mahkemesi, İstanbul 25. Asliye Hukuk Mahkemesi yargılamaları sona ermekle birlikte süreç Yargıtay'dadır... İstediği sonuçları elde edemeyen avukat, "husumet duygusuyla hareket ederek", kendisi ile müvekkilini aynılaştırarak, müvekkiliyle özdeşleşmektedir. Eyyüp Fırat Kuyurtar'ın avukatlık ruhsatı, ruh durumu mutlaka hemen gözden geçirilmelidir!... 

Kendi örgütleri, ilk şikâyetlerini 2009 yılında yapmışlar ve kendilerini yazılarımla sürekli uyardıktan sonra, ilk kez olarak, 2012 yılında kamu dâvâsı açtırdım. Bu dâvâların hiçbiri de avukat ve müvekkili için değildi. Dâvâyı 1100 kişinin diğer önderlerine açtım... Ama, bu dosyanın ciddiye alınması hukuka olan güvenimi sarstığı için, ben de, en kısa zamanda avukat ve müvekkiline çok caydırıcı, çok ciddî büyük dâvâlar açacağım!

Benim adlî sicilimi mahkemeye sunarak sözüm ona önemli bir dayanak oluşturduğunu sanmamızı isteyen avukat - müvekkil suç işlemektedir! Hiçbir dâvâ, başka suçlara dayanılarak nesnel hâle gelemez... Ancak bir kanaat oluşturabilir... Sayın Savcı, kabahatli davranarak, böyle bir dâvâ açabilmiştir. Sayın Mahkeme ve Sayın Yargıç bunu yinelemesin lütfen!

Avukat Eyyüp Fırat Kuyurtar - müvekkili Ömer Faruk Kurhan diyor ki:

"SONUÇ VE İSTEM: Yukarıda ayrıntıları ile arz ve izah ettiğimiz gerekçelerle;

Henüz geçtiğimiz ay yaptığımız şikayet üzerine aleyhine hakaret suçlaması ile dava açılmasına karşın bu defa şikayet dilekçemizi aynen yayınlayarak hakareti yineleyen şüphelinin bu eylemi nedeniyle soruşturma yürütülerek, şüpheli aleyhine kamu davası açılmasını arz ve talep ederim."


SONUÇ VE İSTEM: Yukarıda önemli olarak hiçbir ayrıntı arz ve izah etmeyenler, şişirilmiş yalanları birer gerekçe sanmamızı istiyorlar. İşbu bölümde bile "MÜKERRER" dâvâ açtırdıklarını ikrâr edenler adliyeyi gereksiz yere meşgûl ederek adliyeye karşı yine "SUÇ" işleyebiliyorlar.

Bu değerlendirilsin istiyorum... "Hakareti yineleyen" demek, zâten MÜKERRER demektir!... Böylesi yalapşap söylemlerle, hem de 100'ü aşkın soruşturma-kovuşturma-tazminat süreciyle beni uğraştırdığı için ne kadar büyük üzüntüler yaşadığımı hiç kimse zinhar tahmin edemez! 

Beş yılı aşkındır benim üzerimde entelektüel baskı ve "ALTERNATİF HUKUK" oluşturmakla birlikte, şimdi de, T.C. yasalarını kendi kişisel ve örgütsel husumet duygularına tutsak etmeye yeltenen işbu kötücül kişilere hukuksal dersi ben değil, Sayın Yargıç kendisi verebilecektir. Bu nedenle "DÂVÂNIN REDDİNE" kararı verilmesini talep ediyorum...

Gereğinin yapılmasını saygılarımla arz ve talep ederim. 4 Ağustos 2014


HÜSEYİN HİLMİ BULUNMAZ


EKLER: 67 sayfadan oluşmaktadır...

21 Haziran 2014 Cumartesi

Estetik ve politik değerleri savundukça İnternet sapıklarıyla kuşatıldık...

Bu sapık çizimi, İnternet'ten alınmıştır!... (Kaynak: "THE SPRINGFEEL PERVERT")

***

"Özel mülkiyetin temel olduğu bir toplumda, sanatçı pazara göre yapıt üretir, onun müşterilere ihtiyacı vardır... Bizim devrimimiz, sanatçıların üzerindeki bu baskıyı kaldırdı..." 

