23 Eylül 2010 Perşembe

"YAVŞAK"ı yanlış yorumlayan TODER Bilginer'e dobra yanıt veremedi...

"Kendileri meta olmayan vicdan, şeref vb. gibi şeyler, sahipleri tarafından satışa çıkarılır hale gelirler ve böylece bir fiyatları olduğu için meta biçimini alırlar. Demek ki, bir şeyin değeri olmadığı halde, bir fiyatı olabilir. Bu durumda fiyat, matematikteki bazı nitelikler gibi sanaldır."

(Kaynak: Karl Marx, Kapital, 1. cilt, sf. 124, Sol Yayınları)


***


Bir emekçi örgütü olduğu için, tarihsel materyalist sorumluluğumuz gereği, "her koşulda desteklediğimiz" Tiyatro Oyuncuları Derneği (TODER), Marksist bir bilinç tarafından yönetilebilecek bir donanıma sahip olmadığından, LİNÇÇİ Oyun Atölyesi'nin patronu Haluk Bilginer'e "gereken sertlikte bir yanıt" verememiş.

"Ne şiş yansın, ne kebap" mantığıyla kaleme alınmış bir metin olmanın ötesine geçemeyen aşağıdaki "cevap", içerisinde silik bir cesaret bile barındırmıyor. Tiyatro oyuncularını "YAVŞAK" lâfıyla itin götüne sokmaya çalışan LİNÇÇİ Oyun Atölyesi'nin patronu Haluk Bilginer'in terbiyesizliği karşısında, hâlâ dostluk teraneleri mırıldanan TODER, bir "oyuncular örgütü" olması nedeniyle, kamuoyunun karşısına çok daha sert bir bildiriyle çıkmalıydı!

LİNÇÇİ Oyun Atölyesi'nin patronu olarak LİNÇ KAMPANYASI için imza atan Haluk Bilginer'in zekâdan ve bilgiden yoksun olduğunu bilmemize karşın, TODER'i (bile) zeki ve bilgili olduğu konusunda in(k)andıran bu zât, aslında çok daha sert ve çok daha acımasız eleştirileri hak ediyor!!

Ancak...

Biz, TODER adına herhangi bir görüş belirtemeyeceğimize göre, kendi adımıza, sertliğimizi ve acımasızlığımızı, her fırsatta, kamuoyunun dikkatine sunuyoruz!!!

Her şeye karşın...

Kör bir baykuş gibi susmak yerine, bir bildiri yayınlayarak müdahil olan TODER'in bu sesini, okurlarımıza aktarıyoruz... (HB)


***


TODER ve Ali Yaylı'dan Haluk Bilginer'e Cevap


KAMUOYUNA DUYURU

"İlle dostun gülü yaralar beni" demiş Pir Sultan Abdal. Tıpkı meslektaşımızın yaralayan "YAVŞAK" sözü gibi. Aslında "YAVŞAK" argodan bildiğimiz kadarıyla bit yavrusuna denir. Bit ise asalak bir canlıdır. Acep satır arasında "oyuncular büyüyünce asalak olur" demek mi istemiştir, bu zekâsından ve bilgisinden kuşku duymadığımız meslektaşımız. Yoksa bu cümleler, siyasette, ekonomide, özgürlük, bağımsızlık ve demokraside gittikçe batmakta olan ülkemizin gidişatına uygun olsun, edepsizlik, hadsizlik, çapsızlık ve ahlaksızlık seviyesine oyuncular da düşsün diye edilmiş cümleler olamaz diye düşünmekteyiz.

Yakınlarımız öldüğünde sahneye çıkmak bir Türk Tiyatrosu geleneğidir. Siz yetiştiğiniz İngiliz Tiyatrosu geleneklerinde, tıpkı bir arkadaşınıza bir şeyler ısmarlamayı aptallık gördüğünüz gibi, bunu da bir aptallık olarak görebilirsiniz. Ama biz Türk Tiyatrosu geleneklerimize önem veririz.

Ve elbette tiyatroculara diyoruz ki, yukarıda aktardığımız seviyesizliğe inmek bir yana, açıkça sanat düşmanlığı yapılan bu dönemde, tek vücut olup, sorunlarımızı saptayıp, yasalarla eli kolu bağlanmış tiyatromuz için çözüm üretmemiz gerekirken, böyle çapaklarla uğraşmak bizi yaralar. Hele dosttan atılan gülün yarası onulmazdır. Lütfen kendinize geliniz.

Sevgi ve Saygılarımızla…

(Kaynak: tiyatrodunyasi.com)