19 Temmuz 2007 Perşembe

TOBAV POLEMİĞİ ve DENİZ YILDIZI HİKAYESİ

Boş Dairede Seyircilerimizle Birlikte Hatıra Fotoğrafı


Kemal Oruç

Sanat nedir? Neden yapılır? Sanat kuruluşları neden vardır? Vakıf nedir? Neden kurulur? Butün bu soruların cevaplarını elbette herkes biliyor. Ama gelin bir de bu cevapları benden dinleyin.

Geçen yıl 24- 30 Haziran 2006 tarihleri arasında düzenlenen Bilinmeyen Tiyatrolar Festivali’ne davet edildik. Ve bizim de oynayabilmemiz için program genişletildi. Biz, 1 Temmuz’da Karma Kabare adlı oyunumuzu oynayacaktık. TicketTurk’te de oynayacağımız gün ve saat ilan edildi.

TOBAV’ın (Tiyatro Opera ve Bale Çalışanları Yardımlaşma Vakfı) düzenlediği festivalle ilgili daha detaylı bilgi edinmek isteyenler için işte çeşitli sitelerdeki haberler:

TOBAV’ın düzenlendiği “Bilinmeyen Tiyatrolar Festivali” bu yıl 24-30 Haziran tarihleri arasında Afife Jale Sahnesi’nde gerçekleştiriliyor. Yeni kurulan, kurulmuş ama tanınmamış toplulukların oyunlarını ve emeklerini sahneleyecekleri festivalde oyunlar her yaştan izleyiciyle buluşacak. (http://www.tiyatroevi.com/modules.php?name=News&file=article&sid=286)

24.60.2006 & 01.07.2006 tarihleri arasında Oda Tiyatrosu tarafından düzenlenen TOBAV ın katkılarıyla hazırlanan “BİLİNMEYEN TİYATROLAR FESTİVALİ” coşkulu bir şekilde devam ediyor. İstanbul, Gebze ve İzmir’den gelen tiyatro toplulukları oyunlarını sergilemeyi sürdürüyor. ... Orada o havayı o genç insanların heyecanlarını paylaşmak gerek… (http://www.kesintisiztiyatro.com/bilinmeyen.htm).

İkinci haberde de görüldüğü üzere tarih 1 Temmuz’a uzatılmışır.

Oyun günü erkenden Afife Jale Sahnesi’ne gittik, dekorumuzu yerleştirdik ve saatimizin gelmesini beklemeye başladık. Oyuna yarım saat kala yaklaşık 30 kadar seyirci kapıdaydı, oyun saatinde ise yaklaşık 80 kişi oldu. Dekorumuz hazır, seyircimizi salona almaya hazırlanırken dışarıdan bazı sesler duydum. Neler olduğunu anlamak için dışarı çıktım. TOBAV yetkilisi birisi salonu boşaltmamız gerektiğini söyledi. Sebebini sorduğumda ise şunu söyledi: “Yurtdışından bir sanatçı getirdik ve prova alması gerekiyor.” “İyi ama seyircimiz geldi, oyuna başlayacağız.” dedim, umursamadı. Konuşurken yüzüme bile bakmıyordu zaten. Hemen festival sorumlularından Kaan Erkam’a durumu bildirdim. Yetkiliyle konuştuk; ama bir türlü bizi dinlemedi. Çözüm yolları üretildi (Neyin çözümüyse artık bilmiyorum) ama yine de son olarak şunu söyledi: “Tek çözüm yolu var, salonu terk edeceksiniz, biz de prova yapacağız.”

Bir kişinin zamansız provası yüzünden 19 oyuncu, 80 kadar seyirci mağdur olmuştur!

Salonu boşaltmamız için bazı tekliflerde bulunuldu, kabul etmedim. Yan okulun salonu ayarlanmaya çalışıldı; ama o da olmadı. Sonunda TOBAV yetkilisi, TOBAV başkanını aradı ve telefonu bana verdi. TOBAV başkanı ise şunları söyledi: “Sahneyi siz almışsınız iki hafta önceden tamam da bizim de prova yapmamız lazım, aslında siz haklısınız ama ne yapalım bu işler böyledir."