Lenin

***

TAKMA ADLI BİR İNTERNET SAPIĞININ E-POSTA İLETİSİ: 


"Sansürde Abdülhamid Dönemi'ni bile solladınız solcu Hilmi Bey... Size olan 'solculuk saygım'ı yitirmemeye özen göstermekle birlikte, 'İKİNCİ GELİŞ'e yönelttiğiniz müthiş 'KİNCİ' yaklaşımınızı asla desteklemiyor, kesinlikle onaylamıyor ve zinhar mahkemelik bile buluyorum. 'İKİNCİ GELİŞ'teki anlatım, baskı, çeşni, dizgi, edebî, estetik, İngilizce, Türkçe, yazım yanlışlarını bu kadar abartmayınız canım!... Siz, elmas kalemler taciri olmanın bir adım, bir gram, bir milim ötesine gidemeyecek kadar yeteneksiz biri olarak, 'İKİNCİ GELİŞ' üzerinde de tahakküm kurmaya devam ederseniz, ben, 'ARTIK ARTIK' sizin iyi niyetinizden kötü niyet çıkarmaya başlarım... Beni, lütfen 'DONAKALAN KALAN' durumunda pozisyonların vaziyetindeki 'OKUR=MÜŞTERİ' konuşLANdırılmasına konuşLANdırmayınız ki, konuşLANırsam 'Konuş LAN!' nâracıklarıyla üzerinize bir kuduz köpek gibi saldırabilirim. Anladınız mı Hilmi Bey?"

ROMAN SANATINA ELİNDEKİ EDEBÎ BALTAYLA SALDIRI DÜZENLEYEN "VANDAL YAZAR" COŞKUN BÜKTEL'E İNAT "İKİNCİ GELİŞ"İ ASLA, KESİNLİKLE OKUMAYIN! ESTETİK DEĞERLERE AYKIRI "İKİNCİ GELİŞ" DÜŞKÜNLÜĞÜNÜN DÜŞLERİNİZDE BİLE ASLA DÜŞÜNEMEYECEĞİNİZ DENLİ YERLERDE OLDUĞUNU ANLAYABİLMEK İÇİN KİTAP BAŞI TAM 20,00 TL VERİP KAZIKLANMAYINIZ! AMAN DİKKAT!

26 Ocak 2014 Pazar

Bulunmaz, eline aldığı belgeyi okumasını bilmeyen Baro'ya ders veriyor!

Türkiye Barolar Birliği Yönetim Kurulu'na gönderilmek üzere

İSTANBUL BAROSU BAŞKANLIĞI'NA

SAYI: 2012/Ş. 1020

KONU: Avukat Süleyman Anıl hakkındaki kovuşturmasızlık kararına itiraz ve "Bilirkişi Raporu" yazılmadan, tanıklar dinlenilmeden, aşağıda sunduğum dâvâ dosyaları hiç incelenmeden verilecek kararın savunma hakkını daraltacağı düşüncesiyle yargı yararına çiziktirilmiş birkaç not...

AÇIKLAMALAR:

1 - İstanbul Barosu Başkanlığı'nda ele alınan dosya, sıradan bir içeriğe sahip olmadığı için, mutlaka "BİLİRKİŞİ RAPORU" da gerektiriyor!

2 - Mesut Alptekin ve işbu İstanbul 7. Sulh Ceza Mahkemesi'nde görev yapan kişilerin dinlenilmesi gerektiği gibi, o gün olay yerinde bulunmuş İstanbul Adalet Sarayı kameralarının da ayrıntılı incelenmesi gerekiyor!

3 - "ENTELEKTÜEL SALDIRI" sürecinin niteliği, nesnelliği gereği, "ENTELEKTÜEL LİNÇ KAMPANYASI" sürecinin önderlerine de değgin başlattığım aşağıdaki dâvâ dosyalarının incelenmesi gerekiyor:

İSTANBUL 2. SULH CEZA MAHKEMESİ - 2012/663
İSTANBUL 2. SULH CEZA MAHKEMESİ - 2013/523
İSTANBUL 8. SULH CEZA MAHKEMESİ - 2013/843
İSTANBUL 12. SULH CEZA MAHKEMESİ - 2013/664
İSTANBUL 22. SULH CEZA MAHKEMESİ - 2013/551
İSTANBUL 27. SULH CEZA MAHKEMESİ - 2012/943
İSTANBUL 24. ASLİYE CEZA MAHKEMESİ - 2013/201
İSTANBUL 40. ASLİYE CEZA MAHKEMESİ 2023/399
İSTANBUL 6. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ - 2012/481
İSTANBUL 9. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ - 2013/423
İSTANBUL 23. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ - 2013/205
İSTANBUL 23. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ - 2013/230
İSTANBUL 24. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ - 2013/205

Tiyatro... Tiyatro... Dergisi'nin yönlendirdiklerinin dâvâları:

İSTANBUL 1. SULH CEZA MAHKEMESİ - 2010/8930
İSTANBUL 2. SULH CEZA MAHKEMESİ
İSTANBUL 3. SULH CEZA MAHKEMESİ - 2010/8
İSTANBUL 7. SULH CEZA MAHKEMESİ - 2011/217
İSTANBUL 12. SULH CEZA MAHKEMESİ
İSTANBUL 15. SULH CEZA MAHKEMESİ - 2012/899
İSTANBUL 27. SULH CEZA MAHKEMESİ - 2013/166
İSTANBUL 28. SULH CEZA MAHKEMESİ - 2011/469
İSTANBUL 35. SULH CEZA MAHKEMESİ - 2011/3131
İSTANBUL 35. SULH CEZA MAHKEMESİ - 2011/3218
İSTANBUL 35. SULH CEZA MAHKEMESİ - 2013/268
İSTANBUL 35. SULH CEZA MAHKEMESİ
İSTANBUL 9. ASLİYE CEZA MAHKEMESİ -2010/337
İSTANBUL 9. ASLİYE CEZA MAHKEMESİ - 2010/445
İSTANBUL 4. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ -  2010/278
İSTANBUL 8. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ 2013/400
İSTANBUL 10. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ - 2012/650
İSTANBUL 20. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ - 2013/167
İSTANBUL 25. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ - 2013/78
KADIKÖY 1. ASLİYE CEZA MAHKEMESİ - 2010/236
ANADOLU 40. SULH CEZA MAHKEMESİ -  2013/854
KARŞIYAKA 3. SULH CEZA MAHKEMESİ - 2012/289
KARŞIYAKA 3. SULH CEZA MAHKEMESİ - 2011/536
KARŞIYAKA 1. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ - 2012 / 597
TRABZON 3. SULH CEZA MAHKEMESİ - 2012/256
MANİSA SOMA SULH CEZA MAHKEMESİ -  2011/578

Ayrıca karşılıklı olarak onlarca soruşturma (Bâzı örnekler):

DEMİRKANLI'NIN HAKKIMDA YAPTIĞI "ASILSIZ İHBAR":
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Özel Soruşturma Bürosu - Soruşturma No: 2013/72962 - Karar No: 2013/30165)

İSTANBUL CUMHURİYET BAŞSAVCILIĞI - 2013/53606

İSTANBUL CUMHURİYET BAŞSAVCILIĞI - 2013/58063
İSTANBUL CUMHURİYET BAŞSAVCILIĞI - 2013/72343
İSTANBUL CUMHURİYET BAŞSAVCILIĞI - 2013/88004
İSTANBUL CUMHURİYET BAŞSAVCILIĞI - 2013/102971
ANADOLU CUMHURİYET BAŞSAVCILIĞI - 2013/75791

4 - Bahse konu olan şikâyet dosyasındaki "KARAR" metninin altında tam tamına on bir yönetici imzası bulunmasına karşın, dosya içeriğinin kesinlikle okunmadığı kanısındayım. Bu kanıya nasıl varıyorum. Şöyle:

a) Kadıköy Cumhuriyet Başsavcı Vekili Sayın Savcı AHMET TAYFUN BALYEMEZ, benim yanımda çalışan tanınmamış biri SANILIYOR...

b) Sn. Yargıç Mustafa Bağırkası yönetimindeki İstanbul 7. Sulh CEZA Mahkemesi de, İstanbul 7. Sulh HUKUK Mahkemesi SANILIYOR...

c) Bilinmeyen İsmail Turan, dosya içeriğinde bir tanık SANILIYOR...

5 - Avukat Süleyman Anıl sadece tek başına olarak değil, şu avukatlarla birlikte ele alınıp "LİNÇ KAMPANYASI" içinde değerlendirilmelidir:

AVUKAT BURHAN GÜN
AVUKAT EYYÜP FIRAT KUYURTAR
AVUKAT İBRAHİM DEMİRCİ
AVUKAT İNAN YILMAZ
AVUKAT MEHMET BOZKIR
AVUKAT MESUT BULUT
AVUKAT OĞUZ NAZLI
AVUKAT REYHAN KAYIŞLI
AVUKAT UĞUR DEMİRCİ TOSUN
AVUKAT VOLKAN EKER

6 - Adlarını sıraladığım avukatların katkı sunduğu "ENTELEKTÜEL VE HUKUKSAL LİNÇ KAMPANYALARI" eylemlerine gelirsek:

a) "BİRİNCİ ENTELEKTÜEL LİNÇ KAMPANYASI" 
(http://tiyatroyun.blogspot.com.tr/2008/03/bir-iftirann-bataklk-anatomisi.html)

b) "İKİNCİ ENTELEKTÜEL LİNÇ KAMPANYASI"(www.coskunbuktel.com/lincimzacilari.htm)

c) "ÜÇÜNCÜ ENTELEKTÜEL LİNÇ KAMPANYASI"
(http://tiyatroyun.blogspot.com.tr/search?q=HUKUKSAL+L%C4%B0N%C3%87+KAMPANYASI&max-results=20&by-date=true)

