20 Ekim 2011 Perşembe

Yalan Makinesi Mustafa Demirkanlı'nın kankası, Burak Caney ruhlu Vandal Ahmet Ertuğrul Timur'un (nam-ı diğer 3. Abdülhamid) dayanılmaz çöp kutusu / 85

Sahi, nerede kalmıştık?


LİNÇ KAMPANYASI ana sponsorları tarafından gönderilen noter onaylı ihtarnameler, savcılık suç duyuruları, dava açmalarla yoğun bir uğraş içerisindeyken, ne yazık ki, LİNÇ KAMPANYASI tarihine yeteri denli zaman ayıramıyorduk.

Ancak...

Yaklaşık olarak iki yıl önce LİNÇÇİ yazar Ömer Faruk Kurhan tarafından bizi mahkûm ettirmek için açılan ilk dava BERAAT ile sonuçlanır sonuçlanmaz, LİNÇ KAMPANYASI tarihini düzenlemekle meşgul olmaya başladık. LİNÇ KAMPANYASI tarihini oluşturmak için, o kadar çok malzemeye sahibiz ki, işimiz hiç de zor değil.


Ancak...

Sırtımızı Kültür Bakanlığı çanağı yalama edimine, Efes Pilsen tezgâhtarlığına, Lions Ödülleri sürecine, Boğaziçi Üniversitesi'ne... yaslamadığımız için, alın terimizle para kazanırken, tabii ki, LİNÇ KAMPANYASI tarihini yazmaya pek zaman bulamıyoruz.

Ancak...

Başta LİNÇÇİ Ahmet Ertuğrul Timur (nam-ı diğer 3. Abdülhamid) olmak üzere, bize bol keseden malzeme sunan LİNÇÇİ biraderlerimize ne denli teşekkür etsek azdır!

Evet, tarihsel belgeleri, yavaş yavaş da olsa, okurlarımızın dikkatine sunmaya başladık. Her ne kadar bu sunumda zamandizimsellik söz konusu olmasa da, yine de, belge belgedir...

Sosyalist Sanatçı Hilmi Bulunmaz


***


SANSÜRCÜBAŞI DEZENFORMASYONCU UTANMAZ KÜFÜRBAZ COŞKUN BÜKTEL HALA KENDİNİ SAVUNABİLECEĞİNİ ZANNEDİYOR !


LİNÇÇİ Ahmet Ertuğrul Timur
20 Mayıs 2009 Çarşamba


"BİZ HALA İKİ KİŞİYİZ Ve hâlâ hiç kimseden destek talep etmedik; hiç kimseyi imzasından caydırmak niyetinde olmadığımız için, bize karşı imza veren hiç kimseyle hiçbir biçimde temas kurmadık, başkasına kurdurmadık; (selülozik basından cevap hakkımızı talep etmenin dışında) linç kampanyasına hiçbir biçimde müdahil olmadık, olmuyoruz!" diyor ve en başta da daha küfürdaşı Hilmi Bulunmaz'ın sitesi onu yalanlıyor. Sansürcübaşının has adamlarından Feridun Çetinkaya'nın Nedim Saban'ı aradığını öğreniyoruz. Üstelik bu kadarla da kalmıyor; Can Törtop'un da yine kampanyanın başında Feridun Çetinkaya'nın defalarca arayıp onu sözde onore edecek cümleler kurarak vazgeçirmeye çalıştığını da biliyoruz. Bunlar bildiklerimiz ya bilmediklerimiz? Eğer Coşkun Büktel, "Feridun'a bu görevi ben vermedim" diyorsa, bu en iyi ihtimalle bir kraldan fazla kralcılık örneğidir ki, o halde Feridun'un kulağını çeksin de kendini yalancı çıkarmasın. Bizim adımıza kimse aramadı türü cümleler kurarken...

Bu kampanyaya müdahil olmadık cümlesi de yalan elbette. Demokratik haklarını kullanıp onaylamadıkları bir duruma imza koyanlara "orostopol" diyen Coşkun Büktel'dir. İnsanları Linççi diye niteleyen de. Vazgeçirme çabası çamur deryası sitelerinde sözde deşifre ediyor olarak tehdit ettikleri izlenimi vermeleri.... Bütün bunlar müdahil olmak değilse nedir?

