10 Ekim 2014 Cuma

süngün kurşunla gitti

bu kadar yakından savaşmak gelmedi aklına
yitirdiğin süngünün ışıltısı saklı romanlarda 
tolstoy'un savaş ve barış'ı çok iyi gelir sana
senin denize düşen süngün artık karanlıkta
süngün kurşunla gitti süngün kurşunla gitti

bu savaş düşünmediğin kadar yakınına geldi
her gün vurduğun ölü canlar gogol'den esinli
süngünün paslanması denizin tuzunda nemli
oysa şimdi moskova'da bir köyde bir kız gizli
süngün kurşunla gitti süngün kurşunla gitti

köyde birini vurdun alnının çatından şimdi
adam sana bakıyordu bir kediye bakar gibi
hem üstelik silahı da yoktu nasırlıydı elleri
işte o zaman süngün ağır bir kurşunla gitti
süngün kurşunla gitti süngün kurşunla gitti

düşleri vardı vurduğun adamın gök kuşağı
adamcağız evlenip çoluk çocuğa karışacaktı
tüfeğinden çıkıp suya düşen süngü paslandı
evlenemeyen bir gencin çiftleşmesi de yandı
süngün kurşunla gitti süngün kurşunla gitti

genç güzel gerilimli bir insanı öldürdün sen
yaşlanıp çirkinleştin pelte gibi oldun birden
artık süngün terk etti seni dönmez denizden
denizdeki balıklar beslenirler ölü gençlerden
süngün kurşunla gitti süngün kurşunla gitti

hilmi bulunmaz
on ekim iki bin on dört