28 Kasım 2014 Cuma

Mustafa Şükrü Demirkanlı'nın vekili Av. Reyhan Kayışlı'dan yürekli çıkış!

Taylan Tanay'a yapılan saldırı: Erkek egemen ahlakçılığa "devrimci" katkı

Reyhan Kayışlı
28 Ekim 2014 

Taylan Tanay'a yapılan silahlı saldırıyı, yaptığı bir açıklamayla Halk Cephesi üstlendi. Halk Cephesi'nin ünlü "cezalandırma" faaliyetlerini biraz bilen neredeyse hiç kimse şaşırmadı sanırım bu duruma. Hatta geçtiğimiz aylarda Tanay hakkında aynı çevreden yayınlanan karalama ve ithamlarla dolu açıklamadan sonra hepimiz bekliyor ve konuşuyorduk acaba Taylan'ın başına ne gelecek diye. Benzer vukuatları gibi; "devrimci şiddet" adı altında meşrulaştırılan, devrimci pratiğine karşın, artık kendilerinden olmayanın yaşam hakkını gasp eden bu eylemin, aklen sağlıklı ve cesaretli hiç kimsenin savunabileceği bir tarafı yok. Görünen o ki, sanki devlet yeterince saldırmıyormuş, hayatlarımızı tehlikeye sokmuyormuş ve özgürlük alanlarımızı kısıtlamıyormuş gibi, bir de başına "devrimci" sıfatını koyunca sanki bir farkı kalıyormuş gibi önümüze konan bu anlayışla da savaşmaya harcayacağız artık gücümüzü.

Tanay'a saldırıyı gerekçelendiren açıklamanın içeriği, bu anlayışın nasıl çürümüş, köhne değerlerden beslendiğini gösteriyor. Namus, edep, ahlak kavramlarıyla dolu bir açıklama. Sanırsınız AKP'nin bir müftüsü konuşuyor yine. Üstelik açıklama erkeklere hitap ediyor belli ki. "Kadınlarınızı, annelerinizi kız kardeşlerinizi, arkadaşlarınızı koruyun bu soysuzdan." Kadının kendisini muhatap almaya değer bile görmüyor olmalılar. Erkek egemen sisteme karşı "kimsenin namusu olmayacağız" sloganını yükseltirken Halk Cephesinin namusu olmuşuz sanırım bir ara(!)

Bir de Tanay'a yapılan suç tanımı var, içler acısı; "En pespaye, üçüncü sınıf otellerde evli, bekâr, çocuklu, dul, bir siyasi çevreye yakın veya tamamen düzen içi, kendisinden büyük-küçük kadınlarla, halkımızın deyimi ile düşüp kalktı..." Madem halkımızın burjuva ahlakı etkisi altındaki en gerici deyimleriyle tanımlayacaktık, o gözlükle bakacaktık olan bitene, hangi motivasyonla öncülük yapma ve neyi devirme iddiasındayız ki? Şu suç tanımına bir bakalım, burjuva kanunları bile bu boyutta kadını aşağılayamıyor artık. AKP’nin muhafazakar cinsel politikaları bile onca yol aldı, ama bu boyuta gelemedi henüz. Gerçi memleketin “devrimcileri” muhafazakar, ahlakçı, yasakçı bataklıklarda bu denli ısrarla debelenirken, çok da zor olmuyor onlar için muhafazakar tahakküm gömleğini sırtımıza geçirmek. Mesela Halk Cephesi destekliyordur herhalde şu anda gençler arasındaki serbest cinsel ilişkinin fiilen suç olarak tanımlanıyor olmasını. Bu anlayışın doğrusal bir sonucu olarak…

Hep diyoruz ya, erkek egemen zihniyetin tek taşıyıcısı erkekler değil diye. Aynı şekilde tek mağduru da kadınlar olmuyor. Tanay'a yapılan saldırının bir boyutu kendisinden olmayana yaşam hakkı tanımayan hastalıklı bir faşizan anlayış ise, diğer boyutu da erkek egemen, ahlakçı, baskıcı zihniyetin bir sonucu olmasıdır. Bu sadece Tanay'la birlikte itham edilen ya da bu yapının çevresinde duran kadınları ve erkekleri ilgilendiren bir mesele değil. Erkek egemen sisteme sunulan her teorik ve pratik katkı muhafazakâr tahakkümün artmasına ve sağlamlaşmasına hizmet edip, özgürlük alanımızın daralmasına yol açıyor demektir. Bu anlamda hayat, özgürlük mücadelesi verenleri Halk Cephesi ve aynı zihniyetteki her yapıyla karşı karşıya getiriyor. Ve bu mücadelede kimse sosyalizm mührünü elinde tuttuğunu sanmasın. Muhafazakârlık, ahlakçılık ve kutsal değerlerle devrimcilik yan yana duramaz. Hangisinin daha doğru bir çizgi olduğunu hayat gösterecektir. Ne yazık ki en trajik sonuçlarıyla…

(Kaynak: SPOT)

***

Ayrıca bakınız:

"TAYLAN TANAY, HALKIMIZDAN, DEVRİMCİ TUTSAKLARDAN ÖZÜR DİLEYECEK"