Seyircimizin durumdan haberi oldu. Ama sorun çıkmaması için onlara açıklama yapmadım. Öyle ya zaten artık yapacak birşey yoktu, TOBAV başkanı da son sözünü söylemiş ve ezici üstünlüklerini kazanmışlardı.

Yapılacak şey çekip gitmekti belki; ama bu bizim aklımızın ucundan bile geçmedi. Kaan Erkam’ın da desteğiyle tiyatro salonunun hemen üst katındaki boş daireye dekorumuzu kurduk, seyircimizle birlikte depodan sandalyeleri taşıdık. Seyircinin desteği olmasa belki yıkılırdık. Ama onlar yanımızdaydı ve bu yüzden ben kendimi çok güçlü hissediyordum. Dekorumuz hazır, oyuncular hazır, oyuna tam bir saat gecikmeli olarak başladık. Oyun boyunca onlarca teknik aksaklık çıktı ortaya; ama bütün sorunlara göğüs geren, başını hiç yere eğmeyen oyuncularımız bu teknik aksaklıkları yürekleriyle kapatmayı bildiler. Hayatımızın en büyük tecübelerinden birini yaşadık. Oyun sonunda, yaşadığımız olaya tanık oldukları için seyircimiz gitmedi, oturduk sohbet ettik. Bize hayat tecrübelerini anlattılar. Özellikle bir kişinin söylediği söz çok hoşuma gitti: “Tek telefonla halledilen işler sizin gibi yürekli insanlara göre değil. Bırakın kim ne yapıyorsa yapsın; ama siz dürüst olun.” Ve karar aldık: Biz hiçbir zaman bir telefonla halledilen kötü işlere girmeyeceğiz, kimseyi ezmeyeceğiz ve zaten kötü işlere alet olan bir telefonumuz olmayacak!

Bütün bunların sonunda kızdığım en büyük şey TOBAV yetkilisinin bir teşekkür bile etmemesiydi. Bu olaydan bir süre sonra TOBAV’la ilgili bir haber okudum ve mail grubuna şu maili attım:

"TOBAV ve TOBAV'ın yaptığı herşeye karşıyım!!! Bir tiyatronun oyununu BİLİNMEYEN TİYATROLAR FESTİVALİ'NDE oyuna 1 saat kala PROVA YAPACAĞIZ diyerek engellemiştir! Hem oyuncular hem de seyirciler mağdur kalmıştır! Oyun sahnenin bir üstündeki katta boş bir alanda oynanmıştır!!

Sahne 2 hafta önceden Gibi Yapanlar'a KARMA KABARE'yi oynamak üzere verilmiş ama TOBAV yetkilisi bir "adam" prova yapacağız diyerek herkesi mağdur etmiştir! Ayrıca telefonla aranılan TOBAV BAŞKANI "Sahneyi siz almışsınız 2 hafta önceden tamam da bizim de prova yapmamız lazım, aslında siz haklısınız napalım bu işler böyledir" demiştir!"
(http://fabrikaayarlari.blogspot.com/2006/12/sanat-kime-emanet-bu-yl-24-30-haziran.html)

Bu olayı bir yıl aradan sonra tekrar gündeme getirme sebebim ise tiyatro mail grubuna gelen, Sergen Emre adlı kişinin attığı bir maildir.

İşte bu mail:

Merhaba,

Belediye Tobav'in Afife Jale Sahnesindeki varligina son vermeye calisiyor...

Ortakoy Afife Jale Sahnesi Tobav İstanbul Subesinin tasarrufunda, amatör, alternatif, denemeci topluluklara ve bagimsiz topluluklara, genclik tiyatrosu ve universite topuluklarinin calismalarina zemin olabiliyordu.

Ekli dosyalarda konuyla ilgili bir bildiri ve bir destek cagrisi bulacaksiniz...