Yalana, iftiraya, yeteneğin aforoz edilmesine, yeteneksizliğin yüceltilmesine, onursuzluktan onur duyulmasına, cehaletin kibrine, yalan ve iftiranın bayrak yapılıp kitlelerin bu bayrak altına çağrılmasına, "Yaşasın Sansür" naralarına, İBŞT tiyatro emekçilerinin maaş güvencesinin Mustafa Demirkanlı tarafından "hantallık oluşturmuyor mu?" diye sorgulanmasına, "rezaletin son sahnesi"ne, eleştiride "üç maymun" kriterlerinin egemen olmasına, konuşan Türkiye'nin susan eleştirmenlerine, ibret verici omurgasızlık örneklerine, tiyatro sanatının çirkeflikle barış içinde bir arada olmasına, yönetmen tiyatrosunun salaklıklarına, Nâzım'ın budanıp "diyet Nâzım" yapılmasına ve küfür niteliğinde daha yüzlerce tiyatral kepazeliğe itiraz etmemiş, hayatları boyunca suskun kalmış, o kepazelikleri sorun saymamış olan "linç çağrıcısı vandallar";diye sıralayan Coşkun Büktel'e bu durumda demek gerek ki vandalların kralı da sensin zira o vandal dediklerin pek çok konuda köşelerinde sitelerinde ve çıkarak bilfiil meydanlarda bir çok konuya karşı çıkarken sen neredeydin? Kendi çamur deryası sitende kendi eserini iftira pahasına savunmaktaydın. Bu kişiler İzmit'de bale salonu mescit yapılırken, Harbiye yıkılırken, oyun sansürlenirken, Tiyatro müdürü tiyatroyu dolandırırken, oyuncular taşeron yapılırken, Din Bilgisi öğretmeni tiyatronun başına geçirilirken, Albarakatürkçüler tiyatroda sinsice yerleşirken köşelerinden sitelerinden yayınlarından ve meydanlardan başkaldırırken sen neredeydin? Söyleyelim Ulvi Alacakaptan'ın v AKP belediyesinin yanında kanto seyretmekteydin. Onun dışında da yaşanan her şeye kör sağır dilsiz kendi theopene tapınmaktan ibaret bir yaşam sürmekteydin. Duyarsızlık suskunluk vandallıksa vandalın da kralısın.

Türk tiyatrosunda, neyi sorun sayıyor, neye itiraz ediyor dersiniz? "Linç çağrıcısı vandallar", link vererek sıraladığımız bütün o kepazelikleri sorun sayan ve eleştiren yegâne iki insanın (Coşkun Büktel ve Hilmi Bulunmaz'ın) uslûbunu sorun sayıyorlar. Tiyatromuzda Büktel ve Bulunmaz'ın uslûbundan daha önemli bir sorun görmüyor, Büktel ve Bulunmaz'ın "açıkça, mertçe, Türkçe" netçe üslubuna karşı kampanya düzenliyorlar.

Bu duyarlı kişileri biraz araştır tümü pek çok konuda ilk tepki veren duyarlı vatandaşlar zinciridir. Bir çok konuda sokaklara çıkanlardır gözünü budaktan sakınmadan meydana çıkanlardır. Bunların tümüyle pek çok eylemde de tepkide de bir arada olduk. Senin yaşadığını ve dünyada bir hacim kapladığını bile bilmezdik ama onlar kimlikleriyle oradaydı. Şimdi de senin hafifletmeye çalıştığın sansürcülüklerine dezenformasyonlarına, tiyatro dünyasına ve saygın insanlara attığın iftiralara karşı bir aradayız!

Tiyatromuzdaki somut ve eylemli küfürlere inatla gözlerini yumdukları halde "Linç çağrıcısı vandallar; gözlerini yummayı inatla reddeden Büktel ile Bulunmaz'ı, sırf kepazeliklerin üstüne gittikleri ve kepazelerin takma isimle yapılmış sapıklıklarını teşhir ettikleri ve takma isimli sapıkların gerçek isimli destekçilerini sert bir dille eleştirdikleri için, "küfürbaz" diye yaftalıyor ve onları "hakaret ve küfürlerinden dolayı kınıyor, ahlâki bir tutum geliştirmeye davet" ediyorlar.