7 - Başta Avukat Eyyüp Fırat Kuyurtar tarafından hukukun hiçe sayılıp, "Bahçeşehir Üniversitesi Hukuk Fakültesi Ceza ve Ceza Muhakemesi Hukuku Öğretim Üyesi Sayın Doç. Dr. Ali Kemal Yıldız"ın "HUKUKÎ EMEĞİ" hiçimsenerek, hukukun "H"sinden bile anlamayan "LİNÇ KAMPANYASI" imzacısı ve tiyatro sanatı düşmanı Üstün Akmen'e hazırlatılan "MÜTALÂA" (http://tiyatroyun.blogspot.com.tr/2013/07/lincci-ustun-akmen-bulunmaz-kars-iftira.html) suçu olmak üzere adlarını saydığım avukatlar "HUKUK SUÇU" işledi, işliyor ve işlemeyi sürdürecekler. 

8 - TÜRKİYE BAROLAR BİRLİĞİ ile SANATÇILAR GİRİŞİMİ 
sarmaş dolaş olduğu böylesi sıcak bir süreçte, bana ve benimle birlikte tiyatro yazarı Coşkun Büktel'e yapılan çeşitli "LİNÇ KAMPANYASI" eylemlerine hâlâ seyirci kalmak, hızla uçuruma yuvarlanan demokratik ortama şimşek hızıyla sert tekme atmaktır... Daha bir dosyayı bile doğru dürüst okumaktan yoksun avukatların hüküm sürdüğü "DÜNYANIN EN BÜYÜK BAROSU" sıfatıyla ünlenmiş "İSTANBUL BAROSU" 
benim yaşadığım "ENTELEKTÜEL FAŞİZMİ" algılamaktan yoksun. Şimdiye dek, AVRUPA İNSAN HAKLARI MAHKEMESİ olgusuna sıcak bakmak istemeyişimin siyasal nedenleri var! Onu buradan açarak, konuyu asla genişletmek istemiyorum. Ülkemizdeki hukuksuzluk beni de boğmaya başlarsa, "emperyalist" niyetli kuruluşlara bile başvurmak zorunda kalacağımdan da korkuyorum. Umarım buna izin vermezsiniz!

SONUÇ VE İSTEM: Sekiz madde olarak sıraladığım işlemlerin hiçbiri yapılmadan "SUÇ VE CEZA" denklemi kurma isteği hukuku zorlar!... Bunları yapmamak "HUKUKA AYKIRI" sonuç doğurur... 27.01.2014

MÜŞTEKİ 
HÜSEYİN HİLMİ BULUNMAZ


***

Ayrıca bakınız:

Kocasakal savcıyı Bulunmaz'ın adamı sanıp Süleyman Anıl'ı hoş gördü

6 Kasım 2013 Çarşamba

Bulunmaz, bugünkü mesaisine yine İstanbul Adalet Sarayı'nda başladı!

Bugünlerde uyku düzenim değişti. Ortalama olarak beş saat uyuyorum. Yetiyor... Az uyumamın nedeni, "KISASA KISAS" sürecini başlatmış olmam!... Şimdiye dek, daha çok "SAVUNMA" konumunda mücadele ederken şimdi "SALDIRI" konumuna geçtim. Artık gece gündüz belge okuyor, bilgi ediniyor, delil topluyor ve kanıt gösteriyorum!... Bütün bu uğraşım sonucunda da yepyeni dâvâların açılmasını sağlıyorum. Bugün yeniden İstanbul Adalet Sarayı'na gidip, "Fatih Cumhuriyet Savcısı" ile görüştüm. "İFTİRA SUÇU" nedeniyle "DÂVÂCI VE ŞİKÂYETÇİ" olduğum dosyanın "HAKARET SUÇU" içeriğiyle işlem yapılmasının daha yerinde olacağını dile getiren savcıya, yalnızca ısrarımı belirterek, takdiri kendisine bıraktım. Ben "İFTİRA" derim, savcı "HAKARET" der yada hiçbir "KAMU DÂVÂSI" bile açılmayabilir!... Yineliyorum: Ben, "KISASA KISAS" sürecini başlattım... Daha önce de söylediğim gibi, bana "NOTER ONAYLI İHTARNAME" gönderene "NOTER ONAYLI İHTARNAME" gönderirim ve beni savcılığa "DÂVÂ VE ŞİKÂYET" edeni "DÂVÂ VE ŞİKÂYET" ederim ve bana "MANEVÎ TAZMİNAT DÂVÂSI" açana da "MANEVÎ TAZMİNAT DÂVÂSI" açarım. Tabiî ki, (1100 kişinin içinde bulunma koşuluyla) dilediğim kişi hakkında "dilediğim gibi" yasal soruşturma, kovuşturma ve muhakeme yoluna başvurabilirim. Şimdi sıra bende: "UYARMADI!" denilmesin!

Sosyalist Sanatçı Hilmi Bulunmaz