Coşkun Büktel
UYGAR AKYILDIZ (Büktel'e): Ya hala şu çakalların seni takdir etmesini bekliyorsun. Giremedin şu içlerine, kabul etmediler bir türlü seni. Onların seni övmesini yüksek düzeyde dan diye akıllarının başlarına gelip yahu biz ne yapmışız demesini bekliyorsun. Hatta bu yolda kendi kendini övmek zorunda kaldın. Ulan siz anlamıyorsunuz bari şu şekilde övülür bu eser diyorsun. Belki on paralık insanların takdirine kafana takmışsın. Yapma artık abi sadece yeni eserler yaratmaya bak. Ucuz mafya getto sunun takdiri yerin dibine batsın. De şunu yahu!
COŞKUN BÜKTEL: Türk dilinde yazılmış en iyi oyun (Theope) ve en iyi roman (İkinci Geliş) vandalizmin saldırısı altında... Vandallar hem o eserleri değerlendirecek birikimden yoksunlar; hem de en iyi eserleri vermiş zekânın yazarına akılları sıra akıl verir gibi yaparak, iftira üstüne iftira yağdırıyor.
Uygar, sen kendi hikâyeni bana yamamaya kalkıyorsun. AKP'nin Güngören belediye başkan aday-adayı oldun ama seni takdir etmediler ve aday bile yapmadılar. Sen de umudunu bir başka bahara sakladığın için hâlâ yolsuzlukları görebilecek zekâdan yoksunmuş numarası yapıyor, kimseye "takdiriniz yerin dibine batsın" diyemiyorsun. Ama bu hikâyeyi bana yamayamazsın. Benim hikâyem bunun tam tersi: Tiyatro camiası beni daha ilk anda en "yüksek düzeyde" takdir etti. İlk oyunumu hem DT, hem de İBBŞT derhal repertuara aldı. İBBŞT (ya da Gencay Gürün) yerli oyun yazarlarına İBBŞT'nin ancak varoş sahnelerinde yer verdiği için, yerli oyunları merkezdeki büyük Harbiye Muhsin Ertuğrul Sahnesine sokmadığı için, o sahneye ancak "Evita" ve "Kuşlar" gibi müzikalleri soktuğu için; (Recep Bilginer'in başkanlık ettiği yazarlar derneğine bağlı) yazarların çok sert hücümlarına uğradığı dönemde; 1990'da, benim ilk oyunumu elli kişilik kadroyla Harbiye Muhsin Ertuğrul Sahnesi'nde gösterime soktu ve Belediye Başkanı (Nurettin Sözen) ile Vali'nin (Hayri Kozakçıoğlu) dahi icabet ettiği şatafatlı bir prömiyer kokteyli yaptırdı. Ama ben ne yaptım? Yönetmen Ali Taygun'un yorumunu provalarda beğenmediğim için "yerin dibine batsın takdiriniz" dedim ve ne o gece ne de daha sonra, oyunu seyretmeye bile asla gitmedim. O zamandan beri yazdığım eleştiri yazılarımda ve eleştiri kitaplarımda sürekli olarak (asıl "senin" tarafından söylenemeyen, asıl "senin" söyleyemediğin şeyi söylüyor) "yerin dibine batsın takdiriniz" diyor ve kimsede yeterli ehliyeti göremediğim için, kendi takdirimi kendim yapıyorum.
Kısacası, senin acını ve teselli ihtiyacını anlıyorum ama hikâyeni bana yamamaya kalkışmana izin veremem.. Benim hakkımda fikir öne sürebilecek durumda değilsin, kitaplarımı okumamışsın, sadece, AKP yolsuzluklarından ülkenin kurtarılması amacıyla (üyesi bile olmadığım / olmayacağım) CHP'yi yazılarımla desteklediğim için, beni düşman sayıyor; AKP mantığıyla bana saldırıyor, iftira üstüne iftira atıyorsun. Yukarıda özetledığım herşey, ilgililer hayattayken yazdığım eleştiri yazılarımda ve eleştiri kitaplarımda en ince ayrıntılarına kadar belgeli olduğuna göre, hakkımda bildiğin herşeyin yanlış olduğu çok açık. Sen benim hakkımda hiçbir şey bilmeden yalnızca düşmanlık (kötülük) (ya da geyik) olsun diye konuşuyor ve belli ki iftirayı sen de bir tartışma enstrümanı olarak makul ve meşru sayıyorsun. Hakkımda konuşacaksan ve dürüst bir adamsan önce kitaplarımı okumuş olmayı ahlaki bir sorumluluk sayman gerekir.
KAYNAK SAYFASI:
www.facebook.com/coskun.buktel/posts/859172107434234?comment_id=860096280675150&offset=0&total_comments=3¬if_t=feed_comment
(Kaynak: facebook)
***
Büktel'in, Bulunmaz'a attığı "İFTİRA" belgesini okuyan Büktel'i anlar:
Bulunmaz, Büktel'le girdiği tartışma sürecini unutturmamaya çok kararlı!