Tiyatroya desteginiz icin simdiden tesekkurler... (sahnetozu mail grubu, 15.Tem.2007 03:05

Bu mailde belirtilen şu olaylar “amatör, alternatif, denemeci topluluklara ve bagimsiz topluluklara, genclik tiyatrosu ve universite topuluklarinin calismalarina zemin olabiliyordu.” ne ara oldu? Bizim neden haberimiz olmadı? Peki bizim yaşadıklarımız neydi? Destek dedikleri TOBAV’ın açmış olduğu ücretli kurslarsa eğer, o kursa gidebilenler, zengin babasının maddi desteğini alanlardır sadece.

Ekteki dosyayı inceledim, imza kampanyası düzenlenmiş, destek istiyorlarmış. Cevabım şu oldu: “Bir sürü dalavere ile bizi sahneden atan TOBAV'ı hiçbir şekilde desteklemiyoruz!”

Bu mailime Sayın Murat Karasu şu şekilde karşılık verdi:

Sizi sahneden atan TOBAV DEĞİLDİR.Daha doğrusu sahneden atılmanız söz konusu değilidir.Önce hangi organizasyon içinde yer aldığınızı ve o organizasyonun sorumlularının kim oldğunu öğrenin .Biz sadece sizin mağduriyetinize çare bulmak için devreye girdik..Yoksa ne organizasyondan ne de sizin mağduriyetinizden sorumlu değiliz.Önce bilgilenin sonra konuşun.. Gerekirse beni arayın ben sizi uzun uzun aydınlatırım(sahnetozu mail grubu, 19.Tem.2007 13:45).

Sayın Murat Karasu’nun bizi aydınlatmasına gerek kalmadan, bu yazımızla, biz onu aydınlatmış oluyoruz.

TOBAV için bizim yaşadığımız mağduriyet belki hiç ama hiç önemli değil; ama bizim için (19 amatör oyuncu, 80 kadar seyirci) fazlasıyla önemliydi.


Bu olayı da galiba en iyi Denizyıldızı Hikayesi anlatır:

Şair ve bilim adamı Lauren Iseley , bir gün sahilde yürüyüş yapıyordu. Uzakta danseder gibi hareketler yapan bir adam dikkatini çekti. Merak edip hızlı hızlı ona doğru yürüdü. Yaklaşınca bir gencin yerden bir şey alıp denize attığını , sonra birkaç adım koşup aynı hareketi sürekli tekrarladığını gördü. Biraz daha yaklaşıp genci selamladı ve aralarında şu konuşma geçti:

- Ne yapıyorsun böyle ?

- Okyanusa denizyıldızı atıyorum.

- Denizyıldızı mı ?

- Evet.... Güneş yükseldi ve sular çekiliyor. Eğer onları hemen suya atmazsam az sonra ölecekler.

- Ama görmüyor musun ki , kilometrelerce sahil var ve baştan aşağıya denizyıldızı ile dolu , ne farkedecek ?

Genç adam eğilerek yerden bir denizyıldızı daha aldı , denize fırlatırken:

- Bakın. Onun için fark etti!


TOBAV gibi bir kuruluştan destek alabilmek bizim için çok büyük bir olay olacaktı; ama kendi çıkarları için güçsüzü ezme politikasını izlemeleri bizi yeterince üzdü. Bu tür kuruluşlar sanata, sanatçıya ve insanlara hizmet ettikçe ülkemiz ve ülke sanatı çok şey kazanacaktır. Sanatın diyeti insana hizmet etmekten geçer. Çıkarcılık, ezme ve ezilme gibi olaylar sanatın özünde yoktur. Sanat paylaşmaktır!

GİBİ YAPANLAR olarak başımız dik, yüreğimiz açık! İsteyen kişiyle, istediği yerde “aydınlaşmaya” hazırız.

GÜNLERİNİZ AYDIN OLSUN SEVGİLİ DÜŞÜNCE DOSTLARI!

İşte Oyunumuzu Oynadığımız O Boş Daire