Defalarca kanıtladık. Ama siz Burak caney denilen alçak şerefisizin etekleri altına saklanmayı tercih edişyorsunuz. Burak Caney diye sanal bir canavar hiç ortada yokken de sen tiyatro insanlarına iftira attın, hakaret ettin adliyeye gitmeden iftiralarla mahkum etmeye kaltın, arkadaşın ölenlere küfür ederken Burak caney mi vardı? Vardıysa bile onların ne ilgisi vardı sana Burak Caney'in yaptığı fotomontajdan? Şimdi utancıdğından mı yoksa binlerce insan önünde mahkum olduğundan mı bütün bunları gizleyip sanki sadece ve sadece sana dansöz montajı yapan Burak Caney'e iftira atmışsın sadece ona ve onu destekleyenlere hakaret etmişin sadece ona o. ç... deyip küfür edip sövmüşsün havası yaratma çaban? Burak caney'le hiç ilgisi ilintisi olmadan ettiğiniz hakaretlerin attığınız iftiraların yanıtını ver! Çık artık Burak Caney'in eteğinin altından kepaze olmadan çık etek altına saklanma!

"Yalan makinası ve 'sicilli' küfürbaz" Mustafa Demirkanlı, 3. Abdülhamid lâkabını bileğinin hakkıyla kazanmış "Yaşasın sansür"cü Ertuğrul Timur ve "tehditkâr bileyci" Ömer F. Kurhan tarafından başı çekilen linç çağrıcıları, beni ve Bulunmaz'ı "ahlaki bir tutum geliştirmeye" davet etmekle, Hilmi'yi bilmem ama, bana şunu demiş oluyorlar:"Büktel'e dansöz elbisesi giydiren, Büktel'in fotoğrafını penis üstüne yapıştıran takma isimli sapık Burak Caney'e, 'orospu çocuğu' demekten vazgeç. Burak Caney'i unut! Size yönelttiği kalleş saldırılara rağmen ya da o saldırılar yüzünden Burak Caney'e teşekkür sunan, "Sırça köşke çıkıp, elle tutulur –doğru veya yanlış- hiçbir şey üretememiş, kendi hayal dünyalarında önüne gelen herkese küfreden Coşkun Büktel ve onun kuyumcu arkadaşını, hiçbirimizin yapamadığı bir kararlılıkla gözler önüne seren Burak Caney'in çabalarına teşekkür için sunuyorum."

Büktel'e dansöz elbisesi giydiren Burak Caney en az onlar kadar seviyesizdir onlar kadar alçaktır onlar kadar akıldan izandan yoksun bir zavallıdır! Fakat bir kere daha diyoruz ki Burak Caney her kimse ve her kim yaratmışsa yatarmış ama şu an şu dönemde Coşkun Büktel'e en fazla faydası dokunan bir sapıktır. Coşkun Büktel bütün aymazlıklarına, küfürlerine, sansürlerine, dezenformasyonuna, despotluklarına, Saygın tiyatro insanlarına adliyeye başvurmaksızın attığı atmaya çalıştığı iftiralarına, ölülere bile küfür eden dostunun küfürbazlıklarına Burak caney'i maske yapma ve onun eteklerinin altında saklanma çabasındadır. Eğer ben fotomontaj yapacak olsam bugün itibarıyla Coşkun Büktel'i Burak caney'in etekleri altına saklanmış çizerdim ve şu anki durumu da en güzel bu karikatür ifade ederdi. diyen Demirkanlı'nın; Burak Caney'in korsan sitesinde köşe yazarlığı yaparak BC'yi desteklediğini unut! Timur'un BC'ye verdiği destek yüzünden özeleştiri yapmış olmasına rağmen bugün yine aynı tas aynı hamama dönüp Burak Caney'in yaptıklarını bu kez açık adıyla aynen tekrarlamakta olmasını unut! Bileyci Kurhan'ın bütün bu alçaklıklara aktif destek veriyor olmasını unut! Özdemir Nutku iftirasına bizim yaptığımız gibi sen de gözlerini yum! Bizim gibi sen de skandalları görme! O zaman sen de bizim gibi 'ahlaklı bir tutum' geliştirmiş olursun"Ha, bizim ahlakımıza, bizim uslubumuza uymazsan, ne mi olur? Geniş bir ekiple binlerce imza toplar, seni 'halk düşmanı' ilan ederiz. Eh, 'halk düşmanı' olduğuna göre, eninde sonunda, halk kahramanı olmak arzusuyla kıvranan nice babayiğit vatan evlatlarından biri, durumdan vazife çıkararak, Timur'un sitesinde yayınladığı İrfan Aslanhan mesajında dendiği gibi, 'şiddette gazlanır' ve kafanı gözünü patlatıverir.

