5 Şubat 2009 Perşembe

Zeynep Nihan Erten
5 Şubat 2009


Daha gecesinden belliydi; sıradan bir gün olmayacaktı bu pazar. Sabah, kendim için bir şeyler yapmanın mutluluğundan mıdır, monotonluktan sıyrılmanın heyecanından mıdır: Yüzümde belirgin bir gülümsemeyle, uça uça yürüdüm Beyoğlu’nda. Hayallerime doğru adım adım yol alıyordum. Hayli zamandır farkında olmadığım şeyleri gördüm İstiklal Caddesi’nde. Yüzümü gökyüzüne çevirdim. Binalar daha bir görkemli geldi bana. Daha önce hiç görmediğim onlarca yüz gördüm duvarlarda. Daha bir coşkulu çaldı tramvayın çanları. Sokakta hiç hüzünlü müzik duymadım.

Tiyatronun arka sokaklarını gezdim vakit varken; daha bir güzel kaldı Beyoğlu zihnimde. Saatler geçmişti ve ben tarif edilen yeşil mozaikli tiyatro binasının önündeydim. Merdiven basamaklarını hızla çıktım. Nihayetinde Bulunmaz Tiyatro’daydım. Kapının ardındaki sıcacık karşılamadan habersiz, tereddütle beklerken iki yüz belirdi karşımda. Sanki yıllardır tanışıyormuşuz gibi, "E nerede kaldın?" der gibi; beni gerçekten bekliyorlarmış gibiydi bu iki yüz. Kısa tanışma faslından sonra, sandalyeme daha bir yayılarak oturdum.

Sahne kurma telaşı yaşanırken, kendimi oranın bir parçası gibi hissettim. Laf lafı açtı, şiirler okundu karşılıklı, bir şeyleri paylaşmanın mutluluğu kabardıkça kabardı içimde. Derken Hilmi Bulunmaz girdi içeri. Hayranlıkla baktım ona. Bir süre bakakaldım hatta. İstedim ki farkında olsun bu hayranlığın. Evini açmıştı sanki bize, her şey o kadar samimiydi ki… Bulunmaz, karşılık beklemeden tüm birikimini sunmaya hazırdı.

Zamanın içinden koşarak geçer gibiydim. Saatler ne de çabuk ilerliyordu burada. Kulağım Ozan Akgül'deyken, gözüm ister istemez hep sahneye kayıyordu. Orada olduğumu düşleyip, deli gibi heyecanlanıyordum. Ama şu anda, bu sandalyede oturmak bile kocaman bir adımdı benim için. Saatler ilerleyip tiyatronun en yeni üyesi Vedat geldiğinde, ben artık "eskimiş" oldum ve sanki yıllardır bu ekibin içindeymişim gibi hissettim kendimi.

Bambaşka bir deneyimdi benim için bu. Burası gerçekten eşi Bulunmaz bir Tiyatro'ydu!...