21 Ağustos 2014 Perşembe

Propaganda'ya "propoganda", birçok'a "bir çok", bir ara'ya "bi ara" diyor.

Aykut Ertuğrul

***


Kültür Bakanlığı'nın adı değiştirilip, Propaganda Bakanlığı yapılmalıdır! İlkel, kör düşüncelerin kördüğümünde boğulmuş Kültür Bakanlığı, sağ ideolojileri, kör kör parmağım gözüne dayatan Ömer Çelik yönetiminde hızla, hem de şimşek hızıyla uçuruma sürükleniyor!... Kültür Bakanlığı, sinema ve tiyatroyla sınırlamadığı köleleştirerek teslim almayı, edebiyat dünyasına sıçrattı!... Türkçe yoksunu biri olan Aykut Ertuğrul'un yazım yanlışlı yazısını okuduğunuzda, ilkel bakanlık durumunu ve kurumunu gayet net biçimde anlayacaksınız! Yazı yazma özürlü Aykut Ertuğrul'un, yalnız bâriz yazım yanlışlarına dikkat çektik. İçeriğini değerlendireceğiz!


Sosyalist Sanatçı Hilmi Bulunmaz


***


Kitabım için destek (Kültür Bakanlığı Edebiyat Eserlerini Destek Projesi kapsamında) aldım. Bu da gerekli açıklama:


Gerekli Açıklama:


Dünden beri Kültür Bakanlığı'nın Edebiyat Eserlerini Teşvik… projesi kapsamında bazı yazarların kitaplarının desteklemesi etrafında bir fırtına koparılıyor. Bu destekten (11000 lira) faydalanacak yazarlardan biri olarak açıklama yapmayı uygun gördüm.


1. Sürekli gizlilikten bahsediliyor. Sanki kapalı kapılar ardında şeytani görüşmeler yapılmış, sonra yine aynı gizlilikle yazarlarla el sıkışılmış, ne yazacakları nasıl yazacakları belirlenmiş gibi bir hava oluşturuluyor. İsimlerin -hala- açıklanmamasındaki anlayamadığım ısrar dışında bir gizlilik yok. Ertuğrul Günay'ın bakanlığında bu proje için adımlar atıldı. Benim de o zaman haberim oldu. Gizli bir ağ ile değil, kültür sanat sitelerindeki haberlerden… Gerek edebiyathaber'de gerek sabitfikir'de gerek kültür gündemi'nde bununla ilgili haberler yapıldı. Fakat bugüne kadar kanun bir türlü -sebebini yine bilmiyorum- hayata geçirilemedi.


2. Bu yıl Nisan ayında Kültür Bakanlığı'nın sitesinden yeni bir duyuru daha yapıldı. Proje başvurularının başladığına dair. (Ki bu da ismini zikrettiğim sitelerde, sosyal medyada, gazetelerde haber yapıldı, hatta ödeneğin yarıya indirildiğini dahi haberlerden okudum ben.)


3. Mayıs ayında projeye internet yoluyla başvurduk. Yine kimse temasa geçmedi. Olduğu varsayılan gizli ağ yine örülememişti heyhat. Devleti karşımızda, bu süreçteki aksaklıklar hususunda soru sormak için dahi (bi ara sitede sorun vardı) bulamadık.


4. Başvuruda özetle öykü yazdığımı, özgeçmişimi, ne tür öyküler yazdığımı ve öyküler ayrı ayrı yazıldığı için sabit bir konusunun olamayacağını belirttim. Konusunun, hedef kitlenin, projenin neden kabul edilmesi gerektiğinin sorulmasını ise bir yönlendirme olarak değil, bürokratik safsatalar olarak gördüm. Verilebilecek en genel cevapları verdim. Gelenekle modern, fantastik, gerçeküstü vs. bile dedim. Devlet ya da büyük kurumlar yani bürokrasi canavarı genel sorular sormadan bir form oluşturmadan yapamaz; bunu bildiğim için; daha önce devletle karşılaştığım için –siz karşılaşmadınız mı; elektrik, su, ÖSS, KPSS, telefon, okul kaydı, noter, çevre temizlik vergisi…- cevaplarımın üzerinde bile durmadım. Son tahlilde kurulda kim olursa olsun yazarlık geçmişime bakacağını düşünüyordum. Saf gibi görünmek istemem ama bence böyle de oldu. Kurulda kimin olduğunu, birilerini ikna etmeye ihtiyacım olmadığı için merak bile etmedim. Benim projem ve tanıdığım iyi şair ve yazarlardan bir iki kişi daha olduğuna göre doğru bir kurulmuş. Demek hakikaten genç yazarlara destek veriliyor bile dedim. Evet iyi öykü yazdığımı düşünüyorum, aksini düşünen olmadı şimdiye kadar. Ben de hiç bugüne kadar böyle cüretkar davranmadım. İki öykü kitabım var, bir edebiyat dergisi çıkardım, dergilere yazdım vs. Sanırım edebiyatçıdan sayılabilirim.


5. Nihayet yine internetten başvurumun kabul edildiğini öğrendim. Eğer ne yazacağım konusunda yönlendirilecek olsaydım sanırım şu vakte kadar evimdeki (kirada oturuyorum bu arada hayır hayır Şehriyar Konakları değil) kırmızı telefon çalar ve bakanlıktan özel görevlilerden biri beni arardı. Belki de "reis" arardı kim bilir?


6. Bakanlığın bu destek sürecinde bir miktar acemi davrandığını, bir çok şeyin aniden belli olduğunu vs. biliyorum. Zaten bu yönetmeliğin her maddesini destekleyecek değilim ama toplamda "edebiyat eserlerinin desteklenmesi"nin bu kadar hınçla saldırılmasını anlayamıyorum. Bu sefer saflığımdan değil. Evet benimle aynı görüşte olmayanlar vardır. Ama "satılmakla", "ihsan" almakla, "ulufe" almakla itham edilmek sizce de biraz ağır değil mi?


7. Peki ben ulufe aldım diyelim. O zaman sinema ve tiyatro eserlerine verilen destekler ne olacak? Onlar da ulufe mi aldı? Bakalım mı kimlerin destek aldığına, vakti olan baksın. TEDA kapsamında destek alanlar? İstanbul 2010 filanYurtdışından destek alanlar, Sabancı, Koç, Eczacıbaşı gibi büyük kapitalistlerin vakıflarından destek alanlar? Bu işlerle ilgilenmediğim için bilmediğim bambaşka fonlar, bambaşka şeyler vasıtasıyla destek alanlar? Bunlar da ihsandan sayılıyor mu? Bunlar da tek tek ortaya çıkarılıp lince tabi tutulacak mı?


8. Son olarak yapılan bu şeyin tam olarak kara propoganda olduğunu düşündüğümü, devletin bu desteği verirken eserin konusuna, türüne filan karışmadığını, ortada bir gizlenme saklanma durumu olmadığını, bakanlık eğer gizliyorsa bu gizliliği etik bulmadığımı bu yüzden ismimi açıkladığımı duyururum.


Kime, neye hizmet ettiğimi, edebi yeterliliğim hususunu ise kara propogandaya devam edeceklerin hayal güçlerine emanet ediyorum.


(Kaynak: facebook)


***

Ayrıca bakınız:

Kültür (Propaganda) Bakanlığı ile susturulmuş uslu yazarları okumayız!