Burak Caney'in sayfalarında ben sadece Mustafa Demirkanlı'yı değil Erbil Göktaş'ın köşe yazısını da hatırlıyorum İradesi ile mi yazmıştı bilemiyorum ama en azından kamuoyuna bu yazı orada iradem dışında yayınlanmıştır açıklamasında bulunmadı. Büktel düpedüz çarpıtmalar yapmaktadır. Kendi somut aşağılıkça kfürleri ortadayken o dolaylı cümlelerden suç imal etmeye çabalamaktadır. Bileyci Kurhan , Şiddet gazlayan İrfan Aslanhan gibi örneklemeleri bunlardan sadece ikisidir. Buluttan suç delili oluşturan ördek paşalığını tekrar tekrar sergileyip her defasında daha da komikleşmektedir. Savunamadığın yerde sende karşındakine saldır içgüdüsü ile karşısındakiler için suç imal etme çabasıdır ve bu da bir zavallılıktır.

"Durumun vahametini kavrıyor olmama rağmen,"Linç çağrıcısı vandalların önerdiği üç maymun uslûbu ile "ahlaki tutum"u çok daha vahim bir ahlaksızlık ve bu ülkenin tiyatro sanatına "küfür" saydığım için, "Bileyci"nin bilediği bıçaklara rağmen, "Adanalı"nın "gerekeni yaparım veya yaptırırım" tehditlerine rağmen, Timur'un "hayat hakkı tanımayalım", "dürüp kenara atalım" söylemlerine rağmen, toplayabilecekleri en fazla beş-on milyon imzaya rağmen, "Linç çağrıcısı vandalların davetini reddediyorum.

Senin hiç bir şeyi reddetmen yada kabul etmenin önemi yok artık. Sen bunca tiyatro derneği, yayın, ve bini aşkın kişi tarafından ne olduğun deşifre edildi onaylandı tescil edildi. Sen ister kabul et ister etme. Bu ünvanı biz sana vermedik sen tutumunla küfürünle sansürcülüğünle dezenformasyonunla saldırganlığınla karakterinle kendin kazandın. Bu ünvan tamamen ve tamamen sadece kendinin ve yandaşının emeğinin karşılığı karakterinizin karşılığı hak edilmiş ünvandır bize teşekkür borçlu değilsin. Bu bini aşkın kişinin bunca tüzel kişi, dernek ve yayının yaptığı sadece kendi kazandığın ve kendine layık gördüğün ünvanları tescil etmek olmuştur. Hiç insanlara saldırma hiç linç çağrıcısıymış şuymuş buymuş deme. Git ve tedavi ol!

Bizim yazılarımızı, yani bizim görüşlerimizi gizledikleri insanlardan, bize karşı imza toplamayı ahlaklarıyla bağdaştırabilen linç çağrıcıları, Türk tiyatrosundaki ortalama zekânın, aleyhlerine imza verdiği iki kişinin ne söylediğini merak etmeye yetmemesinden yararlanarak, şimdilik, 1006 rakamına ulaşmış. Linç çağrısına imza veren "nezih" insanların ulaştığı son rakamı görmek veya linç çağrısına imza vermek için, lütfen, linççilerin "Temiz Tiyatro" adını verdiği kirli siteyi...

Sizin yazılarınızı gizlemiyor tam tersi teşhir ediyoruz. Küfürlerinizi dezenformasyonlarınızı hakaretlerinizi alçaklıklarınızı hala görmeyenler varsa deyip tüm tiyatro kamuoyuna teşhir ediyoruz. Ama zavallı sen hala insanlar yazdığın o mesnetsiz yazıları okursa kanabileceklerini zannettiğinden o Özdemir Nutku'ya çamur attığın sayfalara falan link bekliyorsun. Oysa seni gayet yakından tanıyanlar da dahil, o sayfaları iddialarını okuyanlar da dahil, delil deyip durduğun videoyu izleyenler de dahil kim sana hak verdi ki bu kişiler de izlese hak verecek sanıyorsun? Hayır senin reklamın kötüsü olmaz oyununa alet olacak değiliz hiç link link diye çabalama. İnsanlar seni de yeterince tanıyor küfürbazdaşını da! Gereken gerektiğince de araştırıyor. Senin 10 yıllık iddialarına, destan gibi yazıktırmalarına, delil diye sunduğun videoya ve her tür kepazece ifitra göz boyama ve demogojine bugüne dek kaç kişi inandı sayalım mı? Sen..., Hilmi, Feridun.... Kazım... hadi üç beş kişi daha. Coşkun Büktel bir kez daha yazıyorum ÇIPLAKSIN , ORTADASIN, VE ÜSTELİK SEN KRAL MRAL DA DEĞİLSİN!

Gönderen Özgür Sanat zaman: 04:54

(Özgün kaynak: ozgursanat.blogspot.com)

(Kaynak: Hilmi Bulunmaz)