11 Mayıs 2013 Cumartesi

Foucault-Orwell parantezinde boğulan LİNÇ imzacısı Bilal Akar üfürdü!

Foucault'un hayatımıza girmesiyle beraber dilimizden düşmeyen "söylem" kavramı, ideolojik yaklaşımlara dair en görünür etmenlerden biri olduğu için ben de böyle bir irdelemeyle başlayacağım. Kişinin diline, sözlerine tezahür eden ideolojik yaklaşımlar özellikle telifin, emeğin, hakkın ve hakkaniyetin ne olduğuna dair net tavırlar ihtiva ediyor. Kendisini kullanılan dilde aşikar eden bu görüşler kimi zaman analiz için yeter kaynak olarak da kabul edilebiliyor. Gelgelelim Foucault felsefe eğitimini henüz tamamlamış, psikoloji diploması da alabilmek için ALES'e hazırlanır ve ilişik kesme işlemleri için Maurice Merleau-Ponty'den imza almaya çalışırken Orwell, "Avrupa'daki Son Adam" adını koyduğu ama yayıncısı tarafından adı "1984" olarak değiştirilen eserini yayımlamakla meşguldü. Orwell'in İspanya iç savaşı deneyimlerine ve Stalinci kanada dair gözlemlerine dayanan bu kitapta değinmek istediğim nokta bürokrasi mekanizmasınca yaratılmaya çalışılan yeni dil. Foucault'nun söylem kavramına göre çok daha katı ve doğrudan üretilmeye çalışılan bir dil, olmasına rağmen "Tiyatroda Telif" paneli üzerine konuşurken daha elverişli olacağı kanısındayım. 1984'te, üretilen bu yeni dile göre artık "isyan" kelimesinin bir karşılığı olmayacaktır bunun yerine bu düşünceyi ifade etmek için "itaat" kelimesi kullanılacaktır ki kitaba bakarak örnekler çoğaltılabilir. Esas mesele, düşüncenin biçimlendirilmesi ve ifadesidir. İfade edemediğiniz bir şeyi düşünemezsiniz. Orwell'ın da ifade ettiği üzere bu yeni dil hem böyle bir düşüncenin içsel olarak yaratımını engelliyor hem de bir şekilde yaratılması halinde kişinin kendine ve çevresindekilere bu düşünceyi iletmesini engelliyor.

Tıklayınız: "Düşünme Yetisinin Biçimlendirilmesi [Telif Tartışmaları]"

***

Ayrıca bakınız:

LİNÇ KAMPANYASI imzacısı Boğaziçili Bilal Akar yine bayağı üfürmüş!

LİNÇ imzacısı Bilal Akar telife KORSAN gibi yaklaşmaya devam ediyor!