4 Temmuz 2014 Cuma

Dilekler ve direkler inandırıcı, yönelimler ve yönetimler inandırıcı değil!

İnsanlık, huzurlu ve rahat bir yaşam sürdürmek için "din"e gereksinme duymuş. Bu gereksinimine yönelik uygulamalarda bulununca huzur ve rahatını garanti altına almaya başlamış... Bunu yadırgamamak gerekir... İman etmiş ve inanmış insanlar, başkalarının iman ve inançlarına zarar vermedikten sonra, içtenlikli bir yaşam tarzı geliştirebilirler. Ancak, her alanda olduğu gibi, dinî ilişkilerde de, ezen ezilen ikilemi var. İnsanların yönelimlerini değiştirip, dönüştürerek, onları kanıksanmış dinin dışına savuran yönetimler, "ellerindeki yasa yapma gücüne güvenerek" halkın temiz dinî duygularını bile, kendi kipkirli çıkarları için kullanabiliyorlar. İnançlı insanları, inançlarından ötürü eleştirmek yerine, dinî ilişkilerin altında yatan sınıfsal ilişkileri de gündeme getirmekte müthiş yarar var!

Sosyalist Sanatçı Hilmi Bulunmaz